Harun Yahya

Sohbetler (4 Eylül 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar'la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Tunceli'de, Şehit Nahit Bulut Polis Karakolu'na, PKK'lı teröristler tarafından saldırı düzenlendi. Şehir merkezinde polislerle çatışan iki PKK'lı öldürüldü. Bir polis şehit oldu. Çatışmayı çok sayıda kişi izledi. Bir sivil yaralandı. Siviller arasında bazı kişilerin PKK'lılara yardım için seslendiği duyuldu. Bu sırada ölen PKK'lıların yanına gitmek isteyen kişilere engel olmak isteyen güvenlik güçleri, havaya ateş açtı. Teröristlerden birinin, ölürken üzerindeki bombanın pimini çekmesi üzerine, çatışmadan sonra infilak etti. Çatışmanın hemen ardından olay yerinde bulunan PKK yanlıları, özel harekat polislerine dönerek, ''PKK halktır, halk burada'' sloganları attı. Polisler, bunun üzerine uzun süre havaya ateş açtı. Silah sesleri ile sloganları bastırdı.

ADNAN OKTAR: Biraz kanunu genişletseler de şu konu kökünden hallolsa olmuyor mu? Bu adamları bu kadar şımartmanın alemi ne? Yani kan tepemize çıkıyor Allah aşkına. El alemin itini kopuğunu adam diye karşımıza dikiyorlar. Katil sürüsü, cinsi sapık, ahlaksız herifler. Amerika'dan cinsi sapıklar gelmiş, özel olarak, bunlar için. Yani inanılmaz bir rezillik, pisliktir akıp gidiyor. Yani insan ne diyeceğini şaşırıyor. Bir de çatışmada polis şehit oluyor. Ben bunu da anlayamıyorum. Yani zırh sistemi de olması lazım. Bir de çatışma nasıl uzun sürüyor? Ben bunu anlamıyorum. Mevcut teknoloji ile buna çözüm bulamıyorlar mı? Ben mi tarif edeyim yani?

Çatışma, en fazla bir buçuk-iki dakika sürmesi lazım. Bu nasıl iştir? Ben anlamıyorum. Saatlerce çatışma sürüyor. Hadi üç dakika olsun, hadi dört dakika olsun en fazla. Saatlerce çatışma mı olurmuş? Teknik imkanlar kullanılsa bu iş, anında biter. Adamları yakalar, alır götürürsün. Bir de adam slogan atıyor, slogan atanların hepsinin tutuklanması lazım. Adam PKK'lı olduğunu ilan ediyor. Bakarsın, slogan atıyorsa al, götür. PKK'lı olmak serbest. Bu çok acayip bir şey, bir kere kanunun değiştirilmesi lazım. PKK'lı olmak, suç olması lazım. Doldur, on beş bin, yirmi bin, otuz bin kişiyi doldur hapse. Adamlar sakinleşir. Eğit hapishanede de. Yani ''Git, hapishanede işkence yap'' demiyorum. En iyi şartlarda eğitirsin. Adam, çıktığında normal adam olarak çıkar. İnanılır gibi değil, ben anlamıyorum. Polisin karşısında slogan atıyor adamlar. Slogan atma ne demek? ''Ben de ondanım, beraberim'' diyor adam, ''Aynıyım'' diyor. Adamla sen çatıştığına göre aynı işte adam da. O da lojistik destek sağlıyor. Al, onu da götür. Neyini bekliyorsun? Onlar, elini kolunu sallayarak gidiyor. Böyle şey olmaz. Bir de yaralıysa adam, PKK'lı; bomba atıyor sonra, bomba patlatıyor üstünde. Yani yaralıysa polis yanına yanaşamıyor adamın. Konuyu anlatamadık biz. Bir de polisin aleyhinde slogan atıyorlar, utanmadan, ahlaksız herifler. Polisin yanına gitti mi bomba patlatıyor adam. Bombanın fünyeyi çekiyor yani yardım etmeye de müsaade etmiyor. Yani ona yardım etmek mümkün değil. Cinayet makinesi. Yanına da yanaşamıyorsun. Böyle manyaklara nasıl bir tavır gösterilmesi gerektiği belli. Akılcı davranılması lazım. Mesela ne bileyim, bayıltıcı gaz da verilebilir, hepsini bayıltırsın. Devletin her türlü imkanı var. Hortumla sıkarsın üstlerine, olur biter. Hepsini bayıltırsın. İki kişilik PKK’lı için bu kadar şamata yapılmasını, ben anlayamıyorum. En fazla iki-üç dakika sürmesi lazım. Anında yakalanması lazım. Kalabalık hareket edilmesi gerekiyor. Etrafını çepeçevre sararsın. Kaçamayacağını anlayınca teslim olur. Uzatmak bence yersiz. Ama bilmiyorum belki o an, o çatışmanın heyecanıyla o kadar akıllarına gelmiyor da olabilir. Veyahut imkanlar sınırlı olduğu için böyle oluyor olabilir. Kanunları bir kere çok açmak lazım. Çok çok açmak lazım.

Bir kere tutuklama, çok geniş çaplıdır. Elli bin kişi de tutuklanabilir gerekirse. Tutukla, doldur ve bırakma. Bırakma yani. Uzun eğitime al mesela on yıl, beş yıl eğitime alırsın hapishanede. Gece gündüz, televizyon yayınlarıyla değil mi? Adam çıktığında, kafa dinginleşmiş olarak çıkar. Adam bağırıyor ''Ben PKK'lıyım'' diyor. Bas bas bağırıyor. Al götür.

Evet, başka neler var?

KARTAL GÖKTAN: Hakkari'nin Şemdinli ilçesi, Konur Vadisi'nde yer alan Mehendi 1 Köprüsü'nün ve GSM Şirketlerine ait baz istasyonlarının PKK'lı teröristler tarafından patlayıcılarla kullanılmaz hale getirilmesine, bölgede bulunan köylerde yaşayanlar tepki gösterdi. Dört yüz kişi, dün otuz minibüs ile Mehendi Bölgesi'ne gelerek PKK'lılar tarafından tahrip edilen köprüye doğru yürüyüşe geçtiler. Protesto yürüyüşü sırasında bölgeye gelen askerler, köylüler tarafından alkışla karşılandı.

ADNAN OKTAR: İşte bak benim milletim böyle. Kürt yiğittir. Kürt vefalıdır. Kürt sadıktır. Kürt asildir, soyludur, delikanlıdır. Bir delikanlının, kabadayılık yapmasının yolunun kapatılması, öyle ağır gelir ki delikanlıya. Yani çok acı çektirdiler çok. Bir derin devlet acı çektirdi. Şimdi de PKK. PKK'nın yüzünden kıpırdayamıyorlar. Halbuki hepsinin ruhunda kabadayılık var, delikanlılık var ama bir şey yapamıyorlar. Felç oldular. ''Kızını götüreceğim'' diyor, adam otomatik silahı yüzüne dayamış, böyle çocukların hepsinin üstünde gezdiriyor. ''Ne diyorsun?'' diyor. Adam, boynunu büküyor. Ne desin yani? ''Hayır'' dese, hemen suratına sıkacaklar. Bak genç kızları alıp, binlercesini dağa götürdüler. Ve süründürüyorlar dağlarda, mahvediyorlar çocukları. PKK'lı falan değil onlar. PKK ile de alakaları yok. ''PKK kıyafetini giyeceksin'' diyor, giyiyor. ''Al şu silahı eline'' diyorlar, alıyor. ''Gel, resmini çekeyim'' diyor, alıyor. İnanmayan beri gelsin. Al sana PKK'lı. PKK bayrağını silahın üstünde yemin ettirirken de videoya alıyorlar. O videoyu da her yere gönderiyorlar, her yere. Şimdi o güvenlik güçlerinin de eline geçiyor. Diyorlar ''Sen PKK'lıymışsın.'' Yok, hayır, ben,'' diyor. ''Olur mu?'' diyor, ''Bak burada, silah üstüne yemin etmişsin sen'' diyor. Al başına derdi. Silah zoruyla. Silah zoruyla olan şey geçerli olur mu? Değil mi? Mafya, bir adamın eline zorla silah tutturulursa, bu geçerli olur mu? Ne yapsın adam yani? Öldürecek öbür türlü.

BÜLENT SEZGİN: Bugün yürüyen köylülerin fotoğrafı vardı, köprüye doğru.

ADNAN OKTAR: ''Koç yiğitlerin, aslanların'' diyeceksin. Göster. Kabadayının, delikanlının hası. Güneydoğu hep böyledir. Aslan kaynar, aslan yatağıdır. Helal olsun. Çok güzel olmuş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhuriyet Gazetesi HDP Merkez Yürütme Kurulu'nda bir heyet oluşturulduğu ve Kandil'e gidilerek tek taraflı ateşkes çağrısı yapılacağı yönünde bir haber yaptı. HDP sözcüsü Ayhan Bilgen, bu iddiayı yalanladı. Ve ''Spekülasyondan ibarettir'' dedi.

ADNAN OKTAR: Polisin yetkisini terör bölgesinde, en azından terör bölgesinde açmamak çok büyük hata olur. Bak hep yanıp yakılıyor o gençler, delikanlılar. Hep göğüslerinde bir vasiyet, ''Devlet, bizim elimizi çözmedi. Bu adamlar geldi, bizi vurdular'' diyor ''ve şehit olduk'' diyorlar daha şehit olmadan. Çözelim de rahat hareket etsin. Eli kolu bağlı nasıl hareket edecek adam? Karşısındakinin eli kolu alabildiğine açık. Adamların kolu üç yüz altmış derece dönüyor. Polisin kolu? Altmış derece. Olmaz. Onun da üç yüz altmış derece açık olması lazım. Onun ne hakkı varsa, rahatlık hakkı, onun da rahatlık hakkı olması lazım. Yani oradan netice alıyor PKK. Sınırlı olduğu için polis. Polisi, kendi imkanlarımızla rahatça rahatlatabiliriz. Yani niye böyle bir sınırlama içine giriyoruz? Buna ne gerek var? Adam kendini alabildiğine rahatlatmış. Sen de kendini rahatlat. Yani niye sıkıyorsun kendini? Niye cenderenin içine alıyorsun? Yahut niye bir sistemin içerisine sokuyorsun? Sokuyorsan bile, tamam biz kanunla hukukla yapıyoruz, kanuna hukuka saygımız büyük. Kabul ediyoruz. Ama açma yetkimiz de var kanunu hukuku. Açalım, açalım meclis bizim değil mi? Milletvekilleri bizim değil mi? Açalım, bitsin.

''IŞİD, Türk askerine ateş ediyor'' sözü çok yakışıksız. Müslüman doğru söyler. IŞİD'in Türk askeriyle işi yok. Öyle ayda yılda bir tane ateş etme IŞİD yaptı mı, bin kamyonla girer. Yani yüz binlerce ton bombayla girer. Ve darmadağın eder ortalığı. Öyle bir şey olmaz.

MURAT BEY: Yaptığını söylemekten de çekinmiyorlar bir şey yaptığında.

ADNAN OKTAR: Olmaz öyle, IŞİD'in çekingen bir yönü yok ki kardeşim.

CEYLAN ÖZBUDAK: ''Hemen açıklama yapıyorlar'' demiştiniz gerçekten.

ADNAN OKTAR: Tabii. Yani Türk milletini eğer ikna etmek için bu yakışıksız olaylara, bu haram fiillere alışkın hale getirmek için yapılıyorsa bunlar, bu olmaz. IŞİD'in Türkiye ile hiçbir işi yok. Her haber de doğru değil, hiçbiri doğru değil. Hepsini ispat ederim. PKK ateş ediyor, ''IŞİD vurdu'' diyor. ''IŞİD, şehit etti askeri'' diyor. Yalan söylüyorlar. Daha önceki olayda da aynı şekilde. PKK yapıyor. Yani PKK'nın mayasında vardır kahpelik. IŞİD'in ne zoru var? Adam direkt, intihar bombacısı olarak direkt giriyor zaten patlatıyor. Darmadağın ediyor, söylüyor. ''Ben yaptım'' diyor. Bayrağını falan da takıyor. Adamın çekindiği falan yok. Ama hani bir şeyler yapmak için bunlara ihtiyaç var deniyorsa, birileri bunu böyle kotarmaya kalkıyorsa zekamızla alay etmeye kalkar. Bu da çok çirkin olur. Güneydoğu'da hemen hemen bütün illeri almış PKK. Yani işgal etmiş durumda. Ayrıca Türkiye'nin Güneydoğu'sunda Irak ve Suriye bölgesinde yüzlerce kilometre uzunluğunda bir devlet oluşturmuş. Her gün asker, polis vuruyorlar. Tesisleri uçuruyorlar, orayı burayı bombalıyorlar. Her türlü teftiş hareketi, rezaleti yani akla hayale gelmeyecek kepazelik yapıyorlar. Biz PKK'ya Türkiye'yi böldürmeyiz. Bunu unutun. Her ne pahasına olursa olsun. Sineceğimizi falan zannediyorlarsa böyle bir şey olmaz. Öyle bir karşılık alırlar ki bütün dünya ortadan kalkar. Kıyamet kopar akıllarını başlarına alsınlar. Dünyada böcek dahi kalmaz bak söyleyeyim. Belalarını aramasınlar. Kıyamet kopar, böyle bir şeye müsaade etmeyiz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz, Adnan Bey, daha önceden bu ''Medyanın tek ağız olmasını halkların hiçbiri kabul etmez'' diye söylemiştiniz. ''Gerçekten bilgilendirilse aslında Avrupalılar da kabul etmez'' demiştiniz. Mülteciler konusunda devletlerin hiçbiri mülteci almıyordu. Bu en son çocuğun şehit olmasından sonra sosyal medyada halk, çok bastırdığı için bütün Avrupa ülkeleri teker teker ''Biz de mülteci alacağız eğer halkımız istiyorsa'' diye açıklama yaptılar.

SEMRA ÖZGİRAY: Ama çok sınırlı sayıda, çok az.

ADNAN OKTAR: ''Eğer halkımız istiyorsa.'' Sen insan değil misin? Sen nasıl bir adamsın? Eğer insansan bunu sormaya gerek yok. ''Halk istiyorsa.'' Halkın istemediğini farz et, istemese de yapman lazım.

CEYLAN ÖZBUDAK: İzlanda mesela ''Biz hiç alamayız. Paramız yok'' demişlerdi. On üç bin kişi ''Biz kendi evimizi vereceğiz'' dediler. O zaman ''Alalım'' dedi İzlanda hükümeti.

ADNAN OKTAR: Bak. Bu nasıl bir vicdan? O tombik, acayip şeker, hala gözümün önünde görüntüsü. Ayakkabılar falan tam tombilik acayip şeker bir şey. Su alıp kenara vuruyor. Yani kıyamet kopar. Bu nasıl bir zulüm bu? Yer yerinden oynar yani.

CEYLAN ÖZBUDAK: Almanya ''Sekiz yüz bin kişi alacağız'' dedi.

ADNAN OKTAR: Ne sekiz yüz bini? En az bir milyon kişi alsın. Bu insanlar kimseye asalak olacak insanlar değil. Türkiye'de çalışmak istiyorlar. Çalıştırmıyorlar. Gidip parklarda yatıyorlar, aç biilaç oturuyorlar. Acıyan işte onlara bir parça ekmek veriyor, yiyecek veriyor. Ne yapacaklarını şaşırdılar, şokta onlar. Mahvettiler yani. Güya Suriye alınacaktı işte Irak alınacaktı, Libya alınacaktı. Ya kardeşim otuz kere söylüyorum. Esnaf kafalamasıyla, müteahhit mantığıyla bu işler olmaz. Allah'tan dilenir. Allah yaratır. Bunlarda, harika gerekir. Bu kafayla gidersen böyle olur işte. Yani bir kısım esnafın, bir kısım müteahhitlerin mantığıyla.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz dört yıl önce, ilk, başında söylemiştiniz “böyle olmaz” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii. İngiltere mesela utanmıyor da yüz seksen kişi aldı. Sırf yüz seksen kişi. Bu ne utanmazlıktır? O koalisyon ülkelerini bombalamak için yüz seksen trilyon harcıyorsun değil mi? Oluk gibi para harcanıyor. Oraya bombalamaya harcadığın paranın onda birini versen, yüze birini versen hepsini ihya edersin. Evler, apartmanlar her şeyini yaparsın.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şimdi aynı dediğiniz gibi mecburen yani böyle ''Madem istiyorsunuz alalım o zaman'' gibi.

ADNAN OKTAR: Lafa bak, ''Siz madem istiyorsunuz alalım'' lafa bak. Kendinin insan olduğunu kabul ediyor mu yani? Bir de onu sormak lazım.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: İzlanda, ''Elli kişiyi kabul edebiliriz'' demişti.

BÜLENT SEZGİN: Almanya da ''Biz alırız ama aralarından seçeceğiz'' diye bir açıklama yapmıştı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bugün Avrupa'ya gitmiş bir mülteci konuşuyordu, Adnan Bey, ''Ben üniversitede profesörüm ama burada beni insan yerine bile koymuyorlar'' diye söylüyor.

ADNAN OKTAR: Bak. Türkiye'de de ''Bizim ekmeğimizi alıyorlar elimizden, işimizi alıyorlar.'' Kendisi Suriye'de olsa, bu lafı edenlere kim bilir ne söylerdi? Bu nasıl bir mantık?

SEMRA ÖZGİRAY: Çalıştıkları yerlerde de ücretlerini ödemiyorlarmış. Bugün bir mülteci açıklıyordu.

 

ADNAN OKTAR: Bir Kürt kardeşimiz ''PKK'nın Allah belasını versin'' diyor. Allah hidayetle düzeltsin. Hidayet vermezse Allah belalarını versin hepsinin. Bunu da söyleyin yayında ''Doktor Kürt’ü öldürüp, özür dilemişler. Yanlışlıkla olmuş diye. -Öldürdü demeyelim de şehit edildi diyelim- Doktor, Kürt olan doktor kardeşimizi şehit edip özür dilemişler. Yanlışlık olmuş diye. Asker şehit olduğunda sevinecekler miydi?'' diyor. Ki seviniyorlardı zaten. ''Ama bugün Şırnaklılar PKK'nın karşısında siper olmuşlar bir askere işte devlet yanlış politikalar yapmasa -hükümet diyelim devletin bir suçu yok- hükümet yanlış politikalar yapmasa ve halkı gerçek anlamda korusa PKK barınamaz'' diyor. Doğru söylüyor.

Bu insan kaçakçılığı işini de PKK yürütüyor. Bu botlara doldurma, insanları denizde boğma işte bunların hepsini PKK organize ediyor. Bu garibanların bütün parasını pulunu alıyorlar. ''Sizi” işte “şuraya götüreceğiz buraya götüreceğiz, bota dolduracağız '' falan bu sefer de yolda denize döküyorlar insanları. Tamamı PKK'lı yapanların, hepsi. Normal bir insanın normal Müslüman'ın yapacağı bir şey değil. Yani psikopatın yapacağı bir şey. PKK'da da psikopat kaynıyor, ahlaksız kaynıyor. Para için her türlü adilliği yapıyor bu adamlar. Bu, bizim minik şehit var ya ufak, köfte. Onun babası anlatıyor, iki kere parasını almış PKK'lılar her seferinde binlerce dolar vermiş kaçakçılara. PKK'lı kaçakçılara, binlerce dolar. Ve sonunda bak çocuğunu, ailesini denize döktüler. Babası falan fenalık geçiriyorlar.

“PKK'lılar” adam ''Slogan attı'' diyor. Topla, topla hepsini al, götür. PKK'lı olmak, suç olması lazım. PKK'lı olmak, yani ağır bir suç olması gerekiyor. Devlete karşı ayaklanan fitne gürûhu. En büyük suç. İslam fıkhına göre de. Yani en ağır suçtur. ''Fitne katilden beterdir'' diyor Cenab'ı Allah. Modern hukuka göre de böyledir bu. Neyini bekliyorsunuz? Çıkarın kanunu, gereğini yapın.

Alevi türküleri birbirinden güzeldir.

CEYLAN ÖZBUDAK: Müslüm Gürses'in bir tane sadece Alevi türkülerinden albümü var.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Müslüm Baba, babadır. İnşaAllah. Yani müfittir. Evet, çok acı çekti çok. Bütün ömrü çile ile geçti. İşte onun sonucunda sanatçı oluşuyor. Akıl almaz acılar çekti, ömrü boyunca. Ta çocukluğundan itibaren.

Bu ufaklık, şehidimiz var ya, şeker, bal. Aslında onu hemen defnettiler, orada bir hata oldu. Ankara'da, İstanbul'da onu açık olarak mesela üç milyon kişi falan toplayıp tekbirlerle gezdirmeleri lazımdı. Yer gök yıkılırdı. Dünya'ya da güzel örnek olurdu. Tekbirle yıkmaları lazımdı. Ama hemen defnettiler. Akıl almaz tatlı. Direkt melek hükmünde yani bayağı şeker inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Konya'da şehidimizin tekbirlerle uğurlanma videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şimdi olmuş, güzel. Bir daha. Çok güzel. Bando mando ne alaka? Tabii. Çok güzel. Bütün şehitlerde bu şekilde olması lazım. Ayrıca tekbir de getirilmesi lazım. Hem salavat hem tekbir olması lazım. Yani bir kişinin yönetmesi gerekiyor. Mikrofon kullanmışlar. O önemli, hoparlör mikrofon sistemi. Çünkü daha önce de söyledim. Topluluk onu düzenli söyleyemez. Bir kişi yönettiğinde herkes ona uyar, yer gök yıkılması lazım. Bir de şehidi keşke yapabilseler sözümü dinleseler yapsalar kendi kıyafetiyle, kanlı elbiseleriyle açık gezdirmeleri lazım. Öyle açıkça al kanlar içinde o şekilde gezecek. Ama yapmıyorlar. Bu resmi törenin bir düzenlemesi gerekiyor.  Türk bayrağının üstüne yine yatırıp inşaAllah, bütün şehri gezdirmek lazım yer gök yıkılması lazım. Ama güzel bu yani iyi bir örnek olmuş. Bando ne alakası? Allah rızası için yapmasınlar. Cenaze marşı; yani böyle bir düşünceyi kim ortaya attı ben bunu anlayamadım. Çok çok yanlış bunu yapmasınlar. Cenaze marşı ne alaka? Değil mi? Şehit götürüyorsun sen. Tabut içinde olmaz. Açık, açık olacak inşaAllah yeri göğü yıkacaksın. En az dört-beş saat gezeceksin şehidi kanlı elbisesiyle, elini yüzün yıkamadan kanlı her yeri böyle kan revan içinde. O meydana gelen gerilim akıl almaz bir kudrete dönüşür. Onun vereceği patlamayla bütün dünya yıkılır söyleyeyim. Amerika falan hepsi ayar olur. Üzüntülerini dile getiriyorlar, ağlayanlar, inleyenler, tabuta kapananlar, arkasından cenaze marşı en yapılmayacak şeyler Allah rızası için yapmayın Allah rızası için.

IŞİD’e yönelik provokasyona kimse yeltenmesin. Ben IŞİD’in yöntemlerini beğeniyor değilim. Ben şiddete karşıyım damla kan aksın istemem ben, insanların burnu kanasın istemem. Silaha da karşıyım ben silahların hepsinin kalkması lazım. Ama asker vurdu dersen ben buna inanmam. PKK’lı vuruyor. Niye IŞİD’li vurdu diyorsun?

CEYLAN ÖZBUDAK: Tam sizin dediğiniz gibi stil, tam PKK stili uzaktan hiç görünmeyen bir yerden tek bir tane ateş.

ADNAN OKTAR: IŞİD öyle şeye tenezzül etmez. IŞİD’in yöntemi belli, kamyona kor iki ton TNT’yi balıklama dalar yeri göğü cehenneme çevirir. Budur IŞİD’in yöntemi veyahut otomatik silahla tarıyorlar. PKK, kahpelik ve sinsilikte dünyada üstüne yok.

Ruh Adam 001; “AKP bitmeden PKK bitmez. Bunu herkes biliyor bilmeyenlere duyurulur.” Yok, canım olur mu öyle şey? PKK’yı AK Parti bitirir ama tamir edeceksin AK Parti’yi, ağır yaralı AK Parti tamir edeceksin. Bir kısmı diyor ki; “yıkalım öldürelim gitsin.” Tamir et faydalı hale gelsin. Niye yıkıyorsun?

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz çok yapıcı bir insansınız. Öyle düşünemiyor insanların birçoğu.

ADNAN OKTAR: Koskoca sistem tamir et.  Bak uğraşıyoruz netice almaya başladık. Israr etmek lazım, kararlı olmak lazım. Kamuoyu oluşması lazım. Amerika’dan çekinmelerini ortadan kaldırmak lazım. Avrupa Birliği’nden çekinmelerini ortadan kaldırmak lazım.

ALTUĞ BERKER: Sizin programınıza misafir olduğunda musiki açısından Kuran’ın mucize olduğunu söylemişti “ben uzmanı olarak söylüyorum” demişti Mustafa Keser.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mustafa Keser çok zeki, bayağı zeki. Yorumları da güzel, ses tonu da iyi, neşesi de iyi, enerjisi de iyi. 

KARTAL GÖKTAN: Bugün, Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu'nun, PKK terörü için bir açıklaması oldu. ''Tekne kazır gibi bu işin kökü kazınacak'' dedi.

ADNAN OKTAR: Bak, benim dediğimin aynısı. Güzel. Ne diyorsam kelimesi kelimesine, hükümet, aynısını uyguluyor. Ve aynı kelimeleri kullanıyorlar, aynı cümleleri kullanıyorlar. Helal olsun. Bir daha baştan.

KARTAL GÖKTAN: Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, PKK terörü için, ''Tekne kazır gibi bu işin kökü kazınacak'' dedi.

ADNAN OKTAR: Helal. Bak, günlerce söyledim. Dün de söyledim ben. Detay detay da anlattım. Bak, ''Hamur teknesini kazır gibi'' dedim, ''teşiyle'' dedim. Kazıyacaklar. Göster mübareğin yüzünü, görelim. O helal süt emmiş o. Bir tane PKK'lı istemiyoruz. Beceremeyen kenara çekilsin. En en en nihayet beceremezlerse, söylesinler gereğini yaparız inşaAllah.

Berna Hanım, ''Canım Hocam'' diyor, ''Bugün siyah, heybetini daha ayrı bir güzellikle ortaya çıkarmış. Bir insana siyah bu kadar mı yakışır?'' diyor. Ceketin kumaşının kalitesi sizin güzelliğinizle birleşince ekrandan gözlerimizi almak mümkün olmuyor'' diyor.

AYLİN KOCAMAN: Gerçekten, çok güzelsiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGiN: Yalçın Topçu'nun fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Göster. Hele hele koçum benim. Aslan, çok güzel konuşmuş. Benim üslubun aynısını birebir söylemiş. Çok güzel. Aferin. Olmuş. Helal süt emmiş de onun için. Yakışanı söylemiş. Bak, bakanlığıyla alakalı bir şey değil. Ama delikanlıca konuşmuş. Çünkü onun bakanlığının yetkisinde olan bir şey değil. Ama delikanlı böyle konuşur.

KARTAL GÖKTAN: Bir bölüm daha okuyabilir miyim, konuşmasından?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: ''Şühedası olmayan toprak, vatan olamaz. Bizim şehitlerimiz de bu topraklarımıza vatan olmuş. Allah'ın izniyle, kıyamete kadar da vatan olmaya devam edecektir.''

ADNAN OKTAR: Olmuş. Allah, askerimize güç kuvvet versin. Onları kahpe kurşunlardan korusun. Allah onlara heybet versin. Allah, onlara her türlü imkanı açsın. Karşısındaki gücün basiretini, aklını bağlasın, Allah. Kalplerine korku salsın. Allah askerimizi başarılı kılsın. Nuruyla sarsın, hidayetiyle sarsın. Hepsine hidayet versin. Şehit olan olursa da Allah şahadetini mübarek etsin. Aslanlarımızın yaptığı görev, Farz-ı Ayn'dır. Çok büyük sevaba giriyorlar. Aksi zaten haramdır. Bu önemli farzı ifa ettikleri için Allah, onlardan razı olsun. Önleri meleklerle dolu, yanları meleklerle dolu. Allah, onları koruyup kolluyor. Ama tabii şehitler olur, gaziler de olur. Bunu, biz şeref olarak görürüz. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Gereğini de yapsınlar. Askerin de elini Allah, çözdürsün siyasilere tamamen. Ve gereğini yapsınlar. Allah gazalarını mübarek etsin. Ömürlerini gün gibi bedid. Fahri alemi hoşnut ettiler. Allah da onları etsin mübarek ve said inşaAllah.

Abdullah İbn-i Ömer'den rivayet ediliyor, ''Dedi ki, Hazreti Mehdi devrinde, insanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki; kişi, o gün ailesiyle birlikte'' bak ''ailesiyle birlikte bir gemiye dolup kaçmak isteyecek.'' Şu anki göçmenler gibi. ''Fakat denizin dalgaları içinde düştükleri bela, yeryüzünden daha şiddetli olacak'' diyor. Bu sefer de denize dökülüyorlar ya, inşaAlah. ''Çok büyük olaylar olacak'' diyor, ''Mehdi (a.s)'nin zuhurundan önce'' ona bir delil olarak bu detayı vermiş, Peygamberimiz (s.a.v.). Bunu da görmüş, ahir zamanda olanları. Olan olayı bak 1400 yıl öncesinden görmüş haber vermiş. 1400 yıl önce olmuş bu olaylar bakın; şu anki olaylar 1400 yıl önce olmuş. Peygamber (s.a.v.) de bunu görüp anlatmış. Adam, şimdi oluyor zannediyor. 1400 yıl önce olmuş.

Allah diyor ayette, ''Biz mümin kullarımızı salarız, evlerin aralarına girerek'' diyor. ''evlerin aralarına girerek, onları arayıp buluyorlar'' diyor Allah, ''buldular'' diyor. Askerimizin Allah kalbine ferahlık versin, gönlüne cesaret versin. Düşmanlarını da Allah, kahr-ı perişan etsin. Hidayetle düzeltirse Cenab-ı Allah, bu güzel. Ama hidayet vermediklerini Allah, helak etsin.

BÜLENT SEZGİN: Şırnak’ın Cizre ilçesinde bugün saat 20:00’dan itibaren ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: Şırnak’ın Cizre ilçesinde bugün saat 20:00’dan itibaren ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

ADNAN OKTAR: Gerekeni yapsın asker. Tabii ki vatandaşımız da gereken saygıyı göstersin,askere kolaylık göstersin. Mesela arama yapılırken sevgiyle karşılasınlar, asker de onlara sevgiyle yaklaşsın. Ama detaylı arama yapmasına müsaade etsinler askerin. Bir tahribat olursa, bir şey de olursa Allah esirgesin hemen devlet anında ödeme yapsın hiç bekletmeden. O anda çıkarıp nakit olarak versinler. Farz edelim kapı açılırken yahut çekmece açılırken tahrip olabilir. Mesela elli liralık zararsa yüz lira versinler o anda. Vatandaşa para dağıtalım. Rahat olsunlar, aramada tam kolaylık göstersinler ki bu bazukalar, mermiler şunlar bunlar hepsi ortaya çıksın. “Bizim evimizde yok ki arama niye yapıyorlar?” Bunun mantığı olmaz. Nereden bilsin asker? İşte arıyoruz hangi evdeyse artık. Bizim eve de 12 Eylül’de gelmişlerdi, tamam ama bir gelsinler nezaketiyle askere bir gönül alıcı bir tavır gösterilir, asker de onlara sevgi göstersin. Vatandaşımız bizim asildir, Kürt kardeşlerimiz çok soyludur. Asker onların namusunu, dinini, imanını korumak için geliyor. Türkiye bölünmesin diye geliyor. Onların çoluğunun, çocuğunun namusuna zarar gelmesin, ailesine bir şey olmasın, haraç alınmasın, canları yanmasın, onlardan şehitler çıkmasın diye geliyorlar. Onun için askere olağanüstü kolaylık gösterirse vatandaşımız bu çok sevap olur. Onlar ana kuzusu. Onlar meleklerle beraber geliyorlar, bereketiyle gelirler. Gereken sevgiyi askerimiz de vatandaşımıza göstersin, vatandaş da askerimize göstersin.

Irak ordusunun 75. Tugay’a modern silahlar geliyormuş. Çok kapsamlı bir silah sevkiyatı varmış şu an. IŞİD de “elhamdülillah yeni silahlar geldi” diyorlarmış.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey Amerika’da da “IŞİD’e bir soralım acaba depolarında fazla yer var mı?” diye.

ADNAN OKTAR: Amerikalılar mı diyor bunu?

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet. “Ona göre gönderelim” diyorlardı.

ADNAN OKTAR: Anında alırlar ellerinden tabii. Gönderiyorlar, birkaç saat sonra hepsini talan ediyorlar. Adamlar da çamaşırıyla falan dar bela kaçıyor. Elbiselerini bile alamıyorlar. Ben burada IŞİD’i desteklediğimden değil, olayları ben hoş bulmuyorum. Kana, şiddete, dehşete ben şiddetle karşıyım her zaman söylüyorum. Ben fikirle hallolmasından yanayım ve fikirle de çok rahat hallolur her şey. Amerika da bunu çok iyi biliyor. Anlamazdan geliyorlar ayrı mesele.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bir fotoğraf vardı, IŞİD’in ele geçirdiği Hummer model Amerikan araçları, askeri araçlar. İki bin üç yüz adedi bir anda ele geçirmişler. Değeri bir milyar dolarmış.

ADNAN OKTAR: Kaç?

BÜLENT SEZGİN: Bir milyar dolar toplamının değeri.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle, bir daha göster bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Irak ordusundan ele geçirdikleri askeri araçlar. İki bin üç yüz adedi bir anda ele geçirmişler, bir kerede. Değeri bir milyar dolar.

KARTAL İŞ: Musul için almışlardı, son modeldi, en son modeldi bunlar. Bir günde hepsini ele geçirdiler artı silah ve cephanelikleri de ele geçirdiler.

ADNAN OKTAR: “Türkiye silah gönderiyor.” Kardeşim Türkiye’nin silahı onların dişinin kovuğunda kalmaz. Bütün silahlar Alman malı, Amerikan malı. Bir de beğenmezler öyle Türk silahlarını onlar. Makine Kimya’nın silahını hakikaten kullanmaz onlar. Çin malı, Rus malı böyle Alman malı son gelişmiş silahlar var onları şey yapıyorlar. Anında el koyuyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: PKK’ya havadan silah atıyorlardı Adnan Bey, siz “hepsini bir de yanlışlıkla onların üstüne atarlar” demiştiniz. Gerçekten IŞİD tarafına attılar.

ADNAN OKTAR: IŞİD de şaşırdı. Tepeden silah yağıyor, acayip şükrediyorlar, müthiş seviniyorlar böyle habire yağıyor. Yiyecekler, kolalar, meyve suları, hazır yiyecekler gökten yağıyor böyle. Tam Jony kafası, kafa o kadar çalışıyor. Amerikan derin devleti kadar akılsız bir sistem dünyada olmayabilir.

CEYLAN ÖZBUDAK: YPG tam mağdur kafalaması yapıyordu Adnan Bey, “bütün buralar bize ait, bizim kontrolümüzde” diye. Siz de “yalan söylüyordur onlar mağdur kafalaması yapıyordur.Şimdi onlar oraya silah atarlar hepsi IŞİD’in eline geçer” demiştiniz. Gerçekten o günün gecesinde oldu bu olay. Siz dedikten sonra o gün IŞİD’in eline geçti.

ADNAN OKTAR: Tabii tamamı ellerine geçti.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD’e yönelik plan belirginleşti. Amerika uçak sayısını otuza çıkaracak, Türkmen gücü on bine çıkacak. Katar’ın da dahil olacağı operasyonlarla IŞİD’e saldırılacak.

ADNAN OKTAR: Daha da gelişir IŞİD. Akılsızlık yapıyorlar, böyle olmaz. İlim, bilgiyle, sevgiyle, Kuran hakikatleriyle, Kuran mucizeleriyle olur. Halk daha da şiddetli IŞİD’den yana olur. Şu iş mi Katar’ın katılımı? Katar’ın bütün silahlarına el koyarlar. Havadan bombalıyorsun adamlara maytap gibi geliyor, adamlar yerin altında zaten. Boş yere bombalıyor. Milyonlarca dolar para harcıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bu arada PKK-YPG’ye roketatarlar ve yeni silahlar verilmeye devam ediliyor, gönderilmeye.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: Bu arada PKK-YPG’ye roketatarlar ve vs. verilmeye devam ediliyor. Bir resim vardı. Son model roketatar gönderilmiş.

ADNAN OKTAR: Evet hep böyle Amerikan malı, Alman malı bu silahlar. Hep PKK’nın elinde.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün yaptığı açıklamada, Suriye başkanı Beşer Esad’ın yapılacak bir erken seçimle idareyi sağlıklı muhalefetle paylaşabileceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Devlet Başkanı Putin bugün yaptığı açıklamada, Suriye başkanı Beşer Esad’ın yapılacak bir erken seçimle idareyi sağlıklı muhalefetle paylaşabileceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Kendisini kesen damlarla nasıl beraber yönetecek? IŞİD’le Suriye’yi birlikte yönetecek. Bakanlar kurulunun kafasını keser adamlar orada. Ekmek bıçağıyla doğrarlar onu. Böyle bir safça izahı nasıl yapıyor Putin, zeki delikanlı o? Olacak iş mi şu?

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, acaba şeyi kastediyor olabilir mi? Seçimlerde onun muhalifi gibi görünen birkaç kişi vardı, göstermelik seçimler yapmıştı. Onları mı kastediyor acaba?

ADNAN OKTAR: Her bakımdan olacak gibi değil. Son derece mantıksız. Orada zaten IŞİD “ben varım” diyor, El Nusra “ben varım” diyor, El Kaide “ben varım” diyor. Kiminle koalisyon yapıyorsun sen? Koalisyon yapacağım dediğin adamlar zaten Suriye’yi temsil etmiyor şu an onların mantığına göre. Orası tamamen IŞİD’in kontrolünde. Ve Esat katil olarak biliniyor. Nasıl adamı sen hükümetin başına getireceksin? Zaten o başbakan olmak isteyecektir. IŞİD’le aynı masada. Olur mu öyle şey? Zaten kabul etmez. Ne Rusya ne Suriye IŞİD’i hükümette görmek istemezler. Onlar da o katil diye onu hükümette görmek istemezler. Gereksiz bir açıklama olmuş. Putin daha akılcı değerlendirsin. Ona bir yazılı açıklama gönderelim, o mantık üstüne hareket edilsin. Şu an o ne yapacağını şaşırmış benim gördüğüm. Çözüm de bulamıyor. Dolayısıyla mantıksız bir konuşma ortaya çıkmış. Yol gösterirsek iyi olur inşaAllah.

Bizim IŞİD’le işimiz yok. Müslüman’a yakışmaz. Sen PKK’yı halledemeyecekken, halledemezken, her gün şehitler verirken seninle hiç işi olmayan adama gidip saldırırsan bu günah olur.

IŞİD Türkiye’ye hiç ilişmiyor. Ve açık açık da söyledi. MaazAllah öyle bir uğraşmaya kalksa PKK’nın bin beteri olur, bayağı tehlikeli olur.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam edecek inşaAllah.

VTR: PKK, ABD ve Batı’nın Bölgede Güveneceği Bir Yapı Değil, Dünyayı Kana Bulayacak Komünist Bir Terör Örgütüdür

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Tunceli’de Şehit Nahit Bulut Polis Karakolu’na saldırdıktan sonra sokak ortasında öldürülen PKK’lıların cesetlerini almaya HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü geldi.

ADNAN OKTAR: Şimdi ceset ayrı konudur kim alıyorsa alsın ayrı mesele de PKK’yı bu kadar azdırmak? Bunların başında bir adam yok mu bunlarla konuşan? Şehrin içine salıyor, bunlar artık işi manyaklığa dökmüşler elinde tüfekle geçen jeepleri tarıyor. Bu ne azgınlık, ne ferahlık, ne umursuzluk? Bu nasıl bir manyaklıktır? Geçen jeepi otomatik silahla tarıyor. Ne biliyorsun onun içinde kimin olduğunu, deli misin sen be adam? Cinnet geçirmiş, manyak olmuş bunlar. O kadar zor ki polis için böyle bir durum. Bunları işte daha olayı yapmadan PKK’lı olmak yeterli olsun, tutuklansınlar. Bir süre hapishanede geçerse birçoğu aklını başına toplayabilir eğitilirlerse. Bu cinnet hali. Manyaklığa bak. Filmini seyrettim jeep geçiyor, tarıyor jeepi. Sen deli misin sen? Jeepin neyini tarıyorsun? Bilmezsin etmezsin kim olduğunu içinde. Bilsen de olmaz zaten. Bu nasıl bir deliliktir? Şehrin ortasında. Akıl almaz rahatlar. Başka filmde daha baktım. Yaylada geziniyor sanki. Elinde tüfekle. Çok rahat. Mesela ateş ediyor. Yine sakin geliyor. Bunlar bu cesareti nasıl aldılar? Bu pervasızlığı nasıl aldılar? Ben anlayamıyorum.

AYŞE YASEMİN KİRİŞ: Başka bir olayda Adnan Bey biliyorsunuz. Ellerinde roketatarlarla şehrin içinde geziyorlardı. Sonra saldırı yaptılar.

ADNAN OKTAR: Mesela doktor durmuyor. Tak vuruyorlar. Arabayla geçen bir hanımefendi durmuyor. Tak vuruyorlar. Yol çevirme yapıyorlar. Otobüs şoförü durmayınca ateş ediyorlar. Cinnet geçirmiş bunlar. Deli bunlar. Deli de yapmaz böyle. Ahlaksız, manyak yani. Çözüm sürecinde “buranın jandarması her türlü devlet görevlisi biz olacağız” diye gençleri kandırdılar o dönemde. Hep PKK, “devlet burayı bize teslim edecek. Hükümet teslim edecek. Siz de buranın yöneticisi olacaksınız” diye o kadar emin bir ruh haline girdiler ki. Müthiş şımardılar. Bir de şaşırıyorlar zaten polis müdahele edince. Adam mesela istediği gibi tarıyor. İstediğini vuruyor. “Buranın sahibi biziz” diyor. “Size ne oluyor ki?” falan diyor. Yani bir cinnet hali var.

Biz bu memleketi kanla aldık. Tabii ki bu istenmez. Ama oluk gibi şehit kanıyla aldık. Yüz binlerce, yüz binlerce şehit kanıyla. Sen çıkmışsın üç, beş kötü kıtipiyoz “biz burayı alacağız.” Alırsın, seksen milyonu şehit edersin alırsın. Tamamı senin olsun ondan sonra. Onun dışında olmaz. “Ben deliyim” diyor. Ulan deli akıllıyı görünce değneğini saklar derler. Manyaklığı bırakacaklar. Müsaade etmeyiz. Pervasızlığa bak. İki kişi şehrin ortasında otomatik silahla geçen jeepi tarıyor. Normal araba bu nasıl bir manyaklıktır? Böyle nasıl bir kafadır bu?

BÜLENT SEZGİN: O fotoğrafları vardı. Şehirde roketatarla dolaşan yolda.

ADNAN OKTAR: Göreyim bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Bu şekilde rahat rahat dolaşıyorlar.

ADNAN OKTAR: Adamlar bayağı bir yol almışlar. Bunları bu kadar şımartmanın alemi ne? Ve kim bunları böyle şımartma kararı aldı? Daha hala bilemiyoruz. Süreç dedikleri işte bu mantık. Bunların şımartılması. Ama bunu böyle anlıyorlar yani. Çünkü süreç deyince bir adam değil mi? Bir çıkarı olacak. İşte çıkarını bu şekilde anlıyor.

Yetiş Muhammed, yetiş ya Ali. Üstad ne diyor, "Ali Muhammed'den, âli beytten, Muhammed Mehdi (a.s) isminde bir zat-i nurani" diyor.  Aynısını söylüyor. Yani Muhammed Mehdi (a.s) çağrılan. Muhammed Mehdi (a.s)’dir. Yoksa Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat ettiği biliniyor. Hz. Ali de. Ama “Hz. Ali'nin neslinden, alinden, Muhammed Mehdi isminde bir zat-ı nurani” diyor Bediüzaman. Bu güzel şarkıda da o söyleniyor.

OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdiyi “feryad-ı resttir” diyor.

ADNAN OKTAR: “Feryat edenin feryadına yetişir” diyor.

OKTAR BABUNA: Evet. “İmdada yetişendir” diyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: İbrahim Tatlıses'in çağırdığı Muhammed Mehdi (a.s). Yetiş ya Muhammed dediği Mehdi (a.s)’nin ismidir zaten. Ahmet, Muhammed, Mehdi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye'nin Kürt, Arap, Yezidi ayırt etmeden tüm mültecilere kucak açmasını göz ardı eden İngiliz Times Gazetesi, Türkiye'nin Suriye'den kaçan Kürtler’i soğuk karşıladığı yalanını yazdı.

 ADNAN OKTAR: Gelip buraya PKK'lıların bilmem neyi olan adamların mantığında bir konuşma olursa bu olmaz. Yani bu olmaz. Böyle yanlış bilgilere kimse inanmaz. Fiili durum var. Bütün dünyanın gördüğü bir durum var. Ama hükümet kendini koruyacak bir sistem kurmadı daha hala. Bak bin kere söyledik. Dedik ki; yurt dışında etkili olacak bir kanal. İngilizce Türkiye’nin diplomatik bir kanalı. Sürekli resmi açıklamalar. Her şeyi açıklama yapan bir kanal. Bu yok. Her türlü imkanı var Türkiye’nin. İngilizce her gün açıklama yapabilirler. Her iddiaya cevap verebilirler. Yapsa yabancı basın oradan alır, halk da takip eder konu biter. İngilizce yayın yapan diplomatik bir kanal Türkiye de bu şart. Her iddiaya cevap veren.

EBRU ALTAN: Aslında Adnan Bey sizinle röportaj yapan Voice News kanalından gelen gazeteciler vardı onlar Suriye’deki mültecilerin de Türkiye’deki durumlarının dünyada hiçbir yerinde olmadığı kadar iyi olduğunu söylemişlerdi. Yerinde gidip araştırdılar.

ADNAN OKTAR: Tabii canım açık dünyanın en iyisi olduğumuz. En vicdanlısı olduğumuz açık açık görülüyor. Ama Türkiye’nin kendisini tanıtma politikası yok. Bir diplomatik kanal İngilizce yayın yapan meseleyi halleder.

ECE KOÇ: Diğer ülkelerden şartların kötülüğü nedeni ile mesela Ürdün’de gidiyorlar oradan geri dönüyorlar Suriye’ye mülteci olarak yaşayamadıkları için.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Herkes Türkiye’ye gelmek istiyor.

TRT’nin İngilizce kanalı kuruldu aslında, TRT’nin İngilizce kanalı var. Daha PKK’nın yaptığı eylemleri bile doğru dürüst anlatamıyorlar. Sürekli uyarıyoruz. Ya çok geç haber yapıyorlar, ya doğru düzgün PKK’nın ahlaksızlığını vurgulamıyorlar. Hükümete yakın mesela Sabah Gazetesi İngilizce gazete kurdu. Twitter’daki paylaşımlarına bakıyoruz eylemi PKK yaptı diye bile yazmayı akıl edemiyorlar. Sürekli biz uyarıyoruz. “Saldırı yapıldı” yazıyorlar. Sadece saldırı yapıldı. Diyoruz “kim yaptı saldırıyı kim?” o zaman düzeltiyorlar “PKK saldırı yaptı” diye. Adamlar adeta istirahat halindeler. Bir acayiplik var. Bunları koruyup kollayan yapı, bunlara müfettişlik sistemi de kursun.

“Hocam her gece “en fazla gece yarısına kadar kalacağım” diyorum ama sizin sesinizi duyunca her şeyi unutuyorum. Sadece sizin konuştuklarınıza odaklanıyorum” diyor Ali Sait Çöl.

Ama AK Parti bucaklardan adam almak isterse bucakların alayı delikanlıdır. Alayı kabadayıdır çok iyi olur. Bucaklardan olur. Bucak aşireti onların hepsi silme delikanlıdır. Onlardan hatta iki, üç, dört milletvekili bile olur. Bayağı iyi olur. Öyle fasulyeden delikanlı değil hakiki delikanlıdır onlar. Canını böyle Allah için İslam için gözünü kırpmadan harcayacak delikanlının hasları ile doludur.

Osman Paşa delikanlının hasıdır. Osman Paşa’yı alsın işte AK Parti asıl. Güneydoğu’da görev versin Osman Paşa’ya.

ADNAN OKTAR: “Yaralanmış teröristler üzerinde bomba taşıdığı için polisin yardım etmesi mümkün değildir. Polisi suçlamak anlamsız olur” sözümüze karşılık “biraz Kürt kanalları izleseniz işte o zaman anlayacaksınız.” Kürt kanalı izlemeye gerek yok ki gel anlat. Yaz Twitter’dan yaz. Facebook’tan yaz. Ben akşama kadar Kürt kanalını mı izleyeceğim? Kürt kanalı dediğinde ne kanalı olduğu da belli değil. Kürt kanalı var TRT’nin TRT ŞEŞ var Kürtçe yayın yapıyor. Kürt kanalından kastın ne yani ne demek istiyorsun? Ama anlatmak istediğin bir şey varsa gel buraya anlat. Veyahut internetten yaz. Kanal; neyi göreceğiz biz orada? Adam yaralanıyor polis yanına geldiğinde de bombayı çekiyor. Polisle beraber kendini havaya uçurmaya kalkıyor. Bu doğru, bu çok büyük bir tehlike. Polis ne yapsın o durumda? Ne kadar zor durum yani. Allah vermesin.

Meltem Bozkurt Yıldırım “Hocam sizi tanımayanlar PKK’ya karşı tavrınızı gördükten sonra tam tanıdılar” diyor. “Sizi coşkun bir sevgiyle seviyorlar” diyor.

Burak Berkay “Hocam Tunceli Jandarma Komanda Taburu’ndan selamlar.” Aslansınız siz aslan. Cansınız Allah hepinizin ömrünü uzun etsin. Allah kalbinize ferahlık ve inşirah versin.

“Elbise Hocam’ı değil, Hocam elbiseyi güzelleştiriyor” diyor.

BERİL KONCAGÜL: Çok doğru maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Cemal Özcan, Cemal Türkiye’nin Güneydoğu’sunda büyük bir toprak parçası yani Güneydoğu bölgesi PKK’ya adeta teslim edildi. PKK cirit atıyor, akıl almaz şımarmış vaziyetteler. Bunun için biz ne gerekirse yaparız. Yani kan dökülmesini istemeyiz. Şiddetle istemiyorum. Her zaman diyorum herkesin burnu dahi kanamasın. Ne yapacağız sen yol göster bize. Mecburen nefsimizi savunacağız. Adam otomatik silahla tarıyor ne yapılabilir? Ne yapacaksın bana yol göster.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz sürekli söylüyorsunuz. Mesela “Bayıltıcı gaz kullanılabilir” diyorsunuz. Mümkün olduğu kadar.

ADNAN OKTAR: Tabii olabilecek en kolay yoldan en az zararla bu beladan kurtulmak istiyoruz. Ben gidip kurşunla delik deşik ederim falan demiyorum. Ama çok acayip bir durum var. Oluyorsa bununla yapalım bayıltıcı gazla. Ama hiçbir çözüm yoksa adam seni öldürecekse bana bir yol göster ne yapmamız gerekir? Nefsini savunma helaldir. Farz olur zaten nefsini savunması Müslüman’ın. Başka bir yol bana gösterin. Bayıltabiliyorsak bayıltarak netice alalım. Bu belayı üstümüzden çekin, çekecek kimse varsa çeksin. Biz de bunlarla uğraşmayalım.

“Hocam mendil, papyon, gömlek ve ceket detayı maşaAllah uyum ötesi uyum söz konusu. Dile gelmiş buradayız diye bağırıyorlar yine” diyor.

KARTAL GÖKTAN: Bir de tüm bu detayların gözlerinizle olan uyumu da.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Türkiye’deki ve Fransa’daki mülteci kamplarının kıyaslamasını yapan bir fotoğraf vardı. Farkını gösteren.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Türkiye’de bak ne kadar intizamlı muntazam, Fransa’da tam onların istediği gibi olmuş.

Bediüzzaman diyor ki, "Bu vatanın ve bu milletin hayati içtimaiyesi bu acip zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esas lazım ve zaruridir."  Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet” emniyetin tam olması. “Serseriliği bırakıp itaatli olmak.” Uysal güzel huylu olmak.

Aslanlar Güneydoğu'da, o soğuk coğrafyada binlerce metrelik yüksek dağların üstünde canlar şu an nöbet tutuyorlar. Asker, polis, jandarma, özel harekat hepsi mübarek ve muhteremler. Allah hepsine güç kuvvet, kalplerine inşirah versin. Kalplerine ferahlık versin. Düşmanlarının kalbine Allah dehşet ve korku salsın. Allah korkuyla onları felç etsin. Akıllarını alsın Allah. Vatan, millet sevgisiyle kalpleri coşan aslanlarımızı muzaffer etsin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye'de son sekiz ayda rejim ile muhalif güçler arasındaki çatışmalarda 2209 çocuğun öldüğü bildirildi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Suriye'de son sekiz ayda rejim ile muhalif güçler arasındaki çatışmalarda 2209 çocuğun öldüğü bildirildi.

ADNAN OKTAR: Canlarım benim acayip güzeller. Kuzu gibiler. Akın akın cennete. Dünyanın çilesinden Allah onları kurtarıyor. Deccalin elinden kurtarıyor Allah.

Esad da münasebetsiz bir inat içerisinde. Kaç git. Ne zorun? Bu kadar insanın ölümüne, şehit olmasına sebep oluyorsun. Değil mi? Bir güzellik yap. “Ben bu işi yapamayacağım” de. Çekil git.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Birleşmiş Milletler’in Esad'la ilgili planının detaylarına ulaşılmış. Birleşmiş Milletler Özel Suriye Temsilcisi Staffan de Mistura'nın Suriye'deki iç savaşı sona erdirmek için önerdiği uygulamalı Cenevre planının detaylarına göre Esad'ın Cumhurbaşkanlığı görevini sembolik yetkiler taşıması şartıyla devam etmesi düşünülüyor. Dört madde içeren yol haritasında dikkat çeken maddeler ise “Baas Partisi yasaklanmayacak ve yeni anayasa hazırlanacak” şeklindeki maddeler.

ADNAN OKTAR: Çok kötü.  Sembolik falan. Adam sembolik olur mu? Geldi mi gelir adam yani. Baas Partisi dimdik ayaktaysa yani komünist partisi. Baas Partisi, komünist partisi. Komünistler iktidar olacak. Onu nasıl böyle düşünüyorlar? Yani kime yağcılık yapıyorlar? Yahut kimin gönlünü almak istiyorlar? Kimi kafalamak istiyorlar? Ben anlayamadım. Usule bak, yönteme bak. Ben Esad'a haber göndermiştim. "İttihad-ı İslam'ı kabul et. Açıkça söyle. Mehdi (a.s)’yi beklediğini söyle. Tarih verme” dedim. “Bağnazlığa şiddetle karşıyım. Her mezhebe, her inanca saygılıyım” de. “Bunu de kurtulacaksın” dedim. “Korktu da bunu söyledi derler” demiş. Ve demedi. Bela bak yağmur gibi yağıyor. Ben bunu söyleyeli üç yıl oluyor.

Şimdilik yine kısa bir ara verelim. Devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: PKK'nın "Silah Bırakma İddiası" Bir Aldatmacadan İbarettir.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü