Harun Yahya

Sohbetler (19 Ekim 2015; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetlere başlıyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hoca efendiler çıktıkları vakit ya hatıraları anlatıyorlar ya geçmişte olan olayları anlatıyorlar. Adamın imanı var mı yok mu onları ilgilendirmiyor. Hâlbuki dünyadaki en büyük sorun Allah’a iman sorunudur. Ne helal ne haram onları anlatıyorlar sadece. Adama sorsana iman ediyor mu? Darwinist, materyalist eğitimden geçmiş insan bayağı tahrip olmuş bir insan oluyor. Önce onun sen hastalığını gidersene, imanın tahkiki güçlü bir iman olması lazım. Umurlarında bile değil. “Efendim kadın boşanmak istiyor ise ne yapmak lazım? Bir sual bu tabi şimdi bunu cevaplayacağız efendime söyleyeyim.” Kardeşim adama bir sorsana imanı var mı? Tahkiki iman lazım taklidi imanla olmaz ki. İmanın artması için de Allah’ın yarattığı mucizeleri görmesi lazım insanın. Bak mesela tasavvufta bir söz vardır “Kendini bilen Rabbini bilir” diye şimdi bir beylik söz gibi biliyorlar onu işte kendini biliyorsa adam. İşte “Sen seni bil sen seni” derler ya ne demek kendini bilmek onu açıklamıyor. Mesela “Kişi kendini bilirse Rabbini bilir” ne demek? Kendindeki iç benliği, şuuru görmesi yani hani ben benim dediği o benini görmesi. Mesela Tevrat’ta da var ya “Beni benim gönderdi dersin” diyor “Ben benim sen de sensin, ben ben olduğum için benim sen de sen olduğun için sensin. Beni benim gönderdiğimi söylersin” diyor. Beni benim gönderdi yani her yerde Allah var anlamına geliyor bu yani insanın ruhu da Allah’a aittir anlamında. İç şuuru bilmek bir kere yani Allah’ın varlığını bilmek için tam anlamıyla yeterli çünkü eğer iç benliğini görürse anlarsa bu bilgisayar, bilgisayardaki yazıların hepsi Allah tarafından yaratıldığını anlamış oluyor. Adama ayrıca kromozomları anlatmak olur da buradan biter zaten. Çünkü böyle bir yazıyı yazan güç Allah’tır yani varlıktır yani konu bitmiş oluyor bununla. Televizyon, sandalye, bardak alenen belli çünkü cennete gittiğimizde de biz bardak göreceğiz, tabak, ağaç göreceğiz aynısı. Orada da arabalar var orada da bir fark yok yani bunun daha kalitelisi, daha iyisi. İnsan iç şuurunu bilemezse onları bilemez.

Gençleri çok kavgacı yetiştirmişler, bugün televizyonda film seyrettim acayip saldırgan birçoğu bu nedir böyle? Hem fiili saldırgan ve fiili sevgisizler bu internette çok açık görülüyor. Bir kere sevgiyi moda haline getirmek lazım. Devlet ön ayak olsun da yazarlar da ön ayak olsun sevgiyi gündem yapalım. Bu helak eder insanları bu sevgisizlik çok korkunç bir şey bu. Sevgiyi ağzına alır da konuşursa o sevginin etkisinde kalır insanlar yani yazsa dese ki mesela sevgi güzel bir şey dese çok etkilenir insanlar. Yani sevmeyi bilmese dahi o konuşmanın etkisinde kalır o kelime onu esir eder yani yazdığı kelimenin esiri olur ama nefret yazısı yazdıkça o nefret yazılarının esiri oluyor. O nefret yazısı onu bağlıyor, o harfler onu hipnotize ediyor, o küfür dolu sözler onu hipnoza sokuyor. Hâlbuki sevgi hipnozu yapsa kendine onun etkisinde kalacak. Hâlbuki bir kere yazsa bir kere sevgi dese arkası gelir, bir daha bir daha bir daha sevgi onu kaplar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz anlatmıştınız birkaç defa Adnan Bey benim çok aklımda kaldı. Bu Kafka falan böyle depresif yazılarını sürekli okuyan gençler olumsuz şekilde hemen belli oluyor bir öncesiyle sonrası etkisi altında kaldıkları.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Ağabey adam Kafka’yı devirmiş” falan diyor bak kafayı da deviriyor yani hepsi için demiyorum ama büyük bölümü öyle. Mesela Nietzsche’nin etkisinde çok kalıyorlar adam yani Allah’a, dine, İslam’a, Kuran’a her şeye karşı ve çok çılgın düşünceleri, çok itici düşünceleri var. Bir de bu gençler ne kadar çok kavga ederlerse ne kadar laf sokarlarsa o kadar kişilikli olduklarını düşünüyorlar. Sevgiyi bilmeyen insan nasıl kişilikli olur? Bir kere insan vasfını kazanması için sevgiyi bilmesi lazım. Sevgi yoksa bitti.

Bakara Suresi 255. Ayette, “(Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar.” (Bakara Suresi, 255) Modern bilimin geldiği noktada bu çok uzun bir konu ama yani modern bilimin açıklaması bilimin sınırı var geçilemiyor ondan sonrasına. Bak Kuran’da diyor ki mesela normalde insanlar bilimi sonsuz biliyorlar değil mi? Bilimsel olarak böyle değil yani bilimin sonu var, sınırlı. “O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar.” Allah’ın dilemesi dışında diyor. Bu bir Kuran mucizesidir yani herkes bilimin sonsuz olduğunu düşünür değil mi? Öyle değil sonlu. Bu bir Kuran mucizesidir bu dediğim. Bunu aklınızda tutun.

Sebe Suresi 12. ayette “Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik).” (Sebe Suresi, 12) Rüzgar hızı hesaplandığında kırk bin kilometre, bin dört yüz kırk saat bölündüğünde yirmi yedi virgül yetmiş yedi kilometre hız değeri çıkıyor. Dünyanın çevresi kırk bin kilometre ya, yirmi yedi virgül yetmiş yedi kilometre hız ortaya çıkıyor. Bu hıza sahip rüzgar günümüz Beaufort rüzgar ölçeğine göre mutedil rüzgar hızı. Saatteki hızı yirmi dokuz kilometre, küçük rüzgar sınıfına giriyor. Bu ifade Kuran’da bak ılımlı rüzgar diyor zaten Kuran’da, ılımlı. Bak Sad Suresi otuz 36. Ayette, “Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.” (Sad Suresi, 36) Şimdi bu hıza baktığımızda ayette diyor ya “Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik).” (Sebe Suresi, 12) Bu hızla da bir ayda gidip gelebiliyor rüzgar, dönebiliyor. Tabii yani bu hızla bir ayda dönüp gelebiliyor. Yani dünyanın etrafında bir ayda dönüyor bu rüzgar, bir ayda da geri geliyor. Evet, değil mi bak bir ay gidişi var, bir ay dönüşü var diyor dünyanın etrafında bir ayda dönüyor gidebiliyor bir ayda da dönebiliyor. Normal hızla yani bu klasik rüzgar hızıyla, tam Kuran’daki tarife uygun. Bak ölçü vermiş çünkü Kuran; “akşam gidişi bir ay, dönüşü bir ay” diyor. Hesaplandığında tam bir ay oluyor yani o normal rüzgar hızıyla Kuran’da tarif edilen yumuşakça eser diyor ya o hızla tam bir ay, bir ayda gidiyor bir ayda dönüyor. Hiç bilinmiyor bu “akşam gidişi bir ay, gündüz dönüşü bir ay” bilinmez.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ilımlı rüzgâr diye sınıflanan rüzgarın o olması Kuran’da o şekilde belirtilmesi çok büyük mucize.

ADNAN OKTAR: Tabii mesela  ılımlı rüzgâr onu da biz bilmiyoruz. Bir ay; çünkü orada bak mühim bir şeyi tam matematik bir hesap ortaya çıkmış oluyor.

OKTAR BABUNA: Siz hep söylüyorsunuz aslında bunların bir tanesi bile insanların iman etmesi için çok yeterli ki yüzlercesi var maşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Harun Yahya’yı tanır mısınız? Yıllar önce Yahudilik Masonluk” diye bir kitap yazmıştı.” Ben de okudum onun kitabını. Geçenlerde bana eskimiş onun kitabını getirdiler. Var mı o kitap buralarda? Getir bakayım içeriden. Ben o şahsı tanıyorum, siz o zaman küçüktünüz. Uzun sakallı, saçını ortadan ikiye ayırır, siyah giyerdi o zamanlar. O zamanlar o insan çok dikkat çekiyordu. Benim de çocukluğumda o çok dikkatimi çekerdi. O zaman biz tabii ailece İsrail’deyiz, babam annem. Annem tabii modern bir hanım, şapkası tüllü falan. Babam böyle sakallı haham. Aristokrat bir aileden. Sonra dediler işte “Sen bayağı benziyorsun. Gel.” Tamam gelelim dedik. Şimdi bunun da soruşturması başlar yakında.

Aristokrat olur cehenneme gider, halktan bir insan olur cennete gider. Aristokratlık onların hiçbiri geçerli değildir. Mezarda “aristokrat mısın değil misin?” diye sormazlar. “Müslüman mısın değil misin?” diye sorarlar ama soy olarak seyit soyundan geldiğim için iftihar ediyorum tabi ki. Hazreti İsrail (a.s)’in soyundan geldiğim için iftihar ediyorum. Aristo’yla falan da işimiz yok.

Mesela komünistler, sol yazarlar, akademisyenler PKK’yı eleştirmiyor. Cinayetlerin şiddetini eleştirsene dehşeti. “Bizim kalbimiz barıştan yana savaşa karşıyız” gece gündüz insanları ne hale getiriyorlar görmüyor musunuz? Habire askerlerimizi şehit ediyorlar, vatandaşlarımızı paramparça ediyorlar bombalıyorlar, binalarını yıkıyorlar. Tek kelime söyle “Ben faşist teröre de, komünist teröre de karşıyım” de o zaman senin barışçılığına inanırım. “Barış istiyoruz” diye koskoca pankart asıyor. Ne barışı? Sen şiddeti uyguluyorsun şiddeti uygulayanları da alkışlıyorsun niye yalan söylüyorsun barıştan yanayım diye? “Savaşa karşıyım” diyor. PKK’yı destekliyorsun nasıl savaşa karşı oluyorsun? PKK elindeki tüfeklerle ne yapıyor, çorba mı karıştırıyor? Değil mi? İnsanları şehit ediyor. Savaşa karşı değilsin sen, yalan söylüyorsun. Sen silahlı çeteleri destekliyorsan barıştan yana olamazsın.

Hazreti Süleyman (a.s) konusu olsun, bilimin sınırlarının belirli bir noktada duracağı konu olsun uzun uzun bilimsel açıklama yapmayacağım da bu bilimin, modern bilimin tespit ettiği bir şey. Şimdi anlatırım bunu bütün bilim adamları biliyor herkes biliyor. Bilimin sonu var. Rüzgârın hızı da Kuran’da belirtildiği gibi normal hızla gittiğinde bir ayda gidip rüzgar bir ayda dönebiliyor, dünyayı tur edebiliyor yani tam Kuran’da dediği gibi. Ne deniyorsa aynısı çıkıyor Kuran’da.

“Harun Yahya’yı tanır mısınız? Yıllar önce “Yahudilik Masonluk” diye kitap yazmıştı. On üç yaşındaydım ve heyecanla iki sefer okumuştum. Sizin böyle Yahudi sever olduğunuzu duyarsa size kim bilir ne der?” diyor. Ben Musevileri seviyorum, Hristiyanları seviyorum, Müslümanları seviyorum, acıyorum, şefkat duyuyorum. Ateistlere de çok derin şefkat duyuyorum, çok fazla ateist arkadaşım var. Nefret etmiyorum, sevgiyle yaklaşıyorum. Böyle bir kafa olmaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz yanlış yolda olan Müslümanları da eleştiriyorsunuz daha iyi olmaları için.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

CEYLAN ÖZBUDAK: Yanlış yolda olan Müslümanları da siz daha iyi olmaları için eleştiriyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Tabii. Hayatlarını cehenneme çevirmişler. Gerçek İslam uygulansa, dünyaya İslam çoktan hakim olmuştu. Abdulhamit Han rahmetli her yerde Darwinist eğitim verdiriyordu. Ne demek Darwinist eğitim? Allah’ı inkar eden felsefeyi öğretiyorsun. Osmanlı da yıkıldı.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bediüzzaman Hazretleri’nin de tavsiyelerine uymamıştı.

ADNAN OKTAR: Dinlemedi bir de tımarhaneye kapatmaya kalktı. Bediüzzaman “aman” dedi “böyle Darwinist materyalist olma. Böyle bir eğitim yaptırma. İman hakikatlerini anlat, Kuran mucizeleri anlat, her yerde Kuran’la eğitim yapalım” dedi, tımarhaneye kapattı Bediüzzaman Hazretlerini.  

“Birçok sol görüşlü yazar bir kelime dahi PKK şiddetini eleştirmiyor ama barıştan yanayız diyorlar. Bu vicdani bir tutum değil” sözüme karşılık, yeni yazarlar 00 isimli şahıs; “Çünkü PKK’da solcu, siz faşistsiniz. Solcunun halinden solcu anlar.” Faşist, çok gıcık bir sol terimi faşist. Nerede faşist var? Eskiden ülkücü gençlere söylerlerdi, ülkücü gençler ırkçı değil ki faşist olsun. Ermeni’yi de kucaklıyor, Laz, Çerkez, Kürt. Kürt çok fazla ülkücü vardır, Diyarbakır’da falan aslan gibi delikanlılar. Laz gençler, Karadeniz gençleri hep ülkücüdür çoğu. Nerede burada ırkçılık? Faşizmde ırkçılık vardır. Böyle bir şey yok. “Solcunun halinden solcu anlar” işte bak bu çok manidar işte. Kuran’da anlatılan bir husustur bu. Bir ümmet haline geliyorlar bazıları. Halbuki hepimizin ailesinde solcu var, sağcı var. Solcunun halinden sağcı da anlar, sağcının halinden solcu da anlar. Ne demek solcudan solcu anlar? Olur mu öyle şey?

Oğuzhan Bakkaloğlu, Bir Ses Ver; “Hocam Selahattin Demirtaş’ın yüzünün feri gitti. Bu son olaylardan sonra olabilir mi?” diyor “PKK baskısından olabilir mi?” diyor.

Halil Tekaslan; “Hocam evlenmeyi düşünüyor musunuz?” Ev var canım daha ne yapacağım evi? Arabalanmak önemli. Ev var bir de araba alırsak tamamdır.

Deniz Ezman 49; “IŞİD’e uyup da cennete gitmeyi umanlara ne dersin? Ya da Adnan Hoca ve benzerlerine?” Yani uyup cennete gideceğini düşünüyor. Herhangi bir alime hocaya uymayla bir insan cennete gitmez, peygambere uymayla da olmuyor. Ancak o hak ederse Allah onu ayırıyor. Mesela sahabe devrinde var Peygamber (s.a.v.)’e uyuyorum diyor ama cehenneme gidiyor. Öyle bir şey, uymayla olan bir şey yok. İmamı Rabbani’nin talebelerinin birçoğu cehenneme gitmiştir. Bediüzzaman’nın talebelerinden birçok kişi cehenneme gitmiştir.

GÖKALP BARLAN: Peygamberlerin eşleri cehenneme gider.

ADNAN OKTAR: Eşleri gidiyor cehenneme, peygamber eşleri.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Hz. Lut (a.s)’ın karısı.

ADNAN OKTAR: Çocuğu gidiyor, peygamberin çocuğu gidiyor. Dolayısıyla bana uyan işte IŞİD’e uyan, şuna uyan buna uyan cennete gider öyle bir konu yok. O Allah’ın takdiri. Biz umut ve korku içerisindeyiz.

Mahmut Serkan Kocaoğlu; “Adnan Bey iyi akşamlar. İlim almak için ne yapmak lazım, tavsiyeniz var mı?” Kitap okuyacaksın, ilim meclislerine katılacaksın. Kafa ütüleyenlerin değil de, hakikaten samimi ilim meclisleri çok güzel olur, bilgi meclisi. Ama bazı hocalar gelip kafa ütülüyorlar, kendini alim göstermeye çalışıyor, göğe bakarak kaval sesi eşliğinde. Kızdırıcı tabii. Dini konuları tenzih ediyorum.

Namik Akmedov, Akmedov 1131; “Adnan Bey siz dini konuları doğru söylüyorsunuz. Birçok hocalar insanları yanlış yöne sürüklüyorlar.”

Kırgız Tolga, Tolga Salih Kırgız; “Sadece Kuran derseniz peygambere ne gereği vardı?” Olur mu? Peygamber (s.a.v.)’e vahiy geliyor, o vahyi aktarıyor bize. Ve onu güzel bir coşkuyla yaşıyor. Yaşayan örnek olmuş oluyor o, görenler için bir iç aydınlığı. Ama sadece Kuran’ı uygulaması yönü önemli Peygamber (s.a.v.)’in. Onun dışında mesela “Nasıl yürüyordu? Ben de öyle yürüyeyim. Nasıl yiyordu? Ben de öyle yiyorum.” O devrin modası neyse onu yapar Peygamber (s.a.v.). O devirde mesela yerde yeniyor, o da yerde yiyor. Mesela bir postun üstüne koyuyor orada yiyorlar, örfe bağlı bu. Mesela yemek yiyor, sen çatalla yersin, öbürü kaşıkla yer, o fark etmez. Biz Kuran’a uyma yönünü Peygamber (s.a.v.)’in alırız. O devirde sarık cübbe moda, Peygamber (s.a.v.) de aynısını giyiyor. Müşrikler sarık takıyor, Museviler de, Hristiyanlar da sarık takıyorlar, cübbe giyiyorlar. Müslümanlar da sarık takıp cübbe giyiyor. Herkes giyiyor, giymeyen yok ki.

CEYLAN ÖZBUDAK: Okuduğunuz bir hadis vardı. İmam Caferi Sadık; “Mehdi bizim giyindiğimiz gibi giyinmeyecek” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet ve “çok çok güzel olacak kıyafetleri” diyor.

“Sayın Adnan Ağabeyimiz, sizce atom bombası yapmalı mıyız? Ben şahsen yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bize ve kollamamız gereken tüm Müslümanlara bulaşmayı düşünen bir kez daha düşünmeli. Ayrıca Türk İslam Birliği için de etkili olabilir. Siz ne düşünüyorsunuz?” Levent Atabey. Ama atom bombası tehlikeli bir şey. Mazlum çoluk, çocuk kim varsa hepsini öldürür. Bir şehri olduğu gibi ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla atom bombasını kimse kullanmaz, çılgınlık, deliliktir yani. İsrail’in de atom bombası var ama asla kullanmaz. İntihar olur öyle bir şey, çok tehlikeli. Mesela Pakistan’da da var. Hindistan’da da var atom bombası. Çin’in var. Amerika’nın zaten var. Rusya’nın var.

KARTAL GÖKTAN: Ankara patlamasıyla ilgili yayın yasağı kalktı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ne güzel rahat rahat konuşabileceğiz.

KARTAL GÖKTAN: Açıklama yapıldı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca. İki canlı bombadan birinin adını duyurdu Başsavcılık. Canlı bombalardan birisi Suruç’ta patlayan canlı bombanın ağabeyi Yunus Emre Alagöz diye açıklandı. Herhangi bir terör örgütünün ismi verilmedi. Ancak “Saldırganın güney sınırlarımıza komşu bir ülkeden geldiği tespit edilmiştir” denildi.

ADNAN OKTAR: PKK’lı bunlar diyebiliyor muyuz?

KARTAL GÖKTAN: Biz konuşabiliyoruz.

ADNAN OKTAR: Ben PKK’lı olduklarından şüpheleniyorum eğer mahsuru yoksa. Bir düşünce olarak böyle geçti kafamdan. Düşün Suriyelilerle sohbet ediyoruz, o konuyla ilgili soruşturma açılıyor. İnanılır gibi değil. Kardeşim adam ne diyor, ne düşünüyor karşı soru soruyorum konuşuyoruz, bu beyin fırtınası. Ben uzaylıyım deyince uzaylı olmam. Sen niye uzaylısın derseler ben o zaman şaşırırım yani. Bu bir tartışma, bir konuşma. Sohbette karşı tarafı açmak için yapılan analizler, fikir akışı.

“Canım Hocam ismim Esmira’dır. Ailem bana artık baskı uygulayarak evlendirmek istiyor. Evlenmezsem beni evden kovacaklar. Bir kere babam dövdü, kovdu. Ama gidecek yerim yok. Dinime de küfrediyorlar. Ne yapayım?” diyor Esmira. Canım evlendirmek istiyorsa o adama söylersin, “ben evlenmek istemiyorum” dersin “bunlar baskı yapıyorlar” dersin. Ama çok acı bu, ailelerde bu olay çok yaygın. Filmlere de konu oluyor. O çocuğun ne düşündüğü onları ilgilendirmiyor “evleneceksin” diyor, o kadar. “Öldürürüm, asarım, keserim.” Aslında bunu kanun maddesiyle suç saymak lazım. Zorla evlenmeye mecbur etmek çok anormal bir şey.

Bünyamin Talay; “Taklidi imandan tahkiki imana geçmek nefsin terbiyesiyle olur. Tasavvufun usta mürşitleri bu konuda uzmandır öneririm.” Ama şu an tarikatlar da Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişiyle kaldırıldı. Nakşibendi, Kadiri bütün tarikatlar artık durdular. Şeyh Nazım Hocamız da söyledi bunu. Şeyh Mahmut Efendi de söylüyor. Şeyh Mahmut Hoca’nın mürşidi olan Ali Haydar Efendi de söylüyor. Artık bitti, tasavvuf bitti. Ayrıca Menzil cemaatinin o ünlü büyük mürşidi Muhammed Raşit Erol Hazretleri de, onun şeyhi de aynı şekilde “artık tarikat devri bitti” diyorlar “tasavvuf devri bitti, görev artık Hz. Mehdi (a.s)’da” diyorlar. Bunları kendi kaynaklarından okuyup görebilirsin. Herkes biliyor bunu. Tasavvufta sülük vardır, kalbin tezkiyesi vardır ama iman hakikatlerine ait bilgilerin verilmesi yoktur. Bilimsel verilerle iman hakikatlerinin anlatılması yoktur. Zikirler vardır, sohbetler vardır. Kalbi etki, kalbi sevgiyle doldurma etkisi vardır ama yine de taklidi imana dayalıdır. Cübbeli de diyor ya; “ben” diyor “taklidi imanla kendimi muhafaza ediyorum” diyor. “Düşünmeyin” diyor “fazla düşünmeyin.” “Kocakarı imanı” diyor zaten, açıklıyor. Eğer öyle bir şey olsa bizzat Cübbeli’de olurdu. Gece gündüz okuyan araştıran adam. Ne diyor? “Okuyup sakın araştırmayın. İnce ince de düşünmeyin” diyor. Kocakarı imanı yani “iman ettim deyip bırakın artık” diyor. “Araştırırsanız olmaz” diyor “kafanız gider” diyor. Halbuki iman hakikatlerini bizim Allah araştırmamızı Kuran’da söylüyor. Yüzlerce ayet bu konuyu açıklıyor. Deri derin düşünmemizi söylüyor Allah. Onun için Bediüzzaman’ın yolu, tahkiki iman yolu esastır.

BÜLENT SEZGİN: “Allah’tan ancak alim olanlar korkar” buyuruyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Tayyip Hocam yine muhtarları toplamış.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: “Ben Türkiye’nin muhtarıyım” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: İyi demiş, güzel demiş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan bugünkü konuşmasında PKK’nın mezarlıklarının yıkılması iddialarına cevap verdi. Ve “terörü bitirene kadar devam edeceğiz” dedi. “Burada durmayacağız, rehavet yok devam edeceğiz. Bunların yurt içinde sözde şehitlikleri de varmış ya, buralara koydukları o taziye evi altında mühimmat depoları var. O mühimmat depolarını falan da biz aynen onları da yerle yeksan ediyoruz. Çünkü burada esnafımızı çağırıp onları orada haraca bağlayan, tehditle paralarının alındığı herhalde birçoğunuzun malumudur. Ama biliniz ki bunlar son çırpınışlardır. İnşaAllah bunun da sonuna kadar giderek hesabını milletimiz adına, şehitlerimiz adına sormaya devam edeceğiz. Bu teröristlere bu ülkeyi bırakamayız. Memleket meselesinin olduğu yerde yetmiş sekiz milyon tek vücut olabilmeliyiz. Aksi takdirde bize bu ülkeyi dar ederler.”

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Ama dar edene de biz ortalığı genişletiriz yani ilimle irfanla, akılla fikirle, kanunla hukukla.

Muhammed Raşit Erol o zamanki konuşmasında Menzil’in büyük ünlü Şeyhi “Evliya yetiştirme mektepleri olan tarikatlar artık iman kurtarma mektepleri haline geldi. Eskiden insanlar kendilerine şeyh ararlardı” diyor. “Şimdi ise şeyhler kapı kapı dolaşıp Müslümanların imanının kurtulması için çağırıyor ve topluyorlar. Şâh-ı Hazne (Ahmed Haznevî) Ümmet-i Muhammed'in îmânını kurtarmaya çalıştı. Yoksa bu zamanda tarikat meselesi diye bir şey olmuyor” diyor. “Şimdi bir oyalamadır yapıyoruz. Maksat iman kurtarmaktır. Tam hidayet Mehdi Aleyhirrahme zamanında olacaktır” diyor. Bunu en büyük şeyh söylüyor. Onun için arkadaşın bu konularda bilgisi olmayabilir. Bilgilenmesi için söylüyorum. Ali Haydar Efendi de aynısını söylüyor, Şeyh Mahmut Efendi’nin Şeyhi. “Mehdi (a.s)’da artık görev” diyor. “Benden sonra Mehdi (a.s)’da” diyor. Onun için Mahmut Efendi’ye yazılı bir icazet vermedi. “Sen bu dergaha bak, bu camiye bak” dedi. “Görev Mehdi (a.s)’da” dedi. Mahmut Hoca ne diyor? “Ben Mehdi (a.s)’ı göreceğim inşaAllah” dedi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Şafak bugün “Kardeşlik çağrısı” kapağıyla çıktı. “Terör saldırıları, provokasyonlar ülkemizdeki bin yıllık kardeşliği tehdit eder hale geldi. Saldırılar iç bütünlüğümüze ve sosyal dayanışmamıza yöneldi. Büyük bir kutuplaşma yaşıyoruz. Toplum ayrıştırılıp kemiklerin çatışmaya dönüştürülmesi hedefleniyor. İletişim kanallarımız kapanıyor. Başka Türkiye yok ve bu ülke son kalemiz. Hepimiz aynı gemideyiz” çağrısı yapıldı.

ADNAN OKTAR: Sevgi? Sevgi kelimesi yok. Bak negatif olan her şeyi söylüyor. İlacını tek kelimeyle söyleyecek; Sevgi. Onu söyleyemiyorlar. Ağızlarını alıştırsınlar sevgiye. Herkes ağzını alıştırsın sevgiye. Bu hastalığın çözümü sevgidir. Dünyadaki bu felaketin çözümü sevgidir. Allah sevgidir. Allah sevgiyi sever. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’e Allah “Habibim” diyor “Sevgilim.” Sevgi için yaratmıştır kainatı Allah. Aciz ve karamsar bir üslup olmaz. Genel olarak bundan kaçınacaklar. Çözümü söyleyecekler. Utanacak bir şey yok. Ağırına gidecek bir şey de değil. Sevgi güzel bir kelime. Dünyanın en güzel yönüdür sevgi. Hayatın en güzel yönüdür. Çünkü sevgi imanla bağlantılıdır. Allah'tan kaynaklanan sevgidir. Allah'ı seven insanları sever, tecelli olarak.

Mesut Kadioğlu, “Bugün dans var mı Hocam? Ona göre izleyeceğim” diyor. Var, var.

Şirin Kahraman, “Sizi seyretmek benim çok hoşuma gidiyor, hiç sıkılmıyorum. Günün bütün yorgunluğunu sizi seyrederken atıyorum. Nazar değmesin” diyor. Nazar değsin de güzel nazarlar gelsin. Değil mi? Sevenlerin nazarları gelsin.

Mustafa Demirel, “Hayırlı akşamlar Hocam, Allah ömrünüzü uzatsın. Öncelikle ben şunu merak ediyorum, her zaman bakımlısınız ve gün geçtikçe gençleşiyorsunuz.” MaşaAllah.

Semiha Hanım diyor ki; “Adnan Hocam kız arkadaşların çok çok güzeller” diyor.

Ersin Klc35, “Hoca Kuran'da bahsedilen namaz sadece dua etmek midir yoksa bugünkü hareketler bütünü müdür? Anlatırsanız sevinirim.” Namaz anlatılıyor ya Kuran’da işte; rüku, secde, kıyam etti diyor. Rüku, secde, kıyam bilinmez mi ne olduğu? Dua ayrı dua da var.

“Hocam ölüye dua okunur mu ?” Okunur ama ölü ne yaptıysa artık onunla gider. Ama iyi bir insan yetiştirmiştir, o hizmet ediyordur tabii hizmet ettikçe onun sevabı ona gelir.

Alime Melike, “Her konuda yorum yapabildiğinize göre, çok fazla kitap okumuş olmanız gerek. Özellikle siyasi konulardaki yorumları yapabilmek için hangi kaynakları takip ediyorsunuz?” Ben su kaynağını takip ediyorum. Yorum yapmak için akıl ve samimiyet yeterlidir. Peygamberimiz (s.a.v.) kütüphaneler dolusu kitap okumadı. Akıl ve hikmet vardı. Hikmet ayrıdır. Yoksa adam ayette diyor ya 'Eşek yüküyle kitap yüklenir' diyor. Ama boş diyor Allah. Yani bol kitap okumuş olmak kurtarmaz. Hikmet gerekir. Mesela, Peygamberimiz (s.a.v.)’de hikmet vardı. Ve ilim olmuş oluyor o hikmet olduğu için. Öbürü bilgidir. Yani teyip gibi aktarırsın.  Ama ilim ayrıdır, Allah kalbe ilka eder onu. Hikmet ayrıdır.

Kerim Bulut, “Bazı surelerin başında olan mukataa harflerinde sırlar olduğunu söylemiştiniz. Ne gibi sırlar olabilir Hocam?” diyor. Birçok sır var ama yani şifresel sır. Hikmet yönü ayrı. Ama rakamsal olarak teknik yönden çok şaşırtıcı bir yönü var tabii. Fatiha Suresi ile de bağlantılı huruf-u mukataa.

Kadın ay halinde istediği gibi Kuran da okur, Allah'ı anar. Her şeyi yapar. Öyle bir şey olmaz. Kadınları böylece dinden uzaklaştırmak istiyorlar. Olur mu öyle şey? Ömrünün büyük bölümü hastalıkla geçiyor zaten. O zaman hiçbir şey okuyamaması lazım. Kuran'a hiç yaklaşmaması lazım. Kadınları uzaklaştırmak için dinden, yapılan tekniklerden bir tanesi o. 

“Daha liseliyken senin evrim kitabınla Darwin’i tanıdım. Ufkumu açtın Üstadım. Senden evvel Darwin’i tanımıyordum. Darwinizm'in bir safsata olduğunu anladım” diyor. Evet.

Cihat Buğra, “Var ol Adnan Hoca, susturamazsınız susma.”

“O kediciklerin hepsi seni seviyor mu?” Hem nasıl?

CEYLAN ÖZBUDAK: Hem de nasıl? Sizi canımızdan çok seviyoruz Allah rızası için.

ADNAN OKTAR: Duydun.

Bana sürekli matem tavsiyesinde bulunmayın. Erdal kardeşim Allah için. Her ne halükarda olursa olsun, matem haramdır. Müşrik adetidir. Yapmayın etmeyin. Kuran'da nerede böyle bir şey var? Peygamberimiz (s.a.v.)’in şiddetle yasakladığı bir şey.

“Hocam bir kaşık havası rica ediyoruz. İçimizin pası silinsin” diyor. Yıkacağız ortalığı daha dur.

“Hocam duygusallıktan kurtulmak için ne yapabilirim?” Zöhre Kurbanova. Niyet edeceksin, Kuran'la akılcı olmaya. Karar verdiğinde mesele hallolur. Akılcı olacaksın.

Er Kişi, “Kadınları İslam dininden uzaklaştırmak istiyorlar diyorsunuz.” Doğru. “Hastasın Kuran'a yaklaşma. Allah'ı anma. Kadınsın camiye girme. Kadınsın imamlık yapamazsın. Kadınsın aklın yarım. Kadın erkeğin elinin kiridir” diyor kadın. Ne kadar büyük bir aşağılama. Çok korkunç bir ifade. Ben bunu çocukluğumda herkeste duyardım. “Elinin kiri” mukaddes bir varlıktır kadın. Nasıl böyle bir şey söylenebilir? Allah vermesin. “Kadın yarımdır.” Her yerde “buçuktur.” Ne kadar çirkin ifadeler, ne kadar korkunç ifadeler. İşte kadın örtünecek, kadın gülmeyecek, kadın şunu yapacak. Ee sen ? Sen tin tin hoplayarak geziyorsun. Sana her türlü özgürlük var. Kadına her türlü zorluk var. Olmaz öyle şey.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Tunceli'de zırhlı araca düzenlenen saldırı sonucu şehit olan Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Onur Sönmez ve Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Mehmet Şimşek için Elazığ’da düzenlenen törende askerlerimiz toplu olarak dua ettiler Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göreyim aslanlarımı.

BÜLENT SEZGİN: Öncelikle Şehitlerimizin fotoğraflarını görebiliriz. Mehmet Şimşek Şehidimiz, Onur Sönmez. Askerlerimiz dua ettiler.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan. Mehmetçikler onlar çok mübarektir. Onların hepsi candır maşaAllah. Aslan onlar aslan Allah'ın aslanı.

Canım sen "HDP Beyanname Toplantımızda özgürlük karşıtı baskı gördük" diyor. Sen orada Türkiye'nin bölünmesine kapı açacak bir üslup kullanıyorsan mahkeme kendini korur, devlet kendini korur; gereğini yapar tabii ki. Laf mı şu? O zaman sen git adam öldür, "Özgürlük var bana karışmayın." de; olur mu öyle şey? Türkiye'nin bekası mevzu bahis, devletin bekası mevzu bahis; devletin bekai tamaidesi, ordularımızın devam muzafferiyeti çok önemli.

Mücahit; "Canım Hocam Allah sizden razı olsun. Sizleri dinlemeden geçen bir günümüzden hiç zevk alamıyoruz ama bazen izlerken bakıyoruz ki ortamda kendini bilmez birileri dinin ne olduğunu bilmeden, İslam’ın ne olduğunu bilmeden sizlere bir laf atıyor. O anda beni üzdükleri çok kızıyorumo adamlara. Nahoş kelimeler söylüyorum" diyor. Toplu olarak seyrediyorlarmış orada. Ama şimdi normal, oradaki insanlar eğer soru sormazsa bu konuların gündeme gelmesi zor olur. İnsanlar bilinçaltında onları zorlayan, onları etkileyen konuları açık açık sormaları lazım. Belki üslubu biraz keskin oluyor olabilir, o da çok normal. Çünkü Kuran’dan uzak olduğu anlaşılıyor, Kuran’dan uzak olunca öyle bir üslup yine çok çok iyi. Ve sordukları sorular da milyonlarca insanın hidayetine vesile oluyorlar. Hem kendisi aydınlanıyor hem milyonlarca insan hakikati öğrenmiş oluyor. O yüzden onlara kızacak bir şey yok. Normal, Peygamberimiz (s.a.v.) de Ukaz Panayırı'nda Ukaz Çarşısı'nda konuşuyordu, herkese bir şeyler anlatıyordu, İslam’ı tebliğ ediyordu. Adamlar; dikenli teller atanlar vardı, işkembe atanlar vardı, şehit etmeye kalkanlar vardı buna rağmen anlatıyordu. Bu normaldir, ahir zamandayız. Yani İttihad-ı İslam'ın yaşandığı bir toplum yok şu an. Dolayısıyla bunlara şaşırmak yersiz olur. İbadet için zorluk gerekir zaten. Sabır ne için olur peki o zaman? Allah diyor, "Sabredin." Neye sabredeceğiz? Yemeye, içmeye, uyumaya sabır olmayacağına göre insanların yanlış sözlerine sabredeceksin. Allah, "Halim olun" diyor. Biz sinirli olursak olmaz, halim olacağız Hazreti İbrahim (a.s) gibi. Kötü söze güzel cevap vereceğiz. Allah diyor, "Sana birisi bir kötülük ettiğinde sen ona güzel cevap ver aranızın iyi olduğunu, dost olduğunuzu görürsünüz" diyor. Yani "Ben aranızı bulacağım" diyor Allah. "Sizin aranızdaki o adaveti gideririm" diyor.

EkinCemo1; "Adnan Bey ben bir Alevi vatandaş olarak sizi keyifle ve öğrenerek takip ediyorum." İlhami. Aleviler candır.

Okan Emre; "Hocam terörü bitirmeyecek mi Tayyip Erdoğan?" diyor. Bekliyoruz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, Rihanna başörtüsüyle cami ziyaret etti. Ama Hristiyan olup da camiye girdiği için çok eleştirdiler, bayağı saldıran oldu.

ADNAN OKTAR: O can o, bayağı tatlı bir kız. Daha ne istiyorsunuz? Camiye gelmiş olması önemli.

Taylan Erdal anladın, değil mi? Olmaz Taylan yani İslam’da o şekilde bir matem ruhu olamaz, günah. Kadere; Allah'ın yaratmasına karşı bir tavır, eylem olmuş oluyor. Olmaz öyle şey.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Uluslararası İpekyolu Dergisi ve İpekyolu Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından bu yıl on ikincisi düzenlenen Yılın Altın Adamları ödül töreni İstanbul'da gerçekleşti. Törene arkadaşlarımız da davetliydiler. Törene birçok ülkeden katılan sivil toplum kuruluşlarının başkanları, büyükelçiler ve belediye başkanlarına yıl içerisinde göstermiş olduğu başarılardan dolayı ödül verildi. Bazı fotoğraflar var; Kırgızistan Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi ve Eski Başbakan Yardımcısı Sayın İbrahim Yunusov ile arkadaşlarımız. Yılın Diplomatı Ödülüne ve Hizmet Nişanına layık görülen Bişkek Büyükelçimiz Sayın Metin Kılıç ve arkadaşlarımız. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ve arkadaşımız Altuğ Berker. AK Parti Merkez Karar Yürütme Kurulu Üyesi Sayın Profesör Doktor Edibe Sözen ve arkadaşlarımız.

ADNAN OKTAR: Edibe Hanım’ı tebrik ediyoruz. MaşaAllah.

Dini zorlaştırmak bütün dünyaya zulüm. Çünkü insanlar dinden uzaklaştığında çok azap çekiyorlar. Çok zorlu bir azap gelir insanın üstüne, çok sıkar insanı. Ruhen ve bedenen insan mahvolur. Sen adama öyle bir din sunuyorsun ki adeta yaşanamayacak hale getiriyorsun. Dini zorlaştırdıkça daha Allah'a yakın olacağını düşünüyor. Sen insanları Allah'ın dininden uzaklaştırdığın için cehennemde hesabını veremeyeceğin bir konuma düşeceksin. Din kolay; kolay haliyle insanlara göstereceksin, anlatacaksın. Din sevgidir, ferahlıktır, güzelliktir, inşirahtır, neşedir. Allah'ın nimetlerini helaliyle en güzel şekilde kullanırsın. Sağa dön suç, sola dön suç, havaya baktın suç, yere baktın suç; öyle bir din anlayışı olmaz. Mahvedersin adamları, ruh hastası olurlar, aklı gider adamların. Ve zalimliktir bu zulümdür dini zorlaştırmak; farkına varmadan bu zulmü yapıyorlar. Din; huzur, güzellik, sevgi.

Servan Pirinç; "Neden erkekler arkada oturuyor, neden kızlar önde oturuyorlar?" diyor. Kızlara daima öncelik var her konuda, daima. Bilseniz siz, her konuda onlara öncelik var; yemede, içmede, gezmede, eğlencede hep en önde gelen onlar. Usuldür bu. Ayrıca ben, onların güzelliklerinden içim açılıyor. Kadın olmayan bir yerde ben yaşayamam hakikaten yani ruhum sıkılır. Kadın dünyanın en güzel süsüdür. Bana kotra, gemi, kayık falan değil kadın güzelliği; dünyanın en güzel varlığıdır kadınlar.

EBRU ALTAN: Siz de bizim için çok büyük nimetsiniz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: "Sizi çok seviyorum, bunu sürekli söylemek istiyorum." diyor Nur Hilal Kızıltoprak.

"Bu gece reytingler tavan yapacak Hocam. Beril Hanım ve diğer hanımlarla da dans edecekseniz muhteşem bir düğün olacak" diyor Bayram.

"Samimi tevbe nasıl olmalı?" Samimiyetle olacak işte adı üstünde; samimi.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Gösterelim. Bayağı şeker ama hayvanlar; çok dokunuyorlar hayvanlara. Mesela demin de bir kız arkadaşım vardı "Kuşum vardı, dokunuyordu herkes seviyordu, öldü" diyor. Kardeşim insanın eli çok mikropludur. Gelen giden kuşa hayvana dokunursa ne olur hayvan? El kadar canı var; her türlü mikrobu almış oluyor. O kendini temizleyinceye kadar iflahı kesiliyor. Dokunulmaz kuşa, balık falan da öyle; hastalanır hayvan. Çok nazikler onlar, hemen ölür gider Allah esirgesin. Kedi de öyle, mıncıklamaya falan gelmez hayvan; temiz olması için kendi haline bırakacaksın.

BÜLENT SEZGİN: Bir tane daha göstereyim mi başka bir versiyon?

ADNAN OKTAR: Evet. Yazık buna çok şeker, bayağı tatlı, ne şeker varlıklar bu kediler köpekler. Bir de bol Türkiye'de Allah'a çok şükür, yol boyunca kedi köpek dolu. Çok güzel Türkiye için Allah böyle bir nimet vermiş.

"Hocam sizin vesilenizle sigarayı bıraktım. Allah sizden razı olsun. Gerçekten insanın hayata bakışı değişiyor" diyor Rinfore İnfow. Sigara; genç kızlarda ben hayretler içinde kalıyorum. Ne yapar bir genç kızı sigara, körpecik ciğerini? Olduğu gibi vücuduna dağılıyor; saçlarına etki ediyor, ağzına, burnuna, her yerine etki ediyor, buruş buruş oluyor cildi. Su gibisin, ne gerek var kardeşim? Biz bir yerde duman oldu mu kaçıyoruz.

"Hocam maşaAllah çok iyi görünüyorsunuz" diyor.

Seda93; "Bir bağnazlara bakıyorum, bir de size bakıyorum. Bir din nasıl olur da bu kadar değiştirilebilir? Mucize resmen. Sizler olmasanız gerçekten İslam’ı bağnazlık olarak bilecek ve sürekli İslam’dan uzak kalacaktık. Allah razı olsun" diyor.

Hulusi Sönmez; "PKK konusundaki titizliğiniz çok hoşumuza gidiyor. İttihad-ı İslam’ın peşinde olduğunuzu biliyoruz. Ama maalesef birçok insan bu konuyu anlamıyor" diyor Hulusi Sönmez.

Record Osman; "Açık açık gençleri ateizmden kurtarmaya gayret ediyorsunuz. Hem İslam’ın kolay yaşanacağını anlatıyorsunuz hem de bilgilerinizi en güzel şekilde insanlara sunuyorsunuz." Record Osman67.

Elli Kuruş; "Adnan Bey kıyafetiniz şahane. Bir sorum var, Hazreti İsa (a.s)'nın karakteri nasıl olacak?" Çok çok çok beğenirsiniz, tam en ideal insan, çok çok mükemmel bir insan.

Mikro Adam; "Üstadım Kehf Suresi'ndeki gençler kimler olabilir? Hazreti Hızır (a.s) da onların içinde olabilir mi?" Hızır (a.s)'ın girmediği yer olmaz. Öyle gençler toplanacak da Hazreti Hızır (a.s) onların içinde olmayacak; öyle bir konu olmaz.

Martinez; "Adnan Baba ağır ağabeysin, kalkıp dans etmek olur mu ya? Ne gerek vardı? Babamızsın" diyor.

Zehirli Sarmaşık; "Hanım arkadaşlarınızın sizlerle dansı çok güzel oluyor. Size bakışlarını çok çok beğeniyoruz" diyor.

"Hocam, sizce İsrail-Filistin günün birinde bir arada insanca yaşayabilecekler mi cidden? Sanki olmazmış gibi geliyor bana." Çok dindardır her iki toplumda çok dindar; bayağı güzel yaşarlar, bereketli topraklar. Çok gereksiz birbirlerini eziyorlar. Bir yapsalar görecekler, "Ya biz boş yere birbirimizi ezmişiz" diyecekler.

“Canım Hocam Gaziantep’e seminer ya da sempozyum için yakında gelmeyi planlıyor musunuz?” Mustafa Kara 197. Gaziantepliler delikanlıdır. Adı üstünde gazidirler.

Nedim Mrl; “Adnan Hoca, sene 1995’ler. Biyoloji hocasını sıkıştırdığımız Evrim Aldatmacası siyah kaplı kitaptan basmayı düşünüyor musunuz?” Şu an Yaratılış Atlası var atom bombası etkisinde. Asıl onlarla olaya gireceksin. Sen obüs topuyla giriyorsun. Atom bombası varken obüs olmaz.

Biz İslam’ın aydınlık yüzüyüz, bütün dünya için. Müslümanlığı korkunç, içine kapalı, sevgisiz, kadınlara mesafeli, hayatı dehşete çevirmiş bir sistem olarak bilenler bizim yaşadığımız İslam’ı görünce sahabe İslam’ına olan hayranlıkları artıyor. Ve İslam’ın bir kurtuluş olduğunu da görüyorlar. Öbür türlü acı içindeydiler. Ateizme gidiş çok hızlıydı, bütün Avrupa’da, İsrail’de her yerde. Ciddi şekilde bir duraksama oldu ondan sonra. Mesela İsrail’de ateizm gerilemeye başladı. Eskiden çok güçlüydü. Biz orada Yaratılış Atlası’nı yaydıktan sonra, İbrani dilinde de kitaplar dağıttıktan sonra İsrail’de dine dönüş çok hızlandı. Avrupa’da da dine dönüş çok hızlandı, Amerika’da da çok hızlandı. Fransa’da bile dindarlık muazzam yayılıyor. Biz vesile olduk.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’de çeşitli üniversitelerden yüz akademisyen Almanya Başbakanı Merkel’e “Türkiye’ye gelmeyin Erdoğan’la görüşmeyin” çağrısında bulunan bir mektup yazmışlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında bu kişileri eleştirdi, akademisyenleri. “Boğaza köprü yapılmak istenir karşısına bunlar dikilir, baraj yapılmak istenir karşısına bunlar dikilir, mağdurun, mazlumun yanında dış politika izlenir karşısına bunlar dikilir. Siyasi iktidarı terör yoluyla, kendi halkına yabancılaşmış bu sözde akademisyenler aracılığıyla hükümeti köşeye sıkıştırma çabasını üzüntüyle takip ediyoruz.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın gönlü rahat olsun, ona hiç kimse bir şey yapamaz. EvelAllah biz yanındayız. Dürüst, samimi çizgide devam ettiği müddetçe hiçbir sorun çıkmaz. Şu başkanlık işine girmesin, PKK’yı kazısın, yolu açık, hiçbir şey olmaz. İstediği kadar konuşsunlar, kimse onları kâle almaz, öyle bir şey olmaz. Millet sağduyuya bakar, samimiyete bakar. Orada samimiyetsizlik olduğu açık, belli. Samimiyetle ne alakası var ki o hareketin?

Kurmançaye; “Merhaba Hocam ben Kürt’üm. Sizi severek izliyoruz ailece. İyi ki varsınız. Yeğenim Kutsal sizi izlemekten zevk alıyor, sizin kanalınızı açınca ağlamıyor. Lütfen bu yazımı okuyun” diyor İslam Kaya. Kurmançaye.

“Hocam Ankara’daki bombalı saldırıdan sonra Hülya Avşar Twitter’dan;  “Biri bizi kurtarsın artık” diye yazmış. Bunu nasıl yorumluyorsun Hocam?” Hz. Mehdi (a.s)’ı kastediyordur. İstese de istemese de.

Aslı Celep; “Bu enerjiyi nereden alıyorsunuz?” Enerjiyi veren Allah’tır.

Ama tabii aydınlardan belki az çevresi olduğunu düşünüyor olabilir Tayip Hoca. Onun bildiği, bilmediği çok fazla kişi var. Kafasını takmasın. O aydın diye görünenlerin aydınlıkla alakası yok. Onlar bayılmış adamlar, bir kısmı. Bir kısmı ayılmış adamlar. Onlardan bir şey çıkmaz. Samimiyet çok önemlidir. Onları konuşturan da Allah, bizi de konuşturan Allah. Ama onlar mağlup oluyorlar. Galibiyeti, mağlubiyeti veren de Allah’tır.

Gözlerden Allah bakar. “Gözler Allah’ı idrak edemez ama Allah bütün gözleri idrak eder” diyor. O güzelliği, muhabbeti veren Allah’tır. O cazibeyi veren de Allah’tır. Kalpte Allah öyle bir muhabbet bağı meydana getirir. İman olmazsa onların hiçbiri olmaz, hiçbir şekilde olmaz.

EBRU ALTAN: Allah çok şiddetli bir güzellik ve çekicilik sizde tecelli ettiriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İmanın bereketi.

Tayyip Hocam’a suikast iddialarıyla ilgili; “Rabbimin takdir ettiği ömrü hiçbir zaman azaltamayacaksınız ve mücadele azmimizi hiçbir zaman yıldıramayacak, durduramayacaksınız” diyor. Bu güzel. Tabii aciz zannettiler Tayyip Hoca’yı, o da bayağı güçlü çıktı maşaAllah, yaman çıktı. Eskiden öyleydi, höt dedin mi gidiyordu liderler. Şimdi zorluyorlar zorluyorlar hiç yerinden bile kıpırdamıyor. Doğrusu da odur. Demokrasiyle olur, oyla olur. Öyle kabadayılıkla, bağırtıyla, çağırtıyla olmaz.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor.

Masaüstü Görünümü