Harun Yahya

Sohbetler (18 Ağustos 2015; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNANOKTAR: Hoş bulduk.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, siz birkaç zamandır PKK ile anladığı dilen konuşulmasını vurguluyorsunuz. Cumhurbaşkanımız da dün yaptığı açıklamada aynı ifadeyi kullandı; “Şunu bilmenizi istiyorum ki, devlet olarak el ele vererek, inşaAllah bu işin üstesinden er veya geç geleceğiz. En ufak bir zaafa yer olmayacak, rehavete yer olmayacak. Hangi dilden anlıyorlarsa, o dilden konuşmak suretiyle bu yola devam edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Evet, iki gün önce söylemiştim, hangi dilden anlıyorlarsa diye. Fransızcaysa Fransızca dedik, şimdi Fransızca dinliyorlar.

Ayette Cenab-ı Allah, Karia Suresi 5. ayette: Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün), (Kaari'a Suresi, 5) diyor. Şimdi dağların etrafa saçılmış renkli yünler gibi olacağı günlerdeyiz. De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak" (Taha Suresi, 105) Beklerse PKK, ne demek istediğimizi anlayacaktır, inşaAllah.

Başka neler var?

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır Lice kırsalında PKK’lılarla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 2 askerimiz yaralandı, 2 askerimiz şehit oldu. Çatışma, bölgede hava destekli operasyon sürüyor.

ADNAN OKTAR: Şehitler olur şehitler gayet normal ama sürekli tek taraflı şehit haberleri gelip de PKK’ya karşı eğer bir başarısızlık hissedersek bu çok büyük bir anormallik demektir. O zaman bir yerde bir hastalık var demektir, bir yerde bir yanlış var demektir. Biz mesela bir şehit veririz ama PKK da feci şekilde çökertiliyordur, bu olur. Ama buna dair daha hala haber alamadık. Her yerde, işte ocağına ateş düştü, yine feryatlar göklere yükseldi haberleri alıyoruz. Bu haberler bir kere kalksın, böyle haber olmaz. İkincisi, PKK’nın her yerde her cephede çökertildiğinden haberler bekliyoruz. Yapamayan beceremeyen kenara çekilsin. Hakkını veremeyen kenara çekilsin haramdır devam etmesi. “Arkadaş, ben beceremiyorum bu işin ehli olan gelsin” desin. “Ben beceremiyorum daha hala devam edeceğim” olmaz. Beceremiyorsan kenara çekil, bilen gelsin. Her gün biz şehit haberi duyarız, o bizim için sorun değil, çok daha fazlasını da duyarız ama PKK yerle bir ediliyorsa. Adamları tutuklarsın 40-50-100’er o zaman benim aklım alır, yoksa olmaz.

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alameti'l-Mehdiyyi'l-Muntazar’da; “Mehdi doğu tarafından çıkacak, karşısına dağlar bile dikilse onları ezecek ova haline getirecek ve kendisine yol bulacak" diyor. Ahir zaman hadisi. “Dağları ezecek dümdüz edecek” diyor, “ova haline getirecek ve kendine yol bulacak” diyor.

“Dağlar yürütülmüş, artık bir serap olmuştur. (Nebe' Suresi, 20)

Filmini göster. Diyorlar ki, “nasıl yürür bu dağlar, nasıl imha olur?” Göster nasıl olduğunu.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu dağ. Bak dağ yürüyor. “Dağlar yürütülmüş, artık bir serap olmuştur” diyor ayette, Nebe Suresi 20’de. Şu an dağların yürümesini görüyorsunuz.

“Hz. Mehdi (a.s)’ın iki özelliği var.” Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisi. “O Mehdi Konstantiniyye’yi ve cebeli-dağı fethedecek” diyor. Mer’iy b. Yusuf, b. Ebunekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi. Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El- Mehdi El-Muntazar.

Hz. Ali (k.v) diyor ki, Hz. Mehdi (a.s)’ı ve Hz. Mehdi (a.s) talebelerini tanıtırken: “Onlar yuvalarından çıkmış aslanlar gibidirler, isteseler dağları yerlerinden sökerler” diyor. Biz de bu dağları yerinden sökeceğiz. Yevm’ül-Halas sayfa 224. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Silvan’da PKK’lıların özerklik ilan etmeleri ve ilçeyi işgal ettiklerini duyurmaları üzerine dün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yaklaşık 20 tankla Silvan kuşatılmış durumda. 700 polis ve askerle operasyon başlatıldı.

ADNAN OKTAR: Çok az 700. Koskoca Silvan’a 700 ne? En az 7000 kişi olması lazım.

BÜLENT SEZGİN: Şu an Silvan’dan bazı son görüntüler vardı. Yanmış dükkanın bir AK Partiliye ait olduğu söyleniyor ve PKK’lıların yaktığı.

ADNAN OKTAR: Bak hayvan sürüsü gibi adamlar, halkı bizar ediyorlar, rahatsız ediyorlar, dükkanına saldırıyor, eşyalarını yakıp-yıkıyor, malını yakıp-yıkıyor, dolayısıyla halka huzursuzluk veren pislik takımı PKK. Devlet gereğini hemen yapsın, 700 kişiyle olmaz. Bu konuyu uzatmaya gerek yok. En az 2 milyon askeri hemen askere çağırsınlar, geriye doğru 2 milyon. Yetmezse 2 milyon daha asker alırız 4 milyon. 600 bin de hazır var 4 milyon 600 bin kişi, dünyanın en büyük ordusu olur. Bu büyüklükte bir ordu yok dünyada. Hepsine de otomatik silahlar verirsin, yeri göğü inletirler. Hükümet bu konuyu ağırdan almasın sözümü tutsunlar, rica ediyorum, istirham ediyorum. Koskoca Silvan’a 700 kişi olur mu? 700 kişi nedir, değil mi?

O, PKK’lıların bulunduğu dağların ne hale getirileceğini bir daha gösterin.

Bütün Kandil’de böyle, ki bu çok az kullanılan dinamit miktarı. En fazla 100 kilodur. 3 ton, 5 ton dinamit kullanılmış olsa o dağ buhar olur. Ki bak “dağların yürüdüğünü görürsün” diyor ayette. Dağlar yürüyor şu an. “Mehdi dağları dümdüz eder kendine yol bulur” diyor, “ova yapar” diyor. İnşaAllah, o zamanlardayız. Biz de, Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, ben de siz de.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, 19 Ağustos Çarşamba günü saat 14:00’da Yaşam ve Sağlık programı var. Pınar Akkaş ve Oktar Babuna’nın konuğu anestezi uzmanı Prof. Dr. Rüstem Albayrak.

ADNAN OKTAR: Rüstem Hocamız’ı dinleriz. Anestezi güzel bir hizmettir, sevaplı bir hizmet. Çünkü şahıs acı çekmiyor. Allah’ın Rahman-Rahim isminin tecellisidir anestezi uzmanları. Çünkü inanın acı çekmemesi, onu hiç hissetmemesi büyük bir nimet. Kesiyorlar, biçiyorlar, doğruyorlar hiç haberi dahi olmuyor uyuyor, kalktığında her şey bitmiş oluyor.

Bize sakın, işte feryatlar göklere yükseldi, ondan sonra, falanca eve ateş düştü, böyle bir üslup istemiyoruz. Biz bir Kurtuluş Savaşı veriyoruz. Efeler tabii şehit de olur, gazi de olur şereftir bizim için. PKK’nı ne hale geldiğini görmek istiyoruz. Bize gece-gündüz PKK’nın ne hale getirildiğini göstersinler. Bir de tutuklandığında da, bırakılmayacak şekilde kanun çıkarılsın.

Kandil’in dağlarını göster bana.

Evet, böyle dağlık ama her yeri mağaralık değil, her yerinde mağara yok bir kısmı düz klasik dağ. Yalçın kayaların olduğu dağlık alanlar ayrı, yani mağaraların yoğun olduğu bölgeler ayrı. Oralara bir operasyon dümdüz, buhar yapacaksın.

Devlet hükümet acayip abansın PKK’ya, bu sefer kökünden bitirsinler. Koskoca Silvan’a 700 kişi ne demek? Allah Allah. Gerekirse 7000 kişi, gerekirse 70 bin kişi yap. O gövde gösterisi ne yapar onları, darmadağın eder.

Bak ,“bilen bilir” diyor. “Sayın Adnan Oktar kafasına koyduysa, o Kandil ova olur söyleyeyim” diyor. “Altyapı için gerekli araştırma ve çalışmayı yapmış çünkü” diyor.

Bir daha göster. Bir bildiğimiz olmasa söylemeyiz.

Bak, şöyle bir çalışma en hafifinden. Bak, koca dağın yarısı gidiyor, dağ yürümeye başlıyor. “Saçılmış yün gibi” diyor yete görüyor musun? “Renkli yünler gibi olacağı” diyor. Rengarenk sarı, siyah, beyaz tam yün yığını gibi, değil mi? Koyun yününe benzemiyor mu? Aynı koyun yünü, aynısını söylüyor ayette. Hepsinde bir renk cümbüşü oluşuyor.

Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün), (Kaari'a Suresi, 5)

Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ve tekûnul cibâlu kel’ ıhnil menfûş.” “Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün),” (Kaari'a Suresi, 5)

Bir daha göster.

Allah diyor ki, “dağları yürüteceğimiz gün.” Bak dağlar yürüyor. “Ve renkli yünler gibi dağılacak” diyor bak görüyorsunuz. “Dağlar göçüveren bir kum yığını olur” diyor. Bak bu kum yığını görüyor musun? Bak kum yığını ama aynı koyun yünü gibi, değil mi? Ayetin tam açıkladığı gibi, aynı koyun yünü, renkli tabii, “renkli yünler gibi” diyor. Aynısı, bakan koyun yünü zanneder.

“Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün),” (Kaari'a Suresi, 5)

“Dağları yürüteceğimiz gün.” (Kehf Suresi, 47)

“Dağlar yürütülmüş, artık bir serap olmuştur” diyor. (Nebe Suresi, 20) Yani bir görüntü.

“Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)” (Kaari'a Suresi, 5)

O gün geldi işte, inşaAllah. Bir de kıyamette olacak.

Şimdi bu vatan-millet müdafaası. Var olma veya yok olma savaşı veriyoruz, asker ne gerekiyorsa yapsın bu farzı ayındır, aksi haramdır. PKK’yı ezmek farzdır, PKK’yı yok etmek farzdır. PKK’ya karşı mücadele etmemek haramdır. PKK’ya karşı meşru her türlü çalışma helaldir.

Yaren Nur; “Hocam bağımlılık yapıyorsunuz. Müthiş bir akla heybete sahipsiniz. Açıklamalarınız çok hikmetli. Sizi çok seviyoruz” diyor.

Mesela Şemdinli Devlet Hastanesi’nde asker tedbir almış. Alacak tabii. Oraya bazen bakıyoruz PKK’lı doktorları dolduruyor. Ondan sonra gelen askerleri tek tek kaybediyoruz. Burası için demiyorum, bazı hastaneler için. Veyahut bakmıyor hastaya, gelen gazilere veyahut eylem yeri olarak kullanıyorlar. Asker tabii gereğini yapar, çakı gibi hekim teğmenler gelir aslan gibi olaya el koyar. Ama tabii ben buradaki doktorlarımızı tenzih ediyorum. Onların can güvenliğini için askerin tabii ki hastanede olması lazım. Hastane başıboş bırakılır mı? Doluşur içeri anarşist teröristler esir alırlar oradaki insanları. Gerekirse asker camiye de girer. “Hastanede ne işi var askerin” diyor. Hergele, sen her yere giriyorsun, otobüsleri yakıyorsun, şantiyelere giriyorsun girmediğin yer yok. Ve camileri silah deposu yapıyorsun, tabii ki asker girecek oradaki silahlara el koyacak. Mehmetçik hiç fütur etmesin, yediği içtiği helal, her yaptığı meşru eylem de helaldir.

Mesela geçen hafta doktor, yaralanan polise tedaviye gitmiyor. Öyle olmaz. İşte orada asker kulağından tutacak götürecek. Bir kulağında biri tutacak, bir kulağından biri tutacak öyle koridorda götüreceksin. Terbiyesize bak. Orada bir insan şehit olmak üzere, kan versen kurtulacak. Cinayettir bu, sen nasıl gitmiyorsun?

CEYLAN ÖZBUDAK: PKK’lılara hastanelerde yapıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Her türlü anarşist, terörist hastanelerde ihtimamla bakılıyor.

Çingen Özkan; “Ordunun hemen yarısına yakını Kürt, Alevi askerlerdir.” Ne güzel. Alevi zaten kabadayının delikanlının hasıdır. Kürt de acayip delikanlıdır yiğittir. İflahlarını kessin PKK’lıların, o alçakların hepsini tutuklasınlar. Ayette de diyor: “Yollarını kesin” diyor, “her yerde onları tutuklayın” diyor.

Medyaya da hiç itibar etmesinler, bir kısım medyaya. Asker istediği gibi faaliyet yapsın istediği gibi. Camiye girdiyse camiye girip tutuklayacak, hastaneye girdiyse hastaneye girip tutuklayacak. Ve biz kılı kırk yarıyoruz aman kan akmasın diye. Eğer kan akıtmayı göze almış olsak, zaten PKK sorunu çoktan bitmişti. Kan akmasın diye dikkat ettiğimiz için böyle oluyor. Yoksa bu kadar niye uzasın?

Asker-polis böyle kahpe ağzı böyle hiç önem vermesin fütur da vermesin. Hoşt desinler it-köpek havladığında. Yıllardan beri bugünleri bekliyorduk. Dibinden kazısınlar, ne gerekiyorsa. Asker alınması gerekiyorsa, geciktirmek çok büyük hata olur. Ama demek istiyorlar ki, biz az askerle de bunların tozunu çıkarırız. Ama bir de gövde gösterisi denen bir şey vardır. Gövde gösterisi, askerin heybeti muhteşem olur. Düşünemiyorum, Siirt’te sen 50 bin askeri bir yürütsen, PKK bir kaçar Suriye’ye, saatte 100 kilometre hızla. Ve fistanını hoplata hoplata, eteği yakalarına takıla takıla, böyle kırıta kırıta kaçar bu alçaklar.

Ama sakın bizim IŞİD’le bir işimiz olmaz. Bak IŞİD bir video yayınlamış, başbakana devlete ağzına ne gelirse söylüyor, akıl almaz hakaretler ediyor. Bu nedir? Hükümetin IŞİD’le alakası yok. Diyorlar, “bu numaradan” diyorlar. Kardeşim ne kadar akılsızsın, ne kadar aklın zayıf veyahut ne kadar araştırmada noksansın. Böyle bir şey varsa, buna bütün IŞİD’li inanıyor ve AK Parti de hükümetin de bütün taraftarları buna inanıyor. Müşavereli kavga havası yok ki burada. Orada hakikaten adamlar eylem yapıyor, adam da hakikaten öfkesini nefretini ifade ediyor. IŞİD, Allah’tan başka kimseden korkmuyor ki, sana taktik yapsın. Hükümeti o ne koruyacak? Türk hükümetini niye korusun? Onun tamamen zıt gördüğü bir rejim var Türkiye’de. IŞİD’in tamamen zıt gördüğü bir rejim var. Adamlar diyorlar ki, “biz Allah’tan başka kimseden korkmayız” diyor, gösteriyor, zıtlarını, yanlış gördüklerini kıtır kıtır doğruyorlar. Türkiye’den niye çekinsin adam? Suriye’den çekinmiyor, Irak’tan çekinmiyor, dünyanın en büyük ordularıydı bunlar. Ürdün’e de saldırıyor, hepsine meydan okuyor. Türkiye’ye niye meydan okumasın? Okuyor işte meydan okuyor adam. Türkiye’nin IŞİD’le hiçbir alakası yok. IŞİD’in çekineceği bir durum da yok. Kafası kızdığında hepsine meydan okuyor ve gereğini de yapıyor. Bunlar o kadar şüpheci ki adamlar, ben anlayamıyorum.

Mesela Rusya ve İran’ın kafası bir yere kızdığında, bir askeri gövde gösterisi yapıyor düşmanlarının kanı iliği çekiliyor. İran mesela bir manevra yapıyor, bir askeri gösteri yapıyor, PKK mahvoluyor, felç oluyor.

AYLİN KOCAMAN: Ukrayna krizinde baya Avrupa Amerika kafa tuttuğu anda, Rusya bir tatbikat başlattı Karadeniz’de.

ADNAN OKTAR: Konu kökünden bitti. Kuzey Kore’ye Amerika meydan okuyordu, bir tatbikat yaptı Kuzey Kore, Amerika’nın kanı iliği çekildi.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şimdi “Güney Kore’ye olan askeri bağlantıyı kesmezseniz size saldırırız” dedi Kuzey Kore. “Niye böyle yapıyorsunuz” diye bir ses geldi, ayıp oluyor tarzında.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Hocam sizi çok seviyorum. Çevremdeki kişilere de sizi izlemelerini sürekli tavsiye ediyorum. Sizi izlemeye bir kere başlayan bir daha bırakamıyor.” Doğrudur, çünkü sayıdan anlaşılıyor. “Siz bizim canımızsınız, medarı iftiharımızsınız” diyor, Baran. MaşaAllah.

“Adnan Ağabey, sevgi sizde, muhabbet sizde. Ülkemizi bölmek isteyenlere karşı kararlılık ve akıl sizde. Allah’a şükürler olsun bize sizi verdiği için” diyor, Birol.

PKK Tunceli’de de özerklik ilan ediyormuş. Bekleye bekleye, komple bir yapın da, ağzınızın payını bir alın. Senin demenle oluyor mu? Kaç yazar senin özeklik ilan etmen.

Bu dağın patlamasına ait ikinci bir patlama daha göstermeleri lazım, geldi mi o görüntü?

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster. Bu çok küçük bir çalışma. Bak yüne nasıl benziyor görüyor musunuz? Her renk bak beyaz, sarı, siyah, yeşil her renk oluşuyor, turuncuya da kaçıyor tabii. Ve dağ yürüyor ayetin ifadesine uygun olarak. İşte PKK’nın yaşadıkları her yeri bu hale getireceğiz, Allah’ın dilemesiyle.

BÜLENT SEZGİN: Devamı da vardı.

ADNAN OKTAR: Göster. Bak görüyor musun? Şimdi PKK’lı orada nasıl yuva yapsın? Olduğu gibi aşağı iniyor. Usul budur, yöntem budur.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü