Harun Yahya

Sohbetler (3 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Herkes hoş buldu.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde çıkan çatışmalardan sonra sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Türk Silahlı Kuvvetleri de yaptığı açıklamada PKK’nın Kuzey Irak kamplarının vurulduğunu söyledi. Siirt’teyse polis ekibine teröristlerce uzun namlulu silahla ateş edildi. Bir teröristin etkisiz hale getirildiği çatışmada bir polis memuru da yaralandı.

ADNAN OKTAR: Teröristlere göz açtırmasınlar, inşaAllah. Hükümet o konuda sözünü tutarsa tam kanaatimiz gelecek.

Başkanlık sistemini getirirler de bu da federasyona sebep olursa, Türkiye de parçalanırsa artık Türkiye’nin bir anlamı kalmaz. İttihad-ı İslam’a dev bir darbe vurulmuş olur. Biz İslam aleminin, Türklük aleminin son ümidiyiz, son umuduyuz. Türk-İslam Birliği için yıllardan beri Türkistan, bütün Türk devletleri, İslam alemi hasretle bekliyor Türkiye’nin başa geçmesini. Onu ortadan kaldıracak bir sistem olur bu Allah muhafaza. Onun için sakın ha.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bu seçimleri ve bir önceki seçimleri bilen anket şirketi sahibi Adil Gür az önce televizyonda şunları söyledi Adnan Bey: “Halkın başkanlığa karşı olmasının sebebi Sayın Erdoğan değil AK Parti tabanı da halk da başkanlığı bölünme tehlikesi olduğu için istemiyor.”

ADNAN OKTAR: Evet doğru.

BÜLENT SEZGİN: “AK Parti yüzde elli oy alsa bile başkanlık için referanduma gidildiğinde başkanlığı kabul edilmez, kabul etmez. Çünkü halk başkanlık eşittir federasyon, federasyon eşittir bölünme diye düşünüyor. Ancak PKK sorunu tamamen çözülürse ondan sonra başkanlığa sıcak bakabilir.”

ADNAN OKTAR: Tabii canım, PKK yoksa, bölünme derdi yoksa bize ne federasyon şu bu her şey olabilir. Ama şahin gibi bekliyor PKK bölgede alan hakimiyeti kurmuş. Alan hakimiyeti de devam ediyor şu an PKK’nın. Bak hiçbir değişiklik yok. Mardin’e, Diyarbakır’a hiçbir siyasi parti gidemiyor. Parti propaganda konuşması yapamıyor, vatandaş elini kolunu sallayarak camisine gidemiyor. Mardin’e, Siirt’e gitmek çok çok zor. Ancak işte özel harekat, bordo bereliler falan geniş çaplı tedbir alıyor, iki bin-üç bin polisle falan başbakan camiye namaz kılmaya gidebiliyor. Alan hakimiyeti sağlamışlar önce bunun kalkması lazım. Bölünme tehlikesi sıfırsa istediğin kadar federasyon yap. Hayır 7, 18, 29, 98’e böl istersen federe sistem olarak fark etmez. Ama bölünme başımızda bela olarak bekliyor bunu görmezden gelmek olmaz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yalçın Akdoğan NTV’de gündeme dair soruları yanıtladı. Çözüm süreci konusunda açıklamalarda bulunan Akdoğan şunları söyledi: “PKK’nın Türkiye’yi terk etmesi tam anlamıyla eylemsizlik. Bunlar süreç için önem taşıyor. Vatandaşlarımız ne istiyorsa o yönde hareket ediyoruz. Çözüm süreci bağlamında İmralı’yla görüşülmesi için bu şartların yerine getirilmesi gerek. Öcalan’ı da oraya diri diri gömdüler. Yapacağımız reformlardan Kürtleri kucaklamaktan, yatırımlardan geri durmuyoruz. Süreci kırılgan hale getirenlerin tasfiye edilmesi gerekli. Kamu düzeni halkımızın canı için önemliyken çözüm süreci için de önemli oluyor. Operasyona destek yüzde yetmişler civarında.”

ADNAN OKTAR: Operasyon; PKK. Yüzde yetmiş olur mu? Bütün Türkiye ister. PKK bile şu beladan kurtulmak ister. Onlar bile belanın çirkefin içine düştüler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: KCK bugün yaptığı açıklamada özyönetim ilan edilen yerlerde HDP’nin oylarını kaybetmediğini, halkın özerkliğe destek verdiğini ifade etti. Ve 1 Kasım seçimleri ardından yaptığı yazılı açıklamada, 7 Haziran sonrası yaşanan süreci siyasi darbe olarak nitelendirdi. Ayrıca AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarının Dolmabahçe mutabakatının reddi olduğunu ve yeni hükümetin tek maddelik programı olduğunu, bunun da savaş olduğunu iddia etti.

ADNAN OKTAR: Savaş değil, sen Türkiye -onun için demiyorum da genel olarak PKK açısından diyorum- Türkiye’nin bir bölümünü almaya kalkarsan, seni söke söke geri adım attırırız. Sen çünkü ne diyorsun? Kuvvet kullanarak ben bu işi halledeceğim kanunla hukukla. Yaptırmayız böyle bir şey. Türkiye’nin Güneydoğu’su gittikten sonra zaten tamamı gider o zaman hayatın anlamı kalmaz. İttihad-ı İslam’ın yolu kapanmış, Türk-İslam Birliği’nin yolu kapanmış; o zaman cinnet hali oluşur. Cinnet hali oldu mu ne derler? Çılgınlık, çılgın Türkler dedikleri olay meydana gelir. O zaman da kıyamet kopar. Nasıl kıyamet kopar; dünyada hiçbir şey kalmaz. Arazi böyle dümdüz elips tepsi gibi olur dünya. Ne Amerika ne Rusya ne Çin hiçbir şey kalmaz söyleyeyim. Yapamayacakları bir şeye yelteniyorlar.

KCK’lı bu da PKK’lı yani, değil mi? Evet ona söylüyorum o zaman.

Sevgi için bir etiket yapalım. “Sevgi sevgi sevgi” üç kere sevgi. Evet etiket bu.

“IŞİD’den hiç bahsetmiyorsun” diyor Veli Günay. PKK sorun IŞİD sorun değil ki niye IŞİD’den bahsedeyim. Bizim topraklarımızdan dört yüz-beş yüz kilometre, altı yüz kilometre uzakta insanlar onlarla bizim ne işimiz olur? Bizim işimiz PKK’yla. Şimdi, Türkiye’nin bölünmesi neden tehlikeli? Adamlar neden bölmeyi çok sağlama bağlamak istiyorlar? Bak dikkat edin, Karadeniz’in doğu kesiminden Mersin’e kadar, Adana’ya kadar adamlar bir hat çizmişler “burayı alacağız” diyorlar. Niçin istiyor biliyor musun? İslam alemiyle Türklük alemiyle bağlantının kopması için. Zaten bundan sonra öldün sen bittin demektir. Sen beni öldürmeye kalkarsan ben de kendimi korurum ve kıyamet kopar. Aklını başına alacaksın, kanunla hukukla korurum. Ama kıyametin nasıl olduğunu merak ediyorsan bir kere olur kıyamet ve bir daha da düzelmez geri dönüşü yok. Ayette diyor ki: “O gün ‘kaçacak yer var mı?’ derler” diyor, “kaçacak yer yoktur o gün” diyor. Kıyameti arıyorlar, sakın ha böyle bir şey olmaz. Kürt sorunu ne alaka? Benim çok sayıda Kürt kardeşim var nereden çıktı bu? Türkiye’nin birinci sınıf en kaliteli insanları Kürt kardeşlerimiz, hepsi canımız nasıl sorun olur? Laz’ın sorunu olur mu? Arap’ın sorunu olmaz hiç kimsenin sorunu yok. Hepsi Allah’ın nur gibi kulları.

IŞİD’i bitirecek olan yani IŞİD’in asma kesme olaylarını bitirecek olan Hz. Mehdi (a.s)’dır. Onun dışında IŞİD bitmez bitecek olsa Amerika böyle ümitsiz konuşmaz. “Bizim yapabileceğimiz bir şey değil” diyor Amerika.

AYLİN KOCAMAN: Yenemeyiz diyor.

ADNAN OKTAR: Yenemez. Bak hahamlar kendi aralarında konuştular, İsrail’e bilgi verildi, kendi aralarında konuştular derken tabii sağlam yerden de bilgi aldılar. Dedi “IŞİD bize saldırmayacak. Daha önce saldıracak diye panik haldeydiler. Ama dedim ki “IŞİD’in sizinle bir işi yok.” O yeterli oldu. Başbakan açıklama yaptı “IŞİD’in bizimle işi yok” dedi. Hemen benim açıklamamdan birkaç gün sonra, iki gün sonra açıklama yaptı. Yok, Türkiye’nin de işi olmaz.

İbni Talha Hz. Mehdi (a.s)’ın babasının ismiyle ilgili şu yorumu yapar: Mehdi’nin babasının ismi Peygamberimiz (s.a.v.)’in babasının ismiyle aynı değildir. Bunu şu şekilde anlayabiliriz; Arapça’da baba kelimesi büyükbabaya işaretle saygı anlamında kullanılır. Bunu Kuran’dan da anlayabiliriz. Örneğin Hac Suresi 78. Ayette Allah şu şekilde bildirir: “Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi).” Yani İbrahim babanız, yani Müslümanlar’ın babası olarak söylüyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın babasının ismi de babasının ismine uyardan kasıt diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın babasının ismi bir peygamberin ismi olacak diyor rivayette.  Yani İbrahim, İshak yahut, Yakup o tarz bir isim olacak diyor. Makul.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Nazlı Ilıcak 28 Şubat döneminde Tayyip Erdoğan’a ve arkadaşlarına destek vermekle hata yaptığını, onların bu baskıya layık olduğunu söyledi. “Esas itibariyle biz onlara mağdur diye sahip çıkarken onlar mağdur değil muhatap oldukları o muameleye layıkmışlar. Yani biz o tarihte görmediğimiz için, sivil dikta ve böyle bir ihtimal vermediğim için doğrusu bunlara kulak tıkadık. Ama biraz da böyle bir şeyden yani İslam’ın siyasete araç olarak kullanılmasının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini kestirmek ve tedbiri ona göre almak gerekirmiş” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Ama İttihad-ı İslam, İslam alemi için çok büyük bir ihtiyaç, şart. Hükümetin de bir İttihad-ı İslam politikası var görülüyor yani Türk-İslam Birliği yönünde bir politikası var. Ama bunu bütün hükümetler yaptı, Süleyman Demirel’in de “büyük Türkiye” dediği oydu. Sürekli “büyük Türkiye” diyordu. Özal’ın da, Özal pek kıpırdamıyordu da o devirde bizim vakıf Bilim Araştırma Vakfı o zaman İstanbul’un bütün sokak caddelerine her tarafı “Türk-İslam Birliği tek çözüm” diye donattı ama milyonlarca afiş. İstanbul’da tek bir sokak cadde kalmadı her yer doldu. Özal kısa bir süre sonra Türk-İslam Birliği için kolları sıvadı. Türki devletleri gezdi.

Gökhan Karataş. Cehennem ehli özel yaratılıyor, girdi miydi de kalıyor cehennemde. Öyle çıkması diye bir konu yok. Orası için yaratıldıysa sonsuz kalacaksa kalır.

AYLİN KOCAMAN: Derece derece değil mi?

ADNAN OKTAR: Cehennem derece derecedir evet. Çok sakin yerleri de vardır, normal sıradan bir hayatı andıran yerleri de vardır, soğuk zemheri yerleri vardır, sıcak yerleri vardır ama sıkıntılı kavgalı yerleri de vardır. Nasıl cennet çeşit çeşitse cehennem de çeşit çeşittir. Mesela bu Peygamberimiz (s.a.v.)’i sevip de Müslüman olmayanlar var Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında, yardımcı oluyor ama Müslüman olmuyor tabii küfür içinde ölmüş oluyorlar. Ama onlar cehennemde en makul yerlerde kalıyorlar öyle insanlar. Sadece tatsız tuzsuz bir şeyi yok kıyasladığında cennetle rahatsız olacağı bir yer o kadar. Dünya gibi yani.

Davutoğlu seçimi samimi olmalarından dolayı kazandıklarını söylemiş. “Sizin samimiyet vurgunuz etkili olmuş demek ki” diyor. Tabii, Allah “samimi olan kullarım kurtulur” diyor. Müslüman samimi olacak.

Kara Murat, “Baba, PKK’ya dümdüz gidiyorsun. Amerikan derin devletine ağzına geleni söylüyorsun helal olsun kabadayının hasısın. Herkesin korkudan masanın altına girdiği,” herkesin deme de bir kısım de bari “adamlara yeri öptürüyorsun. Senin adını ağızlarına dahi alamıyorlar. Bence bu delikanlı aleminin” tek deme krallarından de, öyle dersen delikanlı alemi sallanır çok acayip olur, çok vahim bir şeydir o. “Sen çok yaşa Adnan Baba” diyor. Allah sana da uzun ömür versin.

Demirel eriyordu kendisine Baba dedikleri için acayip hoşuna gidiyordu.

Cristof, “Amerika’ya işaret eden hadis okudunuz. Amerika’nın çökeceği anlatılıyordu. Siz ‘Allah Amerik diyarını helak edecek. Ayaklanmalar olabilir, savaşlar olabilir her şey olabilir’ demiştiniz. Bu sizce ne zaman olur?” diyor. Müslümanlar’la uğraşmaya kalkarlarsa tabii Allah helak edebilir.

“Şeyh Nazım Hocamız ‘melhameyi kübra olacak’ diyordu. Amik ovasında savaş olacağı rivayetlerde var. Sizce bu olur mu?” şu an oluyor zaten melhameyi kübra. Amik ovası denince herkes tankıyla topuyla oraya yığılacak anlamında değil. Yani o bölgede, Ortadoğu bölgesine işaret ediliyor.

Mistir Nobadi, “IŞİD tam dediğiniz gibi Türkiye’ye yönelik hiçbir saldırısı olmuyor. En başında demiştiniz kimse inanmamıştı. Tek derdi PKK anlaşılan IŞİD’in” diyor.

“Hocam merhaba. Kuran’ı Kerim’deki salat ve namaz arasındaki farkı anlatabilir misiniz?” Atilla Polat. Salat; duada var yani zikretmek Allah’a dua etmek. Namazda var ama namaz açıkça geçiyor fiili namaz olarak geçiyor. Dua da ayrıca geçiyor.

Evet, “oraya Amerik diyarı denilecektir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Liderleri İshak ve İsrail’in çocuklarından olacak.” Hakikaten hep Musevi’ydi liderleri Amerika’nın. “Elli şehirden oluşacak” diyor. Elli eyaletten oluşuyor. “İnsanların dili ortak olacak” diyor. Sırf İngilizce. Çok detaylı anlatmış Hz. Ali (k.v). Yani Amerika’yı olduğu gibi tarif etmiş. “Onlar dünyanın sonlarındaki yöneticilerdir. Onlar orada gerçekleşen her şeyi bilirler. Onların bulutların arkasını gözetleyecekleri gözleri ve denizde bayraklar gibi içlerinde toz şeklinde ateşi sakladıkları şeyleri olacak. Mehdi bulutların üzerinden Amerik diyarına inecektir” diyor. “Mehdi’nin karanlık içinde nuru vardır ay ve yıldızlar gibi.”

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu kültür ve sanat büyük ödüllerinde konuştu. “Siyaset ancak ve ancak bir sanat boyutuyla estetik derinlik kazandığı zaman insanileşir, tarihleşir, ulvileşir. Siyasetçi de ancak ve ancak sanat ehline hürmet ile kendi haddini bilmeyi öğrenir. Siyaset eğer manevi ölçüsünü insan sevgisini ve muhabbetini kaybeder, sanatla bağını koparır kültür dünyasıyla irtibatını keserse işte o andan itibaren o siyasete derinlik kazandırmak imkansız hale gelir” dedi.

ADNAN OKTAR: Başbakan’ın ne kadar dürüst ve samimi bir insan olduğunu buradan anlıyoruz. “Sanat ve estetiğe çok önem verin” dedim. Onu çok kapsamlı güzel vurgulamış. “Sanatçıya önem verin” dedim.

BÜLENT SEZGİN: İnsan sevgisinden de bahsetmiş.

ADNAN OKTAR: İnsan sevgisi, maneviyat, güzel gidiyor Ahmet Davutoğlu. Adı Ahmet soyadı Davutoğlu, güzel. Böyle bir değerli insanı yok hükmünde görmek çok korkunç olur, çok acı olur.

Bu Hz. Ali (k.v)’nin cifir ilmiyle ilgili, Cifir isimli kitabını orijinaliyle alalım orijinalinden gösterelim.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (sav) PKK Terörünü ve Abdullah Öcalan’ın Adını 1400 Yıl Öncesinden Bildirmiştir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız devam ediyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ehlibeyt ve On İki İmam Evliyaların Başlarından Aktarımlar isimli hadis külliyatının 588. sayfasında bir hadis var “Mehdi, yeşil gözlü bir gençtir” net bu şekilde geçiyor. “Mehdi, yeşil gözlü bir gençtir.” Bu üçüncü hadis, üç ayrı hadis var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak yazarı Abdulkadir Selvi, AK Parti’nin bundan sonra iki konu üzerinde duracağını söyledi. Bir; yeni dönemin yeni dili kucaklayıcı olacak. Cepheleşme siyasetinden kucaklaşma siyasetine geçilecek. İki güçlü bir reform süreci başlatılacak bunun için yeni anayasa gündeme gelecek. Hem Aleviler hem Kürtler açısından kucaklayıcı bir vatandaşlık tanımının içinde yer alacağı özgürlükçü yönünün ağır basacağı bir anayasa çalışması olacak. AK parti anayasa çalışmalarında CHP’yi kendisine daha yakın buluyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Alevileri anayasada koruma böyle bir olay zaten olamaz ki yani böyle bir üslup acayip Alevi zaten nurdur, güzelliktir yani korunmaya gerek duyulması çok acı bir olay. Kürt; benim kardeşlerimin yarısı neredeyse Kürt bizim aklımızın ucundan bile geçmez. Korunmaları ile de ilgili bir sorun hiç çıkmadı. Aklımızın ucundan geçmiyor. Biz bir devlet dairesine gittiğimizde “Sen Kürt’müşsün, doğru mu?” falan öyle bir konu yok. Alevilik de güzelliktir, yiğitliktir, delikanlılıktır, insan sevgisidir. Nerede çıkmış böyle bir ayrılık gayrılık? Böyle bir sorun yok zaten. Ama bilmiyorum anayasada daha önce bir eksik yön var mı? Fakat bence hiç gerek yok. Bu konular sevgiyle çözülür, merhametle, şefkatle çözülür. Sen istediğin kadar anayasaya madde koy eğer sevgi yoksa; sevgi yoksa anayasaya bin tane madde koysan adam yine Kürt’e ters davranır, iki bin madde koysan Alevi’ye yine ters davranır sevgi yoksa kalbinde; o terbiyeyi, o ahlakı almadıysa. Dolayısıyla sevgiyle her şeyi halletmek lazım.

"O Mehdi (a.s), yeşil gözlü bir gençtir." Bak, "O Mehdi (a.s), yeşil gözlü bir gençtir, akhalul ayleyni" bu Arapça, Arapça yeşil. Hangi kitaplarda var? Mehdi (a.s) İle İlgili Gelen Haberler, Nuru'l Ebsar, Ehli Beyt, On iki İmam, Kutuplar ve Mezhep İmamlarının Menkıbeleri, Şeblenci 1250 Tercüme, Saim Güngör'ün Nisan 2004, Cilt 628, Sayfa 588-589. "O Mehdi (a.s), yeşil gözlü, aynul hadra." Bak bu sefer, bu hadiste aynul hadra, yine yeşil anlamında. "Hilal kaşlı, kalkık burunlu, sık sakallı, yanağına doğru sakalsız bir gençtir." Yani yanağı tanzim edilmiş, düzeltilmiş bir gençtir. Nuru'l Ebsar, Ehli Beyt, On iki İmam, Kutuplar ve Mezhep İmamlarının Menkıbeleri, Şeblenci 1250 de, Cilt 628'de 77 ve 93. Sayfalar.

"Canım Üstadım" Meltem Bozkurt Yıldırım, "Sizin babanızın adı da bir peygamber ismiydi. Yanlış hatırlamıyorsam Yusuf'tu" diyor. Memlekette Yusuf, İbrahim, Yakup, İshak, Muhammed, Ahmet, Davud, Süleyman; Türkiye'nin yüzde doksanı zaten peygamber ismidir. Dolayısıyla bana oradan bağlantı kurman yersiz. İstanbul'da en az bir iki yüz bin Yusuf çıkar, en az bir iki yüz bin Yusuf çıkar yani.

Aybars; "Siz nasıl dua ediyorsunuz Hocam?" Ben yalnız dua ederim, samimi, istediklerimi söylerim Cenab-ı Allah'a. En çok istediğim Allah aşkıdır; aşkımın sonsuz olması en çok istediğim, en büyük ihtiyaç odur. O olduktan sonra bitti öbürleri yani çok kolay ondan gerisi. En büyük ihtiyaç odur.

Ata Alp; "Tamamıyla boş şeylerden yüz çevirmekten ne anlamamız gerekiyor Hocam?" Adam oturuyor mesela bir dizi var; iki saat kadın ona bir şey, oğlan ona bir şey söylüyor. Fahriye, niye bunu yaptın? Cezmi diyor, "Bunu anlaman lazımdı." Kardeşim uğraşılır mı bununla? Hadi bir-iki dakika seyrettin o ona, o ona, o ona; koskoca delikanlı gözleri buğulanıyor camdan dışarı bakıyor falan. Boyundan posundan utan. Nedir bu ya böyle? Tam giderken pencereden bakmalar bilmem neler, artistik hareketler. Hayır, saatlerce olmaz ki kardeşim, hadi beş dakika-üç dakika. Ama komedi filmleri falan var, onlar çok şahane. Ata Demirer. Demet Akbağ müthiş yetenekli bir hanım. Ata Demirer bu mükemmel bir çocuk, mükemmel bir sanatçı. O çocuğun da kıymeti bilinmiyor. Trakya şivesi, Trakya insanının mazlumluğunu, temizliğini acayip güzel vurguluyor. Diğer sanatçılar da mükemmel. Ama hep gerilerde kalıyorlar. Onları hayat kavgasına sokmak doğru olmaz. Sanatçı stresten uzak olacak. Ver üç-beş bin lira maaş, devlet maaşı ver, devlet madalyası ver. Yine oradan kazansın ayrı ama bir sabit geliri olsa kafaları salim olur. Değil mi? Mesela bir de devletin konutları var, sanatçılar için mesela bir mahalle olur, onların yoğun olduğu bir yer, orada kalsınlar; ister kiraya versin ister otursun. Onların böyle bir derdin içinde olması onları acayip yıpratır, acayip yorar.

"Al-i İmran 19'u okursanız, Tevrat'tan değil Kuran'dan örnek verirsiniz." Eyüp Beyazay. Allah Kendisi veriyor Tevrat'tan, Kuran'dan örnek veriyor. "İsmi Ahmet diye geçer" diyor, "açın, bakın" diyor Allah. Kuran'dan örnek veriyor. Çok fazladır Tevrat'ta, Tevrat'a gönderme yapıyor dünya hakimiyetiyle ilgili; "Tevrat'ta ve Zebur'da bu şekilde anlatılır" diyor, gönderme yapıyor. Bunlar böyle Tevrat'a ve İncil'e tavır almayı İslam’ın bir gereği olarak zannediyorlar. Halbuki Tevrat'ın ve İncil'in bozulmayan, tahrif olmayan yerlerinin hepsi geçerlidir, Kuran'a uygun olan yerleri geçerlidir. Kuran'a uygun olmayan yerleri zaten Kuran açıkladığını söylüyor Allah. Yani tashih edicidir Kuran, Allah'ın hükmüne uygun olmayan yerleri düzeltir. Allah'ın hükmüne uygun olan yerlerde bir tashih yok, geçerlidir onlar.

YASİN GÜRLEYİK: Adnan Bey, Allah bir ayette, şeytandan Allah'a sığınırım "Bu Kuran düzüp uydurulacak bir söz değildir. Ancak kendilerinden öncekilerin doğrulayıcısıdır."

ADNAN OKTAR: Tabii. Kuran'da çok fazla Tevrat'a ve İncil'e gönderme vardır. Allah diyor, "Kendi kitaplarını açıp baksınlar" diyor, yani "Bu hükmü görecekler" diyor. Sen de diyorsun ki "Tevrat ve İncil hiçbir şekilde geçerli değildir." Olur mu öyle şey? Kuran "geçerli" diyor; sen "geçerli değil" diyorsun; tahrif olan yerleri geçerli değildir.

Eyüp; "Ayette nasıl namaz kılınacağı yazmıyor. Buna göre namaz kılma şekli nasıl geldi bizlere?" Gelenekle geldi. Sana yürümenin nasıl olduğunu anlatıyorlar mı? Yürümenin nasıl olduğunu mesela; Allah yürümeden bahsediyor "Yürüme nasıldı? Bana bir göster" mi diyorsun sen? Yürümeyi biliyorsun. Namaz on bin yıllık-on beş bin yıllık bir ibadet. Adem (a.s)'den beri hiç şaşmadan, müşrikler de namaz kılıyor; onlar da mesela kıyamda duruyor, secdeye kapanıyor, rükuya kapanıyor. Budistlerde falan bile var, secdeye kapanıyor adamlar, kıyamda duruyor, rükuya duruyor. Bütün dünya biliyor sen nasıl bilmiyorsun? Hadi bilmediğini düşünelim; Kuran'da zaten kıyam anlatılıyor, rüku anlatılıyor, secde anlatılıyor. Nasıl bilmezsin yani? Bu bilinen bir husus. Allah diyor ki, "Ayda, ayın tespitinde ayı kullanabilirsiniz" diyor, "Yön tayininde yıldızları kullanabilirsiniz." "Yıldız nerede?" falan diye aramıyorsun ki. "Yıldız" deyince yakana taktığın rozete bakmıyorsun, göğe bakıyorsun. “Yıldız nerede?” demiyorsun. Sana güneşten bahsedilince "Güneş nerede?" demiyorsun, güneşin ne olduğunu biliyorsun. Namaz da böyledir, bilinen bir ibadettir. Mesela "Oruç nedir?" demiyorsun. Orucun ne olduğu biliniyor.

GÖKALP BARLAN: "Daha öncekilere yazıldığı gibi size de namaz yazıldı" diye bildiriliyor.

ADNAN OKTAR: Canım, her peygamber aynı namazı kılmış. Budistler de aynısını yapıyorlar, hepsi; putperestler de aynısını yapıyorlar. Bilinir namaz yani. Mesela bak, Maide 43'te Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah'a sığınırım "Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde" o anı söylüyor, bak "Allah'ın hükmünün bulunduğu", "Allah'ın hükmü yok" diyorsun sen "Tevrat'ta"; Allah "Var" diyor. Sen yanlış yoldasın, Kuran doğru söylüyor. "Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde seni nasıl hakem kılıyorlar? Ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar. İşte onlar inanmış değillerdir" diyor Allah. Hakem olarak Allah Tevrat'ı gösteriyor. "Allah'ın hükmü var. Oraya baksınlar" diyor. Birçok yerde, mesela Museviler’le olan mücadelelerde veyahut anlaşmalarda, Peygamberimiz (s.a.v.) Tevrat'ı açıp oradan hüküm veriyor onlara.

Bak, Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik.”( Maide Suresi, 46) Aynı Tevrat’tı o devirde. Neyi yapıyor İsa (a.s)? Tahrip olan yerleri kaldırıyor. Ama Tevrat’ın diğer kısımları geçerlidir. Bak, “Önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik. (Maide Suresi, 46) “İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler.” (Maide Suresi, 47) Bak, “İncil sahipleri Allah’ın onda” yani İncil’de indirdikleriyle hükmetsinler. Sen diyorsun ki “geçersiz İncil” diyorsun. Allah hükmetsinler diyor. Şimdi sen yanlış yoldasın. Kuran ile konuşmuyorsun. Ben Kuran’la konuşuyorum.  Bak,  “Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.” (Maide Suresi, 47) Ne diyor Allah? Bak, “…öğüt olan İncil'i verdik. (Maide Suresi, 46) “İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler.” (Maide Suresi, 47) Bitti. Yani Kuran’a uygun olmayan yerler geçersiz. Kuran’a uygun İncil’in bütün hükümleri geçerlidir. Tevrat’ın da bütün hükümleri geçerlidir. Kuran ile çelişen yerler geçerli olmaz.  Mesela diyor ki Cenab-ı Allah. Şeytanda Allah’a sığınırım.  “Andolsun” diyor Allah. Yemin ediyor. “Biz zikirden sonra, Zebur’da da” yani Tevrat’tan sonra “Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105) Evet. Nedir? Ne diyor bak ayette? “Tevrat’tan sonra. Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105) Açıp bakıyoruz. Var. Tevrat’ta ve Zebur’da Moşiyah Mehdi (a.s) zamanında Moşiyah Mehdi (a.s) vesilesiyle  Müslümanlar dünyaya hakim olacaklar” diyor Allah. Ama bak, Mehdi (a.s) vesilesiyle olacak” diyor. Nerede yazıyor? Zebur’da. Nerede yazıyor? Tevrat’ta. Allah ne diyor?  Tevrat’a ve Zebur’a bakın, diyor.  Orada bir dünya hakimiyetinden bahsediyorum, diyor.  Bak, şüphesiz arza salih, samimi kullarım. Samimi kulları kimmiş? Bakıyoruz Tevrat’ta; Mehdi (a.s) ve talebeleri. Onlar kanalıyla dünyaya hakim olacağım, diyor. Sen geçersizdir diyorsun. Ayet getir, diyorum. Ayet yok. Ben ayet getiriyorum. Olmaz. Bak “Sen onları kurana çağırdığın vakit onlar seni atalarına, büyüklerine, alimlerine çağırırlar” diyor. “Ya o alimleri bir şey bilmeyen cahil insanlarsa yine mi uyacaklar?” diyor Allah.  Adam da diyor ki “evet, uyacağım” diyor.  O zaman öyle çirkin bir cesaret gösterirsen karşılığını da görürsün.  Olmaz. “Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar.” (Araf Suresi, 157) Neymiş? Yanlarındaki Tevrat’ta, diyor. Peygamber (s.a.v.) zamanındaki Tevrat’ta ve İncil’de.  Paran Dağları’nda zuhur ettiler, diyor. Paran dağları. Kim bu on binler?  Kim?  Müslümanlar, başka kimse yok ki. Orası bomboş. Başka gelen giden olmamış oradan.

O Faraklit de hamd eden anlamına geliyor. Muhammed de olur, Ahmet de olur, Mahmut da olur, hepsine uygun yani.

“Hocam bu kadar çok cemaatin ortaya çıkıp insanları din konusunda farklı yerlere götürmesi caiz midir?” Ramazan Aslan. Hiç yoktan iyidir. Bağnaz da olsa Müslüman olsun da ben elini ayağını öperim. Dinsiz olması çok felaket. Dinsiz olması.  Süleymanlılar, nur gibi insanlar. Nurcular, nur gibi insanlar. Tamam soğuklar bir kısmı mesafeli, sevgisizler hakikaten. Ama dinsiz olmasından daha iyi.  Yani çünkü dinsiz felaket Allah vermesin. Çok zor ahirette durumu.

Halid Veli. Kardeşim şimdi hadis, Tevrat anlatıyorum bak. Bak bir kere Tevrat’a da karşısınız ispat ettim.  İncil’e karşısınız. Onu da ispat ettim. Tevrat ve İncil’in geçerli olduğunu, hadise karşısınız. Hadis Kuran’a uyuyorsa geçerlidir diyorum. Siz çırpınıyorsunuz. Hadis Kuran’a uyuyorsa geçerlidir. Kim ne derse desin Kuran’a uyuyorsa geçerlidir. Peygamber (s.a.v.) deyince de müsaade edin de geçerli olsun.  Siz müsaade etmeseniz de geçerli olur zaten.  Tabii Allah affetsin. Yanlış anlaşılmasın.  Ahir zaman hadisleri de aynısıyla tahakkuk ettiğine göre bitti.

AYLİN KOCAMAN:  Bir de siz asıl olarak Kuran’ı esas alıyorsunuz. Ondan hiç bahsetmiyorlar. Sizin asıl rehber aldığınız Kuran. Hadis Kuran’a uyuyorsa ancak alıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Zaten ahkama ait hususlar da hadis kullanmıyoruz.  Ama “namaz kılın” diyor Kuran, Peygamber (s.a.v.) de “namaz kılın” diyor. Şimdi bu Kuran’a uygun zaten alırsın o hadisi. Kuran’a uygun olmayan hadisi alamazsın.  Ölçü Kuran’dır. Mesela Tevrat’a da bakarsın. Kuran’a uygun değilse Tevrat’ın o kısmı geçerli olmaz. İncil’e de bakarsın, Kuran’a uygunsa alırsın değilse almazsın. Her üç yerde de, hadiste de, Tevrat’ta da, İncil’de de ölçü kıstas Kuran’dır. Kuran’a uygunsa alırsın, uygun değilse almazsın. Ahir zaman hadislerinde ise fiten denilen, eğer aynısıyla tahakkuk ettiyse olay o hadis geçerlidir. Hadis diyor ki, sahih mi değil mi, düşünüyoruz diyor. Kardeşim tahakkuk etmiş, diyorum. Sen anlamıyor musun?  Sahihliği bırak. Doğru üstü, doğru üstü doğru.  Tam net çıktı, doğru yani. Mucize olmuş oluyor. Yani orada sahih mi? Sahihlikten çıkmış olay. Mucizeliğe dönüşmüş oluyor.

CAN DAĞTEKİN: Bazı hocalar Kuran Müslümanlığı diye fitne çıktı, diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte Allah’ın huzurunda da söyleyebilirlerse, göreceğiz. Ya Rabbi, diyecek. Kuran yeterli değildir, diyecek. Bilmiyorum Allah vermesin ne hale gelirler yani.

Eyüp, “Hocam Kuran geldikten sonra diğer hiçbir kitap geçerli değildir. Geçerli olsaydı Peygamber (s.a.v.) İslam’a neden davet etti, savaştı?” Sana Kuran ayeti okuyorum. İnanmıyorsan ben ne yapayım sana? Allah, Kuran’da Tevrat’a ve İncil’e gönderme yapıyor. Ben onu delil olarak gösteriyorum. Sen geçerli değildir, diyorsun.  İşte taktın, kafanda bir din var.  Kuran’daki dini dinlemiyorsun. O zaman olmaz. Sen Kuran’a bakacaksın. Kuran’da varsa tamam. Sen diyorsun ki ben bir din öğrendim. Bunu Kuran’da bulamıyorum.  Allah Allah. Bulamıyorsan yanlış işte.

GÖKALP BARLAN: “Allah’ın size vermediği şeylerle dinden kendilerine teşri kıldılar, şeriat kıldılar” diye buyuruyor Yüce Rabbimiz.

ADNAN OKTAR: Evet. 

“Bak Hocam Ali İmran Suresi 19’u okumuyorsun ya olmayan saçlarımı yolacağım şimdi” diyor. Ali İmran Suresi 19, şeytandan Allah’a sığınırım. “Hiç şüphesiz din, Allah Katında İslam'dır.”  Zaten o net.   O tartışılacak bir şey değil. İslam tabii ki. Ama Hz. İsa (a.s)’nın getirdiği din de İslam’dır. Musa (a.s)’nın getirdiği din de. Hz. İbrahim (a.s)’in dini bak “Hz. İbrahim’in hanif dinine uyun” diyor Allah. İslam dini. Tahrif olan kısımları geçerli olmaz. Mesela bir İsevi diyor ki “Hazreti Muhammet tabii ki peygamberdir,  Hazreti İbrahim de peygamberdir. “O zaman nedir?” diyoruz “Söyle.” La İlahe İllAllah diyor. Güzel. Muhammeden Resulullah, diyor. Güzel. İsa Resulullah diyor, güzel. Tamam. İşte Müslüman, İslam. Oldu. Bu kadar. Yani Hristiyan Müslüman olmuş oluyor. Muhammedi İsevi oluyor. Muhammedi Hristiyan. Yani İslam dini olmuş oluyor. Zaten ahir zamanda olacak olan bu. İsa Mesih ilk geldiğinde Hristiyanlar, Muhammedî Hristiyan olmuş oluyorlar. İsa (a.s)’yı bırakmıyorlar. Onun için geliyor zaten. Bırakacak olsa niye gelsin? Yani Allah niye gökyüzünden onu indirsin? Onun için indiriyor zaten. Uyuyorlar ama Cenab-ı Allah iki şart getiriyor. Bir; namazlarını kılacaklar diyor, iki; zekat verecekler. Bu yok mu İncil’de? Var. Tevrat’ta yok mu? Var. Unuttukları için söylüyor Allah yani terk ettikleri için ama bir kısmı terk etmemiş.  Mesela Kore’de falan hepsini kılıyor namazlarının. Hristiyanlar namaz kılıyorlar, Museviler’in epey bir bölümü namaz kılıyorlar fotoğraflarını gösterdik. Zekat da veriyorlar ama tabii sembolik biraz tam anlamıyla olması lazım. Hz İsa (a.s) zamanında tam zamanı adam malını mülkünü satıp zekat veriyordu. Mesela kayığı var anlatıyor İncil. Kayığını satıyor, ağı var ağını satıyor, ne varsa satıyor Allah yolunda zekat veriyor. “Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.” (Ali İmran Suresi, 19) İşte bak ne diyor? “Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler.” Yani Kuran’ın hakemliğini kabul etmediler. Mesela Kuran diyor ki tahrif olmuş diyor, yok değil diyor. Tahrif olduğunu işte hak kitaptan görüyorsun. Ayettin anlattığı budur Ali İmran Suresi, 19’da. Yani Allah’ın kitabının tahrif edildiği dediği yerler tahrif edilmiştir ama Hakka başkaldırırsa bak ne diyor? "Kıskançlık ve hakka başkaldırma" ne yapıyor? Kabul etmiyor yok öyle bir şey yok diyor.

Evet dinliyorum.

GÖKALP BARLAN: Hz. İbrahim (a.s) için Hristiyanlar Hristiyan’dır diyor Kuran’da. Yahudiler de o Yahudi idi diyor. Allah da “hayır, o ne Yahudi’ydi ne Hristiyan’dı o hanif bir Müslüman’dı diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Tabii İslam dini. Onlar Hz. İsa (a.s)’ı Müslüman olarak görmüyor. Hz. Musa (a.s)’yı da, “Yahudi Peygamberiyle senin ne işin var?” diyorlar bana. Akla bak. En rahatsız oldukları da Hz. İsrail (a.s). Hz. İsrail (a.s) Peygamber, haşa diyor. Bas bas bağırıyorlardı haşa “Kahrolsun“ işte. Değil mi?

BEYZA BAYRAKTAR: Allah Müslüman özelliği olarak peygamberlerden hiçbirini ayırt etmezler diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Tarık Çam, “Sayın Oktar neden büyük TV kanallarına çıkıp bu bilgileri anlatmıyorsunuz?“ Herkes evinde rahat eder. Sen niye Hüsnü Dede’nin evine gitmiyorsun? Değil mi? Niye Şadiye Hanım’ın evine gitmiyorsun? Gitsen bile usulen gidiyorsun; kendi evi. Herkes kendi evinde rahat eder ama zaman gelecek her yerde olacağız. Her kanalda ve her yerde olacağız inşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Takip ediyorlar zaten büyük TV kanalları ve herkes de.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Gizli şeyler ve yıldızların keşfi kaim Mehdi’nin zuhuru zamanında olacaktır.“ İşte bu Bethlehem, Halley, Lulin çünkü teleskop olmasa bunların tespiti çok zor yani haberinin duyulması da çok zor. Duyan duyar gören görür ehli olan da bir kısmı görebilir. Nücum ilmiyle ilgilenen görür ama bütün halka duyuracak olan Mehdi (a.s)’dır. Gizli şeylerde işte hücrenin içindeki gizli kromozomlar, kofullar, mitokondiriler, golgi cisimciği şu falan hepsi.

“Hocam dün Mehdi (as)’ın gelmesine on yıl dediniz, gelmezse ne yapacaksınız?“ Şu akış şu gidiş kusursuz olarak hadislerdekinin aynısı oluyor. Yani yüzde sekseni-doksanı tamamlandı. Bütün denilenler çıktı hadi diyelim ki Mehdi (a.s) çıkmadı diyelim ama Mehdi (a.s)’ın çıkışıyla ilgili bütün alametler çıktı. O zaman Mehdi (a.s)’a nasıl çıkmaz diyelim? Kokusu gelmiş, ceketi gelmiş, ayakkabısı gelmiş, sesini duyuyoruz, müjdesini görüyoruz. Bak dedim ben Musevi baş haham değerli kardeşimize Sanhedrin Mahkemesi’nin Başkanı yani yetmişler meclisi bak üç bin yıl sonra bu meclis yeniden kuruldu Tevrat’ta geçer. Yetmiş kişiden oluşan Musevileri yöneten meclis, onun başı. Ben dedim ki “Moşiyah’ın, Mehdi (as)’ın kokusunu duyuyorum” dedim. “Benim burnum pek koku almaz” dedi. “O yüzden ben kokusunu şu an hissedemiyorum” dedi “ama şu an görüyorum ve onu duyuyorum” dedi. Demek ki o bir keşif ehli ki bir yerde görmüş. İnşaAllah biz de görürüz. Ben yalan söylediğini zannetmiyorum ama ben kokusunu duyuyorum. Kendi gelmeden kokusu gelir zaten. Hz. Yusuf (a.s) da daha gelmeden önce kokusu geldi. Gömleği geldi.

“Şimdi gelmez ise?“ Ben sana söyleyeyim gelmezse diye bir şey yok Mehdi (as) geldi, İsa Mesih de geldi. Ben senin zannettiğinden çok daha uyanık birisiyim ve aklımda senin tahmin ettiğin gibi değil yani tahminin üstünde yani övünmek gibi olmasından bayağı iyi görürüm bayağı iyi duyarım. Buradaki arkadaşlarım da öyle. Senin tahminin üstünde akıllı insanlar hepsi üniversite mezunu hepsi kolej mezunu ve hepsi dindar Ortodoks bir aileden gelmiyor, hepsi laik ailelerden geliyor. Adı gibi emin olmasalar delail-i katıa görmeseler böyle bir şey söylemezler. Delail-i katıa ne demek? Kati deliller.

Bir de yolun yüzde sekseni kapanmış bak hükümet ısrarla dindar bir hükümet oluyor bu ne bu? Ne anlıyorsun bundan? Üç kere dindar bir hükümet nasıl hükümet olur? Bir kerede yıpranıp çöküyorlar yani dönemini bitiremiyor. Yarısında daha istifa edip gidiyorlar. Bak üç dönemden beri Mehdiyet’in şahsı manevisini icra eden Mehdiyet’in dilini kullanan bir hükümet. Ki aynısını konuşuyor Başbakan görüyorsunuz. Mehdiyet ruhuyla konuşuyor üç yıldan beri iktidarda. Benim kanaatim üç dönem, dördüncü dönem de olur, beşinci dönemde olur ben söyleyeyim. Çünkü Mehdi (a.s) hükümet demek değildir. Hükümet olur ayrıca Mehdi (a.s) olur. Mehdi (a.s) siyasete karışmaz. Mehdi (a.s) sevgi üstadıdır beklersen görürsün.

Bu badireler hükümetin atlattığı badireleri gördünüz değil mi siz? Yaşadınız. Böyle bir hükümeti asla iktidar yapmazlardı asla, izi kalmazdı buhar olurdu. Daha önceki sağ partileri nasıl indiriyorlardı aşağı hemen indiriyorlardı. Bu Mehdiyet bereketiyle şu an bu hükümetin devam etmesi sadece Mehdiyet’in bereketi, Seyyidina İsa Mesih’in bereketi ve Hızır (a.s)’ın desteği.

“Hocam cennette din ve namaz yok.” Alparslan Erdoğan. Din sonsuza kadar devam eder. Olur mu? Sürekli Allah’a hamd ediyorsun, şükür ediyorsun, sevgini ifade ediyorsun. İslam ahlakını gösteriyorsun. Burada öğrendiğin İslam ahlakını cennete sonsuza kadar yaşayacaksın, o dindir zaten. Bütün hayata hakim oluyor din. Allah’ı görmek istiyorsun değil mi? Allah tecelli ediyor, Allah’a hamd ediyorsun. Allah’a sevgi gösteriyorsun. Zaten Allah’ın amacı sevgi, din de sevgi üzerine kuruludur zaten. Namaz yok ama o doğru. Hatta insanlara Allah tecelli ediyor insan şeklinde, secdeye kapanıyorlar Allah geri kaldırtıyor “artık burada ibadet yok” diyor. “Secdeden kalkın” diyor artık “Ben zahir olduğumdan sadece sevgi göstereceksiniz” diyor. O kadar. İçlerinde zaten coşkun bir sevgi duyuyorlar, o kadar. “Namaz bitti” diyor Allah, secde yaptırmıyor. İlk seferinde secdeye kapanıyor, sonra yaptırmıyor Allah.

Ceylan; “Adnan Bey halk arasındaki delikanlılık kavramı Kuran’a uygun mudur?” Mertlik, dürüstlük, iyi niyet, affedicilik, cömertlik anlamındadır delikanlılık, kabadayılık; fakire yardım etmek, zalime karşı koymaktır. Bu anlamda. Mesela kabadayı olur adam yanan evin içine girer çocuğu kurtarır. Normal bir insan yapamaz ama o bazı insanlar diyelim veyahut yapamaz ama kabadayı olan, delikanlı yapan yapar. Mesela adam kadını kesiyor, adam gidip elinden bıçağı alıyor yaptırmıyor, kabadayıdır yapar. Ama bazı insanlar dehşete kapılır kaçar. Mesela yolda trafikte adama araba çarpıyor adam kaçıyor. Kabadayı olan iner aşağıya, korkmaz karakola gideceğim diye. Adam vefat da ediyor Allah esirgesin, “sen mi vurdun?” diyorlar, “yok ben vurmadım” diyor. “Kal, otur bakalım sen” diyorlar, günlerce kalıyor karakolda. Kalır, o değer onun için. Çünkü kurtaracağım diye götürüyor. O onu düşünmez üstü başı kan revan içinde oluyor, mesela yaralanan oluyor, kucaklıyor, adamın iki-üç takım elbisesi olduğu gibi kan oluyor hiç umurunda bile değil. Kabadayılığın geleneğidir bu. Ama bazıları tabii itlik çakallık olarak anlıyorlar. O değil. İnsanları rahatsız etmek, gücüne kuvvetine güvenmeye kalkmak, bu dangalakça. Bazı insanlar da oluyor işte çevresine güveniyor, arkadaş grubuna güveniyor, itlik yapıyor. Halbuki en büyük kuvvet devlettir. İstediğin kadar senin etrafında adam olsun. Devletle baş edemeyeceğin belli. Kanun hukuk devleti olduğuna göre itlik yapmanın alemi yok. Ne olur etrafında on-on beş kişi olsa? Bazı çakallar etrafına adam topluyor hemen başlıyor itliğe. Devlet seni sinek gibi ezer. Avanaklığı bırak. Her tarafın çete olsa ne olur senin? PKK da bak “çeteyim” diyor, sürünüyorlar. Devlet tuttuğu yerde eziyor.

“Hocam Kuran’a göre onurlu olmak ne demektir?” Müminlere karşı şefkatli ve merhametli, küfre karşı onurlu ve zorlu yani baş eğmeyen, ezdirmeyen kendisini, Müslümanları zor durumda bıraktırmayan. Mesela bir kardeşi var sokakta titriyor soğukta, o Müslüman’ın onuruna ağır gelecek, alır onu evine koyar. Üstü başı yok, elbisesi yok, onuruna ağır gelir çıkartır ceketini verir kardeşine. Çünkü öbür türlü onuru zedelenir. Binlerce örnek verebilirim, buna benzer.

Beyhan; “Hocam insanlar cehennemde dahi olsa yok olmayı isteyecekler mi? Bazı internet sitelerinde cehennem azabından yok olmayı tercih edecekleri yazıyor.” Diyorlar ama usulen diyorlar, cehennem ehli çok kaşar bir topluluk, bayağı kaşarlar. Orada dedikodu yapıyorlar zaten, birbirleriyle uğraşıyorlar, birbirleriyle kavga ediyorlar. “Sen beni düşürdün, ben seni düşürdüm buraya.” Bir de Allah’ın nimetlerine karşı da çok nankörler yine. “Allah’ına söyle” diyor “bize biraz nimet versin” diyor. Yine orada da üst perdede. “Göz ucuyla bakarlar” diyor “enaniyet yaparlar” diyor Allah “büyüklük hissiyle oradaki insanlara göz ucuyla bakarlar” diyor “cennet ehline.” İşine gelmeyen bir şeye göz ucuyla, onu düşünecek kadar ahlaksız, orada devam ediyor. Ve “sonsuza kadar bu kalbinden gitmez” diyor Allah, bu özelliği. Vazgeçmiyor. Azap ortamında tutsa insan dünyada onu, adam umurunda bile olmuyor. Takmaz, etkilenmez. Cehennemden de etkilenmiyorlar. Onun için Allah konuşturmuyor onları, konuşmak istiyor, gevezelik yapmak istiyor konuşturmuyor Allah.

Rüstem; “Adnan Bey İncil’den okuduğunuz ayetler gerçekten çok iç açıcı maşaAllah. Hristiyanlar bu sebepten dolayı mı Müslümanlara sevgi bakımından daha yakınlar?” Evet. Onlar sevgiyi yoğun yaşayan insanlardır, Hristiyanlar. Ama bizim için de geçerli o fakat Müslümanlar okumadığı için oradan bereketlenemiyorlar. Halbuki Allah “bir nurdur” diyor “İncil. Bir hidayet kaynağıdır” diyor. Ama istifade etmedikleri için orada eksiklik oluyor kalplerinde. Halbuki oradan da istifade etmeleri lazım Allah oraya gönderme yapıyor çünkü.

BEYZA BAYRAKTAR: Siz bir söz söylemiştiniz İncil’den. “Büyüyen küçülür, küçülen büyür” diye inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Hz. İsa (a.s) söylüyor. “Büyümek isteyen küçülür” diyor “küçülmek isteyen büyür” diyor “Allah katında.” Mütevazi olan büyür, enaniyet yapan küçülür.

Nrdgn 96; “İrade-i Cüz-i var, neden kabul etmiyorsunuz?” Yani Allah’ın bizden haberi olmadığı bir bölüm mü var çok küçük de olsa? Bize güç yetiremediği bir bölüm mü var? Ne yapacağımızı bilmediği bir yer mi var? Eğer böyle diyorsan dinle alakan kalmaz. Çünkü O Halık sen mahluksun. Allah yaratmış seni, kaderi de Allah yaratmış. Sen diyorsun ki “ben bilirim Allah bilmez” diyorsun. “Cüzi kısmını, az kısmını ben bilirim Allah bilmez” diyorsun. Allah an içinde sonsuz kısa zamanda sonsuz zamanı yarattı. Senin ne yaptığını ne ettiğini en ince detaylarına kadar hepsini bilir. Cüzini de bilir küllini de bilir hepsini bilir. Sen bilmediğine inanıyorsan ahirette anlatırsın. “Ya Rabbi” dersin “Sen benim bazı cüzi özelliklerimi bilmiyordun” dersin -haşa- diyebiliyorsan, bir göreyim. Diyebilecek gücün varsa. Asla diyemezsin. Nasıl cüzi, bir şeyi Allah bilmiyor? Bilmediği bir bölüm var diyorsun. Cüzi demek odur, küçük bir bölüm. İlla kendilerine bir şey alacaklar orada.

EBRU ALTAN: Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta kalmaz” diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Evet.

Cahili Cühela; “Siz mi doğrusunuz iki milyar Müslüman mı yanlış yapıyor?” iki milyar olmasa da milyar küsuru yanlış yapıyor. Bunu kim söylüyor? Peygamber (s.a.v.) söylüyor. “Ahir zamanda” diyor “din yok olacak. Ölümünden sonra” diyor “din, İslam’ı Hz. Mehdi (a.s) yeniden diriltecek” diyor. Yüzlerce hadis var, yüzlerce hadis. Ahir zamanda İsa Mesih niçin geliyor? İşte iki milyar Müslüman’ın bu hali için geliyor. Yahut iki milyara yakın diyelim.

BEYZA BAYRAKTAR: Bir hadiste “kömürleşmiş kalpleri elmaslaştıracak” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Ölümünden sora diriltecek” diyor Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliği o, o yüzden geliyor Hz. Mehdi (a.s) zaten. İsa Mesih o yüzden geliyor, Hristiyan alemi de mahvoldu, İslam alemi de mahvoldu. Görmüyor musunuz Suriye, Irak, Afganistan her yeri, ne hale geldiklerini? Birbirlerini öldürüyorlar akşama kadar. O onu öldürüyor o onu öldürüyor. Şii Sünni’yi öldürüyor, Sünni Şii’yi öldürüyor halbuki hepsi kardeş.

AYLİN KOCAMAN: Peygamberimiz (s.a.v.)’in şikayeti var. Ayette; “Rabbim benim kavmim Kuran’ı terkedilmiş bir kitap olarak bıraktılar” diyor.

ADNAN OKTAR: Peygamber (s.a.v.)’in bir tane şikayeti var ahir zamanda ümmetten. O ekariyetli devir için söylüyor, son zamana kadar, Hz. Mehdi (a.s) devrine kadar. Zaten söylüyor “Bir benim devrim hayırlıdır, bir de ahir zaman Hz. Mehdi (a.s) devri hayırlıdır. Ondan gerisinde hayır yok” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bu net açıklama değil mi zaten? Bak, “Bir benim zamanın hayırlı” diyor bir de Hz. Mehdi (a.s) devri hayırlıdır. Onun dışında hayır yoktur” diyor.

“Müminlerin Emiri ayağa kalktı ve dedi ki; “O Mehdi benim neslimdendir.” Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. “O gelenekleri parçalayacaktır. Ve sadece İslam’la Kuran’la hükmedecektir” diyor. Bak, gelenekleri parçalayacak. Şu an geleneklerden bahsediyor zaten gençler.

“Hz. Mehdi (a.s) Allah’ın Peygamberinin yaptığı şeyi yapacak. Yani peygamberlerin putperestliği yok etmesi gibi o da aynı şekilde mevcut bidatları yok edecek ve İslam’ı yeniden kuracak” diyor. Bunu Peygamber (s.a.v.) söylüyor.

Fatih; “Kitaplarınızı okuyorum. Edebiyat öğretmeniyim, otuz beş yaşındayım” diyor. Edebiyat öğretmenisin. “Samimi bir Müslüman olmaya çalışıyorum.” İnşaAllah Allah sana hidayet versin. İnşaAllah faydalı olursun.

Yaklaşık bir haftadan beri rekor kırmada olağanüstü bir artış oldu. Bu özellikle şu hayta gençler oluyor, onlar çok hoşuna gidiyorlar. Benimle polemik yapabileceklerini düşünüyorlar. Daha ilk vuruşta tak iniyorlar aşağı, ilimle-irfanla. Bir de inatçılar da köfteler. Bir daha toparlıyor bir daha vuruyorum bir daha iniyor aşağı. Tabii ilimle, bilgiyle.

Yaşar Yakış Hocamız. Yaşar Hoca’yla ben bir görüşeyim yine. Çakı gibi elleri acayip kuvvetli. Ben yaşlıdır böyle biraz dinçliğini kaybetmiştir diye düşünüyordum ama çakı gibi. Özellikle de kuvvetini gösteriyor tokalaşırken. Çok faydalı bir insan. Ben emekli oldum işim tamam demiyor sürekli hizmet ediyor.

Yıldırım Aydın. Benim kız arkadaşlarım hem üniversite mezunu yani  hemen hemen hepsi kolej mezunudur. En az iki-üç yabancı dil bilirler. Ama genel kültür olarak çok iyidirler. Din konusunda çok iyi kendilerini yetiştirmişlerdir. Biyoloji, felsefe, tarih her konuda çok rahat tartışabilecek güce sahiptirler. Gece gündüz kitap okuyan, kendini yetiştiren insanlar.

Emir-il müminin Ali kerremallahu veçhe, Ali Haydar Murtaza, Kamil bin Ziyad’a şöyle buyurdu: “Ahir zamanda bahçe ve köşklerin her birinde” yani evlerde “bir lamba, bir kandil olur” diyor. “Ve bir ayna olur.” Kandilli ayna olur. Kandille aynanın iç içe olduğu bir şey olur diyor. “Kişi bu düzeneğe baktığında, buna baktığında uzak ve yakın her şeyi görür” diyor. Televizyonu bak nasıl anlatmış? Aynalı bir lamba bak, ayna var yani ışığı var ve aynı zamanda ayna. Görüntü yansıtan bir ayna. Işıklı, görüntüyü yansıtan bir aynadan bahsediyor. Ve “bahçelerde, köşklerde, evlerde bulunur. İnsanlar da uzaktaki, yakındaki her şeyi orada görürler” diyor. Net televizyon tarifi değil mi? (Tabatabai Mehdi’nin zuhurunun 250 alameti, sayfa 227, 145. hadis) Bir ayna var, ışıklı bir ayna, kandilli ayna. Kişi buna baktığında uzaktaki ve yakındaki he şeyi görüyor. Ne bu? Televizyona bakıyoruz şimdi ayna gibi bütün görüntüleri yansıtıyor. Görüntüyü yansıtan bir cisim, yansıtıcı bu. Işıklı mı? Işıklı. Ayna özelliği var mı? Var. Uzaktaki ve yakındaki her şeyi gösteriyor mu? Gösteriyor. Ne zaman? Hz. Mehdi (a.s) devrinde. Hz. Mehdi (a.s) devrinde olacak olaylardan bahsediyor Hz. Ali (r.a)

Resul; “Adnan Bey rüya alemiyle dünya hayatı arasındaki farklar nelerdir? Sadece dünya hayatının biraz daha net oluşu mu?” Evet. Bu da bir rüya. Uyandığında insanlar zaten net inanacaklar, alenen rüya olduğunu anlayacaklar. Zaten dikkatlice bakarsanız net bir rüya olduğu anlaşılıyor. Biraz dikkatli bakılması yeterli.

Bu hayta üslup çok yaygın gençler arasında. Kendilerini sıradan görüyorlar bir kısmı, basit görüyor, adi olduğuna inanıyor. Niye adi olasın? Niye basit olasın? Sen nur gibi Müslüman’sın, Allah’ın kulusun. Adi olduğuna inandığı için üslubu da adice oluyor. Her şeyi adice oluyor. Bakışları, konuşması, yürüyüşü, yemesi, içmesi, yazıları, bir insana olan eleştirisi hepsinde bir adilik, basitlik görülüyor. Ne gerek kardeşim, o adilik hükmünü nereden çıkardın sen? Niye emin oluyorsun, niye mecbursun? Tövbe eder düzeltirsin. Niye dönüşü yok?

GÖKALP BARLAN: “Eğer iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz” diye buyuruluyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Hz. İsa (a.s)’ın talebeleri o devirde pek itibar etmediler Hz. İsa (a.s)’a. Ama o ulu-l azim peygamber olmaktan geri kalmamış oldu. Şimdi ahir zamanda geliyor milyarlarca kişi ona iman edecek. Ne kaybediyor? Aynısı. Yine aynı sevabı alır Allahualem. Kabul ettirmek Allah’a mahsus.

“Selam” Aleyküm Selam Burak Erdoğan “Selam Hocam Nur 30-31 detay istesem” diyor. Getir Kuran’ı okuyayım.

“Hocam Tokat’tan Selamlar” Ahmet Avcı Aleyküm Selam “arkadaşlarla birlikte sizi izliyoruz.”

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Bethlehem Yıldızı’nın Görülmesi Hz. Mehdi’nin Geldiğinin Müjdesidir

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü