Harun Yahya

Sohbetler (20 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mali’de bir oteli basan eli silahlı saldırganlar yabancı uyruklu 170 kişiyi rehin aldı. Mali Güvenlik Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre saldırganların elinde rehine kalmadı. Birleşmiş Milletler Barış Gücü saldırıda 27 kişinin öldüğünü açıkladı. Mali’nin başkenti Bamako’da yaşanan lüks oteldeki rehine krizi Fransız ve Amerikalı özel kuvvetlerin desteğiyle yapılan operasyonla bitti. Otelde yirmi yedi ceset olduğu duyuruldu. Saldırıyı El-Kaide bağlantılı El-Murabitun örgütü üstlendi.

ADNAN OKTAR: Bu yirmi yedikişi oteldeki insanlardan mı kaynaklanıyor şahıslar mı nedir? Oteldekiler kurtuldu diyor ben yanlış mı duydum?

KARTAL GÖKTAN: Evet. Yüz yetmiş rehineden sekseni serbest bırakılmış.

ADNAN OKTAR: Öbürleri ne olmuş?

KARTAL GÖKTAN: Diğerleri ölmüş.

OKTAR BABUNA: Yabancı basında içeride hala rehineler var diye haber vardı en son.

ADNAN OKTAR: Evet. Bu nasıl kurtarma operasyonu? Böyle kurtarma operasyonu mu olurmuş? Bir de bu çıktı. Ne yapıyorsun? “Kurtarıyoruz” diyor. Çoğu da polis kurşunuyla ölüyor. Halbuki orada bayıltıcı gaz kullanabilirler, değil mi? İkna yoluna gidilebilir, bir şey yapılabilir. En iyi bildikleri şey adam öldürmek.

Einstein isimli bir kardeş, “Allah insanları bazı olaylar karşısında imtihana tabii tutar bunu elbette biliyoruz. Fakat sınadığı insanların vereceği tepkileri de önceden bilir. Kimin cennete, kimin cehenneme gideceğini de bilir ama imtihan eder. Bildiği halde neden imtihan eder? Bu konu hakkında aydınlatırsanız beni sevinirim. Umarım soru uzun olmamıştır.” Yok normal. Bizim için imtihan, Allah için eğitim. Allah bizi eğitiyor. Ama zahirinde imtihan, batınında eğitim. Allah batın ilmini sürekli kullanır. Mesela der ki dağlar var, ovalar var, yıldızlara, aya bakın der. Aya bakan beyninin içine bakar. Uzak mesafelerden bahseder Cenab-ı Allah gidişi bir ay, dönüşü bir ay uzak mesafe ama şahıs o mesafeye baktığında beyninin içindeki mesafeyi görür. Bu bir batın ilmidir. Allah doğru söylüyor. Ama insanların zannettiği gibi değil.

“Mali’nin sömürülmesine karşı savaşı El-Kaide üstlenmiş. El-Kaide Kuran’dan ayet okuyabilen, Müslüman olduğunu söyleyenleri serbest bırakmış. Batılı diplomat ve diğerlerini tutmuş.” Mali sömürülen bir ülke değil mi batı tarafından?

KARTAL İŞ: Evet. Afrika’nın en çok altın üretenüçüncü ülkesi. Bir de uranyum yatakları varmış, Fransızlar işletiyormuş orayı.

ADNAN OKTAR: Bizim eğitilmemiz gerekiyor. Üniversite gibidir burası dünya. Eğitim insan olgunlaşınca başlar. Hatta ta ilkokuldan başlar. İlkokulda da insanları eğiten Allah’tır. Ortaokulda, lisede, üniversitede eğiten Allah’tır. Eğitim hiç bitmez, evinde eğitir, okulda eğitir Allah, sokağa çıkar sokakta eğitir, hastanede eğitir, yemek yerken eğitir, eğlenirken eğitir, spor yaparken eğitir sürekli eğitir. Eğitimi bitince de alır. Buradaki eğitimin dalları belki yetmiş dalda eğitilir insan ama o sadece üniversitede eğitildiğini zanneder. Mesela burada bile eğitiliyoruz. Şu sorunun sorulması; bunu Allah soruyor, Allah yazar fakat bir insan yazmış gibi gösterir. O yazana da kendisi yazmış gibi gösterir. Cevabı da yine Allah verir, ben cevap veriyormuşum gibi bir his verir. Bana da duyurur, size de duyurur. Bu bir batındır, batın ilmidir. Şahıs soruldu mu ne konuştun deyince “ben konuştum” der halbuki konuşan, konuşmayı yaratan Allah’tır. “Nutku veren Allah” diyor ayette. Ama o konuşmadan aynı zamanda da sorumlu olur. Sevap da kazanır günah da kazanır.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya Savunma Bakanı Suriye’nin Deyrizor şehrindeki bir hedefe cruise füzesiyle düzenlenen operasyonda altı yüzden fazla IŞİD militanını öldürdüklerini söyledi. Ayrıca Suriye’deki uçak sayısını iki kat artırarak altmış dokuza çıkarttıklarını da belirtti. IŞİD’e yönelik kara ve hava operasyonlarının yoğunlaşması nedeniyle örgüte katılımda ciddi düşüş yaşandığını da söyleyen Rus Bakan, bazı IŞİD militanlarının da cephelerini terk ettiğini savundu.

ADNAN OKTAR: Bu akıl değil ki, böyle bir yöntemyöntem değil. Her öldürülen IŞİD militanının ailesi onlar da IŞİD’li oluyorlar. Yani katlamalı nefret artıyor. Bilgiyle olur bu, ikna ederek, sevgiyle olur. Böyle asarak keserek operasyonla öyle bir hizaya getirme öyle bir şey yok. Bu PKK için de geçerli. Mesela PKK’ya da kırk yıldan beri operasyon yapıyorlar. Asıl ilimle, ikna ile konuşarak olur. Sen Marksizm’in, Stalinizm’in ideolojisiyle çatışmıyorsun bilakis Darwinist ideolojiyle farkına varmadan destek veriyorsun. Ondan sonra da onlarla mücadele ediyorum diyorsun. Temel ideolojisini farkına varmadan destekliyorsun. Devletin kurumlarında Darwinist-materyalist eğitim en yüksek seviyede devam ediyor. Bir şey imana Kuran’a dayandırılmıyor. Laiklik orada avantajlı konumda oluyor. Laikliğe göre dinsizlik anlatılabiliyor ama din anlatılamıyor. Halbuki dinsizlik de anlatılamaması lazım. Dinsiz propaganda yapılamaması lazım. Ateist propaganda, çünkü laiklik dinsizlikle dindarlık arasında tarafsız olma anlamına geliyor. Burada bir tarafsızlık yok ki. Dinin anlatımı yasak fakat ateizmin anlatılması her şeyiyle serbest. Bilimsel eğitim tamamen ateizme dayandırılıyor. İsteseler de istemeseler de bu şekilde. “PKK’ya karşı mücadele veriyoruz.” Veriyorsun da silahlı mücadele veriyorsun. Her öldürdüğün PKK’lının ailesi yine onlar tarafından eğitiliyor, kardeşleri eğitiliyor. Bilimsel yönden galip geleceksin. Öldürmeyle hallolmuş olsa kırk yılda biterdi bu, çoktan biterdi. Adamlar her seferinde “nerede kalmıştık?” diyor. IŞİD de öyle, adam “IŞİD’i havadan bombaladık bitti” diyor. Bunlar dünyanın her tarafına yayılıyorlar nerede bitireceksin sen? Bu bir ideoloji, düşünce ve alttan alta destekleniyor. “El-Kaide’yi bitirdik” dediniz, sonra Afganistan’ı El-Kaide’ye teslim ettiniz. Amerika diz çökerek masaya oturuyor. El-Kaide’yle şiddetle mücadele ettiğini söyleyen Amerika El-Kaide mensuplarıyla anlaşma yapıyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye rejimi ve Rusya’nın ortaklaşa sürdürdüğü ağır bombardıman sonucu Türkmen bölgesinin en önemli ve stratejik noktalarından biri olarak bilinen Türkmen Dağı bölgesinin düştüğü bildirildi. Suriyeli yerel kaynaklar Bayırbucak Türkmenleri bölgesinde üç gün önce başlayan saldırılarda çok sayıda Türkmen’in hayatını kaybettiğini, çok sayıda yaralı bulunduğunu bildiriyor. Saldırılar nedeniyle on sekiz Türkmen köyünün boşaltıldığı, ayrıca can güvenliği nedeniyle binlerce kişinin Yayla Dağı ilçesinin karşısındaki Lazkiye’nin Yamada köyünün yanında bulunan çadır kentlere sığındığı, çok acil gıda ve çadıra ihtiyaçları olduğu belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi oraya PKK yerleşir. Göz göre göre PKK’ya devlet hazırlıyorlar. Tayyip Hoca “Fırat’ın orasına burasına geçirtmeyiz” falan diyordu, adamlar bak gürül gürül geçtiler, değil mi? “Silkeleriz tozunu çıkartırız” dedi Tayyip Hoca, öyle bir şey olmadı. Adamlar paldır küldür geçtiler ve şu an Akdeniz’e dayandılar. Akdeniz’le bağlantıyı kurdular yani. Şimdi sıra Karadeniz’e geldi Allah esirgesin. Oradan da Rusya ile bağlantı kuracaklar. Tehlike büyük.

Bölgedeki aktivistler yalvarıyorlarmış “Birileri bir şey yapsın. O kadar kadın-kızı Stalinist şebbihaların inisiyatifine terk etmeyin Allah için” demişler. Esad askerleri girdikleri yerleri mahvediyorlarmış. Gençleri ya öldürüp ya hapse atıyorlarmış. Türkmen Müslüman mücahitlermiş bunlar. Kadın ve kızlara tecavüz ediyorlarmış. Müslüman gençlere de feci şekilde işkence yapıyorlarmış. Rusya on uçakla saldırıyormuş, her bir uçak bir seferde on bomba atıyormuş ve doğrudan sivil halkın üzerine atıyorlarmış. Oradaki hanım kızları, geriye kalan yaşlı kim varsa hepsini Türkiye bir alsın, sınırdan içeri alalım. Sonra bir şey yapılır.  Ama şu an Stalinist azgın PKK’lıların eline vermek, Stalinist Suriye güçlerinin eline vermek çok tehlikeli olur, günah olur, haram olur. Her ne pahasına olursa olsun bunu yapalım. Oradan bir kanal koridor açıp Hatay’dan Türkiye’ye alalım. Oradaki halkı önce bir Türkiye’ye alalım. Bu konuda hükümet hiç olmazsa bir açıklama yapsın. Katliamı beklemeyelim, o genç kızlar, hanımlar özellikle onları çocukları ve hanımları önden bir kurtaralım. Özel kuvvetler de yardımcı olsun bir şekilde alalım. Müslüman alemi paramparça olduğu için gelen vuruyor giden vuruyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu harekata Rus uçaklarının da katıldığı bilgisine ilişkin, “Onun için dün gece vakti itibariyle Dışişleri Bakanımıza Rus Büyükelçisi’nin bakanlığa çağırılarak bu konuda gerekli bilgilendirme için gerekli girişimlerde bulunulması talimatı verdim. Gece Rus Büyükelçisi de bu anlamda bakanlığımıza çağırıldı. Köy köy meselenin takibindeyiz. Şu anda kırk Türkmen yaralı mevcut. Rusya tarafıyla da bu anlamda Türkiye’nin hassasiyeti olan bölgelerin köylerin bildirilmesi konusunda bir görüşme oldu. Gece boyunca bütün askeri, istihbari ve diplomatik birimlerimizle değerlendirmeler yaptık” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu tamam rahatlatıcı ama çok geç geliyor bu bilgi. Bizim istediğimiz çatışma anında bize kısa da olsa derli toplu bir bilgi gelmesi ve çok süratli davranılması. Almanya’ya böyle bir şey yapılmış olsa, Fransa’ya böyle bir şey yapılmış olsa Fransa dünyayı ayağa kaldırır. Bizim de haklı olarak bilgilenmeye ihtiyacımız var. Çünkü istihbarat kaynağımız yok, olsa da zayıf. Geç açıklama. Bir felaket var orada kaç saat sonra haberimiz oluyor. Kırk sekiz saat üstünden geçmesi olmaz, çok uzun bir süre. Bu tip olaylarda en fazla birkaç saat içinde olayın açıklanması lazım. Gerçi Başbakan titiz ama bizim de vicdanen rahatsız olacağımızı düşünerek bize süratli bilgi vermesi gerekir.

Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, PYD’nin HDP gibi bir parti olduğunu belirterek, “YPG ve PYD’yi ayırmak lazım. YPG eşittir PKK. PKK da bizim ve Amerika Birleşik Devletler’nin terör listesinde. PYD ise bir parti bizdeki HDP gibi. YPG onun silahlı kolu, PYD’nin elinde ise silah yok.” Mafyanın mensuplarının bir kısmında silah olması bir kısmında olmaması bizi ilgilendirmez ki, hepsi bunların mafya. Bunlar Stalinist terör örgütü. Biz HDP ile bağlantı kuramayız. HDP’liler çıkıp “Biz PKK’lıyız” demiyorlar. Ama YPG’liler PKK’lı olduklarını açıklıyorlar. Ve PKK’ya hizmet ettiklerini söylüyorlar. Burada bir kör açmaz meydana geldiği görülüyor. Tabii bu açıklama da acı bir durum. Biz ne diyeceğiz o zaman? Diyeceğiz bu legal bir parti, PYD’nin elinde silah yok, PYD ile görüşelim. Bu adamlar kim diyeceğiz. “Bunlar bizim silahlı kolumuz” bu nasıl iş? PYD’nin genel merkezine gideceğiz çay-kahve gelecek, bu eşkıyalar kim diyeceğiz “bunlar ayrı” diyecek. Nedir? “Bunlar bizim fedailer.” Biz o zaman mafyanın göbeğine gelmiş oluyoruz, böyle bir parti olur mu? AK Parti’nin silahlı kolu olmuş olsa AK Parti diye bir parti olur mu? CHP’nin silahlı kolu olsa, CHP silahlı kol olarak parti olabilir mi? Bunu Sinirlioğlu Hoca nasıl normal karşılıyor? Böyle açıklama olur mu? Etmesin çatmasın ellerinden öpüyorum. İnanılır gibi değil. Bu nasıl iş? Hangi partinin silahlı kolu olur? HDP’nin silahlı kolu olsa o saat o parti kapatılır. PKK bizim silahlı kolumuz demiyor. Pratikte öyle gibi görünmekle beraber ona ait en ufak bir alamet olduğunda savcılık hemen gereğini yapıyor.

KARTAL İŞ: PYD’nin parti tüzüğünde önder Öcalan diye geçiyor içinde inşaAllah.

ADNAN OKTAR: PKK zaten PYD. HDP’liler demiyor önder Öcalan diye.

KARTAL İŞ: Onlar da diyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Anlamazdan geliyorlar olaylar çok açık aslında. Türkiye’de seferberlik ilan edilmesi lazım. Bu iş böyle sakinlikle çözülmez. Çılgınlıkla çözülür. Çılgın çıkışlarla çözülür. Sakin sakin bak herkes hemen hemen psikopatlık yapıyor. Türkiye de son derece ılımlı sakin itidalli gidiyor. Türkiye’nin de çılgınca hareket etmesi lazım. Ona öyle demezler diyecek değil mi? Ona böyle derler diyecek. Ve oldubittiye getirecek. Bu şekilde olmaz.

Böyle deyince, sınır boyunca PYD hakimiyeti var. O zaman meşru olmuş oluyor. Legal bir parti oraya hakim. Konu bitmiş. Türkiye’nin rahatsız olmasına gerek yok. Olur mu? PKK hakimiyeti var. PYD eşittir PKK. Silahlı kolu olan bir parti nasıl legal bir parti olur. Olur mu öyle şey? Onca zaman adamlara kabul ettirmek için emek verdik. Daha yeni yeni bu çizgiye geliyor adamlar. İnsanlık suçu falan demeye başlamışlardı. Sen çıkar dışişleri bakanı olarak resmi açıklama yaparsan legal bir partidir dersen PYD, bitti. PYD eşittir PKK. PKK da parti. PKK’nın da yöneticilerinin bir kısmının silahı yok ama adamın fedailerinin tamamı silahlı. PYD’nin silahlı kolu. Allah Allah bu nasıl oluyor? Parti binasının içi silahlı adamlarla dolu. PYD’liller geliyor üstünde başında silah yok. Beyefendi buyurun diyorlar siz PYD’lisiniz. Bunlar kim? Bunlar bizim çetenin elemanları diyor. Ee? PYD meşrudur diyor. Bu alay eder gibi etmeyin çatmayın. Böyle şey olur mu? PYD eşittir PKK. YPG eşittir PKK. PJAK eşittir PKK. Bir tane teşkilat var. PKK var. Başında da Öcalan var. PYD’ye sen bir şey dediğinde silahlı kolu cevap veriyor silahla. Adam benim üstümde silah yok diyor. Çetesinde silah var. Bu olacak iş mi? Şimdi HDP’liler arasan onlarda silah yok. Deseler ki PKK bizim silahlı kolumuz ama bizde silah yok. Şimdi olur mu? PYD madem parti, legal bir parti. Meşru bir parti masum bir parti; Sinirlioğlu öyle gösteriyor Hoca. Amerika niye tonlarca silah veriyor PYD’ye? Legal bir partinin silahla ne işi olur? Eşkıyasına dağıtıyor. Sinirlioğlu Hoca bu işi düzeltsin. Bu üslubunu düzeltsin Allah rızası için. Bu hiç olmamış. Bir şekilde düzeltsin. Şöyle diyebilir. Ben yine akıl vermiş olmayayım da güya bunlar kendi kafasına göre kendilerini legal bir parti olarak gösteriyorlar dünyaya. Bu da kamuoyunda revaç buluyor. Ama doğrusu şöyledir diye açıklasın. Türk devletinin dışişleri bakanı bunu açıklarsa biz bunu nasıl anlatalım millete? Bunlar PKK’lıdır nasıl diyelim? Sen legal bir partiye niye PKK’lı diyorsun derseler ne diyeceğiz?

BÜLENT SEZGİN: Bir resim gösterecektim fotoğraf.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Hepsi farklı gruplar ama tamamı Öcalan bağlı.

ADNAN OKTAR: İşte bak bu PKK’nın kendi yayını. Tamamı Öcalan bağlı.

“İsrail tarihinde ilk defa Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, İsrail Başbakanı ile görüşmeyi reddetti.” Eskiden öyle bir şey olmazdı. İsrail Başbakanı görüşmek istedi mi Amerikan başkanları hazır ola geçerdi. Hemen görüşürlerdi ve dedikleri dedik olurdu. Ama reddettiler görüşmeyi. Yani Obama reddetti. İsrail lobisi Amerika’da etkisini kaybetmiş. Hayret edecek bir gelişme, yeni bir gelişme. Yani bu konuyu ben araştırdım baktım, hakikaten etkileri kaybolmuş. Evanjeliklerin etkisi de kaybolmuş. Daha çok ateist, Darwinist, deist gruplar kontrolü ele almış. Sermaye de onların eline geçmiş. Eskiden daha çok evanjeliklere eğilim gösteren gruplar sermayede güçlüydüler. O denge de değişmiş. Bak kısa sürede neler oluyor?

OKTAR BABUNA: Son kamuoyu yoklamasında da inananların oranı azalmıştı Amerika’da.

ADNAN OKTAR: İşte bu Mehdi (a.s)’nin ve Moşiyah’ın, İsa Mesih’in ayak sesleri, gelişinin.

Avrupa Birliği tarihinde ilk defa İsrail’e ekonomik yaptırım uygulamaya başladı. İsrail’in işgal ettiklerine inandıkları bölgelerde, İsrail işgali olduğunu iddia ettikleri yerlerde oluşturulan imar edilen her türlü üretim malzemesi her türlü mal, emtia diyelim süslü olsun. Boykota tabi. Orada üretildiyse hemen üstüne şerh koyuyorlar. Orada üretildi bu malları almayın. Almıyorlar. Dindarlara da pek tavır alan bir yanları da yok, bu yeni grubun Müslümanlar’a. Evanjelikler biraz Müslümanlar’a karşı çok keskin acımasızlar. Irak’ta biliyorsunuz iki milyon, Afganistan’da iki milyon Müslüman’ı şehit ettiler. Ama sessiz sedasız tarih ortam vasat değişti. Bu da bir harikadır, ahir zamanın harikasıdır. Tepmez devrilmez bir İsrail hakimiyeti varken, tepmez devrilmez evanjelik hakimiyeti varken bu kökten gitti. Kısa süre içinde kökten gitti. Bu da çok şaşırtıcı. Ama tabii bunun riski Hristiyanlık yok olabilir Amerika’da, buna karşı tedbir alınması gerekiyor. Yani dindar Hristiyanlar’ın sayısı süratle azalabilir. İşte Mesih’in gelişi bu yüzden çok önemli. İsa Mesih’in zuhuru. Müslüman alemi de paramparça olduğu için bakın orada Türkmenler’e zulüm yapılıyor. Araplar’a zulüm yapılıyor. Genç kızların ırzına geçiliyor. Gençler hapishanede işkence görüyor ama şebbihanın işkencesi tarif edilecek gibi değil. Boynunu kırıyor, kolunu kırıyor, bacağını kırıyorlar ve bağırta bağırta öldürüyorlar, şehit ediyorlar.

Amerika’nın en ünlü diplomasi yayını olan Dış İlişkiler Dergisi’nde tanıtımı yapılan “İsrail lobisi güçsüzleşiyor mu?” isimli kitap, Amerikan politikasında çok güçlü bir sesi olan İsrail lobisinin artık nasıl ikna ediciliğini kaybettiğini bilimsel delillerle, teknik delillerle detaylı olarak anlatıyor. Hiç ummadık bir şey. Şu an İsrail çok zor durumda. Filistinliler de çok bastırıyorlar. Mesela sokakta insan bıçaklamalar. İşte İsrail’e tabii karşı ateş açıp bazen genç kızları şehit ediyor. Gençleri şehit ediyor. Ama müthiş bir bıçaklama modası yayılmış İsrail’de. İnsanlar sokakta gezerken aniden bıçaklıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Arabayı üstlerine sürüyorlar.

ADNAN OKTAR: Arabayı üstlerine sürüyorlar. Bu çok korkunç. Hâlbuki İsrail de, Filistin de kökeninde gariban ve ezilen insanlar. İsrail bütün dünyada ezilen bir topluluk. Avrupa Birliği de tavır aldı, Amerika’da da şu an tavır aldırlar. Dünyanın neresine giderse gitsinler eziliyorlar. Filistinliler de ezilen insanlar. Birleşin, kardeş olun güzel bir güç oluşturun. Dünyaya güzel bir örnek olun. Araya girmek lazım ama kavga lobisi o kadar güçlü ki. Filistin’in ileri gelenleri ile görüşmek için de şu an uğraşıyorum. Onlar da çok çekiniyorlar. Biri bir şey söyleyecek diye. O ondan çekiniyor o ondan çekiniyor. İsrailliler zaten felaket çekiniyorlar. Yani müthiş bir korku imparatorluğu yayılmış vaziyette. Bir araya getirmek bile çok zor. Gelin görüştürelim konuşturulalım diyoruz o bile çok zor.

IŞİD sistemi İslam alemini mahvetti bak paramparça. Paramparça olduğu için çok rahat ayrı ayrı tek tek her Müslüman ülke ezilebiliyor. Bak şimdi orada Türkmenler’in bulunduğu bölgede feci şekilde Müslümanlar’ı eziyorlar. Müslüman aleminin başında bir lider olsa Rusya’ya derki, “Orayı niye bombalıyorsun?” Bir kere Rusya hiç bombalayamaz en başta onu söyleyeyim. Böyle bir olay hiç olmaz en başta. Suriyeliler’in şebbihaları falan da hiç olmaz. Hadi olduğunu farz edelim. Ne yapıyorsunuz siz orada dese bitti. Böyle PKK’ymış, PYD’ymiş böyle bir olay zaten kökten olmaz. Anında buhar olurlar İslam alemi birleşse anında. Ne El-Kaide kalır ne Taliban kalır ne IŞİD kalır. Ne PKK, hiçbir şey kalmaz. O gün o saat konu biter. Hiçbir yerde Müslüman öldürülmez. Hiçbir yerde kadınlara eziyet edilmez. Hapishanelerde Müslümanlar’a işkence hiçbir yerde olmaz. Kadınlar elini kolunu sallayarak istediği gibi gezer. Bak İslam ülkelerinin petrolleri, şunu bunu falan hep peşkeş çekiliyor. Her yer paylaşılmış vaziyette. Müslüman alemi de Mehdiyet’e titizlikle direnmek görevini almış durumdalar. Hoca efendiler halkı kışkırtıyor. Mehdiyet’e karşı aman Mehdiyet’e yanaşmayın. Aman İsa Mesih’in gelişine yanaşmayın. Aman İttihat-ı İslam kabul etmeyin.

“Selamünaleyküm Hocam.” Aleykümselam. “Sizi beğenerek izliyoruz Hollanda’da. Hem dini bilginiz hem siyasi bilginiz çok yüksek. Hocam Mehdi (a.s) zuhur etti mi ettiyse nerede arayabiliriz? Ve Mehdi (a.s) Arapça konuşmayacak diyorlar.” İslam aleminin paramparça olmasından mutluluk duyan ekibin ana sloganı Mehdi (a.s) yok, İsa Mesih inmeyecek daha var bekleyin. Ana sloganları bu. Görevi İslam aleminin birleşmesini engellemek. Bunları böyle tek tek tek tembihleyen bir sistem var. Ve Mehdi (a.s)’nin çıkışı için direnin ve Müslümanlar’ı pasifize etme görevi bu adamların üstüne vecibe olmuş. İttihat-ı İslam’ı durdurmak için ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler.

YASİN GÜRLEYİK: Adnan Bey siz hep söylemiştiniz. Onlarca hadis gösterdiniz ve mucizeler gösterdiniz. Ahir zaman ile ilgili ve Mehdi (a.s)’nin çıkışı ile ilgili buna karşı hiç kimse bir şey diyemedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim böyle bir hadis yok de. Milleti kandırmayın de, yalan söylüyorsunuz deyin. Böyle bir hadis çıkmadı de. Duyayım ne var ya iki kelime bir şey. Bağır televizyona çık, burada gel bağır. Ben para verip aldırıp aldıracağım seni gel bağır bana de. Böyle bir hadis yok de. Böyle bir şey oluşmadı. Yalan söylüyorsun de. Elini öpeceğim ayağını öpeceğim. Diyemiyorlar. Çünkü olmuş.

“İslam alemi birleşse ne radikal örgüt sorunu kalır ne de terör o anda bütün sorun çözülür. Müslümanlar ölmez kadınlar eziyet görmez” sözüme karşılık Yücel Akoyba, “Hangi kitapta yazıyor Hocam?” diyor. Kuran’da onlarca ayet var. Farz edelim Kuran’da olmasa bile Allah’ın verdiği akılla bunun böyle olduğu açık. Bir elin nesi var iki elin sesi var derler. Rusya’nın gücü nerden geliyor? İttifak ettiğinden geliyor. Suriye’yi niye yenemediler? Diğer ülkelerle ittifak ettiği için. Bir avuç Suriye bak. Kaç ülke yenemedi yenemiyor. Kanırta kanırta onlar onları şu an yenmeye başladılar. Çünkü ittifak etti. Müslüman alemi de ittifak etse yenilmeyeceğini çocuk olsa bilir. Ama Kuran’da onlarca ayet var.

GÖKALP BARLAN: Bir ayette Yüce Rabbimiz şöyle buyuyor Adnan Bey. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Haklarına tecavüz edildiğinde birlik olup karşı koyanlardır” diye buyuruyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Canım Müslümanlar’ın birleşmesini Kuran en önemli konulardan biri olarak yüzlerce ayet var bir tane iki tane değil. Meşhur bir konu bu. Nur Suresi 55. ayette şeytandan Allah’a sığınırım “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir.” Bak iman edip samimi olanlara vaat etmiştir. “Hiç şüphesiz” hiç şüphe etmeyin diyor Allah. “onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa” Zülkarneyn (a.s) ve Süleyman (a.s)’ı nasıl dünya hakimi yaptıysa “onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak” şimdi onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kırdıysa deyince ne yapacağız biz? Daha önce kimler iktidar sahibi olmuş bir bakalım diyeceğiz. Neye bakacağız? Kuran’a bakacağız. Kuran’a baktığımızda kimi görüyoruz? Süleyman (a.s) ve Zülkarneyn (a.s)’ı görüyoruz dünya hakimi olarak. “onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak” güç, askeri güç ve iktidar. Siyasi iktidar sahibi kılacak. “kendileri için seçip beğendiği dinlerini”  İslam’ı “kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak” yani kimse Müslümanlar’a müdahale edemeyecek, baskı yapamayacak. “ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” Yani hava bombardımanı şu bu terörist saldırısı gibi. Onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Bu tip bir korku bu tip rahatsızlıklar tamamen güvenliğe çevireceğim diyor Allah. “Onlar yalnızca Bana ibadet ederler.” Yalnızca bana ibadet ederler ne demek? Sadece Kuran’a uyarlar. “ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.”Alimleri hocaları şirk koşmazlar. Sadece Kuran’a göre hareket ederler.“Kim bundan sonra inkar derse, işte onlar fasıktır”(Nur Suresi 55) diyor Allah, fısk ehlidir. Yani isyankar. Allah’ın emrini tutmayandır diyor. Nur Suresi 55’te bak açıkça Zülkarneyn (a.s) ve Süleyman (a.s) gibi sizi dünyaya hakim edeceğim diyor Allah.

Hüseyin Doğrucan, “Hocam parti kursanız keşke” taktılar partiye. Mevcut partiler yeterli kardeşim. Parti tamir edilir fikirle düşünceyle. Mühim olan fikir ve düşünce. Partiyle ne yapacaksın? Parti binası olan teşkilatı olan bir sistem. Sen onu fikirle ihya edersen o mükemmel olur.

OKTAR BABUNA: Sizin fikirleriniz zaten iktidarda maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Her konuda alleme Hocam. Hocam sizi hayırla ve hikmetle ve de çok büyük heyecanla izlemeye ediyorum inşaAllah. Ben deniz üniversite öğrenciliğinden beri ud çalıyorum, musikiyi çok seviyorum. İki aydır da tambur çalmaya başladım. Çok merak ediyorum acaba cennette de çalgılar var mı?” diyor. “O nurlu ellerinizden öperim” diyor. Ben senin ellerinden öperim. Cennette de tabii ki çalgı var. Ağaçlar kendilerini çalgı haline getirip çalıyorlar. Ağacın dalı çalgı diye çalıyor. Keman gibi efendim ud gibi çalıyorlar. Ağacı çalıyor. Ve mükemmel bir müzik oluşacağını söylüyor Cenab-ı Allah. Ayrıca huriler diyor toplanma yerleri olur onların toplanma çadırları büyük. Çok dev büyük bir tesis düşünün. Oraya gelip orada şarkı söylerler diyor. Böyle bir ses dünyada görülmemiş bir sestir diyor.

Yine bir sevgi etiketi yapalım, “Sevgi barış getirir.”

Şakir Toksoy, “Hocam bilginiz çok engin. Bunun yanında teknolojiyi de çok iyi kullanmanız sizin değerinizi değer katıyor.” Benim bir bilgim yok. Cenab-ı Allah her şeye kadir olandır. İlhamı yaratandır, bilgiyi yaratandır. Cenab-ı Allah’ın konuşturduğu kadarıyla konuşuyorum. Bütün ilim, irfan bilgi Allah’a mahsustur.

“Hani o yok edelim dediğin PKK gelip kurtarmıştı namuslarını hah o zaman Türkçü müydün dinci mi?” Şimdi bir ateş var bir de yine bir bataklık var. Şimdi IŞİD bir ateştir. Çünkü Kuran’a uygun hareket etmiyorlar. Ne yapıyorlar? Buhari’den, Müslim’den, Tırmızi’den anlam çıkarıp yanlış hareketler yapıyorlar. Bu manevi bir ateş olmuş olur. Hata yapıyorlar. Dolayısıyla meydana gelen şey Kuran’a aykırı oluyor. PKK ne yapıyor? Kurtar dediğin PKK otomatik silahla tarıyor. Bu mu kurtuluş? Genç kızları alıyor dağa kaldırıyor. Onların ırzına geçiyor. Ve onları zorla Stalinist PKK’lı yapıyor bu mu kurtuluş? Hangi genç kızı PKK kurtarmış bana bir tane göster. Hangisini mahvetmemiş? Hangisini insanlıklardan çıkartmamış? Hangisini tehdit etmemiş? Hangisinin canını yakmamış? Ben hiçbir zaman için de Türkçü değilim. Ne zaman Türkçü oldum ben? Ben Türk milleti diye Türkiye’de yaşayan Türküm diyen herkesi seviyorum. Ermeni, Rum, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Roman hepsi Türk’tür. Benim Türk dediğim insanları ben bağrıma basıyorum. Ve ben burada bir ırkçılık göremiyorum. Ama bir kafatası ırkçılığı tarzındaki düşünce zaten ahlaksızlıktır zulümdür. Şiddetle karşıyım. Dinci de olunmaz, dindarlık vardır. Dinci ne demek dinci? Kuran’a uyan Müslüman vardır. Ben Kuran’a uyan Müslüman’ım. Sen PKK’cı mı oluyorsun? PKK’lı oluyorsun eğer ondan yanaysan. Değilsen de değilsindir ayrıca mesele. Veyahut bir şeyi savunuyorsan oncu olmazsın yani. Müslüman olunur sadece. Dolayısıyla senin anlattıklarının bir geçerliliği yok. Kendince lafı çok iyi oturtturduğunu zannediyorsun. Çok güzel konuştuğunu zannediyorsun. Konuşmalarının tamamı boş. Kendi aralarında da böyle konuşuyorlar. Kendi aralarında da üslupları bu. O yüzden de mantıklı bir zemine oturmuyor fikirleri. PKK’ya uyuyor ama neye göre uyduğundan haberi yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PYD’nin rejimle işbirliği yapmasının Rojova’daki halkın geleceği için tehlikeli bir oyun olduğunu ifade eden Barzani, “PYD diğer partilerin üyelerini öldürmeye başladı. Suriye’deki Kürtler’in geleceğinden kaygılıyım çünkü PYD Kürtler’e ait olmayan, Kürtler’in kazançlı çıkmayacağı bir savaşa soktu. Bölgede tek taraflı yönetim ilan etti. Bu açık bir tekçiliktir diğer Kürtler’i yok saymaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte Barzani durumun farkında, Türkiye’yle de Barzani çok iyi iş birliği yapsın. Bu Stalinist alçak kahpelere karşı, bu haysiyetsiz katillere karşı elbirliğiyle İslam alemiyle de birleşip, Türklük alemiyle birleşip gereken karşılığı vermek lazım. Türklük alemiyle daha hala paramparça hala birbirleriyle alakaları yok. İnanılır gibi değil. Sessiz sedasız bekliyorlar. İslam alemi zaten kan revan içinde, İslam aleminin birleşmesini istemeyen hocalar da var güçleriyle uğraşıyorlar. Bir de itibar da duyuyorlar bu adamlara, İslam aleminin birleşmesini istemiyor sen buna nasıl itibar ediyorsun? Adam var gücüyle Mehdiyet’e karşı. Mehdiyet’e karşı olduğu için de İslam aleminin birleşmesini istemiyor. Hz. Mehdi (a.s)’a karşısın, peki diyoruz İslam alemi birleşsin mi? “Olur mu? O da olmaz” diyor. Çünkü dese ki İslam alemi hadi birleşsin tabii ki çok istiyorum dese diyeceğiz ki başına kimi geçirmeyi düşünürsünüz? Aman aman diyecek. Çünkü Hz. Mehdi (a.s)’dan başka olacak gibi değil. Onun için çılgın gibi İttihad-ı İslam’a karşı oluyorlar. Ve İslam alemi de bu yüzden sürünüyor perişan halde. Mali, Çad, Senegal hepsini sömürüyorlar. Oradaki Müslümanlar’ı mahvediyorlar. İslam alemiyle birleşmeyi bir türlü akıl edemiyor. Bu Müslümanlar’ı ayırmak isteyen hocalar yüzünden. Bu sistemi devam ettirmek istiyorlar. Bütün güçleriyle. Çünkü az olsun benim olsun kafasında. Mesela Cübbeli orada itibarını devam ettirmenin peşinde, o hoca efendi kendi çevresinin itibarını devam ettirmenin peşinde. Dese ki İttihad-ı İslam; o zaman kendi kontrolünden çıkacak çevresi. Onun için bunlar küçük küçük hizipler şeklinde Müslümanlar’ı böyle paramparça etmiş halde hayatlarını devam etmek istiyorlar. Buna karşı şuurlu bir bakış açısı gerekiyor.

Dağda hava soğuk şu an Türkmen dağında. Felaket soğuk yüksek bir yer. Üç binden fazla kadın, çocuk, yaşlı yollarda Türkmen dağından Türk sınırına doğru yürüyorlar. Halbuki çoktan orası tahliye edilmesi gerekiyordu. Olayın son anına kadar beklemenin alemi ne? Belli ki adamlar saldıracak. Bayağı kayıp verildi gereksiz yere. Vardır bir hayır. Bu tahliye işleminde Kızılay, diğer örgütler oradaki insanlara yardımcı olsun. Battaniye yardımı başka yardımlar da yapılabilir. Yiyecek yardımı yapılabilir. Güçlü gıdalar; donarlar Allah esirgesin bu soğukta çoluk çocuk. Küçük çocuklar var iki yaşında, üç yaşında, bir yaşında, yeni doğmuş. Dağın tepesi bayağı soğuk bölge. Bir de acayip esiyor bu aralar hava da bayağı soğudu. Gece daha da ısı düşüyor şimdi bir de sabaha kadar yürüyecekler. Çok zor. Oraya araç gönderebilirler. Otobüs araç falan değil mi? Söylesinler biz bu insanları tahliye edeceğiz arabalarla araçlarla buraya havadan müdahale olmasın. AFAD olay yerine gitsin. Sınır tanımayan doktorlar var onlar gidebilirler. Ne gerekiyorsa yapsınlar. Sınır tanıyan doktorlar da gitsin değil mi? Fark etmez.

“Adnan Hoca bir tanesin sen cesur yürek” diyor. Cendal, Hasan 00182.

Erol Çetin, “İslami fraksiyonlar içinde Marksistler neden yok?” Olmaz olur mu? İşte yeşil komünistler diye bilinirdi. Çok yaygındı onlar. Şu an kendilerini gizliyorlar ama İran’da çok fazlalar, Hizbullah içinde çoktur. Aslında Türkiye’nin İran’la birleşmesi lazım. Hem askeri ittifak, hem her yönden ittifak etmesi lazım. Bölgenin en güçlü devleti olur. Ne fark eder Şii Sünni aynı. O zaman bu kavgalarda olmaz Şii-Sünni kavgası da olmaz. Değil mi? Şii olsa ne olur, Sünni olsa ne olur? Yok sen yok ben fark etmez gel senin olsun, o olsun. Namazını kılıyorsun, orucunu tutuyorsun, İslam’ı yaşıyorsun sana karışan görüşen yok ne fark eder? Şii-Sünni sen ben değil hep beraber birlikte idare etsinler her yerde bir ittifak.

Fransa eski sömürgesi olan on dört Afrika ülkesinden koloni vergisi alıyormuş. Bu ülkelerin yıllık gelirlerinin yüzde seksen beşi her yıl Fransa Merkez Bankası’nda toplanıyormuş. Kalan yüzde on beşi de ekonomisini yürütmeye çalışan bu on dört Afrika ülkesi mali sıkıntı yaşadıkları takdirde Fransa Merkez Bankası’na yatırdıkları kendi paralarını borç olarak alabiliyorlarmış. Rezalete bak. Bu da kısıtlıymış. Fransa’ya verdikleri paradan en fazla yüzde yirmi oranında borç alabiliyorlarmış. Çad, Senegal, Cibuti, Gabon, İbor adaları gibi yerlerde Fransa’nın askeri üsleri var biliyorsunuz. Fransa’nın yaptığı bu uygulama tek kelimeyle zulüm. Mazlumları sömürmek ahlaksızlıktır. Zor geçiniyor o insanlar. O paranın yüzde seksen beşini toplamanın alemi ne? Mafya bile yapmaz böyle bir zulmü. Tam bir ahlaksızlık başka bir şey değil. Bunun ahlakla bağlantısı yok. Bir de Fransa son derece janti takılıyor. Gaspçısın sen gasp yapıyorsun. Ahlaksızlık yapıyorsun, zulüm yapıyorsun. Fakir fukaranın gırtlağına çökmüşsün parasının yüzde seksen beşini alıyorsun. Bu adilik değil mi? Ondan sonra da işte Fransız medeniyeti, Fransız modernliği diyor. Gaspçı mafya karakterini yaşıyorsun. Zalim bir karakter gösteriyorsun, mazlumların kanıyla yaşıyorsun. Ne kadar büyük ahlaksızlık. Fransa’nın bu yaptığı ahlaksızlığı her yerde protesto etmek lazım. Onları her yerde gündeme getirmek lazım. Birleşmiş Milletler’de orada burada çünkü Afrikalı bu garibanlar Gabon’dan çıksa birisi bir şey dese Fransız gizli servisi çeker vurur adamı. Bunlar süper ahlaksız adamlar. Fransız derin devleti yapıyor bu ahlaksızlığı bunun her yerde açıklanması, anlatılması lazım.

“Sayın Hocam ırkçılığa karşı yaptığınız konuşmanızdan dolayı sizi bir kez daha takdir ettim. Boşuna izlemiyormuşum dedim kendi kendime. Müzik bir harika. Ömrünüz uzun olsun” diyor. Allah razı olsun. Allah sana da hidayet versin, uzun ömür versin.

“Ben Almanya’da yaşıyorum burada PKK’lılar üniversitemizde dersleri basıp eylem yapıyor. Polisler bir şey diyemiyor. Sivil toplum örgütü gibi görüyorlar. Sizce bunun karşısında bizler nasıl tavır almalıyız?” Kitap dağıtacaksınız. İlimle irfanla olur. Ya Harun Yahya kitaplarından alıp dağıtın veyahut internetten birbirinize gönderin. Bedava indiriliyor çünkü para vermenize de gerek yok. İlimle olur bu işler başka bir şeyle olmaz. Eylem yapıyorsa yine bir konuşma yapıyor onlar bir şey yapıyorlar. Bu da bir fikir çalışmasıdır yanlış da olsa. Sen de ona karşı en etkili yöntem olarak ne yapacaksın? Kitap veya broşür. PKK’ya karşı en iyi yöntem kitap. PKK’yı yerle bir eden eserlerim var. Onları dağıtın konu kökünden bitsin. Veyahut Darwinizm’i yok eden kitaplar dağıtın onların ruhunun felsefesinin dibine ilim anlamında dinamiti koymuş olursunuz. İlimle havaya uçurmuş olursunuz bilgiyle.

Eski Fransa başkanı Chirac biliyorsunuz Jacques Chirac 2008’deki bir konuşmasında “Afrika olmasaydı Fransa üçüncü dünya ülkesi olurdu şu an” diyor. Afrika’nın kanını emerek bu hale geliyor diyor Fransa. Şampanya içip yan gelip yatıyor adamlar. Afrikalı garibanların kanıyla besleniyorlar. Halk da bunun farkında değil.

“Avrupa’daki Türkler tehlikede, bu kritik dönemde Türkiye’ye dönmeleri daha akılcı olur mu?” Olur mu? Onlar bizim akıncılarımız. Orada duracaklar. Her yerde duracaklar. İlim akıncıları onlar.

Cafer Kocaman, “Hocam Allah’a çok şükür sonunda sizin gibi İslam aleminde cesurca kükreyen bir aslanı gördük” diyor. MaşaAllah kardeşimiz.

Bayram Bağbaşı, “İnsanlara şeytan mı, cin mi musallat oluyor?” Cin şeytana şeytan diyoruz zaten asıl klasik ama bazen insandan da şeytan olur. İnsan şeklinde insanlara musallat olurlar. Mümin, muttaki Müslümanlar’la görüşür, adam köpek gibi musallat olur. Ama mesela kötü bir insanla görüşse ses çıkartmaz. Diskoya gitse orada uyuşturucu içilen, şarap içilen ortamda olsa gıkını çıkartmaz. Ama Müslüman’ın yanına geldiğinde köpek gibi çemkirir. Çünkü şeytanlığından. İnsan görünümünde şeytan olduğu için Müslümanlar’a rahat vermez. Bazen de cin şeklinde olur onun bedenine girer onun ağzından itlik yapar, çirkeflik yapar. Baş belası olur Müslüman’ı sıkıştırmaya kalkar. Böyle bazı alçak karaktersizler “Sen nasıl Müslümanlar’la görüşürsün? Nasıl namaz kılarsın? Sen modern kızsın.” Modern kızsa modernliğin gereği en iyi şekilde Müslüman olmaktır. Ayrıca böyle çirkeflik yapanlar çirkeflikle hiçbir yere varamazlar. Sadece cehennemlerini daha genişletirler. Cehennemdeki ıstırapları daha da şiddetlenir. Müslüman’a hiçbir şey yapamazlar. “Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar” diyor. “Ehli delalet ne kadar isteseler de Allah nurunu tamamlamaktan başkasını dilemiyor” diyor. “Onlar size” diyor şeytandan Allah’a sığınırım “sivri dilleriyle keskin o pis kokuşmuş dilleriyle incitirler. Başka bir şey yapamazlar” diyor Allah ayette. “Siz onlara aldırış etmeyin” diyor Allah.

KARTAL GÖKTAN: Bir duyuru yapabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 23 Kasım Pazartesi günü saat 14:00’da Sevgi Dili programında Altuğ Berker ve Sedat Altan’ın konuğu Yeni Akit Gazetesi yazarı Mehmet Koçak. Sayın Koçak’ın size çok selamı var. Konuğumuza sizin Amerika’nın Göremediği PKK eserinizi ve Karanlık Tehlike Bağnazlık eserlerinizi hediye ettik. O da kendisinin kaleme aldığı iki kitabı size hediye olarak gönderdi.

ADNAN OKTAR: Yeni Akit’te yazar Hocamız.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Allah ilmini irfanını artırsın, şevkini artırsın. Müminler kardeş, Hocamız’ın ellerinden öpüyorum. Allah hıfzını, ilmini, irfanını, hidayetini, nurunu artırsın. Hayırlı bereketli uzun ömür versin. Evet, güzel dinleyeceğiz inşaAllah.

Ufo Tamircisi Serdar 77 NL hayırdır inşaAllah. “Önce İsrail’i vursak ne dersin?” Niye vurma kırmanın peşindesiniz? Sevgiyle, merhametle, şefkatle, dostlukla, arkadaşlıkla meseleleri halledeceksiniz. İlimle irfanla. İsrail güzel bir yurt niye yakıp yıkacaksın? Dost ol kardeş ol. Onlar sinagoga gitsin sen camiye git. Beraber eğlenin yiyin için, tarım yapın, ticaret yapın. Niye vurman gerekiyor?

Başkurt Hüseyin, “Hristiyan’a İncil’den, Musevi’ye Tevrat’tan, Müslüman’a Kuran ayetleriyle tek olan Allah’ın tek dini olan hanif dinini Mehdi (a.s) anlatıyor” diyor. “Anlatıyor”. Anlatacak veyahut anlatıyordur biz görmüyoruz ama Hz. Mehdi (a.s)’ı gördüğümüzde bunu bizzat müşahede etmiş olacağız inşaAllah.

Koyu Siyah, “Kürtler neden bir devlet istiyor?” Suriye hep mahvetti, Irak hep mahvetti Kürt kardeşlerimizi. Keşke müsaade etseler de onlara orada bir Barzani’nin önderliğinde genişçe bir toprak parçasında devlet kurdurtsalar. Gerçi bir nevi devlet ama. Rahat ederler iyi olur. Mümin muttaki Müslüman tertemiz Kürt kardeşlerimiz var. Türkiye de yardım eder, çok fazla camiler fabrikalar kurarız inşaAllah. Üniversiteler açarız huzur içinde yaşarlar sık sık ziyaretlerine gideriz. Onlar buraya gelirler değil mi? Güzel hoş yurt, güzel yerler.

“Hocamm iyi geceler.” İyi geceler. “Sizi severek dinliyoruz. PKK’yı hiçbir TV bu kadar deşifre etmiyor. Vatandaşı bilgi sahibi eden bir kanal daha yok bu konuda. Sizi takdir ediyoruz.”

“Hocam Ahmet Yasin Bursevi Hoca Efendi’nin görüşlerini nasıl buluyorsunuz?” Esat Erkut. Ahmet Yasin Bursevi Hoca, gerçek Hocadır, gerçek alimdir. Gençler güvenerek onun rahle-i tedrisine intisap etsinler. İlminden istifade etsinler. Son derece samimi, muttaki, nurlu bir aslan o. Çok güzel Mersin’de de bir dergah açmış. Allah uğurunu bereketini artırsın. Herkes gönül ferahlığıyla, iç ferahlığıyla o mübarek muhterem Hoca Efendi’nin derslerine gidebilir, rahle-i tedrisinden intisap edebilir. Çok faydalı olur, çok güzel olur. Hem şerif, hem seyittir Hocamız. Mübarek muhterem bir insandır. Birçok tarikattan icazetlidir. Menzil Şeyhi Şeyh Muhammet Raşit Erol Hazretleri’nden de icazetlidir. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nden de icazetlidir. Allah ömrünü uzun etsin Hocamız’a dua edin. Sağlık afiyet içerisinde hizmetine devam ediyor, etsin inşaAllah.

“Cesur fikir adamı ileri görüşlü Adnan Hocam iyi yayınlar saygılarımla. Ufuk.” Cesur fikir adamı ileri görüşlü. Cesur; delikanlılığıma kimse laf edemez doğru. Fikir adamı; duyduğumu aktarıyorum bizde nakil var. Bir de samimi konuşuyorum. İleri görüşlü zaten Kuran ileri görüşlü bir sistemi savunur. Dünyanın en modern sistemidir İslam.

“Hocam Abu Dabi’den selamlar. Şahsım adına iş gezilerimde bile sohbetlerinizi takip etmekte olup Arap kardeşlerimizle şu an sizi dinlemekteyiz. Sizden selamlarınızı bekliyoruz. Hepinize selam Allah işinizi gücünüzü rast getirsin hidayetiyle sarsın Allah sizi.”

Yıldırım, Hak’tan ayrılma.

“Hocam sen ne yapıyon bu kediciklerle?” diyor. Sohbet ediyoruz. “Kaçıncı dereceden masonsun?” 33 dereceden. Bunlara masonluğu öğreten de benim. Siyonizm, masonluk hepsini öğreten benim. Hiç bilmezlerdi. Şimdi de bana kaçıncı dereceden masonsun diyor. Bir de eskiden masonlar çok korkardı eskiden. Demirel’in ödü kopmuştu rahmetlinin. Ödü kopmuştu demeyeyim de çok çekinmişti gitti mason locasından kağıt almıştı ben mason değilim diye. Rahmetli Necip Fazıl’a çok acayip bir cevap vermişti. Burada söyleyemem. Demirel’in diyor mason locasından kağıt alması diyor geçerli değildir diyor. Ama o çok acayip kızıyordu masonluğa rahmetli. Bediüzzaman da masonlara veryansın ederdi. Ama o devirde hakikaten masonlar çok tersti. Ateist ve Darwinistler’di yoğun olarak Darwinizm propagandası yapıyorlardı. Şu an yoğun gayretlerimizle Allah’a çok şükür mason locaları çok imanlı hale geliyor. Darwinizm’i sildik süpürdük mason localarından ilimle irfanla. Allah’a çok şükür. Bir tek Fransız locaları bir de bir kısım İngiliz localarında sorun kaldı.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Tapınak şövalyelerinin şu anda dünyadaki başkanı da Adnan Bey “sizinle tanıştıktan sonra hayatımı sizin kitaplarınızı ve Kuran’ı okuyup öğrenmeye adadım” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii. O da üst dereceli mason. Tapınak şövalyelerinin başkanı bütün silsilesi mason. Babası, babasının babası dedeleri hep mason; ta 1700’lere kadar gidiyor silsileleri.

Şeytandan Allah’a sığınırım, Kuran’da “O iki doğunun da Rabbidir iki batınında Rabbidir.” (Rahman Suresi, 17.) “Bu ayeti açıklayabilir misiniz Hocam?” diyor. Şimdi kainat iki boyutlu yani bir bizim boyutumuz var bir de ikinci boyut var; paralel evren. Paralel evrende cennet ve cehennem var, oranın da doğusu ve batısı var ama boyutların doğusu-batısı çok çok ayrı oluyor çünkü ayrı bir boyut oluyor. Paralel evrenleri zaten bilim de şu an araştırıyor, şüphelendiler. Teknik açıdan bilimsel olarak incelendiğinde evrenin paralelinin olması gerektiğine inanıyorlar bilim adamları. Bir paralel evren olduğuna inanıyorlar. İşte paralel evren ahirettir yani cennet ve cehennem. Oranın doğusuna ve batısına da Kuran işaret ediyor. Şu an cennet ehli yaşıyor, cehennem ehli de şu an yaşıyorlar. Yani bizim bedenimiz eğer cennetteyse şu an cennetteyiz biz yaşıyoruz ama zamansızlık olduğu için aynı zamanda da dünyadayız. Yani iki bedenli gibi oluyoruz, bir bedenimiz cennette bir bedenimiz burada olmuş oluyor; zamanın izafi olmasından kaynaklanıyor.

"Hocam aklın fikrin kadınlarda senin. Ben bunu anlayamadım ya" diyor. Kadın dünyanın en büyük nimetidir. Niye anlayamıyorsun? Allah'ın en muhteşem tecellisidir. En muhteşem tecelliye de en muhteşem sevgi sunulur. Bunda şaşılacak ne var yani?

Amerika Birleşik Devletleri'nde küçük bir çocuk; mahallelerindeki camiye saldırı olmuş, cami yakıldığında üzülmüş, kumbarasındaki yirmi doları camiye bağışlamış yeniden yapılanması için. Parayı tablet alma hayaliyle biriktiriyormuş. Sonra camiye bağışlamış. Bunu duymuş cami cemaati, ona tablet hediye etmişler. Acayip de sevimli, acayip güzelmiş canım benim. Aslan o aslan ama çok güzel maşaAllah dünya tatlısı, tam cennet vildanı maşaAllah.

Yusuf Sandal, “Hocam, bir Ankara’nın Bağları yapalım” diyor. Ben de aynı şekilde düşünüyorum.

Yasin Avcı, “Hocam iyi yayınlar. Artık Ankara havalarını dinleyemiyoruz. Ne ıstırap?” Haklısınız.

Tugay Yavuz; "Sayın Hocam, Aleviler’in Cem evinde yaptıkları ibadet namaz yerine geçer mi?" Onu ibadet olarak yapıyorlar işte; ibadet ibadettir, Allah rızası için yapıyorlar.

Kuran’da Allah açıklıyor insanlara şeytan musallat oluyor. Ya insan şeklinde veyahut cin şeklinde, görünmeyecek şekilde musallat oluyor.

"Hocam güzel özelliklerinizi saysak sabaha kadar bitiremeyiz ama Allah'ı sevdirme gibi çok özel bir misyonunuz var" diyor maşaAllah.

"Hocam sizin gibi mason fikriyatını çökerten birisi için, masonların Darwinist ateist düşüncelerini yok eden birisi için mason falan nasıl diyorlar size? Hayret ediyorum" diyor. İftira ediyorlar. Halbuki ben 33. Derece masonum, onlar sadece mason diyorlar. Bu doğru değil, 33. dereceden derseler doğru olur.

Burak Altunbaş; "Hocam bu son derece güzel hanımları hangi ajanstan çağırıyorsunuz?" diyor. Allah getiriyor. Ajansa da Allah getirir, buraya da Allah getiriyor.

Yusuf Sandal; "Hocam cinler namaz kılar mı?" Tabii onlar da Müslüman yani Müslüman olanları var, onlar kılar.

Hanedan Oğuz; "Sen müzik dinle, şarabını iç. Oh ne ala." demiş. Şarap değil onlar meyve suyu; otuz kere söyledim, otuz kere gösterdik. Bunlar dışarıda satılan meyve suları, aynı şekilde zeytinyağı da satılıyor bu görünümde, sirke de satılıyor hatta böyle İtalyan sirkeleri var çok güzel onlar da şişede satılıyor. Bu kadehten, bardaktan, şişeden korkma işini bırakacaksınız. Ben bunlara alıştıracağım, sonra düzelecekler.

Putin tek başına bir şey yapamaz.

Hepsinde bir nur, efendilik var dikkat ederseniz. İşte o iffet nuru; iffet, dürüstlük, samimiyet insanın yüzünde böyle bir temizlik oluşturuyor, bir asalet oluşturur.

Ülkücüler bu gece 23:30'da Ankara-İstanbul Rus Elçilik ve Konsolosluğu'na yürümüş. "Suriye'nin Türkmen Dağı bölgesinde Türkmen güçlerine karşı başlatılan hava operasyonuna Rus savaş uçaklarının da katılması Türk kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu." diyor. Tabii bu çok dehşet verici ve çok üzüntü verici. Rusya ne alaka? Bir de orada çoluk çocuk, kadınlar var; tepesine napalm bombası, misket bombası atıyorsunuz. Dehşet verici. Putin de yalnız kalıyor, benim kanaatim, dese ki "Yapmayın, etmeyin, durun." Anında onu katlederler. O da herhalde çekinip korkuyor, anladığım kadarıyla, derin devletten. Akıl almaz bir açmaz meydana gelmiş. Ama protesto önemli bir şey tabii demokratik protesto; yeri göğü birbirine katmak lazım. Tabii demokratik yöntemlerle, hukuka kanuna uygun yöntemlerle.

Fransa'nın kolonileri olması çok anormal, şu devirde şu zamanda. Koloni değil sömürge demek lazım.

Bu; geceyi rahat geçirmeleri, rahatça yolculuk yapmaları için havadan destek de yapılabilir. Gece helikopterle battaniye atalım kardeşlerimizin üstüne, geçtikleri bölgeye yiyecek atalım. Direkt arabayla da girilebilir, otobüsle falan girilebilir gece yarısı hiçbir şey olmaz. Alıp kardeşlerimizi getirelim bir konvoy halinde.

Fransa'nın, Afrika'nın kanıyla beslenmesi çok büyük bir ahlaksızlık ve alçaklık. Fransız derin devleti bu kahpeliği bıraksın. Fransa utanıyor bu rezillikten, Fransa halkı bu hırsızlıktan utanıyor. Hırsızlık malıyla geçiniyorsunuz ahlaksız herifler, bir avuç Afrikalı’nın kanını emiyorsunuz vampirler, haysiyetsiz herifler; bir de utanmadan göğsünüzü gere gere geziyorsunuz. Fransız halkı bunun üzüntüsünü, utancını yaşıyor. Fransız halkını bu utançtan kurtarın. Bırakın garibanlar kendi mallarıyla, kendi yiyecekleriyle, kendi ülkelerinde huzur içinde yaşasınlar.

Hakan; "Tekirdağ'dan topluca sizi izliyoruz arkadaşlarımızla. Sorumuz şu; Hayatınız bir roman olsa ismini ne koyarsınız?" İsmi ne olur? "Hayatım" olur herhalde. Başka ne olur? "Hayatım Sevgiden İbaret" diyebiliriz. Birçok isim olabilir.

"Masadaki şişeler alkol mü?" Gökhan Karahan. Hayır, meyve suyu.

Tek kelimeyle olursa "Aşk" olur kitabın ismi.

"Hocam İslam’da Mehdi inancı var mıdır?" Kuran'da ayet var, "Allah size mehdiler gönderdi." diyor, Kuran ayeti. İsrailiyat olması daha da pekiştiren bir şey çünkü Hazreti İbrahim (a.s) devrinde de var Mehdi (a.s) konusu. Birçok kutsal kitapta olduğuna göre Hazreti Nuh (a.s)'dan itibaren ısrarla anlatıldığına göre demek ki meşhur bir konu.

"Hocam niye çekimler sağdan?" diyor. Ahirette cennet ehline sağdan kitabı verilecek, sağda hayır vardır, daima sağdan, sağ ayakla hareket edeceğiz; cennette de inşaAllah sağ adımla cennete gireceğiz. Sağı Allah hayırlı görmüştür. Beled Suresi, 17 şeytandan Allah'a sığınırım, “Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene). (Beled Suresi, 17-18) Meymenetli insanlar; onun için de ben sağ yanın adamı olmak istiyorum, Allah'ın bana o nimeti vermesini istiyorum.

Fikret sen bir şey söyle ben de bir şey söyleyeceğim.

KARTAL GÖKTAN: Paris'te 7 Ocak'ta gerçekleşen terör saldırısı vardı Adnan Bey. On bir çizerini kaybetmişti Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo; Paris'teki terör saldırılarının ardından ilk sayısını yayınladı. Katliama gönderme yapan bir kapak hazırlamışlar, "Onların silahı varsa boş ver bizim de şampanyamız var" yazmışlar derginin kapağına. Bir elinde şampanya şişesi, diğer elinde kadeh bulunan birinin kaleşnikofla taranıp delik deşik olduğu tasvir edilmiş. Fotoğrafı da vardı.

ADNAN OKTAR: Bunlar boş işler. Bunları yayınlamanın bir alemi de yok. Adamların kıytırık dergisinin reklamını yapmış oluyorlar zaten bir espri yönü de yok bunun çok münasebetsiz bir şey. Şampanya içiyor sanki marifetmiş gibi, şampanya yani. Onu sükseli bir şey zannediyor; bozulmuş üzüm suyu içiyorsun nihayetinde ve zehirleniyorsun. Bunun sükse yönü ne? Bir de dünyanın parasını veriyorsun, oradan da ayrıca bir zarara uğruyorsun. Bunda ne var yani övüneceğin? O arkadaşlar için söylüyorum, o vatandaşlar için.

KARTAL GÖKTAN: Bir de Twitter'da "Paris için dua edin" diye etiket başlatılmıştı. Bir çizeri de ona tepki göstermiş, "Paris'e dua edin etiketi için teşekkürler ama daha fazla dine ihtiyacımız yok. Bizim imanımız müziğe, öpüşmeye, hayata, şampanyaya ve eğlenceyedir. Paris demek hayat demektir." demiş.

ADNAN OKTAR: İşte o kafayla kendince bir sükse yaptıklarını zannetmişler bunlar, dünyayı da öyle hayran bıraktıklarını zannetmişler. Üslup zaten gariban ve ezik bir üslup. O eski cahiliye sükselerinin kırıldığını anlamışlar.

Oturmuş "İşte biz şampanyayız, havyarız, biz Fransa’yız." Afrika ülkelerinden hırsızlıkla topladığınız parayla gasp ettiğiniz parayla hırsızlık malı yiyorsunuz. Hepiniz için demeyeyim de yani bir kısmınız öylesiniz. Övünülecek yönünüz yok, utanç duyulacak haliniz var. Allah'tan korkun da bu utanç duyulacak hali ortadan kaldırın. Alnının teriyle gidip havyar yersen helal olsun sana. Ama o mazlum Afrikalılar’ın kanını emip onunla bir şeyler elde ediyorsunuz. Hırsızlık malıyla geçiniyorsunuz. Bu çok korkunç bir şey. Ama hepiniz için söylemiyorum, epey bir bölümünüz böyle.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye-Türkmen Cephesi Başkanı Abdurrahman Mustafa; uluslararası güçlerin Suriye'de büyük bir oyun oynadığını, Rusya'nın Türkmenler’e saldırarak Esad'a alan açtığını eğer Bayırbucak düşerse Türkmen varlığının o bölgede tamamen biteceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Suriye-Türkmen Cephesi Başkanı Abdurrahman Mustafa; uluslararası güçlerin Suriye'de büyük bir oyun oynadığını, Rusya'nın Türkmenler’e saldırarak Esad'a alan açtığını eğer Bayırbucak düşerse Türkmen varlığının o bölgede tamamen biteceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: İşte bunun çözümü İttihad-ı İslam'dır. Böyle bir avuç Türk'ün orada koskoca Rusya'ya, Çin'e, komünist ülkelere direnmesi mümkün değil. Ama İttihad-ı İslam olursa o saat o dakika konu hallolur. Bayırbucak Türkmenler’i ne yapsın? Türkiye'nin de yapabileceği bir şey olmaz, Türkiye'nin de gücü yetmez. İslam alemi uyuyor ve uyutuyorlar. O uykudan kaldırılmaları gerekiyor. Hoca efendiler geceli gündüzlü ninni söylüyorlar Müslümanlar’ı uyutmak için; onların şevkini kırmak için, onların heyecanını kırmak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Cübbeli ne diyor? "Yüzyıllar sonra Mehdi (a.s) gelecek. Yüzyıllar sonra İttihad-ı İslam olacak. Şuan beklemeyin." diyor. Bu yüzyıl ne olacak Müslümanlar? Mahvolacak o kafaya göre.

Bu Fransa ile ilgili sözümde, Fransa halkı nezih insanlardır. Yani topluluk olarak çok nezih insanlar. Ama bu asıl gasp işini ahlaksızlık yapan yani deminki sözümün muhatabı olan Fransız derin devletidir. Cinayetler işleyen, Afrika’da insanları katleden, onları sömüren, hırsızlık yapan, alçaklık yapan O’dur, Fransız derin devletidir. Halkın yapacağı bir şey yok.  Halk bunlarla mücadele etmeye kalksa onları da öldürürler. Yani benim sözüm Fransız derin devletine. Yoksa devlet olarak, yönetim olarak kibar insanlar. Halk olarak da kibar insanlar. Ama diyor ki mesela o dergi; “Biz şampanya içiyoruz, şunun yapıyoruz, bunu yapıyoruz” paralar nereden geliyor farkında mısın sen? Büyük bölümü o Afrika’daki zavallılardan geliyor ve büyük bir bölümü de hırsızlık malı. Bunu yapan da Fransız derin devleti, bundan haberdar olmaları lazım. Yani buna karşı tedbir almaları gerekiyor. Yoksa sözüm onlara değil, sözüm doğrudan Fransız derin devletine.

Bediüzzaman diyor ki, ““İnsanda en mühim ve esaslı bir his, korku hissidir. Aldatıcı zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedir; onunla korkakları gemlendiriyorlar.” Bak “korkakları gemlendiriyorlar” müthiş bir ifade. “Bunlar avamın ve bilhassa ulemânın” bazı hocaların “bu damarından çok istifade ediyorlar, onları korkutuyorlar ve evhamlarını tahrik ediyorlar. Aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evham ile korkaklara çok ehemmiyetli şeyler feda ettirilir. Hatta, bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına giren korkaklar vardır” diyor. Çok güzel anlatmış Bediüzzaman.

Sinan Oğan, MHP Genel Başkanlığı için adaylığını açıklıyormuş. Meral Akşener 25 Kasım’da yapılacağı açıklama öncesi Sinan Oğan yarın Anadolu Oteli’nde genel başkanlık için adaylığını düzenleyeceği bir basın toplantısıyla açıklayacakmış. Ben söyleyeyim yine Sayın Devlet Bahçeli başkan olur. Her ikisi de kazanamazlar.

Mehmet Taşdemir; “Selamunaleyküm Hocam” Aleykümselam. “Gaziantep Nizip’ten iyi geceler Hocam. Mesajımı okursanız sevinirim. EyvAllah. Bugün de çok şıksınız Hocam. Programınızı büyük bir zevkle izliyoruz.”

Tolt; “Hocam bence masadakilerin meyve suyu olduğunu alt yazı olarak belirtin.” Sürekli alt yazı geçecek, şu meyve suyudur, şu şöyle helaldir. İşte etli yiyecek gelirse, domuz eti değildir güvenebilirsiniz. Hüsnü zan etseniz de iş bitse olmuyor mu?

Yalkut Şimoni ünlü büyük bir Haham “Gelecekte Kudüs’ün sınırları tüm kutsal topraklara yayılacak. Kutsal topraklar ise genişleyecek ve tüm dünyayı dolduracak.” Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın hakimiyeti bütün dünyaya olacak diyor.  Yalkut Şimoni 503.  Lukuti Halapot Pykadon 5/19 “Mehdi Moşiyah döneminde sınırlara ihtiyaç kalmayacak” diyor. “Her şey ve herkes Allah’ın bayrağı ve yüceliği altında birleşir, sınırlara hiçbir şekilde ihtiyaç yoktur” diyor. Yani pasaport vize olmadan herkes her ülkeye girebilecek.

Bir hanım kardeşimiz “Beril Hanımı göremiyoruz” diyor. Beril Hocam biraz grip oldu, çok şeker minik kedi gibi. Ama bugün daha iyi. Tamamen düzelmeden gelmesi olmaz.

Barış Fereç; “Hz. Adem (a.s) Allah’ı bilmesine ve Allah’ın tek emri olmasına rağmen yasak elmayı yedi. Allah’ın peygamberi bunu yapıyorsa insanlar ne yapsın?” İnsanlar doğrusunu yapacak. Allah o peygamberin yaptığı zelleyi özellikle belirtiyor ki siz bir daha buna benzer hataya düşmeyin. Hataları niye anlatıyor Kuran? Bir daha insanların yapmaması için. Peygamberler bile hata yapar, siz de hata yapabilirsiniz. Yapmayın diyor Allah. Bile bile niye yapalım? Peygamberlerin birçok zellesini Kuran belirtiyor. Buradaki amaç onlar da insan, onlar da hata yapıyor. Ne insanların hatasını yapın, ne de peygamberlerin yaptığı hatayı yapın, doğru yola kavuşun diyor.

“Moşiyah Mehdi, Mehdilik görevi için dünya yaratılmadan önce seçilmiştir.” Daha kainat yaratılmadan, Hz. Mehdi (a.s) dünyada yaratılacak şekilde seçiliyor. Pasahi 54/A’da.

Volkan Büyükdereli; “Türkmen kardeşlerimizin Allah yar ve yardımcısı olsun” diyor. Tabii Allah hepsine yardımcı olsun. Rabbimiz sıkıntısız selametle Türkiye’ye gelmelerini nasip etsin. Özellikle kadın ve çocuklar çok önemli. Türkmen dağında çadır, bot, battaniye ihtiyacı varmış. Bunu bak demin söyledim, aynısı. Yani hava yoluyla yardımda bulunmamızı. Helikopter alçaktan uçuş yapıp çok rahat havadan her türlü malzemeyi atabilir veya direkt arabayla götürebilirler. Gece hiçbir şey olmaz yani.

Haham Nahman demiştir ki; “Moşiyah tüm dünyayı tek bir kere silah kullanmadan fethedecektir.” Siyah Sarfey Kodej 1/67.

Amerika Birleşik devletlerinde sermayenin el değiştirmesi hayret. Bu ateist olarak kendilerini tanıtan deist olan kesimin eline geçti sermaye. Amerika’da yönetim tamamen değişti. Derin devlet yok oldu. Derin devletin gücü kalmadı. Musevi lobisinin gücü kalmadı. Tabii demokratlara da yardımcı olmak lazım. Onlara İslam’ı Kuran’ı anlatmak lazım. Demokratlar laf söz dinleyen insanlar. Fakat diplomasi yönünde deneyimleri pek yok. Hemen hemen hiç yok yani. PKK gibi örgütleri anlayamıyorlar, anlatmak lazım. Böyle güvercin gibi saflar, bilgileri olmuyor. Onun için mesela bir yazı yazıyoruz gönderiyoruz buradan hemen etkileniyorlar ama bunu tabii devletin yapması lazım. Bizim gücümüz bir yere kadar yani. Pek kitap da okumuyorlar, şimdi kitap gönderiyoruz ama tembeller kitap okumaya pek yanaşmıyorlar. Kısa broşürler, kısa mektuplar daha iyi oluyor. Ama yüz yüze anlatım çok iyi oluyor. O zaman mecburen dinliyor. Hiç okumuyor değiller tabii, çoğu okuyor araştırıyor.

Okumayanlar da var, onlara öyle ulaşma imkanımız var.

Bu İsrail lobisi eskiden bir şey dedi mi konu kapanırdı. Davet ederlerdi İsrail’i, Amerikan Başkanlarını hemen gelirlerdi. Her dedikleri Birleşmiş Milletler’de de her yerde kararları geçerli olurdu. Şu an geçerli olmuyor ama tamamen güçlerini kaybetmiş değiller tabii yani yarı yarıya yakın yani ortalı oldu elliye elli gibi oldu adeta. Cumhuriyetçi kanat daha güçlüydü eskiden, demokratlar daha zayıftı ama şu an demokratlarla dengeli hale geldiler. Tabii bir hayır vardır ama tabii Musevi lobisi yine güçlü yani öyle sıfır anlamında değil. Ama dünyadaki gelişmelerden anlıyoruz ki eskisi gibi değil. Mesela bir görüşme talebi oluyor Obama reddediyor. Veyahut bir karar çıkacak Birleşmiş Milletler’den aksi çıkıyor. Mesela Filistin, Birleşmiş Milletler’de temsil ediliyor. Normalde İsrail varken böyle bir şey mümkün değildi, İsrail lobisi hâkimken. Burada bir terse dönme olduğu görülüyor bu alametlerden ama tam bir mutlak güç olarak tabii karşı taraf etkili değil. Dengelenme mevzu bahis.

Tevrat’ta başlangıç bölümünde şu şekilde başlıyor. “Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu, engin karanlıklarla kaplıydı. Allah’ın ruhu suların üzerinde hareket ediyordu.” Yaratılış 1/2. Şimdi Allah’ın ruhu Ruhullah diye geçer. Cebrail (a.s) için de söylenir. Allah bazen de müminlere, kuluna ruhundan üfürür Allah ruhunu üfürür yani geçen şey Allah’ın ruhudur insana geçen. Bir de Allah katından bir ruhla desteklediğini belirtiyor Kuran’da katından bir ruhla. Mesela Allah Mehdi (a.s)’yi de katından destekliyor, katından bir ruhla destekliyor. Bunu Musevi tefsirciler şu şekilde yorumluyorlar, “Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu. Engin karanlıklarla kaplıydı” yani yeryüzü deccaliyetin zulmüyle kaplıydı. “Allah’ın ruhu suların üzerinde hareket ediyordu.” Moşiyah’a işaret ediyor diyorlar burada, Allah’ın ruhunu taşıyan Moşiyah yani yeryüzünün hepsine hâkim oluyor. Yeryüzünün karanlıkları içerisinde yeryüzünü aydınlatıyor. Ve yeryüzüne hâkim oluyor o anlama geliyor diyorlar yani bir anlamı da bu diyorlar, tefsir olarak. Çünkü Mehdi (a.s)’ye de Allah’ın ruhundan üfürüldüğü için Allah’ın ruhu olmuş oluyor yani şahıs olarak.

Amerika eski başkanlarından Richard Nixon vardı, hatırlıyorsunuz. Başkanlığı sırasında yaptığı bir konuşma da; “Araplar’ın benim dış politikalarım konusunda bazı haklı şikâyetleri olsa da onların anlamaları gereken bir hakikat vardır ki; o da Amerika’daki Museviler’in tüm bilgilendirme, propaganda mekanizmasını kontrol ettikleri, büyük gazetelerin film endüstrisinin, radyo ve televizyonların, büyük şirketlerin bir güç olarak nazarı dikkate alınması gerektiğini de belirtmek isterim” diyor. Yani her yere hâkimler diyor ama bunda bir zayıflama oldu işte bir güçsüzleşme oldu. Daha çok ateistler ön plana çıktılar. Bu da Moşiyah’ın Mehdi (a.s)’nin çıkış zamanının tam uygun hale geldiğini gösteriyor.

Dindar cumhuriyetçiler biraz tartışmaya kapalı oluyorlar bir kısmı çok bağnazlar yani çok sert çok kararlı bir üslupları var. Müslümanlar’a karşı da nefret dolu üslupları olabiliyor. Ama demokratların öyle bir üslubu pek yok yani dine uzaklar ama dinleyen, araştıran, inceleyen bir üslupları var. Etkilenmeye açıklar ama tabii cumhuriyetçileri de kazanmak lazım, demokratları da kazanmak lazım, Neoconlar’ı da kazanmak lazım.

Orbay Uludağ, “Hocam sizi izlemekten bir haftadır işe geç kalıyorum. Patron fena kızıyor, işsiz kalırsam yardımcı olur musunuz? Teşekkür ederim.”Allah yardımcınız olsun.

Yine bu da devlet yönetiminde görev almamı istiyor. “PKK ile ilgili tüm tedbirlerin son derece doğru ayrıca TV’ye de yeni bir renk getirdiniz, tek kelimeyle süper. İyi geceler.” Barış Akdemir.

Aman aman işi olanlar mutlaka erkenden yatsınlar, öyle bir şey olmaz. Ancak yarın işi gücü yoktur, uyuyacaktır, dinlenecektir öyle kardeşlerimiz izlesinler, o şekilde olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü