Harun Yahya

Sohbetler (11 Eylül 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz.  Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz. Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bu sabah PKK Diyarbakır’da çorba içen polislere silahlı saldırı düzenledi. Saldırıda çorbacıda çalışan Şehmus Sanır hayatını kaybetti. Üç polis yaralandı.

ADNAN OKTAR: Bu çakallar oraya giriyor böyle nasıl elini kolunu sallayarak dışarı çıkıyor ben anlamıyorum. Halk da, Kürt kardeşlerimiz  de koruculuğu şehirde de yaygınlaştırsınlar. Şehirde de korucu Kürt kardeşlerimiz olsun. Onlar delikanlı, kabadayıdır gereğini yaparlar. Ama halk silahsız, savunmasız. Adamlar ellerinde otomatik silahlarla geliyorlar. İnsanlar ancak bakıp kalıyorlar. Böyle olmaz, yoksa onları kapıda yakalarlardı. Yani adım da atamazdı onlar. Neyse gazilerimize Allah sağlık sıhhat versin. Hayırlı, bereketli uzun ömür versin. Gazaları mübarek olsun. Gazilikleri de mübarek olsun. Gazilik çok sükselidir. Yani kabadayının, delikanlının namıdır, şanıdır inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cizre’deki operasyona bin beş yüz özel harekâtçı polisin katıldığı, terör ve istihbarat ekipleri de saha desteği verdiği, bölgedeki askeri birliklerinin de ilçeyi çevreleyip, kırsalla ilçe merkezi arasındaki PKK’lıların geçiş güzergâhını kestiği öğrenildi. İlçede kazılan ve bombalarla tuzaklanan hendekler tek tek kapatılıyor. Ve belirlenen evlere yönelik operasyonlar yapılıyor. Örgüt kadrolarının kullandığı evlere yönelik arama ve yakalama çalışmaları sırasında güvenlik güçlerine ateş açılıyor. Bu kapsamda ilçede konuşlanan PKK’lı grupların güvenlik güçlerine karşı uçaksavar ve roketatar kullandığı yönünde bilgiler de var.

ADNAN OKTAR: Uçaksavar neredeyse o eve bayıltıcı gaz vermek lazım. Ve onları toplamak gerekiyor. Toptan sahaya bayıltıcı gaz verilebilir. Maskeli gelirler onlar. Değil mi? Gaz maskesi takarlar. En güzeli de bayıltıcı gaz. Bütün araziye verip hepsini bayıltmak ve yakalamak gerekiyor.

Çorbacı da bir kardeşimiz, şehit olmuş. İsmi neydi Şehidimiz’in?

BÜLENT SEZGİN: Şehmus Sanır.

ADNAN OKTAR: Şehmus, delikanlının hası, aslanı Ağabey’inin. Allah, şahadetini makbul etsin. Şahadetini tebrik ediyoruz. Allah annesine, babasına uzun ömür versin. Onlar bizim canımız. Bak Kürt o kardeşim mesela. Allah onu şahadetle şereflendirmiş. Ne mutlu ona, ne mutlu ona. Ne güzel. Annesi,  babası da inşaAllah ferahlık ve sürur içinde olsunlar. Gönülleri rahat olsun. Cennette hep birlikte olacaklar zaten. Allah hepsine sabr-ı cemil nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK’nın neden Cizre’yi seçtiğiyle ilgili bazı bilgiler basına yansıdı. Bu bilgilere göre PKK kuzey Suriye’de uyguladığı demokratik özerklik sistemini Türkiye’ye yaymak için Cizre ve Yüksekova’yı üs seçmiş. 2012 yılında Şemdinli ve Çukurca’yı dışarıdan gönderilen gruplarla ele geçirmeye çalışan PKK, Cizre’de ilk kez YDGH’nin etkili olduğu bir kalkışmayla içeriden kurtarılmış bölge oluşturmayı planladı. Bu amaçla iki yüz YDGH’li Cizre’de kalkışma başlattı. Böylece kuzey Suriye’de olduğu gibi kanton ilan edilecek ve Cizre kuzey Suriye’ye bağlanacaktı. Bir harita vardı. Görüldüğü gibi haritada Cizre tam sınırda. Burada bir kanton bölge oluşturmayı düşünüyorlar, Suriye’ye geçişi sağlayan.

ADNAN OKTAR: Aslında o bölgenin de temizlenmesi gerekiyor. O sarı bölge boydan boya yani PKK kontrolünde olan bölgenin YPG, PYD falan bunların tamamının oradan kaldırılması gerekiyor. Geniş çaplı tutuklamayla bu halledilebilir. Silahlarına el konsun.  Onlar öyle burnumuzun dibinde olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Financial Times Gazetesi başyazısında Erdoğan, “PKK ile savaştan geri çekilmeli. Türkiye’nin Kürtler’le yeniden çatışması istikrarsızlıktan başka bir şey getirmez” dedi. Yazıda ayrıca şunlar söyleniyor: “Ankara’nın NATO’daki müttefikleri özellikle Amerika için Erdoğan’ın seçtiği yol kaygı kaynağı olmalı. Kürtler’e karşı savaşı sadece Suriye’de IŞİD’e karşı en etkili güce zarar verecek. Ayrıca giderek artan siyasi ve ekonomik kargaşa görüntüsü Amerika öncülüğündeki ittifakın doğu kanadının göze alabileceği bir şey değil.  Erdoğan bir şekilde PKK ile gerilimi düşürecek bir yol bulmalı. Topyekûn bir savaş cevap olamaz.”

ADNAN OKTAR: Onlar sakin olsun. Öyle bir şey yok. Bir avuç PKK’lı var orada. İt kopuk takımı, gereği de yapılıyor. Hepsi kodese gidecekler. Onların o nazik ruhu rencide olmasın. Rahat olsunlar. Burada bir şey oluyor, onlar oradan çığlık atıyorlar. Gereksiz, gerek yok böyle şeylere.

İbrahim Halil “Cizre’de sokağa çıkma yasağı kaldırıldı. Bundan sonra ne olabilir? Ne olursa yaralar sarılır? Urfa’dan izliyorum Hocam” diyor. Tamam, teröristlerden orası arındırıldıysa, tamamdır. Bir şey yok.

Selahattin Hoca kendisi memnun mu bu adamlardan? Bayağı saygısız, psikopat, ahlaksız, zalim, kan dökücü adamlar. Devlet bu tehlikeyi ortadan kaldırıyorsa teşekkür etmesi lazım ve oradaki vatandaşları da bu beladan kurtarıyor. Yani yüzlerce it kopuk eli silahlı halkın arasına girmiş. Orada kız çocukları var, delikanlılar var, yaşlılar var. Bu pislikler gelmiş onlara musallat olmuş. Devlet de bu pisliği oradan atmaya çalışıyor. “Niye atıyorsun?” mantığına getirmiş oluyorlar. Veyahut ne anlama geldiğini de bilmiyorum. Sen oraya girersen, operasyon alanına onlar da sana bir kurşun sıksalar karşı taraf. Yani bu, nedir bu? Sorumlu hükümet olacak. Değil mi? Oradaki güvenlik görevlileri olacak. İllaki birine bir şey olur orada. Sokağa çıkma yasağı niye ilan ediliyor? Kimseye bir şey olmasın diye. Sen diyorsun, ben oraya gireceğim. O zaman halkı da sokağa dökeceksin. Teröristler de orada. Al sana kargaşa. Teröristler de orada müsademeye başlasa değil mi? Güvenlik güçleri kendini savunacak. Halk kargaşanın içinde kalacak. Bunu nasıl isteyebilir? Yani Selahattin Hoca’ya güven gider, böyle olursa. Geniş çapta da gitmiştir. Ben açıkça söyleyeyim. Bunu düzeltsin. Bu çok aleyhine yani, çok kötü. Cizre ellerinden gidince PKK kafayı çizdi. Çamura yatıyorlar artık. Her türlü rezilliği yapıyorlar. Yere yatıp debelenmeye başladılar. Vardır ya öyle tipler. Yere atar kendini göğsüne vurarak böyle ayağıyla falan tepinir. PKK da öyle. Size Cizre’yi verir miyiz? Salaklar, bu kadar mı aptalsınız? İki yüz-üç yüz tane çapulcu göndermiş. “Merhaba biz geldik, biz burayı alacağız.” Alırsın sen.  Beni şimdi konuşturacaklar zorla.

Demirtaş, benim tanıdığım Demirtaş değil. Yeni bir kişilik gösterdi. Yeni bir kişilik çıkarttı. Uzaktan, yakından alakası yok eski Demirtaş’la. Bunda bir mantık var mı? Bir il, bir yeri PKK işgal etmiş. Halk büyük belanın içinde. Her an her şeyi yapabilir adamlar.  Polis geliyor, buradaki, bu pislikleri atmak istiyor. Ama bunu yaparken halka zarar gelmemesi için “siz evlerinizden çıkmayın” diyor. Bu ne kadar insancıl bir şey. Bırak rahat çalışsın polis.  Sen oraya girersen, halkı da sokağa dökersen oradaki teröristler de ateşe başlayacak. Al sana kargaşa. Yüzlerce sivil ölüm olur Allah esirgesin.  Birçok insan şehit olur. Bundan kaçınması lazım Demirtaş’ın. Eğer böyle yaparsa ona güven sıfır olur. Böyle olmaz. Çekiniyor olabilir PKK’dan. Devlet iyi güvence versin, yakasını kurtarsın.  Çoluğunu, çocuğunu net koruma altına alsın devlet. O da bu beladan sıyrılsın. Benim kanaatim onu bir çembere almışlar. Geçenlerde de bir film gösterdiler bana. O Aydın Doğan’ın ekibinin tamamı, Selahattin de beraberler. Hep beraber yemek yemeye gitmişler. Yani olay zaten aydınlanıyor bu durumda. Çok net. O babaanne de orada, Nazlı Ilıcak. Zaten o bir olayın içine girdi mi tamam. Çok acayip bir adamdır o, çok acayip bir insandır. Demirtaş kurtulsun çoluğuyla çocuğuyla falan, eşiyle. Değil mi? Ama hükümet çok iyi bir önlem alsın çok esaslı korusunlar onları. O da kaçsın kurtulsun bu beladan. PKK belasından.

BÜLENT SEZGİN: Konuşmasının devamı vardı. Uygun görürseniz okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Şöyle diyor Selahattin Demirtaş: “Bu işin silahla çözülmeyeceğini gördük demiştiniz. Şimdi Çiller’den daha sert bir politikayla silaha sarıldınız. Ben çok açık ve net söylüyorum. Yüz yıl bu savaş sürse PKK orada kalacak, ordu kalacak. Olan o gencecik bedenlere olacak. Yüz yıl sürse yüz birinci yılda müzakere olacak. Bunu uzatmanın, her gün insanların ölümüne yol açacak savaşları uzatmanın ne faydası var? Eller tetikten çekilmeli, silahlar susmalı. Masayı devirmek erdem değildir.”

ADNAN OKTAR: Masaya nereyi koyacağız? Güneydoğu’yu koyacağız, Abdullah Öcalan’ı koyacağız, PKK’nın katillerini koyacağız. Al sana masa. O masa devrilme değil, buhar olması gereken bir masa. Böyle masa olmaz. Yani onun kastı nedir bilmiyorum da, PKK’nın kastı bu. Müzakereden kasıt nedir? Sevr Anlaşması gibi. Sevr Anlaşmasında ne dedi adamlar? “Gelin masaya oturun” dediler, Türkiye’yi paramparça ettiler. Aynısı. O masa Sevr Anlaşması masasıdır. Ondan daha beter bir masadır. O masada biz sadece ızgara, ayran, fasıllı olursa ona yanaşırız. Onun dışında masa olayı olmaz. Öcalan mecburen yatacak. PKK’lı katiller yatacak. Müebbet. Güneydoğu mübarek bir bölgedir. Peygamberlerin çıktığı bir bölgedir. Oradaki kardeşlerimiz hep peygamber evlatları. Kılına tüyüne dokundurtmayız. Bunu unutacaklar. Domuz sürüsünün Güneydoğu’da işi yok. Domuz avı her mevsim serbest, biliyorsunuz. Balığa yasak vardır. Her hayvana yasak vardır. Ama domuza yasak yoktur. Bu domuzları alıp hepsini ahıra dolduracağız. Domuz ahırına. Çünkü hapishaneyi de bunlar ahıra çeviriyorlar. Yani müdüriyeti, oradaki resmi kişileri tenzih ediyorum. Ama bulundukları koğuşlar böyle ahıra dönüyor. Hepsi dolacak. Bir tane domuz bırakmayacağız. Hepsini hapse.

BÜLENT SEZGİN: “Yüz yıl da savaşsanız PKK orada kalacak” diyor, Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yüz yıla oho. Çok yakında imam Mehdi (a.s)’yi görecekler. İsa Mesih’i görecekler. Orada iman etmeyen adam kalmayacak ben söyleyeyim. Komünistlik, Darwinizm, materyalizm bunların hepsi bitiyor. Bunları unutsun. Zaten kendi de herhalde dindar bir delikanlı. İnşaAllah ona kamet okutacağız, kamet. İnşaAllah camide. O şekilde güzel neticeler alacağız. Bütün Kürt kardeşlerimiz ehli salattır. Hepsi namazında niyazındadır. Nur gibi insanlar. Onların arasında domuz sürüsü gibi Allahsız, Kitapsızlar’ın işi yok. Kandırılmışları da kurtaracağız. PKK da kandırılmış çok adam var. Genç kızlardan, genç delikanlılardan çok çok fazla kandırılmış, zorla oraya getirilmiş olanlar da var. Hepsini kurtaracağız.

Canan, “Allah aşkıyla sevdiğim, Allah’ın nurlu tecellisi, seyidim, üstadı azamım yine karizmanızla ve kıyafetinizle göz kamaştırıyorsunuz. “ Şimdi ‘üstadı azam’ deyice, bugün dünyanın en ileri gelen mason üstatları gelecekler biraz sonra. Yani asıl dünyayı idare eden en ünlü mason üstatları. Her ülkeden. Biraz sonra gelecekler. Burada sohbet edeceğiz, konuşacağız. Suriye politikası üstüne konuşacağız. Önemli olaylar olacak inşaAllah. Önemli çalışmalar yapacağız. Önemli ülkelerin en önemli üstatları.  Locaların genel başkanları geliyor. İnşaAllah.  Masonluk dünyayı idare eden bir sistem. Her ülkede hemen hemen masonluk hakimdir. Mesela Amerika’yı yöneten güç masonluktur. İsrail’de de öyledir, Hindistan’da da öyledir. Pakistan’a indiğinde yine aynı şeyle karşılaşırsın. Fas, Tunus, Cezayir’de öyledir. Mısır’da öyledir. Sisi de masondur.  Suriye de öyledir, Ürdün de öyledir.

Güzel gözle bakan güzel görür. İmanın nuruyla bakıyorsunuz güzel görüyorsunuz maşaAllah. Ben de sizleri çok güzel görüyorum. Gördüğümde müthiş heyecanlandım. Niye? Sevgiden. MaşaAllah.

MERVE HANIM: Adnan Bey size doymak mümkün değil. İnşaAllah cennette her an birlikte oluruz.

ADNAN OKTAR: Benim canım beni deliler gibi sever. Ben de onu çok severim. Ve benim diğer güzellerim de aynı şekilde çok derin bir coşkuyla severler. Ben de onları derin bir coşkuyla seviyorum.

Amerika’nın bütün resmi kuruluşları elden ele elden ele, hep masonların elindedir. George Washington mesela masondur, üstat masondur. Bütün cumhurbaşkanları Amerika’da şu ana kadar istisnasız hepsi masondur. Barack Obama da 32. Dereceden masondur. Benim 33. Dereceden olduğumu da unutmayın. Barack Obama da sonradan mason olmuştur, benim gibi. Ama ona 32 derece verdiler 33 derece vermediler. Ama ben hiç mason locasına gitmeden 33. Dereceden Mason oldum. Burada bir anlam var herhalde. Sadece bana mahsus. Dünyada hiç kimseye şu ana kadar. George Bush da öyledir, o da 32. Dereceden masondur. 32. Dereceden mason olarak almışlardır. Sonradan mason oldu o da; Körfez Savaşı'ndan önce mason oldu. Bir tek bana mahsus doğrudan 33. Derece ile mason olmak. Bir hikmeti vardır.

Sevgiye doymak mümkün değil. "Allah aşkıyla seviyorum" diyor. Allah aşkıyla sevdi mi doyulmaz. "Doyulur mu, doyulur mu, canana kıyılır mı. Canana kıyanlar Hakk’ın kulu sayılır mı?" diyor. Aşka doyulmaz. Doyuyorsa o aşk değildir zaten.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Kabe'de şiddetli fırtına ve yağış oldu. Bu nedenle Mescid-i Haram’da bulunan bir vinç hacı adaylarının üzerine düştü. Suudi yetkililere göre ölenlerin sayısı şu an 87'ye ulaştı. Yaralı sayısı yüzlerle ifade ediliyor. İki Türk hacı adayının da hayatını kaybedenler arasında olduğu ifade ediliyor.

ADNAN OKTAR: Kader. O vinç devrilecek, onlar da Cenab-ı Allah'ın huzuruna gidecekler. Hac da olması da tabii bir güzellik. Cenab-ı Allah inşaAllah hepsine cennet nasip etsin. Bir hayır hikmetle olur, hayırsız hikmetsiz bir şey olmaz. Vince devril diyen Allah'tır. Allah demeden vinç devrilmez. Vinç orada can almaz, Azrail alır. Azrail'i Allah sebep kılar; Allah alır canı. Ama doğrudan Allah alsa yahut aldığını söylese insanlar bazen burkuluyor ya kalpleri Azrail aldı diyorlar, Azrail'de kalıyor. Yoksa doğrudan canı alan Allah'tır. Azrail'i vesile eder.

Oradan buradan kemik toplamış Darwinistler, yumruğu yiyince sekiz kere etraflarında dönüp sırtlarının üstüne oturdular. Bin bir yerden kemik toplamışlar. O mağaranın içerisine adam niye girsin? Zor bela kendileri giriyorlar. O kadar girift ve karmaşık mağara ki oraya giren ölür zaten. Adamların ne zoru? Hadi diyelim ilkel kafalı adam bile olsa adam, o belalı yere girmez. Ne zoru? Açık havada oturur. “Hepsi oraya doluştular, yüzlerce kemik var” diyor. Kemikler köpeklerin yiyeceklerinden kalan, oradan buradan kalan kemikler. O bölgede akla gelen her türlü hayvan var. Her türlü hayvanın çeşitli kemikleri, oradan buradan toplamışlar. Gereksiz çıkışlar yapıyorlar. Hepsini de bir araya getirmişler. Onların dediğine göre hepsi oraya mağaraya toplanmış, hepsi birer kemik bırakıp gitmiş. Bir kere mağara çok girift bir mağara. Yüzlerce hayvan oraya gelip birer tane kemik bırakıp gitmez. Bunun bir mantığı yok. Biri kaburga kemiğini bırakmış, biri kol kemiğini bırakmış, biri kafatasını, biri dişlerini bırakmış. Böyle bir şey olmaz. Uyanıklık yapmasınlar. Şimdi yakında ipliklerini pazara çıkaracağım. Bütün olayları onlara anlatacağım. İplik kötü bir şey değil, pazara gitmeleri de kötü bir şey değil. Fakat ipliğin cinsini onlara göstereceğim. Bana bu ayakları bıraksınlar. Bir de gösterdikleri fosiller de hepsi mükemmel düzgünlükte hiçbir ara fosil özelliği göstermeyen kemikler. "Yaşını tespit edemedik" diyor. İşine gelmiyor da onun için tespit edemiyorsun. Tespit edeceğini de zannetmiyorum bu kafayla. Onun yaşını tespit etmek çok kısa sürer. Sen bilim adamısın, laboratuvarda kısa sürede çıkarabilirsin. Karbon metodu var, birçok metot var. Hepsini yapabilirsin. Flor testi var. Yapmadığına göre şimdi atıyorsun demeyeyim de samimi değilsin. Bir kere oradaki kemiklerin tamamı mükemmel bir yapıda. Müthiş bir mühendislik gerektirecek düzgünlükte. Hiçbir ara fosil özelliği göstermiyor. Bana niye bunu anlatıyorsun sen be mübarek? Ara fosil dediğin şey, yamuk yumuktur, patolojiktir. Bakıyoruz dişler jilet gibi, peş peşe gayet düzgün sıralanmış, diş girinti çıkıntıları gayet mükemmel, diş oturuşu mükemmel, kemik düzgünlüğü mükemmel, açılar mükemmel. Dolayısıyla orada evrime dair hiçbir şey göremiyoruz. Sadece mükemmellik görüyoruz. Arıyorlar öyle patolojik ara fosil, hiçbir şekilde bulamıyorlar. Bana bu faslı kessinler. Bir şeyler yapabileceklerini zannediyorlar. Yapamazlar. Bana evrimi ispat eden fosil getirirlerse onlara on trilyon vereceğim, yine açık. O fosillerin hiçbiri ara fosil değil. Bana çıksın, bir tanesi desin ki "Bu ara fosil" desin. Diyemiyor ve diyemez. Çünkü hepsi mükemmel. O zaman niye ortaya çıkıyorsun be mübarek? Öyle kemik zaten milyonlarca var. Milyonlarca öyle fosil var. Şu an yedi yüz milyona çıktı sayısı. Sürekli bulunuyor, her yerde var. Bebek sahiline gittin mi duruyor, her yerde görüyoruz. Bizim bahçede de var taşların arasında. Bitki fosilleri var, taşlaşmış. Ama hepsi mükemmel. Hiçbiri ara fosil değil. Bana tıraş yapmayacaklar. Tıraşı kesecekler. Yarım sakal tıraşıyla sokağa çıkacaklar. Yani yan tarafı alacak diğer yan taraf kalacak. Ara fosil dünyanın hiç bir yerinde yok. Ne diyor Darwin; "Her yeri aradık taradık. Binlerce işçiyle bütün katmanlara bakıldı. Ara fosil bulamadık. Eğer ileriki yıllarda da ara fosil yoksa benim teorim bitti" diyor. Hallaç pamuğu gibi attılar. Bak yedi yüz milyon fosil var bir tane ara fosil yok. Bıraksınlar bana.

BÜLENT SEZGİN: Programımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü