Harun Yahya

Sohbetler (5 Ağustos 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş buldum. Siz de hoş geldiniz. Bir şey söyleyin de muhabbet edelim hadi bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Türk Silahlı Kuvvetleri bugün açıklama yaparak PKK’ya karşı hava harekatında akıllı mühimmat kullanıldığını, teröristlerin hedeflerinin bu şekilde imha edildiğini söyledi. Akıllı mühimmat denilen silah çok amaçlı bomba olarak bilinen hedefin yerini lazerle tespit eden ve bombanın önündeki optik göz sayesinde yönlendirme yapabilen bir tür.

ADNAN OKTAR: İyi güzel de bak benim ordumuza saygım büyük inanıyorum da ama halktan birçok insan inanmıyor olabilir. Benim kanaatim tam. Bu, PKK’nın moralini yıkar, yayınlanırsa. İnsanların da, Türk milletinin de moralini yükseltir. Gece gündüz biz şehit cenazeleri görüyoruz ve şehit cenazelerinde ayım bayım olan insanlar, feryat eden insanlar görüyoruz. Halbuki bunu da devlet temin edebilir oraya giden subaylar, hoca efendiler o anneleri, babaları ikna edip yani şehitliğin bir şeref olduğunu onun sevincini göstermeleri gerektiğini, PKK’yı sevindirecek bir şey yapmanın yakışık almayacağını, onları kızdıracak bir üslup kullanmak gerektiğini, Kuran’a uygun olanın bu olduğunu tembihleyip gerekeni yapabilirler, yani bunu istiyoruz ikincisi de imha olan hedeflerin gösterilmesi halkta olumlu etki yapar. Adam ölüsü değil mesela bir köprüsü var adamın lojistik hizmet yapıyor yıkılmış veyahut adamların arabaları, kamyonları var falan mesela imha edilmiş. Bunlar olumlu etki yapar halkta. Eskiden PKK’lılar dizerlerdi sıra sıra ölülerini göstertirlerdi. Ben böyle bir şey olsun demiyorum zaten öldürmeye ben karşıyım. Kan; damla kan aksın istemem, kimsenin de canı yansın istemem. Ben fikirle, akılla halledilmesini isterim. Ama adamın mesela cephaneliği var orda adam yok sen cephaneliği havaya uçurmuşsun; bu bir başarıdır. Veyahut adamların lojistik kamyonları vardır mesela on beş, yirmi, otuz tane falan havaya uçurursun bir başarıdır bu ama mezbelelik gibi bunların pis pis barınakları oluyor. Bunu havaya uçursan ne olur uçurmasan ne olur? Başarı değildir bu. Genelkurmayımız çok aklı başındadır ben onlara güveniyorum ama yani halkın bir kısmının duygularını, düşüncelerini çok iyi hesap etmek lazım. Mesela “feryat koptu, ateş düştü, içimiz yandı” ya kardeşim sen PKK propagandası yapıyorsun farkına varmadan “yine yürekler dağlandı, feryatlar göklere yükseldi.” Bu nasıl bir konuşmadır? Senin amacın ne yani bununla neyi vurgulamak istiyorsun? Bir ara diyorlardı işte “annelerin yürekleri yanmasın.” Ee? “Anlaşalım PKK’yla” adamlar diyor ki “hadi anlaşalım” diyorlar. “Önce Öcalan’ı bırakın, Türkiye de ayırın Güneydoğu’sunu Öcalan’ı da cumhurbaşkanı olarak oraya gönderin, bize de para verin, Türkiye’nin bütçesi yarısını da verin. PKK askerlerini de silahlandırın.” Asker olarak onları düşünüyorlar “bu kadar teşekkür ederiz” diyorlar. “O zaman size saldırmayız” diyorlar. Bu, çok biçimsiz bir PKK propagandası olmuş oluyor ister istemez. İyi niyetli yapıyor olabilir fakat çok çok yanlış. Bunun düzeltilmesi lazım.

Mesela Tevbe Suresi 14’te Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınıyorum “Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler” topluluğunu bak “mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun. (Tevbe Suresi, 14) Demek ki Müslümanlar’da bir ferahlama oluyor. Sen o mevzileri tahrip edersen, köprüleri uçurursan, binalarını virane edersen olumlu etki yapar ama biz adam ölüsü istemiyoruz, bunu görmek istemiyoruz, olmasını da istemiyoruz. Ve diyor ki Cenab-ı Allah yine devamında Tevbe Suresi 15’te, 14’tü  okuduğum “Ve kalblerindeki öfkeyi gidersin.” yani kalplere şifa oluyor. Tek kelime resim yok, tek kelime izah yok olmaz öyle. Yani çaktırmadan şu mesaj verilmiş oluyor ve bilmeden “bakın işte görüyorsunuz gece gündüz şehit cenazeleri geliyor bağırıyorsunuz, feryat ediyorsunuz, üzülüyorsunuz çözüm, çözüm sürecini kabul etmek. Çözüm süreci de Abdullah Öcalan’ın bırakılması, komünist katillerin bırakılması, Güneydoğu’nun da PKK’ya teslim edilmesi. Bunu yapın işinize gücünüze bakın çocuğunuzu da evlendirin, oğlunuz okula gitsin okusun, rahat edin, işinize,  ticaretinize devam edin zengin de olursunuz” diyorlar. Bazı ahlaksızların da aklı yatıyor buna bazı haysiyetsizlerin “zengin olursunuz” deyince “ne iyi ya” diyor. Diyor ki bak “Güneydoğu’yu verirseniz çok zengin olursunuz” diyor yani bu kadar aşağılık, bu kadar haysiyetsiz  bir mantık olur mu? Bunu yapan kendini de satar, ailesini de satar her türlü ahlaksızlığı yapar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Ağrı’da şehit olan Kürt kardeşimizin, şehidimizin ağabeyinin konuşması vardı okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Ağrı’da şehit olan Kürt askerimiz Medet Mat’ın yapılan silahlı saldırıda kendisini feda ederek altmış askerimizin hayatını kurtardığı ortaya çıktı. Şehidimizin ağabeyi kardeşiyle şeref duyduklarını belirtip şunları söyledi; “Bu savaş Kürt-Türk savaşı değil Müslümanlar ile kafirlerin savaşıdır, biz bunun bilincindeyiz. Kardeşimiz Uhud’da Bedir’de  şehit düşenler gibi şehadete ermiştir. Biz sağ oldukça, Müslüman Kürtler sağ oldukça biz Kürtler’in maskesini takıp da “Kürt halkının hakkını savunuyorum” diyenler emellerine ulaşamayacaklar. İslam’ın son kalesi bizim kanımız, damarlarımızda olduğu müddetçe duracaktır. İslam’ın son kalesini muhafaza edeceğiz. Ben varım, kardeşim var, öbür kardeşim var. İnşaAllah ömür boyu neslimizle bu dava uğruna canlarımızı feda edeceğiz. Ne mutlu bize ki Efendimiz (s.a.v.)’in getirdiği dine şehit verdik,  bu vatana şehit verdik, bu vatan uğruna kanımız aktı. Buradan Cumhurbaşkanıma seslenmek istiyorum, kanımızın son damlasına kadar, bedenimizin son parçasına kadar savaşalım asla taviz vermeyelim. Bu son seçimde millet, siyasete girsinler kan dökülmesin diye oy verdiler. Ama onlar ne yaptı? Seçimi kazandıktan sonra, barajı aştıktan sonra yine kan aktı bunlara acımayacaksın” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: İşte benim Kürt kardeşim böyle yüksek seciyeli, haysiyetli, onuruna düşkün, dindar, samimi, asil, soylu, mükemmel insanlardır. Kürt’ün ne olduğunu millet görüyor işte insanlar. Üstünlüğünü, yüceliğini, kalitesini, klaslığını, vefasını, delikanlılığını, kabadayılığını. Helal olsun yiğidime çok güzel açıklama yapmış aferin maşaAllah. Mesela bak bu PKK’nın yüreğine ateş düşürecek bir açıklama ama öbür türlü tabutun üstünde fenalık geçirip bayılmalar falan. Tamam anne yüreği diyelim ama tamam da Allah’ın beğenmesi çok önemli yani. Ana yüreği; sen şefkatinden yapıyor olabilirsin ama o öyle anlaşılmaz ki sen onu ebedi kaybettiğin için üzülüyorsun diye anlarlar yani cennete gittiğine inandığını vurgulasan ve onun heyecandan kaynaklandığını söylesen  olur. İman heyecanından ağlayabilir bir insan coşabilir, şehit verdiği için coşabilir, ağlayabilir. Ama üzüntüden ağlıyor gibi görünüyor görüntü. Üzüntüden Allah’a isyandır bu ve bu PKK’nın, şeytanın ekmeğine yağ sürer. Şeytan böyle bir şeyde mesut olur, mutlu olur. Olmaz. Bak, şehit ailelerinden çok delikanlıca konuşanlar var. Hep kabadayı üslubu, delikanlı üslubu göreceğiz. Müslüman’ca. O nedir öyle? “Yürekler yandı” falan. Bir de malum gazeteler bunu yapıyor. Ne yüreğimiz yanacak? Şehitlikle iftihar ederiz biz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Financial Times’a konuşan Demirtaş, Erdoğan’ın korku yaşadığını ve Türkiye’yi savaşa sürüklediğini, PKK’nınsa kirli misillemelerde bulunduğunu söyledi. Ancak bu röportajın yayınlanmasından kısa süre sonra Demirtaş açıklama yaparak “PKK’nın kirli misilleme yaptığı” sözlerini geri aldı.

ADNAN OKTAR: İşte yazık bu çocuğa. Aslında bu çok iyi efendi bir çocuk. Yani sağlam bir Kürt delikanlısı. Ama PKK çok alçak, kahpe ve pislik. Bak, o çocuğa o sözünü geri aldırıyor alçaklar, haysiyetsiz herifler. Hâlbuki özgürce bunu diyebilmesi lazım. Ne var? Dese ne olur? Ahlaksız herifler. Niye o çocuğu mahcup ediyorsunuz, geri sözünü aldırıyorsunuz? Kaçıncı ahlaksızlıkları? Böyle şerefsiz, namussuz bunlar. Hâlbuki Kürt kardeşlerimiz çok onurludurlar. Delikanlı, kabadayıdırlar. Yani bir delikanlıya sözünü geri aldırmak ne demektir? Ne kadar ağır bir durum?  Haysiyetsiz herifler. Her gün onlara karşı nefret daha artıyor. Pislik heriflere. Karaktersiz herifler. Ne var çocuğun sözünde? Gayet güzel konuşmuş. Yok, bilmem ne Avrupa projesiymiş de. Kendi halinde mazlum bir Kürt delikanlısı bu Demirtaş Hoca. Sizin mantığınız ne? İşte zulüm olsun. Asma olsun. Kesme olsun. Bir tek kelimeye bile tahammülleri yok. Namussuz herifler. Bir de demokrasiden, bilmem neden bahsediyor PKK. Haysiyetsiz herifler. Ne var çocuğun o sözünde yani? Ne var? Gayet güzel söylemiş. O tek başına olsa mükemmel bir kişilik gösterir. Yani parti de mükemmel olur bence. HDP de mesela kadın haklarını savunan, modern, Said Nursi’ye sahip çıkan, sevgi dolu, barışı savunan, Türkiye’nin bölünmesine karşı çok şiddetli kararlı. Hiçbir şekilde istemeyen. İttihad-ı İslam’ı isteyen, modern İslam anlayışını isteyen bir partiye dönüşebilir. O zaman Türkiye’nin bir tanesi olurlar. Ama bu alçakların yüzünden ortalık birbirine giriyor. Olacak iş mi bu? Ahlaksız herifler. Sen ne diyorsun? Benim dindar, delikanlı, yiğit, Kürt kardeşime, “seni Stalinist yapacağım” diyorsun. Aptal adam. Onlar Berzenci’yi sever. Bediüzzaman’ı sever. Abdülkadir Geylani’yi sever. Stalin’i nasıl sevsin? Ahlaksız herif. O pis adamları niye getirirsin de bu mübarek insanların yüzüne getirir dayarsın bu adamları? Ne yapsın onlar Stalin’i, Mao’yu bilmem neyi falan? Sen ona Abdülkadir Geylani’den bahsedeceksin Kürt kardeşime. Bediüzzaman’dan bahsedeceksin. İçi açılır. Kalbi ferahlar. Stalin gibi bir mikrobu sen getirir, dayatırsan senin ahlaksızlığını fark eder. Ama gücü yetmediği için daha da içerler ve daha da nefret eder. Ve “lanet olsun” kabilinden seni kabul ediyor gibi görünüyor. Ahlaksız herifler. Böyle bir pislik dayanışması şeklinde PKK. O ondan korkuyor, o ondan korkuyor, o ondan korkuyor. Herkes birbirinden korkuyor. Bir canavar meydana geliyor sonunda. Mesela o PKK’lı kızların resmini gösterdiler bana. Kendi aralarında bir şeyler söylüyorlar marş, şarkı gibi. Yani suça bulaşmamışlar için söylüyorum. Çoluk çocuk normal genç kızlar, gariban genç kızlar. Ne işi var o çocukların orada dağın tepesinde? Onlar niye Stalinist olsun? Niye Stalinist olsun? Kürt kızı Stalinist olur mu? Onlar İmam-ı Rabbani, Abdülkadir Geylani, içi erir hoşuna gider. Namazını kılsın, efendi insan olsun. Çocuklara o dayatmayı yapıp, onları Stalinist ruhun içine, şeytani ruhun içine çekmeye çalışıyorlar. Genç kızın silahla, adam öldürmekle nasıl bir bağlantısı olabilir? Olacak iş mi şu? Ama tabii suça bulaşmış, cinayet işlemiş olanlar katildir. Yani onlara karşı bir hani affedici bir tavrım olmaz. Onlar gidip yatacak. Hele cinayet hiç kurtarırı yok. Müebbet hapis yatacak. Yani bunun düzeltmesi olmaz. Yani o çocukların durumu onlara da acıdım. Suç işlememiş olanları için söylüyorum. Oraya gitmişler. Esir konuma düşmüşler. Onların eline düşmüşler yani.

AYLİN KOCAMAN: Bir kısmı kaçırılıyor zaten.

ADNAN OKTAR: Yazık o çocuklara. Genç genç kızlar 18 yaşında, 19 yaşında. Dağın tepesinde ne işleri var onların orada? Bir de pis pis böyle kıllı kılçıklı leş gibi kokan, domuz gibi kokan pis PKK’lıların içinde mağaralarda. Genç kızın, çocuğun orada ne işi var? PKK ruhundan nefret eden genç kızlar onlar. Hiçbir şekilde. Ama hakikaten Kürt kardeşlerimizi derin devlet çok ezdi. Ama onu anlamadılar. Derin devlet seni niye ezsin? Bir düşünmüyor musun? Ayrıl diye eziyor. Ayrıl diye eziyor. Nefret et diye. Türkler’le, Çerkezler’le, Lazlar’la aranda muazzam bir zıtlaşma olsun diye sana yapıyor bunu. Bir oyun bu. Bu oyuna niye geliyorsun? Nefret etmediğin için senden nefret etti derin devlet. Ama nefreti sağladıktan sonra da yakanı bıraktı. Lağvetti kendini sonra. Gereken nefreti sağladıktan sonra lağvetti. O nefret bir oyuna gelme. O oyuna gelme. Ve inanma ona. Kürt delikanlıdır, yiğittir ve dindardır.  Güzel huyludur. Ama gelenekçi anlamda dindar değildir Kürt. Modern dindardır. Mesela kadınlı, erkekli halay çekiyor ama namazını da kılar. Orucunu da tutar. Ama hep beraber lorke de oynarlar kadınlı erkekli. Birbirinin haysiyetine, şerefine, namusuna da çok titizdirler Kürtler. Yani çok anormal bir durumdur aksi. Çok özen gösterirler. Mesela apar, topar Brüksel’e çağırmışlar Demirtaş’ı. PKK’nın Avrupa yöneticileri herhalde oraya çağırdılar. Yazık günah değil mi bu çocuğa? Ve bunun çevresindeki insanlara yazık günah değil mi? O bir köfte var göğsünü gere gere gezen yanında onun bir kız var. Partinin bir şeyi o. Başkanlarından mı? Figen Yüksekdağ herhalde.

KARTAL GÖKTAN: Figen Yüksekdağ Eş başkan.

ADNAN OKTAR: Eş başkanı. Göğsünü gere gere hoplayarak gidiyor. Yani ben onun da öyle olduğunu zannediyorum. Çok canlarını yaktılar. O öfkeden dolayı bu hale geldiler. Yani canlarının niye yandığından da haberleri yok. Adamlar zaten ayrılın diye canınızı yakıyor sizin. Orada uyansana ona. Özetle her şey düzelecek. Mesela geçenlerde Abdullah Öcalan’ın bir sözü var gibi şey yaptılar. İşte “o bir Avrupa projesidir.” Bilmem ne. Ne proje olacak? Ne kadar çirkin bir söz. Gariban çocuğun teki yani? Mazlum bir Kürt delikanlısı. Nereden proje oluyor yani? Ne zoru? Projenin içine niye girsin? Niye başını belaya soksun? Zaten PKK belası başına yetiyor çocuğun bir de bir projenin içine daha mı girecek? Ne zoruna yani? Ne kazanacak o projeden? El kadar çocukları var. Gencecik hanımı var. Niye başını belaya soksun? Çok çirkin, gıcık laflar bunlar. İlletlik laflar. Böyle bir şey yok.

PYD, Suriye’yi Kuzey Kore ekibi yaptı. Barzani tarafı olan Rudaw isimli medyayı yasakladılar. Sadece kendi düşüncelerini kabul ediyorlar. Bak, Selahattin Demirtaş bir kelime söylüyor, çocuğu hemen çağırıyorlar. Ama bir ihtimal de Kürt kardeşlerimizin onu hakikaten sevmesinden de çekiniyor da olabilirler. Aslında devlet o delikanlıyı korusun gizlice. Demirtaş’ı, Selahattin’i. Yani hem MİT koruyabilir. Hem de siyasi şube sezdirmeden koruyabilirler. Nice Kürt delikanlılar var böyle yiğit, bilinmeyen. Onlardan böyle gizli bir yapılanma oluşturup MİT koruyabilir.

Öcalan’ın kendisi proje zaten. Proje proje üretiyor. Projeden proje çıkıyor. Kendisi proje zaten. O PKK’ya şiddeti öğreten kendisi. Şimdi de iyilik prensesi havasında böyle. Yahut prensi mi diyelim? Öyle bir havada çıkıyor yani. Onu da zorla söyletmişlerdir. Ben Abdullah Öcalan’ın kendi söylediğini zannetmiyorum. “Proje” diye söz var ya. Ona da söyletmişlerdir onu. Garip olaylar dönüyor. Anlayamadığımız olaylar dönüyor yani.

Suç işlememiş, zorla götürülmüş bütün PKK’lılara karşı şefkat ve sevgim var. Suç işlememiş ve zorla götürülmüş bütün PKK’lılara, onlara karşı derin bir sevgim var. Gelsinler buraya. Ben ağırlayayım onları konuşalım. Hiç kimse de bir şey yapamaz. Söyleyeyim yani, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, siz Öcalan’a dahi kitap gönderdiniz. Onun da imana gelmesi için çaba harcadınız. “Firavun’a bile tebliğ yapılıyor” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Öcalan, muhtemelen pişman da olmuş olabilir. Ama “Ben pişman oldum. Hadi dışarı” böyle bir şey olmaz. O günahın cürümünü çekecek. Yani bir tane iki tane değil, on binlerce insan şehit oldu. Gece gündüz alnı secdede olsun. Tövbe etsin.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, PKK’dan ayrılan kadın militanlarla yapılan bir röportaj vardı. Genel olarak hep şunu söylüyorlar. Feodal yapıdan dolayı bölgedeki kadınların ezilmesinden dolayı bir kurtuluş olarak bir kısmının bu yolu seçtiğini fakat sonradan Stalinist olduklarını öğrendiklerini ama PKK içindeki infazlar yüzünden de ayrılamadıklarını anlatıyorlar bir kısmının.

ADNAN OKTAR: Kız çocuğu nasıl gitsin oradan? Gencecik kızlar dolu. Yazık çocuklara, çok acıdım. Oradan hadi iki kız anlaştılar. Çıktılar diyelim. On dakika sonra vururlar. Telsizle haber verirler. “Bu iki kişi kaçmış. Şu istikamete doğru gidiyor” dedin mi kaç yerde barajları var adamların. Adam barajı var. Bir yerde yakalarlar. Yani kurtulmaları içlin devletin yardımcı olması lazım.

AYLİN KOCAMAN: Vahşi yöntemlerle.

ADNAN OKTAR: Tabii, oraya gideceksin. Komando oraya gidecek “kurtulmak isteyen, kaçmak isteyen kim varsa gelsin buraya” dersin. Alır götürürsün.

Nisa Suresi, 90, “Ancak sizinle aralarında” diyor bak, Cenab-ı Allah. “andlaşma bulunan bir kavme sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.” Artık ehle eman oluyorlar inşaAllah. Çünkü suç işlememiş, zorla oraya götürülmüş, belli. Kaçmak, kurtulmak istiyorsa, devletin yardımcı olması lazım. Mesela bir bordo bereli ekibin kırk kişilik falan mesela sızabilirler oraya. Kızlara teklif edip “istiyorsan sizi kurtaralım” diyebilirler. Hava destekli, helikopter destekli hepsini kaçırıp kurtarabilirler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir video vardı Adnan Bey. Gösterebilirsek. PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H Mardin’in Nusaybin ilçesinde sokaklara hendek kazıp barikatlar kurdu. Cadde ve sokaklara giriş kapatıldı. YDG-H’liler birçok cadde ve sokaklara hendekler kazıp, taşlarla barikatlar kurarak polislerin girişini engellemek için kapattılar. Sık sık yasa dışı gösterilerin yapıldığı mahalleye kazılan hendekler ve kurulan barikatlar nedeniyle araçlar giremiyor.

ADNAN OKTAR: Araç değil ki oradan yani, oradan geçecek askeri araçlar var. Oradan jeepli arabayla falan geçmeyeceksin tabii ki. Gelişmiş, oradan geçebilecek birçok araç var.

Mirsat Geverok, “Kürdistan coğrafyasının yüzde doksan dokuzu Müslüman, hepsi de PKK sempatizanı.” Ama işte dehşet ve silahla elde ettiler. Sempati değil ki o; korku. Bak, dindar bir topluluğu sen zorla Stalinist yapmaya çalışıyorsun. Kardeşim hepsi dindar. Sen dindar, Allah’a inanan, Peygamber (s.a.v.)’i seven bir topluluğu Stalinist yapmaya kalkarsan ona zorla zehir içiriyorsun. Onun mutluluğunu bozuyorsun. Dindar bir insanı Stalinist yapmaya kalkmak ne demek? Bir de öyle aptalca bir çizgiden girdi ki PKK. Hayır, mesela farz edelim böyle tabii istenmez ama. Mesela Hizbullah tarzı bir mantıkta girseler yine bir derece zemin bulabilirdi. Yani dindar oldukları için. Tabii yanlış zihniyetleri birçoğunun ayrı mesele de. Ama sen dindar bir toplumun içinde ahmakça Stalinizm’i yaymaya çalışıyorsun. Bu kadar aptallık olur mu? Bu kadar azılı aptallık olur mu? Bünye bunu kabul etmiyor tabii. O zaman silahla, korkuyla kabul ettirmeye çalışıyorlar. Sen silahla korkuyla kabul ettirmeye kalkarsan daha da nefret ederler senden. Pislik herifler. Orada övüneceğiniz hiçbir şey yok. Bu arkadaş için söylemiyorum. PKK için söylüyorum.

Zübeyir Bekoğlu, “IŞİD sizi seviyor galiba” diyor. Ben bütün Müslümanlar’ı severim. Beni sevmese de severim. Ama hatası varsa da uyarırım. Anlatırım. O ayrı mesele. Ben Taliban’a da sevgi duyuyorum ama yanlış yönlerini eleştiriyorum. Bir Müslüman olarak tabii ki sevgi duyarım. El Kaide’ye de bir Müslüman olarak sevgi duyarım. Ama dehşet unsuru, işte bombalama, adamları havaya uçurma falan. Bunlar haram olan fillerdir. Bunları yaparsa cinayet hükmündedir. Günaha girer. Ama ben toptan bir Müslüman topluluğunu gözden çıkartmam. Ne tür harama girilse girilsin her halükarda Müslüman’dır. Biz Müslümanlar’ı sevmekle mükellefiz. Yanlışlık yapabilir. Hata yapabilir. O hatasını düzeltiriz, konuşuruz, anlatırız. Hata da yapıyorlar zaten ve düzelecekler de. Hz. Mehdi (a.s)’ın devreye girmesiyle düzelecekler. El Kaide de, Taliban da, IŞİD de, El Nusra da, hepsi Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanıp, gayet güzel nur gibi tertemiz Müslüman olacaklar. Biraz beklerlerse görürler. Ben bir şey söylüyorsam doğru söylerim. Ama şu an yanlış yoldalar. Yanlış yolda oldukları için de tabii ki beğenmiyoruz o yanlış yönlerini.

“İsrail’in ne olduğunu herkes biliyor. Sonuçta karaya ak denmez. Benim merak ettiğim Adnan Oktar normalde ırk ayrımı yapmaz.” Doğru. “Tabii herkesi eşit sever ama kötüye de kötü der. PKK’ya hak ettiklerini söylemesi gibi aynı tepkiyi de İsrail’e sunması olmadı. Ona kızıyorum ben” diyor. Recep Çittay. Garanti Karadenizli. Çok sevimli bir tip yani. İsrail’in hainine ben “hain” derim. Zalimine de “zalim” derim ve eleştiririm. Yani her zaman da bu böyle oluyor. Aksi olmaz. Ama ben İsrail’in dindarına laf söyletmem. İsrail’in masumuna laf söyletmem tabii ki korur kollarım.

“Canım Hocam dün sizin anlattıklarınızdan sonra bugün hem internet hem televizyonda haberlere baktım, PKK’yla ilgili hiç haber yok” diyor. Doğru ama Türk askerinin vurulması, asılması, kesilmesi gibi gösterilen olaylar PKK tarafından her yerde anlatılıyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Örgütten kaçmak isteyen beş kızın fotoğrafı vardı Adnan Bey gösterebilirsek.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Avareş kod adlı Mustafa Karasu’nun sorumlu olduğu Zergele Kampı’nda öldürülmüştü bu beş kız.

ADNAN OKTAR: Yazık günah değil mi bu çocuklara? Ahlaksız alçak herifler, zorla ahlaksızlık yapıyorlar eşek herifler. Genç kız hep Allah, din, iman diye yetiştiriyor sen oraya götürmüşsün zorla Stalinist yapmaya çalışıyorsun katil yapmaya çalışıyorsun genç kızları. Çocuklarda kaçmaya kalkınca çekip vuruyorsun. Ne büyük kahpelik ahlaksızlık. Bırak ne yapıyorsa yapsınlar istemiyorsa gitsin. Öyle zorla olur mu böyle şeyler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir şehit annesinin şehidimizin cenazesinde ağlamaması üzerine Akşam Gazetesi yazarı Kurtuluş Tayiz şu yorumu yaptı: “Bir şehit annesi ağlamamak için niye inat eder? Genç yaşta oğlunu toprağa vermenin acısına nasıl direnir? Gözyaşlarına nasıl hâkim olur? PKK saldırısında şehit düşen asker annelerinin tepkilerini doğru çözümleyemezsek içine yuvarlandığımız bu kanlı sarmalı anlamamız da mümkün olmaz.”

ADNAN OKTAR: Yani? Neymiş? Açıklama yok.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Ağlamalarını istiyor herhalde.

ADNAN OKTAR: Kurtuluş Tayiz nedir bu böyle? Ortada bırakıyorsun, o anneyi tebrik etsene. Delikanlıca, yiğitçe Osmanlı’da da, Selçuklular’da da olan Oğuzlar’dan gelen delikanlı ruh bu. Yani bizde ağlama olmaz. Biz Çanakkale’de ağlamadık, Dumlupınar’da ağlamadık, Malazgirt’te ağlamadık. Biz niye ağlayalım? Şehitliği bu kadar isteyen bir topluluk olarak, bir millet olarak şeref bilen bir millet olarak niçin ağlayalım? Bilgisizlikten ağlanır, belki heyecandan ağlıyordur ama çoğunluğu bilgisizlik.

BÜLENT SEZGİN: Allah Kuran’da güzellik olarak bahsediyor şehitlikten.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

AYLİN KOCAMAN: “Sevinç içindedirler” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, Allah Kendine ait bir varlık, istediğinde yaşatır, istediğinde Kendi katına alır. Ne demek ağlamak? Yani ağlayan sanki sahibi gibi hareket ediyor.Sahibi Allah istediğini yapar sahibi.

Bir Ak Partili Milletvekili, “Dikkat edin IŞİD’le ilgili yorumlarınız başınıza dert açmasın.” Yo. Bütün Müslümanlar’ı seviyorum Taliban’daki Müslümanlar’ı da seviyorum, Nusra’dakileri de seviyorum IŞİD’dekileri de seviyorum, hepsini mümin olarak seviyorum. Cinayetlerine karşıyım, dehşetine karşıyım, şiddetine karşıyım. Müslüman olarak niye sevmeyeyim ben? Müslüman hırsızlık yapar cezası neyse alır ama Müslüman’dır. Cinayet de işlese yine Müslüman’dır Müslümanlıktan çıkmaz. Allah günaha gireni aforoz edin nefret edin demiyor, düzelmesi için gayret ederiz yanlışlığını düzeltiriz. Zaten İmam Mehdi (as)’la düzelecek inşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Zaten hep söylediğiniz bir şey ,ellerindeki kaynaklara göre hareket ediyorlar ona karşı bir çalışma olması lazım.

ADNAN OKTAR: Bir rivayet buldum yeni Mehdi (as)’la ilgili. Yalnız bunu nasıl söyleyeceğiz bilmiyorum. Diyor ki: “Mehdi, ona Mehdilik iddia edildiğinde “ben ancak onun yardımcısıyım” der” diyor şimdi çık işin içinden çıkabilirsen. Ben gece gündüz “yardımcısıyım” diyorum. Nasıl olacak şimdi? Deriz canım niye demeyelim? Herkes diyor ben de derim siz de dersiniz. ““Mehdi” diyor “Mehdiliği kabul etmez  “Ben ancak Mehdi (a.s)’in yardımcısıyım” der” diyor hadis. Bir başka rivayette de “tamamen reddeder” diyor bu rivayette de ““ben ancak yardımcısıyım” der” diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hatay’da Özel Harekat Timleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada bir terörist öldürüldü.

ADNAN OKTAR: Biz kimsenin ölmesini istemeyiz. Ben bir terörist ölsün falan istemem ama bütün kaynakları kurutulsun, yolları köprüleri havaya uçurulsun, yerle bir edilsin. Kan akmasını istemem, ki teslim olmalarını kolaylaştıralım. Mesela mühimmat depolarını havaya uçurmak, azgınlık yapamaz o zaman. Mecbursun başka çare yok.

TSK dün konuşmamızdan sonra açıklama yapmış, 629.593 kişiymiş 2015 yılındaki asker sayısı. Seferberlik durumunda ise ordu açıklama yaptı: Seferberlik durumunda 48 saat içinde iki milyon kişiyi toplayabiliyormuşuz, iki milyon asker çakı gibi. 48 saatte. Dünyanın en büyük ordusu. 72 saat içinde üç milyon askeri personeli varmış ordunun. Üç milyon kişi; hadi on bin kişi olduğunu düşünelim PKK’nın hallaç pamuğu gibi atar.

Mehdi (a.s)’a “gel sana biat edelim” dedikleri vakit “yazıklar size ne kadar söz bozdunuz, ne kadar kan döktünüz der” diyor. Demek ki terörist Müslümanlar da onun yanına yaklaşacaklar, terörist dediğim kan dökenler. Bak “ne kadar kan döktünüz” diye eleştiriyor ama “siz Müslüman değilsiniz” demiyor Mehdi (a.s), biz de talebesiyiz öncüsüyüz tabi iki diyeceğiz. Yardımcısıyım demeyeceğim çünkü hadise göre direkt Mehdi (a.s) alameti oluyor. “O yerde ve gökte de Mehdi (a.s)’dir” diyor hadiste ve istemediği halde biatlarını kabul eder. Kimin? Bak terörist Müslümanlar’ın biatını kabul ediyor. Bak “kan döktünüz” diyor “zulüm yaptınız” diyor “Müslüman değilsiniz” demiyor ama biat etmek istediklerinde biatlarını kabul ediyor. Çünkü doğru yola kavuşturuyor. Terörden şiddetten onları arındırıyor. Adama sen terörist, şiddet yapıyorsun diyeceksin düşman olacaksın ömür boyu görüşmeyeceksin öyle bir şey yok. Müslüman Müslüman’ı kurtarmakla mükelleftir. Terörist diye bir kenara atamazsın, şiddet uyguluyor diye bir kenara atamazsın. O nur gibi Müslüman’dır, normal Müslüman’dır, hatalıdır yanlıştır onu düzeltirsin. Hatasını düzeltirsin. O yanlış yönlerini düzeltirsin. PKK’lı dır mesela insan olmaktan çıkmaz insandır o, yanlış yönünü düzeltirsen normal vatandaşın  olur. Hatasını düzeltirsen ama suçu varsa gider hapis yatar o ayrı mesele. Diğer terörist de Müslüman terörist de o da hapis yatar yani suçunun karşılığı olarak.

5800 hava saldırısı yapılmış IŞİD’e. IŞİD’de hiç bir kayıp yok şu ana kadar. Hep sivil halktan kayıp var. Belli ki Allah özel yaratmış IŞİD’i, belli ki hadislerde belirtilen olay. Demek ki pergel bir kaç kere dönmüş, demek ki kader değiştirilemiyor. IŞİD’e 3.5 milyar harcamışlar IŞİD’le mücadeleye şu ana kadar dış ülkeler düşünün.

Gaziantep’ten yazmış kardeşimiz, “Yaptığınız analizler Türk milletinin bekası için önem teşkil eden analiz ve sonuçlar çok önemli” diyor. MaşaAllah.

17-35 yaş grubu Güneydoğu’daki çocuklar gençler zor iletişim kurulacak bir kişilik geliştirmişler büyük bir bölümü. Tabii şefkatle sevgiyle yaklaşılırsa hallolur ama bilmiş üst perdeden yaklaşırsan olmaz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Duran Kalkan halka direniş çağrısında da bulundu. Şöyle diyor; “Kendini tutuklamaya gelen polise karşı herkes direnmelidir. Hiç kimseyi tutuklatmamak gerekiyor. Kendi mahallesini, kendi köyünü, kasabasını herkes savunmalıdır. Her köy, her mahalle, kasaba ve şehir siyasi irade beyanında bulunmalıdır. Ben merkezden Ankara’dan dayatılan her şeyi yapmak zorunda değilim. Ben atanmış vali ve kaymakamla yönetilmek istemiyorum. Kendi yönetimimi kendim seçeceğim demelidir” diye konuşmuş.

ADNAN OKTAR: Kürt asil bir insandır. Genelkurmay Başkanı olsun, Başbakan olsun, Cumhurbaşkanı olsun iftihar ederiz. Ama sen Stalinist ve komünist olmasını istiyorsun. Sanki biz bir Kürt vatandaşımızın bir yere atanmasına karşıymışız gibi bir üslup kullanıyor. Alakası yok. Stalinist, komünist olursa, Allahsız, Kitapsız terörist olursa oradaki dindar halkın canı yanar. Bundan huzursuz olur. Adamlara anlatamıyoruz. Ama dindar muttaki bir insansa halk iftihar eder zaten. Çok hoşuna gider. Ben niye Barzani’ye bir şey demiyorum? Niye seviyorum? Niye destekliyorum? Dindar çok güzel ahlaklı, efendi, saygılı, hürmetli, nezaketli. Tamam gelsin bir yerde görev alsın iftihar ederim. Ama sen Allahsız, Kitapsız, Stalinist olup millete de saldırganlığı tavsiye edersen, böyle bir adamı da başımıza getirmeye kalkarsan kolunu bacağını kanunla hukukla kırarız. Müsaade etmeyiz.

AYLİN KOCAMAN: Bugün Adnan Bey Burhan Kuzu Hocamız bir kanaldaydı şey söyledi. “Çözüm süreci adı altında PKK sokaklarımıza indi” dedi. Hükümet de çözüm devam etsin diye biraz buna izin verdi dedi. “Benim kanaatim burada sorun oldu” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak Hocamız açılmış. Aylardan beri anlattıklarımız şifa olmuş. Bayağı sevimli bir tip o maşaAllah.

Evet, birileri bir şeyler söylesin.

BÜLENT SEZGİN: Arap Birliği Genel Sekreteri Türkiye’nin PKK kamplarına yönelik devam eden hava saldırılarını kınadı. Irak’ın toprak bütünlüğünü ihlal eden bir operasyon olduğunu öne sürdü. Katar ise Birliğin yaptığı açıklamaya şerh koyduğunu belirtti.

ADNAN OKTAR: Adam PKK sempatizanı herhalde. Bak nerelere böyle cins tipler sızmış veyahut korkudan. PKK tehdit etmiş olabilir. Cins derken çeşit çeşit insanlar var yani.

AYLİN KOCAMAN: Irak da çok umurlarındaymış gibi hiç ilgilenmiyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Irak yerle bir olmuş adamlar kendi aleminde.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bu kararın alınmasında, o birliğin kararında Sisi’nin etkisi olduğu yazıldı.

ADNAN OKTAR: O da Türkiye’den nefret etti. Nedeni Tayyip Erdoğan’ı halife gibi göstermeleri. Büyük uçsuz bucaksız büyük, dünyanın en büyük insanı gibi göstermeleri. İllet oldu adamlar, hepsi düşman oldular. Çok büyük bir hata bu. Böyle ite kalka lider yapılmaz bir insan. İnsanlar doğal olarak sever. Mütevazi hali iyiydi Tayyip Hoca’nın kendi üslubu iyiydi. Etrafındakiler şişire şişire patlattılar. Yıktılar ortalığı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ağrı’da toprağa verilen bir YPG’linin cenazesinde konuşan Sırrı Sakık şunları söyledi; “İster gerilla olsun, ister polis olsun, ister asker olsun, ister sivil olsun artık ölüm haberleri yüreğimizi dağlar. Biz acının arasına ayrım koymayız. Ben buradan Türkiye Cumhuriyeti hükümetine sesleniyorum ellerinizi çekin tetiklerden. PKK’ya sesleniyorum bize yeni alanlar açın. Ölümden iyi hayatlar doğurmayın bize. Bu topraklar ölüme ve kana doydu. Bakın biz her gün ölümle karşılaşıyoruz. Bu topraklarda ölüm korkusu var. Gittiğimiz her yerde kan var, kan kokusu var. Artık bıktık kan ve ölüm görmek istemiyoruz. Müzakere silahların susmasıdır biz bu topraklarda barışın hayat bulmasını istiyoruz. Ey Araplar, ey Farslar, ey Türkler siz bizden ne istiyorsunuz? Sizi yaratan Allah bizi de yarattı. Bu ülke hepimize yeter kardeş kardeşe yaşamak hepimizin dileğidir.” Ayrıca Kürtçe olarak da şunları söylemiş; “Allahu Teala bu ateşe bir su döksün, Rabbim barışı nasip etsin. Rabbim bu aileye sabır versin.”

ADNAN OKTAR: Güzel hoş da adam Stalinist bir sistem kurmak istiyor Türkiye’de, Allahsız, Kitapsız. Bu bizi rahatsız eder. Stalinist bir yönetim sürekli Allahsız, Kitapsız bir üslup, Allah’a dine saldıran bir üslup, terörist kan dökücü, dehşet saçan, hürriyeti ortadan kaldırmış bir komünist diktatörlük bizi rahatsız eder. Ölümüne müsaade etmeyiz. O zaman ölümü isteriz biz. Şehitliği isteriz biz. Öyle bir hayattansa şehit olmayı isteriz. Ona başka türlü yol bulamazlar. Bu vatan komünist, Stalinist, Allahsız, Kitapsızların eline geçecekse biz şehitliği isteriz o zaman. O zaman diyor ya şair “ölüm nereden gelirse gelsin” diyor. PKK’dan gelir bir başka şeyden gelir. Hepsi Allah’tan gelir. Şehitliği kabul ederiz. Bu vatana komünist, Allahsız, Kitapsız bir sistemi getirttirmeyeceğiz ve böldürmeyeceğiz. Ama bunun dışında ben Kürt kardeşlerimin hizmetçisiyim, kölesiyim, başımın tacı hepsi. Ben huzurlu yaşamalarını istiyorum böldürtmeyiz vatanı bunu unutacaklar.

Arap Emiri eski komünistlerin elinde, Baascıların elinde. Mesela Suriye’de, Doğu Türkistan’da kan oluk oluk akıyor, gıkları çıkmıyor. Göbeklerini kaşıyorlar. Ama Türkiye bir operasyon yapıyor işte yol yıkıyor, köprü yıkıyor PKK’ya zarar vermek için, yeri göğü birbirine katıyorlar. Bu komünist sistemin İslam ülkelerine oturtturma projesinin çirkin bir yansıması.

AYLİN KOCAMAN: Yemen’de günde yüz sivil falan ölüyor, hepsi bu bombardımanlardan.

ADNAN OKTAR: Tabii. Umurlarında bile değil ahlaksız heriflerin, bir kısmı için söylüyorum.

PKK haftalardan beri halkı ayaklanmaya çağırıyor. Halk bunlarla muhatap bile olmuyor. Bunlar acayip şişti, adam yerine konmadıklarını gördüğü için. Pis herifler siz kimsiniz? Kürt kardeşlerimiz asil, yiğit ve süper delikanlıdır hepsi.

Birisi bir şey söylerse devam edebiliriz.

KARTAL GÖKTAN: Bu “sınırdaki askerimizi de IŞİD öldürmedi, MİT öldürdü” diyor Duran Kalkan. “AK Parti IŞİD’e operasyon yapmıyor bir tane bile öldürdükleri IŞİD’li yok. Varsa göstersinler” demiş.

ADNAN OKTAR: Keşke öyle olsa. Öyle olması lazım, haram olur yoksa. MİT, IŞİD’liyi öldürecek. MİT öyle pis işe girmez. MİT’in yapacağı iş değil o. Araştırsınlar ayrı mesele ama MİT’in yapacağı iş değil. Bayağı dindar MİT elemanları, Allah’tan çok korkan adamlar. Deli mi adam niye öyle bir şey yapsın? Nasıl açıklayacak onu ahirette? Böyle bir şey olmaz hiç inandırıcı değil. “IŞİD’linin şehit ettiği Türk askeri.” O daha da rezalet bir ifade. Türk askerini MİT şehit eder mi? Aklını atar öyle bir şeyde MİT elemanı. Olacak iş değil. Öyle bir konu yok. PKK’lı bir it kopuk, onlar çünkü uzun menzilli silahlarla ateş edip askerleri şehit etme konusunda uzman onlar. Böyle dürbünlü karabinayla birçok askerimizi şehit ettiler. O olaylardan bir tanesi o. Bir PKK’lı benim anladığım Türk askerini vurmuş, onlar da IŞİD’li yaptığını zannedip ona ateş etmiş olabilirler. Öyle olmuş olay.

Evet,  dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri merkezi istihbarat teşkilatı CIA eski Başkanı General David Petraeus “Kürtler’in dağlar dışında da dostları olduğunu belirtti. General Jim Jones’sa Amerika hava ve deniz kuvvetleri askerlerinin Kürtler’i hiç unutmadığını söyledi. General Jones Kürtler’in en iyi dostları olduğunu bildiklerini ifade ederek “ilk gün hissettiğimiz gibi şimdi de o dostluğu hissediyoruz” dedi.  

ADNAN OKTAR: Herhalde onunla bir hukukları olmuş bunların. O PKK’lılarla bir şekilde bir şeyler olmuş aklında pis bir hatıra kalmış. Yani çok çirkin ifadeleri. Katilleri övmeleri tam anlamıyla ahlaksızlık. Bir insan katili övüyorsa ahlaksızlık yapıyordur. Terbiyesizlik yapıyordur. Katil övülür mü? On binlerce askeri şehit etmiş katilleri sen övüyorsun. Bir de Amerika teröre karşı diyorsun. Teröristi övüp baş tacı ediyorsun. Birçoğu da sapık oluyor bunların. Sapık bağlantıları oluyor o yüzden böyle bir destek sağlıyor. Bunun böyle bir üslubu kullanmasına Amerikan devletinin ses çıkartmaması da çok anormal. Bu çok büyük bir suçtur. Terör örgütünü, teröristi desteklemek. İstisnasız destekliyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz basını Amerika ile Türkiye’nin anlaştığını Fırat’ın batısında kalan bölgenin tamamen Türkiye’ye verileceğini iddia etti. Amerika’nın YPG içinde savaşan ajanlarını bölgeden çekmeye başladığını YPG’nin de bölgedeki etkinliğinin sona ereceğini, Halep koridoru olarak adlandırılan Fırat’ın batısındaki güvenli bölge içindeki IŞİD unsurlarının ise neredeyse tamamen temizlendiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Temizlenmeye gerek yok. IŞİD zaten anlayışsız adamlar değil onlar. Çekilirler meraklısı da değiller. Adam ne yapacak orada? Orada PKK’lı kalmayınca Müslümanlar rahat yaşıyorsa adamın alıp veremediği olmaz. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bu bölgeye Türkiye’nin yerleştirileceği iddia edildi. Buna göre Hatay’ın güneyinden Lazkiye’ye kadar olan alan Türk vilayeti olacak.

ADNAN OKTAR: Yani yakışır güzel olur ama bakalım yapabilirlerse çok iyi.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Son günlerde artan terör saldırıları karşısında başlatılan operasyonlara değinen AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin “bu süreçte PKK’nın sonu gelene kadar dağdaki teröre bulaşanların nesilleri tükenene kadar mücadele devam edecek” dedi.

ADNAN OKTAR: Hele şükür yeni uyanmışlar. Bazıları, bazı kişiler. Bir de ben onlara dedim “çekilin, kaçın hepinizi doğrayacaklar, biçecekler “dedim söz dinlemiyorlar. Bizim istediğimiz asıl o bölgeden tamamen çekilmeleri. Biz kimsenin ölmesini, asılmasını, kesilmesini, bombalanmasını istemeyiz.

Zil çok eski bir çalgı Tevrat’ta da geçiyor. “Büyük bir coşkuyla oynuyordu” diyor Tevrat’ta. Hz. Davut (a.s) herkesin önünde en önde oynayarak ilerliyordu” diyor. Hanımı böyle asilzade aileden gelen bir kişi o biraz ağır yapıyor onu mahcup etmeye çalışıyor. O da onun inadına inadına daha da iyi oynuyor. Hz. Davut (a.s)’a diyor ki “sana yakışıyor mu neden böyle şeyler yapıyorsun?” “O da daha gayretli oynamaya başladı” diyor “daha coşkulu oynamaya başladı” diyor. Ve “oynayarak ilerliyordu” diyor sabit de durmuyor.

KARTAL GÖKTAN: PKK’nın önemli isimlerinden gelen çözüm süreci bitmiştir şeklindeki açıklamaların ardından terör örgütünün askeri kanadının iletişime geçtiği bölge komutanları ve sorumlularına serbest hareket talimatı verdiği tespit edildi. Bu kapsamda örgütün askeri kanadının bölge komutanlarına “serbest hareket edin, koşullar oluştuğunda eylem yapın” talimatını ilettiği istihbarat birimlerinde takip edilen örgüt içi iletişime yansıdı. Bu doğrultuda örgüt yönetiminin ya da askeri kanat yönetiminin gerçekleştirilen her bir eylem için ayrı ayrı talimat vermediği ve eylemlerin bölgedeki PKK unsurlarınca anlık spontane şeklinde gerçekleştiği değerlendirildi. 

ADNAN OKTAR: Elinize geçen her fırsatta saldırın, pislik yapın dedilerse spontane edebiyatını bıraksınlar o genel hücum emri verildiyse her yerde saldırır adamlar. Olay bu, lafı lastiklendirmelerine gerek yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İncirlik anlaşması sonrası Amerikan medyasının ortak görüşü “PKK ve IŞİD’e büyük operasyonlar yapılacak. Esad’ın gitmesi için artık Washington daha aktif rol alacak. Bölgenin geleceği ve yeni haritalar Erdoğan-Obama görüşmesinde planlanacak” yorumu yaptı.

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Konuyla ilgili İngiliz medyası da “Geçen haftaki İncirlik anlaşmasının ardından yeni adımlar atıldı. Türkiye’nin DEAŞ ve PKK’ya büyük operasyonları bölgede yeni bir havaya yol açtı. Bu işler nihayete erdiğinde Türkiye-Suriye sınırını Fırat nehrinin batısında kalan kesimi Türkiye’nin olacak” dendi.

ADNAN OKTAR: Yakışanı odur. Normalde o bölgenin boydan boya Türkiye’ye ait olması lazım ki huzur içinde oradaki vatandaşlarımız, kardeşlerimiz yaşasınlar. Türkiye çok adil davranır çünkü. Öbür türlü denge bozuluyor görüyorlar. Huzur istikrar için Türkiye’nin kontrolünde olan bölge olması en akılcı hareket. En makulü o.

Şehide ağlıyormuş. Harama girersin. Övüneceğin bir şey değil ki bu. Neye göre ağlıyorsun sen? Dine göre ağlıyorsan Allah’a isyan etmiş oluyorsun. Başka nedir kafan, mantığın nedir? Allah korkusundan ağlıyorsan güzel. Ama şehide ağlıyorum diyorsun. Şehidin kemikleri sızlar denir yani tabii ki öyle bir şey olmaz da şehit neşe sevinç içindedir. Ama şehit seni protesto eder. O tavrından çok rahatsız olur şehit. Ahirette git bir sor “sen niçin ağladın?” derse şehit “sen ne yaptın?” Der. “Çok yanlış hareket ettin” der. “Senin beni tebrik etmen gerekiyordu” der. “İftihar etmen gerekiyordu” der.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: “arkalarından geleceklere müjdelemek isterler” diyor Allah ayette.

ADNAN OKTAR: Tabii.

“Eşref Bitlis, Turgut Özal neden öldürüldü? Bunlar Kürt değil miydi? Yapılan zulümler aydınlatılsın.” Küre Dağlı. Bunlar bir iki tanesi sadece. Ucu bucağı yok yaptıkları zalimliğin. Çerkezleri’ de, Lazlar’ı da şehit ettiler. Müthiş bir Sünni düşmanlığı yaptılar, müthiş bir Alevi düşmanlığı yaptılar. Derin devlet çok azgındı.

Zübeyir Bekoğlu, “Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ın çocukları olacak mı?” İsa Mesih’in çocukları olacak Hz. Mehdi (a.s)’ın olmayacak. Hz. Mehdi (a.s) bekar. Bildiğimiz anlamda bir evliliği yok. Hadislerde öyle. Ama İsa Mesih öyle değil o evleniyor iki tane çocuğu olacak. Belki de dikkat çekmemek için yapacak olabilir. Çünkü belki Amerikan toplumu içinde, belki bir yerde şimdi evlenmese bekar olsa çok dikkat çekebilir. Zaten şüpheleniyorlardır metafizik bir varlık gibi. Ama evlendin mi üzerinden şüpheler dağılır. Bir dünya insanı olduğu anlaşılır. Halbuki bu dünyanın şu andaki insanı değil. İki bin yıl önceki dünyanın insanı. Ama iki bin yıl sonra buraya gelmiş, dünyaya gelmiş çok şaşırtıcı tabii.

“Hocam Hz. Mehdi (a.s) olmak için sizin yaşınız tutmuyor araştırdım” diyor. Tamam ben de kurtuldum, sen de kurtuldun hadi bakalım. Senin bu delilini kullanayım ben de, Mehdilik iddia ediyorsun diyenlere bu delili kullanırız.

“Hz. Mehdi (a.s) kırk yaşında gösteren” diyor, “yaşı ne kadar ilerde olursa olsun kırk yaşında gösteren evladımdır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Tabii uzun yıllar böyle. Başka rivayetler de var gerçekten söyleyemiyorum artık diyecekler “sen kendini artık net açıkladın, ilan ettin” diyecekler. O yüzden diyemiyorum. Bana garanti versinler böyle iddia etmeye ben de hadisi söyleyeyim. Mehdi (a.s9 “Sen Hz. Mehdi (a.s)’sın dendiğinde ben Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcısıyım” der diyor. Rivayette hadis Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi. Mason da oldum yakayı kurtarmak için, Tapınak Şövalyesi de olduk, bak kaşıkla kalkıp oynuyoruz. Mini etekli hanımlar var yine kurtulamıyorum adamların iddiasından. Daha ne yapayım ben?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy PKK’ya silah bıraktırmanın kendi işleri olmadığını ifade ederek “PKK’ya silah bıraktırmak bizim işimiz mi? Biz o müzakerelerin devam etmesi en nihayetinde silahsızlanma için zemin oluşturulması için çaba sarf ediyoruz. Ama PKK’nın bizi dinlediği yok bunu herkes biliyor” dedi. “Gerçekçi olmak lazım bize de tepkiler geliyor, insanlar bize de tepki gösteriyorlar. “Ne oldu önünü alamıyor musunuz?” diye. İnanılmaz da bir çaba sarf ediyoruz. Yani bir yalvarmadığımız kalmış” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy PKK’ya silah bıraktırmanın kendi işleri olmadığını ifade ederek “PKK’ya silah bıraktırmak bizim işimiz mi? Biz o müzakerelerin devam etmesi en nihayetinde silahsızlanma için zemin oluşturulması için çaba sarf ediyoruz. Ama PKK’nın bizi dinlediği yok bunu herkes biliyor” dedi. “Gerçekçi olmak lazım bize de tepkiler geliyor, insanlar bize de tepki gösteriyorlar. “Ne oldu önünü alamıyor musunuz?” diye. İnanılmaz da bir çaba sarf ediyoruz. Yani bir yalvarmadığımız kalmış.”

ADNAN OKTAR: İşte bak görüyor musun? Masum bir insan. Temiz bir insan, yiğit bir insan ama ne yapsın? Adamların elinde tam otomatik silahlar. Yüzlerce mermi. Cinayet işleye işleye adam, adam öldürme uzmanı olmuş. Ne yapsın ona? HDP şunu yapsın bunu yapsın. HDP’nin yapabileceği bir şey yok ki çete var. Sen o çeteyi yok et o zaman HDP rahat eder. Rahat konuşur. HDP o zaman gerçek HDP olacak. Şu an gerçek HDP değil. Baksana “gel buraya ifade vereceksin” diyorlar. Selahattin Demirtaş bayağı efendi o çocuk. Adamlar it karşısındakiler manyak. Psikopat, kan dökücü, azgın sansarlar. Güzel bir şey konuşuyor hemen sözünü geri aldırttırıyor. Sen kimsin ahlaksız? Kaç defa mahcup ettiler çocuğu kaç defa? Yok projeymiş. Ne projesi? Sensin proje. Proje muroje olduğu yok bayağı samimi normal Anadolu delikanlısı. Ama başında pislik otu gibi bitti adamlar. İşin yoksa uğraş. Onun için devlet önce PKK’yı bir kazısın ondan sonra onlar normal ortaya çıkar. O zaman gerçek HDP’yle muhatap oluruz, dostluğumuz kardeşliğimiz mükemmel olur. Türkiye’nin bütünlüğünü de savunur o zaman, İttihad-ı İslam’ı da ister. Zaten çok güzel birçok yönleri. Bediüzzaman konferansı yapıyorlar mükemmel. Hocaları topluyorlar, alimleri topluyorlar mükemmel. Özgürlükçü yönleri mükemmel, demokrasi yönleri mükemmel. Kadınları üstte tutuyorlar, acayip saygı hürmet gösteriyor mükemmel. Ama PKK bölünmeyi dayattığı için tavır koyamıyorlar. Bir şey de diyemiyorlar bu çakallara. PKK’nın terörüne de bir şey diyemiyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Bir gün tamamen farklı bir programı varmış Selahaddin Demirtaş’ın hemen KCK yöneticileri Brüksel’den çağırınca mecburen gitmek zorunda kalıyor.

ADNAN OKTAR: Çocuğa nefes aldırmıyorlar ki ahlaksız herifler. MİT korusun Hoca’yı. Efendi çocuk. Siyasi şube de sezdirmeden koruyabilirler. Her yerde bir gizli koruma yapabilirler. Kürt gençlerden özellikle MİT elemanı olan kardeşlerimiz çok iyi markaja alsınlar.

Mr. Ra, Ben Mehdi (a.s)’ı hani bekar olacağını, İsa Mesih’in de evleneceğini bildirdim ya, “Yav be arkadaş, bu kadar detayı nereden biliyorsun? Şaşırıyorum. Sanki kendini tarif eder gibi” diyor. Çık işin içinden çıkabilirsen. Peygamberimiz (s.a.v.) hadiste açıkça söylemiş. “İsa Mesih geldiğinde evlenir ,iki tane çocuğu olur” diyor ama “Mehdi (a.s) evlenmez ve çocuğu da olmayacak” diyor. O kadar. İsa Mesih’i ben bizzat kendim evlendireceğim. Ona şahane bir kız alacağım inşaAllah İsa Mesih’e. Düğün de yaparız.

İran’da hükümet içinde çok fazla komünist var. Allahsız, Kitapsız var ama İran halkı Mehdi (a.s) hayranıdır. Resulullah (s.a.v.) hayranıdır. Güzel insanlardır, dindardırlar, efendidirler ama gerek Hizbullah içerisinde gerek diğer yapılar içerisinde komünistler ana odaklara tam anlamıyla yerleşmişler. Bu çok büyük bir tehlike İran için. Bu it kopuk takımına karşı çok dikkatli olmak lazım. İran halkı çok efendidir. Çok sevgi dolu, güzel insanlardır, vicdanları da güzel, mütevazidir İranlılar. Ama gizli komünistler, hükümetin içine gizlenmiş, devletin içine gizlenmiş Allahsız, Kitapsızlar çok ciddi bir bela. PKK’yla da iç içe onlar. Bayağı alçaklar. Hizbullah’ın içinde tabii dindar gençler de var çok, Müslüman, muttaki ama yönetim kadrosunda kilit noktalarda derininde müthiş bir komünist yapılanma var. Allahsız, Kitapsız yapılanma var. Bunların hepsinin çözülmesi lazım.

Dindar İran milletinin sinsi komünistlerce yönlendirilmesine müsaade etmeyecek bir politika izleyelim. Yani kitaplar hazırlayalım, yazılar yazalım. Çok alçak ve sinsiler. Ta İran devrimi zamanında o Tudeh takımı, o gizi komünistler İran’ın kilit noktalarına girdiler. Özellikle Hizbullah içerisindeki komünist yapılanma son derece tehlikeli. Aralarına Müslümanlar, bunları hiçbir şekilde sokmasınlar. İran halkını uyaracak yazılar yazalım, konuşmalar yapalım.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü