Harun Yahya

Sohbetler (7 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

“Yaklaşık bir aydır takip ediyorum” Gastat “izliyorum Hocam ve sizleri mükemmel ötesi insanlarsınız. İyi ki varsınız. Trabzon’dan saygılar.”

Bugün ahmak YPG yanlış koordinat vermiş. ABD uçakları PKK konvoyunu vurmuş. 45 PKK’lı ölmüş. İşte Allah ayaklarına dolandırıyor. Allah’ın hikmeti mesela Arapları, Türkmenleri tehdit ediyorlardı bunlar. “Koordinatlarınızı veririz Amerikalılara sizi vurdururuz” diye kendi elleriyle kendi koordinatlarını verip kendilerini vurdurdu Allah onlara.

Emine Özdemir Yönten, “Katılıyorum artık kadınların kıyafetleriyle uğraşmasınlar. Kapalı olanlar da kendi aralarında birbirlerini dışlıyorlar.” Hakikaten öyle başörtülü kızlara nefes aldırmıyorlar. İnsanlar bunu bilmiyor. Bazen makyaj da yapıyor başörtülü kızlar akıl almaz hakaretler ediyorlar. Yani dudak boyası kullanırsa, gözünü boyarsa yahut kaşını aldıysa, kaşını aldıysa adam camiye sokmak istemiyor. Başörtülü zaten “çıplak gez daha iyi” diyor “başörtüyle gezeceğine” diyor. “Batırdın kendini” diyor. Bu felaketten de insanların haberi yok.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz listede Adnan Bey, şu an yedinci sırada.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Sevgi ışıktır mutluluktur.” Çok güzel. Her gün.

BÜLENT SEZGİN: Mutlaka.

ADNAN OKTAR: Değil mi?

“Biz Hollanda’dan sizi devamlı izliyoruz. Çok hoşlanıyoruz konuşmalarınızdan. Bilginiz çok yüksek. Bizi aydınlatıyorsunuz. Hocam her gün ben namazımı kılıyorum, bu arada içki içiyorum. Bunun günahı büyük mü? Ve dövme yaptırmak istiyorum, bu konuyu paylaşabilir misiniz? Şimdiden teşekkürler.” Dövme yaptır da bu içki neyin nesi? Yani içki içse insan ilk etkisi en az üç puan falan tansiyonu yükseltir. Enfarktüse sebep olabilir. Karaciğerin çektiği çileyi düşünemiyorum. Çünkü vücuda zehir etkisi yapıyor, vücut ondan kurtulmaya çalışıyor. Yani alkolü aldın mı vücut onu özümsemiyor. Yabancı bir maddeyle karşılaştığı için ondan kurtulmak için var gücüyle uğraşıyor vücut ve kurtulamıyor ondan. Ve tahribata başlıyor alkol. Ondan sonra gider beyne, beyni de tahrip etmeye başlıyor. Mesela dudak kenarına falan bazen kolonya basarlar insanlar uçuk falan olduğunda.  Kolonya bastırınca ne oluyor orası? Bembeyaz oluyor. Ölüyor oradaki bütün doku ölüyor. Çünkü alkol zehir etkisi yapıyor dokuya.  O bembeyaz o dokunun ölümünden kaynaklanıyor üst dokunun. Sen bunu içiyorsun. Yanlış bir kültür var.

“Sevgili Hocam keşke dünyadaki tüm erkekler sizin ahlakınızda olsa. Bayanlara tavrınız çok kibar ve şefkat dolu maşaAllah.”

“İsa Mesih ve Mehdi (a.s) nasıl bir vesileyle tanışıp buluşacaklar? Yani politik bir olaydan dolayı mı tüm dünya bunu bir vesile olarak medyada internette bunu izleyecek görecek.”

“Sevgi ışıktır mutluluktur” her gün listeye giriyor maşaAllah. Bayağı iyi.

Çubuklu Yaşar’a helal olsun. Ankara’nın Çubuk ilçesi hep delikanlı âleminin kalesidir. Çubuk baştanbaşa kabadayıdır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 9 Kasım Pazartesi günü saat 14:00’te Sevgi Dili programı yayınlanacak kanalımızda. Altuğ Berker ve Sedat Altan’ın konuğu 21. Dönem Hatay Milletvekili ve TV5 Genel Koordinatörü Mustafa Geçer olacak.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Altuğ Berker, Sedat Altan yani meşhur şahıslar. Evet.

“Hocam sesiniz çok güzel bir Türk Sanat Müziği rica ediyoruz” diyor. “Bir de ilerleyen dakikalarda bir kaşık havası daha bekliyoruz” diyor. Tamam.

Hüsna Hanım güzel olduğunuz söyleniyor.

HÜSNA HANIM: MaşaAllah. Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Göbekli Tepe’yi inceleyen adam oranın yöneticileri evrim olmadığını anladık diyorlar. Yani bilimsel yönden net. On yıl, on bin yıllık-on beş bin yıllık-yirmi bin yıllık eserlere bakıyorlar muazzam bir teknoloji var. Bunlar beş bin yıl önce taşı kemiriyordu dedeler falan diye ortaya çıkıyorlar yanlış olduğunu anladılar.

Furkan 38, “İsrail seni dinliyor. Türkiye seni dinliyor.” Doğru bir şey söylersen dinler. Yani doğru söze herkes açık olur.

Bir ünlü fenomen var. “İnsan bazen Adnan Oktar olmak istiyor” diyor. Bayağı izleyeni var bildiğim kadarıyla. “Adnan Oktar idolüm bunu ona iletin selamımı yollayın” diyor. Aleyküm selam.

Erol Ege, “Selamun aleyküm. Hocamız Gargat ağacından bahsedebilir mi?” O bir Yahudi ağacıdır diyor Gargat. Kardeşim bunların hepsi uydurma hadisler bunlara inanmayın böyle bir şey yok. Bizim dinimizde bir din mensubunu ehlikitap olan insanı düşman gösteren hiçbir üslup yoktur. Bilakis Hristiyan ve Musevi hanımlarla evlenilebilir. Allah Kuran’da onu teşvik ediyor Kuran’da. Yemekleri yenir onlarla dost olunur. Benim canım da mesela Ortodoks Hristiyan’dır ben canım gibi seviyorum onu o da beni çok sever. Böyle yanlış şeylere girmesin kimse. Böyle bir şey İslam dininde yok. Musevi düşmanlığı, Hristiyan düşmanlığı öyle bir şey yok. Bu kafaya girenler Alevi düşmanlığına da giriyor Şii, Vahabi düşmanlığına da giriyor. Sevgisiz insanlar bunlara sevgiyi öğretmek lazım.

“Arslan Hocam Hz. Mehdi (a.s)’nin gaybeti tekrar olacak mı yoksa tamamen bitti mi?” Ben ne bileyim? Hz. Mehdi (a.s)’yi görürsek bileceğiz. Biz genel olarak bilgilendiriyoruz. Hz. Mehdi (a.s) benim için ideal bir insan. Gelmiş olması gerekiyor yani şu hadislere göre bu anlatıma göre mutlaka gelmiş olması gerekiyor. Kimdir, nerededir bilmiyorum ama biz kendimizi kandırmıyoruz ben bayağı akılcı yaklaşan bir insanım. Ben laik bir ailede yetiştim buradaki arkadaşlar da öyle yani ben bağnaz, gelenekçi, Ortodoks bir ortamda din eğitimi almadım. Ve hurafeye de ben hiçbir şekilde inanmam yani ben akla yatkın olmayan makul olmayan mantıksız olan bir şeyi ben asla kabul etmem. Mehdiyet’te ben bir hurafevari yani hikâyemsi bir şey görsem hiçbir şekilde yanaşmam. Ne zorum yani? Ama garip ve çok şaşırtıcı şekilde bütün denilenler çıkıyor.  Yani burada bir olağanüstülük üstü olağanüstülük var. Yani kardeşim bir tane olur, iki tane, on tane, yüz. Bu yani ucu bucağı yok. Her gün araştırıyoruz hadislerde tam isabet var. Gayri ihtiyari insan bir fevkaladelik olduğunu anlıyor. Bir fevkaladelik var ama tam netleşirse yani Hz. Mehdi (a.s) hakikaten ortaya çıkarsa Mehdi gibi bir insan diyelim Hz. Mehdi (a.s) demeyelim de Hz. İsa Mesih davet edildiğinde o da çıkar gelirse bir dünya hâkimiyeti görülürse bunun açıklaması yok.

“Siman Yahudi’ye benziyor” diyor. Yahudi değil beni İsrail de. Tabii ki dedeme benzeyeceğim. İftihar ederim. Beni İsrail kökenliyim. Tabii ki oradaki sima dedeye çeker. Aslına çekecek insan. Onda şaşacak ne var?

“Hayırlı geceler. Ben Adnan Hoca’yı dünya gözüyle bir kere görüp elini öpmek istiyorum mümkün müdür acaba? Beş dakika bile olsa. Adana’dan yazıyorum, adım Hakan 23 yaşındayım. Hocam neredeyse ben yanına gelmeye hazırım.” Gel gel görüşelim.

Salih Kaya. Hayır hayır Hz. Mehdi (a.s)’nin ana özelliği kan dökmemesi ondan gerisi uydurma hadistir. Yani Peygamber (s.a.v.) Mehdiyül Dem diyor adı, açık; kan dökmeyen Hz. Mehdi (a.s).Tevrat’ta da kan dökmeyeceği belirtiliyor. Tevrat’ta uzun uzun Hz. Mehdi; Moşiyah olarak Şiloh olarak geçer. Davud (a.s)’un oğlu olarak geçer. Davut (a.s) soyundan olduğu için. Hiçbir şekilde kan dökmeyeceği o devirde barış çağı olacağı, silahların yok edileceği, silahların eritileceği uzun uzun anlatılır. Dolayısıyla hem Tevrat’ta hem Zebur’da hem de hadislerde çok detaylı Hz. Mehdi (a.s) tarifleri var oralarda ısrarla Hz. Mehdi (a.s)’nin kan akıtmayacağı belirtilir.

Raif Anıl; “Kıyametin saatini kimse bilmez diyorlar. Allah Kuran’da tartışılmamasını bildiriyor. Peki Said Nursi nasıl kıyametin zamanını söyleyebiliyor.” Yani kesin budur demiyor. Allahualem diyor. Alametleri vardır alametleri çıktı diyor Bediüzzaman. Ayrıca Allah “Gaybı Ben peygamberlerime bildiririm” diyor. “Seçtiğim peygamberlerime” yani gayb hiç bilinmez demiyor Allah. “Gaybı Ben bilirim ama istersem sevdiğim, güvendiğim, kendimin seçtiği peygamberlere gaybı bildiririm. O da size bildirir” diyor. Tabii ki kıyametin saati bilinmez. Ama Allah bildirirse bilinir.

“Seni insan olarak çok seviyoruz.” Sen beni Müslüman olarak seveceksin. Allah rızası için seveceksin.

Dinin kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Din hayattır zaten hayatın bütünüdür. Mesela biz burada şimdi süt içiyoruz burada din var. Müzik dinliyoruz din var. Konuşuyoruz din var. Mesela gece yarısı buraya niye geliyoruz? Dinin emri olduğu için. Din bize böyle motive ediyor yoksa sen bunu seyredemezsin. Ve dinin güzelliklerinden dolayı sen beni seviyorsun.

BEYZA BAYRAKTAR: Samimi Müslüman olduğunuz için.

ADNAN OKTAR: Tabii, ben samimi olduğum için. Dini yaşamasam sen beni sevmezsin.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey çok sayıda faaliyet haberimiz var.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Konya Ereğli’deki kardeşlerimiz bir araya gelmişler sohbet etmişler. Necmettin, Zeynel, Hacer, Serdar ve Leyla kardeşlerimiz Sinop ve Kastamonu illerinde çok sayıda kitap ve broşür dağıtımı yapmışlar. 1 Kasım’da Bayburt Üniversitesi önünde çok sayıda kitap dağıtılmış. Dağıtım yapan kardeşimizin oğlunun da resmi var. Adı Müslüm Mirşat. Pazartesi günü kardeşlerimiz Kayseri’de Sahabiye ile Fevzi Çakmak Mahalleleri ve Fuzuli Caddesi’nde bin beş yüz adet PKK’ya çözüm broşürü dağıtıp sonrasında çay bahçesinde sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Çay bahçesinde sohbet güzel. Tabi her yeri kullanmak lazım. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Gaziantep’te Üniversite civarında bin beş yüz adet PKK’ya çözüm ve İslam birliği broşürü dağıtılmış. İnegöl’den kardeşlerimiz 29 Ekim tarihinde bin adet A9 TV broşürü ve elli adet çeşitli kitaplarınızdan dağıtmışlar. 27 Ekim’de de ev sohbetinde buluşarak beraber sohbetinizi izlemişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 20 Ekim’de gündüz Dik Kaldırım Mahallesi’nde bin beş yüz adet, 29 Ekim’de Esentepe Mahallesi’nde bin yedi yüz elli adet Türk İslam Birliği’nin kurulmasının önemi, evrimin geçersizliği ve komünist Kürdistan tehlikesini anlatan broşürlerden dağıtmışlar. Aynı gün evde buluşup Bediüzzaman ve sizin kitaplarınızdan bölümler okumuşlar. Ankara’dan kardeşlerimiz 31 Ekim’de NATO yolunda sekiz yüz elli adet A9 ve Evrim Yoktur broşürü, 2 Kasım’da İncirli 19 Mayıs Mahallesi’nde bin adet A9 ve Evrim Yoktur broşürü, 3 Kasım’da Keçiören Gazino’da elli adet eseriniz ve yüz adet belgesel CD’si, 4 Kasım’da Etlik’te yüz adet belgesel CD’si ve bin adet A9 broşürü, 5 Kasım’da Sıhhiye’de elli adet kitabınız ve yüz adet CD. 6 Kasım’da Sincan Lale tren istasyonunda elli adet kitabınız ve yüz adet CD. 7 Kasım’da Pursaklar’da yetmiş beş adet kitabınız ve yüz adet CD’yi dağıtmışlar. 9 Kasım tarihinde tarihçi ve araştırmacı yazar Talha Uğurluel’in Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde konuşmacı olarak bulunduğu bir konferansa katılan kardeşlerimiz kendisine Amerika’nın Göremediği PKK, Komünist Kürdistan Tehlikesi kitaplarınızı hediye etmişler. Talha Bey sizin kitaplarınızı takip edip okuduğunu ve Amerika’nın Göremediği PKK kitabınızın yeni olduğunu söylemiş. Aynı kitaplarınız konferansa katılan Trabzon Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e ve Kredi Yurtları Kurumu Genel Müdür Yardımcısı’na da hediye edilmiş. Geçtiğimiz cumartesi günü Zonguldak Ereğli’de bin iki yüz adet iman hakikatleri, İslam Birliği ve A9 TV tanıtım broşürü dağıtılmış. Gebze’den kardeşlerimiz birçok kez bir araya gelerek kitaplarınızdan okuyup üzerine sohbet etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 20 Ekim’de Dikkaldırım Mahallesi’nde bin beş yüz adet broşür dağıtmışlar. İstanbul’dan bazı kardeşlerimiz Fatih ve Güngören semtlerinde bin beş yüz adet A9 TV broşürü, yirmi adet dergi ve yirmi adet çeşitli kitaplarınızdan ücretsiz olarak dağıtmışlar. Ayrıca evde buluştuklarında Risale-i Nur’dan ve sizin bazı makalelerinizden bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Risale-i Nur niye okunsun diyorum? Çünkü dili ağırdır Risale-i Nur’un. Üç husus var çok önemli olan. Bu insan biraz metafizik bir insan, pek alışılmış bir insan değil. Burada bir abartı yok. Bazı hocalar vardır işte ben uçtuğunu gördüm der duvardan geçtiğini gördüm. Öyle değil bu çok mütevazi bir insan. Ama hakikaten metafizik yönleri var. Dediği bütün olaylar çıkıyor ve dediği tarihte çıkıyor. Net tarih veriyor ve çıkıyor onda, bu şaşırtıcı. Bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane değil bayağı dürüst bir insan. Bir kere çok samimi, kainatı analiz felsefesi, analiz metodu mükemmel. Mesela diyor ki örnek diyorum “Çekirdekte bir mükemmellik varsa atomda da var. İnsanın gözünde de var ama bunların tamamında bir yönetici olduğu görülüyor. Yani çünkü birinde bozukluk var birinde var gibi değil” diyor yani seri olarak, blok olarak tamamında bir orkestra gibi düşün hepsi kusursuz intizam halinde birbirleriyle dayanışma içinde mükemmel işleyen kusursuz bir sistem var ve ama tamamı mükemmel diyor. Mesela çekirdek mükemmel, meyve mükemmel, kök mükemmel diyor. Güneşin yapısından tut ayın hepsinde bir özen görülüyor diyor. Bunu kör tesadüfe vermek olmaz diyor özetle. Bir yaratıcısı olduğu aşikar görülüyor. Darwinizm’i bilimsel çürütmeyi yapmamış Bediüzzaman, onu Hz. Mehdi (a.s)’a bırakmış. Birinci görevi o olacak zaten Hz. Mehdi (a.s) yapacak diyor Darwinizm’i yok etme konusunu. Ama bu metodu, bu stili Hz. Mehdi (a.s)’ın yapacağını söylüyor yani iman hakikatlerini anlatma, Kuran mucizelerini anlatma stilini Hz. Mehdi (a.s)’ın yapacağını söylüyor. “Bu yüzden” diyor “Risale-i Nur’u hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek” diyor. “Bu yöntemi kullanacak” diyor. Bir de bir acı karşısında, bir olay karşısında üslubu çok mükemmel. Diyor ki mesela hapishaneye düşüyor, hapishaneye giriyor eksi yirmi derecede. Oradaki şükrü, onu makul görmesi tam Kuran üslubu. Diyor ki “Önce “ben buraya acaba niye geldim?” diye içimden geçti düşündüm ama birçok hikmetini gördüm” diyor. Mesela “O acıların günahlarıma kefaret olduğunu anladım” diyor. “Kardeşlerimizin şevkini artırdı” diyor. “Benim anlatım ve yazı gücümde bir artış oldu” diyor. “Bunların hepsini veren Cenab-ı Allah rızkımızı da takdir ediyor” diyor. Hapishanedeki alelade bir yiyeceği bile çok büyük bir nimet ve güzellik olarak anlatıyor. Ama anlatırken hakikaten çok candan olduğu anlaşılıyor. Bir de öldürmeye kalkıyorlar, her şey var hiçbir şeyden etkilenmiyor. Yetmiş küsur yaşında yaşlı bir insan. Kimi küfrediyor, kimi bilmem ne yapıyor, hiç moralini bozmuyor. Moralinin bozulduğuna dair tek bir ifade yok. Diyor ki, “bana” diyor “yazmayı yasakladılar cezaevinde” diyor kibrit kutusunun içerisine yazıları doldurup şeyin altından atıyormuş talebelerine kapı altından. Süratlice oradan da onlar çekiyorlarmış telle yazıyı, mesela öyle okuyor. Veyahut lokum geliyor, bak yazı yazacak kağıt vermiyorlar yasaklıyorlar. Lokum alıyor dağıttırıyor lokumun muhafaza kağıdı var ya içinden onu çıkarttırıyor ona yazıyor Risale-i Nur’u. Müthiş bir şey bu bunların bilinmesi lazım. Yoksa tabii Risale-i Nur’u baştan sona okuyun desem bu olmaz çok zor olur okuyamazlar. Dili çok çok ağır, bir kere çok zengin bir dil. Eğer yanlış bilmediysem en az iki bin har, iki bin cümle kullanılıyor. En az iki bin kelime vardır farklı. Buna bir adamın güç yetirmesi çok güç. İnsanlar sade Türkçeye alışıklar. Ama en azından diyorum ferah üç bini bulur da. Fakat ben iki bin falan tahmin ediyorum.

KARTAL GÖKTAN: Birkaç faaliyet daha vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: İzmir’den bir çok kardeşimiz 25 Ekim’de Manisa merkez Ulupark ve civarında PKK’ya çözüm broşürü, 2 Ekim’de Alsancak İskele’de on kitabınızı ve iki yüz PKK’ya Çözüm broşürünü, 3 Kasım’da Buca’da yirmi adet kitabınızı, 5 Kasım’da Şirinyer’de on dokuz adet kitabınızı ve iki yüz elli adet PKK’ya çözüm broşürünü, 6 Kasım’da Bornova Çamdibi Mahallesi’nde yirmi adet kitabınızı ve iki yüz adet PKK’ya Çözüm broşürü dağıtmışlar. 29 Ekim Perşembe günü Bursa’dan kardeşlerimiz bir kafede toplanıp güzel bir sohbet gerçekleştirmişler. 2 Kasım Pazartesi gecesi de İhsaniye semtinde iki yüz adet kitabınızı ve belgesel CD’sini dağıtmışlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Süper maşaAllah.

Ne yapalım? Kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Güneydoğu’ya Güven ve Huzur Hakim Olmalı

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor.

Masaüstü Görünümü