Harun Yahya

Sohbetler (15 Ekim 2015; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN:  Adnan Bey, komünist öğrenciler Hacettepe Üniversitesi’nde AK Parti’ye yakın diye akademisyenin kapısına -bir fotoğraf vardı- kırmızı boya atmışlar kan görüntüsünde.

ADNAN OKTAR: Çok ayıp, çok çirkin. O hoca-öğretmen orada onlara gelip ders veriyor, onları eğitiyor, onların meslek sahibi olmasını sağlıyor, ne kadar çirkin. AK Partili olur, MHP’li olur, Saadet Partili olur her partiden olabilir. Olur mu? O zaman sağcı öğrenciler de gidecekler solcu öğretmenlerin kapılarına boya falan, olmamış çok çirkin. Hamlık çiğlik, yakışmamış.

PYD lideri Müslim’den, tehditler yağdıran Davutoğlu’na müthiş cevap. Ne cevabıymış?

KARTAL GÖKTAN: Şu şekilde Adnan Bey; Taraf Gazetesi Davutoğlu’nun açıklamalarına cevaben: “PYD lideri Müslim’den tehditler yağdıran Davutoğlu’na müthiş cevap” diyor. “Davutoğlu çok bozulacak” başlıklı haber yayınlıyor. Haberde Salih Müslim’in, “Bize ve müttefik olduğumuz gruplara elli ton silah gönderildi. Bu daha başlangıç, silahların devamı da gelecek” ifadelerine yer veriliyor. Müslim, Davutoğlu’nun müdahale ederiz sözlerine ilişkin ise “Türkiye Rojava’ya saldırırsa kendimizi savunuruz. Biz kimseye saldırmıyoruz ancak bize saldıranlara karşı da kendimizi savunuruz. Biz Türkiye’ye her zaman kardeşlik çağrısında bulunduk ve kendilerine yönelik şimdiye kadar hiçbir olumsuz tavrımız olmadı” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: “Bomba gibi cevap, tokat gibi cevap.” Ne var bunda? Alelade bir cevap bu. Taraf Gazetesi ayıp yapıyor, gerek yok. Özellikle Başbakan Davutoğlu çok şeker bir insan, mazlum bir insan, insanın şefkat duyacağı bir insan. Nasıl kıyıyorsun ona sen? Mahcup edecek biri değil herkes seviyor onu, yazık günah.

İyi beslendiğimizin ve iyi bir ortamda olduğumuzun farkında değildik çocuk olduğumuz için. Mesela yüksek bir yerdeydik; kan yapımı için çok iyi bir ortam yani insanda kan miktarı çok artıyor yüksekte olduğu için. Temiz hava mükemmel zaten. Hemen hemen her gün balık yiyorduk. Ki çokk sağlıklı balıklar. Ispanak; taze ıspanaktı. Fasulye; taze fasulye. Patates; taze patates. Taze patates çok lezzetli oluyor, böyle olmuyor. Daha sert, daha diri oluyor, dağılmıyor, çok güzel oluyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Taşgetiren bugünkü yazısında, PKK’nın Marksist-Leninist olduğunu yazdı. 

ADNAN OKTAR: Hele şükür hele şükür.

KARTAL GÖKTAN: Şunları söylüyor: “Kürtler, PKK eliyle ve onun yansıması olan ve son durakta HDP ismini alan yapılanma eliyle dünün Marksist-Leninist hareketinin taşıyıcı bedeni haline getirilmek isteniyor. Hani bir başkasının spermini rahmine koyup bir başkası için bebek dünyaya getiren taşıyıcı anneler gibi. Kürtler, PKK operatörleriyle bünyelerine Marksizm-Leninizm spermi yüklenen varlıklara dönüştürülmek isteniyor.”

ADNAN OKTAR: Karmakarışık, böyle şeyleri millet anlamaz. Süslü konuşma mecburiyeti yok hocaların. İlla süslü konuşacaklar. Bırak, yazını yine yayınlarlar. Ne gerek süslü konuşuyorsun? Millet anlamadıktan sonra ne faydası var? İnsanların büyük bölümü anlamaz o karmakarışık laflardan.

Üniversite hocasına ne kadar ayıp. Orada oturup, o insanın çoluğu çocuğu var, bilmem nesi var, onu rahatsız edecek şekilde bir hareket, kızdırmaya yönelik hareket çok ayıp olmuş. Özür dilesinler.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde terör örgütü PKK mensupları bazı camileri ve kiliseleri üs olarak kullanıyorlardı. Polis burayı temizledi ve teröristlerin zarar verdiği kentteki ilk Osmanlı eseri olan Kurşunlu Camii’nde zırhlı araçtaki megafondan ezan okuduktan sonra camide namaz kıldılar. Fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Aslan onlar aslan koç yiğit, tam Osmanlı’nın evlatları. Evladı Fatihan, koç yiğit, efe onlar.

AYŞE KOÇ: Oranın yerel halkından birisi, “Aylardır burada ezan okunmuyordu” diye anlatmış. Çok seviniyor, çok teşekkür ediyor, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Videosu vardı. Gösterebilirim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Asil millet, soylu millet. Kürt demek nur demektir, Kürt demek efendi demektir, Kürt demek asil demektir, Kürt demek mübarek demektir, delikanlı demektir, vefalı demektir. Görüyor musun anneyi? Ben annemi komünistlerin eline bırakır mıyım? EvelAllah gerekirse cepheye gideriz, ne gerekiyorsa yaparız. Onlar benim canım, onlar benim ruhum. Onlar için, Allah için canımı veririm, inşaAllah.

Köylerde ne kadar zorlanıyor insanlar, köyde hayat çok zor. O koyun sürekli ayağıyla tepiyor bir şeyler yapıyor, ileri gidiyor, geri gidiyor çok acayip zor onu sağmak, zaten bir avuç süt çıkıyor. O gelinler falan o çocuklar ne çekiyorlar. Köy hayatı ama çok hoş da yani köyün, tarif edilecek gibi değil bayağı zevkli. Ama gerçek köy olacak, ben turistik köye gıcık olurum öyle şeylere. İşte oraya araba tekeri koymuşlar vernik kaplı böyle, kıl gıcık entel tipler falan. Zaten onlar oraya geldi mi konu bitti. Orada mesela herhangi bir bitki oluyor ıspanak falan, “Annecim antioksidanı bulduk, gerçek antioksidan.” Eşeğin kulağını ye. İllet oluyorum öyle tiplere. Pek lazımmış gibi. Oradaki insanlar mübarek insanlar tertemiz. Onların çok hoş sıcak gelenekleri var, sevgi dolu. Seninle dağlar gibi fark var. Sen Allah’a inanmazsın, dine inanmazsın, Marksist-Stalinist kafalısın yani sevgisizsin, merhametsizsin. Saygıyı bilmezsin, nezaketi bilmezsin o insanların içinde ne işin var senin? Yazık günah. Mesela şu PKK’lı alçaklar, benim annemin olduğu yerde ne işi var bunların? Helal olsun efelere de, onlar da acayip kabadayı helal olsun, maşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Daha önceden de araçların içinde özel harekatçılar ezan okuyorlardı çok güzel.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Adnan Bey, çok merak ediyorum kız arkadaşlarınız sizin bu fotoğrafınıza ne diyor? Lütfen sorun onlara.” Niye ne güzel, ta göbeğime kadar sakal Nakşibendi şeyhleri gibiydim. Saçı da Hz. İsa Mesih (a.s) gibi, Resulullah (s.a.v.) gibi, Hz. İbrahim (a.s) gibi ortadan ayırıyordum, sünnet. Ama bu rahmetliyi ben yıl 1986’da tanıdım. O vefat ettikten sonra pek şey olması, haberi de az onun. Aslında benim hakikaten gelmeye hiç niyetim yoktu. İsrail’de ben rahattım kendi halimde yaşıyordum. “Aron.” Ee? “Türkiye’ye gidiyorsun.” Niye ki dedim? “Sen nene lazım sorma sen gel.” “Aron Kohen olarak biz seni orada Türkiye’de tanıtacağız bilineceksin” falan dediler. Sonra apar-topar buraya geldik. Zaman zaman da bu şahıstan bahsederler Adnan Hoca denilen kişiden. Temiz bir insanmış, iyi bir insanmış. Niye vefat ettiğini de bilmiyorum o devirde. O şu ana kadar olsa kaç yaşında adam olacaktı. Bayağı yaşlı olurdu.

Bütün cemaatler Türkiye’de bir güzelliktir ve her biri ayrı güzel bir güçtür. O, Amerikan derin devleti belki hükümetten böyle bir şey istemiş olabilir. Ama Tayyip Hoca bunlarla o yönde muhatap olmaz. Bak Başbakan iki tarafa da ültimatomu verdi, Rusya’ya da, Amerika’ya da. “Eğer bu silahlar Türkiye’ye gelirse vururuz” dedi. Türkiye bir tek Allah’tan korkar.

Dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlen 1. Asya ve Pasifik Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’ne 37 ülkeden gelen 125 üst düzey dini temsilci katıldı. Kesret İçinde Vahdet, Hikmet ve Barışı Birlikte Düşünmek” başlığı altında toplandı bu zirve. Açılış konuşmasını Mehmet Görmez yaptı. Konuşmasında “İslam’ın içinden geçtiği zorlu süreçleri atlatabilmenin yegane yolu birliğimizi, beraberliğimizi yeniden inşa etmekten geçiyor” diyerek Müslümanlar’ın birliğinden bahsetti. Bu zirveye arkadaşlarımızdan da katılanlar oldu. Arkadaşlarımız, Müslümanlar’ın bir an önce birleşmesi gerektiğinden, İslam Birliği’nin Müslüman coğrafyasının en acil konusu olduğundan bahsederek sizin bu konudaki çalışmalarınızdan bahsetmişler. Pek çoğu sizi tanıyarak size selam saygı ve hürmetlerini iletmişler. Fotoğraflar var zirveden. İlk iki resim Afganistan’ın eski başbakanı ile birlikte arkadaşlarımız görülüyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah nur gibi.

KARTAL GÖKTAN: Bir sonraki resim Avustralya’dan bir katılımcı, kendisi sonradan Müslüman olmuş. Afganistan Din İşleri ve Hac Bakanı Feyz Mohammad Osmani ile. Vietnam Din İşleri Başkanı Hacı İdris İsmail ile. Pakistan Başbakanı Akademik Danışmanı Dr. Muhammed İlyas.

ADNAN OKTAR: Nur nur maşaAllah hepsi, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bangladeş Din İşleri Bakanı Motiur Rahman.

ADNAN OKTAR: Hep gariban Müslümanlar, hep mazlumlar.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı katılımcılardan biri görülüyor bu fotoğrafta. Son fotoğrafta da Endonezya’dan katılımcılar. Sağdaki Profesör Abdurrahman Masud.

ADNAN OKTAR: Hepsi cennet kuzusu, hepsi cennet kuzusu. Evet, nur gibiler. Sünni-Şii hepsi cennette Allah’ın izniyle, Vahabi. Ucu bucağı yok cennetin.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu şöyle bir açıklama yaptı: “Salih Müslim’i aklıselime, aklını başına almaya davet ediyorum. Salih Müslim Türkiye’nin iradesinden ve kararlılığından şüphe ederse kendisi için iyi olmaz. PYD Türkiye’ye dönük herhangi bir harekete tevessül ettikleri takdirde gereken ceza tereddütsüz verilecektir.”

ADNAN OKTAR: Yalnız kıymetli Bakanımız şunu da göz önünde bulundursun; bin kilometre boyunda, dört yüz kilometre eninde bir devlet oluşturdu adamlar. Ton hesabıyla da Amerika silah veriyor. Yakında tank, top, diğer ağır silahlar onlara tevdi edileceği anlaşılıyor, yoklama yapıyorlar. Türkiye şöyle bir girip toparlayıp orada ne var ne yok el koysa iyi olur. Şayanı tavsiye. Bir daha da yapmaz. Amerika böyle şeylerden iyi anlar. Bayağı da bizar olurlar. Adamlar önem vermiyor, saygı duymayı bilmiyorlar. Amerika yaptığının densizlik olduğunun farkında fakat yoklama yapıyor “Kaldırıyorlar mı acaba?” gibisinden. “Saygı duyuyoruz” diyor. Ne saygı duyması?

“Hocam, sizi Moskova’dan izliyorum, Rus arkadaşlarıma da izletiyorum. Hepsi sizi diğer camiaların aksine daha sempatik ve doğrucu buluyor. Yolunuz açık olsun.” Burak Yaman. Ben tabii ağır hoca havalarına falan girmiyorum. Müziklerle kafamı böyle göğe kaldırarak falan Hz. Mehdi (a.s)’ı, ahir zamanı örtbas etmeye de çalışmıyorum. İttihad-ı İslam’ı örtbas etmeye de çalışmıyorum. Ama bir iddiam da yok.

Yasin Yanar, “Çözüm İslam aleminin birleşmesi” diyor. Tamam.

“Ne güzel oynuyorsunuz Hocam. Yüreğimiz pır pır etti” diyor.

“Hocam, zombi bir insan imani hizmetlerde bulunabilir mi? Dini vecibelerini yerine getirebilir mi? Ellerinizden öperim.” Tabii. Namaz kılabilir, oruç tutabilir, hacca gider zombi haberiniz bile olmaz, ölüdür yani.

“Kıymetli Üstadım, sizin de dikkatinizi çekmiştir. Son dönemlerde birçok sanatçı, sporcu Allah’ı anan, şükreden konuşmalar, paylaşımlar yapıyor. Son olarak dünkü maçtan sonra Arda olsun, Fatih Terim olsun birçok kişi başarıyı Allah’ın verdiğini hatırlattılar. Eskiden böyle konuşmalara pek rastlamazdık” diyor. “Benim kanaatim sizin Kurani üslubunuz tüm toplum üzerinde çok güzel bir etki meydana getirdi ve yayılıyor da” diyor. “Siz ne düşünüyorsunuz?” Diyor. Tabii, bu değerli insanlar modern insanlar, modern İslam anlayışını yaşıyorlar bağnaz değiller. Bunu da Türkiye’de ben temsil ediyorum, bizler temsil ediyoruz, inşaAllah.

Evet, ehli kitapla evlenilir. Ama La ilahe illaAllah diyecek.

Gelişine Konuşan 22, “Hocam helal olsun, alem delikanlı gördü. Kralsın, Aslan Adnan Hocam.”

Sevda Yılmaz, “Tüm dünya sizin sunduğunuz İslam anlayışını yaşasa dejenere olmaya götürmez mi bu?” Şu an dejenere oldular işte. Gelenekçi Ortodoks sistemle Osmanlı dejenere oldu yıkıldı. Libya dejenere oldu yıkıldı. Mısır dejenere olup yıkıldı. Irak, Suriye dejenere olup yıkıldı. Gelenekçi sistemde asıl bu olur. Hürriyet sisteminde Kuran’ın tam uygulandığı sistemde gerçek nezaket, gerçek efendilik, çelebilik, delikanlılık, üstün ve yüksek karakter gelişir. Baskıcı münafıkane bir sistem olduğunda da şahıslar sapkın, hasta ve dejenere olurlar.

Hakan 88, “Obama 32. Derece mason ise siz de 33. Derece. Bu durumda Obama sizin her dediğinizi yapması gerekmiyor mu?” Senin zannettiğin gibi değil masonlukta sistem. Yani üstten alır hemen emrini alır yapar falan değil. Masonluk çok parçalara ayrılmış bir sistem. İskoç riti var, şu riti var, bu riti var, bayağı birçok bölümlere ayrılmış durumda. Mesela Fransız masonluğu daha çok ateisttir. İngiliz Amerikan masonluğu daha dindardır. Dolayısıyla bir emir komuta zinciri de yok masonlukta. Ama masonluk dünyaya İslam’ın hakimiyeti, dünyanın tek din olması, sınırların kalkması için beş bin yıldan beri gayret eder. Hz. Mehdi (a.s) devrinde de bu hat safhaya çıkacaktır ve bütün masonluk Hz. Mehdi (a.s)’ı destekleyecektir. Özetle böyle.

“Ahit Sandığı Taberiye Gölü’nde mi, Nemrut Dağı’nda mı? Ahit Sandığı’nın bulunması yakın mı? Hayırlı geceler.” Yakın ama bilgi vermem.

PYD konusunda ben “Amerika’yı uyarın” diye hükümete söyledim. Kaç defa söyledim? Otuz kere söylemişimdir, daha yeni uyardılar.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Diyarbakır özel harekat görevlisi olan kardeşlerimizin halkla birlikteyken olan resimleri vardı. Gösterebilir miyiz onları?

ADNAN OKTAR: Göreyim. Aslan onlar aslan, koç yiğit maşaAllah.

Kuran’da Cenab-ı Allah diyor: “Güçlü kullarımı gönderirim, evlerin arasına girerek şehirlerde sizleri teker teker yakalarlar.” Bu aslanlar da işte öyle aslanlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye sınırında yasadışı geçiş girişimlerinin yoğun olduğu Hatay’da Reyhanlı İlçesi’nde sınıra örülen duvarın ilk etabı tamamlandı. Türkiye-Suriye sınırına yapılacak duvarın on bir kilometrelik kısmı tamamlanmış oldu böylece. Sınıra 36,5 km. duvar örülmesi bekleniyor.

ADNAN OKTAR: Niye yapılıyor?

KARTAL GÖKTAN: Geçişi engellemek için. IŞİD katılımları.

ADNAN OKTAR: IŞİD bir yere gidecekse on binlerce kilometrelik arsası var adamların, giriş yeri var. Türkiye’deki üç yüz-beş yüz kilometrelik yere ihtiyaçları olmaz. Bunun bir mantığı da yok. Ben anlayamıyorum bu işleri.

AYLİN KOCAMAN: Galiba Amerika falan ısrar etti bunun için.

ADNAN OKTAR: Her yerden girer. Alakası yok, çok mantıksız.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere’de yayınlanan Financial Times Gazetesi, Avrupa Birliği’nin Suriyeli mülteciler için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teklif getireceğini yazdı. Yetkililer Brüksel’deki zirve öncesi Ankara’da bir araya gelerek mülteciler konusunda bir eylem planı üzerinde çalıştılar. Plan, sınır kontrollerini artırarak, kayıt işlemlerini düzenleyerek ve Türkiye’deki yaklaşık iki milyon mülteciye orada kalmaları için teşvikler vererek Avrupa’ya düzensiz mülteci akınını kontrol altına almayı amaçlıyor. Financial Times, bunun karşılığında Türkiye’ye uzun zamandır karşılık bulamadığı talepleriyle ilgili bir dizi siyasi hediye verileceğini yazıyor. Bu hediyeler şöyle; finansman, vize serbestisinin hızlandırılması. Avrupa Birliği liderleriyle toplantılar ve AB üyelik müzakerelerinin yeniden canlandırılması.

ADNAN OKTAR: Ama çok samimiyetsiz ve vicdana uygun olmayan bir tavır. O mazlum insanlardan kurtulmak için çok çirkin bir kafalama metodu. Ne kadar yakışıksız. “Sizin gezmenize imkan veririz, işte bakanlarla konuşursunuz” işte “size Avrupa Birliği’ne girme imkanı varmış gibi ruh da verebiliriz, gayret etmenize imkan sağlarız.” Ne kadar çirkin. İyilik yapacaksa o insanlara iş imkanı sağlasın, barınma imkanı sağlasın. Bunlar kafalama metotları ve çok itici çok ayıp. 

"Hocam bu hanımlar neden hep sarışın?" Fizikçi Ablanız Bozkır Hanımefendisi. Niye? Esmer olanlar da var, bayağı esmer olan var. Ama sarışın güzel, hakikaten güzel; kadınlara çok yakışıyor ama esmer de güzel oluyor.

"Hocam alem buysa kral sensin. Üstadlık sende, Krallık sende hay maşaAllah" diyor Yeliz Akyol.

"Delikanlı dansını sadece Adnan Hoca'yı izleyenler bilir. Hayatınıza bir şeyler katın." Temple Of Jean, Cin Tapınağı.

Kumandan Ernesto -Che Guevara'nın adı Ernesto Che Guevara, sıfatı da 'Kumandan'mış- o da kendisine Ernesto demiş, Kumandan Ernesto; "Hocam İnci Sözlük olarak yine sizi izliyoruz. Bize bir selam gönderir misiniz?" İnci Sözlük ekibinin tamamına selam söylüyorum, saygılar sevgiler.

"Cinlerin şerrinden korunma nasıl olur Hocam?" Sema Budak. Cin kimseye bir şey yapamaz. Olur mu? Bütün güç kuvvet Allah'ın elindedir.

Elif Sancak; "Allah'ı bu dünyada niçin göremiyoruz?" Allah'ı hiçbir zaman için sonsuza kadar göremezsin. Haşa Allah olman lazım Allah'ı bilmen için. Ama tecelli eder mesela güzel bir delikanlı olarak tecelli eder. Mesela Hazreti Musa (a.s)'ya bir çalıda ateş gibi -yanan bir ateş- o şekilde tecelli ediyor. Cennette de yakışıklı, güzel bir delikanlı olarak tecelli ediyor.

"Jüpiter'de petrol bulunacağı yazılmış, doğru mu?" Bulsan bile oradaki petrol ne işine yarar? Ayrıca petrol olması için orada bir orman, ağaç, hayvan falan olmuş olması lazım; hayat olması lazım daha önce en azından.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü