Harun Yahya

Sohbetler (26 Ağustos 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değeli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor.Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Akvaryum güzel bir nimet. Balık aklı zayıf zannediliyor. Bayağı akıllı, çok fedakar bir hayvan. Mesela bak bu yavrusunu ağzına alıyor, günlerce, haftalarca ağzında onu öyle koruyor. Bazen o yaramazlık yapıyor kaçıyor, hızla gidip onu yakalıyor. Korkuyor biri bir şey yapacak diye yine ağzına alıyor ağzında muhafaza ediyor. Yemek yemiyor, hiç yemek yemiyor hayvan, aç. Haftalarca bekliyor. Balık dersin aklı çok yok zannediyorsun. Hangi insan bunu yapabilir? Haftalarca ağzının içinde yavrusunu muhafaza ediyor. İyice büyüdüğüne kani olduğunda onu koyuveriyor ama yine de kolluyor. Bu ot var akvaryum otu, biz içine onların doluştuğunu bilmiyorduk, yavruların. Akvaryumla ilgilenen şahıs bir silkeledi içi doluymuş yavrularla. Vay köfteler vay dedim. Onun içine saklanmışlar kendilerini korumak için. Bu adetlerini de yeni öğrendik. Biz ne bilelim o otun içine saklandığını, hiç haberimiz yok. Bayağı bir balık, çok fazla, küçük, ufaklı. Onları şimdi ayrı bir bölüme aldık köfte gibi geziniyorlar ama pek hoşlarına gitmedi, onlar yine böyle ot içine saklanmak istiyorlar Allahualem.

BÜLENT SEZGİN: Orada saklanıyor olduğunu bilmesi çok büyük bir mucize Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet. Ufacık hayvan onu akıl ediyor. Kalbi var, gözü var tırnak ucu kadar. Bin bir türlü aklı var hayvanın. Hepsinin bir ömrü var. Her hayvanı bu kadar akılla. Kardeşim bakteri, bakteri kamçısının filmini gördüm. Motor gibi kuyruğu dönüyor ve mükemmel bir motor sistemi var. Bakteri artık. Kamçıları da bayağı uzun, çok çok uzun kamçıları. Bir arada yaşıyorlar birbirlerine kamçıları dolanmıyor. Halbuki kördüğüm olması lazım onların çünkü sürekli dalgalanıyor o. Çaka çaka da dolular. Hiçbirinin kuyruğu diğerine dolanmıyor. Ve büyük bir enerjiyle o kuyruğu sürekli çeviriyor, motor gibi.

Aylar geçiyor, her ayın bir hikmeti var. Günler geçiyor, her günün bir hikmeti var. Hiçbir gün boş geçmiyor. Hiçbir ay boş geçmez, hiçbir yıl boş geçmez. Ama Allah’ı hiç ilgilendirmez bu tip şeyler, hikmetle bina eder ama bu değil. Allah’ın istediği Mehdi’sini zuhur ettirmek, seviyor Mehdi’sini. İsa Mesih’i zuhur ettirmek, seviyor Hz. İsa Mesih’i. Talebelerini seviyor. Allah aşkı seviyor. Milletin partisi varmış, hükümet kurmuşlar, koalisyon olmuş. Allah’ı hiç ilgilendirmez bunlar hiç. Bunları sebep olarak kullanır Allah. Allah sevgiden hoşlanır. Allah aşktan hoşlanır. Milletin senedi, çeki, evlenmesi, yemesi, içmesi Allah’ı hiç ilgilendirmez. İnsanların büyük bölümünü de alıp cehenneme dolduruyor. Dümdüz bir hayat yaşatıyor. Karanlık mahallelerde yine eskisi gibi sürünen bir sistem.

Mesela bak şimdi bizi sevenler var. Kapıda da bekliyorlar Fransızlar falan mesela bu aslan da yeni gelmiş. Mesela o da kaderinin sevkiyle geliyor. Bugün kaderindeymiş oraya gelip oturdu. Bir kısmı korkar, çekinir. Kaderinde oluyor Allah ona nasipsiz mesela nasip vermez. Korkar, korkmayı o kendi lehine zanneder. Halbuki nasipsizliğindendir. Allah nasibini kilitlemiştir, öyle bir şey meydana getirir. Kimi başka türlüdür. Allah hızla bu olayları akıtıyor, geliştiriyor. Çileyi verir ki Allah, aşkı iyice görebilmek için. Şimdi mesela Allah’ın Mehdi’si; ona çile vermezse sevgisini nasıl görsün Allah? O nasıl görsün Allah’a olan sevgisini? Çile yoksa rahatlık varsa, bir elim yağda bir elim baldaysa bunu herkes yapar. Nihayet namazlar da kolay. Ama bir çile olması lazım. Aşk ve çile iç içedir. Allah öyle yaratmış. Çile içinde işte insan olmak, işte bu sistemin olması gerekiyor. Melek oldun mu çile çekmiyorsun. Melek çileyi bilmez, acıyı bilmez. İnsan bilir çileyi, acıyı. O yüzden çok makbul oluyor, meleklerden çok çok üstün oluyor.

Yani İttihad-ı İslam olsun millet yesin, içsin, yatsın, keyfine baksın diye istemiyor Allah İttihad-ı İslam’ı. Sırf müminlerin hoşuna gitsin, Allah’ın gücü görülsün, Allah aşıkları coşsun diye veriyor Allah. Yoksa böyle hakimiyet olsun, millet keyif etsin, huzur içinde yaşasınlar bu Allah’ı ilgilendirmez. Allah sevgiyle ilgilenir, sabırla ilgilenir, aşkla ilgilenir. Allah’ı ilgilendiren bunlardır. “Sevgi, sabır, aşk.” Bu var mı yok mu buna bakar Allah. Yoksa İslam’ı hakim etmeye, ta başından İslam’ı hakim eder. Hz. Adem (a.s) devrini. Hiç kimsenin de gücü yetmez. Hiçbir şekilde de İslam’ı yıkamazsın. Yıkılması için de bir mantık olmaz zaten, bir sebep de olmaz, herkes iman eder. Gayet kolay. Mantıklı düşünüldüğünde o kadar kolay ki İslam’ın sürekli hakim olmuş olması. Huzur içinde de insanlar yaşar. Yarı melek gibi olur insanlar. İmtihan açısından Allah bunu kıymetli görmüyor, bir önemi yok. Savaşlar olmazsa, çile olmazsa, acılar olmazsa, sabredecek şeyler olmazsa olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Allah sevdiklerinden bahsederken “sabredin, şüphesiz Allah sabredenleri sever” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

CAN DAĞTEKİN: Bir başka ayetinde de Hz. Musa (a.s)’a bir sevgi verdiğini belirtiyor Yüce Allah.

ADNAN OKTAR: O sevgiyi vermesinin nedeni onu korumak. Firavun’dan korumak, etrafından. Sevimlilik meydana getiriyor Allah. Çünkü bu dünya sevimliliğin gerçek anlamda yaşandığı bir yer değildir. Ahirettir sevimliliğin asıl yaşandığı yer, sonsuza kadar. Ondan sonra insan melek gibi oluyor. Ama insandan oluşmuş melek gibi. Artık ondan sonra çileyi acıyı bilmiyor, melekleşiyor bir yönüyle, ıstırabı bilmiyor. Ama unutmuyor da tabii onu. Mesela ikide bir oturması ahirette onu gösteriyor. Yataklara uzanıyor, tahtlara oturuyor. Oturması için hiçbir sebep yok. Trilyonlarca sene ayakta dursa yorulmaz insan. Havada da durur böyle, normal boşlukta havada durur. Uçar da. Sürekli uçarak havada da gezebilir. Ama illa ki koltuk ona kilitleniyor, bir dinlenmek istiyor yorulmadığı halde. İçgüdü olarak var ruhunda. Ama orada da sürekli Allah’ı anıyor, Allah sevgisi kalbinde sonsuza kadar. Cenab-ı Allah’ın istediği aşktır. Sabırdan gaye de zaten aşktır. Sabır aşkı meydana getirmek içindir. Takva aşkı meydana getirmek içindir. Çile aşkı meydana getirmek için. Allah’ın istediği bu aşktır. Çok şiddetli sevmek, çok çok güçlü sevmek.Çünkü zuhur ederken de mesela Kendisi çok çok güzel bir insan suretinde zuhur ediyor ki onun üstüne daha bir güzel olmuyor. Ama tecelli. Ara ara tecelli ediyor Allah. Cennetteki o meyveler, ağaçlar, güzellikler, bir akım kaynağından bahsediyor Allah Kuran’da. Bir akım kaynağı. “Cereyan” diyor “Cereyan.” Cereyan kaynağı. Sürekli oradan cereyan eder. “Bu kaynaktan” diyor, “bu kaynak” “o kaynaktan sürekli cereyan eder” diyor. Akış; işte oradan nimetler, her türlü nimet akıyor.

CAN DAĞTEKİN: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) iman edenlerin cennete gireceğini bildiriyor. İmanın da yalnızca sevgiyle olacağını bildiriyor.

ADNAN OKTAR: İşte sevgisiz iman olmaz. Müşrik gelenekçiler bunu bilmiyor, habire badem bıyıklarını kırpıp kindar, nefret dolu, komplocu, tuzakçı bir ruhla devam etmeye çalışıyorlar. Böyle olmaz. Tepetakla cehenneme giderler. Akıllarını başlarına alsınlar, böyle olmaz. Tuzakçı, oyuncu olmaz.

YASİN GÜRLEYİK: Bir başka ayette de, şeytandan Allah’a sığınırım. “İnsanlar içinde Allah’a eş ve ortak tutanlar vardır ki onlar bunları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin sevgisi ise daha güçlüdür” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela bak, istesek biz gidip gezeriz orada burada. İmkanımız da var. Bahanesini de bulabiliriz. Mesela deriz ki; “Antalya’da tebliğ yapalım, Antalya’daki insanların da tebliğe ihtiyacı var.” Otobüslere binip, uçağa binip Antalya’ya gideriz. Hem keyfimize bakarız, hem de tebliğ yapıyoruz” deriz. Ama samimi davranıyoruz. Yayınla olacak etkinin çok büyük olduğu belli. Hatta “oraya” deriz “naklen yayın için de arabayı oraya götürelim, naklen yayın da yapalım.” Samimiyetsiz olur. Allah kalbimizi biliyor. Dürüst yaklaşıyoruz.

OKTAR BABUNA: Hocam sizin hayret verici bir tıp ilminiz var. Hakikaten maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tıp ilmi.

OKTAR BABUNA: Evet. Çok şahit olduk.

ADNAN OKTAR: Olur, olur ama ne kadar? Milyonda bir. O kadar da olsa olur.

“Mehdi” diyor bak, “Resulullah’ın bayrağı ile insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği, “Mehdi çıkmaz” denildiği bir sırada zuhur eder. İki rekat namaz kılar” diyor. Bak, bunu sürekli söylüyor hadislerde “iki rekat namaz” kılar. Namazdan dönünce şöyle der: “Ey insanlar,” Ümmeti Muhammet yani bütün Müslümanlar, dünya Müslümanları “ve bilhassa onun ehli beyti yani seyitler; Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan gelenler çok belalar gördü. Bizler” kendini de katarak söylüyor Hz. Mehdi (a.s) “bizler kahır ve haksızlığa maruz kaldık” her türlü haksızlık. “Kitabü'l-Burhan Fi Alameti'l-Mehdiyyi'l-Ahir Zaman, sayfa 55.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.) PKK Terörünü ve Abdullah Öcalan’ın Adını 1400 Yıl Öncesinden Bildirmiştir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Uykulu bakan adamı hiç sevmem. Kötü, iyi bir şey değil, hastalık alametidir. Diri bakmak dikkat alametidir, irade alametidir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş, Artvin Hopa’daki sel felaketi için “Çok sayıda iş makinesi bölgeye gitmeli ve derelerin tıkanan kısımları açılmalı” çağrısında bulununca sosyal medyada büyük tepki topladı. Halkın geniş bir kesimi “Yardıma gidecek iş makinesi bırakmadınız” diye tepki gösterdi. PKK, Doğu ve Güneydoğu’da şimdiye kadar özelikle baraj inşaatlarında kullanılan yüzlerce iş makinesini yakıp kullanılmaz hale getirmişti.

ADNAN OKTAR: Canım o orada iyi niyetle söylemiş. Bu gidip arabaları yakın da demiyor Selahattin Demirtaş. O çocuk ne yapsın? Onun da başına bela PKK. Belli onun korkusu altında yaşadığı, PKK korkusu altında yaşadığı belli. Ama PKK da diyor ki; “biz silah bıraksak lafımızı sözümüzü dinlemezler. Biz böyle işte adamı böyle söz dinletir hale getiririz” demeye getiriyorlar. Halbuki her şey sevgiyle halledilmesi lazım, akılla halledilmesi lazım. Karşılıklı sevgi. Her yerde sevgi olması lazım.

Ama övünmek olarak değil de, hakikaten bir Marksist’le, ateistle bizim kitaplarımız dışında tartışmak mümkün değil. Bana kaynak göstersinler, hangi kaynakla yapılabilir? Şu kaynakla yapılabilir desinler ben göreyim. Bizim dışımızda ateistlerle, Marksistler’le tartışacak bir bilgi kaynağı yok. Keşke olsa da elinin ayağının peşinden gitsem. İftihar ederim.

AYŞE KOÇ: İnternetteki tartışma formlarında da Adnan Bey sadece sizin eserlerinizdeki bilgiler kullanılıyor. Hepsine bakıyorum bu arada tek kaynak sizsiniz.

ADNAN OKTAR: Bizim kitaplarımız olmasa Müslümanlar perişan olurdu. Acayip ezerdiler. Çünkü gelenekçi Ortodoks izahlar var. En fazla şunu yapacaklar ve yapıyorlar;“Kuran’da zaten Darwinizm var, zaten evrim var. Marksizm’e karşı da; zaten İslam da komünizm gibi bir şeydir.” Böyleydi. Yöntemleri buydu. Tam teslim olmuşlardı. İlk defa ezecek bilgiye sahip oldular.

CEYLAN ÖZBUDAK:Bütün dünyada.

ADNAN OKTAR:Bütün dünyada tabii. Nokta-i istinat; Bediüzzaman diyor; “Nur talebeleri görünmez ama nokta-i istinattırlar” diyor. Hakikaten nokta-i istinat olduk.

ECE KOÇ: Amerika’daki yaratılışçıların hiçbir etkisi olmadığını hem kendileri hem bütün dünya kabul etti.

ADNAN OKTAR: Yasemin Sultanın nasıl güzelliği?Kadın böyle güzeldir kardeşim, bakımlı güzel olur. Bakımlı olmasını istememek çok korkunç bir şey. Dışarıda kimsenin yüzüne dahi bakmaz o, çok iffetine titiz. Kimseyle göz göze dahi gelmez. Dışarı çıktığında neredeyse dizinin altına kadar uzun gömlek giyiyor. Çoğu yerde başı kapalı geziyor. Öyle. Ama güvenlik içinde olduğunu hissederse böyle bakımlı güzel bir kıyafetle geziyor. Yakışan da budur.

Zeynelabidin, İmam Zeynelabidin. Peygamberimiz (s.a.v)’in torunlarından; “Bizim kaimimiz” bak hep sahip çıkarak söylüyor, “bizim kaimimiz,” kaim Mehdi “Allah’ın resulleri arasında birçok benzerlikler vardır. Hz. Nuh (a.s) , Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s), Hz. İsa (a.s), Hz. Eyüp (a.s), Hz. Muhammed (s.a.v), Hz. Salih peygamberlerin her biriyle bir benzerliği vardır.” Peygamberlerin özetidir adeta diyor. “Hz. Nuh (a.s) ile uzun ömürlü olmasında, Hz. İbrahim (a.s) ile doğumunun gizli olmasında, halktan uzak durmasında Hz. Musa (a.s) ile. Korku hali Hz. Mehdi (a.s)’a yönelik tehlikelerin yoğunluğuyla,” bu Hz. Musa (a.s)’daki korku haline benzemesi. İşte “öldürme, tuzak kurma, tutuklama, gözaltına alma, sürgün gibi her türlü tehlikeyle iç içe olmasıyla Hz. Musa (a.s)’a benzer” diyor. “Gaybette yaşamasıyla,” sürekli gizlenerek yaşamasıyla da “benzer” diyor. “Hz. İsa ile halkın onun hakkında ihtilafa düşmesi. Bir kısım insanların Hz. Mehdi (a.s) gelecek bir kısmının da gelmeyecek demesiyle.” Şimdi halk da diyor ya “Hz. İsa (a.s) gelecek” diyor bir kısmı da “gelmeyecek” diyor. “Hz. Eyüp (a.s) ile beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde.” Hz. Mehdi (a.s)’a birçok zorluk, hastalık, dert geliyor ancak Hz. Eyüp (a.s) gibi Allah’ın rahmetiyle hepsinden kurtuluyor. “Muhammed (s.a.v) ile kılıçla kıyam etmesinde.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in kutsal emanetleriyle, mübarek sancağı, kılıcı ve hırkasının Hz. Mehdi (a.s)’ın yanında olmasıyla benzerliği vardır. Çünkü hırkayı giyecek teberrüken, kılıcı kuşanıyor aynı Peygamberimiz (s.a.v.)’in kıyafeti, bütün eşyaları üstünde olmuş oluyor.Kemaluddin sayfa 322/31, üçüncü hadis.

Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Ermeniler’le Azeriler savaşmadan Hz. Mehdi (a.s) zuhur etmez.” Bihar’ulEnvar 51. Cilt, 102. Sayfa. Bak, “Ermeniler’le Azeriler savaşmadan Hz. Mehdi (a.s) zuhur etmez.” Daha yeni savaştılar. Kardeşim bu mucizeler normal mi? Peki alimlerin, hocaların bundan bahsetmemesi normal mi? Kıskançlığı bırak. Peygamber (s.a.v.)’in hadisini gizliyorsun, mucizeyi gizliyorsun. Hasetliğin sırası mı? Peygamber (s.a.v.)hadisi, söyle. Ne korkuyorsun? Bütün mucizeleri gizliyorlar, Peygamber (s.a.v.)’in mucizelerini. Bu da bir mucizedir. Peygamber(s.a.v.)’in mucizelerini gizlemeleri de bir mucizedir. Israrla gizliyorlar. “Azeriler Ermeniler’le savaşmadan Hz. Mehdi (a.s) çıkmaz” diyor. Yüzlerce yıldır ilk defa oldu. Fakat hoca efendiler bunu gizliyor. Bethlehem; Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametleri, İsa Mesih’inde zuhur alametidir gizliyorlar. Saatin gölgesi, Mekke’de dağların tünellerle delinmesi. Ürdünlü pilotun yakılması. Güneşte insan yüzünün belirmesi bak alimler bunu gizliyor. Ey alimler güruhu Peygamber (s.a.v.)’in mucizesini gizliyorsunuz. Bak çok utanacaksınız. Çok utanacaksınız. Çok acayip bir şey yapıyorsunuz. Büyük bir suç işliyorsunuz. Peygamber (s.a.v.)’in mucizesini saklamak ne demek?

CEYLAN ÖZBUDAK: Bethlehem Yıldızı çıktığında Adnan Bey dindar Hristiyanlar bayağı heyecanlandılar. Dediğiniz gibi Müslümanlar’dan sizden başka kimse anlatmadı bu konuyu.

ADNAN OKTAR: İşlerine gelmiyor.

GÖKALP BARLAN: Fırat’ın kenarında Abdullah isimli bir şahıstan bahsediyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Ebu Basir’den İmam Abdullah Caferi Sadık (a.s) şöyle buyurdu. “Resulullah  (s.a.v.) ferman etti. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur zamanında Azerbaycan’dan mutlaka bir ateş çıkacaktır.” Bak Azerbaycan’dan mutlaka bir ateş çıkacaktır. “Ve hiçbir şey onun karşısında duramayacak böyle bir şey olunca evinizde oturun. Biz ne yaparsak siz de onu yapın yani biz evde otururken siz de oturun. Ve bizim kıyam edenimiz Hz. Mehdi (a.s) hareket ettiğiniz süratle hiç durmadan ona koşun.” Şeyh Muhammet bin İbrahim Numani, Gaybeti Numani, sayfa 311. Azerbaycan’ın da Hz. Mehdi (a.s) devrinde işgal edileceği hadislerde belirtiliyor. Bak “Azeri-Ermeni savaşı olacak” diyor ve “Azerbaycan da işgal edilecek” diyor. Bak detaylara bak. En ince detaylarına kadar ahir zaman tarif edilmiş. Hoca efendilerden duyuyor musunuz? Duymazsınız. Çünkü işine gelmez. Maddesine dokunur. Peygamberimiz (s.a.v.)’e soruyorlar ki “Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri nerede buluruz?” diyorlar, nasıl bulabiliriz, nasıl aramamız lazım? “onları yeryüzünün kenarlarında ara” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Onların yaşantıları sadedir, evler sırtlarındadır” yani sabit bir evde kalmazlar diyor bir o evde bir bu evde. “Eğer hazır olsalar tanınmazlar, eğer kaybolsalar aranmazlar” kimsenin umurunda bile olmaz diyor. “Hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez, eğer evlenmek isteseler kimse onlara gelmez evliliğini de kabul etmez” diyor. “Eğer ölseler kimse cenazelerine kimse katılmaz.” Bak eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz çekindikleri için. “Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar.” Kendilerine mahsus mal yok, herkes malı paylaşıyor. “Ayrı şehirlerde olsalar dahi istekleri hep aynıdır.” Gaybeti Numani sayfa 238. Bu ahir zamanda alimlerin, hocaların Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmemesi, deccaldan bahsetmemesi, ahir zamandan, alametlerinden bahsetmemesi Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti. Minberlerde Hz. Mehdi (a.s)’dan, deccaldan bahsedilmediği zaman Hz. Mehdi (a.s) zuhur ediyor. Ve deccal devrinde olduğumuzu anlıyoruz. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur alameti minberlerde Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedilmemesi.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin okuduğunuz bir hadis daha vardı Adnan Bey “bir heves” diyecekler Hz. Mehdi (a.s) için.

ADNAN OKTAR: Evet “heves” diyorlar. Yani “kendince bir hevesle ortaya çıktı Hz. Mehdi (a.s) olmak istiyor. O yüzden bunlar var. Böyle bir şey yok” diyecekler. Halbuki kaderde olan bir olay var. Onun farkında değiller.

CEYLAN ÖZBUDAK: Yine sizin yakın zamanda söylediğiniz bir hadis “hiç kimse benimle Kuran’la tartışmıyor” diye şikayet ediyor Hz. Mehdi (a.s).

ADNAN OKTAR: Evet. Hz. Mehdi (a.s)’ın şikayeti o. Gelen, uydurma rivayetlerle tartışmaya kalkıyor. Hz. Mehdi (a.s)’a diyor ki “bana Kuran’la gelin tartışacaksınız.” Şikayeti o. “Bana kimse Kuran’la gelmiyor” diyor “tartışmaya.”

PKK çok küt, pis, itici bir insan güruhu oluşturuyor. Genç kızları kaçırıyor o çocuklar insanlıktan çıkıyorlar. Delikanlıları kaçırıyorlar onları da insanlıktan çıkarıyorlar. Vahşileştirip, hayvanlaştırıp çok kirli ve çok itici hale getiriyorlar. Ama esrarengiz şekilde “Müslümanlar’ı madem bunlar yok edecek biz bunları destekleyelim” diyor Amerikan derin devleti. Bu çok alçakça bir şey. Müslümanlar’ı tahrip edeceğine Müslümanlar’ı doğru yola getirecek bir çalışma yap. Değil mi? Sevgiye davet et. Müslümanlar’ı saldırgan böyle hayatı korkunç gösteren, sanata müziğe karşı olan, kadınların rahat yaşamasına karşı olan, asan, kesen insanlar olarak tanıdıkları için tek çözümün onların yok edilmesi olarak düşünüyorlar. Onun için böyle cinayet ekiplerini, mafya ekiplerini diri tutmaya çalışıyorlar. Müslümanlar’ı kesecek birimler olarak görüyorlar. Halbuki Müslümanlar’ı doğru yola getirecek insanlar var. Onlara, sevgiyi, barışı, kardeşliği, estetiği, kaliteyi öğretecek insanlar var. Onları destekleyeceklerine toptan yok etme kafasına gidiyorlar. Vahşi insanlar telkine kapalıdır. Müslüman alemi internetten her şeyi araştırıyor. Kitap okuyor. Konuşulabilir insanlar. Ama tabii bağnazların ikna edilmesi daha zordur. CHP’nin korkusu o oluyor. Dinsiz yetiştirilen bir genç. Mesela ortada var ya gençler bakıyorum ben hakikaten, diskoya gidiyorlar, eğleniyorlar, müzik dinliyorlar boşlar hakikaten. Ama dini anlattığında da bomboş beyaz bir sayfa çok rahat alıyor. Ama gelenekçi Ortodoks eğitim almış bir adamın bütün vücudu, hücreleri adeta dumura uğruyor. Kafası, beyni dumura uğruyor. Yani böyle bir adamı ikna etmek akıl almaz zor. Çok kirli bir felsefe, kirli bir düşünce sistemi oluşturduğu için bir de katmanlaşmış, nasırlaşmış oluyor onu ikna etmek çok zor oluyor. O yüzden işte diğer bazı hocalar yeni çıkan bazı hocalar işte “biz deistiz” falan diyorlar ya gençlik deist olarak yetiştiriliyor çünkü onu düzeltmek daha kolay diyor. Ama bağnazın yetiştirdiği adamları düzeltmek adeta imkânsız diyor. Tabii bu ürkütücü bir durum.  Yani ikisi de olmaması gerekiyor. Deist de olmaz, bağnaz da olmaz. İkisi de çok korkunç. Mehdiyet’in çok ani hızlı atağa geçmesi gerekiyor. Mehdiyet’i sevenlerin üstüne çok görev düşüyor. Yani kenardan arenada savaşan bir gladyatörü seyreder gibi seyretmek değil de, bizzat sahaya inip candan bir mücadele vermen lazım. Diyorlar ki işte “Hz. Mehdi (a.s ) bizi zaten kurtarır, aslan gibi gereğini yapar, biz evimizde onu düşünelim.” Ondan sonra “bekleyelim.” Böyle olmaz. Ben de bekliyorum ama bak canhıraş gayret ediyorum Hz. Mehdi’ (a.s)’yi destekliyorum. Böyle bir Mehdiyet beklentisi olabilir. Adam evleniyor işine gücüne bakıyor yiyor içiyor bir yandan da Hz. Mehdi (a.s)’yi alkışlıyor. Mehdiyet’i alkışlıyor “çok yola çıkarsınız” diyor. Sen? “Ben seyredeceğim” diyor. Rezil olursun sonra. Pişman olursun. Bütün gücünle, bütün candanlığınla Allah’ı seveceksin. Hz. Mehdi (a.s)’yi de Allah için seviyorsun. Allah’ı sevdiğin için seviyorsun. Mehdiyet’i de Allah’ı sevdiğin için seviyorsun. Ben Hz. Mehdi (a.s)’yi Allah için seviyorum. Mehdiyet’i de Allah için seviyorum. Vesile olarak görüyorum yani Allah’a ulaşmaya, Allah’ı sevmeye, Allah’ı tanımaya vesile olarak görüyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey sizin anlattığınızla tam olarak İslam’ın insanın mantığına ve bilime hiçbir şekilde insan fıtratına tam olarak uygun olduğunu hiç çelişmediğini biz sizden öğrendik gerçekten. Daha önce biz böyle olduğunu bilmiyorduk.  Biz de genelde böyle bağnaz bazı bir şeyler okumuştuk, çok olumlu etkisi oldu üstümüzde Allah razı olsun sizden.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Zamanın müşrikleri Hz. Musa (a.s)’ya “Sen ve Rabbin gidin savaşın” diyorlar. İzlemeyi tercih ediyorlar bir kenarda inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne diyorsun Beril?

BERİL GONCAGÜL: Çok haklısınız “Onlar mücadele etmek isteselerdi hazırlık yaparlardı” diye bildiriyor şeytandan Allaha sığınırım.

ADNAN OKTAR: Değil mi?

BERİL GONCAGÜL: Mutlaka onun gayretini göstermemiz gerekiyor bizi de inşaAllah Allah İslam’a hizmet ettiriyor. Bize de canla başla mücadele etmeyi inşaAllah Allah vesile etsin.

ADNAN OKTA: Mesela adam yurt dışında hem okuyor, diskosuna da gidiyor falan ama arada cep telefonuyla falan bir Hz. Mehdi (a.s) mücadelesini duyuyor “ne güzel” diyor. “Gayret etsin mübarek, talebeleri tebrik ediyorum” diyor. “Canı gönülden destekliyorum, devam edin siz” diyor. Kardeşim bu seni ahirette kurtarmaz. Sen Allah’ı seviyorsan Allah için candan mücadele etmek durumundasın. O mücadelende de sevgiyi görecek Allah. Mücadeleden kasıt Allah’a sevgindir. Yani aşıksan sevgiline hizmet edersin. Eğer aşık değilsen sevgilin seni ilgilendirmiyor demektir. Allah sevgilidir. Bütün aşkınla, bütün ruhunla, bütün kalbinle Allah’ı seveceksin ve O’na hizmet edeceksin. “Birileri yapıyor” böyle sevgi olur mu?

AYLİN KOCAMAN:  Siz daha önce söylemiştiniz “Bu sadece Hz. Mehdi (a.s)’nin sorumluluğu değil bütün Müslümanlar’ın sorumluluğu” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. 

BÜLENT SEZGİN: Allah yine samimi Müslümanlar’a “onlar Allah’a ve Resulü’ne iman ettiler sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla ceht ettiler. Mücadele ettiler” diyor.

ADNAN OKTAR: Mesela bağnazlar bizim kendileri gibi olmamızı istiyorlar. Yani böyle marul gibi kirli, bakımsız işte badem bıyıklarına bir şey dediğim yok da hani ikide bir badem bıyığımızı kırpacağız böyle yani güzel bir şey dediğimiz yok. O pis, mat kıyafetleri o pis, mat görünümleri, kavgacı, laf sokan, azgın, sevgisiz hallerini bizde de istiyorlar. Allah sevgisinde öyle bir şey olur mu?  Allah sevgisinde sadece güzellik vardır.  Güzelliği de istemiyor durdurmaya çalışıyor ki kendine benzetecek. O pis bedenine, o pis felsefesine, pis hayatına benzetmeye çalışacak kendince. Onun için bütün nefretleriyle didiniyorlar benim gördüğüm.  Mesela Facebook’ta orada, burada falan bakıyoruz ağızlarından lağım akıyor ve nefret akıyor. Sanki lağım patlamış, sürekli lağım akıyor ağızlarından. Üstlerinden başlarından sürekli lağım ve nefretten başka bildikleri bir şey yok. Sevgisizlik, tuzakçılık, üçkağıtçılık, dedikoduculuk, fitne, pislik, madrabazlık, düzenbazlık, mal hırsı, dolandırıcılık, köşe dönmecilik.

AYLİN KOCAMAN: Bir de daha önce sizin söylediğiniz bir şey, dinsizliğe karşı hiçbir mücadeleleri yok ama mücadele eden Müslümanlar’a karşı da bayağı bir şey yapıyorlar. Öfkeli bir.

ADNAN OKTAR: Güzelliği ortaya koyana tahammülleri yok.  Nerede güzellik varsa onu yok etmeye çalışıyorlar.

Ateist Tanrı, Evin Delisi, “Şiddetin tamamen ortadan kalkması için dinlerin kökünden kazınması gerekiyor. Özellikle İslam’ın.” İşte bağnaz İslam karşına çıktığı için sen dini şiddetin kaynağı, sevgisizliğin kaynağı olarak görüyorsun sonra kendini ateizme atıyorsun daha da beter batağın içine düşüyorsun. Din saf sevgidir, saf aşktır. Bunu bilmiyorsun. Saf güzelliktir. Saf kalitedir. Bunu bilmiyorsun ve kendini ateizmin karanlığına o dehşet çukuruna atıyorsun. Bir beladan başka belaya düşmüş oluyorsun ama daha da beter bir belanın içine düşüyorsun. 

CAN DAĞTEKİN: Yüce Allah kutsal kitaplarda çoğunlukla sevgiden bahsediyor. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

CAN DAĞTEKİN: Yüce Allah kutsal kitaplarda çoğunlukla sevgiden bahsediyor.

ADNAN OKTAR: Dinin bütün hedefi sevgidir. Yani her olayın amacı aşktır, sevgidir. Yani nereye baksan aşkı ve sevgiyi hedefler. Oruç mesela aşk içindir. Aşkı vurgulamak içindir.  Namaz aşkı vurgulamak içindir. Zekat aşkı vurgulamak içindir. Şahadet aşkı vurgulamak içindir. Hepsi aşk içindir. Yani tek hedef vardır, o da aşk.

Muhammed Çolak; “Ateistle neyi tartışacaksın?” Onlar kalubeladaki iki secdeyi yapmadıkları için ne söylesen söyle inanmazlar.”  Doğru tabii kaderinde olan bir ateistse inanmaz ama sen ona tebliğ yaptığında aşkını, Allah’a aşkını ilan etmiş olursun. Sabredersen aşkını göstermiş olursun. Sen onu iman ettirmek mecburiyetinde değilsin. Anlatacaksın. “Ben anlattım anlamıyor o yüzden anlatmayacağım” olmaz. En azından birkaç kere anlatman gerekir.

AYLİN KOCAMAN: Firavununda değişmeyeceğini biliyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki.

Deniz DenizAyli “Bana bir tane İslam ülkesi söyle. Fizik, tıp, her alanda dünyada bir numarada olan, sana hak vereceğim” diyor. Ama İslam ülkelerine şirk hakim işte. Kuran İslam’la hakim değil. Yani Suudi Arabistan, İran’da da Türkiye’de de öyle yani geniş çapta gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı hakim. Kuran’a dayalı İslam hakim değil.

“Merhaba kolay gelsin az önce programınızda Bethlehem Yıldızı’ndan bahsedildi. Ben bu yıldız olayını gördüm ama yeni gördüm on beş günlük bir durum.” Leyla bizim zaten bununla ilgili filmimiz var Bethlehem Yıldızı’yla ilgili, oradan bakarsa anlar.

“Allah aşkıyla sevdiğim, sen yalan dünyanın güzel bir gerçeğisin sen bir tanesin, çok yakışıklısın. Canımın içisin. Seni görünce çok mutlu oluyorum” diyor.

Kemal bizi Sivas’a davet ediyor.

Mert Çakır; “Hz. Mehdi (a.s) hangi milletten çıkacak?” Türkler’den. Türkler’den. Hadisler öyle gösteriyor. İstanbul’dan çıkacak dediğine göre, kutsal emanetlerin yanında olacak dediğine göre, o Rum’dan ayrılmayacak dediğine göre Rum zaten Türkler. Yani o devirde Rum Türkleri temsil ediyordu. Arapça bilmeyecek diyor.  Nasıl olur bu? Arap ülkelerinde olursa Arapça bilmemesi mümkün değil. Suriye’de değil, Irak’ta değil, Suudi Arabistan’da değil. Yani bir insan Arap ülkesinde olur da nasıl Arapça bilmez? Nasıl okuma yazma bilmez?

OKTAR BABUNA: Kutsal emanetlerle çıkacak diyor. Onlar da İstanbul’da zaten inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Okuma yazma tamam bilmeyebilir ama Arapça bilmemesi mümkün değil.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey sizin aylardır yaptığınız ısrarlı çağrılardan sonra bugün Başbakan Davutoğlu on bin yeni korucunun göreve alınacağını söyledi.

ADNAN OKTAR: Güzel maşaAllah güzel haber.

KARTAL GÖKTAN: Kadro tahsisi hızlıca yerine getirilsin demiş Başbakanımız.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

AYLİN KOCAMAN: Maaşları da arttıracakmış.

ADNAN OKTAR: Maaşları da artıracak. Bak ısrarla üstünde durduk ısrar ısrar ısrar Allah’a çok şükür neticeyi de aldık. Hadi bakalım korucu kardeşlerimizi tebrik ediyorum.

Türkiye gerçekleri Mustafa Selanik; “Doğu Perinçek’le Adnan Hoca paralellik gösteriyorsa bırak Marks’la Darwin de göstersin. Şimdi Doğu Perinçek hayret edilecek şekilde hakikaten PKK’ya karşı. Hakikaten Türkiye’nin bölünmesini istemiyor. İnsan gözlerine inanamıyor. Bayağı kararlı azimli yani. Çok iyi bir şey bu, bayağı iyi. PKK’ya şiddetle karşı, Maocu olduğu halde.  Marks’la Darwin ama şimdi Darwinizm’in üstüne geliştirmiş Marksizm’i Karl Marks. Bütün sistemi Darwin’in üstüne kurmuş. Darwin’i altından aldın mı Marks şeyin üstüne oturuyor. Yani olay bitiyor. Biz de aldık altından ne oldu? Küt aşağı.

AYLİN KOCAMAN: Marks’ın ifadesi var “Bizim görüşlerimizin tabii tarih temelini oluşturan kitap Darwin’in kitabıdır” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii ki bak adam çok açık anlatıyor. Bir daha söyle.

AYLİN KOCAMAN: “Bizim görüşlerimizin tabii tarih temelini oluşturan kitap Darwin’in kitabıdır” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki yani diyalektik felsefede dayandırdığı tek delil.

Adamın biri, “PKK’yı bitirirse Adnan Hoca bitirir.” İlimle, irfanla olur. Niye bir tek biz? Milletimiz bitirecek Allah’ın izniyle.

“İyi ki varsınız Hocam sizin gibi bilgili, efendi, disiplinli bir hoca göremiyorum maşaAllah Hocam iyi ki varsınız.”  Vardır da azdır. Ayrıca ben hoca değilim o da ayrı bir konu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada son günlerde yaşanan terör olaylarının ardından gönüllü askerlik için yaklaşık üç bin kişinin Genelkurmay’a elektronik posta yoluyla başvurduğu belirtildi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada son günlerde yaşanan terör olaylarının ardından gönüllü askerlik için yaklaşık üç bin kişinin Genelkurmay’a elektronik posta yoluyla başvurduğu belirtildi.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan her yer delikanlı kaynıyor.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bayanlar da var Adnan Bey başvuruların arasında.

AYLİN KOCAMAN: Korucular arasında da bayanlar varmış.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar işte hepsi delikanlının hası. Millet yiğit millet maşaAllah tebrik ediyorum.

Didem; “Bu Mehdi siyasal alanda gelecek Mehdi’dir değil mi? Yoksa Mehdiyi Ala Resul olan mehdi değil.”  Zaten bir tane Mehdi (a.s) var o da hem siyaset hem diyanet her alanda Mehdi’dir. Hem saltanat aleminde hem diyanet aleminde hem her alanda Mehdi’dir. Yoksa öbür mehdilerin hepsi gelip geçmiştir. Siyaset alanındaki Mehdiler Mehdiyi Abbasi diyor Bediüzzaman açıklıyor. “Diyanet aleminde İmam Rabbani, Abdülkadir Geylani ama hiçbiri gerçek büyük Mehdi (a.s)’nin görevini, üç görevini birden yapmamışlardır” diyor. “O ahir zamanda gelecektir” zaten “Hicri 1400 ve 1500 arasında olup bitecek hepsi” diyor.  Yani Hicri 1500’ün sonlarına doğru yani başına doğru bitecek zaten diyor. Artık dünya kalmıyor . Bütün hayat 1400’le 1500 arasında. Onu bazı Nurcular anlamazlıktan gelip sürekli uzatıyorlar. Bediüzzaman açık açık söylüyor. Risale-i Nuru okuyup okuyup kavrayamamaları da bir mucize. O kadar açık sahih söylüyor ki Bediüzzaman diyor “ben Hz. Mehdi olmam imkansız” diyor “çünkü benim zamanımda sistem buna uygun değil” diyor. “Ama ahir zamanda hayatın geniş dairesinde sistem buna uygun olacak” diyor. “Bağnazlık da kalkacak” diyor. “Hürriyet artacak” diyor. “Despotluk da kalkacak ve Hz. Mehdi (a.s) çok rahat hareket edecek” diyor ve “Üç alanda birden Mehdi olacak” diyor. “Hem diyanet hem siyaset hem saltanat.” Koskoca otuz yıllık, kırk yıllık Nurcular bunu anlayamıyorlar. Yani sarih normal düz Osmanlı Türkçesi’yle anlatıyor anlayamıyorlar. Ta ki biz yayınlayıncaya kadar televizyonda.

CİHAT GÜNDOĞDU:  Risalelerden Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bölümleri çıkartma yoluna gitmişlerdi kendileri.

ADNAN OKTAR:  Evet fakat onları da ifşa ettik o yüzden yapamıyorlar.

“Bizim çalışmalarımızın dışında ateistlerle, Marksistler’le tartışabilecekleri kaynak yok. Olsa bundan memnun olurduk” yazmamız üzerine aşağıdakileri yazmış Engin Badem. “Yapmayın lütfen Risale-i Nur onların belini kıralı hayli zaman oldu.” Bediüzzaman “küfrün belini kırdık” derken “Türkiye’deki direnci belini kırarak durdurdum” diyor. Ama öldürmek ayrıdır bak Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s) için diyor ki “öldürüp dağıtacak” diyor. Bediüzzaman Darwinizm konusuna hiç girmemiştir hiç. Tamamen Hz. Mehdi (a.s)’ye bırakmıştır. “Onun birinci vazifesi materyalizm, Darwinizm’i darmadağın etmektir” diyor. “Muhtaç olduğu kuvveti, ihtiyacı olan kuvveti Allah ona verecek” diyor anlatıyor. Bediüzzaman küfrün belini kırmış olsa “deccal şu an dünyaya hakim oldu” der mi? Kendi zamanında. Şu anda da diyor “şu an dünyaya hakim” diyor. “Biz kışta geldik” diyor “Hz. Mehdi cennet ashabı baharda gelecek” diyor. “Küfrü darmadağın edip dağıtacak” diyor. Eğer öyle olsa “ben darmadağın ettim dağıttım” derdi. “İleride gelecek olan Hz. Mehdi (a.s) darmadağın edip dağıtacak” diyor. “Şeddeli lamlar mim ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar Hz. Mehdi (a.s) ve şakirtleri olabilir” diyor. 2010 tarihini veriyor bu. Bunu anlamazlıktan gelmenin bir alemi yok. O zaman bunu küçük bir Risale haline getirelim de bunu çok karıştırıyorlar. Bediüzzaman’ın kendi delilleriyle söyleyelim. Şam’da Emevi Camisi’nde Bediüzzaman söylüyor. Şimdiki durumu anlatıyor Hz. Mehdi (a.s)’nin ileride çıkacağını söylüyor. 1980 yılında çıkacağını söylüyor ve küfrü darmadağın edeceğini söylüyor. Öyle olsa “ben darmadağın ettim” derdi. “Ben Hz. Mehdi (a.s)’nin pişdar bir neferiyim öncü bir askeriyim ona zemin ishar ediyorum” diyor Bediüzzaman. Ama talebelerine öyle diyor tabii. Yani “belini kırdım” diyor ama Türkiye için söylediği bir şey o. Hz. Mehdi (a. s) bütün dünya çapında kırıyor. Belini kırarsın canlı kaldı. Bediüzzaman diyor “şu an deccal dünyaya hakim” diyor zaten kendi zamanında. İmamı Rabbani diyor ki “öyle makamlar vardır ki cezbe usulü oraya yanaşamaz bu son makamlar çok yüksek pek kıymetlidir” diyor Hz. Mehdi (a.s)’nin makamı için. Bu makam Ashab-ı Kiramdan sonra Hz. Mehdi (a.s)’de görülecektir. Bu makam, Allahu Teâlâ’nın, öyle büyük bir nîmetidir ki, dilediği, seçtiği bahtiyârlara nasip olur.” diyor. “Bu makam Ashab-ı Kiramdan sonra inşaAllah tam bir şekilde Mehdi (a.s)’da zuhur edecektir” diyor. 32. Mektup, sayfa 125’te. Hazreti Ali divanında diyor ki; “Ey oğul Türkler coşmaya ve birbiri içinde kaynaşmaya başlayınca Mehdi’nin adaletle yardıma geldiğini bekle” diyor. Hazreti Ali Divanı, sayfa 227’de. Bak, “Türkler coşmaya ve birbiri içinde kaynaşmaya başlayınca Mehdi’nin adaletle yardıma geldiğini bekle” Hazreti Ali Divanı, sayfa 227. Hazreti Ali’nin Divanı’nda var. Hazreti Ali buyurdu ki; “Mehdi’in iki ismi olacak. “Biri gizli” yani müstear, “diğeri açık bilinen” Şeyh Saduk’u Kemaleddün kitabında var. “Mehdi zamanında kızıl ölüm denen bir ölüm olacak” diyor. Bir ölüm çeşidi. “Bu silahla olacak” diyor. “Her yedi kişiden beş kişi ölür” diyor. Yani kızıl ölüm komünizmin o kızıllığına, kızıl komünizme dikkat çekiliyor. Yani 1400 sene öncesine bakın. Komünizmin renginin kızıl olduğunun söylenmesi bu da mucize. “Ve silahla olacak” diyor. “Kızıl ölüm.”

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet, programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Bediüzzaman Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s) Çıktığında Kendisinin Vefat Etmiş Olacağını ve Hz. Mehdi (a.s)’ın Hayatın Geniş Dairesinde Faaliyet Yapacağını Söylüyor

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kirby, Türkiye’nin hava görev emrine dahil edilmesi karşılığında Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulup oluşturulmayacağına ilişkin olarak, “herhangi bir türde bölge oluşturulması için hazırlık veya plan yok” açıklaması yaptı. IŞİD’e karşı mücadelede Türkiye ve Amerika arasında teknik müzakerelerin tamamlandığına dair açıklamaların ardından, “Türk uçaklarını gökyüzünde görmekten memnuniyet duyacağız” dedi. Pentagon’un Ankara’yla sağlanan anlaşmayı duyurduğunu hatırlatan Kirby, Türk uçaklarının saldırıya ne zaman başlayabileceğine dair detayların ise yetkililere sorulması gerektiğini kaydetti.

ADNAN OKTAR: Bizim IŞİD’le işimiz olmaz. Müslümanlar’ı bombalamayız. Haramdır Müslüman bombalamak. Cinayet olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Edinilen bilgilere göre hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri, rafta bulunan özel ordu dosyasını yaşama geçirmek için ciddi bir çalışma başlattı. Özel orduda sınırda görev yapacak özel orduda görev alacaklar için eğitim yeri Manisa Kırkağaç olarak belirlendi. TSK kısa sürede ilan vererek özel orduya katılmaları özendirmek için kampanya yürütecek. İlk adımda altı bin kişinin eğitime alınması planlanırken, ihtiyaca göre bu yıl sayının yirmi bine çıkarılması hedefleniyor.

ADNAN OKTAR: Özel Ordu.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Tamam. Yani ama tam bir özel harekâtçı gibi yetiştirilmeleri lazım. Ordunun özel olması değil de yetenekli olması çok önemli. Ve iyi silahlarla donatılması önemli. Yedi altmış beş. Amerika kendisi on iki milimetrelik silah kullanıyor, mermi kullanıyor. Yani bütün operasyonlarda öyle on bir-on iki milimetre, Türk ordusuna yedi altmış beş kullanma hakkı veriyor. Bu nasıl iş? Ben anlamadım. Menzil en fazla altı yüz metre. En en gelişmişi sekiz yüz metre. PKK’nın elinde bin iki yüz metre, bin beş yüz metre menzili silahların.

Biz ortaokuldayken, lisedeyken kadın hocalara kabadayılık yapan çok adam çıkardı. Çocuklardan o yeni yetmelerden falan. Böyle hükümetlerin de, devletin de esaslı bir tedbiri yoktu. Kadın hocalar çok mağdur durumda kalıyorlardı. Dalga geçenler, hocalarla alay edenler. Erkek hocalarla da öyle. Bayağı kızdırıyorlardı adamları. Bayan hocaları da çok zor durumda bırakabiliyorlardı yani alenen kabadayılık yaparak. Onlar en fazla “müdüriyete seni şikâyet ederim.” “Müdüre giderim” falan diyorlardı. Böyle olmaz. Yani o büyük bir suç haline gelmesi lazım. Kadın hocaya özellikle kafa tutmak ve meydan okumak falan bayağı ağır suç olması lazım. Hatta hapis gerektiren suç kapsamına sokulabilinir. Sırf okuldan uzaklaştırma değil. Direkt polis çağırılıp oradan tutuklama talebiyle mahkemeye. Ne demek? Gencecik kadın hocalar oluyordu. Çok mağdur durumda kalıyorlardı. Zıpır gibi adamlar. Kızcağız ne yapsın ona? Ne desin? Yani gidip kavga edecek hali yok onunla. Hep zor durumda kalıyorlardı. Bayağı güzel bir İngilizce hocamız vardı. Bayağı tatlı bir kızdı. Kızcağızı bayağı mağdur durumda bırakıyorlardı. Gençti. Oradan aklıma geldi. Kapsamını çok ağır hale getirmek lazım. Müdürle falan halledilecek iş değil. Onun direkt karakol, savcılık ve mahkemeyle halledilmesi lazım. Kadın hocanın sadece müdüriyetteki bir ifadesinin yeterli olması lazım. Çok anormal bir hareket. Yani bir-iki tane değil, çok fazla kadın hocada bunu gördüm. En az altı-yedi kadın hocada görmüştüm. Oradaki diğer çocuklara onlar sükse yapıyorlar güya. Gerçi onlardan da onları uyaranlar oluyordu. Yani hani “yapma terbiyesizlik yapma” falan gibisinden ama onunla olmaz. Adam onu yapmış oluyor bir kere.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Le Point Gazetesi’ne röportaj veren Nicolas Dupont-Aignan, Avrupa’nın bugün karşı karşıya olduğu göçmen felaketinin asıl sorumlusunun Batı’nın Ortadoğu’da seküler devletleri devirmeye yönelik hatalı planlanmış neo-kolonyal politikası olduğunu ifade eti.

ADNAN OKTAR: Kolonyayla falan alakası yok. Kolonya, ispirto muhabbetini bıraksın. Asıl nedeni şirk. Yani Kuran’a dayalı İslam’ın yaşanmaması, konu bu.

“Mavinin bu tonu da yakışıklı Adnan Bey’e çok yakışmış. Dünya şartlarında insanlar her geçen gün yaşlanırken, Allah aşkıyla sevdiğim Adnan Bey’in yıllar ilerlerken gençleşmesini bilimin incelemesi gerekiyor” diyor. “Bu Allahualem büyük bir mucize” diyor Necla Hanım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yüksekova’da ilçenin içinde yoğun çatışma varmış. Top atışıyla karşılık veriyormuş asker. “Tabur’dan tank ve top ateşi yapılıyor” diyorlar. Öz yönetim ilan edilen mahalleler vardı. Orayı temizlemeye çalışıyorlarmış şu anda.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Yüksekova’da ilçenin içinde yoğun çatışma varmış. Top atışıyla karşılık veriyor asker. “Tabur’dan tank ve top ateşi yapılıyor” diyorlar. Öz yönetim ilan edilen mahalleler vardı. Onları temizlemeye çalışıyorlarmış şu anda asker inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yıllardan beri söylüyoruz. Tehlikeyi anlattık. “Hayır” dediler. “Onlar toprağa gömecekler. Üstüne de çimento dökeceğiz” dediler. Buyur. “Her yeri silah dolduruyorlar” dedim. “Acele edilmesi gerekiyor” dedim.

BÜLENT SEZGİN: Osmaniye, Gaziantep ve Van’da terör örgütü PKK mensuplarınca polislere saldırı düzenlendi. Van’ın Edremit ilçesine bağlı Hacıbekir Mahallesi’nde yola barikat kurmak isteyen gruba müdahale eden zırhlı araca, teröristlerce roketatarla saldırı düzenlendi. Roketatar mermisinin isabet ettiği zırhlı araçtaki iki polis yaralandı. Teröristlerin yakalanması için bölgede operasyon başlatıldı.

ADNAN OKTAR: Bak, roketatarlar her yerde var. Adamlar evlere doldurmuşlar. Hâlbuki evlerde arama yapılması lazım.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fransız politikacı Nicolas Dupont-Aignan, “Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad düşerse IŞİD Avrupa’nın kâbusu olur” açıklamasında bulundu.

ADNAN OKTAR: Düşerse ayağa kalkar canım. Ne demekmiş?

ECE KOÇ: Avrupa’nın kâbusu olurmuş.

ADNAN OKTAR: Ne bakımdan?

ECE KOÇ: IŞİD.

ADNAN OKTAR: Düşmüş zaten Esad. Yani kâbus da olmuş durumda zaten. Kâbustan kurtuluş Mehdiyet’tir. Bunu akılcı bir şekilde anlatalım.

Alone Man, Yalnız Adam. “Şu an Türkiye Yüksekova’yı bombalıyor. Yüksekovalılar Müslüman değil mi?” Doğru söylemiyorsun. PKK’ya karşı devlet kendini meşru savunmada tutuyor. Adamlar havan topuyla, bazukayla ateş ediyor. Otomatik silahlarla, uçaksavarla ateş ediyor. Asker de kendini koruyor. Sadece bu. Askere adam gibi böyle güzel silah dağıtsınlar. Yedi altmış beş olmaz. En az bin beş yüz metre menzil, dokuz milimetrelik tam otomatik silah.

Evet, dinliyorum ben sizi.

BÜLENT SEZGİN: Danimarka, mülteciler için “parasını verelim Türkiye’de kalsınlar” önerisinde bulundu. İktidardaki liberal parti mültecilerin Türkiye’de kalmaları için Türkiye’ye ekonomik yardımda bulunulmasını önerirken, Danimarka Halk Partisi ise “hükümet Türk hükümetiyle temasa geçerek mülteci akınının önlenmesini istemelidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Canım, seyrediyorlar yani çok münasebetsiz ve densiz bir şekilde ve vicdansız bir şekilde Türkiye’yi seyrediyorlar.Türkiye milyonlarca insana bakıyor. Adamların umurunda bile değil. Yani akıl almaz bir aymazlık ve umursamazlık içindeler.

AYLİN KOCAMAN: Kırk bin mülteci gelmişti Avrupa’ya yirmi sekiz Avrupa ülkesi, Avrupa Birliği ülkesi bir türlü bölüşemediler onları. İstemediler  hiçbirini.

ADNAN OKTAR: Ahlak, terbiye anlayışları ne İncil’e uygun, ne Kuran’a uygun, ne Tevrat’a. Bir garipler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Med NuçeTV’ye konuşan Duran Kalkan PKK’nın AK Parti’yle yakın zamana kadar görüşmeler ve anlaşmalar yaptığını iddia etti. Kalkan: “Yaşananlar bilinçli olarak saptırılmaya, dahası ise bazı gerçekler unutturulmaya çalışılıyor. Hatta tarihten silinmeye çalışılıyor. Örneğin İmralı görüşmeleri vardı, ondan önce Oslo görüşmeleri vardı. Biz AK Parti’yle görüşmeler yaptık, parti olarak yaptık” dedi.

ADNAN OKTAR: PKK olarak. Rezalet.

KARTAL GÖKTAN: Yine HDP heyeti ve başka aracılarla da görüşmeler yaptıklarını anlatıyor. “İmralı’da son görüşmeler 28 Şubat Dolmabahçe açıklamasına kadar geldi. On madde üzerinde mutabakat sağlandı ve bu maddeler üzerinde müzakerelere geçilmesi için heyetlerin oluşturulması kararı alındı. AK Parti neredeyse sanki hiç görüşmeler yapmamış gibi bunları insanların belleğinden silmeye çalışıyor.

ADNAN OKTAR: Canım görüşme olsa bile onların istediği orada Stalinist bir devlet kurulması. Zaten kurdular. Türkiye sınırlarında boydan boya Stalinist devlet kurdular. Devletin şimdi sınırlarını genişletmeye düşünüyorlar. Yani süreç dedikleri bu işte adamların.

Yok kardeşim,  helikopterde tespit yapılabilir. Adam öldüyse cesedi duruyorsa, alçaktan uçar helikopter, bakar hepsini görür. O, insansız araçlarla da rahatça tespit edilebilir. Uydudan her yerden tespit edebilir. Uydudan bizim evin bahçesindeki ağaçlar bile görünüyor yani. Bunda bir gariplik var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sabah Gazetesi İran basınında yer alan bazı iddiaları gündeme taşıdı. İran resmi haber ajansı IRNA’da yer alan habere göre “Erdoğan’ın erken seçim çağrısı hiçbir işe yaramayacak. Ve Erdoğan başkan olamayacak. Kürtler’e karşı Kürt olmayan milliyetçiler bile ona destek vermeyecek. Sonuçta Türkiye Suriye’de de hükümeti deviremeyecek ve asla Orta Doğu’da önemli bir oynamayacak” denildi. Haberde Suruç saldırısını DAEŞ’in yaptığı iddiasının da yalan olduğu öne sürüldü. Tahran, Ankara’nın bu saldırıyı Suriye’nin iç işlerine karışmak için bizzat kendisinin düzenlediği iftirasını attı. İran Ankara’nın İncirlik üssünü DAEŞ ile değil, PKK ile mücadele için açtığı iddiasında da bulundu.

ADNAN OKTAR: Keşke öyle olsa, keşke öyle olsa. IŞID Türkiye için hiçbir zaman için tehlike değildir. Tehlike olduğunda gelip bana söylesinler. Öyle bir şey olmaz.

Kimin nerede oturacağı, hangi parçaları çalacağımız her gün kaderde. Şu an daha sakin bir hayatımız var. Daha sonra daha heyecanlı, daha hareketli, daha şaşırtıcı şeylerle karşılaşacağız. Böyle böyle, böyle böyle bakacağız İslam da bölgeye hakim olmuş. Modern İslam anlayışı. Amerika’nın desteği olacak, NATO’nun desteği olacak. Masonların, tapınak şövalyelerinin herkesin desteği olacak. Şaşırtıcı bir şekilde İslam hakim olacak. Kıyamet alametleri de gittikçe daha pekişecek, daha güçlenecek. Son kere anlı şanlı bir İslam’ın hakimiyeti var. Çok kısa sürecek, çok kısa. İsa Mesih de öyle, geldiğinde zaten 33 yaşında.

Şehit aileleri çok mazlumlar. Her yerde koruyup kollamak lazım. Sık sık hal hatır sormak, tabii sıkmadan. Gereken desteğin sağlanması lazım. Hastane masrafları, şu bu falan. Hepsi devlet tarafından karşılanmalı, ailesinin de.

Vurduğunuz el çarpmalar oluyor ya, onların bile sayısı belli. Yani Cenab-ı Allah’ın ince sanatıyla. Normalde elinizi vurduğunuzda ses oluşmuyor. Sadece dalga oluşuyor. Beyin onu ses olarak yorumluyor, beyindeki ruh. Beyin de algılamıyor. Beyin onu yine dalga olarak veriyor. Yani kulak onu beyine dalga olarak veriyor. Elektrik dalgası olarak veriyor. Beynin içinde olan yani her yerde olan ruh, bedenin her yerinde olan ruh onu kulaksız olarak öyle algılıyor.  Öyle duyuyor, ses olarak duyuyor ve hoşuna gidiyor insanın. Yani hoşa gitme hissi veriyor Allah.

BÜLENT SEZGİN: Allah: “Allah’ın izni olmaksızın bir yaprak dahi düşmez” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim o kadar acayip bir şey ki, insan düşündükçe hayretler içinde kalıyor. Mesela her atomun ne yaptığını Allah biliyor. Artık bu çok çok acayip bir şey. Çünkü atoma biz çok küçük diyoruz ama atom bir evren oluyor bir başka canlı için. Evren içinde büyük bir evren oluyor. Orada bir alem oluyor, atomun içinde. Onun içinde de galaksiler oluyor, hayatlar oluyor. Bize göre çok küçük.

İmam Ali Rıza Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in torunlarından. Şöyle rivayet ediyor “Allah’ın Resulü (s.a.v) dünyadan göçtüğünde Hızır (a.s) geldi ve evinin kapısının önünde durdu” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “içerde Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bulunuyordu. Allah’ın Resulü (s.a.v.) de kefenlenmiş haldeydi” diyor. Hızır (a.s) içeriye bakıyor içerde bulunan Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’e şöyle diyor. “Selam olsun Ehli Beyt’e. Selam olsun Ehli Beyt-i Resulullah. Her nefis ölümü tadacaktır.” Ayetten okuyor “her nefis ölümü tadacaktır.” “Sizler mükafatınızı kıyamet gününde alacaksınız. Sizin için de, kendim için de Allah’a istiğfar ediyorum.” Tövbe ediyorum. İmtihan olduğu için o da bak o da tövbe ediyor. Taşın içinden geçiyor, denizin içinden, denizin altından gidiyor ama bak “Allah’a istiğfar ediyorum” diyor. İstediğinde madde oluyor, istediğinde ruh oluyor. Orada dikilen nur yüzlü bir insan ne anlarsan anla. Birçoğu fark etmez kim olduğunu. Çok da makul konuşması “Selam olsun Ehli Beyt-i Resulullah” diyor. “Her nefis ölümü tadacaktır” onlar da “Allah razı olsun” diyorlar. Hz. İmam Ali Hakk’a yürümesinde de yine evin kapısına gelmiş, selam vermiş Hz. Hızır (a.s), Ehli Beyt’e taziyede bulunmuş. “Allah size uzun ömür versin” diyor. Farkına varmıyorlar, varan da varıyor. Halkın arasına karışıyor fark etmiyorlar.

“Hz. Mehdi (a.s)’ın iki ismi var” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “biri müstear, biri açık” diyor. Kim bilir kim? MaşaAllah.

“Allah aşkıyla sevdiğim Adnan Bey” diyor “yayının başlamasıyla bulunduğunuz ortamda neşe, ferahlık ve aydınlık artışına vesile oluyorsunuz” diyor.

Birisi bir şey söylesin yoksa gideceğim.

BÜLENT SEZGİN: Yardımcı Doç. Dr. RamanTopdemir seçimler öncesi AK Parti’yle HDP arasındaki buzların eriyeceğini söyledi. Seçim hükümetinde HDP’li milletvekillerinin olmasının Kürt toplumu için büyük bir siyasal kazanım olduğunu söyleyen Topdemir, Öcalan’ın 1 Eylül’de barış çağrısı yapacağını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Adamlar komünist devlet kurmuşlar. Gittikçe toprağı genişliyor. Türkiye’yi çepeçevre içerden dışarıdan sarmış. İçinde de komünist yapılanmayı yapmışlar, silahlanmışlar. Güneydoğu adeta bizden kopmuş vaziyette ve bunun dışında blok olarak yüzlerce kilometrelik büyük komünist Kürdistan’ı kurmuşlar sadece tasdik edilmesini bekliyorlar. Ve mevcut toprakların daha da süratle genişletilmesi için Türkiye’nin IŞİD’e saldırmasını istiyor Amerika. “Boşalan alanlara da hemen” diyor “YPG’yi dolduralım” diyor yani PKK’yı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan bugünkü konuşmasında 7 Haziran seçimlerinin PKK baskısından dolayı Güneydoğu’da sağlıklı geçmediğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Doğru. Şimdi hiç sağlıklı geçmeyecek. Sağlıklı değil ölü geçti. Çünkü o baskı, o dehşet ortamında halk ne yapsın? PKK’yı kazımak devletin işi, hükümetin işi. Şikayet etmemesi lazım Tayyip Hoca. Ordu emrinde, asker emrinde, polis emrinde. Gereğini yapsın.

AYLİN KOCAMAN: Seçim öncesi de defalarca uyardınız “Güneydoğu’da öyle sağlıklı bir seçim olmayacak” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Yine aynı şekilde. PKK bütün illere hakim mesela Varto, Silvan, Şemdinli, Nusaybin, Silopi. Halk kaçıyor PKK’nın şerrinden. Buraları halkın olmadığı çatışma alanına çevirmeye çalışıyor PKK. Yani konunun uzatılmaması lazım. Yıldırım hızıyla netice alınması lazım. Varto, Silvan, Şemdinli, Nusaybin derhal temizlenmeli. Bir hafta bile sürmemesi lazım. Çok fazla asker, PKK’yı çok çökertir. Moral yönünden yıkar. PKK halloluncaya kadar dört milyon askeri celp edelim. Askeri celp gönderilsin. Kırk sekiz saatte en az iki milyon asker toplayabiliyoruz. En az iki milyon. Çok fazla komando sevk ederek, bordo bereli sevk ederek PKK’yı yıldırıp netice almak lazım. Çok fazla askerle çepeçevre sarılırsa daha güvenli, daha çabuk netice alınır. Az askerle netice almak daha zor olur. Sivillerin can güvenliğini sağlamak için şehre asker girsin. Evlerin içine de girsin asker. Her eve girsin. Her ev karakol gibi olsun halk besler askeri, severler. Her eve üç beş asker girmiş olsa akıl almaz bir güç meydana gelmiş olur. Her yeri askerle dolduralım. Bu ahlaksızlar kazınsın ondan sonra askerler geri dönerler evlerine. Böyle işi beceriksizliğe vermenin alemi yok. Bazı kişiler için söylüyorum. Hani beceremiyoruz, edemiyoruz falan. O zaman becerenler gelir. Beceremiyorum yok. Bunu bıraksınlar bunu bize bir kafalama olarak yapıyorlarsa çok büyük hata yapıyorlar. Becerilmeyecek bir şey değil bu. Bak günlerden beri söylüyorum; seferberlik ilan edilsin, asker göreve çağrılsın. Her eve üç dört asker sokarsalar, polis sokulursa evler akıl almaz güvenli olur. Oraya bir daha PKK nasıl sızsın? Değil mi? On bin ev varsa on binine de asker koyalım. Severek beslerler çorba yaptıklarında beraber askerle beraber yerler. Böylece oraya PKK’nın adım atması mümkün olmaz. Böyle bir çalışma yapılsın. Bunu uzatmanın alemi yok. Sivil halka da, otuz kere söyledim bak bu korucuların sayısını artırın daha yeni yapıyorlar. Bak kaç yıldan beri söylüyorum. Söylediklerimi hep bir iki yıl sonra yapıyorlar. Belli ki yapacaksın başında yap. Seferberlik ilan edilsin diyorum sallıyorlar şimdi onu da. Belli ki bunu yapacaksın eninde sonunda sözümü dinle çabuk yap. Vakit geçerse yazık.

Yüksekova’da Sait Boru Mahallesi’nin camisinde PKK’lılar anons yapıyormuş “halkımız sokağa çıkın katliam var” diye. Halk da tabii inanmadığı için sokağa çıkmıyormuş. PKK’lılar şap gibi ortada kalıyorlar. Halk bunların dediğini hiçbir şekilde dinlemiyor. Halk bunlara katılacak zannediyordu bu ahmaklara. Ulan ırz düşmanı, ahlaksız, pislik, dinsiz, imansız mafya takımısınız ve katillerden oluşuyorsunuz ahlaksız herifler. Güneydoğulu Kürt kardeşlerimiz son derece efendi, dindar mukaddesatına bağlı nur gibi insanlar. Sizin gibi pisliklerin sözünü niye dinlesinler? Asker gerekirse camiye de girsin. Camiyi onlar güvenli görüyorlar öyle bir şey çok yanlış olur. Camiye çok rahat girer asker. Gereğini yapsınlar.

Deccalın ömrü kırk sene, PKK’nın ömrü bitti. Deccallığının ömrü bitti. Türkiye’nin kenarında kendilerince suni bir devlet kurdular bir kaç ayın içinde. Bir anda o devlet de darmadağın olacak zannettikleri gibi değil. Boş yere seviniyorlar. Bir avuç it kopukla, Allahsız, Kitapsızla devlet kuracaklarını zannediyorlar. Oyun oynamayı bıraksınlar. İttihad-ı İslam’a hizmet edecekler.

Evet, şu ahir zaman hadislerini seyredelim biraz.

BÜLENT SEZGİN: Evet ahir zaman hadisleriyle ilgili videolarla devam ediyor programımız.

VTR: Bethlehem Yıldızı’nın Görülmesi Hz. Mehdi (a.s)’in Geldiğinin Müjdesidir

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü