Harun Yahya

Sohbetler (19 Ağustos 2015; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar'la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Şu Alevi türküsünün güzelliğine bak. Şu mananın derinliğine bak. Ve ilhamla yazmış. Böyle insanın takatinin yeteceği bir şey değil. Bayağı güzel maşaAllah. Aleviler mükemmel insanlardır. Alevi düşüncesi de çok çok güzel bir düşüncedir. Sevgileri güzeldir, derinlikleri güzeldir. Aşk mimarıdır Alevi kardeşlerimiz. Ama gerçek Aleviler. Mana sırrına ermiş, arif olmuş, derinleşmiş olanlar. Ama diğerleri yolda daha inşaAllah.

İmam Ali Rıza'nın bir duası var sen de var mı o? Size gelsin. Okuyayım.

KARTAL GÖKTAN: Dua gelmişti.

ADNAN OKTAR: Bismillahirrahmanirrahim. Oku mübareğin duasını. Aleviler çok sever İmam Ali Rıza'yı. Sünni kardeşlerimiz de seviyorlar ama pek o kadar haberleri yok gibi bir kısmının. Bu çok kötü. Bereketlerinden istifade edemiyorlar. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Sekizinci İmam, İmam Rıza'nın Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili duası: "Allah'ım onu, (Hz. Mehdi' (a.s)’yi) dünyada adaleti tesis edenler olan elçilerinin takipçilerini ulaştırdığın en iyi arzulara ulaştır Allah'ım. Adaletsizliği onun eliyle yok et. Adaleti onunla tesis et. Ona uzun ömür vererek yeryüzünü süsle. Dünya'nın doğusunu ve batısını onun idaresine teslim et ki, insan korkusuyla zerre kadar dahi olsa hiçbir hak gizli kalmasın. Onun adaletinin ışığıyla adaletsizlerin karanlığı yok olsun. Ve küfür ve dinsizlik ateşinin dili sönsün.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şu ehlibeytteki Mehdi (a.s) sevgisini görüyor musunuz? Bunu Sünni kardeşlerimiz pek ağzına almıyor böyle şeyleri, bazıları. On iki İmam'dan bahsetmeleri ayda yılda bir oluyor. Hz. Ali (r.a.)'den bahsetmeleri ayda yılda bir oluyor bazılarının. Bu hiç iç açıcı bir şey değil. Bereketten istifade edemezler. On iki İmam'ı sevmeyen Peygamber (s.a.v.)’i de sevmiyordur. Hz. Ali (r.a)'yi sevmeyen Peygamber (s.a.v.)’i de sevmez. O muhabbeti yaygınlaştırmak ve sürekli dillerinde, gönüllerinde bulundurmak durumunda. Sünni kardeşlerimizin bir kısmını kastediyorum. Vahabiler'de de bu eksik. Çok daha güçlü anabilirler. Şiiler o yönüyle çok iyi.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey siz defalarca başkanlık sisteminin halka bir referandum ile sorulmasını söylemiştiniz. Selahattin Demirtaş da “başkanlık sistemini halka soralım” dedi.

ADNAN OKTAR: Daha yeni söyledim. O, benim konuşmamdan hemen etkilendi Allahualem. Gece gündüz izlediği anlaşılıyor. Ben “referandum yapılsın” dedim, iki gün sonra o da “referandum yapılsın” dedi. Referandumda red çıkar. Hayır çıkar. Yani hiçbir şekilde kabul etmezler. Yani eğer kabulse zaten, Allah vermesin. Zaten yapacak bir şey yok. Çünkü federasyonu kabul anlamına geliyor. Federasyonu kabul ettiyseniz size yapacağım bir şey yok. Böyle bir şey olmaz.

Şehitlerimize her zaman dediğim gibi Allah'tan rahmet diliyorum. Allah rahmetiyle sarsın. Şehadetlerini tebrik ediyorum. Allah bizlere de nasip etsin. Allah bana da nasip etsin. Bütün müminlerin kalbindeki ulvi yüce makamdır. Şehadet. Birçok peygamber şehit olarak vefat etmişlerdir, yani Allah Katına gitmişlerdir. Şehadet müminin şerefidir, güzelliğidir. Anne ve babalarına da sabrı cemil, uzun ömür Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Enerji Bakanımız da sizin sıkça ifade ettiğiniz gibi amacının şehitlik olduğunu söyledi. "Benim amacım Allah nasip ederse şehit olmaktır. Bunu açıkça söylüyorum. Dinim, milletim, vatanım için" dedi Sayın Taner Yıldız.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Eskiden işte "içimiz yandı, ciğerimiz kavruldu, mahvolduk" falan diyorlardı. Şu an öyle demiyorlar. Geçenlerde de yine bir devlet görevlisi öyle; “Allah şehadet versin” dedi. Güzel örnek oluyoruz. Konuşma üslubunun düzelmesine ön ayak oluyoruz inşaAllah. Ön ayak demeyeyim de Allah yardım ediyor yani vesile oluyoruz. İnşaAllah, Allah affetsin.

Şimdi kısa bir ara verelim. Burayı biraz daha hacimlendirelim. Öyle devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Evet, programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Ida Aldatmacası

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Birileri bir şeyler söylesin.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Cumhurbaşkanımız konuşmasında PKK'ya sürekli "alçak" ifadesini kullandı. "Aylardır askerimize, polisimize saldıranların; ekmeğinin peşinde olanları öldürenlerin yeri alçaklık çukurunun en dibi. Bu ahlaksız gurühuna milletimiz hak ettiği dersi mutlaka verecektir” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: PKK'nın anlayacağı dil, aşağılanmadır. Ama en hayati bilimsel mücadeledir. Bilimsel mücadele bütün meseleyi bitirir.

Terörle Mücadele Kanunu yeniden değiştirilsin. Nefsi müdafaada her ne olursa olsun asker sorumlu olmasın, polis de sorumlu olmasın, vatandaş da sorumlu olmasın. Bak terörist saldırısında yani terörist silahlı bir şekilde geldiğinde, elinde silah olduğunu gördüğünde asker veya polis veyahut vatandaş her ne suretle olursa olsun kendini savunmakta sorumlu olmasın. Yani buna bir kanunla şekil verilmesi acil. Çünkü asker dikkatli davranmak durumunda kalıyor. Adam mesela elinde silahla geziyor açık, alenen ama bir şey yapamıyor. Diyor ki mesela adam omzunda silahla geziyor, “Sana ne zararı var adamın?” Otomatik silahla. “Ne yaptı ki sana?” diyor. Böyle olmaması lazım. Bakın bu kanundan vatandaş da faydalansın. Mesela teröristler topluca vatandaşa saldırıyor farz edelim, polise saldırıyor. Var ya bir göstersene markette polise saldırıyor teröristler.

Adam böyle itlik yapıyor, polise kafa tutuyor. Polis, çıtını çıkarmıyor. Olur mu öyle şey? Polis diyecek ki: "Bunu yapan arkadaşlar, buraya gelin hepiniz toplanın." Hepsine kelepçe takıp alıp götürecek. Yani usulü budur. Direnirse de kendisini savunacak.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Samsun'da bir baş komiser teröriste yumruk atıp burnunu kırdığı için açığa alındı.

ADNAN OKTAR: Yani mesela. Kendini savunuyor, suçlu duruma düşüyor. Buna bir çözüm bulunması lazım. Yani uçsuz bucaksız yetki verilmesi lazım. Silahlı terörist eğer polise saldırdıysa polisin hiçbir sorumluluğu olmaması lazım. Yani her ne meydana gelirse gelsin. Her ne olay olursa olsun. Hatta ifadesinin alınmasına dahi gerek olmaması lazım. Sadece polis ifadesi verip çıkması lazım. O kadar. Bir karakol ifadesi yahut orada bir polis tutanağı yapılıp bitecek. Yani savcılığa dahi ifade vermeye gitmesine gerek kalmaması lazım.

BÜLENT SEZGİN: Komiserimizin resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Evet, o haberi anlat.

KARTAL GÖKTAN: Samsun, Bafra'da Baş Komiser Sinan Akgöl, PKK'lı teröriste yumruk atarak burnunu kırdığı için açığa alındı.

ADNAN OKTAR: Şimdi bunu anlamakta biz güçlük çekiyoruz. Tamam, kanuna hukuka saygılıyız ama hukukun düzenlenmesi gerekiyor. Yani bu nasıl açıklanacak peki? Ne yapması gerekiyor? Yolu nedir? Meclis hemen toplansın, hemen gereği de yapılsın. Stalinist, komünist bir ayaklanma var ve orada bir komünist devlet kurmak için adamlar kararlı. Bunların ideolojisine darbeyi indirelim. Darwinizm’in okullarda okutulması daha genişletilsin fakat çok kapsamlı cevabını verelim, çok kapsamlı. Komünizm anlatılsın, geçersizliği de anlatılsın. Stalinizm anlatılsın, geçersizliği de anlatılsın. Ancak bilgiyle, akılla karşılık verirsek netice alınır. Bu tarzda; “nasıl olsa halk bilmiyor, kurcalamayalım” mantığı olmaz. Halk bir gün öğrenir ve öğreniyor. Günlerden beri PKK propagandası yapılıyor. “Yürekler göklere çıktı, ateşler bacayı sardı, evin üstüne ateş düştü” falan. Ne zamandan beri şehitlik, evin üstüne ateş düşmesi oldu? Bu nasıl bir laftır?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, sizin ısrarlı açıklamalarınızdan sonra, şehit haberlerinden sonra şehit ailelerinin güzel yorumlarında dikkat çekici biçimde artış oldu. Birkaç örnek var. Uygun görürseniz okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Evet, bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Şehidimiz Komando Uzman Çavuş Muhammed Tufan’ın amcası İlyas Tufan; “Bir yiğit daha yetiştiriyorum. Onu da vereceğim vatana” dedi. Kars’ta şehit olan uzman çavuşumuzun ağabeyi Halil Taş; “Haberi aldığım zaman sevindim. Çünkü şehit oldu. Kimsenin kolaylıkla ulaşamayacağı şehitlik mertebesine yükseldi. Şehit ol ama vatan sağ olsun. Ben de askeri personelim. Ben de görev yapıyorum. Dilerim ki Allah’tan, ben de şehadet şerbetinin tadını alırım. Bizler var oldukça, askerimiz bu bayrağı yere düşürmeyecek.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah, evvelAllah, aslan o, maşaAllah. Delikanlının hası.

KARTAL GÖKTAN: Lice’de şehit olan jandarma komandomuzun annesi de, oğlunun şehadetinin ardından; “Rabbim verdi, tekrar Rabbim aldı. Sabır ver Ya Rabbi. Sen benden daha çok seviyormuşsun ki benden aldın Rabbim” diye dua etti.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, bu kadar, güzel. Böyle; “feryat göklere yükseldi, ateş evin üstüne düştü, ıstırap yüreğimizi dağladı.” Bunlar laf değil. Bunlar PKK’ya destek olacak sözler olur. PKK’ya etkisi olur bunların. Bunu bilmeden hatayla yapıyorlar. Bunu bıraksınlar. Böyle bir üslup olmaz. Biz seksen milyonuz. “Sayılmaz parmağınan, tükenmeyiz kırmağınan” diyor. İstediği kadar şehit etsinler. Hiç, bir santim bile toprak vermeyiz bu alçaklara. Seferberlik ilan edilsin. Çok fazla asker alalım. Şimdilik mesela dört milyon asker alalım. Altı ayda bitiririz, en fazla altı ayda. İki dönem, üç dönem alsak dört milyon oluyor, dört milyon asker. Dört dönem almış olsak, tamam. Beklemeye gerek yok.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey, operasyonlar ilk başladığında halkın müracaatından TSK’nın telefonları kilitlenmişti, görev almak isteyenlerin talebinden.

ADNAN OKTAR: Tabii. Yedi yüz kişiyle ilçeye girmek ne demek? Bunu kim yapıyor, neden yapıyor ben anlamıyorum. Mesela ilçe yetmiş bin kişilik. Yedi yüz kişiyle içeri giriyorlar. Olur mu? Elli bin kişiyle girersin. Yeri göğü inletirsin. Bütün evlerin hepsi aranması lazım. Kümeslerin bile aranması lazım. Kuyular, her yer aranacak. PKK’ya nefes aldırılmaması lazım. Özel olarak bir gün mesela dışarı çıkma yasağı ilan edilsin. Her eve girsin asker. Vatandaş da yardımcı olsun. Didik didik her yer aransın, nezaketiyle. Aramalarda kaybolan vatandaşlara iki misli ödeme yapalım. Bu kadar. Ahırlar, bilmem neler, bahçeler, her yer aransın. Hiçbir yerde silah, mühimmat bırakmayalım. Hepsine ordu el koysun. Gömmeye gerek yok kardeşim. Alır onu ordu PKK’ya karşı kullanır gerekirse. Mesela adamların elinde acayip mayınlar var. Biz alalım bunu, bu mayınları düşmana karşı kullanalım, caydırıcı güç olarak. Rus malı mayınlar var adamlarda, binlerce. Duruyor evlerinde. Git baskın yap, al. Bir PKK’lı tutuklandığında bir yerden giriyor, bir yerden çıkıyor adam. Bu nasıl oluyor?

KARTAL GÖKTAN: Otuz gün içinde operasyonlarda yaklaşık iki bin yedi yüz kişi gözaltına alınmış durumda Adnan Bey. Bunların altı yüz ellisi tutuklanmış mahkemelerce, altı yüz kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış.

ADNAN OKTAR: Kanunu değiştirsinler. Adli kontrol falan bu, terör de bu olmaz. Normal hayat akışının içerisinde uygulanacak kanunlardır bunlar. Yani terör bölgesi için ayrı, özel kanun çıkarılması lazım terör olayları için. Terörün kanunu tamamen ayrı olması lazım. Bu normal vatandaş içindir bu. Bunlar terörist ahlaksız, pislik herifler. Ve bir de terör tehlikesi var. Adam farz edelim PKK’ya yardım, yataklık yapıyor. Bilmem ne yapıyor. Silah sağlıyor. Bu da çok büyük bir suçtur. Biz burada alttan alamayız. Adam bıraktığında gereğini yapar. Tamam, biz kanuna, hukuka saygılıyız. Bıraktıysa şu an tabii ki bir şey demeyiz buna. Hukuk şu an nasıl işliyorsa onu kabul ederiz. Ama kanun değiştirilsin diyorum ben. Meclis toplansın. Kanunu değiştirsin.

Bir kere ihtiyati tutuklama gerekir. Mesela adam PKK’lı, PKK’ya yardım edeceği belli, sabitleşmiş. Mahkemenin böyle bir kanaati varsa adamın illa büyük bir eylem yapması gerekmez. PKK’ya destek olmaya devam edeceğine kanaati varsa tutuklama süresini uzatsın. Mesela ben görüyorum bir konu oluyor, bir şey oluyor, adamlar giriyor mesela bu paralel yapı davasında falan görüyorum. Adam sekiz ay, dokuz ay bekliyor, hakim karşısına çıkmayı bekliyor. İhtiyaten tutuyorlar dokuz ay falan. Deliller daha tam şey olmadan yine bir daha o kadar daha tutuyorlar. Bu PKK’lı, sok içeriye dursun adam, gırtlağını sıkmıyoruz ki, bir şey yaptığımız yok. Tehlike geçinceye kadar en azından, Türkiye’deki bu pislik bu bela ortadan kalkıncaya kadar adamın tutuklu kalmasının zaruretini meydana getirmek için kanunda değişiklik yapılması lazım. PKK’lının bırakılmaması gerekiyor. Bırakmazsan ortalık yatışır. Bu da bir yoldur.

EBRU ALTAN: Amerika’da istedikleri kadar tutabiliyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Terörist adam. Adamın ille adam vurması gerekmez ki. O zaman biz hiç baş edemeyiz terörle. Bunun önü sonu gelmez. Özellikle nefsi savunma çok rahat olması lazım. Bir terör saldırısında, vatandaş bir terörist saldırısında kendini çok rahat koruyabilmesi lazım. Baksana adamın burnu zarar gördü diye tutuklanıyor adam yahut görevinden alınıyor yahut soruşturma açılıyor. Tamam, kanun hukuk şu anda öyle diyorsa tamam öyledir ama değiştirilsin. En büyük darbe de Darwinizm’e karşı devletin tavır almasıdır. Bütün dünyada en büyük darbeyi vurmuş oluruz o zaman.

Yaklaşık iki gün önce Atilla Altunbaş isimli kardeşimiz vefat etmiş. Allah gani gani rahmet etsin. Cennet kuzusu o, cennet aslanı. Ne mutlu ona. Ne mutlu ona Peygamberimiz (s.a.v.)’le, sahabelerle yemek yiyecek, cennet bahçelerinde gezecek, sevinç içinde ağırlanacak inşaAllah. 1956 doğumluymuş benimle yaşıt, maşaAllah. Annesine babasına Allah uzun ömür versin.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Nur o nur maşaAllah, canım benim. Ailesine Cenab-ı Allah sabrı cemil nasip etsin, mübarek kardeşimize de Allah gani gani rahmet etsin, Allah rahmetiyle sarsın, cennetinde ağırlasın onu sonsuza kadar.

Bediüzzaman zamanında, böyle şirinlik yapan -Amerika’ya, Avrupa’ya- dinsiz yazarlar vardı, teröristleri destekleyen, böyle yalakalık, yağcılık yapan yazarlar vardı. Bediüzzaman diyor ki onlara bak, ta kendi zamanında, yıllarca önce; “Laubaliler iyi bilsinler ki dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebiye sevdiremezler. Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez” diyor. Aslında dangalaklar iyi bilsinler ki diye başlaması gerekiyor da Bediüzzaman kibar olduğu için bu kadar demiş. “Kendilerini hiçbir yabancıya sevdiremezler.” Yani ne Amerika’ya, ne İngiltere’ye. Mesleksizlik demek; karaktersizlik demektir. “Göstermiş oldukları mesleksizlik, anarşilik sevilmez” diyor Bediüzzaman.

Allah istiyor sanatı. Cennet sanat galerisidir, baştan sona kadar sanat galerisidir. Her yerde sanat, ayette diyor; “Orada muhteşem bir mülk ve muhteşem bir sanat görürsün” diyor Allah, uçsuz bucaksız. Tam bir sanat galerisidir. Allah en büyük sanatçıdır. Her yeri sanat eserleriyle donatıyor cennette. Niye? Sevgiyi yaşayalım diye. Sanat eşittir sevgi, sevgi eşittir sanattır.

“İlk teganni eden şeytandır.” Hadis, gelenekçi. Yani şarkı söyleyen. Şarkı söylüyormuş. Şeytan şarkıdan ne anlar? Şeytan dangalağın teki. O şarkıdan ne anlar?

“Zurna, klarnet, ud, tef ve bütün çalgı aletlerini kaldırmamı emretti” diyor “Cenab-ı Hak.” Uydurma. Bir de bak ud, tef diyor, bütün çalgı aletlerini. Tefe de müsaade yok. Bazı yerlerde veriyorlar, tefe müsaade ediyorlar bazen.

“Sesini şarkıyla yükseltene şeytan musallat olur.” “Melekler çan, zil, çıngırak bulunan yere girmez.” Koyunlara da çıngırak takıyorlar. Tamam oraya da. Şu akla bak, şu akla bak yani. Akıl almaz uydurma hadisler var bunlara inanıyorlar, helali haram yapmak için. Haramı helal yapıyorlar, helali de haram yapıyorlar.

Ben mesela dedim ki “bu bir kurtuluş savaşı” dedim “bu bir istiklal savaşı” dedim. Bak, Tayyip Hoca da hemen akabinde “bu bir kurtuluş savaşıdır” dedi “istiklal savaşıdır” dedi. Bahçeli de söyledi. “PKK ile anlayacağı dilden konuşmak lazım” dedim, Tayyip Hoca da “anlayacağı dilden konuşacağız” dedi.

Bizim IŞİD’e karşı hiçbir operasyon yapmamamız lazım, sıfır. Bizim doğrudan hedefimiz PKK’dır. Ve bizim düşmanımızın düşmanı IŞİD ayrıca, PKK’ya düşman. Bizim IŞİD’le ne işimiz olur? IŞİD daha önce oradan hepsini kovalamıştı PKK’lıların. Bak şimdi biz işte koalisyon güçleri, şunlar bunlar, Türkiye’de IŞİD’e tavır alınca IŞİD çekildiği yerlere hepsine PKK gidip yerleşti, süratle yerleştiler PKK. O haritada görülüyor o PKK’nın yerleşme alanları.

Askerin polisin eli bağlı. Kanunu hukuku genişletsinler. Terörist silahla tehdit ettiğinde, saldırdığında, halk kendini koruyabilmesi lazım. Kurşun sıkıyor oraya buraya. Omuzunda makineli tüfekle geziyor. Olur mu? Uzun namlulu silah. Bu durumda derhal vatandaş her şekilde kendini savunabilmesi lazım.  

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız ahir zaman videolarıyla devam ediyor.

VTR: Mekke’deki Saat Kulesi ve Tüneller Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerinden Biridir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yazılarında şehit edilen askerlerimizden genelde hiç bahsetmeyen Hasan Cemal askerlerimizin Güneydoğu’da PKK’ya yaptığı operasyonları eleştiren bir yazı yazdı. Öldürülen bir terörist kadını örnek göstererek “hepinize lanet olsun” dedi. Bu teröristin cesedinin medyada gösterilmesinin milyonlarca gerillayı birleştireceğini, sevgiyle sarmalayacağını iddia etti. Bu operasyonların barış umutlarını öldürdüğünü, bu operasyonlardan utandığını ve kahrolduğunu yazdı.

ADNAN OKTAR: Hasan Cemal. O nedir, solcu değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: İşte Darwinist eğitimle yetiştirirsen adamı en hafifinden böyle olur. Tabii ki hiç kimsenin ölmesini istemeyiz ama askerin şehit olması onu ilgilendirmiyorsa bu çok ayıp. 

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Osman Baydemir yaptığı açıklamada “Bu çatışma kontrolden çıkmak üzere. Örgütün de istemediği, tasavvur dahi etmediği bir noktaya doğru ilerliyor. Aynı şekilde hükümetin de devletin de. İş her iki tarafın da kontrolünden çıkıyor. Bu her iki tarafın da emin olun istemediği bir gidişattır. Yani tasarlanmayan, düşünülmeyen, arzulanmayan bir Suriyeleşmeye doğru gidiyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Plansız olur mu canım? Tabii ki PKK bunları ince ince planlıyor.

Özel harekattan şanlı şehitlerimize buradan selam ediyoruz. Bütün şehitlere selam iletsinler. Onların makamına müthiş imreniyoruz. Allah bize de o şehitlik makamını versin ve gıpta ediyoruz. Olağanüstü gıpta ediyoruz. Allah kalplerine sürur, güzellik versin, nuruyla sarsın. Ziyaretine gelenler daha olur onların inşaAllah. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, şehidimizin fotoğrafını gösterecektim. Teğmen Hubeyib Turan Diyarbakır’daki çatışmada kahramanca savaştı ve ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede şehit oldu. Şehidimizin ismi şehit edilen ilk Müslüman ve idamından önce iki rekat namaz kılma sünnetini ilk uygulayan mümin Hz. Hubeyb’in isminden geliyor.

ADNAN OKTAR: İşte sahabeler onu çağırmış o da gitmiş. Ne mutlu ona. Bizi de çağırsınlar da biz de gidelim hemen inşaAllah. MaşaAllah ne güzel. Ama böyle bir ortamda siyasi tartışmaya güçleri yetmesi bazı kişilerin ben hayret ediyorum. Meclis tatilde inanılır gibi değil. Bu, planlı yapılıyor tabii öyle bir şey yok. Adam bir ton patlayıcıyı yolun kenarına yerleştiriyor kimsenin haberi olmuyor. Bir ton. Bir ton malzeme kamyonla getiriyorlar, bir ton patlayıcının rahatça sığacağı kadar çukur açıyorlar yine kimsenin haberi olmuyor. Bir ton patlayıcı yerleştiriliyor yine kimsenin haberi olmuyor. Özel düzenek kuruluyor yine kimsenin haberi olmuyor. Cayır cayır oradan askeri geçiriyorlar. Halbuki patlayıcı yerleştirilse bilinir, yolun kenarında dahi yapılsa bilinir.

Özel harekatçı aslanlarıma Allah her türlü yardımı yapsın. Kalplerine hidayet, kalplerine güç, bedenlerine kuvvet versin. Allah ruhlarını güçlendirsin. Düşmanın ruhuna, kalbine korku salsın. Müminlerin kalbine Allah güç kuvvet salsın. Allah muzaffer etsin. Allah nusretle yardım etsin. Melekler yardımcıları olsun.

Birleşsinler CHP, MHP, AK Parti. Vatan savunması konusunda birleşsinler. Seferberlik ilan edilsin. İki veya dört milyon asker göreve çağırılsın. Çünkü mesela komando olarak görev yapmış, bordo bereli olarak görev yapmış çok askerimiz var. Askerliğini yapmış gitmiş, yeniden askere çağırırsak komandonun sayısı iki misline çıkacak. Bir daha çağırırsak üç misline çıkacak. Bir daha çağırırsak dört misline çıkacak. Bunu kırk sekiz saatte toplayabilirler. Dört milyon askeri kırk sekiz saatte toplayacak güce sahip ordu. Bunu yapalım. Bu düşmana korku salar. Dostlara güven verir. Meclis de tatilde olmayı bıraksın. Meclis göreve başlasın.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şehit haberlerinde kullandığı sabit bir cümle var “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu menfur saldırıda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehitlerimizin değerli ailelerine, yakınlarına Türk Silahlı Kuvvetler mensuplarına ve yüce Türk milletine baş sağlığı ve sabır diliyoruz.” Bak “derin acı ve üzüntü” bu lafın kaldırılması lazım. Direkt “kahpe saldırıda” desin. Şehitlerimizin mesela bir kahpe saldırı olmuştur ama şehitlik makamını överek ve şehitlerimizi de tebrik ederek bir konuşma olması lazım. Şehitlerin tebrik edilmesi lazım. “Acı ve üzüntüye” orduyu acı ve üzüntüye nasıl boğar? Şehitlik makamına uygun bir konuşma değil bu. Bu yanlış, paşalarımız bu konuyu bir görüşsünler. Bu kaldırılsın böyle olmaz. Kahpe saldırılardan asla yılmayacağımızı bilsinler. Bize mesela üç şehit daha kazandırmıştır bu adamlar ama asla biz yolumuzdan dönmeyiz, yılmayız. Şehitlerimizi tebrik ediyoruz Allah’tan onlara rahmet diliyoruz. Ailelerine de başsağlığı diliyoruz. Mesela şöyle de diyebilir “kahpe bir saldırı sonucu şehitlik makamına yükselen askerlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.” Değil mi? “Şehitlik makamına yükselen.” “Bizi acıya gark ettiler ıstırabımız büyük” falan bunlar olmaz. Bunu paşalarımız düzeltsinler.

HDP’den bakan alırlarsa bu çok korkunç olur. Çok ürkütücü olur. Sakın buna yanaşmasınlar buna bir formül bulsunlar. Böyle olmaz. Felaket üstüne felaket olur. HDP’nin bakanlıklara kimleri yerleştireceği belli. Kısa sürede on binlerce atama yapabilirler. Bakanlıklara on binlerce. O bakanlılara bağlı yan kuruluşlar var hatta yüzbinlerce insan alabilirler. Kendi kafalarında, kendi mantıklarında ne kadar PKK sızması olacağını da bilemiyoruz.

Kısa sürede kırk sekiz saatte dört milyon asker alınabiliyor silahaltına. Komando, bordo bereliler hepsi göreve girmiş oluyorlar. Bu çok yıldırır PKK’yı. Yani moral olarak çökertir. Dört milyon altı yüz bin kişilik ordu; adamlar on bin kişi ancak. Her yerde çokça asker kullanırız. PKK hizaya getirildikten sonra askerler terhis olurlar. Hatta iki üç ayda bile bu iş bitebilir o zaman. Hadi diyelim altı ay. Seve seve askerlik yapar gençlerimiz.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ben rica ediyorum bak bunu değiştirsinler. “Acımız, ıstırabımız büyük” bunlar olmaz. “Kahpe bir saldırı sonucu şehitlik makamına yükselen askerlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.” Bu kadar. “Ailelerine de sabır ve uzun ömür diliyoruz.”

Bu halkta çok büyük infial yapar. Bakanlılar HDP’lilere verilirse. Önce belediyeler veriliyor, milletvekillikleri ve sonra bakanlıklar veriliyor. Çünkü suni bir parti HDP. Sanal bir parti. Ve bu PKK’nın işine geleceği belli. HDP kontrolden çıkar böyle bir durumda. HDP’yi dinlemez PKK. Direkt kendi adamlarını yerleştirtirler zorla, bu da çok büyük bir tehlike olur.

“Aslan Hocam söyledikleriniz saat hesabıyla gerçekleşiyor. Biz de hayretle ve heyecanla izliyoruz. Siz PKK için “bu bir kurtuluş savaşıdır” demiştiniz. Geçen gün de Cumhurbaşkanımız “milletimiz istiklal mücadelesi veriyor” dedi. Siz “operaya sanata önem versinler” demiştiniz, sarayda Türkiye’nin en büyük opera salonu yapılacağı haberi çıktı” diyor.  

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Özerk yönetim ilanları ve buna karşı yürütülen operasyonlara ilişkin bir soruyu cevaplayan Demirtaş, bu modeli savunduklarını ve parti programına da koyduklarını söyledi.

ADNAN OKTAR: İyi de “Ben ilan ettim hadi geçmiş olsun” mantığı olmaz.

Bu IŞİD’in PKK’yı doğraması, IŞİD’liler PKK’lıları doğruyor ya. Bir de Yezidi görüşünde olan kadınlar var onları da esir almıştı biliyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Fırat ve Dicle arasında Zevra denilen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş, mücadele olacak. Kadınlar esir edilecek, erkekler ise koyun kesilir gibi boğazlanacaktır.” Kenzul Ummal Kitab-ul Kıyame Kısım-ul Efal cilt 5, sayfa 38’de geçiyor. “Müslümanlar o kadar belalarla karşılaşacak ki, Müslümanlar’a büyük saldırılar olacak ama” diyor “hemen hemen hiçbir kimse onların haline acıyıp vah vah bile demeyecek. Onlar belayı bir taraftan defetmeye çalışırken diğer taraftan yine ortaya çıkacaktır.” Hakikaten “büyük bölümü böyle olacaktır” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın taraftarlarının bir tek güzel ve doğru işler yapacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Büyük bir bölümü böyle o şekilde olacak” diyor.

ADNAN OKTAR: Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in Bu Sözleri de Gerçekleşti

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler Burada Sona Eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü