Harun Yahya

Sohbetler (28 Eylül 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Sanatçıların alkol alması çok çok yanlış. Değil mi? Onların sağlıklı sıhhatli normal bir ömür sürmeleri için alkol sigara hiçbir şekilde kullanmamaları lazım. Sanatçıların epey bir bölümü çok fazla alkol alıyorlar. Yazık ediyorlar kendilerine, çok kısa sürede feci şekilde çöküyorlar.

Ebu Basir şöyle rivayet etmiştir, Ebul Musa bin Cafer (a.s)’a: “Dedim ki seni yaratan Allah’a kurban olayım. İmam Mehdi hangi işaretiyle bilinir? Buyurdu ki; İman Mehdi’nin bilinmesini sağlayan birkaç özelliği vardır. İnsanlar ona soru sorduklarında derhal cevap verir. Eğer huzurunda sussalar o kendiliğinden konuşmaya başlar ve yarın gelecekte olacakları Allah’ın dilemesiyle anlatır. İnsanlarla her dilden konuşur.” Yani konuşmaları her dile çevrilir tercüme edilir anlamında. Usûl Kafi Minel Kafi El-Kuleyni, Cilt 1, Sayfa 402.

“Bin yıldan daha eski iskelet kemikleri İmam Mehdi ile konuşacaklar.” Yani fosilleri imanın savunmasında, Kuran’ın savunmasında delil olarak kullanacak diyor.

PKK bir deccal hareketi biliyorsunuz. Kadınları, cahil halkı kolayca kandırabiliyor. Bilgisiz cahil kadınları da rahatça kandırabiliyor. “Deccal pek bilgin olmayacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “fakat herkesi kandırmayı becerecek. Bilhassa kadın ve köylü cahilleri kolayca kandırabilecek.” PKK’nın stratejisini tam anlatıyor. Muhammed Bin Resul, El Hüseyin, El-Berzenci, Kıyamet Alametleri, sayfa 216.

Kuleyni, Ali Bin İbrahim’den, Muhammed Bin İsa’dan, Yunus’tan, Süleyman Bin Sarih’ten doğrudan İmam Muhammed Bakır (a.s)’dan nakledilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in fermanı. “Sizin konuşmalarınız Mehdi hakkında insanları rahatsız ediyor” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bak, insanları rahatsız ediyor. “Onlara Mehdi’yi ısrarla anlatın.” Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında adamlar işkillenmiş, rahatsız oluyorlarmış Hz. Mehdi (a.s)’la ilgili konuşulmasından. “Kabul eden kişiye daha fazlasını anlatın, inkar edeni de bir kenarda bırakın. Bir sınama olmak zorunda, bununla arkadaşlar, akrabalar hatta kılı kırk yaranlar düşecek ve geriye kimse kalmayacak. Allah bizi ve samimi inananları korusun.” Yani çok az kişi Hz. Mehdi (a.s)’a inanacak, tabi olacak diyor. Ama bak diyor; “Mehdi’yi duymak istemezler” diyor. “Sizin konuşmalarınız Mehdi hakkında insanları rahatsız ediyor” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Onlara ısrarla Mehdi’yi anlatın” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Sizin yaptığınız şu anda tam olarak bu.

ADNAN OKTAR: Evet. Beklenen Mehdi Allame Muhammed Bakır El-Meclisi Biharu’l Envar İngilizce Tercümesi, cilt 13. Eski baskı cilt 51-52-53 yeni baskı. Gaybet Kitabı İmam Mehdi, 12. İmam, bölüm 2. Çok fazla kaynak var. Bak görüyor musunuz? “Sizin Mehdi hakkında konuşmalarınız insanları rahatsız ediyor” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Onlara ısrarla Mehdi’yi anlatın. Kabul eden kişiye daha fazlasını anlatın” diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’da PKK mensuplarınca sokağa döşenen patlayıcı infilak ettirildi. Yoldan geçen ikisi ağır beş çocuk yaralandı. Bitlis’in Tatvan ilçesinde orduevinin arka kısmında menfeze yerleştirilen bomba uzaktan kumandayla patlatıldı. Yirmi askerimiz yaralandı. Şırnak’ta operasyon yapan güvenlik güçlerine teröristlerce açılan ateşte iki asker hafif yaralandı. Siirt’te güvenlik güçlerine teröristlerce yapılan saldırıda bir uzman çavuş yaralandı. Dün ise polis aracına yapılan roketli saldırı bir binaya isabet etti ve dokuz yaşındaki bir kız kardeşimiz şehit oldu. Kız kardeşimizin fotoğrafı da var.

ADNAN OKTAR: Şekerliğe bak, tatlılığa bak sen. Ayakkabı ayrı tatlı, kıyafet ayrı tatlı, tipi falan çok şeker. İşte o melek hükmünde. Allah şehadetini makbul etsin.

“Mehdi zahir olmadan önce Müslümanlar Mısır’da bir minber kuracak.” Yani bir sistem kuracak, bir rejim kuracak. “Ve Museviler’i Arap dünyasının her köşesinden atacaklar.” Hakikaten hiçbir yerde Musevi kalmadı Arap dünyasında. Halbuki ne güzel Museviler dünyanın her yerinde olsun, sinagoglarına gitsinler, ibadet etsinler. Ne korkunç, bir avuç, senin gücün ona mı yetiyor? Bak Amerika’ya gücün yetmiyor, zavallılaşıyorsun Amerika’nın karşısında. Rusya’ya gücün yetmiyor zavallılaşıyorsun. Bir avuç İsrail’e kabadayılık yapıyorsun, üstelik ona da bir şey yapamıyorsun ve yapamazsın da. Sadece kabadayılık yapıyorlar. Şefkatle yaklaşsana, merhametle yaklaşsana, sevgiyi esas edinsene. Sen sevgiyle yaklaşırsan onun da sana sevgiyle yaklaştığını göreceksin.

Dün gelen Hanımefendi gitti mi?

AYLİN KOCAMAN: Gitti bugün.

ADNAN OKTAR: Arap asıllı o Hanımefendi öyle mi?

AYLİN KOCAMAN: Amerika doğumlu ama Suriyeli ailesi.

ADNAN OKTAR: Yani Arap.

AYLİN KOCAMAN: Evet Arap.

ADNAN OKTAR: Şimdi onun dezavantajı, o mecburen tek yanlı düşünmek durumunda. Elastiki düşündüğünde onu o görevden alırlar. Hain gibi de görebilirler, yanlış yolda adam gibi de görebilirler, o zaman onunla tabii bir beyin fırtınası güç olur. O yüzden samimi bir şey fark etse bile direnmesi gerekiyor. O zaman da akılcı bir durum meydana gelmiyor. İdeolojik bir direnme peşinde oluyor. Arap dünyasının derdi bu zaten. Mesela Filistin, yöneticileri tek yönlü ve ideolojik direnme stili dışına çıkamıyor, elastiki düşünemiyorlar. Birçok yerde bu böyledir, partilerde şurada burada falan. Kendi partisinin, kendi düşüncesinin, ideolojisinin dışına çıkamaz. Dolayısıyla bir beyin fırtınası meydana gelemiyor, dar düşünebiliyor, ufku belli bir noktada kalıyor. Halbuki Hanımefendi’nin dediği stil uygulandığında orada bir tane adam kalmaz. Sen “Esad’ı asacağım” dersen, o da can havliyle seni yok eder. Çünkü sen “seni asacağım” diyorsun, “etrafını da yok edeceğim” diyorsun, “ordunu da yok edeceğim, herkesi cezalandıracağım” diyorsun. O zaman onun için tek çıkar yol, seni tamamen yok etmektir gibi düşünebilir. Onu o cinnet boyutuna sokmak için ona şefkatle yaklaşman lazım. Mesela bir cinayet işleyen katiller oluyor elinde bıçakla duruyor, üstüne gitsen “seni asacağız gel buraya” falan desen ya intihar eder ya millete saldırır. Ama ne diyor polis? “Gel bak sana güzel muamele edeceğiz, saygı duyacağız, yargılanacaksın, hapiste de sana kimse eziyet etmez.” Hapse girmeyeceksin dersen olmaz. “Hapse gireceksin ama sana eziyet eden olmaz. Ama biz de sana fena muamele yapmayacağız” dersen teslim olur. Ama bu tip bir yöntem çok agresif ve sinirli bir yöntem. Onda yapacak hiçbir şey yok. Diğerleri de kilitlenmiş vaziyetteler zaten. Tek bir şeye karşı bakış açıları gelişmiş. O hanımın düşüncesine göre hareket ediyorlar. Halbuki çok elastiki olmaları lazım, çok akılcı düşünmeleri lazım o şekilde kurtuluş olur. Şu an zaten iki tarafın agresif tavrından dolayı konu kilitleniyor. Bütün dünyadaki felaketlerin sebebi bu. Yani böyle aklıselimle samimi, rahat, dar kalıplardan uzaklaşmış, ideolojik saplantılardan uzak makul düşünemiyorlar. O zaman kırıp geçiriyorlar birbirlerini, tek çözüm kırıp geçirmek oluyor. Biz de aynı düşüncede olmuş olsak oradaki zavallıları kesip doğrayıp biçerler.

AYLİN KOCAMAN: Aslında dediğiniz gibi beş yıldır bu yüzden bu şekilde devam ediyor savaş.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bu ideolojik saplantı, hırs insanların makul akılcı düşünmesini engelliyor, makul çözümleri de engelliyor. Kilitleniyor “Esad mutlaka asılmalı, ordusu mutlaka cezalandırılmalı.” Sen orduyu toptan asmaya kalkarsan o da seni bombalar, doğrar. Bir aklıselim bir sistem olması lazım, makul bir yaklaşım olması lazım. Öbür türlü ucuz kahramanlık olur o. Kahramanlık yapıyorsun ama orada çoluk çocuk katlediliyor, insanlar katlediliyor. Senin kahramanlığın devam ettiği müddetçe oradaki insanları her gün şehit ediyorlar, doğruyorlar. Ama kahramanlık sevdasından vazgeçip aklıselimle yaklaşırsan onları kurtarmak rahatça mümkün. Bir tarafın aklıselimle önce yaklaşması lazım ki karşı taraf da aklıselimle yaklaşabilsin. Sen cinnet boyutunda olursan yahut şiddetli agresif, öfkeli olursan adam da senin on mislin daha agresif olur. Seni yatıştırmak için o zaman seni öldürmesi gerektiğine inanıyor. Halbuki akılcı yaklaşmak karşı tarafı da akılcılığa çekebilir, makul bir mantığa çekebilir. Şimdi onu tabii canlı yayında da anlatmış olsak o gergin sistem içerisinde pek anlayacak gibi değiller. Ama anlattıklarımızın doğru olduğunu gördü.  

AYLİN KOCAMAN: Zaten fikri çok değişmişti. Programın sonunda da değişti. Biz sonra görüştük değişmişti bayağı yumuşamıştı. Sizin dediğinize aklı yattı. Bir de siz, söylediniz “Siz duygusal yaklaşıyorsunuz ben akılcı yaklaşıyorum” diye. O çok etkileyici hakikaten dediğinizde bir çözüm var ama onlarınkinde hiçbir çözüm yok, onu anlıyorlar aslında.

ADNAN OKTAR: Tabii ki kör açmaz olduğu belli. Beş yıldır bu kör açmazla ilerlemiş bunlar ve hiçbir şey yapamıyorlar. Şimdi adamı bıçağın altına yatırmışlar, “Demokrasi hakkında görüşün nedir?” denir mi? “Seni kurtaralım mı, kurtarmayalım mı?” denir mi? Önce adamı kurtarırsın sonra sorarsın “Nasıl yapalım? Ne yapalım?” diye. Mesela bazen insanları rehin alıyor mafya yahut katiller, adama sen gidip soruyor musun “Sizi kurtaralım mı? Kim kurtarsın? Jandarma mı, polis mi kurtarsın?” değil mi? “İster misiniz, bunu demokratik görüyor musunuz?” bunun mantığı var mı? Adamları bıçağın altına yatırmışlar, sen orada ona, “İster misiniz böyle bir operasyonu, sizi kurtaracak operasyona razı mısınız?” Adamı boğuyorlar zaten. Adam bıçağın altında onun sorulacak hali var mı? Sen ona sormadan gidip kurtarmak durumundasın. Kurtarırsın sonra derse ki “Arkadaş ben istemiyorum kurtulmayı” derse çeker gidersin. Değil mi? Ama yani öldürülen bir adama “Seni kurtarayım mı?” denmez. Bir yerde cinayet işleniyorsa “Seni kurtarayım mı?” direkt gider kurtarırsın. Kapıyı kırar içeri girersin. “İçeri gireyim mi, kapıyı kırmama müsaade ediyor musunuz beyefendi? Bir referanduma açalım bunu” falan, adamı kaybedersin o arada. Olmayacağı belli. Ama saplantılı olunca tabii o olmaz. Ama kahramanlığının duyulmasını istiyor benim gördüğüm. Halbuki o akılcı olmadığı izlenimini iyice pekiştirir. Akılcı yaklaşmamak kahramanlık değildir.

AYLİN KOCAMAN: Şimdi sizin söylediğiniz şekilde Suriye’nin ileri gelenlerini toplayacak. Onların görüşlerini alacak.

ADNAN OKTAR: Evet, onları buraya getirsinler, Suriye’nin ileri gelenlerini getirsinler. O İsrailli dostlarımızı da getirsinler burada konuşalım. Canlı yayında da konuşabiliriz. Ucuz kahramanlığa gerek yok. Ben de yaparım kahramanlık, zor bir şey değil ki kahramanlık ama orada insanları kaybedersin. Böyle argo tabirle tribünlere oynamak diyorlar ya, tribünlere oynanmaz, Allah’a karşı konuşursun. Allah’ın hakemliğine karşı konuşursun, “Allah ne der?” diye konuşursun. “Millet ne der?” dersen olmaz bu iş. Bir aferin alayım kafası olmaz. İdeolojik eylemlerde aferin kafası vardır. Biz ideolojik yaklaşamayız.

AYLİN KOCAMAN: Sizin bir de Adnan Bey, attığınız her adımda bir bereket oldu, hep çözüm getirdi. İsrail konusunda da öyle oldu, başka konularda da. O yüzden çok önemli sizin konuşmalarınız.

ADNAN OKTAR: Marmara olayında olay kilitlenmişti. Ben burada konuştum İsraillilerle, hahamlarla, Sanhedrin Mahkemesi’nin başkanıyla konuştum. Tevrat’tan Allah’ın hükümlerini göstererek ikna ettim. Ben söyledikten iki gün sonra kararı açıkladı İsrail resmi olarak. Ankara Belediye Başkanı da “Bak biz adamları nasıl hizaya getirdik?” hurra falan böyle seviniyor. Senin oturduğun yerde bir şey yaptığın yok. Haberin bile yok senin. Senden adam niye korksun? “Bizden korktu da onun için yaptı” diyor. Korktu morktuğu yok.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Yine Gazze’ye kara operasyonu olacaktı, onda da siz görüştünüz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, Gazze’ye kara operasyonunu biz durdurduk. İran’a operasyon yapacaklardı yine biz durdurduk.

“Mehdi ile beraber hareket eden 27 kilit kişi olacak. Bunların 14’ü Allah’ın” şeytandan Allah’a sığınırım, “‘Musa’nın kavminden hakkı ileten ve onunla adalet yapan bir topluluk vardır’ ayetiyle haber verdiği Musa kavminden kardeşleri olacaktır Mehdi’nin.” Bak, 27 kişiden 14’ü Museviler’den olacak. Demek ki her topluluktan Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcıları olacak. Biharu’l Envar 53. Cilt. İngilizce çevirisi, sayfa 394. 27 kilit kişi, bunların 14’ü Museviler’den, Hz. Musa (a.s) kavminden. Ayetle delil veriyor hadiste. “Musa’nın kavminden hakka ileten ve onunla adalet yapan…” Çünkü şu an en büyük ihtiyaç ne? Adalet, Hz. Mehdi (a.s)’ın en önemli özelliği ne? Adaleti tesis etmesi. Museviler bu adaletin tesisinde Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olacaklar. Bunu kim söylüyor? Resulullah (s.a.v.) söylüyor. Şimdiki bağnazlar Resulullah (s.a.v.)’e de karşı gelirler böyle dediği için. Eğer Resulullah (s.a.v.) olsa direkt ona “Biz mescit açtık” derler, yeni bir mescit, mesela o Dırar Mescidi’yle biz de arar mescidi diye, belalarını ararlar. Peygamber (s.a.v.)’e karşı mescit açmıştı münafıklar. Şimdi de mescit açarlar Resulullah (s.a.v.)’e karşı bunu dedi diye ve diğer özelliklerinden dolayı. Olmuş olsa alenen sinsice savaş verirler.

Biji Serok 37, “Kürtler’in kurtuluşu Kürdistan ile olacak.” Stalinist, komünist bir devlet nasıl kurtuluş olur? Yani şu hür dünyada sen Stalinist, komünist proletarya diktatörlüğü kuracaksın, bütün halkı, kadınları, yaşlıları askere alacaksın. Bir dehşet sistemi kuracaksın, özel mülkiyeti kaldıracaksın. Allah’a dine düşman olacaksın, o sert coğrafyada, o keskin coğrafyada insanları mutlu yaşatacağını düşünüyorsun öyle mi? Bir kere ona müsaade etmeyiz, etmem ve etmezler ve edilmeyecek. Araya sıkıştırdığım cümlelere iyi dikkat edeceksin. Benim canlarım özgür yaşadıklarında rahat ederler, özgür. Basıp gidecek İzmir’e, basıp gidecek İstanbul’a, istediği gibi özgür olacak. Sen onlara baskı yapmaya kalkarsan, dinlerini imanlarını elinden almaya kalkarsan biz de seni senden alırız, aklını alırız kanunla hukukla, neye uğradığını şaşırırsın. Ona müsaade etmeyiz, bunu unutacaksınız.

“Allah Mehdi’nin eliyle yeryüzünü inkarcılardan temizler. Yeryüzünü adalet ve doğrulukla doldurur.” İnkarcılardan yani Allah’ı inkar edenlerden. Darwinist ve materyalistlerden.

Yeni nesil ne kadar güzel, maşaAllah. Ama çocukları çok eziyorlar. Acımasız bir kapitalist sistem var Türkiye’de benim gördüğüm. Yazık benim canım. Mesela bir kız arkadaşıyla beraber kalıyormuş öğrenci olarak. Yazık günah, koskoca İstanbul’da el kadar çocuk kendini nasıl korusun? Ne yapsın? Çok ürkütücü. “İnsanlar çok korkunç” diyor, “acımasızlar birçoğu öyle” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Sizin gösterdiğiniz saygıyı değeri kimse göstermiyor neredeyse.

ADNAN OKTAR: Ama çok tedirgin oldum, tek başına iki kız çocuğu nasıl yaşar bunlar? Sistem en çok genç kızları eziyor. Yine erkek çocukları sokakta da olsa yatar onlar, ne bulursa yer. Ama kız çocuğunun durumu çok zor. Bir de o yetmiyor, bir de aileleri eziyor. Sırtına yumruk vurmalar, ağabeyi küfrediyor babası dövmeye kalkıyor kız çocuğu diye herkes namus bekçisi kesiliyor, birçok insan için bunu söylüyorum. Potansiyel namusa zarar verecek bir varlık gibi görüyorlar. Çocuklar sürünüyor adeta. Bu ne acıdır ıstıraptır? Bırakın kendi hallerine normal yaşasınlar. Koru kolla, her yerde nezaket sevgi gösterilsin. Kız çocuğu. Okullarda falan da onlara yemek bedava olması lazım kız çocuğuna. Nasıl yapsın? Erkek çocuğu taştan su çıkarır ama kız çocuğu nerede ne yapsın da çalışsın çocuk? Erkek çocuğu mesela gece taksiye de çıkar bilmem ne, salatalık domates de satar ama kız çocuğu bunu yapamaz. Değil mi? Onun yapabileceği çok az iş var. Çocukları bu kadar muztar etmenin alemi yok. Okulda mesela kız yemekhanesi olsun, kız çocukları istediği gibi yemeğini yesinler bedava. Tabii. Yurt parası alınır mı kız çocuğundan? Nereden bulsun o parayı? Neyi kast ediyorsun, ne yapmasını istiyorsun? Erkek çocuğu mesela beş arkadaş, altı arkadaş bir yerde kalabiliyorlar, bir şeyler yaparlar, giderler halden limon alıp toptan götürüp satarlar bir şeyler yaparlar. Ama kız çocuğu hale de gidemez, hiçbir yere gidemez. Bu olmaz. Kızlara ayrıca devlet koruyucu kanunlar çıkartması lazım. Mesela Kuran’da hep koruyucudur, bütün Allah’ın hükümleri hep koruyucudur. Mesela diyor ki, “kadınlar hakkında hiç hüküm yok hep erkeklere var” diyor. Kafanı çalıştırsana, erkeğe Allah talimat veriyor, emir veriyor kadını koru diye, o yüzden hüküm erkeklere yönelik oluyor. “Kadına şunu yapın, kadını böyle kollayın, kadına para verin, mehrini kesmeyin ey erkekler” diyor Allah sürekli söylüyor. “Hep erkeklere hitap ediyor” diyor. Kadınların konforuyla ilgili Allah talimat, emir veriyor erkeklere anlamıyor adam. Otuz kere söyledim. Şahitlik de hep koruyucudur. Kadın mağdur olmasın diye bu hükümler. Borç davalarında diyor, borç işlerinde “kadınlardan iki şahit yapın” diyor. Adam gider yapışır iş çıkartır. Teyit ediyor. Cenab-ı Allah “biri unutursa biri hatırlatır” diyor. O nezaketi Kuran’ın, Cenab-ı Allah nezaketli bir üslup yapıyor, mağdur olmaması orada. Hamile olabilir şahitliğe gidemez, hasta olur şahitliğe gidemez. Biri yapamazsa biri yapar anlamında ayetin hükmü. Bu kadar.  

AYLİN KOCAMAN: Siz açıklamıştınız. Sadece borçta böyle bir hüküm var onun dışında hep Allah kadının şahitliğini üstün tutuyor hatta iftira ettiğinde kocası.  

ADNAN OKTAR: Tabii ki. İftira edildiğinde mesela son hüküm kadının oluyor. Kadın yemin ettiğinde Allah onun hükmünü geçerli sayıyor. Erkek yemin ediyor, sonra kadın da yemin ediyor, kadın yemin ettiğinde kadının hükmü geçerli oluyor.

Mao komünistler çok acımasızdır. Dedi ki; “Aydınlar eleştirilerini sunsunlar komünist sisteme karşı rahat olsunlar, demokrasi geldi falan” dedi. Aydınlar müthiş bir eleştiri kampanyası başlattılar. Bir milyon aydının hepsini astı, eleştiri yapan herkesi astı Mao. Kahpeliğe bak adamdaki, alçaklığa bak. Önce diyor ki, “Eleştiri yapın” diyor, adamlar diyor ki, “Demokrasi geldi madem özgürüz eleştiri yapalım” diyor. Bir milyon kişiyi astı, kitle katliamı yaptı yani. O zannediyor ki mesela bu arkadaş öyle Stalinist bir devlet kurulsa Güneydoğu’da kızıl Kürdistan tarzında bir şey kurulsa böyle internetten yazı yazacağını zannediyor. Bir kere elinde bilgisayarın olmaz bir, ikincisi sana bilgisayarı parça parça yedirtir o rejim. Sen bu kadar ferah olamazsın. Gündüz fabrika, akşam eğitim, düdükle yatar düdükle kalkarsın. Anlamıyor sistemin nasıl bir sistem getireceğini.

AYLİN KOCAMAN: Suriye’de PYD bir ön denemesini yapıyor. Çocukları bile askere alıyor zorla, evlerine el koyuyor halkın.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela halk Lenin zamanında kıtlık zamanı evine biraz kışı geçirecek kadar buğday ayırmaya kalkıyor, evine buğday ayıran herkesi öldürdüler. Ayırmayanlar da zaten soğuktan öldü, gıdasızlıktan, açlıktan öldüler. Akıl almaz azgın bir sistemdi Stalinizm. Bayılıyorlar komünist Kürdistan olsun diye. Türkiye’deki, İstanbul’daki monşerlerin işine gelir bu zaten. Senden o nefret ediyor, akıllı ol. Adamın ekmeğine yağ sürüyorsun, oyununa geliyorsun. Senden nefret diyor, senden sevgi yönünden uzaklaşmış. Seni görmek istemiyor, sen de “evet” diyorsun “Tamam, madem beni görmek istemiyorsun sert bir coğrafyada ben kendimi hapsedeyim” diyorsun. Git adamın burnuna burnuna yaklaş “Ben varım” de. Kürt nurdur, Kürt üstünlüktür, yiğitliktir. Dünya güzeli ahlakları son derece yüksek ahlakları. Her türlü sapıklık var İstanbul’daki Kürt düşmanı alçaklarda, cinsi sapıklık başta olmak üzere. Ama istemiyorlar benim canlarımı. Tipine gıcık oluyor. Varlığına gıcık oluyor. Fakirliğine gıcık oluyor. Mazlumluğuna gıcık oluyor. İstiyor ki kendi gibi sapık olsun. Sen bunun hizmetçisi olmuş oluyorsun o zaman. Oyununa gelmiş oluyorsun. Bütün Türkiye senin. Niye kendini oraya hapsetmeye kalkıyorsun? Stalinist bir rejimle seni ezmek istiyorlar, mahvetmek istiyorlar. Aklını başına al. Özgür, güzel, aslan gibi yaşamak varken niye Stalinist bir devletin aşağılayıcı sistemi içerisinde kendini hapsetmek istiyorsun? O çetin coğrafyaya kendini hapsediyorsun. Ne zorun?

Nazan İzmir, "Üstadım, seçim bölgelerinde alınan güvenlik önlemleri HDP'nin oylarını nasıl etkiler?" Tayyip Hoca açıkça çıkıp, "Ben başkanlık sisteminden vazgeçtim" demezse seçim sonuçları değişmez, ben söyleyeyim. Boş yere kendi kendilerini öyle gaza getiriyorlar. Dolduruşa getiriyorlar yani. "İş bitti artık kaçan oylar koşarak geri geldi" falan böyle bir şey olmaz. Net konuşacak. Şimdi şu an yarım ağız konuşuyor, şu an söylemiyor, "Başkanlık sistemini savunuyorum" demiyor. Nihayet yani uğraş uğraş onu zor bela bir elde ettim. Tamamen vazgeçecek. O risk devam ediyor şu an. Tamamen vazgeçecek. Biz onu başkan seçmedik, cumhurbaşkanı seçtik. İyi yönlerini görüyoruz, güzel yönlerini görüyoruz ama burada büyük bir hata var. Bunu kabul etmeyiz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, 4 Ekim'de AK Parti seçim beyannamesi açıklanacak. En önemli siyasi değişikliğin, başkanlık sistemi bölümünde yapılacağı, başkanlığın beyannamede usulen kısa olarak geçeceği ifade edildi.

ADNAN OKTAR: Şimdi utanacak bir şey yok. Gurur yapmayı bıraksınlar. Tamamen çıkarsınlar. Bu ayıp bu, burada gurur yapmaları. Enaniyet yapacak bir şey yok. İnsan hatasından dönebilir. Bu üstünlüktür, şereftir. Tamamından o maddeyi çıkartsınlar. O madde yakar onları, tamamı. Usulen ne demek? Oradan alır sen onu genişletirsin, büyütürsün. Orada durmayacak, onu tamamen çıkaracaksın. "Vazgeçtim" diyeceksin. Yoksa aynısı olur bak açıkça söylüyorum. Defalarca da seçimi tekrar ederlerse bu büyük bir tehlike olur. Üçüncü bir seçimi Türkiye kaldırmaz, söyleyeyim. Bizi uğraştırmadan, efendice, aklı başında bir mantıkla, dürüstçe; zaten kısa bir metin "Buna gerek duymuyoruz, usulen olduğu belli" deyip çıkartsınlar. Bizi bu konuda tedirgin etmeye devam ederlerse, halk yine aynı neticeyi verir. Hiç değişen bir şey olmaz.

Bak adamın kahpeliğine bak Mao'nun, önce diyor ki "Eleştirin" eleştirenler olduğunda da "Bunlar zehirli sarmaşık, hepsini öldürün." diyor. Bak, kahpeliğe bak. Bütün aydınlar öldürüldü, bir milyona yakın aydın. Komünizm budur. Bayıla bayıla komünizmi istemelerinin anlamı yok. 

Tenekeci Mahmut, Kürt bir kardeşimiz, dünya güzeli. Çok güzel bir kültür, çok güzel insanlar. Mesela sıra geceleri falan komünist sistemde sıra gecesi olmaz, insanlar neşelenemez. Bir evde toplanacak sıra gecesi yapacaksın Stalinist sistemde, cümbüşle eğleneceksin; ciğerini sökerler senin. Aklını başına al. 

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, 29 Eylül Salı yani yarın, saat 14:00'te Hayata Dair programı yayınlanacak A9 TV'de. Altuğ Berker ve Gülen Baturalp'in konuğu, Profesör Doktor Faruk Şen. Sayın Şen; politikacı, TAVAK Vakfı Avrupa Üniversitesi Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı.

ADNAN OKTAR: Üstadımızı özenle dinleriz, ilminden istifade ederiz, irfanından istifade ederiz. Allah uzun ömür versin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu Amerika'da yaptığı konuşmada Sayın Erdoğan'ın "Suriye'de geçiş sürecine belki Esad ile gidilme gibi bir şey olabilir." Açıklaması üzerine şunları söyledi. "Geçiş yönetiminde Esad'ın iş başında olmasının geçiş yönetimini, geçiş yönetimi olmaktan çıkartacağı kanaatindeyiz. Bu durum kalıcı bir statüko oluşturur kanaatindeyiz. Bu konuda kanaatimiz değişmedi” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu Amerika'da yaptığı konuşmada Sayın Erdoğan'ın "Suriye'de geçiş sürecine belki Esad ile gidilme gibi bir şey olabilir." Açıklaması üzerine şunları söyledi. "Geçiş yönetiminde Esad'ın iş başında olmasının geçiş yönetimini, geçiş yönetimi olmaktan çıkartacağı kanaatindeyiz. Bu durum kalıcı bir statüko oluşturur kanaatindeyiz. Bu konuda kanaatimiz değişmedi" dedi.

ADNAN OKTAR: Aklıselim esastır. Yani sen Suriye devletinin gururunu yerle bir etmeye kalkarsan adam can havliyle deliye döner. "Seni asacağım, gururunu da yok edeceğim" diyorsun. Şimdi adam senin bakış açını önemli görmez. "Benim devletimi yıkıyorlar” diyor. "Ben de can havliyle kendimi koruyorum. Nefsi savunma yapıyorum" diyor.  Yani "Niye çocuk öldürüyorsun, niye adam öldürüyorsun?"  diyorlar "Böyle bir karmaşada çocuğu, kadını ayırt edecek durumum yok. Beni öldürüyor, devletimi yıkıyorlar. Devleti korumak için ben her şeyi yaparım" diyor. Ve böyle dehşet verici bir cevap veriyor. Bu çok korkunç bir cevap. Olayın kendi korkunç. Peki Amerika yağmur gibi adam öldürüyor. Niye ona bir şey demiyor hanımefendi acaba? Değil mi? Mesela Amerikalı o, Amerika’ya gidiyor. Senin o ülkeye hiç uğramaman lazım o durumda. İki milyon Iraklı’yı şehit etti. Suriye’de de gece gündüz hava bombardımanıyla Suriye devletinin yaptığı cinayetlerin on mislini Amerika yapıyor şu an. Suriye mesela bin kişiyi şehit ettiyse Amerika on bin kişiyi şehit etti. Yani vahşet daha büyük Amerika’da. Tabii acının verdiği bir kapanma. “Amerika daha fazla cinayet işliyor, ben Amerika’ya gidiyorum, Amerikalılar’la işbirliği yapıyorum. Yapmamam lazım” demiyor.  “Katil bir derin devletle istemeden de olsa işbirliği yapmış oluyorum bu durumda” demiyor. Suriye’nin şehit ettiği insan sayısına bak, bir de Amerika’nın şehit ettiği insan sayısına bak. Milyonlar hesabıyla Amerika’nın şehit ettiği. Orada belirli yani yirmi kişi yahut yüz kişi günde. Kota tespit etmişler, o kadar adam öldürüyorlar günde. Tabii bu dehşet verici yani deccaliyetin ne kadar acımasız ve ne kadar korkunç olduğunu gösteriyor. Mehdiyet devreye girdiğinde Hızır (a.s) yöntemleri olur. Hazreti Hızır (a.s) gibi olur. Zahirinde yanlış gibi olur; ama batınında doğru olur. Sanki Türkiye’nin sözüyle iş bitiyormuş gibi. Öyle bir şey yok. Toplu karar alınır böyle şeylerde. Alınan karar da uygulanır. Burada biz Esad’a mektup yazdık, gönderdik. Ondan sonra şak diye bütün dünyada politika değişti, bir anda. Mektubun hemen akabinde. Hep gördünüz bak, bütün ülkeler tam tersini söylemeye başladılar.

OKTAR BABUNA: Siz dün Hanım’a da dediniz, “Bir hafta da değişikliği fark ettin mi?” diye. O da evet, dedi.

ADNAN OKTAR: Anlatmak istiyorum ama tabii kapalı bir üslupla anlatıyoruz. O hükümetlerin üstündeki güçlerden bahsedince ne demek istediğimi anladı.

OKTAR BABUNA: Sonra sözleri değişti maşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Hepsi Esad’ı devirmek için koalisyondaydı. Sizin ifadenizden, sizin buradaki imzanızdan hemen sonra koalisyondaki ülkeler ifade değiştirdi, tamamı.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Ve sizin saydığınız ülkelerin oluşturacağı bir işbirliği koalisyonuyla çözüm olacağını söyledi.

ADNAN OKTAR: Aynı, burada aldığımız karardaki modelin aynısı uygulanıyor şu an.

Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem ferman ediyor. Diyor ki: “İslam acip bir şahısla başladı” kendini kastediyor. Bak “Acip bir şahısla başladı ve acip bir şahısla geri dönecek. Ona müjdeler olsun” diyor maşaAllah. Bediüzzaman işte bu acip şahsı oradan almış demek ki. Acip, yani acayip. “Acaibül acayip, ümmiyül garayip emin-i ala” diyor Bediüzzaman. Kendisi ile ilgili imzasında. inşaAllah.

OKTAR BABUNA: “Hiçbir cihette onun gibi olamam” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. “O ahir zamanın acip şahsı gibi hiçbir cihette  olamam” diyor. “Ancak onun pişdar bir neferi, öncü bir askeri olabilirim” diyor. “Biz acele ettik, kışta geldik. O bir baharda gelecek” diyor. “Biz mezarımızdan onu tebrik edeceğiz, geldiğinde” diyor Mehdi (a.s)’yi. Peygamberimiz (s.a.v.) bak, “İslam acip bir şahısla başladı ve acip bir şahısla geri gelecek. Ona müjdeler olsun” diyor Mehdi (a.s)’ye, Peygamberimiz (s.a.v.).  Halk, o zaman münafıklar çok rahatsız oluyormuş. “Gece gündüz hep Mehdi, Mehdi… Mehdi’den konuşmayın” diyorlarmış. Onun için sahabeler acayip yani Mehdi gece gündüz hep konuştukları bir konu. Minberlerde, orada, burada her yerde konuşuyorlar. Ama zaten sevenler sürekli üstüne düşüyorlar konunun. Sahabelerden arıyorlar, Peygamber (s.a.v)’in torunlarından arıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey sevimli kediler vardı, gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Yerim sizi ben, toptan yerim hepinizi.

YPG Cerablus’u almak üzereymiş. Türkiye Kilis’e asker göndermeye başlamış. İşte o noktayla birleştirip büyük bir Kürdistan kurmayı düşünüyorlar. Hazırlayıp, son aşamada yani. Halbuki Türkiye’nin olaya müdahale etmesi lazım. YPG’nin olduğu bütün noktalara. Amerikalı askerleri de esir alması lazım. Onları sınır dışı edip göndermesi gerekiyor. Ne demek? Amerika’nın öncülüğünde bir işgal var.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmalarında hem Rusya, hem Amerika YPG için, PYD için “IŞİD ile savaşan güç” olarak tarif ettiler. Aslında PYD’yi kastetmelerine rağmen PYD ismini kullanmadan, Kürtler diye söylediler.

ADNAN OKTAR: İşte sonra başlarına çok büyük bir belayı satın alacaklar komünist, Stalinistler’i. Hadi Rusya neyse destekliyor diyelim. Ama Amerika’nın Stalinistler’i desteklemesinin bir anlamı yok. Bir de onlara güveniyorlar. Şimdi büyük bir vahşet ve katliam yaklaşıyor. Amerika, boş yere bu YPG’lilere güveniyor. Bir gece içerisinde hepsini katledecekler bak söyleyeyim. Boydan boya, bütün sınır bölgesinde, ne kadar YPG’li varsa hepsini katledecekler. Çok büyük akılsızlık yapıyorlar. Büyük sevinç içindeler. PKK’nın işgali o zaten, YPG diye bir şey yok. Doğrudan PKK denmesi lazım. IŞİD bunlardan  nefret ediyor. O geriye çekilme yumruk vurmak için yapılan bir geri çekilme. Onlar da seviniyorlar. Çok iyi bir şey olacak diye. Amerikalı, bilmem ne hiçbirini bırakmazlar, tamamını doğrarlar. Akıllarını başlarına alsınlar. Onların kurtuluşu, gelip Türkiye’ye teslim olmak. Onun dışında bir kurtuluşları yok. IŞİD ile baş edemezler. IŞİD gittikçe güçlenen bir sistem. Onlar bunu yaptıkça sen Stalinist’ten yana tavır koyuyorsun. Amerika Stalinist’ten yana tavır koyuyor. Müslüman Stalinist’ten yana tavır koyar mı? O zaman iki seçenek oluyor. Amerika-PKK Stalinist işbirliği veyahut IŞİD diyorsun. Adam IŞİD’i seçer o zaman. Çok büyük bir akılsızlık yapıyorlar. Halbuki şefkatle, ilimle sevgiyle yaklaşıp, IŞİD’i ikna edip kendi saflarına çekebilirler. PKK’yı da tamamen ortadan kaldırmaları gerekir, kazımaları gerekir. Müthiş stratejik hata yapıyorlar. Boş yere seviniyor oradaki coniler. Orada zaten bir YPG varlığı yok. Küçük, küçük koloniler oluşturmuşlar, beş yüz kişilik, bin kişilik. Ve silah deposu oluşturmuşlar. Burası IŞİD’in iştahını son derece kabartacak malzeme deposu ve her türlü mühimmatın bol bulunduğu bir depo. PKK’nın IŞİD’e direnmesi mümkün değil. Çünkü kontrgerilla gibi olmuş oluyor. Yani gerilla faaliyetine karşı kontrgerilla gibi oluyor. O da kanunsuz, o da kanunsuz. O kanun dinlemiyor da, o da onların kanunu dinlemiyor. Yani iki taraf da kanun dinlemiyor. Ama sayıca ve askeri güç yönünden IŞİD; kıyası kabil değil, PKK’yı hallaç pamuğu gibi atar ve büyük bir felaket onları bekliyor. Bak, altını çizerek söylüyorum.  Boydan boya hepsine operasyon yapılacak. Boş yere kendilerini sevinç içinde tutuyorlar. Boş yere neşeleniyorlar. Önceden söylüyorum ki sonra şaşırmasınlar. Demedi demesinler. Ben onların Türkiye’ye teslim olmasını onlar açısından en akılcı hareket olarak gösteriyorum. Oradaki mevcut sayıları çok çok az. Ve sadece silah yığınağı, silah depoları dolu orada şu an.  Bu IŞİD için son derece kolay bir av. Yani hiçbir savunma yok orada, bomboş arazi. Rahatça tepeleyecekleri gibi ve rahatça silahlarına el koyacakları gibi. IŞİD’in yaptığı strateji PKK’nın daha palazlanmasını bekliyor. Daha çok adam gelmesini, daha çok silah gelmesini bekliyor. Şu an sayıyı yeterli bulmuyor. Çünkü hakikaten azlar. Çünkü her bölgede mesela her on-yirmi kilometrede bir yüz kişi, iki yüz kişi, beş yüz kişi var. Onların daha kalabalık olmasını istiyor IŞİD. Daha kalabalık olduğunda hepsini doğrayıp atacaklar söyleyeyim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey son dakika haberi vardı.  Adana’da devriye gezen polis aracına düzenlenen silahlı saldırıda iki polisimiz şehit oldu.

ADNAN OKTAR: Bir de diyorlar ki “İki bin kişi yok ettik. Gürül gürül hallediyoruz. Görülmemiş alet, edevat, müthiş aletler var bizde.  Konuyu bitirdik.” İşte netice bu. Ben açıkça söyledim. Bak dedim ki, seferberlik ilan edilsin. Bak yine gurur yapıp diretiyorlar. Seferberlik ilan edilirse dört milyon asker. Ki üç tertip, geriye doğru üç tertip asker alınmış olacak. Yetmiş iki saatte falan alınır dört milyon. PKK’nın morali sıfıra gider. Her yerde ilgili vatandaşlar silahlandırılsın. Vatandaş, polisi de koruyacak konumda olsun, kendini de koruyacak konumda olsun. Devletini seven, milletin, seven, bayrağını seven vatandaşlar var. Değil mi? Askere alma sistemi içerisinde bu uygulanabilir. Mesela, hatta dört tertip de alınabilir. Dördüncü tertibi de şehir içinde silahlandırırsın. Şehir içinde asker olur. PKK saldırdığında polisi, askeri kurtarır. Çünkü altı yüz bin kişi daha demektir. Yani altı yüz bin asker daha demektir. Mevcut altı yüz bine bir altı yüz bin daha katıyorsun iç güvenliği sağlamak için. Dört milyonu da sırf PKK’ya karşı kullanırsın. Dünyanın en büyük ordusu olmuş oluyor. Altı aylığına bunu yapalım.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz bunu dedikten sonra Adnan Bey, çok sayıda genç sosyal medyada “Seferberlik ilan edilsin, biz de gidelim” diye taleplerini yazdılar.

ADNAN OKTAR: Herkes aşkla, şevkle, sevinçten ağlayarak askere gider. Yani bir seferde bitiririz. Yoksa bak bela “geliyorum” diyor. Görülüyor yani olay.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, “PKK’nın beli kırıldı” iddiasına PKK yöneticisi Murat Karayılan cevap verdi, şöyle diyor: “Madem belini kırdık diyorsunuz o zaman buyurun karayoluyla Çukurca ilçesine gelin veya şimdi Beytüşşebap’ın en yakınındaki bir tepeye çıkıp etrafa bakın. Eğer Çukurca  ve Hakkari arasındaki yoku Türk devleti olarak açıp da çalıştırabiliyorsanız size “bravo” derim” yanıtını verdi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak işte adam meydan okuyor. Bunu yapman lazım devlet olarak, hükümet olarak bunu yapman lazım. Yapamıyorsan, yapana tevdi edeceksin. Asker yapamıyorsa, ilgili askeri değiştir. Polis yapamıyorsa, müdürünü değiştirirsin. Orayı yerle bir etmeleri lazım. Ben hayretler içinde kalıyorum, inanamıyorum yani. Adam yer de belirtiyor, bak. Sırf onun inadını kırmak için o bölgeyi aç. Gerekeni yap. Bir avuç askerle olmaz bu. Seferberlik şart. Adam meydan okuyor sana. Bak, görüyorsun. Daha hala bitirdik falan, kuş sesi duyuyoruz.  Böyle bir şey yok. Yani kendi kendilerini kandırmış oluyorlar. Yahut kandırmış demeyeyim de. Kendi kendini ikna etmiş oluyor yani.

BÜLENT SEZGİN: Bir de “Eğer devlet operasyonlara devam ederse bu sefer metropollerde intihar saldırısına başlayacağız” açıklaması yapmış.

ADNAN OKTAR: Ama bu biraz sıkıştım mantığı oluyor, metropollerde intihar saldırısı. İşte ona karşı da halk uyanık olması lazım. Mesela, halbuki intihar saldırısı yapacak tip belli olur. Giriş çıkışlar, her yerde. İnsanlar son derece rahat; genç kızlar evlenme derdinde, delikanlılar evlenme derdinde birçoğu. Okulunu bitirmenin derdinde, bilardo yarışmasına gidiyor. Kimi futbol takımının biran önce ligde şampiyon olmasının peşinde. Adamlar Türkiye’de bir cehennem yaşandığının farkında değiller. Bir milli bilinç ve milli şuur yeterli derecede güçlü değil. Gençler eğitilmesi gerekiyor. Yani birkaç ayda bile eğitebiliriz gençliği. Hükümetin bu konuda karar alması lazım. Değil mi? Milli şuur dersi, milli bilinç dersi değil mi? Okullarda okutulsun. Kısa sürede bütün gençlik politik yönden de, siyasi yönden de bilinçlendirilsin böyle susmakla olmaz. Millet de mesela ordunun ihtiyacı varsa millet her şeyi yapar inşaAllah. Her türlü fedakarlığı yapar.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: New York Times’ın haberine göre: Sınır önlemleri ve istihbarat faaliyetleri ve Amerika öncülüğündeki koalisyonun hava operasyonlarına rağmen geçen yıla göre IŞİD’e katılanların sayısı ikiye katlandı. Buna göre IŞİD’e yaklaşık seksen ülkeden katılım oldu ve söz konusu sayı on beş binden otuz bine yükseldi.

ADNAN OKTAR: İşte bunu anlamıyorlar. Daha da tehlikelisi İslam ülkelerinden milyonlar hesabıyla katılım olabilir, çok büyük bir galeyan meydana gelebilir bütün İslam aleminde. Bir insanın üstüne gittin mi adamı sen delirtirsin. Gidip babasını kesiyorsun, anasına tecavüz ediyorsun, bacısına tecavüz ediyorsun,  parmağını kesip kendine kolye yapıyorsun adamı delirtirsin o zaman. Bütün dünya çapında başına bela olur azgınlıkla halledilmez, sevgiyle merhametle halletmeleri lazım, şefkatle halletmeleri lazım. Kıran kırana oldu mu olmaz. Daha dün örneğini gördük çok agresif konuşuyor Hanımefendi. Tamam iyi niyetli sevecen tamam yüreği yanıyor ama akılcı değil duygusal. Böyle netice alamayız.

AYLİN KOCAMAN: Çözüm önerisi hiç yok zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii, habire kızıyor. Kızmayla bir şey olmaz. Sürekli  ölümler şahadet daha da artıyor.

BERİL KONCAGÜL: Mısır’da da öyle olmuştu siz Mursi’ye direnmemesini söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Orduyla anlaş dedim sözümü dinlemedi. Tayyip Hoca buradan talimat, Tayyip Hoca mı artık birisi talimat gönderdi direnin diye. Adamlar direndiler. Orduya da 48 saatlik süre verdiler, git anlaş beraber yönetelim dersin, ne gerekiyorsa yapalım dersin.

AYLİN KOCAMAN: Suriye’de de Adnan Bey Amerika eğit donat diye bir sistem başlatmıştı Türkiye’nin de dahil olduğu, eğitilen kişiler genelde hep IŞİD’e katılıyorlarmış sonrasında.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz öyle olur demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Amerika’ya niye uşaklık yapsın adam, Amerikan derin devletinin niye katili olsun? Adam düşünür “Ben eğitildim gidip Müslüman öldüreceğim” diyor adam “Niye Müslüman öldüreyim? Onlardan yana olurum” der adam. Yani niye senin katilin olsun, niye kiralık katil olsun? Adamın hiçbir çıkarı yok, hiçbir anlamı da yok. Eline sen tüfeği vermişsin mermiyi de vermişsin, “git Müslümanları öldür.” Enayi mi adam? Gider onlara katılır tabii ki.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bu eğit donat kapsamında silahlandırılan Suriyeli muhaliflerden bazıları da silah ve ekipmanların bir kısmını El-Kaideyle bağlantılı Nusra cephesine verdiğini itiraf etmişler. Amerikan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jeff Davis, “Yeni Suriyeli Güçler” adlı birliğe mensup askerlerin, altı kamyonet ile cephanelerinin bir bölümünü Nusra cephesi birliklerine verdiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: İşte bu Amerikan derin devleti angutluğu bırakması lazım. Tam angut kazı gibiler bir türlü laf söz dinlemiyorlar. İttihat-ı İslam’la olur bunlar Mehdiyet’e tabiiyetle olur. Bunlar Mehdiyet’e düşman olarak bir şeyler elde edebileceklerini düşünüyorlar. Allah’la savaşmaya kalkıyorlar. Yenemezler Allah’ı. Allah’a hile kuruyorlar Allah’ın sistemine; Allah onları ezer. Akılarını başlarına alsınlar.

Peygamberimiz (s.a.v.), “İmam Mehdi’nin dini tebliği üslubu” bak “Dini tebliğ üslubu öyle olacaktır ki, insanlar dini, İslam’ı kalplerinin derinlerinden kabul edecekler ve Allah’a büyük bir samimiyetle tapacaklardır. Dinden uzaklaşanlar hoşnutluk ve güvenliğin meskenine geri döneceklerdir.”  Ateist, dinsiz olanlar geri Müslüman olacaklardır diyor. İkdiddurer Sayfa 156, Bihar’ul Envar Cilt 53, sayfa 86. Cilt 52, sayfa 36 ve 280.

BÜLENT SEZGİN: Ben bir canlı göstereyim mi? Kuzuya benzediği için deniz kuzusu deniliyor. Birkaç milimetre boyunda. Özelliği yediği algleri kullanarak fotosentez yapması. Tüm hayvanlar içinde vücuduna topladığı algler sayesinde fotosentez yapabilen tek canlı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Bayağı güzel maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yalçın Akdoğan, PKK’nın panik halinde olduğuna dair şöyle bir açıklama yaptı. “Kandil ve oradaki bütün kamplar başlarına yıkılmış durumda. Her gün çok etkili hava operasyonları yapılıyor. Kim kafasını kaldırsa anında insansız hava araçları tespit ediyor. Uçaklar kalkıyor ve o kampları vuruyor. Mühimmat depoları, lojistik depoları ne varsa hepsi tek tek imha ediliyor. Örgüt bu yüzden panikte.

ADNAN OKTAR: Ee tamam da. Türkiye'nin Güneydoğu’sunda bin kilometre boyunda şu anda bin kilometreyi buldu. IŞİD'in oradan çekilmesiyle yaklaşık dört yüz elli kilometre de derinlikte bir toprak parçasına hakim oldular. Devletlerini ilan etmeleri an meselesi. Bu nedir peki? Yani binlerce PKK'lı oraya doluştu. Türkiye'nin bütün sınır boyuna. Irak ve Suriye sınırı, buna ne diyecekler? Amerikan askerleri içinde, eski askerler, katiller, cinsi sapıklar. Olayın büyüklüğünü hükümetin görmesi lazım. Seferberlik ilan etmeleri lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Nur talebesi olarak bilinen Taraf yazarı Mücahit Bilici bugünkü yazısında "AK Parti döneminde taklidi imana dayalı sistemin insanları çok rahatsız ettiğini, bunun dinden uzaklaşmaya sebep olduğunu yazdı. Bunun bir hayrının da hadislere dayalı sistemin mecburen çökmesi olduğunu ifade ediyor. Şöyle dedi: “Hadis eleştirisinde gördüğümüz bu yeni durum taklidi İslam anlayışının sürdürülemez hale gelişini haber veriyor. Eskiden tek tük şahısların cesaret edebildiği ve hemencecik tekbir ve tehdit ile susturulmaya çalışıldığı eleştirel seslerden bu aralar çokça yeni ses duyuluyor. Taklidi İslam’dan, tahkiki İslam’a geçiş sancıları bunlar. Yani düşünmeden kabullenilen bir dini gelenekten, dinin eleştirel bir nazardan geçirilerek kabul edildiği yeni bir anlayışa geçiş yaşanıyor” demiş. Ayrıca; IŞİD'in tüm yaptıklarının geleneksel İslami kaynaklarda olduğunu da yazmış Mücahit Bilici. "Sahi IŞİD nedir? IŞİD esasen bugün mahcup ve Medeni Sünni İslam’ın hicapsız ve bedevi halinden başka bir şey değildir. IŞİD'in yaptıklarının hepsinin küçük harfle kitapta yeri var. Yaptıkları her şeye dini gelenekten gerekli temeli buluyorlar. Çoğu muteber alimlerimizin din anlayışından bir miktar eğitim seviyesi ve şehirliliği çıkarsanız çok rahat IŞİD'e varırsınız.”

ADNAN OKTAR: Görüntüsü var mı o şahsın?

BÜLENT SEZGİN: Var, gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Mücahit Bilici. Nerede yazıyor dedin?

KARTAL GÖKTAN: Taraf.

ADNAN OKTAR: Dedikleri doğru. Doğru yazmış. Nur talebesi öyle mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Doğru yazmış.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün okullar açıldı Adnan Bey, okula başlayan bazı miniklerin fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Ayakkabılarını yaklaştır çocukların. Görüyor musun benim canlarımı? İşte koruculuk sistemi olursa hem bu insanlar, bu kardeşlerimiz normal makul bir gelir düzeyine ulaşır hem de çocuklar istedikleri gibi güzel giyinebilirler. Bu bizim boynumuza borç. PKK sorununu kökten halledilecek bir şeydir koruculuk sistemi.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu da Instagram hesabından okul yıllarına ait bir fotoğraf paylaşmış bugün, fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Çok şahane, bayağı sevimli bir insan maşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Devlet Başkanı Putin son on yıldır ilk kez Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap etti. Putin, “Hepimiz farklıyız ve bu farklılığa saygı duymalıyız. Gücümüz farklılıklarımızdan geliyor, Rusya diğer ülkelerle çalışmaya hazırdır Suriye hükümetiyle işbirliği yapmamak dünya için bir hatadır” dedi. Ayrıca Putin kilit öneme sahip Müslüman ülkelerle terör karşıtı daha geniş koalisyon oluşturulması çağırısı yaptı. Putin, “Sonuç olarak kabul etmeliyiz ki başkan Esad'ın ordusu ve Kürt militanlar haricinde Suriye'deki IŞİD ve diğer terörist gruplarla kimse mücadele etmiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Silahlı mücadeleye teşvik etmesin zaten,  silah iyi değil, silahla mücadele ettikçe mağlup olur, ezilir ve akıl almaz bir güce kavuşur IŞİD yani IŞİD'e katılım bu sefer milyonlar hesabıyla olur.  Bak önce yüzbinlerle başlar sonra milyonlara çıkar ve bu çok tehlikeli bir gelişme olur. Yani sevgiyi unutursa dünya o zaman yerini bela doldurur unutmasınlar. Suriye'de dört yüz bin insan öldü Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak işgalinde bir buçuk milyon insan, Afganistan'da üç milyon insan öldü yöntem mi bu yani? Ve milyonlarca kinlenmiş insan bıraktılar geride. Onlar da IŞİD'e katılıyor işte yahut diğer Taliban’a. Yöntem böyle yöntem olmaz, çok kör bir yönteme girdiler. Sevgiyle, ilimle, irfanla olur.

Müslüm Baba çok mübarek muhterem bir insandı fakat çevresindeki insanlar biraz yardımcı olabilirlerdi. İçki ve sigara çok çökertti. Yoksa aslan gibi delikanlıydı. Tabii, ona karaciğer, vücut dayanmaz.

Suudi Arabistan, bugün mesela Yemen’de hava saldırısında bir düğün yerini vurdu. Yüz otuz beş kişi kadın, çoluk çocuk hepsini öldürdü. Yani akıl almaz bir vahşet, dehşet bütün dünyayı sardı. İmam Mehdi (a.s)’ın zuhuru şart oldu. Cenab-ı Allah, İsa Mesih’i zahir etsin. İmam Mehdi’sini zahir etsin. Vakit gittikçe yaklaşıyor. 2015’te çıkış yok. 2016’da da yok. 2017’ler, 2018. 2017 ve 2019 bunlar hassas tarihler. 2017-2019-2021.

İran mesela yüz on Kürt kardeşimizi veyahut işte içlerinde kardeştir demeyeceğimiz PKK’lılar da var yüz on kişi, bunlarla ilgili idam kararı aldı. İdam edilecekler. PKK’nın çıtı çıkmıyor. Gıkı da çıkmıyor. Öksüremiyor bile. Desene “Ne yapıyorsun burada hemşerim?” de. İran ağzını burnunu kırar diye ödleri kopuyor. Çünkü bir kere yaptılar, bunları dana gibi böğürttüler. İran’ın ayağına kapandılar “Yapma ağabey” diye. “Ne istiyorsan yapalım” dediler.

“Moskova, İran, Rusya, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin dahil olduğu Suriye Temas Grubu Ekim ayında toplanabilir” dedi. Bu kararı kim aldı? Kimler aldı? Nerede aldılar? Putin uyuyor sadece buna, bu karara uyuyor yani.

BÜLENT SEZGİN: Yer olarak da Türkiye diyorlar Allahualem, toplantı yeri olarak da Türkiye Allahualem.

ADNAN OKTAR: Fazla detaya girmeyeyim de anlayın. Putin de üstattır, 33 derece değil ama.

“Dini tebliğ üslubu öyle olacaktır ki, insanlar dini kalplerinin derinlerde kabul edecekler” diyor Mehdi (a.s) anlattığında. Öyle zahirde değil, kalplerinin derinliğinde bilecekler. “Doğu ve batı arasında her yeri aydınlatacak Mehdi (a.s)” diyor. “Kulların kafalarını ele geçirecek” diyor beyinlerini. Diyoruz ya hani “Adamın beyni önemli. Bedenini öldürmeyin, beynini ele geçirelim” diyoruz. Bak diyor ki, “Kulların kafalarını” yani beyinlerini “ele geçirecektir.” “Kalbi demir parçası gibi olmayan hiçbir mümin kalmayacaktır” diyor. Demir parçası gibi olacak kalpleri müminlerin, o kadar kuvvetli olacak. “Allah, Mehdi (a.s)’a kırk kişinin kuvvetini vermiştir.”

“Kaim zuhur ettiğinde Allah’a inanmayanlar kendi sapkın inançlarından geri dönecekler” diyor. “Yeniden imana dönecekler” diyor. “Mehdi (a.s)’ın rengi kırmızı-beyaz karışımıdır. Geniş karınlıdır, baldırları büyüktür” diyor. “Omuzları dik ve geniştir. Sırtındaki ben Peygamber (s.a.v.)’in benine benzemektedir” diyor. “Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a kalp genişliği verecektir. Kalbini hakikat ve hikmetlerin çeşmesi kılacak.” Bak “Kalbini, Mehdi (a.s)’ın kalbini hakikat ve hikmetlerin çeşmesi kılacak” yani çeşme gibi hikmet akacak ondan. “Ona daima ilmini ilham edecektir” yani bilgiyi sürekli, konuşurken sürekli ona ilham olunacak” diyor. Yani o yönden, ilim yönünden Cenab-ı Allah onu müthiş güçlendirmiş. “Ondan sonra hiçbir sorunun cevabının aciz kalmayacak.”

“Allah’ın dilemesiyle hatadan masumdur” diyor. “Hakikatler beyanda asla sapıklığa düşmeyecektir.” Mutlaka doğrusu ilham ediliyor Hz. Mehdi (a.s)’a. Yani ahkamda masumdur. Tek, ona mahsus. Gelmiş geçmiş evliyanın içinde bir tek ona mahsus, ahkamda masum olmak; Masum İmam deniyor zaten. “Zuhur edip, zulüm ve haksızlıkla dolup taşan dünyayı adaletle dolduruncaya kadar Mehdi’yi ismiyle anmaya izin yoktur” diyor. Yani sen Mehdi’sin diye birisine denmeyecek diyor. Ama Mehdi (a.s) zuhur ettikten sonra Allahualem Mehdi diyeceğiz. “Mehdi benim evladımdır. Kendisini ismiyle anmanıza izin verilmemiştir.” Yani Mehdi diye ismi anamıyorsun. Allahualem diyorsun. “İnsanlar onu parmaklarıyla gösterecek” diyor. “Ona sorular soracaklar” diyor. “Ona suikastlar düzenlenecek” diyor. “Hakkında yazışmalar olacak” diyor. İşte internette, gazetelerde, orada-burada. “Mehdi, Allah’ın yarattığı varlıklar arasındaki emin temsilcidir. Allah’ın kullarına sunduğu hüccettir.” Hüccetullah; Allah’ın delili. “Allah’ın arzında Allah’ın halifesidir. Allah’a çağıran bir davetçidir. Allah’ın koyduğu haramların savunucusudur.” Haramları savunuyor; harama yaklaşmayın diyor. “İmam Mehdi insanları günahlardan temizler, ayıplardan arındırır, ilim özelliği ile belirginleşmiş mülayimlik onun özelliğidir” diyor. Halim yani mülayim. “Mehdi’ye imameti veren Allah, ona ilim ve kitaplar verecek ve onu kendi başına bırakmayacak.” Görüyor musun? Kitaplar yazacak diyor. Kendi başına bırakmayacak Allah onu diyor. Ama kitabı Allah yazacak diyor, onu vesile edecek diyor.

Herkese soruyor baksana; “Ebu Cafer Muhammed Bakır (a.s)’a sordum. El Kaim Mehdi (a.s) sen misin?” Sırf konuşturmak için yapıyorlar. Soruyu bir daha söylüyorlar. O geçiştiriyor. “Ben Resulullah’ın evladı ve kanından bir kimseyim sadece” diyor. Soruyu bir daha söylüyorlar. “Nereye varmak istediğini biliyorum” diyor. “Senin sahibin geniş karınlıdır, Mehdi. Ve hayranlık uyandıran bir çekiciliğe sahiptir.” Yani cazibeli bir erkek görüntüsündedir diyor. Muhammed İbrahim Numani Kitab-ül Gayb, sayfa 216. İsham, demirbaş numarası verilmiş bir de, kütüphanede. Bakmak isteyen 016351’den bakabilir.

Afganistan’ın yüzde 75’i Taliban’ın kontrolünde şu an. Amerika, Rusya bütün gücüyle bombaladılar. 2.5-3 milyon insanı şehit ettiler. Ne oldu? Yine Taliban hakim. Onların önünde diz çöktüler. Her türlü anlaşmayı beraber yapıyorlar, Taliban’la konuşuyorlar. 15 yıl sürdü mücadele, 44 ülke katıldı. NATO da dahil oldu, Amerika da dahil oldu, Rusya dahil oldu. Ama Taliban’ı durduramadılar. Suriye’de de IŞİD’i durduramazlar, zannettikleri gibi olmaz.

Silvan’da halka baskı yapıyormuş PKK. Çocuklarını dağa götürmeye çalışıyormuş. Halk da kaçıyormuş o yüzden. Evler süratle boşalıyormuş. Perşembe günü olay çıkarmaya hazırlanıyormuş PKK. Ordumuz seri bir şekilde, kafalarını feci şekilde ezerek neticelendirsin. Hepsini tutuklayıp hapishaneye atsın.

Kasım16; kardeşim intihar haramdır. Sen bir adam öldürmüş oluyorsun. Bu masum bir hareket değildir. Cinnetten dolayı ise tabii o cehenneme gitmez. Cinnet geçirir, intihar eder Allah vermesin. O cehennemlik olmaz. Ama şuuru, bilinci açık olarak bir insana kıyıyorsa cehenneme gider. Kendine kıymış oluyor. Kendini öldürme hakkı yok. Kendisi de bir insan. Adam öldürüp, cehenneme gidiyor. Kıyamete kadar ıstırap çeker. Kıyamette de yine devam eder.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Cizre’den de bazı bilgiler var, Kürt kardeşlerimizin orada neler yaşadığına dair. Cizre medya sitesinde yayınlandı bazı bilgiler.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Haberde durum şöyle anlatılıyor; “Cudi Mahallesi’nde evlerini terk etmek isteyenlerin evlerine el koyuyorlar. “Buradan çıkan bir daha giremez” diyorlar. El koydukları evlere, dağdan inen militanlar ve şehirdeki militanları yerleşmiş. Birçok insan, eşini ve çocuklarını başka yerlere göndermiş. PKK militanları, bazı ailelerin çocuklarını zorla evlerinden alıp, militan yapıyor. Bazı mahallelerde ev ev dolaşıp, her aileden bir kişi bize katılacak diyorlar. Altmış yaşındaki bir amca buradaki bir mahallede oturuyor. Yedi kız çocuğu var. Gece yarısı on üç-on dört yaşlarındaki çocuklar kapısını çalıyor ve hadi nöbete çık diyorlar. O da; “Ben yaşlıyım, nasıl nöbete çıkayım?” Deyince, kapısını çalanlar; “O zaman kızlarını gönder” diyorlar. İnsanlar böyle çaresiz durumda. Sekiz günlük sokağa çıkma yasağı bitmesine rağmen hasar tespit çalışması yapılmadı. İnsanlara olanları anlatacak hiçbir şey yapılmadı. Cizre’ye gelen gazetecilere ve sivil toplum kuruluşlarına kimse bir şey anlatmaya cesaret edemiyor. PKK militanları bazı vatandaşların evlerini yaktı. Bu vatandaşlar korkularından devlet bizim evimizi yaktı diyorlar. Devlet üç yıldır buradaki mahallelere hiç girmemiş. Onların bütün yaptıklarına göz yumulmuş.

ADNAN OKTAR: İşte “Hayat damarlarını koparttık, perişan ettik, en büyük darbeyi yediler” falan. Böyle bir şey yok. Gerçek anlamda gereğini yapsınlar. Bak gerekiyorsa seferberlik ilan edilsin ve konu bitirilsin.

Mesela Amerika saldırdıkça IŞİD’e katılımlar artıyor. İki misline çıkmış şu an katılım.

Hiçbir gerekçeyle intihar edemez bir insan. Cinayettir. Hiçbir gerekçeyle adam öldüremezsin. “Ne yapalım, çok sıkılmıştım.” Olur mu öyle şey? Eğer tövbe etmeden ölürse, kıyamete kadar ıstırap çeker, sonra da yine sonsuza kadar ıstırap çeker.

Günümüzde Türk-İslam sevdalısı bir yiğit Muhsin Yazıcıoğlu vardı. Onu unutturmaya çalışıyorlar. EvvelAllah bu mümkün değil. Kimse unutturamaz. Emre Gülüm.

Şinasi’nin Hayali; “Ya Reis, bize birkaç taktik ver. Artık sürünüyoruz. Bu kadar güzel kadınlar sana iltifatlar ediyor. Bize de ancak trip atanları geliyor. Saç ve sakalımı senin gibi yapsam olur mu ki?” diyor. Kalbini değiştireceksin, imanını, inancını, aklını, vicdanını, derinliğini, Allah’a olan aşkını, Allah’tan korkunu. Saçla, sakalla olmaz bu işler.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, faaliyet haberlerimiz var, okuyalım mı?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bursa ve İnegöl’deki kardeşlerimiz bayram süresince Kültür Park’ta fosil sergisi düzenlemişler. MaşaAllah sergiye halkımızın ilgisi çok fazla olmuş. Uşak’tan kardeşlerimiz 22 Eylül’de dergilerden ve eserlerinizden 450 adet halkımıza hediye etmişler. Yenibosna’da eserlerinizden sekiz kitap ve iki dergi dağıtılmış. 17 Eylül’de Balıkesir Üniversitesi öğrencileri ve kardeşlerimiz evde bir araya gelmişler. Sohbetlerinizden izleyip, çeşitli konularda sohbet etmişler. Geçtiğimiz günlerde kardeşlerimiz Berlin’de evrimin geçersizliğiyle ilgili çok sayıda broşür dağıtmışlar. Gümüşhane’de bir kardeşimiz hastane kitaplığına ve apartmandaki posta kutularına eserlerinizden bırakmış. Arife günü kardeşlerimiz Osmaniye’de A9 TV broşürlerinden dağıtmışlar. Kayseri’den kardeşlerimiz 4 Eylül’de Kırşehir Dinlenme Tesisi’ndeki yolculara ve Kırıkkale’de yüz adet dergi ve on adet kitabınızı, 12 Eylül’de Pazar yerinde 75 adet kitabınızı, 27 Eylül’de Hisarcık yolu üzerinde ve kent ormanında halkımıza bayram hediyesi olarak yüz adet kitabınızı vermişler. Faaliyet sonrası çay bahçesinde sohbet etmişler. Belçika’da otuz beş kadar kardeşimiz, bir kardeşimizin lokantasında bir araya gelmişler. Televizyonu bilgisayara bağlayıp, sunumlu sohbet yapmışlar. Sonrasında beraber yemek yemişler. 26 Eylül’de Sakarya’nın Erenler ilçesinde bir kardeşimiz A9 TV broşür dağıtımı yapmış. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 25 Eylül tarihinde dört yüz adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Ayrıca farklı tarihlerde bir araya gelip, evde sohbet etmişler. 22 Eylül günü, Zonguldak Ereğli’de 81 adet Komünist Kürdistan Tehlikesi, Bağnazlık kitabı, sekiz yüz adet İslam birliği ve evrimin geçersizliğiyle ilgili broşür dağıtmışlar. Sonrasında sohbet etmişler. 15 Eylül tarihinde 6 Eylül belediye başkanı Sayın Zekai Kafaoğlu’nu ziyaret etmiş kardeşlerimiz. Ayrıca Karasi ilçesi kaymakamı Sayın Ahmet Erdoğdun’u, Karasi ilçesi müftüsü Sayın İbrahim Türedioğlu’nu ve MHP il başkanı Sayın Nuri Argun Atıcı’yı da ziyaret ederek kitaplarınızdan hediye etmişler. Gebze’deki kardeşlerimiz 27 Eylül tarihinde çeşitli kitaplarınızdan yüz adet dağıtmışlar. 18 ve 21 Eylül tarihlerinde de ev sohbetinde buluşarak kitaplarınızdan okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanlarıma, çok güzel olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak Bursa’dan kardeşlerimiz Cumhuriyet kadınları şubesine, Türk kadınları derneği Bursa şubesi başkanı Sayın Günay İzer’i ve Nilüfer Ak Parti ilçe başkanı Sayın Celil Çolak’ı ziyaret etmişler ve kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel gelişmeler. Çok sevgi dolu, herkesi kucaklayan bir tavır, üslup; yakışmış, güzel olmuş.

Eksalef Cudi; “Türkiye daha kendi sınırları içindeki gerillaları yenemiyor. YPG bitirir bu TC’yi.” Tabii ki teknik açıdan Türkiye çok rahat yener, ezer de yetkililerin askere her türlü yetkiyi vermesi, polise her türlü yetkiyi vermesi gerekiyor. Yoksa akılcı bakıldığında bir avuç it-kopuk takımı, silindir gibi ezer Türkiye. 80 milyon Türkiye ne dinler yani? Ama bu adamları böyle şımartmak işte nedense bu uzun süreli oldu. Hükümet de bunu istemeyerek de olsa devam ettirdi. Ama deccalin sonu geldi. Kırk yıllık ömrünü doldurdu.

Suudi Arabistan’da anlamakta güçlük çekiyorum. Ne gerek var Pazar yerini gidip bombalıyorsun, bir şeyler yapıyorsun? Ne faydası olacak yani ne mantığı var? Hepsi haram. Çoluk çocuk orada şehit ediliyor. Hükmü Allah katında çok ağır olur.

“Kuran’daki hurufu mukatta ve Mehdiyet’e ait sırlar olduğu için mi ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s) onları açıklayacak? Sadece sırlardan mı ibarettir? Yoksa hüküm ayetlerinden midir? Şimdiye kadar açıklanmamasına ne deniyor?” Hüküm ayeti değil tabii ki. Ehlinin anlayacağı sırlarla dolu bir şifre sistemi. Belki Hızır (a.s) ve ekibi için, belki o dünyayı yöneten ekibin başına oluşturduğu komite için gerekiyor olabilir.

Ufuk Gökbayrak, mektubu ben yazmadım Esad’a. Masonlar yazdılar, ben imzaladım. Yani bir ortak metin. Mason üstatlarının ortak metiniydi. Ben sadece imzaladım. Ufuk Gökbayrak, Ufuk34. Dünya masonluğunun talimatlarına göre hareket ediyorlar. Dolayısıyla masonların imzaladığı bir metin her yerde etkili oluyor tabi ki.

“Komünizm hakkında söylediklerinize katılıyorum. Ama bu vahşi kapitalizmin insanları ezen, sömüren tarafı yok mu?” Daha birkaç saat önce söyledim. Vahşi kapitalizm inim inim inletiyor dünyayı, her yeri.

Burhan Karahan; “Hocam, çocuğumun ismini Harun Yahya koyacağım” diyor. İnşaAllah, hadi bakalım.

“Bazı ateistlerle tartıştığımda baş edemiyorum” diyor. “Onlar da kaçtın diyorlar” diyor. “Böyle hep kaçıyorlar diyor” diyor. “Nasıl tutum izlemeli?” Erbabının eline vereceksin onları. Sen bana gönder onları. Bizim arkadaşlarımıza adreslerini ver. Canlı yayında yahut burada çıksınlar, anlatayım.

“Hocam, günümüzde rüya tabiri yapan birisi var mı?” Nur Hilal Kızıltoprak. Öyle bir şey geçerli olmaz. Yani ancak tahminde bulunabilir.

Ufkun Ötesi; “Hocam PKK ile neden fiili mücadele etmiyorsunuz?” Sopa alıp üstüne mi gideyim adamların? Olur mu öyle şey? Ama fikri mücadele ile aldıkları yara, maddi mücadele ile verilen yaranın yüz bin misli. Yani benim  vuruşum PKK’ya fiili mücadelenin yüz bin mislidir.

OKTAR BABUNA: Yıllar önce kitabında yazıyor, Öcalan’ın. Sizin adınıza dikkat çekiyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Öcalan son derece tehlikeli görüyor. “Adnan Hoca MİT elemanı” diyor. “Devleti yönlendiren felsefeler geliştiren bir insan” diyor.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz sürekli söylüyorsunuz. Bedenlerini değil, o kanlı ideolojiyi beyinlerinden çıkartmak gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.  

“Hadislere göre Mehdi (a.s) Hristiyan ve Museviler’e İncil ve Tevrat’ın bozulmamış bölümleriyle hükmedecektir” sözünüze karşılık olarak, Yaman Koray; “Kuran’ı Kerim necidir peki? Hadisleri Kuran’dan önceye aldığınıza göre Kuran ile alakanız yok.” Şimdi İncil ve Tevrat’ın Kuran’a uygun olan bölümleriyle hükmediyor. Dolayısıyla Kuran’a göre hükmetmiş oluyor, Mehdi (a.s). Ama ben ayrıca Mehdi değilim. Sen beni suçluyorsun. Mehdiliğimi kabul etmiş, direkt ona göre diyor. Ben Mehdi değilim. Ama Mehdi (a.s) geldiğinde Tevrat ve İncil’in bozulmamış kısımlarına göre hükmetmesi ne demek? Kuran’la tam mutabık bölümlerine göre hükmediyor. Bakıyor, Kuran’la mutabık olan bölümleri hangileri, onlarla hükmediyor. Bu doğru. O zaman Kuran’la hükmetmiş oluyor zaten.

Muhammed; “Artık ortaya çıkın Hocam” diyor.

“Bir karar verin. Bir hadisler hurafe diyorsunuz, bir hadis gösteriyorsunuz.” Kuran’ın hükümlerine karşı hüküm gösteren her hadis hurafedir. Mesela haramlar meydana getiren, helaller meydana getiren her hadis hurafedir. Ama mesela Kuran’ı tasdik eden her hadis geçerlidir. Namaz kılın diyor Cenab-ı Allah ayette. Hadiste de namaz kılın diyor. Bu geçerli olur. Ama Allah’ın hükmünü kaldıran, yeni bir haram getiren, yeni helaller getiren hadisler mevzu, uydurma hadistir. Gelecekten bildiren, Mehdi (a.s)’la ilgili hadisler eğer zuhur ederse, aynısıyla doğru olduğu ortaya çıkarsa o hadis doğrudur.

“Dün Silvan’da polis tarafından katledilen sekiz yaşındaki çocuk içinde var mı birkaç kelimen?” Oradaki olay benim gördüğüm, gazetelerde de yazan,  yani resmi açıklamalarda da, bütün bültenlerde de o şekilde, PKK’nın saldırısı sonucunda o çocuk şehit oldu.

Kafası Güzel Adam; “YPG’yi tüm dünya destekliyor. Bir tek sen YPG terörist diyorsun.” YPG’ye Türk mahkemeleri terörist olduğunu bildirdi, söyledi. O çocuğu, o küçük minik kuzumuzu roketle, PKK’lılar vurdular. Polis roket kullanmıyor. Bir tek PKK kullanıyor.

Ebu Salte Haravi İmamı Reza’ya sorar: “Kaim’in alameti nedir?” İmam Reza cevap verdi: “Mehdi’nin alametlerinden biri, yaşı ileri olmasına rağmen görünüşünün genç olmasıdır. Ona bakan biri yaşının kırk ya da daha az olduğunu tahmin edecek.” Alametlerinden bir diğeri de vefat edeceği zamana kadar hiç yaşlanmayacak olmasıdır. Mehdi zuhur ettiğinde insanlar onu reddedecek. Çünkü onlar yaşlı birini düşünürlerken, o onlara genç bir yüzle yaklaşacak.” Kemalüddin Cilt 2, sayfa 652.

Hakkari’den bir kardeşimiz yazıyormuş, Hakkari’nin ücra bir yerinde yaşıyormuş. “Burada herkes Hocamız’dan bahsediyor” diyor Hakkari’de şu an. “İnanılmaz derecede herkes bahsediyor. İnanın üç gündür nereye gitsek, hangi eve gitsek konu Hz. Mehdi (a.s)” diyor. MaşaAllah. “Kahraman ordu ve imanlı millet” diyor Bediüzzaman, “Hakikat hali” diyor “hadislerden” işte, “Kuran’ın hakikatlerini anlayarak gereken karşılığı verir” diyor.

Bak diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.)’den naklen “Mehdi (a.s)’a bakan biri yaşının kırk ya da daha az olduğunu tahmin edecek. Halbuki” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “yaşı ileri olmasına rağmen bunu yapacaklar” diyor. “İleri bir yaşta olmasına rağmen görünüşü genç olacak” diyor. “Ona bakan biri yaşının kırk ya da daha az olduğunu tahmin edecek. Alametlerden bir diğeri de vefat edeceği zamana kadar hiç yaşlanmayacak olmasıdır.” Vefat ettiğinde de genç görünümüyle vefat ediyor. “Ani feceten bir ölümle Allah canını alır” diyor. “Arabasında” veyahut “Vasıtasındayken” diyor. Yani herhangi bir hastalığa bağlı olarak değil, ani bir ölüm.

Hakkari’de Mekke’deki bu tünel hadisleri falan hepsini ezberden biliyorlarmış halk. Kürt kardeşlerimizi insanlar tanımıyor, onların ahlakı çok çok yüksek. Şaşırtıcı derecede güzel ahlaklılar.

İmamı Sadık’tan, “Kaim Mehdi çıktığında herkes Allah’ın kitabından sebepler öne sürerek bir anlatım yaparlar” diyor. Mehdi (a.s) yorumlar yaparak Allah’ın Kitap’ının doğrusunu onlara açıklar” diyor. Gaybet-ul Numani 290. Sayfa.

Ortadoğu’da kadınlara tek değer veren örgüt olarak biliniyor PKK. O yüzden bütün Avrupa, dünya da diyor ki. AK Parti hükümeti garantör olarak kadını çok daha fazla PKK’dan koruyup kollasın, değer versin. Bu zor mu? Kadına tavır alan yıkılıyor. Kadına karşı sevgi dolu olan da güç kazanıyor. Bu bir kanun, Allah’ın bir kanunu.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü