Harun Yahya

Sohbetler (21 Eylül 2015; 15:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Mesela bak, yiğitlik kavramı diye bir şey var. Cenab-ı Allah imtihan dünyasını öyle yaratmış. Mesela melekler için böyle bir şey yok. Yani cesaret gösterme, öyle bir şey yok. Zaten ölmüyor. Yaralanmıyor. Yiğitlik, delikanlılık sırf insan için var, ki üstün bir özellik. Çünkü bunun sonucunda ya şehit oluyor ya gazi oluyor. Ama meleklerde öyle bir şey yok. Savaş oluyor hiçbir şey olmuyor ona. Sabretmesi diye de bir konu yok. Onun için Allah insanı melekten üstün yaratmış takvaysa, güzel ahlaklıysa. Mesela ben çocukken öyle bilirdim. Melekler hiçbir şekilde geçilemez. Öyle bilinirdi. Hâlbuki öyle değil. İnsan kat kat geçebiliyor melekleri. Yani kıyası kabil olmayacak şekilde.

Beyaz TV haberleri En Son Haber sitesinde en çok izlenen video olmuş. 13 bin 631 kişi.

Anadolu insanı çok mübarektir. Anadolu insanını bozmaya kalkmasınlar. Turistik tesis bilmem ne falan hiçbir şekilde gerek yok. Var ya o Karadeniz’de diyorlar. Doğru yapıyorlar. Otel motel, kardeşim oranın bütün doğallığı, o insanların doğal güzelliği kaybolur. Batmantaş’tan biliyorum. “Biz oraya turistik tesis yapacağız.” Kardeşim, o köy biter. O köyün özelliği doğal köy olması. Ondan sonra hiçbir işe yaramaz orası. Yani hiçbir işe yaramaz. Batırırsın. Her yerin doğal güzelliğiyle kalması lazım. Biz inerdik eski Batmantaş’ta aşağı bölgeye ağabeyimle. Hiç böyle bakir yerler, hiç kimsenin girmediği yerler, acayip güzel. Aşağı kısmında çağlayanlar falan da var. Yukarı kısımda yok. Köyü niye oraya kurmuşlar anlamadım. Yani belki serin diye yaptılar. Aşağı kısımları çok iyi. Bitki örtüsü falan değişiyor aşağıya doğru. Daha sıcak orası, bayağı da güzel. Ama Çerkezler sıcakta yaşayamıyorlar. Köy tamamen boşalmış, modern bir yapı hâkim olmuş. Elektrik gelmiş köye. Gençleri gördüm böyle blue jean falan giymişler. Çerkez oyunları oynuyorlar blue jeanle falan. Şu olacak iş mi? Yani bambaşka bir şeye çevirmişler. Köyün bütün eski büyükleri vefat etmişler. Hiç kimse kalmamış. O eski asalet, eski saygı, eski hürmet gittikten sonra o topraklar öksüz kalmış. Evler öksüz kalmış yani bir anlamı kalmıyor.  Kibar Hanım vardı. Bizim karşımızdaydı. Çok yaşlı bir Çerkez hanım. Piri faniydi, seksen beş yaşında falan. Mesela Sahir vardı Muhtar Sahir. Acayip yaşlanmış. Bilmiyorum Allah ömrünü uzun etsin. Mamaç Dayı falan hepsi vefat ettiler. Köyü onlar temsil ediyorlardı. Çok güzel bir ruh veriyorlardı. Şimdi yeni gençler, ohoo.

Allah ne güzel yaratmış zencileri. Çok büyük bir sanat. Çok güzel olmuş.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 1980’lerde inşa edilmeye başlayan ve son yılarda Gazze’nin tek nefes yolu olan tüneller, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın fikriyle Mısır tarafından su pompalanarak yıkılmaya çalışılıyor.

ADNAN OKTAR: Her müziğin insanda meydana getirdiği ruh hali ayrı oluyor, hayret. Mesela Itri’den falan çalıyor. Adam hoşafa dönüyor. Böyle bambaşka bir şey oluyor. Rock müzikte ayrı etki oluyor. Türk Sanat müziğinde ayrı. Hepsinde ayrı bir ruh hali oluyor. Müziğin insan ruhuna böyle güçlü etki etmesi mucize, şaşırtıcı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Alman Der Spiegel Dergisi, “Çılgınlık sınırındaki ülke” başlığıyla yazdığı beş sayfalık geniş analizde, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yeniden seçime sürüklendiğini, Erdoğan’ın devlet içinde devlet kurduğunu, Gezi’den sonra psikolojisi bozuk bir otokrata dönüştüğünü iddia etti.

ADNAN OKTAR: Ama küt diye de iktidarı vermesini istediler. Bu makul mü peki? “Hırsız” bilmem ne falan hadi paldır küldür, “ver iktidarı.” Böyle bir üslup oldu. Ona oy veren insanlara bu saygısızlıktır. Ne kadar bunu isteyen adam? Mesela yüzde üç-beş. “Yıldırım hızıyla iktidarı bize ver” diyorlar. O zaman seçim yapmayalım. Değil mi? Seçimin bir kıymeti yoksa; yeni gelen için de öyle. Hemen paldır küldür bir şamata yap. “Ver iktidarı” de. Adam gitsin. Böyle demokrasi olmaz. Direnmesi normal Tayyip Hoca’nın.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’nin IŞİD’e operasyonunu da göstermelik olduğunu iddia etmiş Der Spiegel.

ADNAN OKTAR: Tabii ki göstermelik. Göstermelik yapacağız. Biz Müslüman’ı öldürmeyiz. Müslüman öldürmeye bizi teşvik eden de ahlaksızdır. Haysiyetsiz, şerefsizdir. Bizim Müslüman kanı akıtmayız. Yani kim bizi “bir Müslüman’ı öldür” diye teşvik ederse, bu kahpe ve ahlaksızdır, haysiyetsizdir. Biz Müslüman öldürmeyiz. Laf mı şu? Operasyon yapacaksak PKK’ya yaparız. Onu da öldürmeye de niyetimiz yok, hapsederiz.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce her türlü desteği verdi Türkiye. Hastanelerinde tedavi etti IŞİD mensuplarını da.

ADNAN OKTAR: Evet, ettik. Ve edeceğiz de. Ne gıcık adamlar.  Adam ağır yaralı gelmiş adam. “Hadi git” mi diyeceğiz? PKK’lı geliyor. Asker vuruyor. Polis vuruyor. Polisi şehit ediyor. Yaralı geliyor, hastanede tedavi ediyoruz. Ne biçim adam bunlar? Kim olursa olsun, ağır yaralı bir adam geldiyse bu bir insanlık gereğidir. Kim olursa olsun tedavi edersin. Tedavi ettikten sonra cezasını kanun verir. Hukuk verir. Bunlara kalsa linç edecekler demek ki. Ne istediği de belli değil.

KARTAL GÖKTAN: PKK’nın kurucularından Ali Haydar Kaytan’ın görüşlerine de yer vermiş Der Spiegel. O da şöyle söylüyor. “PKK yıllar içinde çok değişti. Artık bağımsız bir devlet istemiyor. Sadece otonomi istiyor.”

ADNAN OKTAR: Ne otonomisi? Otonomi falan yok. Yok, bize kafalama yapmasın. Alenen bölünme için istiyorlar bunu. Bunlarla böyle anormal ilişkileri oluyor bazılarıyla. Onlar da onlara gidip bağlantı kuruyorlar. Bize kafalama yapmasınlar.

Bir ara Suruç’ta çaka çaka PKK’lı doluydu hastane. Çaka çaka. Yaralanmıştı bu adamlar Kobani’de. Suruç’ta tedavi ettik. Peki bu nasıl oluyor? Asker, polis şehit ediyor bunlar.

İBRAHİM AKMUGAN: Kuran’da nasirlerin hakları korunmuştur Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Adam yaralanmış boylu boyunca yatıyor. Gidip kafasına tekme mi atacaksın? Aman diliyor. Tabii ki hastaneye götüreceksin. Münasebetsizlik, sevgisizlik her yerlerini sarmış bunların. Bir de Amerika aracı olacakmış. Amerika burada çok akılsız politika izliyor. Kardeşim, sen Mehdiyet’i ortadan kaldırmaya kalkıyorsun. “İttihad-ı İslam’ı ortadan kaldıracağım” diyorsun. O zaman sen de yok olursun. Akılını başına al. IŞİD’e biz hiçbir şekilde hava saldırısı yapmayız. Bunu bıraksınlar.

Amerika’nın derin devleti kendini çok akıllı zannediyor. Yani dünya için en iyi aklı kendilerinin yaşadığını ve sunacağını düşünüyor. O yüzden çok ilkel mantıklar, felsefeler geliştirip onları alelacele uygulamak istiyor. Mesela “hemen Türkiye bölünsün, hemen Müslüman âlemi yok edilsin.” Yani sonu ne olur, ne biter hiç düşünmüyor. Aptalca, habire de zorluyor.

Amerika bu Pakistanlılar’ı hiç adam yerine koymuyor. İstediği gibi şehit ediyor. Kimse de karışmıyor zaten. Mesela bin kişi, iki bin kişi, on bin kişi, havadan bombalıyor kimse karışmıyor. “Ne yapıyorsun?” falan demiyorlar. “Bu bir soykırım, kitle katliamı yapıyorsun, cinayet işliyorsun” öyle bir şey yok. Hayvan bile insanlar öldürse mahkeme açılıyor, olay oluyor yer yerinden oynuyor. Üç-beş tane köpeği bile öldürseler bütün Avrupa ayağa kalkıyor. Hayvan kadar da değerleri yok Amerika için Müslümanlar’ın. Afganistan’da mesela kırdı geçirdi milyonlarca Müslüman’ı, bak milyonlarla. Irak’ta da milyonlarca Müslüman’ı şehit etti. Adamların umurunda bile değil. Son derece sakin, gayet doğal hakkı olarak görüyor. Avrupa da bunu böyle görüyor, Amerika da “Ne var ki?” diyor “tabii ki öldürecek” diyor “bunda şaşacak ne var?” diyor.

Şimdi onlar Türkiye’yi de aynı görüyorlar “ne olacak ki?” diyorlar “bakalım, bölelim hemen, darmadağın olsun. Bu nasıl oluyor ki?” diyorlar. Türkiye’de de kitle katliamı düşünüyorlar. “Beş dakikada yaparız. Ne olacak ki?” diyorlar. “Ortadoğulu değil mi, Müslüman değil mi? Aynısı ne olacak?” yani. Kardeşim öyle değil. Aklınızı başınıza alın. Kanunla hukukla yapmayacağımız kalmaz. Dangalaklığı bırakacaksın, dünyayı dar ederiz sana. Serserilere bak. Birçok ülke bunları kovdu, böyle kuyruğunu kıstıran köpek gibi buralardan kaçtılar. “Defolun lan” dediler, defoldular. Hatta ünlüdür o Yankee go home, defol dedin mi gidiyorlar. Türkiye’de kendilerince bir kabadayılık yapma kafaları var.

Bu Amerika’nın şımarıklığını, azgınlığını, bu da bir kitap olacak bir konu. Ben bunu da bir kitap olarak hazırlayayım. Hem İngilizce olarak da basın. Avrupa’da da dağıtırız. Bunların arsızlığını kimse dile getirmiyor. Bir de çekiniyorlar bunlardan. “Koskoca Amerikan derin devletiyle mi uğraşacağız?” diyorlar. Öyle bir uğraşırsın ki. Bu çakallar zaten sokakta geziyor, gizli saklı değil. İtlik yapmasınlar, akıllarını başlarına alsınlar. Kanun hukuk yakalarına yapışır. Banyoya girdikleri yerde bile gider buluruz. Densizlik istemiyoruz. Adam gibi yaşayacaksa yaşasın.

Bugün yine rapor yayınlanmış. Afganistan’daki Amerikan üslerinde binlerce sayıda reşit olmayan erkek çocuğa tecavüz etmiş Amerikan askerleri. Hep cinsi sapık, ahlaksız herifler doluştuşlar oraya. Şimdi de bu YPG’lilere musallat oldular. Ne kadar sapık varsa akın akın haber alan oraya geliyor. Eskiden böyle pislik yapmıyordu bunlar, şimdi bu ahlaksızlığa başladılar. Hepsi iki-iki yaşıyor hepsi YPG’lilerin. Kimi Amerikalı’yla sapık evlilik yapmış, kimi İngiliz’le sapık evlilik yapmış. Hep katil ve manyak adamlar. Böyle rezillik olmaz.

CİHAT GÜNDOĞDU: Amerika’da sapık evliliği de resmi hale getirmişti, rahipler bayağı muzdaripti, mecbur tutuluyorlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim öyle bir şey ki “Sen niye evlendirmedin?” diye adamı hapse atıyor, “Sapığı niye evlendirmedin?” diye. Bu sefer de diyecek ki “Sapıkla niye sapık ilişkiye girmedin?” diye de onları hapse atmaya kalkabilirler. Gittikçe bu sapıklar mevzi kazanıyorlar. Ne demek evlendirmek? Adamın ne üstüne vazife? Böyle bir teklif etmen zaten küfür, hakaret. Bir de adama diyor ki “Niye bunu yapmadın?” diyor.

Bir film vardı sapıklar yapışmışlar bir kadıncağız, evlendirme memuru mu ne Amerika’da. “Böyle bir şeye ben girmem” diyor “böyle bir şey yapmam” diyor. “Sen bunu nasıl yapmazsın?” diye yakasına yapışıp sonra da kadını hapse atmışlar. Aferin delikanlıymış kadın. Kim Davis kadının ismi. Kadın girmemiş böyle pis işin içine. “Sen nasıl kabul etmezsin?” diye kadını hapse atmışlar.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: “Kahrolsun” Demekle veya Şiddetle Kınamakla Komünist Terör Son Bulmaz

ADNAN OKTAR: Evet birileri bir şeyler anlatsın.

Burada bir garip bir ritim var. O nereden kaynaklanıyor o ses? Hangi sazdansa onu kaldırsınlar. Bir de buranın düzenini yeniden bir ayarlayalım. Kısa bir ara verelim düzen ayarlayalım.

BÜLENT SEZGİN: Evet yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.), Bugün Irak’ta Yaşanan Olayları ve IŞİD’i 1400 Yıl Önce Haber Vermiştir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet şimdi sistem biraz daha düzgün oldu.

KARTAL GÖKTAN: Bir duyuru yapabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Duyur.

KARTAL GÖKTAN: Yarın yani 22 Eylül Salı günü saat 19:00'da Hayata Dair programı yayınlanacak, A9 TV'de. Altuğ Berker ve Gülen Baturalp'in konuğu, senarist yönetmen Ertem Göreç. Yeşilçam camiasının ağabeyi olarak bilinen Ertem Göreç, Pamuk Prenses, Karanlıkta Uyuyanlar gibi birçok güzel filmle dikkat çekmişti.

ADNAN OKTAR: Ertem?

KARTAL GÖKTAN: Ertem Göreç.

ADNAN OKTAR: Pamuk Prenses mi? Kim oynamıştı o zamanlar onu? Zeynep Değirmencioğlu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni yayınlanan makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey. İran'ın en önde gelen İngilizce yayınlarından Tehran Times Gazetesi ve internet sitesinde "Büyük Beklentileri Olmayan Mülteciler" başlıklı yazınız yer aldı. Oregon merkezli düşünce kuruluşu Eurasia Review'in yayın organında, "Rusya Suriye İçin Ne Yapabilir?" başlıklı yazınız yayınlandı. "Şükretmek Allah'a Olan Sevgimizin Göstergesidir" başlıklı makaleniz Arab News'in İslam Bölümü'nde çıktı. Kırgızistan'dan yayın yapan Barakenge sitesi Kırgızca olarak üç tane yazınıza yer verdi. "Yapay Yoldan Elde Edilen Algılar", "Sağır Algılar Nasıl Anlaşırlar?" ve "Gören Gözlerimiz Değildir, Görüntü Beynimizde Oluşur."
Almanya merkezli Burma Times haber sitesinde yayınlanan iki makaleniz şu başlıkları taşıyor: "Myanmar'daki Demokrasi Rüzgarları Müslümanlar’ın Yönünde Esmeli" ve "Ya Bu Dünyada Yaşayacak Bir Karış Toprağınız Olmasaydı?" Bu son makaleniz aynı zamanda Bosnjaci sitesinde de yer aldı. Azerbaycan'daki birçok sitede Azeri dilinde "Dünyada Ne Kadar Adalet Var?" ve "Demokrasinin Tüm Şartları Ancak İslam Ahlakının Tam Anlamıyla Yaşanmasıyla Sağlanır" başlıklı makaleleriniz yer aldı. Pakistan Observer Gazetesi'nde yayınlanan yazınız "Terör ile Baş Başa Bırakılmış Ülke: Türkiye" başlığını taşıyor. Pakistan'daki diğer yayın organlarında da başka makaleleriniz yayınlandı. Pakistan News sitesinde "Nükleer Anlaşma ve İran-Rusya İlişkisine Olan Etkisi." Diplomacy Pakistan News sitesinde ise "Libya'daki Önceliğimiz" başlıklı yazılarınız çıktı. Hindistan'ın önde gelen haber sitelerinden Only Kashmir, "Rusya Müslümanlarından Dostluk Açılımları" başlıklı makalenize yer verdi. "Kalite Eksikliği İslam Dünyasındaki Çatışmaları Körüklüyor" başlıklı yazınız Boşnakça olarak Bosnia Times sitesinde çıktı. Avrupa'nın mültecilere karşı aldığı tavrı eleştirdiğiniz yazınız Malezya'nın önde gelen sitelerinden Harakah Daily'de yayınlandı. Son olarak Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yakınlığıyla tanınan AzVision adlı internet sitesinde "Kadınlar Kedilere Çok Benziyorlar" başlığı altında bir röportajınız yayınlandı. Röportajınızda bir Müslüman için doğru olan bakış açısının; olaylara Kuran ruhuyla, sevgiyle yaklaşmak olduğunu, dolayısıyla Ermeni Sorununu bu şekilde değerlendirmek gerektiğini, İslâm’ın özgürlük dini olduğunu, baskı dini olmadığını, kadınların Kuran’da belirtilen sınırlar içinde özgür giyinmelerinde hiçbir mahsur olmadığını, IŞİD'in Türkiye için de Azerbaycan için de bir tehlike olmadığını ancak PKK'nın ateist, Marksist, Leninist, Darwinist bir terör örgütü olduğu ve tüm bölge için büyük tehlike arz ettiğini, Türkiye ve Azerbaycan'ın can dostu olduklarını, karşılıklı iki devlet bir millet anlayışında oldukları konularına değiniyorsunuz. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Azerbaycan gençlerini geniş çaplı PKK kendi saflarına alıyor. Azerbaycan’a üniversiteye okumaya gelen gençleri hep PKK kandırıyor, dağa kaldırıyor. Onların televizyonlarında falan konuşmaları var. Çok fazla sayıda Azeri genç. Hepsini kandırmışlar, alıp dağa götürmüşler. Tedbir alınması lazım, bilimsel tedbir. Bilimle hallolur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İçişleri eski Bakanı İdris Naim Şahin, çözüm süreciyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. "Devlette terör örgütü sempatizanlarının olduğunu anladım" diyen Şahin, "Bakanlığım döneminde KCK'ya yaptığımız adli operasyonlar benden sonra yargı paketleriyle yok hale getirildi" iddiasını gündeme getirdi. PKK'ya operasyon yapılmaması konusunda valilerin suçlandığını ancak dönemin başbakanının sözlü talimatı olduğunu, şöyle diyor; "Yüzden az terörist grubu görülürse müdahale edilmeyeceğini herkesin bildiğini söyledi. Kendisinin görevden alınmasını Öcalan'ın istediğini söyledi.” Şöyle diyor; "Terörist başı Abdullah Öcalan'ın İmralı'da bulunan cezaevi arkadaşına benimle ilgili olarak, 'Faşist Bakan’ın görevden alınmasını Başbakan’a söylemelerini istedim' diyor. Bu sözler hayal mahsulü değil, devlette kaydı var. O konuşmadan kısa süre sonra görevden alındım. Nedenini görevden alanlara sormak lazım" diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii o da hiç hoş bir şey olmadı. Çok çok ayıp yaptılar. PKK'yı ezim ezim eziyordu. Bayağı da başarılıydı. Görevden alındı. PKK enine aldı arşınına sattı. Sonra da askerimizin, polisin arabalarını, tanklarını, zırhlı araçlarını havaya uçurdular. Akıl almaz bir katliam oldu. Askerlerimiz şehit oldu. Eğer efe görevde olsaydı bunların hiç birini yapamazlardı. Bir de PKK çoktan kazınmıştı belki de. Bu acı bir olay. Doğru.

ADNAN OKTAR: Tamam kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Bethlehem Yıldızı’nın Görülmesi Hz. Mehdi (a.s)’ın Geldiğinin Müjdesidir

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü