Harun Yahya

Sohbetler (10 Ağustos 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor.Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, sizde hoş geldiniz.

BÜLENT SEZGİN: Hoş bulduk.

ADNAN OKTAR:Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bugün yedi şehidimiz var. Dün gece de bir olay vardı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah aslanlarımıza maşaAllah. Allah onların güzel makamını bizlere de nasip etsin. Koçyiğitler, cennet kuzuları. Allah annelerine babalarına uzun ömür versin, sabrı cemil. Kurtuluş savaşında gibiyiz. Yurt işgal edilmiş, kahpe PKK’nın işgaline uğramış durumda. Koçyiğitlerde, efelerde onlara karşı bir topyekûn mücadele içindeler. Ama tabii olayın ciddiyetini daha tam kavrayabilmiş değil bazı kişiler, meselenin ciddiyetini de kavrayabilmiş değiller. Halkı uyuşturmakla meşguller. Çözüm süreci mözüm süreci bunda böyle bir şey yok. PKK bütün Ortadoğu’yu işgal etmenin peşinde. Sırf Türkiye’yle değil. Barzani’yi şunu bunu hepsini düşünüyor sıradan. Irak, Suriye hepsini. Bunlar gözü dönmüş cinayet şebekesi. Amerika da ya korkudan, ki büyük ihtimalle korkudan Obama suikast korkusuyla bunlara “ağamsım paşamsın” diyor çok kötü. Gereği yapılması lazım biran önce. Yılanın başı büyümeden ezilmesi lazım. Ama bu ilimle irfanla olur, kültürle olur, bilgiyle olur.

BÜLENT SEZGİN: Silopi’de yola döşenen mayın sebebiyle dört özel harekatçımızBeytüşşebap’ta doçkalarla helikoptere yapılan saldırı neticesinde bir askerimiz şehit oldu. Silopi’de çatışmalar ara ara devam etti. Gün boyunca Hakkari, Şırnak, Silopi, Diyarbakır, Yüksekova’da teröristlerin roketatar, uzun namlulu silah ve bombalarla polisimize ve askerimize saldırıları devam etti.

ADNAN OKTAR: Ama çok temkinli dikkatli bir üslup içindeler. Halbuki onlara onların anlayacağı dilde anlatılması lazım. Fakat en başta ilmi, bilimsel çalışma çok hayati.

BÜLENT SEZGİN: Silopi’deki dört şehidimizin fotoğrafı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR:Bakayım aslanlarımıza. Hay maşaAllah koçyiğitlere. Allah onlara Resulullah (s.a.v.)’ın yanına gitmeyi nasip etmiş. Hz. Ali (r.a)’nin, Hz. Hasan (r.a)’ın Hz. Hüseyin (r.a)’in yanına gitmeyi nasip etmiş. Sahabelerin, şehit sahabelerin yanına gitmeyi nasip etmiş ne mutlu onlara. Allah bize de bu güzel makamı, bu güzel nimeti nasip etsin inşaAllah. Çok imreniyoruz çok maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN:Dün gecede Sultanbeyli’de karakolumuza bombalı intihar saldırısı düzenlendi.

ADNAN OKTAR: Ama işte durumun ciddiyetini anlayabilmiş değiller. Daha hala herkes, kimi evlenmenin peşinde “Avrupa’da eğitim alayım” diyor, kimi “işyerimi bilmem şöyle tanzim edeyim” diyor. Adamlar gözü dönmüş vaziyette bütün inancını, bütün enerjisini, bütün azmini kendi pis inancına, davasına bağlamış ve onun için kalleşçe, kahpece bir savaş veriyor. Dışarıya çıkıp bakıyoruz adam pazardan bilmem ne almanın peşinde, umursuz ve sakin birçok insan. Lakayt; fevkaladeliği bir türlü kavrayamıyor ve göremiyorlar. İş adamlarının büyük bir bölümü, birçok siyasetçi olayın fevkaladeliğini fark etmiş değiller. Yıllardan beri anlatmamıza rağmen fark etmiş değiller.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:Bugün Amerikan Konsolosluğu’nu da bir saldırı yapıldı Adnan Bey. Elli bir yaşındaki bir kadın saldırgan yaralı olarak ele geçirildi. Teröristin kısa süre önce tahliye olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul Amerikan Konsolosluğu’nu da bir saldırı oldu bugün. Elli bir yaşındaki bir kadın saldırgan yaralı olarak ele geçirildi. Teröristin kısa süre önce tahliye olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Herhalde taciz etmek için. Çünkü orası bayağı iyi korunan bir yer, kale gibi bir yer. Rahatsız etmek amacıyla yapmışlar. Daha çok bizim polisimize saldırmak orada amaç. Amerikan Konsolosluğu’yla pek alakaları yok. Hangi örgüt bu?

KARTAL GÖKTAN: DHKP-C.

ADNAN OKTAR: DHKP-C, evet onlar Amerika’ya karşı böyle eylemler yapabilirler. Genel olarak bir teyakkuzda artma gerekiyor çok önemli. Herhalde Amerika’ya gıcıklıklarını vurgulamaya çalışıyorlar kendilerince. Amerika da bildiği için ona göre bir yer yaptırmış kendine; kurşungeçirmez camlar falan. Hiçbir sorun çıkmaz orada, olan polisimize oluyor yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan haberde Amerikan Büyükelçisi John Bass HDP’li bazı yetkililerle görüştü ve “Türkiye’nin PKK’ya yönelik operasyonları en fazla birkaç ay daha sürer sabredin” dedi.Bass, IŞİD operasyonlarıyla birlikte PKK’ya yönelik operasyonların daha hız kaybetmesini beklediğini belirtti. Toplantıya katılan bir isim,Bass’ın;“Biraz sabredin tren rayına oturunca, IŞİD’e karşı operasyonlar başlayınca PKK’ya yönelik operasyonlar hız kaybedecek bir-iki ay sabredin” mesajı verdiğini anlattı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan haberde Amerikan Büyükelçisi John Bass HDP’li bazı yetkililerle görüştü ve “Türkiye’nin PKK’ya yönelik operasyonları en fazla birkaç ay daha sürer sabredin” dedi. Bass, IŞİD operasyonlarıyla birlikte PKK’ya yönelik operasyonların daha hız kaybetmesini beklediğini belirtti. Toplantıya katılan bir isim, Bass’ın; “Biraz sabredin tren rayına oturunca, IŞİD’e karşı operasyonlar başlayınca PKK’ya yönelik operasyonlar hız kaybedecek bir-iki ay sabredin” mesajı verdiğini anlattı.

ADNAN OKTAR: Yani bu rezalet, çok korkunç. Gerekirse hükümet MHP ve CHP’yle de birleşerek bir koalisyon hükümeti kursun, milli seferberlik ilan edilsin, yedekteki askerlerimiz göreve çağırılsın, en az iki milyon asker göreve çağırılsın. Fevkaladelik görülsün Amerika niyeti bozmuş. PKK bak böyle üçer beşer sekizer askerlerimizi, kardeşlerimizi şehit ederek, “Aman” diyorlar “süreç de devam ediyor çıtınızıda çıkartmayın, her şey çok güzel gidiyor, hipnoz devam ediyor” öyle bir rezillik içindeler. Türkiye tam anlamıyla abansın. PKK’nın bütün yuvaları hallaç pamuğu gibi atılmalı. “Gidip öldürsünler, assınlar, kessinler” demiyorum.  Ama bütün hayat damarları koparılsın.

Resulullah (s.a.v.)’den rivayet ediyor Kaab. Kaab’dan şöyle rivayet edildi. “Mehdi’nin zuhuru vaktinde” ahir zamanda “Şam nahiyelerinin biraz ötesinde Fırat etrafında büyük bir ordu toplanır. Mal üzerine savaşırlar.” Yani materyalist bir dünya için, mal için, toprak için savaşırlar. Allah için değil. Yani materyalist görüşü vurgulamak için söylüyor. “Mal için savaşırlar.” Çünkü öbürlerinde hep Allah için savaşırlar. Bunlar mal için. Materyalist olduğunu söylüyor Resulullah (s.a.v.). “Her bir dokuz kişiden yedisi öldürülür.” Yani bir kanlı örgüt olduğunu söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ramazan ayında işitilen, şiddetli gürültülü yıkılma ve korkudan sonra” o zamanda bu Ramazan ayında biliyorsunuz, 23 Haziran 2015’te Nijerya’da otuz kişi. Bak, hep Ramazan’da, 25 Haziran 2015’te Kobani’de bomba patlatıldı. 146 kişi öldü. Kobani, ilk defa oluyor Ramazan ayında. Olaylara nasıl dikkat çekiyor Peygamberimiz (s.a.v.) görüyor musun onlarla ilgili? Kuveyt’te İmam Sadık Cami’sinde yine bomba patlatılıyor, 24 kişi Ramazan ayında. 17 Temmuz’da Nijerya’da yine 64 kişi patlamalarda. 17 Temmuz’da Irak’ta bomba patlaması sonucu yüz kişi, yüz yetmiş kişi de yaralandı. Bir kısmı bu anlattıklarımızın. Bak, ne diyor Resulullah (s.a.v.)? Bu hadisin aynısı devam ediyor. “Bu,  Ramazan ayında işitilen, şiddetli gürültülü yıkılma ve korkudan sonra” bu bombalamalar, patlamalar ve şiddetten sonra “üç sancağın ayrılması olur” diyor. Bu ekipte, bu örgütte. Yani biri Irak’ta, biri Türkiye’de. Mesela Türkiye’deki PKK, Irak’taki kolu ayrı ismi. Suriye’deki kolu ayrı. Bunlar zaten aktif olanlar. İran’da hareket edemiyorlar. “Üç sancakla saldırırlar” diyor üç sancakla. “Onlardan her biri mülkü (idareyi) kendileri için ister” Yani “ben daha öne geçeyim. Sen daha öne geç” şeklinde ayrı ayrı idareci olurlar diyor. Ama bak, “içlerinde Abdullah isminde bir kişi vardır.” Asıl başlarını da söylüyor. “Üç ayrı grup olarak savaşırlar” diyor. Yani “saldırırlar, azgınlaşırlar. Başlarında Abdullah isminde biri bulunur” diyor. Bak, Abdullah. Açıkça Abdullah Öcalan’ın ismini söylüyor.

OKTAR BABUNA: Üçü de “liderimiz Abdullah Öcalan” diyor zaten.

ADNAN OKTAR:Üçü de Abdullah Öcalan. Bak “başlarındaki üçü” diyor. Üç grup, Irak, Suriye ve Türkiye’deki ekipler. Aktif olanlar bunlar. Yani Türkiye’ye saldıranlar da bunlar zaten. Öbürleri İran’a saldırıyor. Türkiye’ye saldırmıyor onlar. Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu yer esas alındığı için Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu ülkede neler olduğunu anlatıyor Resulullah (s.a.v.). “İsmi de Abdullah” diyor. Bunu hocalar anlatır mı? Anlatmaz. Hâlbuki bu Cübbeli’nin kendi sitesinde de var bu hadis. Ama anlatmıyor. İzah etmiyor. “Şam nahiyelerinin biraz ötesinde” Bak, Şam’a yakın. “Fırat etrafında büyük bir ordu toplanır, mal üzerine” Yani materyalizm üzerine “savaşırlar. Her bir dokuz kişiden yedisi öldürülür.” Yani müthiş kan dökücüdürler. “Bu, Ramazan ayında işitilen, şiddetli gürültülü yıkılma ve korkudan sonra” Bu Ramazan’da olan olayları saydım. Ve en yoğun bombalamaların olduğu ay. Ve PKK’ya yönelik de şiddetli olayların olduğu, kanların aktığı olay. “Üç sancağa ayrılırlar” diyor. “Üç sancakla saldırırlar. Onlardan her biri ayrıdır” diyor. Yani ayrı idare edilir. “her biri mülkü (idareyi) kendisi alır,  içlerinde Abdullah isminde birisi vardır.” Çok net değil mi?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:Demokratik Bölgeler Partisi Şırnak İl Başkanı Salih Gülenç; Şırnak’ta Özerklik ilan ettiklerini, bundan sonra devletin kurumlarıyla çalışmayacaklarını duyurdu. Öcalan’ın başlattığı barış ve müzakere sürecinden bu yana hükümetin hiçbir adım atmadığını ve PKK’ya yapılan operasyonları gerekçe göstererek şunları söyledi: “Bu şekliyle devletin hiçbir atanmışı bizi yönetemeyecektir. Bundan sonra halk olarak öz yönetimimizi esas alarak demokratik temelde yaşamımızı inşa edeceğiz. Bundan sonrada gelişecek tüm saldırılar sonrasında demokratik öz savunmamızı gerçekleştireceğiz. Bundan sonra kentimizi de, kendimizi de bizler yöneteceğiz başkalarına yönettirmeyeceğiz.”

ADNAN OKTAR:Daha hala olayın fevkaladeliği anlaşılmıyor. Adam oradan bak ürüyor cevap da yok. Halbuki hemen tutuklanması, yakalanması lazım. Gayet sakin, ancak bir olay olursa olay yerine polis gidiyor. Onun dışında polis karakoldan dışarı çıkamıyor, asker kışladan dışarıya çıkamıyor. Dağı taşı bombalama olayları var. Böyle olmaz. Bir kere seferberlik ilanı gerekiyor. Asker sayısının çok artırılması lazım. Yirmi dört saatte iki milyon asker toplayabiliyoruz. Hemen seferberlik ilan edilsin ve gereği de yapılsın. Bu köpekler tek tek ev ev gezilip hepsi yakalansın. Nereye kaçacak bunlar nihayetinde? Mağaradaysa mağarada yakalarız, yerin altındaysa yerin altında,  evdeyse evde yakalarız. Bunları seyretmenin alemi yok, bak bu köpeği böyle ürdürmenin alemi de yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN:İngiliz Times Gazetesi’nde Türkiye’nin PKK operasyonları eleştirildi ve Türkiye’ye PKK’ya yakınlaşması önerildi.  Şöyle deniyor yazıda: “Düşmanların dostlarının dostların düşmanlarıyla geçici ittifaklar kurduğu bir bölgede Türkiye’nin Irak Kürdistanı içindeki PKK kamplarına son saldırıları alayvari bir fırsatçılıktan başka bir şey değil. Türkiye verdiği sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirmediği gibi uzun süredir devam eden ateşkesi bozarak. Ayrılıkçı PKK’ya ardı ardına saldırılara başladı. Bu saldırılar Türkiye ve Irak’taki Kürtleri öfkelendirirken İslami aşırılıkla mücadelede Türkiye’nin bir müttefik olarak samimiyeti ve etkinliğinin sorgulanmasına neden oldu.”

ADNAN OKTAR: İngiltere hâlbuki terörün tadına bakmış bir ülke. Times solcu bir gazete. İçinde de hep çoğu solcu, yani Marksistler de var. Şunlar bunlar da var. Orada ahkâm kesiyorlar. Hâlbuki daha önce olan olaylarda bayağı yılmışlardı. Kendi ülkelerinde böyle bir olay olsa İngiltere’nin bir bölümünü bölseler, silahlı ayaklanma olsa ve kamyonlarla karakollara falan girilse herhalde İngiliz polisi uyumaz. Yani Türkiye’nin yaptıklarına bunların dışarıdan böyle müdahale etmesi, olayın, tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Fakat daha hala gafil olan, daha hala ataletle hareket eden, olayın fevkaladeliğini anlamayan bayağı bir insan var. Daha hala sakin sakin olaylara bakıyor. Mesela olay oluyor. Olay yeri inceleme oraya gidiyor. Tek tek kovanların etrafını tebeşirle çiziyorlar. Adamlar size saldırdığında tebeşirle falan çizmiyorlar. Tamam, sen de çiz tebeşirle güzel de, yani bu atak anlayışı yeterli değil. Bu sakinlik doğru değil.

GÖKALP BARLAN:“Direkt bunlara cevap vermesi lazım devletin” diye söylemiştiniz anlatılması konusunda.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. İngiltere, İran teröristleriyle acayip çatıştı. Hemen hemen tamamını öldürdü. Hatta çocukları bile öldürdü. Acayip zulüm yaptı. Kimsenin gıkı çıkmadı. İş Türkiye olunca ötmeye başlıyorlar. Güneydoğu halkına bir komünist musallatlık var. Halk bundan kurtulmak istiyor. Güneydoğu’da Kürt kardeşlerimiz Stalinist, komünistlerin kendisini idare etmesini ister mi? Hayatta en iğrendiği, en tiksindiği olay. Komünist diktatörlükle idare edilmek. Ve oradan da dışarı da çıkamayacak. Sınırlar çizilecek, mayın tarlalarıyla çevrilecek. Mardin de, Siirt de orada kalacak. Hangi Kürt ister bunu? Hangi dindar insan ister? Oradaki annelerimiz, bacılarımız, Kürt anneler, Kürt bacılar çok mağdur durumdalar. Acayip adamları şımarttılar. Ben hep şaşkınlığımı dile getirdim, “bunları niye bu kadar şımartıyorsunuz?” diye. Tut üstüne çök, al elinden silahı. Caddelerde, İstanbul’un caddelerinde geziyorlar silahla. Seyrediyorlar. Anlayamıyorum ben olayı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’deki İngiliz Büyükelçisi Richard Moore da bugün Hürriyet’e verdiği demeçte, PYD’yi terör örgütü olarak görmediklerini ve Türkiye için önemli olanın IŞİD’le mücadele olduğunu söyledi. “PKK İngiltere’de kanunen bir terörist örgüt. PYD’yi bu şekilde görmüyoruz. Elbette bugün PYD ve YPG’ninIŞİD’e karşı savaşmalarının faydalarını görmeseydik onların bu savaşta yaptığı bazı şeylere destek vermezdik. Suriyeli Kürtler’in ülkenin geleceği için üzerlerine düşen rolü oynamak zorundalar. Suriyeli Kürtler’i görmezden gelemezsiniz. PYD’nin baştan itibaren Özgür Suriye Ordusu’yla ortak hareket etmesini tercih ederdik ama IŞİD’i bu kadar acil bir tehdit olarak görürken PYD IŞİD’e karşı savaşıyorsa şüphesiz biz de onların destekçisi oluruz.”

ADNAN OKTAR: Evet, İngiltere’nin de işin içinde olduğu belli. Çünkü daha önce de Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında bunların rolü büyüktü. Lawrence mi nedir o adam? Hepsini ayaklandıranlar bunlar. Hızını alamamış bunlar. Yani bir şeyler yapmaya kararlılar benim gördüğüm.Buna karşı milli seferberlik olursa, Türkiye’nin kararlılığını görürse bunların hepsi tırsar, söyleyeyim. Ama böyle sakin, bir kısım insanlar da umursuz, lakayt olursa İngiltere de, Amerika da bastırmaya devam ederler. Hasta adam muamelesi yaparlar. Ama dinç ve kararlı olduğumuzu, hırslı olduğumuzu gösterirsek nasıl kurtuluş savaşında kaçıp gittilerse bu sefer de öyle kaçıp giderler. Yani bütün mesele kararlılığımızı göstermekte. Onlar bizi şu an lakayt zannediyorlar o yüzden bastırıyorlar. Kararlılığımızı gösterirsek bu elçi falan bütün ağzını değiştirir, üslubunu değiştirir. YPG eşittir PKK. Bu çok yani münasebetsiz bir izah. PKK bir isim değiştiriyor “YPG’yiz biz” diyor. “Tamam, sen terör örgütü değilsin.” Nerede görülmüş böyle bir şey? O zaman cinayet işleyen adam, mesela bir ismi vardır. Adam der ki “başka benim ismim” der. “O zaman sen o değilsin. Biz seni ellemeyelim” diyecekler. Olur mu öyle şey? Aynı katiller. Aynı cinayeti işleyen adamlar. Türkiye’de hepsi cinayet işleyen katiller. Oslo görüşmeleri denilen çözüm sürecinde hakem ülkesi başlatanı da yine İngiltere. İngiltere’ye niye uyuyor Türkiye ben anlamıyorum. Ya kardeşim, “Siz kimsiniz? Ne alaka?” demeleri lazım. Amerika’yla İngiltere’nin derin devletleri devredeler, birçok insan da seyrediyor. Yani mesela İngiltere şiddetle protesto edilebilir. Mesela bu adamın konuşmaları da şiddetli protesto edilebilir. Ama çıtları çıkmıyor. Mesela Richard Moore eski İngiliz Büyükelçisi. Şu an Türkiye’de değil. Ama bu adamın üstüne şiddetli gidilse, her yerde yazılar çıksa bu sözünü geri alır. Sessiz yazarlarımız. Hükümetin de ısrarla söylediğimiz kendini savunan bir birim olması izahımıza önem vermemesi çok kötü oldu. Devleti savunan, hükümeti savunan, milleti savunan bir birim olsun. Bütün gazetelere demeç versin. Her gün açıklama yapsın. Devlet adına her şeye açıklık getirsin. Bunların internet sitesi de olsun. Yazılı, görsel her türlü imkânı olsun. Yok, yapmıyorlar. Bizim gücümüz ve imkânımız da çok sınırlı oluyor. Gece gündüz mesela çocuklar çırpınıyor. Ben bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Ama dar planda olur. Yani dünya çapına göre devlet olarak yapılmış olsa bu, çok etkili olur. Mesela Hürriyet de “İngiliz Büyükelçileri konuşup, asıl hedef IŞİD olmalı, PKK, PYD tehlikeli değil” stilinde haber yapmış. Hürriyet PYD’yi sanki sempatik gösteriyor gibi. İşte PKK, PYD’yi tehlike değilmiş gibi gösteren bir üslubu var. Öyle anlaşılacak bir üslup kullanıyor. Uzun zamandır haberler hep bu yönde.  Ama devletin bir ajansı olsa, açıklama yapılsa değil mi? Akılcı, güzel her yerde cevap verilse dünyanın her tarafında bu yayınlanır. Herkes de takip eder. Yokböyle bir şey. Mesela Amerika böyle çıkıyorlar Beyaz Saray’ın önünde veyahut işte bir yerde, orada bir konuşma yapıyorlar. Her yerde yayınlanıyor. Sık sık açıklama yapıyorlar. Adamlar da çıksın, sık sık açıklama yapsınlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hakkâri Çukurca’da yedi gümrük personelinden on saattir haber alınamıyor. Güvenlik güçleri yaklaşık on saatten bu yana haber alınamayan personelin bulunması için arama çalışması başlatırken görevlilerin terör örgütü mensuplarınca kaçırılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İyi teşhis etmişler. Bu ne soğukkanlılık? Bu nasıl bir iştir ben anlamıyorum. Bütün Türkiye’de seferberlik ilan edilmesi lazım. Bir fevkaladelik var. Bunu görmeleri lazım. Anlayamıyorum ben. Bütün yedekleri çağırsınlar askere, gerekirse ben de giderim. Biz de gideriz.

İngiltere’yi protesto edelim. İngiltere Türkiye’nin bölünmesini alenen istiyor. Amerika da alenen Türkiye’nin bölünmesini istiyor. Büyük gösteri yürüyüşleri yapılabilir. Milliyetçi Hareket Partisi ayrı yapabilir. AK Parti ayrı yapabilir. Tayyip Hoca topluyordu milyonlarca insanı yine toplasınlar milyonlarca insanı Amerika ve İngiltere’ye protesto gösterileri yapalım. Bütün kamuoyunun dikkatini çekelim. Türkiye’nin bölünmesini alenen istiyor bunlar. Ve alenen PKK’yı destekliyorlar. Türkiye’nin IŞİD diye bir sorunu yok. Öyle bir konu yok. Yani sınırlarında da öyle bir sorun yok. Oralara PKK’yı yerleştirmek istiyorlar. Çünkü Amerika daha önce IŞİD’lehiç ilgilenmiyordu. IŞİD PKK’ya saldırmaya başlayınca çılgın gibi PKK’yı korumak için hırs yaptı Amerika ve ondan sonra hava bombardımanları, yerleri göğü birbirine katmalar, İngiltere’nin bu çılgınca saldırılarının kökeninde o var. PKK’yı ezmeye başlayınca IŞİD, baktılar ki evlatları yok olacak. PKK yok olacak, paniğe kapıldılar. Çünkü Türkiye’yi bölecek güç kaybolmuş oluyor. Planları yıkılacak. Planlarının yıkılmaması için Türkiye’yi de adeta PKK’nın emrine sokmaya çalışıyorlar. “Siz” diyorlar “PYD’yi besleyin, destekleyin, IŞİD’i de uzaklaştırın.”  Biz hiçbirinin şiddetine taraftar değiliz. Şiddetle halledileceğine de inanmıyoruz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Times Gazetesi PKK operasyonlarının sebebinin Erdoğan’ın seçim kaybetme öfkesi olduğunu iddia ediyor. “Erdoğan, Putin gibi kaybedince kızan biri ve geniş yetkilere sahip bir cumhurbaşkanı olmasını engelleyen seçim sonuçlarına çok öfkelendi. Kürt muhalefetten intikam almak için PKK’nın Türk askerleri ve hükümet yetkililerine karşı saldırılarının Türkler’in çoğunu etrafında toplayacağı umuduyla PKK’ya yeniden saldırmaktan daha iyi bir yol olabilir mi?” diyor.

ADNAN OKTAR:Başarı ordunun olur, askerin olur. Hükümetle ne alakası var? Ayrıca şu an PKK sadece bizim askerlerimizi şehit ediyor. Yani bizim bir karşı atağımız yok. Adamlar baksana, bağımsızlık iddia ediyorlar. Her türlü itliği yapıyorlar. Her türlü çakallığı yapıyorlar. Adamlar fink atıyor ortada. Her türlü rezillik her gün, her yerde PKK tarafından icra edilmeye çalışılıyor. Sokakları falan her yeri işgal etmişler. Hükümetin burada bir başarısı yok ki. Adamları aylardan beri şımarttılar. Bundan sonra ciddi bir atak yaparsalar netice alınır. Tabii ki PKK’yı kazımış olsa bu hükümeti çok güçlü hale getirir. Tabii ki o zaman ezici şekilde iktidara gelirler. Ama bu vaziyette şu an bir başarı yok ortada yok. Dağı taşı bombalamayla bir başarı elde edilmiş olmuyor.

GÖKALP BARLAN: Hükümetin yaptığı bu şeylerin göstermelik olabileceğine de dikkat çekmiştiniz.

ADNAN OKTAR: Hayır canım, belki samimi de olabilirler. Bilmiyoruz yani göstermelik de olabilir. Ama şu ana kadar elde edilmiş bir başarı yok. Mesela “özel harekât adamları niye yere yatırdı?” diye olay oluyor. Peki, nereye yatırması gerekiyor? Yatağa mı yatırsın yani? Otelde mi ağırlasın? Nasıl yapması gerekir? Silahlı pusatlı. Kardeşim, elinde silahla yakalamışsın, kelepçe vuruyorsun. Nereye yatıracaksın? Kuş adasına götürelim o zaman. Yatta falan dillensin adamlar. Bu anlamamı geliyor? Burada niye sorun çıkıyor ben anlamıyorum. Yani kanuna, hukuka büyük saygımız var. Bir soruşturma oluyorsa tabii bir bildikleri vardır, ayrı mesele. Ama yerde yatmaları gayet makul bence.

KARTAL GÖKTAN: O olayın içinde yer alan bir polis memuru sosyal medyadan bu konuya bir itiraz dile getirmişti Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Nasıl?

KARTAL GÖKTAN:O olayın içinde yer alan bir polis memuru soruşturma açılmasıyla ilgili olarak sosyal medyadan bir itiraz dile getirdi.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle diyor; “İki tane terörist, vatandaşların önünden roketatar ve Kanas ile geçer. Hiçbiri 155’e ihbar yapmaz. Gelir müdüriyet binasına eylem yapar. Allah’a şükür can kaybın olmaz ama moralin biter, sıfıra inersin. Türkiye Cumhuriyeti Karayolları şantiyesinde eylem yapmak üzere bekletilen üç roke atar, mayın, dinamit lokumu daha sayılamayacak şeylere el koyar. Gözaltı için araçlarından roket ve patlayıcı madde çıkaranları yere yatırır ve “Bu devlet size ne yaptı? Devletin gücünü, Türk’ün gücünü göreceksiniz” der. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı; “bu davranışı araştırıyoruz. Soruşturma talimatı verdik” der. Roketi binaya değil kalbine yer. Sıfıra değil mezara girersin. Bizler ve bahsettiğim aslanlar bu devleti karşılıksız seviyoruz. Açacak olduğunuz soruşturmalar ne beni ne bizi yıldıramayacak. Doğru bildiğimizden, iman ettiğimizden dönmeyeceğiz.”

ADNAN OKTAR:En azından Cumhurbaşkanı’nın bu konuda açıklama yapması anlaşılır gibi değil. Sen ne ilgileniyorsun kardeşim? Acayip olan bir şey yok ki. Suç varsa zaten hukuk gereğini yapar. Ama adamı yere yatırmasından daha makul ne olabilir? O zaman çözsün adamları, adamlar orada oynasın. Bombayla, silahla yakalanmış adam. Cinayet işlemeye gidiyor adam. Ne yapılır? Başka ne yapılabilir?

BÜLENT SEZGİN: Yakalanan silahlar vardı fotoğrafı Adnan Bey inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Polis bunları yakaladıysa ne yapması gerekir o adamları? Tabii ki yere yatıracak yani. Ama kanuna, hukuka saygılıyız tabii ki. Ne gerekiyorsa yaparlar, o ayrı mesele.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Tunceli kırsal kesimindeki PKK ile TKPML, TİKKO ortak eylem düzenledi. Tunceli’nin Hozat ilçe karayolunu kesen PKK ve TKP, TİKKO’lular gün boyu durdurdukları araçlarda kimlik kontrolü yaptılar.

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil. Neyin mesajı verilmek isteniyor? Yani “devletin buna gücü yetmiyor. Hükümetin bunlara gücü yetmiyor. Bunlarla baş olmaz. Verelim. Gitsin” mantığı mı anlatılmak isteniyor? Yani hakikaten mi baş edemiyorlar yoksa? Yoksa ilgili görevlilerde bir lakaytlık mı var? Yoksa bizim hiç bilmediğimiz bir olay mı bu? Esrarengiz olaylar mı dönüyor? Bunun bir açıklığa kavuşturulması lazım.

BÜLENT SEZGİN: Belirttiğiniz gibi gün boyu devam ediyor Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yani bu yahut ciddi bir beceriksizlik. Gün boyu nasıl olur? Sen, adam orada, hepsini derdest yakalarsın. Gariban bir vatandaş bir şey yaptı mı adamın kafasından tutup ezerek falan alıp götürüyorlar. Öyle bir şey olmuyor. Yani son derece kolay olan bir şey niye zor gibi gösteriliyor ben bunu anlamıyorum.

Olaylar oluruna bırakılmaz. Gereği yapılır. Mesela öyle bir cevap verirsin ki Amerika da “hınk” der, İngiltere de “hınk” der. Bunlar güçten anlarlar. Seni güçlü görürlerse sana saygı duyarlar. Ama şu an hasta gibi gösterirsen kendini veyahut onlar hasta gibi algılarsa sana saldırmaya devam ederler. Yani böyle bir durumun hükümete seçimde faydası olması değil aleyhine olur bu. Çünkü şu an hep aleyhimize gelişiyor olaylar. Her gün asker, polis vuruluyor.

OKTAR BABUNA:Beceriksizlik.

ADNAN OKTAR: Evet, PKK’nın kafası eziliyor değil. Böyle bir şey yok. Diyorlar işte, “dört bin sekiz yüz kişi şöyle oldu.” Adamlar kazık gibi ortada duruyor öyle bir şey yok. Hayır gitsin öldürsünler, assınlar, kessinler demiyoruz. Ama ona ait bir alamet yok. Normalde onlar ölüsü olduğunda alıp getiriyorlar. İşte “içeri getirelim bir şekilde bir şey yapalım” diyorlar. “Orada gömelim” falan diyorlar. Hiçbir şekilde böyle bir olay yok. Ancak IŞİD’in öldürdüğü ölüler var bir avuç. Biz tabii şiddetle telin ediyoruz, hiç istediğimiz bir şey değil onları da bekletiyorlar sınırda. O kadar. Burada işte dört yüz elli kişi, beş yüz kişi yaralandı, öyle bir şey yok. Yok derken olaya ait bir alamet yok. Hep blok sayılar veriliyor fakat görüntüde bir şey yok. Ve zaten öldürerek, asarak, keserek bir yere varılmaz ben şiddetle karşıyım öldürme olaylarına. Fikirle, PKK’ya kitap atılsa akıl almaz şok olur onlara. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliği anlatılsa Amerika da mahvolur, İngiltere de mahvolur. Kamyonlarla değil mi? Helikopterlerle, uçaklarla hep halka kitap dağıtılsa PKK’nın yanlış ideolojisi, Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliği anlatılsa yer yerinden oynar. Bütün dünyada haber olur o. Yirmi gün içinde otuzdan fazla şehidimiz var. PKK domuz gibi ayakta.

GÖKLAP BARLAN:Daha önce İdris Naim Şahin’i görevinde almışlardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Mesela İdris Naim Şahin acayip hakkından geliyordu. İdris Efe; onu görevinden aldılar mesela o çok esrarengiz bir olay. Çok garip bir olay. PKK mahvolmuştu. Şu anki beceriksizliğin bir mantığı vardır, bir acayiplik vardır.  İdris Naim Şahin zamanında böyle bir olay yoktu. Tek yanlı PKK’yı pestil gibi eziyordu. Bir gariplik var, bir acayiplik var. İdris Naim Şahin yine gelsin yine olmaz. Yakılan tırların, şantiyelerin, vurulan karakolların haddi hesabı yok. Her yer yangın yeri gibi. Bu müthiş bir PKK propagandası. Biz Türk askerinin propagandasını yapmamız lazım, Türkiye’nin propagandasını yapmamız lazım. Yani PKK’yı nasıl ezdiğimizi, nasıl derdest bunları yakaladığımızı gösterelim. Adamlar yakalamış sen “niye yakaladın?” dersen bu olmaz. Takdir edeceksin yakalandığı için.

“Muhterem Hocam, eşi benzeri görülmeyen bir cazibeniz var” diyor “olağanüstü etki ve ikna gücünüz var” diyor. “Yayını düzenli takip eden kişilere çok olumlu değişiklikler oluyor maşaAllah” diyor. Sevgi Hanım yazmış.

Abdullah Öcalan’ın ismiyle Peygamberimiz (s.a.v.)’in onu bildirmesi çok büyük bir mucize değil mi? Bak, “Kaab’dan rivayet edildi” diyor. Bak hocalar bunu gizleyen hocalara özellikle dikkat çekiyorum. TRT’de orada burada birçok yerde çıkıyor hocalar. Hiçbir şekilde bahsetmiyorlar. Bak, çok açık. “Mehdi zamanında Şam nahiyelerinin biraz ötesindeFırat etrafında büyük bir ordu toplanır, mal üzerine savaşırlar.” Allah için değil. Yani “materyalisttirler” diyor. Mal üzerine, madde üzerine savaşırlar. “Her bir dokuz kişiden yedisi öldürülür.” Yani terörist, anarşist olduğunu vurguluyor hadiste. “Ramazan ayında işitilen, şiddetli gürültülü yıkılma ve korkudan sonra” mesela bak, yine sayıyorum. Nijerya’da, otuz kişi 23 Haziran 2015’te bombalı saldırı, Kobani’de meşhur o bomba patlatılma olayı ve yüz kırk altı kişi öldü Kobani’de. Yani Ramazan’da bir kere oldu zaten. Kuveyt’te yirmi dört kişi. Bağdat’ta yirmi dokuz kişi bombalı saldırıda. Nijerya’da yine elli bir kişi. Yine Nijerya’da yirmi beş kişi. Somali’de yetmiş kişi. Nijerya’da yine çok sayıda patlama altmış dört kişi. Irak’ta yüz kişi Ramazan ayında. Ramazan ayında olması çok acayip. Ki Ramazan ayı haram aylar. Yani o aylarda böyle şeyler olmaz normalde. Fakat oluyor harika olduğu için. Ve “Üç sancak altında mücadele edecekler” diyor. Irak, Türkiye ve Suriye’de. “Onların her biri ayrı bir idaredir” diyor. Her biri ayrı. “İçlerinde Abdullah isminde bir kişi vardır.” Başlarındaki kişiyi de söylüyor. Tam tarih. Abdullah. Bak, yerini de söylüyor. “Fırat etrafında” terörist olduklarını da söylüyor. Kan dökeceklerini. O bombalamalar olacağını söylüyor. Büyük bombalamalar “Ramazan ayında” diyor. Üç sancağa ayrılacaklarını söylüyor. “Saldırırken üç sancakla saldıracaklar” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Bahsetmiş olduğunuz Ramazan’daki bombalama resimleri vardı.

ADNAN OKTAR:Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: 12 Temmuz’daki Bağdat’taki patlama. 17 Temmuz’da Nijerya’daki. Irak. Kuveyt. Yine Nijerya vardı. 7 Temmuz’daki Nijerya. Yine 1-2 Temmuz’daki Nijerya’daki patlama. 12 Temmuz’daki Bağdat’taki patlama. 17 Temmuz’daki yine Nijerya’daki patlama.

ADNAN OKTAR:Zaten açıklamalarımız yeterli inşaAllah. Yani üçe bölünecekleri. Her birinin ayrı ayrı idareler olduğu. Her birinin ayrı ismi var. Fakat topluca saldıracakları ve çok fazla kan dökecekleri. “Dokuz kişiden yedi kişi” diyor. Ve “Başlarında Abdullah diye biri vardır” diyor. “Fırat bölgesindedirler” diyor. “Şam’dan daha ileri yerde” diyor. Ve “Mehdi devrinde.” Ne diyorsun?

TARKAN YAVAŞ:Çok net Hocam, maşaAllah.

GÖKALP BARLAN:Açıkladığınız hadisler de aynı şekilde. Mekke’nin karnı açılacak, tüneller olacak. Saat olacak. Saatin gölgesi inananların üzerinde duracak. Bu da ilk defa duyduğumuz bir şeydi.

ADNAN OKTAR:Mesela bak, orada tüneller açılacağını, tünellerden ırmak gibi akış olacağını. Arabaların akışını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Binalar dağları geçecek” diyor. “Saatin gölgesi Müslümanlar’ın üstüne düşecek.” Aynısıyla. “Bethlehem Yıldızı çıkacak” diyor, aynısı.

OKTAR BABUNA: Güneş’te yüz görülmesi.

ADNAN OKTAR: “Güneşte insan yüzü görülecek” diyor. “Ve sizler de göreceksiniz” diyor. Her yere yayıldı resimler, filmler herkes gördü.

OKTAR BABUNA: NASA’nın başlığı “Güneş’te ürkütücü bir yüz” diye başlık attı.

ADNAN OKTAR:Tabii. Bir de arkasından da gülen yüze dönüyor. Önce kızgın sonra gülen ve bilgisayarda herkesin tanıdığı o gülme işaretiyle, o oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebilirim.

ADNAN OKTAR:Göster. Yaklaştır gözlerini göster tek tek. Bak, gözleri görüyor musunuz? Alenen parlıyor gözleri. Bak, iki tane göz. Burnu da görülüyor. Aynı bilgisayardaki o işaret gibi, gülme işareti gibi. Ağzı da görülüyor. Bu da kızgın hali.

OKTAR BABUNA: NASA’nın başlığı da aynı şekilde.

ADNAN OKTAR:Korkunç yüzlü değil mi? “Hz. Mehdi (a.s) devrinde böyle bir olay olacak” diyor Peygamber (s.a.v.). Aynısı oluyor.

TARKAN YAVAŞ: Madde için savaşacak olmalarını söylemesi de çok önemli.

ADNAN OKTAR:Tabii. Madde için savaşırlar. Bak, hepsi için diyor ki “Allah için savaşırlar. Onda diyor ki; “madde için savaşırlar.” Materyalist olduklarını söylüyor.

TARKAN YAVAŞ:Hocam, ismi direkt söylemesi de çok ilginç Hocam.

ADNAN OKTAR:“Abdullah” diyor. Kardeşim, yüz binlerce, on binlerce isim çeşidi var.

TARKAN YAVAŞ:Yerli yabancı bir sürü isim olmasına rağmen

OKTAR BABUNA: Üçünün de, Abdullah Öcalan üçünün de lideri.

ADNAN OKTAR:Tabii, “başlarında Abdullah vardır” diyor. Kan dökücü bir örgüt ve materyalist olduklarını da söylüyor. “Madde için savaşırlar” diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MHP Lideri Devlet Bahçeli saldırı haberlerinin ardından yaptığı açıklamasında “AK Parti ve CHP’nin koalisyon için fedakarlık göstermeleri hayati önemde” dedi. Toplumsal yarılmanın tamir ve onarımının sosyal ve siyasal bölünmüşlüğün kaynaştırılmasının AK Parti-CHP arasında kurulacak bir koalisyon hükümetini her açıdan zorunlu kıldığını belirten Bahçeli “bu iki parti tarihin kendilerine yüklediği büyük sorumluluktan kaçmamalı, milli menfaatler doğrultusunda hükümet kurmak için kolları sıvayacak irade ve özeni gösterebilmelidir. AK Parti ile CHP Genel Başkanları’nın daha fazla zaman kaybına izin vermeden koalisyon zemininde biraraya gelmeleri için fedakarlık göstermeleri ülkemiz için hayati önemdedir” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Yapsınlar ama bu sakinlik, bu ilgisizlik pek normal değil. PKK akıl almaz propaganda yapıyor. Ama karşı atak sadecelaf gibi görünüyor. Bunun iyi vurgulanması ve gösterilmesi lazım ki PKK’nın burnu sürtsün. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş hükümeti eleştirdi. “HDP’yle demokratik yolla mücadele edemeyince silaha sarıldınız.  Bizden hesap sorma vakti değil, halka hesap verme zamanıdır. Halka katliam dayatan, geri dönüp bizi terörle suçlayanlara pes diyorum pes. Önce terörle arana mesafe koy ey Davutoğlu. Sen önce IŞİD’le arana mesafe koy. Biz sivil siyasetle sizi iktidardan düşürdük. Silahla terörle arasına mesafe koyması gereken AK Parti’dir.”

ADNAN OKTAR: Terörle ne alakası var AK Parti’nin? IŞİD’le ne alakası var? Ne zoru? Ayrıca terörle ne işi var AK Parti’nin? Hiç inandırıcı değil. Ama biz Selahattin’e “senin terörle alakan var?” demiyoruz. Hakikaten alakası olan bir tip değil. Ama ondan mağdur olduğu görülüyor. Olayın fevkaladeliği yine anlaşılmış gibi değil. Olur böyle vakalar mantığı olmaz. Defalarca söyledim. Daha önce de söyledim. Seferberlik ilan edilse bunların ödü kopar. İki milyon asker, altıyüzbin asker de var. İki milyon altıyüzbin. Yirmi dört saatte toplayabiliyorlar iki milyon askeri. “Her şey vatan için” diye Siirt’in ortasında sen yüz bin askeri yürütürsen PKK ne yapsın? Altılı böyle yanyana kıtalar şeklinde bütün Siirt’i gezdirirsin. Ana caddelerini, ara caddelerini. Sıkıysa hareket etsinler de göreyim. Bütün evlerde vatandaş da yardımcı olsun her yerde silah araması yapılsın. Vatandaş bize yardımcı olsun. Vatandaş seve seve evini arattırır. 12 Eylül’de bizim eve de gelmişlerdi aramak için. Genç bir yüzbaşı geldi güler yüzlü, buyur yüzbaşım dedik bayağı sevgiyle karşıladık. Çok sevecen tabii o anlıyor kimin ne olduğunu. Şöyle kısaca bir göz attı çıkıp gittiler. Her ev aranmıştı. Yine aransın. Yine aransın. 

Evet, Fikret anlat bir şeyler dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Bahçeli şunu da söyledi Adnan Bey, “Milli kültürle İslamiyet’i benimsemiş bir toplum yapısı Türkiye için en huzurlu bir toplum yapısıdır. Dolayısıyla AK Parti içerisinde “birbirimize benzemiyoruz” diyoruz ama benzeyen noktalarımız var” diye konuştu. Bahçeli “onlar bizim reddimiz arasında değildir, onlar bizim kabullerimiz arasındadır. Çünkü kendisini bir geleneğe bağlı İslami anlayış içerisinde de devam ettirir. Muhafazakar Müslümanlık dediğimiz olayı da kendini gösterir. İşte biz şu alan içinde herkesi kucaklamak isteriz. Eğer başarabilirsek” dedi.

ADNAN OKTAR: MHP iyi güzel de; sevgiyi, şefkati, merhameti daha güçlü, daha sıcak vurgulayabilir. Bir kere sanat ve estetiğe çok iyi vurgu yapabilirler. Genç gösterişli hanımlar, genç gösterişli beyler ön daha ön plana. Modern bir kitle partisi olarak kendini ortaya çıkarabilir. Ve Ülkücü ruhu da daha  güçlendirerek. Ülkücü ruh hiçbir şekilde zayıflatılmaması lazım. 1980’lerdeki heyecanları ne ise, 1975’lerdeki heyecanları ne ise aynı o heyecanın durması lazım. O heyecan kaybolursa Allah esirgesin o felaket onu istemeyiz. Ama daha modern, daha şefkatli bir görünüm güzel olur. Daha sevgi dolu. Ve cemaatleri kucaklayan. Mesela Bediüzzaman’ı kucaklayan, İmamı Rabbani’yi, Abdülkadir Geylani’yi kucaklayan. İskender Paşa’ya sahip çıkan, Nurcular’a sahip çıkan. Nur talebelerine. Bak hükümet o konuda ne yapıyorlar? Nur talebelerini götürüp yemeğe çağırıyorlar. Tayyip Hoca ne yapıyor? Gidip Mahmut Hoca’nın elini öpüyor. Mesela bunlar güzel. Halk bunu arar. Mahmut Hoca’nın elini öpüyorsa bir lider adam ona güvenir. Gidip Nur talebelerini yemeğe çağırıyorsa ona güvenir. Çünkü daha önce çok çekti bu millet. Çok ıstırap çekti. Biz Mahmut Hoca’yı tutuklayacaklar diye bayağı çekinmiştik o zamanlar. Hatırlıyor musunuz o yılları? Koskoca yaşlı başlı insan adliyeye gidip ifade vermişti. Bayağı hop oturup hop kalkmıştık.

Mesela MHP’de kadın çok az. Şimdi tabii MHP ruhu tabanda durur. Ülkücüler de tabanda durur ama vitrinde böyle bir güzellik gerekir. Vitrin çok daha güzel olabilir. Modern Ülkücü gençler. Ki çok modernize ettiler Allah razı olsun. Ben o zamanlar bir aralarİstanbul İl Başkanı’yla dagörüşmüştüm MHP İstanbul başkanı, il başkan yardımcısıyla da görüşmüştüm Allah razı olsun iftarımıza da gelmişti. “Hocam” dedi “çok modernleşti parti” bana cemili olarak bir müjde olarak dedi. Bütün gençler daha modern, hep üniversiteliler. Çok aydınlar, çok kaliteliler” dedi. Benim aradığımın o olduğunu bildiği için böyle müjde olarak vermişti. Bunun devam etmesi gerekiyor. En en eskileri tabii Anadolu delikanlılarıydı, koçyiğitleri Ülkücü gençler. Çileyi de onlar çekti canlarım benim. Şehit olanlar da onlar oldu. Allah cennette kardeş etsin. Canlarım bak hiç onlardan bahsedilmiyor, beş bin şehit verildi Ülkücüler’den. Türkiye’nin şu anki huzurunu onlar sağladı vesile oldular. Türkiye’ye komünizmin gelmemesi onlar vesilesiyle oldu. Ama unutuldu. Yeni gençlerin haberi bile yok birçoğunun. Var bir kısmının haberi ama büyük bir kısmının yok.

MHP’de çok şık hanımlar olsun. Genç hanımlar olsun hiçbir şey olmaz. Ama MHP dipte, derinde o kahredici kararlılığı, kahredici gücüyle, manevi gücüyle hep zeminde hazırda ve atakta durur. Demokrasinin çizgileri içerisinde, kanun, hukuk çizgileri içerisinde o güzelliğini, gücünü muhafaza eder.

Millet daha böyle sevecenlikten hoşlanır. Tayyip Hoca o konuyu çok iyi buldu ve çok iyi uyguladı. Mahmut Hoca’nın elini öpüyor mu öpmüyor mu biz ona bakarız. İşin doğrusu bu ölçüler yani ekonomik sıkıntı bizi hiç ilgilendirmez. Nurcu ağabeyleri yemeğe çağırdı mı çağırmadı mı ben ona bakarım. MHP de böyle olsun. Mesela Muhammet Raşit Erol Hazretleri’nin talebeleri var, manevi vekilleri var. Onları çağırsalar, Nurcular’ı çağırsalar, Mahmut Hoca’nın gidip elini öpse Sayın Bahçeli bu muazzam bir şey olur. Ama zeminde de o Osmanlı akıncıları ruhunu tabii ki bütün gücüyle muhafaza etmeleri lazım kanun hukuk çerçevesinde. Ülkücüler’in o heyecanını kırmak çok büyük bir zulüm olur. Kimse de kıramaz ama kırmaya çalışmak çok büyük bir zulüm olur.

Neden bu kadar çok izleme var? Ama hakikaten bizim muhabbet muhabbet yani. Ben bir kere samimi konuşuyorum bir, gereksiz konuşma yapmıyorum iki, abartmıyorum üç, net doğru konuşuyorum, delillere dayalı konuşuyorum, ispatlı konuşuyorum.

OKTAR BABUNA: Adaletli ve hep haktan yanasınız inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela Yeni Asya’da ağabeylerden, diğer gruplardan ağabeylerden geliyorlar yemek yiyorlar Tayyip Hoca’yla. Çok güzel. Seyyid Salih Özcan Ağabey’in elini öptü “siz bir konuşma yapın” dedi. Bak, orada konuşturmadılar Seyyid Salih Özcan Ağabey’i. Nurcular’ın bir kısmı illet oluyor Seyit Salih Özcan şehidimize, canıma. Niye? Çünkü “Hz. Mehdi (a.s)’ı sen göreceksin” dedi diye. Bu kadar öfkelenmelerinin tek nedeni bu, “”sen Hz. Mehdi (a.s)’ı göreceksin” dedi” diye söylemiş olması acayip ağırlarına gidiyor. Hele sonra da dedi ki “ben Hz. Mehdi (a.s)’ı gördüm” dedi, “göreceksin dedi” dedi “Bediüzzaman” dedi “ben gördüm bu aralar yine göreceğim” dedi. Sen misin onu diyen? Kızılcahamam da bir toplantıda konuşturmadılar, hem oraya davet ediyorlar hem konuşturmuyorlar. Saygı anlayışına bakın. Konuşturmadın da ne oldu? Allah onun şanını her yere yaydı. Seyyid Salih Özcan Ağabey’i izole etmişlerdi adeta, kimse tanımıyordu. Biz bütün dünyaya tanıttık, herkese sevdirdik. Allah ayağına doladı işte senin. Güya kendilerince Seyit Salih Özcan Ağabey’i unutturacaklardı. Unutturamazsın.

Fikret seni dinleyelim biz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey geçtiğimiz hafta sonu Paris’te Fosiller Evrimi Reddediyor isimli eserinizden yirmi bin adet Parisliler’e ücretsiz olarak dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah. Fransa yine bir kere daha fetholunmuş.

KARTAL GÖKTAN: Dağıtıma Türkiye, İsviçre, Hollanda, Fransa, Belçika, Almanya’dan gelen yaklaşık otuz kardeşimiz katıldı. Fotoğraflar dağıtım öncesi depodan kitapları alırken arkadaşlarımızın resimleri.

ADNAN OKTAR: Helal, helal koçlara.

KARTAL GÖKTAN: Evrim müzesi önünde dağıtım esnasında.

ADNAN OKTAR: Süper, mekan yerinde.

KARTAL GÖKTAN: Notre Dame Katedrali’nde dağıtım esnasında.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah yakışanı yapmışlar. Fransızlar da bayağı güzel insanlar. Aydınlatmışlar, çok iyi olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Paris büyük camisi önünde dağıtımdan fotoğraflar.

ADNAN OKTAR: Güzel insanlar Fransızlar, çok şekerler maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Paris’in en bilinen yerlerinden Paris Ulusal Müzik Akademisi önünde. Zafer Tak’ı önünde. Eyfel Kulesi’nin orada dağıtım. Yine Louvre Müzesi’nde. Pantheon’da. Sacré-Coeur Bazilikası’nda yapılan dağıtım.

ADNAN OKTAR: Süper, yerle bir etmişler.

KARTAL GÖKTAN: Yine farklı yerlerden dağıtım esnasından resimler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Aslan onlar aslan, koçyiğitler. Aferin. Ağabey’inin aslanları onlar. Süper olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Bu fotoğraflar da Şanzelize’den.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş. Bak ne modern, ne medeni insanlar. Biz dağıtıyoruz Güneydoğu’da bazı PKK’lılar kitabı ısırmaya kalkıyor. Bazıları burada fosilleri ısırdılar, katur kutur kurabiye gibi yemeye kalkıyorlar. Isırınca da fosil daha da gerçek olduğu ortaya çıkıyor. Olmaz. Çok iyi olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Bir de dağıtıma katılan arkadaşlarımızın toplu resimleri var.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah aslanlara. Nasıl nurlu, nasıl güzel, nasıl iyiler. Afiyet şeker olsun. Cennet sofralarında da böyle tahtlara yaslanıp yemek yiyecekler. Kafirun ve kafirat, münafikun ve münafikat da cehennemde hayretle ve gıptayla müminleri izleyecekler. Müminlerin cennette doğal hiçbir ihtiyacı yok. Mesela müminde bağırsak olmaz ama kafirde bağırsak oluyor, cehennem ehlinde bağırsak oluyor, müminde yok bağırsak. Müminde mide yok, onlarda var. Yanıyor midesi, içtiklerinden midesi yanıyor. Bağırsaklarını ateş kaplıyor. Ama müminlerin ne midesi ne de bağırsakları yok, karaciğeri yok.  Ciğeri var ama. Nefes alıp veriyor, güzel kokuyu alıp veriyor. Apayrı bir yaratılışla yaratılıyorlar.

MHP’nin dikkatli olmasında birçok neden oluyor hiç ummadık adamlar bakıyorsun partiyi bölmeye kalkıyor, enaniyet yapıyor, ben lider olacağım diye ortaya çıkıyor. Böyle bir ortamda partinin içerisinde sen lider olmaya kalktın mı ne kadar münasebetsiz bir hareket. Nasıl büyük bir fitne. Bir partinin kaç tane lideri olur? Bir tane olur. Liderine sadakat göster. Zırt pırt lider değiştirilmez ki kardeşim. Mesela CHP’de de öyle gitti gidecek havası veriyorlar. Bir lider geliyor, kardeşim geldi mi lider oraya kaya gibi yerleşecek. Lidere sadakat önemlidir.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Bahçeli’nin gençlerle çekilmiş fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Bu çok iyi mesela süper olmuş. Bunlar çok iyi. Bu çok önemli. Bunların tekrarlı mükerrer geliştirerek devam ettirmek çok önemli. Sayın Bahçeli operaya da gitsin, böyle güzel sanatçıların parçalarını dinlesin. Büyük konserler, Türk sanat müziği de olabilir yahut klasik konserler de olabilir onlara da gitsin. MHP’nin modernlik ruhu aslında çok çok güzel. Mesela MHP’li gençlere ben bakıyorum Bağdat Caddesi’nde falan filinta gibi delikanlılar. Modernler hakikaten. Eğlenceden de hoşlanıyorlar ama vatana, millete, bayrağa laf söylersen Allahualem cinnet geçirirler, öyle delikanlı. Bir kısmı için diyorum tabii. Özetle, inşaAllah daha iyi olur. Bahçeli mesela bütün ömrünü bu davaya vermiş. Sen böyle bir lider varken kenardan köşeden ben de lider olacağım diye ortaya çıkarsan bu olmaz. Sayın Bahçeli fitneden çok çekiniyor ben anlıyorum. Kargaşadan. Parti sarsılmadan silkelenmeden gayet güzel akıcı gidiyor. Bir şey gördü mü riskli hemen kenara alıyor hemen kenara alıyor. Süratli ilerlemek için buna mecburlar, bu vefasızlık değildir. Düşeni kenara alıyor, düşeni kenara alıyor. Ama tabii gizlice sevgi gösterir, ilgi alaka gösterir ama parti orada onunla ilgilenemez. Orada durduğunda parti de durmuş oluyor çünkü.

Tayyip Hocam’a dedim ki “operaya gitsin, sarayda konser versin” dedik. Saraya en büyük opera salonu açtıracakmış Tayyip Hocam şimdi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerikalı yazar David Philips, “Uluslararası ceza mahkemesi Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında insanlığa karşı suçlardan dava açabilir” dedi. “Türkiye YPG’ye henüz saldırmadı fakat PKK’ya karşı saldırılarını YPG’ye uzanacak şekilde geliştirebilir. Türkiye’nin PKK ile şiddetli çatışmayı yeniden başlatma kararı terörizme karşı geniş kapsamlı savaşı olumsuz etkiledi. IŞİD’i yenme ve yok etme mücadelesine köstek oldu. Türkiye İncirlik’i terörizmle savaşmak bahanesiyle PKK’ya saldırabilmek için açtı. Türkiye’yle IŞİD gibi cihatçı örgütlerin birkaç yıllık bir iş birliği geçmişi var” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Hükümetin IŞİD’le hiçbir alakası yok ben çok iyi takip ettim olayı, bayağı iyi biliyorum. Yakından takip ediyorum. Onların bilmediği şeyleri de biliyorum. Hiçbir şekilde öyle bir şey yok. Hükümete de şiddetle karşı IŞİD, Erdoğan’a da şiddetle karşı. Atıyorlar. Akıl almaz derecede karşılar ve öfkeliler. Çok samimiyetsiz bir üslup, öyle bir şey yok. Nefret ediyorlar Tayyip Hoca’dan, öyle bir şey yok. PKK’nın artık darmadağın olacağını anladılar. Kendilerince matem tutuyorlar. Şimdi PKK böyle delilik yaptıkça daha da belaya kaşındığı anlaşılıyor. Yanlarına bırakmayız.

Daha PKK’ya hiçbir şey yapılmadı. Sadece bir yoklama var şuan. Ama yapılacağının garantisini veriyorum. PKK bayağı bir şey yapılacak.

Akılsız herifler; bir kere komünist, Stalinist olduğunda, terörist olduğunda zaten işi bitmiş oluyor. Onunla artık bir sevgi bağı olmaz. Ama mesela Barzani nur gibi Müslüman, tertemiz delikanlı. Orada devlet de kursa tanırız. Ne istiyorsa destekçide oluruz. Bak Kürt işte Kürt kardeşlerimiz. Adam diyor ki şöyle olmasın böyle olmasın, kardeşim olsun. Orada kur. İstediğin kadar Suriye’ye de yönelik. Dindar böyle efendi. Türkiye ile dost. Beraber yemek yiyelim sohbet edelim. Ama burada Stalinist proletarya diktatörlüğü, komünist kızıl Stalinist bir sistemden bahsediyorsun sen. Nefret ettiğimiz, tiksindiğimiz, iğrendiğimiz en aşağılık yöntemlerden bahsediyorsun. “Bize müsaade eder misiniz?” diyor. Kardeşim seksen milyonun şehit olacağını bilsek yine müsaade etmeyiz. Kıyamet kopar. Aklını başına al.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yarın Ankara’ya kritik ziyarette bulunacak İran Dışişleri Bakanı Zarif’in çantasında Yeni Suriye planı olacak. İran’ın Şam, Lazkiye ve Tartus’un Esad rejiminde kalmasını muhaliflerin ele geçirdiği bölgelerde ise yeni yönetim kurulmasını teklif edeceği iddia ediliyor. Buralarda yaşayan Sünni nüfusun güvenli bir şekilde dışarı çıkarılması sağlanacak. Muhaliflerin denetim sağladığı bölgelerde yeni bir yönetim birimi kurulacak. Bir kısmı muhaliflerde bir kısmı ise Esad rejimi elinde bulunan Halep’in ise uluslararası bir koalisyonla yönetilmesi istenecek.

ADNAN OKTAR: Ne alaka canım? Halep’i Türkiye’nin kontrolüne versinler. Münasebetsizlik yapmaya gerek yok.Halep doğrudan Türkiye’nin kontrolünde olması lazım. Daha yeni dedim ben değil mi? “Lazkiye bölümü, orada adama bir yer verelim” dedim, Esad’a. Daha yeni söyledik.Hemen dediğim devreye giriyor.

AYLİN KOCAMAN: “Rusya’nın donanması dursun” dediniz.

ADNAN OKTAR: Donanması da dursun dedik orada. Rusya’nın silinmesini biz istemeyiz. Halep uluslararası bilmem ne, bırak şimdi olmayacak iş ne alakası var? Halkın kendi görüşüne bırakın. Ama en güzeli Türkiye’nin garantörlüğünde bir federasyon olması. Türkiye’ye bağlansınlar. Açalım, sınırı da açarız. Pasaport, vize falan da olmaz. Bak zenginliğe. Zibil gibi mal akar, zenginlik akar. Bunun dışında bir koalisyon; belli ki sürekli kavga olacak. Türkiye’de sakinlik olur. Mesela Barzani diyordu o da çok efendi. Tavırlarından anlaşılıyor. Sen üçlü koalisyon, belli ki sana rahatlık vermeyecekler üçlü koalisyonla, her gün intihar saldırıları her gün bombalamalar. Niye iş çıkarıyorsun? Saftirik izahlara gerek yok. İran bizim dostumuz ve müttefikimiz. İran’ı sevmemiz lazım. İran düşmanlığı doğru bir şey değil. İran’la dost olmamız lazım. Şiiler çok temiz insanlardır. Dindardırlar, takvadırlar. Şii düşmanlığı çok çirkin.

AYLİN KOCAMAN: Suriye için en son Suudi Arabistan bir teklif götürmüş Adnan Bey İran’a. “Hizbullah’ı oradan çekerseniz bizde muhaliflere desteğimiz çekeriz diye.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

AYLİN KOCAMAN: Suudi Arabistan İran’a teklif götürmüş “Suriye’de Hizbullah’ı oradan çekerseniz bizde muhaliflere desteğimiziz çekeriz” diye.

ADNAN OKTAR:Hizbullah’a bizim sözümüz yok. Fakat çaka çaka komünist doldurmuşlar. Senin Stalinist’le, komünistle ne işin var? Sen Şii olarak, Mümin olarak görev yapsan ben seni anlından öperim. Sen nerede komünist varsa gidip anlını yalıyorsun adamların. Ne işin var senin komünistlerle, Stalinistler’le? Sen Müslüman’sın. O anlamda eleştiriyorum. Yoksa Müslüman yönleriyle baş tacılar tabii ki severim. Ama teröre karışmadığı müddetçe yani şiddeti savunmadığı müddetçe ve komünistlerle, Stalinistler’le terör anlamında işbirliği yapmadığı müddetçe benim bir alıp veremediğim yok.

Evet bak korucu kardeşlerimiz Güneydoğu’dan yazıyorlar. “MaşaAllah şuanda güzel müjdeler veriyorsunuz Hocam” diyor. “PKK ile ilgili devletimiz yapacağı operasyonlarda bize de görev versin” diyor. Bak diyor ki “Çorba da tuzumuz olursa seviniriz” diyor. Aslan aslan. Koçyiğit.

BÜLENT SEZGİN: Korucularımızla ilgili bir haber vardı okuyabilir miyim onu?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bingöl’ün merkeze bağlı Elmalı ‘sızmaya çalışan PKK’lılar geçici köy korucularıyla çatışmaya girdiler. Çatışmada iki PKK’lı öldürülürken biri yaralı iki terörist yakalandı.

ADNAN OKTAR: Bak korucular çok titizler. Biz tabii adam ölsün, asılsın, kesilsin demiyorum ama vatanına, milletine, bayrağına çok titiz insanlar onlar. Hükümet esrarengiz bir şekilde,anlayamayacağımız şekilde koruculuk sistemini baskı altına aldı. Geriletti ve gücünü kıracak bir politika izledi. Sayılarını arttır, helalı hoş olsun maaşlarını da artır. Silahlarını kaliteli hale getir. Mermileri kaliteli olsun. Bol mühimmat ver. Onlar bizim canlarımız. Köylerde korucularla karşılaşmak ne kadar güzel bir şey. “Ya” işte “isyankar olursa.” Başlarına birde komiser tayin et. Bir anormallik olursa onlar müdahale ederler. Her şeyden de haberdar olurlar. Bu kadar yani.

Akılcı bir siyaset yapılsa Bosna’yı, Yunanistan’ı yeniden Türkiye’ye katmamız mümkün. Plevne’yi de, Tuna’yı da boydan boya, eski güzel günlere dönebiliriz. Bak Yunanistan ekonomik krizle boğuşuyor. Aç sınırı, teklif et Türkiye ile birleşmeyi adamlar kurtulsun. Ta Midyat’a kadar ticaret imkanı oluyor o zaman Yunanistan’ın. Her şeyi yapar. Bütün durgunluğu kırılır. Midyat’tan adamlar gelir orada tesis açarlar. Onlar oraya giderler. Müthiş ferahlık olur. Kasılma var şuan. Hükümet de teklif etmiyor. “Sınırları kaldıralım, Türkiye’ye katılın konu bitsin” demiyorlar. Herhalde utanıyorlar, ayıp olur gibisinden. İsteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki yüzü kara demişler değil mi? Sen utansan da söyle. Bir teklif et gerisine karışma. Bak bakalım nasıl yapılıyorsun? Gerçi o pop şarkıcısı olan delikanlı biraz ağırına gider ama Yunan halkı kabul eder. Ona da burada şarkı söyletiriz. Tabii en az elli, yüz bin kişi toplatırız. Koşarak çıkar falan. Işıklar arasında falan, çok şahane parçalar söyleyeceğini düşünüyorum. Yunanca, İngilizce barış şarkıları değil mi? Dostluk şarkıları çok güzel olur.

AYLİN KOCAM: Geçenlerde bir Musevi yazar Jerusalem Post editörü şunu söylemişti “Eğer Musul Türkiye’de kalsaydı bu sorunların çoğu olmayacaktı” diye.

ADNAN OKTAR: Bitti.

AYLİN KOCAM: Şuanda da yapılacak en iyi çözüm Musul’un tekrar Türkiye’ye bağlanması olur” diye önermiş.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii.

AYLİN KOCAM: Başka yazar da Yunanistan için“tek çözümü Türkiye federasyonu olmasıdır” diye önermişti.

ADNAN OKTAR: Ama işte biraz utangaç davranıyorlar herhalde, öyle olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, HÜDAPAR’lı şehit kardeşimiz Aytaç Baran’ın bebeği dünyaya gelmiş. Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bu ne şekerlik böyle? Elmaya benziyor.

BÜLENT SEZGİN: İsmini Aytaç Yasin koymuşlar. Yasin Börü ve babasına ithafen.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah ona uzun ömür versin.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: BBC’ye konuşan Cemil Bayık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt kazanımlarını engellemek için IŞİD’n başarılı olmasını istediğini öne sürdü.

ADNAN OKTAR:IŞİD’in başarılı olmasının Türkiye ile ne alakası var? Bu münasebetsiz izahları bıraksınlar. Böyle bir konu yok. IŞİD Türkiye’ye tamamen zıt, rejime tamamen zıt. Direkt tuğyan içinde olduğuna inanıyor rejimin yani IŞİD. Dolayısıyla hükümete de şiddetle karşı. Bu terbiyesizliği bıraksınlar. Canları yandığı için IŞİD’den acısını Türkiye’den çıkartmaya çalışıyorlar. Muhatabı direkt IŞİD olması lazım bu kişilerin. Gücü yetiyorsa ona konuşsun. Türkiye ne alaka? Şimdi adam onu evire çevire odunla dövüyor. Adamın ayağını bastığı kayayı dövüyor oda. “Niye oraya ayağını bastırdın?” falan gibisinden. Ne alakası var? Münasebetsizliği bıraksınlar. Güçleri yetmiyorsa yetmiyordur. Türkiye’ye konuyu aksettirmeleri çok yanlış.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adana’da iki polisi şehit eden PKK’lı Ali Baybariz Şanlıurfa’nın Viranşehirilçesinde toprağa verildi. Cenazeye katılan HDP Milletvekili Ziya Çalışkan öldürülen teröriste övgüler yağdırırken öldürülen PKK’lının kendileri için şeref olduğunu iddia etti.

ADNAN OKTAR: Kim bu adam?

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafını gösterebiliriz HDP Milletvekili Ziya Çalışkan.

ADNAN OKTAR: Bunlarda baskı altında, bunlarda tehdit altında. Şimdi oraya gitmese o çoluğunu çocuğunu öldürürler. Böyle konuşmasa kafasını kesmeye kalkarlar. Önce bu kör deli sistemi ortadan kaldırmak lazım. “Adam bunu niye dedi?” diyor. Adamın çek ensesinden namluyu da bak bakalım diyor mu? Değil mi? Adamın ciğerine namluyu dayanırsan adam bunu konuşur. PKK’nın azgınlığının kaldırılması lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP’ye ödenecek olan yirmi yedi trilyon liralık hazine yardımının PKK’ya gitmesinden endişe ediliyor.

ADNAN OKTAR: Yirmi yedi trilyon?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Yok canım bakkala gider beyaz peynir falan alırlar. Şimdi üzüm mevsimi de, taze ekmekle beraber yerler. Öyle bir şey olmaz. Ben bu lafa ne diyeyim?

Evet dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: Siyasetçiler ve uzmanlar denetlenme çağrısında bulunuyor bu yardımın.

ADNAN OKTAR: O olur. Bir an önce.

KARTAL GÖKTAN: İçinde şehit ailelerin verdikleri vergilerin de bulunduğunu belirtiyorlar. “Kemikleri sızlar şehitlerimizin” diye dile getiriyorlar.

ADNAN OKTAR: Sırf şehitler değil ki, şehit aileleri değil ki Türkiye’nin sahibi hepimiziz. Onlar bizim annelerimiz. Onlar tabii mağdur konumda olan insanlar gibi görünüyor ama şeref sahibi olan insanlar. Yani o ailelerinse şehitler, oşehitler aynı zamanda bizimde şehidimiz. Bizim evlatlarımız şehit olanlar. Sırf annenin babanın evladı değil. Bizim de evladımız onlar.

Bak, başka bir korucu kardeşimiz diyor ki; “Hiçbir zaman korucular, devletine, milletine, vatanına, dindar halka yapılacak yanlışları affetmeyecektir” diyor. Helal maşaAllah.

Başka bir korucu kardeşimiz diyor, “Nedense hükümetimiz korucuların elini kolunu bağladı. Bu pisliklere göz açtırmamaları lazımdı” diyor “elimiz kolumuz bağlandı ama bir hayır vardır” diyor. Korucu kardeşlerimizin hepsine selam, onlar koçyiğit, onlar aslan. Onlar benim canım, onlar efe, delikanlının hası. Köyde dağın başında kabadayılık ne kadar güzel maşaAllah. Yirmi kişiler, on binlerce elemanı olan PKK’ya meydan okuyor, yirmi kişi bir köyde. On tane korucu oluyor, yirmi bin-on bin kişilik PKK’ya meydan okuyorlar. İt gibi de kaçıyorlar onları gördüler mi, koçyiğit hepsi.

Ödenek tabii kontrol edilsin. Öyle baş edebilirler yoksa onu resmi olarak kesmek mümkün olmaz. Ama çok titiz defter kontrolü yapılırsa olur.

Ama IŞİD’e yapılan kanlı saldırılara kimse karışmasın. Hiçbir Müslüman’ın bu korkunç eylemde parmağı olamaz. Haram olur. Ne vesile olmak, ne aracı olmak. Müslüman’ın katline sebep olmak katletmek gibidir. Ebedi cehennem olur. Hatası varsa ilimle, irfanla, bilgiyle düzeltirsin. Uyarmıyorsun, konuşmuyorsun, kitap vermiyorsun, yazı yazmıyorsun, televizyonda uyarmıyorsun. “Ben gidip bombalayacağım, müsaade eder misiniz bombalamama?” Olmaz. Olmaz.

“Allah aşkıyla sevdiğim Hocam” diyor “beyazlar içinde kaşık oyununda sanki dünya durdu” diyor. MaşaAllah.

Başka bir hanım kardeşimiz diyor ki; “Adnan Bey kaşıkları kullanışınızı nasıl tarif etmeli?” diyor. MaşaAllah.

“Sayın Adnan Bey, programınız çok müthiş. Bu vatan bölünmez sizin gibi hocalar oldukça.” Ama hoca değilim işte. Hakikaten hoca zannediyor olabilirler biz böyle konuşunca. Hocalıkla benim alakam yok, ben din eğitimi de almadım. Normal klasik lisede okudum, güzel sanatlarda okudum, felsefede okudum. Din eğitimi almadım ama kendim bulduğum kitapları okudum ama samimi anlatıyorum bildiğim kadarıyla fakat hocalıkla alakam yok. Din konusunda hoca olmak ayrı bir şeydir, alim olmak ayrı bir şeydir.

AYLİN KOCAMAN: Üstad diyebilirler.

ADNAN OKTAR:Üstad deyin, Üstadı Azam deyin. O tamam onları kabul ederim, Üstadı Azam. O konulardan anlarım.

“Bizim gibi de vatan evlatları oldukça kimsenin gücü yetmez” diyor “bu vatanı bölmeye.” Zafer Demirhan.

Cumhure; “Sizin programınızı her gece izliyorum. Güzelliği ve Allah sevgisini sizin vesilenizle daha güzel anlıyoruz inşaAllah. Sizin talebeniz olmak için kardeşim ve bana dua istiyorum inşaAllah.” Şimdi talebe olmak için alim olmak lazım, hoca olmak lazım. Kardeş olabiliriz. Talebe olamayız, kardeş oluruz.

Hz. Mehdi (a.s)’a diyorlar ki: “Sen falan oğlu falansın, alametler sendedir, sen Hz. Mehdi (a.s)’sın” diyorlar. “O ise,” Hz. Mehdi (a.s), “‘ben sadece Ensar’dan Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcılarından birisiyim’ der” diyor. “Benim öyle bir iddiam yok der” diyor. Mübarek Allah ona talebe olmayı nasip etsin. İşte alim, hoca olan o. Bizim gibi eçheli cahillerin peşinde hocalık aramak olmaz. “Sürekli” diyor “onu takip edecekler” diyor “o sürekli reddedecek ama sürekli takip edecekler, peşini bırakmayacaklar” diyor. “En sonunda” diyor “onu tehdit ederek zorla biatı kabul ettirirler” diyor. Bir rivayette “ölümle tehdit ederler” diyor bir rivayette de “bu kadar insanın kanı boynuna olsun” diyorlar “eğer kabul etmezsen” diyorlar. İmamı Suyuti’nin eserinde geçiyor bu hadis. Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali bin Hüsameddin El-Muttaki, syf. 61’de. “Ben sadece yardımcılarından birisiyim” diyor o kadar. “Benim Mehdilik iddiam yok” diyor. “Ama bütün alametler sende” diyorlar “biz eminiz” diyorlar “senin Hz. Mehdi (a.s) olduğuna eminiz.” O “Asla” diyor “öyle bir şey yok.” “Kaçar” diyor “yine bulurlar” diyor “uzaklaşır, yine bulurlar” diyor, “yine uzaklaşır, yine bulurlar. Israrla “sen Hz. Mehdi (a.s)’sın” derler” diyor “o ısrarla kabul etmez. En sonunda bak, “”Süfyan ordusuna karşı müminleri korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanları da senin boynuna olsun” derler” diyor. “Bunun üzerine Hz. Mehdi, Rükun ve Makam arasına koltuğuna oturur ve elini uzatır” diyor“biatları kabul edilir” diyor. MaşaAllah. Çok insan olunca tabii ayakta biat olmaz. “Koltuğuna oturur” diyor. Mübarek, Allah beni de talebe etsin, sizi de ona talebe etsin.

OKTAR BABUNA: En kısa zamanda görmeyi nasip etsin.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

Bilal Yıldız, Yaz Yaz rumuzlu; “Adnan Oktar, pardon ama sen hangi ideolojiye mensupsun?” İslam. İdeolojimiz İslam. Kitabımız Kuran. Kıblemiz Kâbe. Peygamberimiz  Hz. Muhammet (s.a.v.).

IŞİD, Güney Kobani kırsalında büyük intihar saldırısı düzenlemiş. Bu Türkiye’nin emriyle yapmıyor bunu. Onları Allahsız, Kitapsız gördüğü için ve onlardan öğrendiği için şiddeti, onlardan öğrendiği şiddeti onlara uyguluyor. Biz bunu takdir ediyor değiliz ama Allah bela olarak gönderdi. Allah PKK’nın belasını versin. Allah PKK’nın belasını versin. Allah PKK’nın belasını versin. Her türlü felaket üstlerine olsun. Allah kahrı perişan etsin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: T24 yazarı Metin Münir, PKK’nın Türkiye’yi bırakıp IŞİD’e karşı savaşa yoğunlaşması gerektiğini söyledi. “PKK’nın Yezidiler’i kurtarmak ve Irak Kürdistan’ını savunmak için gösterdiği çaba PKK’ya puan getirdi. PKK silahları bırakıp şiddetin olmadığı protestolara yönelmelidir. Bir tek böyle başarı kazanabilirler. PKK liderlerinin gözü kör mü? Neden daha yumuşak, daha ince, daha akıllı olamıyorlar?” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: T24 yazarı Metin Münir, PKK’nın Türkiye’yi bırakıp IŞİD’e karşı savaşa yoğunlaşması gerektiğini söyledi. “PKK’nın Yezidiler’i kurtarmak ve Irak Kürdistan’ını savunmak için gösterdiği çaba PKK’ya puan getirdi. PKK silahları bırakıp şiddetin olmadığı protestolara yönelmelidir. Bir tek böyle başarı kazanabilirler. PKK liderlerinin gözü kör mü? Neden daha yumuşak, daha ince, daha akıllı olamıyorlar?” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu acizliğin ifadesi. PKK’nın; ahlaksız, pislik ve aşağılık olduğunu biliyorlar. Ama biz tabii bütün PKK’ya da her türlü terör örgütüne de Allah’tan hidayet istiyoruz. Ama Allah hidayet vermezse Allah PKK’yı kahrı perişan etsin. Helak etsin. Her türlü belayı başına yağdırsın.

AYLİN KOCAMAN: Kobani’deyken onları uyardınız Adnan Bey, “oradan ayrılın, gelecek çünkü IŞİD tekrar” dediniz, dinlemediler.

ADNAN OKTAR: Söyledim tabii bak, “gelin Türkiye’ye teslim olun, hidayet ehli olun, düzelin, beladan kurtulun” dedim.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: “Kandil’i de boşaltın” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii.

PKK aşağılanmadan çok iyi anlar. Çok şiddetli aşağılanması lazım. PKK propagandasının durması lazım. Televizyonlarda istemeden PKK propagandası yapılıyor. Tabutların üstüne yatan anneler, ağlayanlar. İşte “gözyaşları sel oldu” diyor “feryatlar göklere yükseldi” diyor. Zaten PKK’nın aradığı bu. Adamlar dağda oynuyorlar, bununla davul zurnayla, eğleniyorlar. Böyle bir hususta bu adamlara böyle kapı açmak çok yanlış. PKK’nın her yerde aşağılanması lazım. Aşağılanmak onları tamamen paralize eder. Acayip itibar kazandırdılar, “Sayın Öcalan”lar bilmem neler. İşte “ben de olsam dağa çıkardım”, “PKK bayrakları serbest”, “gidelim beyefendiyle görüşelim” lafları. PYD falan böyle Fransız lokantası gibi, adamlar PYD’ye.  Terörist, anarşist, azgın adamlar, kan dökücü adamlar. Adamları onore edecek, onları büyük gösterecek politikalar farkına varılmadan uygulanıyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin haklarında kırmızı bülten çıkardığı altı yüz elli PKK’lı, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yakalanmasına rağmen Türkiye’ye iade edilmiyor. Almanya’nın da PKK ve DHKPC ile diğer yasadışı örgüt üyelerinden Türkiye’nin aradığı üç yüz örgüt üyesinin iadesini reddettiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Türkiye buradan ama onların bir suç işleyeni oldu mu gönderiyor. Ama buraya gönderilmiyor. O zaman orada tıkanan nokta nedir onu öğrensinler. Niye göndermiyorlar? Bunu da onlara bildirsinler, kamuoyuna da bildirsinler. Bunu makul görmeleri çok acayip.

Amerika ve İngiltere alenen Türkiye’yi ve Türkler’i yok etmeyi karar olarak almış ve uygulamaya çalışıyor. Adamların gözü dönmüş. PKK’lı katilleri Türk milletinin üstüne salıyorlar ve “ellemeyeceksiniz bunları” diyorlar “sizi öldürecek, katledecekler, şehit edecekler sesinizi çıkarmayacaksınız” diyorlar. “Gidin Müslümanlar’ı öldürün, IŞİD’i öldürün” diyorlar. “Ama PKK’ya alan açacaksınız, kolaylık sağlayacaksınız istedikleri gibi hareket edecekler onlar” diyorlar. Özetle bunu anlatıyorlar. “Ve sizi yok edecek bunlar” diyorlar “sizi yok edecek adamları siz elinizle besleyeceksiniz” diyorlar. “Destekleyin, tırlarla onlara yiyecek gönderin. Her türlü desteği vereceksiniz” diyorlar. Bu olmaz. Boş yere uğraşıyorlar.

Biz ne diyorsak o hükümet politikası oluyor maşaAllah. Bak dedik, “Lazkiye’yi o adamlara verin orayı, anlaşın” dedik. Bak, o yönde çalışma oldu.

Bu Mehdi (a.s) korkusu adamları amma sarmış. Bak her gazetede aşağı yukarı; Bilici, o da bir gazetede “Mehdi (a.s)’ın gelmeyecek” diyor. Zaten sen gelmeyecek derken Mehdi (a.s)’ın alametini oluşturuyorsun. “Sen Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyeceğine de ki, “İki uçlu kuyruklu yıldız çıkmadı” de. “İki uçlu kuyruklu yıldız çıkmadı” dersen alametlerinden anlamış oluruz. Bu alamet çıkmadığına göre Mehdi (a.s) da çıkmayacak demektir. “Ondan evvel bir kuyruklu yıldız çıkacak” diyor “bu da çıkmadı” de. “Bethlehem çıkmadı” de. “On beş gün arayla Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olmadı” de söyle kardeşim dilin mi tutuldu? Bunu söylersen zaten en kesin delil. Ama diyemiyorsun ki. Nasıl diyeceksin? “İran’la Irak arasında savaş olmadı” de. “Kabe’ye baskın olmadı” de. “Afganistan işgal edilmedi” de. “Fırat’ın suyu kesilmedi” de. Say da say, “bunlar olmadığına göre Mehdi (a.s) de yok” diyeceksin. Ama hepsi olmuş ne yapacaksın şimdi? Çırpınmayla olmuyor. Bak “Saatin gölgesi Kabe’nin üstüne düşer” hepsi çıkıyor.

OKTAR BABUNA: En son “Lideri Abdullah olan bir terörist.”

ADNAN OKTAR: Bak PKK’yı bile Peygamberimiz (s.a.v.) bütün detayıyla anlatıyor. Adamın ismini veriyor “Abdullah” diye ismini veriyor “başlarında Abdullah vardır” diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ekrem Dumanlı, son şehit olaylarının hükümet tarafından özel bir strateji olarak uygulandığına dair bir iddia ortaya attı. “7 Haziran öncesi terör durmuştu da AK Parti’nin on puan kayıpla bitirdiği seçim sonrası şiddet neden bir anda patladı? IŞİD belasıyla başlayıp PKK eylemleriyle devam eden bu olaylar ile önümüzdeki seçim için bir siyaset mühendisliği mi yapılıyor?”

ADNAN OKTAR: Bu AK Parti’nin lehine değil ki. Şehit çok olması bayağı aleyhine olur hükümetin. Nasıl lehine oluyor? PKK’yı ezerse tamam lehine. Ama sürekli PKK bastırıyorsa, PKK’ya karşı aktif hareket edenler de eğer bazı yerlerde bazı kişilerce susturulmaya kalkışılıyorsa bu olmaz, bu lehe olmaz. PKK’yı tam ezerse o zaman zaten kimse duramaz AK Parti’nin önünde inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş gittiği Brüksel’de barış sürecinin devamı için Ankara’ya baskı yapılması çağrısında bulundu.  Avrupa Birliği’nin Ankara’yla terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan arasında görüşmelerin ilerlemesi ve yeni bir ateşkes için baskı yapmasını isteyen Demirtaş. NATO’yu da Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine yönelik Türk operasyonlarına karşı belirgin bir konum almaya çağırdı. Demirtaş’ın PKK ve Kuzey Irak konusuna NATO’nun müdahil olmasını istemesi yeni bir proje değil.  Daha önce aynı öneriyi Yugoslavya’nın bölünmesine neden olan Sırbistan, Hırvatistan ve Bosna arasında imzalanan Dayton Anlaşması’nın mimarı, Amerika’nın eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Kıbrıs Özel temsilcisi Richard Holbrooke yapmıştı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş gittiği Brüksel’de barış sürecinin devamı için Ankara’ya baskı yapılması çağrısında bulundu.  Avrupa Birliği’nin Ankara’yla terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan arasında görüşmelerin ilerlemesi ve yeni bir ateşkes için baskı yapmasını isteyen Demirtaş. NATO’yu da Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine yönelik Türk operasyonlarına karşı belirgin bir konum almaya çağırdı. Demirtaş’ın PKK ve Kuzey Irak konusuna NATO’nun müdahil olmasını istemesi yeni bir proje değil.  Daha önce aynı öneriyi Yugoslavya’nın bölünmesine neden olan Sırbistan, Hırvatistan ve Bosna arasında imzalanan Dayton Anlaşması’nın mimarı, Amerika’nın eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Kıbrıs Özel temsilcisi Richard Holbrooke yapmıştı.

ADNAN OKTAR: Yanlış.

Nur Hilal Kızıltoprak, “Adnan Bey, iman hakikatleri, Kuran mucizeleri, İslam Birliği, Mehdiyet, PKK tehlikesi gibi önemli konuların hepsini sizden öğrendim, Allah razı olsun.” Vesile olmuşuzdur.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü