Harun Yahya

Sohbetler (2 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Dünya tatlısı Umut Akyürek maşaAllah, Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin. Allah nuruyla sarsın. Annesi kardeşi falan hepsi muhterem insanlar. Eşi de çok dindar bir genç maşaAllah muttaki, namazında niyazında maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Nokta Dergisi son sayısında kapakta, “2 Kasım Pazartesi Türkiye iç savaşının başlangıç tarihi” başlığını yazdığı için toplatıldı. Genel Yayın Yönetmeni ve Yazı İşleri Müdürü gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Ne anlama geliyor o yani? İç savaş; bunlar böyle cahil cühelada çok olumsuz etki edecek laflar. İnsanların içini açacak güzel sözler etmeleri lazım. Yalnız başbakan akılcı güzel konuşuyor, maşaAllah. Sola güvence vermek lazım, sol çok karamsar. Yani kazanamayan kesim yarı yarıya olduğu için, en az yüzde ellinin biraz üzerinde, onların karamsarlığını hükümet daha güçlü gidersin. Başbakan uyanık maşaAllah o sürekli bu konuya vurgu yapıyor. Bazı bakanlar falan da o tarz bir üsluba giriyorlar ama Cumhurbaşkanı da onu güzel vurgulayabilir adı üstünde Cumhurbaşkanı, cumhurun başkanı. Yani “hiç kimse mağdur olmayacak.” Çünkü AK Partili olmayanların ezileceğine inanıyorlar. AK Parti’ye oy vermeyen yani darmadağın edecek falan. Onu Başbakan çok munis şeker bir üslupla uzun uzun anlattı vurguladı, sevgiye de gönderme yaptı, maşaAllah Allah razı olsun sevgiyi gündemde tuttu.

Yine etiket yapalım. “Sevgisiz yaşanmaz” diyelim etiket yapalım. Dün birinci olmuştu etiketimiz. Zaten mutlaka o kulvara giriyor her gün, maşaAllah. “Sevgisiz yaşanmaz” doğru.

Şimdi bu ehemmiyetli, benim gözlemlediğim kazanamayan kesim çok karamsar. Bayağı bir korku sarmış çok tedirginler. AK Partili olmayan herkesi kırıp-geçirecekler falan gibi bir şey var. Halbuki ne Başbakan’ın üslubunda öyle bir şey var ne Cumhurbaşkanı’nın üslubunda öyle bir şey var. Bunu uzun bir telkin olarak biraz daha devam ettirmelerinde fayda var. Yani “biz vatandaşımıza sahip çıkarız, herkes eşit şartlardadır, böyle bir şey yoktur.” Her şeyin makul olduğu sevecen bir çizgide olduğu vurgulansın. Ne şikayetleri, onun üstünde durmak lazım, ne istiyor? Mesela ifade hürriyetiyse istediği gibi konuşsun. Bu Nokta Dergisi, ama kardeşim ayaklanma falan bunlar sakat laflar. Bu bilinci zayıf olan bir insanda olumsuz etki yapar, adama takıntı haline gelir o. Öyle telkin olmaz, değil mi? Adam ümitsizliğe kapılıyor bazen, mesela şizofren bir ruha giriyor Allah esirgesin sakat olur. Birçok terör örgütü var bilmem ne falan, Türkiye’ye iş çıkarttılar daha önce biliyorsunuz. Yine iş çıkarabilirler. Sonra da kendileri tabii zor durumda kalıyor ama bu devlete millete pahalıya mal oluyor. Ekonomi altüst oluyor, insanların canı yanıyor, ölenler oluyor, şehit olanlar oluyor.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in bir açıklaması vardı okuyabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ömer Çelik şöyle söylüyor; kimsenin hayat tarzına karışılmayacağı güvencesi verdi. “Kaybeden partiler olmasına rağmen kaybeden tek bir vatandaşımız yoktur” ifadesini kullandı. Çelik, “Ötekileştirme üzerinde siyaset yapmak en karşı olduğumuz meseledir. Bütün farklı kesimlerin hiçbiri kiracı değildir. Bütün toplum kesimleri ev sahibidir, birinci sınıf vatandaştır. Hangi partiye oy vermiş olurlarsa olsunlar onların rızasını almak gözeteceğimiz ana unsur olacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kimsenin hayat tarzına karışılmayacağı güvencesi verdi.

ADNAN OKTAR: Bak şimdi bu çok önemli, bunu Cumhurbaşkanı da söylesin, çok hayati bir açıklama. Solun en korktuğu şey o. Adamlar işte “Biz Türkiye’yi terk edeceğiz” bilmem ne. Onların huzuru AK Parti’yi daha da bütünleştirir. Oyu yüzde yetmişlere-seksenlere çıkar. O kesime özellikle ağırlık versin, sağı tamam mutlu ettiler de şimdi de solu mutlu edecek bir politika izlesinler. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Kaybeden partiler olmasına rağmen kaybeden tek bir vatandaşımız yoktur” ifadesini kullandı. Çelik, “Ötekileştirme üzerinde siyaset yapmak en karşı olduğumuz meseledir. Bütün farklı kesimlerin hiçbiri kiracı değildir. Bütün toplum kesimleri ev sahibidir, birinci sınıf vatandaştır. Hangi partiye oy vermiş olurlarsa olsunlar onların rızasını almak gözeteceğimiz ana unsur olacaktır.”

ADNAN OKTAR: Bu çok önemli ama hem Ömer Çelik’in üstünde Ömer Çelik tamam da fakat yetkisi o kadar fazla olan bir insan değil. Hükümet sözcüsü mü o? Parti sözcüsü. O zaman tabii onlar adına konuşuyor ama özellikle Tayyip Hocam konuşursa çok iyi olur. En hayati olan Tayyip Hoca’nın konuşması. Ama bazı solcular da halkı aşağılayan bir üslup kullanıyorlar kendi kafalarınca. Halk daha da korkuyor onu görünce daha da sağa sığınıyorlar. Solcu olacaksa bile oradaki çok özür dilerim ama ahlaksız üsluptan diyorlar “Bunlar maazAllah bir başa geçseler ne yaparlar?” diyorlar. “O zaman AK Parti’yi destekleyelim bari” diyorlar. Böyle oluyor, sol iyilik yapmıyor dehşet veren bir üslup kullanıyorlar, çok çirkin hakaretler, çirkin küfürler, halka saldıran üsluplar, sol derken bir kısmı tabii, bu çok çirkin. Hani arada sırada görünen tipler var ya onlar sağa akıl almaz yardım ediyor haberi var mı onların? AK Parti’nin oylarını artıran asıl onlar. En sıkı AK Partili bile onlar kadar oy artıramaz. PKK, AK Parti’nin en iyi oy artıran elemanı diyebilirim, en şiddetli oy. Yoksa AK Parti’nin normal oyu çok az olur o kadar olmaz. Hadi 270-280 milletvekili olabilir en fazla. Yahut öyle demeyelim de oran olarak yüzde otuz beşler falan olabilir oy oranı. PKK acayip tırmandırıyor. Onlar pislik yaptıkça millet sağda bütünleşmeye gidiyor yani böyle bir durum var. Ama hepsinin üstünde meydana gelen netice Mehdiyet’in bereketiyledir. Seyyidina İsa Mesih (a.s)’ın bereketiyledir. Allah onların yüzü suyu hürmetine bu neticeyi meydana getiriyor.

Mesela Sayın Deniz Baykal’ı meclis başkanı yapsalar çok güzel olur.

“Sevgi öğretmenim, sen hep sevgiyi anlat çünkü bizim ruhumuz sevgiyle besleniyor aydınlanıyor hayat buluyor” diyor Cavidan.

“Üstadım, Hz. Mehdi (a.s)’ın uzun yaşayacağı geçiyor hadislerde. Siz de altın çağın çok kısa süreceğini söylemiştiniz. Yani Hz. Mehdi (a.s) sağ iken bozulma mı olacak? Öyleyse Hz. Mehdi (a.s) buna nasıl izin verecek?” Serkan. Dünya hakimiyeti kısa sürüyor. Bütün dünyaya İslam hakim oluyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’la olduğu dönem. Hz. İsa Mesih (a.s) ona bağlanıyor biat ediyor Hz. Mehdi (a.s)’a. Birlikte “Yedi veyahut dokuz senedir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Amaç zaten dünyada mutluluk içinde yaşasınlar, uzun uzun yaşasınlar amacı yok. Sadece İslam’ı anlı şanlı bitiriyor, Hristiyanlığı da anlı şanlı bitiriyor Allah, Museviliği de anlı şanlı bitiriyor yani böyle bir çöküntüyle perişanlıkla bitmiyor. Hristiyanlık gerçek Müslümanlık olarak yani Muhammedi Hristiyanlık olarak. Musevilik Muhammedi Musevilik, Müslümanlık da Muhammedilik şeklinde neticeleniyor, altın çağını öyle bitiriyor Hz. İsa Mesih (a.s)’la. Ondan sonra zaten dünya bitti. Can çekişiyor dünya bakın nereden baksanız can çekişiyor. Sırf şu gökyüzüne yığılan kayalar bile onların yağmaması mucize. Milyarlarca ton kaya bekliyor milyarlarca ton, beş yüz binin üzerinde ve çok iri göktaşları. Artık bulut gibi olmuş dünyanın çevresini sarmış vaziyetteler. An meselesi emir bekliyorlar yağmak için.

Abdülaziz Bayındır, Eyüp Sultan ziyaretini Erdoğan’ın eleştirmiş. Orada bir ruh veriliyor, Eyüp Sultan’a gidip “Ey Eyüp Sultan bizi kurtar” demiyor. O, geçmişe ecdada bir saygıyı sevgiyi vurguluyor. Mesela şeyh efendileri ziyaret etti Tayyip Hoca, çok akıllıca hareket etti. Israrla dedim “Git şeyh efendileri ziyaret et” dedim. Başbakan’a da söyledim hakikaten gitti ziyaret etti tek tek. Ben bunu CHP’ye de söyledim, bak “siz bunu yapsanız konu biter” dedim. Bak işin formülü çok açık şu kadar; bir, Bediüzzaman Said Nursi’ye sahip çıkacaklar, talebelerine sahip çıkacaklar, Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’ne sahip çıkacaklar, Menzil cemaatine sahip çıkacaklar. En az on-on beş milyon oy demektir Menzil cemaati. Gitti Başbakan yan yana bir oturdular Menzil cemaatinin şeyhiyle, bir kare fotoğraf. On beş milyon kişilik bir topluluk komple AK Partili demektir. Çok uyanık bir hareket bu. Dedim ki CHP’ye, “Siz yapın. Siz yapın siz kazanın” dedim. Yapmadılar. Olayın sırrı bu. Akıllılık yapıyor, imani bir uyanıklık bu. Mesela Tayyip Hoca da Eyüp Sultan’a gidiyor, orada gidiyor Kuran okuyor yayınlanıyor. Milletin yüreğinde aradığı bu. Sen ne dersen de, ister işte yapmacık yapıyor de, ister siyaset için yapıyor de, sen yap ben yine kabul edeceğim, yapmacık da yapsan kabul edeceğim. Onda yine bir ibadet var, her halükarda bir güzellik var. Mesela bir ateist bile ezan okusa ezan ezandır. Hiç okunmamasındansa ateist de okusa ezan ezandır.  

Ahmet Elebaşı, “Adnan Hocam, Arap ülkelerinde en yüksek oyu CHP almış. Yorumlar mısınız?” Nasıl oluyor o?

AYLİN KOCAMAN: Körfez ülkelerinde CHP almış.

ADNAN OKTAR: Nasıl oluyor o?

AYLİN KOCAMAN: Oradaki Türkler verdiler CHP almış hep. Katar Bahreyn.

ADNAN OKTAR: Ethem Aydoğan, “Bu seçimlerin tek kaybedeni var o da AK Parti’dir. Onca vaadler ve ağır liderlik hırsı AK Parti’yi çöküşe götürecek.” Ben açıkça söyleyeyim; Mehdiyet’in olduğu bir ülkede daima sağ kazanır. Sağ hiçbir şey yapmasa gitse köşede otursa yine sağ kazanır. Olay doğrudan Mehdiyet’le bağlantılı. Mehdiyet’e hizmet eden her şey başarılı olur. İttihad-ı İslam’a hizmet eden her şey başarılı olur.

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız “Bu Allah’ın zaferidir” dedi Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Başbakan şeker canım, zaten Başbakan’la ilgili bir şey yok.

“Kuran ne derse zıddını yapıyorsun. Neden acaba ortada o hanımlar dekolteli? Allah açılmayı mı kapanmayı mı söylüyor?” Sen bana Allah’ın emri gibi kendi talimatını anlatıyorsun. Niye Allah’ın ayetini kullanmıyorsun? Ayeti yaz, ayetle konuş “Allah böyle diyor” de konu bitecek. Benim Allah’ın ayetlerine karşı boynum kıldan ince. Ayetle konuş hemen hallolsun. Ama ayetle konuşmuyorsun kendi kafandan konuşuyorsun. Kendi kafandan konuşursan sen ilah olmadığın için, Allah olmadığın için sana hiç kimse itibar etmez. Biz Allah’a itibar ederiz, Allah’a bağlanırız. Allah böyle dedi” de bitsin. Diyebiliyor musun? Diyemiyorsun. Ayetle göster yapalım. Nerede öyle bir ayet var? Ayetin olmadığını bildiğin için böyle konuşuyorsun.

“Hocam, hesabınızda saat 9’da program başlayacak yazıyor, saat 9’dan beri bekliyoruz” diyor. Ama güzel programlar var televizyonda yok mu? Ahir zaman anlatılıyor Mehdiyet anlatılıyor çok güzel.

Sürekli keskinliğe gerek yok. Mesela aslan da öyle yavrularına karşı çok şefkatli sakin oluyor ama ona saldırıldı mı çok şiddetli karşılık veriyor. Hukuk kanun çerçevesinde o zaman daha keskin bir dil kullanabilir ama şu an o yüzde ellinin gönlünü fethetmek çok önemli. Bak tekrar söylüyorum sağı bıraksın sağ tamam bizim sağla bir işimiz yok, o kesimi kazansın.

Yıldırım Aydın, “Adnan Oktar, aşksız yaşanır ama sevgisiz yaşanmaz.” Aşk sevgi aynı şeylerdir. O nedir? Aşk bir marazdır işte insanı perişan eder falan. Ne alakası var? Kaliteli sevgiye derin sevgiye aşk denir. Usulen bir sevgi vardır bir de kaliteli ve derin bir sevgi vardır ona aşk denir. “İllaki birini seviyorsun Tülay Kumaşçı gibi.” Tamam seviyorum, o da beni çok seviyor, ben de onu çok seviyorum.

“Hocam, Atatürk’ü seviyor musunuz?” Kayhan Arıcan. Tabii ki seviyorum. Ortadoğu’nun medarı iftiharıdır Türkiye niye bil bakalım? Atatürk vesilesiyledir bu.

Türk Bozkurt 1903 Musti, “AKP çözüm süreci denen bölünme sürecine devam edecek gibi. Türklüğü ağzına almıyorlar Türkiyeli diyorlar.” Niye canım? Tayyip Hoca hükümet falan bayağı sıkı girdi olaya. Geri adım atarlarsa biz de demokratik yoldan uyarırız. Ama geri adım atacakları gibi bir üslup yok. “Çözüm süreci diye bir şey yok bundan sonra” diyorlar. Üç yıldan beri ağzımızda kuşlar uçuştu diyelim yahut tüy bitti mi diyelim? Ama nihayet ikna oldular. Demek ki ısrarlı anlatım iyi oluyormuş.

“Birileri çıkmış şimdi başkanlık olacak diyor, buna ne diyorsunuz?” Gülnaz Badem. Yok, öyle bir şey olmaz. O zaman halk bütün emanet oylarını geri alırlar. Hükümet biz vazgeçtik mesajı verdi o yüzden oylar döndü AK Parti’ye. Ben dedim “Başkanlık sitemini savunursan parti çöker” dedim. Göz göre göre AK Parti kaybetti o zaman. “Vazgeçersen AK Parti yeniden kazanır” dedim. Vazgeçti yeniden kazandı. Ama öbür türlü halkı bu bir nevi aldatmak gibi olur. O zaman ikinci bir hak vermez halk. Oyunu geri alır bir daha da vermez, inanmaz ondan sonra. Onun için böyle bir şey olacağına inanmıyorum.

Erdal Seri, “Politikaları yönlendirmedeki etkin nedir?” diyor. Halka göre hükümetler şekil alır, vatandaşa göre şekil alır. Vatandaşın taleplerine göre, düşüncelerine göre şekil alır. Kendi kafasına göre hareket etmez hükümetler.

“Feto ve cemaati ne yapacak şimdi? Bence kaçsınlar.” Derman Köse. Doğru bir şey değil böyle bu üslup. Bu sevgisiz bir üslup. Kendi vatanları niye kaçsınlar? Bir yanlışlık varsa o yanlış düzeltilir, hata varsa düzeltilir. O kaçsın, bu kaçsın, şu kaçsın. “Ermeniler kaçsın” dediler kaçtılar. “Yahudiler kaçsın” dediler onlar da kaçtılar. “Rumlar kaçsın” dediler onlar da kaçtılar. “Komünistler kaçsın” dediler onlar da kaçıyorlar. Ondan sonra say da say şu kaçsın bu kaçsın sonra en sonunda AK Partili olmayanlar kaçsın o mantığa gelir çok çirkin. Ne alaka? Burası kanun hukuk devleti. Adam varsa bir suçu zaten ona göre yargılanır. Bir suçu yoksa niye kaçıyor?

Yılmaz Odabaşı kim bu, tanınan birisi mi?

AYLİN KOCAMAN: Evet, şair galiba.

ADNAN OKTAR: Şair. Türkiye’yi terk edeceğini söylüyormuş. İşte bunların hepsini yatıştırmak lazım.

Battal 22, “Adnan Bey, Hz. Mehdi (a.s) sevgiyi insanlara nasıl öğretecek?” Sevginin öğrenilmesi çok kolay. Sevgiyi insan hemen kabul eder. Onu, bir öncü güç ortaya çıkıp ikna etmediği için bu konu bu kadar sürüncemede kalıyor. Yoksa sevgi dünyanın en lezzetli nimetidir. İnsan ruhu zaten sevgiye göre yaratılmıştır, fıtratı. Hücreler bile anlar, her şey anlar.

“Hocam, Hz. Ömer (r.a) ve Hz Ebu Bekir (r.a)’ın Hz Ali (k.v)’ye haksızlık yaptıklarını düşünüyoruz. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nedir?” Onlar kardeş, böyle sizin dediğinizi duysalar size kim bilir ne derlerdi? Onlar birbirlerini canı gibi seven insanlar ve hiçbir sorun da yok. Ama naz ehli tabii ki birbirilerini eleştirirler kardeş onlar. Mesela Hz. Ömer (r.a)’a diyorlar “Hz. Al (k.v)’ye ver hilafeti” diyorlar “vermem hilafeti” diyor. “Niye?” diyorlar “çok şakacı” diyor “sürekli milleti güldürüyor” diyor “öyle halife olmaz” diyor. Nedir o? Bu bir velayet cilvesidir, şakalaşıyorlar bunda bir şey yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eyüp Sultan ziyaretinden sonra şunları söyledi: “Bir olalım, diri olalım, hep birlikte Türkiye olalım. Üzerimizde oynanan oyunlara cevap vermemiz lazım. Milli irade Tayyip Erdoğan’ı yüzde elli iki oyla seçtiği halde seçildiği günden bugüne halen saygı duyamadılar. Şu anda da yaklaşık yüzde elli ile Türkiye’de bir parti iktidar oldu, buna da tüm dünyanın saygı duyması gerekir. Tüm dünyada ben bu olgunluğu görmedim. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dedim. Bu dört madde çok önemli.”

ADNAN OKTAR: Şimdi bizi zaten en çok rahatlatan üslubu o oldu sürekli onun üstünde duruyoruz. Çünkü bizim derdimiz günümüz bölünme riski. Bir de süreç müreç falan dediler şimdi baktık süreç bölünmeye doğru götürüyor. Başkanlık sistemi dediler o da bölünmeye götürüyor. Ama bunları söyleyince tabii bu rahatlatıcı. Başkanlık sistemine bir daha hiç yanaşmasın Tayyip Hoca. Onu söyleyenleri de uyarsın bu konu kapansın. İkincisi de, bütün dünyanın hoşuna gidecek bir üslup esastır. Bunun için yapılacak şey sanata önem vermek, sanatçılara önem vermek, hanımlara önem vermek, hanımları ön plana çıkartmak. Hanımların ön plana çıktığı bir ülke medeni bir ülkedir, medeniyet vardır. Hanımlar geri plandaysa orada medeniyet ya ezilmiştir ya hiç yoktur. Dekolte hanımlara da, kapalı hanımlara da, açık hanımlara da herkese aynı mesafede olduğunu hükümet göstermesi lazım. Sevecen bir üslupla ve bunu fiilen göstermesi lazım. Ve özgürlük, demokrasi, barış yönünde çok atılımcı ve çok kararlı olduklarını açık çek vererek ifade etmeleri lazım. Bu diğer yüzdeye sahip çıkmak çok hayati bir konu. Hükümetin yapamayacağı bir şey yok. Yüzde ellinin gönlünü kazanıyorsan diğer yüzde ellinin de gönlünü kazanırsın. Değil mi? Nihayet onlar da bizim insanımız. Bu imkansız zor olan bir şey değil.

Delikanlının Hası, “IŞİD, İsrail’e saldırmaz. İsrail rahat olsun demiştiniz. Hakikaten İsrail Savunma Bakanı yeni açıklama yaptı; ‘IŞİD bizim için tehlike değil asıl tehlike İran’ diye. Ayrıca İsrail’in İran’ı vurmasını biz engellemiştik dediniz. Helal olsun diyorum. Allah etkili ve muzaffer kılsın samimi çabanızı.” Söylediler tabii, buraya geldiler hahamlar, baş haham zaten gelen ve Sanhedrin Mahkemesi Başkanı. “Bütün nükleer tesislerini, kilit noktalarını hepsini vuracağız” dedi “ne diyorsunuz?” dedi. Ben “aman sakın” dedim “aman sakın” dedim. Uzun uzun konuştuk burada. İsrail’e gittiler vazgeçtiler. Net vuracaklardı. İsrail öyle şeyden çekinmez yani sonucunu da düşünmez. Hallaç pamuğu gibi atacaklardı. Filistin’e de karadan gireceklerdi onu da caydırttım. “Aman karadan girmeyin” dedim. Mesela camide içkili falan bir toplantı yapacaklardı, belediye başkanını buradan aradık adam hemen vazgeçti. Vazgeçtiğini bana doğrudan yazarak bildirdi, ben de teşekkür yazısı gönderdim.

AYLİN KOCAMAN: Bakanlarından bir tanesi Araplar’la ilgili uygun olmayan bir ifade kullanmıştı, “Doğru değildir ama sordurun” dediniz. Hakikaten doğru çıkmadı, adam açıklama yaptı sizin isteğiniz üzerine özür diledi öyle bir yanlış anlamadan dolayı.

ADNAN OKTAR: Tabii.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir de Hz. Musa (a.s) ile ilgili bakan yine uygun olmayan açıklama yapmıştı. Siz onu düzeltmesini rica ettiniz onu da hemen düzeltti.

ADNAN OKTAR: Tabii ne söylesek yapıyorlar. Öyle anlayışsız kaba insanlar değil. Bir şey oldu mu mesela bana çok detaylı bilgi gönderiyorlar, söylüyorlar bir olay oldu mu. Mesela o şöyle oldu böyle oldu. Yahut yanlış yapıyorlarsa onda da pişmanlıklarını da belirtiyorlar. Kabili hitap insanlar. Vahşilermiş, kontrol edilemezlermiş gibi göstermek doğru değil.

OKTAR BABUNA: Marmara olayında da fidyeyi ve özür dilemeyi siz söylemiştiniz. Onun üzerine o da oldu, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hiçbir şekilde kabul etmiyorlardı, ben Tevrat’tan gösterdim özür dilemenin hükmünü ve makullüğünü Tevrat’tan gösterdim burada baş hahama, Sanhedrin Mahkemesi Başkanı’na. Ve bir fiyat da söyledim, “Şu ailelere şu kadar da para verirsiniz” bunu da yine Tevrat’tan gösterdim, aynısını onlar teklif ettiler. İki gün sonra hükümete teklif ettiler.

OKTAR BABUNA: Bir zor durumda kalındığında sizden de yardım istiyorlar. Bir asker kaçırılmıştı Gilad Şalit diye, babası özellikle sizden yardım istedi arayabilmeniz için, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. O zaman iade edilmesi için ricacı olmuştu babası. Ben de “Elimden geldiği kadar konuşurum anlatırım” demiştim.

Deve lakaplı kişi, “Gözümüzün önünde masonlarla Esad’a mektup gönderdin İstanbul’a davet ettin. Sonra hadiste Beşir’ın Mehdi’ye geleceğini ve ‘üstadım buraya gönderildim’ diyeceğini ve Mehdi’nin yüzünü mesh ederek eski haline döneceği ile ilgili hadisi okudun. Gözüm üstünde, Esad bir İstanbul’a gelsin inan elini ayağını öperim kapıda yatarım” diyor.

Derya Hanım, “yani doğrusu size ve kızlara da karşıydım. Kızları gece program yaparken izledim. Kuran’la samimi anlatıyorlar sabahın üçünde. İsteseler gezip-tozarlar. Siz zaten gece-gündüz anlatıyorsunuz. Ben de böyle bir hayat istiyorum. Bilinçaltında diye düşünüyorum keşke sizin yanınızda olsam diye.”

Anti Stalin, “Ben bir ülkücüyüm ama komünizmin hakkından siz geliyorsunuz.”

AK Parti’de kadın milletvekili yüzdesi en düşük. Olmaz. En yüksek AK Parti’de olması lazım, bu AK Parti’ye bereket getirir.

Richard Ramirez, “Hocam, işin gücün kadın” diyor. Kadınlar kutsal varlıklar, değerli varlıklardır tabii ki önem vereceğim.

Zehra Acartürk, “Üstadım, biliyorsun ama yine de söylüyorum; Tayyip Hocamız durup dururken bağırmıyor. Ayrıca bağırması da gerekiyor yoksa ülkenin vay haline. İçeride ve dışarıdaki yapılar Türkiye’nin büyümesini istemiyorlar her yönden saldırıyorlar. Adam ne yapsın değil mi? Hocamız yatıştırsın diyor da dertleri başka bunların. İstedikleri eski Türkiye. Hocamız bunları biliyordur zaten. ABD, Avrupa ve Yahudi derin devletine hizmet edenler var, bunların dertleri Sevr Anlaşması’nı Türkiye’ye uygulatmak.” Velev ki öyle bile olsa sevgiyle yaklaşılırsa, ılımlı yaklaşılırsa adamlar yatışır. Yüzde 5elli kitle bu kadar anormal olmaz. Onlar bizim vatandaşlarımız kardeşlerimiz. Yüzde elli ne demek? Yarısı, iki kişiden birisi, mutlaka kazanmak lazım, mutlaka onların huzurlu olması lazım. Onlar eğer gergin yaşarsa bizim için mutluluğun bir anlamı kalmaz. Çok hayati. Onlar da mutlu olacak biz de mutlu olacağız.

“Oy vermeyen yüzde elliye sahip çıkan üslup Tayyip Hocam’a çok yakışır. Onlara şefkatle yaklaşarak onları da manen iktidar yapmak güzel olur” sözüme karşılık Elif ve Elif Kuzutürk: “Yirmi kere daha söyle belki tutar” diyor. Tabii, tekrarlar önemlidir.

Bir hanım kız, bayan arkadaşlara puanlar vermiş kendi arasında. Benim de bunları okuyup aralarında bir rekabet meydana geleceğini düşünüyor.

Peygamberimiz (s.a.v.) ahir zamanda Amerik diye bir ülkenin oluşacağını söylüyor. “Elli şehir birbirine bağlanacak” diyor yani elli eyalet. “Mehdi bulutların üzerinden Amerik diyarına inecektir” diyor. “Mehdi’nin karanlıklar içinde nuru vardır. Ay ve yıldızlar gibi” diyor. Şimdi bu da çok manidar, ay ve yıldız Türk bayrağının sembolü.

Şekerin kendisi kilo aldırıcı değil etkisi kilo aldırıcı oluyor öyle mi? Ama asıl kilo alma ondan kaynaklanmıyor o katalizör görevi mi yapıyor?

OKTAR BABUNA: Yağa dönüşüyor, yağ depolanıyor.

ADNAN OKTAR: Evet. O zaman kilo almak için şeker. Şekerin de tadı hoş bir şey. Tuzun tadı da güzel şekerin tadı da güzel. Ama baklava çok rahatlatıcı bir şey. Çıtır çıtır böyle iki baklava yiyince insan kendine geliyor. Yani o anda oluşuyor adrenalin etkisi oluşturuyor. Çikolata da evet derhal etkisini gösteriyor.

Danimarka’daki hayvanat bahçesinde hayvan katliamı yapılıyormuş öyle mi, doğru mu?

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Niye yapıyorlar onu?

AYLİN KOCAMAN: Hem sayıyı azaltmak hem küçük çocuklara anatomi bilgisi veriyoruz diyorlar. Öyle bir mantıkları var. Ölümü onlara anlatıyoruz falan demişlerdi.

ADNAN OKTAR: Hoppala. Onu bir inceleyelim orada bir anormallik olabilir.

CEYLAN ÖZBUDAK: Asıl sayıyı azaltmak için. Bakamayacakları yeni hayvanlar doğduğunda bir kısmını öyle yapmışlar.

AYLİN KOCAMAN: Diğer ülkeler talep etmişlerdi o hayvanları öldürülmeden önce yine de göndermediler.

ADNAN OKTAR: Orada bir gariplik var. Onu bir gözden geçirelim.

The İnsan 77; “CIA mi daha üstün yoksa masonluk mu daha güçlü?” Şöyle düşün, CIA mensuplarının hemen hemen büyük bölümü asıl idareci kesim hepsi masondur. Ama tabanda değil, tabanında azdır mason, çok çok nadir olur. Ama yönetici kesim mutlaka masondur. Mesela oranın Amerikan Yargıtay’ı hep silme masondur, yüzde yetmiş-seksen, yüzde altmış-yetmiş, bütün kilit noktalar hep masonların elindedir Amerikan Yargıtay’ında.

Ben bazen soru sorduğumda sizlerin bu konuda bilginiz olup olmadığını anlamak kastıyla soruyorum. Yoksa tabii ki konu meşhur bir konu oluyor, bilinen bir konu oluyor. Size anlattırmak istiyorum. Amaç o oluyor. Ama illa her şeyin sırrını verecek durumumuz yok. “Daha önce” diyor “siz anlatmıştınız Hocam” diyor da buradaki yazı. Anlattım tamam da bir de karşımdakinden sağlamasını duymak isterim.

Oğuz; “Diyorsunuz ki Ermenileri sevmeliyiz. Ama bunlar ( Yani Ermeniler)Türkleri sevmiyorlarken biz niye onları sevelim? Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.” Sen bir sev, güzel yaklaş, pazarlığa girme ama. Onun sana dost olduğunu göreceksin. Ermeniler güzel insanlardır. Ama böyle bir kafayla yaklaşırsan tabii ki o senden uzaklaşır. Ülkemizde bile durmuyorlar. Güzel bir şey değil, gelsinler. Osmanlı döneminde nasıl candan dost olarak yaşadık? Bütün mahallelerde Ermeniler vardı, herkesin Ermeni komşuları vardı. Herkes birbirini seviyordu. Pazar günleri kiliseye gidiyorlar, dönüşte pazara uğruyorlar, bayağı şeker, temiz insanlar. Ama bu bakış açısıyla bakarsan sevgi olmaz tabii, Allah esirgesin. Hatta kötülük yapsa bile diyor ayette Cenab-ı Allah “Siz onlara güzel davranın dost olduğunu göreceksiniz” diyor. O sana bir kötülük de yapmıyor.

AYLİN KOCAMAN: Museviler’in yüzde sekseni gitti Türkiye’den.

 ADNAN OKTAR: Çok korkunç bir şey, bak Musevi Türkiye’de kalmadı aşağı yukarı. Yüzde seksen oranında Museviler yok. Çok ürkütücü bir şey bu. Ermeniler hep gittiler, Rumlar hep gittiler onlar Türkiye’nin süsü. Yazık günah. Ehli Kitabın Müslümanlar’ın içinden gitmesi ürkütücü bir olay. Bunu bir zafer olarak görmemek lazım.

Faik Altuğ; “Ben sizi her konuda kararlı biri olarak görüyorum. Peki bugüne dek yapmak isteyip de yapamadığınızı düşündüğünüz bir şey var mı?”  İşte İttihad-ı İslam. Ama o da yakın Allah’ın izniyle.

Ahmet Berke; “Dünya barışının önündeki engel sizce nedir? İnsanlar neden savaşıyorlar?” Tek sebebi var; sevgisizlik. Sevgiyi ısrarla gündemde tutarsak konu biter.

Esma Ece; “Kuran kıyametin hemen öncesinde yeryüzünden refedilecek” diyor.“Peki ama şu anda Kuran dijital ortamda, cep telefonlarında ve bilgisayarlarda mevcut. Dijital ortamda milyonlarca kopyası olan Kuran nasıl yok olabilir ki?”Bir yerde bir darbe oluyor, herkes darbenin hoşlanmadığı ne varsa anında yok ediyor.  Orada da anti İslami bir darbe olacağına göre insanlar İslam’a ait hiçbir şey bırakmayacaklar. Kendi elleriyle yok edecekler.

“Mars’ta insanoğlu bir koloni kurup dünyadaki kıyametten kurtulabilir mi?” Şimdi kıyamet koptuğunda Mars’ın ve diğer gezegenlerin, bütün uzayın da değiştiğini göreceksiniz. Bizim gözümüzle görünen sistemin bambaşka bir şekil aldığını göreceksiniz. Öyle azot dioksitli, kükürt dioksitli evrenler kalmayacak. Bizim uyandığımız evrende yeni bir boyut, yeni fizik kanunları, yeni kimya kanunları olacak, yeni biyoloji kanunları olacak.

Hale; “Hocam aşık olduğumu nasıl anlarım?” Kalbinde, vicdanında anlarsın. Allah sana onu açık açık hissettirir.

Cemile; “Mutlu olmak için illaki zengin mi olmak lazım?” Tabii ki samimiyet ve imandır asıl insanı mutlu eden. Ama zenginlikte tabii dağıtırsın, insanları mutlu edersin o sevinci görmek güzel bir şey.

“İlk kız arkadaşınız olduğunda kaç yaşındaydınız?” Kaya Can. Nasıl bir kız arkadaş? Neyi kastediyorsun?

Sarp; “Parayı en çok neye harcarsınız?” İslam’a, Kuran’a.

Mimoza; “Ömrünüzün son bir saati kaldığını öğrenseniz ne yapardınız?” İbadet, taatle vakit geçirilir. Son bir saat ne demek? Tövbe istiğfar edersin, ibadet edersin, Allah’a dua edersin, İslam’ı yaymaya çalışırsın.

Meltem Bozkurt Yıldırım; “Gönüllere şifa, dertlere deva, gözlerimize sefa olan Üstadımız. Sevginiz, samimiyetiniz o kadar yoğun ki resmen sizi seven şifa buluyor. İlaç gibisiniz maşaAllah” diyor.

Hz. Mehdi (a.s) ve İsa Mesih’i on yıl içerisinde evet bekliyoruz. Vakit kalmadı çünkü.

“Allah aşkıyla sevdiğim, o aşk ile rahatladığım, etkilendiğim, sevgisini hissettiğim Hocam” diyor Melisa Aslan.

“Hocam bu ayete göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde nasıl bir durumla karşılaşmışlar Müslümanlar?” Selim İslamoğlu. Şeytandan Allah’a sığınırım. Ahzab Suresi 10, “Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.” (Ahzab Suresi, 10) İşte imtihan diyoruz ya, mesela bu mükemmel bir imtihan şu. Bak nereye getirmiş olayı?Allah hakkında zan; Allah acaba var mıydı yok muydu? Bak kendi canını da artık bırakmış,“Allah var mıydı?” “Zanlarda bulunuyordunuz” diyor. Halbuki; “Gözler kaymış yürekler hançereye gelip dayanmıştı.” Tevekkül edemiyor o anda. İşte önceden kedini buna hazırlaması lazım Müslüman’ın. Çok güçlü bir imanla, kararlı bir ruhla, derin bir aşkla, derin bir yakinle Allah’a olan sevgisini tam kalbinde oturtması lazım. Bir de müminlerin birbirini olumlu yönde etkilemesi lazım. Hançeresine dayandığını gördüğünde o ondan daha da panik oluyor. Öbürü Allah hakkında zanlara başlıyor, o da bu sefer Allah hakkında zanlara başlıyor. Allah hakkında sadece hüsnü zan edilir. Peki, sonra Allah size zafer verdi, yüreğe dayandı ama sonra size zafer verdi kurtardı. Ne oldu? Utandın. Sadece utandın. Geriye utanmak kalır Allah esirgesin. Allah hiçbir zaman için bırakılmaz Allah’a hüznü zan hiçbir zaman en zor şartlarda dahi bırakılmaz.

ENDER DABAN: Okuduğunuz ayetin devamında, şeytandan Allah’a sığınırım. “İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı”  (Ahzap Suresi, 11-12) diyor.

ADNAN OKTAR: İşte imtihanın en mükemmel açıklamalarındandır bu ayetler. İmtihanı anlatan mükemmel bir anlatım.

Muhsinler Ölmez 88; “Erdoğan görünürde herkese rest çekiyor gibi. Ama nasıl oluyor da eğitim sisteminde Darwinizm’i, evrimi zorunlu olarak okutabiliyor? Neden kaldıramıyor?” İşte dünya deccaliyeti o kadar azgın ki, hiçbir ülkede hiç kimse kaldıramıyor. Herkes boyun büküyor.

Enes Aslan, Enes Ayst; “Hocam mason teşkilatıyla illuminati arasındaki bağ nedir? İyi programlar.” O da, illuminati de bir masonik yapılanma.

“Eyüp Beyazay; “Her şey çok güzel, müzik çok güzel, hanımlarla dansınız çok güzel lakin Allah adı geçiyor ayak ayak üstünde yanlış bunlar Hocam” diyor. Kuran’a göre mi, senin aklına göre mi? Kuran’a göre Cenab-ı Allah diyor ki; “Otururken, ayaktayken, yan gelmiş yatarken Allah’ı anarlar” diyor. Sen Allah’ı anarken yan yatmışken o zaman kalk, kıyama geçmen lazım. Ayakta durmak da saygıya uygun değil diyeceksin rükuya eğileceksin. Öyle bir şey yok. Allah sana Kuran’da açıklamış “yan gelmiş yatarken” diyor “Allah’ı anarlar” diyor. Yan gelmiş yatıyor, ayaklarını uzatmış “Allah’ı anarlar” diyor. Kuran da okursun, Allah’ı da anarsın. Ama böyle dersen o zaman hayatından İslam çıkar. Çünkü insanlar hep dinlenir vaziyette oluyorlar, rahat oturuyorlar. O zaman Kuran’ın olduğu yerde rahat oturamayacak. Allah’ın anıldığı yerde ayak ayak üstüne atamayacak yahut bacaklarını uzatıp uzanamayacak. O zaman Allah’ı anma bari diyecekler. Nitekim yapılan da o. Allah’ı anmıyorlar. Çünkü “burada” diyor “Allah anılırsa biz böyle rahat olamayız. Rahat olmak için Allah’ın anılmaması gerekiyor” diyor. O şeytanın bir oyunu olur, ona gelmemek lazım.

KARTAL GÖKTAN: Duyuru yapabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: 5 Kasım Perşembe günü saat 13:00’da Herkes İçin Adalet programında Aylin Atmaca’nın iki konuğu olacak. Stüdyo konuğumuz Prof. Dr. Anıl Çeçen. Ankara Üniversitesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanı kendisi. Telefonla katılan diğer konuğumuz ise Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek olacak.

ADNAN OKTAR: Doğu Perinçek kibar bir delikanlıdır.

Belit Keçe; “Diğer peygamberler de namaz kılmış mıdır?” “Peygamber” diyorsun “namaz kıldı mı?” diyorsun. Peygamberler nefes almış mıdır der gibi bir soru. Peygamberlerin en bariz özelliğidir namaz. Hep aynıdır namaz. Hz. Adem (a.s)’dan itibaren hiç değişmemiştir. İnsanlar bir parça değiştirmişlerdir. Yoksa hepsinde aynı rüku, secde, kıyam.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz listeye girdi Adnan Bey şu anda.

ADNAN OKTAR: Güzel. Her gün sevgi listede. “SevgisizYaşanmaz.” Doğru tabii.

Ama ne imtihan. Düşün bak, Müslümanlar vadinin orta kısmındalar, adamlar üstten çepeçevre dağın üstünden sarmış. Ok, mızrak, gürz, kılıç hepsi var üstlerinde. Şimdi hadi tamam orada bir grup fakat alttan da sarmışlar. Çembere alınmış ve biçimsiz bir yerdeler, namüsait bir yer savaş için. Yukarıya koşarak çıkacak gibi değil, aşağı da koşarak inilecek gibi değil. Tam anlamıyla namüsait. Ve adamlar kudurmuş gibi saldırıyorlar, yağmur gibi ok yağıyor. Bak diyor ki; “yürekler hançereye gelmişti” diyor. Muazzam bir imtihan. Kurtulamayacağından emin yani adeta. Allah hakkında çeşitli zanlar.“Ya” diyorlar “Peygamber bizi -haşa- aldattı. Burada mahvolup gideceğiz, biz onu da peygamber zannetmiştik” diyor. Kardeşim her anını Allah yaratıyor. En fazla şehit olursun. Ama o zor şartlarda yine muzaffer oldular. O zaferi size kim sağlıyor? Bu mucize. Orada zafer diye bir konu olmaz normalde teknik açıdan. Ama yeniyorlar. Mesela yüz kişi geliyor yirmi kişiyle yeniyorlar. Bu bir mucize.

Akif; “Mason olduğunuz doğru mu?” Doğru.

Büşra Hazal; “Evrende de başka yerde de hayat olabilir mi? Varsa onlar da İslam’a tabi olmak durumunda mı?” Tabii ki. Ama başka peygamberler, başka şeriatlar gelmiş olabilir. Çünkü bizim evrenimiz diyoruz ama gittikçe açılıyoruz. Big Bang oldu on beş milyar yıl evvel. Belki elli milyar, altmış milyar yıl evvel, bir trilyon yıl evvel, on trilyon yıl evvel binlerce evren oluşmuş olabilir. Bu evrenlerde de dünyalar olmuştur, oraya da peygamberler gelmiş dini izhar etmiş olabilir insanlara. Bilmiyoruz, biz kendi evrenimizi, kendi yaşantımızı görüyoruz.

AYLİN KOCAMAN: Varsa öyle bir şey ahirette görülür mü oradaki?

ADNAN OKTAR: O bizi ilgilendiren bir şey olmamış oluyor. Çünkü ayrı bir evren oluyor. Ama Allah istese yapar. Fakat biz normal alışkanlığımız biz Hz. Musa (a.s)’yı, Hz. İbrahim (a.s)’ı, Hz. İshak’ı (a.s)’ı merak ediyoruz. Öbür evrenler hakkında bir ön hazırlığımız yok. Ve o bize de yeter zaten. Çünkü Allah öyle bir söz vermiyor bize. Verdiği sözü yerine getiriyor. Ben diyor bütün peygamberlerle, velilerle, iyi insanlarla sizi bir arada ahirette yaratacağım diyor. Ben verdiğim sözü de tutarım diyor Allah. Verdiği söz bu. Ama ekstradan öyle bir şey olursa, ekstradan dediğim ilaveten öyle bir şey olursa o da hoşumuza gider. Ama verilmiş Allah’ın bir sözü yok.

Hakan Altıner; “RTE’nin başkan olmasına karşı mısın? HDP kıl payı barajı geçmeseydi başkanlık sistemine en ufak bir engel kalmamıştı.” Canım oyu olsa bile öyle bir şey olmaz. Halkın arzusu hilafında böyle bir şey çok ciddi tepki meydana getirir. Halk tepkisini zaten gösterdi hükümeti düşürdü. Yani bir daha denemeye kalkarsan çok acayip bir şey olur o. Ve dürüst davranılmamış olur. Dürüst davranmanın gereği nedir? Bir daha bu konuya girmemektir.

“Ailemle beraber huzurla programınızı izlemekteyim. Yüreğinize sağlık. Sizin gibi gönül dostunun sohbetini dinlemek herkese nasip olmaz, var olun.”

Mustafa Şen kim? MHP Kürt düşmanı değil, Milliyetçi Hareket Partisi nereden çıkarıyorsun. MHP’li ülkücü aslan gibi Kürt delikanlılar var. Haddi hesabı yok. Mesela  Güneydoğu’da, Diyarbakır’da falan bayağı güçlüdür MHP. Öyle bir şey yok. Ziya Gökalp mesela ülkücülüğün felsefesini ortaya koyan kişi. O Kürt asıllıdır. Kürt demek Türk milletinin ruhunu temsil eden klas aslan gibi delikanlı demektir. Bir isme ihtiyacımız var kardeşim. Taktınız Türk’e. Alman deyince ağırınıza gitmiyor. Adam diyor ya sen hangi ülkedensin, Almanım diyor. Faslı adam ben Almanım diyor. İngilizler Hindistanlı Pakistanlı adama sor bakayım ben nerelerilermiş? Hindistanlı bir adama sor ben İngiliz’im diyor. Hint kökenli. Aklının ucundan bile geçmez Hintli olduğunu söylemek. Türkiye’de olan insana Türk deniliyor bunu niye bu kadar büyütüyorlar ben anlamıyorum.

Grip olanlar grip geri dönebilir. Düzeldiğinde biraz hemen ayaklanıp şey yapmasınlar. Etle falan güzel protein özellikle ağırlıkla beslenecekler. Uykuya dikkat etsinler mesela fazla yoruldun mu grip yeniden dönebilir.

Yelda Karataş, “Hocam yönetimin başında siz olsaydınız ilk yapmak istediğiniz icraat ne olurdu?” Herkesin birbirini sevmesi. Konunun başı bu kardeşim. Bu oldu mu bitti. Bu ne ya? Mesela yüzde elli iktidardan çekiniyor. Olmaz böyle bir şey. Bunu Tayyip Hocam, milli bir sorun bu bunu hemen halletsin. Üç konuşmayla beş konuşmayla bunu hallede bilir. Ne kadar konuşur bilmiyorum Cumhur başkanı olarak da. İktidar, yüzde elliyle iktidar olamaz. Yüzde yüzün iktidarıdır. Değil mi? Asıl bundan sonra hükümetin yapacağı şey diğer yüzde elliye ağırlık vermek ve hizmet etmektir. Diyebilir, birçok şey denebilir.

Yelo, “Hocam bir insan hem komünist hem Müslüman olabilir mi?” Olur, komünizmin ekonomik görüşünü alabilir. İslam’ın da inanç kısmını alır. Komünizmin ekonomi kısmında zorla mal vermek var sen de değiştirirsin onu. Komünizmin geliştirilmesi olarak düşünürsün dersin ki zorla değil de severek vermeyi esas yapmak lazım dersin. Değil mi? Herkes ayrı ayrı yorumluyor komünizmi, ben de böyle yorumluyorum dersin olur biter.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin hep söylediğiniz bir şey var Adnan Bey, komünizmin alternatifi sanki vahşi kapitalizm gibi gösteriyorlar. Öyle bir şey değil. Sizin anlattığınız çok güzel bir sistem var. Kuran’a bağlı olan sistem, öyle de insanlar yaşayabilir.

ADNAN OKTAR: Kardeşim İslam’daki sistem bayram, bayram. Kapıdan çıkıyorsun mesela biraz yoruldun tık tık kapıyı vurursun “Selamün Aleykum. Allah misafiri alıyor musunuz?” dersin, şöyle divana uzanırsın. Güzel bir elini yüzünü yıkarsın. Gider bahçede bir şey varsa yardım edersin. Bahçeyi düzenlersin. Elektrik tesisatı bozuktur elektrikçi çağırırsın yaptırırsın. Akşam orada kalırsın sonra sen kendine davet edersin. Gelir sizin eve ahbap olursun kardeşim. Böyle hayat olur mu? O ondan korkuyor o ondan korkuyor. Kimse sokağa çıkamıyor. Kimse derken bayağı bir insan çıkamıyor korku içinde yaşıyorlar. Evlerin etrafı jiletli tellerle sarılıyor. Kapıda dikkat köpek, dikkat canavar bilmem ne. Böyle olay olur mu? Köpekle keçiyle evler korunur mu? Dikkat keçi, keçi daha dehşet bir şey olur Allahualem.

TC Serkan, “Hocam İncil’de geleceği müjdelenen alemin reisi kimdir?” Faraklit, bütün kainatın lideri. Yani benim gördüğüm Moşiyah’ı tarif ediyor yani Mehdi (a.s)’yi. “Tevrat’ta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e işaret eden ayetler var mıdır?” Çok kapalı var. Mesela Paran’dan parladı diyor o yüzbinler diyor. Oradan gelir diyor. Paran Suudi Arabistan Mekke Medine bölgesi. Yüz binler oradan gelecekler diyor. Mesela bu mümin topluluğu olarak söylüyor. Mesela bu açık. Ama işte bu tarzda kapalı. Açıkça Muhammet ismiyle bir ifade yok ama yani Tevrat’ın orijinalinde var. Orijinal Tevrat’ta var ama şu an göremiyoruz tabii.

AYLİN KOCAMAN: Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde hahamlar hemen tanıyorlar zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii, bilinir bilinmeyecek bir şey değil. Yine ayette ismi Ahmet diyor ama o Arapçadaki Ahmet. İbranicede veyahut başka dillerde Ahmet diye geçmez. Hamt eden anlamında kelimeler var. O tarz, Ahmet, Muhammet de öyle hamd eden anlamında. Mahmut, o da öyle. Ahmet Mahmut Muhammet hepsi hamttan gelir. Kelime kökeni hamttır. Hamd eden. O anlamda var. Tevrat’ta öyle ifade var. Ama çok kapalı.

Mesih şöyle dedi “Artık ben sizinle çok söyleşmem. Çünkü bu alemin reisi geliyor.” Ama bu dünyanın lideri Mehdidir. Çünkü alemin diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) o bölgenin reisiydi, lideriydi. Müslümanlar’ın lideriydi. Reis diyor burada çünkü lider. “Bende asla onun nesnesi yoktur” diyor. Yani öyle bir şey yoktur diyor. Bende asla, bak “onun nesnesi yoktur.” O bambaşka diyor Mehdi (a.s) için. “Eğer beni seviyorsanız emirlerimi gözetirsiniz. Ben de Allah’a yalvaracağım ve o size başka bir Faratlit gönderecektir” yani Mehdi.

Hamd eden anlamında var Tevrat’ta. Bir kişinin geleceği hamd eden anlamında geçiyor.

“Faraklit öyle bir hakikat ruhudur ki Rab onu benim isminle gönderecektir.” Moşiyah Mesih anlamındadır. Mehdi (a.s) için geçer. Onun ismi de Mesih’tir diyor yani Moşiyah’tır ismi. “O size her şeyi öğretecek. O benim size söylediklerimi tekrar hatırlatacaktır. Faraklit geldiğinde bütün alemi hataları sebebi ile kınar ve onları terbiye eder.” Bütün dünyayı.

Ama bir Muhammet’ten bahis var. Tevrat’ta ve İncil’de. Hamd edenden. Bu Faraklit anlamı da yine o da hamd eden anlamına geliyor. O da işaret ediyor olarak görülüyor. Hem Mehdi (a.s)’ye hem Peygamberimiz (s.a.v.)’e de işaret ediyor olabilir oradaki ifade. İlk anlamı Peygamberimiz (s.a.v.)’e ikinci anlamı Mehdi (a.s)’ye işaret ediyor olabilir. “Size söyleyecek daha çok şeylerim var. Fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o hakikat ruhu gelince” işte Faraklit “size her hakikate yol gösterecek. Zira kendiliğinden söylemeyecektir. Fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri de size bildirilecektir.

İyi Çocuk Sevgi Nehri, “Senin Harun Yahya’lığını özledik. Yıllarca araştırmalarını okuduk. Sen gittin dekolte hanımlar getirdin. Zalimsin zalim” diyor. Onlar Allah’ın güzel tecellileri. Cennet hurisi gibi onlar. Cennette de böyle yanımda olacaklar. Allah nasip ederse. Sen itiraf et, bana sevgilerini kıskanıyorsun. Başka bir şey yok. Çünkü her yerde dekolte hanım var. Dünyanın neresine gitsen milyonlarca dekolte hanım var. İnternette, radyolarda televizyon her yerde var. Ayrıca sokaklarda var her yerde var. Plajlarda orda burada evet.

CEYLAN ÖZBUDAK: Televizyon olduğundan beri elhamdülillah, insanlar görüyorlar bizi sizin yanınızda. Ondan öncesinde de biz hep sizinle beraberdik. Sadece o kadar görmüyorlardı bizi. Sizi yalnız bırakmayız inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evvel Allah. Sonsuza kadar.

Emin Usta, “Trabzonlular hakkında ne düşünüyorsunuz Hocam?” Delikanlı aleminin aslanları. Çok Trabzonlu kardeşim var benim burada.

“Adnan Hocam akşamları sizleri izlemek günün stresini yorgunluğunu alıyor. Süper bir ekip süper bir program. Başarılarınızı dilerim” Burak Demir.

“İsrail’in hak ettiği topraklar hakkı mıdır?” Serkan Karakaş. İsrail’den kasıt Muhammet Mehdi (a.s)’dir. İsrail bak senin evlatlarına diyor. İsrail, İsrail’e vaat ediliyor bu. Kime? Hz. Yakup (a.s)’a “Senin evlatlarına bu ülkeleri vereceğim” diyor Allah. Onun evladı kim? İsrail’in evladı kim? Muhammet Mehdi (a.s) ve Moşiyah. Dolayısıyla Mehdi (a.s) çıktığında o topraklara tamamıyla sevgiyle hakim olacağı için kastedilen oluşmuş olacak. Konu bu. Ben burada hahamlara sordum. “İsrail devleti mi büyük dedim Moşiyah mı büyük?” dedim. “Moşiyah büyük” dediler. “O mu daha yetkili devlet mi yetkili?” dedim. “Moşiyah yetkili” dediler. O zaman dediğim doğru.

Şeytandan Allah’a sığınırım Ahzap Suresi, 33 “Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister” (Ahzap Suresi, 33). Hocam o arkadaşlar örtünmeli.” Fatih Bursa’dan. Ama şimdi sen “o arkadaşlar örtünmeli” sanki ayet arkadaşlara hitap ediyormuş gibi anlatıyorsun. Ayet kime hitap ettiğini burada diyor bak. “Ey Ehl-i Beyt” (Ahzap Suresi, 33). Sen niye anlamazdan geliyorsun ayeti niye değiştiriyorsun? Halbuki orada Ehl-i Beyt diyor. Ehl-i Beyt’in hanımlarını kastediyor. Peygamber (s.a.v.)’in hanımları ona kalırsa perde arkasından konuşmaları gerekir. Erkeklerle hiçbir şekilde bağlantıları olmaz. Kalın bir perdenin arkasından konuşuyorlar. Ve sesinizi ve konuşmanızı sert ve ciddi tutun diyor ayette. Diğer kadınlar Müslümanlar kadınlar gibi olmayın. Onlar özgürdür diyor Allah ayette. Siz öyle değilsiniz. Siz söylerken çekici, etkileyici bir sesle ve üslupla sakın konuşmayın diyor. Ve mutlaka perde arkasından konuşun. Zaruri halde. Sadece Peygamber (s.a.v.) hanımlarına mahsus bir olaydır. Sen bunu herkese uygulama kalkarsan Kuran’ın hükmünü değiştirirsin.

Haluk Barış, “Mehdi olmasa bile Kuran’a göre mücadele etmek İslam’ı yaymak tebliğ etmek farz diye düşünüyordum ki baktım ki zaten bu Mehdiyet’in ta kendisi. O zaman her devirde bir Mehdi zaten var olmuş değil mi Hocam?” Tabii, her yüzyılda bir Mehdi zuhur etmiştir. Ahir zamanın Mehdisi El Mehdi diye bahsedilmiştir hadislerde. Yoksa hep Mehdiler çıkmıştır şu ana kadar. Mehdi-yi Abbasi, İmamı Rabbani mesela, Abdulkadir Geylani hepsi mehdidir onların. Asrın Mehdileridir. Ama El Mehdi, Muhammed Mehdi ahir zamanda çıkacak ayrıdır.

Faraklit’le İncil’de bir kurtarıcının geleceğine dikkat çekilmiştir özetle yani ismi vasfı detay verilmemiş. Yani peygamberlerin kurtarıcıların sonu gelmedi diyor İncil yani bunu demesi yeterlidir. Onun dışında bedeni şöyle, görüntüsü böyle; o değil. İncil, "Benden sonra peygamber gelmeyecek" demiyor, "Benden sonra kurtarıcı gelecek" diyor, bitti. Hem Mehdi (a.s)'ye işaret var burada hem de Muhammed Peygamberimiz (s.a.v)'e işaret var Hazreti Muhammed (s.a.v)'e var. Bu kadardır özetle Kuran'da daha detay var demiyor. "İsmi Ahmet olan -yani hamd eden anlamına gelen ismi olan- birisi gelecek diye işaret ediyor" diyor, o kadar. Ama ikincisi de işte Paran Dağları’ndan gelecek yüzbinlerden bahsediyor, Mekke-Medine'den; "Işıltılarıyla gelirler" diyor, çok açık. Mekke-Medine hiç hayatta oraya gittikleri bir yer değil yani. Oradan gelen kim olur? Üç bin yıl içerisinde kimse gelmemiş oradan, bir tek Hazreti Muhammed (s.a.v.) ve talebeleri öğrencileri sahabeler yani.

"Hadisler Mehdi (a.s)'nin sağcı olmayacağını tam tersine Mehdi (a.s)'nin en büyük düşmanlarının sağcılar olacağını söylüyorlar. Siz Mehdi (a.s)'nin sağcıların safında olacağını söylüyorsunuz. Mehdi (a.s) can düşmanlarının safında nasıl olur?" T. Aşan İstanbul. Bir kere böyle bir hadis yok. Nereden çıkarttın Allah aşkına? Bir kaynak? Kaynak da yok, bayağı bir yazmış. Yazıyorsun sadece.

"Her bir fesadı ümmet zamanında bir muslûh veya bir müceddid veya bir Halife-i Zişan veya bir Kutbu Azam veya bir Mürşidi Ekmel veyahut bir nevi Mehdi (a.s) hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip milleti ıslah etmiş. Dini Ahmediyeyi (a.s) muhafaza etmiş. Madem adet öyle cereyan ediyor, Ahir Zamanın en büyük fesadı zamanında elbette en büyük bir Müctehid, hem en büyük bir Müceddid, hem hakim, hem Mehdi, hem mürşid, hem Kutbu Azam olarak bir zatı nuraniyeyi gönderecek ve o zat da Ehli Beyti Nebeviden olacaktır. Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beynessemavel arz alemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsimi numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icat eden Kadir'i Zül Celal Mehdi (a.s) ile de Alem-i İslam'ı ıslah etmeyi vadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret'i İlahiye noktasına bakılsa gayet kolaydır, eğer daire-i esbab ve Hikmet'i Rabbaniye noktasında düşünülse yine o kadar makul ve vukua layıktır. Ve gelecektir" diyor.

Evet, bazı yerlerde "Paran" diye geçiyor, bazı yerlerde "Faran" diyor Faran Dağları da oluyor. Ama aynı, aynı bölge.

Yasin Gezen; "Kadınların kapanmasıyla ilgili her ayrıntıyı barındıran ayet arıyorsunuz." Ayrıntı yok, sadece bir tane hüküm istiyorum. Ayrıntı, nerede ayrıntı arıyorum? Bir tane hüküm; yok. "Fakat konu Mehdilik olunca ayet aramayıp sahih ya da sahih olmayan her türlü hadisi kullanıyorsunuz. Bu ne yaman çelişkidir" diyor Yasin Gezen. Şimdi sahih hadis veya sahih olmayan; hadis aynısıyla meydana geldiyse sahih olsa ne olur sahih olmasa ne olur? Sahihi de bırak tam gerçek hadis olmuş oluyor, yüzde yüz doğru hadis olmuş oluyor. En zayıf bir hadis bile en doğru hadis konumuna gelir. Sahih hadis de sahih üstü sahih hale gelir, doğru hadis haline gelir çünkü tahakkuk etmiş, meydana gelmiş, görmüşsün; elinle tutup gözünle görüyorsun. Konu bitmiş. Ayet; en az yirmi tane ayet vardır Kuran'da dünya hakimiyeti ile ilgili, en az yirmi. Nur Suresi 55. ayetinde, sarahaten "İslam dünyaya hakim olacak" diyor. "Samimi olursanız" diyor. Konu çok sarih. Dünya hakimiyeti ne demektir? Mehdilik demektir.

GÖKALP BARLAN: "Ben size ayetlerimi göstereceğim, siz de onları bilip tanıyacaksınız" diye buyuruyor Yüce Rabbimiz.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

GÖKALP BARLAN: Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım "Ben size ayetlerimi göstereceğim, siz de onları bilip tanıyacaksınız" diyor. Sonra da "Fetihten önce infak edip mücadele edenlerle fetihten sonra infak edip mücadele edenler bir olmaz" diyor Hocam, bir fetihten bahsediyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

ERDEM ERTÜZÜN: Başka bir ayette, şeytandan Allah'a sığınırım "Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile."

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Ümit Küçük; "Cuma namazı için tebliğde bulunuyorum, beraber gidelim diye. Arkadaşıma her hafta söyleye söyleye bu tebliğlerim antipatik gelebilir mi?" diyor. Niye? Ne güzel.

"Hocam sayenizde biz de sevgi dolu olduk" diyor, Bayram Kurtulmuş.

"Hoca sen bu ülkeye başbakan olacak adamsın. Ağzına sağlık." Zeynep Elin Özcan. Başbakan olmak çok zordur, sen başbakana fikrinle, düşüncenle, dostluğunla yardımcı olursan; başbakan zaten var, başbakan olmaya gerek yok. Mühim olan güzel fikirler, güzel düşünceler, yatıştırıcı olmak, sevgi dolu olmak, fikriyle aklıyla hizmet etmek.

Tugay Keser, "Kuran'ı milyonlarca Arap anlayamamış siz mi anladınız?" diyor. Milyonlarca Arap'ın halini görmüyor musun sen? Yani Arapça bildin mi konu biter zannediyor. En Kuran'ı anlamayan Araplar şu an; anlamıyor, birçoğu anlamıyor. Öyle bir konu yok. Yani dil bilmeyle alakası yok. Ona kalsa meal de var, meal de aynısı. Yani Kuran'ın anlaşılması için samimiyet gerekir. İslam aleminin halini görmüyor musun sen? Suriye'nin, Irak'ın perişanlığını görmüyor musun? Kuran'a uymadıkları için bu hale geldiler. Afganistan'ın hali ortada, Osmanlı'nın hali ortada; Kuran'a uymadığı için Osmanlı bu hale geldi. Kuran'a uysa böyle hale gelir miydi? Böyle yıkılmasının, parçalanmasının sebebi ne? Kuran bunu açıklıyor; ülkeleri niçin yıktığını açıklıyor, neden yıktığını açıklıyor. O nedenler oluştuğu için Allah yıktı Osmanlı'yı. Mesela Araplar’ın en iyi Kuran'ı anlayacak zannetmesi çok acayip. Sürekli yıkılmış, sürekli mahvolmuşlar, sürekli savaşlarla geçmiş hayatları. Ve Kuran'ı en az uygulayan, en önem vermeyen topluluklar olmuşlar.

AYLİN KOCAMAN: Çok büyük bir bölümü Darwinist.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mısır Darwinist’tir, El Ezher hocalarının büyük bölümü Darwinist; Suriye hep Darwinist’tir, alimleri-hocaları hep Darwinist; Irak alimleri hep Darwinist, Fas-Tunus-Cezayir’in alimleri hep Darwinist’tir; İran hep Darwinist’tir. Suudi Arabistanlı alim buraya geldi, profesör, o da Darwinist. Sen diyorsun Kuran'ı bilen çok iyi anti Darwinist olur, anti materyalist olur; İslam’ı, Kuran'ı da çok iyi yaşar zannediyorsun. Öyle bir şey yok.

AYŞE KOÇ: İran'da evrimi anlatan müzeler var.

ADNAN OKTAR: Devlet eliyle kurulmuş, Allah'ın haşa yaratmadığını anlatan müzeler var İran'da.

Mehmet Han, "Meşru sevgi ve gayri meşru sevgi, kadın-erkek ilişkilerinde şirk sevgisi hakkında bilgi verir misiniz?" Kuran'a uyuyorsan doğru yolda olursun; Kuran'a uymuyorsan doğru yolda olmazsın özetle.

"Hocam sinemayı seviyor musunuz?" Gülsenem, "En çok seyrettiğiniz film nedir?" Gidip sinemaya, üç saat orada salonda oturacağım, hadi bir saatte oraya gideceğim, bir saatte de geleceğim; beş saat. İşte "Bir eğlendik, bir eğlendik" diye geleceğim. Ben beş saatte neler yaparım, ne güzel şeyler yaparım; beş saat yayın yaparım. En az kırk beş sene olmuştur sinemaya gitmeyeli. Ne tatil ne sinema, cumartesi-pazar asla yani. Adamı mesela arıyorum, "Bugün pazar evdeyim" diyor, pijamalarını giymiş, bacaklarını uzatmış, olacak iş değil. Benim için olacak iş değil. Bir de Kuran'ı doğru anlayanları yaşatmamışlar ki; İmamı Azam Ebu Hanife, Hanefi mezhebinin kurucusu sapkınlığı kabul etmedi diye zehirlenerek öldürüldü bağnazlar tarafından. Alim ulemayı hep şehit ettiler. Kuran'ı anlayanı sanki yaşatıyorlarmış gibi bir durum var. Öyle bir şeye müsaade etmediler. Bağnazlığı kabul etmeyeni yaşatmadılar.

OKTAR BABUNA: Hazreti Osman (r.a)'ı Kuran okurken şehit ettiler.

ADNAN OKTAR: Tabii. Hazreti Osman (r.a)'ın özelliği Kuran'ın yeterliliğine inanmasıydı. Hazreti Ali (k.v)'nin özelliği Kuran'ın yeterliliğine inanmasıydı. Hazreti Ömer (r.a)'in şehit edilme sebebi de özelliği Kuran'ı yeterli görmesidir. Bağnazların en tahammül edemediği olay odur. Arap'ın iyisi iyidir, Müslümanı iyidir. Hiçbiri Kuran'ı anlamaz diye bir şey yok ama büyük bir çoğunluğu anlamıyor.

OKTAR BABUNA: Siz hep hatırlatıyorsunuz inşaAllah. Allah ayette, şeytandan Allah'a sığınırım -Peygamberimiz (s.a.v.)'in tek şikayeti olarak- "Benim kavmim Kuran'ı terkedilmiş bir kitap kıldılar" diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Eğer Araplar Kuran'ı iyi bilen olsa böyle bir ayet olur muydu? Bak, diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) Arap kavmi için diyor; "Benim kavmim bu Kuran'ı terkedilmiş bir kitap olarak bıraktılar." Yani "Kuran'a uymadılar, anlayamadılar, Kuran'ı yaşayamadılar" diyor. Peygamber (s.a.v.)'in Allah'a bir tane şikayeti var, o da bu. O da ne diyor? "Araplar iyi bilmiyor da sen mi iyi biliyorsun?" Allah, zaten onlar "bilmeyecek" diyor, "bilemediler" diyor.

AYLİN KOCAMAN: Öyle olsa Mehdi (a.s)'yi Araplar arasından çıkarırdı.

ADNAN OKTAR: Tabii. "Mehdi (a.s) Arapça bilmez" diyor, Araplar’ın içinden çıkmıyor Mehdi (a.s). Ama Kuran'ı en iyi bilen ve en iyi uygulayan kişi olacak İmam Mehdi (a.s). İnşaAllah talebesi olurum.

AYLİN KOCAMAN: Bu da çok manidar; Arap olmayabilir ama Arapça bilirdi Mehdi (a.s), Arapça da bilmiyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

"Adnan Bey merhaba, örtünme tehlike arz ettiğinde gerekli. Peki kadınların bu kadar açık giyinmesi orada tehlike arz etmiyor mu?” İşte ilginç yanı etmiyor. Herkes birbirine saygılı, herkes hürmet ediyor. Hanımları burada baş tacı ediyorlar. Hürmet, nezaket, saygı, iffetlerine titizlik, namuslarına titizlik had safhadadır. Onlar geçerken, kız arkadaşlarım geçerken arkadaşlarım başlarını öne eğerler, saygıyla yol verirler, onlara tek kelime söyletmezler. Benim bu kadar kız arkadaşım var; onlarla ilgili tek kelime siz dışarıda hiçbir laf duydunuz mu? "Falancayla çıkmış, falanca şöyle olmuş böyle olmuş" hiç tek kelime laf duydunuz mu? Müthiş bir namus anlayışı, müthiş bir iffet anlayışı; kimse daha parmağının ucunu bile dokundurmamıştır onlara. Gayrimeşru hayattan şiddetle tiksinir onlar. Daima helal, daima helal, daima Kuran'a uygun. Zaten yüzlerindeki o iffet nuru çok dikkat çekici. Yoksa alelade kızlar olmuş olsa, bazı yerlerde gördüğümüz tarzda, kimsenin umurunda bile olmaz. Bazı yerlerde oluyor hanımlar mesela; çıkıyor, hepsi dekolte oluyor, çok abartılı dekolte giyiyor, kimsenin haberi dahi olmuyor, muhatap da olmuyor, kâle de almıyor. Ama bu kadar nurlu, efendi, kültürlü, görgülü, kaliteli, klas hanımların dekolte giymesi onları çok sarsıyor ve heyecanlandırıyor; çok ilginç buluyorlar. Yoksa her kanalda var açık kadınlar, yerli-yabacı kanallar çaka çaka dolu. Adam çok alelade görüyor, bakıyor kapatıyor. Onun ruhunda hiçbir heyecan oluşturmuyor. Ama burada çok heyecan oluşturuyor çünkü neden? Beni sevdiklerinden eminler. O tutku onları çok heyecanlandırıyor, "Bu nasıl bir şeydir?" bunu öğrenmek istiyorlar, bu derin tutku, bu derin bağlılık.

Yalçın Özdemir; "Dünya niye var? Din niye var?" Biri imtihan yeri, biri kurtuluş reçetesi. "Dünya niye var?" Olmasaydı dünya, bayağı rahatsız olurdun. Bu kadar sevdiğine göre güzel. "Din niye var?" Dünyanın kullanım reçetesidir. Dünyayı nasıl kullanılacağını bilmezsin, eğer büker kırarsın; kendini de kırarsın, dünyayı da kırarsın. Dünyayı yaratan yanında reçetesini de gönderiyor yani prospektüsünü, ilaç prospektüsü gibi. İlacın prospektüsü oluyor, yanına koyuyorsun yoksa adam zehirlenir ölür. İlacın nasıl kullanılacağı, yan etkileri falan. Dünyanın nasıl kullanılacağına dair kullanım kılavuzudur. Yani ahiret için ve dünya için neler yapmamız gerektiğini anlatır yoksa biz bilemezdik.

AYLİN KOCAMAN: Allah bir ayetinde, şeytandan Allah'a sığınırım "Biz hanginizin en doğru davranışlarda bulunacağını deneyelim diye hayatı ve ölümü yarattık" buyuruyor.

ADNAN OKTAR: "Deneyelim" derken tabii Allah bizim ne yaptığımızı zaten Kendisi yaratıyor, bilir bizi.

Salih Fidan; "Hocam size kalpten bağlıyız. Allah sizden razı olsun."

Ümit; "Hazreti Muhammed (s.a.v.) son Peygamber. Oysa siz Hazreti İsa (a.s)'nın dünyaya yeniden geleceğini söyleyerek Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e karşı hata yapmış olmuyor musunuz?" Yeni bir din, yeni bir şeriat getirmiyor. O unvanıyla geliyor sadece, Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in sahabisi olarak geliyor. Son sahabidir, son sahabidir Hazreti İsa Mesih (a.s). Bak sahabi, mesela bizler sahabi olamıyoruz, o sahabidir. Niye sahabi? Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)'le görüştü, beraber birlikte namaz kıldılar. O yüzden. Aslında Mehdi (a.s) de bir nevi sahabidir de fakat o detaya girmiyorum. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)'le görüşen bir insandır, Peygamberimiz (s.a.v.)'in çok sevdiği bir insan. Peygamberimiz (s.a.v.) soruyor Allah'a "Ya Rabbi bu ışık nedir?" diyor, "O Mehdi (a.s)'dir" diyor Cenab-ı Allah. "Ben onu severim, onu sevenleri de severim" diyor Cenab-ı Allah. "Sen onu sev çünkü Ben onu seviyorum" diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)'le görüştüğüne göre o da sahabi olmuş oluyor.

Onur Kırbıyık; "Okul neden bu kadar sıkıcı? Eğitim sistemi çok kötü Hocam. On iki senedir okuyorum ne öğrendim deseniz her sene aynı şeylerin tekrarı oluyor. İnsanları eğitmenin daha etkili bir yolu yok mudur?" Mehdi (a.s) döneminde o sıkıntıdan kurtulacaksınız.

Gülenay Kırış; "Tevrat'ta geçen milletlerin Himadasından maksat Hazreti Muhammed (s.a.v.) midir?" Evet. Yani çok kapalı bir üslupla o geçer. "Himadası" mesela Ahmet diye geçmiyor, Kuran'da Ahmet diyor da o Arapça dilindeki Ahmet’i kastediyor ayetin bahsettiği. Yoksa Tevrat, İbrani dilinde Ahmed olarak geçmiyor, mesela bak "Himada" yine Ahmet’ten türeyen bir kelime bu; hamd eden anlamına gelir Himada. Hepsi hamd kökenlidir. "Ve bütün milletlerin Himadası gelecek ve bu mabedi şanla şerefle dolduracağım" diyor. Eski Ahit Haggay 2 ayet, 6-7 arası. "Himadası" işte burada Peygamber (s.a.v.)'e işaret var. Ama mühim olan orada "peygamber gelmeyecek" demiyor bundan sonra; "Peygamber gelmeyecek" demiyorsa gelecek demektir. Çünkü geldiğinde zaten kendini ispat ediyor, Tevrat'tan ayrıca belgeli ispat edilmesine gerek yok. Ama Mehdi (a.s)'de böyle bir husus olmadığı için, vahiy almadığı için onu Peygamberimiz (s.a.v.) vahiyle çok detaylı açıklıyor ki sorun çıkmasın. Çünkü Mehdi (a.s)'ye vahiy gelmiyor. Mehdi (a.s)'ye gelmesi gereken vahyi Peygamber (s.a.v.)'e getiriyor Cenab-ı Allah. Hem de çok fazla miktarda vahiy, onları söylüyor; işte “kaşı şöyle, gözü böyle, şuraya gidecek, buraya gidecek” çok detaylı bilgi. Onu gören kanaatini getirmiş oluyor. Himada kelimesi Muhammed ismiyle aynı köklerden, anlatmıştım. Ahmed isminin harflerinin kökleri olan, Ha Mim Dal; Kuran'da var ya Ha Mim Dal.

Hatice B; "Kişi içinden geçirdiği şeylerden sorumlu olur mu? İnsan içinden birisine hakaret etse, kıskansa hakkında kötü düşünse ama açık etmese yine de günah olur mu?" O kişiye karşı eylem olmadığı için bir şey olmaz. Ama dine, mukaddesata yönelik yani şuurlu, bilinçli olarak bir eylem tasarlamak Allah'a karşı bu suç olur. Ama kafasından vesvese şeklinde geçmesi geçerli olmaz. Ama bilinçli kabul, olur yani bilinçli kabulle Allah'ı reddederse kafasından geçerli olur o, "Dilimle söylemedim" olmaz.

AYLİN KOCAMAN: Allah sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

ADNAN OKTAR: Tabii, olmaz öyle.

Yaşar Fatih Enes; "Hocam unutkanlıktan nasıl kurtulurum? Yaşım genç ama o kadar çok şeyi unutuyorum ki." Einstein da çok unutkanmış. Unutkan adamlar zeki olur, bir şey olmaz. Bilginler falan unutkan olurlar, biliyorsunuz, filmlerde gösterilir. Her şeyi unutur ikide bir, ağırlığı zekaya verir yani iyi olur bir şey olmaz. Boş şeyleri unutursun, ne yapacaksın? Ama düdüklü tencereyi ocakta unutursan olmaz. Önemli şeyleri unutmayacaksın.

Piriklitos, Faraklit'in Yunanca’daki yazılışı; Yunanca hiç eksiksiz olarak okunduğunda Ahmet olarak, Ahmet anlamına geliyor. Yani "hamd eden anlamında birisi gelecek" diyor özetle. Tamam yani bu hem Mehdi (a.s)'ye; Peygamberimiz (s.a.v.)'e ağırlıklı aynı zamanda Mehdi (a.s)'ye de işaret ediyor. Hazreti İsa (a.s) biliyorsunuz Arami diliyle konuşuyordu, Yunan diliyle konuşmuyordu. Ancak daha sonra İncil Yunanca’ya ve Latince’ye çevrildi. Faraklit kelimesi Yunanca’da bir manası, teselli edicidir. Yunanca’da bir başka kelime daha vardır o da Ahmet manasında olan Piriklitos kelimesi. İşte oradan çıkmış oluyor ama tabii bir zincirleme incelemeyle anlaşılıyor.

Zeynep Ünal diyor ki; "Hocam hep kadınlar ön planda biraz da gençleri, erkekleri ön plana çıkarın" diyor. Tabii bir kadın için erkekler de güzeldir, kadınlar da güzeldir. Bu baş olacak bir şey değil. Adam hep kadına kafayı takıyor. Şimdi biz buraya adamları doldursak der ki "Bizim hanımlarımız var, şimdi bu adamlara bakıyorlar, etkilenirler, tahrik olurlar. Hanımıma seyrettirmeyeyim" diyecek. Şimdi şu mantık mı? Bununla baş olur mu? Şunun hayatı ne kadar kilitleyen, ne kadar fıtrata aykırı bir şey olduğunu çok rahat anlamak mümkün. Erkek oluyor tamamen, "Ya" diyor "hanımım etkileniyor" veyahut "kızım etkileniyor." Yani hanım oluyor "İşte ben de o hanımlardan etkileniyorum." Kardeşim şimdi şu laf mı? O zaman hayat iptal olur. Betondan duvarlar yapıp herkesin onun içinde yaşaması lazım, sokağa hiç çıkmaması gerekiyor.

Salih Fidan; "Hocam size kalpten bağlıyız. Allah sizden razı olsun."

Ama tabii "Ahmet" şeklinde arayan bulamaz, öyle bir kelime yok. Tevrat'ta da İncil'de de yok.

Tugay Keser; "Madem Allah o kadar yüce, o kadar büyük neden Kendisi’ne yalvarmamızı istiyor? Bu egoistlik değil mi?" diyor. Haşa. Sen Kendisi’ne yalvardığında sen zevk alıyorsun, mutlu oluyorsun. Sonsuz bir gücü sevmek insan gibi aciz bir varlık için müthiş zevklidir. "Dua ettiğinizde duanızı duyuyorum" diyor Allah ve "Duanıza cevap veriyorum" diyor. Aciz bir varlık için bu ne kadar zevkli ne kadar rahatlatıcı bir şey. Ve Allah hakikaten de duaya cevap veriyor. Hristiyanlar bunun farkında çok sık dua ederler.

Bünyamin; "Çok haklısınız Kuran'ı yeterli görmeyenler de dini zorlaştırmaya çalışıyorlar. Siz çok güzel açıklıyorsunuz maşaAllah."

Abdi Bey; "Bir İslam devleti olan Osmanlı'daki cellatların İslam dinindeki yeri nedir?" Adam karar veriyor mesela padişah; "Vurun, tiz kellesini vurun" diyor. Adamın kollarına girip kafasını vurup uçuruyorlar. Bu zulüm olur. Olur mu öyle şey? Yargılaması lazım. Bir de kafasını kesecek ne var? Nihayet bir laf söylüyor, bir konuşma yapıyor. Çok büyük günah. Affedici olmaları lazım, şefkatli olmaları lazım. Bir hata yapıyor, "Adamın kellesini getirin bana" diyor. Şu olacak iş mi? Çuvala koyup adamın kafasını alıp getiriyorlar kilometrelerce öteden, dehşet verici bir şey bu. İslamiyet’le alakası yok.

"Dünya daha önce yaratılmış mıydı? Yani Hazreti Adem (a.s)'den önce bir yaşam var mıydı?" Cenab-ı Allah durup durup kainatı yaratmış değil. Cenneti cehennemi yaratması Cenab-ı Allah'ın Nasıl oluyor? An içinde oluyor. An ne demek? Sonsuz kısa zaman. Sonsuz kısa zamanı Allah nasıl algılar? Tam anlamıyla alır ve bilir. O zaman Hazreti Adem (a.s) ne zaman yaratılmış oluyor? Oradan çıkart.

“İfra ediyorum” diyor. İfra ne demek? Baksanıza sözlükte. Bayağı Osmanlı bir hanım anladığım kadarıyla, ismi de ilginç. Ruhver, Ruhver benim kanaatim böyle hafif tombik, beyaz kapalı bir hanım olarak düşünüyorum ben, hafif burnu terlemiş, gecenin bu saatlerine kadar büyük bir dikkatle beni dikkatli izleyen, içten içe çok seven ama bana da kızan. “Bu kadar kızla niye görüşüyorsun? Ne gerek var? Benimle niye görüşmüyorsun?” gibi bir mantıkla olaya bakan, sen de gel.

AYLİN KOCAMAN: “İfra”  kesmek.

ADNAN OKTAR: Neyi kesiyor? “Kadınların ziynetini” ama sen söylerken burada hep kendi fikirlerini anlatmışsın. Sen bana ayet versene mübarek Ruhver. Asıl o zaman sen bana güzellik yapacaksın. Senin ilk yapacağın şey mantıkla konuşmak. Sen burada uzun uzun edebi konuşma yapmışsın Osmanlı kelimelerle falan. Biz sana uymasak da Kuran’a uysak güzel olacak değil mi? Biz sana uymayız. Bunu derken tabii haşa zaten sana uymam da. Edebiyatla demagojiyle din olmaz. “Senin bacın olsa otobüste bilmem kimin yanına otursa senin bunu ruhun kabul eder mi?” böyle konuşma olmaz. Sen bana Kuran ayeti gösteriyorsan, seninle konuşayım. Kuran ayeti göstermiyorsan Ruhver olmaz.

GÖKALP BARLAN: “Allah’a dinini mi öğreteceksiniz?” diye buyuruyor Allah.

ADNAN OKTAR: Evet. Olmaz. Eğer hanım kızsan, samimiysen, madem böyle olgun, bu kadar oturaklı, bu kadar alime bir üslubun var, ki uzun uzun da yazmışsın. Mantıkla din ortaya koymaya kalkarsan peygamberlik iddia etmiş olursun. Bu da şirk olur. Allah adına yalan söylemiş olursun. Müslüman sadece Kuran’la konuşur, bir fikir ifade edecekse. Bir şey anlatacaksa. Kuran’la konuşmazsan edebi olarak sayfalarca yazarsın. Ben de sana sayfalarca edebi cevap veririm. Öyle yapmayalım. Sen bana Kuran’la cevap ver, ben de sana açıklayayım. Ama Kuran’la cevap veremezsin. O zaman bittin. Kuran’la cevap vermezsen başka bir dinden bahsediyorsun demektir. Bana İslam’dan bahsediyorsan mutlaka Kuran ayetiyle konuşacaksın. Ayet ne diyorsun, gönderebiliyor musun? Yok. Bol edebi konuşma var diyorsun. Ben de onu dinlemem. Yani çünkü haklıyım ben Kuran’a tabii olmakla mükellefim.

“24 yaşında tanıdım sizi, şimdi 32 yaşındayım, hiç bırakmadan sizi izliyorum. Adeta artık bağımlı oldum. Hala aklımda sene 2007 siz “ekonomik kriz 2014 yılına kadar sürecek” dediniz. Ben ise 2010’da iyileşecek diye okumuştum Hollanda gazetelerinde. Hakikaten sizin dediğiniz oldu. Hala şaşıyorum” diyor. O dönemde söyledim yedi yıl sürecek dedim. Bütün Avrupa gazeteleri en sonda benim dediğimi aldılar. Kimi dediler altı ay sürmez, kimi üç ay sürmez, IMF şu bu falan baktılar olacak gibi değil, asıl kaynaktan alalım dediler. Benim dediğimi bütün dünya kabul etti yedi yıl sürecek diye her yerde aldılar ve benim dediğim doğru çıktı. Bak büyük İstanbul depremi olacak dediler bütün alimler Hocalar, yok dedim ben. Hicri 1506’ya kadar büyük deprem yok. İnşaAllah.

Oğuzhan Bakkaloğlu; “Hocam hiç uyumuyor musunuz? Bu ne enerji bu saatte?” diyor. Beni dinlendiren budur, Allah’ı anmak, İslam’a hizmet etmek. Öbür türlü ben çok rahatsız olurum.

Yılmaz Aykaç; “Adnan Hocam sizi dinlemek ve izlemekten mutluyum, İslam’ı sevdiriyorsunuz.”

Eyüphan; “Peki komünistsiz, Darwinistsiz bir Kürdistan devletine karşı mısınız peki?” Irak Suriye bölümünde hakikaten, ne Irak ilgileniyor Kürt kardeşlerimizle, ne Suriye ilgileniyor. Eğer onlar da uygun görüyorlarsa onların orada bir Kürt bölgesi oluşturmaları makul. Yani onların kendi iç dinamikleri açısından bir mahsuru yoksa, devlet olarak kendi parlamentoları toplansın. Yazık günah dindar bir Kürt devleti Kürt kardeşlerimiz, Arap da olsun içinde, Türk de olsun, hepsi de olsun, yani bir idare iyi olur orada. Yani devlet olması şart değil. Onların öyle huzurla yaşayacağı, herkesin garantör olacağı bir sistem. Mutlu yaşasınlar, yani orada ezilmeleri çok korkunç.

“Sayın Hocam İslam tek ve hak din olmasına rağmen neden dünyadaki karışıklıklar İslami bölgelerde oluyor? Neden terör hep İslam’ın olduğu topraklarda?” Murat B. Çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağı yer olduğu için. Peygamberimiz (s.a.v.) “Buralar oluk oluk kan akacak yerler olacak” diyor. “Evladım çıkmadan evvel” diyor. Aynısıyla oluyor.  Bütün bu olaylar Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkması için oluyor hepsi. Mesela dindar bir hükümetin Türkiye’de sürekli iktidara gelmesinin sebebi de yine  Hz. Mehdi (a.s)’dır. İsa Mesih’in çıkışı ve Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışıdır.

“Hocam vesilenizle namaz kılmayı akıllarına getirmeyen gençler namaza son derece titizler şimdi. Hürmetle ellerinizden öperiz.” Ben sizin ellerinizden öpüyorum. Reşat yazmış.

“Ya bu arkadaşlar yirmi beş sene, otuz sene nasıl oluyor da yanınızdan ayrılmıyor? Her dediğinizi yapıyor ve çok seviyorlar sizi. Bu nasıl bir iştir ben anlayamadım” diyor.

DAMLA PAMİR: MaşaAllah, asla ayrılmayız.

ADNAN OKTAR: İşte Allah için sevmeyi bilmediği için mezelerin kralı oluyor. Onlar sevginin, tutkunun kraliçesi ve kralları oluyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kendisi de saat 02:00’ye kadar sizden ayrılamıyor, demek ki o da çok seviyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Geyikli Baba, “Her gün yayın oluyor ya, herkes her gün orda, şaka mısınız siz ya?” diyor.

Cemile, “Etkileyici sesiniz, konuşmanız bambaşka, Allah’ın yarattığı bütün canlıları kim olursa olsun ayırt etmeksizin seviyorsunuz. Sevgiyi kalbimize yerleştiriyorsunuz. Korkusuz, kararlı, güçlüsünüz, davanızda mücahitsiniz, nursunuz, sizi çok seviyorum” diyor.

İsmail Ceren; “Hz. Adem (a.s) bile şeytana kanmış” diyor. İşte Allah ibret olması için söylüyor, yani siz yapmayın diyor.

“Siz Mehdi (a.s)’yi beklemektesiniz ve şu anda ortaya çıktığını düşünürsek Mehdi (a.s)’nin siz Hz. Mehdi (a.s)’nin yanında hangi konumda olmak istersiniz”. Hizmetçisi, hizmetçisi.

Bak ayet yaz dedim, yok. Hayrettir bak hiçbiri her zaman ayete davet ediyorum, Kuran’a davet ediyorum uzun uzun edebi yazılar yazıyorlar ama Kuran, ayet yazamıyorlar. Ayet yazmıyorsan bile ayetin numarasını ver.

Türk Bozkurt 1903 Musti; “Namaz kılmıyorum imanım zayıf ne yapmalıyım? Dua ederken kendime demediğimi bırakmıyorum bu yüzdende ne yapayım? Ben Hocam müşrik miyim ben?” diyor. Etrafındaki insanların belki imanları zayıftır ondan etkileniyorsun etrafa çok önem veriyor olabilirsin. Kendi içine dön, Kuran mucizelerini oku, benim kitaplarımı oku bayağı etkili olur. Benim kitaplarım çok açar seni. Kuran mucizeleri kitaplarım var. İman hakikatleriyle ilgili kitaplarımı oku.

“Nur ala nur Hocam Abdülhamit Han için anne karnında evliyaydı deniyor. Bu konu hakkındaki düşünceniz nedir?” Kaderinde evliyalık varsa olur tabii.

Murat Akyol’dan, “Hocam günlerdir sizi izliyorum. Güneydoğu’da görev yapan ve her zorlukta Allah aşkıyla direnebilen bir askerim, sizi ve kardeşlerinizi çok takdir ediyorum. En azından sizler ile hayata bağlanıyorum.” İşte bu sözü doğru. Yani çünkü insan etrafa bakıyor bağnaz adamlar var mesela dindarlar var ama sırf kendi adamlarıyla muhatap oluyorlar, suratları asık, ticarete sadece önem veriyor. Kolayca iletişime geçecekleri sevgi duyabilecekleri bir insanı bulamıyorlar. Bulsalar da çok korkunç bir bağnazlık fırtınasıyla karşılaşıyorlar bazılarında olan imanı da kaybediyor bu sefer. Diyor ki “Yirmi beş yıllık namazını kılmamışsın. Sen önce bir kere beynamazsın sen. Şu namaz borcunu ödemen lazım.” “Nasıl yapacağım?” diyor. “Uyku ve yemek dışında gece gündüz o namazları kılacaksın” diyor. Yirmi beş yıl namaz nasıl kılınır? Yirmi beş yıllık namaz. Namazlarını da ayrıca kılacaksın diyor ve sünnetleri de terk etmeyeceksin diyor. Adamın işe de gitmemesi lazım. Yani gece, gündüz sabah, akşam. Adamı sen dinden, imandan, namazdan soğutmuş oluyorsun. Nerde görülmüş borç namaz, öyle şey olur mu? “Namaz vakitli olarak size farz kılındı” diyor. Vakti geçtiyse namaz da geçti nasıl borç kılıyorsun? Kendi kendilerine kural çıkarıyorlar. Hüküm çıkarıyorlar.

Ne güzel söylemişti Ağabeyimiz Sungur Ağabey Rahmetli. Gitmiştim ziyaretine “Sen seddi Zülkarneyn oldun” dedi. “Seni aşıp bize gelemiyorlar” dedi. “Sen olmazsan bizi ezerlerdi” dedi. “Ama seni aşamıyorlar.” Çünkü felsefi yönden beni ezemeyince, yenemeyince ben onları ezip yenince yani fikren yapacakları hiçbir şey kalmıyor. Mesela bak hükümetin de ideolojik alt yapısını oluşturuyoruz felsefi alt yapı çünkü hükümetin felsefesi yok. Bir felsefe oluşturuyoruz. İdeolojik bir zemin oluşturuyoruz kimse de hükümete ilişemiyor. Yani felsefi yönden tartışamıyorlar. Mesela PKK da felsefi yönden tartışamıyor. Çünkü biz varız.

AYLİN KOCAMAN: “Biz İslam dünyasının aydınlık yüzüyüz” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. İslam alemi mesela o diyorlar ki hep bağnaz oluyorlar hep kapalı oluyorlar işte hanımlar kapalı kimseyle konuşmuyorlar karma karışık anlatımlar oluyor. Akla, mantığa tamamen zıt izahları var. İnsan o ortamda hayatını yaşayamayacak hale geliyor diyor. Hakikaten uygulamada geniş çaplı böyle bu. Hepsinde olmasa da büyük bölümü böyle. Ama burada hayatla iç içe İslam. Yani hayatı da çok mükemmel yaşıyor dini de çok mükemmel yaşıyor. O zaman göz aydınlığı oluyor İslam alemi için örnek gösterilebilecek bir yapı oluşmuş oluyor. Adamlar diyor ki mesela plaja gidenler bunları Müslüman görmüyor diyor. Ama adam bizi örnek gösterince konu bitiyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir de Adnan Bey hep ailesinin İslam’ı öğrettiği kişiler o şekilde öğrenenler Müslüman olur diye düşünenler oluyordu. Halbuki sizin yanınızda bizden çok fazlamız sizden öğrendik İslam’ı. Daha önce İslam’ı yaşayamayan insanlardık, bilmeyen insanlardık.

AYLİN KOCAMAN: Hristiyan vardı aramızda. Musevi vardı.

ADNAN OKTAR: Hristiyan bak kaç tane. Üç Musevi var. Gene üç Hristiyan var Müslüman olmuş.

CEYLAN ÖZBUDAK: Dindar olmamıza hep siz vesile oldunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah yoksa normal insan dışardaki insanlardan değil mi daha belki daha yanlış bir yolda olacaklardı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sadece bizimle kalmadığını da herkes görüyor. Siz binlerce kişinin imanına vesile oldunuz bütün dünyada.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Sungur Ağabey 30 Ocak 2007’de dedi ki bir sohbetinde “İman hizmetinde Adnan Hoca’nın eserlerinin çok büyük etkisi oldu” dedi. “Daha önce biz biraz geri duruyorduk. Risalelerden başka kitaplarla ilgilenmiyorduk.” Bak “Risalelerden başka kitaplarla ilgilenmiyorduk fakat neşriyat yayınlar aleminde Harun Yahya’nın” yani Adnan Hoca’nın diyor “eserlerinin elmas hükmünde olduğunu gördük maşaAllah” dedi. Bak elmas hükmünde.

İlke; “Atatürk Komünizm en büyük tehlikedir nerede görülürse ezilmelidir” demiş. Ama onun kurduğu parti olan CHP’liler nasıl oluyor da komünistleri” bir kısmını diyelim “içine alıyor veyahut bazı komünistleri destekliyor” diyor. CHP özgürlükten yanaysa her türlü insanı içine alır ama sol bir parti CHP. Solu temsil ediyor. Komünist aralarına alıyor olabilir ama öyle terörist komünisti falan almaz aralarına. Marksist, sosyalist tipleri belki alıyor olabilirler aralarına ama onlara da mesafeli oluyorlar. Yani sosyal demokratlara kapı açık olur onlarda. Yani sosyalist komünistleri kabul etmezler.

Utku Dağlı; “A9 ekibi gerçekten çok başarılısınız. Kırklareli’den sizi takip ediyorum. Mesih imanlısıyım.” Yani Hristiyan bir kardeşimiz. “Ama Kuran’ı da okuyorum sizleri seviyorum. Tevrat’tan ve İncil’den alıntılar yapmanız çok güzel. Sizleri ayrıca destekliyorum. Yaratılış gerçeklerini Hocamız’ın Tevrat’tan Hikmetler ve İncil’den Güzel Sözler kitaplarını okuyor ve kilisedeki kardeşlerime de öneriyorum. Sevgilerimle Allah hidayetinizi artırsın.” Bak ne güzel. Ne güzel.

Uzay İmamı, bağnazlara bayağı kızmış. “Adam sizin bütün hurafelerinizi altüst ediyor” diyor. Yani tabii ki.

“Müthiş Hocam ya. Bazı kişiler AKP’ye yaranmaya çalışırken AKP’yi yanlış yönlerini de açık açık uyarıyorsunuz, doğru yönlerinde de destekliyorsunuz” diyor Harun Elekçi.

“Hocam askerler olarak Bitlis’ten sizleri izliyoruz maşaAllah süpersiniz.” Bütün Bitlis’teki ve Güneydoğu’daki aslanlarıma Selam, sevgiler. Allah sizi kahpe kurşunlardan korusun.

Kaza namazı diye bir namaz yok. Öyle bir şey yok. Kuran’a aykırı bu. Ne demek kaza namazı? Vakitli olarak farz kıldım” diyor. “Uf namaz kazaya kaldı” diyor. Uyu sen öğlene kadar “kazaya kaldı ya” diyor. Namazı kaçırdın. Kasten yaparsan harama girersin. Namaz vakitli olarak farz. Vaktinde kalkıp kılacaksın kılmadıysan geçti.

CAN DAĞTEKİN:’Namazı dosdoğru kılın’’ diyor yüce Allah. Titizlik göstererek inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Müslümanlık olarak tüm dünya bizleri” bak, “Müslümanlık olarak tüm dünya bizleri, adamları kesen, kadınları taşlayan, bombaları patlatıp Allahu Ekber diyen çapsız insanlar tanıyor. Son zamanlarda bizi ama bilmiyorlar ki bizler aslında dünyanın en âşık en güzel insanlarıyız. Sizi selamlıyorum” diyor Murat Akyolcan. Gerçek Müslümanlık hakikaten unutuldu.

Muammer Acar; “Sayın Hocam bundan sonra ne olacak? PKK bitecek mi?” diyor

Barış Yoldurak; Hocam lise ve üniversitede sekiz yıl müzik okudum. Profesyonel anlamda on bir yıldır org çalıyorum. Orgum ve ben Hocam emrinizdeyim.” Estağfurullah şeref verirsin alkışlarla Oktar’ı içeri alırız. Çok iyi olur.

Neslihan;  “Erkekler sürekli kadınlarla ilgili yazı yazıyorlar” diyor. “Oradaki yakışıklıları görmüyorlar mı nasıl karizmalar?” diyor maşaAllah. Yani tabii.

“Hocam Oktar Hocamızı özledik” diyor. “Kaç gündür görünmüyordu bir meydana çıksın” diyor yıkar ortalığı.

“Havariler Hz. İsa Mesih’e “Nerede hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. Hz. İsa (a.s) onlara bakın dedi. Kente girdiğinizde” büyük şehre “karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak. Kova burcundan birisi.” Kova burcundan. “Adamı gideceği eve kadar izleyin.” Yani onun bir evi olacak orada insanlar olacak, arkadaşları olacak onun peşine takılın diyor. Öğrencilerden ikisini şu sözlerle önden gönderdi. “Kente gidin orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza onu izleyin.”

Şimdi kısa bir ara verelim de ümmeti Muhammet’e bir bakalım inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Adnan Oktar’la sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü