Harun Yahya

Sohbetler (9 Ağustos 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Muhabbet ne üstüne oluyor?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Amerikan hava kuvvetlerine ait 8 uçak geldi Adana’daki üsse. Hürriyet Gazetesi’nden Tolga Tanış; “Türkiye ile Amerika arasındaki anlaşmaya göre İncirlik’ten kalkan uçakların YPG’nin verdiği koordinatları kullanacaklarını” söyledi. Yazıya göre, Kuzey Irak’ta PKK’yı vurmayı ama Suriye’de YPG’ye herhangi bir harekat yapmamayı da taahhüt etti. Tolga Tanış “Amerikalı yetkiliye, “bu durumda PKK Kandil’de kalırsa Türkiye’nin hedefi olacak ve siz bunu destekleyeceksiniz. Suriye’ye geçerse Türkiye saldıramayacak mı?” diye sorduğunda, yetkilinin, “PKK bu mesajı nasıl okumak isterse öyle okuyabilir” diye cevap verdiğini yazdı.

ADNAN OKTAR: Biz Amerika’ya hesap verecek konumda olursak, battık zaten. Böyle şey olmaz. Amerika diğer ülkelerde kendi çıkarlarına çok titiz, her yerde titiz. Burada Türkiye’yi bölmeye kalkan bir yapı var. Türkiye’nin bir bölgesi işgal edilmiş. Kendisi düşünüsün, New York’un bir bölgesi işgal edilse silahlı bir çete tarafından, ikide bir karakollar bombalansa, 2 ton patlayıcıyla falan, Amerika çıldırır herhalde. Bizim milli gücümüzün, milli kararlılığımızın olmadığını düşünüyor, bizi Irak gibi falan düşünüyor. Rahatça yenilecek ezilecek bir ülke olarak düşünüyor. Obama bence çok tehlikeli bir şey yapıyor, o yalnız bir insan. Böyle pis işlere girmesin. Çevresindekiler de yalnız insanlar, böyle pis işlere girmesinler, bu çok tehlikeli. Bu, kamuoyunda çok olumsuz etki yapar, alaşağı ederler, bir daha seçilemez. Sıkıntılı olur onun için, iyi bir şey yapmıyor. Ya istifa etsin Obama, ya böyle pis işlerin içine girmesin. İstifa edip çekilebilir isterse ama pis işlerin içine girmede kararlı olursa, olmaz. Çok büyük sıkıntı olur, kendi de üzülür sonra. Yani iktidardan düşer, halk ona karşı tavır alır iyi olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu, siyasi parti liderlerini kamu düzeni ve silahların bırakılması konusunda ortak tavır almaya çağırdı.

ADNAN OKTAR: Zaten herkes tavırlı, herkes Türkiye’nin düzelmesini ister.

Amerika, IŞİD’le fikri mücadele yapabilir. Mehdiyet düşüncesini savunması lazım. Fikirle olur öbür türlü olmaz. IŞİD’in zemini, Amerika’nın tahmin edemeyeceği kadar güçlü. Mesela Afganistan’da çığ gibi yayılır IŞİD düşüncesi. Suriye’de, Irak’ta hatta Pakistan’da, Hindistan’da her yerde çığ gibi yayılacak güçte. Fas, Tunus, Cezayir, Libya’da, fikri mücadele yapılması lazım. Böyle asma kesme bombalama bu çok tehlikeli olur. Bir de binaları bombalıyor. Zaten orası savaş alanı olmuş oluyor. Oradaki insan artık yerleşik hayat istemez, savaş ister artık. Yıkık dökük binaların arasında adam okula gidemez, evlenemez, ticaret yapamaz, tek yapacağı şey savaştır. Yani eğitimsizse, bilgisizse ve yönlendirilmişse, dolayısıyla onları savaş adamı haline getiriyorlar. Amerika belki oralı oldukları için mahsurlu görmüyor ama bu sefer Amerika’nın Müslümanları işin içine girebilir. Zenciler işin içine girebilir, zenciler IŞİD mantığını savunabilirler. Bu sefer çok sevdiğimiz Amerika, yıkık dökük viraneye döner. Amerika fikrin önemini artık kavraması lazım.

Nuaym İbni Hammad. Çok ünlü bir alimdir. Fiten isimli eserinde “Kaab’dan şöyle rivayet edildi” diyor Peygamberimiz (s.a.v)’den: “Şam Nahiyelerinin biraz ötesinde Fırat etrafında büyük bir ordu toplanır.” PKK, bak tam yerini söylüyor. “Şam Nahiyelerinin biraz ötesinde Fırat etrafında büyük bir ordu toplanır. Her 9 kişiden 7’si öldürülür.” Büyük bir savaş, anarşi terör anlamında, 9 ve 7’den kastı sürekli ölümle anlamında kullanılan bir kelime. Bak diyor ki rivayette: “İçlerinde” bu yapının içinde, bak çok net, “Abdullah isimli bir kişi vardır” diyor. Öcalan’ın ismini veriyor, yani bu çetenin ismini veriyor net. 1200 yıllık eser, açsın baksınlar, Nuaym İbni Hammad’ın Fiten’inde geçiyor. İsmi açıkça Abdullah diyor. “Şam Nahiyelerinin biraz ötesinde Fırat etrafında büyük bir ordu toplanır. Mal ve çıkar üzerine savaşırlar” diyor. “Her 9 kişiden 7’si öldürülür. İçlerinde Abdullah isminde bir kişi vardır” diyor. Bir kişiden bahsediyor. Öyle olsa şu isimde, şu isimde, bu çetenin başının Abdullah olduğu anlaşılıyor. Ne zaman bu? Hz. Mehdi (a.s) devrinde. Fiten bölümü, zaten ahir zaman konuları.

Ne diyorsun Oktar?

OKTAR BABUNA: Tam tarif ediyor, maşaAllah. Birde bir değil, iki değil, beş değil, yani yüzlerce hadis, her okuduğunuz her gün gökten alametler, yerden alametler, bu kadar olur yani. 

ADNAN OKTAR: On binlerce isim var, Naci var, Cevdet var şu var bu var, değil mi? Bak detaya bak şimdi diyor ki: “Şam Nahiyelerinin biraz ötesinde Fırat etrafında büyük bir ordu toplanır. Mal üzerine savaşırlar, her bir 9 kişiden 7’si öldürülür.” Bu anarşist terörist kan dökücüler için kullanılan bir şey. 9’dan 7’si gözünü kan bürümüş anlamında. “İçlerinde Abdullah isimli bir kişi vardır” diyor, Hz. Mehdi (a.s) zamanında. Nuaym İbni Hammad’ın Fiten isimli eserinde zaten var, isteyen bakabilir. “Abdullah” diye açıkça ismi geçiyor. Demek ki, bütün olaylar kaderde belli. Bak, adamın ismine kadar, adının Abdullah olacağına kadar kaderde belli. 1400 yıl önce söylüyor Öcalan’ı Peygamberimiz (s.a.v), ismiyle bildiriyor. On binlerce isimden bir tane isim söylüyor. Bak yer, Suriye’nin nahiyelerinin biraz ötesinde Fırat etrafında kan dökücü bir ordu toplanıyor. İçlerindeki en önemli kişiyi söylüyor, “Abdullah” diyor peygamberimiz (s.a.v), “Abdullah isminde bir kişi vardır.” Şimdi bunu hocalar söyler mi? Söylemez. Büyük alimler söyler mi? Söylemez. Paralı televizyona çıkan hocalar söyle mi? Birçoğu söylemez işlerine gelmez. Çünkü bunu kabul ettiklerinde, Hz. Mehdi (a.s)’ı da kabul edecekler. Çok yazık. Peygamber (s.a.v)’in mucizelerini örtüyorlar. Halbuki bu mucizelerde yeri göğü yıkmaları lazım. Peş peşe bak günlerden beri mucizeleri anlatıyoruz gıkları çıkmıyor. Akıl almaz bir Hz. Mehdi korkusu (a.s) sardı, kalpleri Hz. Mehdi (a.s) korkusuyla tir tir titriyor.

OKTAR BABUNA: Günlerdir arka arkaya hadisleri açıklıyorsunuz Hocam. Mesela Saat Kulesi’ni açıkladınız, “gölgesi vuran Kabe’de inananların üstüne.”

ADNAN OKTAR: Bak, “Kabe’de tüneller açılacağını, tünellerden nehir gibi akacak” diyor arabalar. “Nehir gibi akış olur bu tünellerden, delik deşik olur dağlar” diyor. “Binaların boyu dağlara yükselir” diyor, Hz. Mehdi (a.s) zamanında. Hocalar söyleyebiliyor mu? Söyleyemiyor. Betlehem, 2000 yıl önce Hz. İsa (a.s)’ın doğumunda çıktı Betlehem Yıldızı, şimdi yeniden çıktı Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur alameti olarak. Söyleyebiliyorlar mı? Söyleyemiyorlar. Allah onlara soracak, “niye söylemediniz” diyecek, onlar da niye söyleyemediklerini açıklayacaklar. Artık hasetten mi, problemleri mi var, neyse söyleyecekler.

Obama; “İdeolojik mücadele” demiş. Cumhuriyetçiler de, “sadece bombalama çözüm olur” diyor. Ama bu sefer o bombalama onlara döner. Adam bir bombalanır iki bombalanır o zaman bombanın tadını tuzunu sana göstermeye kalkabilir. Adamı huylandırırsın. Adamı huylandırırsan, seni oradan kovar istemez, bunu düşünmüyorlar. Terör terör getirir, şiddet şiddet getirir. Adam onu yemez, yanına da bırakmaz.

OKTAR BABUNA: Siz hep söylüyorsunuz, hadislere yok diyemiyorlar. El yazması hadis kitaplarında var, 1000 yılın üzerinde. Hadis var, bu olay olmadı da diyemiyorlar, bütün dünyanın gözü önünde oluyor olaylar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Adam nasıl desin? Betlehem çok ünlü bir yıldız. İncil’de uzun uzun geçiyor, çok fazla İncil’in hükmü var, Betlehem Betlehem diye, İncil’de uzun uzun geçiyor. İncil 2000 yıllık kitap. Betlehem, Hz. İsa (a.s)’ın doğumunda en önemli sembol. Bütün tablolarda heykellerde Betlehem işlenir. Betlehem Yıldızı çıktı, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olarak. Alimler hocalar suspus. Sussanız da bir şey olmaz, bir şey değişmez. Bak PKK’ya karşı da suskunlar. “Alçaktır kahpedirler” diyemiyorlar. Varsa yoksa IŞİD. Çünkü onları daha gariban görüyorlar, daha kolay görüyorlar, PKK’yı tehlikeli görüyorlar, gücümüz yetmez kafasındalar. Yahut gelir suikast yaparlar bir şey yaparlar, nemize lazım falan diyorlar. Ama IŞİD zaten Türkiye’ye gelmeye niyeti olmadığı için. Aslında IŞİD Türkiye içinde birçok faaliyet yapsa, onlar hakkında gıkını çıkartmazlar. Ama aslan kesiliyorlar böyle bastonlarını sallayarak şu an konuşuyorlar. Ama PKK ile ilgili konuşamıyorlar, korku belasından.

CAN DAĞTEKİN: Mehdiyet’i inkar etmek için ahir zaman alametlerini tesadüfen olduğunu söyleyenler var.

ADNAN OKTAR: Betlehem Yıldızı tesadüfen nasıl çıksın? İki uçlu kuyruklu yıldız nasıl tesadüfen çıksın?

CAN DAĞTEKİN: “Gerçekleşebilir hadisler ama tesadüfen de gerçekleşmiş olabilir” diyorlar.

ADNAN OKTAR: 100 tane hadis peş peşe aynı tarihlerde muntazam sırayla, belirlenen sırayla çıkıyorsa, insanların zekasıyla alay etmek olur bu.

GÖKALP BARLAN: Peygamberimiz ( s.a.v) onu da haber vermiş, “peş peşe tesbih tanelerinin artarda dizilmesi gibi çıkacaktır” diyor.

ADNAN OKTAR: “Ramazan ayında on beş gün arayla peş peşe ay ve güneş tutulmaları olur” diyor. Adam “tesadüf” diyor. Kaç tane tesadüf yani? 100 olay, hepsi aynı anda oluyor. Sadece hicri 1400’de oluyor, daha öncesinde yok. Peygamberimiz (s.a.v) “güneşte bir insan yüzü belirecek” diyor, “ve hepiniz bunu göreceksiniz” diyor. NASA fotoğrafları görüntüleri yayınladı, adam alenen güneşte gülüyor, hem de herkesin tanıdığı bir gülme şekli, bu bilgisayardaki gülme şekli.

Bir de deli kız modelleri var, böyle saldırgan, ağzından köpükler saçan azgın psikopat, hayret Allah’ın hikmeti. Bir de çok uysal sevecen güzel huylu olanlar var fıtrat fıtrat. Allah diyor, “fıtrat fıtrat yarattık” diyor. Ama tabii güzel fıtratlı olanlar halim olanlar cennete gider azgın olanlar gidemez. Onun için azgın olmaktan Allah’a sığınmak lazım. Yani huysuz, azgın saldırgan, sürekli konu arayan, içi bir türlü yatışmayan, insanlardan nefret eden, kindar, şüpheci, bu, Kuran’da şiddetle yerilen bir özellik. Cenab-ı Allah, o zaman cennetin kapısından çeviriyor, “senin yerin cehennem” diyor, “ahlakın cehennem ahlakı, sen müminleri rahatsız edersin” diyor Allah, “ama cehennemde senin kafanda adamlar var, git onun içinde otur” diyor. Ne kadar? Sonsuza kadar.

“Adnan Oktar, iyi de burada PKK diye bir şey yazmıyor. Fırat-Dicle arasında doğmuş ölmüş 100 milyon Abdullah olmuştur.” Canım kardeşim, o kadar yüzeysel düşünüyorsun ki, bak, “Mehdi devrinde” diyor, “Mehdi’nin zuhur zamanında” yani asrımızda bu devirde, o bölgede, Fırat bölgesinde terörist kan döken bir kavimden bahsediyor. PKK’dan başka kimse yok orada, değil mi? “Başlarında da Abdullah diye birisi vardır” diyor. Ne anlıyorsun sen bundan? Kime söylesen anlar. Sen muhtemelen üniversite öğrencisi falansındır, biraz düşünsene. “Ahir zamanda Mehdi devrinde” diyor, Hz. Mehdi (a.s) zamanında bizim zamanımızda. “Suriye’ye yakın bir yerde” diyor, “ama Fırat kenarlarında” diyor bir ordu silahlı bunlar ve kan dökücü. Bak, 9’dan 7’yi öldürüyor kan dökücü, “ve başlarında da Abdullah vardır” diyor. Ben bunu anlayamadım diyorsan, o zaman ben sana ne diyeyim, değil mi? Artık adres veriliyor, tarih veriliyor, zaman veriliyor.

Aylin Dağlı; “Ne zaman ilan ediyorsun Mehdi’liğini?” Tutturdular Mehdilik. Bilinçaltından bir tülü gitmiyor ne yapsan acaba bunlara? Bak, “yemin ediyorum” diyorum, yine yemin ediyorum, Allah adına yemin ediyorum; ömür boyu hiçbir şekilde Mehdilik iddia etmeyeceğim, Vallahi Billahi Tallahi. Daha nasıl söyleyeyim? Çok benziyorsun. Benziyorsam benziyorum ne yapayım Allah Allah suç mu? Teşekkür ediyorum Allah razı olsun benzetiyorsanız. Bir insan peygambere de benzer, Hz. Musa (a.s)’a da benzer, Hz. Mehdi (a.s)’a da benzer, benzetiyorsan güzel teşekkür ederim. Hüsnü zan ediyorsun, iltifat ediyorsun. Ama benzemek ayrı, Mehdi olmak ayrıdır, benzemek ayrıdır. Kötü bir şey değil, güzel bir şey Hz. Mehdi (a.s)’a benzemek.

Bak, Nuaym İbni Hammad, çok ünlü bir alim söylüyor bunu 1200 yıllık eser. Fiten isimli eserinde bak yerini de söylüyorum. Kaab’dan Peygamberimiz (s.a.v)’den rivayet. “Şam nahiyelerinin biraz ötesinde” bak yer bildiriliyor, “Fırat etrafında büyük bir ordu toplanır mal üzerine savaşırlar.” Yani dünyalıktır dertleri Allah için savaşmazlar, materyalisttirler. Bak çok detay veriyor materyalisttirler. “Her bir 9 kişiden 7’si öldürülür.” Yani müthiş bir terör ortamı diyor, şiddet ortamı. “İçlerinde Abdullah isimli bir kişi vardır.” Olayı net açıklıyor, Abdullah ismini de söylüyor. 1400 sene öncesinden bildirilen bir hakikat 1200 yıllık bir eserle bildiriliyor isimle, bak yer. “Mehdi’nin zuhuru zamanında” diyor, zamanımızda diyor ve müthiş bir terör estirecekleri bildiriliyor, materyalist oldukları belirtiliyor, “mal üstüne savaşırlar” diyor. Çıkar için, o toprakları elde etmek için savaşırlar diyor. Yerini de tam, en ince detayına kadar gözü kapalı bulunacak gibi. “Ve başlarında da Abdullah isminde biri var.” İsmini veriyor. On binlerce isimden onu veriyor, “Abdullah” diyor.

İncirlik’ten IŞİD’in vurulmasına hükümet müsaade etmesin. Bu uğursuzluk getirir, eğer orada bir tane Müslüman ölürse, bu cinayet olur. Orada çocuklar şehit olursa, anneler şehit olursa yahut IŞİD mensubudur da hiçbir suça girişmemiştir sen onu nasıl öldüreceksin? Suça ilişse bile mahkeme etmen lazım, mahkemeye çıkarman lazım, mahkeme onu hapseder, öldürme hakkın yok. O zaman çok büyük günah olur, bu hükümete uğursuzluk getirir, çok büyük uğursuzluk getirir. Hükümet canı pahasına böyle bir balaya müsaade etmesin. IŞİD’in Türkiye’den vurulması diye bir konu kabul etmeyiz. Ne Taliban’ın ne El-Kaide’nin ne Nusra’nın, hiçbir şekilde vurulmasını kabul etmeyiz. Hükümet bu konuda kesin tavrını alsın. Günah olur, haram olur. Çoluk çocuk şehit ediliyor. Türkiye buna alet olursa, bunun uğursuzluğu nesiler boyu devam eder, nesiller boyu bunun acısı devam eder. Bunu yapmasınlar, tarihe geçer. Ahirette hesabını veremezler. Ahirette böyle tek başına Allah’ın huzuruna gelecek insanlar, tek tek, “neden bu insanları öldürttünüz, neden aracı oldunuz” derse Cenab-ı Allah, başı önünde susacak. “Açıkla” diyecek Allah, açıklaması yok. Doğrudan cehenneme gider ve sonsuza kadar cehennemdir. Canı pahasına hükümetin bunu kabul etmemesi lazım. Bizim IŞİD’le işimiz olmaz. İncirlik ne alaka? Biz böyle pis işlere alet olma konumunda asla olmayız. Yani çocuk öldürmek, efendim kadın öldürmek, başlarına binalarını yıkmak, napalm bombasıyla yakmak, “gel benim üssümü kullan” dersen bu günah olur, pis iş olur yanlış iş olur. Çok büyük günah bu. Orada el kadar çocuklar var, 10-11-12 yaşında, 8 yaşında sabiler var, genç kızlar, kadınlar var. Amerika bir çılgınlık peşinde, böyle bir yöntem olmaz. İlimle irfanla olur. Bak, kitap atmak akıllarına gelmiyor, yazı atmak akıllarına gelmiyor. Bombalamanın dışında bir şey bilmiyorlar. Türkiye buna alet olmasın. 80 milyon olduğu gibi Amerika’ya tavır alırız Amerikan derin devletine. Biz bunakların sözlerine göre hareket edemeyiz. Ama PKK’nın köprüsü varsa bombalasınlar, yolu varsa bombalasınlar, çünkü oradan gelip askerimizi vuruyor. Ama onları da fert olarak öldürmesinler bunu istemeyiz. Öldürerek olmaz fikirle olur, düşünceyle. At başlarına Darwinizmin geçersizliğini, materyalizmin geçersizliğini at PKK’ya, okuyacaktır adamlar. Kısa sürede hepsine hakim olursun. Öyle olmaz. Bir de PKK’ya güç yetiremeyip, IŞİD’in mevzilerini vurmak, çok anormal bir hareket olur. Amerika burada kalleşlik yapıyor derin devleti, kahpelik yapıyor. Vuracaksan PKK’nın mevzilerini vur, insansız yerlerini. Ama çoluğun çocuğun üstüne tonlarca bomba yağdırırsan eğer Hristiyansan da düşünmen lazım. Sana yine Allah sorar, cehennemin en dibine gidersin. Obama böyle pis işlerin içine girmesin. Hükümet de böyle pis ilerin içine girmesin. Bilmiyorum şu an ne yapıyorlar ne ediyorlar gizli haberimiz olmuyor. Bir de IŞİD Türkiye’ye karşı hiçbir eylem yapmadı ve yapmaya da niyeti yok, cevap dahi vermiyor. Bu kadar sessizliğin karşılığı bombalama olmaz. Gücün yetiyorsa delikanlıysan gider PKK’yı vurursun. İnsanlarının değil, yolunu, köprüsünü işte bütün ulaşım alanlarını vurursun. Mesela geçit alanları varsa onları vurursun. İdeolojik bir mücadele olur. Hiç denediniz mi? Yapmadınız, olmaz. Bombalama bilmem ne falan. IŞİD’le sen Mehdiyet düşüncesiyle mücadele ettin mi? Etmedin. Hiç kitap attın mı üstlerine, hiç broşür attın mı yok. Bombala da bombala. Vietnam’da falan da aynı kafadaydı, her zaman yeniliyor rezil oluyor yine aynı şeyi yapıyor. Bombadan başka bildiği bir şey yok.

OKTAR BABUNA: Siz kitabınızda da yazdınız, Vietnam’da gerilla savaşı uzmanı diyor ki, “komünist gerilla eğer bölge halkından propaganda yoluyla manevi destek almazsa, altı aydan fazla barınamaz” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Ho Chi Minh yaşasaydı, ona anlatırdık Darwinizmin geçersizliğini. Ernesto’ya da anlatırdık, baya akıllı delikanlıydı. Ama o devirde bilim şu bu falan Darwinistlerden yanaydı. Vietnam da çok dindar olurdu, Kamboçya, Laos da çok dindar olurdu. Ama illaki deccal çıkacak, illaki deccal hükümranlığını sağlayacak, illaki dünyaya hakim olacak. Bediüzzaman diyor, “deccal dünyaya hakim olur rivayette var, şu an deccal hakim oldu” diyor. Bediüzzaman “ben yıktım deccaliyeti” demiyor, “şu an benim zamanımda deccal dünyaya hakim oldu” diyor, “Mehdi yerle bir edecek” diyor. “Ama ben küfrün belini kırdım” diyor. Ama bu Türkiye için söylediği bir sözü. Ama öldürdüm demiyor, “öldürüp dağıtacak” diyor, “ben sadece belini kırdım” diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Silopi’de PKK yandaşlarınca açılan hendekleri kapatmak için yapılan operasyon sırasında, teröristlerin roketatar ve uzun namlulu silahlı saldırısında ağır yaralanan ve sevk edildiği Batman’da şehit olan Muhammed Onur Demir’in sosyal medya hesabından 2 Ağustosta yaptığı son paylaşımda şehit olacağını hissettiği görüldü. Şehidimiz sosyal medya hesabında necip Fazıl Kısakürek’in ölümü anlattığı “ölüm hoş geldi safa geldi” dizelerini paylaşması dikkat çekti. Ölümün hoş geldiği safa geldiği anlatıldığı şiirde şu dizeler yer alıyor; “Gittiler bana dünyam birden bire boş geldi. Seçilmiş oldu eşyam, odalarım loş geldi. Gözlerim müebbette günü gelir elbette. Gelir melek nöbette safa geldi hoş geldi.”

ADNAN OKTAR: Necip Fazıl, büyük üstad, maşaAllah.

Şehidimiz hal ehli ki, Cenab-ı Allah ona vahyetmiş. “Ey güzel delikanlı” diyor Cenab-ı Allah, “seni şehitlik makamına alacağım, hazır ol” diyor. Kalbine ilham ediliyor, vahiyle bildirildiği anlaşılıyor. Öyledir yani şahadet birçok şehide bildirilir. Yazmıyorlar söylemiyorlar ayrı mesele ama etraf tedirgin olmasın diye ama bilirler, ona da bildirilmiş. MaşaAllah, Allah şahadetini mübarek etsin, makbul etsin, bize de nasip etsin. O güzel makamı Allah bizlere, sevdiklerimize nimet olarak nasip etsin. Annesine babasına Allah uzun ömür, sabrı cemil nasip etsin. Ne güzel makam, ne kadar güzel hoşluk, kalp ferahlığı. Birden dünyanın çilesinden ızdırabından kurtulup, cennet bahçesine geçiyorsun ve daha hala da orada imtihan oluyorsun, cennetle imtihan oluyorsun. Ve diri olduklarından eminler ve şaşırıyorlar “niye gelmiyorsunuz” diyorlar, “burası baya güzel” diyorlar. Hayretle bekliyorlar sevdiklerini dostlarını, “gelin baya hoşunuza gider” diyorlar. Bir boyut, boyutlardan bir boyut. Bütün evreni dolduran Allah’ın ruhu böyle tecelli ediyor, esir maddesini Allah vesile ediyor, orada birden cennet teşekkül ettiriyor Allah, güzellik teşekkül ettiriyor. Esir de Cenab-ı Allah’ın hizmetçisi, dev bir akıldır esir maddesi. Bütün uzayı kaplar, söz de dinler esir cennette. Dünyada söz dinlememesinin nedeni iki nedeni var, bir; insanlar yeteri kadar dua etmiyorlar, yeteri kadar samimi olmuyorlar. Mesela Hz. Musa’ (a.s)’ın asasını esir maddesi kaplamış, bir anda yılana dönüşüyor. Bir anda sandalye olur, bir anda arabaya dönüşür. Elini de kaplamış esir her yerini, elini sokuyor bir çıkarıyor bembeyaz florasan gibi parlıyor böyle. Duası güzel, duası güzel. Hz. İsa Mesih (a.s) baras hastalığı var mesela, elini yüzüne sürüyor bir kere, adamın yüzünden hastalık gidiyor. Derhal değil ama bir süre sonra. Cenab-ı Allah esiri müminlere hizmet etsin diye yaratıyor ama dua etmeyi bilene. Mesela gül haçlar o sırrı biliyor, tapınak şövalyeleri biliyor, masonluğun üst dereceleri bilir. Cebrail (a.s) geliyor Peygamber (s.a.v)’e, başka boyutta olduğu için, boyutu oraya oturduğu için yerçekimi değişiyor. Akıl almaz bir çekim meydana geliyor, kurşun gibi ağırlaşıyor insanlar, deve çöküyor hayvan. Cebrail (a.s) geldiği boyutta yerçekimi başka türlü oluyor. Yerçekimi bükülüyor yani bize bükülüyor ama onlardaki bükülme bizdeki bükülme gibi değil. Dolayısıyla insanı yere yapıştıracak ki gibi yere çekmeye başlıyor. Cebrail (a.s) gidince birden kuş gibi hafifliyorlar, çekimi boyutu kalktığı için, yerçekimi bükülmesi kalktığı için baya ferahlıyorlar. O da esirle ilgili bir yapı. Allah esiri kullanıyor vesile ediyor. Bütün uçsuz bucaksız evreni hep esir maddesiyle doludur. Bediüzzaman Risale-i Nur’da çok uzun anlatır. Esir şuurlu. Baklanın içine girer baklayı şekillendiriyor Allah’ın dilemesiyle, fasulyeye girer fasulyeyi şekillendirir düzgün bir şekilde. Kediye girer yeri temizletir yalar üstünü başını temizler. Balığa gider yavrularını ağzının içine sokar, çok akıllıdır Allah’ın dilemesiyle. Melek gibidir, her yerde aklını gösterir.

BÜLENT SEZGİN: Hz. Süleyman (a.s)’ın yanında kitaptan ilmi olan birisi var Adnan Bey, tahtı hemen getiriyor yanına. Aynı konu değil mi?

ADNAN OKTAR: Allahualem. Evet, esir ilmini öğrenmiş demek ki. Yerçekimi partiküller şeklinde, bir bükülme oluyor Cebrail (a.s)’ın olduğu yapıda ve akıl almaz bir basınç, yere doğru çekilme hissi duyuyor insanlar, deve çöküyor artık güçlü hayvan şak diye aşağıya iniyor. “Müthiş bir basınç hissediyorduk” diyorlar sahabeler. “Müthiş bir ağırlık hissediyorduk” diyorlar ve uğultu, o bükülmeden kaynaklanıyor. O bükülme kalktığında bir anda rahatlıyorlar. Cinler de Peygamberimiz (s.a.v)’in üstüne çöküyorlar, “keçeleştiler” diyor Allah ayette. Ayrı bir boyuttur, müthiş bir ağırlık meydana getirirler. Mesela cin çağıran insanlar eline cinler yoğunlaştığında el kopacak gibi ağırlaşır, akıl almaz ağırlaşır. Bilen baya adam vardır, çok fazla herkes bilir cin çağıranlar bilirler, müthiş ağırlık olur. Özellikle parmağıyla cin çağıranlarda, parmakta görüntü olanlarda kolu kopacak gibi ağrır.

Mesela ayette Necm Suresi 8 ve 9’da: “Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi. [Necm Suresi, 8] Bak sarktı diyor.

Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı. [Necm Suresi, 9] Bir bükülme var.

Sahabeler bir mana veremiyorlar o zaman, yani bu yer çekiminin bu kadar şiddetlenmesine, boyut değişmesinden kaynaklanıyor. Cebrail (a.s)’ın boyutuna girdiği için bölge, Cebrail (a.s)’ın inmesi için kendi boyutunun oluşması gerekiyor. Bu konuları sonra daha uzun konuşuruz.

Bizim aslanlarımız tekbir getirirken bir film olması lazım.

Bak ne güzel. Eskiden “Tanrı Türk’ü korusun” diyorlardı. Şimdi “Allah Müslümanları korusun” diyorlar, doğrusu budur. “Tanrı Türk’ü korusun” ne demek? Irkı koruyacak, yanlış bir ifade çünkü. Biz hars anlamında diyoruz ama duada bu olmaz. “Tanrı Müslümanları korusun” diyeceksin, inananları korusun. Türk deyince içine Laz da giriyor, Çerkez de giriyor ama duada, sarih dua gerekir onun için sarih dua ediyoruz “Allah Müslümanları korusun.” Ama tabii Türk’ü korusun dediğinde insanların kast ettiği, bütün kavimlerdir Türkiye’deki. Ama bütün Müslümanların korunmaya ihtiyacı var.

Mesela cin çağıranlar bilirler, elinde akıl almaz bir ağırlık olur, istemediği halde olur. Mesela cinci bir hanım vardı videoya çekmişlerdi, kadın baya uğraştı acayip ızdırap çekiyor, parmağıyla çağırıyor cini, çok ciddi azap çektiği anlaşılıyor, kıpkırmızı olmuş kadın yani acayip tansiyonu yükselmiş. “Dayanamayacağım” diyor videoda gösteriyor, kolunu ovuyorlar birkaç kişi birden. “Koptu kolum adeta” diyor. Orada müthiş bir boyut değişmesinden kaynaklanan ızdırap oluyor, vücut dayanamıyor ona.

Cengiz sigara içiyormuş. Cengiz sigarayı bıraksın, olmaz. Körpecik ciğere yoğun duman çekilir mi? Biz evde ufacık bir böcek yansa bütün kapıları pencereleri açıyoruz. Ciğerin içerisine yakıcı toksik dumanla doldurmak inanılır gibi değil. Bir de peş peşe nefes aldırmadan bir de öbür sigarayla öbürünü yakıp devam ediyor. Allah esirgesin insan mahvolur, ben hemen anlıyorum sigara içen genç kızları. Delikanlılarda da öyle, bitaplaşır. Zaten insan zayıf yaratılmış, bir de sigarayla onu çökertmenin alemi ne? Ve verdiği zevk de sıfır, öksürten, insanı rahatsız eden, boğazını yakan, burnunu yakan, ızdırap veren keskin bir duman. “Teskin ediyor sinirlerimi” falan diyor. Senin sinirlerini teskin etmez, senin telkinin o öyle bir şey yok. Senin sinirlerini bozar hasta eder. Stres yapar, daha da rahatsız olursun. “Bu zıkkımı içmezsem perişan oluyorum” diyor. İnandırmış kendini telkinle, yok öyle bir şey.

Fizik alemi tespit edemiyor esiri. Çünkü esir bir ruh, yani ruh gibi bir şey. Mesela gökler alemi yedi kat deniyor, metafizik alemi de yedi kattır. Bediüzzaman çok detaylı anlatıyor. Bütün böceklere hayvanlara falan Cenab-ı Allah onu görevlendirmiş. Allah’ın tecellisi olarak esir orada onu yönlendiriyor, Allah’ın emriyle. Tabii hepsini yaptıran Allah’tır, esiri vesile eder.

Şimdi yine kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü