Harun Yahya

Sohbetler (28 Ağustos 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yüksekova’da yaşananların protesto edildiği Hakkari’de bugün öğlen saatlerinde yeni olaylar çıktı. Birçok ara yolun taş, briket, kum torbaları ve ağaçlarla kapatılması ayrıca bu barikatların üzerine tüplere bağlı düzeneklerin bırakılması polisi harekete geçirdi. Yoğun çatışma yaşandı. Tunceli’de de emniyet ve jandarma binalarına uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi.

ADNAN OKTAR: Uzun namlu askerde sekiz yüz metre, altı yüz metre. En fazla sekiz yüz metre, normalde dört yüz metre. Dört yüz-altı yüz metre en gelişmişleri. Adamlarda bir buçuk kilometre menzilli silahlar var. Ateş ettiğinde vuruyor, bizim asker ateş ediyor havada kalıyor. Şimdi bak bin beş yüz metreden atan adam her seferinde vuruyor ama askerin silahı zaten belli. En fazla altı yüz metre. Altı yüz metre sonra mermi aşağı düşüyor. Adamlar da sırıtarak, kaşınarak kurşun yağdırmaya devam ediyorlar. Elli kere dedim bak silah kalitesi artırılsın, uzun menzilli silah alınsın askere dedik dinlemiyorlar. Ne yapalım? Nasıl söyleyelim? Nasıl anlatalım?

Evet başka ne olaylar var?

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş Yüksekova ve Cizre’de katliam yapıldığını ve aralarında çocukların da bulunduğu sekiz kişinin öldüğünü iddia etti. Demirtaş, “Herkes Gezi ruhuyla bir kez daha bu hükümete bunları yapamazsın demeli, diyebilmelidir.”

ADNAN OKTAR: Ne konuşuyor Demirtaş Allah aşkına? Sen aklı başında dindar bir delikanlısın. Türkiye’nin Güneydoğu’sunu PKK adeta gasp etti görüyorsun. Hayır diyebiliyor musun? Diyemiyorsun. Ayrıca Türkiye’nin sınırında çok geniş bir bölgeyi PKK devleti olarak oluşturdular. Göster haritada. Bak şu sarı olan bölge var ya bu yüzlerce kilometre alanın kalınlıkta bir bölge. Ve boydan boya yüzlerce kilometre genişlikte. Sarı bir bölge var şimdi orada IŞİD var. Adamlar diyor ki “bu IŞİD’i Türkiye buradan temizlesin burayı PKK’ya teslim edeceğiz” diyorlar. Konu bu. Bundan sonra da göster bak şu Suriye yazısı var ya onun daha da alt kısımlarına kadar, o bölgeye kadar bu devleti çekmek istiyorlar. Oraların hep sarı olduğunu düşünün. Şu an zaten burada adamlar devlet kurdular. Bu sarı olan bölge komünist, Stalinist PKK devleti. Onların kontrolünde yani içi işlerinde de dış işlerinde bağımsız bir devlet bu. Bağımsız devlet fakat daha ilan edilmedi. Her an Amerika tanıyabilir. Biz uyardık, “bunlar Türkiye’nin bu bölümünü elimizden alacaklar Mehdiyet’i, İttihad-ı İslam’ı engellemek için şeytani bir plan yaptılar” dedim. “Karadeniz’den Akdeniz’e kadar bir bölgede hakimiyet sağlayacaklar” dedim. Bunu da yaptı adamlar yani buralara hakim oldular. Devlet de canhıraş şu an bundan kurtulmaya çalışıyor. Selahattin Hoca diyor ki “yedi kişi,” bu tip çatışmalarda sivil kayıp olur Allah vermesin istenmez. Böyle şehadetler olur. Allah vermesin şu mahalleye mesela gelse PKK, sivillerin evine girse, bir çatışma olmuş olsa illaki sivil kaybı oluyor. Daha önce bizim savcımızı değil mi? Girdi içeriye adamlar duvarı yıktı polis otomatik silahla taradıkları için hem savcıya geldi, hem adamlara geldi herkese geldi. Bu belalı iştir bunlar, zordur. Yani sivili ayırt etmek adeta imkansız. Adam zaten onları kalkan olarak kullanıyor. Canlı kalkan olarak kullanıyor. Evin içine dolduruyor onları oradan ateş ediyor. Şimdi ne yapsın güvenlik? İçerdeki insanlar onlara karşı koyabilirler. Karşı koyamayınca Allah vermesin bu tip kayıplar olabiliyor. Bu tarzda kayıplar olabiliyor. Bu kaçınılmaz sonucu bu tip olayların. Allah vermesin. Dolayısıyla Selahattin Demirtaş sanki Gezi olayı falan ayaklanın falan buna getiriyor. Gezi olayından kasıt bu; ayaklanın şamata yapın. O zaman ne yapalım? Güneydoğu’yu verelim mi ne yapalım? Bize açıkça konuşsun nasıl yapalım? Kurtuluş yolunu göstersin anlayalım. Kurtuluş yolu yok şu an. Şöyle kurtulabilirsiniz derse dürüstçe onu yapalım.

AYLİN KOCAMAN: “Özerklik dışında başka çözüm kalmamıştır” demiş bugünkü konuşmasında.

ADNAN OKTAR: Özerklik demek olur mu? PKK’ya burayı teslim etmek anlamına geliyor. Böyle bir şey olmaz. Devlet de habire diyor silahları gömsün falan televizyonda da birisi konuşuyordu anlatıyor “Silahları bırakmaları gerekiyor. Bu ne biçim olay?” diyor. “Teröre ne gerek var?” diyor. Dalga geçer gibi. Kardeşim karşında senin komünist, Stalinist bir örgüt var. Ve Stalinist düşünceyi bölgeye ve dünyaya hakim etme kararında. Biz nasıl İttihad-ı İslam’ı istiyoruz değil mi? Adam da mesela biz Türkiye’de küçük bir bölgeden başlayarak her yere İslam’ın hakim olacağına inanıyoruz değil mi? O da Stalinizm’in bütün dünyaya hakim olacağını zannediyor. Bir deccal ideolojisi olarak karşımızda. Bunda şaşacak bir şey yok. Ya o seni yenecek, ya sen onu yeneceksin. Burada anlaşılmayacak bir olay yok. Adam sana meydan okuyor. Ya sen onu ezeceksin, ya o seni ezecek. Selahattin Hoca da böyle konuşuyor, onu konuşturuyorlardır, mecburen konuşuyordur. Gelsin aslında buraya davet edelim de konuşalım. Mesela diyor ki “yaralı taşıyoruz ama polis ateş etmeye devam ediyor.” Polis o kadar aymaz mı? PKK’lı ahlaksızlar, alçak herifler siz ateş ediyorsunuz. Polis ateş eder mi? Yaralıya niye ateş etsin? Polis bir kere çok dürüst ve aklı başında, bizim milletimiz de çok dürüst, aklı başında. PKK hem ahlaksız, hem yalancı, hem hain, hem kalleş. Eğer değil diyorlarsa yani hakaret ediyorsun, iftira ediyorsun diyorlarsa en az bin delille kahpeliklerini ilan ettiklerini ispat ederim. En az bin delille. Kahpe ve kalleşler. Böyle ahlaksızlığı PKK yapar. Türk polisi yapmaz. Artistlik yapmasınlar. Niye yapsın ne zoru? Asker polis gereğini yapsın ama asker sayısı yeterli değil. Yedekleri askere alsınlar. İki milyon asker, üç milyon asker PKK’nın morali sıfıra gider.

BÜLENT SEZGİN: Demirtaş’ın konuşmasının devamı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Başka ne var?

KARTAL GÖKTAN: Osman Baydemir’in açıklamaları var, HDP Şanlıurfa Milletvekili. “İran, Suriye, Irak ve Türkiye’ye seslenerek Ortadoğu’da Kürtler’in devletinin olması gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Şimdi bak Kürtler’in devletinin olması, biz iftihar ederiz. Olsun. Nerede olsun? Irak’ta olabilir, Suriye’de olabilir çünkü başıboş bir ortam var. Ama komünist, Stalinist bir devlete müsaade etmeyiz. Anlatamıyoruz konuyu. Mümin muttaki böyle İttihad-ı İslam’ı isteyen, efendi, terbiyeli adam olursanız sizin yapmanıza gerek yok biz yaparız zaten onu. Ve size de yardımcı da oluruz, kefil de oluruz, koruruz kollarız da. Ama komünist, Stalinist bir devlet yaptırmayız dünyayı başınıza yıkarız. Çünkü onun amacı İttihad-ı İslam’ı engellemek. Mehdiyet’i engellemek. O zaman siz bizi delirtirsiniz. Beni niye böyle bu hallere soktun diyorsun değil mi sonra? Acımaklı hallere giriyorsun. O arkadaş için demeyeyim de deli akıllıyı gördü mü değneğini saklar derler. Yani her şeyi yaparız aklına gelecek. Kanunla, hukukla aklınıza gelecek her şeyi yaparız. Buna müsaade etmeyiz. İstediğin kadar kabadayılık yap. El yumruğu yemeyen derler kendi yumruğunu bilmem ne zannedermiş. Densizlik istemiyoruz. En hafifi uygulanıyor şu an, en hafifi. Böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Yoksa bana ne Irak’ta mesela Barzani koskocaman bir devlet kursun. Gidelim beraber halay çekelim. Beraber namaz kılalım. Oğlak keselim diyorum, dağlarda gezelim. Kılına da kimse dokunamaz böyle insanların koruruz da. Ama sen bak komünist, Stalinist PKK devleti kurmaya kalkarsan, proletarya diktatörlüğü kurmaya kalkarsan, İslam’ı yok etmeyi amaçlayan bir projenin bir bölümü olursan kafanı köpek kafası gibi ezeriz. İtlik yapmaya kim yeltenirse kafasını ezeriz. İlgili PKK’lılara söylüyorum bunu. Adamcağız oradan bana böyle şey demesin,  garibanın teki ona demiyorum.

Zannediyorlar ki biz orda Kürtler devlet kurmasın bir şey yapmasın öyle bir konu yok kardeşim. Suriye ezim ezim eziyor. Kur devletini kimse bir şey demez. Irak’ta da iftihar ederiz ticaret yaparsınız tam destek görürsünüz kimse kılınıza dokundurtmayız ama komünist devlet kurdurmayız anlatamadık adamlara. Bak Stalinist, komünist devlet kurmayacaksın  ama Kürt kardeşlerimin ahlakına, örfüne, din  anlayışına uygun mesela bak Barzani Nakşibendi’dir dindar, MT’i ile de destekliyoruz bilmem başka imkanlarımızla da destekliyoruz maddi yönden de destekliyoruz pasaport da verdik kılına da dokundurtmayız. Mesela toplanın onun etrafında tamam Barzani’nin  etrafında toplanın tamam bir şey dediğimiz yok kardeşim. Bütün o topraklar da sizin olsun iftihar ederiz ama komünist devlet kurmaya kalkarsanız tepenize bineriz, beyninizi darmadağın ederiz kanunla hukukla. Aklınızı başınıza alacaksınız buna müsaade etmeyiz. Bizi çıldırtacak mısınız? İstemiyoruz deyince istemiyoruz deneme yapmaya gerek yok. Barzani’yi biz niye desteklemeyelim? Adam anlamıyor oradan öyle bir konu yok iftihar ederiz bütün oralar sizin olsun kardeşim. Konuşuruz, Esad’la da konuşuruz başkasıyla da konuşuruz yani Amerika ile de konuşuruz. Rahat edin biz iftihar ederiz öyle bir derdimiz yok. Türkiye’de devlet kurdurmayız. Türkiye zaten bir avuç içi kadar devlet, küçücük bir ülke yani bir avuç kadar bir yer bıraktılar bize zaten Osmanlı’dan. Onu da bölmeye kalkarsan ben de seni bölerim o zaman yani kanunla hukukla seni bölerim ben. Böyle bir şeye müsaade etmem. Bunu unutacaksın. Yani aklın bir yere gider, kafan bir yere gider aklını başına alacaksın kanunla hukukla inşaAllah.  Güneydoğu’yu sen bölmeye kalkıyorsun kardeşim biz ittihat-ı İslam için uğraşıyoruz zaten sen “mevcudu da böleceğim” diyorsun sen delirdin mi be adam? Sen bu ufacık ülkede ittihadı sağlayamıyorsan zaten İttihat-ı İslam diye bir şey olmaz ve Kürt kardeşlerimiz son derece memnun bizden, biz de onlardan memnunuz çok seviyoruz. İzmir’e gidiyor, İstanbul’a gidiyor, Kuşadası’na gidiyor, Fethiye’ye gidiyor geziyor. Sen diyorsun ki “ben onları bu yalçın kayaların olduğu,  sert coğrafyanın olduğu bölgede mayın tarlalarıyla çitlerle, beton duvarlarla çevireceğim  buradan çıkışlarını yasaklayacağım. Pasaportla ve vize ile çıkacaklar” diyorsun. Olmaz sen aklını kaybettiysen Allah’a yalvaracaksın, ona müsaade etmeyiz. Türkiye’yi bölmeyi bir kere aklınızdan çıkarın ama Türkiye sınırları dışında Müslümanca, efendice, Türkiye ile dost Barzani gibi böyle Kürt kardeşlerimin ahlakına, örfüne uygun, sevgi dolu bir hayat yaşamak istiyorsanız size istediğiniz en ala devleti de kurarız, öyle bir konu olmaz. Kimsenin sizinle alıp veremediği yok öyle bir şey yok. Sen tutturmuşsun “komünist devlet kuracağım, Stalinist devlet kuracağım.” Sen bizi mi delirteceksin, olacak iş mi? Bu bizim için dehşet verici bir şey, asla kabul etmeyiz. Hem İttihat -I İslam’ı yok edeceksin, hem oradaki milleti mahvedeceksin. Gencecik kızlar bakıyorum PKK’lı kızlar çocukları dağa kaldırmışlar, eli yüzü falan çocuğun berbat olmuş. Mahvetmişler tehdit edip götürmüşler korkudan çocuk elinde silah titreyerek duruyor dağda. Zorla götürmüşler. Ben buna müsaade etmem kardeşim. O çocuklar bayağı utangaç terbiyeli dindar çocuklarken sen orada onları bir acayip hale getiriyorsun insanlıktan çıkarıyorsun, mahvediyorsun. Buna müsaade etmeyiz

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bir fotoğraf  vardı.

ADNAN OKTAR: Evet göreyim.

BÜLENT SEZGİN: PKK’nın bulundukları bölgede Arapların evlerini ve topraklarını yakmalarını gösteren.

ADNAN OKTAR: Bak diyorlar ki “YPG çok faydalı” işte bunu yapıyor. Arap köyü bak kundaklamışlar her yeri yakıyorlar, her yerden sürgün ettiler. Türkmenler’i mahvettiler. Adamlar şokta konuşamayacak hale gelmişler buna müsaade etmeyiz ama diyorum devlet kurmak istiyorsan istediğin gibi Barzani mesela çok efendi delikanlı gidin onun liderliğinde toplanın. Toprak istiyorsanız alabildiğine size toprak sağlayalım. Irak’tan da, Suriye’den de istediğiniz kadar ama komünist bir devlet kurdurmayız bunu iyice aklınıza koyacaksınız. Yani konuyu kavrarsalar mesele yok yoksa biz Kürt kardeşlerimizin bereket bolluk içinde yaşamasından iftihar ederiz. Hep ezdiler orada, hep ıstırap çektirdiler. Suriye de çok ezdi, Irak da ezdi. Koskoca toprak parçaları da alırız, öncü de oluruz, onları da ikna ederiz. Kimse size de musallat da olmaz. Barzani’nin öncülüğünde yaşayın orada mutlu kardeşim. Her yere camiler kurun. Biz yapalım camileri de, imam da gönderelim. Dindar efendice adam gibi yaşayın. Domates biber yetiştirin, sebze yetiştirin, böyle büyük davar sürüleri olsun çıngıl çıngıl falan böyle gezsinler hoşumuza gider. Kürtçe zılgıtlar çekin, eğlenelim kimsenin bir şey dediği yok ama benim çocukluğumdan beri nefret ettiğim bir şey sen Stalinist, komünist devlet kuracaksın zaten tipini görüyorsunuz adamların yani şimdi illet olduğum tipler, böyle bir şeye müsaade etmeyiz.

“Evet, bizce de Mehdi (a.s) kesinlikle sizsiniz Adnan Bey. Seviyoruz sizi, bütün ekibinizi.” Diyor. Mehdilik, müceddidlik müçtehidlik onları zaten geçtim benim hocalık iddiam bile yok. Hoca da değilim zır cahil bir insanım halktan herhangi alelade bir insanım. Nerenin Mehdi’si, nerenin müceddidi, nerenin hocası? Öyle bir iddiamız da yok, öyle payemiz de yok, öyle bir vaziyet de yok. Cahil avamdan normal halktan bir insanım ben öyle bir şey yok.

Duran Ergin, “Hadi kuruldu Kürdistan sen mi ayrıştıracaktın komünist mi değil mi diye Adnan Bey? Yanlış yoldasın” diyor. Yo gayet doğru yoldayım çok iyi de ayırt ederim. Komünist, Stalinist, milleti ezmeye kalkan, mukaddesatını yok etmeye kalkan, benim annelerimi bacılarımı dağa kaldıran alçakların tepesine binerim, kanunla hukukla ciğerini de sökerim, aklını da alırım. Buna müsaade etmeyiz. Adam diyor ki “Bize niye böyle yapıyorsun.” Çok az bu yapılanlar daha, darmakeşan olacaksınız böyle bir şeye müsaade etmem. Bakıyorum nur gibi genç kızlar, alıp götürüyorlar dağa mahvediyorlar çocukları, deliye çeviriyorlar, akılları gidiyor. Buna müsaade etmeyiz. Şimdi çocuğu dağa götürüyor, askeri kıyafeti de giydiriyor, eline silahı veriyor inanmayan beri gelsin; al sana PKK’lı. Beş vakit namazında tertemiz çocuklar, ahlaksız adam sen bunu yapmaya ne hakkın var? Bir de ırzına geçiyorlar çocukların, mahvediyorlar. Buna müsaade eder miyiz? Ama sen onların iffetini, haysiyetini, namusunu koruyan bir sistem kurarsan Kürdistan ne diyorsan de adına yani orda Kürt kardeşlerimizin yaşadığı bir devlet, iftiharla sizi koruruz iftiharla, kılınıza da dokundurtmam öyle bir konu olmaz. Komünist mi değil mi? Öyle bir güzel ayırt ederim ki yani iflahını da keserim öyle bir şey olmaz. Nasıl ayırt edemezsin? PKK’yı ayırt etmek zor mu? Böyle bir konu olmaz.

AYLİN KOCAMAN: Siz Irak’taki sisteme sahip çıkıp Suriye’dekini  çok ciddi eleştiriyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Kardeşim olmaz. Yani biz sistemin benim Kürt kardeşlerimi ezeceği şekilde olmasına müsaade etmeyiz. Onurunu haysiyetini ezdirmem ben Kürt kardeşimin bunu unutacaksınız. Aslan gibi delikanlı kızları hep mahvetmişler çocukları illet oldum yani resimlerini falan gördüm mahvetmişler çocukları. Deliye çevirmişler yazık gariplerime, simsiyah kötü kötü çaydanlıklar. Esir olmuşlar, esir düşmüş devlet onları kurtarması lazım. Nerenin PKK’lısı? Yazık, konuşuyor mesela bayağı eli yüzü nur gibi çocuğun. “Bizi” diyor “şöyle kandırdılar, böyle kandırdılar, böyle eziyet ettiler” tertemiz yüzü yazık günah yani.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster. Bunların PKK ile ne alakası var? Gariban çocuklar bunlar. Adamlar eline sen silahı verirsen baksana çocuklara yazık günah bunlara. Şu çocukların çektikleri ıstıraba bak, dağın tepesinde. Ne işleri var bunların dağın tepesinde? İnsanın içi parçalanıyor görünce acayip sinirleniyorum yani. Devlet bunları hemen kurtarması lazım böyle rezalet olmaz. Hangisi ister böyle rezilliği, ailenin olmadığı, dinin olmadığı, ahlakın olmadığı komünist, Stalinist bir sistem proletarya hangi çocuk hangisi kabul eder? Zorla esir edilip götürülmüşler. Yakalandıklarında yani yakalandıklarında derken polis müdahale ettiğinde bütün açıklığı ile anlatıyorlar yapılan ıstırapları. Gerçek PKK’lı ayrı mesele onlara ben şiddetle karşıyım ama bunlar PKK’lı değil, bunlar esir edilmiş kızlarımız, esir edilmiş annelerimiz yazık günah bu çocuklara. Adı PKK’lı oluyor. Şimdi dağa çıkarıyor adam eline de silahı tutuşturuyor resmini çekiyor al sana PKK’lı. Nerenin PKK’lısı? Hiçbir şey bilmez bu çocuklar, annesinin yanından almış götürmüşler oraya, gariban. Bunlar çiçek gibi yaşayacak genç kızlar, yazık günah bunlara.

BÜLENT SEZGİN: Çocuk yaşta olanların fotoğrafları da vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Göster. Baksana el kadar çocuk bunlar şunlara bak. Baksana el kadar çocuk bu. Şu alçaklığa bak. Bunları seyrediyorlar, devlet derhal kurtarması lazım. Esir olmuş kardeşlerimiz, çocuklar esir olmuşlar. Yazık günah bunlara. Düşün mesela bir ahlaksız adam alıyor mesela kadını Allah esirgesin götürüyor geneleve zorla silahla şimdi biz bu çocuğu suçlayabilir miyiz? Bunlar zorla götürülmüş insanlar, silah zoruyla annesi babası tehdit edilerek götürülmüş insanlar. Bunları PKK’lı diye damgalamak çok büyük bir hata olur, gönlü ile gitmemiş ki gönlü ile giderse kabul ederse PKK’lı olur. Gönlü ile gitmeyen, silah zoruyla giden adama PKK’lı denmez. Nefret ediyor adam istemiyor kaçmak istiyor kaçamıyor. Sen buna nasıl PKK’lı dersin? Barzani’ye mesela yapmadık ahlaksızlık, yapmadık kalleşlik bırakmıyorlar. Türkiye’de akrabasını şehit ettiler geçenlerde. Eğer sen samimi isen git o zaman Barzani’nin devletine yardımcı ol.

AYLİN KOCAMAN: Saldırıyorlarmış Erbil’de.

ADNAN OKTAR: Niye saldırıyorsun, amacın ne? Çünkü onun Müslüman olduğunu biliyorsun, dürüst olduğunu biliyorsun, efendi olduğunu biliyorsun. Amacın ne? Komünist, Stalinist devlet kurmak. O da karşı. O zaman saldırıyorsun. Niye saldırıyorsun? Erbil’de bak saldırıyorlar geniş olarak. Bu gençleri devletin kurtarması lazım, bunların büyük bölümü esir, bunların yüzde doksan beşi esir, gerçek PKK’lı bunların içinde binde biridir hepsi esir konumundalar. Dağa çıkıp hepsini direkt kimse asıl yönlendirenler hepsini tutuklayacaksın çocukları kurtarıp alıp getireceksin. Yazık günah bunlara.

Dine düşman olmayan, Türkiye’nin örfüne Kürt kardeşlerimizin örfüne uygun onları rencide etmeyen, bir sistem getirin. Komünist, Stalinist olmayan bir sistem, size Barzani çok iyi olur. Barzani mesela o çocuk bayağı çile çekti, acı çekti. Onun liderliğinde çok geniş toprak verelim. İstediğiniz gibi yaşayın. Ne isim veriyorsanız da verin. Ama Türkiye’yi bölmeyi unutacaksınız. Bunun dışında her türlü bela başınıza gelir söyleyeyim. Kürt devleti kurulabilir ne demek? Lafa bak tabii ki kurulur. Niye kurulmasın? Türkiye’de kurdurmayız. Barzani kursun iftihar ederiz. Yapsın ilan etsin tanırız, öyle bir şey olmaz. Dindar efendi bir sistem olarak karşımıza çıkarlarsa Barzani gibi. Barzani iyi işte onun etrafına toplansınlar konu biter. Uzatmaya gerek yok. İstedikleri kadar da toprak verelim. Türkiye’ye dost çünkü sevecen. Ama sen Türkiye’ye düşman olmaya kalkarsan, komünist devlet kurmaya kalkarsan, Stalinist devlet kurmaya kalkarsan o zaman kanunla, hukukla aklını alırız. Ona müsaade etmeyiz. Bir de bu akılsızca bazı şeyler var mesela “devlet kurdum.” Kardeşim kursun adam devlet niye kurmuyor?  Barzani kursun adam yıllardan beri sürünüp eziliyor. Niye kurmasın? Ama Türkiye zaten bir bütün kardeşçe rahatça yaşıyoruz. Burada bölünme çok büyük bir fitne ve münasebetsizlik. Biz erimiz karışmış dostça yaşan bir topluluğuz. Ve ittihat-ı İslam’ın bir uygulaması bu. Birlikte kardeşiz. Sen bizi bölmeye kalkarsan o zaman biz de seni böleriz yani. Kanunla hukukla bunu aklına koyacaksın. Böyle bir müsaade olmaz. Ama “Kürtler orada devlet olmasın.” Adam eziyor. Irak ayrı eziyor. Suriye ayrı eziyor. Olsun devlet kursun bir şey yok. Ama dinsiz komünist devlet kurdurmayız diyoruz. Bak maddeleri sayıyorum anlamıyor adamlar. Bir Türkiye’de kurdurmayız. Bu mümkün değil. Türkiye zaten bir bütün. Kardeşlik olarak çok rahat herkes rahat. Kürtler de rahat biz de rahatız. Ama orada öyle bir devlet kurarsa bu zaten o zaman federasyon olarak Türkiye’ye bağlansın. Böyle bir devlet kurulsun bu devlet de federasyon olarak Türkiye’ye bağlansın. İftihar ederiz. Musul, Erbil büyükçe geniş bir alanda yani toprak da veririz. Geniş alanda Suriye’den de, Iraktan ’da geniş bir toprak alınması için imkan sağlarız. Askeri yönden de koruruz. Ve bu kurulan devlet, Barzani’nin öncülüğünde kurulan bu devlet Türkiye’ye federasyon olarak bağlanır. Sınırları da açarız. Akıl almaz bir zenginlik ve ferahlık olur. Akıl almaz bir zenginlik zibil gibi. Sular seller yani. Bu şekilde olur. Ama sen komünist devlet, herkes senden nefret edecek. Herkes yüzüne tükürecek. Herkes seni aşağılayacak. Türkiye de kafanı ezecek, başkası da kafanı ezecek. Belli ki başın belaya girecek. Buna yanaşma. Ama böyle bir şey yapıyorsan yap. Biz de öncü olalım. Çünkü Barzani başından beri efendi. Hep Türkiye ile iç içe saygılı. Türkiye’ye düşman bir sistemi kabul etmeyiz. Türkiye’ye dost, Türkiye’ye saygılı, Türkiye’nin manevi koruyuculuğunu isteyen bir sistem ahlaklı olan sistemdir. Bu güzeldir. Barzani’nin etrafında toplansınlar. Türkiye de, Amerika da öncülük etsin. Teşvik de ederiz. Çünkü hakikaten daha da geniş toprak verilebilir. Federasyon olarak desinler ki toplansınlar “biz federasyon olarak Türkiye’ye bağlandık.” Bitti. Dünyanın en zengin bölgesi olur. Petrol Türkiye’ye getirirler biz de istedikleri her yere götürür buradan satarız. Narenciye, zeytinler, bağlık bahçelik, yeme içme her Kürt kardeşim multi milyarder olur. Akıl almaz zengin olurlar. Mal zibil gibi akar. Müthiş rahat ederler. Namazlarını kılar, oruçlarını tutarlar, zekâtını verirler, sadaka dağıtırlar. Müthiş bir zenginlik olur. Muazzam bir bereket olur. Buna ben kefilim. Ama öbürü ona müsaade etmeyiz.

“Deccal evlerinize girmiş, çocuklarınızı esir almıştır” diyor, hadiste. Aynısı, şimdi el kadar çocuk ya on iki yaşında, on üç yaşında çocuk, şimdi sen PKK’lısın diye buna kızmak mantığı var mı bunun? Esir alınacak. Esir alınırken sen kurtarmayacaksın, seyredeceksin. Dağa kaçırılırken seyredeceksin, elbise giydirilirken seyredeceksin. Eline silah tutuşturulurken seyredeceksin. PKK bayrağının karşısına çocuğu dizecekler, resim çekecekler. “Vay nerden PKK’lı oldun” diyeceksin. Böyle olmaz. Onların hiçbiri PKK’lı değil hepsi nefret ediyorlar. Yani haberim var biliyorum. Yani hepsi nefret ediyor o çocukların. “Nereden biliyorsun?” diyorlar şimdi kanal mı açıklayalım yani? Gayet iyi biliyorum. Türkiye’de Kürt kardeşlerimin daha önce ezildiğini ben çok iyi biliyorum. Bana bunu öğretmesinler. Ben çocukluğumdan beri biliyorum. Kürt dedin mi insan titriyordu millet yani. Utanıyorlardı. Daha hala benim canım, bak benim canım o da Kürt değil mi aslanım? Diyarbakır’ın koç yiğidi benim canım. Çocuklar geliyor buraya “yavrum sen Kürt müsün?” diyorum. Dolaylı cevap veriyor. Acayip ağırıma gidiyor. Kürt’üm de iftihar et. Kürtlük şereftir. Güzelliktir, asalettir Kürtlük. Ne korkuyorsun çekiniyorsun? Yandan cevap veriyor, “Allah hepimizi aynı şeyden yaratmıştır. Kalbin ne farkı var?” Söyle ne korkuyorsun? Eze eze eze bu şekle getirdiler.

AYLİN KOCAMAN: Bu konuyu Adnan Bey kimse Türkiye’de o kadar dile getirmezken siz dile getiriyordunuz. Yıllardır Kürtler’e yapılanları.

ADNAN OKTAR: Ben çocukluğumdan biliyorum. Kürt dedin mi o kadar pis tekerlemeler vardı ki çok aşağılık ahlaksızca. Akıl almaz eziyorlardı Kürt kardeşlerimizi. Alevi de öyle. Kızılbaş dedin mi adamın eli ayağı boşalıyordu. Beti benzi atıyordu Kızılbaş. Ne olduğunu da bilmiyor Kızılbaş’ın. Mesela ak başlık vardır. Yeşil başlık vardır. Kara başlık vardır. Kızıl başlık vardır. Hz. Ali (r.a)’nin sarığı bembeyazdı. Bu Hayber Kalesi’nin fethinde on yedi yerinden yaralandı benim aslanım, koç yiğit. Haydar-ı kerrar, döne döne dövüşen Allah’ın aslanı anlamına geliyor. On yedi yer bak, delikanlı taş gibi ayaktaydı gene. Ali Haydar Murtaza, Peygamberimiz (s.a.v.) ona isim öyle verdi. Kale kapsını söktü kuvvete bak sen. Kale kapısını söktü yani. Al kanlara boyandı bütün her yeri kıpkızıl kan. Eli, yüzü, kafası. Sarığı da kıpkızıl oldu. Oradan geliyor Kızılbaşlık. Şereftir Kızılbaş olmak. Ödü kopuyor adamın. Şehitlik alametidir. Delikanlılık, gazilik alametidir. Gazilik alametinden tedirgin oluyor adam.

Keskin Er “Hangi yetki ve güçle buna destek olacaksınız?” Hala oluyoruz. MİT de destek oluyor. Özel harekat da destek oluyor. Biz Barzani’yi destekliyoruz. Pasaport da verdik koruyup kolluyoruz da.

“İsrail de, Suriye ve Irak da Kürt devleti kurulmasını istiyor. Bu tesadüf mü?” Suriye istemiyor. Niye istesin? Her zaman ezdi. Kitle katliamları yaptı. Suriye istiyor ne demek? İsrail de acıdığı için istiyor ama Türkiye’de kurulsun istemiyor. Orada bir Kürt devleti kurulsun. Fakat ahlaksız, Stalinist, pislik bir devlet değil. İstediği bu. Bilmiyorlar, ben konuşuyorum ama ezberiye bir istek var. O tehlikenin farkında değil İsrail. Yani Stanilist tehlikenin farkında değil. Yoksa ödleri kopar. Ben konuştum “nefret ederiz” diyor adamlar. Ben İsrail’in ileri gelen adamları ile sürekli bağlantıdayım. “Bir komünist, Stalinist Kürt devletini asla istemeyiz” diyorlar. “Asla, nefret ederiz biz böyle bir şeyden” diyorlar. Ama mesela Barzani’nin etrafına toparlanırlarsa, ki Barzani Türkiye’yi çok seviyor. Bir federasyonla da bize bağlanırlar, paşa gibi yaşarlar. Mis gibi yaşarlar. Çünkü bize bağlandın mı kendilerini savunmalarına da gerek yok. Çünkü federasyon da ne olmuş oluyor? Bize ait bir yer olmuş oluyor gene. Yani biz onu korumakla mükellef oluruz. İçişlerinde bağımsız, dışişlerinde biz onu koruyan konumda. Yani biz onun garantörü olmuş oluyoruz o ülkenin. Garantör. Silahlanmaya da gerek duymayacaklar. Gayet rahat edecek. Türkiye; mesela bir yanaşan falan olsa Türkiye’ye yanaşan olmuş oluyor. Ödü kopar kimse yanaşamaz. Kıbrıs gibi. Bey gibi paşa gibi yaşarlar. Gayet güzel. Tam bağımsız bu ıstırap verir. Bu iyi bir şey değil. Türkiye’ye federasyon olarak bağlandıklarında ideal olan budur. Yani çünkü zenginlik isteniyor, bereket istiyor ama tam bağımsız olursa zenginlik de olmaz bereket de olmaz. Bundan bir şey çıkmaz. Zaten o halde de bırakmazlar onları. Ama federasyon olarak Türkiye’ye bağlanırlarsa bu mükemmel olur. Bu konuda hiç tereddüt etmelerine gerek yok. Bu olur bunu biz sağlarız.

Mesela Kürt gençlerimizle sosyal medyada konuşuyoruz PKK’lı gibi görünüyorlar. Konuşunca komünizmden “PKK’nın yaptıklarından nefret ediyorum” diyor çocuklar. Bugüne kadar hiç aksine rastlamadık. En PKK’lı görünen bile PKK’dan tiksiniyor haklı olarak. Bunlar ahmak insanlar değil. Aklı başında insanlar. Ama tehditten dolayı bu çocuklar bu hale geliyor. Tehdit altında ben PKK’lıyım diyen adam PKK’lı değildir. Zorla söyletilmiştir. Mafya da adamı kaçırıyor ben mafyayım diyor adam. Mafya mı olur o? Zorla söyletilen. Böyle şey olmaz.

Kürt kardeşlerimizden ileri gelenler bir araya gelsinler, Barzani ile de konuşsunlar oradaki aşiretler.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey Musullu bir kardeşimiz var. Gerçi şu an IŞİD’in elinde Musul ama yıllardır hep rejimden de çok çektikleri için Irak rejiminden, hep Türkiye’ye bağlanma hayalleri kurduklarını Musul halkının bunu çok istediklerini anlatıyor.

ADNAN OKTAR: En güzeli o olur. Yani savunma masrafları olmaz. Ticaret oluk gibi olur. Bütün Avrupa’ya açılan, Asya’ya açılan kapı olur. Türki devletler ne üretseler anında satabilirler. Müthiş bir iş gücü olur. Özetle hepsi akıl almaz derecede zengin olurlar. Çok rahat ederler. Bütün o coğrafyada istedikleri gibi yaşar. Ne Suriye tehlikesi olur, ne Irak tehlikesi olur. Konu kökünden hallolur. Federasyonla, Barzani’nin etrafında toplansınlar.

“Sayın Hocam fotoğraftaki kızların hepsinin yüzü gülüyor. Dağa zorla çıkarılmışa benzemiyorlar.” Canım orada konu mankeni o şekilde mesela saçlarını kabarttırmışlar kızların. Yeni elbiseler giydirmişler aslında hayvana muamele eder gibi muamele ediyorlar. Güleceksiniz diyorlar, çocuklar da saf orada zaten yeni gelmişler, bilmiyorlar da. Zaten onlara bir şey de çaktırmıyorlar. Yani ahlaksızlıklarını da çaktırmıyorlar. Onlar daha çatışmaya girmiş insanlar değil. Orada resimde gördükleriniz. Dünyadan bir haber onlar. Konu mankeni olarak çocukları kullanıyorlar orada. Bunu yemek, bu doğru olmaz. Oturup ağlayacak mı? Ağzını, burnunu kırarlar. Öldürürler öyle bir şey yapsa. Yani yüzünü assa darmadağın ederler yüzünü. Adamlar manyak, korkudan çocuklar gayet güler yüzlü rahat gibi gösteriyorlar. Zaten hepsinin saçlarını tarattırmışlar. Kabarttırmışlar. Propaganda olarak kullanıyor. Çiçeklerin arasına falan koymuşlar. Yani hepsini ayarlamışlar. Bunu anlamamak için eşek olmak lazım.

AYLİN ATMACA: Genelde de yabancı gazetecilere servis ettikleri fotoğraflar.

ADNAN OKTAR: Bu çok küçük düşürücü. Yabancı gazeteler için mizansen hazırlıyorlar. Yani direkt artistlik yapıyorlar PKK’lılar. Oradan buradan çiçek toplamışlar getirmişler, saçlarını kabarttırmışlar. Bu zorla yaptırılan şeyler. Çocuklar gece karanlığında bir düşün hepsi mağaranın içinde yaşıyorlar. Leş gibi, duman kokusu içeri doluyor. Herifler zaten domuz kokuyor, lağım kokuyor. O adamlarla iç içe yatıyor o çocuklar. Oradaki felaketi nasıl düşünemiyorlar? Zifiri karanlık mağaralarda ateşle işte mumla falan aydınlanıyorlar. Domuz gibi kokmuş adamlarla sırt sırta orada yatıyorlar. Ama resim çekinirken, çocuklara işte yeni elbiseler vermişler. Saçlarını kabartıyorlar, banyo yapmalarına müsaade ediyorlar. Onlar banyo yapmasına müsaade etmezse altı ayda falan yıkanabiliyor çocuklar. Mahvediyorlar onları.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı normal hallerini görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Bu şekilde yaşıyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte bak normal yaşantıları böyle. Hep taşların üstünde mağaralarda yaşıyorlar. Karanlık mağaralarda kertenkelelerle, yılanlarla, akreplerle iç içe dağda yaşıyor çocuklar. PKK’lı pislik heriflerle. Leş gibi adamlarla. Anneleri babaları ne kadar ıstırap çekiyorlardır. Ağabeyleri falan. Ağabeyi mesela Urfa’da, kız kardeşi dağda. Şu yaşanan dehşeti bir düşünün. PKK’nın ayıları ile domuz kokan pislik heriflerle, odun yanığı kokusu var, domuz kokusu var, pislik var. Zaten daha da iğrençler de detay vermek istemiyorum. Bütün ihtiyaçlarını mağaranın içerisinde gideriyor adamlar. Hepsi mağaranın içindeler. O çocukların çektiği dehşeti ve acıyı tarif edemem ben. Kaçamıyorlar da. Onun için devletin kurtarması lazım. Zorla götürülen genç kız PKK’lı değildir. Zorla götürülen insan PKK’lı değildir. Orada güldürülmesi de bir olay değil. Tamamen kurtardıktan sonra asker polis güvencesine alındıktan sonra hür ifadesindeki açıklama esastır. Bir de bu genç kızları hep intihar saldırılarında kullanıyorlar. “Gidip patlatacaksın kendini” diyorlar. Kız gitmek istemiyor. “O zaman anneni babanı hepsini öldürürüz” diyorlar. “Bütün aileyi yok ederiz” diyorlar. “Sen ya kendini feda et, ya bütün aileni yok edeceğiz” diyorlar. Kıza zorla onu yaptırtıyorlar. O korkunç eylemi.

AYLİN KOCAMAN: Dünya terörist organizasyonları arasında PKK en fazla kadın kullananmış intihar saldırıları için.

ADNAN OKTAR: Tabii. Gerçek PKK’lı tabii ki alçaktır. Haysiyetsizdir bizim düşmanımızdır. Ama zor kullanılarak götürülen insan istemeyen insan o bizim kendi kardeşimizdir. Biz onu kurtarmakla mükellefiz.

YPG’nin iç yüzünü, PKK’nın iç yüzünü belgelerle daha detaylı anlatalım. Yani komünizm hakkında da hesapları yok. Emre Can da bana komünizm propagandası yapıyor. Gel burada tartışalım, konuşalım herkesin gözü önünde. Öyle olmaz. Komünizm insanların manevi hayatını mahveden, insanı hayvanlaştıran, insanı hayvan olarak gören, makine olarak gören, manevi dünyasını tamamen yok eden, onu savaşın dehşetin, şiddetin içine süren, acı içinde yaşamasına sebep olan bir dehşet sistemidir. Stalinist, komünist sistem. Bana neyini anlatıyorsun bunun? Daha detaylı anlatalım.

“İman” diyor “yalnız icmali tasdikten”, yani kısaca toptan bir kabulden ibaret değildir” diyor Bediüzzaman. Yani “tamam evet kabul ettim demeyle olmaz” diyor. “İmanın çok mertebeleri vardır. Taklidi bir iman, hususan” diyor bak. “Bu zamandaki delalet, sapkınlık fırtınaları karşısında çabuk söner” diyor. Ne diyor Cübbeli? “Taklidi iman gerekiyor” diyor. Bediüzzaman da “çok çabuk söner” diyor. Böyle insanlar ne yapıyor? Okumuyor, konuşmuyor, televizyon seyretmiyor, radyoyu kapatıyor, kitap okumuyor öyle kendini koruyor öyle olmaz. Okuyacak, araştıracak fakat cevabını verecek. “Tahkiki iman ise sarsılmaz, sönmez bir kuvvettir” diyor Bediüzzaman. “Tahkiki imanı elde eden bir kimsenin iman ve İslamiyet’i dehşetli dinsizlik kasırgalarına da maruz kalsa, o kasırgalar bu iman kuvveti karşısında tesirsiz kalmaya mahkumdur” diyor yani “etki etmez” diyor Bediüzzaman.

Ama yine iyi hiç konuşmamasındansa, eskiden bu konuda hiç konuşmuyordu. Devlet büyükleri Marksizm, Leninizm’i ağızlarına almıyorlardı. Şu an konuşmaya başladılar. Aslında gerçek apaçık ortada da anlamazdan geliyorlar. Şimdi PKK neden ortaya çıkıyor bunlar kaya kovuğundan çıkmıyor ortaya. Darwinist felsefenin üstüne bina edilmiş Marksizm’le çıkıyor. Sen Darwinizm’i veya ona bina ederek gelişen Marksizm’i bilimsel delillerle ortadan kaldırdığında PKK da ortadan kalmış oluyor.  Bunu yapamıyorsun. Yapamayınca bu kör açmaz devam ediyor. Bunu yaparsan bu kör açmaz biter.

Sevgi ne güzel bir şey. Bir insan sevdiğine bütün ömrünü veriyor. Çok acayip bir olay bu. Bütün ömrünü, hayatını, gençliğini veriyor. Sırf sevgi için. Yani hiç başka bir şeyi gözü görmüyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’yi terk eden savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara Almanya’ya sığınmışlardı. Almanya bugün resmi açıklama yaptı. Adı geçenlerin kaldıkları yerle ilgili “federal hükümet herhangi bir bilgiye sahip değildir. Federal hükümet sonuçlanmayan uluslararası aramalarla ilgili görüş açıklamaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii şu an bir iddia var sadece. Benim anlayamadığım tamam kanuna hukuka saygılıyız ellerinden öpüyoruz. Seni deccalin elinden kurtaran bir adam var ortada, seni mahvetmek isteyen bir sistemi ortadan kaldırmış. Değil mi? Seni adeta öldürmeye azmetmiş bir sistemi ortadan kaldırmış. Sen bu adama teşekkür etmen lazım. Vefa göstermen gerekir. Ben bu tutuklu adamlar için falan söylemiyorum arananlar için söylemiyorum. Genel mantık olarak söylüyorum. Vefa nedir o zaman? Alenen seni asmak istiyordu adamlar öldürmek istiyordu, mahvetmek istiyordu. Adam canını ortaya koydu seni kurtardı. Vefa göstermen lazım. Almanya’ya kimler sığındı?

BÜLENT SEZGİN: Burada ismi geçen Zekeriya Öz ve Celal Kara.

ADNAN OKTAR: Başka yok değil mi? Eski savcı Zekeriya Öz. Onlar kanun hukuk ne gerekiyorsa onları yapsın. Onlar sözümüzün harici olan kişiler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jeff Davis Türk uçaklarının IŞİD’e karşı mücadelede hava saldırılarına katılacağı zamana ilişkin olarak “çok kısa zamanda herhangi bir gün veya saat vermiyorum ama çok yakında” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha anlat bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jeff Davis Türk uçaklarının IŞİD’e karşı mücadelede hava saldırılarına katılacağı zamana ilişkin olarak “çok kısa zamanda herhangi bir gün veya saat vermiyorum ama çok yakında” dedi.

ADNAN OKTAR: “Üç gün mü desem, üç ay mı desem, üç yıl mı desem? Bir zaman içerisinde olacak” diyor. Türkiye, Müslüman öldürmez bunu unutsunlar. Bu pis teklifi bize yapmasınlar. Biz çoluk çocuğu öldürtmeyiz. Türkiye’den böyle bir uçak kalkmaz. Cinayete de kimseyi teşvik etmesinler. Türk askeri gidip çoluk çocuğu öldürmez, Müslüman’ı öldürmez.

“Hz. Mehdi (a.s) fakirlere karşı öyle bir güzel davranacak ki” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “kendi eliyle onlara yemek yedirecek” diyor Hz. Mehdi (a.s). “Hz. Mehdi (a.s) parlak bir yıldız gibi ortaya çıkacak.” Zaten üç yıldız var onun zamanında, kuyruklu yıldızlar var. “Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Eğer İmam Mehdi yeryüzünden bir saat çekilse” değil ölmesi, değil ki ölmesi “bir saat yeryüzünden çekilse” diyor. “Tıpkı denizin ehlini boğduğu gibi yeryüzü kendi ehlini yutar.” Yeryüzünde bir kişi canlı kalmaz diyor “eğer Hz. Mehdi (a.s) bir saat çekilse dünyada tek bir insan canlı kalmaz” diyor. El Kafi’de. Kemalüddin cilt 1, sayfa 203’te de yine aynı tarikte Ebu Harese’den naklediyor. Ebu Hamza’dan “Allah’ın kullarına hücceti olan İmam Mehdi olmasa yeryüzü baki kalmaz” “hemen kıyamet kopar” diyor. Hz. Ali diyor ki, “onu görmeyi ne kadar da çok gönlüm istiyor” diyor. Bihar’da. Kendi torunu olduğu için. Peygamberimiz (s.a.v.) de çok çok seviyor Hz. Mehdi (a.s)’ı. Hz. Ali de çok seviyor. Onun için Peygamberimiz (s.a.v.)’e sürekli soruyorlar. Sabahtan akşama kadar hep Hz. Mehdi (a.s) muhabbeti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra namaz saflarının arasında sahabeler Hz. Mehdi (a.s)’ı arıyorlarmış. Eşgalinden çıkartmaya çalışıyorlarmış. Şu olabilir mi, bu olabilir mi? Torunlarından benzettikleri var “acaba sen olabilir misin?” diyorlar. Onlar da neden olamayacaklarını söylüyorlar. Bak, ta 1400 sene önce düşün. “Saflarda” diyor “Hz. Mehdi (a.s)’ı arıyordu” diyor “sahabeler.”

BÜLENT SEZGİN: Allah Enfal Suresi’nde “sen içerinde olduğu sürece Allah onları azaplandıracak değildir” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ama fark edemeyecekler Hz. Mehdi (a.s)’ı. İşin ilginç yanı Hz. Mehdi (a.s) kendi kendini de bilmiyor. Bediüzzaman diyor “ o eşhası ahir zaman kendisi dahi kendisini bilmez” diyor “bidayeten.” Başlangıcında. “Kendisi dahi kendisini bilmez mukarrep ve havası onu imanın uruyla tanır” diyor İsa Mesih için. Hz. Mehdi (a.s) için de “ o eşhası ahir zaman belki” diyor “belki imanın nuruyla tanınabilir” diyor.

OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.) adını biliyor inşaAllah Hz. Ali (r.a)’ye de söylemiş inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet bir sır olarak.

Kentin eskicisi. “Peki Hocam bu ahlaksızca ezilen Kürt ve Aleviler’in bu ahlaksızlığa karşı isyan etme hakkı var öyle değil mi?” Sen Kürt ve Alevi ezilen diyorsun, en fazla ezilen Sünniler oldu. Hep hapsedildiler. Kadın yazarlar, Müslümanlar’ı mahvettiler. Tarikatlar mahvedildi, Nurcular mahvedildi. Sürüm sürüm süründürüldü Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri. Otuz yıl hapiste geçti hayatı. Zannediyorlar ki sadece belirli bir kesim. Belirli bir kesim değil herkese ıstırap verdi derin devlet. Derin devlet halktan şüpheleniyordu. Halk için en güvenli yerin hapishane olduğuna inanıyordu. Hep gözünün önünde olsun istiyordu halkın. Ne yapacakları, ne edecekleri belli olmuyor. Şüpheli bunlar en iyisi ben hapiste tutayım sağlam olsun gözümün önünde olsun diye herkesi dolduruyorlar. Bizi de doldurmuşlardı o zamanlar. Tabii bunu derin devlet yaptı diyemeyiz. Meşru mahkemeler bunu yaptı diyor ama derin devlet de zeminin hazırlıyordu. Dolayısıyla isyan etmek diyorsun isyan ettiğinde yeni bir ahlaksızlık daha ortaya çıkar. Çünkü isyanda kan ve zulüm ortaya çıkacak, dehşet ortaya çıkacak. Ona gerek yok ki. Akılla, bilimle, demokrasiyle, sevgiyle, muhabbetle meseleyi halletmek varken isyan dediğin şey şiddet ve dehşet. Olmaz, yeni bir ıstırap dalgası daha, yeni bir acı dalgası demektir bu.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey muhafazakar camianın ünlü yazarlarından Servet Kabaklı Ağabey vefat etmiş. Allah’tan rahmet diliyoruz.

ADNAN OKTAR: Servet Kabaklı çok muhterem bir ağabeyimizdi. Resmini göster.

BÜLENT SEZGİN: Eski Tercüman yazarlarından.

ADNAN OKTAR: Evet o dünya tatlısıydı. Allah makamını cennet etsin. Geride kalanlarına Cenab-ı Allah uzun ömür ve sabr-ı cemil nasip etsin. Çok büyük bir değerdi. Çok değerli bir kardeşimizdi, ağabeyimizdi. İnşaAllah cennette görürüz bu güzel ağabeyimizi.  

“Hz. Mehdi adaletlidir, kutlu ve tertemiz. Hakkın bir zerresinden dahi geçmez. Allah onun eliyle İslam dinini aziz edecektir.” “Adeta Kaim Mehdi’yi görür gibiyim” diyor Peygamber (s.a.v.)’in altın mührüne diyor. “Mührünü kullanır” diyor altın mührünü. Şimdi insan aklına geliyor ister istemez bütün kitaplarda hep Peygamberimiz (s.a.v)’in altın mührü var. Kaç yıldan beri? Yirmi beş otuz yıldan beri. Bu hadis yeni bir hadis. Demek ki biz de Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüz. Hz. Mehdi (a.s)’ın Peygamberimiz (s.a.v.)’in altın renkli mührünü kullanacağını söylüyor hadiste.

OKTAR BABUNA: 1400 yıldır da ilk defa siz kullandınız.

ADNAN OKTAR: Evet. Sonra IŞİD kullanmaya başladı siyah beyaz olarak. Yapacak bir şey yok. Serbest herkes kullanabilir. “Kaim Mehdi, kıyam ettiğinde Allah elini bütün kulların başına kor onun vasıtasıyla akıllarını başına toplar. Böylece akılları kamil olur.” Yani akıllarının toplanmasında Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı vesile ediyor. Hz. Mehdi (a.s) talebelerin de bir akıl derlenip toparlanması, akıl keskinleşmesi oluyor. İmamı Cafer Sadık “o yiğit aslanlar İmam Mehdi (a.s)’ın talebeleri geceleri uyumazlar” diyor. Bak o yiğit aslanlar diyor İmam Caferi Sadık “İmam Mehdi’nin talebeleri geceleri uyumazlar. Sabaha kadar Allah’a ibadet etmekle meşguldürler. Gündüzleri ise bineklerine binerler, gecenin abidleri ve gündüzün aslanlarıdırlar. Kulakları İmam Mehdi (a.s)’ın emirlerini beklemektedir. Parıldayan meşaleler gibidirler” diyor. Yani “Gösterişliler” diyor. “Bu yiğitler yalnızca Allah’tan korkarlar. Dua, tek dilekleri şehadettir.” Yani “Allah’tan şehitlik dilerler” diyor “Mehdi (a.s) ve talebeleri Allah yolunda şehit olmayı arzularlar.” Mehdi (a.s) talebelerinin bir özelliği. “Hangi tarafa yönelseler bir aylık yol uzaklıkta olan düşmanlarının kalbine korku salarlar.” Mesela “beş bin kilometre, on bin kilometre adamın uzakta olmasına rağmen kalplerine korku salarlar” diyor. “İmam Mehdi (a.s)’ın talebeleri ileri görüşlüdürler, takvalı ve alçak gönüllüdürler, mütevazidirler, dünya malına ilgi göstermezler, irfan sahibidirler, ıslahatçılardır, yenilikçilerdir” diyor. “Gecenin abid ve gündüzleri aslandırlar” diyor. Merhamet, şefkat, onur ve cihat ehlidirler, çelik yürekli ve güçlü bir imana sahiptirler. Yorulmak bilmez güçlüdürler. O kadar dayanıklıdırlar ki, dağlara gönderilseler delik deşik eder, yerinden sökerler dağları” diyor. Orada da bir işaret var. Hakka inanan, imamına itaat edip teslim olan, şehadet aşığı” yani şehitlik aşığı “Allah’a ulaşmak için can atan, tehlikelerin ve zorlukların eşiğinde yetişmiş, fedakar, cihat ve şehadet aşığıdırlar” “şehadete aşıklar” diyor “şehitliğe.” “Tevekkül onların yol azığıdır, çelik yürekli, demir iradeli, gece namazları kılan, kanaatkardırlar” diyor. “Her biri kırk yiğit gücünde yiğit aslanlardır” diyor. Peygamber (s.a.v.)’in övmesini görüyor musun? “Mehdi (a.s) dostunu düşmanından ferasetle tanır.” Bak diyor ki, “İmam Mehdi (a.s) her kavmin içlerinin iç yüzünden, sakladıkları gizli şeylerden insanlara haber verir” diyor. Mesela “Amerika nasıl bir sahtekarlık yapıyor? Rusya nasıl bir sahtekarlık yapıyor, nasıl bir gizli planı var? Bunu insanlara haber verir” diyor. “Ve dostunu düşmanından ferasetle tanır. “Ve dostunu düşmanından ferasetle tanır” diyor. (Sırat-ı Müstakim Cilt 2, sayfa 224)

“Mehdi (a.s) muammerindir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) yani uzun ömürlü.

Hz. Ali KerremAllahüveche diyor ki, “Mehdi (a.s)’ın talebeleri hep birbirlerine benzerler görünüşleri” diyor. “Gözlerimle görüyor gibiyim Mehdi (a.s)’ın talebelerini” diyor “Aynı renk, aynı boy, yüzleri aynı, elbiseleri de birbirine benzer” diyor “Ve Mehdi (a.s)’a biat ederler” diyor. Demek ki kızlar da birbirlerine benzeyecekler, beyler de aşağı yukarı birbirlerine benzeyecekler. “Mehdi (a.s) benim evlatlarımdandır, yüzü inci gibi parlayan yıldıza benzer.” (Muntahabu'l Kenzül Envar Cilt 6, sayfa 30) Mısır baskısında.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: KCK Yönetme Konseyi Üyesi Sabri Ok; Doğu ve Güneydoğu’nun bazı illerindeki özyönetim ilanları için “Aslında geç kaldığımız bir konudur. Bedeli en olursa olsun bundan geri adım atılmayacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Canım ikide bir zaten özyönetim ilan ediyorlar. Adam içiyor zil zurna “öz yönetim ilan ettim” diye bağırıyor sonra kodese giriyor. Savcılık ifadelerine bir baksan “Yok, yanlış anlaşıldı” diyor “ben öyle demek istemedim, öyle anlamışlar onlar” diyor. “Hiçbir zaman için öyle bir ifadem olmadı” diyor. “Öz yönetimi isteme şu bu falan böyle bir konu aklımdan dahi geçmedi” diyor. “Söyleyen, duyan yanlış aktarmıştır efendim” diyor “saygılarımı sunarım” diyor. Bu tarz açıklamaları var biz hangisine inanalım? Sıkıyı gördü mü iş değişiyor.

“Servet Kabaklı Ağabey’e Allah’tan rahmet diliyoruz, Allah makamını cennet etsin” sözüme karşılık Son Osmanlı, “Adnan Oktar sıra sana mı geliyor ne?” diyor. Şehadetle bizim sonumuz, daha benim yapacağım çok hizmet var inşaAllah, Allah’ın izniyle. O hizmet bitince Cenab-ı Allah çağırdı mı severek gideceğim. Ama komünizmi ezmeden, deccalın gözünü patlatmadan, Darwinizm’i tarihe karıştırmadan, tabii takdir Allah’ın ama olmaz yani inşaAllah.

“Can gidiyor bu ülkede” diyorsun ama canı götüren PKK. Devlet kendini savunuyor.

“HDP gerçekten barışı getirmek için çalışan bir parti olarak görülüyorlar. MHP biz Kürtler’e düşman olduğu için asla ve asla o partiye oy vermem diyen çok kişiyle konuştum.” Kürtler’e niye düşman olsun MHP? Binlerce Ülkücü Kürt kardeşimiz var Diyarbakır’da, Mardin’de koç yiğitler. Ziya Gökalp de Kürt asıllıdır. Ne alakası var? Türkçülüğün kurucusudur ama Türk asıllıdır. MHP Kürt kardeşlerimizi canı gibi sever. Lazlar’ı, Kürtler’i hars milliyetçisidir MHP. “Türküm” diyen herkes Türk’tür MHP’ye göre.

Tayyip Hocam, yeniden düzelmek toparlamak istiyorsa başkanlık sistemini kaldırmalı ve PKK’ya cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir son vermeli. Akıl almaz bir ders vermeli, nesiller boyu konuşulacak bir ders vermeli.

Çokbilmiş Komik Hatun yazıyor. Şu an derin devlet yok Türkiye’de öyle bir yapılanma olsa bilirim. Herkes de bilir. Öyle bir şey yok.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü