Harun Yahya

Sohbetler (3 Ekim 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz.

Evet, şimdi başlayalım.

KARTAL GÖKTAN: Yüksek Seçim Kurulu, 1 Kasım’da yapılacak genel seçimlerde güvenlik nedeniyle bazı sandık bölgelerinin güvenli başka bir sandık bölgesine taşınmasına ilişkin talepleri oy çokluğuyla reddetti.

ADNAN OKTAR: Aslında PKK avantajlı olduğunu düşündüğü yerlerde böyle bir darbe alırsa dümdüz olur, yani halkı korkutmaktan vazgeçer. Hükümetin talebi aslında makul. PKK’yı böyle itlik yaptığı konularda yıldırmak için, bu stil güzel bir taktik. Yani oyunu boşa çıkartmak, her olayda oyununu boşa çıkartmak lazım. Hep eli havada kalması lazım.

Bana birileri bir şey söylesin

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barak Obama; “Rusya’nın Esad rejimine destek olmasıyla başlattığı hava saldırılarının felakete davetiye çıkardığını, bu durumun Rusya’yı çıkamayacağı bir bataklığa çekeceğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: İşte o çıkamayacağı bataklık dediği olay, zaten Peygamber (s.a.v)’in 1400 yıl önceden bildirdiği olay.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Aynı şekilde, Beyaz Saray’da basının sorularını yanıtlayan Obama, “Putin’in IŞİD’le Sünni muhalifler arasında fark görmediğini” söyledi. Obama “onların bakış açısında hepsi terörist. Bu durumda felakete davetiye çıkarıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Baştan beri onların iddiası o zaten, ilk defa söyledikleri bir şey değil. Muhalifler diye bir konu yok. Hükümet karşıtları ve hükümet yanlıları var, ikiye bölünmüş durumda. Hükümet karşıtlarını; bunlar iyi hükümet karşıtları, bunlar kötü hükümet karşıtları diyemez tabii ki. Rusya’nın sonunda devreye gireceğini tahmin etmeleri gerekirdi. Yani amansız bir çatışma olacağı açık. Suriye diye bir şey kalmaz.

BÜLENT SEZGİN: Bir harita vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Rusya, Suriye’de bu sarı bölge muhalifleri gösteriyor, kırmızı bölge IŞİD’i gösteriyor. Daha ziyade muhaliflerin olduğu bölgeye bombardıman yapmış.

KARTAL GÖKTAN: Özgür Suriye ordusu da dahil muhaliflerin olduğu bölge Hindlip, Hama, Laskiye dahil bütün şehirler bombalanıyor şu anda. Rus uçakları halkın yoğun olduğu pazar yerlerini ve hastanelerini hedef alıyor.

ADNAN OKTAR: İşte orada asıl kast edilen Armageddon. Yani Müslümanların imhası. Yoksa orada böyle bir sorun yok, adamlar için öyle bir dert yok. İstese gayet güzel arabulucu olup, meseleyi halledebilirler. Eğer samimiyseler, dürüst düşünüyorlarsa, iyi niyetlilerse, sevgi insanlarıysa, Esad’ı buraya çağıralım, Obama da gelsin, Putin de gelsin, burada konuşalım. Gayet rahat halledilecek bir şey. Suriye’de özgür seçime gidilecek, seçim sonucunda halk ne istiyorsa, o iktidara gelecek, o kadar açık. Yani seçim güvenliği sağlanacak, ateşkes olacak, kabul ediyorlarsa, bunu yapalım.

BÜLENT SEZGİN: Rusya’nın Suriye bombardımanında şehit olmuş bir sevimlinin fotoğrafı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Canım benim tam dünya tatlısı, bal şeker. Cennet kuzusu, cennet vildanı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, terör konusunda batıya hatırlatma yaptı Adnan Bey. Konuşmasında, sizin kullandığınız ifadelerin aynısını kullandı, ilk siz kullanmıştınız bu ifadeleri. “Hukuk devleti niye var? Hukuku ihlal edenleri yargı önüne çıkarmak hak ettiği cezaya çarptırmak için var. Devlet niye var? Siz Almanya’nın dağlarında silahla gezebilir misiniz? Fransa’nın dağlarında gezebilir misiniz? İngiltere’nin dağlarında silahla gezebilir misiniz? Gezemezsiniz. Niye? Hukuk düzeni müsaade etmez. Orada hukuk düzeninin müsaade etmediği bir hukuka aykırı duruma, Türkiye’de nasıl göz yumacaksınız? Nasıl müsaade edeceksiniz? Çifte standardı ortadan kaldırmak lazım” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Evet, yıllardan beri söylediğimiz üslubu aktarmışlar. Fikir vermek önemli. Sırf bizim açıklamamızla olmaz, hükümet açıklaması birçok yerde yayınlanıyor, bu baya etkili olur. Suriye ile ilgili gece gündüz konuşuyoruz. Çocuklar denizlerde şehit oluyor, birçok insan perişan oluyor, sürekli anlatılıyor. Avrupa tam anlamıyla tavır aldı, istemiyor. O zaman yapılacak şey nedir; onları korumak kurtarmaktır. Türkiye’nin gücü yerinde, sadece gücünü kullanacak. Nüfusu yeterli, askeri gücü yeterli, her şeyi yeterli. Gerekeni yaptığında, mesele biter. Mesela dedim “üç dönem asker alsınlar” dedik, defalarca söyledim, üç veya dört tertip. Bu en az, 4 milyon asker demektir. 600 bin askeri içeride kullanırız, 4 milyon askeri de PKK ile mücadelede kullanılır. Ama öbür türlü bir yöntem, ondan pek netice alamayız. Baksana sandık taşımadan falan bahsediyorlar. Sen her yeri asker doldursan, sandık taşımaya ne gerek var? Adım başı asker yaparsın, her yer asker kaynar. PKK nasıl yaşasın öyle bir ortamda?

“Adnan Bey, arkadaşlar oyuna başlayınca diğer hanımlar, size bakmaya devam ediyor” diyor. En çok hoşlarına ne gidiyorsa, onu seyredeler. Sen niye zevkine karışıyorsun? Kimi oyundan hoşlanır, kimisi sevgiden hoşlanır. Aşama aşama, kimi mesela denizi seyretmekten hoşlanır, kimi bilgisayarda oynamaktan hoşlanır. Ayrıca öyle değil televizyonda onlar gayet güzel görüyorlar oynayanları. Burada ekran var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, İsrailli dindar Musevileri Kudüs’te sokakta uğradıkları sözlü saldırı ve hakaretlere yönelik bazı videolar vardı. Uygun görürseniz, onları gösterecektim.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Bu Musevi bebek arabasıyla yürürken, bebek arabasına tekme atıyorlar.

Baba çocuğuyla yürürken bu da.

Bir video daha var.

KARTAL GÖKTAN: Başka benzer saldırılar da var Adnan Bey. Bilgi vermek istiyorum. 2 gün önce genç İsrailli bir aile arabadayken, arka koltukta 4 çocuğunun önünde Filistinliler tarafından öldürüldü. El-Fetih sorumluluğu üstlendi. Hamas “kahramanca eylem” diye açıklama yaptı. Filistinliler bayrak sallayıp havai fişekle kutladılar. Dün Filistinliler İsrail hastanesine molotofla saldırdı. Bugün 3 İsrailli’ye Kudüs’te bıçaklı saldırı oldu. Geçen hafta içinde İsrail’in merkezi şehirlerine Gazze’den roket atılmaya başlandı. Roketler demir kubbe roket savarları sayesinde havada imha edildi. İran’ın dini lideri Hamaney de son açıklamasında; “İsrail ve Siyonist rejime saldıran herkes İran destekçisidir” diyor.

ADNAN OKTAR: Yanlış yoldalar, yaptıkları yanlış. Mazlum insanlara saldırmak, haramdır. Onlar onlara bir kötülük yapmamış, kendi halinde insan. Oradan sokaktan geçiyor saldırıyor, çocuğuyla geçiyor saldırıyor, arabada ailesiyle oturuyor saldırıyor, hastaneye molotof atıyor. Bunarlın hepsiz zulümdür ve bunlardan Allah intikam alır. Böyle münasebetsizlik olmaz. Bunun cihatla İslam’la alakası yok. Bunlar acizlik ve münasebetsizlik, başka bir şey değil. Çok çirkin hareketler. Ama cinayet tabii her yerde var. İsrail de bir şey olduğunda onar da karşı atağa geçiyorlar. Mesela o çarşaflı kıza 8-9 kurşun sıktılar. Nihayet genç kız sana ne yapabilir? Otomatik silahla taramanın alemi ne? Dal gibi genç kız, en fazla kolundan tutar, tutuklayabilirsin. Ne yapacak yani sana ne yapabilir? Bıçak çekti diyor, onu da zannetmiyorum öyle bir şeyde görünmüyor. Ben filmi seyrettim, bıçak falan yok görüntüde. Velev ki bıçak çekse bile, çözüm o şekilde mi olur? Bir genç kızı zapt etmek zor mu o kadar? O kadar kurşun sıkmaya gerek var mı? Kurşunluk ne iş var orada? Nihayet kolundan tutarsın alırsın elinde bıçağı, eğer öyle bir şey varsa.

BÜLENT SEZGİN: Anlattığınız konuyla ilgili fotoğraf vardı kapalı bayan.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflarda bıçak yok, sonrasında üzerinden bıçak çıkmamış.

ADNAN OKTAR: O zaman genç kızı otomatik silahla taramanın alemi ne? Hadi üstünde bomba olduğunu düşünelim, otomatik silahla tararsan bombayı da patlatırsın. Sen de batarsın herkes batar, değil mi? Bir de öyle bir şüphenin mantığı yok. Sen zaten o iş için görevlisin o işi göze almışsın, değil mi? En fazla kolundan tutar, tutuklarsın. Bu kadar ürkekliğin bir anlamı yok. Yapılan hareket, münasebetsizlik.

Şeytandan Allah’a sığınırım: “Yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup sakının” diyor Allah, Enfal Suresi 25’te.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran Eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejat, Amerika’nın, Hz. Mehdi (a.s)’ı yakalamaya çalıştığını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Bak şimdi, konu işte bu, mesele bu. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Amerika’nın kendi asırlık imparatorluğunu çökertecek esas tehlikenin Hz. Mehdi (a.s) olduğunu bildiğini ve bunun için Mehdi hakkında geniş çapta aştırma yürüttüğünü öne sürdü. Kendilerine göre Hz. Mehdi (a.s)’la irtibatta olabilecek herkesle iletişime geçiyorlar. Onarla buluşup bilgilerinden faydalanıyorlar. Dini üniversitelerimizde Hz. Mehdi (a.s) konusunda yapılan araştırmaların binlerce katı, Amerikan üniversitelerinde yapılıyor. Onlar bizim Hz. Mehdi (a.s)’ın peşinde olduğumuzdan daha ziyade onun peşindeler” iddiasında bulundu. “Şeytanın devleti, Hz. Mehdi (a.s) gelirse işinin bittiğinin farkında.”

ADNAN OKTAR: Yalnız Ahmedinejat’ı ben severim, dürüst iyi bir delikanlı iyi bir insan. Amerika’nın İmam Mehdi (a.s)’ı araması doğru. Yani Moşiyah’ı arıyorlar, Moşiyah- Hz. Mehdi (a.s)’ı arıyorlar. Bulmadıkları kanaatinde de değiller ayrıca, söyleyeyim. Yani İran devleti de bizim bu programlarımız izliyor, yani bunu biliyorum. Bunu zaten bana kendileri de bildirdiler. Çok yakından takip ediyorlar. Moşiyah’ın Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı için, Rusya ve Amerika şu an yoğun olarak devredeler. Dünya masonluğu da devrede, tapınak şövalyeleri de devrede. Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlıyorlar. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ı durdurmaya yönelik değil. Onlar bilirler Hz. Mehdi (a.s)’a hiçbir şey yapamayacaklarını. Çünkü nasıl Allah’a karşı haşa hiçbir şey yapamazlarsa, Allah’ın koruduğu Hz. Mehdi (a.s)’a da hiçbir şey yapamazlar. O kadar bilinçsiz değil onlar. O dediği doğru, CIA’in sadece tek bir katı boydan boya sırf Hz. Mehdi (a.s)’la ilgili araştırma yapıyor. Üniversitelerde bilim adamları da yoğun olarak o konuda araştırma yapıyorlar. Onlar doğru. Ama bilgi her yere gidiyor zaten, öyle diyelim, konuyu kapatalım. Amerika’da şu an Hz. Mehdi (a.s)’ı bilmeyen bir derin devlet görevlisi yok. Rusya’da da Hz. Mehdi (a.s)’ı bilmeyen bir derin devlet görevlisi yok. Bilmiyorlar diye bir konu yok. Hatta buraya tapınak şövalyelerinin lideri geldi, “biz dünyanın herhangi bir yerinde çok önemli ruhi güçlere, manevi güçlere sahip olan bir insan olduğunda, bunu biliriz” dediler. “Moşiyah’ın Hz mehdi (a.s)’ın biz İstanbul’da olduğunu biliyoruz” dediler. Musevi hahamlar geldi, Sanhedrin Mahkemesi 70’ler meclisi, Kuran’da var, 70 kişilik meclis Allah Hz. Musa (a.s)’a söylüyor. O meclis, yeniden binlerce sene sonra yenden devreye girdi şu an. O meclisin başı kendisi söylüyor; “Biz, Moşiyah’ı, Hz. Mehdi (a.s)’ı İsrail’de aramıyoruz, onu Roma’nın kapılarında arıyoruz” diyor. “O orada değil” diyor. Hatta ben burada Sanhedrin Mahkemesinin başkanıyla konuştum “ben Moşiyah’ın Hz. Mehdi (a.s)’ın kokusunu alıyorum” dedim. “Benim burnum pek koku almaz ben koku alamıyorum o yüzden” dedi, “ama görüyorum ve duyuyorum” dedi. Yine öbür eve gelmişlerdi, orada da dediler “insanlık bunu yakında bilecekler” dedi. Masonluk da, bütün bu olaylar Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı için yapılıyor. Direkt söyleyemiyorum, çünkü Hz. Hızır (a.s) da devrede olduğu için, insanlar bu sefer Hz. Hızır (a.s)’ı anlamayıp, Hz. Hızır (a.s)’a öfkelenirler. Hz. Hızır (a.s)’ın arkasında Azrail (a.s) var, Azrail (a.s)’ın da arakasında, onu yaratan Allah var. Allah çok safhalı bir uygulama yapıyor. Hz. Hızır (a.s), Azrail (a.s) ile birlikte gezer, sürekli Azrail (a.s) yanındadır Hz. Hızır (a.s)’ın. Ama detaylara şimdi girsek, insanların kafası allak-bullak olur. Bütün şu an gördüğünüz olaylar, daha felaket artacak, sırf Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı içindir. Bak dediğimin doğru olduğunu göreceksiniz. Allah’ı insanlar, o anlamda hiç ilgilendirmez. Allah “Ben yaptıklarımdan hiç korkmam” diyor. “Sonucundan da hiç korkmam” diyor, “hiç çekinmem” diyor. “Beni ilgilendiren, Bana insanların kul olup Beni sevmesi” diyor Allah. “Beni aşkla sevmelerini istiyorum” diyor, “Ben de onları seveceğim” diyor, “yoksa helak ederim” diyor. Bu kadar karmaşık bir şey yok. Konu başından beri bu. Mesela Darwin fikrini ortaya atıyor ama inanmamanız lazım. İnanmaması lazım insanların. Mesela şeytan da diyor “ben bir şey söyledim ama siz inanmamakta hürsünüz” diyor, “inanmamanız lazım” diyor, “ben sadece çağırdım” diyor. Darwin de sadece çağırıyor. Ama insanlar ona gidip, düşüyorlar. Ne diyor şeytan sonra, “ben Allah’a iman ediyorum, Allah’ı seviyorum, ben korkuyorum Allah’tan” diyor, “ben, sizin bilmediğinizi biliyorum” diyor. Ama o da çok manidar bir ifade tabii. “Sizin bilmediğinizi biliyorum” diyor.

BÜLENT SEZGİN: “Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın” diyor.

ADNAN OKTAR: “Suriye,’de sürekli olaylar artıyor” diyor sanki sadece Suriye’de artacakmış gibi. Bölgeye yayılacak.

Şeytan da insanların birçok bilmediğini biliyor. En büyük alimdir şeytan. Akıl almaz bir ilme sahiptir. Ve şeytan cinsi sapıktır onu biliyor musunuz? Zaten üslubundan onu görüyorsunuz, dikkatlice bakarsanız üslubundan, onu görürsünüz. Hadiste açıklanıyor o, Lut Kavmi’ni o sapıklığa alıştıran o. Oraya cinsi sapık görünümünde geliyor Lut Kavmi’ne, onları bu sapıklığa alıştırıyor.

Ahmedinejat beni seven bir insan, benim kitaplarımı da okuyan bir insan.

Şeytandan Allah’a sığınırım: “Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip-ayırdı. (Araf Suresi, 155)

Bak, binlerce sene sonra yeniden kuruldu, 2004 yılına kuruldu Sanhedrin.

OKTAR BABUNA: 2006 yılında da sizinle bağlantıya geçmişlerdi, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şimdi kısa bir ara verelim, sonra devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Kahrolsun Demekle Veya Şiddetle Kınamakla Komünist Terör Son Bulmaz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, Fikret sen bir şey konuşursan konuşuruz.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’da sokağa çıkma yasağı ve operasyon devam ediyor Silvan’da. Çıkan çatışmalarda 2 YDG-H’li öldürüldü. Olaylarda 2 sivil hayatını kaybetti, 8 kişi yaralandı. Nusaybin’de de Perşembe’den beri sokağa çıkma yasağı var. Helikopter ve tankların desteğiyle operasyonu genişleten güvenlik güçleri kırsal alandan uzun namlulu silahlarla ateş açan 17 teröristi öldürdü. İlçedeki çatışmalar esnasında kapısının önündeki 54 yaşındaki Ahmet Sönmez adlı bir vatandaş hayatını kaybetti. PKK sempatizanları Ahmet Sönmez’i polis kurşunlarının vurduğunu iddia ederken, bazı kaynaklar PKK tarafından vurulduğunu iddia etti.

ADNAN OKTAR: Bu PKK çok ahlaksız alçak ve çok şerefsiz namussuzlar. Bunların iftiracılığı pisliği lağım gibi, yağmur gibi iftira atıyorlar, yağmur gibi yalan söylüyorlar. Akıl almaz karaktersizler. Polis oraya halkı korumaya gidiyor, halka kurşun sıkar mı polis? Aptallara bak. Çok kötü Stalinist propaganda metotları var, ta Rusya devriminden kalma. Aptal herifler aynı yöntemler kullanıyorlar. Burası Türkiye, kafalarını açsınlar. Avanak herifler, boş yere uğraşıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Bir fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Evet, işte demek ki kapıyı açtığı anda vurdular.

Türk polisi kılı kırk yarıyor. Hepsi namazında niyazında, dürüst dindar insanlar. Canını veriyor, oraya halkı kurtarmak için gidiyor. Adam vurmaya mı gidiyor oraya? Ne kadar aptal adam bunlar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: PKK’lıları evine almayı kabul etmediği için şehit edildiği söyleniyor haberlerde.

ADNAN OKTAR: Tabii ki öyledir.

KARTAL GÖKTAN: Mardin valisi Ömer Faruk Koçak’ın da açıklaması var “Nusaybin’de sokağa çıkma yasağı devam edecek” diyor. “Vatandaşlarımızın talebi var” diyor “teröristlerden ilçemizin temizlenmesi için.” “İnşaAllah, bunları en kısa sürede gerçekleştirip vatandaşlarımızı esenliğe ulaştıracağız. Tüm tedbirleri aldık” diyor “kamu hizmetlerinin sıkıntı yaşamaması için.”

ADNAN OKTAR: Biber alerjik bir madde mi, pul biber? Mekanizması nasıl çalışıyor?

OKTAR BABUNA: Vücutta reaksiyon oluşturuyor bütün alerjenler. Proteinler oluyor içinde, o proteinlere karşı antikorlar, bağışıklık sistemi saldırıya geçince alerjik reaksiyonlar başlıyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şahane bir şey, mükemmel ama cennette serbest.

Bir de polisle bağlantının kolay olması lazım. Polis aranıyor, gelmesi çok geç. Kardeşlerimiz on iki saat beklediler. Polis gelmiyorsa, o zaman vatandaşın kendini koruması kanunu devreye girsin hiç olmazsa. Değil mi? Vatandaş yani polis yetkisinde olsun, kendini koruyabilsin. Polis de gelmiyor, kendini de koruyamıyor. PKK'lının sonsuz hakkı var, kanuni hakkı var. Adam kendi kanunu kendi koyuyor. Vatandaşın bütün hareketleri kanunla sınırlı. Özgürce kendini savunabilme hakkı olması lazım, polis geciktiğinde. Mesela polise diyecek "Ben şu an kendimi savunacağım, ona göre" diyecek, "kayda geçsin ismim." O da gereğini yapsın.

PKK'yla mücadele farzı ayndır, farzdır. Küfrün yeryüzünden tamamen kaldırılması müminler üstüne farzı ayndır. Deccalle mücadele farzı ayndır. Yani "beni ilgilendirmez" hiç kimse diyemez. Herkesin üstüne tek tek, ayrı ayrı farzdır. Tabii bizim yolumuz, ilim irfan yolu.

Bihar'ul Envar, İngilizce Tercümesi 53. cilt bölüm, sayfa 155; "İmam Mehdi (a.s)'a, insanlar gelip diyecekler, 'biatımızı kabul et.' Yani biz seni lider kabul ediyoruz, sana biat ediyoruz; biatımızı kabul et. 'Sana tâbi olalım.' Hz. Mehdi (a.s)'da, bunu kabul etmeyecek." Çünkü "ben, bu kadar insanın sorumluluğunu üstüme almak istemem." diyecek, bu kadar milyonlarca insanın. Çünkü hata yaparsa günahı üstüne oluyor. "Eğer başa geçmeyi kabul etmezsen, boynunu koparırız" diyorlar. Demek ki bu IŞİD, Taliban, El Kâide gibi örgütler, akıl almaz bir güce dönüşecekler. Yani en sonunda bu çizgiye kadar olay gelecek. Hadislerden bu anlaşılıyor çünkü, "Boynunu keseriz" diyorlar, açıkça. Bu durumda, Hz. Mehdi (a.s) oturup onlarla çatışmaya girmeyeceğine göre, mecburen kabul etmiş olacak. "Bu kadar insanın kanı boynuna olsun. Ama buna rağmen yapmazsan senin boynunu keseriz" diyorlar. Kesmek, zaten onlara has bir özellik, biliyorsunuz. Ama iyi olan yönü şu olayın, Hz. Mehdi (a.s) ile olay bitiyor. Yani bütün adam doğrayan, asan kesen takımı, bir anda Hz. Mehdi (a.s)'a biatla kuzuya dönüyorlar. Ama bilinecek ki, Hz. Mehdi (a.s) sevgi insanıdır, merhamet insanıdır, şefkat insanıdır, akıl insanıdır, dostluk insanıdır, güzellik insanıdır, sanat, estetik insanıdır. Avrupa zaten kabul edecek, Amerika zaten kabul edecek, kimse yanlış anlamasın da, bütün dünya masonluğu severek kabul edecek, bütün Tapınak Şövalyeleri, Gül Haç Teşkilatı ve bütün dünya derin devletleri kabul edecek. O yüzden dünyanın imamı oluyor Hz. Mehdi (a.s).

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Göster. Bu ne keyif böyle? Hem denizi seyrediyor hem. Ben bunu yerim ben bunu kıtır kıtır. Kedi çok büyük bir lüks. Samimi olarak söylüyorum, mesela bir insanın çok lüks bir arabası olsa falan hikaye yani. İnsanın bir kedisi olması, muazzam bir olay.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İçişleri Bakanı Altınok, bölgede devam eden operasyonlar hakkında açıklama yaptı; "Operasyonlar dağda kolay oluyor ama şehirde bu kadar kolay değil. Şehirde PKK'lılar konuşlandıkları evlerden ateş ediyorlar. Bu evlerin içinde oturan vatandaşlar var, biz kolay ateş edemiyoruz. Vatandaşı kucaklamamız lazım. Devlet vatandaşını kaybetmek istemez. Vatandaşla teröristi ayırmak istiyoruz. Bunun için çalışmalar uzun sürüyor" dedi. Bakan Altınok'un Silvan ve Nusaybin'deki operasyonlara ilişkin, "arkadaşlarımız çok güzel işler çıkardı" ifadesini kullanması ise, muhalif basın tarafından tepki ile karşılandı. Sivil ölümleri de dahil olduğu için eleştiriyorlar Bakanı.

ADNAN OKTAR: Bakan o anlamda söyler mi? Ahlaksızlık yapmasın PKK'lı alçaklar, haysiyetsiz herifler. Hayır basın ayrı, PKK'lıları kastediyorum. Sivili niçin Müslüman polis öldürmek istesin? Zaten Kürt polislerin çoğu da zaten namazında niyazında, tertemiz insanlar.

İmam Kaim Muhammed Mehdi (a.s) üç ordu hazır eder. Birini Konstantiniyye'ye gönderecektir ve yüce Allah, ona zafer verecektir” yani İstanbul'u manen alacak, diyor. “Bir diğer ordusunu Çin'e gönderecektir.” Yani dünya komünizminin bu işte Maocu düşüncenin, Stalinist düşüncenin de uygulayıcısı oluyorlar. Dünya komünizminin merkezine gönderecektir. “Ve yüce Allah, ona zafer verecektir.” Yani Çin'i de ele geçirecek, diyor. “Ve üçüncü taburunu da Deylem Dağları’na” yani PKK'nın olduğu bölgeye. Deylem, bütün PKK'nın bulunduğu bölgenin adı “Deylem Dağları’na gönderecektir. Orada da zafer kazanacaktır." Allâme Muhammed Bakır El Meclisi, Bihar'ul Envar, 13. cilt, Hadis numarası 206, cilt 51-52-53.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yeni bir belgesel serisi başlıyor A9 TV'de. İlk bölümü 4 Ekim Pazar günü saat 19:00'da yayınlanacak. Yörünge isimli belgesel dizisinde, dünyanın evrendeki yeri, büyük patlama gibi astronomi içerikli konular var. Bülent Sezgin ve Ender Daban'ın sundukları belgeselimizin ilk bölümünde "Evrendeki Denge ve Hız" konusu anlatılacak. 19:00'da seyircilerimizin izlemesini tavsiye ediyoruz. İkinci bir program da, 5 Ekim Pazartesi günü saat 16:00'da yayınlanacak olan Gündem Analiz programı. İki konuğumuz olacak bu programda, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Emekli Albay Profesör Cemalettin Taşkıran ve Mayın ve Patlayıcı Uzmanı Emekli Astsubay Doçent Doktor Ahmet Zengin katılacaklar. Gündeme dair konuları değerlendirecekler.

ADNAN OKTAR: Aslanlarımızı dinleriz, koç yiğitleri dinleriz, irfanlarından istifade ederiz.

Mahmut; "Adnan Bey, kadınların iffetini koruması için ne yapmaları lazım?" Erkeklerin iffetini koruması için ne yapmak lazım, önce onu halletmek lazım. Onu halledersen, o konu zaten kökten hallolur, inşaAllah. Hep kafaları kadınlarda. Kadın niye iffetini korumak mecburiyetinde de, erkek değil? Asıl aktif olan erkek zaten, o iffetini korursa, konu biter zaten. Erkek ahlaksızlığı biterse, bazı erkeklerin ahlaksızlığı, alçaklığı, tuzakçılığı, oyunculuğu biterse, kadınlar için hiç bir risk kalmaz o konuda.

"Kalbim" diyebilir mi bana bir hanım? Der. Ebru Hanım bakışlarınızda bir tutku görmüşler, Feyza Hanım yazıyor. "Hocam, size olan tutkusu açık açık hissediliyor" diyor.

EBRU ALTAN: Çok şiddetli seviyorum sizi Allah aşkıyla, dünyanın en sevilecek insanısınız, her yönden.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Kürt kardeşlerimiz koskoca bir çeteyle karşı karşıya. Ufacık bir aile, onbinlerce katilden oluşan PKK'yla nasıl baş etsin? Milletçe PKK'ya karşılık vereceğiz. Olur mu? Aile aile, sen, "şahıs olarak mücadele etsinler." diyorsun. Sen seyredeceksin kenardan, o da mücadele edecek, olur mu öyle şey? Hep birlikte. PKK nasıl toplu hareket ediyor, ona karşı Türk milleti de, bütün vatan için Kürt’ü Çerkez’i Laz’ı hep beraber karşılık verecek.

Kim söylüyor?

KARTAL GÖKTAN: Demet Akalın.

ADNAN OKTAR: Çok şekerdir, Demet. Dünya tatlısı, çok kalender kız. Bizim eve de gelmişti, acayip mütevazı, çok hoşsohbet, çok neşeli, şeker bir şey. Allah sağlık sıhhat versin ona, uzun ömür versin, hayır versin. Üzerindeki sıkıntılarını alsın Allah. Tabii o ortamda yaşamak kolay değil.

Fikret Bey nasılsınız?

KARTAL GÖKTAN: Çok iyiyim Adnan Bey, teşekkürler.

ADNAN OKTAR: İlim irfan sahibisin maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İlim sizde Adnan Bey, biz sizden almaya çalışıyoruz.

ADNAN OKTAR: İlmi?

KARTAL GÖKTAN: Talep ediyoruz sizden.

ADNAN OKTAR: Evet, ben sadece samimi bir insanım.

ADNAN OKTAR: “Adnan Bey İran eski devlet başkanı Ahmedinejat Amerika’nın Mehdi peşinde ve onun hakkında bilgi topladığını söyledi.” Doğru. Ama “biz Mehdi’yi yok edelim” kafasında değil, olayın nasıl olacağını merak ediyorlar. Olay onlar istemeden akıyor zaten. Suriye helak olacak Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan önce, oluyor. Irak helak olacak, oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Dilediğiniz videoyu gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Aferin aslanlar.

Tülay Hanım sevdiğim bir insan, sevdiğim bir hanım. O beni sever, ben de onu çok severim. Ama kimi dekolte giyiyor, kimi çarşaflı. Benim hanım arkadaşlarım mesela çok kalabalık sayıda çarşaflı olan ama çok dekolte giyenler de var, ben hepsine saygı duyarım, hiç birinin kılığına kıyafetine karışmam.

Kaan Burgulus; “Sırf Atatürk’e olan bağlılığınız yeter, sizde bir şeylerin yanlış gittiğini göstermeye.” İşte tam tersine, sende bir şeylerin yanlış gittiğini bu gösteriyor. Çünkü Atatürk’e senin bir vefa borcun olması lazım. Şu an Türkiye düşman işgalinde olacaktı. Sen nasıl olacaktın? Manda altında yaşayan bir insan olacaktın. Modern yaşamayı sana sağladı. Şimdi Blue Jean pantolon giyiyorsun, yaka bağır açık geziyorsun, bunun yapamazdın. Müzik dinliyorsun, evine gazete geliyor, resim var her yerde, televizyon seyrediyorsun. Bunları da yapamazdın. Atatürk sayesinde sen modern bir hayata adım attın, Allah vesile etti onu. Sen ona bir vefa borcu duyamıyorsan, ben sana ne diyeyim. Senin kafanda olan, çok çok nadir insan olur. Dolayısıyla sözünü hiç kimse benimsemez senin, çok mantıksız. Atatürk’e karşı olmayı sen, bir erdem olarak görüyorsun. Atatürk’ün beğenmediğin bir yönünü söyle ben sana konuşayım. Kusursuz insan olmaz da, iyiliklerini saymaya çalışsak, sabaha kadar bitiremeyiz. Senin ne hizmetin oldu bu memlekete, bu vatana?

“Ev arkadaşım Fidel lakabını kullanıyor kafir bir ateist. Hak yola bir çok kez davet etmeme rağmen başarılı olamadım.” Hem kafir hem ateist nasıl oluyor? Ateist, ateisttir. Zındık falan sayacak yani. Öyle olmaz. “Yapabileceğim başka ne gibi şeyler olabilir?” Yapabileceğin işte benim Yaratılış Atlası’nı ver okusun, baksın. Birinci cildini ver konu biter, Yaratılış Atlası’nın.

Hamit Baz. PKK’yı şeytan olarak görüyormuş Hamit Baz. Doğru söylüyorsun, iblis ordusu onlar.

“Hocam program süper” diyor, Kadir Beyt reismiş ismi. “Hiç parti kurmayı düşündünüz mü?” Parti ne gerek var ya hazır partiler var. Tamir edersin, devreye girer anlatırsın fikir önemlidir partinin yoksa yani o bir sistem olarak buna ihtiyaç yok. Var olan sistemi mükemmelleştirirsin.

AYLİN KOCAMAN: Ki sizin fikriniz her zaman çok etkili oldu. Refah Partisi’nde de olmuştu, Ak Parti’de de olmuştu.

ADNAN OKTAR: “Hocam, Hz. Mehdi (a.s)’ın Suudi Arabistan’da doğacağı doğrumu?”

“Hz. Mehdi (a.s), Arapça bilmez” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Suudi Arabistan’da doğsa, nasıl Arapça bilmesin? Yani bu hadisten çok açık Arabistan’da doğmayacağı.

“İman şevkimizi artırmak için ne yapabiliriz?” diyor, Seray. Samimi olacaksın. Samimi olursan, artar iman şevkin.

İzmir’den Özlem; “Bende sana sevgiler gönderiyorum. Senin” diyor muhabbet kuşun olmak isterim, sabaha kadar seninle sohbet etmek istiyorum” diyor. Can o can, maşaAllah. İşte gel buraya, sohbetlere katılırsın.

Bar ve diskoda haram işlenmese, bar ve diskolar çok güzel yerler. Mesela şarap içiliyor, içki içiliyor veyahut kavga çıkarıyorlar falan, onlar olmasa Allah anılsa gayet güzel. İnsanlar oturuyorlar, eğleniyorlar, müzik dinliyorlar. Bar ve diskonun çirkin bir yönü yok, sadece haram işlenmemesi önemli. Haram işlenmedikçe, ahir zamanda zaten olacak onlar. Her yerde olacak, gençler eğlenecekler ve haram işlenmeyecek. Hatta Cenab-ı Allah’ın Resulullah (s.a.v)’e ve ilham ettiği hadislerde vah yettiği hadislerde, “cennette” diyor “büyük çadırlar olur” diyor. “İçinde huriler şarkı söylerler diyor orada insanlar onları dinler” diyor. Bu nedir? Helal olan bir toplanma yeri ve müzik dinlenen güzel bir mekan.

“Hz. Mehdi (a.s), kendisini nasıl belirleyecek? Bekliyoruz gelmiyor.” Atalay Sözem. Zahir olmuyor diyeceksin. Gelmiyor demeyeceksin. Hz. Mehdi (a.s) geldi. Hz İsa Mesih (a.s)’da geldi, zahir olmuyorlar. Onun çıkış vaktini, zahir olmasını, Cenab-ı Allah hazırlıyor. Olaylar, akıl almaz boyutlara varacak. Daha bu bir faslındayız biz. Yani Suriye’de, Irakta orada burada falan olaylar, akıl almaz tırmanacak. Yani baya bunları katlayacak şekilde tırmanacak, daha büyük olaylar olacak. Ondan sonra Cenab-ı Allah Hz. Mehdisi’ni zahir edecek. Allah zahir eder. Hz. Mehdi (a.s) kendisini zahir etmez. Mecbur olursa zahir olmaya Hz. Mehdi (a.s) mecburiyetten zahir olur.

AYLİN KOCAMAN: Tehdit ediyorlar zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii ölümle tehdit edecekler. O diyor ki bak, siz çok cinayet işlediniz, çok adam öldürdünüz, söz dinlemediniz” diyor, şikayetçi oluyor Hz. Mehdi (a.s).Onlar, “tamam kabul ediyoruz” diyorlar “ama bu kan devam edecek” diyorlar. “Eğer sen biatı kabul etmezsen, Allah senin boynuna kılsın bu bütün bu günahları” diyorlar. “Bütün ümmetin günahı boynuna olsun” diyorlar. “Ama her ülkede eğer kabul etmezsen, boynunu vuracağız senin” diyorlar. “Boynunu koparacağız” diyorlar. “Ya kabul edeceksin, ya kabul edeceksin” diyorlar. O yüzden Hz. Mehdi (a.s) kabul ediyor, mecbur olduğu için. Yok eğer Hz. Mehdilik merakı olsa, hemen kabul eder. Gelmiş adamlar zaten bütün İslam aleminin temsilen gelmişler, hemen tamam olur der. Baya direniyor yani olay çıkıyor. Yani en sonunda adamlar, yani “seni doğrayacağız o zaman, boynunu koparacağız” diyorlar, o zaman kabul ediyor. Yani “boynunu vuracağız” diyorlar, çok fitne bu artık diyorlar yani. Yani “ümmetin kurtarırı kalmadı, mahvolacağız” diyorlar. “Ya bu kan böyle sel gibi akacak, ya gelip başa geçeceksin sen ondan sonra.” O zaman kim zahir ediyor? Allah zahir ediyor. O meraklısı mı Hz. Mehdi (a.s)? Değil, bu hadisten anlıyoruz. Yani öyle az boz direnme değil Hz. Mehdi (a.s)’ın direnmesi. Sürati katiye de kabul etmiyor. Ben cahil sıradan bir adamım diyor yani Allah affetsin nereden çıktı bu diyor nereden bu iddianız diyor yani. Ben Allah’ın herhangi zavallı bir kuluyum diyor, öyle bir şey yok diyor. Yok diyorlar biz seni biliyoruz diyorlar. Sayıyorlar alametleri. İşte şurada şu şurada şu şurada şu tek tek sayınca, tabii o yok diyemez ona. Tamam ama diyor yine kabul etmiyorum diyor. Doğru alametler var ama kabul etmiyorum diyor. “O zaman boynunu vuracağız” diyorlar. O zaman kabul ediyor. İşte buradan anlayın öyle bir meraklılık yok. Yani adamlar zannediyor ki, ey ümmet ben işte hazırım falan, öyle bir konu yok. Saklanıyor Hz. Mehdi (a.s) hatta. Saklanıyor yine buluyorlar. Defalarca yani bu olaylar tekrarlanıyor.

AYLİN KOCAMAN: Onları eleştiriyor artık Hz. Mehdi.

ADNAN OKTAR: Tabii, kan döktünüz diyor, olay çıkarttınız diyor söylüyor zaten. Ama yani kan döken olay çıkaranların İslam alemine genel bir hakimiyeti olacağı anlaşılıyor buradan. Yani ılımlı bir İslam anlayışı değil de, o tarz bir şeyin gelişeceği anlaşılıyor. Ama buna rağmen Allah onlara vahyediyor kalplerine ilham ediyor, Hz. Mehdi (a.s) falandır, gidin ona yönelin diyor. Çünkü El-Kaide IŞİD ve Taliban, hepsi Hz. Mehdi (a.s)’ın zahir olmasını bekliyorlar. İran’da öyle. Bak İran’ın bir diyor, Ahmedinejat “şu an fellik fellik arıyorlar Hz. Mehdi (a.s)’ı” diyor. İran Cumhurbaşkanı bunu söyleyen. Yani eski Cumhurbaşkanı ama yani işin doğrusunu söyleyelim, İran derin devletinin de en önemli elemanıdır Ahmedinejat. Yani derin devlet yapılanması içindedir. Açıkça söylüyor işte, daha nasıl söylesin. Türkçe konuşuyor yani. Herkes her dilde konuşuyor. Herkes bunun farkında, yer gök inliyor yani. İran’ın anayasasında açıkça söylüyorlar. Birinci madde ilk madde, herkese açsın getirttireyim bakın, İran anayasası ilk maddesi bu anayasa diyor İran anayasası; “Hz. Mehdi (a.s) zuhur edinceye kadar geçerlidir.” İkinci Madde; “Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettikten sonra” diyor “anayasa ona göre tanzim edilir” diyor. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın sözüne göre tanzim edilir diyor. Ben mesela Musevilere sordum, dedim yani devlet mi üstündür, Moşiyah mı üstündür dedim, “Moşiyah üstün tabii ki” dediler. Yani İsrail devletimi önemli dedim üstündür, Moşiyah mı üstün? “Moşiyah üstündür” dediler. Hz Mehdi (a.s). Yani “devletin kendisi o zaten” diyorlar Museviler, “ne derse biz ona göre tabi olacağız.” Bak “getirdiği Tevrat’a da tabi olacağız” diyorlar. Yani “Tevrat’ı düzenleyecek” diyorlar Tevrat’ı.

AYLİN KOCAMAN: Daha görmeden tabi oldular.

ADNAN OKTAR: Daha görmeden tabii. Daha nasıl anlatayım yani? Evet.

Hocam biat nedir, ne için yapılır?” Çetin Rezak. Kabul, yani mesela Cumhurbaşkanlığı nasıl oluyor insanlar ama kabul ettiğini elini tutarak söylüyorlar yani biatta öyle oluyor. Biat ediyorum, kabul ediyorum. Önder bir halk biat halk kabul etmez. Halkın seçtikleri biat ederler. Yani musafaha şeklinde tutar elini bu şekilde. Peygamberimiz (s.a.v), ağaç altında biat ediyor, o işte onunda bir hikmeti var, inşaAllah. Ağaçta şahit oluyor biata tabii.

Atalay’ın sözü “Hocam, insan sevginiz, hayvanlara sevginiz, kadın arkadaşlarınıza verdiğiniz değer İslam dünyasının bakış açısını, anlayışını, kişiliğini değiştirecek inşaAllah” diyor.

Gecenin bu vaktinde ne müthiş bir program Ya Rabbi. Çok teşekkürler size hayranız Sultanım” diyor. “Hoşça kalın” diyor, Arzu.

“Hocam, Kasımpaşalılar olarak sizden selam bekliyoruz” Alper Terlemez. Bütün Kasımpaşa’nın koç yiğitlerine selam. Kasımpaşa, İstanbul’un yerlilerinin bulunduğu hep evladı Fatiha’nın yoğun olduğu, hep yeni çeri evladıdır. Kabadayısı çoktur, koç yiğidi çoktur. Aslan yatağıdır Kasımpaşa. Hepsine selam, sevgiler. Allah sağlık, sıhhat versin hepsine. Çok güzel bir ruhaniyeti var Kasımpaşa’nın, biz bir ara gitmiştik akşam gitmiştik, oradaki camideki insanlarla konuştuk, camii önünde dinlenen sohbet eden insanlar var, dindarlar ama hakikaten evladı Fatiha’n oldukları anlaşılıyor hep yeni çeri evladı, yani acayip heybetliler, yani kabadayı oldukları yüzlerinden anlaşılıyor, çok dindarlar. Mertlik, delikanlılık çok hakim. İnşaAllah, o gelenek bozulmaz. İnşaAllah öyle devam eder. O kabadayı kültürü delikanlı kültürünün devam etmesi çok önemli, hiçbir yerde onun yok olmaması lazım.

“Olaylar büyüyecek, malum ekonomik kriz çıkar, ekonomik olarak bireysel nasıl önlem almak lazım? Ntmomrem.” Bakın ben açıkça söyleyeyim, ben Hz. Mehdi (a.s)’ın Türkiye’de olduğu kanaatindeyim. Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu yerde, felaket olmaz.

AYLİN KOCAMAN: Deprem olmaz dediniz, deprem bekliyorlardı hep, olmadı.

ADNAN OKTAR: Evet. “Olmak üzere, oldu olacak” falan diyorlar, binaları falan hazırlıyorlardı, daha var dedim. Yani Hicri 1506’dan sonra, çok büyük bir deprem. Yani öyle küçük bir deprem değil. Zannettikleri gibi değil. Yerle bir olacak. Binalar yerle bir olacak, Allah vermesin. 2526’dan sonra. Bediüzzaman bir şey diyorsa, doğrudur. Boşa söylemez o.

Woman is Black-Siyah giyen kadın; "Nedir bu Kim Kardashian hayranlığı anlamıyorum. Adnan Hoca’nın kedicikleri ondan çok daha güzeller. Ayrıca eğitimli ve kültürlüler "

Doğru. Tabii benim kız arkadaşlarımın hepsi üniversite mezunu, çok donanımlı ve çok kültürlüler hakikaten.

"Hz. Mehdi (a.s) şu an yaşıyor. Bizler gibi insan. Peki Hz. Mehdi (a.s) olduğunu kendisini nasıl anlayacak?” Bayram Kurtulmuş.

Öyle bir mecburiyeti yok, onun öyle bir iddiası da yok. Etrafındakiler o bir kanaate varıyor. Baskı sonucu kabul ediyor. Yani öyle bir mecburiyeti yok onun.

"Hüda Par hakkında fikirleriniz nedir? 1 Kasım’da seçimine girmemesini nasıl karşılıyorsunuz. "

Hüda Par girmiyor mu seçimlere?

AYLİN KOCAMAN: Girmiyor.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Nasıl bağımsız mı girecekler?

BÜLENT SEZGİN: Katılmayacaklar.

AYLİN KOCAMAN: Katılmayacaklar, Ak Parti’nin oylarını bölmemek için.

ADNAN OKTAR: Ak Parti kazansın mı istiyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Kazansın istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Nasıl bir güç buldular Ak partide, hoşlarına gitti yani.

AYLİN KOCAMAN: Galiba HDP'ye karşı. Onların bulunduğu bölgede çünkü Hüda Par da güçlü, HDP'de güçlü.

ADNAN OKTAR: Onlar kazansın ama orada haklılar. Makul o. Çünkü Ak Parti az bir oyla kaybedip HDP'e kazanıyorsa, bu makul. Ak Parti’yi beğenmeseler dahi, hiç hiç beğenmeseler dahi, yine bu gerekir, doğru.

Seçime teknik olarak mı giremiyorlar yoksa?

AYLİN KOCAMAN: Kendileri çekiliyorlar.

ADNAN OKTAR: Onlardan doğrusunu öğrenin yarın.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Hüda Par’ın bazı büroları kapanmış. Bir partinin seçime girmesi için belli sayıda bir yerde örgütlenmiş olması gerekiyor. Yasal koşullar böyle. O yüzden teknik olarak seçime girememe durumları var.

ADNAN OKTAR: Hayırlısı.

Murat M.Kayin49; “Hocam harikasınız, sizi çok seviyorum. Bu ara seyretmekten de işe gidemiyorum" diyor.

Öyle olmaz. Ertesi gün yayınlanmıyor mu?

BÜLENT SEZGİN: Yayınlanıyor.

ADNAN OKTAR: Tamam.

Fikret anlat sen, ben dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK'nın inşa ettiği mezarlık yıkılırken, uçak savar olarak da kullanılan büyük çaplı mermi atan makineli ele geçirildi. Fotoğrafı da vardı. “Mezarlığa hakim mezarlığın üzerindeki bir kayaya kurulu halde bulunan ağır silahın, yapılacak operasyonlar sırasında kara ve hava hedeflerine müdahile amacıyla yerleştirildiği” belirtildi.

ADNAN OKTAR: Bütün evleri aransın Güneydoğu’da. Polis gelsin arama yapsın ama ayrıca hediyede getirsinler evlere. Mesela arama yapılan evlere para bırakalım, yiyecek bıraksınlar polis ama bütün evler aransın. Hiçbir yer evler, sokaklar, tüneller. Onun için çok fazla askere ihtiyaç var. Bunlar nereye saklanacak? İğne, iplik değil ki bunlar saklansın.

Çok fazla Kürt arkadaşlarım var. Kız arkadaşlarım var, dünya güzelleri, çok çok güzeller.

Birde yeni Kürtçe öğrenen kursuna giden öğrenen arkadaşlarım var, bayağı güzel konuşuyorlar. Kendi aralarında da konuşuyorlar.

Bizim aklımızın ucundan geçmezdi, bu nereden çıktı Kürt, inanılır gibi değil. Bizi konuşturmaya mecbur etmelerine, inanamıyorum. Biz çocukluğumuzda böyle bir şey aklımızın ucundan geçmezdi. Ne alaka kardeşim?

“Hz. Mehdi (a.s) konusundaki hadisleri kabul edip, diğer hadisleri kabul etmiyorsunuz. Nedir bu çelişkiniz? "

Ya ben bu arkadaşlara anlatamıyorum, ya onlar beni dinlemiyorlar. Kuran'la çelişmeyen her hadis geçerlidir. Kuran'ı tasdik eden her hadis geçerlidir. Ahir zamanda da, mesela bir olay olacak diyor Peygamber (s.a.v), olduğunda sahih ve geçerlidir. Bu kadar.

AYLİN KOCAMAN: Peygamberimiz (s.a.v)’in kadınları çok öven sözleri var, sizin kitabınızda var bu sözler, hadisler.

ADNAN OKTAR: Ama diyor ki, Peygamber (s.a.v) “namaz kılın” diyor. Ayet ne diyor? Namaz kılın. Tamam geçerli. Sen yeni bir hüküm getirirsen, mesela diyor ki, " Cenab-ı Allah “haram yiyecekler şunlardır; kan, domuz, leş, Allah adına kesilmeyen hayvanlar." Sen ne diyorsun? “Istakoz haram, midye haram, saydırıyorsun da saydırıyorsun. İşte burada uyduruyorsun. Çünkü Allah'ın helalini, haram kılıyorsun.

"İnci Türkmen; “Adnan Hoca varken, hiçbir insan bunalıp takılamaz" diyor.

“Hz. Mehdi (a.s) mecburiyetle zahir olacaktır. Biat edilince, kabul etmeyeceksin.”

Tabii, o şekilde. Millet zannediyor ki, “ey millet beni kabul edin.” Öyle bir konu yok. Hatta gizleniyor. Hiçbir şekilde kabul etmiyor. Zorla buluyorlar yani.

"Hocam bütün Kasımpaşalıların size selamı var. İstanbul'un tek yıkılmayacak milliyetçi kalesi Kasımpaşa'dır. Ellerinizden öpüyoruz. Alper."

Normalde gidecektim ama çok yüksek izleme. O zaman mecburen gidemiyoruz.

"Hayırlı akşamlar efendim. Sohbetlerde muhabbeti hissettirmek ve muhabbeti yaşatmak çok kolay gibi görünür, fakat insan arasında en zor olanıdır. Sizde bu muhteşem gücü görebildiğimiz için, izlerken çok huzur hissediyoruz. Allah sizden razı olsun" diyor. Cenab-ı Mevlam sizden razı olsun. İlahi muhabbeti arttırsın. Hayırlı geceler efendim" diyor. Ne Osmanlı bir kardeşimiz, çok güzel.

"Program biter diye korkmaya başladık. Bülent Hocam’dan rica ediyoruz, daha fazla video yayınlasın lütfen " diyor.

BÜLENT SEZGİN: Olur, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kuran'la çatışan hiçbir hadis geçerli olmaz sözüme karşılık Emre, “Kuran'da Mehdiyet geçmiyor, hadislerde geçiyor. O zaman bu dediğinize uyuyor. Yani Mehdiyet yok mudur? "

Kuran'da Nur suresi 55'te Allah "İslam'ı dünyaya hakim edeceğim" diyor, açık. Bütün dünyaya edeceğim diyor. Mehdiyet nedir? Bir insana sen kafayı takıyorsun, etten, kemikten oluşan bir insana. İslam'ın dünyaya hakim olacağı onu ilgilendirmiyor. Mehdiyet, İslam'ın dünyaya hakimiyetidir. Allah başına bir insanı geçiriyor. Ona kafayı takma. Onu vesile ediyor sen. Hz. Mehdi (a.s)’ı putlaştırıyor bunlar, benim kanaatim. Anlamıyorlar. İslam'ı dünyaya hakim ediyor, Allah başına bir insanı geçiriyor. Buna, Hz. Mehdi (a.s) deniliyor. Nur Suresi’nde 55. ayetinde açık ve sarih olarak, net Mehdiyet anlatılıyor, “İslam'a dünya bütün dünyaya hakim edeceğim” diyor Cenab-ı Allah. Bitti.

Hz. İsa Mesih (a.s)’a ne diyor Cenab-ı Allah Kuran'da, "Seni sevenleri bütün dünyaya hakim edeceğim" diyor. Bu dünya Mehdiyet değil mi bu?

Başka çok ayette de bunu görüyoruz. Kehf Suresi, Yusuf Suresi, Süleyman Kıssası, hepsi Mehdiyet’i anlatır. Ama sarahaten burada açıktır.

"Rica etsem HDP hakkında yorumunuzu alabilir miyim?” Tabii ki, Allah hiçbir şeyi hayırsız yaratmaz, onda da bir hayır vardır. Bunun yapabileceği bir şey yok. PKK varken, HDP'nin yapacağı hiçbir şey yok. HDP'nin hatası, Türkiye'nin bölünmesine karşı tedbir almıyor. Özerklikten bahsediyor, federasyondan bahsediyor. Bittin onu yaptıktan sonra konu kapandı.

Ben gidiyorum. Bir şey söyle de gidelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla programımıza devam ediyoruz.

VTR: Dev Ateş Topu: Güneş

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü