Harun Yahya

Sohbetler (25 Temmuz 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLNET SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş gediniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sohbete başlayın, biz de dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Dünkü PKK operasyonu sırasında PKK hesapları Zaman Gazetesi ve bazı yayınlarda uçakların sivilleri vurduğu haberi yer aldı. Kuzey Irak’ta yaşayan bazı Türkler ise paylaşımlarında, “PKK‘lılar bombalama olduğu zaman köylere geliyorlar. Köylerden çıkmalıdırlar. Türk halkının onları sevememesinin sebeplerinden biri de budur” diye açıklamalar yaptılar.

ADNAN OKTAR: Bombayla falan olacak işler değil bunlar. İlim irfan sevgi, akılla olur. İnsanın beyni var, anlatırsan anlar. Adamı sen geceli gündüzlü Darwinist eğitirsen, komünist oluyor işte veyahut kapitalist oluyor, bir şeyle oluyor. Darwinist eğitime son verilmesi lazım. Yıllardan beri söylüyoruz. Nihayet adım adım olay, Mehdiyet’e doğru gidiyor, Allah’ın hikmeti hayret. Allah hiç sezdirmeden, hem de hiç sezdirmeden yavaş yavaş o istikamete doğru götürüyor. Allah diyor ki küfür için, “onları yavaş yavaş farkına varmadıkları bir yerden helake sürükleriz.” Helak ne demek? İslam’ın hakimiyeti, küfrün mağlubiyetidir. “Yavaş yavaş yaparım” diyor Allah. Sezdirmeden devam diyor, yoksa bunlar ara aşamalar, hiç kıymeti yok o anlamda. Olaylar olacak, anarşi olacak, terör olacak, karşı çıkmalar olacak şu olacak bu olacak sonunda Hz. Mehdi (a.s) çıkar, Hz. İsa Mesih (a.s) çıkar. Canım benim o da herhalde kaç yaşındadır? O da 50 yaşında falan olması gerekir, 45-50 yaşlarında yaklaşık. Hz. İsa Mesih (a.s) da o kadar yaşamıyor. Sıhhatli bir bünyesi olmasına rağmen benim anladığım, 70-80 yaş arası ömrü. Ama şu an nerede ne zaman çıkar bilmiyorum fakat Hz. Mehdi (a.s)’la birliktelikleri 7 yahut 9 sene. Yani Hz. Mehdi (a.s) Hz. İsa (a.s)’ı gördükten sonra, 7 veya 9 sene dünya hakimiyeti. Veyahut doğrudan dünya hakimiyeti olarak söylüyor yahut dünya hakimiyeti de öyle olabilir, 7 veya 9 sene. Dünya hakimiyeti olduktan sonra zaten amaç oluştuğu için Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s)’ın canını alıyor. “Feceten” diyor Peygamberimiz (s.a.v), “vasıtasındayken, bineğindeyken, Allah canını alır” diyor, “feceten.” Sonra Seyyidina İsa Mesih (a.s) onun halefi. Onun yerine İslam aleminin başına geçiyor lider olarak ama tabii insanlarda da bir tedirginlik başlıyor. Onun da ömrü zaten belirli bir süre, o da vefat edince Resulullah (s.a.v)’in yanına gömülecek, o kadar.

AK Parti’ler, CHP’ler hepsi bir aşamadır, PKK’lar şu bu, IŞİD hep ara aşamalar. Mesela diyorlar ki “nereden çıktı IŞİD?” IŞİD hadislerde belirtilen bir olay, aynısıyla oluyor. Medine’deki ahlaksız zalim bir hoca var, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı gelen. Peygamberimiz (s.a.v) zamanında söylüyor, daha babasının babasının babası daha sayarız, daha doğmamış. Ama adamın ahlaksız olacağı 1400 sene öncesinden belli. Yapacağı ahlaksızlıklar, üçkağıtçılıklar, yalakalıklar, haysiyetsizlikler, Müslümanları satması, üçkağıtçılık yapması, hepsi belli. Kaderin akışı içersinde bunların hepsi olacak. Ama tabii çok zorludur Mehdiyet. Mesela Hz. Musa (a.s)’ı Cenab-ı Allah yarattı, kaç çeşit bela üstünde var, kaç çeşit. Bir cinayetten aranıyor, arayana kim? Firavun. O kadar tehlikeli ki. Şimdi mesela ağacın altında yatıyor, adam yağıyla kaldırır ayağa kalk der, “sen Musa’sın değil mi” der, “cinayet işlemiştin, vurun kafasına” der Allah vermesin, “firavun kellesini istiyor” der, götürün. O kabusla yaşadı. Bütün gençliği o kabusla geçti. Ne kadar zor bir şey. Fazla da uzak değil firavunun bulunduğu yerlere, sürekli gizlendi. Rahatsızlıkları da var mesela kalbi de sıkışıyor, dili tutuluyor bunlar Kuran’da yazanlar, başka bizim bilmediğimiz başka kim bilir ne rahatsızlıkları var.

BÜLENT SEZGİN: Bir de bu durumdayken, firavuna tebliğe gidiyor aranırken.

ADNAN OKTAR: Tabii. Israrla sürekli gitmemek için bir bahane, “korkuyorum Ya Rabbi” diyor. Allah diyor ki, “Ben seni görüyorum ve duyuyorum, benim gözetimimdesin git” diyor. O da gidiyor, bak hiçbir şey olmuyor. Ama normal bir insan gitse, Allahualem anında öldürür. Ya damlarına öldürtür orada veyahut bizzat kendi. Manyak çünkü bu, her gün cinayet işliyor, alışmış. Nedense Hz. Musa (a.s)’dan çekiniyor. Putlarının getirdiğini düşünüyor, suların içerisinden. Onun için onda metafizik yön görüyor bir parça, halka karşı çekingen, ona karşı üslubunda bu görülüyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Davutoğlu yaptığı açıklamada, “2 polisimizi kalleşçe katledenlere karşı devlet sessiz kalmaz” dedi. Davutoğlu operasyon öncesinde Barzani’yle bir saat konuştuklarını, Barzani’nin teröre karşı Türkiye ile beraber çalışmaya hazır olduğunu ifade ettiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Ama Barzani’ye daha iyi sahip çıksınlar o delikanlıya. Mazlum garibanın teki o. Ortadoğu’nun o çöllerinde gariban ıssız yerlerinde yalnız kaldı. Maddi gücü nasıl bilmiyorum da, fena değil herhalde maddi gücü, petrol falan. Ama tecrübeli adamı azdır onun. Bizim özel harekatçılardan, bordo berelilerden, MİT elemanlarından geniş bir ekip çevresinde olsun, gönlü çok rahat olur o zaman. Her yönden de hem siyasi yönden hem sosyal yönden destekleyelim. Mesela orada devlet kursa ben iftihar ederim Barzani. Ziyaretine de giderim, iftihar ederim. Kürt kardeşlerimizi de toplasın, Arapları da toplasın, başa da geçsin iftihar ederim. Allah ömrünü uzun etsin, ömrü yetmezse yeğeni var o yerine geçsin. Torunları var onlar geçsin. Güzel insanlar çünkü, dindar insanlar, temiz insanlar. Örf biliyor, anane biliyor, gelenek biliyor. Ama bunlar Allah’sız, Kitapsız, ahlaksız, namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, pislik, mikrop adamlar. Domuz gibi ne görgü var, ne nezaket var, ne edep, ne adap, ne din iman hiç bir şey yok bu alçaklarda. Yani bir mikrop sürüsü. Onun için bir an önce yok edilip def edilmeleri gerekiyor. Hep kalleşlik hep kalleşlik. Mesela bak telefon ediyorlar, diyorlar ki, “falanca yerde kaza var hadi gelin.” Geliyorlar, gizlendikleri yerden vuruyorlar. Bu kadar kahpelik görülmemiş. Hiçbir terör örgütünde bu tarz kalleşlik kahpelik görülmemiştir. Acayip alçaklar, çok haysiyetsizler.

Gençler de PKK’ya karşı Barzani’yi desteklesinler. Bazen bizim Türklerden de var işte Barzani’ye tavır alıyorlar, “Barzani şöyle hain” diyorlar. PKK’nın ekmeğine yağ sürüyorsun, yapma etme. Barzani Türkiye’ye gelsin Türkiye’ye bir. Burada bir karşılama yapalım, alkışlasınlar falan, güzel bir cemile yapılsın. AK Partili gençler falan gayret etsin bir şeyler yapsınlar, yani Türkiye’nin onu desteklediği görülsün. İran da desteklesin Barzani’yi. İran’la da görüşelim. Çok efendi çocuk Barzani, baya delikanlı. Peygamberimiz (s.a.v)’in soyundan seyyiddir. Gelenekçi Müslüman ama çok güzel efendi, tatlı bir karakteri var. Mühim olan La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah demesi, yumuşak başlı insancıl olması. Alçak herifler PKK’lılar. Onun gibi olsalar hiç sorun çıkmaz, PKK Barzani gibi olsa. Fakat Türkiye’nin içinde devlet kurmaya kalkmak falan. Manyak mısınız siz? Barzani gerçek Kürt’tür işte, Kürt dediğin öyle olur. Terbiyesi güzel, nezaketi güzel. O da kendine bir saray yaptırmış. Ama ona gider, o iyi olmuş. Çünkü çölün ortasında bakımsız yerde pek kâle alınmazdı o kadar. Amerika da akıllanmaya başladı, sürekli Amerika’yı uyardık uyardık. Amerika’nın ünlü yazarları düşünürleri falan hep PKK’yı destekliyorlardı. Onlara çok fazla yazı gönderdim. Adam gönderdiğim yazıların altına açıklama yapmış, “inanamıyorum Amerika’nın böyle Marksist komünist yapılanmayı desteklemesine” diyor. Şimdi size göstereceğim, çok fazla yazı gelmiş. Kendimiz koltuktayız, fikirlerimiz iktidarda, maşaAllah.

Kızlar ne güzel varlıklar, çok güzeller, çok şekerler. Ama çok kısa yaşayıp ölüyorlar. Ben şaşıyorum dünya ne kadar mucize, karanfil gibi. Şu menekşeler var ya, menekşe bir açıyor insan inanamıyor, akıl almaz güzel, körpecik rengi nefis, çok hoş. Beş gün sonra geliyorsun, sararmış solmuş. Etten kemikten ama mükemmel bir sanatla yaratılıyorlar, bakıyorsun toprağın altında kemik olmuş. Cenab-ı Allah, Allah’a şükür, böyle bir durumu ibret olarak yaratmış sadece, “Ben sizi sonsuza kadar göreceğim” diyor. Zaten makul olan da o, sonsuz olmaması Allah’ın şanına yakışmaz, sevgi anlayışına da yakışmaz, mükemmellik anlayışına da yakışmaz. Yakışan bu, sonsuz olması.

Birileri anlatsın bir şeyler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Wall Street Journal’da, sürekli PKK propagandası yapan gazetecilerden Matt Bradley, bugün PKK-PYD ile ilgili “Amerika’nın Marksist müttefikleri” isimli bir yazı yazdı. Yazıda “PYD’nin Marksist bir grup olduğu ve Amerika’nın buna rağmen destek verdiği” anlatılıyor.

ADNAN OKTAR: Mesela ben bu arkadaşa da çok yazı gönderdim baya olumlu etkilendi, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Bu yazıdan önce Wall Street Journal’da ilk defa Jonathan Schanzer’a mektubunuz üzerine, “PYD’nin komünist bir örgüt olduğunu ve Amerika’nın bu gruba yardımcı olmaması gerektiğini” yazmıştı.

ADNAN OKTAR: Evet, ona da mektup göndermiştim.

Bak diyor ki, Amerika’nın MSMBC’de yayın, bugün söylediler Amerika’dan. “Türkiye kamuoyunu ikna edemediği için, PKK’ya operasyon yapmak zorunda kaldı.” Niye ikna edemedi acaba? Çünkü bizler varız. Yoksa adamlar çıktı Türkiye’nin en akıldanelerini gezdiler ya. Olsaydı tamamdı ama ümüğüne yapıştık kanunla hukukla, ilimle irfanla, maşaAllah. Amerika çok bastırdı Türkiye’yi ikna etmek için, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için. Baya yüzlerce yazar ayaklandı. Türkiye’nin Güneydoğu’sunun bu adamlara verilmesi, federasyon, baya bastırdılar. Ama “bir yiğit çıktı meydane” diyor. Yiğitler çıktı meydane diyelim, “birbirinden merdane.” Ve darmadağın oldular. Bak Amerika’da bu fikri savunan her kim varsa, hepsi terse döndü. Hepsine ayrı ayrı yazı gönderdim, hepsini de ikna ettik, Allah’a şükür. Gece-gündüz televizyon programları, PKK’nın yapacağı rezillikleri hep anlattık, konu kökünden hallolmuş oldu. Türkiye’yi ikna etmek için nasıl uğraştılar yıllarca biliyorsunuz değil mi? Herkes biliyor. Bir, “PKK’yı affedelim” dediler. İki, “Abdullah Öcalan’ı çıkaralım.” Üç, “Güneydoğu’ya özerklik verelim, orada devlet de kursunlar” dediler, ayrıca. “Türkiye de zengin olur” dediler, ayrıca. Biz ne dedik, “hayır.” Başkanlık sistemine de hayır dedik. Her dediğimiz oldu, Allah’a şükür. Karşı tarafın da hiçbir dediği olmadı ve olmayacak da. Bak Tayip Hocam’a dedim, “operasyon yap” dedim, yıllardan beri söylüyorum, gereğini yaptı. “İran’la gizli işbirliği yap” dedim, onu da yaptı. “Git Çin’le anlaş” dedim, Çin’e de gitmeye hazırlanıyor, maşaAllah. Kendimiz stüdyodayız, fikirlerimiz iktidarda.

EMRE BEY: Hocam siz, PKK’yı uyarmıştınız, “Amerika her zaman böyle yapar, ondan sonra yalnız bırakır” demiştiniz. Dün akşam isyan ediyorlardı, “Amerika nerede” diye, “bizi niye yalnız bıraktı” diye. Tam dediğiniz gibi oldu.

ADNAN OKTAR: Amerikan dayın, daha önce söyledik sana, “seni yalnız bırakır” dedik.

Tayyip Hoca şu PKK’yı kazırsa, onu Kaanlar Kaan’ı ilan edeceğiz. Başkanlık sistemini boş versin, Kaan olsun. Kaanlar Kaan’ı. Daha ne istiyor? En güzeli. Ama PKK’dan bir tane istemiyoruz, hepsini içeri dolduracak.

Başbuğluk bir tek bizim başbuğumuza yakışır, rahmetliye. Onun için bak kimse başbuğluk cesaretinde bulunamıyor, bulunamaz da.

Bak benim yazılarıma Amerikan halkından gelen cevaplar:

Michael Ford Smith, twet paylaşmış şöyle söylüyorlar. Ama benim yazımdan almış, okumuş ondan sonra diyor ki; “yıllarca komünizme karşı savaştıktan sonra Amerika’nın şu an komünistlere destek verdiğini görmek beni hasta ediyor.” Amerikan halkını da kendimize çektik. Bu bir çalışmadır.

CİHAT GÜNDOĞDU: PKK-YPG saflarında savaşmaya giden Amerikalılar var, onlar da ayrılmaya yönelik çalışmalar yapıyorlar, kaçmaya çalışıyorlar, “bunlar kızıl komünist” diyerek ayrılıyorlar Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel, güzel. Komünistler Moskova’ya derdik eskiden, Moskova da komünistlikten vazgeçti. Bunların gidecek yeri de yok. Bir tek cehennem açık bunlara. Allah hidayet versin de akıllansınlar, inşaAllah.

Amerikan halkı, çok güzel insanlardır. Ben Amerikan halkına hem hayranım, hem çok severim. Derin devletine karşıyım. Bir de Amerikan kamuoyu demek, dünyanın idaresi demektir. Amerikan kamuoyuna hakim olduğunda, dünyayı idare edersin. Onların vicdanına hitap edersen, aklına hitap edersen onlar doğruyu hemen kabul eden insanlar, dürüst insanlar, güzel insanlar. PKK’nın ahlaksızlığını yeni anladı onlar, pislikten kaçar gibi kaçıyorlar bunlardan. İyi anlatmak gerekiyor Amerikalılara. Çünkü gerçek yüzlerini göstermiyor bu ahlaksızlar. Mesela Amerikalıları görüyorlar, yerden menekşeleri koparıp onları yemeye başlıyorlar. Onlar da onlara şirin görünmek için ayı yavrusunu yemeye hazırlanıyorlardır. Gerçek yüzlerini sabırla anlatmak lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kuzey Irak’a yapılan operasyon sonrasında HDP yaptığı açıklamada; “konuşarak ve müzakere ederek çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yok. Bombardıman durdurulsun” dedi. Sırrı Süreyya Önder’in de sert açıklamaları oldu. “Davutoğlu’na bu gazı veren güçler, onu en geç altı ay içinde tarihin bile hatırlayamayacağı siyasi çöplüğe gömeceklerdir” dedi.

ADNAN OKTAR: Niye? Davutoğlu Hoca sevilen bir insan, bayağı şeker, çok sempatik çocuk gibi. Bayağı tatlı, Türkiye’de herkes seviyor onu. Ne alaka çöplük? Davutoğlu Hoca çöplüğe kimi atacağını bilir. Çöplük edebiyatını bıraksınlar. Gaz verilmesi diye bir konu yok, istirham ettik sadece. O gaz verme değil farz olduğunu söyledik. “Farzı ayındır” dedik. Küfür, tuğyan ve delalet yeryüzünden silinmesi gereken bir pisliktir. Allah ayette açık hükmü belirtmiş. “Yeryüzünden tamamen kazınıncaya kadar” diyor, “onlarla mücadele edin” diyor. Dolayısıyla küfrü de “başarılı olmaz” diyor Allah. “Ben küfrü yok ederim siz sadece sebebe sarılın” diyor. Ama Selahattin Hoca tabii iyi güzel konuşarak halledin diyor ama konuşarak seninle hallederiz Selahattin Hoca ama PKK ile halledemeyiz. Senden sorun çıkmaz, şahsın iyi. Tabii Türkiye’nin bölünmesi konusunda titiz değil o ayrı ama genel hatlarla iyi bir insan belli, görülüyor.

Her şey iyi olacak, onlar rahat olsunlar. Operasyonu Allah yapar. Zamanı gelince, yapar Allah. Kazımak, yok etmek, Allah’ın gücüdür, kulun hiçbir gücü olmaz. Ama hatırlattık, vesile olduk, doğru. Ama biz ilimle irfanla diyoruz, akılla, fikirle, sevgiyle.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye-Amerika arasındaki plana göre iki ülke doksan sekiz kilometre uzunluğunda ve kırk kilometre eninde bir alanda IŞİD’den arındırılmış bölge oluşturmaya çalışacaklar. Gerçekleştirilecek harekat büyük çoğunlukla incirlik üssünü kullanacak. Amerikan savaş uçakları ve diğer insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilecek. Türk jetlerinin gerekli görüldüğü durumlarda operasyonlara katılması öngörülüyor. Aynı şekilde sınırda yerleştirilmiş uzun menzilli top bataryaları da bir saldırı karşısında ya da gerekli hallerde devreye girebilecek. Ancak bu havadan yapılacak koruma, uçuşa yasak bölge olarak tanımlanmayacak.

ADNAN OKTAR: Şimdi böyle şey için tanka, topa gerek yok. IŞİD’in çekilmesini istedikleri bölgeyi söylesinler, IŞİD oradan çekilir. IŞİD olay çıkarmaya meraklı olan bir tip değil. Yani şu şu şu bölgeden çekilin. Ama onlar çekilince gelir de oraya PKK gelir de yerleşirse, o zaman lamı cimi kalmıyor olayın. O zaman çok vahim, akıl almaz derecede vahim bir olay olmuş olur. Ama oradan çekilir IŞİD, orası hakikaten Türkiye’nin kontrolünde olur, PKK’yı da oraya sokmazlarsa, o zaman tamam, mesele yok. O zaman IŞİD çekilir oradan zaten. Ama PKK’ya alan açılırsa istemeden de olsa, o zaman bu olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, yapılan antlaşmaya göre bölgenin IŞİD’den arındırılması durumunda bölgeye Özgür Suriye Ordusu unsurları girecek ve sahada kontrolü sağlayacaklar.

ADNAN OKTAR: Özgür Suriye Ordusu. Onlar PKK ile arası nasıl onların?

BÜLENT SEZGİN: YPG ile iyi.

ADNAN OKTAR: YPG ile iyi geçiniyorlarsa o zaman YPG’nin kontrolüne geçer orası. O konu biraz müphem, onu netleştirmek lazım. Orada sürekli Türk ordusunun kontrolü olması lazım. Özgür Suriye Ordusu, illegal bir yapı olarak biliniyor, Suriye açısından. Devletler hukukuna göre, devletler hukuku açısından Suriye onu illegal görüyor. Dolayısıyla, Amerika’nın kötü bir oyunuysa bu, Amerikan derin devletinin, buna müsaade etmeyiz. Çünkü IŞİD’in oradan çekilmesi sorun değil, çekilir IŞİD. Ama PKK’ya alan açılacaksa bu olmaz. Bu konuda garanti versin ilgili birimler, IŞİD’de çekilsin. Özgür Suriye Ordusu diye PKK’yı oraya yerleştirirlerse, istemeden de olsa böyle bir olay olursa, bunun vebali bunu yapanların boynuna olur. Bir de Özgür Suriye Ordusu, nötr bir grup, bunların bir ideolojisi yok, nereye çeksen gelir bunlar. PKK’ya çekiyorsun, PKK’ya gidiyorlar, IŞİD çekiyor IŞİD’e gidiyorlar. Bu tip yapılanmalara güvenmek doğru değil. Özgür Suriye Ordusunun bir inancı yok. Tek inancı var, Esad’ı devirmek. Böyle bir ideoloji olur mu? Böyle bir mantık olur mu? Hiçbir idealleri yok. İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği, hiç bir şey. Hiçbir şey onları ilgilendirmiyor. Öyle bir yapıyı Amerika da, Türkiye’nin bir kısım siyasileri de anlamıyorlar. Gelirse adamları giydirirsin güze,l gıcır gıcır şapkaları da giydirirsin, eline de tüfek verirsin, eğitirsin gider adamlar çatışır. Burada bir ideoloji yok ki adamın. Her yere gider böyle adam. “Sen ne yapıyorsun ya?” diyor adam “ya diyor Esad’ı devirmeye.” “Esad’ı boş ver devirmeyi sen” diyor “gel PKK’ya katıl” diyor. Anlatıyor birkaç kelime hemen aklı yatıyor gidiyor. Yahut IŞİD geliyor anlatıyor, “doğru ya hakikaten mi, burada niye çatışıyorum ki?” diyor öyle gidiyor. Taliban çağırsa, oraya da gider. Dolayısıyla, Türkiye’nin bu politikası yanlış. Özgür Suriye Ordusu diye bir ordu yok. Bunların bir ideolojisi, inancı yok. Çok özür dilerim ama boş adamlar, ideoloji olarak, inanç olarak boş adamlar.

“Hocam dört kişi oturduk sizi izliyoruz, elhamdülillah çok güzel konuşuyorsunuz. Fikirtepe’den her PKK zıtlarına, PKK’ya karşı olanlara selam olsun diyoruz” diyor. İnşaAllah. Serdar. Fikirtepe delikanlı aleminin kalelerinden değil mi?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Siirt kent merkezindeki Cumhuriyet Polis Karakolu akşam saatlerinde uzun namlulu silahlarla taranırken, Mardin’in Nusaybin ve Şırnak’ın Cizre ilçelerinde terör örgütü PKK’ya yönelik sınır ötesi operasyonu bahane eden grup, izinsiz gösteri düzenledi. Polisin müdahalesi sonrası grubun kaçtığı ara sokaklardan güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla ateş açıldı.

ADNAN OKTAR: Hemen hemen her HDP’linin yanında sürekli KCK’lı biri denetçi gibi dolaşıyormuş, hiç yalnız bırakmıyorlarmış.

Uzun namlulu silah. Nasıl ulaşamıyorlar oraya, ben anlamıyorum. Mesela en fazla bir kilometre öteden silah atıyorlardır. Oraya gidersin, sararsın etrafı adamı yakalarsın. Silah çünkü saklanabilecek bir şey değil, o çok kocaman kazulet bir şey yani. Para pul gibi bir şey değil ki bir köşeye saklasın. Silahın yakalanması lazım. Yeteri kadar hırs yapmıyor olabilirler.

“PKK tehlikesine karşı bütün milletimizin gözünün açılmasında çok büyük emeğiniz geçti Hocam, Allah sizden razı olsun” diyor. Kemalettin Zer, Konya’dan.

“Hain PKK karşısındaki duruşuna hayranım, aslansın. Sen olmasan, çoktan bu kalleşler…” Bir tek ben değil tabii askerimiz, polisimiz. “Çok cesur duruş gösteriyorsun, helal olsun” diyor, Tülay Akkale.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Eğitim-Sen’in Ankara’daki genel merkezine polis ekipleri operasyon düzenledi. Operasyonda genel merkezde biri doktor üçü yaralı dokuz PYD’li yakalandı. Genel merkezin, Kobani’den gelen PYD’ilerin tedavisinde kullanıldığı anlaşıldı.

ADNAN OKTAR: Hastaneye niye sevk etmiyorlar? Türkiye’nin hastaneleri ilgileniyor. Biz PKK’lı da olsa, PYD’li de olsa, katil de olsa hastaysa, yaralıysa tedavi ediyoruz. Bayağı özenli bir tedavi oluyor ayrıca. Onların orada derme çatma tedavi yapmaları için bir neden yok.

“Türkiye’de sadece PKK değil, IŞİD tehdit değil mi Adnan Hoca? Nedense sorulara tam cevap veremiyorsunuz. Neden ki?” Sen beni de niye dinlemiyorsun ki? Gece gündüz anlatıyorum ben. GlyYlmz. Herhalde Gülay Yılmaz, 35.

PKK komünist Allahsız, kitapsız, zalim, gaddar, kahpe, kalleş bir yapılanmadır. Ama biz IŞİD’e mesela desek ki, Türkiye’nin doğu sınırlarında istediğimiz bölgeden şu kadar kilometre çekilin desek, söz dinler onlar. Ama PKK’ya bunu yaptırmak mümkün değil. Adamlar devlet kurma derdinde. IŞİD “PKK’yı oradan kazıyacağız biz” diyorlar. “Bunlar Allahsız, kitapsız, pislik herifler bunları doğrayacağız biz” diyorlar. Biz de diyoruz ki, doğrayarak değil de fikirle mücadele edilmesi lazım diyoruz. Yoksa IŞİD orada katı bir tavır içinde olmaz. İstesek çekilirler öyle bir konu olmaz. Ama oraya alan açmak için çekilmesini istiyorsa bazı kişiler, bu çok vahim. PKK rahat hareket etsin, at oynatsın gibisinden düşünerek IŞİD’in çekilmesini isterse, bu zulümdür. Bu olmaz.

Eğitim-Sen. Bu bizim Yaratılış Atlası’nın en ziyade muhaliflerinden onlar. Ne zaman kitap dağıtsak toplatırlar, yakmaya kalkarlar, üstünde zıplarlar, fosil sergilerini ortadan kaldırmaya çalışırlar. Bir kere öyle fosil sergisi olmuştu hangi gruptandı bilmiyorum da, çocuklar ısırmaya kalkmışlardı fosilleri. Kurabiye niyetine.

Mustafa Güneystand Alone, “Hocam, Güney’deki terörizme karşı duruşunuzdan dolayı sizi tebrik ediyorum.” Allah’ın emri, yapacağız tabii ki.

“Göz aydınlığımızsınız, sevincimizsiniz, umudumuzsunuz. Yayınları dört gözle bekliyoruz. Bu gece yayın yapmayacaksınız diye her an haber gelebilir diye çok tedirgindik-ki, bir anda yayın başladı. Bütün aile ekran başındayız. Sizi özlemle, Allah aşkıyla izliyoruz değerli Hocam” “Adnan bey” de. “Hocam” deme. Demeyelim. Dememeliyiz. Lale Erdemli, “bizi sizsiz çok uzun süre bırakmayın” diyor.

Etkisiz anarşist. “Hocam, Darwin’in mantıksız teorisinin PKK ile alakası var mı?” Var tabii, bütün ana ideoloji onun üstüne oturuyor zaten.

“Esselamu Aleykum, Serhat Yıldırım. Seyyid Adnan Oktar Hocam. Ben Seyyid Serhat. Sizi takip ediyorum. Size bir şey söyleyeceğim. Siz ‘Hz. Mehdi (a.s) değilim’ deseniz de, makamınızı Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerinden öğrenmek nasip oldu” diyor. “Allah yar ve yardımcınız olsun Kutbu’l Azam.” Biz ne hocayız, ne âlimiz, ne Kutbu’l Azamız. Allah’ın her hangi bir kuluyuz. Bizim böyle bir iddiamız da yok. Olmaz da, bir mantığı da olmaz.

Nesim Acetoğlu; “Sen de MOSSAD ajanısın. Masonsun, İsraillisin. İnsanları, kadınları süsleyerek, güzelleştirerek masonluğa yahut Yahudiliğe yönlendiriyorsun” diyor.

Jale Hanım; “Hocamızın gözlerinin rengini merak ediyorum. Acaba gözleri ne renk? Çözemedim” diyor.

EBRU ALTAN: Dünyanın en güzel rengi gözleriniz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Benim yeşil mi gözüm, gri mi, karışık değil mi?

EBRU ALTAN: Karışık ama yeşil ağırlıklı. Ama mükemmel.

OKTAR BABUNA: Deniz yeşili.

ADNAN OKTAR: Deniz yeşili, evet doğrudur.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Birkaç faaliyet haberi vardı Adnan Bey kardeşlerimizin. Kardeşlerimiz Bursa Keles İlçesi Belediye Başkanını ziyaret etmişler, Sayın Mehmet Teke’yi. Ve İlçe Müftüsü Sayın Hasan Tanrıkulu’nu makamlarında ziyaret etmişler. Kitaplarınızdan ve Türk İslam Birliği haritasını hediye etmişler. İstanbul’daki kardeşlerimiz, 9 Temmuz tarihinde Güngören ve Bakırköy semtlerinde bin adet A9 TV broşürü ve beş yüz adet de Komünizm Tehlikesi broşüründen dağıtmışlar. Faaliyetin bir gün öncesinde de, evde bir araya gelip, kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler. Gebze Cumhuriyet Caddesi’nde 18 Haziran-16 Temmuz tarihleri arasında, ramazan ayı boyunca her akşam iftardan önce ve sahura kadar fosil sergisi yapmış kardeşlerimiz. Ayrıca kitaplarınızdan da ücretsiz dağıtım yapılmış.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’da farklı kentlerde Seyranbağları’nda altı yüz adet A9 ve yaşayan fosiller broşürü, Pursaklar’da beş yüz adet A9 broşürü, Aşti Metro çıkışında yirmi beş adet eseriniz dağıtılmış. Adana’daki bir kardeşimiz, kırk üç adet kitabınızı komşularına hediye etmiş. İzmir’den kardeşlerimiz, ayrı günlerde Kordon Sahili’nde on dokuz adet kitabınızı, Konak Meydanı’nda elli adet dergiyi, Pasaport iskelede on iki adet kitabınızı, Karşıyaka sahilde yirmi iki adet kitabınızı ve Bayraklı iskelede altmış beş adet dergiyi halkımıza hediye etmişler, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Hocam, dünkü operasyonun başından itibaren talebeleriniz, ağır ağabeyler ablalar bütün gece sosyal medyayı salladılar, maşaAllah” diyor. Ağır ağabey herhalde Berker falan oluyor değil mi?

“Bir de Hocam, üç gün önce sizin başlattığınız etiket ile sizin dün akşam ki konuşmalarınız, IŞİD operasyonunu bir anda PKK’ya yöneltti” diyor. Yani evet, faydası olmuş olabilir. Çünkü bazı tipler çok çabuk gaza gelebiliyorlar. Senin asıl düşmanın PKK, aklını başına al.

“Hz. Mehdi (a.s) yok diyenler korosunu rica etsek, bir kez daha yayınlar mısınız?” diyor, Harun Menekşe.

Bunlara bir şey olmasından çekiniyorum ben Allah esirgesin. Niye o kadar telaş ediyorsunuz koro halinde? Bak, bir kısmı “gelecek” diyor. “Gelecek ama iki yüz-üç yüz sene sonra gelecek” diyor. Bir kısmı “geldi geçti” diyor. Bir kısmı “hiç gelmeyecek” diyor. Bir kısmı “Mehdi diye bir şey yok” diyor. Yani dünya tarihinde görülmemiş bir telaş var. Akıl almaz bir panik. Bak, o sakallı genç diyor ki; ne mezhep imamları, ne şu alimler, hiç kimse Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmemiştir” diyor. “Bir kere ehli sünnette de yok ayrıca” diyor. Hanefi, Hanbelî, Maliki, Şafi mezheplerinde. Dördünde de mezheplerde Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişi hak, çok açık. Aleni belgelerle, yazılarla mezhep imamlarının dördü de Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor. Ehli sünnetin temel inançlarındandır Hz. Mehdi (a.s), kıyametin ilk fecridir, kıyamet alametidir. Şiilikte itikat konusudur, Vahhabilikte de nettir Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişi. Bütün mezheplerde Alevilikte, Bektaşilikte hepsinde vardır Hz. Mehdi (a.s). “Mehdi gelmeyecek dendiği ortamda” diyor. “Bunun yoğunlaştığı, bu konuşmaların çok çok fazla arttığı bir dönemde, evlatlarımdan Muhammed Mehdi zuhur eder” diyor. Kaderin sevkiyle, o alameti oluşturuyorlar. “Mehdi gelmeyecek” diyen bir insan, Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişi için zemin hazırlamış oluyor. Çünkü mühim alametlerinden birisidir Hz. Mehdi (a.s)’ın “Mehdi gelmeyecek” denmesi. Onu kim yapabilir? O görevi de bunlara yaptırıyor Allah. Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecekse, sen söyle hadisleri. Dersin ki; “iki uçlu bir kuyruklu yıldızdan bahsediliyor, bu bir hurafedir” dersin, “böyle bir kuyrukluyıldız çıkmadı” dersin. “Bu kuyruklu yıldızdan önce yağmurların yağmayacağı sonra yağmurların çoğalacağı söyleniyor, böyle bir olay olmadı” de. Sen bu alametleri söyletmiyorsun, kavga çıkarıyorsun televizyonda, bağırıyorsun. “Bunları sakın söylemeyin” diyorsun. Söyle de duysun millet. Hurafe duysun. Olmamış bir şey diyorsun. Niye korkuyorsun? Mesela de “Kâbe’de baskın olacak” dediler” de. Kâbe’de baskın olmadı” de, “Hicri 1400’de. Yok böyle bir şey” de. “On beş gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak Ramazanda üst üste” diyorlar” de. “Böyle bir şey olmadı” dersin. İspat edersin. Ne güzel elinde imkân var. Desene. “Irak’la İran savaşacak” diyor. “Irak’ın para birimi kalmayacak, Irak üçe bölünecek” diyor. “Bunlar olmadı” de. “Afganistan işgal edilecek” diyor, “bu olmadı” de. “Mehdi çıktığında büyük bir ateş çıkacak” diyor, “böyle bir olay olmadı” de. De, de milletin için bir rahatlasın. Sadece böyle “olmayacak, gelmeyecek” demekle olmaz. “Yok, bunlar” dersin, “hurafe” dersin. “İspat etsinler. Göstersinler bana” dersin. Niye diyemiyorsun bunu? Çünkü oldu hepsi. Yüzlerce alamet var. Sayarsın hepsini, “arkadaş eğer böyle bir şey olsaydı bu alametler olurdu. Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesinden önce bu alametler olurdu. Bu alametler olmadığına göre Mehdi de gelmeyecek” dersin. En sağlamı budur. Çünkü bak, diyor ki, “Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde alametleri şunlardır” diyor. “Bunlar olduysa, Hz. Mehdi (a.s) gelmiştir” diyor Peygamber (s.a.v.). Sen de dersin ki, bu alametleri sayarsın, “bu alametler de olmadığı için, Hz. Mehdi (a.s) gelmedi” dersin. En sağlam metot bu değil mi? Bunu yapamıyorsun.

“Adnan Hocam, İkitelli Sanayi Bölgesi’nde güvenlik elemanlarıyız. Sizleri takipteyiz. Ellerinizden öpüyoruz.” Burhan Karahan.

Ersoy Kara; “Hocam, siyasi ve hayati bir sorun, bu kadar güzel işlenirdi. Sıkılmıştık, aynı ve çözümsüz yorumculardan. İçimiz açıldı, sizin açıklamalarınızdan” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Güney’deki son durumu gösteren bir harita vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şimdi bak, Türkiye’nin görüyor musunuz sınır boyunca sarı olan renk, PKK’ya ait işgal noktası. Şimdi bak, o kopukluk şu gri kısım, işte o kopukluk noktası. Afril, şimdi o aranın kapatılması gerekiyor. Bunun için de, Türk ordusunu kullanmak istiyorlar. Oradan IŞİD’i çektirip, PKK’yı oraya yerleştirmek istiyorlar. Konu bu. Başka böyle noktalarda da küçük kopukluklar var, o kopukluğu istemiyor Amerika. Diyor ki; “PKK burada komple geniş bir yapılanma içinde olsun, IŞİD’i biz burada istemiyoruz. Biz kendi askerimizi gönderemeyiz” diyorlar. “Yani keserler bizim askerimizi, biçer bunlar, böyle bir zayiat olsun istemiyoruz, Türk askeri yapsın bunu” diyorlar. “PKK’ya da kolaylık olsun. Çünkü PKK bunlarla baş edemiyor” diyor. “Türk ordusu baş etsin. Alan açsın, onlar da buraya yerleşsin, rica ediyoruz” diyor, Amerikan derin devleti. Biz de buna müsaade etmeyiz, Türk milleti olarak. Yani ucuz oyunlara müsaade etmeyiz. Hükümet de müsaade etmez. Titiz bir şekilde takip edeceğiz.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü