Harun Yahya

Sohbetler (2 Eylül 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Muğla’nın Bodrum ilçesinde Suriyeli göçmenleri taşıyan botun batması sonucu ilk belirlemelere göre on kişi öldü. Kazada hayatını kaybeden küçük Suriyeli çocukların bedeni kıyıya vurdu.

ADNAN OKTAR: İşte zulüm dünyayı akıl almaz tarzda sardı. Hz. Mehdi (a.s)’ın ve İsa Mesih’in zuhuru için Allah dünyayı zorluyor. Böyle zulüm görülmedi. Bak, adam orada bombalıyor varil bombalarıyla, hep bunlar da kaçıyorlar kayıklarla.  Onları da orada denize döküyorlar, çoluk çocuk onlar da sahile vuruyor. Ve bütün dünya da bunu seyrediyor bu zulmü. İsteseler Suriye’nin azgınlığını hemen durdururlar. Toplanırlar, ültimatom verirler, derhal durur. “Biz böyle bir zulüm istemiyoruz” derler ama adamların işine geliyor. Ve bütün dünya da seyrediyor. Tabii ki itiraz edenler var ama cılız kalıyor sesleri. O sabi kurtulmuş, cennete gitmiş ama bu geriye kalanlar bakayım ne yapacaklar ahirette? Onları denize dökenler, o hale gelmesine vesile olanlar ebedi cehennemde bakalım nasıl yapacaklar?

Ben Allah’ın herhangi bir kuluyum, bana herhangi bir imkan verilse dört yüz bin polis var, jandarma var, üstüne de dört milyon asker alınabiliyor yetmiş iki saatin içerisinde. Yani beş milyon asker ve polis. Bununla nasıl hallolmaz bu işler? Nasıl hallolmaz? Kanun da çıkarırsın, beş milyon askeri de gerekli yerlere yerleştirirsin bir gecenin içerisinde bitirirsin. Hadi iki gece sürsün.

Yeni bakan iyi. O delikanlı “iflahınızı keseceğim” diyor. Delikanlı sözünü geri almaz. Delikanlılığı tescilli onun. Delikanlı sözünü geri almaz. Onu yerine getirsin, o sözünü. Ne diyor?

KARTAL GÖKTAN: Yeni İçişleri Bakanımız Selami Altınok; “Başkaldırıya müsaade etmeyeceğiz, çok şiddetli bir şekilde kafalarını ezeceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak devlet adamı böyle konuşur. Selami Baba diyeceğim bundan sonra. Hakkını vermiş. Güzel ahlaklı, nurlu, güvenilir, efendi, nezih bir insan.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Allah’ı anarak konuşuyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Alnı secde gören, nurlu bir delikanlı. Efeliğine, delikanlılığına yakışacak bir söz etmiş. Ama delikanlının sözü yerde kalmaz. Gereğini yapsın. Kafasını ezme; yani “beynini, fikriyatını dağıtacağım” diyor. O benim sözümdür, “kafasını ezme” sözü. Kafasını ezeceğim dediği fikriyatını. Ne diyor Cenab-ı Allah ayette? Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hakkı batılın üstüne atarız beynini darmadağın eder” diyor. Hoca’nın demek istediği o, Selami Baba’nın demek istediği bu. Güzel konuşmuş. Mübarek, muhterem, müberra bir insan. Kimsenin söz söyleyeceği gibi birisi değil. Kesin garanti veriyorum Hoca’ya.

Amerika MHP’yi iktidarda istemiyormuş. MHP’nin iç düzeninin iyice sağlanması gerekiyor. MHP içinde o kadar huzurlu olmadığını duydum. Onun sağlanması lazım. Ülkücü gençler Bahçeli’ye çok ciddi bir destek versinler ki Bahçeli’nin eli de güçlensin. Liderinin elini hep güçlü tutmak lazım. İçerde böyle kaynama olmaması için ülkücü gençlik tek taraflı kesin tavır koyması lazım. İşte “Şu da olabilir, bu da olabilir” oldu mu bu olmaz. Ama Allah vermesin, Allah ömrünü uzun etsin Cenab-ı Hakk’ın emri vaki olduğunda tamam, liderliği biter. O zaman yeni lidere aynı sadakati göstermesi lazım. MHP’de “şu da olabilir, bu da olabilir” lüks olur MHP için bu. MHP bir fikir partisi, bir ideolojisi var, bir amacı var. Burada lider etrafında toplanmak şart. Başka türlü olmaz. Aması maması yok, işte o şekilde. Ne yapsaydı Bahçeli maceraya mı girsin? Partisi büyük bir parti değil. Adamlar maceraya sokmaya çalışıyorlar. O siyasetin tehlikelerini gören bir insan. İktidar olmak istemediğinden değil güçlenmek istiyor. “Mevcut sistem görülsün ondan sonra biz ortaya çıkalım” gibi düşünüyor ama tabii içeriyi güçlü tutmak da çok güç MHP’de. Çok zor bir şey, kolay değil. Büyük Birlik Partisi’nde de bak ne kadar zorlandılar kaç çeşit olay çıktı. Başka türlü oldu, başka türlü oldu, başka türlü oldu birlikte beraber tutmak güç oluyor.

MHP tabii AK Parti’nin PKK politikasına çok içerliyor, haklı da içerlemekte. Ama siyasi gücü de yeterli değil ama gençlik içerisindeki yapılanması iyi. Devlet içindeki kadroları da iyi, kendine güveniyor o yönüyle. Ama iktidar olmak ayrı bir konu, o çok zor bir şey. Onda ayak oyunları oluyor bilmem ne oluyor, insanları kontrol etmek o kadar kolay bir şey değil.

Amerika’nın tehdidine karşı ülkelerin birleşmesi lazım. Onu bir türlü akıl edemiyorlar. Irak, Suriye, Türkiye, Pakistan, Hindistan, Fas, Tunus, Cezayir bütün İslam alemi birleşse Amerika zınk diye yerinde kalır. “Sen ne istiyorsun hemşerim bizden?” deseler bayağı haddini bilir. Ama hepsi ayrı ayrı olduğu için tek tek hepsini tehdit ediyor Amerika. Türkiye’yi de tehdit ettiği anlaşılıyor. Halbuki bir gece hepsi toplansalar “ya” deseler “biz ortak bir kumanda merkezi kuralım. Bu nedir böyle? Gelen kabadayılık yapıyor giden kabadayılık yapıyor. Bunlara bir ortak rest çekelim” deseler konu biter. “Yok arkadaş” dersin mesela “biz burada Amerikan üssü istemiyoruz hepiniz çıkın.” Bu kadar. “Mümkünse insan gibi yaşamak istiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz ne yapıyorsanız yapın” deseler Amerikan halkı da bunu normal karşılar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu’nun seksen bir ilin valisine devlet otoritesi için askerin her yerde görevlendirilmesi talimatı verdiği ortaya çıktı. Talimatta Davutoğlu’nun terör örgütleriyle mücadele kapsamında devlet otoritesini pekiştirmek için Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyulan her yerde görevlendirileceğini belirttiği ifade diliyor. Emniyet, jandarma, başsavcılık ve MİT’e bilgi toplama yetkisi de verildi. Bu durum muhalif basın tarafından tüm yurt genelinde olağanüstü hal anlamına gelecek kararlar alıp uygulamaya sokulduğu iddiasıyla eleştirildi.

ADNAN OKTAR: Canım olur mu? Vatan elden gidiyor tabii ki yapacaklar. Güneydoğu’yu işgal etmişler. Güneydoğu’da zaten devlet kurdu adamlar sessiz sedasız. IŞİD’den orayı boşalttırdılar olduğu gibi PKK’ya verdiler.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç Amerika’nın eski Ankara büyükelçilerinden Eric Edelman’ın New York Times Gazetesi’nde yayınlanan yazısına aynı gazete üzerinden yanıt verdi. Kılıç 2003 yılında Irak’ın işgal edilmesi çılgınlığını destekleyenlerin Türkiye’nin kendisini savunmak için attığı adımları eleştirmesinin ironik olduğunu belirtti. “Şeytanla pazarlık yaparak bir terör örgütünü yenmek için başka terör örgütlerini günahlarından aklayanlar, bu tür oluşumların sonunda her zaman kendilerini besleyen eli ısırdığını çok iyi hatırlamalıdır.”

ADNAN OKTAR: Tamam da eller karşılıklı ısırılıyor. Amerika onu ısırır, o da Amerika’yı ısırır. PKK Amerika’ya kafayı taksa bayağı sıkar Amerika’yı. Amerika bilerek yağcılık yapıyor PKK’ya, başına iş çıkmasın falan gibisinden. Anlamazdan geliyor. Ama böyle ağır diplomatik bir dil etkili olmaz. Sarih açık net konuşması lazım. İma yollu konuşmaya gerek yok. Amerika çok büyük bir suç işliyor, açık net konuşması lazım onun. Bir tek Hoca’nın konuşması da olmaz. Başbakan konuşsun, Cumhurbaşkanı konuşsun, bakanlar konuşsun, gazeteler yazsın “Amerika çok ayıp yapıyor” desin. Amerika’da kamuoyu o zaman Amerikan devletinin üstüne gider. Ama böyle sessiz sedasız alttan altta Amerika vuruyor, Türkiye de sesini çıkartmıyor. Böyle cılız diyebileceğimiz sesler çıkıyor. Bununla olmaz. Yeri yerinden oynatması lazım Türkiye’nin. “Arkadaşım PKK’yı niye destekliyorsun?” demesi lazım.

Evet, şimdi çok kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Mekke’deki Saat Kulesi ve Tüneller Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerinden Biridir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Bütün kadınlar bakımlı olması lazım. Çok çok bakımlı olmaları lazım. Dekolte de giymeleri lazım, isteyen istediği gibi. Ama kadınların dışarıda çok iyi korunması lazım. Yani bir delikanlılar arasında bir delikanlılık ruhu ile kadınları çok iyi koruyan bir felsefe geliştirmeleri lazım. Her yerde saygı hürmet. Mesela tenha yolda gidiyorsa değil mi? “Güvenebilirsiniz, biz güvenilir insanız. Kimse yanınıza gelip sizi rahatsız etmez.” Gibi değil mi? Mesela otobüste dolmuşta hemen yer vermek. Gideceği yere kadar, mesela ağır bir şey varsa taşımak. Mesela kız diyebilir “gel evimizde kahve, çay iç.” Efendilikle “yok estağfurullah efendim” diyecek değil mi? Yani fırsatçı olmayacak. Ahlaksızlık yapmayacak yani. Nasıl olsa bir imkan geçti diye. Çünkü onun iffetini kirlettin mi, öldürdün onu. Hiçbir işe yaramaz ondan sonra. Sen ona saygıyı yok ettiğinde onu öldürmüş oluyorsun. Kendini de öldürmüş olursun. Kendine de saygın kalmaz. Kendinin de adi olduğuna inanırsın, onun da adi olduğuna inanırsın. Onun iffetini onurunu koruyacaksın. Haysiyetini koruyacaksın. Üzmeyeceksin, değer verdiğini göstereceksin. Her yerde, kadın ister süper mini giysin, ister mini şortla gezsin, dekolte ile gezsin. Çiçek gibi gezsin. Ne güzel süs o, emek veriyor. Değil mi? Bir emek verip çiçek şeklinde geziyor. Sen çiçeğe nasıl özen gösteriyorsun? Gidip çiğniyor musun çiçeği bahçede? Üstüne çıkmıyor kimse değil mi? Sadece uzaktan bakıyorsun. Kadında da öyle çiçek gibidir kadın. Uzaktan bakacaksın. Onu kirletmenin peşinde olmayacaksın. Zaten onlar kirletilmenin meraklısı değil. Ahmakça bir kafa var erkeklerde öyle bir kafa oluyor bazılarında. Bir an önce kirletmesi gerektiğine inanıyor. Eşek herif ondan sonra da onu ortada bırakıyor çocukcağızı. Ezilmiş perişan olmuş olarak. Defolup gidiyor o pis hali ile. Olmaz. O tertemiz kalacak öyle. Bilmiyorum, ya kıskanıyorlar onların güzelliğini, gençliğini, hoşluğunu, Allahualem haset ediyorlar. Aşağılık kompleksi oluyor, ahlaksız heriflerde. Kirletip ezdikten sonra da olmadık itlik yapıyorlar. Bu olmaz.

Gamze Bulut “Hocam dahiyane fikirleriniz, keskin zekanız ve hoş sohbetinizle gecemize ışık saçıyorsunuz. Ailece seyrediyoruz. Saygılar” diyor.

Hakan Tan “Üstadım maşaAllah papyonunuz yakıyor.” Evet sıcak havada insan.

“Kafasını ezeceğiz” diyor Bakan. “Nasıl olacak o iş? Hala saldırıya karşılık haricinde polis ve jandarmaya operasyon izni verilmiyor. Ne diyorsunuz?” diyor. Onu işte düzeltecekler herhalde.

“Hocam” diyor Diyarbakır’dan Ülkücüler göndermiş, Ülkücü kardeşlerimiz göndermiş. “Hocam Doğu’da durumlar çok vahim. İyi haberler gelmiyor. Askerimiz, polisimiz devamlı taciz edilip belirli bölgelere çekilerek, bomba kullanılarak şehit ediliyor. Orada iş adamları, sivil toplum önderleri PKK’nın tehdidi altında. Özellikle polisimize ve askerimize operasyon izni verilmeli. Sürekli hedef oluyorlar. En çok bu yönden muzdaripler orada görev yapanlar.” Diyarbakır’dan Ahmet soyadını söylemiyorum. Vallahi bekleyeceğiz eğer beceremezlerse değiştiririz. Bu işi beceren gelir o zaman. Olmaz. Tayyip Hoca gereğini yapsın.

HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer “Nazimiye’de polis şehit eden, PKK terörist Sıdıka Yıldız’ın cenazesine katıldı” diyor. “HDP’li vekil teröristin tabutunu omuzladı.” Evet, Öcalan resimleri, kızıl yıldız. Kızıl yıldızın fitne olarak ahir zamanda çıkacağını, Mehdi (a.s) devrinde çıkacağını, Fırat boylarında insanları öldüreceğini söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.); aynısı ile oldu.

Amerika’dan korkmaması lazım AK Parti’nin. Yani hiçbir şey yapamaz. Gerekirse de İran’la işbirliği yaparak, Rusya ile işbirliği yaparak, Çin’le iş birliği yaparak tavır alabilir Türkiye. İşte imanlı gençlik olursa, dava adamlarından oluşan bir gençlik olursa Amerika bunu düşünemez dahi. Ama Amerika test ediyor şu an. Mesela askeri, polisi vurduruyor. Halkın bakıyor tepkisine, bakıyor bir şey yok daha da fazla vurduruyor yine bakıyor daha da fazla vurduruyor yine bakıyor test ederek ilerlemeye çalışıyor şu an. Mesela Güneydoğu’da PKK devleti kurdurdu yüzlerce kilometre genişliğinde. “IŞİD’ e de ben karşıyım” diyor. “Niye karşısın?” diyoruz. “Çünkü PKK’nın topraklarını işgal ediyor” diyor. “Geri çekilsin ki” diyor PKK oradan rahat devlet kursun.” Türkiye’ye de diyor ki “sen IŞİD’e saldır PKK’ya da sakın dokunma” diyor “YPG’ye, HPG’ye bunlara dokunma sakın” diyor. “Kesinlikle dokunmayacaksın” diyor. “Biz onlara yer açmak istiyoruz” diyor. Çok kısa sürede yüzlerce kilometre boyunda yaklaşık yüz kilometre ve daha da ileri çapta da kalınlıkta büyük bir ülkeyi PKK’ya teslim etti Amerika. Ve adamlar orada devlet kurdu. Sessiz sedasız. Daha tanınmadı bu devlet. Türkiye zaten tanımaz, bizler tanımayız. Ama Amerika’nın tanıması an meselesi yani hemen hükümeti oluşturabilecek durumdalar adamlar. Tayyip Hoca diyor ki; ‘biz karşıyız’ diyor. Karşısın ama yaptı adam. Türkiye’nin içinde de denemeye kalktılar bir ağız araması yaptılar. Şiddetli reaksiyon görünce vazgeçtiler. Sürekli deneme yapıyorlar.

Şimdi yine kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolar ile devam ediyor.

VTR: Bölgede Demokratik Özerklik Değil, Bağımsız Komünist Kürdistan Kurulmak İsteniyor

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız devam ediyor inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyoruz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: İyi tamam.

KARTAL GÖKTAN: Endonezya’nın İngilizce yayın yapan köklü gazetelerinden Jakarta Post’ta yeni bir yazınız çıktı. Başlığı “Avrupa mülteci sınavından geçecek mi?” Ünlü Arap News Gazetesi ve onun internet sitesinde yer alan “Suriye’de başka bir Suriye” başlıklı makalenizde; rejimin kontrolü altında bulunan bölgelerde iç savaşla harap olmuş Suriye’nin diğer bölgelerinde yaşanan drama kayıtsız kalan ve kendi eğlencelerine dalmış insanların durumunu ele alıyorsunuz. MBC Times sitesinde İngilizce olarak “Amerika, Orta Doğu’da yanlış yaptı” başlıklı yazınız ve İspanyolca olarak da “Kandil, derin Amerika ve İran ittifakının Barzani’yi tasfiye girişimleri” başlıklı makaleniz yayınlandı. Gulf Daily News Gazetesi “Dünyada her kırk saniyede bir intihar gerçekleşiyor” başlıklı yazınıza yer verdi. Diplomacy  Pakistan sitesinde çıkan yazılarınızın başlıkları sırasıyla şöyle; “Dünyada yaşanan belalar hayatın doğal bir parçası değildir. Dünyada ne kadar adalet var? Kırgızistan’daki Barakelde sitesinde iman hakikatleri ile ilgili üç yazınız Kırgız dilinde yayınlandı. “Arakanlı kardeşlerimizin Müslümanlar arasında birlik için dua etme vakti geldi” makalenizin yayınlandığı Burma Times sitesi ayrıca Avrupa Rohingya Konseyi Genel Sekreteri Muhammed İbrahim ile canlı yayında yaptığınız görüşmeye de yer verdi. Arapça yayın organı, Sasaport Media'da ''PYD'yi iyi tanıyın'' başlıklı yazınız çıktı. News Resque Haber sitesinde bu hafta yer alan iki makalenizin başlıkları şöyle: ''Komünizm gerçek bir diktatörlüktür'' ve ''Tüm ulusumuz PKK'nın Türkiye'yi bölme planı'na karşı tetikte olmalıdır.'' Son olarak, Bosnjacı Haber Ajansı'nda yer alan ''İslam dünyasında kalite eksikliği çatışmaları körüklüyor'' ve ''Allah'a iman insana özgürlük getirir'' başlıklı makaleleriniz Boşnak dilinde yayınlandı MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ucu bucağı yok MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterecektim, Adnan Bey. Allah'ın yaratma sanatından bir delil inşaAllah. Darwin de onu gördüğünde, ''Onu görmek, beni teorimden soğutuyor'' diyor. Tavus kuşu ile ilgili bir videomuz vardı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Onu ben yerim onun tatlılığını, onun güzelliğini, şekerliğini, ballığını. Şu süse bak şu süse, şekerliğe. Hayvana hayat açısından hiçbir faydası yok bunun, süsünün dışında. Yani hayatını idame ettirmede onun aleyhine hatta bu. Yani çok çünkü görünüp tanınmasını sağlayan bir şey. Sırf amaç süs. Hiçbir açıklaması yok. Milyonlarca seneden beri aynı, hiçbir değişikliğe uğramamış. Ben onu yerim, ben onun süslülüğünü, şekerliğini, ballığını. Tatlılığa bak sen. Gelin gibi nasıl da süslü maşaAllah.

O, denize vuran o tatlı küçük çocuk acayip şeker o, tam kuzu, tam cennet kuzusu. Allah dünyanın çilesinden almış onu Cenab-ı Allah o kayığın içinde bot mu artık o neyse, baktı bakmıştır sıkıntı çekecek hemen yanına almış maşaAllah onun yeri cennet. Ne yapsın o çileli dünyayı ayakkabısı falan acayip şeker, her şeyi çok şeker.

BÜLENT SEZGİN: Bebekle ağabeyinin fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şu tatlılığa bak, şu tatlılığa. Koskoca dünya liderleri utanmıyorlar da bu çocukları bu hale getirmeye.

BÜLENT SEZGİN: Kobani’den gelmişler. İkisi de Kürt’müş.

ADNAN OKTAR: Kobani'den mi? Ah severim ben onları. Dünya tatlısı onlar. Allah, onları bu hale getirenleri, hidayetle düzeltsin. Allah hidayet vermezse de bunlara, Mehdi'sini zahir etsin, dünya düzelsin. Ama her halükarda Allah, Mehdi'sini zahir etsin. İsa Mesih'i de görelim ondan sonra dünyada zaten istenecek bir şey yok. Ondan sonra dünyanın işi bitti yani. Allah, dünyayı hızla Mehdi (a.s)'ye hazırlıyor. Ben de şaşırıyorum, hayret ediyorum ama dünya Mehdilik yönünde ilerliyor. Ben onu lise sonda anlamıştım. Yani hakikaten de ürkmüştüm, hissetmiştim ahir zamanda olduğumuzu. Mehdi (a.s)'nin çıkacağını da anladım. Ahir zamanda olduğumuzu da anladım yani. Ve olaylar hiç şaşmadan otuz yıl içerisinde otuz bin kere vurgulanarak o yönde gelişiyor. Her olay Mehdiyet yönünde. Ve Allah Mehdi (a.s)'dan başka kimseye İttihad-ı İslam'ı nasip etmiyor. Ayet, dedim ya ''ebcedine baksınlar'' diye: Yunus Suresi, Şeytandan Allah'a sığınırım ''Şüphesiz ben de sizinle bekleyenlerdenim.'' Şeddesiz 2002, şeddeli 2052. Mehdiyet’in başlangıç ve en yüksek devri. Tahmin ettim ayeti. Şüphelendim.

OKTAR BABUNA: Siz söylediğiniz zaman hep hakikaten maşaAllah manidar bir tarih çıkıyor hepsi ahir zamana bakan.

Mücahid, “Canım Hocam, küçüklüğümüzden beri Hazreti Mehdi (a.s)'ye aşığız adeta. Bazen biz de üç yüz on üç kişilik grubun arasına giriyor muyuz acaba?” Ellerinizden öperim. Bu üç yüz on üç kişi bir salonda falan bir anlamında değil. Kimi mesela Almanya'da olabilir, kimi Çin'de olabilir. Ama Allah'ın seçtiği üç yüz on üç kişi var, bunlar imanlı insanlar. Yoksa daha da çok olabilir ama yani bu minvalde.

''Allah aşkıyla sevdiğim Adnan Bey, sizin asaletiniz, kaliteniz görülmemiş bir özellikte'' diyor, ''MaşaAllah'' diyor, İmanınızdan kaynaklanan aklınız ve heybetiniz Müslümanlar’a huzur vesilesi'' diyor. MaşaAllah.

Ali Haydar, aslan, koç yiğit, benim Kürt kardeşim; ''Saygılar Sayın Hocam, her gün şehidimiz var hükümet gerekli izni yeni oluşumlar için neden vermiyor? Özel harekatla bitiririz'' diyor. EvvelAllah.

Yine özel harekâtçı bir kardeşimiz, ''Özel harekata gerekli takviyeyi yapmaya hazırız yeter ki gerekli olanı hükümet üstlensin. Her ilde istenilen sayı hazır'' diyor.

Başka bir kardeşimiz yine Güneydoğu’dan, ''PKK terörü bitmeden ne tam kalkınma, ne de 2023 hedefi olur. Ne İslam Birliği, ne kardeşlik olur. Söz olmaz icraat gerek değil mi Hocam?” diyor. Doğru söylüyorsun.

''Hocam, aralar uzun sürdüğünde siz geri gelince telefonlara mesaj gelse iyi olur. Çıkmışsınız haberimiz olmadı siz daha iyi bilirsiniz'' diyor. Doğru.

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri bugüne kadar bir tane bile Suriyeli mülteci kabul etmemişler. Her gün de Avrupa'ya kızıyorlarmış ''Mülteci niye almıyorsunuz?'' diye. Avrupa'dan futbol takımı alıyorlar, uçakların musluklarını altınla kaplatıyorlar, küvetleri altın, arabaları altın kaplatıyorlar. Ama bu mazlum, bu gariban, minik köftelere bir avuç yemeği çok görüyorlar, bir avuç. O çocuk, ne kadar yemek yer? Bir avuç. Bunun hesabını ahirette verecekler tabii. Yani tabii iyileri var Suudi Arabistan'ın, Katar'ın Birleşik Arap Emirlikleri'nin ama kötüsü de çok.

''A9'daki fikirlerinizi locada diğer mason olan Müslümanlar’la ya da Yahudiler’le paylaşıyor musunuz? Merak ediyorum.'' Bak o tapınak şövalyelerinin başı olan kişi, sabahtan akşama kadar benim kitaplarımı okuyor. Ve her gittiği yerde de anlatıyor. Bu olacak iş miydi? Amerika'daki ana localara Kuran'ı, ben, bizzat ben gönderdim. Darwinizm’le ilgili ilk defa orada sohbet edildi. Locaya kimse giremez Amerika localarına, dünyayı yöneten localar. Amerikan ordusunun ünlü generallerinin hepsi mason, Amerikalı bakanların tamamı mason, Yargıtay üyelerinin tamamı mason. Artık oradan anla olayı. Amerika'yı idare eden derin devletin bütün, tamamı mason. Onların en büyük mason locasında, iman hakikatleri ve Kuran mucizeleri anlattık. Amerikan ordusunun en girilmeyecek, en zor denilen bölümlerinde; Amerikan askerleri oturdu, Kuran mucizeleri, iman hakikatleri anlattık. Çünkü dürüstlüğümüze, samimiyetimize inanıyorlar.

Muhammed İrfan, ''Sayın Adnan Oktar, bilin diye diyorum, ne şeyh, ne mürşit, ne hoca bu tür çağrıları kabul etmiyor ama Üstad-ı Azam.'' O doğru, ''Üstad-ı Azam'' derseler kabul ederim.

 Evet, şimdi yine kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız, kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Yeni Bulunan Fosiller Evrimcileri Yalanlamaya Devam Ediyor

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü