Harun Yahya

Sohbetler (16 Eylül 2015; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar'la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mardin ve Hakkari'de PKK'nın yola döşediği patlayıcının polis araçlarının geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu beş polis şehit oldu, üç polis yaralandı. Hakkari'de şehit olan polislerimiz bölgeye Selahattin Demirtaş'ı korumaya gidiyorlardı. Ayrıca Siirt Eruh’a bağlı Çetinkol ve Cintepe Köyü arasında bulunan askeri üsseyse bir grup PKK mensubunca uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Askerlerin anında karşılık vermesiyle çıkan çatışmada altı terörist öldürüldü. Pervari ilçesinin Doğanca köyü kırsalında Jandarma Özel Harekat timlerince takip edilen bir grup teröristle yaşanan sıcak temasta da üç terörist öldürüldü.

ADNAN OKTAR: Evet. Geçenlerde de yaklaşık bin teröristin öldürüldüğünden bahsediliyordu. Günde yaklaşık yetmiş-seksen terörist öldürülüyor duyduğuma göre. Adamlar “İki yüz kişi kalmıştık” diyorlardı. Bu hesaba göre sıfırlanması gerekiyordu. Ama Kandil çaka çaka terörist dolu. Güneydoğu çaka çaka terörist dolu. Ben bu işi pek anlamadım. Yani yerden yeniden bitiyor mu bunlar? Nasıl oluyor? Demek ki hakkıyla bir karşılık verilmemiş. Bu anlaşılıyor. Daha hala araçlar teker teker imha ediliyor. “Yolları açın kabloları sökün” dedim. Daha bu da yapılmadı. Habire yollarda gidip geliyorlar. Yollara zamanında adamlar bomba döşemiş. Mebzul miktarda. Ve tonlarca bomba bu süreç denen olay içerisinde Türkiye'ye yığılmış. Bu bombaların bulunduğu depolar tek tek tespit edilip hepsine el konulması lazım. Adamların saldırmasını bekleyip, ondan sonra yakalama değil de. Adamlar saldırmadan karşı atakla yakalama esastır. Ya ben anlatamıyorum ya arkadaşlar anlamazdan geliyorlar bir kısmı. Bunun öyle zor karmaşık bir yönü yok. On ton, yirmi ton bomba yani bu iğne değil ki bulamayasın. Bunları saklıyorlar. Evlerde, samanlıklarda. Orada burada. Arama yapılınca bulunur. Geniş çaplı bir arama yapılmadı. “Seferberlik ilan edilsin. En az dört milyon asker göreve çağrılsın” dedim. Zaten bu PKK'yı mahveder, böyle bir şey. Avrupa'yı, Amerika'yı her yeri sallar. Her evde de arama yapılsın. İlgili ilgisiz, alakalı alakasız her yer aransın. Ve herkese hürmet gösterilsin. Sevecen üslupla arasın. Bu şekilde halledilsin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Demirtaş, dün yaptığı konuşmada ülke olarak bölünmek ve parçalanmak istemediklerini belirtti. Ancak özyönetim istediklerini vurguladı. Şöyle diyor konuşmasında; "Aynı ülke topraklarında aynı sınırlar içerisinde yaşayabiliriz dedik.  Demokratik bir ulus olsun. Dili tek olmayan, inancı mezhebi tek olmayan, kültürü,  geçmişi, tarihi tek olmayan ama ortak ilkeler etrafına toplanmış bir ulus tanımlayalım. İşte Türkiye halkları olarak demokratik bir ulusu ve demokratik bir cumhuriyeti inşa edelim. Sarayın tek adamlık yönetimi yerine, demokratik özerkliği kuralım. On bin de olsa, yirmi milyon da olsa her kesimin hakkını anayasal güvenceye kavuşturacağız. "

ADNAN OKTAR: Özerklik varsa ikinci aşaması da vardır. Özerk olan bir yere sorarsın. Niye özerk oldunuz? “Ayrı olmak istiyoruz da onun için özerk olduk” diyecektir. Peki o zaman “Niye ayrı devlet olmak istemiyorsunuz?” dendiğinde " Kim istemiyor ki? Zaten isteriz" dedirttireceklerdir PKK tarafından. Alnına silah dayanmış insanlara bunu dedirtmek PKK için kolay. Dolayısıyla konu merdivenden çıkan adam örneği gibi. Birinci basamağı özerklik. İkinci basamağı federasyon. Üçüncü basamağı devletleşmek. Bağımsız devlet. Bu olmaz. Yani bu bir nevi kafalama. Çirkin bir kafalama. Zekamızla alay edilmesini istemiyoruz. PKK'nın hedefi binlerce yıl beraber yaşadığımız kardeşlerimizle ayrılmamızdır. Tek amacı budur. Yoksa onlar dağlara bunun için çıkmaz. Özerklik çünkü çok fasarya bir şey yani PKK'nın istediğini elde edeceği bir şey değil. Sen özerklikle Abdullah Öcalan'ı çıkaramazsın cezaevinden. Diğer PKK'lı katilleri de bırakamazsın. Bağımsız hareket de edemezsin. O zaman ne diyeceksin? “Biz devlet olalım” diyeceksin. PKK'nın amacı budur. PKK bunun için dağlarda otuz yıldan, kırk yıldan beri gezmiyor. Mesela Demirtaş diyor ki, "Tamam barış için yürüyün. Ama bayrak getirmek de nesi?" diyor. Zaten olay buradan anlaşılmıyor mu? Konu çok net. Demirtaş, ya kendini kandırıyor ya bizim kolayca ikna olacağımızı zannediyor. Masum görünümlü bir üslup kullanıyor. Amaç hiç de masum değil. Kendini kandırarak bir masumluk elde ediyorsa bu da boş.

Geçen günler Mardin'de altmış ton patlayıcı bulundu. Altmış ne demek? Bu odaya sığmaz altmış ton. Bu salona sığmaz. Arama yaparsan bulursun bunları. Arama yapılmıyor. Her yerin didik didik aranması lazım. Bunun için çok fazla askere ihtiyaç var. Adamlar her yeri bomba deposu haline getirmiş, silah deposu haline getirmiş. O süreç denilen dönemde. Şimdi de gece gündüz asker, polis şehit ediliyor. Burada Amerika'nın amacı, Amerikan derin devletinin amacı millere gına getirmek. “Artık ne oluyorsa olsun. Bu kan dursun. Şehit cenazeleri gelmesin. Bu bombalamalar olmasın da adamlar ne diyorsa yapalım” dedirtmek. Bir de bizim milletimize bakış açıları çok kötü Amerika'nın. Irak’a bakış açıları geniş çaplı doğru çıktı. Suriye'ye de bakış açıları geniş çaplı doğru çıktı. Ama Türkiye'ye bakış açılarının doğru olmadığını onlara göstereceğiz. Bir de zannediyorlar ki yaptıkları böyle yanlarına kar kalacak. Türkiye'yi tepe tepe kullanacaklar. Böyle bir şey olmaz.

Mesela Aziz Üstel de baktım, benim dediklerimin aynısını ama başından sonuna kadar aynısını tekraren anlatıyor. Demek ki dikkatli bir izleyici. Bu güzel. Demek ki herkese güzel etkimiz oluyor. Aziz Üstel'e kadar konular yayıldıysa demek ki milletimizin hemen hemen bütün fertleri biliyor demektir. Ve iyi bir şuranın içindeler. Bu çok hoş.

Adamların planı Türkiye'yi paramparça etmek. Yıllardan beri anlatıyorum. Karadeniz'i ayırmak. Akdeniz bölgesini ayırmak. Ege’yi ayırmak. İstanbul'u ayırmak. İstanbul'da bazı kokoş zenginler var. Can atıyorlar onlar. Çünkü Kürt kardeşlerimizi görmek istemiyorlar. İstanbul'un da Avrupa’ya bağlanacağını düşüyorlar. Burada da bol parayla, sermayeyle viski içip boğazda tur atacaklarını, eğleneceklerini zannediyorlar. Bu olmaz bak söyleyeyim. Hevesleri boğazlarına tıkanır. Biz vatanı onlara bu şekilde kullandırtmayız. Zannettikleri  gibi olmaz. Keşke böyle bir şey yapmasaydım dedirttiririz. Kanunla, hukukla. Akılarını başlarına alacaklar. Burası dağ başı değil. Kanun, hukuk devleti. Oyun oynattırmayız. Ben beceriksizce bir mücadele istemiyorum. Bundan rahatsız oluyorum. Böyle mücadele olmaz. Her gün asker, polis şehit haberleri geliyor. Araç havaya uçurma haberleri geliyor. Yolların kenarından kabloları sökün dedim. Bu yapılmadı. İstedikleri gibi bombaları patlatıyorlar. Ayrıca şüpheli mahallerde de asfaltı kazımaları lazım. Adamlar bu süreç dedikleri dönemde binlerce yere bomba yerleştirmişler. Tonlar hesabıyla. Yüzlerce ton, binlerce ton bomba yerleştirmişler. Bunların hepsinin tespit edilmesi gerekiyor. Arama yapılması gerekiyor. Bunun için de çok sayıda askere ihtiyaç var. Geçici olarak dört milyon asker alalım silah başına. Ve gereğini yapalım. Dozerle asfaltı kazıyacaklar bu kadar basit. Dozerle girecekler yani. Bomba varsa o açık ortaya çıkar. Özellikle hassas noktalar var. Oralarda bunun yapılması lazım. Hemen hemen her gün. Acele de etmiyor adamlar. Her gün bir veya bir kaç araç patlatarak sürekli gündem oluyorlar televizyonlarda. Gece gündüz PKK'dan bahsediliyor. Böylece bir netice alacaklarını zannediyorlar. İttihad-ı İslam'ı durdurmak için Amerika ne yapacağını şaşırdı, derin devlet. Adeta akıllarını attılar. Türkiye'nin bölünmesi gecikiyor diye. “Bir an önce olsun” diyorlar. Aslında bizler olmasak böleceklerdi kendi kafalarına göre. Ama biz müsaade etmeyince bir havaya hopladılar. Hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Millet olarak asla müsaade etmeyiz. Bunu unutacaklar.

Bomba varsa bir asfaltta bir yerde onun ilerilerinde de vardır. O yolun boydan boya asfaltının kaldırılması lazım. Nerede bombalama yapıldıysa onun yakınlarına yine koymuşlardır. Orası müsait bulundukları bir nokta demektir. Yani yoğunlaştıkları yerlere bakmak lazım. Nereye yoğunlaştılarsa, oraya bakmak lazım. Bir de yol boyunun kameralarla kontrol edilmesi lazım. Bütün yol boyu kamera kontrol sistemiyle donatılması lazım. Mesela baktığında kameraya falan adam saldırıyor. Demek ki oraya bomba koyacak demektir. Hemen havadan takip. Ama bu çok fazla askerle olur. Bir de çok temkinliler. Bir kere çıkarılan kanunların yeniden düzenlenmesi gerekiyor.  Adam PKK bayrağı sallıyorsa PKK'lı demektir. Zorla yaptırıldıysa o ayrı mesele. O savcılıkta anlaşılır. Ama bilerek ve isteyerek şuurlu yapıyorsa alır hapse korsun.  Kanun çıkarırsa. Ama kanun çıkarmazsan şu an adamlar istediği gibi örgütleniyorlar.

Mesela Dağlıca saldırısında yüzer metre arayla üç ton bomba yerleştirmişler, üç  ton. Demek ki orayı müsait bulmuşlar. Yoğunlaştıkları bir nokta. Orada yine oraya benzeyen bütün noktalarda asfaltın kaldırılması lazım. Yine yaparlar.

ABD, Amerika Birleşik Devletleri YPG'ye bir seferde yirmi dört ton silah gönderdi.  Kendi de açıkladı. Yirmi dört ton. Bir kaç gün içinde olduğu gibi kamyonlarla Kandil’e götürdüler silahları PKK'ya. PKK'yla YPG'nin farkı yok dedik. Anlatamıyoruz. Amerika işi bilmezliğe geliyor. Halbuki Türkiye'yi bölmek için şeytani bir güç olarak görüyor PKK'yı ve önemli görüyor. Aslında tank, top falan da gönderecek de onu kullanacak adam olmadığı için gönderemiyor. Havaalanı falan da yapacak. Gözü dönmüş şekilde Amerika'nın. Türkiye çapında çok geniş bir arama yapılması lazım. Silah, bomba bilmem ne falan hiçbir şekilde bırakılmaması gerekiyor. Arama yapılacak yerler terörün en yoğun olduğu yerler olması lazım. Terörün yoğun olduğu her yerde arama yapılması lazım.

Son Dağlıca baskınından dört, beş gün önce Osman Paşa var. Osman Pamukoğlu televizyonda “asıl Dağlıca'ya dikkat edin” diye uyardığı halde pek kâle alan olmadı. Yola mayın döşenmiş. İlk defa olan bir şey değil. Büyük dozerlerle gir. Çok çok büyük dev dozerlerle kazı at. Bütün bombalar dökülür. Bütün şüphelendiğin yerlerde kazı yolları.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: "Kandil'de PKK Sığınaklarının Olduğu Sarp Alanlar Düz Ova Haline Getirilmeli"

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Birileri şey söylesin, muhabbet edelim.

BÜLENT SEZGİN: Dün HDP heyetinin Kandil ziyaretinden sonra KCK'dan ateşkes çağrısı geldi. Heyetin Kandil Dağı'na çıkarak KCK yönetimiyle son gelişmeleri değerlendirdiği belirtildi. Kandil'deki KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu; PKK'ya yakın MednuçeTV'de yaptığı açıklamada; tahkim edilmiş ateşkes çerçevesinde arabulucular gözetiminde bir müzakere ve demokratik çözüme hazır olduklarını söyledi.

ADNAN OKTAR: Demokratik çözüm; ne istediklerini söylesinler, hedeflerini. Gerçi otuz kere söylediler de. Kardeşim diyorsun ki sen "Abdullah Öcalan'ın bırakılması, bütün katillerin bırakılması, Türkiye'nin bölünmesi, geriye kalan yerlerin de bölünmesi" Bununla o zaman mücadelenin dışında bir yol olmadığı belli oluyor. Kanunla hukukla her yerde yakalayıp hapse, kodese. Mağaradan çok daha iyidir. Mağarada domuz gibi yaşayacaklarına hapishanede insan gibi yaşarlar. İlim irfan öğrenirler. Hem cezalarını çekerler hem de o anormal fikirlerinden kurtulurlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Devlet Bahçeli, dünkü konuşmasında, "PKK ile Kürtler’i aynı görmek cinayettir" dedi. Ve şunları söyledi: "Kürt kökenli kardeşlerimiz milletimizin kopmaz, yeri dolmaz, ayrılmaz unsurlarıdır. PKK ile onları aynı görmek tam bir cinayettir. Bu tuzağa hiçbir dava arkadaşımız düşmeyecektir. Kimseye kökeni, mezhebi üzerinden yaklaşmadık, yaklaşmayız. Eğreti kahramanlıklara yüzümüz tamamıyla dönüktür. Algı operasyonları bizim ne kardeşliğimizi bozabilecek ne de milli birliğin surlarında delik açabilecektir"

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş. Sayın Bahçeli, Başbuğ'un yetiştirdiği aslanlardan bir tanesi. Dolayısıyla çok sıkı bir dava adamı. Türkiye'nin özünü, Osmanlı'nın özünü, Selçuklu'nun özünü temsil eden bir mübarek zat, mübarek kişi. Muhterem bir insan. Allah ömrünü uzun etsin. Yaşı ileri olmasına rağmen aslanlar gibi kükrüyor. Başkası olsa yataktan kalkamaz. Çakı gibi o maşaAllah. Oradan oraya oradan oraya oradan oraya en delikanlının bile yapamayacağı gayreti gösteriyor. Bazı kişiler açısından söylüyorum.

Kürt kardeşlerimiz, Türkiye'nin en temel unsurudur Kürt. Ve ahlakıyla, kişiliğiyle, mükemmel özellikleriyle baş tacımızdır. Bakıyorum, aptal aptal yazılar, aptal aptal sözler; Kürt kardeşlerimize karşı. Bir avuç ahlaksız bunu yapan. Amerika'nın derin devletinin tuttuğu ucuz uşaklar bunlar. Ayda üç yüz milyona bu adilliği yapıyor bu haysiyetsizler internette. Ayda üç yüz milyona kendilerini satıyor bu haysiyetsizler. Bunları hiç kâle almasınlar. Bütün dünyayı verseler bu alçaklığı bir insan yapmaz. Haysiyetsiz herifler.

Ömer Palaz, "Peki yöntemi nedir? Yıllardır bitmeyen PKK nasıl yok edilir?" Kardeşim, canım ciğerim otuz kere söylüyorum. Bakın. Devletin okulları; ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite değil mi? Bu okullarda ortaokulda, lisede ve üniversitede Allah'ın olmadığı; tarih dersinde, coğrafya dersinde, felsefe, psikoloji, strüktür hemen hemen bütün derslerde kapsamlı olarak anlatılıyor. "Sizin atanız mikroptu" diyor. Açık açık anlatıyor. Açın bakın modern biyoloji kitabını. Şimdi bunu anlattığında adam Allah'ı inkar ediyor. Diyorsun ki sen "Kainatın yaratılışında kör tesadüfler esastır, bir Yaratıcı yok" diyorsun. Yani "Allah, Kitap, din, iman insanların ortaya çıkardığı inançlar" diyorsun. "Bilimin bize söylediği çamurlu sularda bir mikrop oldu" diyorsun "o mikrop gelişti sonunda insan oldu" diyorsun. "Atan mikrop" diyorsun. Devlet bunun için trilyonlar harcıyor. Bu kitaplar için trilyonlarca para veriyor. Maliye parayı ayırıyor, Milli Eğitim Bakanlığı da bu kitapları basıyor. Gençlere bu okutuluyor. Sonra da "Anladılar mı anlamadılar mı?" anlamak için imtihan ediliyor. İmtihanda diyor ki "Benim atam" diyor "çamurlu sularda oluşmuş bir bakteri" diyor. "Aferin oğlum, sana on verdim" diyor. Sen böyle eğitirsen, diyalektik felsefeyi kabul edersen, yaratılışçı inancı anlatmazsan yani Kuran’daki yaratılışı anlatmazsan; adam dinsiz imansız, Allahsız, Kitapsız oluyor. Neyine şaşırıyorsun bunun peki? Konu bu. Ya Marksist oluyor ya Stalinist oluyor ya Troçkist oluyor ya TİKKO’cu oluyor işte her çeşit oluyor. Eğitim; eğitimle konu kökünden hallolur. Darwinizm’in kapsamlı anlatılması ama bunun nasıl bir sahtekarlık, nasıl bir oyun olduğunun da kapsamlı olarak anlatılması gerekiyor. Bu yapılmadığı müddetçe, Allah bu belayı üstümüzden kaldırmaz. Bu bela devam eder. Allah'a meydan okunuyor açık açık. Anlatsana Darwinizm’in geçersizliğini mübarek. İki kelime ya. Bir şey yapmayacaksın; fosilleri ortaya koyacaksın, kamerada göstereceksin "bak" diyeceksin "balık bu, fosili bu; kaplumbağa bu, fosili bu." Bilmiyorsan yardımcı olacağız. Ne istiyorsan yapacağız tam kadro yanındayız. Bunu da yapmıyorsun. Türkiye'ye olmadık laf ediyorlar. Tek kişi çıkıp cevap vermiyor. Ben uğraşıyorum. Geceli gündüzlü hepsine tek tek cevap yetiştiriyorum. Bununla ilgili devletin kurumları var. Bir tane, iki tane de değil. Ayrıca Anadolu Ajansı var, televizyonlar var. Yapmayın, etmeyin. Çıksın biri, teker teker cevap versin. Yapamıyorsanız ben yapayım; birisini aracı yapalım, onun vesilesiyle bitirelim. O yok, bu yok. Sabahtan akşama kadar bu konuları anlatıyoruz her gün.

"Bu Kürt kardeşiniz her zaman size hizmetkar olmaktan gurur ve sevinç duyar." Estağfurullah, biz sizin hizmetçiniziz, kapı hizmetçiniziz. "Bütün Müslüman kardeşlerimin huzuru için gözümüzü kırpmadan İslam yolunda Allah yolunda binlerce defa canımızı vermeye hazırız inşaAllah. Türk kardeşlerimiz rahat olsunlar." Aslan o aslan.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İskoç Hükümeti fen bilimleri derslerinde yaratılışın anlatılmasını yasakladı. İskoç Seküler Derneği, İskoçya Parlamentosu'na okullarda evrime alternatif olarak yaratılışın sunulmasını yasaklamak için dilekçe ile başvuruda bulunmuştu. Eğitim ve Bilim Bakanı Alistair Allan'ın komiteye gönderdiği cevap mektubunda: müfredatın sekiz alanında yaratılışın bilimsel bir ilke olarak kabul edilmediği belirtildi. Bu nedenle fen bilimleri derslerinde öğretilmemesi gerektiği söylendi. İngiltere ve Galler bölgesinde de yaratılışın bilimsel bir teori olarak öğretilmesi yasak.

ADNAN OKTAR: Bak işte. Deccal, dünyaya hakim oldu derken bu. Türkiye'de mecburen öğretiliyor. Mesela AK Parti Hükümeti karşı ama cayır cayır öğretiyor, cayır cayır. "Allah yok, din yok" diye cayır cayır öğretiyor. AK Partili Milli Eğitim Bakanı basıyor kitapları. Milyonlarca kitap basılıyor. Trilyonlarca lira bizim cebimizden para çıkıyor. Ve adamlar; "Allah yok, Kitap yok, din yok, iman yok" diye propaganda yapıyorlar. Ama diyorlar "İstiyorsanız, din dersi de istiyorsanız gelebilirsiniz. Din de bir inançtır" diyorlar "yani bizim asıl tabii yönümüz bilim" diyor. "Müsbet bilim" birçoğu öyle diyor. "Ama istiyorsan din de bir inançtır" diyor "İstiyorsan inanabilirsin" diyor. "Saygı duyarım" diyor. "Muhammed Peygamber" diyor Hazreti Muhammed (s.a.v.)'e "O bir devrimciydi" diyor. "Devrim yaptı" diyor "Sosyolojik bir devrim yaptı" diyor. Ders kitaplarında da var. Yani bu durumda Allah kıyameti koparmaması mucize.

AYLIN KOCAMAN: “Korku ve ihtiyaçtan din doğdu” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Devletin kitabında bunu diyor; "Korku ve ihtiyaçtan din doğdu" diyor. Biyoloji dersinde, yüzlerce sayfa nasıl tesadüfen meydana geldiğimiz anlatılıyor haşa.

"Merhaba, bugün daha önceden iş yaptığımız bir iş yeriyle görüştük. Bu arada Kürt olduğumuzu bilmiyorlardı. Bugün öğrendiler ve dediler ki, dedikleri şu 'Kusura bakma ama siz orada asker öldürürken yani şehit ederken burada size iş vermeyiz, ticaret yapmayız.' Ne olacak sizce bu işin sonu? Hocamız’a sorarsanız sevinirim. Yani biz devletin, bayrağın, memleketin bu kadar yanında olduk. Babam, dedem, dedemin babası ki dedemin babası şehittir, Erzurum şehidi. Ama bu reva mı? İş verilip verilmemesi dert değil. Ama böyle bir şeyle muhatap olup onurun kırılması, rencide edilmesi ki Kürt olmayı biz seçmedik. Allah bizi yarattı Kürt olarak veya başka bir şey. Kürt olsun, Arap olsun, Türk olsun anamız babamız diye seçim hakkı olmayan bir şey bu. Bunlar oluyor diye tabii düşman olmayacağız. Tabii yine seveceğim vatanımızı, ülkemizi, milletimizi. Ama bu tür olaylar rencide ediyor, gururumuzu kırıyor." Böyle alçakları kardeşlerimiz muhatap almasınlar. Bunlar haysiyetsiz, korkak, alçak, şerefsiz adamlar. Bunlar onursuz. Asıl onursuz olan onlar, seninki onurdur. Sen çile çekiyorsan makamın cennet olur. O haysiyetsiz belki cehennemin dibine gidecek. O yüzden orada rahatsız olacağın hiçbir şey yok. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de o zaman Mekke müşrikleri olmadık ahlaksızlık yapıyorlardı, olmadık söz söylüyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) hiç kâle dahi almadı. Bol bol sevap aldı. Siz de ahir zamandasınız. Müminlere böyle alçaklık yapan adamlar çıkar, kâle almayacaksınız. Resulullah (s.a.v.)’ın yoluna dikenli teller attılar, değil mi? Dikenli çalılar attılar, işkembe attılar üstüne. Olmadık ahlaksızlık, haysiyetsizlik yaptılar. Bunlar da ahir zamanın müşrikleri, alçakları, ahlaksızları. Bunları kâle almayacaksınız. Almadığınızda sevap kazanırsınız. Ben sizi alnınızdan öpüyorum. Ben sizin emrinizdeyim. Cansınız hepiniz. Dünya'nın en güzel, en kaliteli insanlarısınız. Kürt kardeşlerimiz, Türkiye'de yaşayan insanlar nur gibidir hepsi. Üç beş tane ahlaksızın, alçağın sözüyle bir şey olmaz. Altını da yere atsan sakıt olmaz kadr-u kıymetten. Onun için böyle alçakların sözü kardeşlerimizi etkilemeyecek. Benim kardeşlerimin neredeyse üçte biri Kürt’tür. Kız arkadaşlarımın çoğu Kürt. Burada da var kız arkadaşlarımızdan Kürt olanlar. Kardeşlerimizden de burada Kürt olanlar var. Biz iftihar ediyoruz. Bilakis vatandaşlarımız, Kürt kardeşlerimize iş versinler. Seçmeli olarak, özenli olarak ona dikkat etsinler. Her yerde sevgi saygı göstersinler, hürmet göstersinler. Onlar ahir zamanın velileri, çok çile çekti Kürt kardeşlerimiz. İnşaAllah velayet makamı kazanmışlardır. Çile makbuldür. Allah onları çile ile imtihan ediyor. Hiç fütur vermesinler.

"MaşaAllah nurlu Üstadım, Allah aşkıyla sevdiğim, Allah'ımın hediyesi, Peygamberim (s.a.v.)’in hasretle beklediği canım Üstadım" diyor inşaAllah öyle olur. "Sizi çok seviyorum ama çok seviyorum" diyor Elif Özaltın.

Kardeşlerimiz hiç kâle almasınlar bu alçakları. Ve bunların büyük bölümü de PKK'lıdır, haindir, alçaktır. Bunlara hiç prim vermesinler. Yani kâle almalarına gerek yok.

Çok kötü oyun oynuyorlar Türkiye'de. Aptalca ve ahmakça, üçüncü dünya ülkesi gibi görüyorlar. Yani üç beş provokasyon yaparız, Kürt-Türk birbirine düşer; iş biter zannediyorlar. Be hey ahmaklar Türkiye bir kere bayağı zeki insanlarla dolu. Ve bayağı uyanıklar, çok akıllılar. Sizin aptalca planlarınıza düşecek kadar akılları kıt zannediyorsunuz ama kendi aklınız kıt asıl. Amerika böyle. Çok ilkel düşüncesi. Mesela bir yere çukur hazırlıyor, “biz buradan kovalarız koşarlar, çukura düşerler” diyor. Tam Coni kafası böyle. Amerikan derin devleti tam Coni kafası.

PKK'yı getirdiler burnumuza, hemen hallolacak zannediyorlar. Öyle olmaz bak ben söyleyeyim. Yakında akıl almaz bir katliama uğrayacak YPG-PYD. Akıl almaz bir katliama uğrayacaklar. Sözümü dinlesinler de kaçsınlar o ahmaklar. Bir daha uyarıyorum; YPG ve PYD akıl almaz bir katliama uğrayacaklar. Toplu yani toplam bir kırk sekiz saat sürecek ve hepsini katledecekler. Kaçsınlar, sözümü dinlesinler. Gelsinler, Türkiye'ye teslim olsunlar.

CAN DAĞTEKİN: “2015-2016 yılında olaylar artacak” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Sel gibi kanlarını akıtacaklar. Aptallığı bıraksınlar. Söylüyorum bak "Söylemedi" demesinler sonra.

Müntehab'ül Asar, Sayfa 442, Peygamberimiz (s.a.v.)’den hadis: "Mehdi'nin zuhuru öncesinde insanlar ülkelerini terk etmek zorunda kalacaklar. Benden sonra birçok fitneler baş gösterecek ki onlardan biri, bu fitnelerden biri; vatandan uzak kalma fitnesidir." Aynısıyla oluyor mu? "Bu fitne esnasında firar ve çatışmalar yaşanacak" yani mesela askerler kaçıyor, görevliler kaçıyor, devlet memurları kaçıyor. "Ardından daha şiddetli bir fitne vuku bulacaktır. Ve fitnenin tamam olduğu düşünüldüğü zaman ise devam edecektir. Öyle ki bu fitneden kalkan duman tüm evlere girecek ve tüm barış yollarını kapayacaktır. Ve nihayet benim soyumdan Mehdi ortaya çıkacaktır. Dördüncü fitne on sekiz yıl devam edecektir" diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Şimdi bu dördüncü fitnedeyiz. Yani onun bitmesine de az kaldı herhalde. Yani Mehdi (a.s)'nin çıkışıyla bu fitne bitiyor. Bu PKK fitnesi.  

Cizre’de eğer polis operasyon yapacaksa, Cizre halkını geçici süre olarak evlerinden alalım, yakın bir yerde konaklandıralım. Evler mühürlensin geçici olarak. Sonra PKK’yla emniyet baş başa kalsın, kendi aralarında meseleyi halletsinler. Halka da bu kısa ayrılık içinde bir ödeme yapsın hükümet. Bu çakalların hepsi de tutuklansın, hepsini hapse dolduralım.

Fitne devam edecek daha. Yani öyle kısa bir süre değil. Ben orada mason arkadaşlara da söyledim. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar devam edecek.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MBC Times sitesinde birçok dilde farklı makaleleriniz yayınlandı. İngilizce yayınlanan makaleleriniz şu başlıkları taşıyor. “Tüketim kültürü israf ve savurganlık”, “Bir Kuran mucizesi; korunmuş tavan gökyüzü” ve “Beynimizdeki küçücük sinema.” Fransızca yayınlanan makaleleriniz var. Onların başlıkları şöyle; “Suriye’yi neler bekliyor?” ve “Avrupa mülteci sınavını geçebilecek mi?” Ayrıca İspanyolca da bir makaleniz yayınlandı, onun başlığı da “ Suriyeliler’in Avrupa da yaşadığı trajedi.” Arap News Gazetesi ve internet sitesinde yeni yayınlanan makaleniz var. Başlığı; “Terör ile baş başa bırakılmış ülke; Türkiye.” Ayrıca bu yazınızla ilgili gazetede bir okuyucu yazısı da yayınlandı. Okuyucu mektubunda yazınıza atıfta bulunarak, PKK’nın Türkiye’deki Kürtler’i kesinlikle temsil etmediği, Allahsız komünist ideolojinin uygulayıcıları olduğu ve Müslümanlar’ın karşı karşıya oldukları bu tehlikeye karşı güçlerini birleştirip tedbir almalarının önemi tekrar vurgulanıyor. “PYD terör örgütü PKK’nın Suriye’deki adıdır” başlıklı yazınız Dubai merkezli Arabian Gazette’de yer aldı. Golf Daily New sitesinde “Suriye de başka bir Suriye” başlıklı makaleniz yer aldı. Fas’ta yayın yapan Morocco World News’da yayınlanan son yazınızda mültecilerin Avrupa’da karşılaştıkları sıkıntı ve zorlukları dile getiriyorsunuz. Arapça yayın organı Sasa Port Media’da makalenizin başlığı şu şekilde çıkan;  “Suriye de başka bir Suriye.” Amerika da yayın yapan Jefferson Corner sitesinde iki makaleniz yer aldı, başlıkları şöyle; “ Darwinzim komünizmi besleyen bir ideolojidir ve ilk olarak bilimsel temellerde ortadan kaldırılmalıdır.” İkinci makale de “ PKK-PYD ve YPG hepsi birdir” başlığını taşıyor. “Beynimizdeki küçücük sinema” başlıklı yazınız Hans Indıa sitesinde de yayınlandı bu hafta. Daily Mail haber sitesinde yer alan makaleniz “dünyada ne kadar adalet var?” başlığını taşıyor. Kanser hastaları için devlet yardımı sağlanması gerektiğine dair yazınız Diplomacy Pakistan News’da yer aldı. Son olarak News Rescue sitesinde yayınlanan iki yeni yazınız var. “Irkçılık ne Araplar’a, ne İslam dünyasına bir fayda getirmez” ve “Avrupa göçmen sınavını geçebilecek mi?” başlıklarını taşıyor bu yazılarınız maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Azerbaycan’da bir yazı çıkmış bayağı sevimli. “Adnan Hoca selam çaktıdır” diyor.

M. Neçirvan;  “Adnan Oktar Hocam neden Kürdistan’a Kürdistan demiyorsunuz?” Kürdistan? Nereye Kürdistan?

AYLİN KOCAMAN: Irak, Kürdistan’dan bahsediyor herhalde.

ADNAN OKTAR: Tamam Kürt kardeşlerimizin bulunduğu bir ülke. Kürdiye de diyebilirsin, bizim orada bir sorunumuz yok. Oradaki Kürt kardeşlerimiz bir araya gelirler, Irak’ta, Suriye’de bir araya gelirler, vatanına, milletine, devletine sadık, Türkiye’yi canından çok seven, Allah’a, Kitap’a coşkuyla bağlı güzel insanlar oldukları müddetçe baş tacı olurlar. Türkiye’ye de federasyon olursalar akıl almaz bir zenginlik olur. Paris, Londra kenarda köşede kalır. En zengin ülke haline gelirler. Ama Güneydoğu’ya yönelirseniz, Türkiye’nin Güneydoğu’suna, orda bir İttihad-ı İslam oluşmuş Türkiye’de, “İttihad-ı İslam’ı biz yıkmak istiyoruz” derseniz, sakın böyle bir densizliğe kimse yeltenmesin. Çünkü baktım ben haritaya Akdeniz’den Karadeniz’e, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar bir hat oluşturmuşlar. Buradaki tek amaç Türkiye’yle İslam aleminin, Arap aleminin, Türklük aleminin bütün bağını koparmak. Allah’ı deniyorlar kendilerince. Belanızı aramayacaksınız.

Türkiye’de küçük çaplı bir İttihad-ı İslam oluşmuştur. Araplar, Suriyeliler, Kürtler, Çerkezler, Zazalar herkes var. Tam bir İttihad-ı İslam, “ben bunu yıkacağım” diyorsun, “Türkiye’yi paramparça yapacağım” diyorsun. Kanunla hukukla tepene bineriz. Hiç kimse kaşınmasın belasını da aramasın, aklını başına alacaklar. Hukukun kanunun gereğini yapar alır hapse tıkarız Türkiye’yi bölmeye kalkanları.  

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Avrupa parlamentosundaki ana akım siyasi grupların başkanları ortak bir açıklamaya imza atarak “Türkiye’de barış çağrısı” yaptı. Şiddetin Türkiye’ye dönmesinin kendilerinde şok etkisi yarattığını vurgulayarak sivillere, polislere ve askerlere yönelik şiddeti güçlü şekilde kınayan grup başkanları, “Türkiye’nin sınırları içinde barışa ihtiyacı var ve şiddete son verilmesi Avrupa Birliği katılım sürecinin yapıcı şekilde devamı açısından yaşamsal önemde” ifadelerini kullandılar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bunlarda böyle bahar çiçeği gibi. Karda açmış çiçek gibiler. Olaylardan bihaberler. Yani Stalinist, komünist bir çetenin Güneydoğu’da bir proletarya diktatörlüğü kurmak istediğini göremiyorlar.

AYŞE KOÇ: Ayrıca silah desteği veren de onlar. Almanya, İngiltere hem onlara silah tedarik ediyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Bu ilçelerde PKK bazen üç yüz-beş yüz kişi dolaşıyorlar. Sokağa çıkma yasağı değil de geniş bir alana kardeşlerimizi alalım. Yaz ortamı. Çadırlar kuralım. Panayır yeri gibi eğlensinler, yesin içsinler, bedava yiyecek getirelim. Deriz “Burada en fazla kırk sekiz saat misafirimiz olacaksınız.” Sonra da PKK’ya “biz geldik” dersiniz. Bütün ilçeyi çembere alırsınız. Yaban ördeği yakalar gibi hepsini yakalarsın. Kökten bitireceksin kardeşim. Önce ilçenin tamamını bir çembere alacaksın. Aralara da tanklar yerleştireceksin. İlçedeki kardeşlerimize de böyle güzel arabalar alacağız. Çocuklara ayrı, annelere ayrı, çok güzel ağırlayacak şekilde. Gerekirse civar illere de götürebiliriz bir süreliğine misafir edeceğiz. Toplayıp hapse atacağız PKK’lıları. Kardeşlerimiz de rahat edecekler. Tekrar anlatıyorum ki iyi kavransın. Demedi demesinler diye. Peygamberimiz (s.a.v.) üç kere söylermiş önemli şeyleri.

Muhafazakâr, mukaddesatçı bir Kürdiye, Suriye ve Irak’ta kurulursa iftihar ederiz. Kürdiye, Türkiye’ye federasyon olarak bağlanırlar. Kardeşim böyle bir huzur, böyle bir zenginlik görülmüş gibi olmaz. Herkes parmak ısırır. Bir an önce yapsınlar hemen kabul edelim. Bir an önce desinler, hatta oldubittiye de getirebilirler. “Sınırlarımız bu, bizi tanıyın” desinler ilk Türkiye tanır çok rahat olsunlar. Azerbaycan hemen tanır. Amerika tanır, tanır oğlu tanır, Almanya’ya tanıtırız herkes tanır. Ama adam yine de “Türkiye’yi de biz ilhak etmek istiyoruz” derse olmaz o. O zaman işin tadı tuzu kaçar. O zaman zenginlik, bereket, mutluluk hiçbir şey kalmaz Allah esirgesin. Kürt kardeşlerimizden  öyle münasebetsizlik yapacak adam mümkün değil ama PKK’dan çıkar. Çıktığında siz onları bize teslim edin gerisine karışmayın. Bakmayın dahi. Alır götürürüz hapse.

Kardeşlerimiz evlerini bırakıp gittiklerinde geri döndüklerinde evlerinde tamirat varsa tamiratları yapılsın. Boya badana yapılsın devlet üslensin. Bütün şehri imar ederiz. Ayrıca para da verilir her aileye. Mesela üç bin lira, beş bin lira para da verilsin. Ne kadarsa yiyecek erzak temini, kömür yardımı geçenlerde de söylemiştim. Mesela bir ton, iki ton artık evin durumuna göre kömür, bir iki ton odun bu kadar. Dünyanın en temiz, en kaliteli insanlarındandır Kürt kardeşlerimiz.

“Hocam kediciklerden Kürt asıllı var mı? Ona değin hele” diyor. Tabii, kız kardeşlerimizde de çok var demin söyledim dikkat etmemişsiniz. Şu an burada da var Kürt asıllı kız kardeşlerimiz. Ve son derece güzel ahlaklılar. Son derece nezaketliler. Geçenler de yine bir Kürt kız arkadaşımızla tanıştım. Bayağı şeker, çok güzel huylu. “Bu PKK falan alakası var mı ailede?” dedim. “Hiç hiç yok aman Allah esirgesin” dedi böyle. Olabilir de çocuk ondan tedirgin olmasın. Mesela babası PKK’lı olabilir, ağabeyi PKK’lı olur beni ilgilendirmez o. O şahsın kendisi beni ilgilendirir. İsterse bütün sülalesi PKK’lı olsun beni ilgilendirmez. Şahsı o beladan kurtulduysa kurtulmuştur.

Ömer Faruk Özüak: “Madem o kadar Müslümansınız dindarsınız, neden o kadar şehit varken müzik dinliyorsunuz?” diyor. Bunlar bizim böyle siyahlar giymemizi istiyorlar. Akşama kadar ağlaşacağız birbirimize sokulup, yas tutacağız, bağıracağız. Kardeşim şehit; otuz seneden beri şehit var her gün var şehit. Müslüman aleminin şehidi bitmez. Ve şehide matem tutulmaz. Şehit  iftihar edilecek bir güzelliktir. Şehadet bir ibadettir. Allah hepimize nasip etsin. Gece gündüz dua ediyorum “Allah bana şehadet nasip etsin” diye. Bu arkadaşlar yanlış anlıyorlar İslam’ı, Kuran’ı o yüzden böyle İslam’dan Kuran’dan uzaklar. Bilmiyorlar İslamiyet’i.

AYLİN KOCAMAN: Siz de Adnan Bey defalarca yeni keşfetmiş gibi tekrar tekrar söylüyorlar her seferinde tekrar baştan açıklıyorsunuz. Çok sabırlısınız.

ADNAN OKTAR: Bir kere yas müşrik adetidir. Eski Sümer’de Mezopotamya’da Hititler’de eski Yunanlılar’da bir adettir. Eski Mısır’da. Müşrik adetidir günahtır. Peygamberimiz (s.a.v.) mebzul miktarda hadisle yasaklamıştır. Kuran’a aykırı. Allah’ın güzelliğine, Allah’ın güzelliğine, Allah’ın lütfuna isyan. Yakışacak bir şey değil çok çirkin. Müslümanlıkta yas yok.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Sayın Erdoğan yeni bir konuşma yaptı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Konuşmasında teröre destek verenlerin ülkenin dışından olduğuna vurgu yaptı. “Bu toplantıdan sadece ülkeme değil dünyaya sesleniyorum. Türkiye’yi bölmek parçalamak size ne kazandıracak? Mağdurların, mazlumların dayandığı en önemli kapıdır. Attığınız her adım boş kalacaktır.”

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş.

M. Emin Trkz. Kardeşim bir kere müzik helal, resim helal, heykel helal, hanımlar istediği gibi giyinir. Mini etekte de giyer, dekolte de giyer haram değil. Ama tehlikeli bir ortam varsa, hanımlara bir kötülük yapılması riski varsa o zaman cilbabını üstüne örter. Büyün yüzünü, elini, ayaklarını örtecek şekilde o şekilde çıkar. Veyahut hiç çıkmaz. Yeni bir din getirmeye kalkmayın. Bir tane İslam dini var. Kuran’da anlatılan din bu.

Bakın rivayetteki mucizeye bakın. Beşar Esat ve Mehdi (a.s) bağlantısı anlatılıyor. Beşar Esat’ın ismini veriyor Peygamber (s.a.v.). Açıkça ismini veriyor. “Mehdi (a.s) mübarek elini Beşir’in yüzüne koyarak” diyor yüzünü çekerek yani mesh ederek, böyle alnından başlayıp “yüzünü mesh ederek onun ilk duruma gelmesini sağlar. Ve Beşir de İmam Mehdi’ye biat ederek hak ordusuna katılır.” Bihar’ul Envar cilt 53, sayfa 10, hadis 1. 1200 yıllık hadis. İsmi ile söylüyor. Mesela Öcalan’ın ismiyle söylüyor “Abdullah” diyor. “Beşir” diyor. “Mehdi (a.s) mübarek elini Beşir’in yüzüne mesh ederek” başından yüzüne çekerek “Onun ilk duruma gelmesini sağlar. Ve Beşir de İmam Mehdi’ye biat ederek hak ordusuna katılır.” Bihar’ul Envar cilt 53, sayfa 10, hadis 1. Ne diyorsunuz? “Beşir” diyor.

OKTAR BABUNA: Bir hadiste de Eset diye geçiyor zaten.

ADNAN OKTAR: “Ki bu bir sevgi gösterir ona” diyor. “Başını okşar, başını mesh eder, yüzünü. İlk haline döner Beşir” diyor. Ve “Mehdi’ye biat eder” diyor. Bin iki yüz yıllık hadis.

ECE KOÇ: Çok olağanüstü gerçekten isimlerin çıkması.

ADNAN OKTAR: Şimdi kısa bir ara verelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Hz. Mehdi (a.s)’ın Bir Çıkış Alameti Daha Gerçekleşti: Güneşte Beliren Yüz Şekli

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü