Harun Yahya

Sohbetler (12 Ağustos 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi akşamlar sayın seyirciler. Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Fikret Bey siz de hoş geldiniz. Dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: PKK’ya yakın Med Nûçe televizyonuna konuşan, PKK’nın Kandil’deki liderlerinden Cemil Bayık, geçmişte militanlarının Türkiye’den çekildiğini, ancak bunun hiçbir çözüme hizmet etmediğini ifade ederek “Bu sorunu çözmek istemeyenlerin geliştirdiği çabalardır. Artık bunlar geride kalmıştır. Kimse ne gerillanın kuzeyden çekilmesini bize dayatabilir, ne öyle silah bırakmasını dayatabilir. Bunlar kesinlikle gerçekleşmeyecek hususlardır” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne zaman PKK’lılar çekildi? Koskoca adam kıllı kılçıklı oturup yalan söylüyor. Her zaman durdular. Dağlarda bir tur attırdılar onlara, önlerinde de bizim gazetecilerden bir tanesi vardı yaşlı başlı, o da onların önünde. Bir dağ gezintisi yaptılar, geri döndüler. Ama yaşlı olan, hasta olanları hakikaten götürdüler. Onların yerine gençleri getirdiler dağa. Bu kadar. Yani atış mümkün değil benim olduğum yerde. Her seferinde yakalarım. Atışı bırakacaklar. Serbest atışa geçtiler. Olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bugünkü konuşmasında bugün yaşananları istiklal mücadelesi dönemine benzeterek “İnşaAllah bu millet istiklal mücadelesinde küllerinden doğdu. Şimdi de aynen o süreci güçlenerek devam ettiriyor. “Nasıl böleriz? Nasıl parçalarız? Nasıl içinde onları birbirine düşürürüz?” hep bunun gayreti içersindeler. Fakat başarılı olamayacaklar” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak, bu istiklal savaşını daha yeni söyledim ben. Tayyip Hoca da aynısını söylüyor. Daha yeni söyledim. Ve birkaç kere vurguladım geçen günler. Israrla üst üste birkaç gün söyledim. “Bu bir istiklal savaşı, kurtuluş savaşı” dedim. Bir de hain, alçak falan hepsini söylüyormuş Tayyip Hoca. Benim söylediğimin aynısıyla söylüyormuş.

KARTAL GÖKTAN: Yine sizin ısrarla üzerinde durduğunuz bir konuya dikkat çekti. Bazı medyanın terör olaylarını veriş şeklini eleştirdi.

ADNAN OKTAR: Bak, işte diyorum. Kendimiz evdeyiz ama fikirlerimiz hep iktidarda.  Sürekli dikkat çektim. Bak, daha yeni Tayyip Hocam uyarıyor. İyi, güzel uyarıyor olması önemli. Ama sırf uyarmakla kalmasınlar. Kanuni bir düzenleme de gerekir. “Feryatlar göklere yükseldi” diyor. Ya kardeşim, adamın aradığı o değil mi? “Yürekler yandı” diyor. İşte “babası, annesi baygınlık geçirdi” diyor. Zaten adamın istediği o. Onun için yapıyor onu o. Ve örgüt propagandası oluyor bu. Sonra diyorlar ki; “işte bizim uçaklarımızı darmadağın ettiler. İşte “şu kadar şey darmakeşan oldu. Bu kadar şey darmakeşan oldu.” Bakıyoruz ortada hiçbir şey yok. Adamlar çivi gibi duruyor. Mesela IŞİD’in öldürdüğü adamlarını getiriyorlar. Türkiye’ye geçirmeye çalışıyorlar. Sınırda bekliyorlar. Ama bu bombardıman sonucunda, bize dediler ki “dört yüz kişi falan. Üç yüz-dört yüz kişi.” Dört kişinin bile cesedi gelmedi. Hayır, ceset gelsin istemiyorum. Bombardıman da istemiyorum. Kan istemiyoruz biz, olay da istemiyoruz. Ama öyle bir olay yok yani. O tahmin. Yani “bu kadar bombaladığımıza göre böyle bir şey olması lazım” diyorlar. Adamlar kayaların içinde eğlenerek seyrediyorlar bombalamaları. Böyle olmaz.  Otuz kere söyledim. O kayalık alanın düz hale getirilmesi gerekiyor. Yani o mağaralar sisteminin ortadan kaldırılması gerekiyor. Yani coğrafi yapının değiştirilmesi gerekiyor. Onun için de iyi bir çalışma yapılması lazım. Uyaracaksın şahısları, sonra orayı düz ovaya çevireceksin. Yani “Kandil nerede?” dediğinde, adam oraya gittiğinde yönünü şaşırması lazım. “Ben başka bir yere geldim. Burası Kandil değil” demesi lazım. Coğrafi değişiklik yapılamıyor mu? Keban’da yapıldı coğrafi değişiklik. Oranın da coğrafyasını değiştireceksin. Bu kadar. Barajların yapılması hızlandırılsın. Kalekollar da hızlandırılsın. Mesela bakıyoruz. “Türk jetleri bombalama yapıyor” diyor. Dümdüz arazi. Yani dağ, bildiğin dağ. Cehenneme çeviriyorlar dağı. Dağın ne suçu var? Dağ PKK’lı değil ki. “PKK’lıyı da bombalayın” demiyorum ben zaten. Çepeçevre kuşatırsın askerle, yakalarsın hepsini. Çembere aldın mı kaçamaz adam. Bu kadar açık.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ta özerklik açıklamasında bulunan DBP İl Başkanı, belediye başkanı ile parti yöneticilerinin evlerinin bulunduğu on adrese polis operasyon düzenledi ve ilgili kişiler gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Mesela geniş çaplı tutuklamalar olabilir. PKK’lıların evleri, adresleri hepsi biliniyor. Meşhur bunlar. Yani MİT’in elemanları da biliyorlar. Kürt vatandaşlarımız da bilirler. Hepsi PKK’lı adamların. Lamı cimi yok. İşte PKK’lı ise PKK’lıdır. Belki ceza artırımına gidilebilir. Adamı hapse atarsın. Bu kadar.

KARTAL GÖKTAN: Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu konu sorulmuştu, özerklik ilanı. Erdoğan, gazetecilere “siz de “senin kilon kaç?” diye sorsaydınız” dedi. Ve şunları söyledi. “Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti’nin dışında bir devlet asla kabul edilemez. Bunun bedeli çok çok ağır olur. Ağır bir bedel olur. Bu açıklamaları kimler yapmışsa zaten bunun hem yasal bedelini öderler hem de diğer tüm bedelini öderler.”

ADNAN OKTAR: Evet, söyledim o gün yani “bu suç” dedik. “Kanuni takibat yapılsın” dedik. Yaparlar da nitekim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Diyarbakır’da PKK ile TSK arasında çıkan çatışmada bir uzman çavuş şehit oldu. Dört askerimiz yaralandı. Şırnak’ta ise Kilise Dağı’ndaki Akdizgin Jandarma Karakolu’na yapılan saldırıdan sonra Türkiye içinde PKK’lı teröristlerin saklanabileceği alanlara top atışları yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Bu çok acı bir durum. Top atışı. Böyle olmaz kardeşim. Böyle olmaz. Asker sayısı yetersizse seferberlik ilan edilsin. Çembere alınıp yakalanmaları lazım kara harekâtıyla. Yani top ateşi, adam ne takar top ateşini? Onlara havai fişek gösterisi gibi gelir. Hava bombardımanı da öyle kâle almazlar. Kara harekâtı gerekir. Bir de PKK’lıların evleri, yerleri, mekânları belli. Gidip tutukla, direkt tutuklayın yani neyini bekliyorsunuz? Adam giriyor çıkıyor bilmem ne. İzlenememesi de çok acayip. Adam bazukayla geziyor sokakta. Bazıları sırtında uçaksavarla geziyor. Havan topuyla ateş yapıp ondan sonra “karşılık verildi” deniyor. Yani bir gariplik var. Bu garipliğin bir an önce halledilmesi lazım. Bak mesela jandarmayı, aslanımızı şehit ediyorlar. “Karşı tarafa ne oldu?” diyoruz. “Kaçtılar” diyor. Bu nasıl iş ben anlamıyorum ki. Nasıl jandarmaya bir şey oluyor da onlar elini kolunu sallayarak kaçıyorlar? Bir kere her seferinde diz çöktürerek yakalanmaları lazım. Yakalandıkları da halka gösterilsin. Değil mi? Öyle yaka paça yakalandıkları. “Etkisiz hale getirildi.” Habire. Ortada etkisiz hale getirilme olayı ne anlama geldiği de belli değil. Yani öldürme anlamında ise ölü yok zaten ortada. Tutuklanma anlamındaysa tutuklanan bir adam yok. Bol bol kaçan var. Bir acayiplik var. Ben anlayamıyorum yani. Bu işi çok iyi bilen insanlar var. Onlar bir an önce göreve getirilsin. Veyahut görevde olan insanlara tam yetki verilsin. Yani ne amaçlanıyor bunda ben anlayamıyorum. Şu an verilen imaj yani Allah vermesin “Biz PKK ile baş edemiyoruz. Buzdolabında olan çözüm sürecini isterseniz çıkaralım. Taze taze önünüze getirelim.” Yani “bunlarla baş olmuyor. Görüyorsunuz” falan imajı veriliyor. Yani basının televizyondan vermek istediği bu gibi görülüyor. Her gün “feryatlar göklere yükseldi” işte “annelerin yürekleri parçalandı.” Kardeşim biz delikanlı, kabadayı bir milletiz. Bu bize yakışıyor mu? Bu nerede görülmüş böyle? Cenaze marşı var. İnsanın içi titriyor yani çok garip bir görüntüsü var. Tekbirlerle cenaze götürülür kardeşim. Cenaze marşıyla götürülür mü? Şehidin ruhu rahatsız olur. Bir garip müzik. Ben beğenmiyorum o müziği. Bir acayip. Ruhta bir heyecan, manevi heyecan meydana getiren bir yönü yok. Bir mehter müziği olsa olur. Mehter müziğiyle aslanlarımız toprağa verilse bu olabilir. Ama o cenaze marşı yani olmuyor. Şehide uygun olmuyor. Hristiyan âleminde falan yaşlı bir insan vefat ediyor. Onlara yapıyorlar. O örfe, onların örfüne göre hoş durabilir. Ama bize gitmez bu. Tekbirlerle, salâvatlarla kaldırılır. Böyle olur mu? Bir de yıkanmaz şehit. Asker elbisesiyle, o yüzünü örtsünler tamam. Ama asker elbisesiyle açıkça görülür şekilde. O şekilde toprağa verilir şehit. Bir de orada en ufak bir üzüntü alameti gösterilmez. Uzun uzun konuşmalar yapılıyor. İşte geçmişi hakkında bilgiler veriliyor. Tören kıtası toplanıyor. Yani manevi heyecanı sağlayacak bir üslup olmuyor. Hoca efendiler çıkıyor. Kafalarında Osmanlı döneminde kullanılan bir takke gibi bir şey. Sünnete de uygun değil. Alakası da yok. Uzun uzun konuşuyor. Oradaki insanları bayağı sıkıyorlar ben söyleyeyim. Bir de yapmacık sesler, hepsi için demeyeyim de bazıları için söylüyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bahsettiğiniz Kandil Dağı’nın kayalık yapısını gösteren bir fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Burası orası değil pek. Şey var. Oradan daha iyi anlayabilirsiniz. Paşamız’ın bir operasyonu vardı Kandil Dağı’nda. Mağaradalar, oradan çıkmaları söyleniyor. Onlar da çıkmıyorlar herhalde anladığım kadarıyla. Ateş ediyorlar falan. Öyle olmaz ki “canım ciğerim” dersin. “Arkadaş” dersin oradaki kişilere. “Böyle bir çalışma yapacağız” dersin. Oraya alır götürürsün. Bitişiğinde bir dağı önce gösterirsin. “Yan tarafından bak, çıkmazsanız üzücü durum olur” dersin. “Yapmayın kıymayın kendinize, çıkın” dersin. Çıkar adam deli değil yani. Yan tarafını indirdin mi aşağıya. Konu biter. Ben araziyi gördüm yani detaylı olarak inşaAllah. Biliyorum yani. Bayağı hallaç pamuğu gibi atılır. Bayağı uygun inşaAllah. Düz ne güzel, arabayla geçer gidersin yani kayalık alan olacağına. Benim sözümü tutsunlar. Diyor ki; “ormana kaçtı “diyor. Kardeşim ormana kaçtıysa ayıyı bile yakalıyorsun. Onu nasıl yakalayamazsın? “Aman” diyor “orman yanar sakın ha” diyor. Kardeşim, bir şey olmaz. Yanarsa yeniden ekersin. Tabii ki kimse ormanın yanmasını istemez ama. Mesela oraya taciz ateşi yapıyorlar. “Aman” diyor. “Orman yanar.” İzli mermi atılıyor. Kardeşim yanıyorsa yansın. İnsan yanmasın. Bir şey olmaz. Yanarsa yeniden daha alasını yaparız. Böyle güzel meyve ağaçları falan da dikeriz. Bir şey olmaz.

Bu Hulusi Akar. Yeni Genelkurmay Başkanımız o koçyiğit aslan. Delikanlının hası. Nur gibi o. O bir operasyon yönetiyor. Onun bir filmi var. PKK’lılar da yana yakıla işte o filmde güya kimyasal silah kullanıldığını falan söylüyorlar. Kimyasal silah kullanılsa bir taneniz kalmaz kardeşim. Yani yapmayın, etmeyin Allah aşkına. Türkiye o yollara girecek olsa zaten tamamen kökünüz kurumuştu şu ana kadar. Ne iftira ediyorsunuz? Öyle bir şey olsa yani en fazla bir kırkı sekiz saatlik işleri var. Ama Türkiye öyle kirli işlere girmez, öyle şeyler yapmaz. Ona da müsaade etmeyiz zaten.

Mesela İran bugün siyasi tutuklu bir Kürt’ü idam etti. PKK’lı. PKK falan gıkını çıkartmıyor. Öksürüyorlar sadece. Desene; “Niye böyle bir zulüm yapıyorsunuz?” desenize. Gıklarını çıkaramıyorlar.

Bir de bir umursuzluk var. Gençlerimizin bir kısmında da var. Adamları hiçbir şekilde ilgilendirmiyor. Mesela tavla oynuyor, barbut oynuyor. İşinde gücünde yani. Askerler çok çetin şartlarda orada mücadele ediyorlar. Onların ruhunu yaşamıyor adam. Onların yaşadığı gerilimi yaşamıyor. “Bana ne?” diyor. “Asker, onlar yapsın.” Kardeşim, bu milli mesele. Hepimizin toprağı. Hepimizin vatanı, hepimizin insanı. Kendi kardeşlerimiz. Benim kendi evladım çatışıyor. Sen nasıl lakayt kalırsın? Nasıl ilgisiz kalırsın? O ruhu yaşaman lazım. O çatışma bölgesindeki bir insan olarak kendini görmen lazım. O barbutta kimi yenmiş ona bakıyor. “Ağabey bugün nereye takılıyoruz?” diyor. Bilmem nereye “akacağız” diyor. Yani bu acayip bir şey bunlar. Bu ruhta olursa olmaz. Bununla galibiyet olmaz. Galibiyet için milli şuur gerekir. Milli şuur dersi verilmesi lazım. Tayyip Hocam sözümü dinliyor ama aylar sonra yıllar sonra dönüyor. Bak “operasyon yapın, yapın” dedim bak üç yıl uğraştım daha yeni yapıyorlar operasyonu. “PKK’ya” mesela ““kalleş, kahpe, alçaktır” deyin” dedim “aşağılanmadan anlar bunlar” dedim daha yeni aşağıladı Tayyip Hoca. Sürekli aşağıla. Herkes aşağılasın. Bunları en çok tahrip edecek şey aşağılanmadır. En büyük gıda da gururlarını takviye edecek olaylar. Mesela cenazeler bunların gururunu ayyuka çıkarıyor. Bunları yapmayın. Cenazelerde mesela o kabadayı ruhu delikanlı ruhu vurgulansın. Yiğitlik ruhu vurgulansın. Yani asla baş edemeyecekleri anlaşılsın. Adamlar milleti nasıl bezdirdikleri nasıl yıldırdıkları nasıl korkuttukları yönünde bir kanaate ulaşıyorlar bu filmlerin sonucunda. Televizyonlarda gösterilen filmlerden sonra. Çünkü anneler dövünüyor, babalar yerlere yatıyor, bayılanlar ayılanlar görülüyor. Biz Çanakkale’de yüz binlerce şehit verdik. Her yerde Mercidabık’ta, Kosova’da aklına gelen her yerde. Hiç kimse ağlamadı. Şehide ağlanmaz. Bu, nereden çıktı bu? “Tam da evlenecekti.” Kardeşim memleket elden gidiyor etmeyin çatmayın. Memleket komple elden gidecek Allah esirgesin. O milli şuur çok önemli. Milli şuur dersi verilsin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan kalp rahatsızlığından dolayı tedavi altında olan Mehmet Kırkıncı Ağabey’i hastanede ziyaret etti. Fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Mesela bu çok iyi. Bu bayağı güzel bir şey. Mehmet Kırkıncı Ağabey çok şekerdir o dünya tatlısıdır. Nedir rahatsızlığı Mehmet Kırkıncı Ağabey’in?

KARTAL GÖKTAN: Kalp rahatsızlığı varmış.

ADNAN OKTAR: Kolesterole ağabeyler hiç dikkat etmiyorlar. Kolesterolü düşürmek lazım. Yani hatta böyle vakalarda ta yüz yirmiye, yüz otuza falan düşürmek lazım kolesterolü. Doktorlar mesela iki yüz yirmi oluyor kolesterol “çok iyi bomba gibisin” diyor. İki yüz ellide “sakın” diyor “ilaç kullanmana falan gerek yok. Spor yapsan geçer” diyor. Sporla miporla olmaz ilaç alması lazım.

Mesela seferberlik ilan etsek ödü kopar PKK’nın. İki milyon asker alsan bir gün içinde, hadi iki gün içinde aldıklarını düşünelim. Bir milyon askeri, iki milyon asker; kanı iliği çekilir. Bunlar çok askerle halledilir. Millet zaten askerimizle ferahlar. Sen Mardin’in içinde yüz bin asker tutmuş olsan yahut elli bin asker tutmuş olsan acayip ferahlar millet. Acayip yani. Ve Amerika’ya da meydan okumuş olursun. Derin devletine. Bizi hasta adam gibi görüyor adamlar. Yani herkes kendi derdinde, keyfinde, zevkinde, milli şuura sahip olmadığımıza inanıyor Amerika o yüzden böyle şımarıyor, Amerikan derin devleti. Suskunluğumuzu yanlış anlıyorlar. Sessizliğimizi, sakinliğimizi yanlış anlıyorlar. Mesela bak zencilerin de sessizliğini, sakinliğini yanlış anlıyorlar bir gün başlarını çok büyük belaya sokacaklar ben söyleyeyim.

ERDEM ERTÜZİN: Daha önce söylediğinizde olaylar olmuştu.

ADNAN OKTAR: Ne zaman söylesem olaylar oluyor. Ne zaman söylesem olay oldu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan terör örgütüne yönelik operasyonların devam edeceğini söyledi. Bazıları “terör örgütü silahları sustursun” diyor. Hayır, terör örgütü silahlarını gömecek, betonlayacak kalkıp devletten kimse silahları bırakmasını isteyemez.”

ADNAN OKTAR: Adamlar betonlamaz etmesin çatmasın mübarek yani Allah aşkına bunu söylemesin. Betona gömme işlemini devlet yapar, PKK yapmaz. Yıllardan beri rica ediyorsunuz “gömün” diye adamlar da “gömmüyoruz arkadaş” diyorlar. Meydan okuyorlar adama her gün yayınlanıyor televizyonda ben gösteriyorum. Bütün başları “siz ne diyorsunuz?” diyor “bizim daha fazla silahlanmaya ihtiyacımız var” diyor. “Daha fazla silaha ihtiyacımız var” diyor böyle. Adam açık açık söylüyor.

MERVE TEZEL: Cemil Bayık “öyle bir konu yok” demişti daha önce.

ADNAN OKTAR: Evet. Beton işini asker yapacak. Devlet yapacak. Ayrıca yani betona niye gömüyorsun? Silaha bakarsın eğer kaliteli silahsa askere verirsin veyahut sanayide kullanılmak üzere Makine Kimya’ya gönderirsin eritilir kullanılır. Mesela farz edelim elli bin silah toplanmış olsa yani milli servet bu. Makine Kimya her şeyde kullanabilir onu. Sanayide kullanılabilir. Eritsinler. Yani toprağa gömüp, betona gömüp çürütmek doğru bir yöntem değil. Toplayıp sanayide kullanılmak, eritip sanayide kullanmak lazım. Buzdolabı yapsınlar. Çamaşır makinesi yapsınlar. Kap kacak yapsınlar. Çatal kaşık yapsınlar. Çelik, balistik çelik yani her yerde kullanılır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş da ellerin tetikten çekilmesi gerektiğini savundu. “Yarın değil, haftaya değil bugün bu saatte barışı hemen istiyoruz. Silahların derhal susturulması ve ateşkes pozisyonuna geçilmesi gerekiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Çocuk işte ancak o kadar söyleyebiliyor. Ne desin yani? Hâlbuki o tetik tutan elini tutacaksın kelepçe takacaksın. Gidip alakasız adamlara kelepçe takarsan olmaz. Hak edene kelepçe takacaksın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye dün “güvenli bölge olacak ve bu bölgeye PYD girerse vurulacak” demişti. Amerika YPG’yi vurmayacaklarını söyledi. Böyle bir güvenli bölgenin taahhüdünü vermediklerini söylediler ve hemen gece de Türkiye’nin sınırındaki Atme’yi oradan IŞİD olmamasına rağmen vurdular. Atme’yi vurdukları yerde PKK’ya karşı savaşan güçlerin silahlarının olduğu iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Orada silah milah yok kardeşim. Vurdukları yerde silah yok biliyorum. Fakat bir yerleşim alanı yani o bir mahalle çoluk, çocuk, yaşlılar, kadınların yaşadığı bir mahalle oraya bomba atıp bütün Müslümanlar’ı şehit ettiler. PKK kendi silahlarını zaten mağaraya saklıyor. Hiçbir zaman için açık bir depoya koymuyor IŞİD, Taliban, El Kaide, El Nusra falanb bunlar da hepsi yer altında. Yer altında tünel kazıyor yer altında silahları. Depolar silah depoları da yer altında. Dolayısıyla doğru değil sözleri.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bay, Reuters yer alan bir habere göre Amerika incirlik hava üssünden kalkan savaş uçaklarıyla IŞİD’e karşı operasyonlara başladı.

ADNAN OKTAR: Bizim düşmanımız IŞİD değil. Askerimizi, polisimizi şehit eden IŞİD değil, PKK. Dolayısıyla Amerika PKK’ya alan açmaya çalışıyor. PKK zıddı kuvvetleri yok etmeye çalışıyor. Bayağı ciğerine oturdu ve hava bombardımanıyla sadece orada sivil halkı şehit ediyorlar. Sivil halkı da şehit ettikçe halk akın akın IŞİD’e katılır. Çünkü babası şehit ediliyor yahut oğlu şehit ediliyor bütün aile IŞİD’e katılıyor. Yani olayın şiddetini anlayıp, büyük bir savaş olduğunu anlayıp IŞİD’e katılıyorlar. Amerika’nın politikası çok yanlış. Eğitimle olur. “Eğitimle olur ama nasıl yapacağımızı bilmiyoruz” diyor. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah, “bilenlerden sorunuz” diyor. “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diyor. Araştırdın mı? Araştırdın ama işine gelmedi. Sen bu işi kimlerin çözeceğini biliyorsun. Ama seni Allah yalvarttıracak sana söyleyeyim. Dizine kapanıp yalvaracaksın. “Kurtar bizi” diye. Bana bunu tarihi bir bilgi olarak söylettiriyorlar. Saklasınlar bu sözümü, yalvaracaklar. Böyle olmaz bu yöntem. İlimle, irfanla, sevgiyle olur. “Biz bilmiyoruz.” Bilenler var. Bilenlere sor. Bilenleri devreye sokmuyorsun. “O zaman dünya hakimiyeti olur” diyor. İyi, olsun, sen de kurtulsun onlar da kurtulur. Ne korkuyorsun?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İstihbarat raporları PKK’nın illerde yoğun silah yığınağı yaptığı bazı evlerin altından tüneller açarak evlerin yer altından birbirine bağlandığını ortaya koydu. Sayın Erdoğan da bu konuya dikkat çekerek şunları söyledi; “Şu anda devletin çok daha gayretli ve yılmayacak şekilde operasyonlarına devam etmek suretiyle hangi evde ne var ne yok istihbaratıyla her şeyiyle bunu ortaya çıkarmak durumundadır.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam açıldı maşaAllah. İyi, güzel gidiyor. Tayyip Hocam’a yıllarca bağırdım. “Tayyip Hocam bunlara operasyon yap” dedik. “Bunlar tehlike. Bunlar silahı falan gömmez, böyle bir şey de olmaz” dedim. Değil mi? “Bunların çözüm sürecinden kastı Güneydoğu’yu almak” dedim. Tayyip Hocam nihayet konuya vakıf oldu demeyeyim de ne diyelim? Yani gereğini yapacak hale geldi artık. Hadi bakalım. Sakın sözde kalmasın. Titizlikle takip ediyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Yine istihbarat raporunda şöyle bir bilgi var. Karadeniz ve Ağrı yöresi dağlarına yönelik yeni bir yapılanma içinde olan PKK’nın bu bölgedeki faaliyetinin yakından takip edildiği.

ADNAN OKTAR: Takip etmesin çöksünler üstüne kardeşim. Adamların suç işlemesini falan beklemeye gerek yok. Tünel kazmaya başladığında elindeki kazmayı alırsın “ne yapıyorsun burada?” dersin adamı yakalarsın.  Öyle olması lazım. Sonuna kadar seyretmenin alemi yok. Bu kadar özenli bir çalışma yapmaya da gerek yok.  Karşı taraf bu kadar özenli değil. Gereği yapılsın.

Konuşalım buyurun.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere Dışişleri Bakanı Hammond, "Çapulcu, umutsuz kaçak göçmeni kabul edersek kıtamızı koruyamayız" dedi. 

ADNAN OKTAR: Kıtasını koruyamaz. Çapulcu hale getiren sensin. Onu fakir hale getiren sensin. Ezen sensin. Değil mi? Ortadoğu'nun perişanlığına sebep olan İngiltere'dir. Zenginleşmelerini önlediler. Kültürlü olmalarını önlediler. Darwinist eğitimle mahvettiler. İngiltere'de bir vakıf kurdular Emir Hüseyin'in başkanlığında. Bütün dünyaya Müslüman görünümlü kafasına karton geçirdikleri hocaları gönderiyorlar. Cami hocası gibi. Müslüman diyorlar. Her yerde Darwinist propaganda yaptırıyorlar. “Darwinizm Kuran'da da vardır.” İşte “Darwinist olun.” Materyalizm propagandası yaptırıyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye'de terörün medya yoluyla legalize edilmeye çalışıldığını söyleyen Yiğit Bulut, "Seçim öncesinden başlayan bir sürecin işletildiğini bu sürecin halen devam ettirildiğini bazı medya kuruluşlarının, bazı holdinglerin, bazı sivil toplum kuruluşlarının teröre açıkça yardım ve yataklık ettiğini" söyledi. 

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim. Sen güçlü olursan onlar ne yardımı yapacak? PKK'yı ezersin. “Köpek gibi ezdiler” derler. “Adamlar köpek gibi ezildi” der PKK için. Mecburen onun haberini yapar. Değil mi? İt gibi sürükleyerek alır götürürsün. İt haline getirirsin o alçak PKK'lıları. Adam ne haber yapacak ondan sonra. Ama sen gece, gündüz feryatlar göklere yükseldi dersen, adam da feryatlar göklere yükseldi diye haber yapar. Bir kere bunun yasaklanması lazım. Bu delikanlıya, kabadayıya yakışacak bir söz değildir. Ne kadar acayip bir hareket. Aslan bir efe, koç yiğit vatanını müdafaa ederken şehit oluyor, ağlıyor. Zaten askerlik nedir? Ölme ve öldürme sanatıdır. Asker adam öldürmeye gidiyor zaten. Sen onun için gönderiyorsun çocuğunu. “Ya öleceksin” diyorsun, “ya öldüreceksin” diyorsun. Askerliğin özelliği budur. Askerliğin vasfı budur. Vatanını savunurken ya ölür, ya öldürür asker. Yahut yaralar. Başka bir yolu var mı bunun? Neyine ağlıyorsun bunun mübarek? Öldürdüğünde alnından öpüyorsun. Öldüğünde de yerlere yatacaksın. Olur mu öyle şey. Asker olarak gönderdiğine göre mühendislik değil ki bu. Doktorluk da değil. Adı üstünde asker. Asker ölür veyahut öldürür. Ama biz öldürsünler demiyoruz. Ölüm bitsin. Ne onlar öldürsün, ne onlar ölsün. Kan akmasın. İnsanların burnu dahi kanmasın. Yani damla kan akmasın. Bizim istediğimiz bu. Bu kültürle olur, eğitimle olur. Milli şuur dersi koyarsın. Gençler çakı gibi olurlar. Adam gidip barbut oynuyor. Tiner koklamaya kalkıyor. “Nerde uyuşturucu bulurum?” onun derdinde. Davası olmazsa bir adam böyle oluyor. PKK'lılar niye tiner çekmiyor adamlar? Adamın kötü, çirkin, pis, ahlaksız da olsa bir amacı var. Burada da gençlerin amacı olması lazım. Sen amaçsız yetiştirirsen birçoğunu adam da amaçsız oluyor. İşte o zaman netice alamıyorsun. Darwinist yetiştiriyorsun. Materyalist yetiştiriyorsun. “Senin atan mikroptu” dersen mahvedersin adamı. “Atan sularda tesadüfen oluşmuş bir mikroptu” dersen arkasından da “size din dersi verelim” diyorsun. Mesela haftada çocuk otuz saat ders alıyorsa bunun en az yirmi beş saati Darwinizm eğitimi oluyor. En az yirmi beş saati. “Onun geri kalan bir saatinde İslam'ı anlatacağım size” diyorsun. Peygamber (s.a.v.)’in savaşlarını anlatıyorlar. Uhud, Hendek. Sure ezberletiyorlar.  Daha demin “atan mikrop” dedin. Bu nedir? “Hiçbir peygamberin dediği doğru değil” diyorsun. “Hiçbir din yok” diyorsun. “İslam diye din yok” diyorsun. “Kader yok” diyorsun. “Cennet, cehennem yok” diyorsun. Ondan sonra “gel sana Uhud Savaşı, Hendek Savaşı’nı” anlatayım diyorsun. Böyle olmaz. Burada çarpık bir eğitim var. Bu Allah'ın zoruna gider. Allah intikam alır. Allah kahrı perişan eder insanı. Bu büyük bir felaket. “Hz. İsa (a.s.) için Allah'ın oğlu demelerinden dolayı” diyor Cenab-ı Allah  Gökler, yerler parçalanacaktı neredeyse" diyor. Sen burada doğrudan Allah'ı inkar ediyorsun. “Allah hiç yok” diyorsun. “Peygamber yok” diyorsun. “Hiçbir peygamber doğru söylemedi” diyorsun. “Gelen kitapların hiçbiri gerçek değil” diyorsun. Yirmi beş saat eğitim yapıyorsun haftada. Yapma, etme bu Allah'ın gücüne gider. Bütün dünya deccala teslim olmuş vaziyette. Farkına varmadan deccala teslim olmuş oluyorsun. Farkına varmadan deccala uymuş oluyorsun.

Mesela TRT Türk bugün yedire yedire kaybolan geleneğimizin kartpostalları gösteriyor. Sakin sakin. Saatlerce kartpostal muhabbeti yapıyor. Memleket elden gidiyor. Kartpostalın sırası mı? Böyle büyük bir dev imkan; PKK ideolojisinin yanlışlığı, Darwinizm’in geçersizliği iman hakikatleri için kullan. Memleket elden gidiyor. Kartpostalla senin ne işin var? Sırası mı kartpostalın?

"Çok şık ve heybetli görünüyorsunuz Adnan Bey" diyor.  "Daha önce defalarca ellerinizin güzelliğinden bahsedildi. Ama yine bahsetmem gerekiyor" diyor. "Nasıl nurlu ve göz kamaştırıcı maşaAllah" diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz de, "Burnunuz ne kadar güzel Adnan Bey" diyor. “Ne kadar güzel konuşuyorsunuz, ne kadar güzel önerileriniz var. Çok büyük bir nimetsiniz” diyor.

“Canım Adnan Bey” diyor Nermin Hanım Azerbaycan’dan, “seni çok seviyorum” diyor. Diyebilir. Değil mi? Diyemez mi? Başka sözleri de var diyemiyorum. Kardeşim Allah’ım Ya Rabbim şöyle tam bir özgür olsak ne şahane olacak.

Dağlık alana saklanıyorsa dağı yok edersin, ormanlık alana saklanıyorsa ormanı yok edersin ve yakalarsın adamları. Gerekirse orman alasıyla yeniden meydana getirilir. En mükemmeliyle. Baştanbaşa meyvelik yaparsın. Ama insan çok önemli, askerlerimiz çok önemli. İşte “anaların ciğeri yandı” bu haberleri bıraksınlar, böyle haber olmaz. Yani Tayyip Hocam söylüyor ama biraz yarım ağız söyledi. Açıkça söylesin yani “bunları söylemeyin” desin. “Şunları şu sözleri söylemeyin.” Delikanlılıkta, mücahitlikte, kabadayılıkta böyle bir üslup olmaz. Tarihimizde hiç olmadı. Malazgirt’te kim ağladı kardeşim? Çanakkale’de kim ağladı? Yemen’de bizim aslanlarımız giderdi hep şehit olurlardı, kimse ağlamaz. Böyle bir şey olmaz. İşte Yemen türküsünde de bu söylenir. Giden gelmiyor. Nereye gidiyor?  Allah’ın yanına gidiyor.

İngiltere’ye kapak ötesi kapak; “İngiltere çapulcu göçmenleri alırsak batarız” diyor. “Sayın Adnan Oktar o insanları çapulcu yapan sizsiniz.” Tabii onların bir kısmını çapulcu yapan onlar. Perişan yapan onlar, cahil bırakan onlar, özel politikayla yapıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen;  “PKK’nın elinde ilk kez TSK envanterindeki silahlardan var. Çözüm sürecinde silahlarını modernize ettiler. Tetiğe basmadan onlarca asker ve polisi şehit edebilirler” uyarısı yaptı.

ADNAN OKTAR: Anlatmak istediği çok vahim. Yani devlet içerisindeki derin yapılanmaya dikkat çekmiş oluyor bunu diyerek. Bizi çözüm süreci diye pasifize etmeye kalkmasın kimse. Böyle bir şey olmaz. “Her şey iyiye gidiyor, güzele gidiyor”, kardeşim Güneydoğu elden gitti, nereye iyiye güzele gidiyor? Akıl almaz bir Abdullah Öcalan propagandası, akıl almaz PKK propagandası yapıyorlar. Ben rezil rüsva ettim, acayip aşağıladım, yani iyice aşağılandıktan sonra baktılar ki adamlar kurtarır vaziyeti yok. Propagandalarından vazgeçtiler ondan sonra. Benim aşağılamamdan sonra. Yoksa sayın PKK’lılar falan havasına girmişlerdi bazı tipler. Yani müthiş aşağıladım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Batman’da Köy Korucusu Şemsettin Yarbay’a evinin önünde terör örgütü PKK mensuplarınca uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Köy korucumuzun da karşılık vermesi üzerine teröristler kaçtı. Korucumuzun durumu iyi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, efeye bak sen efeye, delikanlıya, koçyiğide. Kardeşim gece gündüz diyorum, köy korucuları acayip delikanlı, efenin hasıdır onlar. Onlara devlet daha kaliteli silahlar versin. Mesela bak PKK dedim ki ben en başında “bunlar silah gömme falan yok, daha kaliteli silahlarla silahlarını değiştiriyorlar” dedim. Bak aynısı çıktı. Ben bunu iki sene önce söyledim. Ne diyorsam doğru çıkıyor. Efeye helal olsun. Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Batman’da Köy Korucusu Şemsettin Yarbay’a evinin önünde.

ADNAN OKTAR: Gazi Şemsettin, Gazi Şemsettin diyeceksin. Efelerin hası, aslan o helal olsun. Allah ömrünü uzun etsin. Kahpe kurşunlardan korusun onu. PKK kahpedir. Bak nasıl kaçıyorlar görüyor musun? İt gibi. Kabadayı gördü mü, delikanlıyı gördü mü. Bak it sürüsü gibi o tek başına görüyor musun? Helal olsun. Seyyid Battal Gazi gibi yani maşaAllah. Güzel, yakışır. Aslanlarımıza devlet sahip çıksın bu mübarek insanların sayısını artırsın. Hem fakir fukara var oralarda hem onlar fakirlikten kurtulurlar. Vergi, benden alsın kardeşim vergi, ben yol falan istemiyorum, tünel de istemiyorum. Onlara maaş verilsin, çok kaliteli silah, bol da mühimmat. Gittin mi Batman’ın köylerine, Mardin’in köylerine davul zurnayla benim efelerim beni karşılayacak inşaAllah. Beraber halay çekeceğiz. Oğlak keseceğiz güzel, çevireceğiz, Risale-i Nur okuyacağız. Böyle. Ben pislik adamlar istemiyorum Güneydoğu’da. Komünist, Stalinist, proletarya diktatörlüğü istemiyorum. Komünist, Stalinist, proletarya diktatörlüğünü istemediğimizi elli kere söyledik. Müsaade etmeyiz, müsaade etmeyiz, müsaade etmeyiz.

OKTAR BABUNA: Bugün Korucular Derneği yöneticisinin bir açıklaması vardı Adnan Bey. Elli yaşın üzerine çıkmış bazı korucuların yaşları. Daha genç ve yeni korucular sayısı da artırılsın diye öyle bir talebi vardı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: O doğru ama o aslanlar yetmiş yaşında bile onları kovalarlar. Tabii. Aslan onlar. Korucular, milli kahramandır onlar kardeşim. Devlet çok sıkı sahip çıksın.

TARKAN YAVAŞ: Emekli olan Genelkurmay Başkanımız da onlara teşekkürlerini ilettiğini söylemişti.

ADNAN OKTAR: Helal olsun paşama. Yeni Paşamız çok mübarek. Eski Paşa da çok efendi.

Ama korucuların efeliğini görüyor musun, delikanlılığını? Tek başına. İt sürüsü gibi bak, köpekler anında kuyruğunu kıstırıp kaçıyorlar. Helal olsun. Kardeşim, bir kere güzel bir şey yani onların bir maaşa kavuşmuş olması. Çocuklar bu köfteler o minicik patileri, şu kadar patileri var. Lastik ayakkabı olduğunda onu saklıyor yeni alınan. Eski lastik ayakkabıları hepsi de yırtık onların. Ağzı, burnu yanları falan hep yırtık. Leş gibi kokar o lastikler şeyden, lastik kokar yani. Çocuklar onu niye giysin kardeşim? Normal klasik kundura giysin. Niye onu giysin yani? O minicik ayakları simsiyah oluyor. Yazık, günah değil mi? İş güç de yok. Ne yapsınlar Mardin’in dağlarında? Köy. Birinci önceliğimiz bu olması lazım.

“Merhaba Hoca, İran’dan size bakıyorum. Sizin kitapları nasıl alabiliriz?” Benim kitaplarım her yerde var. Arayan bulur. İnternete gir, bak. Ne kadar hazırcılar. Olmaz.

Korucular aslandır. Herkes koruculara destek olsun. Sahip çıksın. Ve çok güzel bir mantık o. Hem ekonomik yönden rahat, hem de bu alçaklara karşı gururlarını ezdirtmiyorlar. Mesela başka yerlerde benim Kürt kardeşimin gururunu, onurunu eziyor PKK. Ama orada ezemiyorlar dağda. Dağ köyü. On tane korucu oluyor. İt sürüsü gibi oluyorlar, darmadağın ediyorlar hepsini maşaAllah.

GÖKALP BARLAN: Siz hep söylüyorsunuz. “Halkın da elinde silah olsa onlar kuzu gibi olurlar” demiştiniz “PKK. Karşılarında hiçbir şey yapamazlar” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Şu ekrandan el sallama falan böyle sulu hareketleri bırakın. “Hocam bana bir ekrandan el sallar mısınız?” Çocuk gibiler. Bir hanım kardeşimiz bayağı şeker.

“AK, AK, AK” AK Partili mi olmuş oluyor? AK Parti’yi destekleyen ekipler oluyor, gençler oluyor falan. Bir kısmı zırvalıyor ve AK Parti’ye çok büyük zarar veriyor bunlar. Böyle nefret tohumları saçıyorlar bir kısmı. “AK Trol” diyorlar herhalde değil mi? Kardeşim, “AK huzur” de, “AK güzellik” de. Ve güzel konuşun. Kuran’la konuşun. Kuran ayetleriyle konuşun. Ağzınızdan hayır çıksın. Pis sözler etmeyin. Pislik yapmayın. Efelenmeyin, diklenmeyin. Kendinizi güçlü zannetmeyin. En yukarda zannedersin Allah toprağın altına sokar burnunu. Enaniyet yapma. Bir de “AK, AK” derken işte Rabia işaretleri falan en büyük zararı bu tipler veriyorlar. Hep müspet ve güzel konuşacaklar. Münasebetsizliği bırakacaklar.

Bu dünya teröristlerini tek bir merkez destekliyor. Dünyadaki deccaliyet. Mesela bak, İngiltere’deki deccal yanlıları, deccalın adamları PKK’yı destekliyor. Amerika da deccal yanlılarını destekliyor. Rusya da deccal yanlılarını destekliyor. İşte “deccal dünyaya hâkim olur” dediği bu. Deccal desteği olmasa PKK buhar. Bak, devletin içinden de silah gönderiyor görüyor musun? Türk malı silah, Makine Kimya yapımı silah. Kim bilir kimler gönderdiler? Alman malı silahlar. Yeni modern silahlar. Silahlar demode oldukça yeni silah gönderiyorlar. Habire “süreç süreç” diye de milleti adeta hipnoza sokuyor bazı kişiler. “Madem süreç işliyor” diyor adam, “benim PKK konusu ile ilgilenmeme gerek yok. İşime gücüme bakayım” diyor. Bu büyük tehlikeyi o zaman göremiyor. Gözünün önüne perde geliyor. Yani bir tehlikeyi örten perde gibi kullanılıyor “süreç” lafı. Çünkü “süreç bütün hızıyla akıyor” diyor “şu an” O zaman adam vatanını kurtarma hırsı içinde olmuyor. Milletini kurtarma hırsı, dinini kurtarma hırsı içinde olmuyor. Güneydoğu’yu kurtarma hırsı içinde olmuyor. “Süreç devam ediyormuş madem” diyor. Süreç bizim milletimizi uyutma lafıdır. Yani iyi niyetle kullananlar var. Ama gerçeği budur. İyi niyetle söyleyenleri tenzih ediyorum. Uyutma, pasifize etme, gözünün önüne perde getirme olayıdır. Olayları görmemesi için gözünü bir perdeyle kapatma olayıdır. Tayyip Hoca “buzdolabında” falan demesin. “Buzdolabında” emrinize hazır anlamına geliyor. Adam yine o zaman ümitvar olur. PKK’yı kazırsın, konu da biter.

“Elazığ’dan iyi akşamlar, hayırlı yayınlar. Yayınlarınıza hayranım Hocam” diyor Nurettin Bozkurt. “IŞİD’e asker katili demeyecek kadar çekingensin” diyor Nurettin Bozkurt. IŞİD’in asker katili olduğunu bana Yargıtay kararıyla getir. Ben sana inanayım. “Bir kişi şehit edildi” dediler. Ve şehit ettiği iddia edilen adam da öldürüldü zaten. Ve olayın ne olduğu şu an daha belli değil. IŞİD açıklama yaptı. “Biz Türk askerine asla ilişmeyiz. Ateş açmayız. Uğraşmayız. Türkiye’yle bizim işimiz yok” dediler. Bütün bunlara rağmen sen IŞİD’i düşman gibi göstermeye kalkarsan bu olmaz. Bizim düşmanımız PKK’dır. Hedef şaşırtmasınlar. Kimi böyle hedef şaşırtıyor, kimi süreç diye hedef şaşırtıyor. Yani insanların gözlerini bağlamış oluyorlar. Böylece tehlikeyi insanlar göremiyor ve PKK sürekli ilerliyor.

Recaro; bak, Darwinist eğitimi anlattım ya “devlet Darwinist eğitim veriyor. Allah yok” diyor dedim. Yani Milli Eğitim Bakanlığı’nın eserleri bu yönde. Çalışmaları bütün dersler bu yönde. Yani derslerin büyük bölümü. “Bilim varken neden Muhammed’in” diyor hâşâ “masallarına inanalım ki” diyor. Recaro. TC Rec. Bak, “masal” diyor. Ayette diyor ya, “…Eskilerin masalları" dediler” (Nahl Suresi, 24) diyor. Bak, aynısını söylüyor. Bu Kuran’ın bir mucizesidir. Sen “masal” diyorsun, canın alınırken “…eyvahlar…”(Yasin Suresi, 52) diyeceksin. “Masal değilmiş” diyeceksin. İnşaAllah kurtulursun sen de ama senin mantığında düşünenler için diyorum. Kuran zaten söylüyor. Bak, “…Eskilerin masalları" dediler” diyor. Sen de aynısını söylüyorsun. “Masal” diyorsun. “Canları yumrukla alınırken hallerini bir görsen” diyor Cenab-ı Allah. “Büyük hasretlere kapılırlar” diyor. “Keşke ben bunu yapmasaydım” derler diyor. Ve Allah’a söylüyor. “Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik” diyor. “…mü'minlerden olsaydık.” (Enam Suresi, 27) diyor. Allah “göndersem yine yapar ahlaksızlığını” diyor. “Yine zalim olur” diyor. “Onun için sonsuza kadar cehennemde tutacağım” diyor. Tabii bu bir kısım zalimler için söylenen ayet.

Kürt kardeşlerimiz o kadar muhterem ve temiz insanlar ki, o kadar onuruna düşkün, o kadar şerefine düşkün, mükemmel ahlaklı insanlar. PKK ahlaksız ve pislik, onların onurlarını kırıyorlar. Gururlarını kırıyorlar. Zorla para almalar, zorla çocuğunu alıp götürmeler. Zorla evlere girmeler. Pencerelerin camını kırıp evin içine silahla ateş etmeler. Kürt kardeşlerimize her yerde sahip çıkmak lazım. Her yerde öncelik sağlamak lazım. Bu PKK’nın yaptığı pisliğe karşı onlara manevi destek çok önemli Kürt kardeşlerimize karşı. Barışın geldiği, mutluluğun geldiği, güzelliğin geldiği, kanın durduğu bir döneme hızla ilerliyoruz. Kısa bir süre sonra damla kan olmayacak. İnsanların burnu dahi kanamayacak. Bunu görecekler. Kürt kardeşlerimiz biraz daha sabırlı olsun.

Biz kimsenin öldürülmesinden sevinç duymayız. İnsan öldürerek neticeye varılmaz. Sen adamı Darwinist, materyalist yetiştiriyorsun. Önce Darwinist, materyalist yetiştirmeyi durduracaksın. Deccalla bir göğüs göğse mücadele et. Deccala karşı koy. Deccal bütün dünyadaki anarşist, terörist sistemleri organize eder. Zannediyorlar ki İngiltere sırf Türkiye’deki PKK’yı destekliyor. Bütün terör faaliyetlerini destekliyor. Deccalın bir ayağı İngiltere’de, bir ayağı Amerika’da. Derin dünya devleti tarzında dünyayı herc-ü merc içinde tutuyor. Kürt kardeşlerimizin dindarlığı, efendiliği bunları rahatsız etti. Ve Kürt kardeşlerimizi yeryüzünden silmek istiyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz. Belki zorlu bir ortamdan geçiyoruz, acı olaylar oluyor ama kısa bir süre sonra düze çıkacağız. Aydınlık, güzel, ferah barış içinde, silahların eritildiği, betona gömüldüğü değil, eritilip sanayide kullanılacak silahlar. Güzel bir döneme geçeceğiz. Bu da çok yakın. Kürt demek mert demektir. Kürt demek yiğit demektir. Kürt demek aslan demektir. Görüyorsunuz değil mi yiğitliklerini? Bak, PKK’lı it sürüsü gibi geliyor tek başına bir delikanlı Kürt kardeşim önüne katıp kovalıyor hepsini. Böyle yiğittir onlar.

2015 tarihinde İngilizce sitesinde Irna Haber Ajansı otuz bir kişinin öldüğü Suruç eylemini bizzat PKK’nın yaptığını delilleriyle anlatıyor. Ben söyledim o zaman. Bak, “bu PKK eylemi” dedim. O gün söyledim.

ZEYNEP BALAMAN: TRT’de de çıkmıştı.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela PKK’nın televizyon kanalı açık, internet siteleri açık. Yani Müslüman internet sitelerini kapatıyorlar. Bazı Müslüman internet sitelerini. Ama PKK’nın internet sitelerine bakıyorum, hiçbir şekilde kapanmıyor.

“Adnan Hoca merhaba. Yahudi misiniz?” Yusuf Kamalak Özkök. Ben İsrail kökenliyim. Yani Hazreti Yakup (a.s)’un soyundan geliyorum. Hazreti Davud (a.s) soyundanım. Yani ceddim, şecerem Hazreti Davud (a.s)’a kadar gidiyor. O da tabii Hazreti İsrail (a.s).

Bediüzzaman ne diyor? “1980’de, hicri 1400’de Hz. Mehdi (a.s) gelecek. Ona uyun” diyor. “Benim görevim 1980’e kadar” diyor Bediüzzaman. “Hz. Mehdi (a.s) Risale-i Nur’dan istifade edecek” diyor. “Ben onun talebesiyim” diyor. “Öncüsüyüm. Hizmetçisiyim. Pişdar bir neferiyim. Öncü bir askeriyim” diyor. Şimdi o kadar önem verdiği bir kişi varken biz Bediüzzaman’a göre mi hareket edelim, Hz. Mehdi (a.s)’a göre mi hareket edelim? Biz Hz. Mehdi (a.s)’a göre hareket ediyoruz. Mehdiyet ruhunu hissediyoruz biz dünyada. Mehdiyet ruhu Kuran’dan yana, Kuran’ın yeterliliği üstünedir. Bediüzzaman ne diyor? “Yanında sadece Kuran vardı” diyor. “Biz Kuran talebeleriyiz” diyor. Ben de diyorum. “Ben de Kuran talebesiyim” diyorum. Yani daha mı açık konuşayım? Daha ne söyleyeyim yani? Bediüzzaman “Hz. Mehdi (a.s)’a uyun” diyor. “En büyük müceddid, en büyük müçtehit, hem hâkim, hem Mehdi, hem mürşit, hem Kutb-u Azam’dır o” diyor. “Ben ona uyacağım” diyor. “Yani olsaydı ben ona uyacaktım” diyor. “Ama o ileride gelecek, benim zamanımda gelemez” diyor. “Bizim zamanımızda gelemez” diyor. “Hayatın geniş dairesinde gelecek” diyor. “Risale-i Nur’dan istifade edecek” diyor. Tarih de veriyor. “2010 gibi de küfrü dana gibi böğürttürecek” diyor Risale-i Nur’da, 2010’dan itibaren. “2020’de de defterini kapatacak” diyor deccaliyetin. “Ben erken geldim” diyor. “Kışta geldim, siz baharda geleceksiniz” diyor. “Onlar bahar da gelecek” diyor. “Biz de mezarımızdan seyredip (Hz. Mehdi (a.s)’ı seyredip) tebrik edeceğiz” diyor. “Cennet ashabı bir baharda gelecek onlar” diyor.

OKTAR BABUNA: “Risale-i Nur’un gerçek sahipleri Hz. Mehdi ve şakitleri” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Ben Risale-i Nur’un sahibi değilim” diyor “gerçek sahibi Hz. Mehdi (a.s) ve şakitleridir” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın görevi nedir? Tahfif, dinin üstündeki ağır zincirleri, teklif zincirlerini kaldırması. Dini hafifletmesi, şu an kurşun gibi ağırlaştırdılar dini insanlar kaldıramıyor. Dini bozdular. O kurşun gibi ağırlıkları alacak din tahfif olacak hafifleyecek. Ve insan fıtratına uygun hale getirecek. Gerçek dine dönecek insanlar. Gerçek din nasıl? Hz. İbrahim (a.s)’ın dini gibi. Ne diyor Cenab-ı Allah ayette? “Hz. İbrahim’in dini gibi kolaydır. Allah sizin için zorluk dilemez kolaylık diler” diyor. Biz de tahfifat yapıyoruz şu an. Dinin üstündeki o ağır teklif zincirlerini kaldırıyoruz. Ve kaldırdım ve kaldırmaya da devam edeceğim. Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak. Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın ayağının tozuyum. İsa Mesih’in ayağının tozuyum ben. “Kuran açıktır” diyor Allah ayette. Hz. Mehdi (a.s) yapacağı nedir? Tahfifattır. Biz de öncüsü olarak tahfifat içerisindeyiz. Bediüzzaman “ben Şafi mezhebindenim” diyor. “Şafi’ye uyuyorum” diyor. “ Ama o gelecek olan zat en büyün müceddit ve en büyük müçtehiddir diyor. Yani “en büyük mezhep imamıdır diyor İmamı Hanife, İmamı Hanbel, İmamı Malik ve İmamı Şafi’den hepsinden kat kat üstündür” diyor. “Kıyası kabil değildir” diyor Bediüzzaman. “Bütün mezhep imamlarının üstündedir” diyor gelmiş geçmiş “En büyük müceddit ve en büyük bir müçtehit. Hem hakimdir” diyor. Bediüzzaman hep mahkum olmuştur “o hakim olacak” diyor. “Hem hakim, hem Mehdi -en büyük Mehdi diyor- hem mürşit, hem Kutb-u Azam olarak” diyor en büyük kutup. “Gelmiş geçmiş en büyük veli olarak gelecek” diyor “ben de onu mezarımda seyredip tebrik edeceğim” diyor. Seyyid Salih Özcan Ağabey’e diyor “kafama vurdu” diyor “”ben Hz. Mehdi (a.s)’ı görmeyeceğim sen göreceksin” dedi” diyor. “İlerde gelecek o” diyor. “Ben kışta geldim o baharda gelecek” diyor. Açık çok net.

OKTAR BABUNA:“Hiçbir cihette onun gibi olamam” diyor. “Acip şahıs” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet “hiçbir cihette” diyor “o ahir zamanın acip şahsı gibi olamam” diyor. Bak “hiçbir cihette ahir zamanın o acip şahsı gibi olamam” diyor. “Ancak onun bir pişdar neferiyim. Öncü bir askeriyim, onun bir talebesiyim” diyor. Ama talebeleri “Mehdi’sin diyorlar başka şeyler söylüyorlar” diyor “eskiden beri iltifata ilişilmez ben de ilişmedim ama madem mecbur ettiniz doğrusunu söyleyeyim doğrusu bu” diyor. “Bu devirde Hz. Mehdi (a.s) gelmez benim devrimde” diyor. “Bu devirde deccal dünyaya hakim oldu” diyor “ileride gelecek o” diyor. “Darwinizm’i, materyalizmi yok edecek, yerle bir edecek Hz. Mehdi (a.s)” diyor. “Hayır” desinler bir kişi bana yazsın “yalan söylüyorsun” desinler. Söz bir Allah bir ayağına kapanacağım canlı yayında. Bana “yalan söylüyorsun” desin “bir tane dediğin doğru değil” desinler. Demiyorlar gıkını çıkaramıyor. Mesela “Risale-i Nur’da böyle bir şey yok”desin adam. “Yalan söylüyorsun” desin. Bak söz veriyorum ayağına kapanacağım burada canlı yayında.

OKTAR BABUNA: Risale-i Nur’dan Mehdi ifadelerini çıkartmaya kalktılar.

ADNAN OKTAR: Tabii. “1980 yılında gelecek” diyor. Şam’da hutbede söylüyor.

OKTAR BABUNA: “Yüz sene sonra cemalini göreceksiniz” diyor 1910 yılında inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yani.

OKTAR BABUNA: “Otuz-kırk sene sonra 1370 için inşaAllah 1980’i söylüyor. Hicri 1401’i, 1981’i, 1991’i manen darmadağın edecek” diyor “elli sene sonra.” 2001-2002 yıllarına denk geliyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: 2010 yılında “şeddeli lam ve mim ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar Mehdi ve şakirtleridir” diyor. 2010 tarihini veriyor.

“Canım Hocam” diyor. Hoca değilim canım kardeşim de kardeş kardeşe mürşit vaziyeti alamaz. “Devletin bazı televizyonları adeta PKK’nın adeta ekmeğine yağ sürer gibi bir şehidin cenazesini günlerce yayınlıyor. Bütün halkın moralini bozmaya çalışıyor gibi bir üsluplar oluyor. Ayrıca PKK’ya yakın olan televizyonlar devlet ve devletin yanında dura dura yerden yere vuruyorlar kendi kafalarına göre. Bu kanallara diyor bir hukuki yaptırım yapılması gerekiyor” diyor.

Ata Senel komünizmi niye kötülediğimi soruyor. Ne diyeyim? Komünizmi fikir olarak bir komünist gelse ben ona bir şey demem. Benim birçok komünist arkadaşım var. Ama terörist, anarşist olduğunda olmaz.

OKTAR BABUNA: Siz hatta “gelsinler buraya suça bulaşmamış olanlar konuşuruz” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii gelsinler suça bulaşmadıysa mesela PKK sempatizanıdır gelsin konuşalım.

“Bediüzzaman’ın anlatımlarına göre Seyyid Salih Özcan Ağabey’in Hz. Mehdi (a.s)’ı görmüş olması gerektiğine göre” “Hz. Mehdi (a.s)’ı gördüm” diyor zaten. “Bu aralar yine göreceğim” diyordu. Çok tatlı o. “Söyleyin Hocanız’a” demiş “Hz. Mehdi (a.s) sağ, şu an yaşıyor ama Hocanız’a ısrarla bunu ısrarla söyleyin” demiş. “Hz. Mehdi (a.s)’ı Seyyid Salih Ağabey’in gördüğü kişiler arasında mı aramalıyız Hocam?” diyor. Selim İlter. Nerden bileceksiniz? Mübarek ta nerelere gidiyordu. Bir ara tutturdu “ben arabayla kendim gideceğim” diye yazlığa. “Ağabey etme yapma Allah aşkına” dedik “bizim çocuklar götürsünler.” Zor ikna etmiştik. “Yok ben giderim” diyor. Bayağı tatlı maşaAllah.

Kadınlar çok güzel varlıklar. Dekolte ferah onlar severler, kendi güzelliklerini göstermeyi. Ve genç kızlar bayağı namusuna düşkün oluyor öyle bir şey yok. Artistlik yapıyor sıkıysa gidin bir yanaşın herhangi bir kıza bakalım. Hayır ben dışardan genç kızlarla da görüşüyorum geliyorlar. Bayağı iffetlerine titizler, çok titiz kızlar hepsi. Çok efendi akıllı. Ama hakikaten çok sevildiklerini hissettiklerinde, tutkuyu hissettiklerinde, değer verildiğini hissettiğinde hakikaten güveniyor o zaman. O zaman hakikaten kalbini veriyor, hakikaten sevgisini veriyor. Ama öbür türlü ne alaka? “Askerliğimi bitirdim” diyor,  ağzı leş gibi kokuyor ondan sonra ayakta durmayı bilmez. Lafını sözünü bilmez “evlenmeye hazırım” diyor. Sen dağ tekesi misin? Değil mi? Aklını başına al. Kadın karşısında akıllı, bak akılsız bir erkekten kadın nefret eder. Ben onlara bir kere söyleyeyim. Hiçbir şekilde etkilenmez. Yok karın kasları baklava gibiymiş de. Kadını hiç ilgilendirmez onlar. Kadın önce akla bakar, tutkuya bakar, derinliğe bakar. Güven verici mi? İmanlı mı? Allah’tan korkuyor mu? Temiz mi? Tahir mi? Dürüst mü? Buna bakar. Onun dışında normal bir güzelliği varsa bir kadın için öyle bir erkek muhteşemdir.

“Selam canımın içi Adnan Bey” diyor. “Allah için seni çok seviyorum sana bir sorum olacak. Sen hapishaneden otuz iki yaşında mı çıkmıştın, serbest kalmıştın?” Durup durup ya tımarhane muhabbeti ya hapishane muhabbeti. Kaç? Otuz iki yaşında. Evet otuz iki yaşındaydım.

İsyancılar Bababahos, “Haklısın tam bağımsız Kürdistan’ı kurmaya az kaldı.” Stalinist, komünist, Allahsız, Kitapsız bir Kürdistan hayaliniz var. Bu arkadaş belki usulen söylüyor ama genel olarak oradaki Kürt kardeşlerimi sen cehenneme gömmüş olacaksın. Benim kardeşim Risale-i Nur okumak ister, özgür olmak ister İzmir’e -uçaklar da bedava nerdeyse- atlayacak akşam İzmir’e gelecek atlayacak uçağa İstanbul’a gelecek. Sen komünist proletarya diktatörlüğünü kurarsan, komünist proletarya diktatörlüğünün izniyle yurtdışına çıkabilecek. Değil mi? Onların izniyle çıkacak, ki büyük bir ihtimal bütün halkı asker olarak alacaklar ve kanlı proletarya diktatörlüğünü acısını, ıstırabını ve şiddetini bütün açıklığıyla hissedecek ve inim inim inleyecekler. Ben annelerime bacılarıma bu eziyeti çektirmem. Bu acıyı çektirmem sen bağımsız Kürdistan bilmem ne komünist hayallerin olabilir aklında biz buna müsaade etmeyiz. Ben bu arkadaş için demiyorum o kafadakiler için söylüyorum. Diyor ki işte “biz yapacağız” dene bir görelim. Uzun seneden beri söylüyorsun sen bunu, otuz seneden beri söylüyorsunuz. Bunu söyleye söyleye ölüyorlar. Mesela yetmiş yaşına, seksen yaşına geliyor ölüyorlar gidiyorlar. Daha hala aynı şeyi söylüyorlar. Ben annelerime, bacılarıma, dedelerime, oradaki çocuklarıma, kardeşlerime komünist, Stalinist acıyı, şiddeti, ıstırabı tattırtmam. Buna müsaade etmem bunu unut. Sen Amerika’ya da sırtını dayasan, İngiltere’ye de sırtını dayasan bu mümkün değil.

Dövme kadına bayağı yakışıyor güzel oluyor, mini etek de yakışıyor. Ben şey yapmıyorum ama gördüğümde hakikaten beğeniyorum. Çok güzel çiçek gibi oluyorlar. Ben mini etekli kızlara falan bakıyorum bayağı gururlular, dışarda da bakıyorum yani hiç kimseye yüz vermiyorlar bayağı titizler. O mesela daracık falan giyiniyor ama yani genç kızlar öyle Türkiye genelinde namusuna çok titiz öyle it kopuğa falan asla yüz vermiyorlar öyle bir şey yok. Kadınlar bir kere çok akıllı oluyor, bazı erkekler onları böyle saf akılsız, söylersin orasını burasını gösterir konu hallolur falan zannediyor, öyle bir şey olmaz. Gıcık olur kadınlar illet olurlar sadece.

Bak Korucular Federasyonu Başkanı Kandemir, Mardin Dernek Binası’na yapılan saldırıda iki bine yakın korucunun nüfus bilgilerinin çalındığını ifade etti. Nüfus bilgilerini alsın onlar istediği kadar okusunlar, benim efelerime yiğitlerime kimse bir şey yapamaz. Devletimiz en kaliteli silahları versin, maaşlarını da artıralım Koçyiğitlerimizin, ufaklıkların ayağında ben böyle güzel ayakkabılar göreyim has kunduralar böyle, gıcır gıcır da giyinsinler onlar çok seviniyorlar takım elbise falan giydiklerinde küçük ufaklıklar. Mahallede bir aşağı bir yukarı geziniyorlar. Eve bir çikolata girsin. Devlet bana hizmet etmesin, ben istemiyorum oraya hizmet etsin o kardeşlerime, onları sevindirsin. Bizim mesela evin yolu tarla gibi olsun ben kabul ederim ama benim canlarım orada rahat etsinler, ben ondan çok çok daha büyük haz duyarım. Bana gelecek yemek yarısı oraya gitsin onlar mutlu olunca benim çok hoşuma gider. Büyük bir iştahla yiyorlar acayip şekerler. Bizim için çikolata normal bir şey ama onlar için o ufaklıklar için titriyor böyle heyecanından, acayip seviniyor yani gözlerine inanamıyor. Yazık günah değil mi? Bir kere o çocukların hepsi her gün bir çikolata yemesi lazım. Bir dedeye soruyorlar devletin ne yapmasını istersin dede buraya” diyorlar Kürt böyle çok şeker bir dede. “Devlet buraya bir peskövit fabrikası kursun” diyor. “Peskövit yiyelim” diyor acayip tatlı. Bak onun için ideal olmuş bir bisküvi, bu çok korkunç bir şey, yazık günah yani. Değil mi? Kamyonlarla götürelim. Bisküvi fabrikaları da tırlarla göndersin Mardin’in köylerine, ilçelerine dağıtalım yesinler, çocuklar bir sevinsin, onların sevincini bir görelim. Ben ayakkabılarını falan gördükçe çocukların kan tepeme çıkıyor.

KARTAL GÖKTAN: Bununla ilgili bir kaç fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Yazık günah göster bakayım. Yerim ben onun güzel patisini, bak bak ayakkabılara bak sen. Yazık günah değil mi şu çocuğa? Şu şekerliğe bak. Patileri genellikle simsiyah oluyor. Anneleri akşam bunların ova ova yıkıyor patilerini. Görüyor musun bak evladımı okula terlikle gidiyor görüyor musun? Kardeşim yazık günah değil mi? Botla gitsin, buradaki ayakkabı fabrikaları da zaman zaman kardeşim  çok fazla üretim yapıyorsunuz Allah rızası için gönderin beş bin ayakkabı, on bin ayakkabı. Söyleyin biz de sizinle iftihar edelim “falanca fabrika beş bin ayakkabı gönderdi” deyin. Size muhabbetimiz artsın. Diyorlar ki “iyilik söylenmez.” Söylenir. Söyle de sevelim seni, sevinelim kalbimiz açılsın.

KARTAL GÖKTAN: Bir fotoğraf daha gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göster. Baksana şu şekerliğe, bunlar delikanlı kızlar yazık günah değil mi buna? Babalarını korucu olarak şey yapalım verelim iki bin lira maaş ver. Ver bir şey olmaz batmayız yani bereketi olur.

Kadınları zannediyorlar ki kafası çalışmaz, gider konuşursun hemen kafalarsın, bir karın kası gösterirsin orasını burasını gösterirsin konu biter, öyle bir konu yok. Enine boyuna bayağı mantıklı düşünen tutarlı insanlar. Bayağı zeki oluyorlar. Ama sevgi karşısında hakikaten çok hassaslar, tutku, sevgi, nezaket, saygı, temizlik, dürüstlük, samimiyet bunda hakikaten gönülleri eriyor, hakikaten çok muhabbet duyuyorlar ömür boyu bir sevgileri oluyor.

Muhammed Adnan’ın resmini göstersene, ismini ben koymuştum onun. Ağabey’i yesin onu bayağı şeker.

Tuğçe canım benim o çok güzel, bayağı güzel, bana sevgisi de çok güzel. Görüşmek istiyorsa gelebilir.

BÜLENT SEZGİN: Bir video vardı Adnan Bey, Siirtli Kürt çocukların vatan savunması adlı bir video.

ADNAN OKTAR: Şekerliğe bak şekerliğe mesela korucu çocukları bunlar. Bak aslan gibi orayı koruyorlar şimdi sen bunlara veyahut siz diyelim bir parça maaşı çok görürseniz bu yakışık almaz, bu ahlaka sığmaz, vicdana sığmaz. Bak kuzu gibi bunlar, bunları mutlu etmek ne kadar güzel. Bana üç kilo baklava getirseler bu çocukların mutluluğu mu? Ben bu çocukların mutluluğunu isterim. Onların vereceği sevinci bir düşünün. Biz ne yapalım baklavayı böreği? Onlara gitsin.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Bediüzzaman Hazretleri’nin 12 Vekilinden biri olan Seyyid Salih Özcan Ağabey “İttihad-ı İslam mutlaka olacaktır” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü