Harun Yahya

Sohbetler (7 Ekim 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Muhabbet başlasın.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Sınır güvenliğimiz ve hava sahası güvenliğimiz bağlamında hiçbir şekilde taviz vermeyiz. Bu konuda herkesin kendi sınırlarına saygı duyan her ülkenin Türkiye’nin sınırlarına saygı duymasını bekleriz, Türkiye’nin hava sahasına saygı duymasını bekleriz” dedi. Ayrıca “Rusya’yla dost ülkeyiz, herhangi bir çıkar çatışmamız olmaz. Türkiye-Rusya ilişkileri çok önemli ilişkilerdir” diyen Davutoğlu, Rusya’nın görüşme önerisine de görüşmenin Ankara’da olması şartıyla olumlu yanıt verdi.

ADNAN OKTAR: Ne konuşacak Rusya?

KARTAL GÖKTAN: Suriye konusunu Allahualem.

ADNAN OKTAR: Hava ihlali olabilir, her zaman rastlanan bir şey o. O kadar büyütecek bir şey yok. Suriye ile ilgili de İslam aleminde yaygın bir sevgisizlik var. Müthiş bir nefret ruhu var. Ufacık bir nedenden Müslümanlar’dan soğuyup tavır alıyorlar. Ama çok alakasız nedenlerden. Hep yalnız bırakma işte şey yapma. Mesela düşen birisi oldu mu hep beraber vurma eğilimi var. Genel bir sevgisizlik hastalığı var. Dolayısıyla hep alınan tedbirler sevgisiz tedbirler. Asma, kesme, dövme, öldürme üstüne, bombalama üstüne. Halbuki insanın anladığı şey hep sevgidir. Ta çocukluğundan itibaren sevgi üstüne Allah yaratmıştır, değil mi? Zaten insan zavallı bir varlıktır, aciz bir varlıktır, zayıf yaratılmıştır. Bir de sen onu havadan bombalarsan olmaz. Sevgi de durduk yere olmuyor. “Hadi sevin birbirinizi” deyince. İman olmadan sevgi olmaz. Allah korkusu olmadan sevgi olmaz. Hayatın en temel özelliğinden dünya vazgeçmiş durumda. Allah’a tavır almış vaziyette dünyanın yüzde doksan dokuzu. “Minim dini ahir zamanda hakim olur” diyor Tevrat kökenli bilgide yani ateizm. Bir başka hadiste de; “Mehdi öncesinde putperestlik dünyaya hakim olur” diyor yani pagan dini. Darwinizm tam bir pagan dini. Eski Sümer’den gelen, eski Yunan’dan gelen sapkın bir din. Eski Mısır’da inanılan bir din. Bak, dünyanın kaç bin yıllık geçmişi var? Allah’ı seven çok az insan çıkmış. Hep Allah’tan habersiz. Ama nimetler konusunda da bayağı titizler Allah’ın verdiği. Mesela eski Yunan’a falan bakıyoruz, üzüm salkımları, yiyecekler, güzel kadınlar, eğlence, güzel manzaralar. Konu Allah’a geldiğinde hiç bağlantı kurmak istemiyorlar. Hem Allah’ın nimetlerini istiyorlar sonuna kadar. Bir kere Allah can vermiş, verdiği nimet muazzam bir şey. Yoklukken varlık yapmış Allah, görme duyusu vermiş, görmeyle bütün bu imkanlarını kullanıyor yani bir varlık içinde görüyor. Manzaraları görüyor, denizi görüyor, güzel kadınlar, güzel çocuklar, yiyecekler hepsini görüyor. Tatma duyusu vermiş tadıyorlar her çeşit yiyeceği. Koklama duyusu vermiş her türlü yiyeceğin güzel kokularını alıyorlar. Dokunma hissi vermiş her türlü güzelliği hissedebiliyor dokunarak yani her türlü nimeti Cenab-ı Allah saymış müminlere vermiş, insanlara vermiş. İnanmayanlara da vermiş. Onlar sadece bu nimetleri kullanıp sahibiyle ilgilenmemek istiyorlar. Bu çok büyük bir vicdansızlık. Sırf görme bile müthiş bir şey, değil mi? Mesela eliyle insan gözünü kapattığında simsiyah karanlık oluyor ama açtığında pırıl pırıl aydınlık. Dışarıda ışık yok diyor bilim, renk de yok diyor. Sırf beynin içinde Allah yaratıyor renk ve ışığı. Dışarıda yok kesin, bilimsel olarak net. Koku da yok dışarıda, koku da beynin yorumlama şekli. Allah beyni bu şekilde yorumlayacak şekilde yaratıyor. Beyin olmadığında ne kokunun bir anlamı var, ne görüntünün bir anlamı var çünkü simsiyah hiçbir şey yok, görüntü diye bir şey yok. Görüntünün olması için yani görüntünün anlam kazanması için insana ihtiyaç var. İnsan olmadığında görüntünün bir anlamı kalmıyor, kokunun da anlamı kalmıyor koku olmuyor çünkü. Mesela bir çocuğun saçını okşamak, bir meyvenin yumuşaklığını hissetmek, dokunma hissi beyinde oluşuyor dışarıda öyle bir şey yok, öyle bir algı yok. Zaman algısı da yine beynimizde oluyor. Sürekli kıyaslayarak oluşuyor. Dışarıda da zaman yok, serbest uzayda zaman yok. Çünkü onu algılayacak birisi olursa zaman oluyor. Algılayacak birisi olmadı mı zaman olmuyor. Bu kadar nimeti veriyor Cenab-ı Allah, hiç olmazsa ‘acaba var mı?’ bile demiyor, tamamen inkar ediyor net adı gibi emin. O zaman tabii Cenab-ı Allah dünyaya azap veriyor, acı veriyor yani sebebi bu. Kendini seven çok az insan olmuş Cenab-ı Allah’ı. Peygamberler var, veliler var, temiz müminler var. Ama Cenab-ı Allah onu yeterli görüyor. Biz cennette anlayacağız sayılarını. Ama bu, bu alem için, diğer alemlerde yarattığı insanlar, canlılar onları biz bilmiyoruz. Bizim görebildiğimiz alem bu. Çünkü “Alemler yarattım” diyor Allah, değil mi? Mesela uzay genişliyor diyoruz, akıl almaz büyük diyoruz belki bütün uzay bir başka canlı için üzüm tanesi kadar bir şey tamamı. Bir başkası için topluiğne başı kadar. Bir başkası için iğnenin ucu kadar. O bize göre büyük. Büyük-küçük de beynin yorumu. Beyindeki yoruma göre oluyor algı. Mesela biz uzayın dışına çıksak çok çok uzaklaşsak, “uzay ne kadar?” desek “zeytin kadar” falan diyecektir şahıs. “Ne kadar görünüyor şu anda sana?” dense bütün uzay “zeytin kadar” falan diyecek. Biraz daha uzaklaşırsa “iğne ucu kadar” falan demesi lazım yahut “topluiğne başı kadar “diyecek. Ama bize uçsuz bucaksız geliyor. Mesela bizde iğne ucu diyoruz ama iğne ucu bir başkası için evren olmuş oluyor. Uçsuz bucaksız bir alem olmuş oluyor. Allah’ın aklı, gücü sonsuz. “Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler” diyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah’ın kadrini yani gücünü, üstünlüğünü, nimetlerini hakkıyla takdir edemediler diyor Allah.

Biji, “Her fırsatta PKK bitecek diyorsun. PKK’nın bitmesi için bilimin yok olması lazım. Modern bilim diyalektiği kanıtlıyor. Bilim yok olmayacağına göre PKK taş gibi durur. Kuşkun olmasın.” Bak işte, diyalektik felsefeyi devlet savunduğu için o da kanaat getirmiş. Hakikaten devletin okullarında diyalektik felsefe bütün kitaplara hakim. Ta Osmanlı Abdülhamit döneminde, Abdülmecit döneminde, Abdülaziz döneminde hepsinde var. Vahdettin’in zamanında da her zaman var. Net inanmışlar akılları yatmış yani. Bir türlü anlayamıyorlar diyalektik felsefeyi. Tez, antitez, sentez bilmem ne falan. Tabii ki bir diyalektik işlemi Cenab-ı Allah kullanıyor. Yani iyiyle kötü, negatif-pozitif, gece ve gündüz, iyi-kötü ama “bunu yaratan kim?” bunu düşünmüyor. Mesela zıtlık yaratıyor Allah. Cennette zıtlık yoktur. Diyalektik felsefeden kastı Darwinizm’i kastediyor yani kainat tesadüflerle oluştu. Bir parça aklı olan düşünür. Bir parça özgür samimi düşün. Bilimsel, bilim adamları şunu diyor falan onları bırak, sen de bir bilim adamısın; bir çamurlu su düşün. Bekliyorsun bekliyorsun bir süre sonra orada bir mikrop oluşuyor sonra bekliyorsun o solucana dönüşüyor. Bir süre sonra o kurbağaya dönüşüyor, kurbağa primata dönüşüyor, primat maymuna, maymun da insana dönüşüyor ve karşımıza geliyor adam oturuyor konuşuyor. Ben sana diyorum bak; ben sana yirmi varil içerisinde su vereyim. Çamurlu su da değil bak ben sana saf proteinli su vereceğim. Direkt olaya giriyoruz. Proteinin tesadüfen meydana gelmesi için proteine ihtiyaç var. Bilimsel olarak mümkün değil proteinin oluşması. Ama bak ben sana hazır protein veriyorum, hepsini koyuyoruz yani. Babadan oğla yetmiş trilyon sene bekle oradan sana ne zürafalar çıkar ne sülün kuşları çıkar ne tavus kuşları çıkar ne insanlar çıkar, kavunlar, karpuzlar, şeftaliler, narlar, elmalar, armutlar çıkmaz; aklını başına topla. Bilim diye seni hipnoza sokuyorlar. Ve sen bak gören bir varlık olmuşsun. Görüyorsun, duyuyorsun, işitiyorsun ve beş duyu bir varlıkta toplanmış, bunda bir fevkaladelik görmüyor musun? Bir acayiplik var. Yani belki çok basit açıklıyor olması fazla düşünmek istemeyenlere kolay geliyor olabilir. Mesela “PKK’yı niye Allah başına bela veriyor?” diye düşünmüyor. “Niye komünistler sürünmüşler hep acı çekmişler?” düşünmüyor. “Dünyada olan bu savaşların nedeni ne?” onu da düşünmüyor. Beş duyuyu Allah bir canlıda topluyor bunu düşünsene. Ve bunu algılayan bir ruh var, bir varlık bunu algılıyor. Görüntüyü gözsüz gören var bak gözsüz. Görüntüyü görmek için göze ihtiyaç var diyorsun, göz görmüyor ki. Göz sadece elektrik üreten bir mekanizma, elektrik üretiyor sadece. Burun da öyle burun koklamaz burun elektrik üretiyor. Kulak da duymaz, kulak da elektrik üretiyor. Parmak uçları da öyle, parmağımın ucunda sen hissettim diyorsun, senin hissettiğin bir şey yok sadece elektrik üretiyor o, o kadar. Beş duyunun elektriğini beyin hayat olarak algılıyor. Elektriği göz görüntü olarak görüyor, ses olarak duyuyor, dokunma olarak, koklama olarak hissediyor beyinde insan. Bu hayret verecek bir şey değil mi? Sen bunu düşünmezsen, sen bunu çok alelade görürsen bu Allah’ın zoruna gider. Tabii bizim bu anlattığımız ibadet olarak anlatıyoruz yoksa adam tabii bundan illa etkilenecek diye bir şey yok. Sabahtan akşama kadar anlatsan yine etkilenmez.

Kız arkadaşlarım her biri ayrı fıtratta hayret ediyorum, acayip şeker varlıklar. Hiçbiri birbirine benzemiyor kişiliği. Akıl almaz farklılıklar var kişiliklerinde. Allah diyor ya; “Fıtrat fıtrat yarattım.” Hayret yani benzemesi lazım, uzaktan yakından benzemiyorlar. Halbuki hepsi tek bir spermden oluyor, bir yumurta bir sperm gözle görülemeyen. Koskoca insanlar şeklinde yaşıyorlar.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Bölünmek Yok Olmak Demektir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti MKYK Üyesi ve Diyarbakır Milletvekili Adayı Galip Ensarioğlu, Şırnak’ta cesedin sürüklenmesini kınarken yaptığı açıklamada; “Şehit polisin üzerine benzin döküp yakanlar bize insanlık dersi vermesin” dedi. “Yani kalkıp kim kime insanlık dersi verecek? Her türlüsünü reddediyor ve lanetliyoruz. Gerek Varta’da öldürülen PKK’lının çıplak bedeninin teşhir edilmesi, gerekse Şırnak’ta öldürülen şahsın iple çekilmesi kabul edilebilir değil. Hepsi hakkında soruşturma başlatıldı. Bunların takipçisiyiz hiçbir şekilde müsamaha edilemez” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin zaten ruhu, felsefesi, inancı buna müsait değil Türk milletinin. Adamın yerde sürüklenmesi bizi niye memnun etsin? Yahut PKK’lı bir genç kızın cesedinin çıplak sergilenmesi bizi niye mutlu etsin? Azap duyarız yani bu çok korkunç bir şey. Müslüman’ın yapacağı bir şey değil. Tabii ki hükümetin bu konuda kararlı olacağını biliyoruz. Bu konuda kimsenin şüphesi yok. Hükümet değil de hiçbir parti bunu kabul etmez zaten. Hiçbir inanç bunu kabul etmez. Kabul edilecek bir yönü yok bunun. Ama işte Darwinist-materyalist sistem bunu dayatıyor, bu sistemi getiriyor. 

“Selam canım Hocam. Size bir sorum var. Mutsuzluktan nasıl kurtulabiliriz?”  

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bu yıl Nobel Kimya Ödülü’nü ilk defa bir Türk bilim adamı alacak. Prof. Dr. Aziz Sancar hasar gören DNA’nın onarımıyla ilgili mekanizmaları ortaya çıkaran çalışmasıyla ödüle layık görüldü. Sancar’ın yaptığı çalışma şu; “Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA’yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Bu, onların mekanizmasını anlamak, aydınlatmak için çalışma yapıyorlar. Bu mekanizmayı anlayınca onları inhibe edip kanser hücrelerini normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacaklar. Bu çalışma kanser tedavisi açısından çok önemli” deniyor.

ADNAN OKTAR: Evet, kansere tam bir çözüm bulamadılar, yarım yamalak bir yöntem var. Tahrip edici bir yöntem var. Niye? Allah öyle yaratıyor da onun için. Çünkü şifayı veren de Allah’tır. İstese Cenab-ı Allah hiçbir şekilde çare bulamazlar, istese de çok sıradan bir ilaçla darmakeşan olur. Mesela bu Nobel ödülü alan kardeşimiz Mardinli ve Kürt bir kardeşimiz; aslan maşaAllah. Kürt kardeşlerimiz nurdur.

Özetle, PKK yenilecek. YPG tabii kiralık bunlar, kiralık insanlar. Bir Amerika kiralıyor, İngiltere kiralıyor. Bunları Marksist, Leninist, Stalinist yetiştirdiler oraya saldılar, önüne gelen kiralıyor. Feci şekilde ezilecekler. Akıllarını başlarına alsınlar. Bak çok önceden söylüyorum, gelip Türkiye’ye teslim olsunlar canlarını kurtarsınlar.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Komünist Terörün Karanlık Yüzü: PKK’nın Örgüt İçi İnfazları

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, Fikret bir şeyler söyle.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’nın Adana Konsolosu Linda Stuart Specht “Kürt iller” ifadesini kullanarak Kürt illerinin kalkınması için çalışmalar yapmak istediklerini söyledi. Van Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret eden Specht, “Van dahil yirmi iki il benim sorumluluğumda. Van’ın bölge için çok önemli bir şehir olduğunu biliyoruz. Amerika olarak buraların kalkınması için biz de çalışmalar yapmak istiyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Kürt illeri. Çok münasebetsiz bir açıklama. Orada Arap da var, Türk de var. Peki İç Anadolu’ya gelecek orada ne diyecek? Her çeşit insan var, Trakya’da da çoğu göçmen. Çok münasebetsiz izahlar. Amerikalılar’a bu konuların ısrarla anlatılması lazım. Kafaları biraz dağınık. Bilgileri çok az. Konsoloslukta bunlar oturuyorlar akşama kadar. Kulaktan dolma bilgileri var. Diyorlar ki işte “Buralar Kürt şehirleri.” “Ha öyle mi? Tamam” diyor. Hiçbir şey bildikleri yok.

“Hocam harikasınız. Kıyamette Yahudiler’in hepsinin öldürüleceği doğru mu?” Tayfun Baş. Bu ne sevgisiz ifadeler böyle bir şey? Olur mu, Allah ayette “Onlardan adaletle hükmeden bir topluluk vardır” diyor, Hz. Musa (a.s)’ın kavminden.

Büyük Patron. Kıyafetleri beğenmiş.

Samet. Mason sırlarını merak ediyormuş Samet de.

“Sizin imanınıza vesile olan şey nedir veya kimdir?” Allah iman ettirir insanı. Vesile de işte her şey.

İmam Muhammed Bakır. Büyük imamlardan Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunlarından. “Allah’a andolsun ki” diyor yemin ediyor, “Mehdi’nin yanında 310 küsur insan gelecek ki onların ellisi kadındır.” Elli hanım. Biharu’l Envar cilt 52, sayfa 223. 310 kişinin ellisi hanım. Tabii o aktif olan, dikkati çeken Cenab-ı Allah’ın katında seçilmiş olan elli kişiden kastediyor. Yoksa o kadar insan kalacak başkası olmayacak anlamında değil. 310 da öyle, 313 kişide de öyle, Allah katında olan 313 kişi. Onu Allah biliyor. Yoksa tabii daha kalabalıktır yahut daha da az olabilir zaman zaman.

Diyarbakır’daki ABD üssüne, Amerikan üssüne çok sayıda Amerikan askeri getirmişler. Biz Türkiye’de hiçbir münasebetsizliğe müsaade etmeyiz. İster Amerikan askeri olsun ister bilmem ne askeri olsun yani densizliğe müsaade etmeyiz.

“Allah, Mehdi (a.s) döneminde” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “dağınık ve perişan kalpler arasında birlik ve dostluğu sağlayacaktır.” Bak dağınık ve perişan kalpler hakikaten şu an öyle; kalpler birlik değil, dağınık ve ezilmiş perişan. Mehdi (a.s) tedavi ediyor o münkesir kalpleri, birlik ve dostluğu sağlayacaktır diyor Mehdi (a.s), bak birlik ve dostluk yani bu kardeşlik, sevgi demektir Kemalüddin Cilt 2, Bab 55, Ha 7, Sayfa 548. “Peygambere eziyet eden Allah’a eziyet etmiş olur.” Ahzap Suresi 57. ayette geçiyor.

“Benden sonraki imamlar on iki kişidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “bunların dokuzu Hüseyin’dendir. Bu ümmetin Mehdisi bizdendir, benden sonra onlara sarılan şüphesiz ki Allah ‘ın kopmaz ipine sarılmıştır, onları terk eden ise Allah’ı terk etmiştir” diyor. Yani Mehdi’yi terk eden Allah’ı terk etmiştir diyor. Isbat-ul Hüdat cilt 2, sayfa 526. Yani Kuran’a sarılmıştır diyor ama onların vesilesiyle. Çünkü imamı tanımıyorsa bir insan, lider kabul etmiyorsa İslam’ın hükmünü kabul etmemiş oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız Çarşamba pazarında sebze satışı yapmış fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Çok sevimli gayrete bak sen maşaAllah. Nurlu bir insan, temiz bir insan yani bütün Türkiye seviyor. Değil mi? Ona böyle gıcık olan yok yani herkes seviyor.

Tamam, şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: ABD Barışın ve Kardeşliğin Öncülüğünü Yapmalı

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi ve Trabzon milletvekili Süleyman Soylu, "PKK Terör Örgütü'nü bitireceğiz ve bunun kökünü kazıyacağız" dedi. Konuşmasında şunları da söyledi, "Hiç kimsenin endişesi olmasın. Herkes duysun ve bilsin ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin iradesi varlığı olmadan, bin yıldır bu kadim devlette yaşayan aziz milletin onayı olmadan bu coğrafyada kimse bir taraftan bir tarafa adım atabilme şansına sahip değildir. Kimse Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve bu aziz milletin gücünü sınamaya kalkmasın" dedi.

ADNAN OKTAR: Süleyman Baba'ya yakışmış. Güzel olmuş konuşması. Bayağı aklı başında, ılımlı, korkusuz, yiğit bir delikanlı yani tam profesyonel siyasetçi. Onun yolunu biraz açmaları lazım; üslup, yöntem, bence kıymeti o kadar bilinmiyor.

"Kaim Muhammed Mehdi (a.s) ortaya çıktığında Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin İslam öncesi dönemden gelen cahiliye halkından gördüğü kötülükten daha fazla ve daha şiddetli fenalıkla karşılaşacaktır. Ona, 'Bu nasıl olacak?' diye sordum. Şöyle dedi; "Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, İnsanlar taştan ve tahtadan putlara taparken geldi. Kaim Mehdi (a.s) geldiğinde ise ona Mehdi (a.s)'ye Allah'ın Kitabı'nı kendi isteklerine göre yorumlayarak karşı çıkacaklar" diyor. Yani tahrif ederek, değiştirerek; hadislerle değiştirerek. "Allah'a yemin ederim ki Kaim Mehdi (a.s) adaleti onların evlerinin içine sıcak havada bir soğuk gibi, soğuk havada da bir sıcak gibi, havanın girmesi gibi yerleşecektir."

"Adnan Oktar Hoca ne diyor acaba, hadislerde kanlı ay tutulmasını takiben 3. Dünya Savaşı'nın çıkacağı haber verilmiş mi?" Şu an savaş devam ediyor zaten yani bunu savaş olarak görmüyorlarsa.

Deniz Özkaya, Ben IŞİD'in şiddetini destekliyor değilim. Ama Müslüman’ın katledilmesine karşıyım. Yani IŞİD'e karşı kanlı bir operasyona şiddetle karşıyım, hem günah hem haram. Fikirle, akılla, sevgiyle.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Halep'te PKK'nın Suriye kolu PYD'ye karşı eylem yapan Suriyeliler, "Defol PKK" sloganlarıyla terör örgütünü protesto etti. Meydanda toplanan Şeyh Maksut yerlileri, "Allah bizimledir, PKK Suriye'den defol. Kürtler kardeşimizdir, PKK devrimin düşmanıdır" sloganları atarak yürüdüler. Grubun konuşmacılarından biri yaptığı açıklamada, PYD'li teröristlerin kendilerine zulmettiğini ve buradan tehcir etmek istediğini söyledi: "PKK bizi buradan çıkarmak istiyor. Keskin nişancıların hedefi oluyoruz. Şu an bizi kuşatmış durumdalar. Biz tüm grupları bu teröristlerden kurtarmaya davet ediyoruz. Biz bu terörist PKK'yı Suriye'nin hiç bir yerinde istemiyoruz" ifadelerini kullandılar.

ADNAN OKTAR: Ama işte Türkiye gücü yettiğince yardım etmesi lazım bu kardeşlerimize. Özel Harekat olabilir, MİT elemanları olabilir, Bordo Bereliler de; gereken yapılabilir yani. Oraya herkes girip çıkıyor çünkü orası artık açık bir alan. Gereği yapılması lazım.

Ordulu52; "Mehdi (a.s) kaç yaşında zuhur edecek?" İleri yaşlarda fakat genç görünümde olacaktır Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde. Fakat öyle zannedildiği gibi uzun bir saltanat değil, yedi veyahut dokuz senelik bir dünya hakimiyeti var Mehdi (a.s)'nin. "Feceten -ani- bir ölümle ölür" diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Sonra yerine İsa Mesih (a.s) Seyyidina İsa Mesih (a.s), o hayattayken ona zaten hilafeti verecek. Ondan sonra o bir süre görev görecek. O da onun arkasından vefat edecek İsa Mesih (a.s) de. "Ondan sonraki günler çok zorludur" diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yani gittikçe bozuluyor. O günleri biz göremeyiz zannediyorum. 1506’lar, Hicri 1506'lar; bozulma. Ama hakimiyeti Allah'ın izniyle görürüz. Bende, önce Mehdiyet flu bir bilgiydi bende. Ama baktım, gerçekten doğru. Çok şaşırtıcı ama yeni gelen deliller nefes almadan olayı tasdik ediyor. Bediüzzaman da diyor, bak; "Çıktı, çıkıyor ve daha da çıkacak" diyor. Hakikaten şaşırtıcı. Mehdiyet’e inanmanın bir farziyeti yok. Ama akıl durduracak şekilde benziyor olaylar. Bu kadar olur yani peş peşe peş peşe peş peşe. Yani hakikaten dünyanın en büyük mucizelerinden birisi. Böyle bir olay ben hiç görmedim, İslam tarihinde yok. Çok şaşırtıcı. Biz ne yapacağız? Mehdi (a.s)'ye talebe olmak için gayret edeceğiz, ben de sizler de.

Alemci34; "Allah'ı gün içinde daha çok hatırlamak için ne yapabiliriz?" Hatırlanmayacak gibi mi? Bakıyorsun, tam renkli bir görüntüyle karşılaşıyor. Dışarıda görüntü yok, dışarıda görüntü yok. Yani simsiyah dışarısı, ışık da yok, renk de yok. Beyninde; bir tek insan beyninde oluşuyor, başka hiç bir yerde oluşmuyor dünya. Hiçbir hayvan dünyayı göremez yani şuurunda değildir. Görüntü düşer, gözüne düşer de elektronik beyin gibi görür, bir makinanın görmesi gibi. Şuurlu olarak dünyayı gören bir tek insandır. Tam renkli, sesli, görüntülü olarak gören bir tek varlık o. Dünyanın da insan için yaratıldığını buradan anlıyoruz. Hiçbir varlık onun dışında göremiyor. Yani görünen varlıklar arasında tabii; cinler, melekler görür o ayrı mesele.

AliAli23; "Altın Çağ'da katiller olacak mı? Yoksa gerçekten hiç mi kan akmayacak?" Akmayacak tabii, kan akması yok. Adam öldürme falan olmaz. Çünkü bu delilik körükleniyor, bu acımasızlık körükleniyor, merhametsizlik, sevgisizlik körükleniyor. Öyle psikopat bir insan normalde olmaz. Eğitimin bozukluğundan, Darwinist eğitimden kaynaklanıyor, sevgisiz eğitimden kaynaklanıyor.

"Ateist bir arkadaşım var, ne zaman bir konu anlatsam hemen yanımdan kaçıyor, başka bir konuya giriyor" diyor. Ayette belli; "Kaçarlar" diyor Allah. Bekir İzsoy. O arkadaşı için demiyorum ama genel olarak kaçtıkları aşikar. "Aslandan korkmuş yaban eşekleri gibi kaçarlar" diyor Allah.

"Mehdi (a.s) hayatı boyunca İstanbul'da mı yaşayacak?" Allah aşığı. Rivayetlerde Kudüs de var, İstanbul var, Mekke-Medine var, İtalya var, Roma Hıraklın şehri diyor Roma.

AlmanGurbetçi99, her zaman görüntünün içinde kalacaksın tabii, her zaman. Ama Allah isterse fark ettirir, isterse fark ettirmez. Ben mesela farkında değildim, sonra öğrendim. Lise sonda fark ettim, farkında değildim ben yani dünyanın görüntüden ibaret olduğunu zannetmiyordum. Gölge varlıktır, görüntü derken, gölge varlıktır.

AleminKralı7; "Ya ne acayip birisin Adnan Hoca? Dünya ne derse sen tam tersini diyorsun. Dünya evrim diyor, sen yok evrim diyorsun" diyor. Dünya, çoğunluk doğru konuşuyor olmaz ki yani. Olur mu? Almanya'da hep Hitler taraftarıydı adamlar, çoğunluk; yanlıştılar. Mussolini taraftarıydılar, yanlıştılar. Şimdi de Darwinistler yanlışlar. Bilimsel olarak ispat ediyorum yanlış olduğunu. Paleontolojik delillerle ispat ediyorum, yedi yüz milyon fosil sunuyorum. Adamlar bize ne sunuyor? Hiç, hiçbir delilleri yok.

GÖKALP BARLAN: Bir ayette yüce Rabbimiz şöyle buyuruyordu, Adnan Bey, kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım "Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle’ yalan söylerler." (En’am Suresi, 116)

ADNAN OKTAR: Tabii. Tam işte bu ayet onlara bakıyor. Zan ve tahminle atıyorlar.

UsturaKemal34; "Seni görünce aklıma Baba filmi geliyor. Don Corleone seni görse gurur duyardı Üstad. Hürmetler, iyi yayınlar" diyor. Don Corleone iyi de, adam öldürtüyor falan feşmekan. Ona karşıyız. Yoksa o manzaralar, evler falan güzel, yerler güzel; ailesine gösterdiği şefkat, ilgi güzel ama adam öldürtmesi olmaz, o korkunç. Onu yapmasaydı tamamdı.

İrfan, "Hükümet neden Darwinizm’e karşı çıkmıyor? Neden dindar gazeteler, dergiler Darwinizm’e karşı çıkmıyor?" diyor. İşte o, acı bir olay ama inşaAllah düzelecek.

"Mehdi (a.s) ve İsa (a.s) vefat ettikten sonra Müslümanlar’ın durumu nasıl olacak?" Çökmeye doğru gidecek, gittikçe daha derine doğru çökecek, Bediüzzaman öyle söylüyor. Akademi Alparslan 23Akif bunu soran.

Akademi Arzu, "Kıyamet öncesinde iki büyük devrim olacağını söylemiştiniz." Üç; "Üç büyük İnkılabı Azime" diyor Bediüzzaman. Herhalde faşist, komünist karşı ataklar. Müslümanlar’ın açık mağlubane olduğu dönemde olmuyor bu; "Gizli mağlubane, 1506'dan sonra artık gizli ve mağlubane mücadeleye devam ederler. Bir taife-i mücahidenin son zamanlarına bakar, Mehdi cemaatinin" diyor. 1506, "Taife-i Kübra" diyor; büyük Kübra-i azam, "Kübrai azam cemaatin son zamanlarına bakar" diyor. Mehdiyet de o devirlerde artık bitiyor, gücünü kaybediyor.

"İslam dünyaya hakim olduğunda tebliğ nasıl devam edecek?" Furkan Aslan. Zaten yine aynı şeyler, şu anda mesela burada herkes Müslüman; İslam’ı yine anlatıyoruz, yine anlatıyoruz, yine anlatıyoruz. O devirde de öyle. Ama tabii, "Mehdi (a.s) gelecek, İsa (a.s) gelecek" demeyecekler, çünkü gelmiş bitmiş. "İslam hakim olacak" da demezler, "İnşaAllah devam etsin, olsun" derler ama adım adım kıyamet geliyor olacak zaten. 1543'e kadar gerileme bütün şiddetiyle devam ediyor ama yine devamında Müslüman var, 1543'e kadar. Ama 43'ten sonra Müslüman kalmıyor, 43-44, 1544 ve 1545. "1545 gibi de kıyamet kopacak" diyor, Bediüzzaman.

"Hocam, kaşıkla dansınıza hayranız, bekliyoruz." diyor, Ceyhun. İnşaAllah.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Derin Dünya Devletinin Türkiye'yi Parçalama Planı

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Hayrettin Gümüş; "Maddenin ardındaki sırrı ilk defa ne zaman ve nasıl fark ettiniz?" Lise sonda fark etmiştim yani maddenin beynimizde oluştuğunu. Dışarıda var ama gördüğümüz beynimizde.

"Sizi aramak istiyorum, cep numaranız kaç?" Hoppala artık sabahtan akşama kadar.

Kerim Öncü, "Kitap okurken gözlük kullanıyor musunuz? Çok merak ettim." Gözlerim benim çivi gibidir maşaAllah. Uzağı da çok iyi görürüm, yakını da.

BEYZA BAYRAKTAR: Dikkatinizle birleşince bir de sizden hiçbir şey kaçmıyor.

ADNAN OKTAR: "Ahir Zaman ve Mehdiyet'le ilgili sizi en çok etkileyen Hadis-i Şerif hangisidir?" diyor, Faik. Şu iki uçlu kuyruklu yıldız, o çok büyük mucize o. Hiçbir açıklaması yok onun. Yani akıl almaz detaylar var. Mesela iki uçlu kuyruklu yıldız zaten mümkün değil. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki, "İki uçlu" diyor. Bilim bu konuda hiçbir açıklama yapmamış, tarihte hiçbir not yok. Hiçbir tarihi kaynakta yok. Kaç bin yıl sonra geleceği de belli değil, bak; bu kuyruklu yıldızın, iki uçlu kuyruklu yıldızın kaç bin yıl sonra geri geleceği belli değil. Ve gidiş yönü; "Diğer kuyruklu yıldızların aksi istikameti gider" diyor. Bu da çok büyük bir mucize. Ve "Diğerlerinden daha parlaktır" diyor, bu da çok büyük mucize.

OKTAR BABUNA: "Öncesinde kuraklık.”

ADNAN OKTAR: “Sonra bol yağmur olur" diyor mesela bu da büyük mucize. Zamanlaması da, çok, her yönden mucize.

Süleyman Eminsoylu, "Geçenlerde Arif Aslan Hoca’nın katıldığı bir televizyon programında, tabiattaki çeşitli taşların insanlar üzerindeki etkilerinden bahsettiler. Siz bazı taşların insanlar üzerinde etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?" O taşa baktı mı, "Bunun bir şeyi vardır" diyorlar, hoşuna gidiyor görüntüsü falan öyle olmasını umuyorlar, istiyorlar; öyle bir şey yok tabii ki. Taş, ne alaka? Hiçbir etkisi olmaz.

Cadı Begüş, "İslam hakimiyetinde herkes iman edecek mi? Sonrasında bozulma oluyor, bunlar aynı insanlar değil mi?" Nesil değişiyor ama o sürekli aynı nesil değil. Eski nesil gidiyor, yeni bir nesil daha geliyor. Yavaş yavaş bozuluyor.

"Hocam biz öldüğümüz gibi kıyamet kopuyor mu? Kabir ve berzah diye tabir edilen yerde bekliyor muyuz?" Öldüğünde zaman kalktığı için tabii ki yani bekleme diye bir şey yok. Süratle olan olaylar bunlar.

Melisa, "Hocam seni Allah aşkıyla çok seviyorum. Gecem, gündüzüm hep seni düşünüyorum canım Hocam" diyor. Bunda bir mahsur yok. Hoca değilim dedim, artık ona herhalde alışmış ağızları; hocalık yok bizde.

Muazzez, "Faizi Allah Kuran’da haram kılıyor ve Allah, 'Elçisine savaş açmışlardır' diye bildiriyor." Doğru, faiz haramdır; hiçbir şekilde olmaz.

"Kanaatinizce Hazreti İsa(a.s)'yı görmemiz hangi yıllarda olur? Bir de, Said Nursi 'Müslümanlar’ın galibâne ömrü hicri 1506' diyor. Bu tarih Hazreti İsa (a.s)'nın vefat ettiği tarih mi? Yoksa Hazreti İsa (a.s)'nın vefatı bu tarihten önce mi olur?" Daha önce oluyor tabii 1506 bozulma yılları; Hazreti İsa (a.s)'nın zamanında bozulma olmaz. "Açık, galibane" diyor, Mehdi (a.s) devrinde. "Sonra, 1506'dan sonra gizli, mağlubiyet içinde vazifei tenviriyesine devam edeceğine remzen işaret ediyor" diyor. Hem bu hadis, hem ayet.

“Kabe bir güvenlik yeri” diyor Allah diyor Meltem Bozkurt Yıldırım “Ama güvenli olmadığını görüyoruz” diyor. O anlamda değil orada yani savaşlar yapılmıyor, terör faaliyetleri yapılmıyor o anlamda yoksa orada insanlar ölebilir hastalanabilir, ezilmeler olabilir.

BEYZA BAYRAKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi var, Kabe de kan akıtılacak diye.

ADNAN OKTAR: Evet mesela o tip olaylar yani nadirattan olan olaylar onlar, genel anlamda ayetin kastettiği genel anlamda huzurlu bir yer olmuş yani hiç öyle bir kavganın gürültünün olduğu bir yer olmamış tarihet cinsinde diğer yerlere nazaran güvenli bir yer olmuş. Genel anlamda diyor ayet.

Ferdi Aslan, “Hastalık olduğunda bela mı yoksa imtihan mı olduğunu nasıl anlarız?” diyor tövbe edersen zaten o illaki imtihandır. Yani tövbe ediyorsa bir Müslüman niye bela olsun? Çünkü hatasında ısrar etmeyecek mümin inşaAllah ama ısrar ederse bela hükmünde olduğunu düşünebilir öbür türlü inşaAllah imtihandır diyecek.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yarın yani 8 Ekim Perşembe günü saat 14.00’de Herkes İçin Adalet Programı yayınlanacak A9 TV’de. Aylin Atmaca’nın konuğu Hüseyin Kaya, Huder Hukuki Araştırmalar Derneği Genel Başkanı kendisi. Sayın Hüseyin Kaya programda hukuk, adalet sistemi ve İslam birliğinin gerekliliği üzerine konuşacak.

ADNAN OKTAR: Huder maşaAllah güzel isim.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bir de şehitlerimize ithafen düzenlenen bir panel vardı onunla ilgili bilgi vermek istiyorum. Bazı arkadaşlarımızın da üye olduğu Aktif İş Kadınları Derneği şehitlerimize ithafen Milli Birlik ve Kardeşlik Şuuru İsimli bir panel düzenledi. İstiklal Marşı ve şehitlerimizin anısına saygı duruşuyla başlayan panele basın büyük ilgi gösterdi. Panelde milli birlik ve kardeşlik şuurunun ve bu yöndeki eğitimin önemini anlatan bir kısa video gösterildi. Bazı resimler göstermek istiyoruz panelden. Konuşmacılar Sağlık ve Sosyal Yardım Turizm eski bakanı Bülent Akarcalı. DEIK Türk Mısır İş Konseyi Başkanı Zuhal Mansfield. AK parti yirmi üçüncü dönem Milletvekili Abdurrahman Kurt.  Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun. Yazar ve iş kadını Nermin Bezmen. Yirmi birinci dönem Milletvekili Türk Demokrasi Vakfı Başkanı Emre Kocaoğlu. Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen. Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi  Doçent Doktor Mehmet Çelik.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel.

KARTAL GÖKTAN: Bu resimdeki konuşmacılar ekonomi programı sunucusu Serpin Alparslan. Saadet Partisi Genel İdari Kurulu Üyesi  ve Saadet Partisi İstanbul eski il başkanı  Sadrettin Karaduman.  Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Hamit Göktürk,  Suriye Türkmenleri Sözcüsü Tarık Sulucevizci, Şehit Aileleri Dernek Başkanı Şencan Bayramoğlu. Bu resimde arkadaşlarımızdan Aylin Atmaca, Dünya Ehlibeyt Başkanı Sayın Fermani Altun, Aydan Saraçoğlu, Vuslat Terkoğlu ve Filiz Arık görülüyor. Arkadaşımız Deniz Tanık, Fatih AK Parti Kadın Kollarından hanımlar ile birlikte. Panelimize şehit ailelerinden çok sayıda katılım oldu. Bu resimde arkadaşlarımız Ayça Pars ve Pınar Akkaş Şehit Aileleri Derneği üyeleri ve şehitlerimizden bazılarının aileleriyle birlikte görülüyor. Bu resimde ise Nurşah Aksoy, Aslı Hantal, Erdem Ünlü, yazar Nermin Bezmen, iş kadını Zuhal Mansfield, Deniz Tanık, Burcu Çekmece ve Ayça Pars görülüyor. Milli Gazete yazarı İshak Beyazay’a arkadaşımız Deniz Tanık plaketini takdim ediyor ayrıca Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Murat Altun ve Doğu Türkistan Vakfı Başkanı  Hamit Göktürk de panelde plaket aldılar. Anadolu Köy Korucuları Ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen ve arkadaşlarımız Altuğ Berker ile Sedat Altan. Snayın Emre Kocaoğlu bir konuşma yapıyor resimdeki diğer kişiler Fermani Altun, Nermin Bezmen ve Ziya Sözen. Gülten Erdemünlü, arkadaşımız Deniz Tanık, Saadet Partisi Genel İdari Kurulu Üyesi ve Saadet Partisi İstanbul eski İl Başkanı Saadettin Karaduman’a plaketini verirken görülüyor. Ayça Pars, Abdurrahman Kurt ve Fermani Altun birlikte görülüyor. Sanatçı Bora Gencer arkadaşımız Ayça Pars, Aslı Hantal İstanbul Büyükşehir Eski Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtüna ve Nermin Bezmen  bu resimde. Bu kadardı resimler.

ADNAN OKTAR: Evet çok güzel olmuş maşaAllah, hayırla başlamış hayırla bitmiş. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Konuşmacı olarak MHP’li Şevket Apuhan da vardı panelde.

ADNAN OKTAR: Milliyetçi Hareket Partisi’nden.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Kardeşimiz de şeref vermiş.

KARTAL GÖTAN: Kendisi İstanbul MHP milletvekili adayı ve Ortadoğu Gazetesi köşe yazarı.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel. Allah kalbine inşirah ferahlık versin tüm müminlere, herkese.

“Mehdi (a.s) zamanında” diyor “Kızıl yıldız çıkacak, zevra mahvolacaktır” yani PKK’nın olduğu bölge. Kızıl yıldız işte PKK’nın yıldızı, komünist yıldız. Anadolu’da Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye deniyor zevra diye orası mahvolacak diyor ama kızıl yıldızın çıkışından sonra Mehdi (a.s) devrinde, çok müthiş bir mucize.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey panelle ilgili bir kısa bilgi ilave etmek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Panelin sunucusu da televizyoncu ve oyuncu, sosyal medyada oldukça popüler bir isim olan Kalust Şalcıoğlu’ydu.

ADNAN OKTAR: Tamam. Kalust Şalcıoğlu.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Şimdi yine kısa bir ara verelim, devam ederiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in Bu Sözleri de Gerçekleşti

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “Kızıl yıldızın çıkışında zuhur edecektir” diyor “Mehdi (a.s)” o devirlerde “zevra mahvolacaktır” diyor sonra diyor ki bak “kızıl ölüm olacak. Bu ölüm silahla olacak ve her yedi kişiden beşi ölecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Aynısı, kızıl ölüm var şu anda tabi.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır da 6-7 Ekim Kobani olaylarında üç arkadaşıyla birlikte öldürülen Yasin Börü’nün evinin önünde binlerce kişi toplandı. Yasin Börü ve arkadaşlarının öldürüldüğü binanın önünde toplanan binlerce kişi Diyarbakır sokaklarını kahrolsun PKK sloganlarıyla inletti.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan ayrıca öldürmediler şehit ettiler koç yiğidimizi, aslanımızı şehit ettiler. Kahpeler, alçaklar şehit ettiler, şahadeti mübarek olsun. Allah o güzel nimeti bizlere de, bana da nasip etsin. Müminlerin kalbindeki güzel bir arzudur şehadet. Hz. Ali (r.a)’a, Hz. Hasan (r.a)’a, Hz. Hüseyin (r.a)’a Hz. Ömer (r.a)’a sahabe-i güzine nasip olmuş bir nimettir. Doğrudan cennete gidiyorlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Olayla ilgili şöyle bir gelişme daha var Adnan Bey. Bu olaydan ağır yaralı olarak kurtulan Yusuf Er, tedavisinin ardından teşhis ettiği katillerin serbest bırakılması üzerine adalete güveninin sarsıldığı gerekçesiyle mahkemeyi terk etti.

ADNAN OKTAR: Mahkemenin kararına saygımız tam ama hukuki yönden de araştırılması lazım. Üst mahkemeye müracaat gerekir. O kararı yeterli görmüyorsa üst mahkemeye itiraz edilebilir. Kardeşimiz üst mahkemeye itiraz etsin. Delillerine de bir baksınlar, üst mahkemeye itiraz. Ama tabii her zaman kanuna hukuka saygılıyız.

Hayret PKK’nın bu kadar kapsamlı anlatılması hadislerde, çok net yani.

Hz. İsa (a.s) ahir zamanın olaylarını da görüyor, bütün zor zamanları da görecek. Allah’ın sevdiği bir peygamberdir İsa Mesih İbni Meryem. En büyük dindir Hristiyanlık şu an insan sayısı açısından. “Onun hüsnü hatimesi için” diyor Bedizzaman, güzel sonuçlanması için Cenab-ı Allah “Hakikaten ölseydi dahi” diyor “ona bir ceset giydirip yeniden dünyaya göndermesi onun kudreti dahilindedir. Ama ayette açık sabittir. Gelecek” diyor.

Allah aşkıyla sevdiğim, nasıl güzel maşaAllah. Biz niye böyle olduk anlamadım Hocam, insan oynadı diye ağlanır mı hiç? Aşka geldik” diyor. Sibel Hanım.

Ne diyor? “Hocam insan sadece dünyayı görür, bilir” dediniz “zombilerin görüş ve algısı?” Kamera çekiyor değil mi? Bilgisayarlara yükleniyor, bilgisayar onu gördü diyoruz. O kadar. Kamera ve bilgisayarın görmesi kadar. Şuur var mı? Yok. Bir tek insan dünyayı görür. Uzay ve dünyayı, renkleri algılayan, sesi alan, hissi olan hisseden bir tek insandır. Hiçbir varlık yok onun dışında. Tabii melek ve cinlerin dışında görünür varlıklardan bir tek insandır. Çağlayanları gören, denizi gören, yemeği gören bir tek insandır.

“MaşaAllah azamete, heybete, kudrete, ihtişama” diyor Mehmet Han.

“MaşaAllah aslan Hocam şahane oynadınız, doyamadım. Ben de orada olmak istiyorum. Ne yaparsanız yakışıyor. Hiçbir kardeş size yetişemeyecektir belli” diyor Mürvet.

“Alem delikanlı görsün, adam görsün. Hasta oldum oynayışınıza. Hayatımsınız, maşaAllah elhamdülillah.” Nur Hilal Kızıltoprak.

“Çok şükür Hocam sizi ayakta görmek istiyordum, maşaAllah. Seni yaratan Allah’a kurban olayım” diyor Necla.

“Canım benim nasıl harika, nasıl yakışıyor? Siz benim Allah aşkıyla sevdiğimsiniz” diyor. “Hocam dünyanın en harika insanıdır, Allah daim ve sabit etsin” diyor. Cümlemizi inşaAllah.

“Aslan Hocam, can Hocam muhteşemdin, çok çok hoşuma gitti. Seni sevdiren Allah’a hamd olsun. Yiğidim Hocam, heybetin muhteşemdi. Teşekkür ederim yüzümde sevince sebep olduğun için, çok mutlu oldum. Seni çok seviyorum.” MaşaAllah.

“Danimarka yıkıldı Hocam” diyor İzzet. MaşaAllah.

“Konservatuvar mezunuyum, Türkiye birinciliğim bulunmaktadır. Saz, keman, org ve piyano icra ediyorum.” Gel o zaman can kardeşim daha ne istiyorsun, neyi bekliyorsun? Hemen gel. Çok iyi olur. Sanatçı kardeşlerimiz olursa bu kardeşimiz gibi başımızın üstünde yeri var. Şerefle.

“Adnan Oktar, Kuran’da Mehdi yok.” Kuran’da işte söylüyorum, çok söyledim. Nur Suresi 55. ayetinde ve birçok Kuran ayetinde dünya hakimiyetinden bahsediliyor. Dünya hakimiyetinin hepsi Mehdiyet’tir, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili ayetlerdir.

“Zevra o; PKK’nın olacağı bölge mahvolacak” diyor. “Nereden söylüyorsunuz?” diyor. İşte hadislerden söylüyorum.

“Ahir zamanla ilgili hadisleri nereden buluyorsunuz? Sizin okuduğunuz kaynaklar daha mı farklı diğer hocalarınkinden, yoksa başka türlü mü?” diyor Meraklı Hakkı. İşte anlatıyoruz hadis kaynaklarını. En genci bin yıllık hadisler, bin yıllık eserler. Şii kaynaklar, Şiiler Hz. Mehdi (a.s)’ı çok severler, Sünniler’den daha çok severler. Hz Ali (r.a)’a daha çok sahip çıkmışlardır. Sünniler de çıkıyor ama onlarda aşk derecesinde çok şiddetlidir. Hz. Mehdi (a.s) sevgisi cinnet derecesindedir. O yüzden Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisleri çok iyi muhafaza etmişler. Sünniler gevşek davranmış, az hadis nakletmişler. En fazla üç yüz-beş yüz hadis vardır Sünni kaynaklarda. Ama Şii kaynaklarda binlerce, on binler hesabıyla hadis var. Hepsini unutmamışlar muhafaza etmişler.

Kaynaklar mesela; Kemalüddin; yaklaşık bin doksan iki yıllık kitap. Usul-u Kafi; bin yüz elli bir yıllık kitap. Bak, bin yüz elli bir yıllık. Kitabu’l Gaybe; yaklaşık bin on dokuz yıllık kitap. Gaybet-i Numani; yaklaşık bin yıllık. Kitab-ül El İrşad; yaklaşık bin altmışaltı yıllık kitap. Hepsinin orijinalleri var, oradan veriyoruz hadisleri. Doğru, tahakkuk etmiş, aynısıyla çıkmış. Helal olsun Şiiler’e. Büyük bir titizlikle Peygamber (s.a.v.)’in hadislerini muhafaza etmişler. Tabii Sünniler’in de güzel yönleri var, Şiiler’in de ama bu yönde çok ileridir Şiiler. 

“Yüreğim hopladı canım Hocam” diyor “Nasıl güzel, nasıl heybetlisin? Seni Yarata’na kurban olayım” diyor Şebnem Hanım.

“Çok değerli aslan Hocam siz sultansınız. Mahvoldum, maşaAllah. Cenab-ı Allah kapıcınız, hizmetçiniz olmayı nasip etsin.” Ben sizin kölenizim estağfirullah. “Bana bütün düşmanlarınız zelil olsunlar inşaAllah.” Allah hidayet versin hidayet bulmazlarsa Allah zelil etsin. “İnşaAllah. Derin saygı ve sevgi. Azerbaycan’dan Kamuran.”                                                          

Estağfurullah, "Allah aşkına Hocam o danstan sonra Oktarlar niye kalktılar ki?" diyor. "Üstadım şahaneydiniz maşaAllah. İlk defa ayakta oynadınız, aslansınız. Helal sana Üstadım, nefes kesicisiniz." Btlsknya.

"Hocam maşaAllah yirmilik delikanlı gibisiniz. Hem gecemize renk katıyorsunuz hem de engin bilginizle ufkumuza ışık tutuyorsunuz. Hayırlı geceler." Nevzat Berhan.

Aman Allah'ım, "Hocam uzun zamandır hayal ettiğimiz bir görüntü gerçekleşti. Sizi oynarken elhamdülillah, Hocam ayakta izledik sizi; harikasınız, heybetiniz büyüleyici maşaAllah. Allah'a hamd olsun." Esma Akyüz.

"Sevgim bin kat daha arttı sana olan. İnsan seni seyrederken Allah aşkıyla sarhoş olur. Herkes yeni şeyler yapabilir ama sen yaptığın zaman bambaşka oluyor. Kalbimde müthiş bir heyecan oluştu." Uzun uzun sevgisini anlatmış.

"Selam Üstadım; ben Üstadı Azamım diye yazayım, siz Allah aşkıyla sevdiğim canımsınız" diyor, "gözümün nuru. Anlayın" demiş. "Asaletiniz, oyuna verdiğiniz ruh çok güzeldi. Sizi sevdiren Rabbimiz’e sonsuz şükürler olsun" diyor.

"Hey maşaAllah Allah aşkıyla sevdiğim, kıymetlim seni Yaratan Allah'a kurban olsun bu canım. Seni çok seviyorum" Aynur Özkaya.

Buse, "Muhteşem üstü muhteşemdi delikanlım" diyor maşaAllah. "Nefesler kesildi. Kurban olurum seni Yaratan’a" diyor maşaAllah.

Mavigül, "Seviyorum bu adamı, güzel maşaAllah" diyor. MaşaAllah.

Evet, birileri bir şeyler söylesin.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak'ın Uludere ilçesinde askeri zırhlı aracın kontrolden çıkıp devrilmesiyle meydana gelen kazada on üç asker yaralandı.

ADNAN OKTAR: Benim canlarım, aslanlarım gazi oluyorlar. Gazilik de çok büyük bir şereftir. Bizim de gazilerimiz var, kardeşlerimizden. Vücutlarında kurşun taşıyanlar var, PKK ile çatışmaya giren. Üç şehidimiz var ayrıca, yine benim arkadaşlarımdan üç tane evet.

Deryahan Matmazelya, "Allah aşkıyla sevdiğim beni okumadan geçme ama çok muhteşemsin. MaşaAllah muhteşem oynadın. Gözlerimiz, kalbimiz bayram etti. Allah aşkıyla sevdiğim, çok hoştu." diyor.

MCKurye 1701'den 2023'e, "Hey maşaAllah aslan oğlu aslan, derin sevdamız" diyor, maşaAllah.

"Muhteşem dansından sonra topluca cezbeye geldik" diyor. MaşaAllah.

"Adnan Hocam muhteşemdiniz. Hocam sizden bir ricam var. Bir sorum olacak, Tülay Hocam’ı bir kadın olarak nasıl görüyorsunuz?" Atilla Boz. Çok çok güzel, çok muhteşem bir kadın, dışa dönük, sevgi dolu. Ama beni deli gibi sever Tülay, öyle normal bir sevgi değil yani. Ama benim çok fazla çarşaflı, başörtülü kız arkadaşım var. Görüyorsunuz o toplantıya katılanlarda da, bir kısmını gördünüz. Bir kısmı normal ama bir kısmı dekolte giyiyor, bir kısmı daha da açık giyiniyorlar; hepsine saygı duyarım.

Türker Esentürk, "Hocam delikanlılığınıza gıpta ettim" diyor.

Mikail Aslan, "Hocalar oynamaz derlerdi, sizin oynamanız o düşünceyi yıkıyor" diyor. Çok mantıksız tabii Hazreti Davud (a.s) da var, anlatıyor Tevrat'ta; "Coşkuyla oynuyordu" diyor. "Karısı da bakıyor uzaktan onu ayıplıyor, onun ağırladığını görünce daha da canlı oynamaya başladı Hazreti Davud (a.s)" diyor.

Evet, biri bana bir şey söyleyebilir.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu, katıldığı Star TV yayınında gündeme dair konuları değerlendirdi. Davutoğlu, "İran ve Rusya'nın Suriye'deki savaşta etkin rol almasının Suriyeli subaylar arasında rahatsızlık yarattığını söyledi. Esad'lı bir geçişi biz kabul etsek Suriyeli vatandaşlar kabul eder mi? Suriyeliler buna inanır mı? Esad orada otururken Türkiye'ye gelen iki milyon Suriyeli ülkesine döner mi? Evini yıkan kişi hala orada oturuyor, döner mi?"

ADNAN OKTAR: Suriye'nin bölünmemesi önemli. Çünkü Amerikan derin devleti taktı "Böleceğim" diye. Böldürtülmezse aslında bayağı gıcık olurlar. Çünkü bölünmesi için bir neden yok. Ama "İlla Esad olacak" diye bir şey yok. Ama Suriye halkı birini başına geçirsin, rahat etsinler.

Şırnak'ta geçenlerde de, "Bir araba devrildi" dediler yine, "Askerler yaralandı" dediler. Şimdi yine öyle. Bu araba devrilmeleri normal mi?

"Hocam annem ateist, ne yapmamız gerekir?" İman hakikatleri anlatın. Yavaş yavaş anlatırsınız yani aniden değil de ara ara, kısa kısa anlatmak etkili olur. Kuran mucizelerinden her gün yaklaşık bir dakikasını alacak kadar anlatabilirler.

"Hocam beni okumadan geçmeyin. İdolümsünüz Hocam." diyor Random, bir anlamı yok herhalde isim olabilir.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, DBP İl Örgütünce sözde özyönetim ve özerklik başlığıyla yapılan toplantıda halkı vergi ödememeye çağırdı. Şunları söylüyor, "Buraya gelip burayı sömürenler hırsızdır, gelip sizin elinizden alanlar hırsızdır. Sizin nafakanızı alıyor, sofranızdan alıyorlar. Vergi dahi vermemeniz lazım. Kime veriyoruz vergiyi? Ankara'ya. Ankara ne yapıyor bizim vergimizi? Tank yapıyor, top yapıyor, silah yapıyor; gelip bizim başımıza yıkıyor. Yerel meclisler olmalı yeni sistemde. Yeni düzende vergiler meclise verilmeli, buranın gelirleri burada kalmalıdır. Bizim insanlarımız, halkımız istifade etmelidir."

ADNAN OKTAR: Tankla topla bütün Türkiye'yi koruyor Türk ordusu. Oradaki kızıl komünistleri, teröristleri, şiddet yanlısı psikopatları etkisiz hale getirmek için polis orada görev yapıyor. Bunu çirkin görmesi yakışıksız. Ne yapması gerekiyor? Polis seyir mi etsin yani? Kan döküyorlar, askerleri şehit ediyorlar, binaları havaya uçuruyorlar, halktan haraç topluyorlar. Baksana; karısına, kızına "Bizi yıkayacaksınız" diyor, olmadık adilik yapıyorlar. Genç kızları dağa kaldırıyorlar; üç bin-beş bin genç kızı dağa kaldırdılar.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Komünist Terör ile Uzlaşma Olmaz

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü