Harun Yahya

Sohbetler (26 Ekim 2015; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Hoş geldiniz Adnan Bey tekrar.  

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

CIA ile iş birliği yapmak o kadar akılsızca bir şey ki. CIA bir kere İslam alemine dürüst davranmıyor ve çok zalimce davranıyor ve çok acımasız metotları. Mesela en az Irak’ta iki milyon Müslüman’ı şehit ettiler. Bu CIA’nin marifeti adiliği yani. Ve aptalca mesela Türkiye’nin Güneydoğu’sunda Stalinist bir devlet kurdurdular. Bir adı konmadığı kaldı. Yaklaşık şu an bin iki yüz kilometreyi buldu, beş yüz kilometre falan da ene ulaştı. Dev bir devlet. Ama vatandaşı olmayan bir devlet. Sadece topraktan oluşan bir devlet. Diyorsun bu devletin milleti nerede? Milleti yok. Müslüman Kürtler’i öldürdüler, şehit ettiler. Türkler’i sürgün ettiler, Araplar’ı sürgün ettiler. Yaklaşık bin üç yüz kilometre alan bomboş. Kimse yok ölü. Bu da CIA’nin marifeti densizliği. Bu adamların neyini destekliyorsunuz? Burada nerede bir güzellik var. Afganistan’ı gidip mahvettiler. Manyakça bunlar tam alkolik manyaklığı var. Bazı alkoliklerin manyaklığı olur böyle beyni erimiştir ne yaptığını bilmez onlar gibi. Bunlarla işbirliği yapmanın alemi ne? Hadi korktuğunu düşünelim korktuğunu en fazlası seni öldürür şehit eder. Bu kadar adiliğe ne gerek var? Bu kadar cibilliyetsizliğe ne gerek var? Kovarsın gider mesela bak İran’da da, Irak’ta da, Suriye’de de hiç Amerika’yı takmayan adamlar var. Hiçbir şey de olmuyor. Mesela İran hiç kâle almıyor hiçbir şey olmuyor. Sen de kâle alma hiçbir şey olmaz. Derdine düşme Allah seni korur. Haklı yönüyle, güzel yönüyle biz Amerika’yı destekleriz. Halkını severiz, devletini severiz ama derin devletinin alçaklarını sevmiyoruz.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey İngiltere eski Başbakanı Tony Blair da Amerika’yla birlikte Irak’a girdikleri için özür diledi “bize yanlış istihbarat verildi” dedi. “Ve şu anda IŞİD’in orada olmasında bizim de payımız var” dedi.

ADNAN OKTAR: “IŞİD’in orada olmasında bizim de payımız var.” Tony çocuk gibi bir şey, safi kalpli yani.

EBRU ALTAN: O dönemde Irak’ta yarım milyon çocuk öldü Madeleine Albright’a sorduklarında “Değer miydi?” diye “Evet değerdi” diye cevap vermişti.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

EBRU ALTAN: Yarım milyon çocuk öldü Irak’ta o dönemde, şehit oldu Madeleine Albright'a sorduklarında “eğer miydi?” diye “evet değerdi” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bela kendilerine gelmediği için Müslümanlar’ı da ucuz gördükleri için böyle bir üslup kullanıyorlar.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz var Adnan Bey. İzmir’den kardeşlerimiz 12 Ekim gecesi bir araya gelmişler sohbet etmişler. 13 Ekim’de Bayraklı iskelede on dört adet, 14 Ekim Pasaport iskelede on bir adet, 15 Ekim Kordon’da sekiz adet dergi, yine 16 Ekim Alsancak sahilde on adet dergi. 19 Ekim’de Pasaport iskelede on adet belgesel, 21 Ekim’de Bostanlı sahilde de yirmi adet belgesel CD’sini dağıtmışlar halkımıza. 18 Ekim Pazar günü Kayseri’den kardeşlerimiz Kayseri Spor-Fenerbahçe maçı esnasında Kadir Has Stadı’nda iki bin adet PKK’ya Çözüm broşürü dağıtmışlar. Ardından parkta sohbet etmişler. Ankara’dan kardeşlerimiz 21 Ekim’de İncesu’da dokuz yüz adet A9 ve PKK’ya Çözüm broşürü, 22 Ekim’de Akdere’de otuz adet eseriniz. 24 Ekim’de Abidin Paşa’da kırk adet eserinizi dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah elhamdülillah çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Karadeniz Ereğli ve köylerde A9 tanıtım broşürü ve kitap dağıtımı yapılmış. Yine Kayseri’den kardeşlerimiz geçtiğimiz akşam Hollanda’dan Kayseri’ye gelmiş olan kardeşlerimizle sohbet etmişler. 18 Ekim’de Manisa’da halka ve esnafa iki yüz elli adet PKK’ya Çözüm broşürü dağıtılmış. 22 Ekim’de Balıkesir’den kardeşlerimiz beraber yayınlarınızdan izleyip sohbet etmişler sohbet sonunda da katılımcılara eserlerizden hediye edilmiş. Geçtiğimiz hafta sonu Osmaniye’de A9 kanalı tanıtım broşürü dağıtılmış. Düzce’den kardeşlerimiz Akçakoca’da sekiz yüz adet iman hakikatleri broşürü, 15 Ekim’de Düzce merkezde bin adet PKK’ya Çözüm broşürünü dağıtmışlar. Bursa’dan kardeşlerimiz 14 Ekim’de Olay Gazetesi’nin köşe yazarlarından Selahaddin Adıgüzeller’i ziyaret edip Komünist Kürdistan Tehlikesi isimli kitabınızı hediye etmişler kendisine. 15 Ekim’de de evde bir araya gelip sohbet etmişler ve internetteki faaliyetleri hakkında araştırmalar ve uygulamalar yapmışlar. 17 Ekim’de Sönmez İş Sarayı civarında Komünist Kürdistan Tehlikesi ve Karanlık Tehlike Bağnazlık kitaplarınızdan elli adet dağıtmışlar. 22 Ekim’de de Bursa Ak Parti İl Başkanlığı’nda Halkla İlişkiler Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kılıç’ı ziyaret etmişler. Sohbet edip kendisine Komünist Kürdistan Tehlikesi ve İslam’ın Kışı ve Beklenen Baharı isimli kitaplarınızı hediye etmişler. Gaziantep’te Komünist Kürdistan Tehlikesi ve Karanlık Tehlike Bağnazlık kitaplarınızdan yine halka hediye edilmiş. 18 Ekim Pazar günü Zonguldak Ereğli’de otuz adet eseriniz ücretsiz olarak dağıtılmış. İstanbul’daki kardeşlerimiz 14 Ekim’de MHP Fatih İlçe Başkanı Ali Dinçer Çolak’ı ziyaret ederek çeşitli kitaplarınızdan kendisine hediye etmişler. 17 Ekim’de Güngören ve Fındıkzade’de beş yüz adet A9 TV broşürü ve yüz adet kitabınızı dağıtmışlar. Ayrıca aynı gün ev sohbetinde bir araya gelip kitabınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Bu ne fütuhattır, bu ne güzel faaliyettir? Önü sonu yok. Katılanlar, dahil olanlar, gayret edenler hepsinden Allah gani gani razı olsun, hepsine cennet nasip etsin. Hz. Mehdi (a.s)’a İsa Mesih’e talebe etsin. MaşaAllah, İttihad-ı İslam’ı görmekle şereflendirsin.

KARTAL GÖKTAN: Birkaç tane daha vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bitmez bitmez anlat.

KARTAL GÖKTAN: Ankara Batıkent Serhat Mahallesi’nde bir kardeşimiz beş yüz adet PKK tehlikesine dikkat çeken A9 TV broşürlerinden dağıtmış. Bursa’dan kardeşlerimiz 9 Ekim’de Akpınar Kültür Merkezi çevresinde bin beş yüz adet ve Çamlıca Mahallesi’nde de yine bin beş yüz adet broşür dağıtmışlar. 12 Ekim’de ev sohbeti yapmışlar. Ev sohbetinde de Bediüzzaman Hazretleri’nin Kastamonu Lahikası’ndan bir mektup ve kitabınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Üstadın mektubundan gençlerin mutlaka, tek bir mektup da olsa okumaları çok büyük bir fayda, güzel. O Müslümanlık ruhu, O sahabe ruhu orada canlanır. O mübarek insanın sabrı, sevecenliği, tevekkülü, nezaketi, kibarlılığı, ondaki o Osmanlı efendiliği ki hemen dikkati çeker.  

KARTAL GÖKTAN: 13 Ekim’de on dört bin üyesi bulunan Dağ Köyleri Derneği Dağ-Der’in Genel Başkanı Ali Kaya Bey’i ziyaret etmiş kardeşlerimiz. Kendisiyle sohbet edip çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler. 15 Ekim’de de Bağlarbaşı Mahallesi’nde bin beş yüz adet ve Karaman Mahallesi’nde de bin iki yüz elli adet broşürler dağıtmışlar maşaAllah.  

ADNAN OKTAR: Çok güzel. İşte bereket buna denir. Bak bunda ne millet ne der diye dert var. Bak Mehdilik açık açık anlatılıyor, İsa Mesih gelecek deniyor. Said Nursi’yi seviyoruz diyoruz.  Utanmıyorum ben Said Nursi’den şeref duyuyorum. Şeyh Nazım Kıbrısi’yi seviyorum diyorum. Menzil cemaatini seviyorum diyorum. Süleyman Hilmi Tunahan’ı seviyorum. Abdül Baki Erol’u seviyorum. Bütün müminleri seviyorum diyorum. Entel dantel üslubuna girmiyorum. Korkak ve çekingen, samimiyetsiz tavırlar felaket ve uğursuzluk getirir başka bir şey olmaz.

Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Avrupa Birliği Uzmanı İrfan Kaya Ülger "İzliyorum teneffüslerde. Delikanlı adam muhabbeti ardından fosiller, anti Darwinizm, Said Nursi, Mehdi (a.s), finalde cümbüş" diyor. Bayılıyormuş. MaşaAllah.

Osmanlı Torunu 1453 "Umarım AK Parti, Türkiye üzerinde hazırlanan tezgahın farkındadır. Lakin PYD'nin gün geçtikçe gücü artıyor. Ve büyük bir saldırıya hazırlık varmış gibi silah ve mühimmat yığımını gerçekleştiriyor." Büyük bir saldırıya hazırlık varmış gibi değil de var. “Silah ve mühimmat yığımı gerçekleşiyor şu an kuzey Suriye’de" diyor. Doğru.

Hediye, "Hocam size her şey çok yakışıyor. Her hareketinizde bir estetik güzellik. Her sözünüzde bir hikmet, her bakışınızda bir anlam var" diyor.

Benseno, "Adnan Bey, IŞİD' e yönelik operasyonlar var bu günlerde. Siz “Türkiye ile işi olmaz IŞİD'in” diyorsunuz. Ama acaba IŞİD unsurları daha büyük saldırılar planlıyor olabilir mi gerçekten?" Yok. Türkiye ile işi olmaz IŞİD'in. Ben kiminle işi olduğunu söylüyorum. Türkiye ile olmaz.

"Hocam, Hz. Hızır (a.s)’ın bir yaşı var mı?" Osman Gültekin. Ömrü var yaşı yok. Hızır (a.s), Hz. Süleyman (a.s)’ın zamanında da var. Hz. Musa (a.s)’ın zamanında da var. Yaşı yok ama ömrü var. Mehdi (a.s)’nin ve İsa Mesih'in vefatından sonra o da çekiliyor. Hızır (a.s)’ın çekilişi; bilinir o. Mehdi (a.s)’nin vefatı ve İsa Mesih'in vefatı. İşi kalmadığı için gidiyor ondan sonra.

BEYZA BAYRAKTAR: Vefat gibi değil, değil mi gidişi?

ADNAN OKTAR: Vefat ediyor. Yani Allah ruhunu kabzediyor.

BÜLENT SEZGİN: Cennette olacak mı acaba?

ADNAN OKTAR: Hızır (a.s) tabii ki. Sorun, anlatır size neler yaptığını. Ledün ilminin üstadlarındandır.

"Sevgiliyi, aşkı kovalayarak bulurum zannediyorlar. Öyle bir şey yok. İnsanla sevdiğiyle birlikte yaratılır. Sevgiyi Allah meydana getirir" sözüme karşılık olarak Samet, "Sevgiliyi çirkin ve parasızlara neden yaratmıyor acaba Allah?" Çirkinin tutkusu çok dehşet olur. Yanı çirkinin sevgisi güzel olur. Asıl tutkuyu bilenler onlardır. Ama gören göze, anlayana bilene. Tutkulu bir kadın çirkin olmaz. Fakirin aşkı çok daha şiddetli güçlü olur. Zenginin yani genel olarak zenginler hepsi için demiyorum da, o gücü kırılmış olur. Fakirin tutkusu daha güzeldir. Gerçek tutkuyu arayan, gerçek sanatı arayan, gerçek güzelliği arayan onların içinde bulur. Her peygamber fakirlikten gelir. Ve Allah hepsini zengin etmiştir. En güzel tutkuyu yaşayanlar da onlardır. Yanlış biliniyor. İmanlı çirkin bir insanı bana getirsin göstersinler. Samimi imanlı asla öyle bir şey olmaz.

AYŞE KOÇ: Sanatçılardan örnek verdiniz, zorluk çekenlerden Müslüm Gürses'i. Çok dayandı diye.

ADNAN OKTAR: Tabii, acı çeken. Daha ruhunda derinlik ve genişlik olur. Fakir mütevazı olur, mazlum olur. Nimetin hakkını daha iyi bilir. Zenginlik nimet gibi görülüyor ama fakirlik de çok büyük bir manevi zenginliktir. Bilinmez o. Mesela güzel olur, enaniyetli olur hiçbir faydası olmaz. Güzellik bir fitnedir de aynı zamanda. Gençtir güzeldir, enaniyet kibirden büyüklük hissinden deliye döner. Çirkin zannedersin ama delice bir tutkusu vardır. O güzel dediğinin bin katı sana güzellik sunar.

"Sizde Davudi bir ses, Yusufi bir güzellik, Muhammedî bir ahlak olduğu halde nasıl Mehdî değilim diyorsunuz?" Bir nevi Mehdî olabilir mümin. Bütün müminler için olur. Ama ahir zamanın masum Mehdî’si o ayrı, o ahirette kesin kanaatimiz gelecek. Burada biz Allahualem ve bil-sevap diyeceğiz. Ne zaman? Yedinci yılını doldurduğunda dünya hakimiyetinde. Altıncı yılda değil. Yedinci yılda Allahualem o diyeceğiz. Ondan sonra çünkü gitmesi serbest inşaAllah yani vazifeyi yapmış. “Yedi veya dokuz sene” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Dünya hakimiyetinden sonra. Çünkü kalmasının bir anlamı kalmıyor. Çünkü olay bitmiş, dünya ömrünü doldurmuş, ihtiyar dünya zaten parçalanmak istiyor. Her yer yeni bir dünya için yeni bir doğum için hazırlık yapıyor. Kalmanın bir alemi yok. Binalar çürümüş, her yer çürümüş, coğrafya çürümüş. Dağılacak ki, nur gibi tertemiz yeniden dünya kurulsun.

Servet Temel, "Kadın ruhundan en iyi anlayan adam Adnan Bey" diyor. Allah bilir.

EBRU ALTAN: Bizim hissettiğimiz öyle.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Adnan Bey kıskançlık Kuran’a göre neden yanlış bir ahlaktır.” O insanın sen sevme gücünü kırmak istiyorsun. Yani ruhunu öldürmek istiyorsun. Sen onun ruhunu öldürdüğünde sana olan sevgisini de öldürmüş olacaksın. Sevme yeteneğini boğmaya çalışıyorsun sen onun. Sen onun sevme yeteneği aç, önünü aç seni sevsin, başkasını da sevsin. Katlamalı sevgisi sana dönsün. Boğmaya kalkarsan olmaz. Zaten gerçekten seven boğdurmaz kendini. Boğamazsın sen onu.

"Hocam Ahmet Davutoğlu'nun eş bulma vaadini doğru buluyor musunuz?" Kendince herhalde aklına geldi o. Klasik siyasetin, gelenekçi siyasetin bir yöntemi olarak yapmış. Bunu da önemli görenler vardır hakikaten. Bir karı bulsak da evlensek diyen tipler var. Böyle ısmarlama evlilik olur mu? Yani çok anormal bir hareket olur, kitlevi falan. İnsanda tutku, aşk aranır. Koyunlar kitlevi evlendirilir. İki tarafı salarsın onlar evlenir. Ama insanda böyle bir şey olmaz ki. İnsan derinlik, tutku, aşk arar. Güzel ahlak arar. Tanımadan selamın aleyküm. Bazen geliyor diyor “Suriye’den karı göndermişler. Bir tane de bana bulun dedim” diyor. Sen ne yapıyorsun kardeşim, hayvan mi alıyorsun sen? Nasıl bir söz bu? Ne kadar abuk sabuk bir konuşma böyle. Sevginin, tutkunun, nezaketin derinliğin ruhuyla bunun uzaktan yakından alakası var mı? Olmaz.

Ateist gençler de gelebilirler. Ben onlara çok şefkat duyuyorum. Öyle sandıkları gibi değil, benim arkadaşlarım var ateist bayağı da seviyorum çok sempatikler yani. Öyle bir şey olmaz. Dürüst açıkça söylüyor “Ben iman edemiyorum” diyor. Allah henüz hidayet vermemiş dua ediyoruz. Allah ruhundan üfürür açılır yani. Öyle bir kinim öfkem olmaz insanlara karşı. Şefkatle bakıyorum.

BÜLENT SEZGİN: Onlar da sizi seviyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Marksist olana da terörist anarşist değilse ben Marksist arkadaşlarla çok güzel diyalog kurabilirim. Onlara saygı gösteririm. Sevgi gösteririm. Bağlantımız olur. Ama adam öldürüyorsa ben o adamla ne konuşayım yani?

Sevilay, "Hocam siz sevgiyi anlatırken sevmenin derin duygu ile sevmeyi öğreniyoruz. Seni çok seviyorum."

“Hocamız enaniyetten bahsedebilir mi? Özellikle gelenekçi hocaların enaniyetlerinden.” Mahmut Meriç. Akıl almaz dehşettedir enaniyeti hoca efendilerin bir kısmının. Meşhurdur gelenekçi hocaların “otur aşağıya” diyerekten falan böyle. Ama delice enaniyet vardır birçoğunda. Mesela milleti azarlar, paylar, çok sinirli oluyorlar. Mesela sunucular da “Hocam bana niye kızıyorsun?” falan diyor. Ama o ona alışmış yani Osmanlı’dan kalma bir şey. Hoca deyince böyle höt der, bağırır, öyle anlıyorlar. Halbuki çok çirkin bir şey. Sen Allah’ın zavallı, gariban bir kulusun. Nereye bağırıyorsun?

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bugün Cumhurbaşkanımız muhtarları ağırladı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde. Bal kabağından aşure dağıtmış kendi eliyle.

ADNAN OKTAR: Bakayım.  Bal kabağından?

BÜLENT SEZGİN: Aşure dağıtmış muhtarlara.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam olayı biliyor.

Benim hani “fakirlik çok büyük bir manevi zenginlik” sözüme karşılık olarak Engin Alaca; “Tüm servetini bağışla da inanalım.” Benim servetim yok ne yapacağız? Yani üstüme kayıtlı ne bir bankada param var, ne bir mülküm var, ne bir evim var, ne bir arabam var, hiçbir şeyim yok. Neyi bağışlayayım? Ayakkabıları verebilirim ama. Eve de yalın ayak gidemeyeceğimize göre, bir de ayağına büyük gelir.

Bob Marley top oynarken ayak başparmağında yara olmuş, yara da kansere dönüşmüş. Parmağının kesilmesini istememiş kendi inancına göre. Bütün olması gerekiyormuş. Halbuki çok mantıksız, yangın oluyor adam param parça oluyor yanıyor yani. Olur mu öyle şey? Denize düşüyor, darmadağın oluyor. Hata yapmış. Parmağı kesilseydi bir şey olmazdı ama vardır bir hayır.

Merve; o karşı olanlar kıskançlığından, hasedinden, yoksa onların içi gidiyor hayranlıktan. Ben görüyorum burada konuşuyorum yani delice hayranlık. İşte halk arasında da bilinir derici derler beğendiği deriyi yerden yere vururmuş. Ben onu tanımıyorum. O beni çok iyi tanıyor, bu nasıl oluyor? Bak “sana karşıyım” diyor. “Seni sevmiyorum” diyor ama bütün programı baştan sona kadar seyrediyorsun ve her gün seyrediyorsun. Yani en ufak benimle ilgili haber olduğunda bütün gücünle takip ediyorsun ama ben seni tanımıyorum. Delice bir hayranlıktan kaynaklanır. Yani bu tip hareketler genellikle coşkulu sevgilerde olur. Yani “şiddetli nefret ediyorum” diyorsa şiddetli seviyordur.

Mesela Yehova Şahitleri de kan nakli yapmadılar. Kardeşim adam ölecek etme, çatma, öyle kafa olur mu? Kan verince kurtuluyor adam, cinayet olur o.

OKTAR BABUNA: Ameliyata girdiklerinde kabul etmiyorlar. Ölürse ölür diyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Bu nasıl bir mantık? Olur mu öyle şey?

EBRU ALTAN: Hindistan’da da öyle aileler kastlar arası.

ADNAN OKTAR: Devlet buna direkt müdahale etmesi lazım. Ne demek yani? Kanunla direkt uygulama yapılması lazım.

“İyi geceler Adnan Bey. Tasavvufun dinimizdeki yeri nedir?” Ünsal Özgen. Eğer hakiki güzel bir mürşitse çok zevkli, çok güzel. Ama yeni yetme boş bir şeyse olmaz tabii. Mesela Şeyh Nazım Hocamız gibi olursa çok güzel. Menzil’in o mübarek nurluları da çok güzel temiz insanlar. Ama benim anlayamadığım onlar Mehdiyet’ten acayip çekinir hale geldiler. Eskiden her gün konuşuyordunuz. Gelenler zaten yüzbinler, milyonlar insanlar geliyordu onların en heyecanlandığı, en sevdiği şey Mehdiyet’ti. 86’lardan sonra bir şey oldu bir daha hiç söylememeye başladılar. Neyi gördünüz, kimi gördünüz de bunu söylemiyorlar anlamıyorum. Muhammet Raşit Erol 1980’lerde “Hz. Mehdi (a.s) geldi şu anda vazife başında” demiş. “Ben Hz. Mehdi (a.s) değilim ama Hz. Mehdi (a.s) geldi” demiş. Şeyh Ahmet Yasin’e “ben görmeyeceğim sen göreceksin” demiş. “Bu asayı da al” demiş “götür Hz. Mehdi (a.s)’a ver” demiş. “Sen vereceksin” demiş Şeyh Ahmet Yasin Hocam da getirdi asayı benim elime teslim etti “ben” dedi “vazifemi yaptım ilgili kişiye teslim ettim” dedi. Şimdi ben buradan ne anlayayım? Dünya tatlısı herhalde şunu demek istiyor “Ben sana emaneti teslim ettim sen de Hz. Mehdi (a.s)’ı görürsen ona teslim et” ben böyle anladım.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Cumhurbaşkanımız’ın açıklaması vardı bugün PKK’yla mücadele hakkında. Şöyle diyor; “Öleceksek bir kere ama adam gibi ölelim. Bölge insanını terör örgütüyle özdeş göstermek kadar yanlış bir anlayış olamaz” dedi ve PKK’yla mücadelenin seçimden sonra da devam edeceğini söyledi. “PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlara ilişkin olarak ne diyoruz? Terör örgütü tüm silahlarını bırakana, beton dökene, tüm mensuplarını ülke dışına çıkarana kadar bu mücadele sürecek. Kimse bizden rehavet beklemesin. Hedef sadece 1 Kasım’da değil ha. 1 Kasım’dan sonra bu operasyonlarımız devam edecektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Devam edecek.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bir daha oku bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugünkü konuşmasında PKK’yla mücadele hakkında; “Öleceksek bir kere ama adam gibi ölelim. Bölge insanını terör örgütüyle özdeş göstermek kadar yanlış bir anlayış olamaz” dedi ve PKK’yla mücadelenin seçimden sonra da devam edeceğini söyledi. “PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlara ilişkin olarak ne diyoruz? Terör örgütü tüm silahlarını bırakana, beton dökene, tüm mensuplarını ülke dışına çıkarana kadar bu mücadele sürecek. Kimse bizden rehavet beklemesin. Hedef sadece 1 Kasım’da değil. 1 Kasım’dan sonra bu operasyonlarımız devam edecek.”

ADNAN OKTAR: Ben her zaman diyorum Allah’a bir tek can borcunuz var. Bir kere öleceksiniz korkak olmayın dedim bazı siyasiler için Tayyip Hoca da onlara işte bu üslupla cesaret veriyor. 

“Sevgi dolu nur yüzlü Hocam Allah sizden razı olsun gözümüzü gönlümüzü açtınız. Sizi bir de horon oynarken görmek isteriz” diyor. Murat 4134.

“Siz manevi zenginsiniz” diyor. Evet, manevi zenginim.

“Hocam annem sizi çok seviyor sizden dua bekliyor” diyor Zeycan. Allah onun kalbindeki, ruhundaki,  bedenindeki rahatsızlıkları gidersin. Hayır versin.

Bu kitap dağıtmalar çok iyi. Çok sağlam köklü zeminde bir imani nesil, imanlı nesil yetişmiş oluyor. Ve yıkılmaz, tepmez, devrilmez bir yapı oluşmuş oluyor. Kardeşlerimiz çok doğru yolda hareket ediyorlar. Ve herkesi sevgiyle bağırlarına basıyorlar. Her partiden, her görüşten insanı; doğrusu budur. Enaniyet, kibir, büyüklük hissi çok kötü. Ene; egoistlik yani bencillik ve büyüklük hissi. Yani ben, ben demek ben en büyüğüm anlamında.

“Sevgi hayatın anlamıdır” etiketimiz sekiz numarada şu an. Biraz daha bastırsınlar da daha yukarılara çıksın. Buna devam edeceğiz sürekli.

Dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin olmadığı bir denklemde Suriye probleminin çözülemeyeceğini belirterek “Fırat’ın kuzeyine PYD’de de geçemeyecek” dedi. “PYD geçemeyecek dedik ve PYD’yi iki kez vurduk” dedi. Açıklamasının devamında da “Türkiye’yi rahatsız etmek için kimlerin PKK’yı çıbanbaşı yapmak istediğini biliyoruz. Türkiye’nin karşısında olanlar kaybedecek yanında olanlar da kazanacak. Herkes hesabını ona göre yapsın” dedi. “Daha Türkiye kendi kartlarını henüz açmadı açtığı zaman her şey daha farklı olacak herkes ayağını denk alsın.”

ADNAN OKTAR: Tamam, delikanlıca söylemiş ama yaklaşık bin iki yüz kilometreye ulaştı PKK’nın hakimiyet alanı Türkiye’nin Güneydoğu’sunda. Dört yüz, beş yüz kilometreyi buldu enlemesine. Sürekli toprak genişletiyor şu an. Biz engelledik dedikleri yer çok küçük bir bölge, çok dar bir bölge. Adam bin iki yüz kilometre yeri aldı. Onun için bir gece operasyonuyla hepsini tamamını püskürtmekte fayda var. Böyle küçük operasyonlar olmaz. Tayyip Hoca sonra yine devam edeceğiz demesi ben göstermelik olursa olmaz dedim. Onu demek istiyor yani göstermelik değil seçimden sonra da yani. Seçim yatırımı mı yapıyorsunuz? Gibi oldu. Yok diyorlar seçim yatırımı yapmıyoruz seçimden sonra devam edeceğiz diyor. İnşaAllah göreceğiz. Ama hakkıyla ve tam gerektirdiği şekliyle.

Özetle Türkiye Allah tarafından özel seçilmiş bir yerdir. Avrupa’ya köprü, İstanbul özel süslenmiştir. Cenab-ı Allah kıyametten önce İslam’ı bir son kere hakim edecek. CIA isterse sırtını tavana yapıştırsın isterse roket olup havaya uçsun yapacağı hiçbir şey yok. Kimse kaderi durduramaz. Bütün bu olaylar tarif edildiği şekilde oluyor. Hz. Mehdi (a.s)’yi de göreceğiz Hz. İsa Mesih’i de göreceğiz İttihad-ı İslam’ı da göreceğiz görevimizi yapıp gideceğiz hepimiz. Hiç kimse burada kalmayacak.  Son geriye kalanlar onlar da peşimizden gelecekler dünya boşalacak ondan sonra kıyamet. Dümdüz. Bu dünya o zaman çok küçük kalmış olacak. Alabildiğine büyüktür cennet. Güneş, ay ve dünya topraklarından oluşuyor düşün. Genişliğini düşün ucu bucağı yok yani.

Hz. Peygamber (s.a.v.), Ebu Hadid şöyle naklediyor İbni Ebu Hadid Peygamber(s.a.v.) “Onunla (dansla) meşgul olan bir topluluğun yanından geçer ve onlara şöyle buyurdu; Yahudi ve Hıristiyanlar bizim dinimizde özgürlük olduğunu bilinceye kadar buna devam edin” diyor. Eğleniyorlar, oynuyorlar devam edin diyor Hz. Peygamberimiz (s.a.v.). Durdurun demiyor. Nech’ül Belâga’da cilt 6, sayfa 331’de.Yani herkes bizim dinimizde özgürlük olduğunu bilene kadar bu oyuna eğlenceye devam edin diyor. Bak kaynak da veriyorum.

Evet, Fikret dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Otar, Bülent Arınç için şunları söyledi; “Biz ileride çocuklarımıza anlatırken de tarih onu ya da bizi yazarken de saygın bir isim olarak yazsın. Onu bugüne kadar taşıyan siyaseten var eden belli noktalarda çok önemli görev veren kişilere karşı, anlayışa karşı hem saygısını hem de mümkünse sevgisini korumasını dileriz.”

ADNAN OKTAR: Pek öyle olacak gibi görünmüyor. Yani herhalde seçimlerden sonra bir şeyler yapmayı düşünüyor. İşte siyasetin ruhunda bu var bazı siyasi mantığın ruhunda var bu. Klasik politikada bu var.  Bu acı bir olay.

“Kedi bile köpeğe güvenebiliyorken biz en yakınımızdan korkar olduk” diyor bir arkadaş. Hussos Demer.

“Hocam PKK tarafından hiç tehdit ediliyor musunuz?” Onlardan tehdidin haddi hesabı olmuyor. En az bin kere tehdit etmişlerdir de yalnız tabii boş işler onlar.

“Cevşen-i Kebir hakkında bilgi sunabilir misiniz?” diyor. Cevşen her zaman bir nimet olarak Müslümanlar’ca okunuyor. Bereketini hayrını herkes görür.

Neyse bugün hadi bu kadarla bitirelim yine devam ederiz sonra.

BÜLENT SEZGİN: Evet, kısa videolarla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü