Harun Yahya

Sohbetler (27 Ağustos 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Bülent Bey hoş geldiniz, herkes hoş geldi.

KARTAL GÖKTAN: Dün gece Yüksekova’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı sonrasında çıkan çatışmada sivil olduğu iddia edilen 3 kişi öldü, 7 kişi yaralandı. Saat 23:30’dan itibaren ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından çok sayıda kişi evlerinden dışarı çıkarak sokaklarda yürümeye başladı. Ellerindeki tava, tencere kapaklarını birbirine vurarak protestoda bulunan kalabalığın sokak ve caddelerde yürümeleri üzerine çevrede geniş güvenlik önlemi alındı. Polis ekipleri yer yer müdahalede bulundu. Protestocular zırhlı araçlara taş atıp kurdukları barikatlarda ateş yakarken, polisler de göz yaşartıcı bomba ve basınçlı su kullanarak, toplanan göstericileri dağıtmaya çalıştı ve çatışmalar yaşandı.

ADNAN OKTAR: Kasten bir beceriksizlik havası verirlerse, kim yaparsa bunun hesabını verir, onu söyleyeyim. Kasten böyle eline yüzüne bulaştırma havası verirse, beceremiyoruz, gücümüz yetmiyor havası verirse, bunun hesabını kanunla hukukla sorarız. Bu son derece basit, gayet kolay olan bir şey. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi ülke olursa olsun, bunu silindir gibi ezer böyle bir sistemi, kimse kabul etmez. Ama bazı adamlar aciz, zavallı, teslimiyetçi bir an önce verelim kurtulalım kafasındalar. Buna müsaade etmeyiz. Bu çok büyük bir suç olur. Tahmin edebilecekleri en büyük suç olur. Sakın böyle bir oyunun içine girmesinler, beceremiyoruz, halledemiyoruz havasına girmesinler. Askerimiz kahramandır, polisimiz de kahramandır, rahatça gereğini yaparlar. Her yerde komünistleri ayaklandırmak mümkün. Tehdit ediyorlar adamları, “tencere-tavayı alıp dışarı çıkmazsanız, sizi öldürürüz” diyorlar. Onlar da tencere-tava alıp sokağa çıkıyorlar. Direkt PKK’nın ezilmesi lazım böyle şeyde, yani tehdit edenin ezilmesi gerekiyor. Bizi böyle hikayelerle meşgul etmesinler, vaktimizi de almasınlar, meseleyi halletsinler. İlgili memurlara söylüyorum. Yapamayan memur görevinden ayrılsın, uzatmaya gerek yok. Tayyip Hoca da sonuna kadar üstüne gitsin bu olayların, başbakan da üstüne gitsin. Beceremiyoruz havasına girenler oyun oynuyorlar. Buna müsaade etmeyiz.

CAN DAĞTEKİN: PKK istese dahi, halk dışarı çıkmasın demiştiniz daha önce.

ADNAN OKTAR: Tabii. PKK teşvik eder. Ama tabii ölümle tehdit edince korkuyorlar. Orada PKK’yı kazımak, devletin gücünü göstermek çok önemli. Asker sayısını az tutuyorlar. Bak ısrarla söylüyorum; halk orada mesela 100 bin kişilik bir kasaba düşünelim, orada 50 bin asker görürse halk, acayip rahatlar. Dışarı çıkmanın falan da bir anlamı kalmaz. PKK’ya derler, “görüyorsunuz her yer asker, konu bitmiş, yapacak bir şey yok” derler. Ama 100 bin kişilik halka 700 asker gönderirsen, 700 polis gönderirsen, PKK da halkı sokağa dökmek için tehditler savurur. Halk da o tehditle sokağa çıkabilir. Onun için asker sayısının çok olması gerekiyor. İki dönem, üç dönem yeniden geriye dönük olarak asker alsınlar. Ez an 2 milyon asker yeniden görev başında olsun, adamların yapacağı hiçbir şey kalmaz o zaman. Öbür türlü güçsüz bir görünüm olur, bu da iyi olmaz. Bu tip olaylarda, Allah muhafaza tabii ki sivil kaybı olur. PKK’nın yaptığı eylemlerden de, bazen de polisin karşı yaptığı savunmada, vatandaşı onlar canlı kalkan olarak kullanıyorlar. Allah muhafaza yanlışlıkla can kaybı olabilir. Bu hayret edilecek bir şey değil. Bir Kurtuluş Savaşı yaşanıyor, bu tip olaylar istenmese de oluyor ve olabilir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yüksekova’yla ilgili valilik yaptığı açıklamada, operasyon esnasında terör örgütü mensuplarınca güvenlik kuvvetlerimize havan, roketatar ve ağır makineli silahlarla cami minaresinden dahi yoğun saldırılarda bulunulmuş. “Vatandaşlarımızın sokağa çıkmaları ve canlı kalkan olmaları yönünde tehdit edilmişlerdir. Operasyonlar sırasında güvenlik kuvvetlerimizce roketatar silah kullanılmamış olup, bahse konu üç katlı evin terör örgütü mensupların atılan roketatar sonucu yandığı tespit edilmiştir. Valiliğimize ve Yüksekova kaymakamlığına vatandaşlarımızın yaralandığına dair de herhangi bir müracaat olmamıştır” dedi.

ADNAN OKTAR: Devlet şefkatli. Bunu PKK çok iyi biliyor. Güneydoğu vatandaşlarımız adı gibi biliyorlar. Bütün dünya biliyor. Öyle biz Amerikan polisi gibi yahut Alman polisi gibi yahut İngiliz yahut Fransız polisi gibi davranmayız. Çok sevecen davranırız, iyi niyetli ve koruyucu davranırız bunu herkes bilir. Aksine hiç kimse inanmaz, meşhur bizim o tavrımız, şöhret bulmuş. Dolayısıyla öyle bir sorun olmaz. Roketatar, PKK’nın yaptığı iş. Zaten o tespit edilebilecek bir husus ve tespit edilmiş. PKK’nın attı roketatarla da bir çocuk orada şehit olmuş bir kardeşimiz. PKK’nın zalimliğini devlet hemen durdurması gerekiyor, hemen. HDP de korkudan ters demeçler veriyor. Yani bu itleri dağda taşta yeraltında yerüstünde nerede varsa bulup, hepsini hapse tıkmak lazım. Müthiş bir asker gücü, müthiş bir karakol gücü yaparsa halkın gönlü çok rahat olur. Gözü kapalı böyle rahat gezebilir, sokak araları falan her yer askerle doldurulursa. Ama böyle çok ender askere rastlanırsa, onlar da kışlada duruyorsa halk korkar, korkabilir hepsi olmasa da. PKK’yla tabii ki bir savaş var, bir mücadele var. Bunun adını süslemeye falan gerek yok. 30-40 yıldan beri yenemediğine göre savaşıyorsun demektir, ne uzatıyorsun? Anlamazdan gelecek bir şey değil. Adamlar meydan okuyor, Güneydoğu’ya hiç kimse giremiyor şu an. Aynı işgal yani Fransız işgalinden daha beter bir işgal var, yani komünist işgal. Adamlar ayrıca devlet kurdular Güneydoğu’da sınırımızda boydan boya, adı konmadı. Adının konması önemli değil ki, Amerika tanıyorum dese bitti. Yani alenen devlet, içişlerinde bağımsız, dışişlerinde bağımsız devletler yani. Bir tek Güneydoğu’da da işte özerklik ilan etmeye kalkıyorlar. Dışarıda kurdukları devlet bağımsız devlet şu an, Türkiye’nin Güneydoğu’sunda kurdukları. Türkiye’nin içinde de hemen hemen bütün Güneydoğu’daki illeri işgal etmiş vaziyetteler, kimse hareket edemiyor. Hadi önemsemeyelim de ama etkili adamlar görüyorsunuz. Önemsemiyoruz demeyle olmuyor. Önem verip ezmek lazım. Önemsemeyerek bu noktaya gelindi zaten. Yok silahlarını kuma gömecekler, toprağa gömecekler, beton atacaklar falan, oyalana oyalana bu noktaya geldik. Örgüt olduğunu biz de biliyoruz ama Güneydoğu’yu işgal etmiş. 40 yıldan beri işgal devam ediyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak Cizre’de garnizon komutanlığına yapılan saldırıların ardından çıkan çatışmada, biri 7 yaşındaki Baran Çağlı ile Cizre Devlet Hastanesi’ne bağlı sağlık personeli Eyüp Ergin olmak üzere 3 sivil hayatını kaybetti. Birçok yolun ulaşıma kapatıldığı ilçede 4’ü sivil 7 kişi de yaralandı. 7 yaşındaki Baran Çağla’nın çatışma sırasında yıkılan bir duvarın altında kaldığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: İşte PKK’nın yaptığı bir ahlaksızlık. Çünkü onlar bu tip silahlar kullanıyor bazuka mermisi falan. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine de Cenab-ı Allah hayırlı uzun ömür nasip etsin, Allah onları bu deccal fitnesinden kurtarsın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK çözüm sürecinde suikast okulu kurup 1000 teröriste branş eğitimi verdi. Haftanin, Çemço ve Zap gibi kamplarda hem askeri hem de siyasi eğitim verildi. Çözüm sürecini hedef alan bu yapılanmaya bağlı teröristlerin hedef olarak güvenlik güçleri, üst düzey bürokratlar, kritik kara ve demir yolları, elektrik üretim trafo ve üniteleri, kamuya ait binalar, turistik ekonomik ve stratejik önem haiz tesislere yönelik kaçışı kolay eylemleri seçtikleri ifade edildi. Bununla ilgili alınan güvenlik önlemleri, en üst seviyeye çıkarıldı.

ADNAN OKTAR: Adamlar elini kolunu sallayarak kaçıyorlar yani. Ben de bunu anlamakta çok ciddi zorluk çekiyorum.

Bu dönemler, bir hatıra olarak kalacak. 2021’de de aynı konulardan bahsedeceğiz. Ama geçmişte kalmış bir hikaye olarak, geçmişin olayları olarak, ahir zaman olayları olarak bahsedeceğiz ama tarihe karışmış olacak. Allah’ın planı, öyle.

Önce bak, ismine varıncaya kadar söylemiş Resulullah (s.a.v), “Abdullah” diyor. “Bir çete olacak başlarında da Abdullah olacak” diyor, “kan dökecekler Fırat kenarlarında” diyor. Çok net. Peygamber (s.a.v) muhbiri sadık, illaki Abdullah gelecek, illaki o kanı dökecek. Biz tabii engellemeye çalışıyoruz, sebebe sarılıyoruz ama o görevini yapacak. Yani deccallik görevini yapacak. Ta ki, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar. Mühim olan, Allah orada işte zor ortam meydana getiriyor, imtihan ortamı meydana getiriyor, müminler o ortamda, o zorluğu çekiyorlar. Mesela Güneydoğu’da kardeşlerimiz çile ehli. Bir derin devletten ızdırap ektiler, şimdi PKK’dan ızdırap çekiyorlar, onunla imtihan oluyorlar. Zor şartlarda ibadetlerini yerine getiriyorlar, zor şartlarda gidip namazlarını kılıyorlar, sabah erkenden gidip camide namazını kılıyorlar, maşaAllah.

Fütuhat-ı Mekkiye’de Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisinde: “Deccal evlerinize girmiş çocuklarınızı esir almıştır” diyor. Gidiyor deccal ne yapıyor? Eve giriyor. Ne yapıyor? Çocukları esir alıyor, alıp dağa götürüyor. Ahir zamanda gelecek bu deccalin Müslümanların evlerine gireceği muhtelif deccallerden biri bu. Bu Güneydoğu’da çıkacak deccaldan bahsediliyor. Evlerine girip Müslümanların çocuklarını alıp kaçıracağını söylüyor hadiste.

Mesela bir kısım insanlar, PKK’nın lider kadrosuna, liderine yağcılık yapıyorlar, yalakalık yapıyorlar. Gidip onunla bağlantı kurmaya çalışıyorlar, bazı kişiler.

“Bir kısım insanlar deccalle sohbet edecekler. Ve diyecekler ki ‘biz onun kafir olduğunu biliyoruz’” ne olduğunu biliyoruz, “‘yemeğinden yemek, ağacından faydalanmak için onunla arkadaşlık yapıyoruz.’” Yani çevresinden, imkanlarından. Şimdi aynısı olmuyor mu?

İmam Ahmet Ebu Davut Hakim, Büyük Fitne. Ebu Davut’ta var hadis. “Her kim deccalin çıktığını işitirse onan uzaklaşsın. Allah’a yemin olsun ki, kişi kendini mümin zannederek” halbuki imanı zayıf ama mümin zannediyor, “kendine güven içerisinde deccalin yanına gider. Ve deccalin şüphelendirmesiyle ona tabi olur, onu takip eder” diyor. Var ya öyle tipler, “ben onlarla tartışırım konuşurum” diyor, konuşuyor, onlardan yana oluyor. Onu yeneceğini zannediyor, halbuki imanı zayıf, aklı da zayıf.

“Deccalin çıktığını işittiğinizde ondan kaçınınız. Çünkü bir adam onu reddetmek niyetiyle deccalin yanına gelir, fakat ona tabi olup kalır. Zira deccal ile beraber kalpleri vesveselendiren çok şeyler vardır.” Bu çok önemli. Darwinizm, Darwinist felsefe, devletin Darwinizmi desteklemesi. “Deccal ile beraber kalpleri vesveselendiren çok şeyler vardır.” Darwinizme karşı biz burada eğitiyoruz, adam gidiyor onların arasına karışınca “ben de Darwinistim” diyor, çıkıyor işin içinden. İman zafiyeti, zaten gördünüz, değil mi? Daha önce de böyle kişileri gördünüz. Burada yetişmiş, “Darwinizme karşı, şiddete karşıyım” diyor anlatıyor ders veriyor, ama adamlarla bir karılaşıyor televizyona çıkıyor, “ben de Darwinistim” diyor.

Deccal için diyor ki bak Peygamberimiz (s.a.v): “Kör ve sağır” deccal için diyor kör ve sağır, “yani insanların hak olan sözlerine sağır, hak olan doğruları görmelerine kör eder. Büyük bir fitne olarak zuhur eder” diyor. “Büyük bir beladır” diyor, “büyük bir bela vardır, fitnenin içinde halkı cehennem kapılarına doğru çağıran bir takım davetçileri de vardır” diyor. Her yerde halkı, nasıl anarşi yapılır, nasıl bombalama yapılır, nasıl terör yapılır, demin okudunuz. Ne diyor bak burada; “halkı cehennem kapılarına doğru çağıran bir takım davetçileri de vardır deccalin.” İmam-ı Şarani, sayfa 380 ve 696.

“Vay bu ümmete” diyor Peygamberimiz (s.a.v), “o öldüren zalimlerden dolayı. Bu zalimler kendilerine itaat edenler hariç, sessiz kalanları bile korkuturlar.” Halk şimdi öyle PKK’dan değil mi? “Takva sahibi mümin, diliyle taraftar gibi görünse de kalbiyle onlardan nefret edecektir.” Diyor, “ben destekliyorum” ama kalbiyle nefret ediyor. Sonra Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki: “Allah bir ümmeti istediğinde fesadından sonra ıslah etmeye kabildir Ya Huzeyfe” diyor. Konuşmasına devam ediyor Peygamberimiz (s.a.v): “Eğer dünyadan bir gün bile klasa kıyametin kopmasına, Allah o günü uzatır ki, benim ehli beytimden Mehdi’yi melik kılsın. Ve Onun eliyle mücadele yapsın, İslam’ı galip kılsın. O, vaadinden dönmez ve hesapları hızlı seri görendir.” Ebu Nuaym’dan Suyuti, cilt 2, sayfa 64. Deccal aynısıyla tarif edilmiş, değil mi?

“Deccalin beraberinde bir dağ vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Soğumayan sıcak et, akan bir nehir” Fırat Nehir’ine işaret ediyor, “yemyeşil bahçelerden oluşan orman” ki ormanlık bölge oralar, “duman ve ateş dağı mevcuttur.” Oralar hep ateş revan içinde, değil mi? Bombalar patlıyor şunlar bunlar. Adeta, o Kandil bölgesine işaret ediyor.

Mera Abdul Kudüs; “Daha çok sivilin öldürülmesini istiyorsun yani asker göndererek.” Asker gönderince, sivil ölümü diye bir konu olmaz, yani çatışma olmaz. Daha çok asker. Az asker, az poliste çatışma oluyor. Her yeri sen asker-polisle doldurursan adam deli mi gidip çatışsın PKK’lı, siner kalır. Asker azlığından, polis azlığından bunlar kuduruyorlar. Her yer asker-polis olunca adam niye yapsın enayi mi?

Huzursuz; “Gönderiver senin cengaverlerinden bir kaçını.” Daha kapıda benim üç tane gazim var, gazi kardeşlerim. Daha yeni geldi bir tanesi askerden. Üç tanede şehit verdik, üç tane de şehidimiz var talebelerimden, üç şehit. Gerekirse, yine giderler. Zaten zor zapt ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Diyarbakır’da 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın provasını yapan askerler, “vatan sana canım feda, ne mutlu Türk’üm diyene, şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarıyla yürüdüler. Videomuz vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: İşte bunlar çok önemli. Halkı rahatlatacak olan bunlardır. Yoksa oraya 10-15 tane asker-polis götürüp çatışma yapmak olur mu? 100 kişilik şehirde ne alakası var?

Evet, göreyim. İyi güzel de, mesela o caddeyi boydan boya askerin doldurması ayrıdır, dar bir alanda olması ayrıdır. Ucu-bucağı olmaması lazımdır askerin. Yani 1000’lik alaylar şeklinde geçecek. 1000, bir 1000 daha, bir 1000 daha, bir 50 bin kişiyi adam orada görürse, der “bizim etimiz ne budumuz ne, bu işten vazgeçelim” der adam. Kalabalık çok önemlidir. O zaman “bunlar fiskesiyle bizi darmadağın eder” derler. Ama az olursan, olmaz.

Kısa bir ara, ahir zaman hadislerini izleyelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Ahir zaman videolarıyla devam ediyoruz programımıza.

VTR- Peygamberimiz (s.a.v), PKK Terörünü Ve Abdullah Öcalan’ın Adını 1400 Yıl Öncesinden Bildirmiştir.

BÜLENT SESZGİN: Yayınımız devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi 2015, 2015 yakında biter. Ondan sonra 2016’lardan başlayacağız, sonra 2017, 2018, 2019, PKK’yı tarih kitaplarına okuyacağız. Bağnazlık bitecek, bağnazlık ölümdür. Bağnazlıkta, cennet sevgisi olan İslam yaşanmaz. Başka bir şey olur. Bir kokuşmuş mezar dinidir gelenekçilik, gelenekçi Ortodoks anlayış. Birçok yönü kokuşmuş. Mesela IŞİD’e çatıyorlar, halbuki zaten aynı kafadalar. IŞİD’le bütün kaynakları aynı. IŞİD’in neyini eleştiriyorsun? Aynı kafadasın.

BERİL KONCAGÜL: Kafa kesmeleri eleştiriyorlar. Suudi Arabistan’da 2010 yılında 47 kadının kafası kesilmişti.

ADNAN OKTAR: Sürekli adam doğruyorlar. Hepsi ballandıra ballandıra taşlayarak, adam öldürmenin önemini anlatıyorlar. Sünnet olduğunu söylüyorlar. Adam yine kesiyor, sen taşlayarak öldürüyorsun. “Taşlayarak öldürme işlemi sabah başladı, ikindi vakti gelmişti, daha hala kadın ölmemişti” diyor. “Oradan dayanamadım artık devenin çene kemiğini aldım, vura vura vura kadını öldürdüm” diyor. İftiharla anlatıyor. Ne kadar dehşet verici bir sistem. Sen onu yapardan IŞİD senin yanında kuzu gibi kalıyor. Şu vahşete bak. Onlar da vahşetin kaynağından besleniyorlar. Vahşetle ilgili yazılardan, uydurma hadislerden etkileniyorlar. Doğrusunu anlatırsan, yapmaz adam. Fakat tabii İslam’ı yaşamadıkları için, Allah’ı sevmedikleri için, Allah intikam alıyor. Yani İslam’ı yaşamamama değil konu, Allah’ı sevmiyorlar. Allah’ı sevmeyince, Allah da onları sevmiyor, o zaman ezim ezim eziyor Allah, nereden geldiğini de anlayamıyorlar. İşte Suriye bomba attı varil bombası attı diyor. Bütün belanın kaynağı sensin. Allah’tan bela istiyorsun, Allah da belanı veriyor, konu bu. İslam alemine gelen belanın kökeni budur; şirktir, Allah’a karşı sevgisizliktir, Allah’a şükretmemektir, konu bu. Ama Allah istese tabii hepsine hidayet verebilir, iman ettirebilir. Ama zorluğu Allah beğeniyor, zorluğun içindeki aşkı beğeniyor, haklı. Mesela insan eşi oluyor kendine sadık oluyor, hoşuna gidiyor. İstese birçok kişi ile beraber olabilir ama orada bir irade ve akıl kullanıyor, ona sadık oluyor, o sevginin bir alameti olmuş oluyor. O sevgiden dolayı insan zevk alıyor. Veyahut işte annenin çocuğuna gösterdiği fedakarlıklar sabaha kadar uyumuyor, günlerce.

Allah, en güzel şeyi istemiş, insanlarda en güzel şekilde dilenmişler. Allah Beni aşkla sevin diyor, samimi sevin diyor, insanlar da sevmemede kararlı olmuşlar büyük bölümü ezici bölümü. Allah, o yüzden dünyayı cehenneme çevirmiş. Normalde cennete çevirir, dertleri kaldırır belaları kaldırır, hayat pahalılığını kaldırır, bereket bolluk verir, her yer çok güzel olur ama sevgi yok. Sevilmediğini bile bile Allah niye nimet veriyim diyor. O zaman bela vereceğim diyor. Belanın da bir türlü anlayamıyorlar nerden geldiğini. Bütün dünya çapında bela geliyor, bir fevkaladelik yok mu? Bütün İslam alemin bela geliyor, yani herkes sürünüyor. Bir fevkaladelik olduğunu görmeleri lazım. Halbuki Allah’ı sevseler, mesela Hz. Süleyman (a.s) zamanında Allah seviliyor, herkes seviyor Allah muazzam nimet yağdırıyor. Sevgi gitti. Mesela Rusya’da Allah’a sevgi Allah mahvetti süründü Ruslar. Çin’i mahvetti yerle bir etti Allah. Şu anda da insanlık dışı yaşıyorlar. Allah’a karşı sevgi olmayınca böyle oluyor işte.

Yakın olan melekler illiğini görebiliyorlar, insan değil melekler. Her yer bütün uzay esirle doludur, Allah’ın aklıda onun içindedir, onun her yerindedir Allah’ın ruhu. Allah ol dedikçe, onlar bir şey yapar. Kuş mesela, eve çocuklar bir arkadaşımın evinde kuş almışlar, hayvan tek bacağının üstünde uyuyor tek bacağı kiraz sapı gibi incecik. Bir kere onda dengede durulmaz, olacak iş değil. Belli ki Allah’ın ruhu onu sarmış. Balık küçücük hayvan gördük hep beraber, hayvan haftalarca yemek yemedi, el kadar hayvan. Yavru azında sürekli onu koruyor bazen kaçıyor deliye dönüyor hemen gidip onu yakalıyor, yine ağzına alıyor. İnsan aklından daha yüksek bir akıl, irade ve vicdana sahip olduğu anlaşılıyor. Hangi insan haftalarca aç kalarak öyle bir şey yapabilir. Her yerde Allah’ın aklı geziyor. Ama dua ile Cenab-ı Allah müminlerin hoşuna gidecek birçok şeyi yapıyor ama garip şeyler isterlerse yapmaz tabii. Mesela İttihad-ı İslam’ı istiyoruz, onu yapacak Allah. Zaten söz vermiş, bunu göreceğiz. Ama sabretmemizi istiyor. Ne istiyoruz Allah’tan para istiyoruz maddi güç-ki, küfre karşı hizmet edebilelim, Allah nasip ediyor. Mesela akıl, hikmet istiyoruz Allah’tan, akıl ve hikmet istiyoruz, Allah güzel konuşturuyor. Mesela ahir zaman hadislerini sürekli gösteriyor bizlere, ahir zaman mucizelerini gösteriyor. Halbuki beş on tane mucize olup, onla bitebilirdi. Mesela İncil’de öyledir, çok azdır üç-beş mucize vardır, onla bitmiştir, başka da bir şey yok. Ama bizde mucize gece gündüz yağıyor. Tam bitti diyoruz herhalde bitmiştir diyoruz, bir daha geliyor, herhalde bitmiştir diyoruz, bir daha geliyor. Sürekli mucize.

“Yedi yaşındaki çocukları kurşunlarla delik deşik edecek kadar merhametli.”

Bir kere Türk polisine Türk askerine hiç iftira atmayın, onlar hiçbir şekilde böyle bir şey yapmaz. Bunlar komünist ağzı, Stalinist ağzı terbiyesizlik yapıyorlar, bir kısmı ahlaksızlık yapıyor. Müthiş titiz polis ve asker. Yoksa sizin iflahınızı keserlerdi çoktan tozunuzu dumanınıza katardılar. Kılı kırk yarıyorlar, acayip titizler ve herkes biliyor boş yere böyle komünist üç kağıtçılığı yapmayın. Yani komünist üç kağıtçılık bu terörist takımın üç kağıtçılığı vardır komünist teröristlerin, yalanda üstlerine yoktur yani. Sahtekarca yalan söylüyorsunuz. Polis niye çocuk vursun ne zoru yani?

Ümit Yıldız, internetten yakınıyor, “çok yavaş” diyor, “internetten bir şey göndermek son derece zor, çok çok yavaş” diyor. Buna çözüm hükümet bulacak, bir şey söyleyemeyiz.

Tabii İslam Birliği’ni Allah istese doğrudan verebilir ama amacı oluşmamış oluyor Allah’ın. Çünkü amaç çile ve zorluğun içinde sevgiyi aşkı görmek istiyor Allah. Bunu bize göstermek istiyor.

“Müslüman toprağını bombalamıyor ama yedi yaşından küçük Müslüman bir çocuğu öldürüyor. Ama İsrail Filistin yapsaydı her yer yerinden oynardı.”

Bir kere bunu PK yaptı. Ne kadar şirret bu PKK, ne kadar çirkef. Bazuka mermisi polis kullanmıyor onlar yapıyorlar, duvarı yıkacak kadar bir saldırı yaptıklarına göre, çocuk da altında kalmış, şehit olmuş. Bir de ağız doldura doldura iftira atmaları çok mahirler, çok gıcık yani bu iftira atma yönleri. Halk da bunları biliyor zaten Türk kardeşlerimiz, Kürt Çerkez herkes biliyor yani bunların üç kağıtçı olduğunu, bilmeyen hiç kimse yok.

Ahmet; “Hocam rahmetli Erbakan olsa, Kandili dümdüz eder, YPG’yi de dümdüz eder, Halep de kışa varırdı” diyor. Yani Halep de sonlanırdı olay diyor, doğru söylüyor. Kıbrıs’ı Erbakan Hocam aldı o zamanlar maşaAllah, siyasiler baya çekiniyorlardı Ecevit falan hiç niyeti yoktu. Delikanlının hasıydı, boş işlerle de uğraşmıyordu. Memurlara acayip zam yapmıştı, milletin nutku tutulmuştu, dediler “bu parayı nereden bulacaksın” dediler, “ben bulurum” dedi, hakikaten de buldu. Daha hala hakimler asker polis unutamıyorlar o vakti, o zamanı. Akıl almaz bereket olmuştu, yani muazzam zam yapmıştı, öyle az buz değil yani. Bereketli insandı Erbakan Hocam.

Ebu Musa; “IŞİD Türkiye için tehdit değil midir? Değil. Öyle bir şey olmaz yani adamlar konuşulup ikna edilebilecek adamlar. Amerika çirkeflik yolunu tercih ediyor, saldırganlık yolunu tercih ediyor. Halbuki bu insanlarla oturup masada bir konuşmayı denemiyor. Yani fikirle düşünceyle, dostlukla kardeşlikle rahatça hallolacak şeyler bunlar. Önce kabul ettiler, “fikirle olur” dediler “ama bizim tartışacak gücümüz yok” dediler. Kardeşim bilmiyorsan bilene sor. Sonra başladılar bombalamaya.

Evet ,dinliyorum

BÜLENT SEZGİN: KCK özerklik ilan edilen yerlerde halkı sokağa çıkmaya çağırdı. Çağrı şöyle; “Gever” yani Yüksek Ova “halkı başta olmak üzere, öz yönetim ilan eden halkımız kesinlikle sokağa çıkma yasaklarını dinlememeli, evlerine girmeyerek sokakları ve meydanları işgalci güçlere bırakmamalıdır. Halkın öz yönetim ilan etmesi, kendi kendini yönetmesi en doğal hakkıdır. Halkımız meşru ve doğal hakkını kullanmaktadır buna hiçbir gücün saldırma hakkı yoktur” deniyor.

ADNAN OKTAR: Hadi oradan. Sen orda komünist Stalinist bir sistem kurmaya kalkacaksın Allahsız Kitapsız, Müslüman Kürt kardeşlerimizi bu dehşet sistemin içine sokmaya çalışacaksın, öz yönetim Kürt yönetimi diye, ondan sonra da ses çıkartmayacağımızı zannediyorsun, sana müsaade etmeyiz.

Erbakan Hocam’la ilgili o zamanki gazetelerde “Adnan Hocacı Erbakan” diye haber çıkmıştı. Acayip yürekliydi ve bunun sonucunda Cenab-ı Allah onu başbakan yaptı. Korkak adam başbakan olamaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Çok sayıda faaliyet haberi geldi kardeşlerimizden Adnan Bey. İnegöl’deki kardeşlerimiz, 11 Ağustos tarihinde esnafa bin adet PKK’ya çözüm broşürlerinden dağıtmışlar. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz iki bin adet iman hakikati ve A9 TV broşürlerinin dağıtımını yapmışlar, sonrasında beraber kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler. 9 Ağustos tarihinde Yalova Çınarcık sahilinde fosil sergisi düzenlenmiş. Bursa’dan kardeşlerimiz, 15 Ağustos tarihinde Balibey Hanı önünde fosil sergisi gerçekleştirmişler.

ADNAN OKTAR: Bursa’yı manen fethettiler yani.

KARTAL GÖKTAN: 16 Ağustos’ta Kumla sahilinde fosil sergisi düzenlenmiş.

ADNAN OKTAR: Süper, çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: 19 ağustos Çarşamba günü Manisa Sipil Dağı’nda çeşitli kitaplarınızdan kırk beş adet dağıtılmış. 20 Ağustos tarihinde Celal Bayar Üniversitesi ve Hafsa Sultan Hastanesi’nde yetmiş adet kitabınız ve yetmiş adet de broşür dağıtılmış. Ayrıca farklı bir tarihte Manisa Merkez Hükümet Konağı önü beyaz çarşı ve Fatih Parkı’nda yüz yirmi adet kitap, otuz iki dergi, yirmi adet belgesel dağıtılmış. Geçtiğimiz akşam Samsun’da evlerin kapılarına kitaplarınızdan bırakılmış. Küçük Çamlıca’da iki yüz adet broşür dağıtılmış. Doğu Türkistanlı Kuran Kursu’nun minik talebeleri özel poz vermişler. Bu resimdeki Kerem Taha.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan. Kedisi de güzelmiş kendi de.

KARTAL GÖKTAN: İzmir Kordon Alsancak sahilinde halka yüz yirmi dört adet belgesel, yedi yüz adet PKK tehlikesiyle ilgili broşür hediye edilmiş. 16 Ağustos’ta Kumla’da iki bin beş yüz adet Türk İslam Birliği’nin kurulmasının önemi, evrimin geçersizliği ve komünist Kürdistan tehlikesini anlatan broşürlerden dağıtılmış. Bursa’dan kardeşlerimiz, 21 Ağustos’ta Kültür Park içerisinde halkımıza kırk adet çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler. Ayrıca bu faaliyet sonrası Kültür Park çevresindeki ev ve araçlara da bin adet Türk İslam Birliği’nin kurulmasının önemi, evrimin geçersizliği ve komünist Kürdistan tehlikesiyle ilgili broşürlerden dağıtmışlar. Ev sohbetinde de kitaplarınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

KARTAL GÖKTAN: 15 Ağustos’ta Yalova’nın Armutlu sahilinde fosil sergisi düzenlenmiş.

ADNAN OKTAR: Her yer manen fethediliyor yani.

KARTAL GÖKTAN: 12-17 Ağustos tarihlerinde Sivas’ın en işlek caddesi olan İstasyon Caddesi, Aksu Park, Sıcak Çermik, Çifte Minare Bölgesi, Kangal, Ulaş, Sarkışla ilçelerinde bin adet Karanlık Tehlike Bağnazlık ve Komünist Kürdistan Tehlikesi kitaplarınızdan dağıtılmış. Son olarak 22 Ağustos günü de Balıkesir’in İvrindi ve Edremit ilçeleriyle Akçay’da halkımıza üç yüz yetmiş bir adet kitaplarınızdan hediye edilmiş, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Her yerde nur, her yerde güzellik.

“Mümine karşı çarpışmak küfürdür” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Mümin; yani “La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah diyen her kim olursa olsun, buna karşı çarpışmak küfürdür” diyor, “küfre gider” diyor. Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesih ve büyük hadis külliyatı hepsinde var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Hatip Dicle; “Kürt halkının kazanımlarının ortadan kaldırılması için savaş başlatıldığını” söyledi. Dicle; “daha önce Öcalan bize söylemişti. Bunlar ordu denetimde diye çok güvenmesin. Ordu NATO ordusudur. Eğer işler karışırsa, bunların sonu Kaddafi gibi sokakta linç edilmek olur” dediğini aktardı.

ADNAN OKTAR: NATO ordusu olur mu, milli ordu, ne NATO ordusu? NATO’ya birçok üye ülke, bunlar NATO ordusu mu olmuş oluyorlar?

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan’a Cumhurbaşkanımıza söylüyor.

ADNAN OKTAR: Önüne gelen tehdit ediyor Tayyip Hoca’yı. Kılına dokunamazlar, hiç bir şey de yapamazlar. Onların dediğine göre çoktan bitmişti o. Önüne gelen kabadayılık yapıyor, “şunu yaparız, bunu yaparız, asarız, keseriz.” Bunu diyenler birer birer öldüler, esameleri yok, Tayyip Hoca ortada duruyor. Bıraksınlar münasebetsizliği.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Eski Türkiye Büyük Elçisi Eric Edelman, bugün yayınlanan “Amerika’nın Türkiye’yle tehlikeli pazarlığı” başlıklı yazısında; “Erdoğan’ın IŞİD’le savaşmak istemediğini, PKK’yla savaşmak istediğini, bunun kendisine oy kazandıracağını ama uzun vadede Kürtleri gözden çıkarmak, IŞİD’le mücadeleye büyük zararlar verecek” diyor. “Türkiye’nin Kürt güçlerin giremeyeceği bir bölge yaratmasına izin verilmesi, ılımlı güçlerin hakim olacağı bir bölge yaratmaz. Nusra ve Ahraruş Şam gibi İslamcı örgütler için güvenli bir sığınak yaratır. Eğer Türkiye Kürtlere karşı savaşı durdurmazsa, Amerika’nın Türkiye’yle anlaşması bir tür favus anlaşması olacaktır. Operasyonlarda kısa vadeli kolaylık sağlanacak diye, uzun vadede Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya ve militanlara karşı verilen savaşta en ağır yükü taşıyan Kürt güçlerin moralini bozmaya değmez” diyor.

ADNAN OKTAR: Öyle bir şey olmaz, biz Müslümanlara el kaldırmayız, haramdır, PKK’da en büyük tehlikedir, tepelerini de ezeceğiz. Amerika’da böyle bir komünist, Stalinist bir yapılanma olsa, bir tanesini bırakmazlar. Oturup bize akıl vermesinler, münasebetsizliği bıraksınlar. Büyük bir tehlike var, tabii ki PKK’yı kazıyacağız. IŞİD’le de bizim işimiz olmaz. Bizden yüzlerce kilometre ötede olan insanlar. Ahraruş Şam, Taliban, El Kaide tamamen bizden uzak sistemler.

KARTAL GÖKTAN: Yazısının sonunda da birkaç şey söylüyor Adnan Bey; “Türk liderlerin fikrini değiştirmek son derece zor olacaktır. Ama başarısız bir Suriye politikasından ve Erdoğan’ın mutlak siyasi güç inadından kaynaklanan bir girdaba sürüklenmemesi için, Türkiye’ye baskı uygulanmak gerekmektedir.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca, Müslüman’a kılıç çekecek kadar kendini küçültmez, öyle bir şeye girmez Tayyip Hoca. O nereye ne yapacağını da iyi bilir. Müslüman’ın yapacağı bir şey mi bu? Ne kadar münasebetsizler, ne kadar rahatsız ediyorlar Türk milletini, ne kadar çirkin. Kendin yapar mısın? Yapmazsın. PKK’ya asla müsaade etmez kendisi olsa.

“Erbakan Hocamız çok bereketli bir insandı, iktidara geldi tüm memurlar çalışanlar mutlu olmuştu. O da kayıp trilyonlarla ihya olmuştu.” Yok Tayyip Hocam’a da, başkalarına da, herkese bir iftira atıyorlar. Erbakan Hoca bayağı mütevazi yaşadı, mütevazi vefat etti. Laf mı bu? Sen trilyonlardan bahsediyorsun. Trilyonlar nerede yenir? Gazinoda, pavyonda orada burada yenir. Evinden dahi ayrılmadı. Mütevazi bir evi vardı. Canım Hocam mütevazi güzel hayatını nezaketiyle, güzellikle idame ettirdi, sonrada bence şehit oldu. Dolayısıyla kayıp trilyon, nerede o para? Para değil mi? Yenmiyorsa yoktur, kullanılmıyorsa, yoktur.

Bu insansız hava araçları bir kısmı çok büyük, birde onların minik olanları var, daha küçük. Onlar aslında daha kullanışlı, daha sessiz, daha her yere intikal edebilen cihazlar. Onlardan alsınlar askerlere. Alalım daha Türkçesi. Karakolların çevresinde onlarla tur atsa, hemen hemen her şeyi görebilirler. Kızıl ötesi göre kameralar olsa tamamdır.

Doktor Beraday; “PKK, Stalinist bir örgüt değil, yanlış tespit. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak budur.” Lafa bak, hizaya gel. Adamlar Marksist, Leninist, Stalinistler. Kitapları ortada, konuşmaları ortada, filmleri ortada, bayrakları ortada, eylemleriyle her şeyiyle Stalinistler. Stalinist değilse neci? Onu da söylemiyorsun. Marksist, Stalinist, Leninistler, bu kadar açık.

OKTAR BABUNA: Öcalan “Marksizm’in en yücesi PKK’da gerçekleşmiştir” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii yüzlerce kitapları var, hepsinde Marksizm, Stalinizm, Leninizm anlatılıyor.

EMRE ACAR: Lenin’in, Stalin’in öğretilerini kendilerine benimsediklerini söylüyor kitabında Abdullah Öcalan.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Demek bu PKK’lılar kendilerini biz Stalinist değiliz, kuzu gibiyiz göstertiyorlar anladığım kadarıyla. Ne kadar sahtekarlık. Hem Stalinist komünist ol sen, hem de bunu gizliyorsun. Bir şey varsa, niye gizlemeye çalışıyorsun.

OKTAR BABUNA: Sizin hep verdiğiniz bir örnek var, Lenin’in bir ileri iki geri taktiğini uyguluyorlar.

ADNAN OKTAR: Çok kötü bu komünist Stalinistlerin yalanları çok berbat oluyor, bunlarla uğraşmak da çok zor. Mesela ramazan topu patladı, Diyarbakır’a atom bombası attılar diyor. Deli bunlar, bunlarla uğraşılmaz ki. Her gün bir manyaklık zırvalamada üstlerine yok.

AYŞE KOÇ: Bütün yalanları resimlerle ifşa ediliyor Adnan Bey, ona rağmen vazgeçmiyorlar.

ADNAN OKTAR: Çok arsızlar, evet.

Öcalan on üçüncü kuruluş yıl dönümü mesajında diyor ki “sosyalizm yıkıldı, komünizm yıkıldı diyenlere en iyi cevap olarak” diyor “tam tersine komünizmin en güçlüsü, en doğrusu, en yücesi PKK’da gerçekleşmiştir diyoruz” diyor. Sonrada diyor ki, biz lokum satıcısıyız, böyle bir şey yok diyorlar. Bizde fıstıklı lokum var, diyorlar yanlış anlaşıldı diyorlar. Komünistsin işte söylüyor adam. Stalinist, komünist olduğunu söylüyor adam, ne kıvırıyorsun?

“Modern düşünce” diyor, “en devrimci düşünce olan Marksizm, Leninizm kafalarımıza oturmayacaktı aksi olsaydı” diyor. Kafasına oturmuş.

“PKK” diyor, “Marksizm, Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır” diyor, Abdullah Öcalan. Bak “PKK, Marksizm Leninizm geleneğine uygun” bak geleneğine uygun diyor. Geleneği Ne? Marksist Leninist gelenek “ona uygun gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki” diyor “etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerinde şekillenecektir. Yani komünizmin üstüne gideceğiz diyor. Kitabında yazıyor, aç bak. Sayfa 78’de.

Mesela diyor ki, “Lenin 1900’de neyse, bende yirmi birinci yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum.” Bak Öcalan’ın sözü; “Lenin 1900’de neyse, bende yirmi birinci yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum. Real sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşa ediyorum.” Özgür yaşamımdan diyaloglar sayfa 201’de. Arkadaşlar da yok diyorlar Stalinist değil. İşte Stalinist. Stalin’in özelliği, Leninizm’i uygulaması, şiddet uygulayarak uygulaması. Bak Leninizm’i, şiddet yönüyle uygulaması. Bunun yaptığı da ne? Leninizm’i şiddet yönüyle uyguluyor işte Stalinist.

Kandil Dağı, düz ova haline getirilmeli sözüme karşılık olarak Uğur Kılıçarslan diyor ki; “Hocam bu söylediğiniz madden mümkün değil ama manen mümkün.” Nasıl mümkün değil? Onlar hiç baraj inşaatı görmediler herhalde. Baraj inşaatlarında koskoca dağ yok ediliyor. Dağlar yok ediliyor, gayet kolay. Yani bide Kandil’in her yeri böyle mağaralık değil, birçok yeri düz.

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla programımız devam ediyor.

VTR: PKK, Marksist, Stalinist, Leninist ve Komünist bir Örgütlenmedir.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Asker, aslan asker sakın PKK ile mücadelede “acaba doğru yapıyor muyum?” demesin. Ben son derece vicdanlı bir insanım, Allah’tan korkan bir insanım, helale, harama çok titiz bir insanım. PKK ile mücadele farz-ı ayndır. Her müminin üzerine mücadele farzdır. Küfrün yeryüzünden kaldırılması farzdır. “Fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar” diyor, “din Allah’ın oluncaya kadar” yani müminlerin İslam’ı rahat yaşayacağı bir ortam oluncaya kadar, “küfürle mücadele edin” diyor Allah. Dolayısıyla, ne gerekiyorsa yapsınlar. Ellerini tutmaya gerek yok. Ne gerekiyorsa yapsınlar. Ben öyle olsa, gerek yok derdim. Direkt üstlerine aslan gibi çöksünler, hepsini yakalasınlar. Mahkemeler de, savcılıklar da bunları mutlaka tutuklama yönünde tavır alsınlar. Biraz delil varsa hiç uzatmaya gerek yok, hemen tutuklama. Direkt içeri. İçeri girdiğinde, bir daha çıkmaması için, ne gerekiyorsa yapsınlar.

Bu şehit aslanlarımızın kanı yerde kalmayacak, onu söyledik geçenlerde. O aslanlar, kanının yerde kalmadığını duyarlarsa, daha da coşarlar, şahadet aleminde. Allah yüreklerine kuvvet versin, akıllarına kuvvet versin, imanlarını kuvvetlendirsin, asker ve polisimizin. Korucuları da ben polis olarak görüyorum, onları da aynı cümleden kabul ediyorum. Allah hepsini yürekli, cesur, kararlı kılsın, bileklerine kuvvet versin, onları kahpe kurşunlardan korusun. Allah üstlerine heybet versin, kahpeleri titretecek bir heybet. Darmadağın etsinler hepsini. Bu sefer tam anlamıyla bitirsinler. Eğer ellerini tutan olursa bana söylesinler, o eli biz kanunla hukukla kırarız. Ne gerekiyorsa yapsınlar. Onlar meleklerle yardım görüyorlar, canlar. Onların üstünde bir mübareklik vardır askerin. Yakınlarına giderseniz görürsünüz. Bir ruhaniyet olur üstlerinde temiz, nereye gitseler böyle o yeşil kıyafetleri Hızır (a.s)’dan kalma. Cennet kıyafeti onların. Onun için gönülleri son derece müsterih olsun. Cebrail de yardımcıları, Mikail de yardımcıları. Güzel yoldalar. Allah gazalarını mübarek etsin. Hak gazayı ekberlerini mübarek etsin.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, terörle mücadelenin otuz bir yıllık bilançosu açıklandı bugün emniyet tarafından. 15 Ağustos 1984 tarihinden günümüze seksen 83 bin beş yüz saldırı düzenlenmiş. Güvenlik güçlerinin bölücü terör örgütüne yönelik mücadelesinde, 1466’sı geçici köy korucusu olmak üzere, 7 bin 230 şehit verildi. Saldırılarda 6 bin 741 sivil vatandaş hayatını kaybetti. 14 bin 257 sivilse yaralandı. Bu dönemde güvenlik güçleri 22 bin 374 teröristi etkisiz hale getirdi. Son on aylık sürede ise 62 vatandaş hayatını kaybetti, 429 kişi ise yaralandı.

ADNAN OKTAR: Devlet en iyi, en gelişmiş silahları versin hükümet, vermezlerse bize şikayet etsinler, biz de Tayyip Hocamız’a söyleriz. Tayyip Hocam’dan benim ricam kardeşi olarak, kanunda değişiklik yapsın, ceza kanununda. PKK’lı terörist; çakal yani bunu uzatmaya gerek yok. Bunu koydun mu içeriye içeride kalacak bu. Ne alaka oturup takip ediyorsun? Koy içeri bitsin, bu kadar basit. Kanun ona göre düzenlensin. Devleti yıkmaya karar vermiş adam demektir PKK’lı. “Fitne katiden beter” diyor, en ağır suçtur bu. Bak, “Fitne katilden daha beterdir” diyor. Adam öldürmekten daha beter suç. Adam bunu yapıyor. Fitne katilden beter. Kanunu ona göre düzenlesinler. PKK mensubu olmak, devleti yıkmaya cebren tam teşebbüs. Bunun lamı cimi yok. Ona göre ceza verilmesi lazım. Adam yaralaması yahut öldürmesi fark etmez. Zaten oradan müebbet alacak ama fitne de müebbet olması lazım, fitnenin cezası. Yani PKK mensubuysa, müebbet ceza alması lazım. Bir kapıdan giriyor, bir kapıdan çıkıyor, bir kapıdan giriyor, bir kapıdan çıkıyor. Böyle olmaz. Buna kanun hukuk bir yol bulsun. Tamam, kanun hukuka saygılıyız, böyle diyorsa böyledir o ayrı mesele ama kanun düzenlenirse bu mesela hallolur. Bak PKK mensubu olan adam, devleti yıkmaya azmetmiş adamdır. Cebren tam teşebbüs eden adam demektir. Bunun cezası müebbet hapis olması lazım, bu kadar. Lafı hiç uzatmadan bu şekilde yapmaları lazım.

Cenab-ı Allah Kuran’da Mehter Marşı’nı da söylüyor, Kuran’da “zafer vadediyor” diyor Cenab-ı Allah. “Mutlaka galip olacaksınız” diyor. “Allah hizbi galip olandır” diyor Hizbul galibun “Allah hizbi galip olandır” diyor. Asker Allah hizbidir. Mehmetçik adı üstünde; Allahsız, Kitapsız, Stalinist, komünistlere karşı, terörist kan döken katillere karşı, Allah rızası için farz-ı ayn olan bir cihat yapıyorlar. Her hareketleri sevap, her hareketleri. Nöbet tutmaları sevap, oturup kalkmaları sevap, yemeleri içmeleri sevap. Askerin sevabı çok fazla. Onların üstüne nur yağıyor. Gönülleri çok rahat olsun. Deccalin vakti de doldu. Kırk yıllık vakti vardı, doldu. Kırk yıl dolmadığı için Allah yıkmadı. Şimdi süreleri doldu. Yerle yeksan olacaklar, Allah’ın izniyle. Bileklerine kuvvet. Allah’ın izniyle yerle bir edecekler.

Aslan, jandarma şu an seyrediyormuş. “Kuran’da zafer vadediyor Allah” diye yazmışlar. Onlar da mehteri dinlemişler.

Şu G3 silah, bunların hepsi toplatılsın. Hükümet karar alsın, G3 silahlar toplansın. Böyle şey olmaz. Askerde 7.65 silah olur mu? Dokuz milimetrelik. En az bin beş yüz metre menzilli tam otomatik olacak. Ve askerin silahı sürekli yanında olsun. Otobüse biniyorlar ya sivil gönderiyorlar, otobüse binip sivil gönderirken hem tabanca, hem tüfekleri yanlarında olsun çocukların. Mesela nereden bindi? Diyarbakır’dan Amasya’ya. Amasya’ya geldiğinde silahı alınsın. Orada otobüslerde inerken silahı teslim eden insin, silahı teslim eden insin. Amasya’ya kadar silahı alınmasın çocukların. Bu çakalların nerede çevireceği belli olmuyor, çocuklar da silahsız oluyorlar, ortada kalıyorlar, öyle olmaz. Onlar öyle bir yerde çevirdiğinde, ortalığı cehenneme çevirirler, adamlar da bir daha onu yapamaz. Öyle bir mekana da yanaşamazlar. Öyle silah olur mu? Bizim çocuklar var gazilerimiz, “Hocam” diyor, 7.65 veriyorlardı, otomatik silah ama 7.65.” Altı yüz metre menzilli 7.65 silah bu nedir? Bu ne demek yani? Adam da dokuz milimetre, on bir milimetrelik silah var. Üstelik bin beş yüz metre menzilli, inanılır gibi değil. Adamda da altı yüz. Yarı yarıya menzili. Ve tek tek atış yapıyor. Böyle şey olur mu? Adam oradan tetiğe bastığında, yağmur gibi mermi yağdırıyor. Öyle olmaz.

Geçenlerde bir operasyon gördüm, iyiydi. Operasyonu çekim yapmışlar akşam, izli mermiyle gündüz gibi aydınlatıyor ortalığı, böyle olacak. Orada bütün arazi aydınlanacak, izli mermiyle. Tabii, dakikada en az altı bin mermi. Ortalık böyle cehennem aydınlığı olacak. Sıkıysa kaçsın. Olur mu öyle şey, karanlıkta tak tak tak? Öyle olunca tabii şehit oluyor aslanlarımız. Olmaz. Çepeçevre sardığında. “Ormana kaçtı” diyor. “Yakala” diyoruz, “ormanda operasyon yap” “orman yanar” diyor. Allah Allah. Sen alay mı ediyorsun mübarek? Yansın, insan yanmasın. Baştan başa hepsi yansın, dert mi yani? Yakala adamları. Ormana sen oraya güzel meyve ağacı ekersin, mükemmel hale getirirsin. Armut ağacı, kiraz ağacı ekersin, illa çam ağacı olacak diye bir konu yok ki.

Ta 1986 yılından kalma G3. Yapmayın etmeyin. G3 olmaz. Askere G3 olmaz. Hemen alsınlar o silahları. Mesela bu Lice Kulp’taki çocukların silahları hep eski silahmış. Yazık günah değil mi? Bu nasıl iştir? Yeraltından tünel yapıyorsun, köprü yapıyorsun. Askerin silahı? Olmaz öyle şey.

Ne gerekiyorsa parasını verip alalım. Patent hakkını alırız. Makine Kimya yapar, ne olacak. Makine Kimya patent hakkını alırsa, ayda binlerce silah üretir.

Helikopter, çok fazla helikopterimiz olsun. Helikoptere, o silahlar yüklensin. O dakikada altı bin mermi atan silahlar, onlar yüklensin. Her türlü teknik donanım oluyor zaten, gece karanlığında helikopter mükemmel olur. Onlar zaten kızılötesi aydınlatma da yapıyorlar. Yani onlar infrared kamerayla bakıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Göster. Mesela bu mükemmel şu silah.

BÜLENT SEZGİN: Yandakileri okuyorum. Etkili menzil: 1500 metre. Merminin namludan çıkış hızı: 850 metre/saniye. Saniyede 50, dakikada 3 bin-4 bin mermi atma kapasitesine sahip. Attığı mermilerin çapı, 7.62 milimetre.

ADNAN OKTAR: İşte silah bu. Bak görüyor musun nasıl kovan döküyor. Bu da helikopterden atış.

BÜLENT SEZGİN: Menzili 2300 metre. Bin metre uzaktaki rüzgar ve sıcaklığa göre milimetrik atış yapma imkanı.

ADNAN OKTAR: Mesela çok müthiş menzili; 2300 metre, çok iyi.

BÜLENT SEZGİN: Etkili menzili 2 bin metre. Mermi çıkış hızı 824 metre/saniye.

25 milimetre çapında yüksek derecede patlayıcıya sahip mühimmat kullanıyor. Menzili: 7 yüz metre, ağırlık 6 kilogram.

ADNAN OKTAR: Öncelikle el bombası atan makineli tüfekler çok önemli.

BÜLENT SEZGİN: Dakikada 9 yüz mermi atıyor. 8 yüz metre menzilli. Ağırlık 3.31 kilogram.

ADNAN OKTAR: Özellikle bunlar çok iyi piyade için.

BÜLENT SEZGİN: Etkili menzil: 8 yüz metre. Dakikada 750 mermi atıyor. 40,64 santimetre uzunluğunda namluya sahip. Sağa ve sola katlanabilen mekanizması ile kullanıcının ortaya çıkmasına gerek kalmadan, güvenli bir şekilde köşelerin arkasından ateş edebilmesini sağlıyor. Standart olarak kırk milimetrelik bomba atar taşıyor ve tanksavar olarak da kullanılabiliyor.

14 santimetre uzunluğunda namlusu var. Dakikada 1500 mermi atıyor. Silahın dürbününe bakmadan, hedefe kilitlenebilmeyi sağlıyor. 1200 metreye kadar hedefleri vurabiliyor.

ADNAN OKTAR: Asker mesela bir yerden bir yere giderken, helikopterle sevkiyat yapılsın. Mayın konusu da olmaz o zaman, havadan yapıldığı için. İstediği kadar her yere mayın döşesin. Çünkü yol üstünde patlatıyorlar patlayıcıları. Mesela dört bin-beş bin helikopterimiz olsun. Parasıyla değil mi? Biz yapalım, kendimiz yapalım, dört bin-beş bin helikopter en az. Asker her yere helikopterle gitsin. Yahut işte dönüşlerinde de aynı şekilde. Hava yoluyla olabilir, uçakla dönüş yapabilirler. Mesela piyade tüfeklerinin ortalama etkili menzili bizde dört yüz metre falan daha da korkunç, daha da ürkütücü. Çok fazla helikopter pilotumuz olsun, çok iyi donatalım helikopteri de, zırh yönünden de mükemmel olsun helikopter, tepelerine adeta cehennem meleği gibi çökecekler, inşaAllah helikopterler.

Mesela yeni bir silah yapılmış Bora12 diye, bizim Makine Kimya’da. Bin metreden atış yapılabiliyor, bin metreye kadar etkili atış oluyor. Caydırıcı olur bu.

Bir kere şehidi önce askere verecekler. Askerler şehirde bir gezdirecek. Askeri kıyafetle bir gezdirecekler, tekbirlerle. Sonra halka verecekler, halk gezdirecek. Arabayla gitmez şehit.

PKK ne diyor? “Biz Türk devletini yıkıp yerine komünist, Stalinist bir devlet kuracağız” diyor değil mi? Bunun cezası normalde idamdı. Şimdi yeni kanunla müebbede çevrildi. Her PKK mensubu, müebbet hapis gerektiren suç işliyor. PKK mensubu olmak, müebbet hapsi gerektiren bir suçtur. Kanun ona göre değiştirilsin, her PKK mensubuna, müebbet hapis cezası verilsin. Konu kökünden hallolur.

Gece görüş sisteminde, Allah’a çok şükür iyi bir gelişme olmuş, o güzel.

İmamı Rıza’ya soruyorlar, o da Emr-i mümin Hz. Ali’ye sormuş. Hz. Ali (keremullahu veche) “Fereç, (Mehdi’nin çıkışı) ne zaman olacak?” diyorlar Hz. Ali’ye (keremullahu veche). Hz. Ali (keremullahu veche) diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah Azze ve Celle diyor ki, “Bekleyin, Ben de sizinle beraber beklemekteyim.”” (Yunus Suresi, 102)’yi veriyor Hz. Ali. Sonra şu ayeti de söylüyor, “Gözleyin, doğrusu Ben de sizle beraber gözlemekteyim” çıkışını. (Hud Suresi, 93) “Ben de sizinle beraber bekliyorum” diyor. 1400 sene önce bekleniyor, ta 1400 sene önce. Hz. Ali bekliyor. Düşünün. Resulullah (s.a.v.)’in vefatından sonra. Ebu Cafer’den rivayet edildi ki, “Dedi ki: “Allah’ın Kitap’ının ve Nebi’nin sünnetinin ilmi” ki, Resulullah (s.a.v.)’in sünneti Kuran, “bizim Mehdimizin kalbinde yeşerir. Aynı ekinlerin en güzel biçimde yeşerdiği gibi.” (Kemaluddin 56. bölüm 18. hadis)

Sad Suresi, 11; "Onlar, burada (çeşitli) partilerden olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar)" PKK da parti değil mi? Bak, ayette diyor ki "Burada çeşitli partilerden olma bozguna uğratılmış bir ordudurlar." Sad Suresi, 11. Dağılacaklar. "Cündun" ordular demek. "hunaike" burada. "mehzun" hezimete uğratılmış, bozguna uğratılmış, "minel ahzabi" partilerden, hiziplerden. İmam-ı Sadıka'dan rivayet edildi. Bazı Yahudi ve Hristiyanların yalanına karşı Allah Kuran'da cevap veriyor.

Kuran'da; "Hayır, onu öldürmediler ve asmadılar, fakat ona benzetildi. "ma katelehu, ma salebehu" Asmadılar ve katletmediler, fakat ona benzetildi.

Buyurdu ki: "Hz. Mehdi aleyhisselam’ın ortaya çıkışının uzamasından dolayı" vakit geçiyor, ortaya çıkmıyor ya, “uzamasından dolayı ümmet bir kısmı inkar edecek” diyor. Uzamadan dolayı. “Birisi alaylı bir tavırla ‘o daha doğmadı’ diyecek” diyor. Öyle birisi yok, diyecek diyor. “Diğer bir kişi de 13 ve yukarısını aşacak” diyor. Yani 13 ne hicri? 13, bir aşarsa 14. Yani “hicri 1400'lerde gelecek” diyor. "Diğer bir kişi de, Allah'a isyan ederek ‘Mehdi'nin ruhu başka birinin bedeninde konuşuyor’ der." Onu da gördünüz. İnternette var değil mi? İnternette birçok kişi görmüştür. “’Mehdi'nin ruhu başkasının bedeninde konuşur’ der” diyor.

Evet, yine biraz ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor, ahir zaman videolarıyla devam ediyoruz.

VTR: Darwinizm Tehlikesi Bitmiştir Diyenlere Cevap.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü