Harun Yahya

Sohbetler (7 Ağustos 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Fikret Bey dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Obama’nın gazetecilerle sohbetinde Türkiye’ye yönelik önemli değerlendirmelerde bulunduğu ortaya çıktı. Huffington Post’ta yer alan habere göre Obama kendisine yöneltilen bir soru üzerine “Türkiye’yle IŞİD’in bölgedeki en büyük tehdit olduğu konusunda görüştük. Türkler’in PKK saldırılarına karşı da kendini savunma hakkı meşru. Ancak Türkiye’de çözülmesi gereken en büyük sorun Türkiye sınırlarından yabancı savaşçıların IŞİD’e katılması. Türkiye’nin gerçekleştirdiği operasyonlarda odaklandığı hedefin PKK değil IŞİD olması gerek” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Çok ayıp yapmış Obama. Çok çok ayıp yapıyor. Direkt PKK’dır. Bir de bunların oyununu bozalım. IŞİD bunların dediği noktalardan, Türkiye sınırından çekilsin. Bu adamlara malzeme bırakmayalım. Şimdi bak Obama’ya ağır konuşacağım fakat iyi niyetli olduğu için öyle konuşmuyorum, hakikaten samimi olduğu için. Münasebetsizlik yapıyor ve çok ayıp yapıyor. Türkiye sınırında ve içinde en büyük tehlike PKK. Bizim Güneydoğu’muzu olduğu gibi işgal etmiş adam ve almış yani alan hakimiyeti sağlamış. İşgal altında, komünist işgal altında ve boydan boya bütün şerit de işgal altında. Bak şimdi biz IŞİD’i oradan çektirtiriz ama oraya PKK’yı yerleştirirlerse o zaman meydana geleceklerden biz sorumlu olmayız. Amerika da başına geleceklerden Allah’a sığınsın, bu oyunu diğer oynayanlar da Allah’a sığınsın. Aklını başlarına alsınlar. Eğer dürüst davranacaklarsa, samimi davranacaklarsa Türkiye’nin kontrolüne vereceklerse o sınırı veyahut Barzani de olabilir, PKK’yı oradan kovacaklarsa o zaman IŞİD o istenen bölgeden geri çekilebilir. IŞİD meraklısı değil. PKK’dan dolayı geliyor IŞİD. Meraklısı değil. Ne yapacak adam orada, ne yapsın? Nusra da, Taliban da, El-Kaide de bu adamların bu oyununa malzeme vermesin, geri çekilsinler, makul bir ölçüde geri çekilsinler. Ama oraya PKK’yı yerleştirmeye kalkarsa Amerika o zaman kendisi sorumlu olmuş olur, meydana gelecek her şeyden kendisi sorumlu olmuş olur. Pis bir uyanıklık yapıyorlarsa sorumlu olurlar. O zaman bak bu günleri on kere ararlar söyleyeyim. Kanunla, hukukla yapmayacağımız kalmaz. Obama; zaten mecliste destekçisi de yok, etrafında destekçisi olan bir kişi değil. Oraya PYD’yi yerleştiriyorlarsa, PKK’yı yerleştiriyorlarsa bu çok büyük bir ahlaksızlık o zaman. Türk hükümeti bize, Türk istihbaratı da açıklama versin ki biz ona göre bir strateji düşünelim, bir şey düşünelim. Bölgede neler olup bittiğinden de haberimiz yok. “Bölge Türkiye’nin kontrolüne mi veriliyor, PYD’nin kontrolüne mi veriliyor, Özgür Suriye Ordusu’nun kontrolüne mi veriliyor?” bilinmiyor şu an. Sessiz sedasız, sinsice PKK’yı oraya yerleştireceklerse o zaman Türkiye’de seferberlik ilan edilmesi lazım. Ve biz o zaman NATO’dan çıkarız. Amerika madem belasını arıyor, biz de ona göre bir tavır alırız.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz zaten çok iyi biliyorsunuz inşaAllah, Özgür Suriye Ordusu şu an çok çok küçüldü, öyle bir gücü yok orayı koruyabilecek gibi. Ona vereceklerini iddia ediyorlar. Bir de Amerika sürekli şu anda PKK ile PYD’nin aynı olduğunu söylemeye direniyor.

ADNAN OKTAR: Ama bu çok büyük terbiyesizlik. Bütün yazarlar, aydınlar bu oyuna karşı tavır almaları lazım, gece gündüz. Oraya hakikaten Özgür Suriye Ordusu gücü olmayan bir yapı. Kim höt dese geri gidiyor, öyle bir aktif gücü yok. Orada en iyisi Türkiye’nin kontrolü altında olması bölgenin, bu konuda anlaşsınlar. Veyahut Özgür Suriye Ordusu Türkiye’nin kontrolünde olsun. Öyle olabilir, Özgür Suriye Ordusu olsun ama Türkiye’nin kontrolünde olsun. PYD sızmasına karşı çok titiz davransınlar. O şekilde olur. Sanki IŞİD oranın meraklısıymış gibi. Artistlik yapıyorlar, PKK’yı oraya yerleştirmek için yeni bahane de bu. Asıl dert PKK’yı hakim etmek, dertleri bu, PKK’yı oraya oturtmak. PKK rezil rüsva olunca, aşağılanınca çünkü feci şekilde ezdiler PKK’yı adeta mahvettiler ve mahvedecekleri de açıkça görüldü. “Türkiye PKK’nın yardımcısı olsun” diyor şu an Amerika açıkça. Hem Türk askerini şehit edecek PKK, hem de Türkiye PKK’ya yardım edecek. Böyle bir kepazelik, böyle bir rezillik olmaz, böyle bir aşağılama da olmaz. Kendince aşağılayacağını zannediyor Amerika, kendini aşağılıyor aslında. Akılsızlığı bıraksın. Türkiye’nin kendini savunma hakkı vardır değil, PKK’yı direkt ezme hakkı vardır. Ne savunma hakkı? Savunma hakkında karşı tarafı kabul etmiş oluyorsun. Olmaz böyle şey.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz daha önce dikkat çekmiştiniz Adnan Bey, kendisi Amerika’nın Meksika sınırını hiçbir zaman tam olarak kapatamıyor ki oradan geçenler normal halk, sığınmak için geliyorlar. Türkiye’den bekliyor ama kendisi de yapamıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Meksika sınırı yolgeçen hanı gibi. Esrar, uyuşturucu, captagon bilmem ne her şey, insan ticareti, silah ticareti hepsi oluyor ve yoğun bir ticaret var. Amerika ağzı açık seyrediyor, oturmuş Türkiye’ye akıl veriyor. Teröristler geçiyor, it-kopuk geçiyor, mafya geçiyor. Müthiş bit mafya geçişi var, akışı var.

Bizim yazarlara ne oldu basiretleri mi bağlandı? Bayağı bir kısmı alenen PKK’yı destekliyor. Bu ne korkaklık? Bu ne korkaklık böyle? PKK’lı kızlar da, o çocukları da kandırmışlar. Onlar PKK’lı değil korku belası oraya gitmişler. Normal getirsinler ben burada konuşayım görün. Hiçbir şey bilmiyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey bugün çıkan bir habere göre batılı koalisyon güçlerinin özel kuvvetleri IŞİD kılığında Suriye’ye ve Irak’a girip onların kılığında endüstriye saldırıyormuş.

ADNAN OKTAR: Olabilir. Olabilir. Müslümanlar oyuna gelmesin. Aralarında bağlantı kurup hatalarını düzeltmeye çalışsınlar, eksiklerini düzeltmeye çalışsınlar ama oyuna gelmesinler. Sanki IŞİD meraklısı Türkiye’nin? Adam ne yapsın burada? Ne çıkarı olur? Belli ki PKK’yı ezmek için geliyor, Müslümanlar’a yardım olsun diye geliyor. Yöntemi yanlış ayrı mesele ama amacı bu, amacı bu PKK’yı orada ezip yok etmek. Ama sitili tabii kabul edilecek bir sitil değil. Biz, fikirle, düşünceyle her zaman karşımızdakileri düzeltmeyi düşünürüz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin bu konuda söylediğiniz çok çarpıcı bir şey vardı, benim çok aklımda kaldı. “Türkiye’nin şu anda kendisinin hiç saldırmadığı halde IŞİD’le uğraşması Nikaragua’daki bu kontrgerillalarla uğraşması ile aynı” diye söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, biz ha Nikaragua’daki gerillalarla uğraşıyoruz ha bunlarla uğraşıyoruz. Bizim ne işimiz var IŞİD’le? Amerika sürekli gaza getirmeye çalışıyor kendince. Obama’yı da derin devlet kışkırtıyor. O da garibanın teki hiç olaylarla alakası yok. Bir terör örgütü üç bin çocuğu Amerika’da dağa kaldırsa Amerika ne yapar? Cehenneme çevirir ortalığı cehenneme, üç bin Amerikalı çocuk. Bizim bak üç bin çocuğumuzu dağa kaldırdı PKK. Amerika’nın umurunda bile değil. Bu çok büyük bir ahlaksızlık, terbiyesizlik. Bu kadar haysiyetsizlik olmaz. Amerikan derin devletinin psikopatlığını dünyaya tanıtmak lazım. Ve bu alçakları kimse de bilmiyor, bunların resimleriyle, fotoğraflarıyla insanlara göstermek lazım. Sinsi sinsi bunlar karanlıklarda yaşayan köpekler. Amerika’da da kendilerini belli etmiyorlar, bunaklardan oluşuyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz zaten biliyorsunuz inşaAllah, Amerika ve Almanya roketatar vermeden önce YPG’ye PKK’nın yoktu. Şu anda her yerde roketatarla saldırı yapıyorlar her gün.

ADNAN OKTAR: YPG değil mi? Türkiye bunları milletine anlatsın hükümet. “Bak bunların elinde böyle bir şey yoktu.” Başbakan, Cumhurbaşkanı gayet güzel edebi konuşabilen insanlar. Bunların elinde uçaksavar da var, şu var bu var bunları halka anlatsınlar. Ve basının büyük bölümünü de elinde tutuyor hükümet. Ellerinde tuttuğu basın da bu gerçekleri millete anlatsın. Bu bela gizlenmesin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün gün boyunca Silopi’de açılan hendekleri kapatmaya çalışan güvenlik güçleriyle PKK’lılar arasında sokak çatışması yaşandı. Çatışmada iki polisimiz yaralanırken, halktan olduğu iddia edilen beş kişi hayatını kaybetti, çok sayıda da kişi yaralandı. PKK gençlik kolu YDG-H, sokak aralarından ve sivil halkın arasından ateş açtığı için güvenlik güçleri zor durumda kaldı. Akşamüzeri hala çatışmalar devam ediyordu. Akrepler ve tanklar sevk edildi. Sosyal medyada da -polisimizi tenzih ederiz- “Silopi’de polis terörü” adlı yalan kampanyası başlatıldı.

ADNAN OKTAR: Hoşt dersin devam edersin. Olur mu? Senin toprağını elinden almaya çalışan bir avuç Stalinist, komünist, Allahsız, Kitapsız var ve Türkiye’nin büyük bölümünü elimizden almaya çalışıyorlar göz göre göre. Bir avuç çakala malzeme verecek halimiz yok tabii ki. Devlet kendini korumada meşru her türlü hakka sahiptir. Oradan buradan da akıl almaya ihtiyacımız yok.

Bazı yazarların aymazlığı, duyarsızlığı beni hayretler içinde bırakıyor. Kabus mu görüyorum? İnanamıyorum. Senin vatanın, kendi toprağını adam gasp etmeye kalkıyor kör müsün be adam? Manevi kör. Gözü gerçekten kör olan makbuldür o, derecesi çok çok yüksektir. Manevi kör bunlar, kalp körü. Görmüyor.

Devlet ne gerekiyorsa yapsın. Ürenlere de hoşt desinler, hükümet ne gerekiyorsa yapsın. Farz-ı ayndır devletin kendini koruması. Hükümetin kendini koruması ve topraklarımızı koruması, farz-ı ayndır. Aksi haramdır. Her türlü meşru yolla kendini koruyacak devlet. Aksi haram olur. Tabii ki üren olacak, haberler yayanlar olacak. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da vardı, münafıklar haber yayıyorlardı abuk sabuk. “Onlar buna devam ederlerse” diyor ayette “gereken yapılacak” diyor Cenab-ı Allah, “bu münasebetsizliklerine eğer devam ederlerse” diyor. “Dillerini tutacaklar” diyor, “fitne çıkarmayacaklar” diyor Allah ayette.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Silopi’deki olaylarla ilgili olarak “polis tek tek sivilleri vuruyor” şeklinde yalan haberler yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Bir de bu komünist yalanı o kadar berbat oluyor ki, terörist yalanı. Bunlar geri zekalı, ahmaklar, akılları da çalışmıyor. Zekice de yalan söyleyemiyorlar, ahmakça yalan söylüyorlar, sırıtıyor. Böyle hani bazen yalan söylüyor adam hakikaten “acaba?” dersin. Ama bu ahmakların yalanları tam geri zekalı yalanı böyle, ahmak yalanı klasik. Şimdi doğuştan geri zekalı o makbuldür, onlar cennetlik inşaAllah. Ama bunlar şeytan tipi geri zekalı. Bunlar tam belasını bulacak tipler.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bugün gerçekten Adnan Bey, tam dediğiniz gibi bir keskin nişancının resmini sosyal medyada paylaşıyorlardı işte Türk ordusu güya vuruyor diye başkalarına. Halbuki o keskin nişancının Rabia Meydanı’ndaki Mısır ordusu olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Çok korkunç ahmaklar acayip aptallar öyle kötü yalanlar söylüyorlar ki inanılır gibi değil.

KARTAL GÖKTAN: Yine aynı şekilde Kobani’den görüntüler kullanılıp askeri helikopter Silopi’yi vuruyor şeklinde haberler yapıldı.

ADNAN OKTAR:  Bak zamanında dedik biz “kalekolları hızla yapın bitirin” dedik, PKK’lılar istemiyor diye birçoğunu yarım bıraktılar. “Özel harekatçıların okullarını açın” dedik açmadılar yani ne desek tersini yaptılar. Sanki gizli bir el her şeyin aksini yapıyor. O da seçimde, sandıkta vatandaşın protestosu şeklinde görüldü. Erken seçime gidersen daha da kötü olur, bu kafa olmaz, tamamen değiştirecekler bu kafayı kalekollar süratle yapılacak. Süratle her türlü tedbir alınacak mesela halktan kişiler o devirde polis gibi devlet tarafından kullanılıyordu. Koruculuk sistemi onu da hem zayıflattılar hem gerilettiler; geliştir güçlendir daha güçlü silahlar ver. Polis kadrosunda onları devletin adamı yap, güzel bir disiplinle devletin adamı yap.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey hep üzerinde durduğunuz bir konu var bu yalan haberlere çok geç cevap veriliyor genelde, bu olayda da öyle oldu. Bireysel olarak cevap verenler oluyor muhafazakar muhabirlerden deşifre edenler oluyor ama onun dışında devlet kurumlarından bir yanıt gelmiyor.

ADNAN OKTAR: Hükümet bu işlerle hiç ilgilenmiyor. Uçsuz bucaksız imkanınız var bak “yurt dışına cevap verecek bir sistem kuralım” dedik ona yanaşmadılar. “Yurtiçine cevap verecek bir sistem kuralım” dedik ona da yanaşmadılar.

Kadına dekolte çok yakışıyor ama efendi ortamı olacak itin kopuğun içinde olmaz, itin kopuğun içinde sureti katiyede olmaz mutlaka orada ya çarşaf yahut hiç gitmeyecek. Ara yolu olmaz ama güvenliyse nezaketli efendi insanlarsa dekolte kadına çok çok yakışan bir şey. Bayağı güzel oluyor yani onun kadınlığını en iyi vurgulayan onu çiçek gibi gösteren bir estetik sanat uygulaması.

Hem onurunu koruyacaksın, hem şerefini koruyacaksın, hem sevgi sunacaksın, hem sağlığına dikkat edeceksin, sıhhatine dikkat edeceksin, onuruna zarar getirtmeyeceksin, kimseye laf söyletmeyeceksin. Sevgi göstereceksin, ruhen ve bedenen ne olması gerekiyorsa yapacaksın, geleceğini düşüneceksin, her şeyini düşüneceksin. Gelecek derken on-yirmi yıl sonrası değil. Mesela biraz sonra gelirler ne yapalım? Nasıl rahat bir yerde oturtalım? Ne yesinler? Ne içsinler? Değil mi? Bunları düşünmek lazım.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ahiretimizi düşünüyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet gelecek açısından, zaten müminin tek hedefi ahirettir inşaAllah. Ahiret müminin sevinci, müminin mükafatı yani Allah’ın “sonlu değilsiniz” demesi ne kadar büyük bir nimet. Öbür türlü bambaşka olurdu ama “sonsuzsunuz” dediği için büyük bir nimet olmuş oluyor. “Ben sizi görüyor ve gözetliyorum” diyor Allah. Mümin hep cenneti umacak, cehennemden korkacak ama cehenneme gitmekten korkacak ama hep cenneti düşünecek, cennettin üstünde duracak inşaAllah.

Ayla Zeynep, “Sanki onlarkendi kendilerine dağa çıktılar, düşünün bakalım isterseniz, Türkiye’de kimler nemalanır? “Kendi kendilerine değil işte Amerikan derin devleti  dağa çıkartan onlar, açık açık söylüyorlar zaten.

“Hocam sizi dinleseler çok şey hallolur” diyor. Ahmet Akkuş.

Ahmet soyadını söylemiyorum: “Harun Yahya Hocam programınızı severek izliyorum, sizi çok seviyorum. Şanlıurfa’dan sevgiler bir Kürt olarak PKK’yı kınıyorum ülkemizi bölmeye çalışanlar defolup gitsinler.” Şimdi de bir hanım arkadaşımız vardı Kürt kapıda, “Kürt müsün, Arap mısın?” dedim “Kürt’üm” dedi acayip güzel böyle çarşaflı çok çok güzel maşaAllah.

Nuray Şahin, “Adnan Bey siz PKK’yı böyle yerden yere vurdukça içim rahatlıyor” diyor.

Silopi ayaklanması bilmem ne, üç beş tane çapulcu it kopuk halk sizin ne kadar ahlaksız olduğunuzu biliyor ve sizi nefretle seyrediyor. On yaşında-on beş yaşında çoluk çocuğu da ayaklandırıyorlar onlar da eğleniyorlar haytalar kendi kafalarına göre. Nasıl bir felaketin içine sürüklendiklerinin farkında değiller, ne kadar tehlikeli bir şey yaptıklarının farkında değiller.

Derin devlet çok şeytani bir çalışma yaptı ve hakikaten Kürt kardeşlerimizi küstürdü. Bayağı bir bölümünü ama inanılmaz benim burada söyleyemeyeceğim derecede rezillikler yaptılar akılsızca.

Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: Bihar-ul Envar 52. cilt s.132. ““Mehdi (a.s), kimse benimle Allah’ın Kitabı’yla tartışmıyor” der” diyor. Yani hep ““Benimle hadisle uydurma izahlarla tartışıyorsunuz, gelin benimle Kuran’la tartışın konuşacaksanız Kuran’dan delil verin” der” diyor. Hakikaten bizimle tartışanlar hep rivayet hep fıkıh hep oradan buradan alıntı ama Kitap’la Kuran’la tartışmıyorlar.

BEYZA BAYRAKTAR: ““Hep ayet söyleyin” der” diyor.

ADNAN OKTAR: Ben de hep şikayet ediyorum o yüzden, diyorum ki ““benimle Kitap’la Kuran’la tartışın, Kuran’la delil getirin” der” diyor demek ki talebelerinde de Mehdi (a.s)’ın tecellileri oluyor. Diyorlar ki “sen şu yönden Mehdi (a.s)’a benziyorsun,” gül bahçesine giren gül kokar. Mehdi (a.s)’ın talebesi olursan tabii ki onun kokusu üstünde olur, benzerlikler olacak.

Silopi’yi halkı yiğittir onları böyle galeyana getireceğini zannediyor üç beş tane çapulcuyla. Halk sizin ahlaksızlığınızı anladı. Komünist Ahlaksız Kitapsız olduğunuzu da biliyorlar. Oranın halkı hep dindardır Silopi halkı. Sizi ne yapsınlar pislik domuzlar leş gibi kokan Allahsız Kitapsız katil alçaklar ne yapsın sizi halk, ne işlerine yararsınız? Halkın en nefret ettiği kişiliğe sahipsiniz. Kürt halkı yiğit, temiz, samimi, dindar, efendi insanlardan hoşlanır, nezaketli saygılı hürmetli insanlardan hoşlanır, sizin gibi alçaklardan hoşlanmaz, nefret ediyorlar sizden. Defolup gidin oradan.

Bir de roketatar bunlarda yoktu Amerikan yardımı olarak bunlara binlerce roketatar verildi şimdi bak Türk polisine karşı kullanıyorlar, hep Amerikan malı. Türkiye’nin de gıkı çıkmıyor bu Amerikan malı roket atarları al götür göster, Amerika’yı dünya kamuoyuna şikayet et. Çeteyi destekliyor, mafyayı destekliyor, anarşistleri destekliyor, teröristlerle iş birliği yapıyor Amerika. Bu çok büyük bir suçtur uluslararası mahkemelerde dava aç, al ellerindeki silahları delil olarak da götür koy. Bu kadar çekingen, bu kadar ürkek “ne derseniz evet doğrusunuz haklısınız bey efendi” mantığı yanlış çekinecek bir şey yok.

BÜLENT SEZGİN: Sokakta da o şekilde dolaşıyorlar Adnan Bey roketatarla fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Baksana adamlar acayip ferahlamışlar ellerinde roketatarlarla. halk silahlanmış olsa bunları anında durdurur.

Ahiret inancı olmayan insanın içi kararıyor, yüzü kararıyor, ruhu kararıyor ama ahiret inancı olan insan ruhuna çok güzel bir müjde vermiş oluyor. “Sen sonsuz yaşayacaksın” diyor o zaman kalp ferahlıyor ama öbür türlü ruh beden ölümü ve yok olmayı hiç istemez, hücreler hiç istemez ve en canını yakan şey odur insanın, en şiddetli ıstırap veren şey odur, bunun üstüne ıstırap yoktur insanda. Allah bu ıstırabı İslam diniyle ortadan kaldırıyor. Onun için bizim çocuklarda hep böyle ahiretlerini güçlendirecek şekilde ahiret inançlarını takviye edecek şekilde konuştuğumuz için hepsinin yüzünde bir nur ve ferahlık var yani imandan kaynaklanan bir huzur, öbür türlü simsiyah olur yüzleri Allah esirgesin. Bayağı sıkılırlardı.

BEYZA BAYRAKTAR: İnsan sonsuza kadar sevilmek istiyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Amerika-Türkiye arasındaki en son toplantıda PKK’ya verilen Amerikan silahlarını göstermişler Amerikalılar’a, burada savaşan Amerikalılar’ın resimlerini de göstermişler ama gizli. Niye gizli oluyor? Bütün kamuoyuna yaysana, gazetelerde, her yerde basında duyulsun rezil kepaze olsunlar. Gizlice yaparsan korktuğunu anlıyor adam yine devam eder korktuğunu düşünür. Başka nedir bunun anlamı? Türkiye böyle bir şey yapsa Amerika yeri göğü birbirine katar. Bütün gazetelerinde her türlü yazı çıkar, her türlü resim çıkar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hala İncirlik’i kullanıp “biz şu an YPG’ye yardıma devam edeceğiz” diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

CEYLAN ÖZBUDAK: “İncirlik üssünü kullanıp YPG’ye yardım götürmeye devam edeceğiz” diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu direkt hakaret Türkiye’ye yani PKK’ya destek olacağız diyor hem içerden hem dışarıdan. Yeri göğü birbirine katarsın gerekirse NATO’dan da çıkarsın. Havaalanlarını şunu bunu hepsini kapatırsın “eğer bunu istiyorsan ben de bunu yapıyorum” dersin. Bu kadar kendini niye ezdiriyorsun, ne zorun yani? YPG ne demek? PKK demek. Adam senin gözünün içine baka baka “PKK’ya destek olacağım” diyor. Türk askerini vuracağım demekle aynı bu Amerika’nın sözü bu, “biz de PKK’yız” diyor yani Amerika, resmi olarak bunu söylüyor. “PKK’yla tek orduyuz” diyor sen de gıkını çıkarmıyorsun. Olur mu böyle şey? Gerekirse NATO’dan çıkarsın, gereken cevabı da veririz.

Referanduma hiç gerek duymuyorlar halbuki bu hükümet bu haliyle zaten karar vermemesi lazım yani “biz şu an yeni bir hükümet kurarsak bu kararı alırız” demesi lazım. Seçim olmuş iktidardan düşmüş hükümet yani hükümet istifa etti yeniden geçici olarak hükümet görevde şu an, geçici bir hükümet “biz böyle bir karar alamayız” de adamı başından sav.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sosyal medyada YPG’lilerin paylaştığı sahte bir fotoğraf vardı Adnan Bey. Bir filmde geçen Afganistan’daki bu Amerikan askerinin fotoğrafını güya IŞİD’le savaşan YPG gerillası olarak paylaşıyorlar.

ADNAN OKTAR: Cahil adamlar bir de sahtekarlıkta sınır tanımayan adamlar. Onlar demiştir “her türlü yalan mubahtır ne gerekiyorsa yapın” diye. Bu geri zekâlılar da işte böyle kendilerince bir şey yapıyorlar. Bunların ruhu geri zekalı, kafadan geri zekalı değil yani.

Amerika gıcık oldu Türkiye’nin İsrail’e karşı tutumundan dolayı. PKK’yla başımızı belaya sokmaya çalışıyor, intikam almak istiyor. Ama Türkiye de tabii çok gereksiz anti İsrail bir politika izledi. Bizim el Fetih’le şununla bununla ne işimiz var? Adamlar Filistin milliyetçisi Türk İslam Birliği’nin peşinde değil ki, İttihad-ı İslam’ın peşinde değil ki. Orada plajlarda rahat etmenin peşindeler. Bir kısmı iyi niyetli var ama birçoğu öyle. Dolayısıyla İsrail’e tavır almanın hiçbir anlamı yok. Bir avuç Musevi var dünyada bunlara şefkat gösterilmesi lazım. O savunmayacak ben savunmayacağım kim savunacak? Onlar da diyor ki “bizi savunmayın.” Kardeşim bu çok duygusal bir hareket. Gurura ne gerek var? Sen savunulmaya ihtiyacı olan bir topluluksun. Amerika seni savunmasa iflahını keserler senin, evanjelikler seni savunmasa iflahını keserler, Müslümanlar sizi savunmasa iflahınızı keserler. “Bizim savunmaya ihtiyacımız yok.” Var savunmaya ihtiyacınız. Darmadağın ederler Amerika olmasa yani aklı başında Müslümanlar olmasa darmadağın ederler.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ağrı Doğu Beyazıt ilçesinde terör örgütü mensupları yoldan geçen araçlara ateş açtı. Olaya müdahale eden Patnos Komando Alayı’na bağlı time ateş açılması sonucu uzman çavuş şehit oldu. Bu sırada teröristler yoldan geçen ancak durmayan İran plakalı bir yolcu otobüsüne de ateş açtılar. Açılan ateş sonucu İran plakalı otobüsün muavini hayatını kaybederken üç İranlı da yaralandı. Yaralı İranlılar Doğu Beyazıt’ta hastaneye kaldırıldılar.

ADNAN OKTAR: Bir de oraya büyük sahra hastanesi kursunlar, buradan doktor götürsünler. Orada bir kısım PKK’lı doktorlar var. Dangalaklık yapıyorlar, terbiyesizlik yapıyorlar eşek herifler. Türk polisi oraya gelince muayene etmemiş mesela bu çok ağır bir suçtur, çok çok ağır bir suç. Kimse o terbiyesiz gözaltına alınsın ilgili kanun maddelerine göre tecziye edilsin, neyse gereği yapılsın kanunla. Böyle münasebetsizlik olmaz. Bir de yer altında olması lazım hastanenin, tünelle açsınlar yer altında hastane yapılması lazım tam donanımlı.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 8 Ağustos Cumartesi günü saat 14:00’te Yaşamdan Portreler programı yayınlanacak A9 TV’de. Aylin Atmaca’nın konuğu program yapımcısı organizatör ünlü DJ Hicri Bozdağ. Kendisinin size selamları var.

ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca kendi müzik CD’lerini hediye olarak gönderdi.

ADNAN OKTAR: Hicri Hoca’yı dinleriz. İyi güzel tarz yapmış. Herhalde neşeli, dışa dönük birisi anladığım kadarıyla. Allah neşesini daim kılsın, sevincini, şevkini daim kılsın. Cennetle şereflendirsin Allah, cennette de bu neşesi devam etsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Avrupa’da yaşayan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar Türkiye-PKK arasında Amerika’nın arabulucu olmasını istedi. Şöyle diyor “Biz Amerika kongresinden ve Beyaz Saray’dan Kürt meselesinde çözüm için barışı ön plana çıkaran bir rol oynamalarını istiyoruz. Amerika nasıl Türkler’le diyalog kuruyorsa bu diyalogları Kürtler’le de kurmasını istiyoruz.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim diyalog da şimdi adama diyorsun ki “ne istiyorsun?” diyorsun. Lafı ne lastiklendiriyor. “Ben Türkiye’yi bölmek istiyorum” diyor “Abdullah Öcalan’ı bırakmak ve bütün katillerin bırakılmasını istiyorum” diyor. Kardeşim zırvalıyorsun sen, zırvalıyorsun. Böyle bir teklif, böyle bir anlaşma olmaz. “Aranızı bulalım” diyor. Ara bulunur da sen basit sıradan istek mesela dersin ki “demokrasi istiyorum, özgürlük istiyorum” dersin bu çok makul hemen de konu hallolur. Ama sen ahlaksızca teklifler yapıyorsun, şerefsizce, namussuzca ve haysiyetsizce teklifler yapıyorsun. Türkiye’yi bölmeyi teklif ediyorsun, katillerin bırakılmasını teklif ediyorsun, zaten olay başından bitiyor. Bizi niye demagojiyle oyalamaya çalışıyorsun en başından söyle, terbiyesizlik yapma.

IŞİD’i Allah bir bela olarak gönderdi PKK’nın üstüne bela olarak, tam bir bela onların azgınlığına karşı. Ama biz tabii her zaman fikirle akılla halledilmesini isteriz.

Evet, dinliyorum

KARTAL GÖKTAN: Murat Karayılan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin saldırıları için Türk devletinin gerilla alanlarına yönelik tarihin en büyük hava saldırılarını gerçekleştirdiğini ama fiyaskoyla sonuçlandığını ileri sürdü.

ADNAN OKTAR: Doğru, doğru söylüyor. Çünkü dağı taşı bombalıyorlar. Adamların vurulacak mevziisi yok ki neyi vuracaksın? Diyor ki “hedefler teker teker vuruldu” adamın tavanını çalıdan oluşturmuş, toprak briketten de iki tarafa duvar yapmış. Oraya sen yüz bin dolarlık füze atıyorsun, orası yüz dolar etmez. Yüz bin dolarlık füze atıyorsun “darmadağın ettik patlattık” diyorsun. Böyle olmaz. Darwinizm’e karşı kitap bastıracaksın yüz bin dolarlık, havadan her yere atacaksın. PKK mevzilerine falan her yere komünizmin geçersizliğini, Darwinizm’in geçersizliğini, materyalizmin geçersizliğini tepelerine yağmur gibi yağdıracaksın. İlimle irfanla olur, bombayla bir yere varamazsın. Ve Türkiye’de Darwinist eğitimin durdurulması lazım yani cevabının verilmesi lazım. Darwinist eğitim tabii ki devam eder.

Fikret, sen bir şeyler söylemek istiyorsundur.

KARTAL GÖKTAN: Evet, Adnan Bey, bir haber var Yeni Şafak Gazetesi’nde. Hava operasyonları sonrası Silahlı Kuvvetler’in kapsamlı kara operasyonu başlatılacağı iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: O olur güzel olur. PKK’nın olduğu bölgeleri kazısınlar tamamen. O zaman olur. Ama IŞİD’in olduğu yerlerde kara operasyonu, PKK’nın olduğu yerlere de selam duruyor gibi bir görüntü verilirse bu ciddi bir milli felaket olur. IŞİD zaten çekilir, IŞİD’in zaten bizimle bir işi yok, derdi de yok. O kendince Türkiye’ye yardımcı olmak istedi PKK’yı bölgeden kazımak istedi. “Madem istemiyorsunuz gideriz” derler öyle bir dertleri yok. Ama yöntem olarak tabii biz hiçbir zaman şiddeti savunmuyoruz. Ama normalde hallaç pamuğu gibi atar PKK’yı orada bir tane bırakmaz IŞİD. Ciddi yüklense bir tane bırakmaz. Ama Türk ordusu bu görevi yapacaksa ne mutlu. Orada PKK’yı kovalayıp kendi hakimiyet alanını oluşturacaksa. Ama PKK’ya hayat sahası açmak, alan sağlamak için Amerika Türkiye’yi kullanmaya kalkarsa bunu kabul etmeyiz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz “IŞİD Kobani’ye girdiğinde oraya girenler yüz kişi bile değildir” demiştiniz. Gerçekten ortaya çıktı yetmiş kişiymiş.

ADNAN OKTAR: Bak çok açık. Bir daha söyle duysunlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz IŞİD Kobani’ye saldırdığında orayı etkisi altına aldığında “oraya giren IŞİD’linin sayısı yüz kişi bile değildir” demiştiniz. Şu anda ortaya çıktı kesin olarak inşaAllah yetmiş kişiymiş.

ADNAN OKTAR: Yetmiş kişiyle bak Türkler de o zaman Kürşat’ın sarayını bir avuç delikanlıyla darmadağın etmişlerdi. Yani PKK’ya alan sağlanması çok büyük bir tehlike. Müthiş bir rezalet olur ve çok büyük bir suç olur bu. Türk ordusu zaten böyle bir pis işin içine girmez. Türk askeri, Türk polisi böyle bir rezilliğin içine girmez ama Amerika’nın hedefi bu, çok dikkatli olmak lazım. Amerika derken derin devletinin. Amerikalılar’ı seviyorum ben çok değerli çok hoş insanlar. Ben değil herkes sever Amerikalılar’ı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sürekli Amerikalılar Adnan Bey sizin sosyal medyadaki paylaşımlarınızı kendileri paylaşıp “niçin bizim ülkemiz böyle komünistlere yardım ediyor” diye yazıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii, Amerikan halkı uyanık. 

Haifa Wehbe güzel kadın da, kadın ruhunu güzel yansıtan kaliteli bir kız. Akıllı bir kız maşaAllah.

Irak’la Türkiye arasında 90’larda bir anlaşma var. On beş kilometre kadar Türkiye’ye girebiliyor. O bize yeter. Yani Türk askeri on beş kilometrelik alan içerisinde terörist anarşist bırakmazsa mesele kalmaz. El Kaide olsun, Taliban olsun, IŞİD olsun o alan içinden geri çekilsinler. Dolayısıyla bir bakalım Amerika’nın amacı ne? Türk ordusunun orada kalmasını istiyor mu? Eğer öyle ise tamam iyi niyetli, zaten IŞİD de oraya uğramaz. Öyle bir dert olmaz. Ama iyi niyetli değilseler her şey alt üst olur söyleyeyim. Yani Amerikalı’nın akılsızlarının oyununu Türk milletinden hiç kimse yemez. Yani yaptıklarına, yapacaklarına kanunla hukukla bin kere pişman olurlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mardin’de hasta almaya giden ve hastane köprüsü mevkiinde verilen adreste durup hastanın gelmesine bekleyen 112 acil servis ambulansı bölgede bulunan yüzleri kapalı bir grubun saldırısına uğradı ve ambulans yakıldı.

ADNAN OKTAR: Bak ahlaksızlığın artık tavan yaptığı bir nokta. PKK kahpeliği, alçaklığı, şerefsizliği, namussuzluğu dünyada rastlanmamış bir şey. Yani yardım ekiplerine, doktora, hastaneye hiç kimse ilişmez. Bunlar o kadar kahpe ki hastamız var diye 112’yi çağırıyorlar, sonra ona saldırıyorlar. Yani bu kadar haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz PKK nasıl daha hala ayakta duruyor, ben anlayamıyorum.

AYLİN KOCAMAN: Hastane basmışlardı.

ADNAN OKTAR: Hastaneye ateş ediyorlar. Ambulansa saldırıyorlar. Yani bu kadar karaktersizlik, bu kadar haysiyetsizlik görülmüş bir şey değil.

AYŞE KOÇ: Hamile bir bayanı almaya giden helikoptere saldırmışlardı.

ADNAN OKTAR: Tabii mesela Kürt bir annemiz çocuk doğuracak, büyük şeref annelik şerefi, helikopter yardıma gidiyor, uçaksavar ateşi yapıyor ahlaksız herifler. Bu kadar haysiyetsiz bunlar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey ayrıca helikoptere mecbur kalmalarının sebebi de karayolunu PKK’nın kesmiş olması diğer yandan da.

ADNAN OKTAR: PKK yolu kesiyor, helikoptere mecbur oluyor, bu sefer helikoptere ateş ediyor.  Yani bunların ahlaksızlığını Kürt kardeşlerimiz bütün açıklığıyla görüyorlar ve nefret ediyorlar bu pisliklerden. İşte Allahsız, Kitapsız eğitirsen böyle haysiyetsiz olur adam.

KARTAL GÖKTAN: Önceki gece de Tunceli-Erzincan karayolunda bomba patlattı PKK uzaktan kumandayla, yol ulaşıma kapandı.

ADNAN OKTAR: Hayır o yine bir terör faaliyeti olarak yani bir teröristçe faaliyet. Ama bu alenen ahlaksızlık ve kahpelik. O bir PKK mücadelesi, bir savaşı içerisinde rastlanan şeyler. Dünyada da duyulsa tamam bir terörist faaliyet denir. Ama bu alenen kahpelik ve alçaklık. Özetle millet olarak PKK’ya karşı çok duyarlı olmamız için sürekli yayın yapılması lazım, halkın uyarılması lazım. PKK gençliği müthiş bir siyasi eğitim ve müthiş bir askeri eğitim alıyor. Ama bizim gençliğimiz böyle bir eğitim almıyor. Yani siyasi bilinçlendirme yapılmıyor bizim gençliğimize. Askeri eğitim de alınmıyor o anlamda. O yüzden onlar bir avuç it kopukla koskoca Türkiye’ye kafa tutacak hale geliyorlar. Amerika da el altından destekliyor. Felaket ciddi bir boyuta varmadan yani baş edilemez gibi görünen bir boyuta varmadan  şu fırsatın oluştuğu ortamda halledilmesi lazım. Amerika’nın yaptığı ahlaksızlık da kamuoyuna geniş çapta duyurulması lazım, Amerikan derin devletinin. Obama zavallı bir adam, Obama’ya bir söz söylemenin bir anlamı yok.

Mesela bak bir Kürt kardeşimiz diyor ki Nusaybin’de yazıyor “cahil Kürt bilgisiz, serseri bazı gençler buraları harap etti, sonra da ambulansın geçmesine izin vermediler. Ya da hastane önünde ölmesine izin verdiler” diyor. “Ambulans buradan nasıl geçsin?” diyor. Nusaybin’den yazan Kürt bir kardeşimiz bunu yazan. “İt, kopuk, ahlaksız, boş serseriler, baş belası oldular” diyor.

Mesela bizim askerimizin buradan sınırdan IŞİD’li biri tarafından vurulması olayı tamamen bir oyun. Çok çirkin bir oyun. IŞİD hiçbir yerde bunu yapmazken, orada bunu niye yapsın? Ve tam o bombalamanın arkasından. Yani milletin zekasıyla adeta alay ediyor derin devlet. PKK’nın oluşturduğu derin devlet yapılanması, Amerika’nın oluşturduğu derin devlet yapılanması milletin zekasıyla adeta oyun oynuyor. Çok bilinçli olmak lazım, bu oyunlara gelmemek lazım. Yani oradan bir IŞİD’linin ateş etmesi diye bir konu yok. PKK’yla anlaşmışlar. Bir PKK’lı bizim subayımızı vurmuş. Çünkü onlar uzaktan adam vurma konusunda, kalleşlik konusunda uzman adamlar. Bizim subaylarımızı vururken de vicdanları asla sızlamıyor. Bir IŞİD’li gelip Türk subayı vurmaz. Böyle bir şey yapmaz. Yani örgütün aldığı karar var zaten IŞİD’in yani “Türkler’e hiçbir şekilde saldırmayacağız” diye. Bu olacak iş değil. Türkiye’nin ne üstüne vazife IŞİD’le savaşmak? Adamların öyle bir derdi yok, bak çekiliyorlar işte adamlar. Bir derdi yok, savaşalım demiyorlar. Ama bak savaşmak isteseler gerçekten savaşırlar. Ve Türkiye’nin de başına çok ciddi iş açarlar. Yani PKK’nın yüz misli olur, bin misli olur. Ama böyle bir niyetleri yok adamların. Yani “onlar Müslüman biz Müslüman’ız, niye böyle bir şey yapalım?” diyor adamlar. Ben IŞİD’i destekliyor değilim. Yanlış yönlerini görüyorum, hatalı yönlerini görüyorum. Kuran’la bunun düzeltileceğine de inanıyorum. Ama Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle olacaktır. Mesela IŞİD Suudi Arabistan’daki son saldırıyı hemen üstlendi. Ama Suruç’u üstlenmedi. Niye zorla adamın üstüne kakalıyorsunuz? Amerika için söylüyorum bunu, Amerikan derin devleti için.

BÜLENT SEZGİN: Aynı anda Kobani’yi üstlenmişti Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Tabii. Nitekim mahkemenin sonucunu bekleyelim. Ben adalete saygılıyım. Mahkeme bu böyledir derse tamam. Ama daha bir aşamasındayız. Benim kanaatim böyle değil ama mahkemenin kanaatine saygımız var. O sonuca bakacağız. Türkiye’de hukuk her halükarda yine de düzgün gidiyor gibi görünüyor. Yani eksiklikleri var, hataları var, onlar da düzeltilir. Yani koalisyon hükümeti kurulursa özellikle hemen düzeleceğini düşünüyorum.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda faaliyet haberi var Adnan Bey. Kardeşlerimizin vesilenizle gerçekleştirdikleri.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah. Duyalım.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz Almanya Berlin’de evrimin geçersizliği ile ilgili çok sayıda broşür dağıtmışlar. Ayrıca Budist tapınağına da Yaratılış Atlası hediye etmişler. İzmir’den kardeşlerimiz önceki günlerde Kordon ve sahilde halkımıza ücretsiz olarak birçok dergi dağıtmışlar. Kayseri’nin farklı semtlerinde on bin adet PKK ve iman hakikatleri, A9 TV broşürü dağıtımı yapmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Aslanlara bak sen aslanlara, yıkılıyor ortalık maşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hafta içerisinde Osmaniye’de sizin Karanlık Tehlike Bağnazlık adlı kitabınızdan ve dergilerden ücretsiz olarak dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: Osmaniye delikanlıların kalesidir. Evet maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Yalova’da kardeşlerimiz 25 Temmuz tarihinde Taşköprü Belediye Başkanı Nedret Gülen’i, Esenköy Belde Belediye Başkanı Özer Kaptan’ı ve Çiftlikköy Kaymakamı Cengiz Karabulut’u makamlarında ziyaret ederek sizin kitaplarınızdan ve Türk İslam Birliği haritası hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Ne güzel ziyaretler, ne güzel faaliyetler. İlimle irfanla, akılla fikirle, sevgiyle. Doğrusu bu işte. Evet.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’daki kardeşlerimiz evde buluşarak güzel bir sohbet yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Nasıl nurlanmış o ev, nasıl nurlanmış? MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı’nda bir kardeşimiz 2 Ağustos’ta çok sayıda A9 TV broşürünü çeşitli mahallelerde dağıtmış. 25 Temmuz - 1Ağustos tarihlerinde Necmettin, Zeynel ve Hamide kardeşlerimiz Kastamonu ve Sinop’ta A9 TV broşürü  dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çığ gibi gelişiyorlar, maşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: 26 Temmuz tarihinde Alanya’nın Konaklı Mahallesi’nde üç yüz adet kitap ve dergiyi halkımıza hediye etmişler. 2 Ağustos’ta Ayvalık’ın Sarımsaklı sahilinde yüz on iki adet kitabınız halkımıza hediye edilmiş. 23 Temmuz tarihinde İnegöl’deki kardeşlerimiz ev sohbetinde buluşarak kitabınızdan bölüm okumuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Güzellikler, nurlar maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Manavgat’ta Şehmuz kardeşimiz dükkanına uğrayan turistlere İngilizce, Almanca ve Rusça kitaplarınızdan hediye ediyormuş.

ADNAN OKTAR: Ne güzel hanımlarmış bunlar böyle maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak Bursa’dan kardeşlerimiz de 25 Temmuz tarihinde Heykel semtinde bulunan tarihi belediye binasının arkasındaki alanda fosil sergisi düzenlemişler maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın gül kokusu her yeri sarmış Bursa’da. Allah bereketlerini artırsın, şevklerini artırsın. Ne güzel. Şeyhimiz o güzel bahçede istirahat ediyor. Ama evlatları maşaAllah yoğun faaliyet halindeler. Çok güzel. Şeyh Mehmet Efendi yine bir ziyaret edin, aralar uzamasın.

AYLİN KOCAMAN: Şeyhimiz’in kedisi çok sevimli.

ADNAN OKTAR: Çok şeker hiç ayrılmıyor Şeyhimiz’in yanından. Ne tatlı. Kokusunu alıyor onun Şeyhimiz’in, onun için bırakmıyor onu hiç. MaşaAllah. Garip o kadar sevmesi. Aslında kıymetini bilemedi dünya o zaman. Yani olağanüstülüğünü de anlayamadılar. Ama tabii birçok prensler, devlet büyükleri anladılar. Mesela İngilizler, şunlar bunlar Prens Charles  falan hepsi anladı. Ama kapalı bırakıldı. Mesela Ürdün Kralı da anladı. Ürdün Kralı halbuki ortaya çıkıp “mübarekler böyle değerli bir Şeyh var haberiniz var mı?” diye dünyayı ayağa kaldırması lazımdı. Bir hikmete binaen sustular. Ama maşaAllah vefalı çıktı Ürdün Kralı, hep çocuklarını gönderiyor, kendisi sevgilerini iletiyor. Alakalı maşaAllah. Şeyhimiz iyi yaşadı maşaAllah. Ama tabii insan doyamıyor. Daha uzun olsun istedik. Ama kader öyle. Cenab-ı Allah o kadar takdir etmiş. Ama görmedim, duymadım olmadı. Allah'a çok şükür.

AYLİN KOCAMAN: Vesilenizle son zamanlarını da çok rahat geçirdi.

ADNAN OKTAR: Canım benim sevgisine bak. Çok yaşlıydı. Bizim ev inişi yüksek. Merdivenlerle falan. Canım benim orada büyük bir gayretle ta aşağıya kadar indi. Dedi ki; "Ben evladımı çok sevdiğim için. Ben kimsenin ayağına gelmem normalde" dedi. "Ama o beni çok seviyor. Ben onun için geldim" dedi. Haşa tabii ayağa gelme. Biz onun ayağının altında yaşıyoruz zaten.

“PKK'nın İran kolu PJAK,  Merivan’da bir askeri karakola saldırarak yirmi İran askerini öldürdüğünü ileri sürdü” diyor. Eğer böyle bir şey doğruysa, Allahu alem İran bunları şimdi eğer kısa bir yayını keserseniz yani anlayın. Öyle yapar yani. Türkiye gibi olmaz. Yani buhar yapar. Buharları da yok olur. Kudurmasınlar, azmasınlar. Bu üstelerine bir bela dönüyor. La ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah deyip iman etsinler. Bu pisliği ahlaksızlığı bıraksınlar. Ortadoğu'da dinsizlikle Allahsızlık’ta yer bulmaya  çalışıyorsunuz. Ne kadar ahmak bu PKK. Bu kadar serserice ve bu kadar ahmakça bir şey olur mu? Stalinist, Allahsız, Kitapsız kafayla Ortadoğu'da sen yer yapacaksın. Ve dindarlığın bu kadar yayıldığı, İslam'ın bu kadar yayıldığı bir coğrafyada. Bunlar tam serseri.

Amerikan derin devletiyle o şarapçı, otçu, ahmakları diyorlar işte “IŞİD çekilsin bölge Türkiye'nin kontrolünde olsun.” Tamam. İyi niyetliyseniz IŞİD çekilir. IŞİD için dert değil. Ama bak ahlaksızsanız IŞİD bir kasırga gibi geri döner. Ve sizin o bütün pisliklerinizi, bütün o aşağılık adamlarınızı köpek gibi tepeler. Onu da söyleyeyim.  İyi niyetliyseniz çekilirler. Ama ahlaksızlık yapıp PKK'yı oraya doldurursanız,  kendinizce Türkiye'yi kandırdığınızı zannedip it kopuğu bütün Türk sınırına doldurursanız kırk sekiz saatte IŞİD tamamını kazır. Bak söyleyeyim. Ve dövüne dövüne Pentagon’da ağlarsınız. Bilmem nerenize vura vura. İşte kafanıza, göğsünüze vura vura. Ahlaksızlık yapmayın. IŞİD'in çekilmesi dert değil çekilir IŞİD. Ama bölgeye PKK itini kopuğunu doldurup Türk ordusunu da alet etmeye kalkarsanız ve itlik yaparsanız kırk sekiz saat içerisinde bir tane PKK'lı bırakmaz IŞİD. Onu da söyleyeyim. Bu istediğim bir şey değil. Ama ahlaksızlığa karşı Allah bir bela olarak onları üstlerine salar söyleyeyim. İtliği bıraksınlar. Dürüst olacaklar. Biz bölgede PKK'lı istemiyoruz. Eğer dürüstseler zaten IŞİD hemen çekilir öyle bir dertleri yok. Türk ordusu güvenlik sağlayacaksa on beş kilometre bir alan içerisinde tamam. Boydan boya bizim yedi yüz-sekiz yüz-dokuz yüz kilometre sınırımız var. On beş kilometre çok ince bir hat. İnce bir hatla altı yüz-yedi yüz-sekiz yüz kilometrelik bir alan kontrolümüzde olacaksa bu mükemmel. Ama bize oyun oynuyorlarsa bir kasırga gibi geri döner IŞİD söyleyeyim. Ve bir tane PKK'lı kalmaz. Kırk sekiz saat bile sürmez. Sonra vay yandım demesinler. Ahlaksızlık istemiyoruz. Biz tabii ki dehşete, teröre, kan dökülmesine şiddetle karşıyız. Asla böyle bir şey istemiyoruz. Havadan bomba değil,  kitap atılsın istiyoruz biz. Bombayla olmaz. Kitapla bilgiyle olur.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, sizin yine söylediğiniz gibi eğit donat askerleri El Nusra’nın tarafına geçmişti. Siz hemen derhal geçer demiştiniz. Şimdi yeni bir fikir ortaya sürenler var. O zaman YPG'nin içinden eğitip donatalım diye.

ADNAN OKTAR: Mesela bu çok büyük ahlaksızlık. Müthiş bir ahlaksızlık. PKK'yı eğitip donatalım. Siz dalga mı geçiyorsunuz? Ne kadar münasebetsiz bir izah.

Güvenli bölge yüz on kilometre hiçbir şey değil ki. Yüz on kilometreyle olmaz. Boydan boya ta Hatay'dan İran sınırına kadar bütün sınırın olması lazım. PKK orada, burada fink atacaksa bu olmaz. Bütün bölgeyi temizleyelim.

AYLİN KOCAMAN: Bölge boyunca on bir sınır kapımız var. Bunun altı tanesi YPG'ye ait. Güvenli bölge oralarda olmuyor. Sadece IŞİD'e ait iki tane kapı var. O bölgelerde kuruyorlar.

ADNAN OKTAR: Ama bu ne kadar utanç verici bir şey. “Benim PKK'ya gücüm yetmiyor. Adamlar kemiğimi kırıyor. İflahımı kesiyor” diyeceksin. “Ben bunlardan korkuyorum. Ama IŞİD'e gücüm yeter. Bunlar Müslüman. Ben bunları ezeyim. Amerika'yla birleşerek. Ama alan açılsın. Son olarak da onlar da gelsin buraya PKK. Oraya da yerleşsin” dersen bu hükümeti yıkar. Yanlış anlaşılma bile olsa hükümeti yıkar. Yani AK Parti diye bir şey kalmaz. Ve millette onulmaz bir öfke olur. Nesiller boyu devam eden bir öfke olur. Sakın ha böyle bir şeye kimse girmesin. Ne demek sınır karakolları, sınır bölgesi tamamen YPG'nin kontrolünde ve seyrediliyor bu. Bu dehşet verici bir şey. Otuz tane it kopuk orada, altmış tane it kopuk orada. “Defolun gidin” diyeceksin. On beş kilometre girip ileri de ne yapıyorsa yapar. O ayrı mesele. On beş kilometrelik alanda kesinlikle kimseyi istemiyoruz. IŞİD de zaten geri çekilir. Onlar dert değil. Onlar söz dinlerler. Ama onların boşalttığı alana YPG'yi doldururlarsa IŞİD'i ondan sonra bak kimse tutamaz söyleyeyim. Hepsini hallaç pamuğunu çevirirler. Bütün sınır boyunca böyle eşek doğrar gibi hepsini doğrarlar. Ben kurtulmaları için söylüyorum. Belalarını aramasınlar. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Hepsini böyle anırta anırta doğrarlar. Akıllarını başlarına alsınlar. Orası fink atılacak yer değil. İtlik yapılacak yer de değil. Tamamen bizim sınırlarımızdan çekilsin bu ahlaksızlar. İstemiyoruz.

Amerikan elçisiyle görüşemiyor muyuz biz?

AYLİN KOCAMAN: Görüşürüz.

ADNAN OKTAR: Görüşelim. Nedir bu anormallik?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş, "PKK'nın kirli misillemeleri oluyor" demişti. Cengiz Çandar,  bugünkü yazısında "esas sorun PKK'nın misillemeleri değil. Erdoğan'ın saldırgan politikaları"  dedi. 

ADNAN OKTAR: Erdoğan Hoca’ya önüne gelen çatıyor. Çok münasebetsiz bir şey. Bayağı delikanlıca bir tavrı var son zamanlarda iyi. Uyanmış ve hakikaten dünya emperyalizmine karşı kinli ve kafa tutan bir üslubu var. O güzel. Etrafını sarmışlar ama. Bir de şişirttiler, acayip şişirttiler. Suni şişirme. Suni şişirmeyle parçaladılar adeta. Mahvettiler. O büyük bir tehlikeydi. Halbuki "ben size hizmetçi olarak geldim" demişti. O zaman bütün İslam aleminde çok seviliyordu. Sonra dünyanın en büyük lideri dediler. Bütün dünyanın nevri döndü ondan sonra. Kendi demese bile onun izniyle ve onun teşvikiyle söylendiğini zannettiler. Akıl almaz bir nefret oluştu. Çok büyük bir hataydı bu. Etrafındakiler böyle şey yapmakla iyilik yapmıyorlar. Yağcılık iyi değildir. Samimiyetsizlik iyi değildir. Gereksiz övmeler hatadır. Ve zarar verir ve verdi. Yoksa Tayyip Hoca, dünya emperyalizminden korkmuyor.  Fakat mesela şu son olayda sesi çıkmıyor pek. Tamam buradan IŞİD gitsin de “bu it kopuk, bu PYD nedir bunlar?” demesi lazım. Sık sık televizyona çıkıp “bu ahlaksızları niye burada tutuyorsunuz?” demesi lazım. Amerika'yı da uyarması lazım. Televizyonda bunu söylese Amerika çok zor durumda kalır. Ama kapalı odalarda konuşursan sivrisinek sokmuş kadar etkisi yok Amerika'nın. Amerikalılar arsızdır bu konuda. Pişkindir yani. Arsızlığıyla ünlüdür Amerikan derin devleti. Utanmaz bundan. Gizli konuşmaların hiçbir önemi yoktur. Kamuoyuna hep yansıtmak lazım. Yabancı televizyonları çağıracaksın. Bağıra bağıra söyleyeceksin, IŞİD'i açık açık fotoğraflarla belgelerle “bunların hepsi PKK'lıdır. Teröristtir” diyerek resimleriyle göstererek azgın bir yapıdır. “Ve Türkiye'nin etrafını sarmıştır. Tamam IŞİD ayrılsın ama buraya bunları yerleştirecekler. Bu büyük bir tehlikedir” demesi lazım. Bunu demiyor Tayyip Hoca. Yani tamamen suni olarak IŞİD'le bir çatışma ortamı meydana getirdiler. Halbuki IŞİD'in bizle alıp veremediği yok. Bak adamlar çıtlarını çıkartmıyorlar. Tek bir kelime söylemediler. Hiçbir şekilde misilleme falan da yapmayı düşünmüyor ve yapmadılar da. Sessiz sedasız çekildiler. Türkiye’yi zorda bırakmayı hiç istemiyorlar. Buna rağmen gidip musallat olursan bu olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan Obama ile görüşmesinde "PKK, PYD aynıdır demiştik"  dediğini söylemişti. “Ama dinlemediler” demişti daha sonra.

ADNAN OKTAR: Sürekli yanındayız. Devam etsin. Bir kere demeyle olmaz. Televizyonda açık oturumlar yapsın konuşsun. Yabancı televizyon kanalına çağırsın. Böyle yaparsa biz yanında oluruz. Yalnız bırakmayız zaten, çekinmesin. Zannediyor ki yalnız kalırım falan zannediyor. Nereye yalnız kalıyorsun? Sıkıysa senin tüyüne dokunsunlar. Bak bakalım ne oluyor? Gök kubbeyi tepelerine geçiririz. Kanunla, hukukla. Amerika'nın manyaklığı varsa bizim de aklımız var. Ve hesap etmediği yönlerimiz var. Kanunla, hukukla ne gerekiyorsa yaparız.

KARTAL GÖKTAN: Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, bir açıklama yaptı. Obama'nın sözlerine yanıt verdi. Obama "Türkiye'nin odaklandığı hedef PKK değil IŞİD olmalı" demişti. Bilgiç de “PKK her şeyden önce bizim ve Amerika için terör örgütüdür” dedi. Metnin içinde Obama, "Türkiye'nin PKK'ya karşı yaptığı operasyonlar meşru savunma hakkıdır " diyor. Atılan başlık metinle alakasızlık bir başlık. PKK'ya yönelik hava harekatı Kürtler’i bombalamak olarak yansıtılmış başlıkta. “PKK her şeyden önce bizim ve Amerika için terör örgütüdür. Terörist örgütler arasında ayrım yapmak doğru değildir.”

ADNAN OKTAR: Ama bunlar eşek kafalı ve kalın kafalılar. Bir kereyle anlamazlar. Tayyip Hoca, çağırsın bütün yabancı televizyon kanallarını belgelerle açıklasın. PYD'nin PKK olduğunu. Yani ekranda böyle güzel hatta çubukla falan tek tek izah etsin. Ayağa kalksın izah etsin. Bizim tek taraflı anlatmamızla adamlar anlamazlar. Biz Amerikan kamuoyunu elimizden geldiği kadar bilgilendiriyoruz. Ama bu zayıf olur. Aslında Putin'le bağlantıyı güçlendirmek lazım. Putin, Müslüman üslubu biraz geliştirsin. Müslüman alemi onu adeta lider gibi görür. Çok sever ve desteklerler. Putin böyle Müslümanlığa karşı muhabbetini ima yollu çok güçlü vurgulasın. Şimdi alenen Müslüman oldum derse olmaz. Ama öyle bir konuşsun ki, ben Hristiyan'ım ama aynı zamanda gönlüm Müslümanlık’ta desin. “Hristiyan'ım ama aynı zamanda kendimi Müslüman gibi de hissediyorum” desin. İslam alemi onu böyle havalarda uçurur ve çok iyi korur, kollarlar.  Hepsi de müttefik olurlar, destek olurlar. Putin delikanlı bir genç. Samimi bir genç. Ona ağırlık verilmesi lazım. Böyle kenarda, köşede bırakıldı Putin. Bu çok büyük bir hata. Genç ve yaman bir delikanlı. Yani kenarda bırakılacak birisi değil. Gücü de çok iyi. Amerika'ya rahatça kafa tutacak müthiş bir güce sahip. Amerika bayağı korkuyor ondan. Kulaklarına kadar kasılıyor. Rusya gibi. Putin bir kabadayılık yapıyor. Amerika sırtının üstüne oturuyor. Gıkını çıkaramıyor. Yani kabadayılığı falan çok iyi. Cesareti de çok iyi. Türkiye ona yanaşsın ama yalnız bırakarak değil. İslam alemi ağzı açık seyrediyor Putin'i bir çoğu. Böyle olmaz. Sahip çıksınlar ama o da desin ki, "Ben Hristiyan'ım, Ortodoks'um ama gönlüm ve kalbim İslam'ın içinde.” Yani “Hz. Muhammed (s.a.v.)’i çok seviyorum. Ona hayranım. Ama İsa Mesih bizim dinimizin önderidir. Hz. İsa (a.s)'ya inanıyorum” desin. Tamamdır. Yani Ortodoksları küstürmeden İslam aleminin gönlünü alacak bir üslup kullansın. Ki zaten öyle görünüyor. Ve korkmasın. İslam alemi de ciddi sahip çıksın Putin'e. 

“Putin PKK’ya operasyonlarını eleştirdi Türkiye’nin.” O da yalnız kaldığından oluyordur. Ona uygun bir şekilde anlatmaları lazım. Operasyon derken yani şuursuz bir operasyon yapıldığını anlatıyor PKK’lılar. İşte köyler vuruluyor, halk vuruluyor gibi. Direkt teröristlere karşı bir hareket olduğu söylenmesi lazım ve tabii bir can kaybı olacak gibi değil de onların yoları köprüleri etkisiz hale getirilebilir. Yani ulaşım imkanları ortadan kaldırılabilir. Pislik yapma imkanları. Yoksa tabii ki biz havadan bombalamaya her yerde her zaman karşıyız. Kim olursa olsun karşıyız. Putin nasıl eleştirmiş ona bir bakalım.

AYŞE KOÇ: Adnan Bey geçtiğimiz günlerde Rus Dış İşleri Bakanı Lavrov da “PYD ve Esad desteklenmeli IŞİD’e karşı” diye söylemişti.

ADNAN OKTAR: IŞİD korkusunu bıraksınlar Allah aşkına. Ama onlar da tabii komünist olanlara destek veriyorlar eski alışkanlıkla. Ama PYD’ye karşı Türkiye’yi savunması gerekirken Türkiye’ye karşı PYD’yi savunması çok anormal Putin’in. Çok tehlikeli bir şey yapmış. Herhalde Putin’in üstünde de baskıcı güçler var, bir onunla görüşmek lazım. Tayyip Hocam bir gitsin yine Putin’e. “Ne istiyorsun?” desin. “Nedir bu, kastettiğin nedir?” desin.

PKK’ya karşı şu an hiçbir şey yapılmadı. PKK bütün azgınlığı ve şımarıklığıyla ortada, hiçbir maddi kaybı yok PKK’nın. Sadece IŞİD Türkiye’yi rahatlatmak için geri çekiliyor benim gördüğüm o kadar. Türkiye’nin PKK’yı çok iyi tanıtması lazım. Ama devletin birimleri bu konuda görev alması gerekiyor. Devletin ilgili birimleri sadece maaş alıyor benim gördüğüm o kadar. Bilmiyorsanız bilene sorun ayette de var şeytandan Allah’a sığınırım Allah diyor “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilenlerden sorun” diyor. Bilmiyorsanız bilenlere sorun. Gönüllü size yardım edecek çok fazla insan var. Acayip çekiniyorlar, acayip ürkek bir politika var. “Aman laf gelmesin, aman söz gelmesin, aman makamına bir şey olmasın.” Korkma maaşını alırsın çekinme.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey devletle yarı yarıya hareket eden düşünce kuruluşları var. Fakat onlar da genelde PKK konusunda ılımlı bir üslupları var.

ADNAN OKTAR: O çok tehlikeli.

Rusya hatalı bir politika izliyor. Eğer teröristleri desteklerse Türkiye de o zaman Rusya’ya karşı olan teröristleri desteklemesi gerekir. O zaman çok kötü olur. Her yerde teröriste tavır alması lazım Rusya’nın. Teröristin iyisi, benim teröristim senin teröristin olmaz. Her teröriste tavır alınması lazım.

AYLİN KOCAMAN: Şu an onlar Suriye’de Esad’ın tek müttefiki olduğu için muhtemelen destek veriyor olabilir Rusya.

ADNAN OKTAR: Türkiye bunu sağlayabilir. Suriye bölgesinde Rusya’ya çok fazla üs sağlanacak şekilde imkan sağlanabilir. Oradan askeri varlığının sökülüp atılması tabii ki Rusya’nın isteyeceği bir şey değil. Türkiye o bölgede Rusya’nın üs elde etmesi için açıkça uygun bir politika izleyebilir. Esad’la da anlaşabilir bu konuda. Esad kendi bölgesinde bir devlet kurması sağlanabilir. Esad’ı kökten kazımaya gerek yok. O bölgede Lazkiye’ye yakın bir bölgede önden bir devlet kurması ve Rusya’nın da orada bir üs kurması için Türkiye devreye girebilir. Diğer yerlerde tabii yapamaz Suriye. Hiç boş yere hayal kurmasın, olmaz. Zaten şehirleri kalmamış her yer yerle bir olmuş. Kendileri uygun bir harita göstersinler o harita üstüne anlaşalım.

CEYLAN ÖZBUDAK: Lazkiye’de şu an Rus donanması var.

ADNAN OKTAR: Ama onu tabii garantide görmüyorlar. Her an sökülüp atılacak gibi görüyorlar. Hakikaten IŞİD oraya girse ne donanma kalır ne hiçbir şey kalmaz darmadağın olur. Donanmayı da ele geçirirler. Orada da demirleri söküp çıkartırlar hepsini.

AYLİN KOCAMAN: Güvenli bölge Esad’ın bulunduğu bölgenin hemen üstü, kuzeyi. Türkiye’nin belki garantörlüğü rahatlatacak olabilir Rusya’yı.

ADNAN OKTAR: Olabilir. Türkiye. Şimdi Esad’ı onlar gurur meselesi yaptılar, adamı tamamen kazıma diye bir konu olmaz. Esad’ın yine devletini devam ettireceği bir bölge onlara vermek lazım. Uygun bir yer ve Türkiye’nin de garanti vermesi lazım. Rusya da o bölgede kalacak şekilde. Anlaşırlar, o zaman olur. Boydan boya Suriye’yi aslında Esad kaybetti artık. Onu zorlamaya gerek yok. Ama tabii kaybedilen bölgeye kimler yerleşecek? Türkiye’ye federasyon olarak bağlanabilirler. Türkiye’nin garantörlüğünde olabilir. Bu olabilir yani bir federasyon oluştursunlar Türkiye’ye saygılı, bu konuda anlaşılabilir. Aslında bir plan hazırlanması gerekiyor. Şu an bir kör yapı var, kör açmaz var. Herkes kendi dediği olsun istiyor. Halbuki ortalı bir konuda anlaşılabilir. Hem Esad’ın dediği yapılabilir. Esat’a yeteri kadar bir toprak parçası verilebilir. Rusya oradan tamamen kopmayı istemiyor o ağrına gidiyor. O da normal ondan rahatsız olması. Oradan söküyorsan sen Rusya’yı başka yerlerden de sökersin. Tamamen yalnız kalır o zaman. Rusya’nın zaten gitmesi akılcı bir hareket olmaz. Denge unsuru olarak Rusya’nın bölgede bulunması gerekir hatta yeni bir üs de açabilir istiyorsa. Daha güçlü bir askeri yapı orada bulundurabilir Rusya. O bölgeyi Suriye’deki muhaliflerin aklı başında olanları idare edecek gibi ve Türkiye’ye bağlı federasyon olarak organize etmek mümkün. IŞİD zaten şu an merkeze doğru ilerliyor. İşin doğrusu Lazkiye’yi falan hepsini alabilir IŞİD istese.

CEYLAN ÖZBUDAK: On beş kilometre yakınında.

ADNAN OKTAR: Evet, istese alırlar. ABD her seferinde Rusya’yı arkadan vurdu. Ukrayna’da da öyle oldu. O yüzden ABD işin içinde olduğu için Rusya Amerika Birleşik Devletleri ne derse onun tersini yapıyor. Güvenli bölge konusunda da Türkiye’yle anlaşabilir fakat Amerika Birleşik Devletleri işin içinde diye terslik yapıyor. Putin’le bu konuda anlaşma yapılabilir. Rusya’nın çıkarlarının yok olması çok tehlikeli bir şey. Tamamen yok olmasına gerek yok. IŞİD bölgede milyonları böyle etkisi altına alır diye düşünüyorlar. Alır tabii ki aldı da yani. Sen adamın anasına, bacısına tecavüz edersen, babasının kulağını burnunu keser kolye diye çakarsan adamlar delirir tabii. Ve o muhalefet ruhu hepsi IŞİD’de birleşiyorlar ve intikam alma ruhunda oluyorlar. Irak’ta akıl almaz bir Amerikan nefreti oluştu. Ama kahredici bir nefret. Onu şu an IŞİD’le tatmin etmeye çalışıyorlar. Yani baş edecekleri gibi bir güç değil açıkça söyleyeyim. Ama istiyorsalar bir anlaşma yapılabilir sembolik küçük bir devlet Esad’a verilebilir ve Rusya da bölgede kalabilir. Ama daha da zorlarsalar tamamını kazır bak söyleyeyim IŞİD. Lazkiye’yi falan hepsini alacak güçte. Şam’ı da alır.

PKK’nın kayıplarından bahsediyormuş Demirtaş. Nedir o kayıplar? Onları söylesin. Öyle kapalı bir konuşma olmaz. Ne kaybı varmış? PKK’nın hiçbir kaybı falan yok. Eşek gibi adamlar bayağı tepiniyorlar orada. Öyle bir konu yok, hayali izahlara gerek yok.

Amerikan elçiliği genellikle Türkiye’de derin devletin çok etkisi altında olan bir yapı. Amerikan hükümetinin etkisinde değil de, Amerikan derin devletinin etkisinde görünüyorlar. Gelen elçiler de öyle gidip Ortadoğu’nun jandarması gibi hareketler yapıyorlar. Gelir gelmez önce bir Güneydoğu’da bir turlama yapıyorlar. Sonra bombalamalar başlıyor. Adamlar ne zaman Güneydoğu’ya ziyarete gitseler ertesi gün büyük bir felaket oluyor Güneydoğu’da.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz biliyorsunuzdur zaten inşaAllah Adnan Bey hükümet demokrat da olsa Amerika’da buraya gelen elçilerin hepsi cumhuriyetçi oluyor genelde.

ADNAN OKTAR: O çok anormal, hep böyle savaşçı böyle şahin tipler, hep olay çıkaran genellikle Türkiye’den nefret eden tipler ortada oluyor. Amerikan kamuoyunu çok iyi uyarmak lazım çok iyi bilgilendirmek lazım. Aslında IŞİD Lazkiye’deki Rus üssünü falan tanımaz. Çünkü Rus üssünün yapabileceği bir şey yok, deniz üssü bu. Ne yapacak deniz piyadeleriyle onlar savaşacak mı? Geminin içine girer C4’le gemiyi havaya uçururlar. Dinamitle havaya uçururlar öyle bir dertleri olmaz. Darmadağın olur, hepsi kaçar IŞİD oraya gelirse. Dolayısıyla akılcı bir çözüm için Putin’le anlaşma yapılması lazım. Orada sembolik bir devlete razıysalar, küçük bir devlete razıysalar olur. Aksinde tamamını kaybederler söyleyeyim. Ve IŞİD’in Türkiye’yle hiçbir işi yok tamamen suni Türkiye’nin işi varmış gibi göstermek. Türkiye için en büyük tehlike olan PKK’ya malzeme çıkarıyorlar böylece. “PKK’nın ne işi var burada?” diyor? Diyor “PKK’ya karşı güç geldi buraya” diyor. IŞİD diye bir tehlike yok Türkiye sınırında. PKK belasını buraya getirmeyin bu bahaneyle. Hiçbir şekilde IŞİD tehlikesi yok Türkiye için. Gelenler hep ya eski CIA ajanı oluyor, hep PKK’ya sempati duyan eski komünistler falan. Normal adam gibi bir adam pek gelmiyor. Bizim anladığımız anlamda. Yani Türkiye dostu, Türkiye’yi seven anlamında gelmiyor. Hep PKK’ya dost olan, CIA çizgisinde olan adamlar geliyor. Onları özellikle gönderiyorlar benim kanaatim.

AYLİN KOCAMAN: Dediğiniz gibi Ankara büyükelçisi oluyor ama hep Güneydoğu’da oluyor.

ADNAN OKTAR: Gelir gelmez Güneydoğu’ya gidiyor senin ne işin var orada? Bir de elini kolunu sallayarak geziyor PKK garantisiyle. Mesela normal bir Türk vatandaşı gezemez oralarda elini kolunu sallayarak. Ama bu adamlar elini kolunu sallayarak her yerde geziyorlar Güneydoğu’da.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü