Harun Yahya

Sohbetler (13 Ekim 2015; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar'la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz tekrar.

ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz, ben de hoş buldum.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün Amerikan uçakları, Suriye'nin kuzeyindeki Haseke Bölgesi'ne YPG'ye verilmek üzere yüz yirmi balya yani yaklaşık elli ton silah ve cephane indirdi. Amerika, "Suriye Demokratik Güçleri" adı altında YPG, YPJ, Araplar ve Asuriler’den oluşan bir kara kuvveti oluşturdu. Ve silah teslimatını doğrudan YPG'ye yapmadığını; Suriye Demokratik Güçleri grubuna yaptığını söyledi.

ADNAN OKTAR: Çok samimiyetsiz bir açıklama. Olur mu? Ama IŞİD -bak altını çizerek söylüyorum- kısa sürede o silahların tamamını ellerinden alır, hepsini de katlederler. Çok akılsızca Amerika'nın derin devletinin bu mantıksız girişimleri. İmanla, sevgiyle, şefkatle halledeceğine her yere karabiber gibi silah serpiyor. O silahlar da sonra kendilerine dönüyor, baş belası oluyor ve onların başına iş açıyor. Halbuki o kadar masrafın yerine oradaki insanları eğitse, onlara sevgiyle yaklaşsa, dostça yaklaşsa çoktan mesele hallolacak. Mezhep farklılıkları, din farklılıkları insanlarda bazen kin meydana getiriyor; bu çok yanlış. Alevi, Sünni, Şii, Vahabi; bunlar nur gibi insanlar, tertemiz insanlar. Her meseleyi sevgiyle halletmeleri lazım.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Basında, Ankara'daki saldırıyı IŞİD'le bağlantı kurdurmak için çeşitli sözde görgü tanıkları anlatımları yer almaya başladı. Örneğin erkek canlı bombayı gördüğünü iddia eden bir kişi; "Tipi IŞİD'li gibiydi. Siyah giyinmişti, sakallıydı, sırtında çantası vardı, siyah sarığı vardı. Yüzünü görmedim, cübbeli, siyah giyinen biriydi. Patlama oldu. Canlı bombayı ben gördüm" dedi.

ADNAN OKTAR: Öyle ite kaka olmaz bu işler. Doğrudan PKK'nın işi, net, tam komünist eylem çeşidi. Daha önce de yapıyorlardı komünistler, 12 Eylül öncesinde de yapıyorlardı, ben o zamanlardan da biliyorum. Giderlerdi mesela devrimcilerin bulunduğu kahvehaneyi falan tararlardı kendileri, orada komünist hareketi canlandırmak için. Bütün aileler falan ayaklanırdı, komünistlerin aileleri; onlar da onlarla saf tutarlardı böylece komünizmi geliştirmeye çalışırlardı. Yani faşist hareketlerde de vardır bu, komünist hareketlerde de vardır; kendi adamlarını indirirler aşağı. Bu oyunlara gelmeyiz. Burada hedef direkt AK Parti ve direkt Tayyip Hoca, onu hedefliyorlar. Buna müsaade etmeyiz, oyun istemiyoruz. Demokrasiyle ne yapıyorsa yapsınlar. Hükümeti indirmek için bu bir yol değil, tam aksi etki yapar bakın söyleyeyim, tam aksi. Münasebetsizlik istemiyoruz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, dün CNN International'a yaptığı açıklamada; "IŞİD, devlet desteği olmadan böyle bir saldırı yapamaz" dedi. Ayrıca şunları da söyledi; "PKK, eylemsizlik ilan etti, umut için ortam yarattı. Ordu ise PKK'ya yönelik operasyonlara devam ediyor. Silahların bırakılabileceğine inanıyoruz, demokratik reformların yanındayız" ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Ama "Silah bırakacağız" diye hükümeti yıllarca oyaladınız -PKK'lılar için diyorum- silah yığınağı yaptınız. Amerika da sürekli silah yığıyor. Bu işler silahla olmaz; gönülle olur, akılla olur, ilimle irfanla olur, sevgiyle olur. Çok yanlış yoldalar. PKK'lılara ben kurtuluş yolunu gösteriyorum; Müslüman birliğini savunsunlar, modern İslam anlayışını savunsunlar, Türkiye'nin bölünmesi konusunu da akıllarından silsinler. Buna müsaade etmeyiz bilakis Türkiye'nin büyümesi için hırs yapsınlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Manken Tuğba Ekinci, sosyal medyada paylaştığı yorumda; "İmza sistemi ile doğunun temiz insanları, başka bölgelerde TOKİ evlerine yerleştirilsin. Artık doğuyu baştan var etmek için bütün bölgelerin bombalanması, "insan girilemez bölge" ilan edilmesi gerekiyor. O zaman hangi toprak için ne yapacaklar? Nerede barınacaklar görelim" dedi.

ADNAN OKTAR: Tuğba Ekinci güzel kız, zeki kız. Oralara -olabilir- oradaki fakir kardeşlerimizi başka bir yere geçirip bir süreliğine; oradaki PKK'lıları tamamen kazımak gerekiyor. Yani yakalamak hepsini. Çünkü halkla iç içe oldu mu bu çok zor. Ama öyle bir şey olursa onu aşmaları çok geç yani imkansız olur. Zaman artık onlar için olacak gibi değil.

AYLİN KOCAMAN: İlk siz söylemiştiniz, haftalar önce.

ADNAN OKTAR: Ama "Gidip bombalayın" yani tamam boşaltalım da bombalama şart değil. Bombalama caydırmak için yapılabilir ama öldürme amaçlı bombalamaya gerek yok.

Evet başlayalım.

KARTAL GÖKTAN: Mardin'in Dargeçit ilçesinde belediyeye ait kamyonun bomba yüklü olduğu tespit edildi. Özel Harekat polisleri tarafından sürdürülen operasyonlarda, teröristlerin belediyeye ait bir aracı barikat kurup, yol kapatıp güvenlik kuvvetlerine karşı bomba ile tuzakladığı bilgisi alındı. Kamyonda yapılan incelemelerin ardından bölgeye gelen bomba imha uzmanları fünye ile kontrollü olarak kamyonu patlattı. Van'ın Çaldıran ilçesinde de bir otomobilde yüz el bombası, uzun namlulu silah ve kırk kilogram patlayıcı ve mühimmat ele geçirildi.

ADNAN OKTAR: İşte diyorlar ya, "Bir süreç olsun. Süreçte de siz bize hiç dokunmayın. Biz bombaları her yere yığalım. Bekleyin siz." Olmaz öyle şey, gereği yapılacak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir önceki yayında anlattığımız Uluslararası Af Örgütü'nün, "YPG Savaş Suçu İşliyor" raporuna dair bazı detaylar da vardı. Raporda; "Mecburi askeri gereklilik olmadan sivilleri zorla yerlerinden etmek uluslararası hukukun ihlalidir" ifadelerine yer veriliyor. Bir görgü tanığı, evlerinin buldozerle yıkıldığını sonra yakıldığını anlatıyor; yaşlı kayınvalidesinin ve eşinin evi terk etmek istemediklerini bunun üzerine YPG'nin onlar içerideyken eve mazot dökmeye başladığını anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Nerede olmuş dedin? Bir daha anlat bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Bir önceki programda bahsetmiştik; Uluslararası Af Örgütü'nün, "YPG Savaş Suçu İşliyor -Suriye'de-" raporuna dair bazı detaylar vardı. Raporda; "Mecburi askeri gereklilik olmadan sivilleri zorla yerlerinden etmek uluslararası hukukun ihlalidir" ifadelerine yer veriliyor. Bir görgü tanığı, evlerinin buldozerle yıkıldığını sonra yakıldığını anlatıyor; yaşlı kayınvalidesinin ve eşinin evi terk etmek istemediklerini bunun üzerine YPG'nin onlar içerideyken eve mazot dökmeye başladığını anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Ama işte bunlar çok önemli belgeler; bunu Milli İstihbarat'ın da belgelendirmesi lazım, Özel Harekat belgelendirebilir. Çok dolaylı yoldan bu konularda bilgi geliyor yani Türk istihbaratı bu konuda mebzul belge, fotoğraf, şahit ortaya koyması lazım ki biz kamuoyu oluşturabilelim. Yani böyle bir şeyden kamuoyu nasıl haberi olmaz? Mesela buradaki adamları getirip, Türkiye'ye getirip konuşturabilirler, evlerin fotoğrafları yayınlanabilir. Orada hiç mi telefon yok; telefonla fotoğrafı çeksinler, göndersinler. İnternet, telefonla gönderebiliyor değil mi görüntüyü; göndersin. Bunları böyle yarım bırakmanın alemi yok.

Tabii aşk; Allah aşkı vardır.

Öyle ideal olmaz, PKK çok boş ideal. Bir kere Allahsız, Kitapsız bir ideal, nasıl ideal oluyor bu?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Ankara'da meydana gelen terör saldırısında hayatını kaybedenlerden biri dokuz yaşındaki Veysel Atılgan, toprağa verildi. Fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Ah benim canım, nasıl sevimliymiş bu, çok şekermiş bu. Tam cennet kuzusu, cennet. Allah annesine, babasına uzun ömür versin. Şehidimiz de çok şeker, şehitler acayip sevinmişlerdir bu gelince. Bayağı seviyorlardır onu şimdi.

Sen Seni Bil; "İslam'ın aydınlık yüzü olduğunuzu söylediniz. Örnekleyebilir misin?" diyor. Kardeşim sen; sakallı bıyıklı kadınlar, ekşimik kadınlar, millete laf sokan kadınlar, her yerini kapatmış her yerde zevkten estetikten mahrum kadınlar, kadına benzemeyen kadınlar, görgüsüz kültürsüz kadınlar; aynı şekilde küt görgüsüz bilgisiz erkekler, lafını sözünü bilmeyen, dişleri sapsarı, ayakkabıları tokurdaklı, genel kültürü olmayan, Darwinizm’i, materyalizmi, hiçbir şeyi bilmeyen, tartışıldığında yerin dibine batan, etrafına pis kokular saçan tiplere karşı buradaki mükemmel güzel insanlar; temiz, pak, kaliteli, nurlu, lafını sözünü bilen, kültürlü, görgülü, klas, halim, nezaketli, hürmetli, Kuran’a hakim, Kuran’ı yaşayan, Kuran’la rahatça tartışıp konuşabilen, bütün İslam aleminin eleştirilen yönlerini ortadan kaldıran, hemen hemen bütün İslam aleminin eleştirilen yönlerini fiilen ortadan kaldıran -sözle değil- fiilen Müslüman alemine yapılan baskıları ortadan kaldıran muhteşem insanlar topluluğu; herkesin beğendiği, sevdiği insanlar topluluğu.

Bu yabancı misafirle dans etmiştim o da çok dokunmuş.

"Silahsız üç askeri arkadan vurmak, eşinin yanında polisi ve astsubayı vurmak, uyuyan polislerin ensesine kurşun sıkmak nasıl vicdandır?" diyor. PKK'nın kahpeliğini ilk defa öğreniyorsan çok geç kalmışsın. PKK kırk yıldan beri bu kahpeliği yapıyor. Binlerce, on binlerce aslanımızı bu şekilde şehit ettiler. Ama "Cesedin yerde sürüklenmesini asla kabul etmem" dedim ya ona karşı cevap vermiş. Adamın cesedini niye yerde sürüklüyorsun, adam zaten ölmüş. Ölüsünden nasıl intikam alıyorsun? Diri olsa hapse atarsın bir intikam alırsın, bir şey olur yani. Ama ölmüş, şuuru yok, kafa gitmiş; sen de oturuyorsun, cesediyle uğraşıyorsun. Bu acizliktir. Cesetten intikam almak acizlik olur. O zaman git PKK mezarlığını bombala; bir anlamı var mı bunun? Var mı mesela PKK mezarları; git ağır bombardıman altına tut ne kazanacaksın? Bu ne insanlığa sığar ne İslam terbiyesine sığar ne bir mantığı var ne bir de anlamı var. Sadece acizlik olur bu. Cezasını zaten kanun hukuk veriyor. Bir daha ne ceza veriyorsun?

Ekrem Elbeykozi; “Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin konuştuğu Adnan Oktar ayrı” diyor “sen o Adnan Oktar değilsin, Aron Kohen’sin” diyor. Taktı bunlar Aron Kohen konusuna.

Metropolx; “Bir görgü tanığı saldırının hemen öncesinde tekbir getirildiğini duymuş. PKK ne zamandan beri tekbir getirerek saldırı yapıyor?” Bunu IŞİD’e yükleyecekler ya, o kadar anormal konulara düşüyorlar ki, “Başında sarığı vardı, cübbesi vardı, sakalı göbeğine değiyordu, tekbir getirdi, sloganlar attı.” Öyle bir şeyde tutar mı adamlar orada onu? Olacak iş mi? İlla IŞİD’in üstüne yıkacaklar. Bu eylemi PKK yaptı. Bizi kafalamaya kimse gayret etmesin. PKK’nın yaptığı ilk eylem de değil, bütün eylemleri böyledir, kahpedir PKK. Kendi taraftarı on beş bin kişiyi katletti. On beş bin kişiye yüz kişi daha ilave etti ama kendi kafasına göre. Ama biz baktığımızda oradaki insanların PKK ile alakası olmadığını gördük. PKK ile alakası olan gençler değil. Bayağı temiz kendi halinde insanlar, anneler, yaşlı adamlar. Ama onları PKK’lı diye kendince PKK şehit etti. Ve halkın da nefretini kazanmış oldu PKK.

İçişleri Bakanı Selami Altınok için yazmış, Yeşil Nince; “Bu nasıl bakandır ki “İstifa edecek misiniz?” sorusuna gülerek cevap veriyor?” Niye istifa etsin ki? PKK katliam yapacak, bakan istifa edecek. Nerede görülmüş bu? Ayrıca Selami Hoca yaman delikanlıdır. Bayağı mübarek bir insan, beş vakit namazında nur gibi Müslüman. Hemen bak gözlerine kestirmişler. Demek ki bir hedefleri de o, onun istifa etmesi. Belki de sırf onu görevden almak için yaptılar. Çünkü gözleri tutmadı. Selami Hoca işe iyi girdi çünkü. PKK’yı böyle kayısı hoşafı gibi eziyor kanunla-hukukla gereğini de yapıyor. PKK bu kahpe katliamla belki de onu görevde aldırmak istedi. Niye istifa etsin? Çok başarılı, niye istifa etsin?

Vatansever 32, “Hocam bu HDP’lilerin bir kısmı” diyor “dokunulmazlıktan faydalanıp istedikleri konuşmayı yapıyor. Biri diyor “katil devlet”, diğeri diyor “biz sırtımızı PKK’ya dayadık”, öbürü gidiyor terörist cenazesini taşıyor. Bu çok kanımıza dokunuyor. Eskiden olsa yargı devreye girerdi. Tamam, demokrasi, fikir özgürlüğü güzel de terörü alenen savunan, devlete olur olmaz laflar eden adamlara daha ne kadar tahammül edilecek” diyor.

Selami Altınok ayrıca gülerek cevap vermiyor çok çirkin bir iftira bu. Gazeteciyi dinlerken nezaketen hafif gülümser belli belirsiz böyle nezaketli bir yüz ifadesiyle dinliyor. Asıl Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder o gün meydanlarda gülerek geziyorlar, resimleri var. Hepsinin resimleri var bayağı keyifliler, şakalaşıyorlar.

Atalar 1984; “PKK’ya ettiğiniz lafların yüzde birini IŞİD’e etmiyorsunuz. Ama o IŞİD, oh olsun diyerek patlamadan duyduğu sevinci dile getirmiş Twitter’da.” Nereden biliyorsun PKK’nın açtığı sahte bir hesap olmadığını? IŞİD böyle işlerle uğraşmaz. “Nasıl bir hasta ruh böyle bir açıklama yapabilir?” Git onu o siteyi kuran PKK’lıya sor. Niye IŞİD’e soruyorsun? “Hala IŞİD’in Müslüman olduğunu düşünüyor musunuz?” Evet düşünüyorum, hepsi Müslüman. İslam’ı titizlikle uygulayan Müslüman ama Sünni gelenekçi Müslüman. O yüzden de Sünni İslam’da olan, Şia’da da olan, Şii İslam’da da olan katliam kültürünü uyguluyor. Sen onları suçlayacağına Buhari’den Müslim’den, Tirmizi’den, İbni Mace’den, Sünen-i Nesai’den o hükümleri çıkart. Adamları asın, kesin hükümlerini çıkart, yalan hadisleri, uydurma hadisleri çıkart. Biz IŞİD’in şiddetini şiddetle kınıyoruz. Her türlü şiddeti şiddetle kınıyoruz. Ama kaynaklarındaki açıklamalar, yalan hadisler, uydurma hadisler asıl felaket orada. Sanki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bastırdığı kitaplarda bunlar yok mu? Buhari’de, Müslim’de, Tirmizi’de bu hükümler yok mu? Kadınları taşlayarak öldürme hükmü yok mu? Var. “Namaz kılmayanı öldürün” diye hüküm var mı yok mu? Var. Önce o hükümleri kaldır. Onlar onlardan okuyup uyguluyorlar. Bilgisizlikten kaynaklanıyor. Eğitilirlerse düzelirler. Nitekim kendileri de söylüyorlar. “Biz” diyorlar “Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde Hz. Mehdi (a.s)’a uyacağız” bitti. Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde zaten “Mehdiyyül dem” kan durduran Mehdi’dir. Kan, terör, anarşi hiçbir şey kalmayacak.

CEYLAN ÖZBUDAK: Allah Kuran’da, şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz Müslümanız diyenlere, “siz Müslüman değilsiniz” demeyin” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. El-Kaide de Müslümandır, Taliban da Müslümandır. Uyguladıkları şiddetin kaynağı da gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını savunan kitaplardır. Fıkıh kitaplarıdır, hadis kitaplarıdır. Hepsi değil tabii, orada kitapların içindeki bütün hükümler değil, içlerindeki yanlış, uydurma hadislerdir. Yoksa Buhari’de çok güzel açıklamalar var. Müslim’de, Tirmizi’de, İbni Mace’de Sünen-i Nesai’de çok güzel açıklamalar var Kuran’a uygun. Gerçek hadis olduğu anlaşılıyor. Ama asın, kesin hadisleri var, dehşet hadisleri var onların kaldırılması lazım. Taliban, IŞİD terörü uyguladığı iddia edilen hangi grup varsa, bu kitaplardan istifade ettiklerine göre önce bu mesele halledilmesi lazım. Ama ben bütün İslami grupların uyguladığı şiddeti şiddetle kınıyorum. Ama IŞİD’in şiddeti Türkiye’ye yönelik değil, PKK’ya yönelik. Dolayısıyla bizim IŞİD’le bir işimiz olmaz. Ama Türkiye sınırları içerisinde IŞİD’e bir eylemi yok PKK’nın. Yaptığında göğsünü gere gere söylüyor IŞİD. Resimlerini de yayınlıyor “oh ettik” diyor. Ben bunu tasvip ediyor değilim. Ben ilimle, bilimle, akılla, fikirle, sevgiyle hallolacağına inanıyorum.

Hayrettin Öztürk; “Kalp gözü açık olanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı görebilir mi? Allah Hz. Mehdi (a.s) üzerindeki yetmiş üç perdeyi kaldırır mı?” Mehdiyet İslam’ın dünyaya hakimiyetidir. Sen İslam’ın dünyaya hakimiyeti üstünde duracağına, sadece Hz. Mehdi (a.s) üstünde duruyor şahıs olarak. Onun onu kurtaracağını düşünüyor. Seni kurtaracak olan Allah’tır. Hz. Mehdi (a.s) Allah’ın herhangi bir kulu, İslam’ın hakimiyetinde Allah onu vesile ediyor. Hadi o perdenin kalktığını düşünelim, görsen ne yapacaksın? Yine işine gücüne bakacaksın, evlenmenin derdine düşeceksin, iyi bir iş kazanma peşine düşeceksin, belki de Hz. Mehdi (a.s)’dan para istemeye kalkacaksın, iş isteyeceksin. Öyle Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olunmaz.

“Eğlencenin de dozajı olması gerekmiyor mu?” diyor Faslatanik. Tamam, şimdi ben dozajını göstereceğim.

CEYLAN ÖZBUDAK: Seyrediyor da sizi.

ADNAN OKTAR: Ahmet Varışlı, “Mert, cesur olalım. Görünen köy kılavuz istemez. Tabii ki IŞİD’e yaptırıldı vesile ama herkesin eli kolu bağlandı maalesef.” Yok kardeşim. IŞİD’in kendi resmi sitesi var. Öyle bir şey olduğunda açık açık söyler. Sizden mi çekinecek? Kimden? Bir tek Allah’tan korkuyor adamlar. Direkt söylerler. Ne zorun yani? IŞİD’le alakası yok. Kadın bombacı kullanmış. Direkt PKK’nın işi. O garibanı dağdan indiriyorlar. Bir avuç hap veriyorlar. Aklı, beyni gidiyor. Ondan sonra da bombayı çektiriyorlar. Konu bu.

AYLİN KOCAMAN: Uzaktan patlatmışlar zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii canım. Onlar sadece taşıyor bombayı. “Siz içlerine girin” diyor. Düğmeye bastı mı ikisini birden peş peşe havaya uçurdular. Artistliği bıraksınlar bazı kişiler.

Murat Altıntaş, “Ankara’daki olayı PKK yaptı” diyen ilk kişisiniz. Sizden sonra cesaretlenip “PKK yaptı” demeye başladılar” diyor. “Aynı Gezi’de olduğu gibi” diyor. “Hocam, değerli görüşünüzü merak ettiğim husus var” diyor. “Bir insan nasıl olur da canlı bomba haline gelebilir? IŞİD benzeri örgütlerde intihar eylemi şehitliğe giden yol olarak görülüyor. Ama ölen PKK’lı biri bunu hangi inançla ve psikoloji ile yapıyor olabilir?” “Öldükten sonra yok olacaksın” diyor. Zaten adam ilacın etkisinde. O kadar yani. Nasıl asker polisle çatışmaya giriyor. Vurulacağını biliyor ama giriyor çatışmaya. Yani bir garip bir kafa tabii. Biz bunlarda normal bir beyin olduğuna inanmıyoruz. Normal bir insan beyni değil.

AYLİN KOCAMAN: Zaten Adnan Bey, siz de anlatmıştınız. Zaten bunu kabul etmeyenlerde iç infazla hemen ortadan kaldırılıyor.

ADNAN OKTAR: Evet.

Mesut Canveren, “İslam’daki mal paylaşımı komünizmdeki gibi mi olacak yani?” Komünizmde devlet dehşet saçarak ve zorla öldürerek yapıyor. İslam’da insanlar severek ve aşkla, coşkuyla, birbirlerini sevdikleri için birbirlerine hediye veriyorlar. Birbirlerine yardım ediyorlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Murat Karayılan, PKK’nın eylemsizlik kararı aldığını açıkladı. Eylemsizlik süreci boyunca üzerlerine gelinmedikçe ve halka dönük saldırılar olmadığı müddetçe herhangi bir eylem yapılmaması gerektiğinin, PKK’lıların yol kontrolü yaptığı yolları bırakmalarını ve üst alanlarına dönmeleri gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Yani devlet çalışıyor demek ki. Şimdi bak, Tayyip Hoca’yı sevdim. Tayyip Hoca hanlar hanı olmak yolunda. Güzel. Şu parti programında da benim dediklerimin hepsini madde madde uygulayacaklarını söylemişler. Bu güzel. Fiile dönerse dehşet. Yani “halka ne yapmasalar” diyor?

KARTAL GÖKTAN: “Halka dönük saldırılar olmadığı müddetçe” diyor.

ADNAN OKTAR: Zaten halk sizden nefret ediyor. Türk polisi, Türk askeri, halkı sizin pisliğinizden, sizin lağımınızdan kurtarmak için oradalar. Serseriye bak. Oradaki anneler, Kürt anneler, Kürt bacılar. Kürt kardeşlerim bizim kardeşlerimiz. Bizim canımız onlar. Siz onları haraca bağladınız. Genç kızları dağa kaldırıp mahvettiniz. Genç delikanlıları dağa kaldırıp mahvettiniz. Oturmuş sanki normal bir adammış gibi. Halkı biz koruyoruz orada. Kürt kardeşlerimizi biz koruyoruz. Kendini güya koruyan konumuna sokuyor. Hem ahlaksızlık yapıyor. Haracı alan sensin. Onları katleden de sensin. Aşağılayan sensin. Evlerine ayakkabıyla girip zorla kızını, çoluğunu çocuğunu alıp dağa götüren sensin. Yiyeceklerini gasp eden sensin. Ahlaksız herif. Oturmuşsun sanki normal bir adam konuşuyor gibi konuşuyor. Şimdi bunlar kış hazırlığına geçiyorlar ya onun için “eylemsizlik yapacağız” diyor. Biz de diyeceğiz ki “Adamlar ne kadar iyi davrandılar” falan. Asker, polis ne gerekiyorsa yapacak. Oradaki kardeşlerimizi kurtaracak. Orada yaşanmıyor. Yaşanacak alan olmaktan çıkarttılar orayı. Bu lağımı temizleyeceğiz oradan. Geceleri camileri ele geçirip Öcalan marşı çalıyorlar caminin içerisinde. Komünist marşlar çalıyorlar caminin içinde. Halk sizden nasıl tiksiniyor tahmin ediyor musunuz PKK’lılar? Bir de “eylemsizlik yapacağız” dediler. İki şehidimiz oldu yine arkasından. Camilerde komünist propaganda yapıyorlar. Komünist marşlar söylüyorlar toplanıp, ayakkabıyla girip.

Ben PKK’ya her türlü lafı söylerim. O konuda beni Allah’ın izniyle kimse durduramaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: İsmini siz koydunuz zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii.

CEYLAN ÖZBUDAK: PKK’nın ne açılıma geldiğini.

ADNAN OKTAR: Pislik, kahpe ve kalleş.

Salih Işıklar, “Hocam, Suriye’deki durum nasıl çözülecek? Yıllar oldu bir türlü bitmedi savaşlar.” İslam’a tam döndüklerinde. Allah, Kendisi’ni sevmelerini istiyor. Allah’ı sevinceye kadar Allah orayı bırakmaz.

Sakir 36, “Adnan Bey, siyasilerin üslupları hakkında ne düşünüyorsunuz? Hep aynı açıklamalar, ezberledik artık. Ortalı ve konuyu tam çözümlendirmeyen beylik açıklamalar yapıyorlar. Sıkıldık bundan. Sizce daha aktif ve canlı çözüme yönelik bir anlatım gerekmiyor mu?” İşte siyasilerin, orada bir sorun. Mesela Cumhuriyetçi Halk Partisi istese esaslı bir değişiklik yapıp partiyi kitle partisi, iktidar partisi haline getirebilir. Ama değişiklik yapmaya kalkan adamı aforoz ederler. “Sen ne yapıyorsun? Çıldırdın mı?” derler. Milliyetçi Hareket Partisi de öyle yani kıpırdatılacak gibi değil. MHP’de esaslı bir atılım düşünülmüş olsa Devlet Bey’e bayağı musallat olurlar. O durumu ancak idare ediyor böyle benim gördüğüm ama tabii bu çok acı bir durum. Mesela CHP dondu kaldı. Ama AK Parti’nin öyle bir derdi yok. AK Parti atılımcı. Fakat bağnazlar da etrafını sardığı için AK Parti rahat edemiyor. Şimdi bağnazlara cevap mahiyetinde aslında oradaki açıklamalar ama tabii çok net de konuşamıyorlar.

“Heybetini sevdiğim. Seni TV’den izlemek bile ruhuma şifa oluyor. Nurundan gözlerim kamaşıyor. Her geçen gün sana olan sevgim artıyor.”

Başka bir hanım kardeşimiz diyor ki, “Allah aşkıyla sevdiğim seni tanımak, seni sevmek dünyada en güzel nimetlerden biri benim için. Rabbimiz'e sonsuz şükürler olsun. Dünyada da ahirette de ayırmasın beni senden Allah” diyor Pınar Efe.

Bob Marley Faruk, “Yirmi dört saat güzel ahlaklı nasıl olabilir ki bir insan?” Niye olamasın?

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz oluyorsunuz. Demek ki oluyor.

ADNAN OKTAR: Hayır, yirmi dört saat kötü ahlaklı olabiliyorsa, yirmi dört saat güzel ahlaklı da olabilir. Güzel ahlak çünkü en kolay olanı. Hem zevkli olan. Öbürü zor, belalı yani.

Batılı güçler bölgeyi dizayn için katil sürüsü olarak PKK’yı seçti. Müslümanlar’ı yok etmenin en emin yolu olarak azılı profesyonel katiller olarak onları görüyorlar. Cinsi sapıkları da böyle profesyonel katilleri de onların yanına gönderdiler. Hem sapıklık yapıyorlar hem katillik öğreniyorlar, hem katillik uygulaması yapıyorlar. Avrupa, bu yaptığı ahlaksızlıktan çok utanacak, Avrupa derin devletleri. PKK’dan bütün İslam alemi nefret ediyor. Yaptıkları yatırım çok akılsızca Avrupa’nın. Bir avuç Stalinist, komüniste yatırım yapıyorlar. Ne kadar akılsızca bir hareket.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan yazısında bombaların patlamaması için beş madde saymış. Bir: “Bir an önce IŞİD denilen belanın ülkemizde yuvalanmış bütün unsurlarına yönelik olarak aktif ve etkili bir çalışma başlatılmalı.”

ADNAN OKTAR: Yok. IŞİD’in işi değil bu. Yuvalanma da yok. PKK yuvalanmış durumda ve yuvalanmanın şiddetinden de tarif edilemeyecek derecede bir saldırganlık görüyoruz. Her yeri silahla doldurmuş adamlar. Her yeri bombayla doldurmuş ve her gün cinayet işliyorlar. Her gün şehitlerimiz oluyor. Ahmet Hakan olmayan gölgeyle uğraşıyor. Türkiye’de IŞİD diye bir faaliyet yok. Evet.

BÜLENT SEZGİN: İkinci madde: “Türkiye’ye düşman olan ülkeler sayısı hızla azaltılıp, Türkiye’ye dost olan ülkeler sayısı hızla arttırılmalı. Düşman olmak gibi mantıksızlığa acilen son verilmeli.”

ADNAN OKTAR: Ama onun için önce İsrail’le dost olmaları lazım. İsrail’le dost olmayınca olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Üçüncü madde: “Devletin en tepesinden gelen bizler ve sizler nidaları artık kesilmeli.”

ADNAN OKTAR: Nasıl? Bir daha söyle bakayım.

BÜLENT SEZGİN: “Devletin en tepesinden gelen bizler ve sizler nidaları artık kesilmeli.”

ADNAN OKTAR: Mecburen sizler dedirtiyor. Çünkü yıkıcı tavır gösteriyorlar. Dostane yaklaşsalar niye sizler desin? Evet.

BÜLENT SEZGİN: Dört: “Yeterli güvenlik önlemlerini alamayan, almayan yetkililer anında gitmeli. Yerlerini alabilecekler gelmeli.”

ADNAN OKTAR: Ama bu çok işte kuşkulu bir durum. Selami Hoca çok yaman bir delikanlı, yaman üstü mükemmel bir insan. Dindar, akıllı ve cesur. Şimdi onu görevden almak için bu eylemin yapıldığı anlaşılıyor. Biz de bunu herhalde yemeyiz. Bunu bıraksınlar yani bu üslup bize çok karanlık geliyor.

BÜLENT SEZGİN: Hatta Ahmet Hakan son olayda hiç sorumlu olmasa bile Adalet Bakanı’nın da istifa etmesi gerektiğini söylemiş.

ADNAN OKTAR: İşte bu çok çok karanlık geliyor bana, bu mantık çok kötü geliyor.

BÜLENT SEZGİN: Beşinci maddeyi de şöyle söylüyor; “Sünni ile Alevi’yi, Türk’le Kürt’ü, dindarla seküleri birbirinden nefret eder hale getiren dil ve üslup derhal terk edilmeli.”

ADNAN OKTAR: Ama bu Hürriyet Gazetesi’nde yok mu? Hürriyet Gazetesi’nden başlayalım ilk. Dindarları bir sevsin, Bediüzzaman’ı sevsin, Süleyman Hilmi Tunahan’ı sevsin. Müslüman cemaatlere bir şefkatle yaklaşsın. Bir görelim ondan, bir başlasın. Güzel örnek olur, arkası gelir. İlk oradan başlayalım. Selami Altunok geldiğinden beri “PKK’yı kazıyacağım” diyor delikanlıca konuşuyor. Delikanlının da hası. PKK da düdük gibi ötmeye başladı. “Bıraktık” işte “Uçuyoruz, biçiyoruz, kaçıyoruz” falan havasındalar. Dolayısıyla Selami Altunok’u görevden almak için Amerikan derin devletinin ve PKK’nın birlikte yaptığı pis bir eylem bu. Bize oyun oynamaya kalkmasınlar. Kimse inanmaz buna. Ahmet Hakan; yazıda PKK’ya vurgu yapmaması çok sarsıcı ve çok hayret verici. Sen on binlerce askeri polisi şehit eden, Türkiye’nin Güneydoğu’sunu adeta teslim alan, her yeri bombalarla dolduran, bomba yığınağıyla dolduran adamları hiç hükmünde görüyorsun adeta. Onlara hiçbir kelime söylemiyorsun. Olmayan IŞİD’i konu haline getiriyorsun. Türkiye’de IŞİD’in faaliyeti yok. Türkiye’nin IŞİD’le ilgili bir faaliyeti yok çünkü. Adam vuracaksa PKK zaten burnunun dibinde, direkt onları vurur. Niye gelip Türkiye’de vursun? Kucak kucağa yaşıyorlar. Üç-beş kamyonla girer darmadağın eder hepsini istese. Adamlar bekliyor. Bir bildikleri var herhalde anlayabildiğim. Mesela HÜDAPAR’lı bir aslanımız vardı; Yasin Börü HÜDAPAR’lı. Şehit edildiğinde CNN Türk annesine telefonla bağlandı. Daha “Başınız sağ olsun” demeden, PKK’yı lanetlemeden “Oğlunuzun IŞİD’li olduğu doğru mu?” diye soruyor. Buradaki öfke üslubu, samimiyetsizlik üslubu bize mi öyle geliyor? Onlar mı acaba böyle bir vurgu yapıyorlar? Bunu bir anlatsınlar bize. Önce kendilerinden başlasınlar düzeltmeye.  

AYLİN KOCAMAN: Hükümet karşıtı olan bazı belli başka gazetelerde de PKK’dan hiç bahis yok bu konuda.

ADNAN OKTAR: Kendilerince koruduklarını zannediyorlar. Halbuki halk daha da coşuyor, daha azmi artıyor.

Kısa bir aralık verelim. Devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü