Harun Yahya

Sohbetler (22 Eylül 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz. 

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Van'da askeri konvoyun geçişi sırasında yola döşenen bombanın infilak ettirilmesi sonucu yirmi dört asker yaralandı.

ADNAN OKTAR: Çözüm süreci diye adamlar çaktırmadan Türkiye'nin Güneydoğu’sunu vermeye kalktılar bazı kişiler. Yakalarına yapışınca da havaya hopladılar. "Ne oluyor? Bu memleket sahipsiz değil" deyince. Sezdirmeden alttan alta götürüyorlardı. Bayağı da bir adamı ayarlamışlar. Çok fazla adam ayarlamışlar. Yani en ummadık adamları bile ayarlamışlar. "Verelim, gitsin. Ne olacak?" falan kafasındaydılar. Yok öyle.  Hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Ne dolaplar döndüğünü görüyorduk. Fakat sabırla seyrettik. Onlar kendi zekalarında zannediyor diğer kardeşlerimizi, diğer insanları. Onların o kırpık zekalarının yanında Türk milletinin zekası tahmin edilenin çok çok üstünde. Kendi aptal kafalarıyla bir şeyler yapacaklarını zannediyorlar. Bazı kişiler için söylüyorum bunu. Belki üç kişi,  belki beş kişi. Onlar kendilerini biliyorlar. Şimdi de büyük aşiret reisi geldi. O anlattı Güneydoğu'daki durumu. Geçenlerde de yine öyle bir gelen olmuştu. Çok mübarek, muhterem insanlar. Doğu şivesiyle konuşuyor. "Hocam yayına da çıkarım da..." diyor. Çok fazla kendi aşiretinden insan şehit olmuş. Bizim bir gazimiz var, gazi kardeşimiz, onunla beraber geldiler, beraber çatışmışlar onunla. Yani bütün operasyonlara birlikte gitmişler bizim gaziyle. Velhasıl kelam o kısır zekalarıyla bizi kafalayacaklarını zannetmesinler.

Özetle Türkiye'yi kolay görmüşler. Amerika da çok kolay görmüş. İnsanları da herhalde lakayt gördüler anladığım kadarıyla. "Biz yaparız olur, ne var ki beş dakika?" falan gibisinden. Yok öyle şey.  Ona müsaade etmeyiz. Onu unutsunlar.

Bak korucularla ilgili üç yıldan beri sürekli uyarıyorum. Daha yeni, beş bin koruyucuya yeni kanaatleri geldi. Beş bin ne? Al, on beş bin al, yirmi bin al. Değil mi? Dağ taş koruyucu dolsun, ne güzel.  Bayağı efendi, güzel ahlaklı insanlar. Hem onlara bir geçim kapısı olur. Değil mi? Hem bir güvenlik. Her yönden iyi.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bugün hükümete yakın Sabah Gazetesi’nde yine bir evrim haberi çıkmış. Fotoğrafı da vardı. Sürüngenlerle inekler arasında bir bağlantı kurmuşlar.

ADNAN OKTAR: Nerede çıktı dedin sen?

BÜLENT SEZGİN: Sabah Gazetesi’nde bugün çıkmış.

ADNAN OKTAR: Hem de "AK Partiliyim" diyor bunlar. "Cumhurbaşkanı Kuran okudu" diyor. 
Kardeşim bu tamamen müstakil bir tür. Yaşamış, devam etmiş ve bir süre sonra bu tür tükenmiş. İnek, inek olarak çıkmış. Bu  hayvan bu şekilde çıkmış, bu şekilde soyunu sürdürmüş,  sonra yok olmuş.  Ama inek, inek olarak başlamış. Hala da inekliğini devam ettiriyor. Bu konuda kararlılığınızı nasıl izale edebiliriz bilimsel olarak? İste delillerle, fosillerle oluyor. Ne diyeyim ben bu adamlara?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: NATO'dan Türkiye'ye operasyonlarla ilgili uyarı geldi. Türkiye'nin yapmış olduğu terör operasyonlarıyla ilgili.  NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg "Her ülkenin kendini savunma hakkı vardır. Türkiye’nin de terörist saldırılara karşı savunma hakkı vardır.  Ama bu savunma, ölçüler içerisinde kalmalı.  Ve gereksiz yere sorun daha da büyütülmemelidir" dedi.  Stoltenberg Türkiye'nin Amerika'nın öncülüğünde  IŞİD'e karşı savaş için kurulan uluslararası askeri koalisyona büyük katkısı olacağını düşünmediğini  söyledi.  “Türkiye'nin büyük bir ordusu ve güçlü güvenlik güçleri var. Bu nedenle gelecekte Türkiye'ye askeri bir destek söz konusu değil. Türkiye kendini NATO olmadan da savunabilir” dedi.

ADNAN OKTAR: NATO adına konuşuyor.  Bu kadar ülkeler adına konuşuyor.  PKK'lılar ne derse ona göre hareket ediyorlar. PKK'nın dolduruşu bu. Türkiye'yi bölemediler ya kendilerini böyle yerden yere atıyorlar. PKK sürekli bunlara bir şeyler veriyor. Koruyacak. Sen kendini koru. Neyimizi koruyacaksın sen? "Güçlü bir ordusu var." İyi, anlamış olmanız güzel olmuş. Sana da bir şey olursa biz de seni yalnız bırakırız o zaman. O kendine bir şey olmayacak zannediyor.  Zannettiğin gibi olmaz. Türkiye'nin buna bir cevap vermesi gerekir bu adama.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz Adnan Bey,  geçen sefer söylemiştiniz. NATO'nun asıl kurulma amacı komünizmle mücadele. Hiçbir şekilde komünist örgütle mücadele etmiyorlar, PKK ile.

ADNAN OKTAR: Tabii. PKK'nın destekçisi oldular.  Sen nasıl NATO'sun? PKK'yı bütün gücünle destekliyorsun. Hani komünizme karşıydın sen? O haberi bir daha oku, son okuduğunu.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye terör olaylarıyla baş etmeye çalışırken NATO'dan Türkiye'ye operasyonlarla ilgili uyarı geldi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg "Her ülkenin kendini savunma hakkı vardır. Türkiye’nin de terörist saldırılara karşı savunma hakkı vardır.  Ama bu savunma, ölçüler içinde kalmalı.  Ve gereksiz yere sorun daha da büyütülmemelidir" dedi. 

ADNAN OKTAR: Nasıl olacağını bize bir göster.  Güneydoğu'ya girilemiyor. Türkiye'nin Güneydoğu’sunda uçsuz bucaksız bir komünist devlet kurdu PKK. Gece gündüz eylem yapıyor, askerlerimizi, polisimizi sürekli şehit ediyor. Gelsin, bize göstersin nasıl olacakmış? Zaten polisin yaptığı şu an savunma.  Başka bir şey yok. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Stoltenberg, Türkiye'nin Amerika'nın da öncülüğünde  IŞİD'e karşı savaş için kurulan uluslararası askeri koalisyona büyük katkısı olacağını düşünmediğini  söyledi. 

ADNAN OKTAR: Hayır, bundan ne çıkar zaten, anlamı ne? Sen bir cinayet ordusu oluşturmuşun. Adamlar cinayet işliyor.  Havadan adam bombalıyorlar ve bu da sizin aleyhinize oluyor. Daha kötü duruma düşüyorsunuz. Daha IŞİD'i güçlendirmiş oluyorsunuz. Daha Müslümanlar’ı dünya çapında kızdırmış oluyorsunuz, birçok Müslüman’ı.  Ve karşınızda esaslı bir blok oluşturmuş oluyorsunuz.  Bu çözüm mü?  Niye sevgiyle yaklaşmıyorsunuz, ilimle, irfanla, bilgiyle yaklaşmıyorsun? Tek kelime bilgiden bahsetmiyorsun. "IŞİD' i bombaladın” bombaladın sen yaptın zaten. Yetmiş ülkeyle birleştin, geceli gündüzlü bombaladın.  Ne oluyor bombalıyorsun da?

CEYLAN ÖZBUDAK: Bombalama başladığından beri IŞİD daha da büyüdü.

ADNAN OKTAR: Efendim?

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz Adnan Bey burada haritada göstermiştiniz. Bombalama başladığından beri, geçen yıldan beri IŞİD daha da büyüdü.

ADNAN OKTAR: Tabii, sürekli mevzi kazanıyor, sürekli. Türkiye'nin bir cephesi var zaten PKK diye. IŞİD Türkiye için bir tehlike değilken ne zoru, Türkiye ne için böyle bir şeye girsin? Niye böyle bir şeye girsin yani? O zaman Nikaragua'ya da gönder Türkiye’yi. Gerillalarla savaşsın. Ama bunlara cevap vermiyorlar, bu adamlara. Biz cevap verince oralardan bir şeyler alıyorlar. Toparlıyorlar kendilerince bir cevap oluşturuyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby’nin de bir açıklaması vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın YPG’yi terör örgütü olarak görmediğini açıkladı. Basın toplantısında sorulan “Türk hükümeti YPG’yi terörist örgüt olarak görüyor. Amerika yönetimi ise YPG’ ye destek veriyor. Arada bu kadar keskin farklar varken Türkiye ile işbirliğini nasıl yönetiyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıtta; “Biz YPG’yi terörist örgüt olarak değerlendirmiyoruz. Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede başarılarını da kanıtladılar. IŞİD karşıtı gruplarla ki, bunlar başarılılar, başarılı da olabilirler. Birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Ayrıca bunların hepsi de Kürt değil diye konuştu. Türk hükümetinin YPG’ ye ilişkin endişelerini anladıklarını belirten Kirby, kendileriyle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin IŞİD’le mücadelede koalisyona verdiği desteği ve IŞİD’e karşı direkt olarak verdiği mücadeleyi takdir ediyoruz”  dedi.

ADNAN OKTAR: Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. PKK terör örgütü listesine alındı. Adamlar çok ilkel bir yöntem kullanıyorlar. İsim değiştiriyorlar. Kadek dediler. Diyorlar ki “Kadek terör örgütü listesinde yok.” Diyorlar ki, “Tamam biz Kadek’e bağlıyız” diyorlar. Kurnazlığa bak. Oyuna bak. Ondan sonra adam legal hale gelmiş oluyor. “Bunlar Kadek üyesiymiş” diyor. Aynı adam. İsim değiştirmiş. Senin bu kadar kafan çalışmıyor mu? Bunu bu kadar anlayamıyor musun? Bir katili yakaladığını düşün, mesela adamın ismi var. Adam ismini birden değiştirdi. “Bu o değilmiş, o zaman hadi git” mi diyeceksin adama? PYD’yle PKK’nın kurucuları hepsi aynı. İdeolojleri de aynı, lideri aynı, bayrağı aynı, her şeyleri aynı. Türkiye mahkemelerinin kararı var “YPG terör örgütüdür” diye. Bu yeterli. “Türkiye’nin NATO’ya ihtiyacı yok” mu diyor? Bir daha oku bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Stoltenberg, “Türkiye’nin büyük bir ordusu ve güçlü güvenlik güçleri var. Bu nedenle gelecekte Türkiye’ye asgari bir destek söz konusu değil. Türkiye kendini NATO olmadan da savunabilir” dedi.

ADNAN OKTAR: PKK’ya karşı mı demek istiyor?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Biz NATO’yu mu çağırdık? Sadece ağzını tutsun yeter.

Şöyle bir rahat konuşabilsem özellikle şu PKK’ya, müthiş olacak.

Mesela Amerika’da PKK, Amerika’nın bir bölgesini işgal etse ve on binlerce Amerikan askerini şehit etse orada yahut katletse Amerika deliye döner. Türkiye’de oldu mu değer vermedikleri için “Ne var ya bunda? Olur böyle şeyler. Yapıyorsa yapsın” diyor. “Mühim olan IŞİD’e karşı olması onların” diyor. Allahsız, Kitapsız, tabii karşı olacak IŞİD’e yani. Ben, IŞİD kusursuz demiyorum. Biz teröre karşıyız. Kan dökülmesine de karşıyız.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz zaten biliyorsunuzdur inşaAllah. Ortadoğu için demokrasi laboratuvarı diyorlar. Deniyorlarmış burada çeşitli şeyleri.

ADNAN OKTAR: Yani adamların saygısı yok. En iyisi bunlara dilekçe yazalım da kısa kısa. Uzun değil. Mesela Irak’a gönderilen, Suriye’ye gönderilen dilekçeler çok uzun oluyor, bakanlığa da. Yani o dikkati dağıtır. Bir sayfa, o kadar. Kısa ve özlü. Diyanet’e de öyle dilekçeyle bildirelim. Bu dilekçeyi de burada okuyalım. Sonra “haberimiz yoktu” falan muhabbetine girebilirler. Her konuda dilekçe verelim.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, geçtiğimiz pazar günü toplam on beş bin adet kitabınız halkımıza ücretsiz olarak dağıtıldı maşaAllah. Faaliyetin detayları şu şekilde. 20 Eylül Pazar günü İzmir’de Komünist Kürdistan Tehlikesi ve Karanlık Tehlike Bağnazlık kitaplarınız toplam beş bin adet olarak halkımıza ücretsiz dağıtıldı. Dağıtıma İzmir ve Denizli’den on altı kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, işte Diyanet’in yapması gerekenler bunlar. Yani demagoji yapıyor. Gelenekçi Ortodoks demagoji yapıyor. Dini konuları tenzih ederim. Belli ki kör açmaz yöntemleri. “Yöntemlerimiz zaten iyi değil” diyor. “Gençlerle bağlantı kuramıyoruz” diyor. “Anlatım tekniğimiz yanlış, bunu düzeltmemiz lazım” diyor. Bunu sen söyleyeli bir sene oldu. Yine düzeltmedin aynı kafada devam ediyorsun.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzmir’deki dağıtıma dair fotoğrafları gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar, aslan, aferin.

KARTAL GÖKTAN: Aynı şekilde yine 20 Eylül Pazar günü Antalya’da da dağıtım oldu. Yine Komünist Kürdistan Tehlikesi ve Karanlık Tehlike Bağnazlık eserleriniz toplam on bin adet olmak üzere halkımıza ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma Antalya, Kayseri, Konya, Moskova, Isparta ve Afyon’dan yaklaşık kırk kardeşimiz katıldı. Dağıtımdan sonra eski bakanlarımızdan Sayın Yaşar Okuyan Bey’le de PKK tehlikesi ve çözümüne yönelik sohbet etmiş arkadaşlarımız. Yanında eşi hanımefendi de varmış. Sayın Bakanımız size sevgi ve selamlarını iletmemizi istedi.

ADNAN OKTAR: Yaşar Okuyan yaman delikanlıdır, kabadayıdır. Vatanını, milletini sever. Allah’tan başka da kimseden korkmaz. Çok güzel olmuş. Hepsinin güzel gayretler içinde olduğunu Allah görüyor, biz de görüyoruz. Allah onları cennetle, Cemalullah’la şereflendirsin. Hidayet versin. Nuruyla sarsın, çok güzel, maşaAllah.

Pınar Bediz, “Darwinizm diye bir şey mi var ki?” diyor. Kardeşim, sen ortaokul kitabı okumuyor musun? Lisede okumuyor musun? Üniversitede okumuyor musun? Gözlerinde bir rahatsızlık mı var? Tarih kitabında ne anlatıyor sana? Coğrafyada, biyolojide, felsefede, psikoloji dersinde, strüktürde? Hemen hemen her derste ne anlatıyor sayfalarca, modern biyoloji kitabında? İnsanın evrimi anlatılıyor. İşte ona Darwinizm denir.

Cizre’de sivil katliamı falan bırakacaksın bu edebiyatı. Böyle bir şey yok. PKK ile çatışma oluyor. Allah vermesin tabii ki orada o seken kurşunlar yahut kör kurşunlar insanlara isabet edebilir. Fakat burada bu katliamı yapanlar asıl PKK’dır. Yani sivil halka da ateş eden PKK’dır. Bu manyaklıkları ünlü. Oraya giden polis halkı korumak için gidiyor. Halkı öldürmek için gitmiyor. Halkı ölümden korumak için gidiyor ve kendi canını feda ediyor. Yalan söylerken münasebetsiz bir mantık kullanıyorlar, münasebetsiz böyle garip izahlar yapıyorlar. Mesela bazı yalanlar vardır, insan inanamaz. Bazı yalanlar da vardır inandırıcıdır. Bu mantıksız bir yalan. Bazı yalanları mantığına oturtturuyor adam. İnsan hakikaten tereddütte kalabilir. Kardeşim, oraya giden polis canını ortaya koyuyor mu koymuyor mu? Amacı ne? Vatandaşı kurtarmak. Nasıl vatandaşa zararı olur böyle bir insanın? Canını ortaya koyuyor. Can aziz yani.

“Her gün sohbet var, konuşmaktan yorulmadın mı?” diyor. Yorulursan Allah’a sevgin az demektir. Yorulmazsan Allah’ı çok seviyorsun demektir. İnsan aşkla sevdiğine sevgisini göstermekten yorulmaz. Biz bu konuşmalarımızla Allah’a sevgimizi gösteriyoruz. Ben de Allah’a olan aşkımı gösteriyorum. Değil mi? Sevgili öyledir. Eğer seviyorsan sevgilin için her şeyi yaparsın. Yapmıyorsan sevmiyorsun demektir.

ENDER DABAN: Allah ayetinde bildiriyor, “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.” (İnşirah Suresi, 7) diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Türkiye İsrail’le arasını düzeltsin. Yani çok iyi bir dostluk ilişkisi kursun İsrail’le. O akılcı bir hareket olur. Böyle sallayan, münasebetsiz konuşanlara da anında devlet cevap versin hükümet.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir danışmanlık şirketi Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı, Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı siyasi ortam araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Dört büyük şehir, on iki il ve yüz yirmi bir ilçede bin beş yüz yirmi bir kişiye sorularak yapılan araştırmada Kürt vatandaşların özerklik veya öz yönetim istemediği görülüyor. Şöyle sormuşlar. “Bölgede son dönemde sıkça ifade edilen öz yönetim özerklik konusundaki görüşünüz nedir?” Katılanların yüzde kırk dördü “istemiyoruz” demiş. Yüzde otuzu “özerklik bölücülüktür.” Yüzde altısı “özerklik bölgede terörün bitmesi, bölgenin gelişmesi için faydalı olabilir” diye cevap vermiş. Yüzde yirmisiyse görüş bildirmek istemediğini veya kararsız olduğu nu söylemiş.

ADNAN OKTAR: İşte halk kesinlikle istemediğini açık açık ifade etmiş. En fazla yüzde altılık bir bölüm ki onlar da konuyu kavramadığı için öyle söylüyorlar. Hepsi reddediyordur. Amerika da başkanlık sistemini uyguluyor ama federasyonu uyguluyor ama dünyayı bin kere ortadan kaldıracak atom bombasına sahip ve devletlerin hiçbiri merkezi sisteme kabadayılık yapmıyor. Ama burada bir felaket var. Bunu görmeleri lazım.

CEYLAN ÖZBUDAK: Geçen sene ilk defa Teksas “ayrılmak isteyebiliriz” dedi. “Savaşarak ayrılabilirseniz ayrılırsınız” dediler. Bir daha hiç konusu bile olmadı Adnan Bey dediğiniz gibi askeri olarak.

ADNAN OKTAR: Savaşarak. Yani “zorla hizaya getiririz” diyorlar. Çünkü daha önce de denediler. Yine savaş oldu, yine diz çöktüler.

CEYLAN ÖZBUDAK: Anlatmıştınız Adnan Bey. On üç ayrı devletin birleştirilmesi zaten oradaki başkanlık sistemi. Var olan devletin bölümlere ayrılması değil diye anlatmıştınız.

ADNAN OKTAR: Tabii, yani zaten devletler o zaman parçalanmış. Başkanlık sistemiyle birleştirdiler, bütün hale getirdiler. Burada bütünü sen parçalamış olacaksın. Devletlere ayırmış olacaksın. Ne büyük bir felaket. Stalinist bir yapılanma bütün o bölgeyi sarmış, Türkiye’nin böğründe yedi yüz kilometre uzunluğunda toprak parçasına sahip olmuşlar. Uçsuz bucaksız bir devlet oluşumu içinde adamlar. Böyle büyük bir tehlikenin içerisinde başkanlık sistemini istemek ne demek?

Bak, diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.); “Mehdi döneminde insanlar korkuyla batıya göç edecekler.” Oluyor mu, olmuyor mu? Oluyor. “Kıyametin ilk alameti” Hz Mehdi (a.s)’ın çıkışının ilk alametidir bunlar. “Bir ateşin çıkıp” yani bu bir alev falan şeklinde değil. Yani insanların canını yakan, insanların yüreğini yakan bir ateş. “İnsanları batıya sürmesi olacaktır.” “İnsanlar batıya doğru gidecekler” diyor. Buhari Tecrid-i Sarih 1368.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz Independent Gazetesi YPG güçlerinin Türkiye sınırındaki Cerablus’u IŞİD’in elinden almak için hazırlık yaptığını bildirdi. “Cerablus’un da Kürtler’in eline geçmesi durumunda Türkiye tamamen PKK eline geçmiş olacak ve Kürt koridoru kurulacak.”

ADNAN OKTAR: Amerika’nın planı oluşmuş olacak öyle mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sizin tarif ettiğiniz gibi. Haritada göstermiştiniz detaylı olarak.

ADNAN OKTAR: O bölge değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Cerablus, evet.

ADNAN OKTAR: Ama bir gece içinde de bütün PKK kazınabilir onu da söyleyeyim. Bak, bir gece içinde, sabahına bir tane kalmayabilir. Kaçsınlar, sözümü dinlesinler. Bak, her söylediğim çıktı. Sonra “demediydi, etmediydi” falan demesinler.

KARTAL GÖKTAN: Haberi yapan İngiliz Gazeteci Patrick Cockburn, bölgenin neden PKK’ya verildiğini de şöyle anlatmış. “Cerablus’un kaybedilmesi IŞİD’i soyutlar ve son dört yıldır herhangi bir engelle karşılaşmadan Türkiye’den Suriye’ye geçen binlerce fanatik İslamcı savaşçısını getirmesine de bir son verir.”

ADNAN OKTAR: YPG’lileri onlar ne tanır ki? Onları karpuz yarar gibi yararlar öyle bir dert mi var? Ne alakası var? Bir de yer altından adamlar asıl tünel oluşturuyorlar. O baş olacak gibi değil. Deniz yoluyla gelir. Irak tarafından gelir, Suriye tarafından gelir. Ürdün tarafından gelir. Bunlar laf mı? Dönüp dolaşıp konuyu Türkiye’ye getiriyorlar. Bu yanlış.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün “HDP’li belediyelerin açtığı sözde etüt merkezleri PKK kadrosuna militan kazandırıyor” şeklinde haberler yayınlandı. Bu haberlerde şu bilgiler veriliyor. Doğu ve Güneydoğu illerinde HDP’li belediyeler sözde açtıkları eğitim destek evi ile öğrencilere takviye ders eğitimi veriyor. Derslerde terör örgütünün ideolojisi anlatılarak propaganda yapılıyor. Öğretmenler derslere terörist üniformasıyla çıkıyorlar. Bölgede özellikle yaşları 14-18 arasında değişen ortaokul son sınıf ve lise öğrencilerine yönelik eğitim vereceği söylenen EDEV’lerde örgütsel ideolojik eğitim veriliyor. Maddi durumunu iyi olmayan ailelerin çocuklarına ulaşılarak onların bu sözde merkezlerde okuması sağlanıyor. İstihbarat raporlarına göre terör eylemlerine katılan YDGH üyelerinin büyük çoğunluğu aynı zamanda lise öğrencisi. Yine bu raporlara göre terör örgütünün yurt içi, Irak ve Suriye’deki kamplarında eğitim alıp liselere dönen terör eğitimli öğrenciler var.

ADNAN OKTAR: Şimdi eğitim alıyor da mesela terörün ideolojik alt yapısını oluşturuyorlar işte ideolojik eğitim veriliyor. Bu eğitimin ne olduğunu kimse bilmiyor. Söylemiyorlar. Yani hükümet bunu açıklamıyor. Desenize, “Darwinist, materyalist, Marksist eğitim veriliyor” Gayet kolay. Diyemiyor bunu. Adı konmamış bir şeyden bahsediyor. Çünkü örseleyince o zaman “cevap verin bunlara” diyecekler. Cevap da veremeyeceği için hiç ağızlarına almıyorlar bu konuyu. Ne anlatıyorlar anlatsana be mübarek. “Şunu anlatıyorlar” de. “Örgütsel propaganda yapıyor” diyor. Kardeşim yani cacık, ayran falan bunu mu anlatıyor adamlar orada? Marksist, Leninist düşünceyi anlatıyor. Darwinizm’i, materyalizmi anlatıyor, onu söylesene. Akıl almaz çekiniyorlar bu ideolojilerden. Adını anmayınca da zaman kazanacaklarını düşünüyorlar. Kardeşim, zaman kazansan bile adamlar adım adım ilerliyor. Cevabını ver, bitir konuyu. Cevabını verip meseleyi kökten halledeceklerine konuyu uzattıkça uzatıyorlar.

Bak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in çok fazla mucizeleri var. Hiçbir hoca efendi o mucizelerden bahsetmiyor. İspatlı, açık açık anlatıyoruz. Hiç lamı cimi yok yani. Bayağı net, dini konuları tenzih ediyorum bu sözüm için. Bayağı net mucizeler var. Anlamazdan geliyorlar.

Maria Rosa Bozdağ çok güzel bir tablo yapmış. Bana mı yapmış bu tabloyu? Bakayım tablosuna. Çok güzel olmuş, aferin benim canıma. Maria çok şeker, aferin. Hicri Bozdağ’ın kızı öyle mi? Hard rockçıymış Hicri Bozdağ. O iyi tip yapmış.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Dağlıca’da yapılan operasyonlar sırasında zatürreye ve akciğer enfeksiyonuna yakalanan Galip Ünsal vardı. Helikopterle önce Yüksekova’ya oradan da askeri hastaneye sevk edilmişti. Durumu ağırlaşan uzman erbaş Ünsal daha sonra Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilmişti. Galip Ünsal burada on dört gün verdiği yaşam mücadelesini kaybetti.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin.

KARTAL GÖKTAN: Şehit olup olmadığı yönünde otopsi raporunun bekleneceği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Ayıp yapıyorlar çok çok ayıp yapıyorlar. El kadar çocuk aslan delikanlı askerdeyken olduysa otopsi raporu çok çok ayıp. Bayağı çirkin çok yakışıksız. Biz duymamış olalım, ilgili kişiler de yapmamış olsun. Olmaz öyle şey çok yakışıksız. Eğer kanunda varsa tabii saygılıyız boyun eğeriz, hürmet ederiz. O zaman kanunu değiştirsinler. Böyle şey olmaz. Ne kadar acı bir durum. Olur mu öyle şey? 

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Siirt’te bugüne kadar 486 korucu şehit düşmüş. Bu konudaki açıklamayı Siirt Şehit ve Gazi Aileleri Dernekleri Federasyonu’ndan Kazim Ensarioğlu yapmış. Kendisi de korucu ve şunu söylüyor; “Biz operasyona gittiğimizde her zaman askerin önünde yürüyoruz. Çünkü askere gelecek kurşun bize gelsin, askerlerimiz şehit olmasın.”

ADNAN OKTAR: Aslan, koç yiğit. Ensarioğulları seyittirler benim bildiğim. Yiğit, aslan, muhterem ve mübarek bir kardeşimiz. Allah hidayet nasip etsin, sağlık sıhhat nasip etsin. Onları kahpe kurşunlardan korusun. Onlar baş tacı, onlar can. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın Doğan’ın götürdük dediği başbakanları canlı yayında bir bir açıkladı. Şunları anlattı “medya patronları hükümet yıkar, hükümet kurardı. Eli cebinde başbakanlığa konuşanları gördük. Aydın Doğan bana bizzat söyledi “Biz hükümet yıkar hükümet kurarız” diye. Sayın Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Tansu Çiller için söyledi. Ben de “kusura bakma ben doğma büyüme Kasımpaşalıyım hakkınız olanı alırsınız, hakkınız olmayanı da alamayacaksınız bunu bilesiniz” dedim.”

ADNAN OKTAR: O yönde tebrik ederiz. Tam hakkını avucuna koymuş. Çok nezaketli ama esaslı bir söz etmiş. Türkiye’nin nereden nereye geldiğini bu gösteriyor. Hakikaten çok beter devirlerden geçtik, çok kötü devirlerden geçtik. İnsanlar bunları unutuyor ama hatırlatmak lazım, unutturmamak lazım. 

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Washington’la Ankara’nın eğit-donat programına katılan ve Pazar günü Türkiye’den Suriye’ye geçen yetmiş beş silahlı muhalifin Şam Cephesi adlı örgüt tarafından kaçırıldı, muhalif.

ADNAN OKTAR: Ben her zaman söylüyorum. Ne zaman yapsalar el koyarlar dedim. Otuz kere söyledik. Bunlar filmlerdeki gibi olur zannediyorlar böyle gözlük takar, silahı olur üstünde. Robocop ayaklarına yatıyorlar falan filinta gibi adamlardan iki kişi geliyor “Hepinizi teslim aldım ulan yürüyün” diyor konu bitiyor. “Hepiniz şu an IŞİD’lisiniz” diyor “Evet hepimiz IŞİD’liyiz” diyor adam. Yöntem olarak ilim, irfan, akıl, sevgi; bilgisiz olmaz bu işler.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce de gönderilen elli dört kili kaçırılmıştı El Nusra tarafından.

ADNAN OKTAR: Tabii sürekli olur bu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Varto’da YDG-H’ye yönelik operasyon düzenlendi terörle mücadele tarafından. Operasyonda çeşitli mühimmatla beraber etekler de ele geçirildi.

ADNAN OKTAR: Etek. Rezalet. Makyaj malzemeleri, etek. Amerikalılar’a sapık sunuyorlar. Amerikan sapıklarına.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Tunceli’de devam eden operasyonlarda PKK’nın sözde Dersim Eyalet Komutanı da dahil dört PKK’lı öldürüldü. HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan ölen iki teröristin fotoğrafını Twitter adresinden paylaşarak “Önünüzde saygıyla eğiliyoruz” yazdı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim öldürme değil, fikrini öldüreceksin. Düşüncesini öldüreceksin. Tartışacaksan yanlışlığını anlatacaksın, doğruyu bildireceksin. Bedenini öldürmek değil fikrini öldürmek önemli. Saygıyla eğiliyorum diyorsa demek ki o fikre karşı bir bakış açısı gelişmiş. Adam ne diyor? “Ben de olsam ben de dağa çıkardım” diyor. İşte sen öyle dersen bu da böyle der.

“Hocam iki ay önce bir hanım arkadaşım Siirt’e akrabasının düğününe gitmişti dehşete düştüğünü söyledi. Döndüğünde “Doğu bitmiş” dedi. Düğünde vatandaşlara kulak misafiri olmuş kiminin kızı, kiminin oğlu dağdaymış onlara çay kahve götürüyorlarmış. PKK halkı tehdit ediyormuş hatta çatışma esnasında “bütün evlerin kapıları açık olacak” diye zorluyorlarmış. Arkadaşım kendi kulaklarıyla duymuş” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü