Harun Yahya

Sohbetler (15 Ağustos 2015; 11:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün gece Güneydoğu genelinde elli dört noktada çatışma olduğu bildiriliyor Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Baksana. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sadece Hakkâri’de kırk ayrı noktada çatışma vardı. Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde çıkan çatışmada ilk belirlemelere göre üç askerimiz şehit, altı askerimizse yaralı. Milletimizin başı sağ olsun.

ADNAN OKTAR: Bu müthiş bir PKK propagandası. Yani demek istiyorlar ki PKK, “bak bütün belediyeleri biz aldırttık. Belediyelerin dışında milletvekillerini de aldırttık silahla. Yani silah gücünü arkada gösterdik. Ve şu an da devlet bizimle baş edemiyor. Hükümet bizimle baş edemiyor. Her yerde başarılıyız. Dolayısıyla federasyonu kabul edin, başkanlık sistemini de kabul edin. Türkiye de bölünsün. Abdullah Öcalan’ı da bırakın. Biz de sizin yakanızı bırakalım.” Verilmek istenen imaj bu. Şimdi buna karşılık kahraman ordumuz bunlara nesiller boyu unutamayacakları bir cevap vermesi lazım. Bilmiyorum yani şimdi ordu mensuplarıyla görüşmek de bir mesele. Görüşsen de alt kademelerle görüşüyorsun. Onlar yetkili olmuyor. Diyor ki mesela, “ormanlık alana kaçtı.” Kardeşim, ormanlık alana kaçtıysa bunun çözümü belli değil mi? Zaten son derece müsait bir yere kaçmış. Gayet rahat yakalayabilirsin. Ama yakalatmayan unsurlar varsa, gizli unsurlar, derin devlet sizin elinizi, kolunuzu bağlıyorsa bunu söyleyin. Millete söyleyin bunu. “Bizim elimiz kolumuz bağlı” deyin. Akıl alacak gibi değil. “Çatışma çıktı” diyor. Allah Allah. Nasıl çatışma çıkar? Diyor ki mesela “Sekiz saat sürdü çatışma” diyor. Fakat yani konuda bir esrarengizlik var başından beri. Mesela adamlar karakolun karşısına geliyorlar atlarla, katırlarla, makineli tüfekleri, uçaksavarları monte ediyorlar, yağlıyorlar. Hazırlıyorlar. Bütün millet de görüyor. Katırlarla taşıyor. Ertesi gün geliyorlar, baskın yapıyorlar. Yine bu milletin gözü önünde oluyor ve hiçbir netice alınamıyor. Asker yok mu? Polis yok mu? Silah yok mu? Malzeme mi yok? Mesela orada en fazla elli asker tutuyor. Niye elli asker tutuyorsun kardeşim? Gerekirse beş bin asker getir. Gerekirse elli bin asker getir. Niye böyle yapıyorsun? “Ormanlık alanda kayboldu” diyor. Ormanlık alanın tamamını çevreye alırsın. Çepeçevre sararsın, yakalarsın.

Bir de bunların en canını yakacak şey bunların felsefesini yok etmek, inancını. Mesela bu Kürtçe kanalda ve Türkçe HD’de, HD diye kanal var TRT’nin, orada akşama kadar PKK’yı yerden yere vuran, komünizmi, Darwinizm’i eleştiren programlar yaparsın. İki ayda bitirirsin. İki ay bile sürmez.  Yani Avrupa’da da mahvedersin komünistleri, Amerika’nın komünistlerini de mahvedersin, İngiliz komünistlerini de mahvedersin. İngiliz komünist partisi çok güçlü, Amerikan komünist partisi çok güçlü. Baştaki de zaten solcu, evet.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Makamlarına imreniyoruz. Allah’ın bizlere de bu yüce makamı bir an önce nasip etmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. Annesini, babasını tebrik ediyoruz. Gazilerimizi tebrik ediyoruz. Allah geride kalanlara, ordumuz mensuplarına uzun ömür versin. Cenab-ı Allah kahpe kurşunlardan korusun. Bu kalleşleri, kahpeleri, PKK’yı Allah kahrı perişan etsin. Yerle yeksan etsin. Ordumuzu muzaffer etsin inşaAllah. Annelerine, babalarına da sabrı cemil Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. Bizim koçyiğitlerimizin, efelerimizin güzel annelerine, güzel babalarına.

Bu terörle mücadelede mesela Tayyip Hoca diyor ki; “biz söylüyoruz ama gerekeni yapmıyorlar” diyor. Böyle bir adam varsa söylesin. Yani “şu adam böyledir” desin. Resmini göstersin. Kim olduğunu bilelim. Görevinden de alınsın.

Amerika Birleşik Devletleri’nin koalisyon sözcüsü kendi resmi hesabında “Türkiye’nin İncirlik üssünde IŞİD’i yok etmek için, silahlı, insansız hava uçaklarına hazırlık yapıyor” diye yayınlamış adam. Resimlerini de koymuş. Türk milletine adam meydan okuyor. Şimdi bir uçak, kör bir uçak, kamerası var. Aşağıda çocuklar mesela top oynuyor. Kadınlar var, yaşlılar var. Diyor; “burası kalabalık. Tam IŞİD’in olduğu bölge.” YPG telefon ediyor bu PKK’lı komünistler, Allahsız, Kitapsız, alçaklar, pislik herifler “Orada şu an gördüğünüz topluluk IŞİD topluluğu” diyor. “Gerekeni yapın” diyor. Bilgisayardan gönderiyorlar. Tak, anında vuruyor. Sadece onların sözü geçerli oluyor. Bak, PYD’nin sözü, YPG’nin sözü geçerli oluyor. “Vurun” dedi mi vuruyorlar. Böyle bir şeye biz aracı olursak, çok büyük bir günah. Ne suçu var adamların? Sen bilmiyorsun, etmiyorsun. Yargılamamışsın. Kim olduğu belli değil. Havadan bir alet gönderiyorsun. YPG ihbar ediyor. Uçaktan da vuruyorlar. Ne kadar büyük günah. Ne kadar büyük günah. Çoluk, çocuk o çocukların eli ayağı kopuyor. Bacakları kopuyor. Böyle bir şeye Türkiye’yi aracı etmesinler.

AYŞE KOÇ: Adnan Bey dediğiniz gibi İran’da, Afganistan’da hep kalabalık yerleri vurduruyor bu şekilde. Düğünleri, cenaze merasimlerini, hep kalabalık gördükleri yeri “burada işte Taliban var” diye vuruyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bak, diyor “şimdi burada IŞİD mensupları toplanmış” diyor YPG. Mesela yaşlı bir adamın cenaze töreni oluyor. Veyahut cuma namazından çıkıyorlar. Darmadağın ettiriyorlar adamları. Yahut düğün oluyor. Darmadağın ettiriyorlar. Mesela Amerika Birleşik Devletleri en son olarak Suriye’de bir pazar yerini bombaladı. Pazar yerinden ne istiyorsun? Halk aç biilaç zaten. Bir şey de yok. Daha yakın zamanda. Bak, Suriye’de bir pazar yerini bombaladı Amerikan. Hepsi sivil.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey az önce bahsettiğiniz Amerikalı yetkilinin açıklamasını okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD’e karşı küresel koalisyonda Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık temsilcisinin yardımcısı olan Brett McGurk yaptığı açıklamada, “Türk hükümeti IŞİD’e karşı operasyonlara başlama konusunda çok istekli. Şu anda bizimle birlikte operasyon yapıyor olacaklardı. Ancak bunun için önce askerlerimizin aralarında bazı düzenlemeler yapmaları gerekiyor. Türkiye’nin şu anda IŞİD’e karşı operasyon yapmamasının tek sebebi bu düzenlemelerin son aşamasında olmamız” dedi.

ADNAN OKTAR: Böyle pis şeyleri bize teklif etmesin. Amerika da böyle adamları konuşturmasın. Bu çok ayıp, çirkin. Bizleri böyle pis işlere teşvik etmeleri ahlaka uymaz. Cinayet teşviki en çirkin hareketlerdendir. “…Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur…” (Maide Suresi, 32) diyor Cenab-ı Allah. Bir cana karşılık olmaksızın. Kardeşim onlar çoluk çocuk, kadın. IŞİD hiçbir zaman için öyle toplu olarak bulunmuyor. Ve toprak altında, yer altındalar. Tamamen sivil hedefler vurulan yerler, hep sivil. Bir tane IŞİD’li vurulmuyor. IŞİD’liyi de vuramazsın, o da Müslüman. Niye vuruyorsun? Uyar hatalıysa yanlışsa. Adam ne suç işlemiş? İşlediği suçu ne? IŞİD’e onlar orada mecburen katılıyorlar. Bu Amerikalılar da olsa bunlar da IŞİD’e katılır oraya gitse. Yani nereye katılacak bu? Kendi gitse, isterse bir gitsin denesin. Bir ay sonra karşında sakalları uzamış bir Johny. Siyah kıyafetlerle, elinde tüfekle çıkar ortaya. Yani sıkıysa “yapmam” desin. Gitsin bir denesin bak, bakalım. Yani Türkiye’nin başı PKK ile dertteyken bu hiç yokmuş gibi, böyle bir bela bizi sarmamış gibi gidip “Müslümanlar’la gidin çatışın” demek çok büyük bir çirkinlik. Türkiye bunu asla kabul etmesin. Çavuşoğlu Hoca asla kabul etmesin. O Müslüman delikanlı bir insan. Amerikalılar’a desin “bizim için en büyük tehlike PKK. Biz IŞİD’i bilmeyiz, etmeyiz. O zaman Nikaragua’daki gerillaları da vuralım” desin. Değil mi? Oraya da operasyon yapmamız lazım. Bizimle alakası olmayan adamlarla bizim ne işimiz var? Sana tehlike olabilir ama bize tehlike değil.

Suriye’den yaralıların getirildiği hat kapatıldı, o kadar. PKK’lılar elini, kolunu sallayarak gelip gidiyorlar. Şimdi Adana’da, Akdeniz’de de eylemler yapmaya başladılar. Oralara da yayıldılar. Çünkü onların hedefi hem Akdeniz, hem Karadeniz. İki tarafı da almak. Yani bir deniz hâkimiyeti istiyorlar. Çünkü bunların ilerde kuracakları devlette deniz filosu kurmayı da düşünüyorlar. Onun için Mersin’e kadar almayı düşünüyorlar. Adana’ya Mersin’e kadar almayı düşünüyorlar. Zaten Türkiye gitmiş oluyor ondan sonra Karadeniz’den sonra, konu kapanmış oluyor. Ondan sonra bölüm bölüm her ili, her yeri alırlar. Birçok insan tehlikenin farkında değil. Kimi işte çekleri için, senetleri nasıl kurtaracak onu düşünüyor. Kimi evlilikte hangi gelinliği giyecek, “düğüne hangi çalgıcıları çağıralım? Nerede hangi okulu bitireyim? Hangi iş yerini açayım?” Haberleri bile yok o insanların. Televizyonu, radyoyu açıyor bir ara duyuyor işte. “Şu kadar kişi şehit oldu.” Bir de homurdanıyor. Mesela kızıyor. “Her gün şehit haberleri bunu mu dinleyeceğiz?” falan diyor böyle bir mantık var bazılarında.

Mesela PKK Karadeniz’de hiç yoktu. Şu an bayağı bir yığınak yaptılar Karadeniz’de. Bu büyük bir tehlike. Seyrediyorlar. Esrarengiz bir el PKK’yı koruyup kolluyor. Hükümetin de gücü yetmiyor. Yani asker belirli derecede müdahale edebiliyor. Bir gariplik var yani millet bu konuda uyanmalı. Esaslı bir manevi ayaklanma olması lazım. Yani bu ayaklanmadan kastım; esaslı bir şuurlanma, tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görme ve müthiş bir savunma refleksi. Bu silahların betona gömülmeleri falan olayı; bunlar hikâye. Silahlı adamların Türkiye’den çıkması, bunlar hikâye. Bizi aldatıyorlar. Böyle bir şey yok. Bir kısmı tabii, bunu samimi olarak söylüyor. İyi niyetle söylüyor. Ama bir kısmı da aldatmak niyetiyle söylüyor. Milletin savunma refleksini kırmak için. Diyor ki adam; “nasıl olsa bunlar silahları betona gömecekmiş, Türkiye’den de geçip gideceklermiş. Türkiye’den gideceklerine göre biz niye bununla uğraşalım? Düğünü mayısta yaparız” diyor. “Okulu bitirdiğimizde şurada bir atölye açarım” diyor. “Zaten hallolmuş konu” diyor. Mesela elli dört yerde çatışma var. Bir savaş var. Kanallara bakın. Çok alakasız. Turpun faydalarını anlatıyor. Bir yere bakıyorsun. “Boyunuzu nasıl uzatabilirsiniz?” Bir yerde macunun faydaları.

KARTAL GÖKTAN: TRT’de kartpostalları anlatıyorlar.

ADNAN OKTAR: Kartpostalları anlatıyorlar. Bazı yerlerde garip garip diziler. Adamlar gözünü kırpmadan onu seyrediyor. Ama o arada bak, elli dört yerde savaş devam ediyor. Çatışma devam ediyor. Adamın umurunda bile değil. Bu çok korkunç bir şey. Yani milli şuur dersi hemen öğrencilere her yerde okutulması lazım. İlkokul, ortaokul, lise, üniversitede Darwinizm’in geçersizliği anlatılması, materyalizmin geçersizliği, komünizmin geçersizliğinin anlatılması lazım. Devletin kanalları akşama kadar bunlarla ilgili yayın yapması gerekiyor. Yani milli seferberlik de ilan edilmesi lazım. Yedeklerin askere alınması lazım. Olay büyük. Mesela bazı yerlere bakıyoruz. Karakolun önünde adamlar çay içiyorlar, sigara içiyorlar ve son derece umursuzlar. Yahut orada televizyon seyrediyor. Bir teyakkuz ve tehlikeyi görme hali olmuyor. Mesela Gezi’de, şu Gezi olaylarında orada on-on beş ağaç kesilecek diye bütün Türkiye’yi ayağa kaldırdılar. Tencereler, tavalarla yeri göğü yıktılar. Bak, onlarca şehidimiz var. Çıt yok. Ağacın kesilmesiyle yeri göğü inletti adamlar. Ama bak, elli dört yerde çatışma var. Her gün askerimiz, polisimiz ya şehit oluyor ya yaralanıyor. Onlarca şehidimizi toprağa verdik. Adamların bir kısmının umurunda dahi değil. Nasıl ayaklanmışlardı biliyorsunuz. On beş-yirmi ağaç kesilecek diye yeri göğü birbirine katmışlardı. Bütün Türkiye yıkılıyordu adeta. Ama çıt yok şu an. Yani ağaç kesilmesini daha önemli görüyorlar askerin şehit olmasından. Yirmi dört günde kırk bir şehidimiz var. Bunu umursuzluk, buna duyarsızlık ne kadar korkunç bir şey. Adamlar maç seyrediyorlar. Dizi seyrediyorlar. Umurlarında bile değil. Tehlikeyi umursamıyorlar. Mesela elli dört noktadan IŞİD saldırsa yeri göğü birbirine yıkar kanallar. IŞİD bu kadar şehit alsa yani mesela kırk bir şehide sebep olsa müthiş bir ayaklanma olur. Bütün televizyon kanalları her yerde. Muazzam bir reaksiyon olur.  Reaksiyon gösterenler var ama çok cılız ve az. Böyle olmaz. PKK bunu gördükçe daha da azıyor. Daha da kızgınlığı artıyor.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet programımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: PKK Kürtlerin Temsilcisi Değildir

BÜLENT SEZGİN: Evet yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Canım benim sesinin güzelliğine bak. Umut Akyürek, evladım o kadar temiz ki bu çok şahane bir kız. Ama bak hiçbir yerde duymuyorsunuz. Yarın bir gün yaşlanır falan, jübile mübile falan derler. Unutulur gider. Böyle mesela değerli bir sanatçıyı sen her gün gündemde tut kardeşim. Mesela devlet madalyası verilmesi lazım. Devlet bu güzel insanlara maaş olarak mesela üç bin lira maaş. Yani bir katkı olur bir güzellik olur. Mesela bir altın madalya verirsin değil mi? Devlet şeref madalyası sanatçılara, o onu motive eder canlandırır. Mesela bu Mustafa Keser binlerce parça biliyor ezberden. Hiç kimsenin umurunda değil. Sanatçı kendini kurtarırsa kurtarıyor. Yani kendi kazanmasına bağlı. Öyle bir şey yok ki. Adam sanatçı olduğunu ispat ettiyse devlet artık onu korumakla mükellef. Kamuoyunda seviliyorsa, sanatçılığı ispatlandıysa bitti.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey dün gece PKK üç ilde aynı anda saldırı yaptı. Erzurum’da Pasinler İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne roketatarla ve uzun namlulu silahla saldırdı. Aydın Doğu Beyazıt ilçesinde Uluyol Polis Karakolu’a el yapımı bomba yapan PKK, Bitlis’in Tatvan ilçesinin Kaynarca Karakolu’na PKK’lı teröristler bomba yüklü araçla saldırdı. Dün gece Hakkâri’deki saldırıda üç jandarma özel harekâtçımız şehit oldu.

ADNAN OKTAR: Allah şehitlerimize cennet nimeti, cennet güzelliği vermiş. Ama tabii biz alınan tedbirlerin çok çok zayıf olduğuna inanıyoruz. Adam bomba yüklü kamyonla geliyor. Gelirken kamyonu durdurursun. Kamyon nasıl gelir yani? Adam mesela çatışmaya girmiş. Çatışma nasıl devam eder kardeşim? Bir üst düzey komutandan ben bunu öğrenmek istiyorum. Hayret ediyorum ben bu işe. Yani mesela altı saat-yedi saat çatışma nasıl devam eder? On dakika bile devam etmez kardeşim. İlk iki, üç dakikada çatışma biter. Cehenneme çevirirsin ortalığı adamlar teslim olur. Bu kadar kolay. Yani bizim bilemediğimiz bir şeyler mi var ben anlamıyorum. Mesela sana on mermi sıktıysa sen elli bin mermi ile ortalığı hallaç pamuğuna çevirirsin. Yani bir iki dakikanın içerisinde elli bin mermi sıkarsın. Mesela her seferinde şehit veren biziz. Karşı tarafta hiçbir şey olmuyor adamlar yaptığı ile kalıyor. “Gece karanlığından istifade ederek kaçtılar” diyor. Altı saat çatıştıktan sonra. Kardeşim o bölgeyi bir kere aydınlatırsın. Gündüz gibi aydınlatırsın. Bir kere bunun rahatça sağlanması lazım. Kaçacakları noktanın. Hatta aydınlatma silahla da elde edilebilir. Yani kullanılan silahların nevisinden kaynaklanan bir aydınlanma da olabilir orada. Gündüz gibi aydınlatırsın. Ve hepsini teslim alırsın.

Amerika’nın çok okkalı bir yalanı var. Yani Amerikan derin devletinin ahlaksızca ve alçakça bir yalanı. “PKK, IŞİD’e savaş veriyor” diyor ve “onu yenecek bir güç” diyor. Kardeşim onlar poposunu yerden kaldıramıyor. İt gibi korkuyorlar mevzilerinden çıkamıyorlar. Ve çok çok ince zar gibi ince bir alanda köpek gibi titreyerek yaşıyorlar. İlerlemeleri demek hepsinin kaz gibi kesilmesi demektir. Yani mevziisinden çıkmayarak, üç, dört aşamalı mevzii oluşturarak kendilerini koruyabiliyorlar. Köpek gibi korkuyorlar. Mevzilerinden kafayı çıkaramıyorlar. Irak içlerine, Suriye içlerini bir gelmeye kalksalar onların hepsini ördek gibi boğazlar IŞİD. Bu Amerika’nın yalanı. PKK’nın IŞİD’le asla baş edemeyeceği açık. Koskoca Amerika koalisyon güçleri baş edemiyor da bir avuç köpek ordusu mu baş edecek? Bu çok ahlaksızlık. Amacı orada PKK’yı barındırıp besleyip devlet kurmasını sağlamak. Bir harita var mı? Sende o bölgeyi gösteren.

BÜLENT SEZGİN: Evet Adnan Bey, gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bak şimdi o gri alan IŞİD’in hakim olduğu alan, bir o kadar da alt tarafta hakim. Bir o kadarda alt tarafta. Şimdi bu alçaklar da o PYD, yani sarı olan yerde PYD bütün koalisyon güçleri Almanya ve Amerika’nın kiralık katillerinn falan cephe içinde durmak şartıyla tir tir titreyerek durdukları bölge. Şimdi kuracakları devleti böylece kendilerince oluşturmak istiyorlar. Amerika’nın en korktuğu IŞİD’in bunların bu devlet yapısını çökertmesi. Onun için delirmiş gibi IŞİD’de saldırıyor. Yoksa IŞİD’e hiç karışmıyordu o. Ama PKK’yı yok edeceğini anladığı için delirmiş gibi saldırıyor. Şimdi Türkiye’ye diyor ki “siz de IŞİD’e saldırın ki PKK burada rahatça devletini kursun.” Zaten adam diyor “saldırma diye bir olay yok PYD’ye, YPG’ye. Hiçbir şekilde olmaz” diyor. Bak o alanda onlar yuvalanmış vaziyetteler. Ve kafalarını mevziden dışarı çıkaramıyorlar. Bütün koalisyon güçleri Amerika’nın yani bütün deccal ordusu bunların arkasında. Bunlar deccalın bir veledi. PKK deccalın veledi yani. Onları orada Almanya koruyor, Amerika koruyor, İngiltere koruyor. Orada ajan kaynıyor zaten. Bunlar da orada ucuz kahramanlık yapıyor “PYD” işte “Şanlı mücadele verdi.” Ahlaksız; Amerika bir çekilse darmadağın olursun. Haysiyetsiz. Kaçacak delik ararsın. Ki IŞİD istese yine Türkiye’ye zarar gelmesin diye bir şey yapmıyor IŞİD. İstese bir gecede tamamını hallaç pamuğu gibi atar söyleyeyim. Yani bir tane bırakmaz. Mesela bin kamyonla saldırır. Bomba yüklü bin kamyonla alayını yok eder. Bir seferde. Bir gecede alayını kazır yani. Hiçbir şey de yapamazlar. Ama IŞİD bir şey yapmıyor. Çünkü adamlar orada bir devlet kurma peşindeler. Bakıyor Türkiye’den de bombalanıyorlar. Yahut bombalanacaklar. Yani durumu anlamaya çalışıyor şu an IŞİD. Türkiye’yle bir alıp veremediği yok IŞİD’in. Amerika da biliyor bunu. Fakat orada devlet kurmaları Amerika için çok hayati. Çünkü bu oluşturdukları devlet, ki bu bir devlettir. Şu an devlet olarak kurdular bunu. Bakın Hatay’a kadar ve Adana’ya kadar ve oradan da Karadeniz’e kadar büyük bir çizginin bu küçük bir devamı. Düşünün, çok daha yukarıdan alınmış bir şey. Fakat şu an orada bir yerleşim oluşturmaya çalışıyorlar. Yoksa bunlar köpek gibi korkaklar. Yani IŞİD bin kamyonla bir gecede bunların tamamını yok eder istese. On binlerce kamyona sahip. Yani yüz binlerce kamyon var IŞİD’in elinde. Ve yüz binlerce, milyonlarca ton hesabıyla da bomba var ellerinde. Irak ordusundan ve Suriye ordusundan ellerine geçmiş. Dolayısı ile bunu yapmıyorlar şu an. Amerika onun için diyor işte “on yıl sürer, yirmi yıl sürer” dedikleri bu. Ama bu arada onlar IŞİD’den rahatsız değil. PKK’nın ortadan kaldırılmasından rahatsızlar. Onun için Türkiye’ye ültimatom üstüne ültimatom veriyorlar. Bütün dertleri PKK’yı orada muhafaza edip devlet kurdurtmak.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey sizin söylediğiniz gibi Rakka Suriye’nin en büyük şehirlerinden biri, Musul Irak’ın en büyük şehirlerinden bir tanesi ,oralara IŞİD girdiğinde hiç dokunmadı Amerika. Bir tek PKK’ya yöneldiğinde dokunmaya başladı.

ADNAN OKTAR: Herkes o zaman bu konuyu görmüştü. Canlı olarak yaşadınız. Amerika’nın gıkı çıkmıyordu. PKK esaslı bir darbe yiyince baktılar PKK kazanacak üç beş hamlede bitirecekler. Deliye döndü Amerika. Ondan sonra kudurmuş gibi havadan bombalamaya başladı. Amerikan derin devleti. Ve sivil halkı geceli gündüzlü şehit etmeye başladılar.

AYŞE KOÇ: Amerika’nın en fazla hava bombardımanı yaptığı yer Kobani. Orada aslında hiçbir çıkarları yok.

ADNAN OKTAR: Yani kuduran Amerikan derin devletidir. Bunlar gariban takımı. Öbürleri.

AYLİN KOCAMAN: Tel Abyad’da Türkmenler’i kovulması sırf Amerikan bombardımanıyla oldu. Gitti oraya PYD yerleşti sonra.

ADNAN OKTAR: Tabii. Alan açıyor Amerika, PYD gelip yerleşiyor. Yani PKK’a. Yine alan açıyor yine yerleşiyor. Şu an orada IŞİD’in çok küçük bir hakimiyet alanı var, oraya sökmek istiyorlar. Yani PKK’nın kuracağı devleti güçlü rahat bir hale getirmek, orada alan hakimiyeti sağlamak için böyle bir operasyon yapıyorlar.  Türkiye canı pahasına bu olaya gelmemeli, hükümet şehitliği kabul edecek fakat bunu kabul etmemesi lazım.

Elmas Sema Elçi; Peygamber (s.a.v.)’in dedikleri çıkmış mı çıkmamış mı? Çıktıysa o hadisler sahih üstü sahihtir. Mütevatir üstü mütevatirdir. Aynısı ile kelimesi kelimesine çıktıysa tamamdır.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, “Türkiye’nin Suriye’de PYD’ye saldırmasına izin verir misiniz?” sorusunu “Türkiye ile bu konudaki anlayışımız saldırmayacakları yönünde” diye yanıtladı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim sen kimsin de Türkiye’ye karışıyorsun? Nasıl oluyor? PKK bize saldıracak ama biz PKK’ya hiçbir şey demeyeceğiz. Sınırlarımıza devlet kuracak ses çıkartmayacağız. Bu adam haddini bilsin, ağzını toplasın bu sözünü düzeltsin bu çok çirkin. PYD’nin, PKK’nın IŞİD’e karşı hiçbir etkisi yok. Köpek gibi korkuyorlar. Mevziden başını dahi çıkaramıyor. Koalisyon uçakları, Amerika bunları koruyor. Olmaz öyle. Bir de oturmuşlar adamları kahraman gibi gösteriyor. IŞİD’i ortadan kaldıran, IŞİD’i ezen. Tamam, karşı karşıya bıraka bakayım ne oluyor? Siz kenara çekilin. Yirmi dört saat sürmez. Bin kamyonla girer darmadağın ederler.

OKTAR BABUNA: Düz ovada savaşamayız onlarla” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Hayır, köpek gibi korkuyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Adana’da çöp ve moloz dökme alanında çok sayıda kullanılmış tanksavar füzesi kartuşu bulundu. Fotoğraflar da vardı. Malzemelerin Alman yapımı Milan tipi füzelerin kartuşları olduğu anlaşıldı. Ekipler ayrıca lav silahı kartuşu da tespit etti. Milan tip silahların Suriye’deki PKK, PYD unsurlarına gönderildiği biliniyor.

ADNAN OKTAR: Bu Türkiye’ye alenen bir savaştır. Amerika alenen savaş açmış, Almanya alenen savaş açmış. Türkiye de bunu seyrediyor. Halbuki canı pahasına cevap verilmesi lazım. O zaman Güneydoğu’yu da alır ve bütün Türkiye’yi alırlar. Ve Amerika’nın yaptığı işkenceler bütün milletimize uygulanır. Milletin burnunu da keserler, kulaklarını keserler, parmaklarını keserler. Analarına, bacılarına herkesin gözü önünde nasıl Irak’ta tecavüz etmişlerdi. Bunlardan her türlü ahlaksızlık beklenir. Bunun böyle alttan alınacak bir yönü yok. Büyük bir tehlike altındayız. Mutlaka seferberlik ilan edilmesi lazım. Amerika, sıkıyı gördüğü her yerde korkup kaçmıştır. Her yerde, dünyanın her yerinde korkaktır Amerika derin devleti, çok alçaktır. Mesela Küba’da it gibi korktular, kaçtılar. Vietnam’da it gibi korktu, kaçtılar. Vietnam’da on binlerce ton, yüz binlerce ton bomba yağdırdı ama sonunda it gibi kaçtı. Türkiye de öyle cesur olursa, yiğit olursa bu alçaklar pılını pırtısını toplar kaçar. Böyle bir ahlaksızlığa müsaade etmesinler. Amerikan derin devletinin ahlaksızlığına artık bir son verelim. Mesela İngiltere, Fransa da veriyor bu Milan füzelerini “Ne demek istiyorsunuz?” diye sorması lazım Türkiye’nin İngiltere’ye, Fransa’ya. Yani “Terör serbest mi? Siz de de terörün olmasını siz istiyor musunuz?” diye sormaları lazım. Eğer serbestse o zaman oralar cehenneme döner. Serbest olmadığını söylemeleri lazım. Dolayısıyla da o verdikleri bütün askeri malzemenin dökümünü versinler, nerelere verdilerse onların hepsine el konsun. Geri onlardan istesinler. Verdikleri gibi geri alsınlar.

Mesela İran Hizbullah’ı da İran’da, İran Hizbullah’ı da aynı bahaneyle PKK’yı destekleme kararı aldı IŞİD’e karşı. IŞİD’e karşı adamın ne gücü var? Köpek gibi bunlar, muhbir, ihbarcı, alçak, ahlaksız, satılmış haysiyetsiz adamlar. Emperyalistlerle işbirliği yapan kahpeler bunlar. Bunlarda yürek nerede? Son derece haysiyetsiz adamlar. Dört aşamalı süper var, orada saklanıyor bunlar, it gibiler yani korkudan. Böyle bir şey yok. IŞİD bunları bir kalemde üfürür, yok eder hepsini yani. Biz tabii ki şiddete karşıyız. Anarşiye, teröre karşıyız, bombalamaya karşıyız. Ama İran çok büyük bir hata yapıyor. Her ne olursa olsun küfür desteklenmez. Bunlar Allahsız, Kitapsız adamlar. Hizbullah da çok büyük hata yapıyor. Sen “Şii’yim” diyorsun, bunlar Hz. Ali (r.a.)’ya düşman, Müslümanlar’a düşman, Allah’a düşman ve bunların öyle bir gücü de yok PKK’ya karşı tavır alacak gücü de yok. Bunların neyini destekliyorsun? Hükümet eğer yalnızsa, kendini güçsüz hissediyorsa bütün millet destek olur. Halka şikayet etsinler durumu. Anlatsınlar ama halkın duyarsızlığı varsa bir kısmının bunu ortadan kaldırmak da hükümetin ve partilerin görevidir.

Faruk Oktay, “Hocam, Mersin’den izliyoruz sizi. Gündemi en objektif ve düzgün değerlendirenlerden birisiniz. Başbakan olarak görmek istiyoruz inşaAllah” diyor. Oh ne güzel olur böyle. Siyasetçilerimiz iyi. Sadece siyasete iyi destek olmak lazım. Başbakan olmaya gerek yok onun için. Bir de siyasete hiçbir şekilde girmem.

“Hocam, eğer siz konuya zamanında dikkat çekmeseydiniz Amerikan derin devleti Türkiye’yi IŞİD’e saldırtıp PKK’ya dokunulmamasını sağlayacaktı” diyor. Ama tabii hükümet bu konuda uyanık. Böyle bir korkunç olayın içine girmez inşaAllah.

Her türlü bombardımana karşıyız. Her türlü adam öldürülmesine karşıyız. İnsanların burnunun kanamasına bile karşıyız. Damla kan akıtılmasını istemiyoruz. Uyuyan kişinin uyandırılmasını istemiyoruz.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla devam ediyoruz.

VTR: Mekke’deki Saat Kulesi ve Tüneller Mehdi’nin Çıkış Alametlerinden Biridir

BÜLENT SEZGİN: Devam ediyoruz yayınımıza.

ADNAN OKTAR: Yayına devam ediyoruz. Tamam.

Amerika Birleşik Devletleri, o zamanlar Vietnam’da sekiz milyon ton yani orada sekiz milyon insan varsa, her bir kişiye bir ton bomba atmış. Mesela bak sekiz milyon insan varsa, her bir kişiye bir ton bomba düşüyor. Buna rağmen topuğuna baka baka çekip gittiler. Vietnam bir avuçtu sayıları, kanırta kanırta kazandı. Her yerde böyle oldu. Vietnam’da, Kamboçya’da, Kore’de. Amerika’nın artistliği Müslümanlar’a. Çünkü Müslümanlar uyumlu, uysal, Allah’tan korkuyor. Yani onların yaptığı ahlaksızlığa aynı ahlaksızlıkla cevap vermiyorlar. Bunlar da o yüzden en çok Müslüman ülkelerde böyle azgınlıklarını tatmin ediyorlar. Bunlara gereken cevabın ilimle, irfanla verilmesi gerekiyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü PKK’ya yönelik yaptığı operasyonlara devam ediyor. 59 yaşı küçük şahıs olmak üzere toplamda 348 şahıs gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslardan beşi yaşı küçük, toplamda 88 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diyarbakır’ı yok etmeye yetecek kadar bomba yakalandı ve çok sayıda silah ele geçirildi.

ADNAN OKTAR: Devam, devam, devam, hızlandırsınlar. Bir de eleman sayısını arttırsınlar. Özel harekat okullarının hepsi açılsın, kapatılan okullar. Özel harekatçı sayısı en az yirmi-otuz misli arttırılsın. Korucular da en az bin misli arttırılsın.

Amerika kabadayılık yapana gıkı çıkmıyor, diz çöküyor. Ama gariban oldu mu acayip darmadağın ediyor. Mesela Irak öyleydi. Gariban davrandı, çekingen davrandı. Darmadağın etti ve akıl almaz işkence yaptı. Vietnam’da Amerikan derin devleti köpek gibi korkuyordu. Hiçbir şey yapamadılar. Aynı şekilde Küba’da. Küçücük toprak, ufacık, bir avuç insan. Koskoca Amerika diz çöktü. Yani derin devletini kastediyoruz. Onun için Türkiye de kabadayıca ve delikanlıca karşılık verirse, Amerika pılını pırtısını toplar, kaçar. İngiltere de, çok ürkektir İngiliz derin devleti, köpek gibi korkak. Çoğu cinsi sapıktır, İngiliz derin devleti. Çok dikkat etmek lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İstihbarat raporları içeride ve dışarıda gündeme getirilen, Türkiye’nin DAEŞ’e destek verdiği yalanını çürüttü. Tam tersine, Türkiye’den en fazla PKK’nın Suriye kolu PYD’ye katılım var. PYD saflarına katılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı ağırlıklı olarak Haziran 2014’ten itibaren bin-bin beş yüz civarında. Türkiye DAEŞ’e en çok katılımın olduğu ülkeler sırasında ilk on sırada dahi yer almıyor.

ADNAN OKTAR: Orada onların derdi belli. Böyle abartılı, anormal, yalan sözler sayarak, anlatarak, propagandasını yaparak Türkiye’yi belanın içine çekmeye çalışıyorlar. Mesela Hakkari’de yaralı taşıyor ambulans helikopter. Doçkalı saldırı yapıldı, koskoca silahlarla. Hiçbir şey yapılamıyor. PKK elini kolunu sallaya sallaya doçkaları Türkiye’ye sokuyor. Gözleriyle de görüyorlar, “aman” diyorlar, “ellemeyin. Adamları kızdırmayalım.” “Kardeşim burası dağ başımı mı, ne yapıyorsun sen?” Dersin, değil mi? Elinden alırsın doçkayı, onları tutuklarsın. Gömmezsin, onu mesela doçkayı yakaladın mı ilgili birimlere ver. Askerin onlara ihtiyacı var. Hep Alman malı, Amerikan malı gelişmiş silahlar. Yeni gönderdi Amerika onları.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Suriye’de DAEŞ’e karşı bağımsız hava saldırıları yürütmemelerini talep etmesinin sorulması üzerine; “Türkiye’den onlar koalisyon operasyonuna tamamen entegre olana kadar trafiği yoğun olan hava sahasında koalisyonun güvenli hava operasyonları sağlaması için Suriye’de bağımsız hava saldırıları yürütmemelerini talep ettik, Türkiye de bunu kabul etti” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye bağımsız bir ülke. Amerika’ya bu tarzda yakasını kaptırmış gibi bir görüntü verilmesi çok korkunç olur. Bizi Müslüman ülkelere saldırtırlarsa, Müslüman kanı akıttırırlarsa Mehmetçiğe, bu bir kıyamettir, bu bir felakettir. Böyle bir şey olmaz. Hükümet bunu asla kabul etmesin. Adama da bu lafını geri aldırtsınlar. Böyle bir üslup akıl almaz çirkin. Sen kimsin? Hangi ülkeye sen böyle bir kabadayılık yapabiliyorsun? İslam ülkelerinin hemen hemen hepsini çok müthiş korkutmuş durumdalar. Ödleri kopuyor. Yani bir araya gelip, “sen ne yaptığının farkında mısın arkadaş?” diyemiyorlar. Bölünmede fayda var, parçalanmada fayda var. Birbirine muhalif olmada hayır var diye Müslümanlar’ı kandırıyorlar. Halbuki Müslümanlar birlikte olsa, birleşmiş olsa, tek bir merkezden olsa, Amerika’nın yapacak hiçbir şeyi olmaz. Tek merkezden idare edilse yani herkes o kişiye saygı duysa yani ayrı ayrı cumhuriyetler ama manevi yönden tek noktadan hareket edilse konu biter. Adamlar şımardıkça şımarıyor. Mesela Rusya’ya kafa tuttular. Rusya hoşt dedi, anında diz üstü çöktüler. Kore’ye kafa tuttular. Kore hoşt dedi. Anında diz üstü çöktüler. Ama İslam ülkeleri çok ürkek ve korkak davranıyorlar. Birçoğu öyle, hepsi için demiyorum. Ve onlara diz çöktürüyor Amerika o yüzden. Mesela kabadayılık yapsalar, delikanlı bir topluluk olsa Amerika’yı darmadağın ederler, Amerikan derin devletini. Çünkü Amerikan halkı çok mazlum, devleti de terbiyelidir Amerika’nın. Derin devleti ahlaksız.

OKTAR BABUNA: Siz hep söylüyorsunuz, sadece Türkiye’yle İran bile birleşse çok güzel olur.

ADNAN OKTAR: Türkiye’yle İran birleşse Amerika iliklerine kadar kasılır, derin devleti. Mahvolurlar yani. Hele Pakistan da işin içine girse, bitti. Bunu akıl edemiyorlar, inanmıyorum yani. Kardeşim gizlice toplanın. “Arkadaş” dersin, “bu adamlar bela. Bir araya gelelim, bu konuyu bitirelim” de. Demiyorlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeşiller Eş Başkanı Cem Özdemir Alman Die Welt Gazetesi’ne verdiği demecinde, Türkiye’nin IŞİD terör örgütüne saldırısında ciddi olmadığını belirterek; Türkiye’nin bu tutumuna karşı Almanya’nın müdahale etmemesini eleştirdi.

ADNAN OKTAR: Akla bak. Bizim IŞİD’le hiçbir işimiz olmaz. Bizim işimiz PKK’yladır. Orada alenen bir devlet kurma peşindeler. Şu anda Türkiye’ye geniş çaplı saldırıya geçtiler. Türk devletini yıkmak üzere geniş çaplı bir saldırıya geçtiler. Türkiye sathında bir saldırı var. Türkiye şu an bir savaş içerisinde. Oturmuşlar, “PKK’yı korusun Türkiye” diyorlar. Yani bu çok çirkin bir teklif, çok çirkin.

Fazlı Özbek; Çözüm süreci diye bir şey yok. Adam “Konuyu çözelim” diyor. Çözülme ne? PKK’nın istediği ne? Bir kere “Katillerin elini çözün” diyor. “Abdullah Öcalan’ın elini çözün. Güneydoğu’da devlet kurulmasıyla ilgili PKK’nın önündeki engelleri kaldırın. İşte çözüm bu” diyor.  

Berke Can Doğan; “Parti kursa oyum kesin Adnan Hoca’ya. Siyasi kafası çok iyi.” Bizim siyasetle işimiz olmaz. Eûzu billahi mineş-şeytâne ve siyase; siyasetten ve şeytandan Allah’a sığınırım. Asla. Ömrüm boyunca benim siyasetle işim olmaz. Niye olsun? Partiler var, hükümet var. Ama bir eksiklik varsa tavsiye ederiz, açıklarız ve uyarırız. Ama niye başta olmamız gereksin? Hata varsa tamir edilir.

AYLİN KOCAMAN: Zaten fikirleriniz hemen uygulanıyor.

ADNAN OKTAR: Zaten fikirlerimiz iktidar. Kendimiz koltuktayız.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki inlerine düzenlediği hava operasyonlarında ağır darbe alan terör örgütü PKK’nın üst düzey yöneticileri çareyi yine İran’daki Şehidan Kampı’na kaçmakta buldu. Şehidan Kampı’nın İran topraklarında yer almasının teröristlere sağladığı avantaj; Türk Silahlı Kuvvetleri buraya müdahale edemiyor. Örgütün Kandil’de sekiz, Kuzey Irak’ta on sekiz, İran’da beş kampı bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Oraya kaçsınlar zaten, biz “kaçsınlar” dedik. Kaçsınlar yoksa hepsini doğrayacak IŞİD. Kaçsınlar ama orası da dursun. Türkiye onların oraya bir bekçi koysun. Mesela on bin askerlik, beş bin askerlik bir bekçi yapılanması. Oradan çıktıklarında, “Hop nereye gidiyorsun?” dersin, çıkamazlar. Bu kadar. Gitmiş olmaları iyi. Bir daha dönmelerine müsaade etmemek lazım.

ABD Başkanlık Temsilcisi Yardımcısı Brett McGurk; “PKK bir terör örgütü, PYD ise bizim hukukumuzda farklı bir statüye sahip.” Şimdi hukukuna beni dahil edersen olmaz. Senin hukukunla bizim ne alakamız var? Şimdi Amerika’da olsa PYD bunlar bunların peşinden gidecek mi? Yok. Hepsini tutuklarlar. Yapmasın bunu. Ayıp yapıyor.

Kalekolları geliştirmek. Ama ilimle, irfanla bak bombayla, tüfekle olmaz bu işler. Kanla olmaz. Olmaz oğlu olmaz. Yani yapılacak şey eğitim. Milli şuur dersi haftada iki gün. Milli şuurla ilgili kitap, Milli Eğitim Bakanlığı böyle kalınca bir kitap olması lazım. Darwinizm-materyalizmin geçersizliği, komünizm-faşizm nedir? Materyalizm nedir? Bunlar neden yanlıştır? Uzun uzun anlatacaksın. Bu HD TRT’nin bu konuya ayrılması lazım, o Kürtçe yayın yapan kanal da. Sabahtan akşama kadar bunu anlattın mı, Amerika’nın beli iki büklüm olur. İngiltere’nin de beli iki büklüm olur. Vurduğumuz darbe yüz bin atom bombası gücünde olur. Yani en büyük acıyı o zaman yaşarlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterecektim Adnan Bey, sevimli ufaklık var.

ADNAN OKTAR: Bir lokmada yutulur bu. Bak gayrete bak sen gayrete. Hakikaten şöyle bir lokmada yutulur bu. Ne kadar tatlı şey, maşaAllah.

Samimi söylüyorum Türk kültürünün üstüne yok. Yani eğer o ruhu dünya anlarsa, en mesut olacak felsefe, ruh, örf, gelenek bizde. Çünkü Avrupa’nın müzik anlayışını görüyoruz. Bir tekdüzelik ve tek bir ruh var. Ama Türkiye’de öyle değil. Müthiş bir zenginlik var. Ben böyle milliyetçi bir ruhla olayı değerlendiriyor değilim. Bir gerçek, teknik gerçek. Ama dünyanın bu kültürden haberi yok. Bu çok acı bir şey. O yüzden insanlar bunalımda. Bizim sevgi anlayışımız da güzel, dostluk, delikanlılık, kardeşlik anlayışımız, hepsi çok güzel. Ama PKK kahpe, bunu kazımak istiyor, alçak. Yani dini kaldıracak, sevgiyi kaldıracak, sadece kanı, şiddeti ve dehşeti ortaya koyuyor. Ama bu HDP falan onlar tabii mazlum insanlar birçoğu. Yani PKK’nın dehşetini hissetmiş, o korku içerisinde yaşayan, korkunun da terbiye ettiği insanlar. Selahattin falan adama çatıyorlar ama boş. Ne yapsın çocuk yani? PKK olmasa o bayağı güzel ahlaklı bir insan. Ama PKK’dan dolayı bölünmeye karşı tavır alamıyor. Nasıl söylesin? İki kelime ediyor. “Gel bakayım bize hesap ver” diyorlar adamlar. Polis de gereği gibi koruyor mu korumuyor mu onu da biliyorum. Geçenlerde bir münasebetsizlik olmuştu.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan belgesellere sürekli yenileri ekleniyor maşaAllah. Dört bölümlük Kuran Mucizeleri serisi belgesellerinizin ilki yarın, yani 16 Ağustos Pazar günü saat 20.00’da yayınlanacak inşaAllah

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. İlim irfan denizinde yüzüyoruz adeta. Deccalın en çekindiği şey ilimdir. Deccalın beline beline vuracaksın.

Evet, kısa bir ara verelim. Anlı şanlı devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Evet, programımız ısa videolarla devam ediyor.

VTR: Sayın Adnan Oktar’ın İlmi Çalışmaları Neticesinde Darwinistler Yenilgiyi Kabul Etti

BÜLENT SEZGİN: Programımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gelen bilgilere göre birçok eski Blackwater askeri YPG saflarında IŞİD’e karşı Suriye’de savaşıyor.

ADNAN OKTAR: Nerede it kopuk, katil, ahlaksız, pislik, kadın satıcısı, esrarkeş, haysiyetsiz adam varsa hepsi PKK saflarında. Maceraperest ne kadar it-kopuk azgın mafya üyesi varsa, adam öldürmekten zevk alan ne kadar sadist varsa orada onlar o sapıklarla, onlar o sapıklarla gece-gündüz beraberler kucak kucağa. Haysiyetsiz herifler. Bir de “biz anti-emperyalistiz” işte “Amerika’ya karşı halklardan yanayız.” falan diyorlardı. İnternetten YPG’liler yol gösteriyorlar. İşte “şu bölgede şurada insanlar var” diyorlar. Düğün yapanlar, namazdan çıkanlar kim varsa hepsine, Amerikan uçaklarına muhbirlik yapıp onları tek tek şehit ettiriyorlar. Böyle kahpe kalleş haysiyetsiz bir güruh bunlar YPG’liler. Ne kadar cibilliyetsiz varsa içlerinde. Amerika’nın ne kadar sapığı varsa da orada. Yani adam öldürmekten zevk alan ne kadar manyak varsa, burada Müslümanlar’ın çok dikkatli olması gerekiyor. Kapı açmamak lazım. İmkân vermemek lazım.

AYLİN KOCAMAN: Komünist Çin’den de gidenler olmuş.

ADNAN OKTAR: Çin’den? Nereye?

AYLİN KOCAMAN: YPG’ye katılmışlar.

ADNAN OKTAR: Çin kendi gönderiyordur. YPG’li bu alçak satılmışlar koordinat veriyorlar bilgisayarla, telefonla, bu Amerikalılar’ın Hellfire dedikleri cehennem ateşi füzeleri var. Amerika Birleşik Devletleri’nden atıyorlar füzeyi. On bir bin kilometre ötede Nevada’dan atıyorlar. Orada Müslümanlar’ın üstünde deneme yapıyorlar. Şimdi bunların silah stokları var. Silah tüccarları “silahlar yığılı” dediler. “Roketler, bombalar, füzeler. Biz bunları satamıyoruz. Fabrikayı kapatacağız” dediler. “Yok” dediler. “Siz çok rahat olun. Biz bunları harcarız. Rahat rahat hem de deneme de yaparsınız. Paranızı da alırsınız” dediler. Şimdi Müslümanlar’ın üstüne yağmur gibi yağdırıyorlar bu bombaları.

BÜLENT SEZGİN: Resimler de vardı.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Bahsetmiş olduğunuz Hellfire, cehennem ateşi füzesi, F16’ya yüklenmiş halde.

ADNAN OKTAR: Evet. Bu ahlaksızlığa hiç kimse aracı olmasın, vesile olmasın. Bu direkt cinayet.

Hadi bakalım devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Ray Odierno, Irak’ta Şiiler’le Sünniler arasında bir uzlaşıya varmanın çok zor olduğunu ve tek çözümün bölünme olabileceğini söyledi. Amerika’nın bu aşamada IŞİD’i yenmeye yoğunlaşması gerektiğini belirten Odierno, “önce IŞİD’i halletmemiz gerekiyor. Daha sonra ne olacağına karar verebiliriz” dedi. Amerika’nın gelecek aylar içinde bir ilerleme kaydetmediği takdirde karada Irak ordusunun yanında asker bulundurmayı düşünmesi gerektiğini savundu.

ADNAN OKTAR: Bak, hepsini koyun gibi boğazlarlar ben söyleyeyim. Iraklılar da öyle bir şeye girmez, ödleri kopar. Amerikan askeri de öyle bir kere o belanın tadına varırlarsa hiçbiri giremez. Belayı aramasınlar. Olay da çıkartmasınlar. Karadan hiçbir şey yapamazlar. Havadan çoluğu çocuğu öyle şehit ederler. O Irak halkı, Suriye halkı daha da kinleniyor daha da nefret ediyorlar. Daha da kitleler halinde Irak’ta da Suriye’de de IŞİD’e katılıyorlar. Yani kaş yapayım derken göz çıkarıyor bunlar söyleyeyim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, devamında şöyle söylüyor; “Amerikan askerlerimizin savaşacağını söylemiyorum. Onlar Irak ordusunu teşvik edecek. Onunla beraber hareket edecek.”

ADNAN OKTAR: Onlar davul çalacak, onlar zurna çalacak, onlar da oynatacaklar. Nerede görülmüş böyle bir şey, teşvik edecekleri? Tehdit edebilir. Ancak yani “gitmezsen vururum” der. “Gitmezseniz öldürürüm” der. Onlar da manyak oluyor çünkü derin devletin elemanları. Yani bir pisliktir gidiyor. Bak, sevgiyle, ilimle, akılla, ispat ederek bu meseleyi düzeltmek varken, yani Mehdiyet metoduyla düzeltmek varken deccal metoduyla düzeltmeye çalışıyorlar. Deccallik başlarına kabak gibi patlar. Başlarını çok büyük belanın içine sokarlar. Bak, Amerikan Müslümanları da ayaklanır. Baş edemezler. Zenciler de işin içine girer, Amerika’yı yerle bir ederler. Obama o kadar kendine güvenmesin, zannettiği gibi olmaz. Kan gövdeyi götürür. İlim, irfan, sevgi, merhamet, barış ruhu, bununla hallolur. Öbür türlü olmaz. Hepsinde yenildi kavgacılıkla. Vietnam da yenildi. Kamboçya’da, Laos’da, Kore’de. Her yerde yenildi. Nikaragua’da. Her yerde rezil rüsva oldu. Ve yazık oldu Amerikan askerilerine. Gencecik delikanlılara. Irak’ta da işte “Saddam’ı hiza edeceğim” derken bu sefer IŞİD ortaya çıktı. Onun bin misli. Yani Amerika için çok çok daha büyük bir bela oldu. Demek ki bu metotlar olmuyormuş. Artık anlaması lazım.

“Hocam, herkes sizin gibi dürüst ve korkmadan konuşsa keşke” Yani ben delikanlı âleminin bir ferdiyim. Ben korkmam. Dürüst tabii, dürüst olmak Allah’ın emri. Samimi, hak ne ise onu söyleyeceğiz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Genelkurmay Başkanlığı, Atatürk ve Laiklik başlıklı çizgi roman bastırdı. Çizgi romanda laikliğin dinsizlik anlamına gelmediği, İslam dininin de ilerici olduğu görüşlerine yer veriliyor.

ADNAN OKTAR: Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Kitapta Atatürk’ün “Türk milleti daha dindar olmalıdır. Bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat hakikate nasıl inanıyorsam öyle inanıyorum. Çünkü bizim dinimizde akla aykırı gelişmeye ve ilerlemeye engel hiçbir şey yoktur” gibi dindarlığa övgüde bulunan sözleri yer alıyor.

ADNAN OKTAR: Ordumuz bizim çakı gibi dindardır. Subaylarımız bilmiyorum görenler tanıyan oldu mu? Üst düzeyde özellikle subaylar da. Benim subaylarla bayağı bir işim oldu bir aralar. Çok çok efendiler. Yani bir tarikat terbiyesi gibidir. Ordudaki efendilik, terbiye ve saygı düzeni. Yani akıl almaz bir hürmet, nezaket, saygı, kibarlık üstüne kuruludur. Mesela orgeneralin yanına gelen korgeneral topuk selamına geçiyor. Hazır olda “Komutanım” diye. İnanılır gibi değil. Nefes dahi almıyor. “Derhal efendim. Nasıl emrederseniz efendim.” Bu şekilde acayip saygılı. “Otur” demeden hiçbir şekilde oturmaz. Yani böyle tam bir tarikat, tasavvuf adabı gibidir. Görülmemiş bir terbiye vardır orada da. Bayağı dürüsttürler askerlerimiz, delikanlıdırlar. Onlar da vaziyeti pek anlamadı. Sabırla bekliyorlar yani bu adamların kabadayılığını falan hayretle izliyorlar.

Türk milletinin sessizliğini PKK yanlış anlamasın. O olay zannettikleri gibi olmaz. Bir de Genelkurmay, solcuların bir kısmının alçakça ve ahlaksızca sözlerine hiç itibar etmesin. Onlar şeytanın avucuna düşmüş tipler. Onları kâle almasınlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Askerimizin Kuran okurken bir fotoğrafı vardı Adnan Bey, Mehmetçiğimizin.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Onlar aslan. Onlar cennet kuzusu onlar maşaAllah. Yalnız çocukları PKK alçaklarıyla direkt muhatap ediyorlar. Bu çocuklar Konya’dan, Tokat’tan, Turhal’dan gelmiş çocuklar. Üç-dört ay eğitim alıyorlar. PKK’nın karşısına bunları getirmenin âlemi var mı bu aslanları? El kadar çocuk. Yirmi yaşında çocuk, olmaz. Özel harekâtçılar yıllarca eğitim görüyorlar. Yani olayın bütün sırlarını öğreniyorlar. Özel harekâtçı ve bordo berelileri bu alçaklarla karşı karşıya getirmek lazım. Onların hakkını avucuna koyacak olanlar onlardır. Yani komando bile eh. Yeni eğitim almış komando olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Yine askerlerimizin toplu namaz kılarken fotoğrafı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Onlar can, onlar aslan, nur onlar nur. Canlarım benim, Allah ömürlerini uzun etsin. Yalnız koç benim yiğitlerimi bir daha sakın ola ki bu itlerle muhatap etmesinler. Yani şöyle olur; özel harekât ortalıktaki bu pislikleri temizler, ondan sonra asker oraya getirilir. Yani dört ay eğitim almış çocuğu bu çakallarla muhatap etmek olmaz. Özel harekât okullarının tamamını açsınlar. Ve yeni okullar açılsın. Özel harekât uzmanlarımız var iyi, bayağı yetişmiş. Amerika’da eğitim görmüş, çok kaliteli elemanlarımız var. Onlar arkadaşlarımızı güzelce eğitsinler birkaç yıl. Yani en az üç-dört yıl eğitim alması lazım. Ondan sonra bırakacaklar. Zaten özel harekâtçı gördü mü onların aklı başı gidiyor yani. Bir de korucudan çok korkar PKK’lılar. Bir tanesi yeter onlara. Acayip kabadayı onlar, delikanlıdırlar. Öbür türlü olmaz.

Muhsin Emre Demiröz, “Türkiye’nin” diyor “masumları dolaylı yollarla vurduğunu, ya da bunları aracılık ettiğini söylenmesi kime ne yarar sağlar? Özellikle devlete?” Biz devleti tamirle mükellefiz vatandaş olarak. Hükümeti de tamirle mükellefiz. Her şeyi biz kendi haline bırakamayız. Devlet insanlardan oluşuyor. Devlet cinayet işlemeye kalkarsa yani ilgili şahıs kimse, tabii ki yakasına yapışırız. Daha önce de devletin içinde birimler cinayet işlediler. Yüzlerce, binlerce cinayet işlendi derin devlet. Veyahut polis gidip adam vuruyor. Oturup bunu seyretmeyiz. Yani Müslüman’ın kanına, Müslüman’ın elini sürdürmek istiyorlar. Yani Müslüman’ın elini kanlı hale getirmek istiyorlar. Müslümanlar’ı cinayete alıştırmak istiyorlar. Buna müsaade etmeyiz. Çünkü Müslüman öldürmeye bir adam alıştı mı arkası gelir. Buradaki Müslümanlar’a da saldırır o zaman. Türkiye’deki Nakşibendîler’e de saldırır, Kadiriler’e saldırır. Onları da asar, keser, vurur. Cinayete alıştırmak istiyorlar insanlarımızı. Buna müsaade etmeyiz. Hükümet de müsaade etmez. Ben de müsaade etmem. Ben müsaade etmeyince hükümet de müsaade etmez. Hükümet müsaade etmeyince ben müsaade etmem. Bunlar karşılıklı etkileşim sistemleridir yani inşaAllah. Daha önce alışmış Amerika sessizliğe, kimse çıtını çıkartmıyor. Ciğerlerini sökerim, ciğerlerini, kanunla, hukukla nefes aldırmam. Kabadayılık, itlik istemiyoruz. Amerikan derin devletinin kabadayılığına, itliğine müsaade yok. Evet.

Mekkeli Müşrik, “Hocam, üç halife birbirini öldürürken, Cemel Savaşı’nda sahabeler birbirini keserken, derin Amerika mı vardı?” Tabii ki vardı. Derin devlet yine vardı. Tabii beş bin yıllık geçmişi vardır derin devletin. Daha da gerilerde Hazreti İbrahim (a.s) dönemine de dayanır derin devlet. Nuh (a.s) devrinde vardı derin devlet. Firavun sarayında bir yapılanmaydı derin devlet. Kendini gizleyen bir Müslüman geliyor. Mesela o derin devlet elemanıdır. Ama bazen de onlar eşya şeklini alır birdenbire. Birden bakarsın masa olmuş, birden bakarsın Firavun adamı görüntüsünden bir anda Müslüman görüntüsüne geçer. O sırları sen pek kaldıramazsın kaldırsan da aklını atarsın. Ben anlatmayayım sen dinleme, sen dinlesen bile anlama öyle diyelim, anlamayacağın gibi anlatacağım çünkü.

“Adnan Bey MaşaAllah kıyafetleriniz de ortamınız gibi çok güzel.” Furkan Arabacı fkn544.MaşaAllah.

Haybeci Değnek, “Peki ya din alimleri onlar ne olacak?” Din alimlerinde evet bozukluklar var, eksiklikler var ama Allah Mehdi (a.s)’ı yardıma getirdi. Bak gelmiş geçmiş en büyük müceddid hem Mehdi, hem mürşid, hem Kutb-u Azam olarak ve Hateme Veli olarak ve gelmiş geçmiş en büyük veli ve birçok peygamberden daha üstündür diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Mehdi (a.s) için.  Böyle bir insanı Allah yardıma getirmiş.

Canan Hanım, “Allah aşkıyla sevdiğim başımın tacı bir tanecik canım Hocam buradayım” diyor.

“Altmış koalisyon ülkesinin baş edemediği IŞİD’le PKK asla baş edemez. Derin Amerika bunu biliyor amaçları bölgede Komünist Kürdistan kurulması” sözüne karşılık Bora Bora Gozen, “ABD komünist devlet kurmak istiyor diye tahlil yapan biri ancak dinci olabilirdi. Buna inananların haline de şaşıyorum.” Sen kendine şaşacaksın, bu kadar açık gerçeği göremiyorsan ben senin haline şaşarım. Amerika cayır cayır diyor “Burada bir devlet kurulacak” diyor. Ve bunu ta yüz yıl evvel söylüyor “Orada bir Kürdistan kurulacak” diyor. Ama yeni derin Amerika yeni derin devlet Stalinist, komünist olduğunu bildiği halde orda komünist bir devlet kurulması için var gücüyle gayret ediyor. Gece gündüz demeç veriyor, açıklama yapıyor ve sen bunu duymuyorsun ve bilmiyorsun. Bu inanılır gibi değil.

Amerika’nın en büyük hatalarından birisi Laos’ta, Kamboçya’da, Vietnam’da her yerde komünist devlet kurdurdu. Kendi yanı başında da komünist devlet kurdurdu. Amerikan derin devletinin halt etmesidir bunlar. Yoksa en başta böyle bir şeye müsaade etmezler. Mesela Amerika’da komünist gelişme vardı, komünizm gelişiyordu derhal yok ettiler. Çünkü işlerine gelmez. Komünist parti bayağı güçlüydü Amerika’da, demek istediğinde yok ediyormuş. Mesela NATO istemediğinde hiçbir ülkede komünizmin gelişmesine müsaade etmedi, mesela Afganistan’da etmedi. Türkiye’de de mesela Gladio, Türkiye rahatça komünizmin kucağına düşebilecekti, müsaade etmediler. Yunanistan’a da müsaade etmediler, Fransa’da müsaade etmediler. Fransız derin devleti iki eli kanlıdır, rahatça komünistlerin elin geçerdi Fransa. İngiltere’de müsaade etmediler. Demek ki canı istediğinde olmuyormuş ama Kamboçya, Laos, Vietnam o ülkelere bunlar gıcık gözle baktıkları için komünistlerin pençesini bıraktılar. Kore’yi de ezdirdiler. Şimdi Türkiye’de de nefret ettikleri için Türkler’den bu alçakları başımıza bela etmek istiyorlar. Yoksa onların ahlaksız, alçak, haysiyetsiz olduğunu Amerika da biliyor ama onları Stalinist olarak bildikleri halde, terörist olduklarını bildikleri halde bütün güçleriyle silahlandırıp orada bir Stalinist devlet kurmak istiyorlar.

“Bunu yapan dinci” bir kere dincilik diye bir şey yoktur. Müslüman dindardır. Dinci, komünistçi, Stalinistçi olmaz bir kere burada çok bilgisiz olduğu belli oluyor bu arkadaşın. Dinci diye bir şey yoktur dindar vardır. Allah’a inanan insan dindardır. Bu tahlili yapan; dindar, akılı bir insan bu tahlili yapabilir.

“Alem delikanlı görsün” diyor. “Senin kadar aslan yürekli, delikanlı biri daha yok Hocam” diyor bir hanım kardeşimiz. “Halis delikanlısın canımın ta içisin” diyor, MaşaAllah, bir hanım kardeşimiz. “Zaten” diyor bir hanım kardeşimiz “Sen orada böyle müthiş heybetinle, müthiş caziben varken Allah’ın dilemesi dışında aksi mümkün değil” diyor bir hanım.

Başka bir hanım kardeşimiz Aslı Hanım yazmış “Hem de bu kadar baldan tatlı ötesi nasıl oluyorsunuz? MaşaAllah” diyor. MaşaAllah.

Evet Fikret Efendi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bitlis’in Mutki İlçesi Koyunlu Köyü’nde karakol komutanı ihbar üzerine kimlik kontrolü yapmak istedi. Eşkıyalıkla suçlanan komutan kontrol yapamadan gitti. Karakol komutanına bir kişinin tepki göstermesi üzerine komutan “Senin ne olduğunu biliyoruz, silah patlattın” dedi. Tepki gösteren kişi ise komutana “Hehe komutan yapıyorum yakala, sıkıysa yakala, her şeyi de yapıyorum yakala” diye yanıt verdi. Kavakbaşı Karakol Komutanı ve beraberindeki askerler ihbar üzerine köyde kimlik kontrolü yapmaya gitmişlerdi. Komutanın kimliğini görmek istediğini belirten vatandaşlar ise “Eşkıyalık yapıyorsunuz, önce siz kimliğinizi gösterin” dediler.

ADNAN OKTAR: Orada verilecek cevap belli, orada çekinilme politikası Türkiye genelinde gösterildiği için ürkek bir görüntü verildiği için ve onlara bu inandırıldığı için bu oluyor. Yani orada onları böyle alıp kontrol etse kimliklerini konu biterdi. Ama bu yayıldıkça arkası devam eder bunun, o ürkek yapıya inandırıldı. Eskiden böyle bir şey yoktu, korkar ürker diye inandırılmış oldu. “Aman aman” işte “kızmasınlar aman aman üzülmesinler” bu ne demek? Bu kadar şımartmanın bir alemi yok, başka detaylar da var şimdi onları anlatamam. Bayağı iyi bir karşılık verilebilirdi. Böyle terbiyesizlik, ahlaksızlık kimseye yaptırtmayız. Münasebetsizlik yaptırtmayız, genel olarak söylüyorum.

BÜLENT SEZGİN: Marketteki polislerde de aynı etki olmuştu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu nedir? Cumhuriyet tarihinde görmediğimiz olaylar. Ben çocukluğumda falan da görmedim. Hükümet buna nasıl müsaade ediyor? Amerika bir şey diyor “derhal” biri bir şey diyor “derhal.” Bu nedir bu, bu nasıl bir kafa? Amerika’yı, ufacık ülkeler bile tırsıttılar iki tokatta Amerika dizinin üstüne çöktü ama burada böyle bir ruh göremiyoruz. Bu çok tehlikeli bunun önü sonu gelmez. Buna bir çözüm bulunması lazım. Askerimizin onuruyla oynamaya kim hak buluyor kendinde? Bu, devlete meydan okumadır, devletin onuruna meydan okumadır. Olur mu böyle şey? Derhal gereği yapılsın. Bu terbiyesizler hepsi yakalansın kim yaptıysa, terbiyesizliği nerde yaptıysa derhal karşılığı verilsin. Sırf bu şahısları kastetmiyorum. Nerde terbiyesizlik yapılırsa geçmişe mahsuben karşılığı verilsin. En garibanları bile burada tutulup karga tulumba kelepçelenip götürülüyorlar. Gücü yetene mi bu, nasıl oluyor böyle bir şey? Adam kabadayılık yapıyor geri dönülüyor. Burada vatandaş mesela çok alelade bir şey yapsa polis gelip alıp götürüyor öyle bir konu olmuyor, bu olmaz. Öyle bir cevap vereceksin ki adam yaptığına yapacağına pişman olacak. Onu silsileler boyunca anlatması lazım adamın. Öyle bir karşılık vereceksin. Kuşaklar boyunca anlatacak. Böyle bir ürkeklik böyle bir çekingenlik bizim tarihimizde yok. Bu nedir böyle? Çözüm süreci çözüm süreci diyerek polisin elini bağladılar, askerin elini bağladılar. Askeri kışlaya, polisi karakola adeta hapsettiler ve adamlar her türlü itliği yapıyorlar. Böyle çözüm süreci mi olur? Her gün asker vuruyor “çözüm süreci elleme” diyorlar. Orda devlet kurmuş adam “çözüm süreci eleme.” Her yerde özerklik ilan ediyorlar “çözüm süreci devam ediyor elleme.” Neyi kast ediyorsunuz, ne istiyorsunuz bu milletten? Bu nasıl çözüm süreci böyle, olur mu böyle şey?

Fikret Bey dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün Erzurum’da karakola saldırı olmuştu. Saldırıyı duyan vatandaşlar ellerinde balta ve küreklerle güvenlik güçlerine destek vermek üzere emniyet müdürlüğü binası önünde toplandı.

ADNAN OKTAR: Bu kadar. Bizim milletimiz böyledir. Bu ürkekliği Allah rızası için kaldırsınlar bu çok çirkin oluyor ve çok ayıp oluyor. Adam subaya posta koyuyor yani ben orda ne yapılacağını tarif ederim de burası uygun değil yani beş dakikalık işi var. Ve her yere de yayılır onun ünü, herkes duyar ve hepsi hiza olur. Böyle çözüm süreci olmaz.

Şerif Balkan, “Sizce ağır suçlar için idam cezası gelmeli mi?” Yok idam cezası olmaz. Çünkü bazen adamın suçsuz olduğu anlaşılıyor oradan bir var, bir de adam yaşasın da nadim olsun kendini düzeltsin, terbiye olsun. Değil mi? Kuran okusun, tövbe etsin. Tövbe etmesi için imkan vermiş oluyorsun öbür türlü riskli inşaAllah.

Kuzey Iraklı gazetecilerle bir araya gelen Davutoğlu ““Öcalan’ı serbest bıraksak da PKK onu dinleyecek mi?” dedi’’ diyor. Tabii ki bir sandalcı kavgası var Öcalan’ı bıraksalar güle oynaya çıkar, Diyarbakır’a gider “hadi silahları bırakın” dese “Olur mu ağabey öyle şey?” diyeceklerdir. “Bak söyledim bırakmıyorlar” diyecek ama zaten bu anlaşmalı olur. Öcalan eğer bırakılıyorsa zaten silah onu bıraktırıyor demektir. Silah korkusundan bırakılmış demektir. Adam niye silahı kaldırttırsın? Öcalan’a bu kadar saygı duyuyorsa birçok insan silah nedeniyle, adı bu kadar çok geçiyorsa birçok siyasi de övüyorsa Öcalan’ı, silahından dolayı, çetesinden dolayıdır. Onun mafyası olmasa böyle bir şey diyemezsin sen.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Leyla Zana “tüm kazanımlarımızı silahla elde ettik” demişti siz söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii ki. Siyasiler ne kadar saygılı konuşuyorlar. Silah olmasa hiçbir şekilde adam yerine koymazlardı. Halbuki silahtan korkmasalar Allah’tan korksalar çoktan netice almıştı bazı siyasiler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Güvenlik birimleri son iki yılda PKK saflarında Suriye ve Irak’ta yaşanan çatışmalarda ölenlerin çoğunun çocuk denilecek 15-18 yaş aralığında olmasına dikkat çekmiş ve bu çocukların en ön saflarda çatıştığını belirtmişti. PKK’nın çatışmalarda kaybettiği militan kaybını Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayan çocukları kaçırarak kapatmaya çalıştığı belirlendi. Kaçırılan çocukların sayısının son yedi ayda beş bine ulaştığı belirtiliyor. Örgütün çocuklara üç haftalık hızlandırılmış çatışma eğitimi verip ateşin ortasına attığı öğrenildi. Çocukların Suriye’deki Rojava ve Kuzey Irak’taki Şengay bölgelerine gönderildiği ve ön saflarda savaştırıldıkları belirlendi.

ADNAN OKTAR: İşte tam deccal, tam deccal hareketi PKK. Pislik, kahpe ve kalleş. Bak isimlerini de tam koymuşlar pislik, kahpe, kalleş. Beş bin çocuğumuz kaçırılıyor. Hoca diyor ki, ezan okunan camide “kuş sesleri geliyordu bana” diyor. Beş bin çocuk kaçırılmış. Amerika uyuyor. Diyor ki, YPG bir tehdit değil.” YPG zaten Güneydoğu’dan kaçırılan çocuklar. Amerika olsa atom bombası kullanırdı orada. Yeri göğü birbirine katardı. Ama Türkiye’ye bir kin var Amerikan derin devletinde. Ta zamanında akıllarına koymuşlar. Çünkü normal bir devlet olarak da düşünmüyor. Bak Stalinist olmasını istiyor. Stalinist olacak ki, Türk İslam Birliği engellensin, İttihad-ı İslam engellensin. Bak İslam’a dayalı bir Kürt devleti de istemiyor. Çünkü İttihad-ı İslam olur diye korkuyor. İslam’a dayalı bir Kürt devleti istemiyor. Stalinist, komünist, Allahsız, Kitapsız bir rejim istiyor. Kendi de güya resmi felsefesinde komünizme karşı. Ama bak canı istediğinde komünizmi yok ediyor. Kendi ülkesinde biliyorsunuz bir ara bir komünist avına çıktılar, bir kişi bırakmadılar.

Eylül Buse; “MaşaAllah, hayatımda gördüğüm en delikanlı, samimi, bu kadar sevgi dolu,  Allah aşkıyla mücadele eden bir delikanlı görmedim” diyor “bir tanesiniz” diyor maşaAllah.

Bazen garip doğumlar oluyor. Mesela vücudu birbirine yapışık, kafadan yapışık. Mesela kedilerde falan da oluyor insanlarda da oluyor. Bu varlıklar insanların bildiği gibi değildir. Bunların ruhu olmaz, canlıdır ama ruhu olmaz. Allah ibret olarak yaratır. Ama bu Allah’ın gizli bir sanatıdır ve gizli bir sırdır bu. Mesela cehennem ehlinin bizim anladığımız anlamda bir ruhu yoktur. Bizim bildiğimiz gibi açık bir şuur. Çünkü açık şuurda mutlaka Allah’a inanılır. Açık şuurda Allah’a inanmama gücü insana verilmemiştir, takati yetmez. Öyle bir çirkin cesarete gücü yetmez şuuru açık bir insanın. Kapalı bir şuurla yaratılıyor ondan sonra işte Allah’a söz söylüyor, peygambere laf söylüyor ama şuuru kapalı olmuş oluyor. Bizim bildiğimiz bir şuur şeklinde değildir. Onlar da öyle melek gibi yaratılmış varlıklardır. Hareket eder, konuşur ama bizim bildiğimiz tarzda bir şuuru yoktur.

Bak güzel olmuş. “Güzeller güzeli Adnan Hocam” diyor “büyük üstat” diyor bu olmuş. Hocayı çıkart, üstat değil Üstad-I Azam. “Yıllardan beri sizi seyrediyoruz muazzam kişiliğiniz, yeni yorumlarınız, politik görüşleriniz biz Kuzey Irak Türkmenleri’ni büyülemektedir. Mutlaka ziyaretinize gelmek isteriz. Bize adresinizi veya bizi size götürebilecek birisi en azından telefon numarası elimizde olursa mutlaka ziyaretinize gelmek istiyoruz. Saygılarımız, sonsuz başarılar. Güç kuvvet milletin kurtuluşu için hep sizin olsun.” İskender Gökbörü Erbil Kuzey Irak. Buyursun kardeşlerimiz. Adres yok mu bizim internette? Var. Telefon etsinler yahut internetten yazsınlar. İnternette bağlantı adresi var. A9 dedi mi zaten levhası da yazıyor koskoca cadde üstünde görülüyor. Yahut telefon bıraksınlar o adrese. Biz de oradan hemen ararız alır getiririz neredeyse. Ama “Bizi Keklik Bulvarı’ndan alın” bilmem ne diyorlar. İki yüz kilometre falan biz nasıl gidelim oraya? Git git bitmiyor. “Kuşbaşı Mahallesi” falan güzel de yani en az bir buçuk saat sürüyor insaf etsinler. Yakın bir yere gelirseler oradan almak daha kolay. Mesela geçenlerde bir kardeşimiz “bizi Sultanbeyli’den alabilir misiniz bir zahmet” diyor? Kardeşim Sultanbeyli çok uzak değil mi? Yirmi Beş Evler mi böyle semtler var, çok uzak bir yerlerde, olmaz. Gidecek kardeşimize eziyet olur.

Dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Bingöl’ün Karlıova ilçesinde PKK’lılar yola önceden düzenledikleri bombayı bugün öğle vakitlerinde askeri zırhlı aracın geçişi sırasında uzaktan kumandayla patlattı. Patlamada araçta bulunan askerlerden yaralanalar olduğu bildirildi. Fakat şu an yaralı sayısı tam bilinmiyor. Bu arada bölgede bombalı saldırı ardından askerlerle PKK’lılar arasında çatışma çıktı.

ADNAN OKTAR: Ben anlamıyorum. Helikopter var, uçak var, rantalar var, uzun menzilli obüsler var, makinalı tüfekler var yani var oğlu var. Caydıracak her türlü silah var üç kişi- beş kişi geliyor kepazelik çıkarıyor adamlar pır. Bir de diyorlar ki, “Altı saat çatışma oldu” diyor. Yani teknik olarak bu imkansız. Ben mi anlayamıyorum, ortada bir acayiplik mi var? Nedir bu böyle, bu nasıl oluyor? Bir de yola döşenen patlayıcı nasıl bilinmez? Asfalt yol değil mi? Nasıl bilinmiyor yani? Yol kontrolü yapılması lazım onunla ilgili alet edevatlar Avrupa’da var, dünyanın her tarafında var. Yol boyunca araçla tarar mayın tarayıcılar. Elinde sallaya sallaya geziyor. Elinde olur mu? Onun bir alete konması lazım. Mayından etkilenmeyen bir cihaz, mayından etkilenmeyen birçok vasıta var. Onlarla çift koldan kontrol ederek ilerleyecek o araç. İnsanla olur mu? Böyle bir patlama olduğunda belli ki çok fazla şehit olur. “Yaralı olur” diyor. Nerenin yaralısı? Ben haber aldım demin haber aldım üç şehit var. Yolu önce kapıyor bu ahlaksızlar. Telefon ediyorlar diyor ki, “yolu kapamış PKK’lılar.” Asker de oraya “tamam geliyoruz” diyorlar. Mayını döşüyor adamlar patlatıyor. Yol araması yapılmıyor. Halbuki önden bir araç çift taraflı mayın taraması yaparak geçmesi lazım. Sen eline alıyorsun mayın tarayıcıyı. Bunu bir araca taksana mübarek. Bu kadar mı zor? Makine Kimya’da yaparsın. Avrupa’da, dünyada her türlü alet edevat var, bu tip her türlü cihaz da var. Hadi satmadıklarını düşünelim, alamadıklarını düşünelim. Sen kendin arabaya monte edersin bizim mühendislerimiz var. Her türlü elemanımız var. Mayından etkilenmeyen araçlar var. Hiçbir şekilde etkilenmiyor mayın patladığında araba yoluna devam ediyor. Ona yükle, çift taraflı yolu hem ortadan tarasın, hem de iki yandan tarasın. Tarayarak ilerle ondan sonra asker gelsin.

“Adnan Hoca’ya milletçe katılıyoruz” diyor GRSYYCDG; “Fakat bu topraklarda ve sınırlarımızdaki oyunların kurucusu İsrail olduğunu bilip, İsrail ve İsrailoğulları’yla ilişkilerimizi bitirmenin de bu topraklara ve Mehmetçiğimize en büyük destek olacağını belirtmek isterim.” Kardeşim bak şimdi şöyle söyleyeyim. Allah muhafaza İsrail yeryüzünden tamamen yok olsa ve tek bir tane İsrailli kalmasa bu olaylar aynısıyla olur. Sen de biliyorsun. İsrail’le bu işin uzaktan yakından alakası yok. İsrail’in nesine lazım? Burnunun dibinde komünist bir devleti niye istesin adamlar? Ne yapsın bu ahlaksız, dinsiz adamı? Baş belası onlar için, her yer bela dolu zaten onlar için al yeni bir bela da bunlar. Böyle bir şey yok, yanlış teşhis ediyorsunuz. Burada Allah esirgesin şöyle sinsi bir amaç olabilir: “Bak asker baş edemiyor,  polis baş edemiyor. Özerkliği ilan edelim, federasyonu da ilan edelim, başkanlık sistemini de kabul edelim, Öcalan’ı da bırakalım yoksa bu askerler böyle şehit olmaya devam edecek, ekonomi de allak bullak olur bitirelim böyle” dedirtmek için bunu yapıyor da olabilir bazı akılsız ahmaklar. Kahraman askerimizi, kahraman polisimizi kilitleyerek zora sokanlar oluyor olabilir. Tayyip Hocam bu olaya bir el koysun, Başbakan bu olaya bir el koysun. Bu derinden, bu ahlaksızlığı kimler organize ediyorsa bu pislikleri bulup çıkartsınlar. Tayyip Hoca diyor ki, “Engelliyorlar bizi” diyor. Kimse söyle tepelerine binelim bunların kanunla hukukla. Asker direkt gönderilir mi? PKK fink atıyor oralarda, onlar hiç mayına basmıyor. Türkiye istese her yeri mayınlar. Ve nereye bassalar havaya uçarlar. Ama bunlar Türkiye’ye bunu yapıyor. PKK’nın it sürüsü gibi kaynadığı yerler var YPG’nin, PKK’nın. İstese devlet oraları her yeri mayınlar ve her basan da havaya uçar haberleri bile olmaz. Ama bunları bizim askerimize layık görüyor bunlar. Ama oraya da direkt asker gönderilmez. Alete edevata ağırlık vereceksin. Yol kontrolü yapan cihazları arabaya yüklersin. Bir antitank bir vasıtaya yüklersin. Hatta bol miktarda mesela dört tane bir tarafa, dört tane bir tarafa, dört tane de ortaya yüklersin. Hiç kaçarı kurtarırı kalmaz. Yolu tarayarak ilerler. Bulduğunda da isterse patlasın zaten hiçbir şey olmaz. Bu şekilde olmaz. Bunları ben mi öğreteceğim, ben mi anlatacağım bunları? Bunlar bilinir. Birileriyle gidip bir konuşsak mı? Bilmiyorum ki nasıl yapsak? Çok kolay bunlar, bu kadar uzatacak bir şey yok. Beş bin kişilik, on bin kişilik PKK topluluğuna biz altı yüz bin kişiyle baş edemeyeceğiz öyle mi? Üç yüz bin de polis var, yani bir milyon. Onlar bir dille anlatıyorsa sen onlara onların anlayacağı dilde anlatırsın. O kadar nezaketli olmaya gerek yok ki, bu kadar nezaket göstermeye de gerek yok. Adam sana nasıl yaklaşıyorsa sen de ona anlayacağı dilde yaklaşırsın. Tabii hukuk kanun çerçevesi içerisinde. Yani her kanunun da aleni olması gerekmez. Mesela MİT’in bazı uygulamaları oluyor kanun çerçevesinde kanunun içerisine alınmış uygulanıyor. Yahut mesela özel harekat kanun çerçevesi içinde onlara yetki verilmiş. Yetkiyi daha da genişlet, elleri kolları rahat olsun konuyu bitirsinler. Eğer bir çaresizlik mantığını bize dayatmaya kalkarlarsa bunu almayız. Çaresizlik mantığını dayatmak için yapılması da zaten çok büyük bir suç olur, hainlik olur ve büyük bir hainlik olur ve reddedilmez bir hainlik olur. Sakın böyle bir ahlaksızlığın içine hiç kimse girmeye kalkmasın. Kolunu, bacağını kanunla hukukla kırarız.

Olmuş “Üstad-ı Azam” diyor “Bir tanemiz, en değerlim, en güzelim seni çok seviyorum, çok özlüyorum inanılmaz çok. Rabbim’in en güzel nimetlerindensiniz” diyor. Azerbaycan’dan yazmış Medine, soyadlarını vermiyorum hanım kardeşlerimizin.

Aykan Türkoğlu Kaan; “Allah razı olsun senden cesur adam. Cesur olmak meziyet ister” diyor maşaAllah. İman, iman ister.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK yöneticilerinden Bese Hozat Türk hava saldırıları için, “Gerilla güçlerimiz devletin saldıracağını önceden bildiği için tedbirlerini almıştı” demiş.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, milleti yanlış bilgilendirmenin bir alemi yok. Adam mağaranın içinde sen istediğin kadar bomba at. Orada hakikaten binlerce mağara var. Binlerce mağara varsa devletin de yüzbinlerce ton TNT’si var, yüz binlerce ton C4’ü var. Her mağaraya beş yüz kilo-bir ton TNT ayırmak müsriflik olmaz. Her mağaraya koyarsın. Üşenecek bir şey yok. Tek bir kerede düğmeye basarsın hiçbir mağara kalmaz. İki bin mağara varsa iki saniyede tamamı yok olur. Ve böylece de konu kökünden hallolmuş olur. Onu videoya da alırsın çoluk çocuğa da seyrettirirsin. Bir ay önceden söylemek lazım “burayı boşaltın arkadaş, iyi şeyler olmayacak” dersin ve milyonlarca ton kaya ne güzel, baraj yap, ev yap her şey de kullan. Yol yapımında falan her yerde kullanırsın. Sanayiye büyük katkı. Tamam orada belki dinamite para harcayacağız ama kazancı çok büyük olacak. Hangi müteahhide söylesen kabul eder bunu. “Bu kadar ton kaya alacaksın” desen adam “ağabeyim ne istiyorsan yapayım” der yani bir taşla çift kuş inşaAllah.

Esra Toprak “Hocam zeka geriliğiyle doğanlar ruh sahibi oluyor mu, onlar cennetlik mi inşaAllah? Ellerinizden öperim.” Bazı çocuklar var televizyonda falan da gösteriyor, belli ki Allah tarafından ruhu alınmış yani ahirete intikal etmişler. Cenab-ı Allah onları melek gibi yaratıyor. Bizim anladığımız anlamda bir bilinçleri yoktur yani açık bilinç olmaz, hiçbir şekilde açık bilinç olmaz.

AYLİN ATMACA: Cennete mi oluyorlar Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet cennette vildan olarak yaratılıyorlar. Orada koşuşturuyorlar falan o tarz bir şuuru oluyor onların da. Mesela canlarım benim aileler çok çırpınıyor. Ruhu alınmış yani o istediği kadar şey yapsın olmaz. Agonide de ruh alınıyor hastalar mesela bir trafik kazası falan oluyor agoniye giriyor burnu çöker kenarlardan, gözünden yaş gelir göz küçülür geriye doğru gider, göz bebekleri falan küçülür çukurda olur yani bakış anlamsızlaşır. Allah’ın izniyle ruhunu teslim etmiş oluyor, zaten aileler falan diyorlar “nuru gitmiş tamam” diyorlar. Zaten geri dönüşü olmayan bir şeydir agoni. Komada geri dönüş vardır fakat agonide geri dönüş olmaz yani mutlaka ölümle neticelenir. Ruh çünkü “beden ölümü anlamıştır” diyor bütün hücreler ölüm haberini birbirine yayıyor yani ayak parmaklarından tut beyine kadar bütün vücutta esir maddesi haberi yayıyor Allah’ın dilemesiyle. Artık gidecek yani ama son bir kere kendini toplaması, işte tövbe etmesi için Allah ‘a sevgisini sunması için son bir canlılık verilir kısa agonide adam birden canlanır. Tanıdıkları da çok sevinirler “kurtuluyor herhalde” diye hakikaten bir düzelme hareketleri yapar. Halbuki o son ölüm alametidir orada tövbe ediyor yahut nasıl değerlendirirse o anı ondan sonra ruhu alınır. Resulullah (s.a.v.) benim canım dedem mesela öleceğini biliyordu vefat edeceğini şehit olacağını elini yukarı kaldırdı “Refiki Ala” dedi. Yani mükemmel mükemmel mükemmel ölüm anı mutlaka bilinir. Mesela Resulullah (s.a.v.) biliyordu. “Refiki Ala” dedi eli kolu düştü sonra. “Hz. Ömer (r.a) deliye döndü” diyor rivayette “kim öldü derse öldürürüm” diyor.

Bu mağaraların önce bir tahliye edilmesi lazım tabii, sivillerin hepsi çıkarılacak. PKK’lı da olsa çıkarılması lazım yani hepsi çıkarılacak söylersin yani herhalde çıkar artık deli olması lazım. Mikrofonla hoparlörle duyurursun “dikkat dikkat böyle bir şey var” diye “çıkın” dersiniz. Bir dakikanın içerisinde ova olur sabah kalktığında insanlar “Burası böyle değildi, burası dağlık bir alandı. Burası neresi?” diye soracak. Kuran’da buna işaret vardır. “Sabaha yakın o çığlık onları yakaladı” diyor büyük bir gürültüyle bak “kulakları patlatırcasına gürültüyle” diyor,  “kulakları patlatırcasına gürültüyle sabah vaktinde bir çığlık onları yakaladı” diyor olay bu kadardır. Yani bu askerlerimizi koruyamazlarsa biz devreye gireriz kanunla hukukla yani millet devreye girer. Meseleyi halletsinler. Biz bunu istemiyoruz. Yani hani “biz PKK’ya gücümüz yetmiyor” hesabı falan öyle bir oyun bazılarından gelirse bana ağızlarını kulaklarına kadar yırtarız kanunla hukukla akıllarını başlarına alsınlar. Onlar kiminle ne yaptıklarının farkında değiller. Densizlik istemiyoruz. Biz bir avuç çapulcuya askerimizi şehit ettirmeyiz Güneydoğu’yu da teslim etmeyiz. Annelerimizi, bacılarımızı da komünistlerin eline bırakmayız Güneydoğu’da, bunu unutacaklar.

“Devletimiz neden PKK’ya bir çözüm bulamıyor Hocam?” Ne bileyim? Belki sahibini bekliyordur, belli olmaz her şeyin bir görevlisi oluyor inşaAllah.

Ezan duyuyor musunuz?

BÜLENT SEZGİN: Şu an evet.

ADNAN OKTAR: Okunuyor o zaman bekleyelim yani ara vererek bekleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: PKK Ateist ve Komünist Bir Örgütlenmedir

BÜLENT SEZGİN:  Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Haydi bakalım başlayalım.

KARTAL GÖKTAN: PKK’nın Hakkari Yüksekova’da sözde özerkliğin altyapısını oluşturmak maksadıyla bir dizi yasadışı hazırlık ve faaliyet yürüttüğüne dair bilgiler var.

ADNAN OKTAR: İşte özerklik kendi kafasında geçirebilir. Ama fiil olarak bir densizlik yaparsa tepelerine kanunla hukukla bineriz. Dangalaklık yok. Geçenlerde yine öyle bir bağımsızlık ilan etmişlerdi. Beyninde yapabilir ama fiiliyatta devlete zarar vermeye kalkarsa karşılığını alır.

“Sayın Adnan Bey kahraman askerlerimiz durmadan şehit oluyor ama hükümet PKK’ya hiçbir operasyon yapmıyor” yani elle tutulur operasyon yapmıyor diyor Gökhan Taşcan. Operasyon yapıyorlar da fakat beceriksizce biraz. Mesela adam yol kesiyor belli ki bir ahlaksızlık yapacak. O yolda mayın yok mu var mı taranması yapılmaz mı? Elle tarama mı yapılır? En kaba metot. Ne zorun? Dar bir alan olur çok dar bir geçit mesela mağara içidir, oraya araç giremeyeceği için elle yaparsın. Bunun dışında askere fiilen mayın taraması yaptırtmanın bir alemi var mı? Getir koskoca aleti boydan boya tarayıcıları diz boydan boya, tarayarak geçsin. Mayın patladığında zaten o alet muhatap dahi olmuyor, o araç. Gayet düzgün çekip gidiyor yine. Olay budur. Mesela adam kabadayılık yapıyor “gel lan buraya” dersin “it herif” dersin yahut “beyefendi” dersin neyse artık, benim üslubum böyle ama orada polis daha nezaketli de konuşabilir. Kulağından tutar kelepçeyi takarsın. Adam çakallık yapamaz polise, kabadayılık yapamaz.

Mesela bir askerimize zarar verdiklerinde en az elli kişinin tutuklanması gerekiyor, en az elli kişi. Derin devlet Kürt kardeşlerimizi çok bunalttı, çok sıktı, çok aşağıladı ve kabadayılık yaptılar, ahlaksızlık yaptılar. Onlar da onurlu insanlar, bunaldılar bu sefer de dediler ki “bize hiç olmazsa özerklik verin de bu adamlar yakamızdan düşsün. Federasyon olsun veyahut bağımsız olalım kurtulalım bu adamlardan” dediler. Pislik derin devlet. Akıl almaz ahlaksızlıklar yapıyordu, kabadayı, bilmiş, üst perdeden bakıyor, it yani klasik it. Esrar, uyuşturucu her türlü ahlaksızlık var bunlarda. Ama bu adamlar gitti, bitti. Artık rahatsınız. Ne gerek? Komünistlerin, Stalinistler’in ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Onlar derin devletten daha beter başınıza bela. Onlar; Stalinist, azgın, cinayet işleyen katil bir devlet kurmak istiyorlar yani komünist proletarya diktatörlüğü. Seni oraya dikenli tellerle ve mayınlarla hapsedecek. Mardin’den, Siirt’ten dışarı çıkamayacaksın. Ve seni savaş alanlarına sürecek. Altmış yaşına kadar adamı askere alır onlar.  Silahlandırılacak ve dehşet saçacaksın etrafa, istesen de istemesen de. Buna gerek var mı? Otobüse biniyorsun İzmir’e gidiyorsun, canın istiyor İstanbul’a geliyorsun. İstiyorsan Samsun’a gidiyorsun. Güzel huzur içinde yaşa. Bütün vatan sana ait olacakken, sert coğrafyası olan, sert jeolojik yapısı olan bir ortamda, komünist devlette esir olacaksın. Yazık günah değil mi sana? Bunun neyini istiyorsun? Derin devlet gitti böyle bir ahlaksızlık yapan yok, varsa söyleyin tepelerine binelim. Ağızlarını yırtarız, ta enselerine kadar yırtarız kanunla hukukla. Ama buna ne gerek?

“Sarı ceket çok yakışmış yakışıklı Adnan Bey” diyor “çok tatlı olmuşsun” diyor bir hanım kardeşimiz.

 Mesela ben diyorum ki “Barzani devlet kursun,” iftihar ederim acayip hoşuma gider. Çok büyük devlet kursun. Suriye’de bir kolu olsun, Irak’ta bir kolu olsun. Çadır kursun, gidelim Barzani’ye sarılalım, beraber halay çekelim, oğlak keselim, kuzu keselim yiyelim. Beraber namaz kılalım. Risale-i Nur’dan cevşen okuyalım, Risale-i Nur okuyalım. Nakşibendi zikri yapıyorlarsa iftiharla katılırız, o zikirlerini seyrederiz. Allah Allah diyorlar, ne güzel. Benim öyle bir zorum yok ama Stalinist devlet kurdurtmam. Ben annelerimin, bacılarımın ırzına geçirtmem, ahlaksızlık yaptırtmam. Dinsiz bir devlet kurdurmam orada. Bunu unutacaksınız. “Biz yaparız” diyor. Yaparsan karşılığını da alırsın. Aklın yetiyorsa, cesaretin yetiyorsa yap da bir göreyim bakayım. Müsaade etmeyiz.

AYLİN KOCAMAN: Siz hatta Adnan Bey Kerkük’te Türkmenler’in bulunduğu bölgenin bile Barzani’ye yani  Irak Kürt bölgesine katılmasını daha önce söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Olsun kardeşim nur gibi insanlar, nur gibi çok efendi insanlar. Barzani hep çile çekmiş Müslüman. Benim öyle bir konuda zorum da yok. Kürtçe konuşsunlar iftihar ederim. Benim arkadaşlarımın büyük bölümü Kürtçe öğrendiler, ana dili gibi Kürtçe şu an. En az elli arkadaşım su gibi Kürtçe biliyor şu an, ana dili gibi kendi aralarında da Kürtçe konuşuyorlar. Öyle bir derdimiz yok.

Kadın güzelliktir, çok hakikaten heykel gibi çok hoş bir varlık. Sen bunu çuvala koyup saklayacağına, bu güzellik görünsün, bir sanat eseri bu, bir güzellik. Kimse de hiçbir şey yapamaz, kılına da dokunamazlar. Nedir o zaman, sorun nedir?

Bülent sende mayın tarama aracıyla ilgili bilgi var mı?

BÜLENT SEZGİN: Vardı. Bahsetmiş olduğunuz sistem toprağın 1.8 metre altına döşenen mayın, TNT benzeri tüm patlayıcıları anında saptama özelliğine sahip. GPR sistemli mayın tespit sistemi toprak altı ve çevresine tuzaklanan mayın ve her türlü patlayıcı maddeyi uydudan üç boyutlu görüntüleyerek imha edebiliyor. Araca istenirse saniyede yetmiş iki mermi atabilen M-134 makineli tüfek monte edilebiliyor. Zırhlı aracın önünde her biri seksen santim genişliğinde dört adet toprak altı görüntüleme radarı, altında ise 3.2 metre genişliğinde metal detektör yer alıyor. Araç antitank mayına bassa bile hasar görünmüyor.

ADNAN OKTAR: Tamam işte bu aletleri kullansınlar. Varmış demek ki. Neyi bekliyorsunuz o zaman, Mehmetçiği, çocuğu oraya gönderiyorsun? “Hadi oğlum git.” Olur mu öyle şey? Kendi oğlun olsa gönderir misin? Önce bir kontrol ettir. Ama burada amaç “Biz bak başaramıyoruz, gücümüz yetmiyor, artık PKK’ya saygı duyup diz çökmemiz gerekiyor” derse, millet bu tipleri kendi önünde diz çöktürür ben söyleyeyim kanunla hukukla. Kaçacak delik ararlar. Yaptıkları çok büyük bir suç olur. Böyle bir ahlaksızlık nesiller boyu anlatılır. Kanunla-hukukla yakasına yapışırız. Bizim gözümüzden kıl kaçmaz dikkatlice izliyoruz. Sakın bize oyun oynamaya kimse kalkmasın. Tayyip Hocam yamandır gereğini yapsın, Başbakan yamandır gereğini yapsın. Böyle oyun oynamaya kalkanlar varsa kolunu bacağını kırsınlar kanunla-hukukla.

Nevzat kardeş şöyle diyor; “Derin devlet devletin kendisiydi.” Yok canım olur mu? Polis bayağı çekinir öyle şeyden. Derin devlet; mesela polis vardı, katil polisler vatandaşı alıyor götürüyor, pis kirli bir Renault, zaten yarı kan bulaşığı arkasında kazma kürek var, “in lan aşağıya” diyor, iniyor “ne istiyorsun ağabey?” diyor, “kaz şimdi burayı” diyor, bayağı iki metre derinliğinde hendek kazıyor, “gir lan içine” diyor, giriyor “suratını bana dön” diyor, dönüyor, suratına kurşunu sıkıyor üstünü kapatıyorlardı. Bunu hangi polis yapar? Kabus görür, delirir polis bunu yapsa. Bunlar alçak, ahlaksız, haysiyetsiz herifler. Bunlar insan değil, bunlar iblis. O yüzden böyle bir iddia olamaz. “Bugün de gençlerimiz ölüyor.” En istemediğimiz şey. “Ağrı’da 15-16 yaşında iki kişi vuruldu dün, muhtemelen YDGH’li idi bunlar ama yaşları küçük olduğu için çok konuşuldu.” Tabii o çocukları da kandırıyorlar it-kopuk takımı kendi aralarına alıyorlar, o çatışmanın içine de sokuyorlar itiyorlar öne, ellerine de silah veriyorlar. “Polise de sıkın silah” diyorlar, polise de silah sıkıyor. Polis de can havliyle her yere kurşun sıktığı için kurşun rast geliyor, en azından sekerek gelir. Ama bu derin devlet işi değil bu. Şu anda da asker, polis kendini koruyor. Korurken de dikkatli oldukları için hep kendileri şehit oluyor. Hiç PKK’lı vurulmuyor dikkat ederseniz, hep asker vuruluyor. Çünkü asker “aman dikkatli olayım, aman öldürmeyeyim, aman ayağına ateş edeyim, işte belinden aşağısına ateş edeyim,” buna dikkat ettiği için o da tutturamıyor tabii çok nişancı olmak lazım. Karşı taraf otomatik silahla tarıyor, sürekli bizim askerimiz, polisimiz şehit oluyor. Bak bu dev bir delildir. Sürekli bizim askerimiz, polisimiz şehit oluyor. Eğer senin dediğin gibi olsa bir kişiye karşı en az on kişi öldürülür, en az yirmi kişi öldürülür bir kişiye karşı. Onun için bu doğru değil.

Ali, Doktor Pikacu; “Bu PKK illetini ortadan kaldırmak için nasıl bir yol izlemeliyiz, neler yapmalıyız, siz ne yapardınız? Görüşleriniz nelerdir?” Önce Darwinist, materyalist eğitim durdurulacak, devlet Darwinist, materyalist eğitim veriyor, hükümet de. Darwinist, materyalist yani “Allah yok” diyor. Devletin eserlerinde “Allah yok” diyor. Allah yok dersen anarşist oluyor işte adam, komünist oluyor, Stalinist oluyor. Ortaokul, lise, üniversitede hemen hemen bütün ders kitaplarında, tarih, coğrafya, felsefe, sosyoloji, psikoloji, strüktür  “ilk atanız bakteri” diyor, “mikrop” diyor. Adam o zaman işte “madem mikrobum ben” diyor, mikropluk yapıyor. “ peygamberler yalan söyledi” diyor kitaplarda, tarih dersinde, felsefe dersinde. İlk tek çok tanrılı din Hz. Musa’ydı çok zeki bir insandı” diyor, çok tanrılı dinlerin mantıksız olduğunu görüp tek tanrılı dini icat etti” diyor. “Hz. Muhammed de devrimciydi” diyor “onun da çok hoşuna gitti bu” diyor, “o da tek tanrılı dini daha geliştirdi, en modern hale getirdi” diyor. “Felsefe bu” diyor. Abdullah Öcalan diyor ya -haşa- “namaz bir tiyatrodur” diyor, “Muhammed de” diyor “devrimciydi, tebrik ediyorum onu” diyor. “en iyi devrimi yapmış o devirde” diyor “kendi kafasından çıkardı dini” diyor. Devletin kitapları da aynı şeyleri söylüyor. “Şimşek, yıldırım insanlar korktular” diyor “ilk inanç gelişti böylece” diyor. Ama en önemlisi -Allah vermesin- “Allah yok, tesadüfen yaratıldınız siz” diyor. “Her şey tesadüftür” diyor “kainatın yaratılışı, canlıların yaratılışı her şey.” Öyle dersen böyle adam olur işte.

Şu sanatçının güzelliğine bak. Var mı böyle sanatçı? Çok nadir. Tayyip Hocam benim bu güzeller güzelime altın madalya taksın. Üç bin de az aslında, beş bin lira iyi. Beş bin lira sanatçı aileye verilsin. Uğraşmasınlar. Onlar mı uğraşacak? Yok plağım satıldı yok bilmem ne satıldı. Hayır satılsın ayrı ama bir hayat garantisi olur onlara. Yirmi dört ayar altından koskoca da bir devlet madalyası, şeref madalyası bu güzel sanatçılara mutlaka şart. Allah ömrünü uzun etsin. Sanatçı sevgiyle güçlü olur. O kadar emek vermiş sen hiç muhatap dahi olmazsan olmaz.

Evet dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Davos'taki one minute çıkışında oturumun moderatörlüğünü yapan Amerikalı gazeteci David Ignatius’a konuştu. “Amerika’nın İncirlik anlaşmasında Kürtler’e ihanet ettiğine inanmıyorum. IŞİD’e karşı alınacak her tedbiri desteklerim” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Davos'taki one minute çıkışında oturumun moderatörlüğünü yapan Amerikalı gazeteci David Ignatius’a konuştu. “Amerika’nın İncirlik anlaşmasında Kürtler’e ihanet ettiğine inanmıyorum. IŞİD’e karşı alınacak her tedbiri desteklerim” dedi.

ADNAN OKTAR: IŞİD diye bir konu yok. IŞİD sadece PKK’yı boğan bir güç. Türkiye ile bir işi yok. PKK’nın metotlarını PKK’ya uygulayan bir güç. Bizi ilgilendirmez IŞİD.

“Hocam bu komonist gençler neden çoğaldı, bunları kim destekliyor?”. Komonist rahmetli Başbuğ derdi. Komonist diye çok güzel onun ağzıyla en iyi hakkını veren oydu. Komonistler, bölücüler diye böyle gür tok bir sesi vardı mübareğin. Çok muhterem bir insandı. O yaşasaydı, başta olacaktı da PKK olacaktı öyle mi? Çoktan tarih kitaplarında okuyacaktık çoktan. Böyle hamur teknesinden kazır gibi kazırdı. Rahmetli çok mübarek bir insandı. Bir de onu çeşitli suçlamalar da olurdu, ben yakından gördüm. Tam devlet terbiyesi almış çok muhterem insan. Bayağı asildir. Müthiş genel kültürü olan çok dindar, makul düşünen. İnsan sevgisiyle dolu bir insandı. Kürtler’i çok sever, Laz’ı sever, Çerkez’i sever, Türk’ü sever. Hepsini bir bütün olarak kabul ederdi. Ermeniler’e karşı müthiş şefkatliydi. Sevgi doluydu. Museviler’i çok severdi. Çok değerli bir insandı.

Hendek kazmak; büyük bir suç olması lazım. Kanun maddesi değiştirilsin. Çünkü hendek kazdığında cankurtaran oraya giremiyor. Bu cinayete teşebbüs. İtfaiye giremiyor. Polis giremez olmaz. O yüzden bu, özel bir kanunla yasaklanması lazım. Ayrıca onlar daha orayı açarken hemen buldozer ile düzlenmesi lazım. Onlara rağmen.

Kardeşim bir ara verelim de bu rekor bitecek gibi değil. Yine devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz şu anda.

VTR: Bölgede Demokratik Özerklik Değil, Bağımsız Komünist Kürdistan Kurulmak İsteniyor

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü