Harun Yahya

Sohbetler (18 Eylül 2015; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Buyurun, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şehit polisimiz Çağdaş Arslan’ın ablası Çağla Arslan, ağabeyinin cenazesinde şunları söyledi: “Ağabeyim hiçbir şeyden korkmazdı. ‘Mermilerin üzerinde halay çekiyoruz’ der, gülerdi. Ağabeyim vatan uğruna şehit oldu. Zannetmesinler ki bu vatanın avladı bitecek. Ağabeyim gittiyse ben varım, gerekirse biz de ağabeyimin öcünü alırız. Bu vatanın bayrağını kimse indiremez, kimse bölemez.”

ADNAN OKTAR: Bak delikanlı genç kız aslan aslan, can o. Delikanlı kız böyle olur, yiğit kız böyle olur, aferin benim canıma.

KARTAL GÖKTAN: Şehidimizin yakınların ağlayan olmuş, onlara da müdahale etmiş “ağlamayın” diye.

ADNAN OKTAR: Aslan da onun için, çok güzel yapmış. Yedi ceddine rahmet olsun, helal süt emmiş. Böyle olacak, böyle olacak yakışan budur. Biz Osmanlı’da da, Selçuklularda da milyonlarca, yüz binlerce şehit verirdik böyle olay olmazdı, yeni çıktı bunlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, “Dolmabahçe zirvesinin her aşamasında bilgi verilen Cumhurbaşkanı Erdoğan müzakere süreciyle ilgili yakın kurmayları tarafından yanıltıldı. Erdoğan’a müzakereyle ilgili yakın çevresi tarafından eksik bilgi aktarıldı. Erdoğan, Dolmabahçe’den PKK’ya yönelik net bir silah bırak çağrısı bekliyordu. Çünkü 7 Haziran seçimlerine dönüp başkanlık hayalini gerçekleştirmesi için bu yeterliydi. Erdoğan o zaman 7 Haziran seçimlerine PKK’ya silah bıraktırmış olarak gidecek olan AK Parti’nin kendisine başkanlık yolunun açacak sandalye sayısını çıkaracağı hesabını yapıyordu. Müzakereye göreyse izleme kuruluyla birlikte ve hatta gazetecilerin de katılımıyla Öcalan, PKK’ya silahları bırakması için kongreyi topla çağrısı yapacaktı. Ve birkaç gün içinde PKK kongreyi toplayacaktı. Varılan anlaşma bu yöndeydi.”

ADNAN OKTAR: “Yapacaktık, edecektik.” Bunlar bizim zekamızla alay eder gibi sözler, olur mu? Karşımızda Stalinist komünist bir örgüt var. Öcalan böyle bir şey dese bile, Kandil ve bütün komünist, Stalinistler “sen bunadın mı” derler. “Aklını mı atın be adam” derler. Adam silah bırakır mı? Onlar için intihar gibi bir şey silah bırakmak. Asla bırakmazlar. Kaç yıldan beri, bak üç yıldan beri söylüyorum, böyle bir şey yok. Adam enayi mi? Onların düşüncesine göre enayi konumuna düşmüş olur.

Komünist, Stalinist sistem için adam kırk yıl dağlarda yaşayacak, sonra da Tayyip Hoca başkan olsun diye, “ben vazgeçtim silahlarımı bırakıyorum, anamın sıcak çorbasını içmek üzere memlekete döneceğim, yeter ki Tayyip Bey başkan olsun.” Adam bütün ömrünü Tayyip Hoca başkan olsun diye mi verdi? Komünist, Stalinist adamın yapacağı bir şey mi bu? Komünist açıdan, Stalinist açıdan bu enayiliktir. Kesinlikle yapmazlar ve bütün önde gelenleri zaten söylüyorlar, “hiç bir şekilde silah bırakmayız, siz nasıl konuşuyorsunuz” diyorlar. “Son derece mantıksız sözünüz” diyorlar.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet, kısa videolarla yayınımıza devam ediyoruz.

VTR- PKK Terörüne Karşı İlmi Seferberlik İlan Edilmeli

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Esad rejimi, yeni gelen modern Rus silahlarını kullanmaya başladıklarını açıkladı Adnan Bey. Fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Nedir bu?

BÜLENT SEZGİN: Rusya’nın geliştirmiş olduğu son model silahları kullanmaya başlamışlar.

ADNAN OKTAR: Bu IŞİD’in eline geçer, ben söyleyeyim. Kısa süre sonra tebessüm edip üstüne çıkıp eğlenirler. An meselesi onları ele geçirmeleri.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca Rusya en büyük denizaltısını da Suriye’ye göndermiş.

ADNAN OKTAR: Onu da havaya uçururlar, söyleyeyim. O üst kısmına dinamit falan koyar, uçururlar. Böyle olmaz, silahla falan olmaz. Sevgiyle, akılla, ilimle, irfanla olur, eğitimle olur. Denizaltı falan adama ne yazar? Bir bazuka mermisi falan yese darmadağın olur. Mesela üstüne dinamit falan koyarlar havaya uçururlar. Oradan dışarı çıkmaları mesele, onun içinde hapsolurlar, denizaltının içinde hiç bir şey yapamazlar. Denizaltı bir kurtuluş değil. kara harekatı gerekecek, karaya çıktıklarında doğrarlar. O zaman çözüm; ilim, irfan, akıl, sevgi. Sen yıllarca adamları ezim ezim ezmişsin, mahvetmişsin, anasına tecavüz etmişsin, kız kardeşine tecavüz etmişsin, babasını, kardeşini, ablasını doğramışsın, adamlar da akıl almaz bir nefret ve kinle intikam almanın peşindeler. Sen onlara kinle yaklaşırsan olmaz. Şefkatle ve özür kafasıyla yaklaşacaksın. Yaptığın rezaleti kabul edeceksin, özür dileyeceksin, değil mi? Şefkatle, ilimle, irfanla yaklaşacaksın. Böyle olmaz. Esad’ın durumu nasıl olur? Bir kere bu kavga kesilmesi lazım. Müslümanlarla ve muhaliflerle bir araya gelmeleri lazım, yani her kesimle bir araya gelmeleri lazım, oturup akılcı konuşmaları lazım. “Kavga edeceğimize bunu akıllıca nasıl halledebiliriz?” Mesela derler adama “sen Laskiye tarafına çekil, orada bir devlet kur kendine, biz de burada bağımsız seçim yapalım, halk kimi istiyorsa, o iktidara gelsin” diyebilirler. Var mı buna bir itiraz, değil mi? Serbest seçim olsun, sen orada bir devletini kur rahat et, kendini bir güvenliğe al. Orada da seçim olsun, halk kimi isterse o seçilsin. Ama benim tavsiyem, Türkiye’ye federasyon olarak bağlanmaları. Bu çok kesin dipten çözüm olur, müthiş bir zenginlik, bereket gelir. Bu olur. Yani hemen ateşkes, Laskiye bölgesinde bir devlet, Esad’ın başında bulunacağı şekilde, öbür bölgede de serbest seçimler. Kavgasız sakin.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz çok iyi biliyorsunuz inşaAllah, PKK’nın etkili olduğu Kürt bölgesi, arada bir set olarak duruyor şu anda, iki ülke arasında.

ADNAN OKTAR: Seçimlere hepsini dahil etmek lazım, bütün olarak değerlendirmek lazım. Yani bölgeler kabul edilmemesi lazım. Suriye bir bütün olarak kabul edilmesi lazım. Kürt bölgesi, Laz bölgesi diye bir şey olmaz, Türk bölgesi diye bir şey de olmaz, hepsi o devletin içinde olması lazım, tek bir Suriye devleti olması lazım. Seçimle hükümet iktidara gelir, PKK orada eğer kepazelik çıkartmıyorsa, terör yapmıyorsa yaşayabilir o devlet içinde, hır durursa. Ama azıyorsa, o devletin onu ezmesi lazım, ahlaksızlık yapıyorsa, zulüm yapıyorsa, insanları rahatsız ediyorsa, ezmesi lazım. Türklere eziyet yapılıyorsa, onları da ezmeleri lazım. Kim Türklere, Araplara eziyet yapıyorsa, onların da bu devlette ezmesi lazım. Yani skin bir yapıyla ortaya çıkması gerekiyor. Koalisyon hükümeti de olabilir, demokratik bir hükümette olması lazım. Gece-gündüz savaşla bir yere varılmaz. Çünkü, “ben hükümette temsil edilmek istiyorum” diyor. Bakarsın taraftara kaç kişi, mesela var baya taraftarı, hükümete dahil olsun o. Bir başka grup, mesela taraftarı çok, o da hükümete dahil olsun, tamam. Yoksa bu kavganın sonu gelmez. Rusya silah denemesi yapıyor, denizaltından çıkamaz o adamlar. Dolayısıyla denizaltı orada hiçbir işe yaramaz. Çünkü IŞİD veya başkaları denizden saldırmıyor ki zaten. “Varsa derdiniz, karaya gelin buraya” diyor. Yapılan savaş zaten kara için yapılan bir savaş, denizle ilgili bir konu yok. Ne yapacaklar? Demokratik, akılcı bir seçim, sakin. Ama herkes, kâle almak lazım tabii, “ben seni adam yerine koymuyorum” dersen, olmaz. Herkes seçimde, demokratik hakkını kullanacak. Varsa oradan milletvekili çıkartır. Ama itlik yapan olursa da, bu kurulan hükümete bütün ülkeler garantör olsun. Türkiye, Amerika, İngiltere, Rusya da garantör olsun, içeride kim rezillik çıkarırsa, kafasını ezsinler, kanunla hukukla, bu kadar. Eğer Esad, ikinci aşama seçimlerde de halka sorulsun, “Esad’ı istiyor musunuz?” İstemiyorsa istemiyordur. İstemiyorsa, o da kendine orada bir devlet kurar yaşar. Rusya’nın da orada üs kurması çok makul, ondan tedirgin olmasına gerek yok. İşte Laskiye bölgesinde, baya büyük toprak parçası orası. Orada 3-4 tane üs kurabilir isterse, hava üssü de kurar. “Ben oradan sökülüp atıldım demesine gerek yok, küçük bir bölge orada rahatça yaşayabilirler. İki de kursun, dört de kursun, kimsenin buna bir şey dediği yok. Hani oradan çekip gideriz diye yanmalarına gerek yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Terör örgütü PKK’nın Kandil’deki elebaşlarından Murat Karayılan, “2012’den beri Hakkari’yi kontrol ettiklerini ve bunun kamuoyundan gizlendiğini” iddia etti. Şöyle diyor açıklamasında: “19 Haziran 2012’den bu yana Hakkari coğrafyasının yüzde 80’i gerillanın denetimindedir. Ancak burada sorun, AK Parti hükümetinin ve devlet yetkililerinin ısrarlı bir biçimde gerçekleri kamuoyundan gizlemeleridir. Örneğin Dağlıca denilen yerde son yaşanan çatışma, bir pusu veya basının çokça bahsettiği gibi hain bir tuzak olayı değildir. Orada 5 gün boyunca geniş bir alanda yoğun çatışmalar yaşanmıştır. Ancak gerçekler kamuoyundan gizlendiği için, sanki sadece bir patlama yaşanmış gibi yansıtılıyor.”

ADNAN OKTAR: Çatışma da yapılsa, akılcı düşündüğümüzde 80 milyon insan var. 72 saatte 4 milyon asker çıkarabiliyoruz, orada senin 10 bin silahlı adamın var. “Ben burayı işgal ettim” diyorsun. Biz oraya 4 milyon yığarız, biz de deriz ki, “hayır işgal edemedin” deriz. Seni kimse dinlemez o zaman. Aslana sinek konmuş da, sinek orada vızlamış, olmaz. Aslan bir silkelenir, sinek uçar. Derdine düşmesin.

Bak, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nden Akdeniz Bölgesi’ne kadar Türkiye’yi bölüp, İslam alemiyle ve Türklük alemiyle bağlantıyı kesmek istiyorlar. Senin Türklük alemiyle İslam elimiyle bağlantıyı kesmenin amacı ne? İttihad-ı İslam’ı engellemek. Bunu yapamazsın, buna gücün yetmez, boşa uğraşıyorsun. O, dağda üç beş tane kriptoyla hallolacak iş değil o. Ama tabii esrarengizdir, onları dağdan niye indirmiyorlar? Adamlar daha hala nasıl konuşuyor? Bir gariban bir karpuz falan çalıyor, adamın iflahını kesiyorlar anında yakalanıyor yaka-paça ama bu çakallara niyeyse böyle bir uygulama olmuyor. Bunu anlamak mümkün değil, buradaki esrarengizliği anlamak mümkün değil. Sanki şeytan bunları koruyor, bir gariplik var. Ama Allah’a güç yetiremezler. “Onlar bir mekir yaptıysa” diyor Allah bir hile, “Allah’ın da bir düzeni vardır, Allah’ın düzeni daha çetindir” diyor. “Onlar bir tuzak kurdular, Allah da bir tuzak kurdu, Allah’ın tuzağı daha çetin” diyor. Boş yere uğraşıyorlar. Ama şunu yapabilir PKK; “La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah” derler, tövbe-istiğfar ederler, “biz İttihad-ı İslam’ı istiyoruz, bütün İslam alemi birleşsin, sınırlar kalksın, biz nadim olduk” derler. Katil olanları bize verirler, onları hapse koyarız. Katilin kurtarırı yok. Öbürleri de savcıyla görüşürler, bir suçları yoksa, zaten bırakılırlar. Burada rahat yaşayabilir adamlar. Bak ben kurtuluş yolunu gösteriyorum. Öbür türlü ikili kıskaca alınıp yok edilecekler, ben söyleyeyim. Yani bir tane bırakılmayacak. Amerika da onlara tuzak kuruyor, onun da farkında değiller. Demirtaş diyor ki; “Amerika’nın bize kalleşlik yapacağını zannetmiyorum.” Yapacak, önceden söylüyorum ben size. Herkese yaptı bunu, bütün terör örgütlerine yaptı. Önce besledi onları, sonra boğdu. Besledi boğdu, besledi boğdu. Ve bunu size de yapacak. Akılsızlık yapmayın, zamanında vazgeçin, konu bitsin.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz anlatmıştınız; 10 yıl 11 yıl destek oldukları terör örgütleri var, o kadar süre sonra sonunda mutlaka dediğiniz gibi oluyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Böyle aslan hani avını yakalayınca nasıl uğraşır önce onunla, bazen de yalıyor onu ama sonra paramparça yapıp yiyor. Amerika’nın stili de budur. Mesela hakikaten silah veriyor, deniyor o silahları bakıyor, onların içine giriyor, sonra da onu tepeliyor. Bir avuç adamsınız, münasebetsizliği bırakın. Bu ham hayallerden de vazgeçin. İttihad-ı İslam en akılcı harekettir, en güzel hareket.

PKK’lı olduğunu iddia eden bazı küçük sinekler vız vız ötüyorlar. Böyle onları sineklikle kovalayacağımı zannediyorlar yahut böyle anti-foşurt diye bir ilaç vardır. Yok, o tip bir yönteme girmeyiz. Biz demokratik bilimsel olarak PKK ile mücadelemize devam ederiz. Tehdit etmeleri de çok ayıp, çok yakışıksız. Bizi rencide ediyorlar, yakışık almaz. O zaman ev sahibi bir daha seni evine almaz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, belirttiğiniz gibi Amerika daha önce Taliban’la bir araya gelip görüşmüştü, onları desteklemişti. Daha sonra da onlara karşı müdahale ettiler.

ADNAN OKTAR: Her zaman öyle yapıyor istisnasız, hemen hemen bütün terör örgütlerinde.

BÜLENT SEZGİN: Görüşme fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Göster. Amerika’da yapılan görüşme, evet.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kuzey Suriye’nin Cezire bölgesinde yönetimi elinde bulunduran PYD’ye bağlı özerk yönetim, yurt dışına göç eden ailelerin mal varlıkları için kamulaştırma kararı aldı. Buna göre savaş nedeniyle göç eden tüm ailelerin mallarına PYD el koymuş oluyor.

ADNAN OKTAR: Bunu Türkiye seyretmemesi lazım, bordo bereliler oraya bir indirme yapsın gece, “sizin neye el koymanız gerektiğini size göstereceğiz” diye, orada gereğini yapmaları lazım. “El koyma öyle olmaz” diyeceksin, değil mi? Çok gıcık adamlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Burada göstermiştiniz, PYD yönetimi okullarda Öcalan’ın destekleyen onun resimleriyle dolu kitaplar bastırıp, okullara dağıtmıştı, onunla eğitim yapıyordu. Şu anda Ulusal Suriye Konseyi’ndeki Kürt Birliği bundan şikayetçi oldu ve uluslararası hukuk kuralları içinde buna karşı bir tedbir alınmasını istedi.

ADNAN OKTAR: Daha yeni yeni uyanıyorlar.

“Biz her yere hakim olduk” diyor. Kardeşim, sinek de geliyor aslanın üstüne konuyor, hakim mi olmuş oluyor? Ne biçim laf bunlar. Yahut üç beş sinek oluyor bazen. Aslan onu pençelemeye bile gerek duymaz, bir silkelenir yeterli olur. Pençeyi yeseler otuz takla atarlar zaten. Bak, kitle katliamı yapılacak onlara. Kendilerini kurtarsınlar, gelsinler Türkiye’ye teslim olsunlar. Sonra söylemedi demesinler, bak hepsine kitle katliamı yapılacak, bir tane PKK’lı bırakmayacaklar orada, akılsızlığı bıraksınlar. Amerika, onlarla oynuyor, anlamıyorlar.

Kürt kardeşlerimiz, Müslüman kardeşlerimiz, Türkler, Araplar akın akın gidiyor, sadece PKK’lılar orada köpek sürüsü gibi yaşıyorlar. Bir yerde 10 kişi, bir yerde 50 kişi, bir yerde 60 kişi, yüzlerce kilometrelik alanda bu alçaklardan başka kimse kalmadı her yeri boşalttırdılar. “Biz buraya el koyuyoruz” diyor. Ben nereye el koyacaklarını onlara göstereceğim, kanunla hukukla, inşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Daha önce de Tel-Abyad’dakilerin evlerine el koymuşlardı Adnan Bey. Buradan geri dönenler bulamamışlar evlerini.

ADNAN OKTAR: “Bizim oldu” diyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet. Zaten Arapların o bölgeye geri dönmesine izin de vermemişlerdi.

ADNAN OKTAR: Evet. Ani bir gece harekatıyla bu işi bitirmek lazım. 12 saatte falan bitirmek lazım. “Pardon yanlışlık oldu” dersin, geri dönersin. Bu çakalları bu kadar şımartmanın bir alemi yok.

Bir de siyasetçilerden eğer Amerika’dan korkan varsa, sadece Allah’tan korksunlar. Amerika ne yapabilir ona? İç karışıklık çıkartacaklarmış. Çıkarttırmayız, bu kadar basit. Burası ne ki, iç karışıklık çıkarsınlar? Diyebilirler, “seni öldürürüz” derler, gelsin öldürsün, şehit olursun. Bu kadar çekingen olmanın bir alemi yok. Amerikan derin devletinden bazı siyasiler çok korkuyorlar. En fazla ne yapabilir, ne yapar yani? En fazla seni şehit eder, daha ne istiyorsun?

Özellikle benim son zamanlarda politikada gördüğüm, bir baskı var Türkiye’nin üstünde, buna karşı tedbir alınması gerekiyor. Siyasilere baskı var Amerika’dan, öyle gibi görünüyor. İngiltere’den baskı var gibi görünüyor. Mesela Rusya hiç takmıyor onların kabadayılığını, Türkiye de takmasın. Hayır, sözler falan da vermiş olabilirsin, Allah Allah “enayiliğine doyma” dersin, “vazgeçtim” dersin, bu kadar basit. Ne korkuyorsun?

Özellikle cesaret, siyasetçinin en önemli vasfı olacak, ürkek siyaset olmaz. Mesela Rusya baya cesur siyasette. “Var mı ulan” diyor, “böyle yapacağım” diyor, küt diye oturtuyor. İran da öyle. Mesela Kuzey Kore bir avuç, ufacık bir ülke. O dıbış oğlan bütün dünyaya kafa tutuyor. Amerikan derin devleti onu tehdit ediyordu, “höst” dedi, bir atom bombası patlattı, Amerikan derin devleti pıtsı çöktü aşağı. “Bir daha ötmeyeceksiniz” dedi, ötmüyorlar bak gıkı çıkmıyor. Nerede gariban görürlerse, üstüne çöküyorlar. Onun için bunlara cesur davranmak çok önemli. Yani hoşting edebiyatı önemlidir. En önemli yöntem.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz zaten biliyorsunuz Adnan Bey, inşaAllah, 6 gün savaşında, İsrail, Amerikan gemileri yaklaşmayın buraya” dedi, bir tanesi yaklaştı, batırdı onu. Hiçbir şey diyemedi Amerika.

ADNAN OKTAR: Çünkü Amerikan yönetimi Musevilerde de onun için. Musevi Musevi’ye ne desin? En güçlü lobidir Musevi lobisi.

Kardeşim bak, o kadar karmaşık gibi görünüyor ama alttan alta hem Mehdiyet gelişiyor, hem Mesihiyet gelişiyor. Ne Hz. İsa Mesih (a.s)’ın evlatlarıyla, talebeleriyle mücadele edebilirler, manevi evlatlarıyla, ne de Hz. Mehdi (a.s) ile. Kader böyle. Bu görüntüyü değiştiremezler. Bu akan görüntüde, bu filmde Mehdiyet hakim oluyor. Filmin sonu böyle. Hz. İsa Mesih (a.s) zuhur ediyor, Hz. Mehdi (a.s) zuhur ediyor, PKK bitiyor, komünizm bitiyor, Darwinizm bitiyor. Filmin sonunu merak edenlere söylüyorum. Bu gördükleri film, o şekilde bitecek. Ama şu an hop oturup hop kalkıyorlar, o gerekiyor. Filmlerde de öyledir. Filmin kahramanı çok zor durumda kalır, zorlanır veya mahvoldu zannedersin, bitiyor zannedersin, bakarsın hayret edilecek yollardan başarılı olmuş.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kulislerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın ardından, kızı Sümeyye Erdoğan’ın da milletvekili adayı olacağı iddia ediliyor. MHP’nin ihraç ettiği Sinan Oğan’ın da AK Parti’den aday olabileceği iddia edildi. Parti yöneticileri; “Oğan’ın Iğdır’da önemli bir gücü var ancak Cumhurbaşkanımıza da çok ağır hakaretleri oldu” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Hakaret ettiyse, siyasetçi olarak bunu normal karşılamaları lazım. Klasik siyasette bu var, ilk defa olan bir şey değil. Oğan’ın etrafında öyle bir seven topluluğu varsa, onun zayi olması yazık. AK Parti’den girsin, milletvekili olabiliyorsa, olsun. Bugün böyle derde, yarın başka türlü der. AK Parti’ye milyonlarca insan karşı, Tayyip Hoca’ya milyonlarca insan karşı. Zamanla fikri değişebilir bir insanın. Ölünceye kadar Tayyip Hoca’ya karşı mı olacak? Mecbur mu buna? O an öyle düşünmüş olabilir, bir saat sonra da başka türlü düşünür. Bunu anormal karşılamak, yersiz. Sinan Oğan, sevenleriyle beraber eğer faydalı bir şeyler yapabilecekse, bunun zayi olması ve harcanması mantıksız olur. Gereğini yapsın, AK Parti’den milletvekili olabiliyorsa olsun.

Alper Yiğit; “Hocam, açıklamanız akla, ruha ve mantığa hitap ediyor, o nedenle çok beğeniyoruz” diyor.

Facia 621; “Radikalizm nedir?” Bak sözlüğe. Biz Ekşi Sözlük değiliz, Allah Allah. Bak oradan, öğren.

“Hocam, hangi partiye oy vereceksiniz?” Mustafa. O bizde olan bir bilgi. Genellikle tabii ben hep sağın bölünmemesinden yanayım. Ama Tayyip Hoca’nın da üslubunu düzeltmesini bekliyoruz.

“PKK artık komünist değil, Stalinist hiç değildir.” PKK’nın komünist Stalinist olduğunu Abdullah Öcalan, lideri söylüyor ve bütün yöneticileri söylüyor, sen de “değil” diyorsun. Yöneticilerine, liderine mi inanalım, sana mı inanalım? Burada bir anormallik yok mu? Ama sen lideri olduysan haberimiz yoksa, onu da söyle de biz ona göre bir şey söyleyelim.

“Beşar Esad’la ilgili hadis çok enteresan, bu çok acayip” diyor “canlı yayında tekrar anlatır mısınız?” diyor.

Yüzde 41 AK Parti’yi kurtarmıyor mu?

AYLİN KOCAMAN: Hayır, eğer HDP geçerse kurtarmıyor.

ADNAN OKTAR: Nasıl?

AYLİN KOCAMAN: HDP barajı geçerse yine kurtarmıyor.

ADNAN OKTAR: Barajı geçiyor tabii HDP. 257 milletvekili alıyormuş, kurtarmıyor.

Şimdi kısa bir ara devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: PKK, Marksist, Leninist, Stalinist Bir Örgütlenmedir.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Bingöllü misafirlerim vardı, Kürt kardeşlerim, Kürt anneler, başörtülü, çarşaflı. Bayağı da kalabalık gelmişler. Nur gibi insanlar, dünya tatlısı onlar.

İslam’ı anlatmada böyle halkın tepesinden anlatma modası çıktı. İşte “siz Kuranı bilmiyorsunuz, İslam’ı bilmiyorsunuz. Gelin size İslam’ı öğretelim.” İslam karmaşık bir şey değil ki. Kuran son derece sade. Allah “Ben varım” diyor, “Bir’im” diyor “helali haramı var” diyor, çok az haramlar zaten, helaller sonsuz. “Namaz kılacaksınız” diyor “oruç tutacaksınız, zekat vereceksiniz, hacca gideceksiniz, Kelime-i Şahadet getireceksiniz.” O kadar. Muazzam bilgilere sahiplermiş gibi anlatıyorlar sürekli. İman hakikatlerinin üzerine durmuyorlar. Sadece bilmişlik yapmak. Öyle değil. İslam öyle değil. İslam; derin iman, Allah’ı çok sevmek. Allah’ı sevdirebiliyor musun? Yok. Kendin seviyor musun? Hiç sevmişe benzemiyorsun. Allah’tan korkmak ve Allah’ı çok sevmek. Bunun sağlanması gerekiyor. Bunu sağladıktan sonra dinin anlaşılmayacak bir yönü yok. Bilmiş bilmiş tepeden böyle üstten anlatımlara gerek yok. Bir de bilgisi az insanlar, dini zorlaştırdığında daha kalbi tatmin oluyor. Ne kadar zor olursa, o kadar ferahlıyor. O kadar dine zarar verirsin. Dini ne kadar zorlaştırırsan, o kadar dine zarar verirsin. Böyle halka tepeden bakan bir üslup yakışık almaz. Bir de din mühendisi olmak doğru değil, din teknisyeni. Din, öyle bir şey değil. Allah’ı sen aşkla sevdiğinde, gerçekten seviyorsan bitti zaten. Samimiysen, Allah’ı aşkla seviyorsan konu bitti. Bu kadar. Ama sen samimi değilsen, Allah’ı aşkla sevmiyorsan istediğin kadar bilmişlik yap, istediğin kadar ukalalık yap, istediğin kadar üst perdeden konuş, hiçbir şey elde edemezsin. Bütün konu Allah’ı aşkla sevmektedir ve onun mahviyetini tevazusunu yaşamak.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yarın, yani 19 Eylül Cumartesi günü saat 19:00’da Yaşamdan Portreler programı yayınlanacak A9 TV’de. Aylin Atmaca’nın konuğu eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı İmren Aykut.

ADNAN OKTAR: İmren Hanım çok kibar bir hanımdır, sevgi doludur, kibar kaliteli bir insandır. Allah ömrünü uzun etsin. Kıymetli fikirlerinden istifade ederiz. Allah sağlık sıhhat versin, uzun ömür versin. Türkiye’ye çok faydalı olacak bir insan. Yine bakanlık yapabilir. Neden istifade etmiyorlar, ben bunu anlamıyorum. Tahir Sarıkaya çok efendi bir çocuk, terbiyeli kibar bir insan. Onunla program mı yapacaksınız?

AYLİN KOCAMAN: Evet, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hangi gün?

AYLİN KOCAMAN: Pazar günü.

ADNAN OKTAR: Saat kaçta?

AYLİN KOCAMAN: Sabah Saat 09:00’da

KARTAL GÖKTAN: Beyaz TV de “Uyan Türkiye’m” programında.

ADNAN OKTAR: Uyan Türkiye’m biraz garip olmuş. Türkiye sanki uyuyor da, sizi uyandıralım der gibi olmuş. Tahir Sarıkaya, efendi bir insan. Konu nedir?

AYLİN KOCAMAN: Konu, PKK ve masonların sizi ziyareti.

ADNAN OKTAR: PKK ve masonların ziyareti hakkında size soru soracak. Bana sorsa daha doğru olmaz mıydı? Tamam, size sorsun. Bir daha söyle ne gün, saat kaçta?

KARTAL GÖKTAN: Sabah saat 09:00 ile 10:00 arasında Aylin Kocaman ve Didem Ürer Beyaz TV’de Uyan Türkiye’m programında Tahir Sarıkaya’nın konuğu olacaklar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Müslümanlara çok eziyet ettiler, onlar da cinnet geçirdiler. Silahla sokağa çıkıyor. Bu kadar üstlerine gitmenin, bu kadar canlarını yakmaları çok kötü oldu. Mahvettiler. Parmağını doğruyor kurutuyor boynuna asıyor. Kulağını kesiyor, boynuna asıyor. Deli misiniz siz? Böyle manyaklık olur mu?

Faruk Çelik Urfa’dan aday. Orada tanınan aşiret mensuplarını aday göstermesi lazım Ak Parti’nin, onu bir türlü yapmıyorlar. Faruk Çelik’i Urfa’da pek yoktur benim kanaatim. Demin Bitlis’ten gelen kardeşlerim akıl almaz güzel, hepsi çarşaflı, simsiyah doldurdular buraya böyle. Acayip şekerler. Hepsi Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyorlar, hepsi Hz. İsa (a.s)’ı bekliyorlar. Anne Nakşibendi’ymiş, 12 çocuğu olmuş, maşaAllah. Hepsi nur gibi insanlar, çok temiz insanlar, maşaAllah.

Kağan Öztürk; “Üstat müzikle yıktın yine ortalığı, helal üstat helal” diyor. Kağan herhalde döne döne oynadı sevimli.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İstihbarat birimleri terör örgütleri, IŞİD ve PKK’nın canlı bomba eylemleri için, harekete geçtiği uyarısını yaptı. İstihbarat birimlerinin İçişleri Bakanlığı’na sunduğu raporda; Telafer, Tuzhurmatu ve Kerkük’teki Türkmen ve Arap kökenli yedi IŞİD militanının Türkiye’ye gönderildiği kaydedildi. IŞİD militanlarının dikkat çekmemek için sakal ve bıyıklarını keserek Türkiye’ye girdiği ve IŞİD’in PKK’ya yönelik eylem kararı da aldığı öğrenildi.

ADNAN OKTAR: IŞİD; devletin, milletin düşmanı olan PKK ile uğraşıyor. Devlet de gidip PKK ile uğraşırsa ve kendine yüzlerce kilometredeki IŞİD ile uğraşırsa, bu biraz garip olur. Adamın sana zararı yok, seninle bir işi yok. Onun derdi PKK ile.

CEYLAN ÖZBUDAK: İki gün önce Adnan Bey, siz biliyorsunuz zaten inşaAllah, IŞİD Suriye deki PKK’lıları, oradaki halkla ilişkiler binasını bombaladı, PKK’lı otuz kişi öldü.

ADNAN OKTAR: Bombalama bunu tasrif etmiyoruz ama IŞİD tek başına PKK’yı ortadan kaldıracak güce sahip. Ve defalarca ortadan kaldıracak güce sahip. Tek başına. Mesela biz otuz senedir, kırk senedir uğraşıyoruz. Yani IŞİD istese, kırk yıldan beri bizim uğraştığımız bu belayı, kırk günde ortadan kaldırabilir. Bir dalsalar, bitirirler. Türkiye’nin IŞİD ile hiçbir işinin olmaması lazım. Sınırlarımızdan uzak, bizden alakasız insanlar. Ayıca PKK’lı arayacaksa, zaten sınır boyunca var. IŞİD’in öyle bir derdi olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kuzey Suriye’de PYD kontrolündeki bölgelere peşmergenin girilmesi konusunda dün Amerika devletinde Barzani ve Salih Müslim arasında bir görüşme yapılmıştı. Ancak görüşmeden hemen sonra PYD açıklama yaptı ve “buna izin vermeyeceklerini” söyledi.

ADNAN OKTAR: İzin vermeme diye bir şey olmaz. Gereğini yapar, gerekli güçler. Bunların burnu çok büyümüş. O burunlarını koparırlar kanunla hukukla, akıllarını başlarına alsınlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde, PKK’lı öğrenciler stant açan öğrencilere döner bıçağı ile saldırdı. Yeni dönemde öğrencileri karşılamak için yemekhane önünde bulunan öğrencilere, önce sözlü sataşan grup, daha sonra PKK flaması asmak istedi. Standın arkasındaki Türk bayrağını indirmek isteyen PKK’lılara müdahale eden öğrenci grubuna döner bıçakları ile karşılık veridi. Terör örgütüne mensup kişiler, üç kişiyi yaralayıp olay yerinden uzaklaştı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu nasıl oluyor, bak gece gündüz diyorum, terör örgütüne mensupları saldırdığında, vatandaşın kendini koruma hakkı olsun. Ve sorumlu olmasın bundan. Şimdi orda onlara cevap verseler, öğrencilikleri falan yanar, Allahualem. En az bir on yıl falan içeri girerler. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bunlar saldırdığında, vatandaşın kendini her türlü savunması, helal olsun yani açık hale getirelim. Kanunla güvence altına alalım ve konu bitsin. Yoksa bu uzar. Bak adam geliyor Türkiye’de okulun içinde kabadayılık yapıyor, kimse bir şey demiyor. Döner bıçağı ile geliyor, doğruyor ve gidiyor. Ve yanına kar kalıyor adamın. Ve faili meçhul oluyor. Onlar bu kadar özgürse, benim vatandaşım niye özgür olamıyor, ben bunu anlamadım. Vatandaş da özgür olsun.

IŞİD, Türkiye içerisinde, eylem yapmaz. PKK’nın orası burası kasılmaya başladı. Vücudunun çeşitli noktalarında, sifinkterlerin de kasılma başladı. “Bizi söyle yapacaklar bizi böyle yapacaklar.” Ben söyledikçe onlar uyuyamayacak hale geldiler. Dedim ya size bak katliam yapacaklar. Kafayı çizdiler bak ertesi gün böyle bir açıklama geldi. Bombalı eylemli falan. Yerlerini söyleyeyim de rahat uyusunlar. Türkiye’nin içinde değil. Haritayı göster.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster. Şimdi o sarı bölge var ya, onun tamamında boğacaklar, onları söyleyeyim.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz yolu gösterdiniz terk etmesi için.

ADNAN OKTAR: Bak onlara kamyonlarla falan girecekler. Kaçsınlar Türkiye’ye gelsinler, savcılıklara teslim olsunlar. Akıllarını başlarına alsınlar. Bir tane bırakmayacaklar PKK’lı. Bu YPG’Lİ, HPG’Lİ falan var ya, bunların tamamı. Tüpgaz firması gibiler. Yanlış anlar, Türkiye’de öyle bir olay yok.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, bu “Amerika’nın bize böyle bir şey yapacağına inanmıyoruz” açıklamasını siz tam anlatmanız üzerine gelmişti. Daha önce hiç böyle bir konu yoktu.

ADNAN OKTAR: Tabii. Selahattin Hoca çıktı, “Amerika’nın bize kalleşlik yapacağını bize arkadan vuracağına hiç kanaatim yok. Yapmaz değil mi?” diye sordu. “Onlar iyi adamlar.” Bak iflahınızı kesecek Amerika. PKK için söylüyorum. İflahını kesecek. HDP ile uğraşmaz Amerika, zaten kâle de almaz. Ama PKK’yı, Amerika eninde sonunda feci şekilde ezecek. Ama hepsinden önce IŞİD ezecek. Kaçsınlar, gelsinler teslim olsunlar. Sonra da demedi demesinler. Bak rüyalarına giriyor demek ki, korkudan sakal bıyık kesip, işte bu kılıkta şu kılıkta gelip bizi kesecekler falan diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bunun üzerine Adnan Bey daha önce siz açıkladınız, Amerika’nın daha önce terör örgütlerine yardım edip sonra ezdiğini. Senato da soru soruldu “Niye Türkiye’ye yardım ediyor Suriye ve Amerika?” diye. Karşıdan gelen cevapta şöyle idi; “Terör örgütleriyle hiçbir zaman işbirliği yapmaz Amerika sadece kullanır” şeklinde cevap verdi, tam sizin dediğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bunları çalı süpürgesi gibi kullanıyorlar bu avanakları. Akıllarını başlarına alsınlar. Bak hepsini IŞİD doğrayacak. O sarı bölgede olanların tamamını. Amerika falan onları kurtaramaz, kaçsınlar. Sözümü dinlesinler. “Türkiye de yapacak” diyor. Türkiye de yapacak olsa, söylerdim size. Yer belirtmedim, ondan çizdiler. Yerini de söylüyorum bakın.

Bucak Aşireti’nden AK Parti milletvekili alsın. Hata yapıyor. Bucaklar, delikanlı yiğit insanlar, bu vatana millete çok hizmetleri oldu. İçlerinden çok vatansever çıktı ama haddi hesabı yok. Bu değerli insanlara gereken değerin verilmesi lazım. Bucak komple delikanlıdır. Hepsi kabadayıdır, yiğit delikanlılardır. AK Parti’ye güç olur bu, iyilik olur. Hata yapıyorlar, oradan mutlaka ileri gelenlerinden kişileri meclise alsınlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Levent Gültekin “bir Kürt olarak bu yazıyı yazıyorum”” diyerek şunları söyledi; “PKK’nın yaptıklarından tüm Kürtler sorumlu tutuluyor. Üstelik PKK ile hiçbir alakası olmayan Kürtler suçlanıyor. Ama ülkenin içinde bulunduğu şiddet sarmalından utanması gereken biri varsa, onlar Kürtler değil PKK’yı var eden iktidarlardır. Bu sorunun büyümesinin sorumlusu Kürtler değil, bu ülkenin çocuklarına onurlu, haysiyetli, özgür, eşit bir hayat sunamayanlardır. Ne yapacağız yani, ülkemizi bu despotlara terk edip biz mi gideceğiz? İktidarlar ve onların soytarısı olan kendini bilmezler istediler diye, evimizden mi çıkacağız?” dedi.

Daha önce İnternet Haber’de yazıyordu şimdi başka haber sitesinde yazıyor.

ADNAN OKTAR: Levent Gültekin okuryazar bir insan. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Bir Kürt olarak bu yazıyı yazıyorum” demiş. “PKK’nın yaptıklarından tüm Kürtler sorumlu tutuluyor. Üstelik PKK ile hiç alakası olmayan Kürtler suçlanıyor.”

ADNAN OKTAR: Ne alakası var? Nerde görülmüş öyle bir şey. Üç beş tane dangalak onu söyleyen yahut kangal. Öyle bir şey olmaz, PKK eşittir Kürt, çok münasebetsiz bir şey. Demin geldi buraya annelerim Kürt. Benim kız arkadaşlarımın çoğu Kürt. Kardeşlerimin de çoğu Kürt. PKK’dan da nefret ederler. Nereden çıkıyor bu laflar? Çok mantıksız, münasebetsiz insanlar. Bunlara inanmasınlar, öyle bir şey yok. Kürt demek, yiğit demek, aslan demektir, nur demektir, delikanlı demektir.

Kürt anne yayına katılacaktı normalde, yayına Türk bayrağı getirmiş, “bunu açacağım” dedi, “PKK’ya dümdüz gideceğim buradan” dedi. “Aman annem” dedim. “Bayrağı da göstereyim mi?” dedi, “yok yok” dedim. Çantasına koymuş bayrağı, sarmış, hazırlamış. Yani burada söyleyemeyeceğim sözler söylüyor PKK’ya. “Darmadağın edeceğim buradan” diyor. Ama anne tam klasik Kürt anne, böyle elleri kınalı filan, dövmeli filan. MaşaAllah. Tam babayiğit böyle aslan. Kızlarının hepsi çarşaflı, Bingöl’ün aslanları. Çok fazla öyle Bingöl’de bizi seven, maşaAllah.

Mesela üniversitede çocuklar ne sergisi yapmışlar orada? Ben buna takıldım bu konuya. Biliyor musunuz?

BÜLENT SEZGİN: Karşılama standı açmışlar, yeni gelenler için.

OKTAR BABUNA: Türk bayrağı asmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. PKK orada müdahale ettiğinde çocukların bir şey yapamaması çok acı bir olay. Bunu hükümet nasıl kabul ediyor? Allah rızası için. Tamam, yine bir çözüm insan kanun, hukuk içerisinde bulur da, yani ne gerek var? Vatandaş mağdur olmasın. Tayyip Hoca bir şey söyledin mi Tayyip Hoca’ya bunun ulaşması üç yıl sürüyor. Mesela PKK hakkında ılımlılık istemişler, bazı gazeteciler de. Ne ılımlılığı? Ben Tayyip Hoca’ya bak, “pislik, kahpe, kalleş” dedim, geçen gün Tayyip Hoca da aynısını söylüyor. Ağızları alışsın. Bunlar pislik, kahpe ve kalleşler.

Bu hadisi bana kim okuyor? Ceylan okur, aslan. Baştaki hadisi oku, ben açıklayacağım.

CEYLAN ÖZBUDAK: “İbni Mace ve Ebu Naim, Ebu Hureyre'den tahric ettiler. O dedi, Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır. Ehl-i Beytimden birisini çıkarır. Ve dünyaya malik eder. O Konstantiniyye ve Deylem Dağları’nı fetheder.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Deylem Dağları. Konstantiniyye; İstanbul. Kıyameti durdurur” diyor Allah. Hz. Mehdi (a.s) için, Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle kıyameti durdurur. “Konstantiniyye ve Deylem Dağları’nı fetheder.” İstanbul’u manen alıyor. Deylem Dağlarının özelliği ne? İran’da, PKK’nın en yoğun olduğu yer Deylem Dağları. İran’da, PKK’nın üssü olan bir bölgedir. En yoğunlaştıkları yerdir. “Orayı da alacak, darmadağın edecek” diyor, “Deylem Dağlarını.”

Şimdi bak, Tayyip Hoca’ma bir daha rica ediyorum, Başbakan’a da rica ediyorum. Halkın, PKK’ya karşı kendini korumasında suç unsuru diye bir şey olmaz. Yani mesela döner bıçağıyla geldi. Eline odunla vurup düşürsün. Eli kırılabilir, çatlayabilir. Bundan sorumlu olursa, vatandaş çok acayip bir şey olur. Yani “niye kolunu kırsın?” derse, acayip olur. Buna bir kolaylık göstersinler. Bunun ölçüsü yok ki, nasıl vuracak eline? Vurduğunda, büyük bir ihtimalle tahribat meydana gelecek kolunda. Odunla vurduğunda, sapır sapır dökülür elindeki. Çocuklar vuramıyor. Yani odunla vuramıyorlar. Çünkü vursa “niye kolunu kırdın? Hadi bakayım içeri.” Çünkü organda tahribat, benim bildiğim bayağı bir cezası var. Bir kolaylık yapsınlar. Bak, bu konu çok uzadı. Geçenlerde de bir aslanımızı ülkücü bir koç yiğidimizi, Fırat Çakıroğlu, o aslanımızı şehit ettiler, o da hala içimde ukde. Onu yanlarına bırakmayacağız, onu söyleyeyim. Yani hiç boş yere sevinmesin PKK. Onu eğer onlardan yüz bin misliyle burunlarından fitil fitil getirerek çıkarmazsam onun intikamını, bana onlar ne diyorlarsa desinler. Kanunla, hukuka gereğini yapacağız. Bunu akıllarına koysunlar. Ama bak, bu konu çok önemli. Bir daha söylüyorum, vatandaş PKK’ya veyahut teröristlere karşı kendini korurken suçlu konumda olmasın. Serbest olsun. PKK’lı adamın demir heykeli oluyor, ayağına basıyor, dava açılıyor hakkında. Yani tamam, kanuna, hukuka saygılıyız ama kanun değiştirilsin, vatandaşa kolaylık sağlansın.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün de Tunceli’de yol kesen PKK’lılar, bir astsubayımızı kaçırmış. Vatandaşlarımız müdahale etmeye çalışmışlar ama.

ADNAN OKTAR: Orada o kadar kolay ki ona müdahale etmek. Ama kanun, tutuyor. Kanunu gevşetsinler, açsınlar. Vatandaş kanundan çekiniyor. Yani kanunu çiğnemekten çekiniyor. Kanunu genişletirsen, kanuna uygun olduğu için, istediği gibi müdahale eder. Adama sorarsın; “Ne yapıyorsun sen? Çek şu elini” dersin. “İndir aşağı” dersin. İndirmezse, bir şekilde indirirsin, inşaAllah. Ama sorumlu oluyor. Olmaz. Buna bir çözüm, acil.

Mesela döner bıçağının Yıldız Üniversitesi’nde ne işi var? Silahın, pusatın ne işi var orada? Nasıl bunları içeri sokturuyorlar?

Murat Budak Beritan; “Hocam ben Cizre’den. Sizce Kürtlerinin ana dilde eğitim istemesi, hatta kendi kendini yönetmesi bile Kuran’da aykırı mı? Ben mealini okudum, günah diye bir şey görmedim. Açıklar mısınız?” Şimdi kardeşim, burada bir iyi niyet olsa, sözümüz yok. Yani mesela özerk yönetim de olur, federasyon da olur, iftihar ederiz. Kürtçe konuşsun istediği gibi, yine iftihar ederiz. Şimdi bak, Murat Budak Beritan, Beritan aşiretindensen iyi güzel, o aşireti severim. Cizre zaten mübarek bir beldedir. Kardeşim, bak söylüyorum, Kürtçe konuşmakla iftihar ederim. Kürt annelerimde buraya geliyor Kürtçe konuşuyor. En önemlisi benim kız arkadaşlarım neredeyse yarısı Kürtçe biliyor şu an. Ana dili gibi, hepsi Kürtçe kursuna gittiler. Kürtçeyi, bir Kürt’ten çok daha iyi biliyorlar. Yani bilimsel açıdan da, her açıdan çok detaylı tercüme yapacak durumdalar. Kürtçede bir şey yok.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin Kürtçe eserleriniz var.

ADNAN OKTAR: Benim Kürtçe eserlerim var, Kürtçe yayın var. Kürtçeyle ilgili bir sorun yok. Federasyonda da bir sorun yok. Komünistlikte sorun var. Stalinistlikte sorun var. Allah’sız, Kitapsız olmada sorun var. İslam âlemiyle Türkiye’nin bağlantısını koparma planında sorun var. Sen Karadeniz’den Akdeniz’e kadar bir çizgi çizmişsin. Haritada görünüyor. O çizgiyi alır senin karşına getiririm. Ona müsaade etmem. Ve yanlışlığını sana anlatırım. O haritanı daha Türkçesi böyle kabul etmem, bunu unutacaksın. Kardeşim, ne kadar münasebetsiz bir şey. “Bunda ne mahsuru var?” diyor. Sanki masumane bir şeymiş gibi. Ama çok dindar, efendi olur, makul bir şey olur. Ben ne diyorum; “Suriye’deki kardeşlerimiz devlet kursun” diyorum “Kürt. Irak’takiler devlet kursun, birleşsinler” diyorum. “Türkiye’ye de bağlanın” diyorum. Çünkü burada bölünme yok, bütünleşme var ama burada bunların derdi Türkiye’yi bölüp, sırf bölmeyle de kalmıyor bak, İslam âlemiyle bağlantıyı koparmak. Sonra da Türklük âlemini mahvetmek, İslam âlemini mahvetmek. Bak, kardeşim sana açıkça söyleyeyim, bana güven, benim yapmayacağım şey olmaz. Yani dünyayı başınıza yıkarım kanunla, hukukla. Buna müsaade etmem. Denemeye kalkmayın. Deneme çünkü bir kere olur, ikinci kerede düzeltme imkânı olmaz. Aklınızı başınıza alacaksınız. Kanunla, hukukla gereğini yaparız.

Komünist olmasının zararı yok. Terörist bölücü komünist olması sorun. Yoksa komünist olması niye sorun olsun? Benim çok fazla komünist arkadaşım var. Bayağı kibar, saygılı, nezaketli çocuklar. Komünistler gayet açıktırlar her hür fikre. Oturup konuşursun, tartışırsın. Öyle bir şey yok. Komünist, Stalinist, terörist, bölücü; bu tehlike.

Mem Halfeti; “Daha ne istiyorsun madem Amerika bitirecek PKK’yı. Sizin de istediğiniz bu değil mi?” O uzun vadede bitirmeyi düşünüyor. Şu an değil. Yani İslam âlemini yok ettikten sonra, en sona o PKK pisliklerini temizlemeyi düşünüyor. Onu şimdi bir çalı süpürgesi gibi kullanmak istiyor. Yani Türkiye’yi bölecek, İttihad-ı İslam’ı engelleyecek, ondan sonra bu mikropları, bu kiralık katilleri yok edecek. Biz buna müsaade etmeyiz.

CEYLAN ÖZBUDAK: O anda “Amerika PKK’yı yok ederken, bütün Kürt kardeşlerimize karşı olacak” diye anlatmıştınız.

ADNAN OKTAR: Tabii tabii, PKK’yı ayırt etmeyecek. Kürt diye bir kavim kabul etmiyor adam. Tamamını yok etmeye çalışıyor. Avrupa’da da katlederler, Amerika’da da katlederler, her yede katlederler. Yani bir soykırım düşünüyorlar. Yani nefret ediyor aslında Amerika derin devleti PKK’dan. Kürt kardeşlerimizden de nefret ediyor. Yani hâşâ aşağı bir ırk olarak görüyor. Nefret ettiği bir topluluk. Türkleri de aynı şekilde görüyor. “Ama önce en büyük tehlikeden başlayalım” diyor, “sonra onlara geçeriz” diyor. Kafa bu.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, doksan dört yeni geçici köy korucumuz yemin töreni yapıp göreve başlamışlar.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Ulusu Barajı’nın yol güvenliğini sağlamak için doksan dört geçici köy korucusu, bugün Midyat ilçesinde düzenlenen törenle yemin ederek göreve başladılar.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan. Doksan dört ne? En az doksan dört bin korucu alsınlar. Doksan dörtten ne olacak?

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberleri okuyalım mı Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyetleri hakkında bilgi veriyorum; Ankara’daki kardeşlerimiz farklı tarihlerde Dikmen Sokullu Mehmet Paşa Caddesinde bin yüz adet, Keçiören Dutluk’ta yedi yüz adet. Meteoroloji’de altı yüz elli adet A9 ve Evrim Yoktur broşürü dağıtmışlar. Yine Ankara Demetevler hastane metro çıkışından otuz adet, Ulus metro çıkışından otuz adet eserlerinizden dağıtmışlar. 6 Eylül Pazar günü ve 9 Eylül günü Alanya’da yüz adet kitaplarınızdan dağıtılmış. Ayrıca Alanya’daki bir yerel televizyonun Yönetim Kurulu Başkanı Servet Sipahioğlu ile görüşmüş kardeşlerimiz. Kendisine Yaratılış Atlası hediye etmişler. Servet Sipahioğlu, A9 TV’nin yayınlarını çok etkili bulduğunu belirtip, size selamlarını iletmiş.

ADNAN OKTAR: Aleykum Selam.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca belgeselleri kendi kanalında yayınlayacağını da iletmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Önceki günlerde kardeşlerimiz Kayseri Köşk Sosyete Pazarı’nda bin adet PKK ve İslam Birliği broşürü, yirmi beş adet dergi ve sizin çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler halkımıza. Kayseri halk pazarında da bin adet PKK broşürü dağıtmışlar. Sonrasında evde kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler. Belçika’da kardeşlerimiz evde bir araya gelmişler, güzel bir sohbet gerçekleştirmişler. Altı tane ufaklık varmış sohbette. Onlar da alıştıkları için, sohbet sırasında uslu durmuşlar bayağı, rahatsızlık vermemişler hiçbir şekilde.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, bayram şekeri bu. Şu tatlılığa bak sen. Bir de keyfi acayip yerinde yani, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Devam edelim mi?

ADNAN OKTAR: Evet, devam et.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz, Yalova Termal İlçe Kaymakamı Sayın Murat Büyükköse’yi, Subaşı Belde Belediye Başkanı Sayın Volkan Yılmaz’ı, Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Sayın Doktor Ünal Küçükyılmaz’ı, Yalova Şubesi Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Şubesi Başkanı Sayın Mustafa Ürkmez’i, ayrı ayrı makamlarında ziyaret ederek kitaplarınızdan hediye etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 7 Eylül tarihinde ev sohbetinde bir araya gelip, Bediüzzaman Hazretleri’nin Kastamonu Lahikası’ndan bir mektup ve kitabınızdan bölümler okumuşlar. İstanbul’daki kardeşlerimiz 16 Eylül tarihinde Bahçelievler Yayla’da yirmi beş adet çeşitli kitaplarınızdan ve bin adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Ayrıca ev sohbeti yapmışlar. 1-6 Eylül tarihleri arasında, İnegöl’deki bir alışveriş merkezinde fosil sergisi düzenlenmiş. Sergiye halkımızın çok yoğun ilgisi olmuş, maşaAllah. İnegöl’deki kardeşlerimiz 16 Eylül tarihinde çeşitli kitaplarınızdan yirmi adet ve bin iki yüz adet A9 TV broşür dağıtımı yapmışlar. Ev sohbeti de yapmışlar. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz, 14 Eylül tarihinde dört yüz adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Gebze’deki kardeşlerimiz bir araya gelmişler, kitaplarınızdan bölümler okumuşlar. İzmir’de farklı tarihlerde kitaplarınızdan ve broşürlerden dağıtılmış halka. Dağıtım yapılan yerler şöyle: Kordon’da otuz adet belgesel, Bayraklı İskele’de yirmi adet belgesel, Pasaport İskele’de otuz adet belgesel. Karşıyaka sahilde yirmi ve Bayraklı İskele’de yirmi bir adet belgesel dağıtılmış maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak, nur gibiler, birçok genç kız var, dekolte de giymiş, başı açık. Şimdi bir bağnaz için bunlar gâvur hükmünde. Günahkâr, fasık hükmünde. Yanına bile yanaşmaz, muhatap dahi olmazlar. Yani nur gibi delikanlı kızlar. Deli misiniz siz? Nasıl bir insan bunlar, ben anlayamıyorum yani. Kıyafetleri de İslam’a uygun. Çünkü bölgeye göre değişir. Mesela İzmir’de çok rahattır, Antalya’da. Ama bazı yerlerde insanlar taşkın hareketler yaparlar, orada çarşaf da gerekir. Veyahut hiç dışarı çıkmaması gerekir.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Bölünmek Yok Olmak Demektir.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü