Harun Yahya

Sohbetler (1 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, seçim sonuçları açıklandıktan sonra yaptığı basın toplantısında şunları söyledi: “Kimse kusura bakmasın, ortada özgür, adil, eşit bir seçim yok. Biz kızıl kıyametin içinde hiç kampanya yürütmeden yüzde on bire yakın bir oy aldık. Eğer bu saldırı, bu katliam politikası başka bir partiye bu derece yoğun uygulanmış olsaydı -ki Allah göstermesin- bugün o parti silinmiş olurdu siyaset sahnesinden. Biz bu zorluklara rağmen bu oyu aldık” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama bu tip şeylerde tepki oyları olur. Olur mu öyle şey? Adam aksine o partiye oy verir öyle bir şeyde. Selahattin Hoca’nın teşhisi doğru değil. AKP Parti’ye de mesela daha önce saldırılıyordu, tepki oy olarak oyları müthiş artmıştı. Mesela AK Parti’ye yapılan operasyonda AK Parti oyları tavan yapmıştı. Dolayısıyla Selahattin Hoca’nın bu sosyolojik tahmini doğru değil. Sadece PKK tehdidi azaldı, halk daha cesur hale geldi. PKK’dan korkmadı o yüzden de oylarını daha rahat kullandı. Hiç korkmazsa -bak bana güvensin Selahattin Hoca- yüzde bir bile oy alamazlar. Şu andaki aldıklarının yüzde birini ancak alır. Korku belasına verilen oylar onlar.

Etiket sekizinci sırada mı? Evet, “SevgiKurtuluştur Mutluluktur” çok güzel. Bak gece-gündüz sevgi diye diye, bak şimdi devlet politikası oldu sevgi, hükümet politikası oldu. Biz gündeme getirmesek sevginin s’si bile bilinmiyordu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bütün dünya unutmuştu.

AYLİN KOCAMAN: Siz “sevgi” diye belirtin demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii “o kelimeyi kullanın” dedim.

Bu, Sayın Devlet Bahçeli’nin istifasıyla ilgili birçok internet sitesinde açıklama var doğru mu bu? Ama bunu MHP Genel Merkezi’nin açıklaması lazım, böyle bir şey var mı?

AYLİN KOCAMAN: Yok hayır. Sadece tahminde bulunuyorlar.

ADNAN OKTAR: Tahminde; ayıp yapıyorlar o zaman. Genel Merkez bir açıklamayla bu sözleri yalanlasın. Madem birçok internet sitesinde var. Birçok internet sitesinde olduğu doğru, değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Doğru evet.

AYLİN KOCAMAN: “Yazılı olarak bildirdi” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Yazılı olarak bildirdi. Ya Genel Merkez yalanlasın veyahut doğruysa da bir açıklama yapsınlar. Ama öyle bir şey olsa kendileri açıklarlardı herhalde.

 

“Bahçeli istifa etmeyecek ama morali çok bozuk” diyorlarmış. Morali niye bozuluyor canım? Her zaman karşılaşılan bir durum varsa, değil mi? Daha önce de barajın altında kalmıştı MHP. MHP bir fikir aksiyon partisidir. Moral bozulacak bir şey yok. Ülkücü gençliği daha canlı, daha hareketli hale getirelim, daha iyi eğitelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “1 Kasım’da ortaya çıkan tabloya saygılıyız. Milli iradeye saygı duymak demokrasinin temel kurallarındandır. Diğer muhalefet oy kaybettiğinden bizim sorumluluğumuz çok daha fazla artmıştır” dedi.

ADNAN OKTAR: O da hakikaten bütün enerjisiyle gayretiyle iyilik olsun diye çalıştı. Netice bu. Yine de başarılı sayılır.

Siirt’ten yazıyor korucu kardeşlerimiz. “Üstadım maşaAllah, istediğimiz gibi geçti seçim. Ama HDP baraj altında kalsaydı herhalde çok daha rahat olurduk. Biraz daha hükümet bize sahip çıksaydı HDP baraja takılırdı. En hayırlısı bu demek ki. Şu anda bir korucu kardeşimizin evinde misafir korucu kardeşlerimiz, hepsinin selamı var.” Aleyküm Selam. Ne güzel mesela korucular yere oturuyorlar. Hava şimdi orada acayip soğuktur, ocak yakıyorlar, çay içiyorlar, Risale-i Nur’dan bahsediyorlar, yanlarında silahları, değil mi? Oraya PKK yaklaşamıyor, bu koç yiğitlere, bu aslanlara yaklaşamıyor. Oranın nuru güzelliği onlar. Allah’ın Kahhar isminin tecellisi oluyor. Kahredici güçleriyle millete, kardeşlerimize bir güvence.

HDP’nin baraj altında kalması iyi değil. Gitsinler mecliste konuşsunlar bir şey olmaz.

Mahmut Hocamız’ın cemaati çok sevimli, “Ya Kahhar” zikri çektiriyorlar. Herkese de söylemişler. Böylece HDP’nin baraj altında kalmasını sağlayacaklar. Demek ki hiç hoşlanmıyorlar. Halbuki ne olur? Bir faydası olmaz onun, o iyi görüntü vermez. Bu ayarda olmaları iyi. Tam derslerini almış fakat milletin de kâle almadığı bir şey. Milletin ruhuna hitap etmiyorlar. Kürt kardeşlerimizin o felsefeyle uzaktan yakından alakası yok. Bak, korucu kardeşlerimiz oturmuşlar evde çaydanlık kesin kaynıyordur söyleyeyim. Güzel çaylarını falan içiyorlardır. Mesela gece 01:00 gibi falan karanlıkta nöbete çıkıyorlar. Oralar acayip soğuk, iki bin metre yükseklik, iki bin beş yüz metre yükseklik, vahşi hayvanlar da oluyor bilmem ne her şey olabiliyor yani.

Sevgiyle ilgili yoğun çalışmamızdan sonra devlet sevgiye sahip çıktı, hükümet sevgiye sahip çıktı. “Sevgiyi anın, sevgiyi gündem yapın” dedik on kere söylemiştir. Çok hayati bir şey bu. Hiç sevgiden bahsedilmezken sevgi ana konu oldu. Hep nefret, öfke, kin. Kardeşim, ilacını söylesene, ilacını söyle.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce de söylüyordunuz “şikayet ediyorsunuz ama ilacını söylemiyorsunuz” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii.

AYŞE KOÇ: Sizden sonra devlete yakın yayın organları da birlik, kardeşlik, sevgi üzerinde kampanyalar başlattılar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Her şeyde öncü, her şeyde öncüyüz, elhamdülillah.

AYLİN KOCAMAN: Van ve Bingöl’de öndeydi AK Parti.

ADNAN OKTAR: Van ve Bingöl’de AK Parti önde; iyi güzel.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz altı numara; “SevgiKurtuluştur Mutluluktur”

ADNAN OKTAR: Altı numarada. Bastıralım.

Ankara saldırısını hükümete yıkacaktılar. Biz burada boşa durmuyoruz müsaade etmeyiz. Aldık tepelerine geçirdik. Eğer Ankara saldırısı IŞİD’e ve devlete yıkılmış olsaydı HDP şu an ezer geçerdi ama oyunu bozduk. PKK’nın yaptığını ispatladım anlattım. Önce ortalı böyle gittiler. İşte IŞİD de PKK. “Yok kardeşim PKK yaptı” dedim sonunda ispat ettim ilk gün söyledim “PKK yaptı” diye.

AYLİN KOCAMAN: İlk gün söylediniz, yurt dışında yazı yazdınız ve sitelerde de detaylı yayınlandı. Jerusalem post, Irak Post gibi.

ADNAN OKTAR: Tabii. Hukuk bir şeye karar verdi mi baş tacı. Yargıtay da onaylarsa tamam. Ama şu anki teşhisim net.

“Sayın Hocam iyi yayınlar. Bugün ayrı bir yakışıklı görünüyorsunuz. Ceketinizin rengi de çok güzel. Tüm arkadaşlar toplandık seçim sonuçlarını kutlarken sizi izliyoruz. Bugün gerçekten ayrı görünüyorsunuz.” Veysel, Talip,Tayfun, Hüsniye ve arkadaşları. Tamam hepsine Selam.

Sinem, “Sevginin diğer adı Adnan Oktar” diyor, maşaAllah.

Elif Bilge. Elif, neye bozulduğun da anlaşılmıyor akşam akşam. Neye bozulduğunu söyle bir halledeyim.

Mesut Altıntaş, “Büyüksün Hocam.” Büyük olan Allah’tır, biz Allah’ın zavallı kullarıyız.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP oy oranında pek düşüş yaşamadı. Ancak CHP’nin kalesi olarak bilinen Zonguldak, Eskişehir, Mersin ve Çanakkale CHP’den AK Parti’ye geçti bu seçimde.

ADNAN OKTAR: İşte CHP bu işleri halletmek istiyorsa Bediüzzaman’a olan sevgisini göstermesi lazım, Menzil cemaatine sevgisini göstermesi lazım. Bediüzzaman’ın eski talebelerine sevgisini göstermesi lazım o zaman ezer geçer. Öbür türlü olmaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz, “Mültecilere karşı da şefkatli olmazsa oyları düşer” demiştiniz, dediğiniz gibi oldu.

ADNAN OKTAR: Hele o olay çok vahim o. İki milyon adama “çekin gidin” demek ne demek? Ölüme gidecekler Allah esirgesin, olur mu öyle şey?

AYLİN KOCAMAN: “Anayasanın ikinci ve üçüncü maddesi için değişebilir” demişti Sayın Kılıçdaroğlu.

ADNAN OKTAR: O da çok çok vahim. Yani hepsi ayrı ayrı vahim. Hepsini telafi etsin Kılıçdaroğlu. Normalde aklı başında bir insan ama hep bulanıklık fluluk meydana getiriyor. Anayasanın ikinci, üçüncü maddeleri değişsin” ne demek bu? Mahvoluruz böyle bir şeyde. İşte “Suriyeliler geri dönsünler, Türkiye’de işleri yok.” Oraya dönmeleri demek ölüm demek, bu nasıl söz? Gerçi sonra “biz şartları düzelttik” falan açıkladı. Ama söylemiyorsun ki çok nadir söylüyorsun. Hep göndermeden bahsediyorsun. Sen oraları düzeltirsen adam zaten sen istesen de durmaz gider, zaten evi-barkı orada. “Seni göndereceğim” demek onları aşağılamak demektir, onurunu kırmak demektir. “Ne işiniz var?” demek çok çirkin. Sen ortalığı yatıştırırsan, savaşı durdurursan zaten sizin “gidin” demenize gerek olmaz, zaten misafire gidin denmez, o zaten kendi gider. Ama “gidin” dersen onuruyla oynamış olursun.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz “bu söze açıklık getirin” dedikten sonra yorum geliyor zaten çoğunlukla.

ADNAN OKTAR: Tabii.

AYLİN KOCAMAN: Ondan önce “İşsizlik var zaten Türkiye’de” falan diyordu çünkü.

ADNAN OKTAR: Gerçi Kılıçdaroğlu efendi bir insan. Ben dedim ki “Bu anayasanın ikinci, üçüncü maddelerini değiştirmekten bahsediyorsun bunları açıkla” dedim. Bunu söyledikten sonra defalarca açıklama yaptı. Ben onu söylediğimin ertesi günü tekrar tekrar açıkladı. Mesela bu Suriye işinde de “bunu da açıkla” dedim onu da açıkladı. Ama böyle olmaz ki, başında topluca derli toplu söyleyeceksin. Ve “gitsinler” denmez misafire. Misafirin evi yanmış, evin yaparsın adamın “otur” dersin yine ama “ben gideyim” der, değil mi evini yaparsın sen eşyasını yerleştirirsin. “Ama sen yine otur alıştım, seni seviyorum kardeşimsin” dersin. Tabii, nezaketi budur. “Müminler birbirinin velisidir.” Gelmiş misafire git denmez. “Misafir bereketiyle gelir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

AYLİN KOCAMAN: CHP’de eleştirdiğiniz hep lidere bağlılıktı Adnan Bey. Şimdi seçim sonuçları daha kesinleşmeden yine kurultay konuşuyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Mesela bu çok rahatsız edici. Kurultay muhabbeti bilmem ne. Adam parti lideri ve kadrosuna güveniyor o yüzden oy veriyor. Şimdi biz mesela Başbakan’ı seviyoruz, Tayyip Hoca’ya da güveniyoruz. Sen onları aniden değiştiriyorsun, parti programını değiştirirsen başka parti olur o. Benim niye oyumu aldın o zaman, olur mu öyle şey?

Girişimci Genç, “Sevdiğim şeylerden infak etmem gerektiğini söylediniz. Peki mesela benim bir arabam bir de evim var her ikisini de seviyorum, bu durumda ne yapmam gerekiyor?” Sevdiğin şeylerden zaten infak edeceksin. Ama bu seninle sınırlı kalmıyor ki. O bütün Müslüman toplumun tamamında oluyor. Sana da başkası evini veriyor, sana da başkası arabasını veriyor yani öyle bir mal hırsı olmuyor. Sen orada mağdur olacağını düşünüyorsun, tek kalacağını zannediyorsun, öyle bir şey yok ki. Herkes herkese dağıtıyor.

Balık Kraker, “Diyelim ki bir kızı seviyorum, Allah’ın tecellisi olarak sevgi duyuyorum. Peki kız bana aynı şekilde sevgi duymuyor. Benim şahsımı bağımsız olarak seviyorsa bu durumda ne olacak?” Eğer şirk olarak seviyorsa zaten onda bir bereketsizlik olur, sen onu hissedersin sevgi oluşmaz. Yani tek taraflı götüremezsin.

“Irak’ta bir Kürdistan kurulmasına sıcak bakıyorsun. Peki böyle bir şey olursa Türkiye’deki Kürtler oraya gider mi sence?” Niye gitsin Türkiye? Avrupa gibi bir ülke. Kendi vatanı, adam delirdi mi niye gidiyor ki ne zoru yani?

Çılgın Forvet, “Kediciklerin sevgilisi Adnan Hoca. Yurtdışından gelen kızlardan kedicik olan var mı merak ediyoruz?” Tabii ki. Beni severse o öyle kalıyor asla unutamıyor, maşaAllah. Bilmediğin çok var.

Keskin Sirke, “Şanlıurfa’da IŞİD iki kafa kesmiş. Hani bunların Türkiye ile işi olmazdı?” Onların işi yok diyorsam doğrudur, bu PKK’nın işidir. Zorla PKK Türkiye’yi IŞİD’le karşı karşıya getirip diyor ki “En büyük tehlike IŞİD’dir, Türkiye PKK ile işbirliği yapsın IŞİD’e karşı mücadele etsin.” Bunların teorisi bu. Bunu doğru çıkarmak için her türlü rezilliği yapıyorlar. Ankara bombalamasını yaptılar, öbür bombalamayı yaptılar, böyle adam kafası kesiyorlar her türlü ahlaksızlığı yapıyorlar. Amerikan derin devleti de bunları destekliyor. Çok uyuz bir yöntem bu. Bak ahmaklığa bak, ısrarla da bunu söylüyorlar diyorlar ki “Tehlikeyi görmüyor musunuz?” Görüyoruz. “O zaman PKK’ya niye askeri müdahale ediyorsun? Bilakis askerle iç içe beraber Türkiye silah versin” diyor “Makine Kimya Kurumu PKK’ya silah yağdırsın. Havan, tank, top her şey verin bize” diyor. “Beraberce şu IŞİD’i bir yok edelim” diyor. Yani Müslümanlar’ı beraber yok edecekmişiz PKK ile omuz omuza vererek, iddiaları bu. Ondan sonra da onlar da Türk milletini yok edecek. Yani ahmaklık derecesinde akıl fukarası bunlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir de Adnan Bey, sizin açıklamalarınızdan bayağı daralmışlar Allahualem, geçenlerde yine “IŞİD’e karşı mücadele etmek için kuruldu YPG” diye söylüyorlardı. Siz anlattınız, YPG’den çok sonra kuruldu IŞİD, iki yıl sonradan kuruldu diye. Bugün bir Türk kurum yayınlamış tarihçesini iç savaşın. Gerçekten iki yıl sonra kurulmuş IŞİD. Genelde siz söylediğinizde böyle bir hayata geçiyor o plan.

ADNAN OKTAR: Tabii. Atıyorlar, pinpon topu gibi geri kafalarına tak havada yakalıyorum. Atış yasak, yakalarım havada karada.  

Rock Müzik Türkiye, “Adnan Bey, o zaman o lüks arabalarınızı, lüks villanızı satın da siz besleyin bu insanları. Ayda üç yüz liraya çalışıyorlar. İş kalmadı piyasada.” Şimdi anlamıyor bunlar. Yani bunu üç kişi-beş kişi yapacak zannediyor. Bu, bütün İslam alemine şamil bir ruh olarak bir anda uygulamaya geçecek Mehdiyet devrinde. Bütün İslam alemine yönelik bir bayramdır bu benim dediğim. Bu bayram “başladı” dedin mi, Hz. Mehdi (a.s) “bayram başladı” dedi mi o bayramda herkes birbiriyle hediyeleşir. Fakir fukara işte “Malı sahah üzere eşit taksim edecek” dediği Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği olay bu. Bir bayram başlatıyor Hz. Mehdi (a.s). Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanmakla başlayan bir bayram. Bir anda insanların gönlü zenginleşiyor. O ona malını veriyor, o ona parasını veriyor, o ona imkanını veriyor herkes birbirini kolluyor. Bu sefer acayip bir zenginlik meydana geliyor bu sefer mal artıyor, akıl almaz bir zenginlik. İnsanlar diyor ki “Bizde çok fazla mal var, araba, ev, imkan ne yapalım bunları?” diyorlar. Geri vermek istiyorlar hazineye. Hazine de diyor ki yani Mehdiyet’e bağlı kişiler “verilen mal geri alınmaz” diyorlar. Hatta bir insan gözü doymuyor, gözlerine inanamıyor hayret ediyor, bol miktarda mal alıyor. Sonra gözü doymuyor yine alıyor bu sefer utanıyor diyor “Ben doldurdum evin içini ama parayı da doldurdum, yiyeceği de doldurdum ama bir işime gelmedi” diyor,  geri vermek istiyor “biz almayız geri” diyorlar. Geri almak yok. Zibil gibi dağıtılıyor, bütün ümmet bayram ediyor, dünya bütün fakirler, garibanlar herkes. Mehdiyet’in başlattığı bir bayram. Bu bayram işte ne kadar sürüyor? Kısa, hicri 1506’ya kadar. Ondan sonra zulümatlı günler geliyor, egoist bencil insanlar oluşuyor, herkes malını korumanın peşine düşüyor, kimse kimseye beş kuruşunu vermiyor, bir sevgisizlik dünyayı sarmaya başlıyor. Artıyor artıyor 1543’e kadar, 43’ten de 45’e kadar görülmemiş bir zulüm ve psikopatlık. Ondan sonra “kulakları sağır eden gürültü” diyor Kuran’da. “Dağlar kum gibi erir” diyor. Akıl almaz güçlü zelzeleler, mesela on iki şiddetinde zelzeleler. Binalar, bütün gökdelenler her yer yerle bir oluyor, denizler taşıyor karalara basıyor müthiş bir felaket. “İnsanlar “kaçacak yer var mı?” derler” diyor. “O gün kaçacak sığınacak bir yer yoktur artık” diyor. Var ya hani filmlerde uçağa biniyor kaçıyor. Öyle bir şey yok. Uçak da batıyor her şey batıyor. Ne gemiye binen kurtulabilir, ne uçağa binen kurtulur çünkü dünya yok oluyor. Ay güneş hepsi dümdüz oluyor.

Etiket dördüncü sıradaymış, güzel. “SevgiKurtuluştur Mutluluktur” Devam edelim yukarıya doğru inşaAllah.

Semih Altun. İşte bunlar biraz basit bakıyorlar olaya anlayamıyorlar. O kadar sevgisizliğe inanmışlar ki, o kadar egoist bencil dünyaya inanmışlar ki insanların kardeşçe dostça, fedakarane, cömertçe, aşkla bayram havası içinde yaşayabileceğine inanmıyorlar. Çok acı bu. Bu nasıl bir kafa?

Fuat Avni, hala “Sarayı bırakıp kaçacaklar” diye yazıyormuş.

Dersimli Heval, “Sen orada kediciklerle Hüdayda oyna biz kızıl Kürdistan’ı kuralım. Kolay gelsin Adnan Hoca.” Biz burada Hüdayda oynayacağız sen de evde oyuncaklarınla kızıl Kürdistan’ı kurarsın. Sana sofra tuzu serpeyim de sodyum ihtiyacın normal dengeye dönsün. Sana ufak tahtalardan böyle yapılmış kızıla boyanmış oyuncaklar veririz arkadaşınla oynarsın.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz sık sık anlatırsınız Adnan Bey, bazı gazeteciler, o isimle faaliyet gösterenler hep PKK’yı teşvik ediyorlar yurt dışında diye. Bugün yine öyle haberler vardı. Diyarbakır’dan seçim görüntüleri veriyorlar, “Kuzey Kürdistan’da seçim” diye.

ADNAN OKTAR: Kendilerini kandırıyorlar. Öyle bir şey yok. Kardeşlerimiz biniyor arabaya İzmir’e geliyor, İstanbul’a geliyor. Koskoca Avrupai bir ülkeleri var, sıcak ve tertemiz, güvenilir. Her yerde iş yapabiliyorlar. Onlar bizim canımız, onların derdi onları tecrit etmek. Soğuk çetin bir coğrafyada onları zor şartlarda yaşatmak. Komünist proletarya diktatörlüğünün acımasız şiddetine, acımasız baskısına maruz bırakmak. Ona müsaade etmeyiz.

Nil Yıldız, “Her ne kadar Müslüman olmasam da size Hocam diyebilirim. Zekanıza ve stratejinize saygı duyuyorum.” Mesela bak, kardeşimiz ateist oluyor dinsiz oluyor ama sevgi duyuyor bu güzel. Çünkü makul konuşabileceği bir insan var karşısında. Adam hırıltılar çıkartıyor, garip şeyler, olmaz.

“Allah için sevdiğime sarının bu tonu ne kadar güzel yakışmış” diyor. Hazan yazan.

“Hocam, çoğu kişi Hz. Mehdi (a.s) hadislerini Şii kaynaklarını hiç kabul etmiyorlar. Bin yıllık hadis çıkmış diyorum kabul etmiyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s)’ın sadece geleceğini bildirmiş ve fazla anlatmamış, arayalım dememiş şirke girmesinler diye. Biraz açıklar mısınız?” diyor. Mesut Doğan. Şii kaynak ama Şii kaynakta adam Hz. Mehdi (a.s)’a candan sahip çıkmış. Sünniler’in sahip çıkmaması onların bir eksikliği. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’ın devrinde Hz. Mehdi (a.s)’a karşı coşkun bir sevgi vardı. Hz. Ali (k.v) sahabe döneminde Mehdiyet her gün gündemde. Sonradan bir fetret devrine girildi, Hz. Mehdi (a.s)’dan ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ın nüzulünden bahsedilmemeye başlandı. Şiiler Hz. Ali (k.v)’yi sevdikleri için, 12 İmam’ı sevdikleri için ve baskı altında da yaşadıkları için aşkla şevkle coşkuyla Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisleri muhafaza ettiler. O devirde haricilerin azgın saldırıları, Mehdiyet’e çok kinliydi hariciler, çok öfkeliydiler. Hz. Hasan (r.a)’i, Hz. Hüseyin (r.a.)’i, Ehli Beyt’i şehit etmelerinin nedeni oydu. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişini, Hz. Mehdi (a.s)’ın kökünü kurutmak istediler. Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceği soyu yok etmek istediler Allah ayaklarına doladı ve başarılı olamadılar. O nefretle gizlediler hadisleri. Ama Şiiler aşkla sevdikleri için gizlemeye devam edenlere karşı bir tedbir aldılar. Kayalara sakladılar hadisleri, mağaralara sakladılar, bulamadılar. Veyahut sözlü olarak da naklettiler. 1000-1200 yıllık kitaplar. Şimdi bu hadisler doğru mu? Tahakkuk etmiş, aynısıyla çıkmış, olay meydana gelmiş. Mesela diyor ki iki uçlu kuyruklu yıldız, tamam Sünni kaynaklarda pek yok ama Şii kaynaklarda var. Olmuş, aynısıyla olmuş ne yapacaksın?

“Ayrıca HDP’nin durumunu değerlendirir misiniz rica etsem?” Neyini değerlendireceğiz? İşte küçük bir parti, sanal bir parti, sanal neticesi vardı, sanal neticesinin bir kısmı gitti şimdi sıra diğer sanal neticesinin gidişinde.

Çiğdem 72 Çiğdem, “Peki sonuç? Hmm ne kadar sevgi?” Akşam akşam şimdi şu laf mı? Bunlara ne oldu böyle? Lafa bak “Peki sonuç? Hmm ne kadar sevgi?”  Ne oluyor bunlara?

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz Adnan Bey, Türkiye değil bir tek dünyada bunun ilk defa söylenmesine vesile oldunuz. Hiçbir dünya lideri bahsetmiyordu sevgiden, insanlar çok uzak kalmıştı. Putin, siz söylediniz “O cesaretlidir söylesin, sevgiden bahsetsin, önemini anlatsın” dediniz. Putin açıklama yapmıştı “Dünyada sevgi olmadan hiçbir şeyin anlamı yok” diye. İlk defa tarihinde böyle bir açıklama ve hemen üstüne. Elhamdülillah vesile oldunuz.

ADNAN OKTAR: Putin sevdiği için resmi gazetede Pravda’da sürekli yazılarımın yayınlanmasını istiyor, kendisi de okuyor. “Orada sevgiden bahset” dedim hemen bahsetti, maşaAllah.

“MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Yalçın T24 ve haber7.com kaynaklı istifa haberlerinin doğru olmadığını söyledi.” Evet iyi yapmışlar. Çünkü bu haberler her yere yayılmış. Genel merkezin bir yalanlanma yahut durum hakkında bilgi edinmemiz için açıklama yapmasını istemiştik demin.

KARTAL GÖKTAN: Devlet Bahçeli de yazılı bir açıklama yapmış.

ADNAN OKTAR: Evet, süratle bu açıklama gelmiş iyi olmuş. Bir sebep yok. İsterse yüzde bire düşsün MHP fark etmez. Bir fikir aksiyon partisidir.

Sayın Davutoğlu’nun “Sevgi tohumu ekelim” sözü herkesin çok dikkatini çekmiş. Gerçekten ilk defa böyle bir açıklama yapıyor bir Türk siyasetçi. “Türkiye’de bundan sonra tek konu bu” yani “sevgi olsun” diye yazmış. Diyorum bak, kendimiz evdeyiz ama hep fikrimiz iktidarda.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz çok vicdanlısınız. Allah da etkili kılıyor elhamdülillah, maşaAllah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Söz olarak duymak bile insanın hoşuna gidiyor gerçekten.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Sayın Bahçeli, “Partimizin tüm kadroları sabırla, özveriyle, inanmış bir yürekle görevlerinin başındadır. Vatan ve millet sevdamızda en ufak bir eksilme olmadan, saflarımızda en küçük bir bozulma yaşamadan çelikten bir iradeyle Türkiye’nin hak hukuk ve tarihi çıkarlarını savunmaya samimiyetle devam edilecektir. Bu hususta azmimiz sınırsızdır” diyor. Çok güzel.

Harun Taştan, Harun Tatan 8. “Hocam, PKK’yı bitirmenin yolu nedir? Ya da PKK bitirilse iyi olur mu?” Tabii ki iyi olur. Millet bir kafa dinler. Pislik baş belası, Türkiye’nin ekonomisi o yüzden ilerleyemiyor. Dünyanın harcaması yapılıyor ve çok fazla canımızın şehit olmasına sebep oldular. Halk huzursuz. Güven içinde yaşanamıyor Güneydoğu’da. Kabus gibi cehenneme çevirdiler o güzelim yerleri.

İBRAHİM AKMUGAN: Şimdiye kadar üç yüz milyar dolar harcanmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Üç yüz milyar dolar. Yazık-günah değil mi? Oraya yatırım olsa çok daha güzel olurdu.

AYLİN KOCAMAN: O bölgeye yatırım da yapılamıyor, oradan da kayıp var.

ADNAN OKTAR: Tabii. Ne fabrika yapılabiliyor ne tesis ne okul hiçbir şey yaptırmıyorlar, ne baraj, deli gibiler.

“HDP’nin baraj altında kalması iyi bir şey değil. Mecliste düşüncelerini ifade etmeleri doğru bir şey” sözüme karşılık olarak Fakir Yobaz. “Adamların ifade yeteneğinde asker ve polisi şehit etmek var. Bunu nereye koyalım?” Canım HDP’nin askeri polisi şehit ettiği diye bir konu yok. PKK yapıyor ama PKK da HDP’yi destekliyor. Sorun bu, bazı HDP’liler de açıkça PKK’yı desteklediklerini gösteriyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Etiket üç numara şu anda Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yakışır. Üç numarada, “SevgiKurtuluştur, mutluluktur.” Güzel, biraz daha biraz daha yukarı inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: 7 Haziran’da 1 Kasım seçimlerine göre Türkiye’nin genel durumunu gösteren bir harita vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Partilere göre dağılımı.

ADNAN OKTAR: İşte bir dahaki sefere daha da gerileyecek yani sanal o. Tamamen sanal.

“Hocam program geç başlıyor. Öğrenciyiz daha erken saatlere alamaz mıyız?” Arif. Zaten şimdi saatler bir ayarlanacak onun da etkisi olur.

Diyarbakırlı Erhan, “Hocam kahpe PKK’nın gerçek yüzünü cesurca ilk siz belirtiniz. Birçok kişi övüp altta kalan bir üslup içindeydi. MaşaAllah delikanlı aleminin son durağısınız” diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Gerçekten birçok kişide inanılmaz şekilde normal kabul etme başlamıştı.

ADNAN OKTAR: Akıl almaz bir saygıya dönüştü. PKK’lıları konuşmak bir onur gibiydi adeta. İşte Öcalan’la görüşmek adamlar hayran Türkiye’nin akıldaneleri Türkiye’ye dağıldı. Onlara hayranlıkla bakıyorlar falan. Bir garip günlerden geçtik. Ama akıldanelerin akıldane olmadığını o devirde anlatmıştık. O konu bitmişti. Ondan sonra bir daha akıldanelik yapmadılar. Hiç de niyetleri kalmadı.

Nil Yıldız, “Adnan Hocam böylesine güzel bir zekanın komünizmden korkunç bir şey gibi bahsetmesine anlam veremiyorum.” Komünizmin ekonomi yönünü hadi biraz insancıl bulalım. Ama onda da yine zor var. Severek mal verilir kardeşim. Değil mi? Mesela üç ceketin varsa severek bir tanesini verirsin. Ama devlet senin alnına silahı dayayıp da zorla evine girip askerle, polisle alıyorsa bundan lezzet alınmaz. Bunda acı duyulur. Küfrederek adam alıyor. Severek mal verilir. Komünizmin ama en korkunç yönü mana yok sevgi yok. Merhamet yok yani Allah aşkı yok. Allah sevgisi yok. Sıcaklık yok.  Komünizmin korkunçluğunu o devrin fotoğraflarında görüyoruz. Hiçbir şey olmasa yazılı hiçbir belge bile olmasa, komünizmin uygulandığı ülkelerdeki insanların binlerce fotoğrafına bakın bir tane insanın mutlu olmadığını görürsünüz. Hepsinin yüzünde donuk mask, acı dolu bir ifade göreceksiniz.

AYLİN KOCAMAN: Sizin söylediğiniz bir şey Adnan Bey ekonomi yönünde öyle bir paylaşım oluyor olsa komünizmi yaşayan ülkelerde bunun oluyor olması gerekirdi. Hepsi sürülmüş, zengin olan öldürülmüş, hep öyle.

ADNAN OKTAR: Komünizmin fiili uygulamasında herkes ıstırap duydu. Acı duydu, mutlu olan kimse olmadı. Ama İslam’ın sevgi bayramında, İttihat-ı İslam’ın uygulanmasında mal bölüşülecektir ama aşkla, sevgiyle kimseye zor kullanmadan. Yani o sevinci insan yaşaması. Mesela sen bir sevdiğine hediye veriyorsun bir kız arkadaşın var değil mi? Küçük bir hediye acayip seviniyor. Ama sen gaspla silah alnına dayanarak o hediyeyi birisine vermiş olsan bu nefret edilecek bir şeydir. Aynı bunun gibidir. Yani devlet gasp ediyor orada komünizmde. Sen orada hediyenin sevinci içinde oluyorsun. Aradaki fark dağlar gibi.

Mesut Altıntaş, “Örnek insan, mütevazi ve koca yürekli bir adamsınız Hocam” diyor. İnşaAllah öyle oluruz. İnşaAllah hepimiz öyle oluruz.

Seyit Ahmet, “Yılın üç yüz atmış beş günü canlı yayın yapıyorsunuz. Günde ortama üç saatten hesaplasak bin saatin üstünde. Kimi hocalar da saati bilmem kaç bin liradan sadece Ramazan’da program yapıp ceplerini dolduruyorlar. Gerçekten siz farklısınız ve bayağı samimisiniz. Dürüst olan herkes bu gerçeği görüyor eminim.” İnşaAllah ama tabii bizim asıl istediğimiz Allah’ın görmesi. Allah da her şeyi görendir. Allah’ın takdir etmesidir. Allah her şeyi hakkı ile takdir edendir.

Krater 966, “IŞİD Rus uçağının düşürülmesini üstlenmiş. Bunlar Rusya’ya da kafa tutmaya başladı. IŞİD’e karşı tüm dünya bir arada ama adamlar yenilemiyor bir türlü. Tam sizin dediğiniz gibi” diyor. Kaderlerinde yok yenilmek. Mehdi (a.s) çıkana kadar yenilmezler. Teröre şiddete karşıyım. IŞİD’in terör ve şiddetini ortadan kaldıracak olan da Mehdi (a.s)’dir. Onu kendileri de söylüyor zaten. Rus uçağının da düşürülmesini üstelenmeleri, üstlenmiş olsalar bile teknik olarak mümkün değil. O kadar yükseğe ulaşabilecek bir roket veyahut silaha sahip değiller.

Zehra Sürmeli, “Hemen hemen her kanalda bir çekişme, kavga ve üstün olma mücadelesi var. Tüm bu kötü telkinlere karşı gerçekten sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sözcüğüne ihtiyacımız var. Etiketleriniz çok başarılı” diyor.

Ela Nur, “Canım Üstadım bir insana oynamak bu kadar mı güzel yakışır? Sizi izlemeye doyamıyorum. Ve siz oynarken çok mutlu oluyorum.”

Ahmet Sadi, “Koyu bir MHP’li olarak Türkiye istikrara kavuşsun diye AK dedik. Tıpkı Tuğrul Türkeş gibi söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.”

Ali Sait Çöl, “Hocam Davutoğlu “sevgi tohumu ekeceğiz” dedi. Sizin “sevgiyi öne çıkarın” istediğinizi hemen uyguladı. İnşaAllah siz kapıları açan anahtarları gösteren birisiniz.”

Stalin döneminde halk ekeceği tohumları vermiyor diye yirmi milyona yakın insanı mahvettiler öldürdüler. Yirmi milyon. Sen misin vermeyen? Adam diyor ki “ben tohuma ihtiyacım var aç kalır ölürüm ben” diyor. “Hayır, vereceksin” dediler. Adamlarda zaten buğday bırakmadılar tohumluk buğdayı da elinden aldılar. Ve vermeyenleri de bak yirmi milyon kişi, bak yirmi bin kişi değil. İki yüz bin kişi değil. Yirmi milyon kişiyi Stalinist diktatörlük katletti. Burada komünizmin sevilecek yönü nedir? Öcalan’ın yanına gazeteciler gidecek diye bir haber çıkmıştı bir ara. Gazeteciler nasıl heyecanlanıyorlar? Yani Cumhurbaşkanı’nın yanına gitse bu kadar heyecanlanmaz. “Ben mi? İnanamıyorum” diyor. “Beni seçtiniz ha” diyor. Şu garibanlığa bak. Şu acze bak yani. Şu hallere bak yani.

Davutoğlu Hocam konuşmaya başlamış. Öyle mi? Balkona çıkmış. Göstersene sana bana. Ne diyor?

Mahmut Hoca cemaati bayağı sevimli bir cemaat. HDP’nin barajın altında kalması için çok yoğun dua ediyorlar acayip şekerler. Halbuki mühim olan işte AK Parti yeteri kadar oy almış. Barajın altında kalsa ne faydası olacak? Allah bir şeyi yaratıyorsa bir hayır vardır.

Çok güzel bak Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasını dinlerken, tekbirle inletiyormuş meydanı çok güzel. Daha önce böyle olaylar yoktu. Tekbiri daha dün anlattım bugün uygulama maşaAllah. Tabii coşkuyla aşkla olacak. Daha önce ticaret derdine düşmüşlerdi. Yol, meydan hiç bu tip manevi bir ruh pek yoktu şu an Allah’ın bir lütfu olduğunu hissetmişler ki üslup değişmiş. “Allah gönülden gelen bu tekbirleri, bu semalardan hiç eksiltmesin” diyor bak “Allah gönülden gelen bu tekbirleri, bu semalardan hiç eksiltmesin. Bu tekbirlerin ifade ettiği vahdeti birliği daim kılsın” diye dua etmiş Davutoğlu. Bu insanı Başbakan olarak beğenmemek çok çok çirkin, gurur ve enaniyetli. Allah yerin dibine batırır insanı. Mazlum diye başına çıkmaya kalkarsan Allah seni baştan alır ayağa indirir. Ama ayakta olursan da Allah başa çıkarır, mütevazı olursan. Tayyip Hoca’nın da o üslubu iyi “Ben sizin hizmetçinizim” diyor. Ta ilk başbakanlığı döneminde onu demişti çok lehine olmuştu sonra dünya lideri demeye kalktılar bereketi kaçtı işin. Bir acayip hal oldu şimdi onu düzeltiyorlar iyi oldu.

“Husumet, nefret, şiddet dili kaybedecek. Türkiye demokrasiyle büyümeye devam edecektir” diyor. İşte hep bizim kullandığımız üsluplar. Husumet, nefret ve şiddete karşı olduğumuzu sürekli söylüyoruz. Demokrasinin önemine dikkat çekiyoruz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’de IŞİD’in yetmiş araçlı bir PKK konvoyuna bombalı araç saldırısı yapıldığı iddia ediliyor. Yüz elliden fazla PKK militanın öldüğü söyleniyor.

ADNAN OKTAR: O doğru bir haber, öyle bir şey olmuş evet. Otuz kere söyledim bak dedim “başınıza bela gelecek oralarda gezinmeyin” dedim. “Gelin Türk devletine teslim olun” dedim. Bu ilk başlangıcı arkası da gelecek gibi görünüyor. Konuyu uzatmadan gelsinler Türkiye’ye teslim olsunlar, akıllarını başlarına alsınlar. Bak iyilikle önden söylüyorum.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Siz bu yöntemleri yapar demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, aynen tarif de ettim. Bir daha oku bu haberi.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’de yetmiş araçlık PKK konvoyuna IŞİD’ın bombalı araç saldırısı yapıldığı haberleri var. Yüz elliden fazla PKK militanın öldüğü söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.  

“Heybetine, görkemine hayran olduğum, aslanlar aslanı, canımdan daha fazla canım, değerlim seni çok seviyorum. Senin görkemli boyunu posunu yaratan Allah’a kurban olayım” diyor Belgin demiş bunu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: NASA’nın açıkladığı 2015 TB145 astroit beklenildiği üzere dünyanın dört yüz seksen bin kilometre yakınından geçti. Görüntüsü vardı NASA’nın yayınladığı kuru kafa şeklinde bir astroid dünyaya çok yakın geçti.

ADNAN OKTAR: İşte bak Cenab-ı Allah tehdit ediyor yani. Ölümü hatırlatmak için Cenab-ı Allah gönderiyor. Kıyameti hatırlatmak için gönderiyor.

AYŞE KOÇ: Göktaşını henüz üç hafta önce fark ettiler. Normalde diğerlerini uzun bir süredir takip ediyorlar, bunu son anda fark ettiler.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ve dünya ile ayın arasından geçti.

ADNAN OKTAR: Dünya ile ayın arasından.

AYŞE KOÇ: Bir de NASA genelde hep açıklama yapıyor, endişelenecek bir şey yok bütün göktaşlarını çok iyi izliyoruz diye. Bu sadece üç hafta önce fark edildi.

ENDER DABAN: Daha dün anlatmıştınız Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii, yani gök bulut şeklinde böyle taşlar dolu şu an, dünya atmosferi çaka çaka dolu. NASA da modern takılıyor.  Halbuki hop oturup, hop kalkıyorlar. Yağmur gibi kaya gökyüzünü kaplamış halen de gelmeye devam ediyor.

Başbakan, “7 Haziran’da verdiğiniz mesajı aldık çok iyi anladık, hiç merak etmeyin” diyormuş. İşte anladı da ama anlamıyor bir kısmı ya da anlamazdan geliyor. Israrla yine başkanlık diyor. Kardeşim kastedilen işte o, verilen mesaj bu. Mesela her kesimi kucaklayacağız kimseyi ayırt etmeyeceğiz. Bak ben daha demin dedim. Bana diyor ki niye AK Partili değilsin? Ben bütün partileri savunuyorum. Hepsi benim milletim, benim partim olmaz.

“Biz sadece sevgi tohumları ekeceğiz, sevgi çınarı büyüteceğiz, sevgi çınarı altında yetmiş sekiz milyonla dostluk kuracağız” diyor. Bak yoğun olarak sevgi ilk defa hükümetin böyle bir ağzı oluyor. Bak yoğun olarak sevgi her yerde konuşulsun denildikten sonra Allah böyle bir güzellik meydana getirdi. Şimdi bu yayılarak her yere etkisini gösterecektir. Basında da kendini gösterecektir bir süre sonra da yurtdışına da yayılır. İnşaAllah.

Ömer Lazım Değil, “Dini eğitim aileden mi geliyor sizde acaba veya herhangi bir hocadan eğitim aldınız mı?” Hocadan eğitim almadım. Ailem de normal laik aile yani CHP’li benim ailem ama kendim okuyorum, bakıyorum. Allah’tan korkuyorum, küçüklüğümden beri korkarım Allah’tan. Allah’ı severim, inanırım ama Müslümanlar’ın bu konumda olması ta çocukluğumdan beri benim ağrıma gider hep onları kurtarmak istemişimdir, her zaman tabii Allah’ın beni vesile etmesiyle veyahut diğer müminleri vesile etmesiyle.

AYLİN KOCAMAN: İnsanların gaflet içinde olmasını da hep anlatıyorsunuz küçükken fark ettiğinizi.

ADNAN OKTAR: Tabii, düğünlerde ben hep şaşırırdım “Nasıl Allah’ı akıllarına getirmiyorlar, nasıl Allah korkusu akıllarına gelmiyor?” diye hep şaşırırdım. Millet halay çeker, eğlenirdi ben sürekli onu düşünürdüm.

Leman, “Adnan Bey asıl aşkın Allah aşkı olduğunu sizden öğrendik, maşaAllah. Aşkta derinleşmek nasıl olur?” Samimi olursan olur, Allah’a güvenirsen olur, Allah’ın yaratacağını bilirsen olur. Tabii emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker gerekir. İnsan bağımsız bir güç değil, eğitirsen mükemmelleşir.

Sevda Gültekin, Amasya, “Sevgili Hocam kadınların kıyafetlerinin zorla kapatıldığı ülkelerde cinsi sapkınlığın arttığını görüyoruz. Siz bunu defalarca söylemiştiniz. Peki bu insanlar bunu görmüyorlar mı? Neden bilerek baskı uygulamaya devam ediyor? Sizi seviyorum” diyor.

“Adnan Bey mümkünse tespihinizi bana göndermenizi rica ediyorum, tespih çok hoşuma gitti gözüm kaldı” diyor. Erdal Uygun telefon numarasını da vermiş.

"Eski Türkiye yerin yedi kat altına gömülmüştür" diyormuş. Çok doğru söylüyor ve güzel de söylüyor. Eski Türkiye'nin kalıntıları var; insan ibretle, hayretle, şaşkınlıkla izliyor. İşte bu malum ekip. Nasıl muhafaza ettiniz kendinizi? Nasıl değişmiyorsunuz? Bu nasıl bir kafadır? Aynı yazılar, aynı şey adamın suratı tipi de değişmemiş. Böyle plastik muz, plastik elma falan oluyor, çocukluğunda insan onu görüyor, sonra yine görüyorsun yine görüyorsun aynı adamlar.

Anayasada eksik olan ne var, insanların işine gelmeyen? Herhalde daha özgürlük isteyen bir anayasa istiyorlar anladığım kadarıyla. İyi olur. 

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz iki numara Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Etiket iki numara. Güzel. “SevgiKurtuluştur Mutluluktur” çok güzel. Tabii sevgidir her şeyi halleden.

Osman Acar, Fizik Öğretmeni; “MaşaAllah yayınlardaki sözleriniz efsane aslan Hocam. Siz maddenin hayal olduğunu söylemiştiniz, Matrix isimli film çevrildi sonradan. Sizin söylediklerinizin aynısını filmde gördük. Siz mannadan söz etmiştiniz, Limitsiz isimli filmde yine zekayı çok arttıran bir madde konu alındı. Film çok beğenildi” diyor. “Siz zamanın algı olduğunu, her şeyin aynı an içerisinde yaratıldığını söylemiştiniz. Yıldızlar Arası filminde tam sizin söylediklerinizi konu aldılar. Peki Hocam bu anlamda sizden yeni bilgiler duyabilir miyiz?” diyor.

Ümit Karasu. Ama Cebrail (a.s) geldiğinde vahiy getirdiğinde meydana geliyor ağırlık. Cebrail (a.s) gelmesi ayrı. Cebrail (a.s) vahiy bağlantısına geçtiğinde çünkü ses ve konuşma gerekiyor, orada Peygamberimiz (s.a.v.)’in aynı boyuta girmesi gerekir.

AKP ilk defa genel seçimlerde yirmi üç milyon dört yüz bin oy almış. Bu en büyük başarısıymış. Genel seçimlerde Akdeniz tüm sahilleri almış AKP. Güneyde de sahillerden almış. Ama buna biz vesile olduk. “Böyle aydın modern bir ruhla ortaya çıkın, müziğe önem verin, hanımların dekolte olmasına da önem verin, onlarla resim çektirin” dedik. Sanatçılarla falan resim çektirdiler. O çok olumlu oldu.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Kadın milletvekilleri artırın” dediniz, onu da yaptılar.

ADNAN OKTAR: Evet.

Bugün IŞİD yüz yetmiş PKK’lıyı öldürmüş. Söylemiştim. “Bak başınıza çok büyük belalar gelecek, gelin Türkiye’ye teslim olun. Cezaevi sizin için daha iyi” dedim.

Etiketimiz bir numara olmuş. Helal. İşte bu kadar; “SevgiKurtuluştur Mutluluktur.” Sevgiyi Türkiye’nin ve dünyanın gündemine oturtacağız. Bak, Başbakanımız bismillah, Allah razı olsun bu isteğimizi kırmadı, güzel bir girişle başladı.

“Adnan Hoca coşmuş, seçim sonucunu halaylarla kutluyor” diyor. Şahane.

Emre Kalkan; “Hocam yöresel olarak hangi yörelerin oyun tarzını biliyorsunuz?” Her yöreyi bilirim. Nasıl bilirim? Ruhla, aşkla. Onun için eğitim almaya gerek yok. Ankara havası için ben eğitim almadım, halay için de eğitim almadım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hükümete yakın bir site olarak bilinen akşam.com.tr’nin CHP kulislerinden edindiği bilgilere göre seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Sekreter Gürsel Tekin’i arayarak istifa etmesini istedi. Tekin’in cevabı ise beklediğinden sert oldu.  Tekin; “Benim değil sizin istifa etmeniz gerekli” dedikten sonra telefonu Kılıçdaroğlu’nun yüzüne kapattı.

ADNAN OKTAR: Birbirlerinin arasını bozmak istiyorlar. Gürsel Tekin bir kere çok efendi bir çocuk, CHP için bir ışık, bir güzellik. Çok kaliteli klas bir insan. Aynı şekilde Seyit Kılıçdaroğlu da öyle, çok efendi insan. Birbirlerine düşürmek için bunu yapıyor olabilirler. Çok dikkat etsinler. Böyle şeylere gerek yok. CHP’nin dindar kadrosunu daha da güçlendirsinler, daha kardeşlik bağlarını artırsınlar. İstifa hiçbir şekilde çözüm değildir. Mantığı da yok, yersiz. Böyle şeylere de hemen anında da cevap versinler.

HDP Muş’ta yüzde 70.8’den yüzde 57.1’e düşmüş. Bingöl’de yüzde kırk 40.52’den, 28.64. Ağrı’da yüzde 79.90’dan 66.1, bayağı gerilemiş.

Ama Mahmut Hoca cemaatinin şekerliği; yoğun gayret ediyorlarmış. Tabii çok güze ya Kahhar, Ya Kahhar diye zikir çekiyorlarmış. Oyların geriye gideceğini ve böylece baraj dışı kalacağını herhalde onun sonuncunda da AK Parti’nin daha iyi olacağını düşünüyorlar. Ama şu anki oyu iyi zaten. 

“Başkanlık sistemi gelirse tepkiniz ne olacak merak ediyorum?” Burcu Özcan. Benim değil bütün milletin tepkisi olur hiç kimse kabul etmez. Türkiye paramparça olur öyle bir şeyde. Tepki derken demokratik tepki olur tabii, millet oturup olay çıkaracak hali yok ama Tayyip Hoca’nın da böyle bir şeye bir daha gireceğini zannetmiyorum.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında anlattı. PKK’nın haraç politikası Kürt iş adamları ve esnafı canından bezdirdi. PKK’nın haraç makbuzlarını gösteren Hakkari’de esnaf isyan etti. Esnaf elindeki makbuzu göstererek üzerlerindeki baskının sonlandırılmasını istedi. PKK’yı desteklememesine rağmen haraç ödemek zorunda olduğunu ifade eden esnaf, makbuzun ödenmediği taktirde ölümle tehdit edildiklerini söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen esnaf, örgütün parasız iş adamlarının ise örgüte lojistik destek veya eleman teminine zorlandıklarını söyledi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın canlı yayında anlattığı PKK’nın haraç politikası Kürt iş adamları ve esnafı canından bezdirdi. PKK’nın haraç makbuzlarını gösteren Hakkarili esnaf isyan etti. Hakkarili esnaf elindeki makbuzu göstererek üzerlerindeki baskının sonlandırılmasını istedi. PKK’yı desteklememesine rağmen haraç ödemek zorunda olduğunu ifade eden esnaf, makbuzun ödenmediği taktirde ölümle tehdit edildiklerini söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen esnaf, örgütün parasız iş adamlarının ise örgüte lojistik destek veya eleman teminine zorlandıklarını söyledi.

 

ADNAN OKTAR: O zaman gereğini yapsınlar. Sivil polis yerleştirsinler halkın arasına, bunlar haraç için geldiklerinde hemen üstlerine çöküp yakalayıp götürsünler. Çok fazla sivil polise ihtiyaç var.

“MHP’nin düşüşünü neye bağlıyorsunuz?” Yağız yazmış Babaeski. MHP düşer kalkar, düşer kalkar yoluna devam eder. MHP’ye bir şey olmaz. 

Cihat Ordu, “Hocam sizce MHP neden bu kadar oy kaybetti. Görüşünüzü alabilir miyim?” diyor. İktidarda olmayınca tabii pek bir şey yapamıyor. Fakat MHP yapacağı şey daha çok Ülkücü gençlik yetiştirmek. Milli değerlerine bağlı, manevi değerlerine bağlı, aydın gençler yetiştirmek. O kadar. En güzel misyonu bu olur. Büyük Birlik Partisi’nin de. Saadet Partisi de imanlı bir gençlik yetiştirmesi.

AYLİN KOCAMAN: Siz o parti için de söylemiştiniz sevgi ve şefkati daha ön plana almasını MHP için de. 

ADNAN OKTAR: Bir daha.

AYLİN KOCAMAN: MHP için de söylemiştiniz diğer partiler gibi sevgi ve şefkati daha ön plana almalı.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Hürriyet’in üslup değişmiş. “Bu zafer milletindir” diyor.

Sokaktaki Adam, Ey Ahali ismi, “Ancak şu da var ki MHP’nin yansıttığı milliyetçilik ilkesi değişime uğramıştır.” Böyle bir dönemde Turancı bir düşünceyi savunmak, Türk İslam Birliği’ni savunmak ateşten gömlek. Çok dikkatli hareket etmeleri gerekiyor. Avrupa’da ki birçok hükümete bağlı insanların birçoğu cinsi sapık, komünist falan.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor tekrar görüşmek üzere hoşçakalın.

Masaüstü Görünümü