Harun Yahya

Sohbetler (29 Ağustos 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dışişleri Bakanlığı IŞİD Operasyonu ile ilgili açıklama yaptı: ''Savaş uçaklarımız, koalisyona ait savaş uçakları ile birlikte DEAŞ hedeflerine karşı, dün akşamdan itibaren ortak hava harekatı gerçekleşmeye başlamıştır'' denildi açıklamada.

ADNAN OKTAR: Ne kadar acı, ne kadar acı. PKK'ya hiç bir şey yapamıyorlar. PKK burnumuzda devlet kurdu. Yüzlerce kilometrekare devlet kurdu adamlar. Ona kimse fiske vuramıyor, hiç bir şey yapamıyorlar. ''DEAŞ tehlikesi'' diye, DEAŞ zaten toprağın altında yaşıyor DEAŞ. Sadece halk var dışarıda. ''Mevziler alt üst oldu'' Kardeşim düzenli bir ordu yok ki karşında gerilla var, gerilla savaşı yapan bir güç var. Gerilla savaşında düzenli ordu olmaz, düzenli mevzi olmaz. Yani karakolları, istihkâmları, cephanelikleri falan olmaz. Bu devlet nizamı, devlet sisteminde olur. Devletin cephaneliği olur, karakolu olur, tesisleri olur. Savaş olduğunda da adam gider, o tesisleri vurur karşılıklı, birbirlerinin kolunu kanadını kırarlar. Böyle bir olay yok. Bu adamlara ait bir tesis yok. Irak'ın milli tesisleri var, Suriye'nin milli tesisleri var ve dolayısıyla bu adamlar onların içine girmiyor. Toprak altında yaşıyorlar, yer altında yaşıyorlar. Oralarda da halk yaşıyor, vurulduğunda Müslümanlar vurulmuş oluyorlar. Garibanlar vuruluyor. Onların da dili yok ki gidip anlatsınlar. Yani mesela şimdi çok fazla kadın ve çocuk vurulmuştur ama kime anlatsın adam derdini nereye anlatsın yani. Büyük bir felaket yaşanıyor. Adamlar yani bunu bildirecek bir durumları yok. Yani bir telefon bilmem ne bilgisayar öyle kuru ekmek bulamıyor adamlar. Müthiş bir dehşet havası, vahşet havası bütün İslam alemini sarmış vaziyette. Türkiye'yi de bunun içine dahil ettiler. Bu çok korkunç, her koalisyon saldırısından sonra IŞİD açıklama yapıyor: ''Hiç bir zarar görmedik'' diye. Görmez.

BÜLENT SEZGİN: Amerika açıklama yapmıştı: ''Bu kadar saldırımıza rağmen IŞİD büyümeye devam ediyor” diye.

ADNAN OKTAR: Amerika'nın derdi; bomba yapan çok fazla fabrika var yani Amerikan sanayi ona dayanıyor. Yani Amerika'da sanayi genellikle silah yapımına dayalıdır. Yani milli gelirin büyük bölümü onlardan gelir. Şimdi roket stokları var, bomba stokları var, mermi stokları var, erimiyor, erimesi için savaşa ihtiyaç var. Böyle savaş çıkarıyorlar, bu tip, yağmur gibi bomba yağdırıyorlar. Şimdi bomba atıyor ya, gidiyor Irak Hükümeti'nden o bombanın parasını da alıyor, uçağın benzin parasını alıyor, pilotunun maaşının parasını alıyor, hepsini alıyor Irak Hükümeti'nden. ''Biz'' diyor, ''bak bu kadar cinayet işledik, paramızı isteriz'' diyorlar. Yani diyor ki ''Biz, kiralık katiliz'' diyor, ''Kiralık katilliğin karşılığı paramızı ver'' diyor Amerika. Ve söke söke alıyor. Türkiye bu işe girmesin. Ama lojistik destek sağlama, halka yardımcı olabiliriz Türkiye olarak. Mesela orada aç, fakir insanlara ekmek, yiyecek götürebiliriz. Havadan onlara yiyecek atabiliriz çoluğa çocuğa. Tıbbi malzeme, battaniye, şu bu falan atabiliriz. Bomba atmayalım. Bu çok büyük bir günah. Allah bu günahın karşılığı olarak büyük felaket verebilir. Böyle şey olmaz. Bas bas bağırıyor orada çocuklar, yazık yaşlılar, kadınlar sahipsizler onlar. Dolayısıyla Türkiye bu işe girmesin. ''Biz lojistik destek sağlayacağız arkadaş'' desinler, tırlarla yiyecek gönderelim, bakliyat gönderelim, ekmek gönderelim, su gönderelim, şişe suyu çok büyük bir ihtiyaç. Orada su yok. Hiç olmazsa içecek su gönderelim. Yıkanamıyorlar da aylardan beri. Bir yılda bir kere bile yıkanamıyorlar, bak yılda bir kere bile banyo yapamıyorlar. Araziler üzerinden su götürelim. Suriye'de çoğu yerde çocuklar ot yiyorlar. Türkiye havadan bomba atacağına yiyecek atsın, tırlarla yiyecek taşıyalım. Halk, ''köpek eti yiyebilir miyiz?'' diye hocalara soruyormuş. Et yok, yiyecek yok, hiç bir şey yok. Sürünüyor çocuklar, bir de üstüne bomba atmanın alemi var mı? Hayır, bomba atmanın amaçlarını söylesinler, aralarını bulalım. Nedir sorun? Yani anlaşamadıkları konuyu nedir söylesinler, bulalım. Bomba nedir? Halkın üstüne bomba atmış oluyorsun. Halkın üstüne atıyorsun! IŞİD Hedefi vurulmuyor, böyle bir şey yok. “PKK’yı da vurduk diyorlar, böyle bir şey yok. ''Bin kişiyi vurduk'' dediler. Bir kişi bile vurulmadı, böyle bir şey yok. Adamlar vuruyor, kaçıyor vuruyor, kaçıyor her gün. Bugün akşam televizyonu açtım, tabutların üstüne kapananlar, ağlayanlar, bağıranlar. Müthiş bir PKK propagandası yapılıyor, istemeden. Yani akıl almaz bir PKK propagandası. Yani benim kanaatim sonunda diyecekler ki, ''bak, görüyorsunuz; güç yetiremiyoruz. Adamlar bizi asıyor kesiyor, işte uzatmaya gerek yok, gücümüz yetseydi yeterdi. İşte gidip teslim olalım, ne diyorlarsa yapalım. Abdullah Öcalan'ı da çıkaralım, PKK'lıları da bırakalım. Devlet kuracaksa kursunlar” dedirtmek istiyorlar gibi geliyor bana, bazı tipler. Yani bunlar yanlış yolda, ben söyleyeyim. Yani suç işlemiş olurlar. Kanunla, hukukla yakalarına yapışırız. İnşaAllah. Böyle bir olay olmaz. Türk gençliği yerinde duramıyor.

PYD'nin önünü açacak yerlerde IŞİD vuruluyor. Dev bir Komünist Kürdistan Projesi şu an hedefe doğru ilerliyor, Türkiye'yi de bu konuda kullanmak istiyorlar. Yani bombaladıkları yerin şu an IŞİD'le e alakası yok. Sadece PYD'ye direnen yerleri vuruyorlar, yani PYD'nin hakim olması gereken yerleri vuruyorlar. Benim dediğim o haritayı tamamlamak istiyorlar. Yoksa IŞİD'in adamları ilgilendirdiği falan yok. Sadece Komünist Kürdistan hedefi var. Bunun için de Türkiye'yi kullanmak istiyorlar. Ama yine söylüyorum, yani bir yolunu bulmuşlardır, Türk Ordusu gidip katliam yapmaz. Türk Ordusu bunu yapmaz diyoruz. Yine yapmaz, yani orada bir şey vardır, araştırılsa soruşturulsa yine yapmaz. Yani gidip bilerek çocuk öldürmez, yaşlı adamları gidip öldürmezler. Yani araştırsak, yine o yollara çıkarız.

Bu çocuklar, sokakta mendil satan çocuklar var ya, onlara yirmi beş kuruş bile olsa mutlaka para versinler. İnşaAllah. Ne olur, mesela yirmi beş kuruştan. Adam, tamam, bir ev kiralar oturur, yani çok para kazanıyor da desek en fazla bir ev kirası çıkarabilir, en fazla bir yiyecek alabilir. Yani ne çıkar bunun dışında. Yani onları o kadar yalvarttırmak doğru değil. Yani yirmi beş kuruş para yok mu, yirmi beş kuruş versin, bununla fakir fukara olmaz, bir şey olmaz. Her gördüğünde, nerede görürse versin. Yani hiç bir şeyi yoksa.

BÜLENT SEZGİN: Bir resim vardı, Suriyeli Mülteci çocuğun resmi, mendil satan, sokakta namaz kılıyor Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Abisinin canı, abisinin bir tanesi, abisinin kuzusu, dünya tatlısı. Aferin ona. Mesela bu çocuğa, ne olur, beş lira ver on lira ver, ne kaybedersin? Malın mülkün mü gidecek, ne yapacaksın? ''Bizim iş imkanlarımızı alıyorlar” ciyak ciyak bağırıyorlar. O bereketiyle gelir. ''Suriyeli muhaliflere imkan sağlanıyor.'' Bu külliyen yanlış, böyle bir şey yok. PYD'ye alan açılıyor. Zaten süratle açtılar, gördünüz. Daha önce oraların tamamı IŞİD kontrolündeydi, Türkiye'nin o sınırları, IŞİD kontrolündeydi. Çektiler aşağıya IŞİD'i, tamamı PYD'nin kontrolüne geçti, PKK'nın. Şimdi daha da aşağıya çekip, dev bir Kürdistan düşünüyorlar. Türkiye böyle işlerin içine girmesin. Günaha giriliyor bak, Allah işaret veriyor, ''yapmayın'' diyor. Anlamazlarsa, Allah büyük bir felaket verir. Böyle bir şeyin içerisine girmesinler.

Yusuf Mete Gültekin; “Sevgili Hocam, İsrail’i durdurduğunuzu onları engellediğinizi söylediniz ya az önce, o gücü nereden alıyorsunuz?” Tabii ki Allah’tan alıyorum İsrail’i yöneten asıl yüksek hahamlar vardır. İsrail din devletidir, hahamlar yönetir. Onlarla da dostum ben. Konuşuyoruz görüşüyoruz. İsrail daha önce, mesela İran’da nükleer tesisleri vuracaktı hepsini vuracaktı, hava harekâtı yapacaklardı, bana buraya geldiler konuştuk, ben kesinlikle böyle bir şey yapmayın dedim. Baya ısrarla konuştum vazgeçtiler. O Mavi Marmara yolcu gemisi olayında da özür dilemenin makul olduğunu söyledim, Tevrat’tan gösterttim “böyle söylersek kabul ederler” dedi. Şu kadar da para verin dedim. Verdiğim parayı aynısını zaten resmi olarak teklif ettiler, söylediğim paranın miktarını. Diyet olarak bunu verin dedim. Aynısını gittikten bir gün sonra söylediler, yani özür dilemeyi kabul ettirdim. Konuştuk kabul ettiler, gidip söylediler, bir gün sonra özür dilendi. Yani gittikten bir gün sonra. O para teklifi de tam aynı, benim dediğim miktarda. Mesela İsrail cami avlusun da şarap festivali ilan etmişti, dediler “biz burada şarap festivali yapacağız açıklıyoruz” dediler, hazırlıklar yapıldı başladılar. Biz rica ettik şarap festivalini iptal ettirdik. Belediye başkanı da bizzat mesaj gönderdi, yani aracılar da mesaj gönderdi, İsrailli Milletvekilleri, “Hocam iptal ettirdik” diye. Yani sözümüzle iptal ettirdik diye. Bizde teşekkür mesajı gönderdik.

OKTAR BABUNA: “Moşiyah için toplu dua edilsin” demiştiniz Hocam, hemen akabinde baş haham Hamar toplu dua organize ettiler, televizyonlarda naklen yayınladı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mesih’in gelişi için dua edin topluca dedim, İsrail’de büyük dua töreni yaptılar. Ben bu suça karışmamış Filistinlileri bırakın dedim, bu gereksiz gerilim olur dedim, o konuda da ben konuştuktan sonra bıraktılar Filistinlileri.

OKTAR BABUNA: Kaçırılan bir asker vardı, onun babası politikacılar vasıtasıyla sizden yardım istemişti Gilat isimli, siz araya girmiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, babası haber göndermişti bana. Benim sessiz sedasız hayırlarım olur. Ben şamatasını yapmam.

BÜLENT SEZGİN: Şanlıurfa’da polis aracına açılan ateşte ağır yaralanan 2 polis memurumuz dün şehit oldu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Şehidin haddi hesabı yok. Bugün baktım ben feryat figan göklere yükseliyor bu şekilde olması yanlış. Otuz kere söyledim, bu akıl almaz bir PKK propagandasına dönüşür. PKK zaten, o sahneden yayınlanmasını istiyor “gücümüzü görün” diyor. “Biz adamları işte böyle ağlatırız, böyle feryat ettiririz, tabutlara kapanırsınız, ya yoksa dediğimiz yapacaksınız” diyorlar. Şimdi bu olmaz ki, sen tabuta kapanırsan adam seviniyor, adamı güçlü ilan etmiş oluyorsun. Ama şehidin kanını alır boynuna sürer de, kanı yerde kalmayacak dersen ve gereğini de yaparsan, o zaman PKK senden korkar. Ama bu şekilde yaparsan adam bunu yapıyor. Sonra dediler ki; “Türkiye’nin akıl danelerini” dediler “Türkiye’ye göndereceğiz, akıl daneler sizle konuşacak” dediler. Türkiye’nin ünlü akıl daneleri konuştu. Aslında ikna etmek istediklerini ağızlarında yuvarladılar bir türlü anlatamadılar ama “anneler ölmesin” falan işte “anneler ağlamasın” o tip konuşuyorlardı şarkıcılar türkücüler falan, ne demek istediklerini çekindikleri için tam söyleyemediler. Anlatmak istedikleri, yani karşı tarafın anlatmak istedikleri diyelim, hadi onları geçelim de, Abdullah Öcalan’ın ve bütün katillerin bırakılması ve orada komünist Kürdistan kurulması.

Ne demişti ne oldu diye bir bölüm var bizde binlerce konu vardır. Her dediğim çıkmıştır, her dediğim.

OKTAR BABUNA: Daha çözüm süreci ilk başladı dedikleri gün siz “asla olmaz teröristler yurt dışına çıkacaklar çıkmazlar sayılarını artıracaklar, yenileyecekler silahlarını gömecekler silah bırakma olmaz” demiştiniz, aynısıyla oldu.

ADNAN OKTAR: Ne demişti ne oldu bölümüne bakarsan, küçük dilini yutarsın. Bütün dediklerimi doğru çıktığını göreceksin, yüzlerce binlerce.

BÜLENT SEZGİN: İzleyicilerimiz a9.com.tr sitesinden de izleyebilirler “Ne demişti ne oldu” bölümünü.

ADNAN OKTAR: YPG’ye, dünya derin devleti bütün gücüyle destek veriyor. Türkiye’nin Güneydoğusun da dev bir devlet, onu süratle şu an oluşturuyorlar ama akıl almaz bir süratle. Yani şu an devlet o kurdukları. Bak kimse bunu cesaret edip söyleyemiyor. Tayyip Hocam bir tek kurdurmayız bağırdı çağırdı bir ara gördünüz, hâlbuki o bağırdığı dönem zaten kurdular devleti. Adam iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde bağımsız bir devlet. Güvenliğini kendileri sağlıyorlar, askeri ayrı, polisi ayrı içişlerinde sorumlu adam ayrı Bakan, dış işlerinden sorumlu Bakanları var. Mahkemeleri var, adli birimleri var devlet yani. Tayyip Hocam bağırdı çağırdı ama bağırtısı çağırtısı boğuldu gitti. Şu an devlet kurdular. Bu devletin sınırlarını büyütmeye çalışıyorlar şu an. IŞİD’i geriye çektirip, onun için “Türkiye’ye gidip bombalayın IŞİD’i, PYD’nin alanı açılsın devlet daha da büyüsün” diyorlar.

Türkiye bilerek mi yapıyor bilmeyerek mi yapıyor bilmiyorum. Yani Türkiye’deki ilgili birimler ilgili memurlar.

KARTAK GÖKTAN: Tunceli’nin Mazgirt ilçesinde yol kesen bir grup PKK’lı durdurdukları araçların birinde bulunan Ak Parti Mazgirt ilçe başkanı Süleyman Canpolat’ın aracını ateşe verdi. Daha sonra iddiaya göre “biz seni defalarca uyardık, uyarılarımıza uymadın ve ilçe başkanlığı yapmaya devam ettin” diyerek Canpolat’ı kaçırdı.

ADNAN OKTAR: İşte bunu da anlamazdan geliyor, daha hala IŞİD’i bombalamakla meşguller. “Uçaklarımız” diyor “yerle bir etti IŞİD’i” diyor. Kardeşim YPG devlet kurmuş, içeriden dışarıdan vuruyor seni. Senin IŞİD’le ne işin var? Yüzlerce kilometre uzaktaki adamlarla ne işin var?

YPG’liler Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayında törenle ağırladılar, heriflerin bir bando çalmadıkları kaldı, kıllı kılçıklı kokuşmuş domuz gibi herifleri oraya doldurdular sırf Müslüman öldüren katil diye bunlar ağırlanıyor.

“Ne pahasına olursa olsun kurdurmayız” diyordu Tayyip Hocam biliyorsunuz devrimi, adamlar kurdu. Sonra da Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’yi koalisyona soktu, şimdi IŞİD’i vurup alan açılıyor PYD’ye. “Sakın” dediler “Türkiye’de PYD’yi vurmayacaksınız. PYD bizim kontrolümüzde” diyor Amerika. Yani içler acısı bir durum var, millet durumun farkında değil. Kimi düğünün peşinde, kimi çocuğunu okutmanın peşinde, kimi hangi takım kimi yenecek onun peşinde, kimi futbolcu transferiyle uğraşıyor, kimi çeklerini senetlerini şey yapıyor yani garip bir durum var ilginç bir durum var. Yani fevkaladeliğini anlamış değiller. PKK dağlarda yatıyor, adamlar geceli gündüzlü silahlı eğitim ve ideolojik eğitim alıyorlar, Darwinist, materyalist eğitim alıyorlar, bizim gençliğimizde adeta bir kısım insanlar, bir kısmını uyutmanın peşindeler. Ninniyle uyutmaya çalışıyorlar ve uyuşturmaya çalışıyorlar adeta.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Amerika arşivlerinde bulunan bir harita vardı, sözde Kürdistan’ı kurmak isteyen Amerika’nın hayalindeki harita gösterebilirsek.

ADNAN OKTAR: Gösterin.

BÜLENT EZGİN: Tam dediğiniz bölgeyi oluşturuyor. Türkiye’nin Güney ve Doğu’su, Suriye’nin Kuzeyi ve Irak’ın Kuzeyi bu bölgeyi Kürdistan olarak kurmayı hayal ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet, bu yüzyıllık haritadır. Amerika’da her yerinde resmi harita olarak kabul ediliyor. Yüzyıllık evet.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bahsettiğiniz YPG’nin Fransız Sarayında ağırlanma fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Baksana rezalete, katileri falan alıp, o kızlar da öyle korkutularak tehditle oraya getiriliyorlar. Rezalet paçadan akıyor. Bak Tayyip Hocam “ben devlet kurdurmam” dedi, o daha demesinin arkasından yıldırım hızıyla geniş bir toprak YPG’ye verildi ama yıldırım hızıyla koskoca bir devlet oluşturuldu. Şimdi de yıldırım hızıyla daha da toprağı genişletmek için Türkiye’yi koalisyona soktular, bütün IŞİD’i ezip, yani IŞİD’İn direnme noktalarını ezip, YPG’ye geniş bir alan meydana getirecekler. Olayın fevkaladeliğini, Türkiye’nin başından büyük bela olduğunu insanlar görmüyorlar. Herkes birçok insan kendi derdinde. Belanın büyüklüğünü fark edebilmiş değiller. Ama mesela bu PKK, bütün fertleriyle bu çirkin davalarına adamış vaziyetteler kendilerini. Adam dağlarda yatıyor, akşam sabah uyumuyor, sürekli eğitim alıyor, eyleme gidiyor, tek konuları bu. Ama bizdeki gençliğin büyük bir bölümü veyahut epey bir bölümü, milli şuurda yetiştirilmiyor, kendi derdinde. Bunun bir an önce düzeltilmesi gerekiyor.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Kandil’de PKK Sığınaklarının Olduğu Sarp Alanlar.

BÜLENT SEZGİN: Evet yayınımız devam ediyor.

ADNAN OKTAR: O kadar mantıksız şeyler oluyor ki ahir zamanda, inanılır gibi değil. Bir avuç it kopuğa, Stalinist devlet kurduruyorlar. Toplam orada it kopuğun sayısı en fazla 2 bin 3 bindir. Bak 3 bin kişiye yüzlerce kilometre uzunluğunda bir devlet veriyorlar. Hepsi homoseksüel, cinsi sapıktan oluşan adamlar. Kimi katil. Amerikalılarla falan beraber yaşıyorlar, Amerikalı sapıklarla. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bu gece Diyarbakır Kulp yolunda PKK yine yol kesmiş, halka propaganda yapıyor. Fotoğrafları da vardı. Bu süre zarfında polis müdahale etmiyor.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar bu şekilde.

ADNAN OKTAR: İşte olay bu. Adam eğitime önem veriyor. Devlet eğitime önem vermiyor. PKK propagandayla, fikirle yayılıyor. Sende ona karşı propaganda, fikirle karşılık vermen gerekir, değil mi? Bunu yapmıyor devlet, hükümet yapmıyor. Kesinlikle yapmıyor. Adamlar cayır cayır bunu yapıyor. Sürekli fikirle, işte sahte bilimle Darwinizmi anlatarak, materyalizmi anlatarak, kendince bir şey yapmaya çalışıyor. Buna cevap verilmesi lazım.

KARTAL GÖKTAN: Dün Avrupa’ya sığınmaya çalışan Suriyeli mültecilerin gemisi battı. Onlarca çocuk cesedi kıyıya vurdu. Yaklaşık 200 Suriyelinin hayatını kaybettiği bu olay, birçok basında haber dahi olmadı. Suriyeli kadınlar uzun süre bebeklerini su üzerinde tutmaya çalışarak yardım beklediler. Geçtiğimiz günde bir kamyonun kasasında 72 mülteci havasızlıktan hayatını kaybetmişti.

ADNAN OKTAR: İşte bu zulüm göklere yükseliyor bu zulüm, bu Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı ve İsa Mesih (a.s)’ın nüzulüyle son bulacak. Ama bu giderek artacak dedim, gördünüz, daha da artıyor. Söyledim değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet, söylediniz.

ADNAN OKTAR: Gittikçe artacak dedim, aynı dediğim gibi çıkıyor. Haksızlık, adaletsizlik, satılmışlık, korkaklık, üç kağıtçılık, oyunculuk, madrabazlık, ahir zamanda bütün dünyayı kasıp kavuruyor. Allah kötüyü iyice gösteriyor ki, iyinin değeri bilinsin. Yoksa Allah istese dünyayı bir sallar, herkes hizaya gelir. Dümdüz eder bütün dünyayı. Ama imtihan, bu zorlu imtihanda sabredenler, ortaya çıkacak. İradeli olanlar, sabredenler.

Seferberlik ilan edilsin. En az 2 milyon daha asker alalım. Dağı taşı askerle dolduralım. PKK moral yönden çöker. Dağ ova her yeri askerle dolduralım. Darma dağın olurlar. Altı ay böyle asker olsa yeter. İsrail’de camide yapılması istenilen şarap festivalini iptal etmesi için Belediye Başkanına ben buradan haber göndermiştim. Milletvekili dostum bana yazılı olarak “sizin ricanız üzerine bu festival iptal edildi” resmi yazı gönderdi. Yazılı resmi.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bir film gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Dünya etrafında bulunan asteroitlerden birisi dünyaya çok yakın geçiriyor ama değmiyor.

ADNAN OKTAR: Öyle bir tur atmış, öyle mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet, dünyaya tekrar geliyor.

Allah Allah, çok ilginç tur atma şekli ama. Allah koruyor tabii. Buradaki mucizeyi de görmezden geliyorlar. Yani alenen teğet geçiyor, yani her an vurabilir aslında ama ısrarlı şekilde teğet geçiyor. Yani bu tarz bir teğet yani kasıtlı olduğu görülüyor. Özenle değmek istemediği görülüyor. Ayada çarpmıyor dünyaya da çarpmıyor. Ayıda titizlikle koruyor. Bilim adamlarının bu fevkaladeliği anlamazdan geliyorlar. Bu kadar yüzbinlerce, milyonlarca göktaşı birikti gökte, artık bulut gibi oldular, hiçbiri hiçbir yere dokunmuyor bunu da anlamazdan geliyorlar. Hep göktaşları ıskalayıp geçiyor bunu da anlamazlıktan geliyorlar. Asteroitler falan. Bu göktaşlarının da şuurlu olduğunu göstertiyor. Allah’ın dilemesiyle hareket ettiklerini, yoksa teknik olarak dokunmaması mümkün değil. Biri dokunmaz, ikincisi dokunmaz, onu dokunmaz, yüzü dokunmaz. Hepsi akıllı, hiçbir şekilde dünyaya dokunmuyorlar. Dünyaya geldiğinde, mutlaka teğet geçiyorlar. Hepsinde Allah’ın aklı var. Allah ne derse, onu yapıyorlar. Şuursuz olsa binlerce kez vururlardı dünyaya. Bir kere iki kere değil. Hiçbir şekilde vurmuyorlar.

PKK’lı komünistler maymun gibi Allah tarafından yönlendiriliyorlar fark edemiyorlar. Onların küfür içinde olması, öyle Stalinist olmaları, böyle pis bir sisteme doğru kaymaları imtihan amacıyla Allah tarafından yönlendiriliyor. Tek tek onlarda kendi kafasına göre hareket ettiklerini zannediyorlar. Halbuki pergel kafalarının üstünde dönüyor onu akledemiyorlar. Orada onlara devlet özellikle kurduruluyor onu da akledemiyorlar. Akıbetlerini de şu an düşünemiyorlar. Başlarına gelecekleri de anlamıyorlar. Aptalca bir tuzağın içine doğru sürekli ilerlemeye devam ediyorlar. Yani yanacakları fırının içine doğru, kendi imkanlarıyla ortam hazırlıyorlar. Ve sadece kendilerinden oluşan bir yer oluşturuyorlar. Ateşi de yakmışlar. Fırının çerçevesini de çizmişler. Mehdiyet’i hesap etmiyorlar. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın bereketini akledemiyorlar. Olayın özellikle yönlendirildiğinden hiç haberdar değiller. Diyorlar ki “İsrail orada devletin kurulmasını istiyor.” İstiyor da, yüksek düzeyde hahamlar istiyor olabilirler. Niye istiyor, onu düşünmüyorlar. Orada Hristiyan inancına göre, evanjeliklere göre de bu dünyayı yöneten ruhanilere göre de, orada geniş çaplı toplu bir kan akıtılması mevzu bahis, onun hazırlığı yapılıyor. Bu aptallarda buraya domuz sürüsü gibi doluşmaya devam ediyorlar. Bak söyleyeyim, hepsi toptan imha edilecekler. Çok büyük akılsızlık yapıyorlar, sözümü tutsunlar gelsin Türkiye’ye de teslim olsunlar, akıllarını başlarına alsınlar. Büyük bir katliama hazırlanıyor onlar için. Çok akılsızlık yapıyorlar. Bak dediğimi bir yere yazsınlar. Konudan konuya geçiyorlar. Bunlar bir konuya girdiğinde, ayçiçek yağı gibi akmaya başlıyorlar. Konuşuyor, konuşuyor hep aynı konuyu konuşuyor, sabaha kadar. Kafası yeni bir konuya intikal edemiyor. Ani bir konuya geçişte, beyin iptal oluyor. Beyni çok ağır bazı arkadaşların. Yani süratli intikale kapalı.

Burak Kasım; “Dünyada komünist devletler yıkılmış, sizde komünist devlet kurulacak kaygısı” diyor. PKK’nın iddiası, bunlar bilmiyor Komünizmi, bunlara biz öğreteceğiz diyor. Yani gerçek Komünizm bizde diyorlar, biz göstereceğiz. Adam hakikaten uyguladığı yöntem dünyada görülmemiş bir yöntem. PKK şu an zaten Stalinist yöntemi uyguluyor dünyada yok olmuş diyor. Şu an uygulanan Stalinist terör, Lenin’in yaptığı terörden daha güçlü. Stalin’in yaptığı şiddetten daha şiddetli. Ve daha azgın ve daha kapsamlı. Stalin’in bu kadar silahlı adamı yoktu. Bu kadar kan dökecek gücü de yoktu. Stalin’i beğenmiyor zaten bunlar. “Biz Stalin’den daha dehşetliyiz” diyorlar. Adamların kıyafetleri, konuşmaları, üslubu, silahı, terör yöntemleri, akıttığı kan Stalinizmden daha ileri. Ve daha şiddetli.

“Hocam, PKK’yı sizin gibi darma duman eden yok, ağzınıza sağlık. Bir sorum olacak HDP’lilerin roboski katliamıyla meydana çıkıyorlar, sizce bu olay katliam mı?” Nedir bu roboski?

AYLİN KOCAMAN: Uludere’deki sivilleri öldürmüşlerdi.

ADNAN OKTAR: Savaş konumunda Türkiye, yanlış istihbarat gelebilir. PKK’lıyla kaçakçıyı ayırt etmek, adeta imkansız. Ama daha titiz davranabilirlerdi tabii. Herhalde panik oldular, genç subaylar varsa boş bulunup böyle bir şey yapmışlar gibi görünüyor.

Ek 47 ak 47; “IŞİD’e karşı operasyon sadece PYD’nin önünü açacak şekilde oluyor. Bölgede komünist devler kuruluyor. Türkiye’yi de buna aracı yapmak istiyorlar.” Yapıyorlar demiyor, yapmak istiyorlar. Ek 47 ak 47’de bu durumdan çok memnun olduğunu söylemiş. Memnunsun ama bir süre sonra memnun olmadığını da göreceksin. Mutlu olmayacaksın bir süre sonra.

Cankat Aydın; “O sizin övdüğünüz AKP’lilerin yüz tanesi benim bileğimi bükemez” diyor. Muhabbete bak akşam akşam, sanki bilek güreşi şampiyonası var.

“Merhaba Harun Hocam programınız çok güzel katılımcı olabiliyor muyuz?” Oğuzhan bir gel bakalım, tanışalım konuşalım.

Asker kum gibi kaynayacak. Her yer asker olacak, her yer gelişmiş silahlarla donanmış askerle dolacak. PKK’nın kanı iliği çekilir. Çatışma da olmaz, konu direkt biter. Bak düşün, Diyarbakır’da yüzbin asker sokaklarında yürütsen, yer gök inler, Diyarbakır, Diyarbakır olalı böyle bir olay görmemişler. Halkta coşar. Mardinlilerde coşar, herkes coşar. Kürt kardeşlerimiz iftihar eder, askerleri alır bağırlarına basarlar. Ama bir avuç askerle gidiyorlar. Mesela gecen gün Diyarbakır’da asker gösteri yapıyor ama çok az sayıları, bir avuç asker. Böyle olur mu? Ana cedde de onlu kol olarak yürüteceksin. On kişi yan yana. Binlik kıtalar şeklinde değil mi? Hatta ikiyüzbin, üçyüzbin kişi yürüteceksin, birde asker postalını böyle güçlü olarak caddeye vurarak, Diyarbakır yıkılır. PKK’lılar orada ne yapsın? Pılısını pırtısını toplayıp kaçar adam. Ama bunu yapmıyorlar. Eğer kasıtlı yapıyorlarsa, biz bunu düzeltiriz sonunda. Kasıtlı yapanlarda, adalet önünde cevap vermesi gerekir bu duruma. Kanun hukukla gereğini yaparız. Tayyip Hoca diyor, “biz talimat veriyoruz, adamlar yapmıyor” diyor. Bir acayiplik var.

“Hocam Selamun Aleykum.” Aleykum Selam. “Türkiye’de kurulacak dindar bir Kürt devletini destekler misiniz?” Türkiye’de biz, İttihad-ı İslam’ı istiyoruz. Yani Müslümanların birleşmesi. Müslümanların birleşmesinin tipik bir örneği Türkiye’dedir. Laz, Kürt, Çerkez herkes birleşmiştir, bir İttihad-ı İslam oluşmuştur Türkiye’de. Bunu biz dünyaya yaymak istiyoruz. Sen orada ayrı bir Kürt devleti kurmaya kalkarsan, İttihad-ı İslam’ı ortadan kaldırmış olursun. O zaman senide ortadan kaldırırlar, kanunla hukukla. Olmaz. Bunun bir mantığı yok ama Irak ve Suriye’de bir Kürt devleti kurarsanız Barzani’nin önderliğinde, o aklı başında bir insan. Destekleriz. Sınırları da sorun değil daha genişte olabilir. Federasyon olup da Türkiye’ye bağlanırsınız. Savuma diye de bir derdiniz kalmaz. Ne Irak sizi tehdit edebilir, ne Suriye sizi tehdit edebilir. Ne bir başka ülke tehdit edebilir. Gayet sağlam olur olay, tertemiz olur. Müthiş bir ticaret, müthiş bir zenginlik, müthiş bir bereket, cennet hayatı yaşar Kürt kardeşlerimiz. Ama Türkiye’nin içinde tabii ki böyle bir şeye müsaade etmeyeceğimiz belli. Çünkü İttihad-ı İslam’ın ümidi ve umuduyuz biz. Böyle bir şey yaparsan, bu umudu kırmış olursun. Sen bu umudu kırmaya kalkarsan, ev sahibi seni evine bir daha almaz. Adamı huylandırırsın. Huylandırırsan, tedirgin edersin.

AYLİN KOCAMAN: Zaten Türkiye’deki Kürtlerinde böyle bir isteği yok.

ADNAN OKTAR: Mantığı yok adam. Mardin’den otobüs biniyor buz gibi soğuk Mardin coğrafi şartları çok serttir. Veyahut uçağa biniyor, tak İzmir’de. Adam Kuşadası’na gidiyor yemek yiyor, geri dönüyor. Bu hakkını elinden alacaksın, komünist devlet kuracaksın, herkesi askere alacaklar, Stalinist, Komünist proletarya diktatörlüğü kurulacak. Din yok, iman yok her şey ortadan kalkmış, dehşet ve şiddet hakim olmuş, kız kardeşlerimiz mahvolmuş, annelerimiz mahvolmuş bir sistem olacak. Buna müsaade etmeyiz, böyle bir şey mümkün değil. Kanunla hukukla.

Mehmet Karahasan kim bu tanınan birisi mi? MHP’yi eleştirmiş. MHP, Türkiye’ye büyük bir oyun oynandığını görüyor, içerden dışarıdan MHP’yi yıkmaya çalışan bir sistem görülüyor. Sayın Bahçeli ilerlemiş yaşına rağmen, büyük bir dikkat ve teyakkuzla, bu değerli camiayı parçalatmamaya çalışıyor. Amerika’nın en büyük gıcık olduğu olaylardan birisi de Milliyetçi Hareket Partisi’dir. MHP’yi darmadağın etmek için Amerikan derin derin devleti kudurmuş gibi gayret ediyor, milyarlarca dolar para veriyor, oluk gibi para akıtıyor. Fakat bu MHP’ye bu etkili olmuyor, olmaz da. Hafif çatlaklar olur, onu sıvarlar onlar sorun değil. Ama MHP bir oyunun içine çekilmek isteniyor. Sayın Bahçeli de çok aklı başında insan olduğu için bundan şiddetle kaçınıyor. Ürkek bir görüntüsü var ama partiye bir bela gelmesin diye bunu yapıyor. Mesela birçok kişiyle görüşmüyor, konuşmuyor, bağlantı yapmıyor. Çünkü laf atacaklar, dedikodu yapacaklar, oyun çıkaracaklar, bela olacaklarından çok dikkatli davranıyor.

Tanışmak isteyenler arasınlar, gelsinler. Önce kardeşlerimizle görüşsünler. Ama bazen “beni tanıdın mı?” diyor, yok tanımadım. “Ben, Hz. İsa Mesih’im” diyor. Buyur, al bir kaya, nereye dayarsan daya. Geçenlerde stüdyoya bir genç geldi, “Hocamla görüşmek istiyorum” diyor, bırakmadılar. Bırakın gelsin dedim, “Hocam beni tanıdın mı?” dedi, yok tanıyamadım dedim, “ben Hz. İsa Mesih’im” dedi. Ne diyeyim, Allah selamet versin dedim. Ucu bucağı yok, kaynıyor ortalık.

Askere operasyon izni verilmesi lazım. Yani askere, savunma izni var. Böyle şey olur mu? PKK’nın operasyon izni var. Türk askerinin operasyon izni yok. Bu nasıl oluyor? Adamlar kafasına estiğinde operasyon yapıyor. Ama Türk ordusu operasyon yapamıyor. Olmaz. Yani limitsiz operasyon izni verilmesi lazım, limitsiz. Yalnız bu konuda gurur, enaniyet yapmasınlar, lütfen rica ediyorum, yani ilgililer kimse, bazı kişiler. Üç dönem-dört dönem askerlerimizi askere alalım geçici olarak altı aylığına. En az dört milyon askeri askere alalım. PKK sorunu kökten hallolur. Mesela Siirt’e üç yüz bin asker gönderilsin. Diyarbakır’a üç yüz bin asker gönderilsin. Adam ne yapsın orada o zaman? PKK’nın morali falan sıfır olur, bitti yani. Ve çok gelişmiş silahlar. Tanklarla bir gösteri yaparsın. Halkla kucaklaşır asker, konu biter. Dört milyon askeri, askere alsınlar. Aslanları çakı gibi dört dönem. Yani yaklaşık iki buçuk milyon asker. Hatta altı dönem de alınabilir. Yani mükemmel bir görünüm olur. En gelişmiş silahlarla donatalım. Kısa bir eğitim, hamlamışlardır, bir aylık bir eğitim. Çakı gibi olurlar. Bu seferberlik için dilekçe verelim. Hem başbakanlığa, hem cumhurbaşkanlığa resmi dilekçe verelim. Seferberlik ilan edilsin. En az dört milyon asker alalım, silâhaltına. Çakı gibi gençlerimiz. Ki, on milyon, on beş milyon, yirmi milyon asker de alabilecek konumdayız. Alırız, zorlasak alırız. Ama dört milyon çakı gibi yani, çok rahat alırız. Dört milyon askeri alsınlar göreve. Yani PKK’ya müthiş bir gövde gösterisi olur, psikolojik olarak çöker PKK. PKK şu an avantajlı konumda. Çünkü her gün eylem yapıyor. Bütün radyolar, televizyonlar adeta istemeden PKK’ya çalışıyor, akıl almaz bir PKK propagandası yeri göğü inletiyor. Tabuta kapananları gösteriyor, ağlayanlar, feryat edenler, bağıranlar, çağıranlar. Bu akıl almaz propaganda bakın, günlerden beri devam ediyor. Devlet bu propagandayı tersine çevirsin. Yani eğer birileri bunu kasten yapıyorlarsa bu propagandayı, yazıklar olsun. Ama bilmeden yapıyorlarsa bak, doğrusunu söylüyorum, aksi propaganda yapılması lazım. Hem PKK’nın fikriyle mücadele edilmesi gerekiyor, hem de dört milyon askerle ortaya çıkarsak, akıl almaz derecede morali bozulur PKK’nın. PKK’nın moral yönden çökertilmesi lazım. Bir kere PKK’nın eylemlerinde şehit verdiğimizde şehit tekbirlerle, salavatlarla kaldırılsın, müthiş bir din propagandası olur, İslam propagandası olur. Ve şehidin mesela baktım, dedi ki kardeşi; “odasına da götürmek istiyoruz “dediler “şehidi, evde, odasına.” Odasına da götür. Mahallesini de gezsin. Eski mahallesini de gezsin ve bütün şehri gezdirin. Ama tekbirlerle, cenaze marşıyla olmaz. Cenaze marşı, moral yönden bir insanı nasıl etki eder, bir düşünün. PKK’ya etkisini bir düşünün, bir de halka etkisini bir düşünün cenaze marşının. Ama salâvatlar, tekbirlerin halkta meydana getireceği coşkuyu ve heyecanı bir düşünmek lazım. Tek damla gözyaşı olmaması lazım. PKK’ya eğer darbe vurmak istiyorlarsa delikanlılıkla, kabadayılıkla adam vurursun da, seni vururlar da. Delikanlı adam delik deşik de olur gerekirse. Kan revan içinde kalır. Gidebiliyorsa hastaneye öyle de gidiyor. Ayakta, yürüyerek. Gidemezse de devrilir, düşer, Allah’ın katına gider.

OKTAR BABUNA: Hazreti Ali (k.v)’yi örnek veriyorsunuz hep.

ADNAN OKTAR: Hazreti Ali (k.v), bak on yedi yerinden yaralandı, ayaktaydı yine. Kılıç yarası. Üç yıldır “korucuların sayısını artırın” diyorum, üç yıldan beri gece gündüz. “Yok, korucuların sayısını azaltacağız.” Sürekli uğraştılar. En sonunda dediğimi bak, üç yıl sonra kabul ettiler. Şimdi, “on bin korucu alacağız” diyorlar. Kardeşim, şunu başında yapsanız olmuyor mu? Dilimde tüy bitti söyleye söyleye.

AYLİN KOCAMAN: “Maaşlarını artırın” dediniz.

ADNAN OKTAR: “Maaşlarını artırın” dedim, “polis kadrosunda olsunlar, sayısını artırın, iki misli olsun” dedim.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: “Özel harekât okulları da açılsın” demiştiniz Adnan Bey, kursları açıldı ama o da biraz geç bir tarihte açıldı.

ADNAN OKTAR: Özel harekâtçı kolay yetişmez. İki-üç yıl sürüyor özel harekâtçı. Bedenen, ruhen uygun gençler seçilip, eğitilmeleri gerekir. Kısa kursla özel harekâtçı olması zor. Ama yine de hiç yoktan iyidir.

AYLİN KOCAMAN: “Kalekolların da inşası durmasın” dediniz, üç yıl önce söylediniz. Şu an devam ediyor, yani yeni başladı yapılmaya.

ADNAN OKTAR: “Kalekol yapacağız ama müsaade etmiyor PKK” diyor. Allah Allah, dalga geçer gibi söz. PKK’lı yol kesiyor, “ne istiyorsunuz lan?” dersin. “Yol kesiyoruz” dediğinde sille tokat girersin heriflere. Tutar kulağından sürükleyerek götürürsün. Adam yolu kesiyor ve hiçbir sorun da çıkmıyor. “Polis nerede?” diyorsun. “Karakolda” diyorlar. “Asker nerede?” “Kışlada.” Niye gelmiyor?” diyorsun. “Operasyon izni yok da, onun için” diyorlar. Kardeşim, olur mu böyle şey? PKK’nın operasyon izni oluyor da, ordunun nasıl operasyon izni olmuyor? Operasyonu limitsiz olarak orduya yetki olarak vermeleri lazım. “Operasyon yetkisi limitsiz, istediğiniz gibi yapın” demeleri lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Doğu ve Güneydoğu’da kırsala yakın köylerdeki halkı zorla evlerinden çıkaran PKK’lılar buralara yerleşiyorlar. Silah ve cephane yığınağı yapan teröristler güvenlik güçleri ile çatışmaya girip dünyaya “Kürt köyleri devlete karşı silahlı direnişe geçti” algısı yaratmak istiyorlar bu şekilde.

ADNAN OKTAR: İşte devletin istihbaratı var, askeri, polisi var. Eğer Amerika tehdit ediyorsa, Cumhurbaşkanı çıkıp açıklama yapsın, “Amerika bizi tehdit ediyor” diye. Bütün Türkiye ayaklanır. Amerika bir daha adımını atamaz Türkiye’ye. Üsleri filan hepsini kapatırız. Densizlik yaptırmayız kendimize. Başka ülke olsa, ültimatom veriyor, zınk ayaklarının üstüne oturuyor Amerika, bayağı saygılı oluyor. Bir gece de bir karar veriyor başka ülkeler, bütün üsleri kapattırıyorlar. “Hadi çıkın gidin” diyorlar, hepsi gidiyor, tasını tarağını toplayıp gidiyorlar. Türkiye’nin bu yiğit tavrı göstermesi lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kürt haber sitesi Rudaw’ın yayınladığı habere göre “geçtiğimiz hafta bir televizyon ekibi, Öcalan’ın hükümlü olarak bulunduğu İmralı’ya götürüldü.” Rudaw’a konuşan HDP sözcüsü Ayhan Bilgen, “televizyon ekibinin görüştüğüne dâhil değil, görüşeceği yönde duyumlarımız var” dedi. AK Partili Orhan Miroğlu ise; “Öcalan’ın 1 Eylülde barış mesajı vereceği ve silahların susturulmasını isteyeceği ifade ediliyor. Ama hükümet tarafından teyit edilmiş bir bilgi duymadım” diyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi Öcalan bunu durduk yere yapmaz. Sen adama bir kutu bisküvi göndereceksin, o da sana böyle bir şey ilan edecek. Böyle bir olay yok. Öcalan’ın dediği çok net; “Eğer beni bırakıyorsanız, ben Güneydoğu’ya cumhurbaşkanı olarak gitmek istiyorum” diyor, “devletin başına geçmek istiyorum” diyor, “o mevcut dışarıda oluşan yeni devletle, Türkiye’de oluşan o PKK yapılanmasını birleştirip, dev bir devlet kuracağım” diyor, “Stalinist bir devlet. Bu asrın Stalin’i olarak görevime başlayacağım” diyor, “eğer bunu yaparsanız karakollara saldırtmam, askerlere dokunmazlar bir süreliğine” diyor. Buna da inanan oluyorsa, artık çok ayıp yapmış olur.

“Programınızı ilgiyle izliyoruz. PKK’nın iç yüzünü bize gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Türkiye’nin parçalanmasına izin vermeyiz. Çünkü Türkiye İslam âleminin umududur. Bu umudun kırılmasına asla izin vermeyiz.” Ezgi Bulutkan. “Hocam, çok doğru söylüyorsunuz, sonuna kadar haklısınız. Ailecek, severek izliyoruz” diyor.

Mukokano; “Hocam, Türklüğünüzü ispatlayabilir misiniz? Nereden Türk olduğunuzu biliyor musunuz? Hiç araştırdınız mı?” Ben de Nogaylık var. Yani şeceremde açık açık görünüyor. Nogay aileyle, baba tarafından ben seyyidim. Anne tarafından Nogay. Nogaylar var. Yani bu çekik göz oradan geliyor zaten. Ama baba tarafı hep seyyid. Hep seyyide annelerle, şerife annelerle evlenmişler. Yani bizim soy zaten seyyidliğe çok meraklı. Ta en başından itibaren, onu bir güzel saplantı haline getirmişler, yani mutlaka her baba seyyide anneyle veyahut şerife anneyle evlenmiş. Çocuklar hep seyyid şerif olsunlar diye, kendileri de seyyid, öyle gelmiş. Ama tabii Rusya’ya geldiklerinde dedem, Nogay bir anneyle evlenmiş. Anne tarafından Nogay, baba tarafından seyyidlik var.

Tuncay Karakaş; “ağlamak gerekir” diyor özetle, “ve yas tutmak gerekir” diyor. PKK’yı sevindirmiş olursun ve müthiş bir örgüt propagandası olmuş olursun PKK için. PKK ne diyor? “Biz adamı işte bu hale getiririz” diyor. Sen bunu kabul ediyor musun? Bunu dedirttirmek istiyor musun PKK’ya? PKK’yı kızdırsana sen. Şehidi al, bütün şehidi yedi-sekiz saat gezdir. Yer gök inlesin tekbirlerle, temhitlerle, salavatlarla. Yani İslami propaganda ve PKK’ya karşı kin, akıl almaz artar. Babası, anası filan şehitle ilgili güzel sözler etsinler. Babası desin, “ben de şehit olmak istiyorum.” Annesi de desin, “ben de şehit olmaz istiyorum. Tebrik ediyoruz evladımızı” desinler. “Başka evladım var, onu da göndereceğim” Desinler. Bunu diyen anneler, babalar var. Yüzlerce anne, baba var. Orada subayların uyarması lazım oradaki anneleri, babaları. “Böyle yapsak, daha güzel olur” demeleri lazım. Bilgisiz oluyorlar, boş bulunuyorlar, öyle hareket ediyorlar. Şehidi de alıp, orada gelenekçi hocaları da getirtiyorlar, uzun uzun adam konuşuyor. Üç saat konuşuyor, millet ayakta. Kendi propagandasını yapıyor, bazı yerlerde. Kendi ilmini gösteriyor, kendi ilmini satıyor adeta. Böyle olmaz. Şahitlik üstüne, şehitlik üstüne Kuran’dan ayetler okursun, ondan sonra şehidi alırsın, aslında tabuttan çıkarmaları lazım. Askeri elbiseleriyle yeri, göğü yıkacaksın. Millet cinnet geçirir, yani aşka gelirler, cezbeye gelir insanların birçoğu. Usulü budur. PKK’yı titretir o zaman her şehit, akıl almaz bir korku kaynağı olur ve müthiş bir gövde gösterisi. Milli bilinç uyanır, PKK ile yapılacak mücadeledeki heyecan artar. Ve PKK artık asker vurmak onun için hiç bir anlamı kalmaz, aleyhine olur artık. Artık propaganda yönü kalmamış oluyor. Ama öbür türlü ağlayanlar, bayılanlar, tabuta sarılanlar olduğunda, PKK’nın akıl almaz bir propagandası mevzu bahis oluyor. Yani TRT de dâhil bütün televizyon kanalları, adeta istemese de, istemeden PKK’ya çalışıyor. Ve dünya çapında müthiş bir propaganda yapmış oluyor PKK. Bunu tam tersine çevirmek lazım.

Ayaz Abbas; “Sizi Allah aşkıyla çok seviyorum. Siz benim imanıma vesile oldunuz. Allah sizden ayırmasın.” Tabii deccali Allah yaratır. Deccale kuvveti Allah veriyor. Mesela deccal öldürülemiyor, görevini yapması gerekir. Mesela firavun, görevini yapması gerekiyor, firavunluğunu yapacak. Allah canını almıyor. En sonunda alıyor canını. Mesela PKK bir deccal hareketi. Allah ona müsaade ediyor. Hatta kırk yıllık süresi var. Söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.); “Adı Abdullah” diyor. “Başlarına geçecek adamın ismi, Abdullah” diyor. “Üç koldan saldıracaklar” diyor, “kan dökecekler, maddeci olacaklar” diyor, “mal için savaşacaklar” diyor. “Dehşet saçacaklar” diyor, “Fırat’ın kenarında olacaklar” diyor. “Şam’dan biraz ileride” diyor. Yerini çok açık tarif etmiş. “Başlarında bulunan adamın ismi de, Abdullah” diyor. Zamanını da söylüyor, “Mehdi zamanında çıkacaklar” diyor. Ama sonunda hepsinin helak olacağını söylüyor. Kader ilerliyor işte. Ama önce çıkacak o işte. Adamlar dolacak.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Dünyanın en hızlı makineli silahı olarak gösteriliyor. Otuz kalibre kovan, dakikada üç yüz atış yapıyor.

ADNAN OKTAR: Böyle mesela bir askeri bölükte yirmi tane böyle silah olsa, ortalık cehenneme döner. Adam nasıl kaçıyor ondan sonra. “PKK’lı kaçtı, gece karanlığından yararlanarak” diyor. Bak, izli mermi de kullanıyorlar, gündüz gibi aydınlanır. Bak, araba akkor haline gelmiş. Yani çok net netice alınır. Kaçamazlar, hepsi yakalanır o zaman. Alır, hapse koyarsın. Dünyadaki böyle teknolojiyi takip etmemek, eski G3’lerle askerleri donatmak, inanılır gibi değil. Özel harekât okullarını niye kapatıyorsunuz? Kendi kolunu, kanadını kırıyorsun. Bilakis, daha da aç. Bir kere kapanan okullar hemen açılsın, ayrıca yeni yeni de özel harekât okulları açılsın. Konya’da ayrı aç, Polatlı da ayrı aç, birçok yerde aç.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet, programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Şanlı Türk Ordumuz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü