Harun Yahya

Sohbetler (12 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Barzani’ye bağlı peşmerge güçleri bu sabah Kuzey Irak’ta Şengay Sincar bölgesine yönelik IŞİD operasyonu başlattı. Akşamüstü saatlerinde Barzani yönetimi Sincar’ı ele geçirdiklerini duyurdu. Sincar bir sene önce IŞİD tarafından ele geçirilmiş, Ezidiler’in bir kısmı rehin alınmış büyük kısmı da sürgün edilmişti. Sincar’ın IŞİD tarafından ele geçirilmesinde peşmerge IŞİD’e karşı direnmemişti. PKK yedi kişiyle tüm IŞİD’e karşı savaştığı yalanını ortaya atmıştı. Bundan sonra da Barzani üzerinde IŞİD’le işbirliği yapıyor diye yoğun baskı kurulmuştu.

ADNAN OKTAR: Evet. PKK alçaklık sistemi. Yalanın en kötüsü, şirretliğin en kötüsü, karaktersizliğin en kötüsü, bir iftira atıyorlar bir yalan söylüyorlar ahmakça. Bu kadar aptalca yalanlar, bu kadar ahmakça iftiralar. İşte adam dinsiz imansız, Allahsız, Kitapsız katil olursa Amerika’dan gelen cinsi sapıklara da hizmet veriyorlarsa olacağı bu yani. Evet.

Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Nur Suresi 64. sonuncu ayet. Cenab-ı Allah diyor ki bak ayetin başında: “Dikkatli olun;” ne oluyor bu? Öyle tavsiye zannediliyor, farz yani Allah’ın bir hükmü. Namaz gibi, oruç gibi, zekat gibi, bak “dikkatli olun” dikkatli olmak farz, keskin bir dikkat. “..göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır.” Adam benim malım benim mülküm diyemez. Cenab-ı Allah hepsi Benim diyor. Yatı katı kotrası neyi olursa olsun tamamı Allah’a aittir. Neden? Çünkü beyninin içindeki görüntüyü Allah yaratıyor. Adamın yatım dediği, katım dediği beyninin içindeki bir görüntü oluyor, değil mi? Bu görüntünün dışında bir şey görebiliyor mu? Yok. Adamın yatı dışarıda ama sadece onun görüntüsünü görebiliyor, sadece görüntüsüyle muhatap olur. Dolayısıyla ona ait yani mallarına ait bütün beş duyu da beyninde his olarak Allah tarafından yaratılıyor. “O hissi Ben yaratıyorum” diyor. Ha dışarıdaki malı, onu biraz araştırsın. Dışarıda nasıl bir malı varmış araştıracak. Gölge varlık olarak var, o zannettiği gibi yok. “O, üzerinde bulunduğunuz şeyi elbette bilir.” Yani neredeyseniz, ne haldeyseniz bilir diyor Allah.  “Ve O'na döndürülecekleri gün, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah, her şeyi bilendir.” (Nur Suresi, 64) En ince detayına kadar hepsi nasıl videoda gösteriliyorsa bu videoyu yeniden izlediğinde bütün detayları görebilirsin. Şimdi adam bir şey yapmadım diyor, videoyu geriye aldın mı ilgili yere geldin mi görülüyor orada ne yaptığı. Ama Allah diyor ki “kör ve sağır olarak haşredeceğim” diyor. Yine de o Allah’ın bir rahmeti olmuş oluyor onlara kör ve sağır haşretmesi. Yani Rahman ve Rahim isminin bir tecellisi. Kör ve sağır olmadan bilinci açık haşredilseydi ne olurdu bir düşün.

“İnkârcılar dediler ki: 'Bu (Kur'an) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.' Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.” (Furkan Suresi, 4)

“Ve dediler ki: 'Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.'” (Furkan Suresi, 5) Bak kaç çeşit yorum yapıyorlar görüyor musun? Bir kendi uydurdu diyor, bir heyet halinde anlatıyorlar diyor, bir başkasına yazdırdı diyor, sabah-akşam onu okuyorlar diyor. Yani Peygamber (s.a.v.)’in okuma-yazması olmadığı için başkasına da okutturuyor diyor. Birisine yazdırdı diyor, bir başkasına da kendine gelip okutturuyor diyor. Kim bu? Ortada öyle biri yok, bir tek Peygamber (s.a.v.) var ortada. O devirdeki insanların bu devirdeki insanlardan bir farkı yok yani şüphecilik hat safhada, inkar ruhu hat safhada.

“De ki: 'Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.'” (Furkan Suresi, 6)

“Dediler ki” bak bu sefer de sapıtıyorlar. “'Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır?” Bu sefer de bu şekle giriyor. Bak, kaç aşamadan geçiyor görüyor musun kabul etmemek için? “Madem peygamber niye yemek yiyor?” diyor, “pazarlarda geziyor” diyor. “Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?'” (Furkan Suresi, 7) Bak olay daha da çaplanıyor.

Bak kaç aşamalı sapıtma var. Sonra da diyorlar ki: “'Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması” gerekir diyorlar “veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?'” Bak kaçıncı sapıtma? Bir numaralayalım rakamla tespit edelim kaç aşamalı sapıtmaya doğru gidiyor? En sonunda mala mülke dökmeye başlıyorlar olayı, zenginliğe çeviriyorlar. En sonunda diyorlar ki: “Zulmedenler dedi ki: 'Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.'” (Furkan Suresi, 8) Büyülenmiş diyorlar, en sonunda dayandıkları nokta bu.

“Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar.” İşte o örneklere Allah dikkat çekiyor çok fazla sıralı. Bak, “Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiç bir yol bulamazlar.” (Furkan Suresi, 9)

“Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne yücedir.” (Furkan Suresi, 10) Bu ayette Peygamber (s.a.v.)’in masum olduğu anlaşılıyor bu ayette yani cennettesin diyor. Buna rağmen Peygamber (s.a.v.) namazlarını, ibadetlerini hiçbir şeyini aksatmıyor. Yani net cennettesin diyor Allah.

“Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.” (Furkan Suresi, 11) Şimdi Allah böyle tehdit etmese hiç yanaşmıyorlar. Kuran’da da Allah o yüzden çok fazla tehdit ediyor. Ama bu tabii daha çok müminleri ilgilendiren bir yön oluyor, küfür hiç etkilenmez öyle şeyden. Münafık, küfür hiç muhatap dahi olmaz zaten. Bu, müminlerin Allah’a karşı korkusunu ve titizliğini artıran ayetler. Mümin etkilenir, münafıklarla ilgili ayetlerden münafıklar etkilenmez onlar. Kafirlerle ilgili ayetler, kafirler hiç muhatap olmaz; hep müminler etkilenirler.

“'Eyvahlar bize,” diyorlar Kehf Suresi 49’da, şeytandan Allah’a sığınırım, “Bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp her şeyi sayıp-döküyor?'” Halbuki bu zaten bir video kaydı, şu an seyrettiğimiz video kaydı gibi, yeniden koydun mu videoyu bir daha görürsün. İster baştan sona bak, ister sondan başa bak Allah’ın takdiriyle. Şimdi bak, bizim video bandımızın devamı var, şimdi bize daha gelmedi o sırada. Bakalım neler gelecek? Bekliyoruz. Mesela bak, tıkır diye parmaklarını şıkırdattı, değil mi? Oydu kaderde olan geldi. Hep sırayla belli. Ama o geldi geçti, gittiğinde kaybolmuyor işte o görüntü yani görüntü kaybolmaz. Nasıl gelirken kaybolmuyorsa, gelirken nasıl kaybolmadan geliyorsa giderken de kaybolmadan gider. Aynıdır yani sistem bloktur. Ve olduğu gibi muhafaza edilen bir sistem. 

Tam renkli bir video, üç boyutlu görüntü. Ben açıkça da söyleyeyim gözle uzaktan yakından alakası yok fakat milleti ürkütmek istemiyorum da detay da vermek istemiyorum. Yani gözle alakası yok. Göz sadece çok alelade bir sebeptir makul görmek için yani makul düşünmek için yapılmış çok çok sıradan bir sebeptir. Gözün böyle bir görüntü kalitesine ulaşması, böyle net çekim yapması, o çekimi böyle net kaliteli bir elektrik sistemine çevirmesi, onu işte kusursuz olarak beyine göndermesi, beynin karşısına da ruh geçecek elektriği tek tek okuyacak, ruh öyle işlerle ilgilenmez. Yani ruhun elektriğe falan hiç ihtiyacı yoktur. Mesela akşam rüyamızda gözümüz elektrik göndermiyor ruha. Cayır cayır görüntüyü görüyoruz. Gayet net oluyor. Göz var mı? Yok. Ruhun göze ihtiyacı olmadığını işte rüyada görüyoruz. Mesela bir şeyi hayal ettiğimizde de çok rahat görebiliyoruz, göze ihtiyaç yok. Ruhun gözü yok ama görüyor, kulağı yok ama işitiyor, eli yok ama dokunuyor, dili yok ama tadıyor, burnu yok ama kokluyor. Rüyamızda gül getiriyorlar kokluyoruz, var mı gül? Yok. Demek ki bizim böyle bir elektrik sitemine ihtiyacımız yok ruh olarak. Bunu ilk anlattığımda çok şok olmuşlardı. Sonra ürkmesinler diye fazla da bu konunun üstüne gitmedim, daha da detaylandırmadım. Çünkü tedirgin oluyor insanlar anlattığımda.

Yeni Asya’da Kazım Güleçyüz vardı yine var, ama o sadakatine helal olsun, böyle yeni Asya’daki çizgisini hiç bozmadı sıkı sıkıya devam ettiriyor. O mu var şimdi Yeni Asya’nın başında?

TARKAN YAVAŞ: Evet.

ADNAN OKTAR: Evet. Ağabey hasta mı nedir?

TARKAN YAVAŞ: Galiba, biraz daha geri planda, evet.

ADNAN OKTAR: Ama o da çok dirayetli bir insan, çok cesur sabırlı bir insan.

Şimdi çift salonda yayın yapacağız, hem aşağı salon hem bu salon. Aşağı salonda piyano, saksafon, gitar aklınıza gelen her şey var. Müzisyenlerimizi göreceğiz. Güzel böyle küçük masalar, lambaları var her masanın güzel, inşaAllah. Yemeli içmeli.

Son altı ayda seksen beş kadın şehit edilmiş. 2009’dan bu yana kadın cinayetleri yüzde seksen beş artmış. Halbuki otuz kere söyledim; polis yıldırıcı olması lazım. Şimdi İstanbul polisini de değiştirdiler bayağı. O da hayırlı olur, inşaAllah.

Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında ne zor ortam var mübarek. Polis yok, savcı yok, hakim yok bayağı riskli bir ortam. Bir de zır cahil adamların birçoğu. Sahabeleri tenzih ediyorum müşrikler falan çok acayip adamlar. Baksana kaç çeşit şüphe birden sayıyorlar. Halbuki yüzünde müthiş dürüst bir ifade var Peygamber (s.a.v.)’in, öyle oyun oynayacak durumu var mı onun? Bir de ne zoru niye öyle şey yapsın? Ne kadar tehlikeli bir şey. Aklının düzgün olduğunu biliyorsun, Muhammed-ül Emin diyorsun, onca sene aranızda yaşamış, değil mi? Dürüstlüğüyle, aklıyla, zekasıyla, efendiliğiyle şöhret olmuş. Olacak iş mi? Biri yazacakmış da, oradan getirecekmiş de bilmem ne. Öyle bir belanın içine niye girsin? Öyle peygamberlik olur mu? Bütün hayatında Allah koruyor çok o büyük mucize. Aslında Peygamber (s.a.v.)’in hayatını bütün olarak incelemek çok önemli. Yani o bütününde mucize hakimiyeti var. Sahabeler o mucizeleri tek tek görmüşler. Ama şimdi bizim Kuran’da mucizelerin hepsini görmemiz mümkün olmuyor. Onun için İslam tarihinden de o olaylar hakkında bilgi edinmemiz gerekiyor. Çok yalan dolan çok karıştırmışlar. Nasıl hasta ruhlu insanlar var ben anlayamıyorum. O kadar ilaveye ne gerek var? O kadar dini değiştirmeye ne gerek var? Ne zorunuz yani ne faydan olacak? Niye acı veriyorsun Müslümanlara. Habire yasaklar, habire yasaklar. Ellerinde hiçbir delil olmadan iftira atıyorlar. Desek ki şöyle olay oldu da kuşkulandılar desek yine bir derece olabilir ama hiçbir delilleri yok. Doğrudan atıyorlar.  

GÖKALP BARLAN: Ayette, özellikle kandırmak için yaptıklarını söylüyor Yüce Rabbimiz. İnsanları Allah yolundan saptırmak için, söylediğiniz gibi, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dinin böyle gizli mucize yönleri var. Biz sadece Kuran mucizelerinin üstünde durmayalım. Peygamber (s.a.v.)’in hayatının mucizeleri var onlara bakalım. Çünkü onların bir kısmında yalan söylemeleri mümkün değil. Mesela Bedir Savaşı, Uhud Savaşı orada olaylar çok kişinin şahadetiyle sabit. Ama bazen aralarına yalan katıyorlar o yalanları çıkartıp tam doğrusunu anlatmak mümkün.

Bir de kötü ahlakta insan mahvoluyor ölüyor yani maddi manevi ölüyor çöküyor. Fakat güzel ahlakta insan sıhhat buluyor, toplum sıhhat buluyor her şey yerli yerince oluyor ve bütün insanlar mutlu oluyor. Bu yön iyi vurgulanabilir. Yani dinin kendisi de bir mucizedir. Din yaşandığında zenginlik, refah, beden sağlığı da meydana geliyor o çok hayret verecek bir şey. Din uygulanmadığında beden de çöküyor, toplum da çöküyor. Bu yaşanan bilen bir şey. Bunun tarihten örneklerle anlatabiliriz.

“Peygamberimiz (s.a.v.) kazmayı taşa vurduğunda kıvılcım çıkıyormuş.” Çıkar. Bu bir mucize değil. Kim kayaya vursa öyle madeni bir eşyayı kıvılcım çıkar çok görülür, bilinen bir şeydir. Sert kayaya demir vurulduğunda kıvılcım çıkıyor o ısınmanın etkisiyle. Dolayısıyla o zorlama olur.

Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’de tabii şey var o ‘duru görü’ dedikleri mekanlar yerler Peygamberimiz (s.a.v.)’e gösteriliyor. Ama yekaza halinde olabilir. Yekaza; bazen insan normal otururken de bir uyku hali gibi bir şey olur dalar gider. Uyanıktır da ama sonra birden irkilir bir nevi uyuduğunu anlar onun gibidir yekaza, net görüntü şeklinde olur. Ama şahıs sonra uyandığını görür.

Fikret bir şey söyle bana.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, HDP’nin eski milletvekili Sebahat Tuncel örgüt propagandası yapmak iddiasıyla Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı. Yurtdışı yasağı ve adli denetimle tutuksuz yargılanmasına karar verildi.

ADNAN OKTAR: Sebahat Tuncel. Göreyim resmini. Evet, bu hanım; tanıyorum. Nedir suçu?

KARTAL GÖKTAN: 2010-2013 yıllarında yurtiçinde yaptığı konuşmalar nedeniyle bu karar verilmiş. Terör örgütü propagandası yapma suçu işlediği düşünülerek.

ADNAN OKTAR: Yargılanacak yani.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Kürt kardeşlerimize çok sevecen davranan insanların sayısının çok fazla olması lazım. Bazı akılsızlar, bazı ruhu nasipsizler Kürt ve Alevi kardeşlerimize karşı, Roman kardeşlerimize karşı herkese karşı, Çerkez’e de düşman. Mesela Rum, Ermeni, Musevi yahut ateist adama yaşama hakkı tanımıyor. Olmaz böyle şey. Allah herkesi bir şekilde yaratır kaderini yaşar insanlar. Senin ona baskı yapma hakkın yok, dinde baskı yok, özgürce dinini yaşayabilir, inancını yaşayabilir her insan. Ben senden daha iyi düşünüyorum demek bir insana uygun olmaz. O kendine göre çünkü en iyi şekilde düşündüğünü düşünür. İmtihanın özelliği o zaten.

Sahabelerden bazılarına Peygamberimiz (s.a.v.) “Allah senin ömrünü uzun etsin” demiş, onlar yüz yılın üstünde yaşamışlar, maşaAllah. Normalde Suudi Arabistan’da yüz yıl çok uzun bir ömür. Normalde elli-altmış yaşında vefat ediyorlardı o devirde en fazla. Ama yüz yılı aşması çok çok şaşırtıcı. Bu mesela bir mucize. Mesela “Allah’ım yüzünü güzelleştir” diyor, yüzü hep güzel kalmış o sahabelerin, özel dua ettiği kişilerin.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak Gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi bugünkü yazısında, Cerablus’ta IŞİD’e karşı Amerika ile birlikte ortak bir operasyon yapılmasının gündemde olduğunu belirtti. “Eğer Amerika kara operasyonuna girerse Türkiye de girecek. Kara operasyonuyla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından ihtimalat planları hazırlanmış durumda. Burada bir noktayı paylaşmak istiyorum; her iki duruma karşı da ihtimalat planları hazır tutuluyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi bugünkü yazısında, Cerablus’taki IŞİD’e karşı Amerika ile birlikte ortak bir operasyon yapılmasının gündemde olduğunu belirtti. “Eğer Amerika kara operasyonuna girerse Türkiye de girecek. Kara operasyonuyla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından ihtimalat planları hazırlanmış durumda. Burada bir noktayı paylaşmak istiyorum; her iki duruma karşı da ihtimalat planları hazır tutuluyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Biz Cerablus’a gireceğimize, boydan boya PKK işgal etmiş Türkiye’nin Güneydoğu’sunu oraya girelim, değil mi? Göster haritayı. O sarı gölge bak boydan boya PKK işgali altında. O siyah olan bölge de IŞİD işgali altında. Son kısım da yine PKK işgali altında. Şimdi Amerika’nın iddiası şu diyor ki; o griyle belirlenen nokta, “orayı IŞİD’den temizleyin buraya PKK yerleşsin” diyor özetle. “Türkiye de karadan girsin ne yapıyorsa yapsın buraları temizlesin bize teslim etsin tertemiz” diyor. “Biz de buraya IŞİD’in yerine PKK’yı yerleştireceğiz” diyor. Özetle hikaye bu. Türkiye’nin yapacağı o boydan boya yüzlerce kilometrelik PKK işgalini kırmaktır. Yaklaşık yirmi dört bin metrekareydi son işgal ettikleri alan PKK’nın, bak yirmi dört bin kilometrekare son işgal ettikleri bölge. Dolayısıyla önce onların oradan sökülüp atılması lazım.  Amerika’yı davet etsinler desinler ki; “Burada bir PKK işgali var Türkiye’nin Güneydoğu’sunda onu söküp atalım. Ayrıca Türkiye’nin içinde de Güneydoğu’nun, Güneydoğu bölgesinin hemen hemen tamamına yakınını PKK işgal etmiş durumda. Polis her gün çatışıyor işgal kırılamadı şu an. PKK orada alan hakimiyetini devam ettiriyor. Hiçbir siyasi parti oraya giremiyor. Geniş çaplı bir toplantı bir konuşma yapamıyorlar. Bizi Müslüman öldürmeye teşvik ediyorlar biz bunu kabul etmeyiz. Elimizi Müslüman kanına bulaştırmak istiyorlar bunu yapmayız. Mehmetçik böyle bir şeye girmez girmemesi de gerekir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Silvan’a giden HDP Eş başkanı Figen Yüksekdağ basın açıklaması yaptıktan sonra polisin uyarılarına rağmen yürümek isteyince polisin müdahalesiyle karşılaştı. Önce üstlerine su sıkıldı daha sonra müdahalede bulunan attığı gaz bombalarından biri Figen Yüksekdağ’ın başına isabet etti. Son anda başını eğen Yüksekdağ başında gaz bombasının patlamasından son anda kurtuldu.

ADNAN OKTAR: Ama tehlikeli bölge oraya girmemeleri lazım, sıcak çatışma bölgesi.

Biri bir şey söylesin.

KARTAL GÖKTAN: Silvan’daki son durum şu şekilde Adnan Bey; ilçede hala patlayıcıyla tuzaklanan on beş hendek ile beş yüze yakın roketatar mermisinin bulunduğu, yaklaşık elli teröristin Mescit, Tekel ve Konak mahallerinde mevzilendiği belirtiliyor. Jandarma ve emniyet güçlerince gerçekleştirilen operasyonda PKK’nın gençlik yapılanması YDGH’nin sözde Silvan sorumlusu Soro kod adlı Süleyman Güleç ölü ele geçirildi. Ayrıca operasyonlarda onu aşkın terörist de etkisiz hale getirildi. On bin sivilin Silvan’dan göç ettiği bildiriliyor. Bölgede PKK’nın özyönetim ilan ettiği yerlerden yoğun olarak göç yaşanıyor. Şu ana kadar yaklaşık otuz bin Kürt kardeşimizin göç ettiği tahmin ediliyor.

ADNAN OKTAR: Bu haberi bir daha okusana.

KARTAL GÖKTAN: Silvan’daki son durum şu şekilde; Silvan’da hala patlayıcıyla tuzaklanan on beş hendek ile beş yüze yakın roketatar mermisinin bulunduğu, yaklaşık elli teröristin Mescit, Tekel ve Konak mahallerinde mevzilendiği belirtiliyor. Jandarma ve emniyet güçlerince gerçekleştirilen operasyonda YDGH’nin sözde Silvan sorumlusu Soro kod adlı Süleyman Güleç ölü ele geçirildi. Ayrıca operasyonlarda onu aşkın terörist de etkisiz hale getirildi. On bin sivilin Silvan’dan göç ettiği bildiriliyor. Bölgede PKK’nın özyönetim ilan ettiği yerlerden yoğun olarak göç yaşanıyor. Şu ana kadar yaklaşık otuz bin Kürt kardeşimizin göç ettiği tahmin ediliyor.

ADNAN OKTAR: Elli kişiye koskoca kent sanki teslim olmuş gibi bir görünüm nasıl oluyor? Göç, on bin kişi gidiyor elli kişi için yani ne gerekiyorsa yapılsın, hepsi yakalansın. Elli kişi nedir? Kardeşlerimiz de PKK’yı kabul etmediklerini açıkça gösteriyorlar. Göç niye eder bir insan? Nefret ettiği için. Baş belası oldular. Bunlar boş arazilerin kargaları, leş kargaları bunlar. O Suriye’nin, Irak’ın boşaltılan topraklarına leş kargası gibi çöktüler orada hiç insan bırakmadılar sadece kendileri var. Bir avuç PKK’lı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner’e Başbakan Davutoğlu’nun “Amerika YPG’ye silah veriyor” açıklaması soruldu. Toner’in yanıtı şöyle oldu: “Biz Amerika olarak Irak ordusunun gözetimi ve denetimi doğrultusunda peşmergelere destek veriyoruz. YPG konusundaysa onlara yardım yapılıp yapılmadığının farkında değilim. IŞİD kontrolündeki kentleri geri alma yönündeki çabalarını hava saldırıları aracılığıyla desteklemeyi sürdüreceğiz. Biz YPG’ye Amerikan silahı vermiyoruz. Eğer bu durumda değişiklik olursa sizi haberdar ederiz. Ama şu an için sadece hava saldırılarıyla desteklemeyi sürdürüyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Silah veriyorlar. “Haberim yok araştırayım.” Koskoca adamsın ne kadar ayıp. Böyle alenen kıvırıyorsun. Bir kilo-iki kilo silah değil ki yüzlerce ton silah veriyorsunuz. Havadan yağmur gibi silah yağıyor. “Amerikan silahı yok” diyor. Ellerinde zaten Amerikan silahının dışında silahı yok adamların. Bütün silahlar hep Amerikan malı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz bu konuyu basında gündeme getirince mevzunun ne kadar isabetli olduğunu anlıyoruz böyle.

ADNAN OKTAR: Tabii bak nasıl sıkıştırdık? Şimdi bak nasıl kıvırmaya başladılar. Daha önce göğüslerini gere gere söylüyorlardı. “Veriyoruz” diyorlardı. Ama şu an kıvırmaya başladılar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey. İran’ın geniş bir okuyucu kitlesine sahip günlük İngilizce gazetesi İran Daily’de ve onun internet sitesinde “Türkiye’yi neler bekliyor?” başlıklı seçimlerden sonra ülkemizde ne gelişmelerin yaşanmasının beklendiği ile ilgili makaleniz yayınlandı. Aynı makaleniz İran’ın resmi devlet haber ajansı Irna’da da yer aldı. Endonezya’nın önde gelen İngilizce gazetesi kırk bin tiraja sahip Jakarta Post’ta “Çatışmaların kesişme noktasındaki ülke Türkiye” başlıklı makaleniz çıktı. “Türkiye’deki diğer yüzde elli” başlıklı makaleniz aynı anda birçok gazetede ve internet sitesinde yer aldı. Bunlar Suudi Arabistan’ın ilk İngilizce gazetesi olan Arab News gazetesi ve internet sitesi, yine Suudi Arabistan’da yayınlanan Arapça günlük gazete Mekke Newspaper, Pakistan’ın İngilizce günlük gazetesi National Herald Tribune ve İngilizce haber sitesi News Rescue, Tunus’ta Yayınlanan Dhamir gazetesinde “Türkiye’deki seçimler neyi gösterdi?” başlıklı makaleniz Arapça olarak yayınlandı. Aynı makaleniz Londra’da yayın yapan El Arabi sitesinde yer aldı. El Arabi çıkan “Kunduzdan alınacak ders” başlıklı diğer makalenizde; Taliban’ın yenilgiye uğratılmasının ancak ideolojik olarak mağlup edilmesiyle mümkün olacağını anlatıyorsunuz. Amerika’dan yayın yapan bağımsız yayın organı ve aynı zamanda düşünce kuruluşu Eurasia Review’de “İyi terörist-kötü terörist diye bir ayrım yoktur” başlıklı yazınız yayınlandı. Fas merkezli Morocco World News isimli site “Sevgi nereye gitti?” başlıklı makalenize yer verdi. Malezya’nın en köklü İngilizce gazetelerinin başında yer alan News Street Times gazete baskısı ve internet sitesinde yeni bir yazınızı yayınladı. Bu yazınızda; ölüm geldiğinde artık dünyaya ait konuların hiçbir öneminin kalmadığına değiniyorsunuz. Amerika’dan yayın yapan Jefferson Corner sitesinde  “Lübnan içinde bulunduğu çöküşü nasıl önler?” başlıklı makaleniz yer aldı. Suudi Arabistan’ın İngilizce yayın yapan önemli haber sitelerinden Riyadh Vision’da Irak Kürdistan’ının istikrarı bölge güvenliği için hayatidir” başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu makalenizin yayınlandığı bir diğer haber sitesi ise Daily Mail. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şu ilme, şu irfana bak. Allah’ın yarattığı şu güzel tecelliye bak. MaşaAllah.

“Sevgisiz Yaşanmaz” diyelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK-PYD işbirliği bir kez daha kanıtlandı. PKK’lıların Amanos’lara geçişini PYD sağlıyor. Teröristler kış üslenmesini Suriye’de PYD kontrolünde köy evlerinde geçiriyor. Silahlarını da PYD veriyor.

ADNAN OKTAR: İşte bak, rezaletin boyutu gün geçtikçe daha da netleşiyor. Ama benim anlayamadığım burada niye ağırlıyorlar adamları? O bir tombik var;  Salih Müslim. PYD’li değil mi o? Burada ne işi var? Geldiğinde tutuklanması lazım normalde. Arama emri çıkarılması lazım.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK’ya yakın Yeni Özgür Politika yazarı Veysi Sarısözen, Güneydoğu’da çatışmalara neden olan hendeklerin özerkliğin başkanlık sistemiyle birlikte tartışılması durumunda kapanabileceğini söyledi.  Sarısözen yazısında şu ifadeleri kullandı. ”Şu anda Erdoğan çıksa ve siz başkanlığı tartışın ben de özerkliği Dolmabahçe mutabakatına dönerek tartışmaya hazırım dese, o anda hendekler kapanır. Ama ne oluyor? Herkes Kürtler’e tartışın diyor. Kimse AK Parti’ye tartış, demiyor. Şöyle düşünün; Kürt gençleri özerklik için hendek açmış. İyi de AK Parti ve saray başkanlık için ne yapmış?

ADNAN OKTAR: Kardeşim iyice olay bulanıklaştı. Bir acayiplik var. Ağızlar falan böyle bir garip. Şimdi başkanlıkla özerklik iç içe. İkisi birden aynı anda gündeme getiriliyor. Bir taraf başkanlıktan bahsediyor; bir taraf özerklikten bahsediyor.  Başkanlıkla özerklik zaten iç içe olan bir sistem. Federasyon iç içe olan bir sistem AK Parti bundan hiç bahsetmemesi gerekirken yoğunlaştılar. Daha şiddetli, daha kapsamlı anlatıyorlar. Yani tehlikenin çapı gittikçe büyüyor.  Bu konuda güvence vermeleri lazım. Federasyona tamamen kapalı olduklarına dair. “Yok, biz federasyon yapmayacağız, özerklik yapacağız” falan. Bu dalga geçer gibi olur. Bu tip bir demagoji de istemiyoruz. Hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Ne federasyon, ne şu, ne bu. Böyle riskli bir ortamda da başkanlığı gündeme getirmek inanılır gibi değil. Adamlar diyor ya hani siz emrivaki yapıp, başkanlığı ilan ettiğinize göre, biz de emrivaki yapıp federasyonu ilan ediyoruz diyorlar. Özerklik ilan ediyoruz diyorlar. Burada tehlike büyük. Buna çok dikkat etmek lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Terör örgütü PKK başarısızlıkla suçladığı sözde eyalet ve alan sorumlularını cezalandırmak için Kandil’e çağırdı. İnfaz edilmekten korkan bazı teröristler çareyi devlete sığınmakta buldu. İstihbarat raporlarından yansıyan bilgilere göre Kandil, Çukurca ve Şemdinli sorumlusu Kürdi Yılmaz, Yol alanı sorumlusu Cilo Kod ve eyalet komutanı Hevale Deniz’i günah keçisi ila etti. Kandil’e çağırılan ve kurşuna dizilmekten korkan bazı isimler ya devlete ya da Barzani’ye sığındılar.

ADNAN OKTAR: Evet, Barzani temiz delikanlı. Ama devlete sığınsalar daha sağlam olur yani daha rahat ederler. 

Biraz sonra bir hayli sürprizlerle güzel şeyler yapacağız. Ben aşağıyı kolaçan edeyim kısa bir ara verelim. Uzar bu iş yoksa. Caz takımını da hazırlayalım.

Aşağıdan piyano sesleri geliyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ın Silopi ilçesinde PKK’lı teröristlerin polis aracına düzenlediği saldırıda şehit olan polislerden Hasan Aslan’ın babası “Vatanımızda birlik, beraberlik, dirlik ve düzen olsun. Türk milletinin hep birlikte kardeşçe yaşamasını istiyorum. Bu vatan hepimizin vatanı. Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla,  Acem’iyle ben de Kürt’üm. Kürt asıllıyım ama milliyetçi bir insanım. Bu vatanımı çok seviyorum” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Aslan, koç yiğit.

BÜLENT SEZGİN: Şehidimizin fotoğrafı da vardı. Hasan Aslan.

ADNAN OKTAR: Bakayım aslanıma. Bak adı da Aslan kendi de aslan maşaAllah. Allah cennette kardeş etsin. Allah annesine babasına uzun ömür versin. Allah gazasını mübarek etsin. Şahadetini mübarek etsin. Allah bizlere de nasip etsin bu güzel makamı. Her seferinde imreniyoruz. Koç yiğitler bölük bölük gidiyorlar Resulullah (s.a.v.)’ın yanına. Biz burada kaldık. Dur bakalım, hayırlısı inşaAllah. Tabii takdir Allah’ın. O nasıl isterse öyle. Demek ki biz de burada böyle ilmi cihat yapacağız. Gel derse de geliriz Cenab-ı Allah.

KARTAL GÖKTAN: Şehidimizin babasının konuşmasından bir bölüm daha okuyabilir miyim Adnan Bey? Şehidimizin babası şöyle diyor; “Bu vatana hizmet edenden Allah razı olsun. Bu vatana ihanet edenin Allah müstahakkını versin” diyorum. Ezanı Muhammedi okunuyor. Onun yüzü suyu hürmetine Allah tüm insanlara kardeşçe yaşamayı nasip etsin. Biz burada bin yıldır beraber yaşadık. Bin yıldan sonra da ebediyen bir ve beraber yaşayacağız. Hiç kimse bizi bölemeyecek, bunu başaramayacak. Tek bayrak, tek millet, tek din, tek dil olarak yaşayacağız. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız. Ölmek gerekiyorsa öleceğiz” diyor.

ADNAN OKTAR: Koça bak, koça. Şehit olmak, tabii ki şehit olacağız. İnşaAllah Allah nasip eder öyle bir şerefi, nimeti. Ne kadar güzel. Birdenbire Resullulah (s.a.v.) ile sahabelerle beraber oluyorsun. Bir anda. “Hoş geldin” ile karşılıyorlar. Ne güzel. Allah milletimize zeval vermesin, devlete zeval vermesin. Elinden geleni yapsın hükümet yanındayız. Millet de gerektiğinde daha da desteği genişletir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak, Kürt bölgesel yönetimine bağlı Sincar yani Şengal peşmerge güçleri komutanlığından terör örgütü PKK’ya yönelik tepki geldi. PKK’nın bölgede hiçbir rolü olmadığı kaydedilerek Ezidi ve Kürdistan halkı için hiçbir kazanımları olmamıştır. PKK asılsız propagandalarla Ezidi kardeşlerimiz arasında cepheleşme yaratmak istemektedir. Bir süredir de Şengal’in kurtarılmasına engel olmaktadır. Peşmergenin düşmana saldırıp kan dökmesini sonra da peşmergenin başarısını çalıp bu zaferin sahibi olmayı beklemektedir” ifadelerine yer verildi.

ADNAN OKTAR: Sahtekar, alçak adamlar. Pislik üstü pislik. Lağım üstü lağım. Çok aşağılık mahluklar. Her yerde aşağılanan haysiyetsizler. Hep böyle hırsızlık. Kahramanlığın, onun hırsızlığını yapıyor. Mesela bir iyilik olursa onun hırsızlığını yapıyor. Paranın hırsızlığını yapıyor. Her türlü haysiyetsizlik var bunlarda. İnsan hırsızlığı yapıyor, çocuk hırsızlığı yapıyor. Karaktersiz herifler. Onların ne mal olduğunu herkes bilir. Rahat olsunlar. Ne kadar aşağılık herifler bütün dünyanın başına bela oldular. Herkes yaka silkiyor bu pisliklerden haysiyetsiz heriflerden. Her yerden kovulmaları lazım. Bunların yeri hapishane.

“Başkanlık ile özerklik iç içe gündeme getirilmesi son derece rahatsız edici. AKParti federasyona tamamen kapalı olduğuna dair güvence vermeli.” Alex Romanov. “Hocam AKP bugüne kadar yüzlerce U dönüşü yapmış parti, güvencelerin değeri olmaz ki.” Canım imani Rahmani bir konuda güvence verdi mi zaten o namus borcudur. Orada U dönüşü yapamaz ama siyasi manevraları oluyor tabii görüyoruz. Ama bu konuda öyle bir şey yapamaz.

Türk Bozkurt 1903Musti, “Okulda bir hoca ateist, ne desem tesadüf diyor ben şaşıyorum buna. Hangi kitabı vereyim, nasıl konuşayım bu durumlarda, ne tavsiye edersiniz?” Yaratılış Atlası büyük olur evine götüremez şimdi onu, Evrim Aldatmacası kitabı olabilir o daha rahat.

Bu arada benim yeni kitabım da çıktı. Ama İngilizcesi asıl Amerika’nın ihtiyacı olan o. Evet, ne yazıyor? America’s Failure Perceive PKK yani Amerika’nın Göremediği PKK. Evet, kim bu bey? Hocamız, muhterem Hocamız. Şimdi Amerika’da ilgili bütün profesörler şuna buna göndereceğiz. Anlamadım, görmedim, duymadım yok. Siyasilere de göndereceğiz. Türkçe bilmiyoruz da diyemezler İngilizce çünkü.

Evet dinliyorum.

 

BÜLENT SEZGİN: AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu bölgede terör örgütünün baskısını ortaya koyan şu açıklamalarda bulundu: “Öz yönetim ilan etmemek için rapor alan HDP’li belediye başkanları var. Ankara’ya gidiyorlar. Ama bunun bir de dönüşü var. Gülüyoruz ama insanlar ölüyor, onları geriye getiremeyeceğiz. Kürtler için bunu yapıyorum diyenler Kürtler’e biraz acısınlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Biraz değil merhametle şefkatle yaklaşsınlar ama Allahsız, Kitapsız, Stalinist teröristlerde vicdan olmayacağına göre, merhamet olmayacağına göre onlardan öyle bir şey istemek anlamsız olur. Onların anlayacağı dilden konuşmak lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan geçtiğimiz günlerde bir özeleştiri yapmıştı şu şekilde: “PKK’nın, YDGH’nin savaşı şehir merkezlerine taşıması, demokratik özerkliği sadece öz savunma ve hendeğe indirgeyen davranışı yanlıştı. Halk buna ilk günden tepki verdi. Ancak bu yanlışta ısrar edildi, HDP’nin gücü ise maalesef bu yanlışı önlemeye yetmedi. Sonuçta PKK’yı HDP yönetmiyor şeklindeki özeleştirisine, PKK medyasının HDP’li vekile ağır hakaretlerde bulunmasına neden oldu bu özeleştiri. “Med Nûçe yetkililerine sesleniyorum, cevap hakkımı kullanmak istiyorum, beni yayına bağlayın” talebinde bulunduysa da kendisine söz hakkı verilmedi. Bunun üzerine PKK medyasına hodri meydan diyen Altan Tan “Bütün terbiyesizlik yapanlar istediğiniz yerde ve istediğiniz ortamda demokratik terbiyeli ve seviyeli ne istiyorsanız tartışalım. Fakat terbiyesizce davranmaya devam edecekseniz topunuza hodri meydan” diyerek meydan okudu.

ADNAN OKTAR: Altan Tan?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Yürekli delikanlı. Aferin güzel. Tabii bazı yönleri eksik, işte bu özerklik; o da istiyor galiba değil mi? Yanlış fikir.

Kaan, “Sevgili Adnan Bey yayınlarınızı okudum, ben de peygamber soyundan geliyorum” diyor, güzel Allah nurunu arttırsın.

PKK medyası dediği internetten falan herhalde bunlar. Radyo var mı bunlarda? Televizyonları var. Acayip sahtekar yalancılar, inanılır gibi değil. İnsanın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Haysiyetsizlik had safhada.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir operasyon olduğunda da Adnan Bey, sosyal paylaşım sitelerinden Filistin’den Suriye’den hayatını kaybetmiş sivillerin resmini sanki Türk Devleti o şekilde yapmış gibi hep paylaşıyorlar PKK’lılar.

ADNAN OKTAR: Bunlar ne karaktersiz pislik herifler, tam mikrop takımı. Halkın bilgisizliğine güveniyorlar, halka demek ki değer vermiyorlar. Halka alenen yalan söylemeleri haysiyetsizliklerini gösteriyor. Yani bu yalancı olmaları, haysiyetsiz olmaları, namussuz olmaları, karaktersiz olmaları kardeşlerimizce bilinmesi için çok iyi bunları anlatmak lazım. Konuştuğunda da dürüst adam ayaklarında konuşuyorlar. Dürüstlük samimiyet bilmem ne falan. Ne alakan var senin samimiyetle dürüstlükle sahtekar herif? Cinayet sende, hırsızlık sende, sahtekarlık sende, cinsi sapıklık sende, üçkağıtçılık sende, yalakalık sende. Amerika’ya kendinizi satıyorsunuz haysiyetsizler. Amerikan derin devletinin uşağı oldular onların emrine girdiler. Kürt kardeşlerimiz Kuzey Iraklı olanlar hayretler içinde yazıyorlar her yerde. Ya diyorlar PKK medyası bu kadar mı bizi eksik görüyor, bu kadar mı zekamıza güvenmiyorlar, bu kadar mı aklımıza güvenmiyorlar? Bunlar bizi ne zannediyor diye yazıyorlar. Yani komünist Stalinist katil olmanın, yalaka olmanın cezasını Allah böyle akılsızlıkla bunlara verdi. Süper aptallar yani.

“Hocam maddenin aslını cennette görebilecek miyiz? Madde cennet boyutunda nasıl olacak? Teşekkürler, saygılar.” Sen keyfine bak, ne yapacaksın, biz cennette rahat edeceğiz, şekli şemaili falan, o kadar sırların içine girmeye kalkmayın. Zaten öğrenemezsiniz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ankara’dan en üst düzeyde Suriye’ye kara operasyonu ile ilgili açıklamalar devam ediyor. Açıklamalar Cerablus bölgesine Amerika ile yapılacak ortak bir operasyona dikkat çekiyor. Ankara 2011’de başlayan savaşın neredeyse başından beri Suriye’de kara ve hava operasyonu dahil bütünlüklü bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Uluslararası alanda uçuşa yasak ve güvenli bölge çağrıları yaparak Suriyeli göçmenlerin geri dönüşü için alan yaratılması gerektiğini savunuyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “hava operasyonları yeterli değil, kara gücünü hep birlikte konuşmalıyız” açıklaması ile birlikte gözler Suriye’ye yönelik olası kara harekatı seçeneklerine çevrildi.

ADNAN OKTAR: Kara harekatı kime karşı? IŞİD’e karşı mı? Çok gereksiz bir şey. Yani Türkiye böyle bir şeye hiç girmesin. Amerika zaten girmez. Amerika kendince bayağı uyanık yani kendi askerini cepheye sokmaz, Türk askerini cepheye sokmaya çalışıyor. Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok. Yani eğer bir işgal alanı varsa, PKK’nın işgal alanı var. Biz oraya müdahale ederiz zaten. Önceliğimiz orada, çok küçük bir IŞİD işgal bölgesi varsa onu biz ikinci planda görürüz. Bizi de ilgilendiren bir şey değil. Ama PKK’nınki direkt devlet kurmaya yönelik. Stalinist, Marksist, komünist bir devlet kurup Türkiye’ye saldırmayı amaçlıyorlar. Zaten açık açık da söylüyor. Armagedon için bu çok uygun bir topluluk diyor Öcalan. Yani oradaki PKK gücü için. Eğer siz Armagedon düşünüyorsanız diyor Avrupalılara ve Amerikalılara; yani Müslümanları topluca öldürmeyi düşünüyorsanız biz bu konuda en başta gelecek kuvvetiz diyor, bize güvenebilirsiniz diyor.

IŞİD’e yönelik yapılacak operasyonun hadi olduğunu düşünelim, IŞİD’in de oradan çekildiğini düşünelim, orada Türk askeri duramayacağına göre geri çekilecektir. Ve oraya PKK doluşacak. Amerikan derin devletinin çok kötü ilkel bir oyunu. Bu oyuna hiç kimse gelmesin.

Aytekin Güçlü, “Şehitliğin tarifini yapar mısınız?” diyor. Şehitlik Allah yolunda küfürle mücadele eden bir Müslüman’ın canının yani ruhunun Allah katında özel bir yere alınması. Yani bu ölüm tarzında değil, özel bir mekana alınması. Çünkü orada yaşamaya devam ediyor. Ve orada yine sevap almaya devam ediyor ama tek yanlı sevap alıyor, özelliği odur şahadet makamının. Kolaylıktır yani güzelliktir, dünyadaki eksiklikler yok. Cenneti andıran bir yer. Ve sürekli madde pozitiftir. Negatif madde yok. Sürekli sevap alınan bir sistem. Orada bir süre kalıyorlar ondan sonra orada vefat ediyor. Yani şehit olduğu yerde, şahadet makamı olan yerde o boyutta vefat ediyor, vefat ettikten sonra ahirete alınıyorlar.

“Hocam tanıdınız mı Kadir?” diyor, hoppala.Tanıdım asker arkadaşımsın. Nereden tanıyayım ben seni, ne bileyim? Yolda da “Hocam tanıdın mı?” falan diyor. Bazen de hikaye anlatanlar oluyor. Mahcup etmiyorum. “İstanbul Üniversitesi’nde anfide otururduk Hocam hatırlıyor musunuz?” diyor, “Beraber çay içmiştik” diyor hikaye anlatıyor yani. Ben gidip orada hiçbir zaman için çay içmedim. “Kantinde sohbet ederken…” Kantinde de sohbet etmedim ben hiç. Ben sadece sınıfa gidip oturuyordum orada başka bir şey yaptığım yoktu benim.

AYLİN KOCAMAN: Olmasını umuyorlar herhalde.

ADNAN OKTAR: Herhalde. Evet diyorum çok iyi hatırlıyorum diyorum, bayağı seviniyor o zaman.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Sizden sonra Adnan Bey, şimdi yakın zamanda yeni bir şey daha başladı. “Ne içeceğiz, bana ne gelebilir içecek?” gibi. Diğer programlarda, tartışma programlarında.

ADNAN OKTAR: Bana özeniyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet.

ADNAN OKTAR: Karkeren Kürdistan Hüseyin Kayya, Hsy Kayya, “Siz hiç uyumuyor musunuz?” diyor. Uyuyorum da, fazla uyumak rahatsız ediyor beni. Sekiz saat birden, günün çok büyük bölümü. Çok müthiş bir acz, insanın müthiş bir aczi. Ben sekiz saat ayıramıyorum. Bana üç saat-dört saat yetiyor.

Evet, bir şeyler anlatın, konuşalım dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı,“Hükümetin çözüm sürecini PKK bozdu” sözlerine karşı şunları söyledi: “PKK’yı çözüm sürecinin bozduğunu söylüyorlar. PKK çözüm süreci boyunca silah depolamış, silah gömmüş, alan hakimiyeti oluşturmuş. Bunları zaten devlet biliyordu, bu PKK ile arasındaki zımni bir anlaşmaydı zaten. PKK’nın bölge polislerini vesaire her şeyi biliyordu. Devletin bir sürü istihbarat elemanı var burada. Biz bile biliyorduk bunları dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, "Hükümetin çözüm sürecini PKK bozdu” sözlerine karşı şunları söyledi; “PKK'nın çözüm sürecini bozduğunu söylüyorlar. PKK çözüm sureci boyunca silah depolamış, silah gömmüş,alan hakimiyeti oluşturmuş. Bunları zaten devlet biliyordu. Bu PKK ile arasında zımni bir anlaşmaydı zaten. PKK'nın bölge polislerini vesaire her şeyi biliyordu. Devletin bir sürü istihbarat elemanı var burada, biz bile biliyorduk bunları” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunlar tabii çok acı sözler. Maalesef insanda bu kuşku meydana geliyor tabii. Hükümet çok atak davranarak bu kuşkuyu tamamen kaldırsın. Velev ki böyle hükümet içinde bu kafada insanlar var idiyse dahi öyle bir karşılık verilsin ki, biz o konuları hiç hatırlamayalım. PKK'ya karşı çok becerikli usta kararlı mücadele ile bu konu bitirilmesi lazım. Şu anki mücadele vasat bir mücadele gibi görünüyor. Yani sakin yavaş yavaş her zamanki tarzda gibi görünüyor. Böyle değil. Çok coşkulu, çok kararlı çapı büyük ve çok etkili bir mücadele verilmesi lazım. Yani böyle kahredici bir kararlılıkla. Kahredici bir atakla. Bizim bildiğimiz eskiden beri olan mutat faaliyetler. Onlar askerimizi polisimizi şehit ederler,işte devlet operasyon yapar bir türlü şehirlere girilemez,kasabalara girilemez beklenir,sokağa çıkma yasağı olur falan. Bu hep mutat politika. Böyle değil. Çok şaşırtıcı, çok sökücü bir kararlılıkla netice alınması lazım. Hiç görülmemiş şeyler yapılması lazım. Hiç görülmemiş atak yapılması lazım. Adamlarda akıl almaz bir özgüven, adamlar yürek yemiş gibi. Garip bir cesaret ve garip bir özgüvenleri var. Yani birileri bunlara cesaret veriyor benim anladığım. Hayret verici bir durum var. Tayyip Hocam bunları kökten böyle tekneden kazır gibi kazısın. Hamur teknesinden kazır gibi. Ve bunun içinde ne gerekiyorsa yapalım. Gerekirse seferberlik ilan edelim. Başkada şimdi burada detayını veremeyeceğim başka olaylara da girebilirler.

Bumerang1725, "Adnan Hoca Mehdîlik’ten vazgeçti. Mehdî’ye asker yetiştiren Kahtani’yim dedi." Hoppala al bir tane daha. Bu seferde bunlarla uğraşacağız. Kahtani iddiası da aynı Mehdîlik iddiası gibidir. Çünkü Kahtani de övüldüğüne göre oda cennetlik demektir. Sen nereden biliyorsun Kahtani olduğunu? Ne Mehdîlik ne Kahtanilik iddiam var. Her iki konuda da iddiam yok, hocalık iddiam da yok,alimlik iddiam da yok ama alemcilik iddiam var. Ben her gece sarhoşum aşkından böyle aşk yolunda derviş oldum kaderim böyle, aşk yolunda sarhoşum ben kaderim böyle.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Alman Federal Maliye Bakanı, Wolfgang Schäuble; "Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde devam eden mülteci akınının bir çığ felaketine dönüşebileceğini söyledi. Schäuble,nasıl dikkatsiz bir kayakçının bir miktar karı hareket ettirmesi ile çığ felaketi meydana geliyorsa,mülteci sayısının da aynı şekilde aniden büyük oranda artabileceğini belirtti."

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Alman Federal Maliye Bakanı, Wolfgang Schäuble; "Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde devam eden mülteci akınının bir çığ felaketine dönüşebileceğini söyledi. Schäuble, nasıl dikkatsiz bir kayakçının bir miktar karı hareket ettirmesi ile çığ felaketi meydana geliyorsa, mülteci sayısının da aynı şekilde aniden büyük oranda artabileceğini belirtti."

ADNAN OKTAR: Suriye'de Müslümanları barıştırmak sevgi ortamı bu kadar mı zor? Dostluk kardeşlik sağlamak bu kadar mı zor? Ama illaki İmam Mehdî (a.s) çıkacak, illaki Cenab-ı Allah'ın dediği olacak. İstediği kadar barıştırmaya çalışsınlar olmaz. Çünkü Allah'ın kaderdeki hükmü bu. Önce kan akacak. Önce şiddet olacak önce felaket olacak, olmasa bile olaylar onu olduruyorlar. Yani illaki kader hükmünü yerine getiriyor. Sonra ne diyor Resullullah (s.a.v.), “Evlatlarımdan imam Mehdî zuhur eder. Mehdîyül demdir benim evladım” diyor. Kan durduran Mehdîdir. Kanı durdurur insanların burnu dahi kanamaz. Damla kan akmaz diyor uyuyan kişiyi dahi uyandırmaz, dini tahfif eder diyor. Ağır zincirleri insanların üzerinden kaldırır,din yeniden benim zamanımdaki gibi aslına döner diyor. İllaki bu olacak. Deccal gerektiğinde Allah deccal da yaratıyor. Mesela normalde PKK olmayabilirdi. Ama Allah deccal hareketini yaratıyor. Çünkü illaki deccala ihtiyaç var. Sırf Mehdi (a.s)’nin çıkması için deccalı yaratıyor Allah. Musa (a.s)'nın çıkması için Firavun’u yaratıyor. Hz. İbrahim (a.s)'in çıkması için Nemrut’u yaratıyor. Deccal de Allah tarafından özel yaratılmıştır. Sırf Mehdi (a.s)’nin çıkması için.

Az evvel ki konseptimizin için yazmış Öztürk. “Adnan Hoca kendini aşmış. Tıklayın, canlı" diyor.

Sil Baştan,“Derin Amerika Cerablus'un boşaltılması için Türk askerini kullanmak sonrada bölgeye PYD’yi yani PKK'yı yerleştirmek istiyor bu oyuna asla gelmesin” sözüme karşılık Sil Baştan,Sinan Dak9 "Merak etme Cerablus'u da alacaklar siz de bakacaksınız sabret" diyor. İşte bak kafa bu. Yani PKK alacak anlamında diyor. Buna müsaade etmeyiz. Ama tabii bunu denemek istiyor olabilirler yani nasıl olduğunu merak ediyor olabilirler. Zaman içinde görecekler. Öyle bir şeye müsaade etmeyiz. Oradan olduğu gibi söküp atacağız oraya yığılmanın tamamını inşaAllah. Millet olarak devlet olarak Allah'ın izniyle.

"Film sahnelerini aratmayacak güzellikte bir salon oluştu. Herkes birbirinden gizledi piyanist hanımefendi çok gayretli ve parmakları çok maharetliydi." Bir hanım kardeşim çok beğenisini belirtmiş. Kardeşim konsept çok yüksek izlenmeye sebep olmuş demek ki bu tip olaylara girmemiz gerekiyor. Bak şuan izleme çok astronomik. Çünkü şu vakit çok geç yani. Buna rağmen böyle olması çok hayret verici.

“Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, dün sosyal medyada Silopi’ye ve Silvan'a daha çok askerin müdahil edilmesini söylediği için bugün PKK'ya yakın medya ve muhalif basın tarafından linç ediliyor. Sağcılar askere çağrı yapıyor diye üzerlerine gidiyorlar.” Ama İbrahim Karagül, sadece Silopi ve Silvan için söylüyor, halbuki yani mevcut asker sayısının arttırılması çok önemli. Onun için mesela yani bu vatanın evlatları gerekirse bir senesini verir şu beladan kurtulmak için. Değil mi kardeşim? Üç ay eğitim verelim dört ay eğitim verelim. Altı ayda da bitiririz. En az üç milyon-dört milyon askeri silah altına alalım. Özel harekat; beş altı okul daha açalım. Süratle özel harekatçı yetiştirelim.Bu konuyu bitirelim. Silopi'nin dağı taşı asker dolsun, yer gök askerle dolsun, kimse kıpırdayamaz. Bomboş her yer, boş olunca adamlar da at oynatıyorlar. Olmaz, dağa taşa askeri yığacaksın, kum gibi asker kaynayacak; sıkıysa yapsınlar. Moralleri sıfıra gider, her şey hallolur o zaman inşaAllah.

Can Tokatlıoğlu, "Disko, fasıl, kaşık dansı derken Adnan Oktar Hoca müziğin her çeşidiyle ilgilendiğini kanıtladı." Müzik, hoşlandığın her çeşit müzik olur. Bazı tipler var; işte “Ben şundan başka dinlemem.” Şu kafa mı? Ne kadar samimiyetsiz bir şey. Arabesk de olur, davul zurna havası da olur, pop müzik de olur, klasik müzik de olur, opera da olur; hepsi birbirinden güzel. İşte “Şunlardan başka film seyretmem.” Bunlar bayağı samimiyetsiz bence.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz sanatın her türlü yanını, her yönünü çok güzel takdir ediyorsunuz. Resmin de, heykelin de.

ADNAN OKTAR: Tabii. Modern resimler çok güzel; tablo, yağlı boya, tarihi klasik tablolar da çok güzel. Salvador Dali'nin var ya ünlü resimleri onlar da güzel. Hepsi güzel. "Ben" diyor ki "Şu sanat dalını beğenirim." Ne kadar samimiyetsiz. Olur mu? Peki oradaki özellik ne olacak? Niye reddediyorsun? "Ben" diyor ki "Modern sanattan hoşlanırım. Modern resimden hoşlanırım." Klasik resmin ihtişamını ne yapacaksın? İçten içe beğendiğin halde sırf süs olsun, artistlik olsun yahut -daha ağır bir dil kullanmıyorum- bunun için yapıyorsun demiyorum. Keşke artistlik olarak yapmış olsan çünkü yine sanatçı olmuş oluyorsun.

"Hocam Fikret Reisi salonun en güzel yerine oturtacağını sanmıştık" diyor. Fesle falan böyle. Fikret mütevazi delikanlı, her türlü hizmeti Allah rızası için yapar.

"Sayenizde dindar Müslüman'ın da çok güzel eğlenebileceğini öğrendik. Teşekkürler." Muhsin Ada.

“Hocam, çok hoş bir sahne dizayn ettiniz. Piyanoyu çalan hanım çok hoş çalıyor. Ruha işliyor, zevkle dinliyoruz aslan Hocam” demiş.

“İyi akşamlar Hocam. Bayan arkadaşlar bugün belli bir konsepte göre mi giyindi? Giysileri 80’leri andırıyor.” Berkay. Git git gerilere git. Bir kırk yıl daha git.

AYLİN KOCAMAN: Bizim sitemizden, Adnan Bey, sadece kargo parasını ödeyerek alabiliyor, kitap parası da vermiyorlar.

ADNAN OKTAR: Sırf kargo parası vererek kitap alabiliyorlar. Artık insaf bak ücretsiz kampanya var. Bundan istifade edin. Her yere her şeye Ağabeyinizin yetişmesini istiyorsunuz, olur da yani biraz da sizin gayretkeş olmanız lazım.

"Üstadım mübarek ellerinizden öpüyorum. Müslüman ne yaparsa tüm amelleri boşa gider ve cehennemlik olur?" Reşat Davutoğlu. Tevbe kapısı her zaman açıktır. Ama şirk çok büyük günahtır. Tevbe etmeden ölürse çok felaket.

AYLİN KOCAMAN: Şehitler farklı bir yere alındıklarını biliyorlar mı?

ADNAN OKTAR: Biliyorlar ama öyle olduklarına inanmıyorlar çünkü hakikaten alamet o yönde. Çünkü ölüye ölü olduğu hissettiriliyor ahirette, anlıyorlar "Eyvahlar bize." diyorlar. Ama orada aynı, bakıyor, o yüzden "Ya" diyor, "İnsanlar bunu niye bilmiyor ki böyle bir yerin varlığını?" Anlayamıyorlar, "Niye onlar gelmiyorlar?" Onun için ayette diyor ki "Beklerler" diyor, "Diğer insanların gelişini beklerler."

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: İmtihanları devam ediyor mu?

ADNAN OKTAR: Ediyor tabii imtihan oluyorlar ama günaha kapalı olarak imtihan oluyorlar, sadece sevap alacak şekilde. O yüzden çok çok avantajlılar. Zaten cennete almak için Allah oraya alıyor. Sadece sevaba girebiliyorlar, günaha giremiyorlar. O çok hayret verici bir boyut, birçok hayat boyutundan bir tanesi. Mesela eli yüzü güzel, yiyor içiyor, sevinç içinde ama dünyadaki gibi yani acı çekmiyor, sıkıntı çekmiyor ama midesi var yemek yiyor normal insan yani.

OKTAR BABUNA: Dünya hayatını hatırlıyorlar mı?

ADNAN OKTAR: Yok, sadece başka insanlar sürekli geliyor ya, yine gelmeye devam etsinler kafasında oluyorlar yani. Ama Allah, onların aklının ihtiyarının alınması, onun Allah için artık önemli olmuyor çünkü cennete konmaları kesinleşmiş oluyor. Çünkü o zaman üzülürler, akrabaları için falan üzülebilirler. Sadece yeni gelenler olmasını istiyorlar o kadar. Her gelene seviniyorlar, hoşlarına gidiyor. Her gün de şehit gelir, gelmediği gün yoktur. Ayette onu özellikle beklediklerini belirtiyor Cenab-ı Allah, mühim bir özellik olarak belirtmiş. Ama sonunda vefat ediyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Zaman aynı mıdır acaba dünyayla?

ADNAN OKTAR: Evet evet, aynı dünya şartları gibi.

AYLİN KOCAMAN: Ortam da mı aynı?

ADNAN OKTAR: Tabii böyle acı çekecekleri, rahatsız olacakları bir şey değil ama çok kaliteli güzel bir hayat şeklinde, düzgün bir hayat şeklinde.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Yaşlanma oluyor mu?

ADNAN OKTAR: Ölüyorlar Allahualem yani sonunda ölüyorlar. Ama "Gelen gelsin, burası iyi yer" falan gibi, hoşlarına gidiyor. Allah onlara bir güzellik olsun diye, çünkü canını verdiği için, çünkü can aziz bir şey. Ama tabii şehitlik mübarek ve muhterem olmakla beraber dünyada kalıp zorluklarla Allah'a hizmet etmek çok büyük bir olaydır. Bazen insanlar şehit olmak için özel şartlar oluşturuyorlar, öyle olmaz, doğal olarak olması lazım. Mesela bizim askerlerimiz doğal oluyor; onlar "Ben gidip adamla karşılaşayım, beni vursun" demiyor. Her türlü tedbiri alıyor, buna rağmen oluyor. O zaman olur şehitlik, kasten olmaz.

Ebu Ya'la, Müminlerin annesi Hafsa'dan naklederek şöyle diyor, "Allah'ın Resulu (s.a.v.) Hazreti Osman'a haber gönderip çağırttı." Osman bana gelsin diyor, Hazreti Osman (r.a) geliyor; "Şöyle ferman etti Hazreti Osman'a; Allah sana sabır versin. Oruçlu iken şehit edileceksin" diyor daha sağken, açıkça söylüyor. "Fakat orucunu benimle açacaksın" diyor. Yani kendisinin de mertebesini vurgulamış oluyor, "orucunu benimle açacaksın." Nasıl? Oruçlu, zaten akşam vaktine doğru, benim hatırladığım, Hazreti Osman (r.a)'ın şahadeti. Direkt orucunu Peygamber (s.a.v.)'in sofrasında açıyor. Zaman-mekan olmadığı için. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) her yerde; hem şehitler makamında oluyor hem onların yanında hem cennette, dünyada da sağ Peygamberimiz (s.a.v.). Yani Allah ona özellik veriyor öyle, olayları görüyor ama konuşup müdahale etme şeyi olmuyor fakat izleme imkanı oluyor, görüyor. Mesela bir topluluğun içine girebiliyor, bir başka yere girebiliyor; ruh olarak giriyor, görüntüsüz, sadece duyup görüp hissediyor ama cisim şeklini almıyor, beden şeklini, cisim şeklini almıyor.

AYŞE KOÇ: Hazreti İsa (a.s)'nın da var mı dünyada bulunma durumu?

ADNAN OKTAR: Efendim?

AYŞE KOÇ: Bahsettiğiniz gibi Hazreti İsa (a.s)'da da var mı?

ADNAN OKTAR: Bedenen gelip görme şeklinde mi?

AYŞE KOÇ: Evet ama müdahale edememe.

ADNAN OKTAR: Yok, o Allah katına alınmış, tamam o. Bediüzzaman'ın mesela bine yakın talebesi şehit oluyor Rus savaşı döneminde. Ama sonradan talebelerine diyor ki, "Onlar bir anda şehit olup rahmete kavuştular ama siz ömür boyu çileye sadıksınız. Belki şehitten üstünsünüz" diyor. Çünkü şehitlik kolaylıktır, çile çok zordur. Çileyle muazzam sevap alıyorlar.

“Yeni stüdyo çok güzel oldu maşaAllah. Senin güzelliğinle ve ufkunun genişliğiyle derin yüreğini çok seviyorum. Nurlu apaydınlık bir yüzün var” diyor. Allah razı olsun. Bir hanım kardeşimiz yazmış.

"Hocam cennettekiler cehennemdeki akrabalarına, arkadaşlarına üzülecekler mi?" Allah, çok akıl, sonsuz akıllıdır Allah onları düşünür; o kadar detaylara girmeyin. Öyle bir şey olmaz yani bizi üzecek, rahatsız edecek bir şey olmaz. Ölüm anından itibaren hiçbir şekilde öyle bir olay yok, sonsuza kadar yok. Müslüman’ın bir endişesi, bir paniği, korkusu hiçbir şekilde olmuyor. Hiçbir şekilde olmuyor o ölüm anı olduktan sonra yani ruhu alınırken zaten güzellikle alınıyor; zaten onunla başlıyor. Bak, güzellikle alınması; niçin güzellikle alınır? Her safhasında rahat mümin. Bitmiş imtihanı, niye sıkıntı çeksin, niye korksun?

AYLİN KOCAMAN: Allah, “Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Ahkaf Suresi, 13) diyor. 

ADNAN OKTAR: Tabii ki hiçbir safhada hiçbir şekilde yok. Zannediyorlar ki mesela imtihan yerinde sıkılacak, işte mahşer yerinde sıkılacak yahut olayları görürken. Öyle bir konu yok. Hiçbir aşamada öyle bir olay yok. Yani çok fazla Kuran ayetiyle çok net açıklanmış bu. Ama küfür için her aşaması çok zor. Ama orada da işte Cenab-ı Allah'ın bir Rahman Rahim isminin tecellisi; "...gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler..." (Araf Suresi, 179) "Onlar ölüdürler." diyor, "Ama siz bilmezsiniz" diyor, "Hayvanlar gibidirler, hayvanlardan da aşağıdırlar." diyor. Yani bu da ayrı bir şey, o da ledüni bir sırrı bunun. Belki insanlar bunu sonsuza kadar da anlayamayacaklar. Yahut anlayan da anlayabilir. Ama hedüni bir sır var tabii. Allah'ı Müslümanlar’ın terbiyesi ilgilendirir, "Küfrün yanması Beni ilgilendirmez" diyor Allah. "Allah azabınızla ne yapsın?" (Nisa Suresi, 147) diyor. Açık, "Allah sizin azabınızla ne yapsın?" diyor. Allah'ın aradığı sevgi ve güzelliktir. Ama onu sağlamak için ona ihtiyaç oluyor o yüzden onu yaratıyor Allah. İbret alınması gerekiyor. Yoksa insan anormallik yapıyor yani hiç ummadık hareketler yapabiliyor. Düşünün mesela Hazreti Musa (a.s); Cenab-ı Allah gösteriyor yılan, normal asa yılana dönüşüyor, gösteriyor; Şimdi "Firavun'a git..." (Taha Suresi, 24) diyor, gidemiyor, çekiniyor. Allah, "Ben seni izliyorum, görüyorum." diyor. "Ailemden bana bir yardımcı kıl, Kardeşim Harun'u" (Taha Suresi,29-30) diyor Allah'a. "(Allah) Dedi ki: "Ey Musa istediğin sana verilmiştir." (Taha Suresi, 36) diyor Allah. Ama buna rağmen yine korkuyor. Adamlar asalarını atıp yılana dönüşünce "Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı." (Taha Suresi, 67) diyor Allah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Allah, “Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz.” (Neml Suresi, 10)  diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, defalarca vurguluyor Allah, bir daha söylüyor, bir daha söylüyor, Dedi ki: "Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna çevireceğiz." (Taha Suresi, 21) Korkma bana tevekkül et bana güven diyor Allah.  "bir tür korku" (Taha Suresi, 67) diyor ama işte korku yani.

Şehitlik en başta Resulullah (s.a.v.)'ın en sevdiklerine isabet etti. Evlatlarına, en yakınlarına; Hamza mesela amcası canı gibi sevdiği; Hazreti Ömer (r.a), canı gibi seviyor; Hasan, Hüseyin gözünün nuru. Bazen fakire de gelir, bazen zengine de gelir, bazen ünlü insana da gelir, bazen ünsüze de gelir; şehitliğin kime geleceği belli olmaz.

Ayhan Melegir; "Mehdi (a.s) kim bu arada?" Mehdi (a.s)'yi biz bir ideal, bir güzellik olarak sürekli aramakla mükellefiz. Allah buldurur veya buldurmaz. Ama İttihad-ı İslam için ve Mehdi (a.s)'yi bulmak için sürekli gayret etmemiz gerekir.

“Hocam, bu alemde tek geçiyorum sizi. Neşeli sohbetler.” Kadir Yaprak.

Özlem Doğan; "Biricik Hocam, kısa zamanda ortamı güzelleştirmeniz bana Hazreti Mehdi (a.s)'nin kısa zamanda dünyayı güzelleştireceğini hatırlattı" diyor. MaşaAllah. Talebe öyle olur, gül bahçesine girersen gül kokarsın.

Maddeyi çözmeye gerek yok. Niye üstünde duruyorsunuz? Mühim olan eğlenip rahat edeceksiniz cennette, Allah'ı seveceksiniz sonsuza kadar yaşayacaksınız. Aslında anlaşılacak gibi değil ama mutlak varlık Allah'tır onu bilsin herkes. Yani öyle Allah'ın olmadığı bir yer yoktur.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü