Harun Yahya

Sohbetler (25 Eylül 2015; 19:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetlere başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sizde hoş geldiniz.

Dünyayı masonlar idare ediyor dedik, dediklerimiz ispatlı. Bak buraya masonlar geldiler, bu Suriye planını, Obama, Putin görüşmesini masonlar ayarladılar. Burada konuştuk, aynısı hemen devreye girdi. Bak Tayyip Hoca’nın ifadesi bile değişti, gördünüz. Buradaki konuşmanın aynısı, birebir. Suriye’ye yönelik bu çalışmada, İran’ın ve Suudi Arabistan’ın devrede olması gece gündüz anlattığımız bir konu. Yani imzaladığımız metinde olan bir konu bu. Obama, Putin görüşmesi de öyle, onu da masonlar ayarladılar. Kendi kendine giden bir şey yok. O olayla ne konuştukları, ne konuşacakları bunlar tabii bir sır. Onları söyleyemem ama konuşmanın hemen ardından uygulamaya geçildi.

BÜLENT SEZGİN: Konuyla ilgili Murat Yetkin yazısında bahsetmiş Adnan Bey, uygun görürseniz okuyabilirim. “Erdoğan’ın dün yani 24 Eylül’de çıkıp, belki geçiş sürecine Esad’la gidilebilir demesi önemle kaydedilmeli” dedi. Konuşması Cumhurbaşkanın konuşmasının can alıcı noktasını şöyle belirtiyor. “Söylediğinin özü şu, konuşmasının özü şu, geçiş sürecinde belki Esad’la gidilme gibi bir şey olabilir bu Ankara’nın iç savaşın çığırından çıktığı 2011 yazından bu yana izlediği Suriye ve Beşer Esad çizgisinin artık alenen değiştiği anlamına geliyor” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte buradaki konuşmaya paralel o olaylar gelişti. Masonlar, Amerika’da Obama’yla da görüştüler, Suriye’de de ayrıca masonlar Esad’la görüştüler, sonra bir araya getirme düşüncesi ortaya çıktı, sonrada bu uygulamaya geçti şu an.

Woman is Black - siyahlı kadın; “Adnan Bey nedir bu Kardashian hayranlığın anlayamıyorum? Kedicikler ondan çok daha güzeller ayrıca eğitimliler ve kültürlüler diyor.” O da olsun canım. Ne olur yani, ne zararı var?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde teröristler tarafından düzenlenen havanlı saldırıda bir uzman çavuş şehit oldu. yine Beytüşşebap’ta teröristler bir ambulans şoförünü tehdit etti. Güvenlik güçleri ve teröristler arasında çıkan çatışmada yaralıları akmaya giderken ambulans, teröristler tarafından kaçırılan ambulans şoförü şehit edilmiş.

ADNAN OKTAR: Ambulansta istemiyorlar. İşte PKK’yı bütün Güneydoğu halkı böyle tanımış oluyor. Bak ambulans doğum yapan hanıma gidiyorlar, şehit ediyorlar. Mesele bir Kürt kardeşimiz vuruluyor, onu ambulans götürüyor, onu da şehit ediyorlar. Bir azgınlıktır var üstlerinde. Hükümette açıklama yapıyor, “kazıdık bitti darmadağın oldular hadi geçmiş olsun” diyor. “İki bin kişiyi bitirdik” diyor, zaten adamlar üç bin kişi. Bunlar nedir, neyin nesi anlamadım yani. “Mahallelere giremiyoruz” diyor, “seçim sandıklarını başka yere taşıyacağız.” Böyle olmaz. Yani kıyıda köşede tek bir tane PKK’lı bırakmamaları lazım.

“Hocam selam” Aleykum Selam. “Dün Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, sizin açıklamanızın aynısını yaptı, yaklaşık şöyle dedi; ‘Esad, Suriye’nin küçük bir bölgesinde kendisine ait bir devlet oluşturmasını istiyor. Diğer kısımlarında da mülteciler için güvenli bölge oluşturulmasını istiyor. Esad’ın gitmedi gerek ama çözüm oluşuna kadar görevde kalması daha doğru olur’ dedi. Bu yorumlar sizin birkaç hafta önce yaptığınız yorumlardı hatırladığım kadarıyla.” Aynısı tabii ki. Cafer Kocaman.

Sinan; “Yakında Putin’de Adnan Hoca’yı ziyarete gelir, inşaAllah.” Ziyarete gelmek önemli değil, gönüllerin bağlantısı, aklın, kültürün bağlantısı çok önemli. Burada aldığımız kararı hem Putin uyguluyor, hem Esad uyguluyor, hem Obama uyguluyor. Obama’yla görüştü masonlar, karar aldılar. Putin’le de görüştüler, karar aldılar, Suriye’de de Esad’la görüştüler, karar aldılar, hepsini bir araya getirme yönünde bir faaliyetleri var.

“Adnan Bey, ruhun bedenden çıktığını anlayabilir misin?” Vefat anında var tabii. Ki. Vefatta ayette, ayakların kontrolü kayboluyor, yani ayak tek parça gibi hissediliyor. “Ayaklar birbirine dolandığında” diyor, ayette. Ayakta bir blok yapı hissediliyor, yukarıya doğru çekiliyor, köprücük kemiğine buraya kadar geliyor can. Ondan sonra alınıyor ama ondan sonra yaşıyor insan. Yani yaşamaya devam ediyor. Tıpta agoni diyorlar, gözünden hatta yaş geliyor, burnunda çökme oluyor. Sonra aniden bu perde yırtılır açılır, başka boyuta geçer, aniden. Ondan sonra eğer müminse hiçbir şekilde acı, sıkıntı, rahatsızlık çekmez, güvende oluyor. Eğer küfür içindeyse, Allah vermesin bela başlıyor, sonsuza kadar.

“Saygıdeğer Üstadım, hemen hemen her yayında ilgili kardeşlerimize bahsettiğiniz kişilerin fotoğraflarını ve bilgilerini de bulundurun, demenize rağmen” diyor. “Kardeşlerimiz bu konuyu hala çözmediler. Bu konuya dikkat vermeyen ilgili kardeşlerimizin isimlerini bizlere de söyler misiniz Üstadım?” diyor, Umut. Şimdilik söylemeyelim en iyisi.

Pırıltı; “Çok merak ettiğim bir şey var, bir arkadaşım Gülben Ergen’in bir zamanlar sizin talebeniz olduğunu söyledi ama inanmadım, aslı var mıdır?” İnanmayacak ne var onda? Bize gelip gidiyordu bizim çocuklarla çok samimiydi Gülben. Çok hanım terbiyeli bir kız, şeker, saygılı, konuşkan, zeki. Niye kıskandın ki?

KARTAL GÖKTAN: Dini içerikli paylaşımlar da yapıyor internet hesaplarından.

ADNAN OKTAR: Tabii, baya akıllı kız o.

Mehmet Onur 21; “Okullarda okutulan Darwinist eğitim hangi sınıfın hangi kitabında merak ettim?” Aç bizim internet sitemize gir, bütün o kitaplardan sayfa, sayfa, detay, detay gösteriyoruz. Veyahut al lise iki modern biyoloji kitabını aç bak. İçinde hayatın orijini diye bölümler var. “Hayat nasıl başladı?” Diyor. Orada tesadüfen hayatın oluştuğu anlatılıyor, haşa. Allah yaratmadı diyor daha Türkçesi.

Kartalizma 77; “İslam Birliği’ni savunuyorsun, aynı anda hilafeti kaldıran Atatürk’ü övüyorsun, bu ne çelişki Hoca?” Hilafeti niye kaldırdı Atatürk? Hızır söylediği için kaldırdı. Hilafetin kalkması, Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesi için şart. Halife varken, Hz. Mehdi (a.s) gelmez. “Halifenin olmadığı ortamda gelecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Atatürk’te Mehdiyet’e ortam hazırlayan biri olduğu için hilafeti kaldırdı, Hz. Mehdi (a.s) gelsin diye, rahat işlevini görsün diye.

Filozof 234; “Madem her şey kaderdeyse, siz niye her gün anlatıyorsunuz? Zaten olan olacak.” Niye namaz kılıyorsun demeye benziyor. Niye zekat veriyorsun, niye oruç tutuyorsun, niye Allah’ı tespih ediyorsun? Demeye benziyor mantığı yok. İbadettir tebliğ.

EMRE ACAR: Sizin anlatacağınız da kaderde yazılı Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii bir daha söyle.

EMRE ACAR: Sizin her gün anlatacak olmanız da kaderde yazılı.

ADNAN OKTAR: Tabii, inşaAllah. Biz anlattığımız için İslam hakim olmuyor. Bizim anlatmamızı, Allah vesile ediyor sadece.

Ali Ekber 2727; “Siz hem HDP aleyhine ağır eleştiriler savuruyorsunuz, şimdide onları konuk ediyorsunuz.” Tabii ki, HDP’li onlarda bizim vatandaşımız, onlarda bizim kardeşimiz. İçlerinde PKK’lılar olabilir, onları sen bir kenara ayıracaksın. HDP, öz be öz bu milletin evlatları. Dolayısıyla onları da konuk etmek bizim için bir şeref. İçlerinde çok dindar, muttaki, mübarek, muhterem çok fazla insan var. Sen sevgisiz yaklaştığın için, bunu anlayamıyorsun. HDP’ye bir çok insan tehdit edildiği için oy veriyor. Bir çok insan Tayyip Hoca’nın başkanlık sisteminden kurtulmak için oy veriyor. Bir kısmı anlamadığı için oy veriyor. Yani iyi niyetli yönünü düşünüyor. Risk yönünü görmüyor. Risk yönü ne? Türkiye’nin bölünmesi. “Özerklikte ne var?” diyor. Derinliği anlayamıyor bazen. Biz kardeşlerimizi sevgiyle kucaklayıp, onlara anlatırız, doğru yolu göstertiriz. Mantıklı, makul insanlar olduklarına göre, doğruyu anlayacaklardır.

Bingöl Jandarma Özel Harekat, bayramımı kutluyormuş kardeşimiz, maşaAllah bende onların bayramını kutluyorum. Allah onları korusun. Kalplerine ferahlık, güzellik versin. Kahraman askerlerimize, Allah her türlü iyiliği nasip etsin, her türlü kötülükten korusun. Kalplerine inşirah, neşe, sevinç versin. Bu bayram gününde canlarım benim, sınır boylarında ayakta öyle nöbette bekliyorlar. Tam kuzu, kınalı kuzu. Aslan onlar.

Nefrete çok yatkınlar. Büyük bir kitlede bu var ama dünyanın her tarafında. Bunun İslam’la Kuran’la düzeleceği çağa geldik.

Sakıp; “PKK’nın elindeki silahların, Amerikan ve Alman malı silahlar olduğu bilindiği halde, neden hükümet buna karşı cevap vermiyor, gür bir dilde sizce?” Evet, zayıf bir dille cevap veriyorlar, yani çok hafif bir dille. Halbuki başka ülke olsa yeri göğü birbirine katar, bütün dünyayı ayaklandırır. Çünkü o silahlarla asker polis vuruyorlar, adam cinayete teşvik etmiş oluyor, “al şu silahı git vur” diyor “Türk askerini.” O da alıp o silahla Türk askerini vuruyor. Azmettirmek aynı suçtur, yani suça azmettirmek.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Danimarka Dışişleri Bakanı Jensen de bir açıklama yapmış. Dolaylı yoldan PKK’ya silah verdiklerini itiraf ediyor. Şöyle diyor: “Biz, PKK’ya doğrudan silah vermiyoruz, Irak’taki Kürtlere veriyoruz ama kimin eline geçiyor bilmiyoruz.”

ADNAN OKTAR: Müthiş münasebetsiz. Nasıl eline geçtiğini bilmezsin? Teröristlere sen de silahı gönderirsen, teröristin eline geçer. “Oradaki Kürt halkına gönderiyor.” Kürt ayrı, PKK’lı ayrı. Sen PKK’lıya gönderiyorsun direkt, YPG’ye. YPG’ye gönderdiğinde, zaten PKK’ya göndermiş oluyorsun.

Şarlog gs; Galatasaraylı herhalde. “Adnan Hoca’nın 1986 yılında bir fotoğrafına baktım. Bir insan bu kadar gençleşemez, eskisiyle uzaktan yakından alakası yok, hatta çok daha genç.” MaşaAllah.

“Masonlar, dünya siyasetini yöneten asıl gruptur. Masonlara etki eden dünya siyasetine etki eder” sözüme karşılık olarak, Abdullah yıldız, King of the Laz; Lazların kralı; “bu yüzden mi mason oldunuz?” Masonluk bana geldi, ben masonluğa gitmedim.

CİHAT GÜNDOĞDU: Siz masonluğu bu güne kadar eleştirdiniz, olumlu yönde eleştirdiniz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Eleştirilerim iyi netice verdi ve onlar da gürül gürül İslam’a dönüyorlar. Mesela ben Putin’e hiç bir zaman için sert, acımasız, ters davranmadım. Hep şefkatle, hep doğru davrandım, o da İslam’a, Kuran’a karşı çok sevgi dolu bir yaklaşımı oldu. Benim on yıldan beri o yönde bir politikam var, Putin ve ekibine yönelik. Mesela bak, bizim yemeğimize gelir, kimsenin yemeğine gelmez. Müftüye kaşıkla yemek yedirdi bizim yanımızda, sırf sevgi göstermek, Müslümanlara sevgi olsun diye. Ve polis bir tek bizim kameraya izin verdi. Bak, Rus televizyonlarının hiçbirine müsaade etmedi, sadece bizim kamera. Ve sadece bizim kardeşler vardı toplantıda. Kimseyi sokmadı Rus polisi. Bu nedir? Sevgiden, şefkatten, insancıl davranmaktan kaynaklanıyor. İslam’a sevgisi, sempatisi şu an Putin’in olağanüstü, çok çok yüksek. Ama biz onu diğer kişiler gibi ters bir yöntemle eleştirmiş olsaydık, kim bilir ne hale gelirdi, Allah esirgesin.

OKTAR BABUNA: İran’a da aynı şekilde çok dostane yaklaşıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Tabii, bak mesela ben İran’ı çok seviyorum, Şiileri çok seviyorum. Bütün gazetelerini bana açtılar, resmi ajanslarını bana açtılar. Her yerde istediğimiz gibi faaliyet yapabiliyoruz. Müslüman, mümin tertemiz insanlar, niye uğraşıyorsunuz?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Sizin kitaplarınızı dağıtıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Putin diyor ki şu an bu politikanın sonucunda, yaptığımız güzel çalışmalar, güzel konuşmalar sonucunda; “Rusya hükümeti, Müslümanlara her zaman yardım edecek” diyor. Hakikaten de geldi Rus polisi bizimle konuştu o zamanlar, “istediğiniz gibi size her türlü yardımı yaparız” dediler. “İstediğiniz gibi faaliyet yapın, istediğiniz gibi kitap dağıtın, konferans yapın, biz memnunuz sizden” dediler. “Rusya’da medreseler açalım” diyor Putin. Bu nedir? “Ama modern İslam’ı anlatalım” diyor. Yani sanki, sanki diyeyim de anlayın, gizli bir Müslüman yani.

“Kaim Mehdi, kıyam ettiği zaman, Allah-u Teala, Mehdi’ye, insanları simasından hakikat ve benliklerini tanıma ilmi bahşedecek.” Bak, “simalarından hakikat benlikleri ve kişiliğini anlama ilmi bahşedecek” diyor. “Bu kişinin hakikati nedir, benliği nedir, kişiliği nedir, onu anlayacak” diyor, “bakıp konuştuğunda” diyor.

Yusuf Yıldırım. Yusuf Yıldırım, Münafık müminin kiridir. Mümin nasıl yıkandığında kir gidiyor ya, tertemiz oluyor böyle banyodan çıktığında, o pisliği sabunla yıkıyorsun kir gidiyor, sağlıklı hale geliyorsun. Sen diyorsun ki “niye pislik durmuyor?” Mümin temiz, tahir, pislikle yaşamaz. Pisliği yıkar, pislik gider, münafık gider, geriye nur gibi müminler kalır. Yoksa bu temizlik olmazdı.

EMRE ACAR: Hocam, Allah ayetinde altınla köpüğün ayrışmasını örnek olarak veriyor. Buna işari mana gösteriyor olabilir mi acaba?

ADNAN OKTAR: Tabii. Gümüşün, bir rivayette gümüşün, bir rivayette altının, ayette de var. Ayette zaten net öyle söylüyor. “Madenin cürufu olarak ayrışır gider” diyor. Bir de “akan ırmağın üzerindeki çer çöp gibilerdir” diyor, “onlar” diyor “bir dönemeçte silkelenir kaybolur giderler” diyor “dönemeçte.” Su hızla akar gider bak, onlar, su tertemiz yoluna akar gidiyor değil mi, su akıyor ama “üstündeki cüruf ve pislikler, bir dönemeç geldiğinde savrulur” diyor “köşede kalır onlar” diyor. Irmaklarda öyle oluyor hakikaten, bir köşede onlar birikirler, pislik. Ama temiz su akar, gider. Müminler de içinde pisliği barındırmaz. Pislik daima yıkanır. Ama diyor ki; “kaç defa yıkanır?” Mümin her gün yıkanıyor. Gerekirse, günde 3 kere yıkanıyor. Sık sık münafık pisliği, Müslümanlardan temizlenir gider. Temizlendikçe de mümin dinçleşir, ferahlar. Banyo olan insan nasıl oluyor? Dinçleşiyor değil mi, tertemiz, mis gibi olur. İşte münafığın pisliğinin gitmesindendir.

Muhterem Nur, Müslüm Gürses büyüğümüzün hanımı. Çok mübarek, muhterem, müberra bir insan, çok değerli bir insan. İftarımıza da geliyor. Dünya tatlısı, Allah ömrünü uzun etsin. Onun bir istirhamı var, Muhterem Nur hanımefendinin; “Urfa’nın içinde Müslüm Gürses müzesi var, güzel bir yer. Oraya hayranları geliyor ve ziyaret ediyorlar. Hem çok kalabalık oluyor, hem de ziyaretçisi oluyor. Fakat şu anda Urfa valisi, o müzeyi şehir dışında tenha bir yere alacakmış. Böyle olursa, hayranları ulaşamaz. Ben böyle olmasını istemiyorum ama bu konuda ısrarcılar. Acaba Adnan Hocam ricacı olabilir mi? Valinin ismini ve numarasını verebilirim. Ayrıca benim gidip müzedeki tüm eşyaları almamı istiyorlar ama ben hastayım ve yaşlıyım, böyle bir şey yapamam. Eğer müzenin yerini değiştireceklerse ben istemem, o zaman tamamen iptal olacak. Böyle bir durumda hayranları üzülecek. Lütfen yardımcı olun.” Çok münasebetsiz bir hareket olur. Vali efendi kim Urfa valisi? Tayyip Hoca’ya da söyleyin, Başbakana da söyleyin, bu infial meydana getirir, halkı çok rahatsız eder. Şiddetli mutazarrır olur insanlar. Ne alakası var? Bırak dursun. Ne güzel, sevenleri onu orada yad ediyorlar, sevgilerini ifade ediyorlar. Çok ayıp ve çirkin. Vefatından sonra böyle bir tavır içine girilmenin bir anlamı yok. Urfa valisiyle de görüşün.

KARTAL GÖKTAN: İzzettin Küçük.

ADNAN OKTAR: İzzettin Küçük’ün resmini görebiliyor muyuz? Sakın ha sakın, bu çok yakışıksız olur. Vicdana da uymaz. Sayın Başbakan da ilgilensin, Tayyip Hocam da ilgilensin.

Beyefendinin ismini bir daha söyle.

KARTAL GÖKTAN: İzzettin Küçük.

ADNAN OKTAR: İzzettin Küçük. İzzettin Hocam, sen şöyle bir büyüklük yap, o kararından vazgeç. Öbür türlü çok çirkin ve yakışıksız olacak. Seni vali yaptıklarına göre, aklı başında bir adamsındır. Mühim bir yere de gelmişsin, çok çok çok yakışıksız olur, vicdana uymaz, şefkate uymaz, adil de olmaz, hiç olmaz. Bırak, oradaki o müze dursun. Eşyaları gel al demek, ne demek? Nereye gidiyorsun sen, ne anlama geliyor bu? Ne yapmak istiyorsun? Niye şehir dışında olsun? Eşyalarını gel al demek, ne demek? “Ben burayı kapatıyorum” diyorsun. Elleme, dursun. Seni rahatsız eden yön ne? Söyle, onu düzeltelim. Sen neden rencide oldun, neden rahatsız oldun, huzursuz oldun, söyle, ona çözüm bulalım. “Benim canım istedi böyle oldu” derse, bu olmaz.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Türkiye’deki Okul Kitaplarında Evrim Aldatmacası

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor, yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü