Harun Yahya

Sohbetler (3 Ağustos 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor.

Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ağrı’da karakola düzenlenen intihar saldırısında şehit olan Kürt kardeşimiz jandarma Er Mansur Cengiz memleketi Siirt’te tekbirler eşliğinde toprağa verildi.

ADNAN OKTAR: Böyle olacak, doğrusu bu.

KARTAL GÖKTAN: Şehidimizi uğurlamaya dört bin Kürt kardeşimiz geldi. Videosu da vardı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bakayım, millet Müslüman millet kardeşim, sen nerede onu Komünist yapacaksın? Benim milletim şahane millettir. Bak Kürt kardeşlerimizin görüyor musun dindarlığını? Tabii Risale-i Nur okur, Kuran tilavet eder öyle mutlu olur.

Mesela hadiste diyor ki, “Şüphesiz said kişi” yani mesut, said mesuttur “fitnelerden uzak kalandır. Şüphesiz mesut kişi” yine said kişi fitnelerden uzak kalandır. “Şüphesiz said kişi” yani mesut “fitnelerden uzak kalandır. Bir belaya uğradığında sabredendir. Fitneye katılana vah yazık” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Davut Fiten bölümünde var 4263 numaralı hadis. Şimdi burada diyor ki, “açıkça Bediüzzaman’dan bahsediyor bu hadiste” diyor. İnsaf kardeşim milletin zekasına güvenin. Arapça’da çok fazla isim insan ismidir ve burada kullanılır yani konular içinde kullanılır. Mesela metin olmak, cemildir çok fazladır. Buradaki hadis bu kişiye hitap ediyor dersen bunun önü sonu gelmez ki. Herkes o zaman. Dünyada da milyonlarca Said var. O zaman hepsine söylenmiş oluyor. Olur mu öyle şey?

Mesela biz Seyyid Salih Özcan Ağabey’le defalarca konuştuk, röportaj da yaptık. Bu zamanda Mehdi (a.s)’ı göreceğimizi söyledi bu zamanda ve “ben gördüm” dedi. Ve hatta “bir daha göreceğim” dedi. “İsa Mesih de gelecek” dedi. Daha hala onun aklına güvenmiyorlar, kendi akıllarına güveniyorlar. Allah hidayet versin.

GÖKALP BARLAN: O hayattayken de tersini söylememişlerdi, bu konuda da hiç demeç vermemişlerdi.

ADNAN OKTAR: Canım çok ayıp yapıyorlar. Bayağı zekasına güvenmeyen bir üslupları var, çok yakışıksız.

MERT SUCU:  Görüştüğümüzde siz daha iyi bilirsiniz Hocam, bizzat şöyle demişti. “Mehdi (a.s) şu an hayatta yaşıyor” bunu da Hocanıza söyleyin diye üç kere söylemişti kapıya kadar uğurlayarak.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah dünya tatlısı. “Mehdi (a.s) şu an hayatta yaşıyor…”

MERT SUCU: “Mehdi (a.s) şu anda hayatta yaşıyor” bunu da Hocanıza söyleyin diye tembihledi üç kere.

ADNAN OKTAR: Bana da söyleyin diyor. Çok şeker, cennet kuzusu o cennet kuzusu. Çok yüksek ahlaka sahip tam cennet terbiyesi almış insan. Bediüzzaman’ın, Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına gitti ne mutlu ona. Çok güzel bir cihat da yaptı nefsiyle, mücadele etti. Uzun süreden beri hastaneydi. Bayağı kuzu gibi sabırla yatıyordu yatakta baktım. Hiç böyle ahu enin çıtını bile çıkartmadı halbuki bayağı zordu hastalığı. O nefsiyle cihat ede ede vefat etti maşaAllah. Allah nur içinde yatırsın. Tanıdıklarına, sevdiklerine Cenab-ı Allah sabr-ı cemil nasip etsin. Peş peşe hepimiz gideceğiz inşaAllah. Burası bir imtihan salonu imtihanı biteni hemen çağırıyorlar, imtihanı biteni hemen çağırıyorlar. Vakit de az bir süre veriliyor. Allah çok sevilmeyi istiyor ama çok çok fazla sevilmeyi istiyor. Allah’ın hakkı çok fazla sevilmek. Üst kata meyveler getirmişler özel yapmış gibi güldüm artık yani. Muz plastikten yapmış gibi. Açıyorsun mis gibi kokuyor, tadı acayip güzel, içi mineral, vitamin dolu. Tesadüfen olur mu bu? Şeftali acayip güzel kabuğunu bir soyuyorsun mis gibi, kokusu güzel, şekerli bal gibi, içi vitamin dolu, mineral dolu, protein her şey var. Üzümler rengarenk, biri sapsarı biri simsiyah, hepsi bal gibi tatlı. İnsanların hepsi mükemmel yaratılmış bayağı güzeller. Ama tabii aczle yaratır Allah. Aczi olmasa insanlar azıyor, çok sapıtıyorlar, dengesiz oluyorlar.

Sevgiyi bilmedikten sonra neye yarar o insan? Hiç. Et, kemik, yağ yani hiç.

Ağabey’imizi Urfa’ya mı gömecekler?

MERT SUCU: Eyüp’e en son karar verdiler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Eyüp’e mi? Burada?

MERT SUCU: Evet Hocam, evet inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Canım benim dünyalar tatlısı. İyi gideriz ziyaretine inşaAllah. Eyüp Sultan hoşuna gitti demek ki. Sahabe maşaAllah. Çünkü Urfa’da tamam peygamber mezarları var. Fakat burada da akrabaları, tanıdıkları olduğu için herhalde kolaylık olsun diye, ziyarete gelenler kolay gelsinler diye düşünmüş olabilir. Samimi insan ne güzel oluyor. Sahtekar insan ne kötü oluyor, ne kadar sıkıcı. Ne olur dürüst yaşasa insanlar? Ben anlamıyorum yani. Çünkü dürüstlük; rahat ediyor insan. Mesela yalan insanı boğar, sıkar insanı, mesela intikam, samimiyetsizlik falan. İnsan zayıf zaten öyle bir şeyi sen yükledin mi insana perişan olursun, her yerin kasılır. Acı çekersin, sağlığın bozulur. En güzeli affedici olmaktır, barış insanı olmaktır, her şeyde hayır görmek. İnsan zayıf yaratılmış öyle belayı kaldıracak gibi değil. Ona kin duyuyor bununla uğraşıyor, ona bağırıyor, ona entrika hazırlıyor, plan hazırlıyor, üçkağıtçılık hazırlıyor, teşkilat kuruyor. Zaten ufacık bir naif bedenin var. Bu kadar azabı, bu kadar pisliği o beden nasıl kaldırsın? Bayağı temiz ol, dürüst ol, samimi ol. Samimiyet mesela müthiş bir ferahlıktır. İnsanı güzelleştirir samimiyet, sevgi insanı güzelleştirir. Samimi olan sevgiyi bilir. Samimi olmayan çok sahtekar olur, çok kötü olur. Allah, Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım “Ancak samimi olan kullar kurtulur” diyor. Samimiyet, samimiyeti yeterli görüyor Allah. Samimi oldu mu her şeyde iyi davranıyor, her şeyde güzel davranıyor. Biz samimiyetsizlik ilk gördüğümüzde hemen içimizde bir iticilik duygusu hissediyoruz. Beğenmiyoruz yani bize soğuk, kötü geliyor. Samimiyet bizi çok ferahlatıyor, rahatlatıyor.

Belli olmaz zannediyor. Kardeşim hainlik yaparsan gözünden akar. Hem hain olacaksın, hem belli olmayacak olur mu? İnsanın gücü yetmez gözünden belli olur.

Meclise de götürecekler değil mi Ağabey’imizin?

MERT SUCU: Bir gün sonra da Hocam dediğiniz gibi mecliste de tören yapacaklarmış inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’dan, hükümet üyelerinden bir taziye mesajı geldi mi?

MERT SUCU: Tam bilmiyorum Hocam inşaAllah. Öğrenirim ama gelmiştir.

ADNAN OKTAR: Gelmiştir evet biz daha duymamış olabiliriz.

MERT SUCU: Vekil olan yeğeni de gelmişti İstanbul’a çünkü.

ADNAN OKTAR: Evet, çünkü Tayyip Hocam seviyor onu. Bir yerde karşılaşmışlardı.

OKTAR BABUNA: Sungur Ağabey’in cenazesinde mikrofonu en son ona vermişti. Başbakandı o zaman Tayyip Bey.

ADNAN OKTAR: Peki, “Yarın İstanbul Fatih Camisi’inde ikindi namazına müteakip cenaze kaldırılacak” diyor. Nasıl oluyor o, o zaman Ankara’daki tören?

MERT SUCU: Belki sonradan değiştirmiş olabilirler Hocam. Ama önce öyleydi inşaAllah sonra değiştirmiş olabilirler.

ADNAN OKTAR: O töreni kaldırmışlar mı Ankara’daki töreni?

MERT SUCU: Belki Hocam dediğinize göre öyle. Ama önce burada cenaze namazı kılınacaktı yine sonra götüreceklerdi inşaAllah.  Namazı burada kılmak için sadece öyle ayarlamışlar olabilir.

ADNAN OKTAR: Ama bak “cenaze namazından sonra Eyüp Mezarlığı’na defnedilecekleridir” diyor.

MERT SUCU: O zaman tekrar değiştirmişler Allahualem Hocam.

ADNAN OKTAR: Doktor Halil Özcan açıklamış AK Parti Şanlıurfa Milletvekili. Neyse hayırlısı.

İnsanlar samimi olsa, sevgi arasa Allah dünyayı cennete çevirir. Kuran’da bakıyorum hep Allah insanların ahlaksızlığından, vicdansızlığından, samimiyetsizliğinden bahsediyor. Ne gerek var? Güzel ahlaklı olmak, sevgi dolu olmak varken ne kazanılıyor bundan? Savaşlar, kavgalar, bomba patlatmalar ne kuduruyorsunuz? Koskoca dünya herkese yeter, bu kadar azmanın, bu kadar sevgisiz olmanın alemi ne? Nefrete niye vakit ayırıyorsun? Sevgiye vakit ayır kafan dinlensin. Niye kendini sıkıyorsun? Suratlar bir karış insanların, bakıyorum nefret dolu kavgaya hazır. Ne ihtiyaç var? Senin canın yanar zaten. Bak tansiyonun çıkıyor, şekerin yükseliyor buna rağmen kavgayı ve nefreti esas alıyor adam.

Mecliste tören yapmayacaklar herhalde. Onu niye istemedi acaba? Ağabey’in daha önceden sözü olması lazım. “Bana milletvekili olarak tören yapılmasın” demesi lazım.

MERT SUCU: Bildiğimiz kadar öyle bir şey söylememiş. Sadece eşine Eyüp Sultan’a defnedilmek istediğini vasiyet etmiş sözlü olarak.

 ADNAN OKTAR: “Gel Seyyid Salih gel” demiş Bediüzzaman kucaklamış. “Ben yüz binlerce seyidi beklerken sen geldin” demiş.

“Cenab-ı Hakk’a hadsiz şükrediyorum ki Seyyid Salih gibi gençliğin bir kahramanı ve o havalin çok kıymetkar ve hamiyetkar dindar milletvekili” diyor. Bu kadar övüyor Bediüzzaman adam da aklından şüphe ediyor. Çok samimiyetsiz üsluplar.

İnsanları dinden soğutmaya çalışıyorlar. Mesela diyor ki “dinde müzik yok” diyor. Adam o zaman dine karşı bir soğukluk hissediyor. Müzik olmayan bir din çok korkunç geliyor bu sefer. Müzik yok, peki başka? “Resim de yok” diyor. Allah Allah, evinde mesela adamın çok güzel resimler var duvarlar cascavlak kalıyor resimler de gidiyor. E heykel? Mesela güzel biblolar bilmem neler var onlar da dışarıya. E gülmek? O da haram. Ya kardeşim adamı delirtecek misin sen? Genç kızlar kaşını alamıyor, makyaj yapamıyor, bakım yapamıyor. Bırak eğlensinler, güzel olsunlar. Yani din diye cehennemi sunuyorlar adamlara. Namazı öyle bir tarif ediyorlar ki, kılınması mümkün değil tarif ettikleri namazın. Bir de diyor “borçlarınız var bir de onları kılacaksınız” diyor. “Nasıl olacak?” dedim ben onu sordum. “Uykunun dışında, yemek yemenin dışında süratle o namazları kılacak.” Ya kardeşim hadi adam yedi saat uydu diyelim. Bir saat de günlük yemeklerin tamamı desek akşama kadar namaz kıldırmak bir adama bu ne demek bu? Ve mesela adam yirmi yıl namaz diyor. Yirmi yıllık namazı adama kıldırttırıyor geceli gündüzlü. Adamı sen zorla namazdan soğutuyorsun yapma etme. Namaz son derece kolayken sen içinden çıkılmayacak bir hale getiriyorsun. Mesela abdest son derece kolay. Yüzünü yıkayacaksın, kollarını yıkayacaksın, başını mesh edeceksin, ayağını yıkayacaksın bu kadar. 370 sayfa 373 sayfa kitap yazacak ne var bununla ilgili? Adamları delirtecek misin sen? İnsan fıtratını ne kadar bozuyorlar boğuyorlar. Süründürüyorlar adeta genç kızları yani. Başörtüsü mesela altına önce bir beyaz bir şey takıyorlar, üstüne takke gibi bir şey, onun üstüne başörtüsü. Bırak rahat olsunlar başı hava alsın çocukların. Güneş görsün, neşelensinler, dans etsinler. Dansı yasaklıyorsun dans çok güzel bir şey. Güzel olan hiçbir şey yok diyorsun İslam dininde. Sen ne yapıyorsun kardeşim? Bak lafa bak “Müslüman kardeşim müzik dinlemek sana Kuran dinlemekten daha güzel geliyorsa bir dur düşün istersen.” Şu mantıksıza bak. Ya kardeşim yemek yersin dersinki “yemek yemene gerek yok Kuran oku” diyeceksin.  Veya mesela haberleri dinliyorsun, “haber dinlemene gerek yok Kuran oku” diyeceksin. Ya Kuran da okursun, müzik de dinlersin, dans da edersin uyursun da, hacca da gidersin. Şu laf mı? İman hakikatleri okursun yani Kuran mucizelerini okursun illa Kuran okunacak diye bir şey yok ki. Yaratılışın delillerini araştırırsın, kitap yazarsın, konferans verirsin, gezersin, spor yaparsın. O zaman spor da yapma sürekli Kuran oku. Kuran okuduğunu zaten Kuran öyle anlaşılmayacak bir kitap değil ki bir kere okusan eğer zeki bir insansan sen zaten Allah’ın ne istediğini anlarsın. Karmakarışık bir yapı yok Kuran’da. Helaller, haramlar belli. Adama o zaman sen, denizde yüzüyor yok “çık kardeşim Kuran oku” diyeceksin. Böyle abartmaya gerek yok. Kuran’da anlatılanlar çok kolay “samimi olacaksın” diyor Allah. “Birbirinizi sevin, dost olun, kimseye kötülük yapmayın, pozitif olun” diyor bu kadar yani karmaşık bir şey yok. Namazlar da son derece kolay. İbadetler de kolay. Evet.

PKK kendi dergisinde ismini verebiliyor muyuz? Kendi dergisinde 1984 yılında İsrail’e karşı nasıl savaştığını anlatıyor. Hatta “en ön saflardaydık” diyor detay detay detay anlatıyor sonra da diyor ki “İsrail’i biz çok seviyoruz” diyor. “Bayılıyoruz” diyor. Siz ne samimiyetsiz insansınız. İsrailliler’in bir kısmı da bayağı bir kısmı inanıyor bunların sözüne. “Bunlar bizi bayağı seviyorlar “diyor. Seninle savaştığını adam iftiharla anlatıyor. Anlamıyor musun sen? Onun için onu daha detaylı bir tarif edip anlatalım dergilerinde İsrail’e karşı nefretlerini uzun uzun anlatıyorlar. Sonra da İsrail muhabbetinden bahsediyorlar. Ne kadar sevdiklerinden. Hiç dürüst değiller.

Müzik helal öyle bir şey yok. Mesela ipek, istediğin gibi giyersin. Üstümdeki ceket mesela ipek gayet güzel niye giymeyesin? Yok altın takmak harammış. Helal olur hiçbir şey olmaz. O devirde Peygamberimiz (s.a.v.) mesela bir rekabet oluyor diyor ki “ipek rekabeti var yapmayın” diyor. “Fakir fukara var yapmayın” diyor. Haramdır demiyor. Geçici tedbirler onlar. Mesela su, kıtlık oluyor diyorsun ki “bir litre suyla idare edin herkes” adam diyor ki ““ömür boyu bir litre suyla idare edin” dedi”  diyor “Peygamber(s.a.v.)” farz olduğunu söylüyor. Böyle bir şey yok. Geçici alınan tedbirlerdir onlar. Mesela herkesin puta taptığı ortamda “evlerde heykel bulundurmayı. Bu adamlar dağıtabilir” diyor. O kadar. Anlamı bu.

Var öyle güzel hem de çok çok güzel ama sevgiyi bilmiyor boş. Yani sadece bir kalıp var. Sanki alçıdanmış gibi. Öyle olmaz. Benim güzelliklerden anladığım ruhta yaşanan sevgidir. Zannediyorlar ki sırf güzel oldukları için çağırıyorum zannediyorlar. Değil. Ben sevgileri için çağırıyorum. Güzel huylu oldukları için çağırıyorum. İnsancıl ve güzel huylu oldukları için. Benim ruhumu açıyor samimi insanlar.

Ne olur? Bebek gibi mesela gelir buraya oturur ama bomboştur neye yarar yani? Ama mesela normal bir güzelliktedir ama zekiyse, sevgi doluysa, tutkuluysa Allah onu çok çok çok hoş hale getirir ve bu görülüyor yani insanın gönlünde bir hoşluk meydana getiriyor.

Bu Arap hanımların sesi niye bu kadar güzel oluyor acaba? Neden olabilir?

OKTAR BABUNA: Genetik hançerleri galiba inşaAllah.

ADNAN OKTAR:  Çok çok güzel ses. Bir de Arap müziği çok güzel. Böyle gürül gürül çağlayan gibi akıyor. Yok, Arap müziği falan beğenmez havalarına giriyorlar. Ya kardeşim senin yaptığın müzik nerede, Arap müziği nerede? Onun çocuğunun çocuğu olacak gibi bile değilsin. Tabii. Nereye artistlik yapıyorsun? Yani beğenmiyorum bilmem ne falan feşmekan.

Güzellik bazen bela oluyor. Mesela çok güzel kadınlar oluyor acayip gururlu çok enaniyetli oluyor deliriyorlar, akli dengelerini kaybediyorlar. Bir kısmı yani hepsi için demiyorum da. Kendini beğene beğene bir oluyor. Toprakta paramparça olacaksın. Yani kemiğin yakışıklısı olmaz. Hepsi yan yana dizildiğinde hepsi kuru kafa kemik. Yapma etme, iki günlük dünyada bu ne azamet böyle? Allah yaratıyor görüntü olarak görüyor ona rağmen bunu bildiği halde öyle azamet yapıyor. 

Kız çocukları daha sabırlı, daha vefalı, daha hoş oluyor huyları. Yani erkek çocukları daha bir atak böyle, daha kontrollü biraz daha zor oluyor. Kadınlar çok halim oluyor böyle güzel huylu yumuşak başlılar. Sevgiye çok açıklar. Hayret sevdin mi ömür boyu seviyor çok acayip. Bütün benliğiyle, her şeyiyle kendini tamamen teslim ediyor. Bu inanılır gibi değil. Sırf sevgi para yok pul yok hiçbir şey yok. Tek aradığı sevgi oluyor. Hayret edilecek şey bütün benliğiyle kendini veriyor. Teslim oluyor, müthiş bir sevgiyle bağlanıyor. Çok sabırlı da oluyorlar, vefalı oluyorlar. Güzel varlıklar kadınlar maşaAllah.

Dini içinden çıkılmaz hale getirmek marifet değil. İnsanları dinsiz yapan bizim Müslümanlar. Müslümanlar’ın büyük bir bölümünün kafası. Niye İslam hakim olmuyor? Sen İslam değil cehennemi sunuyorsun adama. İslam; sevgi, güzellik, neşe, sevinç, hoşluk, samimiyet, dürüstlük, temizlik. Sen ne yapıyorsun? Cehennem sunuyorsun. Her şeyi yasak etmişsin. Ve Allah adına yasak ediyorsun. Kuran’da var mı? Yok. Kendi kafasından atıyor.

Dini içinden çıkılmaz hale getirmek yiğitlik değil. Allah’a hoşnutluk sunduklarını zannediyorlar böyle. Allah’ın dinini yok ediyorsun be adam. İslam dinini bu hale sen getirdin, sizler getirdiniz. Bütün insanlar sever normalde İslam dinini. Normal halde bıraksan bütün Amerika, Avrupa herkes Müslüman olur. Yani müzik var, resim var, heykel var, sevgi var, muhabbet var, samimiyet var. Namazlarını kılacak, helale harama dikkat edecek çok güzel bir din. Sen mahvediyorsun İslam dinini.

İslam dini neşeli, sevinçli, güzel bir din. Yobazlar İslam dininden elini çeksin de İslam dünyaya hâkim olacak. Kim istemez böyle güzel bir dini? Sen ne yapıyorsun kardeşim? Bütün kirini, pisliğini, iğrençliğini alıp İslam’a eklemek istiyorsun. O pisliğin sende kalsın. Elleme, İslam’ın temizliği, arılığı, duruluğu, nuru, tertemiz, dünyayı sarsın. Nur gibi İslam dini var. Bir ton da bunların pisliği var. Biz sizin pisliğinizi istemiyoruz kardeşim, sadece İslam dinini istiyoruz. Müzik de helal, resim de helal, heykel de helal, ipek de helal, altın da helal. Yok öyle bir şey. Uydurmayın.  Namaz son derece kolay. Abdest kolay. Helal-haram sınırları çok geniş. Haramlar çok az. Yapmayın, etmeyin. Mesela ıstakoz bayağı lezzetli bir şey. Adam çıkmış haram etmiş. Şu akıl mı? Musevilik’te haramdır, Musevilik’te. Allah İslam’da helal kılmış. Sen niye kendine iş çıkarıyorsun Allah helal kılmışken? Cenab-ı Allah, ayette diyor “onlara haramdı” diyor. Ama “size helal” diyor. Niye iş çıkarıyorsun? Ne güzel. Rabbimiz ne güzel bir dünya yaratıyor. “Beni seveceksiniz” diyor. Ama ahlaksızlık Allah’ı sevmemek. Ahlaka uygun bir hareket değil. İnanan için diyorum tabii. İnanmayan için o ayrı kendi bilir. Bu kadar sana nimet verecek, güzellik verecek. Diyorum ya, meyvelere baktım. Artık güldüm. Özel plastikten yapılmış gibi. Kirazlar tef gibi pırıl pırıl vernikli gibi parlıyor. Bal gibi tatlı içi. Allah Allah. Tesadüfen niye olsun böyle bir şey? Belli ki insan için. Hayır, biçimi de tam insana göre. Büyüklüğü de insana göre. Ne güzel, birbirinden güzel. Ucu bucağı yok. Çeşit çeşit meyveler. Zeytinler, yiyecekler. Gökyüzüne bak, kuş gibi uçuyor koca dünya. Büyük nimet. Hiçbir yere çarpmadan gidiyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vereceğim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Tamam say neler varsa anlat.

KARTAL GÖKTAN: Ünlü Arap News Gazetesi’nin İslam bölümünde “İnsanlardaki ölümü düşünmeme inadını Allah zorluklarla kırar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Ayrıca gazete ve internet sitesinde “Soykırımlar, başı öne eğik liderler” başlıklı yazınızda tarihe en büyük soykırımlar olarak geçen Ruanda ve Srebrenitsa ve katliamlarını hatırlattığınız ikinci bir yazınız yayınlandı. İngilizce, İspanyolca ve Fransızca yayın yapan MBC Times haber sitesinde “Sevgisiz insan içten içe çürüyen ağaç gibidir” başlıklı makalenizde kainatın yaratılış amacının yalnızca sevgi olduğunu açıklıyorsunuz. Amerika Merkezli News Rescue haber sitesinde dört yıldır savaşı yaşayan Suriyeliler’le ilgili “Peki ya Suriye’dekiler” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yine aynı sitede “Türkiye sınırı güvenli olmak zorunda” başlıklı yazınızda PKK-PYD tehlikesine bir kez daha vurgu yapıyorsunuz. “Arakanlılar’ın özgürlüklerine kavuşmalarının zamanı gelmedi mi?” başlıklı makaleniz, Burma Times sitesinde yer aldı. Amerika Oregon merkezli Eurasia Review’de PKK provokasyonlarına dikkat çektiğiniz “Türkiye’de terör. Asıl hedef ne?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Aynı yazınız Pakistan’da İngilizce olarak The Daily Mail sitesinde Arapça olarak Tunus’ta Damir Gazetesi’nde ve yine Arapça olarak Mekke News Paper gazetelerinde yayınlandı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah şahane. Allah dünya çapında böyle tebliğ yapma imkânı veriyor.

KARTAL GÖKTAN: Arapça yayınlanan Mekke News Paper’da “Mutsuz ülkeler ve intiharlar” başlıklı yazınızda ülkelere mutluluk ve refah getirecek tek unsurun dindarlık olduğundan söz ediyorsunuz. İran’ın en önce gelen İngilizce gazetesi Tehran Times, “İran ile nükleer anlaşma diplomasinin zaferi” başlıklı yazınızı yayınladı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan Arabian Gazette’de ise “Kaybolan manevi değerler ve günümüz gençliği” başlıklı makalenizde dünyaya barış ve sevginin hâkim olması için gençlere düşen sorumluluktan bahsediyorsunuz. Son olarak Amerika Büyükelçisi John Bass’e PYD’nin, PKK’nın bir kolu olduğu ve terör örgütü olduğunu açıkladığınız Amerikan Jefferson Corner Sitesi’nde yazı olarak yayınladı.

ADNAN OKTAR: Yeniden tersten düze doğru gel.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Büyükelçisi John Bass’e PYD’nin, PKK’nın bir kolu olduğunu ve terör örgütü olduğunu açıkladığınız yazınız Amerika Jefferson Corner Sitesi’nde yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Çok önemli maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Tehran Times, İran’ın en önde gelen İngilizce gazetesi “İran ile nükleer anlaşma diplomasinin zaferi” başlıklı yazınız yayınlandı.

ECE KOÇ: Ana sayfada çıktı yazınız.

ADNAN OKTAR: Ana sayfadaki şeklini göreyim.

ECE KOÇ: Ayrıca internet sitesinde de bugün yayınlanıyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Bir Şii öfkesi var. İşte bu Cübbeli falan tarzı tiplerde. Kardeşim sen gördün mü Şii’yi? “Allah” dedin mi ağlar, “Hz. Mehdi (a.s)” dedin mi ağlar. İslam için canını verir. Bayağı yiğittirler Şiiler. Acayip yiğit, delikanlıdırlar. Ve çok dindardır. Helale-harama titizler. Ne istiyorsun adamlardan? Ne istiyorsun bu insanlardan? Daha nasıl olsun? “Hasan Hüseyin” dedin mi hüngür hüngür ağlıyorlar. Müthiş bir peygamber sevgisi, müthiş bir ehli beyt sevgisi var. Daha ne istiyorsun? Beş vakit namazını kılar. Mübarek muhterem insanlar. Vahabiler de öyle, müthiş titizdirler. “Vahabi sapıktır” bilmem ne. Kardeşim sensin sapık, Müslüman’ı sevmediğin için. Ne eksiği var? Fazlası vardır, eksiği yoktur. Şii’nin de fazlası vardır, eksiği yoktur. Sünni’nin de fazlası vardır, eksiği olmaz. Bırak adamların yakasını. Nur gibi insanlar. Müslümanlar’ın birbirleriyle savaşacak hali var mı? Birbirlerini sevip dost olmaları lazım. Bir de öyle bereketli topraklar ki. Hakim oldukları yerler ayette Cenab-ı Allah oraların bereketli olduğunu söylüyor İsrailoğulları’na. Onların Mehdi (a.s)’ye nasip olacağını söylüyor toprakların. O yine Kuran'ın bir mucizesidir. Tevrat'ın da bir mucizesidir. Dünyanın en bereketli toprakları. Akıl almaz zenginlik kaynıyor. O zaman petrol olduğu bilinmiyordu o bölgede. Hepsi oturduğu yerde müthiş bir zenginliğe kavuştu. Suudi Arabistan, Irak, Suriye savaş olmasa müthiş olacaktı. Türkiye'nin dış politikasında hata yapıldı. Hata hayırlı mıydı? Evet hayırlıydı. Esad'ı illa devirmek değil de orayı bir şekli şemaile. Esad bizde bağlantıda hata yaptı. Ben dedim ki, “Mehdiyet’i savunduğunu söyle” dedim. “İttihad-ı İslam'ı savunduğunu söyle. Bağnazlığa karşı olduğunu söyle” dedim. “Mehdi (a.s) çıktı deme” dedim. “Savunuyorum de” dedim “İttihad-ı İslam’ı istiyorum. Sünni, Şii kardeştir de” dedim. “Bak seni kurtaracağız” dedim. “Söz bir, Allah bir” dedim. “Bana ne derler. “Sıkıştı korktu” derler” dedi. Kardeşim gururun sırası mı? Demedi. Defalarca söyledim. Demedi. Dese kurtulacaktı. İş çıkarttı. Başı belada.

AYLİN KOCAMAN: Siz o zaman çeşitli teklifler de götürdünüz. “Türkiye'ye veya bir ülkeye ailenle birlikte gel. Sonra seçime girersin ertesi yıl” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Yine gecikmiş de değil. Şu an perişanlığında bile gecikmiş değil. Sözümü tutarsa. Artık mahvoldu yani.

PYD-PKK’ya, Amerika'nın silah vermesi çok büyük bir ahlaksızlık. Bu deliliği bıraksınlar. Çok dengesiz hareket ediyorlar. Bunlar komünist, Stalinist. Sen antikomünistsin. O zaman Vietnam'da niye savaştın? Kore'de niye savaştın? Kamboçya'da, Laos’ta niye mücadele verdin? Değil mi? Küba'nın başına niye bela oldun o zaman? Madem komünizm iyiymiş. Adamlarla boğuştun.

AYLİN KOCAMAN: Yıllarca soğuk savaş vardı dünyada.

ADANAN OKTAR: Yapmayın. Tabii. Rusya’ya bütün gücüyle abandı. Dünyayı yakacaklardı nerdeyse. Madem komünizm iyiymiş niye uğraştın onlarla? Çok mantıksız adamlar.

PKK'dan şiddetten vazgeçmesini istediğini söylemiş. PKK'nın şiddetten vazgeçmesini bak. Sanki bir devletle konuşuyor. “PKK ey şiddetten vazgeç.” PKK'nın özelliği zaten şiddet. Yani kuruluş amacı şiddet zaten PKK'nın. Stalinist, komünist bir örgüt. Bunları tekrar tekrar biz rapor yazarak gönderelim. Kafa bunların açılmadı. Şarap içtikçe beyin bunların gidiyor. PKK derin yapılanmasıyla, Amerikan derin yapılanması aynı kafada.

AYLİN KOCAMAN: PKK'nın kuruluş manifestosunda zaten siz söylemiştiniz, özellikle savaşla, şiddet yoluyla Türkiye, İsrail, Amerika gibi emperyalist gördükleri ülkeleri yok etmek var. Doğrudan kendi kuruluş bildirgelerinde geçiyor bu zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii. Amerika, bunu göz önünde bulundurmuyor. İsrail'i de yok etmek istiyor. Türkiye'yi de yok etmek istiyor PKK. Açık açık söylüyor bunu. Kuruluş beyannamesinde var adamların.

Mesela Lübnan Hizbullah'ı habire varil bombası gönderiyor Suriye'ye. Lübnan Hizbullah'ı. Allah'tan korkun. O varil bombası bütün çocuklar, masumlar, kadınlar paramparça oluyor. Deli misiniz siz? Allah size ahirette sorar. En azılı imansız olsa, en azılı katil olsa yine bunu yapmaz. Bu kadar zulme nasıl kalpleri yatıyor, ikna oluyor ben anlayamıyorum.

OKTAR BABUNA: Diğerleri de PKK'yı destekliyor siz eleştirmiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. İsrail gazetelerinde özellikle anlatalım. Türkiye'nin şu an İsrail karşıtlığı ortadan kalkması lazım. Türkiye'nin hükümetin en büyük hatalarından biri İsrail karşıtı politika izlemesi. Öyle görünüyor. İstemeseler de öyle görünüyor. Bunu kaldırmaları lazım. Ne güzel dindar insanlar. Allah'tan korkan insanlar. Sahip çık. Sevin. Ortadoğu'da dindar bir devlet senin için ne güzel bir şey.

Dedemin ismi ne şahane Ali Haydar. Ali Haydar Murtaza. Hz. Ali (r.a) tam kabadayıydı. Acayip delikanlıydı. Onun için Alevilik’te kabadayılık bir gelenektir. Hepsi kabadayıdır Aleviler’in. Böyle yılma, korkma falan bilmezler. Acayip delikanlı olurlar maşaAllah. Anadolu'da çok hakim olan ruh o. Aslan dedem. Şehit olduğunda kılıç olmayan tek bir yeri yokmuş. Delikanlıya bak, yiğide bak maşaAllah. Bütün kabadayıların piridir Hz. Ali (r.a). Yiğitliğin sembolüdür. Adrenaline bak, coşkuya. Hayber Kalesi’nin kapısını söküyor. Hırsa bak. Heyecana bak. Sonra “kaldırsana şu kapıyı” diyorlar. Kaldıramıyor sonra. O andaki heyecanla kaldırmış. Kalkanı parçalanmış. Hırsından gidip kapıyı sökmüş. Kuvvete bak. MaşaAllah.

"Hocam, milliyetçilik tarafınızı daha çok beğeniyorum." Ama benim milliyetçiliğim tabii ırkçı milliyetçilik değil. Sevgiyi, samimiyeti savunan insanların milliyetçisiyim ben. Kim sevgiyi, samimiyeti savunuyorsa ondan yanayım.

Biliyorsunuz dedem gece defnedildi Hz. Ali (r.a). “Mezarımı gizleyin” dedi. Çünkü ahlaksızlık yapacaklarını bildikleri için mezarını gizlediler. Ne ahlaksız adamlar varmış o devirde. Niye bu kadar alttan aldılar? Şu PKK olayı gibi yani. Alttan alırsan adam azar başına bela olur. Halbuki o dönemde onlar ikna edilseydi mesele kalmazdı. En baştan halledilmesi gerekiyordu. Hz. Osman (r.a) devrinde. Mübarek adamlar, belli azgın olduğu. Hz. Osman (r.a) evde “sen hilafeti bırakacaksın” diyor. Yaşlı, başlı mübarek nur gibi insan Peygamberimiz (s.a.v.)’in çok sevdiği bir insan. Sen kimsin? “Halifelikten vazgeç” diyorsun. Sana ne? Evin tavanına çıkmışlar. Mesela yiyecek, içecek gelişini engelliyorlar falan. Değil mi? Aç bırakmışlar. Ve sonunda şehit ettiler. Hz. Ali (r.a)'ye oranın gençleri demişler.  "Biz bunları etkisiz hale getiririz. Sen müsaade ver." “Aman” demiş. “Müslümanlar’a zarar gelmesin.” Adamlar pislik, mübarek niye müsaade etmiyorsun? Bırak defetsinler hepsini. Zaten deli gibi kaçarlar onlar.  Neyse artık olmuş. Haricilere, Hz. Ali (r.a.) Müslüman değil diyorlarmış. Yerini bilmeleri halinde gizlice kabri açıp cesedi alma ihtimalleri vardı o zaman biliyorsunuz. Yüzyıl kadar mezarı gizli kaldı. “Hz. Ali (r.a), Müslüman değil.” Sen o zaman deli misin? Hz. Ali (r.a) Müslüman değilse sen ne olmuş oluyorsun o zaman? Hz. Ali (r.a), Müslüman'ın şahı. Niye biliyor musun? Özgürdü Hz. Ali (r.a). Çünkü bağnazlar bize nasıl gıcık tavırlar gösteriyorlar? Hz. Ali (r.a) de çok özgürdü. Mesela hanımlarla evleniyor. Neşeli, şakalar yapıyor. Çok dışa dönük bir insan. Diyorlar “böyle insan mı olur?” diyorlardı. “Böyle Müslüman mı olur?” Müslüman'ın hasıydı. “Hz. Ali (r.a), Müslüman değil.” Mesela orda onlara cevap verilmesi gerekirdi. Sen nasıl bir şeysin? Hz. Ali (r.a)'ye Peygamberimiz (s.a.v) aşık, acayip seviyor. Hz. Hasan, Hz. Hüseyin; yakaladığı yerde onları hava kaldırır. Burunlarından, alnından, gözlerinden öpüyor. Acayip seviyor. Bu nasıl bir nefrettir? Bu nasıl bir deliliktir? Hz. Ali (r.a)'ye “sen Müslüman değilsin” diyor. O zaman sen ne olmuş oluyorsun? Senin aklın hiç yok demektir.

OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde, " Ben Hamza, Cafer, Ali, Mehdi cennetin efendileriyiz" diyor inşaAllah.

ADNAN  OKTAR: Tabii. MaşaAllah

Şuna zarar gelir, buna zarar gelir. O zaman bütün sisteme zarar gelir. Baştan yılanın başı etkisiz hale getirilmesi gerekiyor böyle şeylerde.  

"Hocam ateistler" Çirkin bir söz söylemiş "Bilmem ne sürüsü gibi çoğalıyor. Bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?"  Ateisti ateist yapan da Allah'tır. Allah onu öyle yaratıyor. Anlatırsın. Samimi anlatırsın. Çünkü ilan ediyor zaten. “Ben ateisttim” diyor. Sahtekarlık yapmıyor. Yalan söylemiyor. Söylüyor. Konuşursun dua edersin. Hidayet bulursa bulur. Bulmazsa bulmaz. Sana ne yani?

Servet Temel "Adnan Bey, İsrail'i hoş dindar gösterme çalışmalarını bırak. İsrail, PKK'yı üzerimize silah verip salan bebek katilidir" diyor. İsrail ne yapıyor? PKK'yı hoş mu karşılıyor?

AYLİN KOCAMAN: Kürtler’i seviyorlar genelde.

ADNAN OKTAR: Tamam biz de seviyoruz Kürtler’i evet.

AYLİN KOCAMAN: Galiba bu PYD'yle karıştırılıyorlar onları.

ECE KOÇ: Onun üzerine siz Jerusalem Post’ta yazı yazıp açıkladınız PYD'yle PKK’nın aynı olduğunu.

ADNAN OKTAR: O zaman kudurmuşlardı.

ECE KOÇ: Evet. Hala etkisi var. Sürekli yazıyorlar Twitter’dan.

ADNAN OKTAR: Çizmişlerdi.

ECE KOÇ: Dediğiniz gibi bilgilendirme çok önemli oluyor. Sizin yazılarınız.

ADNAN OKTAR: O zaman o hahamları buraya çağıralım. Davet edelim. O Sanhedrin Mahkemesi Başkanı’nı. Ve diğerlerini de. Biz bir konuyu anlatalım. Onlar da gidip mecliste anlatsınlar. Bir acayiplik var.

AYLİN KOCAMAN: Genelde biliyorsunuz zaten. Komünizme çok karşılar genel olarak. Ama farkında değiller.

ADNAN OKTAR: Kürt’ü baş tacı olarak görüyoruz. Ama PYD, anarşist, terörist, zalim, kan dökücü psikopatlardan oluşuyor. Hakikaten bilmiyor olabilirler.

AYLİN KOCAMAN: Zaten sizin yazınızdan sonra pek çok İsrailli de söylemişti. İlk defa duyduklarını.

ADNAN OKTAR: Hem İsrail basınından bir kaç kişiyi çağıralım. Büyük gazetelerden birkaç kişi, hem de o hahamları çağıralım. Burada bir konuşalım.

PKK'nın sol kanadı direkt PKK'yı destekliyormuş. İsrail dostu olacak zannediyorlarmış PKK'nın kurduğu bir komünist devletin. Bu çok tehlike. Böyle anlatmayla olmaz o zaman. Hem gazetecileri çağıralım buraya. Hem de o Musevi hahamları çağıralım. Yani yüksek dereceli hahamları çağıralım.

AYLİN KOCAMAN:  Biliyorsunuzdur Adnan Bey, Hares gibi solcu gazeteler biraz etkililer orada. Onların.

ADNAN OKTAR: Onlardan çağıralım evet. Hayır Barzani’yi sevmeleri güzel. İsrail genelde Barzani’ye maddi, manevi destek oluyor. Ben de destekliyorum zaten. IŞİD’e karşı düşünüyorlarmış. IŞİD onlara dokunmayacak İsrail’e. Otuz kere söyledik bunu daha irdelemenin alemi ne? Hatta sevindiler bayram ettiler bize dokunmayacak diye. Dokunmayacak ben söylüyorsam öyle uzatmalarına gerek yok. Ben onlarla konuşayım da bir garanti de vereyim onlara rahatlasınlar öyle bir şey yok. Türkiye’ye dokunmaz IŞİD. Türkiye, İsrail’le işi yok IŞİD’in.

PKK’nın sol kanadı yok, PKK zaten komünist. İsrail’in sol kanadı ama onlar herhalde sol eğilimliler. Tehlikeli. Bu Jerusalem Post’un editörü PKK’yı destekleyen yazı yazıyormuş mesela.

 AYLİN KOCAMAN: O yazıyordu Adnan Bey hemen arkasından sizin yazınız çıktı Jerusalem Post’ta. Tamamen fikrini değiştirdi.

ADNAN OKTAR: Fikrini değiştirdi değil mi? İyi. Benim yazımdan sonra. İyi o çok etkili olmuş demek ki. O zaman yine çağıralım. Kalabalık bir ekip olarak çağıralım. Daha önce en eskiden gelen hahamları da çağıralım. Eski baş haham yaşıyor değil mi o? Evet o çok efendi bir insan. Onu çağıralım.

OKTAR BABUNA: Oğlu baş haham şimdi zaten.

ADNAN OKTAR: Oğlu baş haham. Tamam. Kalabalık bir ekip olarak gelsinler. Ama İsrail istihbaratı Öcalan’ın yakalanmasında bayağı bir emek verdi bu da biraz manidar. Onu da düşünmek lazım. 

Hüseyin Öksüz Aluçra 1966. “Şia’nın çıkmazı Mehdilik meselesidir. Mehdi inancı Kuran’a aykırı bir konudur. Mehdi Kuran’da geçmez. Kuran’da varsa ayeti söyleyin” diyor. Nur Suresi 55. Dünya hakimiyetinden bahsediyor. Kehf Suresi baştan sona Mehdiyet’i anlatır. Yusuf Suresi, Süleyman kıssası Mehdiyet’in özetidir adeta onlara da bakıp oradan bir şeyler çıkarabilir. Ama Nur Suresi 55 alenen Mehdiyet’i anlatıyor.

Mr. Ra chtylm 35, “ABD sadece kendini ve Yahudiler’i düşünür. ABD’den dost olmaz, İsrail’den de.” Ne münasebet olur mu? Bayağı neşeli çok şeker insanlar hepsi. Derin devleti berbat. İsrail’in de derin devleti tehlikelidir. Oradaki bazı kişiler. Onlar dindar olmuyorlar laf söz dinleyecek gibi değiller. Yoksa Amerikalı dindarlarla konuşmak çok rahat oluyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kobani’de DEAŞ’la çatışmaların yaşandığı süreçte Obama’yla yaptığımız bir telefon görüşmesinde gündeme gelmişti. Obama “Kobani iki güne kalmaz düşebilir” demişti. Ben de kendisine iki yüz bine yakın Kobanili zaten bizim ülkemizde. Orada sadece üç bin civarında savaşçı var. Oraya indireceğiniz silahlar sadece PYD’ye değil DEAŞ’a da gidebilir” demiştim. PYD’nin içinde PKK terör örgütünün unsurlarının da yer aldığını PYD’nin adeta PKK’nın farklı bir yapılanması olduğunu anlatmıştım. Ama bunu pek anlamak istemediler. O gece oraya silah da indirdiler. Süreç bizi haklı çıkardı.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca anlatmış anlamazdan geliyorlar. O zaman kamuoyu yapılması lazım. Yani özel anlatmalar pek etkili olmaz. Obama korkuyordur zaten derin devletten. Amerika’nın derin devletinden korkuyordur. Kamuoyu elde etmemiz gerekiyor. Amerikan kamuoyuna yönelik bir çalışma yapılması gerekiyor. Devletin de böyle bir birimi yok. Sırf benim gayretimle olmaması lazım. Devlet böyle bir birim oluştursun biz oraya destek olalım. Ben Tayyip Hoca’ya “sen anlat” demiştim anlatmış Tayyip Hoca. “Ben anlattım” diyor. Özetle cevaben bunu söylüyor. Ben birkaç kere söyledim. “Anlat adamlara anlamıyorlar” diye. Bak “ben anlattım ama anlamıyorlar” diyor. Niye? Çünkü kamuoyu oluşmamış. Kamuoyu oluşturmamız gerekiyor. Amerikan gazetelerinde orada burada. İnternette de olur.

AYLİN KOCAMAN: Özellikle hep Kobani olayları sırasında siz anlatmasını rica etmiştiniz Cumhurbaşkanımız’a, o dönemde zaten açıklamıştı.

ADNAN OKTAR: Evet. Ama devletin dış propaganda birimi olması lazım. Hükümet bunu hemen oluştursun. Bir şey söyledim mi ben bunu söyledim ya, en az bunu bir yıl bekletirler. Bak “PKK’ya operasyon yapın” dedim üç yıldan beri konuşuyorum daha yeni ikna edebildim. Karınca hızıyla gidiyor bilgi. İkna etmek öyle zor oluyor ki anlatamam. Bazen süratle yapıyorlar. Mesela ben “aydınlat adamları, söyle” dedim söylemiş. 

Allah’ın Kuran’da o sert açıklamaları, sevgisizliğe öfkelenmesinden kaynaklanıyor. Allah’ın tek istediği “Beni sevin” diyor. “Bana aşkla muhabbet duyun size her türlü nimeti vereyim. Siz de mutlu olun, Benim de hoşuma gitsin” diyor Allah. Tabii insanın hoşlanması gibi değil Allah’ın hoşlanması. Ama Allah aşktan mutlu oluyor, hoşuna gidiyor. Ama bizim mutluluğumuz gibi değil. Beğeniyor onu. Ama bizim bilemediğimiz bir tarzda. Aşkı beğeniyor Allah. Bu olmadığında o meydana gelen öfkenin sebebi o. Yani Kuran’da gördüğümüz öfke, Tevrat’ta da vardır. Hep öfke vardır. Allah’ın öfkesi. Ama bak “Ben sizi yine de seviyorum” diyor. “Yine de seviyorum, yine kollayacağım sizi” diyor. “Fahişelik ettiniz” diyor İsrail halkına acayip öfkeleniyor Allah. Ama “Benim evlatlarımsınız, Benimsiniz yine” diyor “sizi koruyup kollayacağım.” Bu kadar zulme ne gerek var? Allah “Beni sevin” diyor “Ben de size bereket vereyim, güzellik vereyim” diyor. Bu kadar direnmenin alemi ne? Anlaşılmayacak gibi mi? Bir harikalık yok mu? Görüyorsunuz işte. Onlar istiyor ki Allah alenen görünsün. Yine ona da bir şey dersin sen. “Aklım gitti” dersin, “büyülendim” dersin. Ne yapmasını istiyorsun Allah’ın? Bu kadar açık delille anlamazdan geliyorsan, bu kadar güzelliği anlamazlıktan geliyorsan daha ne yapsın, ne desin Allah? Hücreyi harika yaratıyor, meyveleri yaratıyor. Mesela diyor ki bir insan şeklinde görünmesi. Sen ne dersin? “Kafam gitti hipnoz oldum” diyeceksin. Yine inanmaz. O deliliği bırakacaklar vicdanla yaklaşacaklar. Ama Allah’ın hidayet vermediği samimi olarak inanamayanlara ben bir şey demiyorum. Ama Allah hidayet vermiş, anlamış anladığı halde, bak “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla inkar ediyorlar” diyor Allah. Zulme ne gerek var? Büyüklenmeye ne gerek var?

“Sevgili Hocam Şia konusundaki yaklaşımları beni üzdü. Şia bize Hocam kadar sempatik bakmıyor.” Sen sevgiyle yaklaş o da seni sever. Sen nefretle yaklaşırsan o da tabi sana karşı tavır alır. Kökeni oradan geliyor olayların.

Bir kere bu ne kadar vahim bir şey. Bir genç kız yoğun alkol alınan bir yerde, sen onu bir köşede buluyorsun. Mesela bu dehşet verici bir durum. Yani bir facia bu. Eğlendirici bir yönü yok bunun.

Evet birileri bir şeyler söylesin konuşalım.

BÜLENT SEZGİN: Emniyet Genel Müdürlüğü, PKK’nın olayları ülke geneline yaymayı planladığı ve kırsaldaki kadroların devreye girdiği uyarısı yaptığı ortaya çıktı. Eylemlerin Silopi, Cizre ve Yüksekova’dan başlatılarak Türkiye geneline yayılmasının planlandığı aktarılıyor. Yazıda yüksek katılım sağlanması için kırsal kadrolarının da gençliğin yönlendirilmesinde aktif rol alacakları anlatıldı.

ADNAN OKTAR: Nerde hortlarsalar orada mortlasınlar demeyeyim ama ne diyelim? Etkisiz hale gelsinler. Gıcıklık yapmalarına engel olsun yani tutuklasın devlet. Nerede bulurlarsa. Vatandaş da yardımcı  olsun, vatandaş seyretmesin. Bir kısmı için söylüyorum. Devlet onlara bu yetkiyi versin. Vatandaş severek yardımcı olur. 12 Eylül öncesinde ben biliyorum Ülkücüler aslan onlar polise yardımcı olurlardı. Bizim okul hukuk fakültesinin bitişindeydi onun gerisinde siyasal vardı zaten her gün çatışma oluyordu. Komünistler adam vururdu oraya buraya kaçarlardı. Ülkücüler eliyle koymuş gibi böyle gidip bulurlardı mübarekler. Polis de gidip çökerlerdi. “Polis, faşist, idare iş birlikteliğe son” diye söylüyorlardı. İdare de Ülkücüler’in eline geçmişti devlet öyle bir politika izliyordu. Süleyman Demirel o zaman uyanıklık yapıyordu bütün kilit noktalara Ülkücüler’i yerleştirmişti. Akıllılık yapmıştı. Adalet Partisi gençlik kolları da öyle pala bıyıklı gençlerden oluşuyordu. Onlarda da aynı Ülkücüler’in ruhu vardı. Mühendis Mimar Odaları onun binası vardı Ülkücüler oranın da düzelmesini istiyorlardı. Adalet Partisi Genel Merkezi’nin önünde toplandılar sloganlar atıyorlardı hatırlıyorum orada silah sıkmışlardı tavanından komünistler Ülkücüler’e. Biraz daha vakit geçseydi Allah’ın izniyle orayı da fethedeceklerdi. Görünüş öyleydi ama nasip olmamıştı işte, o 12 Eylül olayları oldu. Sivas Öğrenci Yurdu vardı, ben amcamlara giderken baktım içerden “Selam olsun” falan bilmem ne parçalar geliyor. Alenen komünistlerin kontrolündeydi. Akşam bütün bölgenin ışıkları söndürüldü, gençler tavanlara doluşmuşlar binaların tavanlarına, sadece polisin şeyi yanıp sönüyordu onlardan görünüyordu. Ben amcamlara gitmek istedim yine akşam “Türkiye büyüsün” diyordu bir genç yerde “Turan olsun” diye topluca bağırıyordu gençler, “Düşman ülkesi yıkılsın” diyordu, bütün gençler “viran olsun” diyorlardı. Sabah geldiğimde ceddin dedenle inliyordu Sivas Öğrenci Yurdu. Cama boydan boya koskocaman bozkurt resmi asmışlardı ama bayağı devasa böyle, üç metreye üç metre. Anladık ki orada düzelmiş. O zaman devlet politikası o yöndeydi. Yanlış anlamasın da MİT de destekliyordu ülkü ocaklarını. Çok güzel yaptılar, efendice hareket ettiler tebrik ediyorum MİT’i. Gençleri bayağı yüreklendiriyorlardı. Polis de yardımcı oluyordu ülkücü gençlere, biliyorum bizim oradaki şeylerden. Kısa sürede bütün vatan sathında asayiş sağlanmıştı polisin öncülüğünde. Gayet güzel gidiyordu aslında ama 12 Eylül, bilmiyorum belki hayır vardır, o şekilde oldu. Olmasa bile çok güzel düzeliyordu olaylar.

Devlet Bahçeli “Merdaneli makinede yıkayacağız PKK’yı” demiş.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar vardı Adnan Bey. Esat’a giden varil bombaları.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, ne kadar zalim insanlar. İşte o bombalar gitmeden imha edilmesi lazım. Orada bir istihbarat açığı oluyor. Oradan o şoförü uzaklaştırıp oradaki o Müslümanlar’ı şehit edecek sistemi ortadan kaldırmak gerekir.

BÜLENT SEZGİN: Hizbullah gönderiyor varil bombalarını.

ADNAN OKTAR: Çok büyük hata yapıyor Hizbullah, çok büyük günaha giriyor onun bereketsizliği, uğursuzluğu onları sarar. Allah intikam sahibidir, Allah intikam alır akıllarını başlarına alsınlar. Kendi insanlarını şehit ediyorlar, kendi binaları yıkılıyor, akıllarını başlarına almalarının vakti çoktan geldi. Hepsi Müslüman, birbirlerine sarılıp kardeş olmaları lazım.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Devlet Bahçeli’nin biraz önce bahsettiğiniz konuşmasından bir bölüm okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle diyor Devlet Bahçeli: “PKK denen ihanet örgütü kendisini lağvedecek. Çözüm süreci denen ihanet ortadan kaldırılacak. Bugüne kadar HDP benzer şekilde meşrulaştırılmış hain siyasiler tamamen siyaset dışında bırakılacak. Dağda ovada ne kadar PKK’lı varsa gelecek silahını Türkiye güvenlik güçlerinin önüne birer birer dizilecek teslim edecek. TSK envanterine kayıt olunacak. Eskiden merdaneli çamaşır makinesi vardı, o merdaneli çamaşır makinesine hepsini sokacak. Kim katil, kim Türk milletine zarar vermiş onlar adalete cezaevine gönderilecek, masumlar da anasının babasının yanına gidecek.

ADNAN OKTAR: Bak, çok güzel bir teknik. Bahçeli delikanlının hası. Öyle olması lazım, hükümet çok büyük hata yaptı. Niye böyle bir şey yaptı? Ama bir hayır var tabii, her şeyde bir hayır vardır. Ledün yönüyle oluyor bunlar ledün. Çünkü İslam’ın hakim olması için bunlar gerekiyor. Her yer zengin olsa, rahat olsak, anarşi terör olmasa İslam hakim olmaz. Mesela Suriye’de zenginlik, bereket, bolluk olsa İslam hakim olmaz. Allah’ın yöntemi bu. Allah bir yerde yıkım yapıyorsa oraya İslam’ın hakim olması için yapıyor.

“Darbe mi var yakında Adnan Hoca” diyor. Darbe işte PKK’ya var. Yeni paşamız şahane, aslan gibi delikanlı maşaAllah. Nurlu, elinden yüzünden nur akıyor. Çakı çakı maşaAllah. Yeni Genelkurmay Başkanı’nı kutluyorum. Allah onu korusun, şevkini arttırsın, imanını, hidayetini arttırsın, başarılı kılsın. İslam, Kuran yolunda Allah yolunu açsın, faydalı ve bereketli hale getirsin.

“Esat atıyor, Esat atıyor.” Esat’ın attığı falan yok. Garibanın teki o çocuk. Zavallı bir insan o, o ne atacak? Derin devlet var hep psikopatlardan oluşuyor, manyaklardan, o bayağı korkar öyle şeyden. Onun yapacağı iş değil o. Ben biliyorum Esat’ı, bayağı zavallı bir çocuk. Aldı onu getirdiler yurt dışından paldır küldür. Kardeşi onun psikopattır.

OKTAR BABUNA: Onun bir arkadaşı vardı doktor arkadaşı, o diyor “keşke” diyor “göz doktoru olarak kalsaydı” diyor “hiç bu işleri yapacak kişi değildi” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii canım.

Ben “boğazda viskisini yudumlayan, ahkam kesenler var” demiştim. Onu hem Tayyip Hoca söylüyor, hem bütün siyasiler söylüyorlar.

IŞİD’e yapılan koalisyon saldırılarında yüzü çocuk, dört yüz elli sivil şehit olmuş. Mesela Türkiye böyle bir şey yapmış olsa yer yerinden oynardı.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey on yılda sırf hava saldırılarından iki milyon çocuk ölmüş.

ADNAN OKTAR: Çok büyük bir zulüm bu, yeri göğü titretecek bir zulüm.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır Kulp İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bu gün akşam saat 22.30 sıralarında bir grup PKK’lı tarafından roketli saldırı düzenlendi. Roketli saldırının ardından güvenlik güçlerinin de karşılık vermesi üzerine ilçe merkezinde çatışma çıktı. Atılan roketlerin polis lojmanlarına isabet ettiği öğrenilirken, patlamada mal ve can kaybının yaşanmadığı öğrenildi. Roketli saldırı sonrası gerginliğin hakim olduğu ilçede vatandaşlar dışarı çıkmazken güvenlik güçleriyle PKK’lılar arasında çıkan çatışma hala devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Adamların yeri belliyse, inanamıyorum ben nasıl böyle bir şey oluyor? Hala çatışma devam ediyor, adamlar duruyor orada. Nasıl bir silah var bu arkadaşlarımızda, nasıl bir durum vardır ben anlayamıyorum. Caydırıcı silah olması lazım. Silahın gücünün çok yüksek olması lazım. Dolayısıyla adamla uzun bir çatışma diye bir konu olmaması gerekiyor. O silahı bildi mi adam zaten gelemez oraya. Demode silahlar kullanırsan adamlar gelir. Baksana daha hala devam ediyor. Çünkü oraya kurşun isabet etmiyordur. Bir de adam sana ağır silah kullanıyor, sen daha da ağır silahla cevap vermen gerekir ki bir denge sağlansın. Çevresini hallaç pamuğu gibi atarsan, çevresini cehenneme çevirirsen adam gelir kuzu kuzu teslim olur. Bunu yapmak zor bir şey değil. Neden böyle oluyor ben anlamıyorum? Sağını, solunu her yerini cehenneme çevirirsin, adam gelir teslim olur.

Bir kere İran’la çok kısa sürede tam anlamıyla kamil anlamda dost olmamız lazım. İsrail’le de öyle. Tertemiz insanlar ne zorunuz yani? Dış politikada çok vahim hatalar yapıldı ama o hatalarda hayır var. Hikmet yönüyle baktığımızda, Hz. Hızır (a.s)’ın gözüyle baktığımızda görüyoruz. Ama zahir gözüyle bakarsak göremeyiz. Batın gözüyle baktığımızda görürüz.

Hüseyin Öksüz Alurcan; “Mehdilik Şia’nın saplandığı bataklıktır.” Tabii onların yorumu açısından bu sözüm doğru çünkü “kuyunun dibinde Hz. Mehdi (a.s) var” diyor “bin küsur seneden beri bekliyoruz” diyor. Bakıyoruz çamurlu, batak bir kuyu, bayağı da derin. Adamlar “bak göreceksin orada Hz. Mehdi (a.s)’ı” diyor. Dalga geçer gibi bir şey bu. Mehdiliği boğma hareketi bu. Bir de “Hz. Mehdi (a.s)’ın ne zaman geleceği sorulmaz” diyor “günahtır” diyor. Öldürmüşsün sen Mehdiyet’i zaten, Mehdiyet sadece lafta kalmış. Ama buna rağmen gündemde tutmanız büyük bir güzellik, hadisleri yok etmemiş olmamız da büyük bir güzellik, hayır bu. Ama kuyunun içinde Hz. Mehdi (a.s)’ı aramayın. Hz. Mehdi (a.s) kuyunun dışında. Mehdiliği böyle kendilerince durdurmaya çalışan bir sistem içerisinde oluyor şeytanın ordusu ve Şii kardeşlerimizi de oyuna getiriyorlar. Buna müsaade etmeyiz.

Bose Hozat; “Önder Apo özgürleşmeden.” Hiçbir şekilde özgürleşmez. Onu unutun. “Yeni bir anayasa”, anayasa yapılır. Özgürlük; onu bırakın öyle bir şey olmaz. Olur mu öyle? Hem cinayet işleyecek, şehit edecek askerleri, hem elini kolunu sallayarak gezecek. O zaman askerleri şehit etmek serbest hale gelmiş oluyor. Olmaz öyle şey.

 Bu yalnız YPG’lilerin cenazesini bekletmenin alemi yok. Bunları bir an önce defnetsinler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sizin yıllardır ısrarlı anlatımlarınız sonucunda PKK’nın Marksist olduğu basında daha çok yer almaya başladı.

ADNAN OKTAR: Evet, komünist olduğu.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Kürt camiasının önde gelen yazarlarından Vahdettin İnce de PKK’nın Marksist ideoloji sebebiyle sürekli çatışmayla devrim yapma anlayışına sahip olduğunu anlattı. Şöyle diyor: “PKK ve genelde Kürt siyasal hareketi Marksist literatürle konuşur. Zihinler bu ideolojiye göre şekillenmiştir. Çatışma Marksist ideoloji açısından varoluşsal bir tutumdur. Sürekli devrim yani. Her aşamada başka bir isimle şiddeti derinleştirmekten bahsediyorum. Bugüne kadar izlediğimiz manzara budur. Kürt bedenine musallat olmuş Marksist akıl bu süreçte Türkiye’nin eteklerine yapışmış yeniden Ortadoğu sisteminin içine doğru çekiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte Türkiye’nin de gereken cevabı vermesi gerekiyor. Çünkü bunlar iradesiz, akılsız, güçsüz toplumlarda güç kazanan yapılar. Mesela çarlık döneminde çar çok pasifti, anlamadı da komünist tehlikeyi, lakayt bir politika izledi. Çoluğunu çocuğunu doğradılar, kendini de doğradılar mahvoldu gitti. Bütün birikimini, kültürel birikimini de yok etti komünizm. Dolayısıyla alttan almaya gerek yok. Bu kadar ılımlı bir politikadan PKK anlamaz, komünizm anlamaz. Anlayacağı dilden en açık şekilde, en keskin şekilde konuşulması lazım. Alıp tutuklayacaksın, bu kadar. Ama ilim irfandır asıl, ilimledir, bilgiyledir. Sen gece gündüz Darwinist eğitim verirsen komünizm çığ gibi gelişir. Yangına benzin sıkıyorsun. Darwinizm; yangına benzindir. Komünizmin ana felsefesini bütün gençliğe öğretirsen sen, ortaokulda, lisede, üniversitede, “senin ataların bataklık sulardan oluşmuş mikroptur” dersen adam da komünist oluyor işte. Eğer her şey tesadüf sonucu oluyorsa, çelişkiler sonucu oluyorsa ki öyle diyorsun, işte “çelişki sonucunda da toplumda da çelişki olur” diyor “komünizm gelir” diyor adam. Bu kafada atak yapıyor. Dolayısıyla ilim, bilgiyle bunları çepeçevre kuşatıp ayrıca da kolluğun gayretiyle de tutuklayarak mücadele edilmesi gerekiyor. Başka türlü olmaz.

Nikola Romanov, Çar. Aslan gibi delikanlıydı, kızları akıl almaz güzeldi, çok çok güzeldi. Kendisi de yakışıklı bir delikanlıydı. Mahvettirdi kendini. Lenin kim, o dangalağın gidip esiri oluyorsun? Stalin bilmem ne, o ayak takımına. Ayı gibi herif, bütün dişleri koyu kahverengi, leş gibi kokan, domuz gibi bir şey Stalin. Kafa hiç çalışmıyor, taş kafalı, zalimin, gaddarın, acımasızın biri. Merhametsiz ve manyak adam. Lenin de akıl hastası zaten, son orada öldü, tımarhane de öldü.

Hizbullah ne kadar komünist örgüt varsa kendi bünyesinde topluyor. Niye adına Hizbullah diyorsun? Komünist örgüt de, komünist Arap örgütü de. Niye Hizbullah diyorsun milleti aldatıyorsun? Neden Hizbullah? Allah hizbi komünistlerden oluşur mu? Ne kadar büyük bir zalimlik bu.

Bu 84-85 yıllarında Lübnan iç savaşında sol fraksiyonların birleşmesiyle oluşturdular. Kurnazlık yaptılar kendilerince Hizbullah diye isim verdiler kendilerine. Dindar halk “bunlar Hizbullah’mış, Allah hizbiymiş destekleyelim” dediler. Anlamadılar halbuki direkt komünist bir örgüt, azılı komünist. Filistin kurtuluş örgütü de, onlar da komünist örgüt. Onları da bünyesine aldı. Bildiğin komünist yani. Dolayısıyla bunların ne olduğunu da insanlara iyice anlatmak lazım. İnsanlar seviniyor, “ne güzel Hizbullah.” Adamlar cayır cayır komünist, Marksist, Leninist dinle imanla alakası yok. Aldatıcı isim koymuş kendine. Hizbullah’ın hiçbiri namaz kılmaz, hiçbirinin dinle imanla alakası yok. Kızıl komünist adamlar.

Hükümete dedik ki bak “İngilizce bir kanal açın, bütün bu olayları anlatalım, anlatın. Sırf bizim anlatımımızla olmaz” dedik. Üç yıldan beri uğraştım birkaç ay önce nihayet İngilizce bir kanal açtılar ama orada da bir bilgi yok, inanılır gibi değil. Gurur yapacak ne var kardeşim? Dediklerimizi yapacaksınız bu kadar açık. Başka türlü bela geliyor görüyorsunuz. “PKK’ya karşı mücadele edelim, bunlar komünist, Allahsız, Kitapsız bunlara inanmayın” dedik, uğraştık uğraştık daha yeni ikna oldular.

Ahmet Rahim Akıncı; “Adnan Bey” diyor “bu hanım arkadaşlar, sokaklarda insanlara bakıyorum hiçbir yerde böyle güzel insan yok” diyor. Sokakta her yerde olur da fakat nuru gizlenmiştir belki. Görüşürsek, konuşursak o nuru ayan olur o zaman. Bir kısmını hakikaten göremiyoruz sokaklarda.

“Hocam karizmanın diğer adısınız” diyor Murat.

Faruk Avni Numan; “Ne kadar çok makaleniz yabancı basında çıkıyor” diyor “şaşırıyorum” diyor. Allah’ın yardımıyla, lütfuyla. Ama tabii biz orada akademik bir dil kullanıyoruz, buradaki sohbet dilinde orada yazı yazarsak olmaz. Oradaki akademik dili de burada kullanırsak hiç olmaz, hafakanlar basar. Akademik dil yazı için olur, entelektüel kesim için. Ama biz burada halkımıza hitap ettiğimiz için akademik dil kullanamayız, halk ağzı kullanırız, halkın anlayacağı tarzda.

Hüseyin Öksüz; “Nur Suresi 55, Mehdiyet’le ilgili uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bütün tefsirleri inceleyin hiç ilgisi yoktur, Mehdilik safsatadır.” Hüseyin niye bu kadar telaşlandın sen? “Uzaktan yakından ilgisi yoktur” diyor. Mehdilik nedir? İslam’ın dünya hakimiyetinin adı değil mi Mehdilik? Allah diyor “eğer samimi olursanız sizi dünyaya hakim edeceğim. Her yönde hakim olacaksınız” diyor, siyasi, politik her yönden, askeri, her yönden hakim edeceğim” diyor. “Sadece samimi olmanız yeter” diyor. Tevrat’ta “on bir kişi olsun yeter” diyor. Sen aklını takma. Nur Suresi’nin ne anlatmak istediğini sen yakında göreceksin, tefsirini göreceksin. Allah diyor ayette “siz göreceksiniz” şeytandan Allah’a sığınırım “ufuklarda, dış alemde görüp, bilip kendi nefsinizle görüp bilip tanıyacaksınız” diyor. “Dediklerimi çıkaracağım, yapacağım” diyor “Allah sözünden,  vadinden dönmez” diyor.

“Seni sevmemek mümkün değil canım Hocam” diyor “oradaki misafirleriniz de size çoktan Allah aşkıyla aşık olmuşlardır bile” diyor “ben de çok seviyorum” diyor.

“Hocam karizmasınız karizma” diyor maşaAllah.

“Hocam bir tanesiniz sizi dinlerken imanım artıyor” Zafer Özçelik. Zafer İlter.

Mesela Selahattin Demirtaş, -Hizbullah’ın televizyonu var El-Menar TV diye- halkların direnişi konusunda Hizbullah’ı tam anlamıyla desteklediğini söylüyor. Komünist örgüt yani Hizbullah. Ne yapsın? Korku dağları bekliyor. Hizbullah PKK’yı da destekliyor. Zaten iç içeler hep beraberler, orada ne kadar komünist örgüt varsa hepsini kendi bünyesine toplamış Hizbullah. Bir de utanmadan Hizbullah ismini takıyor. Hizbullah ile ne alakanız var sizin? Desene, komünist Arap teşkilatı de, Marksist insanlar topluluğu de, neyse artık kendi kafana göre. Niye Allah’ın adıyla milleti kandırıyorsun? Allah’a inanmadığın halde, Allah’a savaş açtığın halde. Ne kadar büyük terbiyesizlik bu. Bütün komünist örgütler içlerinde bu nasıl iştir?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yarın akşam yeni bir belgeselimiz yayınlanacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Adı ne?

KARTAL GÖKTAN: Yaşayan Fosiller. 4 Ağustos Salı akşamı saat 8’de.

ADNAN OKTAR: Güzel. Bir daha söyle.

KARTAL GÖKTAN: 4 Ağustos Salı akşamı saat 8’de yeni belgeselimiz Yaşayan Fosiller’i izleyebilirler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sone eriyor, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü