Harun Yahya

Sohbetler (24 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Anlatın dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Türkiye sınırımızda beş dakika boyunca on defa uyarılmasına ve geri dönmesi istenmesine rağmen dönmeyen ve sınırımızı on yedi saniye ihlal eden Rus uçağı iki jetimiz tarafından vurularak düşürüldü. Amerika’nın Türk hava sahasının korunması için gönderdiği F15 uçağı da bu duruma tanık olup Birleşmiş Milletler yetkililerine verdikleri bilgide, Türkiye’nin on defa uyarı yaptığını, buna rağmen Rus pilotunun geri dönmediğini teyit etti. Pilotların yaralı olduğu, tedavi için Türkiye’ye getirileceği iddia edildi. Sayın Davutoğlu ise öğleden sonra yaptığı açıklamada, “Türkiye, sınırını ve vatandaşlarının güvenliğini korumak için her şeyi yapacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Fakat tabii buları tırmandırmamak lazım. Putin de aklı başında bir delikanlı. Bir daha oku bakalım son kısmı özellikle haberin.

KARTAL GÖKTAN: Amerika, Türk hava sahasının korunması için gönderdiği F15 uçağı göndermişti. Bu uçak da duruma tanık olup Birleşmiş Milletler’e bilgi verdi, Türkiye’nin uyarı yaptığını, buna rağmen Rus pilotunun geri dönmediğine dair.

ADNAN OKTAR: Türk F16’sı var mı olay yerinde?

BÜLENT SEZGİN: Evet, iki Türk uçağı.

ADNAN OKTAR: Evet. Bunu genişletip büyütüp tırmandırmak olmaz. Putin aklı başında bir delikanlı. Türkiye de itidalli olması lazım. Tırmandırıcı sözlere karşı daha sükuneti halim olmayı savunan tavır içinde olmaları lazım. Olmuş bir kere. Tayyip Erdoğan Hocam zaten iyi konuşmuş, sert değilmiş “Biz de ıstırap duyuyoruz, düşmanlık duygusu içinde değiliz” demiş. Güzel. Amerikan jeti de şahit olduğuna göre olaya doğru demek ki, olay doğru; inkar yakışık almaz. Fakat Türkiye’yi IŞİD taraftarı göstermek çok özür dilerim ama tek kelimeyle terbiyesizlik. Bilmeden söyleyenleri tenzih ediyorum ama bilerek kasten yapanlar ahlaksızlık yapıyorlar. Haysiyetsizlik, şerefsizlik ve namussuzluk yapıyorlar. IŞİD’le Türkiye ne alaka kardeşim? Taban tabana zıt. Taban tabana zıt. Bir tarafta cinayetler var;Türkiye hukuk devleti, olur mu öyle şey? “Savunuyorsunuz” falan çok büyük terbiyesizlik. O zaman biz de diyelim “sen de PKK’yı savunuyorsun.” Ama orada somut delil var senin PKK’yı savunmanda, bizim IŞİD’i savunmamızda somut bir delil yok. Ayrıca niye savunalım? Tayyip Hoca bir kere Kuran talebesi benim gördüğüm, Kuran’ın yeterliliğine inanan bir insan. IŞİD hurafe hadislere uyup insanları asan kesen bir örgüt. Dolayısıyla hükümetin IŞİD’le ittifakı diye bir konu imkansız. Ve IŞİD hükümeti zaten tağut hükümeti yani küfür hükümeti olarak açıkladı. Tayyip Hoca’yı da haşa yine kafir ve tağuti rejimin başı olarak açıkladı. O zaman belli ki adamlar tam anlamıyla zıt. Bizim gidip terör örgütlerini bombalama mecburiyetimiz yok ki. Bir terör örgütüne biz karşı oluruz ama gidip bombalama mecburiyetimiz olmaz. “Niye bombalamıyorsun? Bombalamadığına göre IŞİD taraftarısın.” Bu mantık çürük, münasebetsizlik. Dünyanın her tarafında terör örgütü var biz hangi birini bu şekilde değerlendirelim? Ayrıca bombalama çözüm de değil, kabul de etmeyiz.   

BÜLENT SEZGİN: Putin’in açıklaması vardı Adnan Bey. Olay sonrasında.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’yi IŞİD’e ve diğer terörist grupları desteklemekle suçladı. “Bunun sonuçları ciddi olacak” dedi. Açıklaması şu şekilde: “Terör işbirlikçileri tarafından sırtımızdan bıçaklandık. Bugünkü trajik oların Rusya-Türkiye ilişkileri üzerinde ciddi sonuçları olacak. Türkiye, Rus uçağının düşürülmesinden sonra acilen Rusya’yla iletişim kurmak yerine sanki uçağı Rusya düşürmüş gibi NATO’ya başvurdu. Görülüyor ki IŞİD sadece petrol kaçakçılığının ödülünü almakla kalmıyor aynı zamanda bir ülkenin ordusu tarafından korunuyor. Bu da bu terörist grubun dünya genelinde nasıl bir cüretle terör eylemlerini açıklıyor olsa gerek” dedi.

ADNAN OKTAR: Putin olayın şokunu atsın, telaşla böyle konuşmalar yapmasın sonra tamiri çok güç olur böyle şeylerin. Ağır sözlerin telafisi sonra çok çok güç oluyor böyle bir şeye girmesin. Yani ilk bir haftayı bir itidalle bir geçirsin sakin, akılcı değerlendirsinler. Türkiye NATO’ya başvurmasa anormal bir durum olur. Yani Rus uçağını da düşürmüş, sonra da Rusya’ya diyor ki “özür dilerim böyle bir şey yaptım kusura bakmayın, NATO’yu da ilgilendiren bir şey değil bu” gibi. Halbuki bu doğrudan NATO’yu ilgilendiren bir şey. Bir NATO üyesine bir hukuksuz konum olduğunda diğer bir ülke tarafından NATO devreye giriyor. Kanunen zaten NATO’ya bildirmesi gerekiyor Türkiye’nin. NATO o zaman toplanır “Siz bize gelip konuyu anlatmıyorsunuz, muhatap da olmuyorsunuz, adam yerine de koymuyorsunuz” değil mi? “Siz NATO üyesisiniz bu nasıl oluyor?” demez mi adam? Allah vermesin bir yerde bir olay olduğunda önce biz gidip polise bildiriyoruz değil mi? Gidip konu-komşuya bildirmiyoruz. Türkiye kanuni yolu seçiyor, hukuki yolu seçiyor. Bunda kızacak bozulacak bir şey yok. Mecburen böyle olacak. Olayların hiç olmaması lazım. Zaten oraya savaş uçağının gelmemesi gerekiyor, savaş uçağının düşürülmemesi gerekiyor. Bu olayların başından hiç olmaması gerekiyor. Dost olalım, kardeş olalım konu bitsin. Şunun mantığı var mı? Orada halk Müslüman Türkler Türkiye’ye göç ediyorlar, çoluk çocuk perişan vaziyette, yoğun hava bombardımanı. Kardeşim ne zorunuz? Bayağı güzel yerler, oralara çadır kuralım eğlenelim işimize gücümüze balkım. İbadet edelim, Allah’ı analım. Bu kavgada kabadayılık ruhuna girilirse bunun önü-sonu gelmez, çok tehlikeli olur. Onun için Putin aklıselimle hareket etsin. Türkiye’nin yaptığı NATO’ya başvurma olayı makul; bunda bir şey yok, durumu bildiriyor bildirmese zaten suç olur, anormal bir hareket olur bu. Adama sormazlar mı “sen nasıl NATO üyesisin?” diye? NATO’nun kurallarını ihlal etmiş olur. O zaman başka bir ülkede bir saldırı olsa NATO’ya bildirmemiş olsa bu da acayip bir şey olur. NATO’nun bir kuralı bu. Şimdi tabii Putin biraz olayları kabadayı raconu içinde halletmeyi düşünüyor. Hani “Madem kavga ettik kendi aramızda barışalım, siz bir adam vurdunuz gelin babaya saygınızı gösterin, baba da sizi affetsin” falan gibi bir üslup olmuş oluyor. Yani bir acayip durum. Dünya; kanun hukuk dünyası. NATO üyesiysek biz NATO’ya başvurmak durumundayız. O kabadayı raconuyla olayı halletmek istiyor benim gördüğüm, racon kesmek istiyor. Olmaz, acayip bir şey olur. Hayır, kabadayılığı bazı yönlerde iyi güzel ama bu konuda olmaz. Bu konuda kabadayılık olmaz. Raconla da hallolacak bir şey değil. Orada insanlar şehit oluyor. Onun için Putin aklıselimle hareket etsin, sakin olsun. Şöyle bir hafta sakince olayı değerlendirsin ondan sonra aklıselimle olay ele alınır. Bir de bizim IŞİD’le alakamız yok. Ben olayı yakından takip eden birisiyim. IŞİD, hükümete çok şiddetle karşı ben biliyorum. Nefret ediyorlar Başbakan’dan, Cumhurbaşkanı’ndan ve çok çirkin lakaplar takıyorlar yani küfrediyorlar öyle diyelim. Hiçbir alakası yok Türkiye’nin IŞİD’le. Belki vatandaşlardan destekleyenler vardır o da çok çok küçük bir gruptur, ufak bir güruh yani.

CİHAT GÜNDOĞDU: Sizin çok iyi bildiğiniz gibi, o bölgede IŞİD yok Türkmen bölgesi orası zaten operasyonun olduğu yer, uçağın düşürüldüğü yer.

ADNAN OKTAR: Tabii. Onlar Türkmen falan dinlemiyor. “Rejime kim karşıysa tepeleyeceğiz” diyorlar. Konu IŞİD konusu değil ama IŞİD popüler olduğu için IŞİD’e karşı olan herkesi değerli görme kafası var. PKK’yı da değerli görüyorlar, PKK oradan kendince bir rant elde etmeye çalışıyor ama asıl amaç IŞİD falan değil doğrudan bölgeye PKK’nın hakim olmasıdır. IŞİD’i hiç kâle almazlar hiç.

“Sevgi barışa ulaştırır” diyelim.

Yani özellikle bir sükunet, ben düşünmesinler demiyorum ama bir hafta kadar şöyle bir herkes itidalli sakin bir dursun. Çünkü olay Amik Ovası’na yakın, iş çıkartmasınlar Allah vermesin olay tırmanır öbür türlü. Yatıştırmak daha iyi olur.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Obama akşam yaptığı açıklamada, “Türkiye ile Rusya arasındaki gerilim arttırılmamalı. Sayın Erdoğan ile doğrudan görüşmeyi umuyorum. Türkiye’nin kendi güvenliğini koruma hakkı vardır” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte evet tırmandırmamak. Dünya liderleri de oturup böyle alın kaşıyıcı olmaz. Putin çünkü gururuna çok düşkün bir delikanlı. Şimdi o tabii itibarının sarsıldığını düşünüyor ama her yerde bir olay oluyor. İtibar sarsma olayı diye bunu değerlendirmek çok yanlış. Dünyanın her yerinde olaylar var. Bunu barışa katkıya vesile olarak görsün bu olayı. Bunu kavgaya vesile değil de barışa vesile görsün. IŞİD’li de olsa bunlar insan zavallı insanlar, nihayet cahil insan, bilgisiz. Bunları böyle toptan imha yoluna gidileceğine merhametle yaklaşıp düzeltmek lazım. Çünkü adam kesiyor ama onu ibadet olarak yapıyor o, bilmiyor cehaletinden. Gidip adamı bombalayarak falan bu çok ters etki yapıyor. Yarın bir gün Rus uçaklarını kaçırmaya kalkarlar, bu sefer yolcu uçaklarını düşürmeye kalkarlar Allah esirgesin. Bayağı bir kargaşa çıkabilir, dünya yaşanamayacak hale gelir. Öfkeyle “tepeler atarız” mantığı doğru değil. Dünyanın her tarafı Müslümanlarla dolu. Rusya’da da milyonlarca Müslüman var, çok çok fazla Müslüman var. Bu sefer onları da IŞİD, El-Kaide çizgisine çekerler. Yani bu bir toplumsal cinnete dönüşür, kıran kırana o zaman bir savaşa dönüşür. Allah vermesin yapan da pişman olur, yaptıran da pişman olur sonra durdurulması da adeta imkansız hale gelir çok güç olur. Onun için itidal itidal itidal daima itidal.

BÜLENT SEZGİN: Rusya tarafından bir açıklama gelmişti. “Rusya’nın Türkiye ile tüm ikili askeri diyalogunu askıya aldığını ve Akdeniz’deki Rus savaş gemilerinin mevzi aldığını, en küçük bir riskte vur emri verildiğini açıkladı Rusya.

ADNAN OKTAR: Akdeniz’de nereyi vuracaklar?

BÜLENT SEZGİN: Açıklamamış sadece risk durumunda.

ADNAN OKTAR: Türkiye oturup Akdeniz’de Rus savaş gemileriyle savaşacak hali yok. Ama Türkiye’ye bir Rus uçağı girerse, işte bu angajman kuralları denen bir olay var. Ben tabii bunu hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Çünkü uçak içinde de insanlar var, uçağın düştüğü yere de tehlikeli olur, vurulduğunda insanlar da ölebilir.

Tayyip Hocam’da tabii biraz delikanlı ruhu var onda da yani sert konuşma eğilimi var fakat Putin’le Tayyip Hocam eski diyalogu koparmayacak şekilde bir tavır içinde olsalar iyi olur. Putin’i de iki üç günlüğüne bir yere kapatsınlar sevenleri arkadaşları varsa, bir ortalık yatışsın. Çünkü bu seri üsluplar. Şimdi Akdeniz’de Rus donanmasına vur emri verirsen NATO da NATO’ya vur emri verecek bu pek iç açıcı bir durum olmaz. Bunun önü-sonu gelmez karşılıklı. İki helikopteri de düşmüş öyle mi Rusya’nın?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Onu kim düşürdü?

KARTAL GÖKTAN: Onu muhaliflerin düşürdüğü söyleniyor.

ADNAN OKTAR: O düşme olayı nasıl oldu biliyor musunuz?

OKTAR BABUNA: Yardıma gelen helikopteri düşürüyorlar.

EMRE ACAR: Pilotları arıyorlar, pilotları ararken yakından uçunca hedef oluyorlar.

ADNAN OKTAR: Ama bunu düşünmeleri lazım. Orası bir savaş bölgesiyse, helikopter otomatik silahla tararlarsa düşer. Helikopter çok sıradan bir cihaz, havadan üç beş mermi bile düşürür helikopteri. Helikopter öyle uçan kale falan değil, bu kaleşnikof mermisiyle bile düşebilir.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bir tanksavar füzesiyle vuruyorlar helikopteri. Videosu da var.

ADNAN OKTAR: Putin böyle hani, “Ben donanmamı saldım emir verdim hadi vursunlar” falan bu çok tehlikeli şeyler. O zaman Amerikan ordusu, NATO ordusu, Avrupa ordusu devreye girmiş olacak. İngiliz, Fransa orduları devreye girecek, kim kime vuruyor belli değil o zaman acayip bir durum olur. Putin biraz vakit geçmesini beklesin bence. Hiç olmazsa bir 24 saat, 48 saat falan bir dinlensin. Acele verilen kararlar çok tehlikeli olur. Rus donanması, Amerikan donanması otuz kere katlar o zaman onu, Rus donanması çok hantal bir donanma eski bir donanma. Eğer çatışmaya falan kalkarlarsa Rus donanmasının hepsini denize batırırlar. Öyle bir şey olmaz, birkaç saat içinde bitirebilirler Rus donanmasını. Donanma dediğin denizde yüzen bir gemi yani, tek bir bombayla yerle bir olur. Tek bir roketle yerle bir olur. Karadan karaya roketle yerle bir olur. Öyle güvenilecek bir şey değil ki donanma dediğin şey. Mesela o destroyerler şunlar bunlar hepsi çok kolay tahrip olacak alet-edevat yahut işte cisim diyelim. Tank da öyle tek bir bazuka mermisiyle darmadağın olur, öyle bir şey olmaz. Tanka güvenmek, uçağa güvenmek, uçağı tek küçük bir roket düşürüyor. Helikopteri üç beş mermi düşürür. Silaha güvenmek, adamına güvenmek bu mafya kapışması gibi bir görüntüye girmek çok çok çirkin olur, yanlış olur. Yani sakin itidalli olması lazım tarafların. Tayyip Hoca’nın üslubu iyi.

KARTAL GÖKTAN: Obama ile Erdoğan’ın telefonda konuştuğuna dair bir son dakika haberi var. Obama, “Türkiye’nin ulusal egemenliğini savunma hakkı Amerika ve NATO tarafından desteklenmektedir” demiş.

ADNAN OKTAR: İşte Türkiye sınırlarını ihlal ettiyse kanuna hukuka göre, ben iyi oldu demiyorum çok korkunç olaylar asla istemeyiz. Rusya’nın bombalaması da çok korkunç, çocukları şehit etmesi çok korkunç. Suriye’nin bombalaması çok korkunç, uçağın havada vurulması korkunç hepsi kötü benim açımdan, bir insanın ölmesi kötü bir şey istenecek bir şey değil. Rusya’nın ekonomisi zaten zor bir durumda, darboğaza girdi. İki yıldır ambargo uygulanıyor Rusya’ya. Ukrayna da adeta savaş durumunda. Petrol fiyatları çok düştüğü için ekonomisi berbat durumda. Şimdi en güçlü ticareti Türkiye ile yapıyor. Türkiye ile de ticareti keserse, karşılıklı restleşmeler olursa, büyükelçilerini geri çekerlerse Rusya dibe vurur. Mahvolur Rusya, bu çok tehlikeli bir şey olur. Türki devletler de devreye girer, onlar da bu sefer geri çekilmek durumunda kalacaklar yani her yer her yere girer. Böyle şeylere gerek yok. Akılcı davranıp itidalle sakin makul dünya hukuku içerisinde olayları halletmek lazım. İşte “bir korum oturturum, bir atarım.” Senin donanman varsa NATO’nun donanması seni otuz kere katlar. Bırak, senin hantal eski donanmanı darmadağın ederler. Şu akıl mı? Yazık günah onun içinde de insanlar var bilmem neler var. Donanma deyince tepmez devrilmez bir şey zannediyorlar. Tek bir torpido bitirir yani tek bir bombayla çöker gider, öyle bir şey olmaz. Seri tedbirler almak, Putin’in bu tip seri açıklamaları çok çok yanlış. Durumu inceliyoruz desin, acelesi yok bir şey olmaz, itibarına da bir şey olmaz. Türkiye, Putin’e tavır alacak bir yapıda değil. İslam ülkeleri de Putin’i seviyorlar, insan olarak seviyoruz. Ama bu bombalamalar şunlar bunlar kendi de kontrol edemediği bir durum bunu da biliyoruz. Derin devletlerin azgınlığından kaynaklanıyor. Bir de Putin’e bunu söyletiyorlarsa daha da kötü yani bunu söyle diye. Çünkü derin devlet azgınları savaş istiyorlar. Büyük kapsamlı bir savaş istiyorlar, oluk oluk kan akmasını istiyorlar. Putin’i devreye sokmuş olabilirler. Putin canını ortaya koysun kabul etmesin. Türkiye de destekçi olsun, İran destekçi olsun yardımcı olsunlar. Çünkü Rus doğalgazının ikinci büyük alıcısı Türkiye’dir. Kestin mi alışverişi ekonomik yönden Rusya’ya çok ağır bir zarar olur bu. Komşu ve dost ülkeyiz. Putin sinirlenmiş bir üslupla bu şekilde bakmasın. Türkiye’de Putin’i seven çok fazla insan var. Fakat böyle bir olayda orada Türk asıllı kardeşlerimiz var Hatay’da. Bu çok ciddi bir gerilim meydana getirir. Onların bombalanması, çoluk çocuğun ıstırap içinde olması çünkü onların IŞİD’le falan da alakası yok, terörle de alakası yok. Rus uçakları gelip bombalıyor. Türkiye şimdi bunu sineye çekmesi yani Türk hava sahasını ihlal etmeleri, daha önce de bir hava ihlali oldu, değil mi ilk değil bu ikinci ihlal. Bunun Türk milli gururunu da rencide edeceğini düşünmesi lazım Putin’in. Ben yaptım odluyla olmaz ki. Bir olur iki olur önü-sonu yok ki bunun. Arkasından Müslüman Türkleri katletmeye başladılar çoluk çocuk. Zaten bir katliama girdi Rusya, muazzam bir Müslüman katliamına girdi. Operasyon başladığından beri benim bildiğim dört kere ihlal etti Türk hava sahasını Rusya. Burası da yolgeçen hanı değil ki. Çok acayip bir şey oluyor. Sen gidiyorsun Müslümanları şehit ediyorsun ses çıkartmayın diyorsun. Müslüman Türkleri gidip şehit ediyorsun ses çıkartmayın. Uçakla defalarca Türk hava sahasını ihlal ediyorsun ses çıkartmayın diyorsun. Bir işgal etmediğin kalıyor o zaman kardeşim bu nedir yani? Burada bir anormallik olduğunu görmesi lazım Putin’in. Daha aklı başında olaya baksın.

OKTAR BABUNA: Beş dakika içinde de on kez uyardık diyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet. Mesela Rus vatandaşlarına “Türkiye’ye gitmeyin” şimdi bu laf mı yani? O zaman Türkler de oradan geri gelecekler, bütün işyerleri kapanacak. Olayı bu kadar körüklemenin alemi yok. Ama bütün bunlara rağmen çok büyük olaylar olacak demiştim. Olaylar katlanarak büyüyerek gelişecek demiştim. Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar bu böyle. Ama biz sebebe sarılıp tabii bunu engellemekle mükellefiz. Engellemek için konuşacağız, gayret edeceğiz.

Türkiye ihlale ait bilimsel haritayı yayınladı yani elektronik aletlerle tespit edilen. Bir de Amerikan uçağı da şahit zaten, bir de radar tespitleri var, elektronik tespit var bunu açıkladı yayınladı Türkiye. Putin durduk yere “Biz oraya Türkiye’ye girmemiştik” diyor. Neye göre diyorsun? O hurda uçaktan gelen bilgiye göre mi söylüyorsun? Burada en gelişmiş en modern aletler var, edevatlar var. Amerikan uçağı yalan söylüyor diyorsun, Türk görgü şahitler var onlara yalan söylüyor diyorsun. Elektronik bilgi var, yalan dersen o zaman biz de senin söylediğine yalan deriz. Olur mu öyle şey? Alenen ihlal var. İlk kere de değil dört kere yaptınız,dört kere ihlal var. Hangi birini sayalım?

Türk hava sahasına girmiş uçak, bu bir gerçek. Değildi demek çok abes olur. Bilimsel radar kayıtları yayınlanıyor, konu bitmiş. Ha vurulsun mu? Bence vurulmasın. Uyarılsın ama vurulmasın çünkü içinde insan var. Ben hiçbir yerde insanların vurulmasını istemiyorum.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasını okuyabilirim Adnan Bey. Akşam saatlerinde yaptığı açıklamada şöyle söyledi: “Bugün sabah saatlerinde tüm uyarılara rağmen hava sahamızı ihlal eden, aidiyeti belli olmayan savaş uçağına angajman kuralları gereği müdahale edilmiştir. Aidiyeti bilinmeyen uçak hava sahamıza girmeden uyarılmasına rağmen ihlalini devam ettirmekteki ısrarını sürdürmüştür. F16’larımız tarafından yapılan müdahale sonrası iki uçaktan bir tanesi düşürülmüştür. Ne yazık ki böyle bir hadisenin ıstırabını yaşıyoruz. Türkiye’nin önceden ilan ettiği angajman kuralları dahilinde gerçekleşmiştir. Düşmanlık asla söz konusu değildir.”

ADNAN OKTAR: Evet. Özetle, tırmandırmamak lazım, konuyu bu kadarla bitirmek lazım.

Mesela Rusya gitti Kırım’ı işgal etti, Türkiye onu da sineye çekti, durduk yere işgal etti. Türkiye’nin en hassas konularından biridir Kırım. Türkiye orada bayağı nezaketli davrandı. Kırım demek Türkiye demektir adeta. Kırım bizim bir manevi parçamızdır. Türkmen kadınları, çocukları falan hepsini getirdik sınırımıza. Sen gelip sınırda da vurmaya kalkarsan, üstlerinde uçarsan bu çok anormal bir hareket olur. Türkiye’yi yok saymış oluyorsun. “Benim donanmam var, uçağım var” falan. Eğer Türkiye’nin onuruyla oynamaya kalkarsan Türkiye, yaşamaya meraklı değiliz biz. Öyle bir şey olmaz her şeyi göze alırız. Böyle bir şey olmaz. Kabadayılık yapar korkuturuz falan, böyle bir şey olmaz. Sonu nereye giderse gitsin böyle bir şeyi kabul etmeyiz. Ama hiçbir şekilde savaşla halledilecek bir şey değil. Ucu sonu gelmiyor ki. Türkiye’yi kaç defa rencide etti Rusya. Kırım’ı işgal etmek ne demek? Dört kere Türkiye’nin hava sahasını ihlal etmek ne demek? Önü arkası gelmiyor. Gitti bu sefer Müslümanları katletmeye başladı. Peki ona sus buna sus nereye kadar susalım? Böyle olmaz. Putin biraz aklıselimle düşünsün. Birisi kendine bunları yapsa ne yapardı? Mesela o Türkiye’de bir vatandaş olduğunu düşünsün, kendi olsa ne yapardı? Oradan olayı çıkarabilir. Ha “Benim kuvvetim var bana baş eğin” derse senin kuvvetinin üstünde kuvvetler var, öyle bir şey olmaz. Tatsız bir durum olmuş. Bunu da Lavrov şu bu, herhalde onu da birileri teşvik ediyor anladığım kadarıyla Türkiye gibi. Ne münasebet? Rus vatandaşları bizim canımız, istedikleri gibi gelirler. Kendi vatanı gibi burada rahatça yaşarlar. Türkler de Rusya’ya gider-gelirler. Biz üç-beş kişinin lafıyla hareket etmeyiz. Lavrov o sözünü geri alsın, olmamış. Rusya adına böyle bir açıklama yapamaz. Vatandaşların kararı önemlidir. Rus halkı böyle bir şeyi kabul etmez.

Bir kere İran’la çok sıkı bir bağlantımız olsun. İran’a karşı dostane bağımızı iyice güçlendirelim. Türkiye-İran birleşirse zaten sorun kökünden hallolur, çok önemli. Pakistan, İran, Türkiye bu ittifakı gizli veya açık yapsınlar, gizli veya açık.

Eylül sonunda Suriye operasyonuna başladı biliyorsunuz Rusya. Başlar başlamaz yaklaşık dört yüz sivili şehit etti, sivil vatandaş. Rusya’da dört yüz kişiyi şehit etseler ne yapar Putin? Türk uçakları ikide bir Rus hava sahasını ihlal etse ne der Putin, değil mi? Mesela Türk jeti Suriye hava sahasını ihlal etti diye vurmuşlardı, değil mi? Hatta ihlal etmediği halde yakın geldi diye vurmuşlardı. Peki, sen Türkiye’yi vuracaksın, Türkiye’ye her şeyi yapacaksın Türkiya de hiç gıkını çıkartmayacak. Sen Türkiye’de olsan bunu sana yapsalar ne yaparsın dediğimizde “ben bunu asla kabul etmezdim” diyecek. O zaman biz de asla kabul etmeyiz işte. Olmaz. İtidalle, sevecenlikle bunu yatıştırıp geçiştirmek lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan bugünkü açıklamasında, Cerablus’tan Akdeniz’e kadar olan alanı güvenlik altına alacağımızı söyledi. İnşaAllah çok yakında Cerablus Akdeniz hattındaki insani güvenlik bölgesi uygulamasını müttefik ülkelerle birlikte hayata geçireceğiz. Bu uygulamayla bir yandan bölgede yeni insani dramlar ortaya çıkmasına engel olurken, diğer yandan da kendi vatanlarında hayatlarını sürdürmek isteyen muhacirlere imkan sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye’nin bu çabasına destek vermeyen veya engel çıkarmaya çalışan herkes, Suriye’de hayatını kaybeden 380 bin masuma eklenecek her yeni canın sorumluğuna ortak olacaktır. Bizim Suriye halkının güvenli ve istikrarlı bir geleceğe kavuşmasından başka bir gayemiz yoktur.”

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş. Tayip Hoca aklı başında konuşmuş.

Bir de açıklamalarda ısrarla şunu veriyor “Aidiyetini bilmiyoruz bu uçağın” diyor. Suriye uçağı da olabilir başka bir şey de olabilir. “Angajman kurallarına göre vurduk” diyor. Vurulması ben iyi oldu demiyorum, ben istemem böyle bir şeyi. Ama Rusya uçağı diye vurmamış Türkiye zaten "Bilmiyoruz" diyor yani "Bir uçak, yabancı bir uçak; angajman kurallarına göre vurmamız gerekiyordu vurduk." diyorlar. Rusya'nın burada bundan ayrıca işkillenmesinin rahatsız olmasının bir anlamı yok. Yani kasten yapılmış bir şey yok.

Araplar, Rusya karşıtı batılılar ve Türk dünyasında halk Türkiye'yi tebrik ediyormuş, Arapça etiket başlatmışlar "Eline Sağlık Türkiye" diye; bu da olmaz. Eline sağlıklık bir şey yok. Yani olay iç açıcı bir olay değil. Bir kere olmuş ama istenmeyen bir olay. Fazla da bu konunun üstüne gitmeye gerek yok. Bu hava ihlallerini durdurması lazım Rusya'nın.

BÜLENT SEZGİN: Bir açıklama da Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç'tan geldi Adnan Bey. Büyükelçi, sosyal medyada şunları yazdı; "Anlayın artık; Türkiye, sözü de uyarıları da dikkate alınması gereken bir ülkedir. Sabrını test etmeyin, dostluğunu kazanmaya çalışın." dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç sosyal medyada şunları yazdı; "Anlayın artık; Türkiye, sözü de uyarıları da dikkate alınması gereken bir ülkedir. Sabrını test etmeyin, dostluğunu kazanmaya çalışın."

ADNAN OKTAR: Bence daha mutedil bir üslup kullanılabilir. İşte "Ya itaat et ya diz çök" falan böyle o tip üsluplar, onlar pek olmaz. Mesela Çeçenistan'da da Rusya bir milyona yakın Müslüman'ın şehit olmasına sebep oldu. Bütün Müslümanlar’ın yüreğinde bir acıdır bu. Yüzde doksanı bunların sivil, sivil vatandaş hatta yüzde doksan beşi diyebilirim. Yani böyle çılgınca karşılık vermek, bu kadar sert karşılıklar vermek; böyle acımasızca davranıp kimseye de "Ses çıkartmayın işte karşınızda Rusya var." Yani böyle bir şey olmaz. Bu çok ayıp. Bu nedir böyle yani? "Donanmaya emir verdik donanma hareket halinde" falan. Bütün donanmanı yarım saatte, bir saatte bitirirler, hepsini Akdeniz'e gömerler. Donanma dediğin nedir, niye gözünde büyütüyorsun? İkiyüz gemin varsa iki yüz roketle yarım saatte hepsini bitirirler; darmaduman olursun. Ama yazık günah onun içinde personel var, insanlar var şu var bu var; bir anda sabah bakarsın ki hepsi yok olmuş. Böyle bir şey yok, böyle bir mantık da olmaz. "Ben kodum mu oturturum işte kabadayıyım, ilerlerim." Yani buna doğru gidiyor bu olay; bu olmaz. Senin nasıl milli gururun varsa diğer ülkelerin de milli gururu var. Türkiye'de olan vatandaş olarak olaya bakman lazım. Çeçenistan'ı mahvetti, kimsenin çıtı çıkmadı; gitti başka yerleri işgal etti yine ses çıkmadı; Avrupa'ya meydan okudu yine ses çıkmadı; defalarca ihlal oldu yine ses çıkmadı; Kırım'ı işgal etti yine ses çıkmadı. Bu nereye gidiyor kardeşim? Bu nedir? Bu Rusya'yı sempatik hale getirmiyor ki Rusya'nın itibarını dünyada yok ediyor, yalnızlaşıyor. Rusya yalnız kalmasın diye aylardan beri uğraşıyorum ben; Putin düşmanlığı olmasın, Rusya düşmanlığı olmasın diye aylardan yıllardan beri uğraşıyorum. Buna rağmen bizim emeğimizi boşa götürecek herşeyi yapıyorlar. Rusya'nın yalnız kalmaması için ben kaç defa yazı yayınladım, bütün her yerde konuşmalar yapıyoruz. Ama bu tamiri biz yaparken Rusya'nın da bize yardımcı olması lazım ve iyi niyetle yaklaşanlara da yardımcı olması lazım.

Pilotlar yaralı mı? Nedir bu Rus pilotlar?

KARTAL GÖKTAN: Bir tanesinin yaralı olduğu ve Türkiye'ye getirileceği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Türkiye'ye getirileceği?

KARTAL GÖKTAN: Evet. Muhalifler de bir pilotu esir aldıklarını iddia ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Çeçenistan Başkanı Kadirov da açıklama yapmış; "Türkiye pişman olacak." diye. Çok gereksiz bir üslup, Kadirov'u da benim kanaatim sıkıştırmışlar. Bir korku imparatorluğu olmuş. Kadirov bunu söyleyecek adam değil ve asla söylemez Kadirov. Çeçen, Türkiye'yi deli gibi sever. Bütün Çeçenler Türkiye'yi deli gibi sever. Türkiye'yle iç içedir Çeçenler yani tek parça gibidir. "Pişman olacak de" diye söylemişler, benim anladığım.

Rusya IŞİD'le savaştığını söylüyor halbuki o bölgede IŞİD hiç yok. Yani doğru söylemiyorlar.

F16'lar tarafından Rus uçağının düşürüldüğüne ilişkin sözlerin resepsiyondaki öğretmenler tarafından alkışlanması üzerine, Tayyip Hocam meselenin alkış meselesi olmadığını söylemiş. Güzel, alkışlanacak bir şey yok.

Kadirov'un da nasıl perişan bir durumda olduğu da buradan anlaşılıyor. Türkiye'ye bu lafı söyleyecek adam mı Kadirov? Türkiye'deki Çeçenler’in hepsi Türkiye'yi kendi vatanı olarak görüyorlar, oradaki Çeçenler de hepsi Türkiye'yi kendi vatanı olarak görürler. Nasıl bir laf bu? "Pişman olacak." Nereden biliyorsun? Kışın yaklaşık üç milyon turist geliyor Türkiye'ye Rus turist, onlara da engel olur, Rus ekonomisini de çökertecek bir şey bu, ticareti kesmek falan.

MURAT BEY:Rus halkına "Mısır'a gitmeyin." daha sonra "Fransa'ya gitmeyin." Şuanda da "Türkiye'ye gitmeyin." diye uyarı yapmışlardı.

ADNAN OKTAR: Bu nasıl bir Rusya ki dünyada bu kadar yalnızlığa itildi? Türkiye tek dostu Rusya'nın; orayı da iptal ediyorsun; Avrupa'ya açılan tek kapısı. Yanlış bunlar. Putin ve çevresi yeniden daha mutedil, akılcı olayları değerlendirme ruhuna girsinler. Yani biraz -bunu söylemek istemem ama- yoğun bir kabadayılık ruhu var. Böyle mafya kabadayıları bir araya gelmiş, racon kesiyor gibi bir görüntü hiç yakışık almıyor, çok çirkin. Buna dünya bir dereceye kadar tahammül eder ondan sonra tahammül edemezler. IMF'e "Paralarınızı ödemiyorum defolun gidin." bilmem kimine "Kafalarını koparırım." İşte "Donanmam var, dümdüz ederim." Yani bunun bir önü sonu gelmesi lazım. Rusya, Allah esirgesin, öbür türlü mahvolacak yani ekonomisi allak bullak olur, böyle olmaz. Bütün dünyadan soyutlanıyor Rusya. Ben Rus sevgisi, Rusların sevilmesi için, Rus milletinin iyiliği için kaç yıldan beri mücadele ederim, bilinir. Sürekli yazılarım da çıkıyor, anlatıyorum, izah ediyorum da. Ama benim verdiğim emek, başkalarının verdiği emek böyle heba olmuş oluyor. Böyle olmaz.

CİHAT GÜNDOĞDU:Türkiye'de ev sahibi olan Ruslar var büyük sayıda.

ADNAN OKTAR: Nasıl?

CİHAT GÜNDOĞDU: Türkiye'de ev sahibi olan, Antalya civarında ev satın almış olan büyük miktarda Rus var.

ADNAN OKTAR: Biz iç içeyiz Rusya'yla. Sıcak denizler onların en çok istediği şeydir. Hepsi, hakikaten Antalya falan onların ikinci yurdu gibi oldu.

MURAT BEY:Putin'in de Kadirov'a ciddi finansal destek yaptığı söyleniyordu daha önce.

ADNAN OKTAR:Kadirov'utabii ayakta tutan Rusya'dır da ama o da korkusunu hemen dile getirmesi çok acayip. "Türkiye pişman olacak." Ya sen Türkiye'yle iç içe olan bir adamsın ne zorun yani bunu söylüyorsun? Ama herhalde o da korktu Allahualem yani başına bir iş gelmesin diye çekiniyor. Çünkü bir şey demezse "Senin nedir durumun?" falan diyecekler.

Çin, Hindistan, İran da Rusya'nın yanında yer almış. Şimdi batı ülkeleri de, tabii Amerika da bizden yana tavır alıyor. Rus milletini yalnızlaştırmayı istiyorsa Putin, yapacağımız bir şey kalmaz. Yani hükümet böyle bir şey istiyorsa çok zor durumda kalırız. Ama Avrupa'yla bütünleşsin, Türkiye'yle bütünleşsin Rusya. Senin IŞİD'le ne işin var? Bırak adamlar orada ne yapıyorsa yapsınlar kimseye ilişmedikten sonra. Sen ablukaya alırsın. Halkla zaten bir alıp veremediği yok IŞİD'in. Bir yere de saldırmadıktan sonra, askeri ablukaya aldıktan sonra IŞİD senin için bir risk olmaktan çıkar. "Adın ne?", desek "IŞİD" diyorlar. Yeni moda da bu. Her şeyi IŞİD'e bağlıyorlar. Bölgede IŞİD diye bir şey yok, PKK tehlikesi var, başka bir şey yok. Rusya mesela alenen ve açıkça PKK'yı destekliyor. Bu Türkiye'ye meydan okumadır kardeşim, yapma etme. Teröristi niye destekliyorsun? Oturmuş IŞİD muhabbeti yapıyorlar. Alenen sen PKK'yı destekliyorsun, silah veriyorsun, Rusya'da ağırlıyorsun adamları. Kremlin'de ağırlıyorlar, adamlara kamp kurduruyorlar, ofis açtırıyorlar. Adamları yani resmen tanımış vaziyetteler.

Kadirov, yazık hakikaten Putin'den çok korkuyor, Putin'i mafya babası gibi görüyor böyle. O ne derse titizlikle onu uyguluyor. Allahualem korkudan onu söylemiş yoksa Kadirov onu söyleyecek adam değil, ben biliyorum, ben onu, onu konuşacak bir şeyde değil.

Putin,Kadirov'a onur madalyası vermişti geçenlerde. Yani bunlar işin doğrusu bir mafya yapılanması gibiler şuan, onu da baba biliyorlar Putin'i; o da zaten kasıla kasıla gidiyor böyle judo gösterileri yapıyor, tekvando gösterileri yapıyor, kaplanlarla boğuşuyor yapıyor, bir şeyler yapıyor. Ama bunlar çocuksu yani sonuçta Rus halkı çok taciz oluyor ve ıstırap çekiyor. Bütün dünyadan soyutlanıyor, kabadayılığın sonucu çok korkunç oluyor. Kadirov hiçbir yere gidemiyor, Çeçenler yalnız kalıyor, Ruslar yalnız kalıyor yani Asya’nın karanlıkları içinde kaybolup gidiyorlar. Dünyaya açılamıyorlar yani aydınlık dünyaya açılamıyorlar. Tabii Asya’nın her yeri karanlık değil ama genellikle karanlık.

Şimdi büyük bir ihtimal Rusya, Rus gizli servisi PKK'yı kullanmak isteyecektir misilleme olarak; PKK'nın azgınlığını artıracaktır, daha çok silah vermeye kalkacaklar yani ortalık ciddi şekilde ısınıyor, benim gördüğüm, İmam Mehdi (a.s)'nin zuhuruna kadar bu devam edecektir.

İnşaAllah dememiz herşey Allah'ın izniyle anlamında. Yoksa olaylar tırmansın, kavga olsun falan demiyoruz inşaAllah.

Azerbaycanlı sevdiklerimize buradan selam ediyoruz, Azerbaycanlıları da aşkla muhabbetle kucaklıyoruz. Zeynep Hanım Azerbaycan'ın ünlü sanatçısı, çok seviliyor. Azerbaycan'a tekrar sevgiler, selamlar.

Şimdi tabii yine her halükarda Rusya'nın yalnız kalmaması için gayret edeceğiz, Türkiye ile dostane ilişkileri için gayret edeceğiz. Putin de bunu bir gurur meselesi olarak görmesin. Ama o da çok kabadayı ruhlu. Çünkü mesela Rus iş adamlarını topluyor, adamlar diyor ki "Biz şuraya yatırım yapmayacağız." diyor. Evrakların hepsini getirtiyor, "Buraya yatırım yapmayacakmışsınız, doğru mu?" diyor; "Yok, yanlış anlaşılmış." diyor adamlar; "Hadi imzalayın." diyor. Evrakları masaya adamların önüne koyuyor, anlaşma evraklarını boş imzalanacak yerleri de hazır. "Bu duyduğum doğru mu yatırım yapmayacakmışsınız?" diyor; "Yok öyle bir şey yok Sayın Putin yanlış anlaşılmış." diyorlar, basıyorlar imzayı. Bu nedir? Tayyip Hocam alttan alıyor, güzel nezaketli bir üslup kullanıyor. Putin de alttan alsın da konu yatışsın. Putin biraz çocuksu ruhlu, böyle kabadayılığa bayılıyor böyle şeyler yapmaya. Adamlar evrakı okuyorlar, tereddüt ediyorlar, Putin kalemini çıkarıyor masanın üstüne fırlatıp atıyor, adamlar da "Tabii ki imzalarız." diyorlar. Mafya filmi gibi. Aslında sevimli bir tip Putin ama bu tip olaylara onu, benim gördüğüm, Rus derin devleti sürüklüyor. Yaptığı aslında biraz da şaka yollu bir şey, biraz komik hareketleri. Putin markete giriyor, böyle video kameralar falan da var, mallara bakıyor "Bu çok pahalı değil mi?" diyor, adamlar hemen yarı yarıya indiriyorlar. Hep böyle komik olaylar peş peşe. Benim kanaatim, o çocukluğunda öyle şeylerden çok hoşlanmış olabilir kabadayı filmlerinden işte mafya filmlerinden falan. Ona benzer bir uygulama yapıyor. Ama Türkiye'yle olmaz bu, çok tehlikeli olur. Boşversin bu şeyi de, IŞİD'le oturup kapışmaya da gerek yok. Adamların etrafını ablukaya alsınlar. Dokunmayın, ne yapıyorsa yapsınlar adamlar. Ne alaka? Çünkü asıp kesme olayı yok şuan, vazgeçti bunlar ki orada yaşıyorlar kendi kendilerine. Dursun, sonra bir çözüm bulunur. İkna ederek, konuşarak çözüm rahatça bulunabilir.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Genelkurmay sözcüsü SergeiRudskoi üç maddelik bir bildiri duyurdu.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Rus uçaklarını korumak amacıyla bir savaş gemisinin Lazkiye'ye gönderileceğini, hava operasyonlarının sadece savaş uçaklarıyla yürütüleceğini ve Türkiye ile askeri ilişkilerin kesileceğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: Türkiye ile askeri ilişkisi var mı ki Rusya'nın? Daha Türkçesi şu bir kırk sekiz saati geçirsinler de bir sakin, sürekli açıklamalar yaparak, sürekli ortalığı karıştırarak değil de. Rus milletinin biz yalnızlaşmasını, ezilmesini, üzülmesini istemiyoruz. Putin de aklı başında bir delikanlı; bu belanın içine girmesin, böyle bir şeye de yanaşmasın. Bu Türkiye'yi de zor duruma sokar, Rusya'yı da zor duruma sokar. Zararı herkese olur, Allah esirgesin, gerek yok.

Rusya'daki gençler de aynı şekilde tweet atıyorlar, Rus genç kızlar, Rus delikanlılar; "Birlikte Mutlu olacağımız topraklarda kavgaya, savaşa yer olmamalı. Kavgayı körüklemek değil yatıştırmak önemlidir." Ama şimdi Rus gençler tabii çok sevecen, çok şeker; ben çok seviyorum Rusları, mutlu olmalarını istiyorum yalnız kalmalarını istemiyorum. Ama kaderde bir karmaşa var, kaderde savaşlar var yani büyük olaylar var ama sonu güzel bitecek, oradan müjdeleyebilirim. Sonunda bayram, sonu mutlulukla bitecek, güzellikle bitecek, onun sonucunda da zaten kıyamet kopuyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün 64. Hükümet kuruldu. Milletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Yeni kabinede daha önce Cemil Çiçek'in Başbakan Yardımcısı olacağı iddia edilmişti. Ancak Cemil Çiçek yer almadı. Tuğrul Türkeş Başbakan Yardımcısı olarak görevlendirildi. Eskiden dört olan başbakan yardımcılığı sayısı beşe çıkarıldı. Kabinede bu sefer iki kadın bakan var; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Fatma Gül Demet Sarı getirildi.

ADNAN OKTAR: Yeterli.

Şimdi tabii Azerbaycan da zor durumda kalacak. Çünkü onlar da Rusya'yla rahip olmak istemezler yahut ne diyeyim? Kavga etmek istemezler.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu, düşürülen uçağa ilişkin şu şeklide konuştu."Sınırlarımızın güvenliği ülkemizin bu ateş çemberi içinde bekası vatandaşlarımızın hayatı ve izzeti söz konusu olduğunda her türlü fedakarlığı yapacağımızı ve her türlü tedbiri alacağımızı da cümle alemin bilmesini isteriz. Bugün Türk hava sahasını ihlal eden uçaklara dönük olarak silahlı kuvvetlerimizin anında gösterdiği tepkiyi de bu çerçevede ele almak lazım."

ADNAN OKTAR: Bunların hiçbiri olmaması lazım, hiçbiri. IŞİD; bunlar zavallı dünyanın orasından, burasından gelmiş hep garibanlar, cahil bilgisiz insanlar. Bunları oraya toplayıp toplarını imha etmenin alemi ne? Zavallı onlar. İslam dinini o şekilde biliyor. Eğitsen anlatsan onun o şekilde yapar, dediğin gibi yapar. Gecenin soğuğunda sokaklarda yatıyorlar, dağlarda yatıyorlar. Perişan şekilde; hep annesinin, babasının ırzına geçilmiş. Mahvedilmiş insanlar. Ağzı, burnu doğranmış, kulakları doğranmış sürünen adamlar. Birde bunları havadan bombalamanın alemi ne? Bunlarla bir saat, iki saat konuşulsa biter konu. Bu kadar kepazeliğe ne gerek var? Önüne gelen kabadayılık derdinde oluyor. Rusya çıkıyor bir kabadayılık yapmaya kalkıyor. Amerika, Fransa kabadayılık yapmaya kalkıyor. Bilgisiz adamlar. Bir deneyin. Hiç konuştunuz mu? Bir saat ayırın adamlara. Bir buçuk saat, konuşun. Zavallılar bunlar. Dünyanın orasından, burasından gelmiş zavallı fakat müthiş cahiller, bilgisizler. Öldürmeyi dinin emri zannediyor adam. Böyle bir şey olmadığını bilmiyor. Allah öyle istiyor zannediyor.

Evet, Fikret Bey dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey etiketimiz listede maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. "Sevgi Barışa Ulaştırır" güzel.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız’ın konuşmasının devamı vardı. Uygun görürseniz onu okuyacağım.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: "Biz hiçbir şekilde herhangi bir ülkenin toprağında gözü olan bir yaklaşım benimsemiyoruz. Ama herkesinde bilmesi lazım ki defaatle uyarıları rağmen geçen pazar günü Çankaya'da yaptığımız güvenlik zirvesinde de bir kez daha teyit etmemize rağmen hava ve kara sınırlarımızı kim ihlal ederse ona karşı her türlü tedbiri almak hem uluslararası hakkımızdır. Hem de ulusal görevimizdir. Buradan da bütün dünyaya uluslararası kamuoyuna şu çağrıda bulunuyorum. Gelin Suriye'deki ateşi söndürelim." 

ADNAN OKTAR: İşte ilimle, irfanla olur. Sevgiyle olur. Başka türlü olmaz. İknayla olur. Bunlar gariban zavallı. Halk zavallı,IŞİD zavallı, Taliban zavallı. Onlarla savaşanlarda zavallı. Barıştırıp, konuşturup nedir paylaşılamayan konu nedir yani? Dini istediği gibi yaşasınlar. Asma, kesme olmasın. Ne yapıyorsa yapsınlar. Şii, Şii kalsın. Vahabi, Vahabi kalsın. Sünni, Sünni kalsın. İstediği gibi tarikat istediği gibi toplansın. Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Masonlar toplansın. Hristiyanlar ibadetini yapsın. Museviler yapsın. Karışmayın millete ne yapıyorsa yapsın insanlar.

Rusya'ya karşı olumsuz üslubu bıraksınlar. Bu bir kahramanlık değil. Bunlar normal hareketler değil. Biz Rusya'yı seviyoruz. Rus halkını da seviyoruz. Rus devletini de seviyoruz. Rus derin devletine biz karşıyız. Bu güzel insanları dünyada yalnızlaştıracak, onları tecrit edecek bir ruha, bir üsluba da şiddetle de karşıyız. Savaşa karşıyız. Kana karşıyız. Dehşete karşıyız. Rus gençlerini biz seviyoruz. Arkadaşız, dostuz. Karşılıklı dostluk mesajları olsun. Rus gençlere. İşgüzarlık yapmasınlar.  Bazı arkadaşlardan duyuyoruz. Böyle Rusya aleyhtarı tweetler yazıyorlar bilmem ne falan. Ucuz kahramanlığa gerek yok. Bunlar çirkin şeyler. Gereksiz. Bizim Rusya'yla bir alıp veremediğimiz yok. Rus halkı özellikle nur gibi insanlardır. Çok temiz güzel insanlar. Hepsine karşı derin bir muhabbetimiz var. Bu savaş, kavga sona erer. Bu uzayacak bir şey değil. Sonuçta hep beraber birlikte güzel Allah'a teslim olmuş yaşayacağız.

Yeni hükümet kuruldu. Hayırlı, uğurlu olsun.Allah hayırlara vesile etsin. Allah hayırla kuşatsın. Hayır adım atmayı nasip etsin hükümete. Şerden kaçınmayı nasip etsin. Zalimlerin, eski hastaların hükümete kötülük yapmasından Allah onları korusun.

Cem Öztekin, “Hocam, ezip geçerler bizi” diyor. “Rusya ile savaş durumunda” diyor.Kardeşim tamam da Türkiye bir blok içerisinde. NATO bloğu içerisinde. NATO dünyanın en büyük ordusudur. Yani kahredici gücü vardır. Teknolojik yönden de dünyanın en üstün donanımlı ordusuna sahiptir. Dolayısıyla NATO ile âşık atacak adam yok dünyada. Dolayısıyla Türkiye tek başına bir kabadayılık peşinde de değil. İmkânımız olsa da ayrıca kabadayılık yapmayız. Çünkü insanlara niye korku salalım? Niye tehdit edelim? Niye canlarını yakalım? Onları sevmek varken değil mi? Rus gençlere mesajlar gönderin. Onları çok sevdiğimizi, dost olduğumuzu. Gönülleri rahat olsun. Bu günler gelir geçer.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hillary Clinton, Irak merkezi hükümetini İŞİD’ e karşı savaşan peşmerge ve Sünni güçleri silahlandırması uyarısında bulundu.“Amacımız İŞİD’ i caydırmak veya sınırlandırmak değil. Yenilgiye uğratmak ve yok etmektir.” Diyen eski Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Irak hükümetine ülkede bulunan güçlerin silahlandırılması için daha fazla efor sarf etmesi hususunda uyarılarda bulundu.Bağdat’ın Kürt ve Sünni güçleri silahlandırmayı kabul etmesi gerektiğini söyleyen Clinton, Bağdat’ın bunu yapmaması halinde kendilerinin Kürt ve Sünni Arapları silahlandıracaklarını vurguladı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim silahlandırırsın da yani silah neyi çözer? Bu Hanımefendi sevginin önemini bilmesi gerekir. İlmin, bilginin, iknanın önemini bilmesi lazım. Habire silah. “Adın ne?” desek silah, “soyadın?” kan. Bu nasıl bir iştir? Silahın, kanın dışında bir şey bilmiyor mu bu insanlar? Onu silahlandıralım bunu silahlandıralım; bilgilendirelim de. Bilgilendirelim, aydınlatalım de. Sevgi ile donatalım de, dost olsunlar de.Herkes silahtan bahsediyor, herkes kabadayı kesilmiş adeta. İşte asarız, keseriz, donanmamız var darmadağın ederiz. Vururuz, kırarız. Bir dost olalım, ahbap olalım, arkadaş, kardeş olalım bırakın bunları. Cinnet var dünyada bir cinnet hali var yani genel cinnet. Ne kadar kavgaya meraklılar. Yatışsınlar bir sakin olsunlar. Ne kadar güzel insanlar, herkes güzel insan. Araplar güzel insanlardır. Suriyeliler güzel insandır. Türkler güzel insandır. Azerililer güzeldir. Ruslar güzeldir. Yapmayın etmeyin bir şey yok.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey şu anda Rus gazetecilerin paylaştığı haritalar vardı. Uygun görürseniz göstereceğim.

ADNAN OKTAR: Göreyim evet.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin Doğu’su Güneydoğu’su, Irak bölgesinin Kürdistan bölgesi olarak harita çıkarmışlar. Yine başka bir haritada da Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu Kürtler’in olarak göstermiş. Kürdistan olarak.

ADNAN OKTAR: Kürtler’in değil PKK’nın. Kürt kardeşlerimize helal olsun oradaki mülkiyetleri güzellikleri, onlar orada yoğunlukta yaşıyorsa iftihar ederiz. Her yer onların bütün Türkiye onların. İzmir de onların, Antalya da onların, İstanbul da onların her yer onların. Kürt kardeşlerimizin, Türkler’in, Çerkezler’in hepimizin.

BÜLENT SEZGİN: Sosyal medyada birçok Rus gazeteci, Rusya’nın Türkiye’ye karşı Kürtleri silahlandırması gerektiği yazıyor. Ve Türkiye’nin içinde sözde bir Kürt devleti haritası paylaşıyorlar gördüğümüz gibi.

ADNAN OKTAR: Rusya Türkiye’ye karşı sakın ha hasbihane bir tavır içine girmesin. Bu çok çok hatalı yanlış olur. Yani Türkiye önemli bir dostu. Gereksiz, bu günler gelir geçer. Yani yakışıksız sözler etmekten kaçınmak lazım. Sonra onu toparlamak çok güç olur. Dil yarası ağırdır.“PKK’yı silahlandırın” diyormuş Rus gazeteciler.“Türkiye’ye karşı yapacağımız en iyi şey” diyorlar. Ne kadar çirkin, ne kadar ayıp. Silah ne demek? Ölüm demektir. Sen silahlandırırsan biz de gider elinden alırız. Bedava Rus silahı olursa alırız ellerinden. Ve silahlı kuvvetlerinin envanterine kaydederiz.,Türk Silahlı Kuvvetleri’nin. Çok ayıp. Böyle çocuk gibi hemen intikamcı bir üslup falan olmaz.

Ayrıca bir etiket yapalım, ortalığı karıştıracaklar. “Türkiye Rusya kardeştir” diye bir etiket yapalım.Ne kadar kavgaya meraklılar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü konuşmasından bir bölüm şöyle Adnan Bey; “Türkiye uzun süredir iki buçuk milyon göçmeni topraklarında misafir ederken Avrupa ülkeleri sadece birkaç yüzbin mülteci akını ile endişeye kapıldı. Paris’teki saldırıyla yaşanan endişe paniğe dönüştü. Fransa’yı en iyi biz anlıyoruz, acılarını paylaşıyoruz. Nüfusu Müslümanlar’dan oluşan liderler olarak söylüyorum biz sorumluluklarımızın farkındayız. Batılı liderlerden de ırkçı ve İslam düşmanı görüşlere karşı daha güçlü bir duruş sergilemelerini bekliyoruz. Suriye meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulmadan ne mülteci nede terör sorununa çözüm bulunamayacağını görmemiz gerekiyor.”

ADNAN OKTAR:Türkiye’de on binlerce Rus vatandaşı var. PKK’lılar bayram yapıyormuş Türkiye Rus uçağını düşürdü diye ve Türkiye ile Rusya’nın arası açılacak, Rusya PKK’ya silah verecek, onları daha palazlandıracak diye heyecanlanmışlar. Yani erken bayram yapıyorlar. Bayram boğazlarına tıkanır akıllarını başlarına alsınlar.

Evet dinliyorum.                  

BÜLENT SEZGİN:Amerikan Ordu Sözcüsü Steve Warren, Rus pilotunun Türkiye tarafından gelen uyarılara cevap vermediğini söyledi. “Bu Türk ve Rus hükümetleri arasında bir olay. Biz Irak ve Suriye’de DAEŞ’a karşı planladığımız mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR:DAEŞ garibanlardan oluşmuş bir topluluk amma büyütüyorlar gözlerinde. İki saat konuşsalar hallolur. Nerede zavallı ezilmiş adam varsa oraya geldi. DAEŞDAEŞdiye dünyanın bir numaralı sorunu gibi gösteriyorlar.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Gölcük Donanma Komutanlığı’nda aramalarla ve casusluk davasıyla hatırlanan savcı Fikret Seçen geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki aramalarla ve casusluk davasıyla hatırlanan savcı Fikret Seçen geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

ADNAN OKTAR: Vardır bir bildikleri. Hayır, hayır her şeyde hayır vardır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü,Türkmenler’inIŞİD’e karşı çok önemli bir yerel savaş gücü olduğunu söyledi. Mark Toner günlük basın toplantısında konuyla ilgili soruları yanıtladı. Türkmenler’inIŞİD’e karşı önemli bir güç olduğunu belirten Toner, “Daha önce birçok defa söylemiş olduğum gibi Türkmenler,IŞİD’e karşı bizim desteklemeye çalıştığımız yerel güçlerden biri olarak çok etkili bir savaş gücü” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR:Türkmenler kabadayıdır tabii delikanlıdır. Ama IŞİD’e karşı zaten zavallı onlar. Onlar da çok perişan durumdalar. Müslüman’ı birbirine kırdırmanın alemi yok konuşmayla hallolur böyle şeyler. Oturur sohbet edersin,“Sen de Müslüman’sın bende Müslüman’ım hepimizin Allah’ı Kitap’ı aynı kardeşiz. Hristiyanlarda var, Musevilerde var hepimiz Allah’ın kuluyuz. Barış içinde yaşayalım.” De. Ne kadar güzel araziler, ne kadar güzel yerler. Yazık günah değil mi? Şu dehşete, şu korkuya ne gerek var? Silah kompradorları, silah zenginleri daha da zenginleşecek diye akıl almaz kepazelik meydana getiriyorlar. Sırf silah sanayine para akışı için, bütün olay bu. İnsan ölmüş, acı çekmiş hiç önemli değil adamlar için. Çok korkunç bir şey bu.

Çocuklar öyle büyük bir nimet ki ama bakımı da çok zor tabii. Dakika saniye dikkatini ayırmamak lazım. Çocuğu bahçeye, sokağa bırakıyorlar ben inanamıyorum çocuk nasıl sokağa bırakılır? Oğlum diyor bakkaldan ekmek al gel diyor dört yaşındaki çocuğa. Nasıl kıyıyorsun, nasıl yapıyorsun? İnanılır gibi değil. Neler olmaz? Allah vermesin. Değil mi? Binbir türlü tehlike var. Al yanında götür ayrı mesele ama tek başına gönderilmez.

“Ümmet düşmanı zalimler nasıl kardeş oluyor?” diyor Son Durak. Sen o kafayla bakarsan Şiiler Sünniler’e düşman, SünnilerŞiiler’e düşman. Sen Rusya niye Müslümanlarla uğraşıyor, işte niye kan döküyor diyorsun Sünniler’in döktüğü kan Rusya’dan daha fazla. Şii’nin döktüğü kan Rusya’dan daha fazla. Vahabi’nin döktüğü kan Rusya’dan daha fazla. Bunu hiç düşünmüyorlar. Akıl almaz bir cahillik ve acımasızlık dünyayı sarmış. Birde nasıl kıyıyorsunuz? Mesela uçak pilotusun uçakta gidiyorsun onbeş-yirmi bomba oluyor uçakta o düğmeye elin nasıl gidiyor kardeşim? Altta çoluk çocuk feryat figan edecek. Sen bombayı bırakıyorsun otuz saniye sonra, kırk saniye sonra feryatlar göklere yükseliyor. Çocukların ağzı burnu kopuyor, burunları kopuyor, kolları kopuyor. Kadınlar genç kızlar, delikanlı aslan gibi genç kızlar tanınmayacak hale geliyorlar. Nasıl sonra vicdanın el veriyor da uçaktan inip yemeğini yiyorsun, nasıl uyku uyuyabiliyorsun sen? İnsan aklını atar. Delirir insan böyle bir şey yapsa Allah vermesin. İnsanın beyni parçalanır bu nasıl bir vicdandır kardeşim? Aslan gibi delikanlı kızlar, delikanlı çocuklar, el kadar küçük çocuklar mahvoluyorlar. Kolu bacağı olmayan çocukların haddi hesabı yok, gözü yok, burnu yok. Pilot arkadaşlarıyla çak yapıyorlar, iniyor seviniyor. Mesela topçu ateşi yapıyorlar darmadağın ediyorlar ortalığı. Misket bombası atıyor mesela Suriye, içine şimdide tuğla dolduruyor bombanın içine bak, ahmaklara ahlaksızlara bak. Kaya taş, sokaktaki kayaları taşları toplayıp varilin içine dolduruyorlar barut da dolduruyor en ilkel şekilde yapıyorlar bombayı. İçine pamuk barutu dolduruyor, ne bulursa koyuyor, dinamit koyuyor, çorba gibi. Fitilini ateşleyip uçaktan aşağı atıyorlar akıl almaz bir infilak oluyor varilde olduğu için o taşlar bütün milletin başına yağıyor. Neyi kurtarıyorsun, neyi yapıyorsun? Şu zulme ne gerek var? Benim canım mesela benim bir tanem Sırp. Bosna’da Sırbistan’da benim aklımın ucundan geçmez ona muhalefet etmek,kuzu gibi tertemiz insan. Ne alakası var?Dünya tatlısı bir insan sen onu niye o şekilde suçluyorsun? Mazlumu niye ayırt etmeyi bilmiyorsun? Ayrıca suçlu varsa hapse koyarsın. Adam bombalamak ne demek? Ağzını burnunu kırmak parçalamak ne demek?Bu rezilliğe bir son verilmesi lazım. Birde normal karşılıyor. Baksana herkes coşuyor. Bak Son Durak isimli kişi, “Ümmet düşmanı zalimlerle nasıl kardeş oluyorsun?” diyor. Kardeşim sen düşman olmadığın birisini söyle. Karşı olmadığın birisini. Şunu seviyorum de. Tarikatlar birbirine düşman oluyor, birbiriyle konuşmuyor, görüşmüyorlar bu nasıl iştir?  Sünni, Şii akıl almaz nefret ediyorlar. Şiiler acayip dindardır. Çok şahane insanlar. Sünnilerde çok titizdir dine. Ne zorunuz? Toplantı yapmışlar Sünni-Şii kardeşliği diye sonra hadi bakalım namaz kılalım demişler Sünniler ayrı namaz kılıyor, Şiiler ayrı namaz kılıyor. Utanın, sonra bu basına yansıyınca utandılar bu sefer birleşmiş gibi yapmışlar yine ayrılar. Yan yana gibi duruyorlar basına yeniden resim vermek istemişler yine becerememişler. Yine iki ayrı gurup yan yana getirmişler. Dağılsana onların arasına. Birde namazı iade ediyorlar. Mesela Şiiler’den bir imamı başa geçiriyorlar namaz kılıyorlar namaz fasit oldu diye yeniden namaz kılıyor. Sünniler geliyor Şiiler’i namaz kıldırıyor namaz fasit oldu diye yeniden namaz kılıyorlar. Bu nasıl iştir ben anlamadım. Tertemiz mümin muttaki insanlar. Fazlaları var eksikleri yok.

Aynı hadislerde belirtildiği gibi gelişiyor olaylar. Ama Amik ovasından Hatay’dan oradan uzak durmak lazım. Orası özellikle hadislerde belirtilmiş bir yer. Aman aman oralarda olay çıkarmasınlar. Sebebe sarılalım. Tabii, çünkü son birkaç alamet kaldı, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının alameti. Şimdi desek ki alamet çıkmasın desek kan dökülmesin diye. Bu zahir ilmine göre olur ama batın ilmine göre olmaz. Biz zahirden sorumluyuz biz diyeceğiz ki aman savaş olmasın. Ama Hızır (a.s)’a sorsan “yok” der “savaş olacak” der. Biz deriz ki kan dökülmeyecek deriz, Hızır (a.s) “kan dökülecek” der. Biz deriz ki Hatay’dan uzak olsunlar, Amik ovasından; Hızır (a.s) öyle değil der. Biz zahirle mükellef olduğumuz için bizim dediğimiz doğru oluyor ama Hızır (a.s) kendi şeriatına göre onun dediği de doğru oluyor. İlmi batın, ilmi ledün, ledün ilmine göre dediği doğru oluyor. Ama tabii bizde vahiy olmadığı için, vahiy almadığımız içini vahiyle tembihlenmediğimiz için biz zahir ilmiyle mükellefiz.

“Çok tatlısınız Allah aşkıyla sevdiğim” diyor. “Sırp bayan arkadaşımızla dansınız şahaneydi. Bizde noktasal keskin bakışlar atıyoruz ama sevgi ve hayranlıkla” diyor.

Cihan Pehlivan, “Teknik ekip ses sıkıntılarına bakarsa seviniriz inşaAllah. Ses kısık ayar ve yüksek ayar olarak geliyor” diyor.

Volkan Şeramet, “Hocam sizi izliyorum. Felsefe derslerinden hiç hoşlanmıyorum Hocam çünkü Darwinizm kavramlarını uzun uzun anlatıyorlar.” Diyor.

Yakup Sezgin, “Hocam gerçekten çok beyefendi bir insansınız. “ O senin iyiliğin Allah razı olsun.

“Hocam Kuşadası’ndan selamlar, güzel müzik şöleni bekliyoruz ailemle, arkadaşlarla topluca seyrediyoruz” diyor.

Cevdet, “Hocam Yozgat sizi izliyor” diyor maşaAllah.

“Peki Türk devletinin Nusaybin’de yaptığı şiddete ne demeli? Bunu niye konuşmuyor kimse?” Serhat Acar. Nusaybin’de yapılan şiddeti PKK meydana getiriyor. Türk polisi canını ortaya koyup o şiddeti ortadan kaldırmaya çalışıyor.

“Masadakiler şampanya, şarap şişeleri midir?” Otuz kere gösterdik. Bir türlü rahatlamıyorlar. Yazıyor mu o şişenin üstünde?

EBRU ALTAN: Yüzde sıfır alkol.

ADNAN OKTAR: Sıfır alkol. Tamam, içki değil demek ki.

Evet dinliyorum Fikret Bülent. 

BÜLENT SEZGİN: Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü DmitriPeskov, Putin’in hava sahasını ihlal ettiği için Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından yaptığı açıklamaların askeri tehdit anlamına gelmediğini belirtti.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü DmitriPeskov, Putin’in hava sahasını ihlal ettiği için Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından yaptığı açıklamaların askeri tehdit anlamına gelmediğini belirtti.

ADNAN OKTAR:İşte böyle yumuşatıcı konuşmalar olsun. Yeni mi yapmış bu demeci?

BÜLENT SEZGİN:Evet son gelen haber.

ADNAN OKTAR: Ortalığı yatıştıralım, el-alemi güldürmenin bir alemi yok. Buna küfür güler, pislik adamlar güler. Ruslar temiz güzel insanlar. Putin’in delikanlılığına da bizim bir şey dediğimiz yok, kabadayılığına da bir şey demiyoruz ama olmuyor ki bu şekil. Dört kere sen hava sahasını ihlal edersen, Türk savaş uçağını da Suriye’de düşürürsen Türkiye de kendini işte bu şekilde korumak istiyor. Biz bunu takdir ediyor da değiliz, ben “oh oldu” da demiyorum. Ama buna yol açacak olaylara girmesinler. Senin ne işin var Türkmenlerle? Bunlar zaten kendi halinde gariban insanlar, kimseye zarı zoru yok. Türkiye’nin bir kenar köşesinde çadırlarda, oralarda yaşayan Türkmen köylüleri, mazlum insanlar. Elleme dursunlar, oraya niye uçak gönderiyorsun? Oraya niye helikopter gönderiyorsun? Niye bombalamaya kalkıyorsun? Bırak yaşasın adamlar.  Kabadayılık yapacak başka şey bulamadın mı? Kabadayılık bu şekilde kan dökerek olmaz, zalimliktir bu. Zalimlik ayrı kabadayılık ayrıdır. Bunun kabadayılıkla alakası yok.

“Bu gecenin karanlığında tek bir dolunay var o da sensin, apaydınlık pür nursun. Bu soğuk kış günlerinin tek güneşi var o da sensin, sımsıcaksın. Yolunu kaybedenlerin kılavuzu, sevgisiz gönüllerin tek çaresi sensin Sultanım” diyor. Estağfirullah. Bu güzel sözler sizlere ait, sizlerin güzelliğini anlatıyorsunuz.

Başka bir hanım kardeşimiz diyor ki; “Sesin emniyet ve güzellik sunuyor biz gariplere” diyor. “Uzaklarda sana hayran, sana hasret bu canlar var” diyor “Allah aşkıyla çok çok sevdiğimiz bir tanemiz, kıymetlimiz” diyor. Arzu Hanım yazmış.

Başka bir hanım kardeşimiz de diyor ki; “Çilekeş gecelerimin cezbe kadehi, aşk meyhanem” diyor. “Allah aşkıyla dolmak istiyorum Seyit Muhammet Aslanım” diyor. Hanım kardeşimizin sevgisini Allah daha da artırsın.

“Amik Ovasından uzak duralım, sebebe sarılalım diyorsun Allah aşkıyla sevdiğim. Hadis varsa bu iş zaten tamamdır, ne yapsak gereksiz” diyor. Ama biz zahire göre öyle diyeceğiz. Zahire göre kan istemeyeceğiz ama kan illaki olacak, şiddet illaki olacak batınında böyle. Ama biz ehli batın bir şeriata sahip değiliz, zahir şeriatına sahibiz, Kuran’a tabiyiz. Ama Hz. Hızır (a.s)’ın şeriatında bunlar helal. O zaman Allah’ın sunduğu ilme karşı sadece saygı duyabiliriz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, şu an iki etiketimiz listede aynı anda.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: SevgiBarışa Ulaştırır. TurkeyRussiaBrothers.

ADNAN OKTAR: Evet çok iyi olmuş.

Aydınlıkçılar Rusya’yı alkışlıyorlarmış, Türkmenler’e terörist diyorlarmış. Çok garip. Doğu Perinçek, nasıl içinden geliyor böyle bir şey hayret ediyorum?

Radikalleştikçe, şiddet arttıkça çöküş hızlanır. Böyle olmaz. Çünkü insanın doğasında var, şiddete karşı kendini savunma içgüdüsü var, o da şiddeti doğuruyor. Açık kapı bırakıp sevgiyi sonuna kadar insanlara sunmak lazım, dostluğu sunmak lazım, kardeşliği sunmak lazım. Koskoca insanlar bunu rahatça yapabilirler. İnanamıyorum ben. Dünya masonluğu artık devreye girsin. Onlar tabii biraz daha beklemeyi düşünüyorlardır benim kanaatim, 2019’u falan bekliyorlar. Pergelle iletkinin kesiştiği nokta 2019’u gösteriyor çünkü. Onlara da şimdi biz bunun dışına çıkın desek pek dinlemiyorlar. Dünyayı iletkiyle pergelle ölçüp biçiyorlar.

BÜLENT SEZGİN: “Türkiye Rusya Kardeştir” etiketimiz Türkçe olarak şu anda listede altı numarada şu an.

ADNAN OKTAR: Evet güzel.

“Rusya Komünist Partisi Milletvekili Kalaşnikof, “Rusya PKK ile ilişkilerindeki pozisyonunu destekleme yönünde yeniden gözden geçirmeli.” Bu çok tehlikeli olur. Rusya eğer teröristleri destekleyen bir ülke ise o zaman niye teröre karşı mücadele veriyor? Terörist bir ülke olur o zaman, terörizmin kalesi olmuş oluyor. Ne demek PKK’yı destekleyelim? Terörü destekliyorsan teröristsin zaten.

EBRU ALTAN: Şangay ekibinin kurulma amacı zaten terörle mücadele.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Bu eylem Türkiye’nin Rusya’ya dostluğunu ortadan kaldırmaz. Konuyu büyütmeye gerek yok. Etrafı yatıştırıp kaldığımız yerden devam edelim. Bunu büyük bir kavga haline getirmenin alemi yok. Bu konu unutulsun artık.

Rusya’da seksen altı bin Türkiye vatandaşı yaşıyormuş. Rus yetkililer tüm birimler yabancı ülke vatandaşlarına verilen belgeler ve özellikle vizeler konusunda kişisel sorumluluk taşıyacakları uyarısında bulundu. Bu çok ayıp böyle şeylere tenezzül etmek yani “oradaki Türk vatandaşlarını rahatsız ederiz, Türkiye’den gelişlerini engelleriz.” Hepsi gelir Türkiye’ye. Kar mı edeceksin? İşçiler var, mühendisler var. Bu Rusya ekonomisine çok ciddi bir zarar verir.

MURAT BEY:Rusya’nın en büyük inşaat firmaları Türkler.

ADNAN OKTAR: Tabii. Çok büyük zarar verir. Öfkeyle kalkan zararla oturur, böyle bir şeye girmeyelim. Bu konu bu kadar uzamasın, dallanıp budaklanmasın. Artık aleyhte demeç vermeyi durdursun Rusya. Tek bir aleyhte demeç olmasın, bu zaten dozu çok yüksek şuan. Bunu burada durduralım konu kapansın.

NATO da açıklama yaptı “o bölgede IŞİD diye bir unsur yok” diyor NATO. Dolayısıyla Rusya’nın orada işi yok. Gariban Türkmenler var, kendi halinde insanlar. Başka, boğuşacak bir ruh taşıyorsan o ayrı mesele boğuşma ruhu varsa o ayrı mesele. Ne istiyorsun oradaki garibanlardan? Nerenin IŞİD’i? Hayal görüyorsun, orada IŞİD diye bir şey yok. Türkiye’nin dostu olan, seven, gariban, fakir fukara insanlar yaşıyor orada. Hiç kimse bunu körüklemesin, bu konu bitsin.

“Adamlar Türkmenler’e ölüm yağdırıyor. Hani sen Türk dostuydun?” Ne yapmamı istiyorsun? Rusya’ya savaş mı açmamızı istiyorsun? Kan gövdeyi mi götürsün, dünya birbirine mi girsin bunu mu istiyorsun? Milyonlarca, yüz milyonlarca insan mı ölsün bunu mu istiyorsun? Ortalığı yatıştırıyorum daha ne istiyorsun işte? Sevdiğim için yatıştırıyorum. Rusları da seviyorum ben, Türkleri de seviyorum. Onlar da nur gibi insan, onlar da nur gibi insan. Acıyorum, şefkat duyuyorum ve kavgayı yatıştırıyorum. Kavga olduğunda yatıştırmak farzdır. Niye kavgayı körüklüyorsunuz?

Hüseyin Taşyurt; “Merhaba Hocam, masadaki konuklarınız da sizin gibi iyi niyetli insanlar. Beni programa bağlayan o güler yüzünüz ve sevecen ruhunuz. En derin saygılarımla iyi yayınlar” diyor. Güzel bakıyorsun, güzel görüyorsun.

“Bunlar safsata. Bize Rus’u mu sevdireceksin? Sen seviyorsan hata sende.” Bak görüyor musun? Mübarek Hurma Gökhan Vural. Sevgisizlik bak nasıl bağrını sarmış? Rusya’da böyle elma yanaklı küçük küçük minik çocuklar var aslan gibi delikanlı kızlar var, yaşlı dedeler var, tertemiz insanlar var. Niye dehşeti istiyorsun? Niye savaşı istiyorsun? Yazık günah, hiçbiri öldürülmesin kardeşim. Niye asmak, kesmek, düşmanlık? Bunu yaptıkça işte IŞİD çıkıyor, Taliban çıkıyor, El-Kaide çıkıyor, terör grupları çıkıyor ve devlet terörü çıkıyor bu sefer. Bak adam ne diyor? “Ben orada IŞİD var onları öldüreceğim.” Halüsinasyon görüyor. Öldürme ruhu oturmuş, eline kan bulaşmış, suratı kanın içine girmiş kan istiyor. Artık her yeri adam IŞİD görüyor. IŞİD dahi olsa sen IŞİD’i vurmuş olmuyorsun ki orada avamı, halkı, mazlum Müslümanları vuruyorsun. Ayrıca IŞİD’i niye vuruyorsun? Onlara da merhametle yaklaş, düzelt, anlat. Bir kelime doğrusunu anlattın mı? Anlatmadın. Hayır, desen ki “ben anlattım, konuştum, dinlemediler” desen ben seni yine bir dinleyebilirim, sözünü. Ne konuşuyorsun acaba diye dinleyebilirim. Ama tek kelime konuşmamışsın daha.

Çağrı; “Sen kardeş ol Rusya’yla, biz değiliz” diyor. İyi şey yapıyorsun sanki. Şu lafa bak. Rusya’yla da kardeşiz, Sırbistan’la da, Bulgaristan’la da, Yunanistan’la da. Yunanistan geldi burada yuhaladınız adamları. Müthiş saygısızlık, terbiyesizlik. Yunanlılar nur gibi bayağı güzel insanlar, dostumuzdu yıllarca beraber yaşadık. Bu ne sevgisizlik? Arap geliyor, Arap düşmanlığı. İşte onlar kalleştir şöyledir böyledir. Rus geliyor Rus’a düşman. Ermeni geliyor Ermeni’ye düşman, Yunanlı geliyor Yunanlı’ya düşman. Sevdiğin hiç kimse yok mu senin? İran’ı Pers diyor zaten onlara gıcık oluyor, İranlı’ya. İsrail’de sporculara demediklerini bırakmadılar. Genç kız, ne kadar ayıp. Özellikle genç kıza yuh çekmek, hakaret etmek ne kadar korkunç bir şey. O sana güvenmiş kardeşim, sana namusunu, hayatını emanet ederek gelmiş, nezaket göstermiş. Senin delikanlılığına güveniyor, sen delikanlılığını yok etmiş oluyorsun. Emanet gelmiş misafire böyle davranılır mı?  Ne kadar çirkin ne kadar büyük terbiyesizlik.

Murat Karakaya; “Rusya DAEŞ bahanesiyle Türkmenlerimize vuruyor. Sen kalkmış “Türkiye Rusya kardeştir” diyorsun.” Şimdi senin istediğin, savaş benim anladığım. Kardeşim yatıştıralım. Rus halkının bir suçu yok. Orada Rus derin devletinin suçu var. Ona ne diyorsan de ama Rus halkına niye tavır alıyorsun? Milyonlarca, yüz milyonlarca Rus kardeşimize tavır alıyorsun. Sen Rusya’nın katillerine tavır al. Oranın şiddet uygulayan zalimlerine tavır al. Ben onlara tavır alıyorum, onların yaptığı ahlaksızlığı lanetliyorum. Ama Rus halkını biz seviyoruz. Onlara laf söyletmem. Onlarla biz dostuz, kardeşiz.

Son Durak; “Bu millet Moskof gavurunun da onu destekleyenlerin de hepsini keser haberin olsun” diyor. Moskof dediği bütün Ruslar. Kardeşim bak, katiline nefret et onu kanunla hukukla cezalandır, lanet de edebilirsin zalime. Ama Rus halkının burada suçu ne? Mazlum çocukların, annelerin, kızların, delikanlıların burada suçu ne? Moskof diye hepsini damgalıyorsun. Öbürü de diyor ki “ne kadar Türk varsa hepsini göndeririz” diyor. Onların suçu ne, ne yapmışlar? Bu kafa bak neyi getiriyor bunu düşünmüyorlar, çok dar düşünüyorlar, ufukları çok dar.

VelatPeres. En azından HADEP’li diyelim de anlayın ne demek istediğimi, o tarz bir şey. “Hani sen komünizmi bitirecektin?” Komünizm neyle biter? Sevgiyle biter. Komünizmin özelliği ne? Şiddet ve dehşet, acımasızlıktır. Sevginin yıkmayacağı hiçbir deccal rejimi yoktur.

“TürkiyeRusya kardeştir.” Adnan Hoca Rusya’dan gelecek kediler için bu tagi etiket başlatmış ola ki ambargo mevzusu kedi kalmayacak sonra piyasada” diyor. Bak bunun da derdine bak. Rus kızlar gelecek diye ne olur ne olmaz Rus kızların gelmesi kesilir diye tedirgin olduğumu o yüzden Rus kızların gelebilmesi için bunu yaptığımı iddia ediyor. Al bir tane daha. Bu nedir ben bunlarla ne yapacağım, ne anlatayım ben bunlara?  Ne anlatsan oradan girip oradan çıkıyor. Çok güzel Rus kızlar, doğru. Yazık ben onlara kimseye zarar verdirtmem. Çocuklar acayip şekerler. Ben bir kere Rus büyükelçiliğinin önünden geçiyordum çocuklar toplanmışlar. Kıştı böyle yanaklarının hepsi kıpkırmızı, ağızları da şöyle kırmızı damla damlatılmış gibi, ağızları da küçücük. Acayip şekerler ama çocuklar bağırıp çağırıyorlar Rusça sert ifadelerle, onlar da hiç umursamıyorlar küçük ufak kürk gibi kıyafetler giyinmişler gayet gürbüz bir şekilde herhalde oradan okula götürüyorlardı anladığım kadarıyla. Ama tatlı güzel insanlar Ruslar, bayağı güzeller. Komşularımız hepsi güzel insanlar, ben hiçbirine zarar verilsin istemiyorum. Git onların itiyle çakalıyla uğraşıyorsan uğraş, halka ben zarar verdirtmem. Tertemiz insanlar, hiçbir olayın içine girmemiş, ne alaka?

“Hocam pozitif enerjiniz hayatımızı olumlu etkiliyor iyi ki varsınız” diyor.

Mahmut Eroğlu; “Hocam NATO’nun Türkiye’ye cephe almasını nasıl karşılıyorsunuz?” Öyle bir şey yok nereden çıktı?

Mesela bizim Nadya Rus’tur, Rus asıllıdır. Dani Bulgar asıllıdır. Rum olan kardeşimiz var. Üç Musevi kardeşimiz var. Bu nasıl bir kafadır? Benim soyumda Araplık da var, Çerkezlik de var, Nogaylık da var. Bu nasıl bir kafa?

Türkiye-Rusya kardeştir. Rus halkını ben çok seviyorum. Rus insanlarını çok seviyorum, hiçbir şey de dedirtmem. Seviyoruz ve seveceğiz de yani. Zalimlerine Allah lanet etsin. Nur gibi insanlar. Ben masum Rus halkına laf ettirmem.

Şimdi Putin’in hatası şu, böyle kabadayılıktan hoşlanan çocuklar, gençler onun kabadayılığını takdir ediyorlar. Mesela gidiyor iş adamlarına racon kesiyor, orada burada racon kesiyor, hoşlarına gidiyor. Ama bu tip şeylerde büyük bir tehlike arz ediyor bu. Kabadayılık, efendiliktir, nezakettir, merhamettir. Koruyup kollamaktır. Olur mu? Türkmen köyüne gidiyorsun orada çoluk çocuğu Rus uçaklarına bombalatıyorsun bunun delikanlılıkla alakası yok ki. Bu çirkinlik, çok korkunç bir şey, buna hiçbir şekilde müsaade etmemen lazım.

Fikret dinliyorum.   

KARTAL GÖKTAN:Levent Gültekin Diyarbakır’a gitmiş gazeteci yazar. Orada hendeklerin arkasına saklanan silahlı PKK’lı teröristleri, hendeklerin arkasında nöbet tutan silahlı gençler olarak tanımlamış. Gültekin yazısında bu gençlere “yapmayın etmeyin, ölmekten öldürmekten başka yollarda var”  demeyi çok istediğini ve orada ellerinde silahlarla ne yaptıklarını hiç anlamadığını söylemiş. “Bu çocuklara yaptıklarının en çok halka zarar verdiğini anlatacak, onları sonu ölüm olan bu çılgınlıktan vazgeçmeye ikna edecek bir aklın olmaması beni ayrıca hayrete düşürdü. Çünkü ben oradayken bir müdahale yoktu. Etrafta öyle yoğun bir güvenlik tedbiri de görmedim” yorumunda bulunmuş.

ADNAN OKTAR: Kardeşim işte sevgiyi, dostluğu, kardeşliği yayarsak, şu Darwinist eğitime de bir son verirsek, yani Darwinizm’in gerçeğini anlatırsak, bak Darwinizm anlatılmasın demiyorum, anlatılsın. Çok kapsamlı anlatılsın. Fakat cevabı tam anlamıyla verilsin. Bilimsel gerçekler gençlere sunulsun, istediğimiz bu.

Mesut; “Selam Hocam” Aleyküm Selam. “Sizin ağzınızdan çıkan her sözcüğü tweetlemeimkanımız olsa dünya sevgi dolar. O gün İslam dünyaya hakim olur.” İnşaAllah.

Sevda Bulut; “MaşaAllah Azeri parçasının seslenmesi, Azeri kardeşlerimiz ve benim için de çok hoş oldu.İnşaAllah notaları da bulup göndereceğim. Teşekkür ediyoruz.”

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN:“Türkiye Rusya kardeştir” etiketi şuan dört numara. 

ADNAN OKTAR: Tabii ki doğrusu bu. Biz Rus halkını seviyoruz. Hepsi bizim canımız.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:Soner Yalçın Atatürk’ün İslam toplumları için en önemli insan olduğunu belirterek şunları söyledi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor.

KARTAL GÖKTAN: “Atatürk salt ülkesinin büyük kurtarıcısı değil, İslam’ı sokulduğu karanlıktan çıkarmaya çalışan bir devrimciydi.”

ADNAN OKTAR: Güzel doğru söylemiş.

KARTAL GÖKTAN: “Atatürk İslam toplumları için büyük bir fırsattı. Hristiyanlıkta reform İncil’in Latince’den çevrilmesiyle başladı. Atatürk bunu beş yüz yıl sonra yapınca ortalık karıştı ve tartışma hala sürüyor. Atatürk devrimleri İslam coğrafyasına hakim olsaydı IŞİD mi olurdu?” dedi.

ADNAN OKTAR: Yerden göğe kadar haklı, doğru söylüyor. O zaman işte Atatürk’ün anlattığı Kuran Müslümanlığını, sahabe Müslümanlığını her yerde anlatalım. İslam’a tavır alarak değil, gerçek İslam’ı anlatarak olur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Çin ordusuna bağlı özel kuvvetler birliklerinin Uygur Türk bölgesinin batısındaki dağlık bir bölgede mağarada saklanan on Uygur Türkü’nü alev silahıyla diri diri yaktığı açıklandı.

ADNAN OKTAR: Çok büyük bir zulüm. Buna ait eğer detaylı bilgi edinebiliyorsak o bilgiyi edinelim. Çin büyükelçisini daha önce çağırmıştık. Bize bilgi vermişti olaylar hakkında. Yine böyle biriken başka konular varsa ve bu konuyu da görüşmek üzere yeniden Çin büyükelçisini çağıralım. Kibar bir insan, konuşabiliriz.

Neşet Ertaş Rahmetli çok muhteşem sanatçı. Allah mekanını cennet etsin.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz şu an üç numara oldu Adnan Bey. “Türkiye Rusya kardeştir.”

ADNAN OKTAR: Bakayım. Kardeşim tabii ki. Ruslar kuzu gibi insanlar. Bayağı efendi ve çok mütevazı oluyorlar. Yüz milyonlarca insanı nasıl tek bir olay yüzünden insan gözden çıkartır. Olur mu öyle şey? Yani yöneticiler de körükleyici üslubu bıraksınlar. Rus yöneticileri çok büyük hata yapıyorlar. O ona şirin görüneceğim, o ona şirin görüneceğim diye birbirlerini batırıyorlar. Gerek yok. Kadirov da öyle panik olmasına gerek yok. Yani Türkiye’ye tavır alacak üsluplar falan ona yakışmaz. Hadi çekindi korktu diyelim ama bu kadarla bıraksın.

MURAT BEY:Adnan Bey genelde savaşı destekleyen söylemler yapıyorlar. Mesela Suriye’de atak yapacağı zaman, bugün hava durumu programında bugün hava çok güzel pilotlarımız güzel vurabilirler, görüş çok net diye söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu çok ahlaksızca bir şey yani çocuk öldürmek, kadın öldürmek için çok müsait. Sen de katil oluyorsun o da katil oluyor. Cinayete teşvik de katliamdır, katilliktir. Hepsi ahlaksızlık. Yani o arkadaşlar için söylüyorum o kişiler için.

Ahir zaman buram buram oluyor. Ben kimseyi aldatmadım doğru söyledim yalan söylemedim. Ahir zaman doğru, Mehdiyet doğru. İsa Mesih’in inişi doğru. İslam’ın dünyaya hâkim olması doğru. Ahir zamanın içinde olduğumuz doğru ve olaylar o yönde gelişiyor. Yani olaylar daha da şiddetlenecek onu da söyleyeyim. Söylediğim herhangi bir sözün çıkmadığı da olmadı gördünüz.

Amik Ovası’nı göreyim haritada bana gösterin.

Kardeşim siz ne yaparsanız yapın ben Rus halkını seviyorum severim. Milletçe de seviyoruz biz dostuz arkadaşız. Bu işin içinde en fazla on beş-yirmi kişi vardır kapışan. Onlar kendi aralarında kapışıyorlar o bizi ilgilendirmez. Biz Türk milleti olarak Rus halkını seviyoruz. Rus halkı da bizi çok severler. Bizim birçok arkadaşımız Rus’tur. Kapışmaya meraklı, savaşmaya meraklı olanlar var. Rus derin devleti içerisinde, boşa çırpınıyor onlar. Rus halkı onları tecrit eder zannettikleri gibi olmaz. Putin’e de sahip çıkarlarsa bu belalı güruhtan onu kurtarmış oluruz.

Bence dünya görüşü böyle olması gerek. “Yaşamak bir ağaç gibi tek, hür ve bir orman gibi kardeşçe sine” Nazım Hikmet Ran. Çok güzel Nazım Hikmet’in sevgi ile dostluk ile kardeşlik ile ilgili sözleri şiirleri nefistir. Allah gani gani rahmet etsin. Ben Müslüman olduğuna inanıyorum onun.

BÜLENT SEZGİN: Amik Ovası’nı sormuştunuz Hocam.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Hangi bölge?

BÜLENT SEZGİN: Hatay’ın yeşil bölgesi. Hatay burası Amik Ovası şu bölge.

ADNAN OKTAR: O bölge, peki bu olayların olduğu yer nerede?

BÜLENT SEZGİN: Bunun altı hemen altı.

ADNAN OKTAR: Çatışmanın olduğu yer neresi?

BÜLENT SEZGİN: Hatay’ın hemen altı Türkmenler’in olduğu bölge.

ADNAN OKTAR: Nasıl?

BÜLENT SEZGİN: Türkmenler’in olduğu bölge Hatay’ın alt kısmı hemen.

ADNAN OKTAR: Şimdi ana haritaya geç sen. Bölgeden bundan çık. Türkmen Dağı’nı gördük evet. Amik Ovası nerede oluyor burada? O zaman tam hadiste olayın olacağı yer. Evet, o bölgede büyük bir çatışma yaşanabilir. Tabii biz Cenab-ı Allah’ın bu felaketi üstümüzden kaldırmasını isteriz. Ama kaderde varsa olur. Amik Ovası’ndaki çatışma bin dört yüz yıl önce Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilmiş. Ama biz Amik’te böyle bir çatışma olsun demeyiz. Hadiste olmasına rağmen demeyiz. Çünkü o zahir ilmine göre biz diyemeyiz. Deminde söyledim. Ama batın ilmine göre Hızır (a.s) asayı oraya vurursa pergel orada döner. O zaman yapacak bir şey pek olmaz Allah’ın dilemesiyle. Daha öncede Reyhanlı’da patlama olmuştu Amik Ovası çevresinde. Bölgede çatışma kışkırtılıyor benim gördüğüm. O olayın olmasını istiyorlar benim gördüğüm. O olay olur, eninde sonunda olur Allahualem Peygamberimiz (s.a.v.) söylediyse olur. Ama inşaAllah öyle dendiği gibi yani geniş çaplı değil de dar çaplı bir olaydır belki. Öyle düşünelim. Veyahut işte bu ve bunun kadar bir olay olarak kalsın inşaAllah. Yani Amik’teki çatışma. Çünkü hakikaten büyük bir olay bu ilk defa oluyor, Rusya ile Türkiye ilk defa karşı karşıya geldiler. Yok Amik Ovasızaten öyle çok çok da büyük bir ova değil. Ova ama orada bir olaydan bahsediyor hadis. Ama belki yerel bir olaydır bu olayların normal akışı içerisinde. Bütün ovayı dolduracak, oraya milyonlarca insanın dolması mevzu bahis, zaten mantıklı olmaz öyle bir şey. Ama orada bir hadise olacak diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bir olay olacak diyor. Belki de işte tetikleyici bu olaydır, dar planlı bir şeyde olabilir.

1950’den beri ilk defa bir NATO üyesi ülke Rus uçağı vurdu. İlk defa oluyor 1950’den bu yana.

IŞİD, El Kaide gibi örgütler şeytan gibi gösterilip, liderleri de medyada sürekli kendilerini tahrik edip dolduruyorlar. Halbuki IŞİD’i parçalayalım, sen daha öldürmedin mi onları? Sen ne duruyorsun, sen IŞİD’ci misin yoksa?  Haşa ağabey ben diyor IŞİD’i paramparça yaparım. Bir cinnet hali geldi IŞİD’le ilgili olarak. Halbuki bir avuç adam oradakiler. Dünyadaki terörü dehşeti görmüyorlar bütün dikkati oraya verdiler. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz ve daha pek çok gazeteci, bakanlar kurulu listesini Sayın Davutoğlu’nun istediği kişilerden değil Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine yakın gördüğü kişilerden oluştuğunu ve Sayın Davutoğlu’nun bu konuda geri planda kaldığını iddia ediyor. Mehmet Yılmaz da son yazısında Başbakan Davutoğlu’nun mahiyette başbakanlığa zaten dünden razı olduğunu ve kendi seçtiği isimlerin bakanlar kuruluna girememesini bu yüzden pek de umursamadığını öne sürdü.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şu laf mı? Tayyip Hoca’yla Ahmet Davutoğlu arasında ne fark var? Elmanın iki yarısı gibiler. Onlar zaten kardeş. Onlar klasik siyasete alıştıkları için, klasik siyasette muhalifler birbirlerine bayağı zıttırlar. Birbirlerini çekemezler. Ama burada din esaslı, İslam esaslı bir ruh felsefe olduğu için kimin ne olduğu önemli olmuyor. Yani kardeşlik prensibi esas oluyor. Onu bilmedikleri için şaşırıyorlar. Daha hala bunlar nasıl birbirine düşmedi, nasıl bu bunu kabul ediyor? Hayretler içinde kalıyorlar. Halbuki Kuran’a uyuyor ikisi de. Kuran’a uyduğu için ikisi de kardeş. Ne fark eder? Ha onun dediği olmuş ha onun dediği olmuş. Müslümanlar bir ümmet oluyor. Birbirinin aynı görüşte olurlar. O yüzden onlarda bir muhalefet aramasınlar öyle bir şey olmaz.

Cumhuriyet tarihinde de hiç Rus uçağı düşürmek yok. Bizde öyle bir şey olmamış. Ama orada tabii Türkmen kardeşlerimizin şehit edilmeleri, o çocukların dehşet ve vahşet ortamlarına terk edilmesi bütün Türkiye’yi gerdi. Orduyu da çok gerdi. Kendi onurunu ayaklar altına aldırttırmaz hiç kimse. Ölümü göze alır bunu kabul etmez. Bir uçak müdahalesi olmuş, Rusya bunu inkar etmesin. Yani radar dökümleri, teknik dökümler bunu açıkça gösteriyor. Radar çıkışlarında Türk kara sahasına girdiklerini görüyoruz. Neyini inkar ediyorlar? Vurulması doğru muydu? Ben olsam vurmam. Sadece uyarırım. Ama bu kadar gerilim bunu getiriyor işte. Sonucunda bunlar oluyor. Konuyu uzatmadan tatlılıkla bağlamak lazım.

“Rusya, Suriye benim Türkmen kardeşlerimi katledecek ben hala sevgiden barıştan bahsedeceğim.” Demir Seçkin. İlk kaba mantıktır senin bu dediğin. Yani derin düşünmeyen bir insan vay sen benim kardeşime nasıl böyle yaparsın? İşte bende senin ülkene vatandaşlarına ne gerekirse yapacağım kafa bu. Rus halkını burada suçu ne? Suçu yok, bitti o zaman hiç konuşmana gerek yok. Suç işleyen kimse git onun yakasına yapış. Bunlarda on-yirmi kişi en fazla.

NATO açıklama yapmış, “Elimizde olan bilgi diğer müttefiklerle uyumlu ve Türkiye’nin bilgilerinin doğru olduğunu gösteriyor.” Türkiye öyle bir münasebetsizlik yapmaz, gereğini yapar. Ama diyoruz uçak düşürmek bence çok ürkütücü bir şey. İnsan öldürmek, uçak düşürmek, helikopter düşürmek dehşet verici.

ERDEM ERTÜZÜN: İki kişi yaralanmıştı düşen parçalardan dolayı bir kişi ameliyata alınmıştı.

ADNAN OKTAR: Uçağın düşmesinden. Allah korumuş tabii bir topluluk alanı, bir şehre düşse.

“Sizinle beni Esfer (Rum’lar) arasında sulh olur.” Yani önce olaylar yatışır diyor “sonra onlar muadeyi bozarlar (anlaşmayı bozarlar) ve on iki bin kişilik seksen fırkalık bir kuvvetle üzerinize yürürler.” On iki bin kişi fazla bir kalabalık değil. Bu Amik Ovası’nda olacak diyor. Amik bölgesinde. İnşallah öyle bir çılgınlık yapmazlar. Bu Hz. Mehdi (a.s)’nin çıkış alametidir. Son alametlerden bir tanesi. “Benim soyumdan ismi ismime uygun bir vali” Hz. Mehdi (a.s)’ a Peygamberimiz (s.a.v.) vali diyor. Mehdi (a.s), “Mehdiye kadr edecekler” diyor kadr ettikten sonra, yani kıymetini bilmeyecekler. Aksi hareketler olacak “Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Müslümanlar mücadeleye devam eder sonra Konstantiniye (İstanbul’u) fethederler. Tam bu sırada ise” diyor “deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır şeklinde bir ses duyulacaktır.” Herhalde PKK milletin çoluğuna çocuğuna el koyacak. Evlere girip çocuklara el koyuyor ya. Bu haberde yayılacak o devirde diyor. PKK’nında kuduracağı söyleniyor.

Hz. Mehdi (a.s)’ın kaderinde yenilmek yok. Biz Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz, Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüz. Ona ortam hazırlıyoruz. Ama Hızır (a.s) her yerde geziyor. Nerede gezer? Ahir zamanın olaylarının olacağı yerlerde gezer. Ovada tek başına gezer. Ayağını da vurursa ortalık karışıyor işte.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz şu an iki numara Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: “Türkiye Rusya kardeştir.” Tabii ki. Biz Rusları canımız gibi seviyoruz. Çok güzel insanlar. Ama zalimlerine de Allah lanet etsin. Zalimlerini sevmiyoruz. Mazlum Rus halkına fiske kondurmayız.

Dediklerim doğru. Aynen Resulullah (s.a.v.)’in dediği gibi olaylar kelimesi kelimesine gerçekleşiyor. Cetvelde pergelde en ufak bir hata olmuyor benim gördüğüm. Usta çizilmiş kader.

Allah ayette diyor ki Büruc Suresi 20’de;  “Allah ise, onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır.”(Büruc Suresi, 20) Arkalarından. Şimdi ekrana bakıyoruz biz, bu ekran pırıl pırıl değil mi? Arka kısım? Görmüyoruz. Allah ne diyor? “Arkalarından sarıp kuşattım hepsini” diyor. Biz Allah’ı göremiyoruz ama Allah bizim gördüğümüz görüntünün tamamını görüyor. Bizim her şeyimizi biliyor. Biz bakarken bizim gözümüzden Allah da balkıyor aynı anda.

GÜLEN BATURALP: Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, “Gözler onu idrak edemez, O ise tüm gözleri idrak eder” buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Evet. “Onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır.” Adam mesela tam azgınlığı içindeyken arkasından Allah çeker cehennemin içine sokar. Adam aramızda zannederiz halbuki o cehennemin batağına yuvarlanmıştır. Haberi bile olmaz. O zannediyor ki illa bir gün hastalanır, ölür ondan sonra aşama aşama. Bir anda Allah cehennemin içine devirebilir. Arkasından tutar çeker.

“Deccal insan değil şeytandır” yani insan şeklinde şeytandır. Bir adada zincire vurulduğunu söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). Deccal meşhur Kahin Şık neslindenmiş. Şık isimli bir kahin var Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanında. Peygamberimiz (s.a.v.) çıkacağını da haber veriyor, Kahin Şık. Şöyle; yaratılıştan bir patolojiyle yaratılmış Kahin Şık, başı göğsünün içinde, baş kısmı. Başı yok sadece gövde, başı göğsünün içerisinde öyle bir yaratılışı var Kahin Şık’ın. Ciğerleri var ama arka kısımda oluyor bir patoloji olarak o şekilde. Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle şehadet alemine çıkmış olayları cinler yardımıyla söylüyor ama şehadet alemine çıkmış olayları. Deccal, Allah olduğunu iddia ediyor. O adadaki şahıs da kendisinin Allah olduğunu söylüyor, “Tanrı oldum” diyor. Değil mi?

“Şeytanlar zuhur edip yalan haberler getirecek ve insanlar bunlara inanacak” diyor. “Kıyametin yaklaştığını belirtecek alametlerin birisi de Hz. İsa (a.s)’ın inmesidir. Bu babda Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Ehli Kitap’tan hiç kimse yoktur ki” şeytandan Allah’a sığınırım “ölümünden evvel ona (İsa Mesih’e) iman etmesin.” Şimdi nasıl olacak o? O zaman adam yaşıyor, İsa Mesih’in hayatta olması lazım ki görüp ona iman etsin. Ve “hepsi iman edecek” diyor ayet. Bak, “Ehli Kitap’tan hiç kimse yoktur ki.” “Tamamı iman edecek” diyor, bu Kuran ayeti. “Şüphesiz o saat kıyamet için bir ilimdir.”

Benim güzel Dedem (s.a.v.) oturup konuştuğu zaman vahiy bekliyormuş, talebeleriyle, sahabelerle otururken Mele-i Ala’ya iştiyak duyarak çok sık nazarını semaya dikiyormuş, Cebrail (a.s)’ın gelişine. Geldi de görmedim mi acaba gibisinden. O çünkü kanatlı olarak geliyor. O ilk heyecandan sonra onu atlatıyor Peygamberimiz (s.a.v.) sonra normal karşılıyor. İlkinde çok müthiş fenalık geçiriyor, hanımı yardımcı oluyor. Ama onun dışında onu görüyor, uzaktan görüyor veyahut geldiğinde yakınında zaten görüntü olarak görüyor veyahut ses olarak duyuyor.

Buhari ve Müslim’de; “Peygamberimiz (s.a.v.)’e vahiy geldiğinde iyice kendisine dikkatlice baktım, şiddetli bir şekilde nefes alıp verdiğini gördüm” diyor “gözlerinin ve şakaklarının iyice kızarmış olduğunu gördüm.” O basıncın etkisiyle, o boyut farklılığının etkisiyle vücudu çok şiddetli tepki veriyor. “Bana vahiy geldiğinde” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “bazen çıngırak sesi gibi ses duyuyordum” diyor. “Beni sarsıyordu” diyor “bu sarsıntı geçer ben sabitleşip sakinleşiyorum sonra. Ama çok zorlanıyordum” diyor “o çıngırak sesi gibi geldiğinde. Çok güçlü etki yapıyordu vücuduma” diyor. “Resulullah (s.a.v.) üzerine vahiy indiği zaman neredeyse bayılacak gibi olurdu.” Azap ayetleri geldiğinde çıngırak sesi gibi ses geliyormuş, zincir sesi gibi. Sırf azap ayetlerinde ama. “Resulullah (s.a.v.)’a vahiy olarak ilk başlayan şey uykuda gördüğü salih rüyalar idi.” Yani samimi açık rüyalar idi. “Rüyada her ne görürse sabah aydınlığı gibi aynen vukua geliyor idi.” Mesela Bediüzzaman da diyor, yeminle söylüyor, talebeleri de buna şahit “Akşam rüyamda olacak olayları ertesi gün en ince detayına kadar görüyordum” diyor. “Az bir tevil farkıyla” diyor “biraz tevil farkıyla aynısıyla görüyordum” diyor. Ama yeminle söylüyor Bediüzzaman. “Allah adına yemin ediyorum” diyor. “Bu esnada ona yalnızlık sevdirilmişti” Resulullah (s.a.v.)’a. “Hira Mağarası’na çekilip orada ailesine dönmeksizin bir kaç gece tek başına kalıp” birkaç gece kalıyor bak tek başına, dağda “ibadette bulunuyordu. Bu maksatla yanına azık alıyor, azığı tükenince Hz. Hatice’ye dönüyor yine aynı şekilde azık alıp yine tekrar gidiyordu.” Sürekli mağarada yalnız kalıyor. “Bu hal kendisine Hira Mağarası’nda hak gelinceye kadar devam etti.” Bak çok acayip mesela Allah ilhamla, normalde mağaraya çekilmesi için hiçbir sebep yok. Çok yüksek bir mağara oraya çıkış bayağı güç görmüşsünüzdür resmini. Çok yüksek bir yer. “Bir gün melek gelip Resulullah (s.a.v.)’a “oku” dedi. “Aleyhisselatü vesselam “ben okuma bilmiyorum” cevabı verdi. Peygamberimiz (s.a.v.) “ben okuma bilmiyorum” deyince melek beni tutup kucakladı, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı. Tekrar: 'Oku!' dedi.” En korktuğu şey bu Peygamberimiz (s.a.v.) korktuğu derken fenalık geçiriyor bunda, baygınlık geçiriyor. İlk bu olan.  “Ben tekrar: 'Okuma bilmiyorum!' dedim. Beni ikinci defa kucaklayıp takatim kesilinceye kadar sıktı.” Bak 'takatim kesilinceye kadar sıktı.  “Sonra tekrar bıraktı ve 'Oku!' dedi. Ben yine: 'Okuma bilmiyorum!' dedim. Beni tekrar alıp, üçüncü sefer takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” şeytandan Allah’a sığınırım “O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin kerimdir, o kalemle öğretti, insana bilmediğini öğretti.” (96/Alak, 1-5) dedi. Hz. Musa (a.s) da dağa çıktığında biliyorsunuz Cenab-ı Allah ona “taş tabletler getir yanında” dedi, vahiy gelince çekiçle kalemle o gelen vahyi yazdı Hz. Musa (a.s). Onun için masonlukta kalem kutsaldır. O taş ustası kalemi, çekiç de kutsaldır, tablet kutsaldır masonlukta. “Resûlullah (s.a.v.) bu vahiyleri öğrenmiş olarak döndü. Kalbinde bir titreme (bir korku) vardı. Hatice'nin yanına geldi ve: 'Beni örtün, beni örtün!' buyurdu.” Aslında burada çok sakin anlatmışlar ama böyle değil. Peygamberimiz (s.a.v.) ta orada baygınlık geçiriyor yani çok şiddetli heyecanlanıyor. Koşarak iniyor dağdan aşağıya, böyle bir sakinlik yok. “'Beni örtün, beni örtün!' buyurdu. Onu örttüler. Korku gidinceye kadar öyle kaldı. (Sükunete erince) Hatice'ye başından geçenleri anlattı ve: — Nefsim hususunda korktum! dedi.” Yani bana bir şey olacak diye korktum diyor. “Hz. Hatice de: — Asla korkma! Vallahi Allah seni ebediyen rüsva etmeyecektir.” Yani sana ebediyen kötülük gelmeyecektir diyor. “Zira sen, sıla-i rahimde bulunursun, doğru konuşursun, işini göremeyenlerin yükünü taşırsın. Fakire kazandırırsın, misafire ikram edersin, Hak yolunda zuhur eden hadiseler karşısında (halka) yardım edersin! dedi. Sonra Hatice, Aleyhissalatuvesselam'ı alıp Varaka İbnu Nevfel İbnu Esed İbnu Abdi'lUzza İbni Kusay'a götürdü.” Kusay soyu biliyorsunuz Peygamberimiz (s.a.v.)’in  aynı zamanda Adnan’a kadar gidiyor.

“Bu zat, Hz. Hatice'nin amcasının oğlu idi. Cahiliye devrinde Hristiyan olmuş bir kimseydi. İbranice (okuma) yazma bilirdi. İncil'den, Allah'ın dilediği kadarını İbranice olarak yazmıştı. Gözleri a'ma olmuş yaşlı bir ihtiyardı” yani Allahualem haham aynı zamanda gördüğüm kadarıyla ve yazıcı haham.

Hatice kendisine: — Ey amcaoğlu! Kardeşinin oğlunu bir dinle, ne söylüyor! dedi.

 Varaka Aleyhissalatuvesselam'a:— Ey kardeşimin oğlu! Neler görüyorsun? diye sordu.

 Aleyhissalatu vesselam gördüklerini anlattı Peygamberimiz (s.a.v.). Varaka da ona:— Bu gördüğün melektir.” Bak haham yani üstad. “O, Musa'ya da inmiştir.” Bak bağlantıyı nasıl kuruyor görüyor musun? Musa (a.s)’ya da inmiştir diyor. O kalemle yazıyor ya oradan da bağlantı kurmuş olabilir. “Keşke ben genç olsaydım (da sana yardım etseydim), keşke, kavmin seni sürüp çıkardıkları vakit hayatta olsaydım! dedi.” Bak onları da biliyor, inşaAllah.

Resûlullah (s.a.v.):— Onlar beni buradan sürüp çıkaracaklar mı? diye sordu.

 Varaka:— Senin getirdiğin gibi bir din getiren hiç kimse yok ki, ona husumet edilmemiş olsun!” Her peygambere husumet edilmiş diyor, peygamber olduğunu söylüyor.  “O günü görürsem, sana müessir yardımda bulunurum! dedi.” Yani etkili yardımda bulunurum dedi.

“Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahiy de fetrete girdi (kesildi).” Uzun süre vahiy gelmiyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e. O çok tedirgin oluyor, çok üzülüyor. Sonra ayet iniyor “Rabbin sana küsmedi, darılmadı” diye.  “Resulullah (s.a.v,)’a vahiy geldiği aman vahiy sebebiyle yüzü değişiyordu ve yüzünün rengi soluyordu”. Yani beyazlaşıyormuş, bazen de kızarıyor vahiy geldiğinde. Sahabeler bunların hepsini müşahede ediyorlar zaten onların yanında oluyor.  “Resulullah (s.a.v.)’a vahiy geldiği zaman yüzünün yakınlarında arı uğultusu gibi bir ses işitilirdi.” Yani böyle bir arının uğultusu gibi ama yüzüne yakın yerde işitilirdi. Yani etrafındakiler duyuyorlar. “Vahiy geliş anında Peygamber (s.a.v.) titreyip terliyordu. Ayetleri zapt etmekte zorluk çektiği görülüyordu.” Dudaklarını kımıldatıyor sürekli ezberlemeye çalışıyor. Sonra biliyorsunuz ayet geldi, “Sen dudaklarını kıpırdatma, uğraşma ezberlemek için, biz zaten sana ezberleteceğiz” diyor Allah. Çok uzun ayetler geliyor, hepsini su gibi ezberliyor. Bir mucize yani. Yoksa insan o ayeti aklında tutamaz. Zaten baygınlık halinde hiç tutamaz. Bayağı uzun ayetler, sureler geliyor hepsini su gibi ezberden söylüyor sonra. O ayetten sonra. İkincisi de Peygamberimiz (s.a.v.) çift zırh giyiyordu biliyorsunuz iki kat üst üste, “Allah seni koruyacak” ayeti gelince çıkardı onları, maşaAllah. "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) vahiy geldiği zaman büyük bir şiddet  (ve ağırlık) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarını kıpırdatmaya çalışırdı. Bunun üzerine şu âyet indi. Şeytandan Allah‘a sığınırım; "(Ey Muhammed, Cebrail sana Kur'an okurken acele edip onunla berâber söyleme (sâdece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize âittir" (Kıyamet Suresi, 16). Bu vahiyden sonra, Cibrîl (aleyhisselam) vahiyle gelince, Peygamber Efendimi (s.a.v.) sadece dinlemeye başlamış. Ama çok uzun süre kendi tekrar ediyor söylenenleri aklında tutmak için. “Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasıl okunmuş ise, öylece okurdu" aynı şekilde hemen okuyormuş Peygamberimiz (s.a.v.). Normalde hiçbir insan ezberde tutmaz onu, o kadar uzun ayetleri. Cebrail (a.s) Resulullah (s.a.v.)’a vahiy getirmekte gecikmiş, müşrikler “Muhammet’e artık veda edildi ebediyen terk edildi” diye alay ediyorlarmış. Bunun üzerine Duha Suresi nazil olmuş. Peygamberimiz (s.a.v.) çok üzülmüş onun için. Duha Suresi 1-5 şeytandan Allah’a sığınırım; “Kuşluk vaktine andolsun, 'Karanlığı iyice çöktüğü' zaman geceye, Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı.” Herhalde darıldı zannetti, bir şey olmuştur ondan dolayı darıldı zannetti herhalde. Halbuki Allah Ben terk etmedim ve darılmadım diyor. “Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır. Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın” (Duha Suresi 1-5). Rabbi ona ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ı, torununu ve dünya hakimiyetini nasip ediyor  Peygamberimiz (s.a.v.)’e en son. En son olan o. Bütün dünyaya şeriatı hakim oluyor. İlk olanda o olmuyor ilk dönemde ama son dönemde kendi torunuyla, kendi Peygamberimiz (s.a.v.)’in baş kumandanı olan Hz. Mehdi (a.s.) ile dünya hakimiyeti oluyor. Bu hakimiyet kimin hakimiyeti oluyor o zaman? Peygamber (s.a.v.)’in hakimiyeti oluyor. Vahiy meleğinin kanat sesi olduğunu düşünüyorlar o arı vızıltısı gibi sesin. Vahiy gelmeden önce hissediyormuş Peygamberimiz (s.a.v.). Vahiy geldiğinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir ara dizi sahabelerden Zeyd Bin Sabit’in kucağına gelmiş “neredeyse bacağım kırılacak zannettim” diyor. MaşaAllah. “Neredeyse dizim ezilecekti, ayağımın üstüne artık yürüyemem dedim içimden.” Diyor. MaşaAllah. O boyut farklılığından oluyor olabilir. Çünkü meleklerde çekim olmuyor. Yani çekim gücü onlara etki etmiyor. Ama geldiğinde dünya boyutuna giriyor. İki boyutun karşılaşmasından oluyor olabilir. Onu bir -tabii ki bu bir iman konusu ama- bilimsel yönden de uyduğu için bilimsel yönden de açıklayan ben bir kitap hazırlıyorum, "Vahiy Nedir?" diye, orada bu konuyu bilimsel olarak da açıklıyoruz inşaAllah. Yani o boyut farklılığının etkisini. Bazen çok soğuk havada da vahiy geliyormuş, o zaman bile terliyormuş Peygamberimiz (s.a.v.) vahyin gücünden. Peygamberimiz (s.a.v.)'in yüzü, rengi soluyor veyahut kırmızılaşıyormuş, o zaman gözlerini kapayıp başını öne eğiyormuş Peygamberimiz (s.a.v.). Yanındakiler de başlarını öne eğiyorlarmış, Peygamberimiz (s.a.v.)'in o halini seyretmiyorlar yani nezaketen ayıp olmasın diye başlarını öne eğip bekliyorlar inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) o halinde çok çabuk hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlıyormuş, nefes sıklığı başlıyormuş ve kızarma oluyor. Vahiy sonuna kadar sahabeler hiç bakmıyormuş Peygamberimiz (s.a.v.)'e ama nezaketen öyle olması lazım.

Etiket kaç numarada?

BÜLENT SEZGİN: Şu an bir numarada Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım, güzel. "Türkiye Rusya Kardeştir." Doğru çünkü Rusya delikanlı bir ülkedir, kapitalizme vahşi kapitalizme karşı Türkiye'nin el altındaki güvencesidir. Biz kardeşiz. Rusya Türkiye'nin bölünmesini istemez, Suriye'nin de bölünmesini istemez ama tabii bu tip tatsız olaylar da oluyor.

"Hem şu sırdandır ki" diyor Bediüzzaman, "Mehdi (a.s) ve Süfyan gibi ahir zamanda gelecek eşhasları çok zaman evvel hatta tabiin zamanında onları beklemişler." Tabiin ne? Sahabelerin çocukları yani Peygamberimiz (s.a.v)'den hemen sonraki dönem, Peygamberimiz (s.a.v)'in vefatından hemen sonra. "Hatta tabiin zamanında onları beklemişler." Mehdi (a.s)'yi bekliyorlar tabiin zamanında. "Yetişmek amelinde bulunmuşlar. Hatta bazı ehli velayet, 'Onlar geçmiş' demişler." Yani 'geldi geçti demişler' diyor, "İşte bu da kıyamet gibi hikmet-i İlahi'ye iktiza eder ki vakitleri tahayyün etmesin." Yani 'çok net vakit verilmez' diyor, "Çünkü her zaman, her asır kuvve-i maneviyenin takviyesine medar olacak ve yeisten kurtaracak Mehdi manasına muhtaçtır. Şimdi Mehdi gibi eşhasın hakkındaki rivayatın ihtilafatı ve sırrı şudur ki" Yani hadislerin bazıları birbirine ihtilaf ediyor gibi görünüyor bunun sırrı şudur ki, "Ehâdisi tefsir edenler, metn-i ehâdisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler. Mesela merkez saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğunda vukuatı Mehdi (a.s)'ye -Mehdi (a.s)'nin çıkışını- ve süfyaniyeyi merkez saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler.” Halbuki son İslam aleminin merkezi İstanbul'dur ama hep İslam aleminin merkezi o zaman Şam'daysa Şam'da çıkacak dediler diyor; Basra'ya taşındı İslam aleminin merkezi, o zaman Basra'da çıkacak dediler diyor. O zaman hadis ravilerindeki ihtilaf da ondan oluyor diyor. Kimi Basra kimi Şam kimi Kufe diyor, çünkü sürekli başkent değişmiş. Halbuki hadisin doğrusu, "Başkentte çıkacak, İslam aleminin başkenti" onu deseler tamam olacak. Ama başkentin direkt ismini verdikleri için ihtilaf oldu diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)'in söylediği, "İslam aleminin son başkentinde çıkacak" diyor. Neresi? Konstantiniyye İstanbul; "Mehdi (a.s)'nin çıkış yeri orasıdır." diyor. "Hem de o eşhasın şahsı manevisine veya temsil ettikleri cemaate ait Asarı Azimeyi" Büyük uygulamayı; çünkü Mehdi (a.s) tek şahıs değil, talebeleriyle beraber çok etkili oluyor. Asarı azime; büyük güzel sanatlı netice. "O eşhasın zatlarında tasavvur ederek" Yani bizzat Mehdi (a.s) yaptı zannederek o olayları, "öyle tefsir etmişler ki o eşhası harika çıktıkları vakit -Mehdi (a.s) çıktığı vakit- bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki demiştik bu dünya tecrübe meydanıdır akla kapı açılır fakat ihtiyarı elinden alınmaz." Yani iman etmeye mecbur edilmez. "Öyleyse o eşhas -Mehdi (a.s)- hatta o müthiş deccal dahi çıktığı zaman çokları hatta kendisi de bidayeten deccal olduğunu bilmez. Belki nuru imanın dikkatiyle o Eşhası Ahir Zaman tanınabilir." Mehdi (a.s) belki imanın nuruyla tanınabilir diyor. Tevrat yazan Tevrat alimleri diyorlar ki, "Onu anası babası bile tanıyamaz." diyorlar. Arkadaşları da tanıyamaz. "Ancak imanın nuruyla tanınabilir" diyor Bediüzzaman. Belki nuru imanın dikkatiyle o Eşhası Ahir Zaman tanınabilir." diyor. "İstikbal'i dünyeviyede bin dört yüz sene sonra gelecek bir hakikati -sahabeler- asırlarında karib -yakın- zannetmişler." diyor. Onun için tabiin namaz saflarında Mehdi (a.s)'yi arıyorlarmış, "Kim benziyor, kim benziyor?" diye. Bayağı şekerler. Ama bak tarihi veriyor "İstikbal'i dünyeviyede bin dört yüz sene sonra" Şimdi biz Hicri bin dört yüz kaçtayız?

KARDEŞİMİZ: Otuz yedi.

ADNAN OKTAR: 1437; bak "Bin dört yüz sene sonra çıkacak." diyor, net açıklamış Bediüzzaman. "Alamet-i kıyametten olan Yecüc ve Mecüc ve Seddi Zülkarneyn'e dair bir risalede bir derece tafsilen yazdığımdan ona havale edip şurada yalnız şunu deriz ki; eskiden Mançur ve Mongol unvanıyla içtimatı beşeriyeyi zirüzeber eden taifeler ve Seddi Çin'in yapılmasına sebebiyet verenler kıyamete yakın yine anarşistlik gibi bir fikirle medeniyeti beşeriyeyi zirüzeber edecekleri rivayetlerde vardır." diyor. Yani Mançur ve Mongol kavimleri bir anarşi yani komünist hareketi olarak ayaklanacaklar diyor. Zaten Bediüzzaman diyor, "Üç büyük inkılabatı azime; 1506, 1543, 1545." diyor. 1545'in başında bir devrim yapılıyor, herhalde komünist devrim; o işte son olay oluyor ondan sonra kıyamet kopuyor.

Bediüzzaman diyor ki, "Çekirge gibi bir afat bir mevsimde pek çok kessedle bulunur. Mevsimi değiştikçe memleketi fesada veren o kessedli taifenin hakikatleri mahdud bazı fertlerde saklanıyor. Yeniden zamanı geldikçe emr-i İlahiye ile o mahdud fertlerden gayet kessedli aynı fesat yine başlar. Güya onların hakikatı milliyeleri inceliyor, kopmuyor yine mevsimi geldikçe zuhur ediyor. Aynen öyle de bir zaman dünyayı hercümerç eden o taifeler izn-i İlahi'yle mevsimi geldiği vakit aynı o taife medeniyeti beşeriyeyi hercümerç edecekler. Fakat onların muharikleri daha başka tezahür eder." diyor. Yani onları harekete geçirecek olaylar daha başkadır diyor Bediüzzaman.

"Eğer Kuran'ı anlamıyorsan kendi kendine oturup vesvese etme, olumsuz." diyor Bediüzzaman, "Ya bir tefsiri vardır ya bir tevili vardır ya bir tabiri vardır de. Çirkin düşüncelere girme. Anlamazsın, bilmezsin sonra mahcup olursun." diyor.

"Hem mesela bir vakit huzuru Nebevi'de derin bir ses işitildi. Resulü Ekrem (a.s) ferman etti ki 'Bu gürültü yetmiş senedir yuvarlanıp da ancak bu dakikada cehennemin dibine düşen bir taşın gürültüsüdür." Bayağı bir gürültü duyuluyor. 'Yetmiş yıldır bir taş cehennem tarafına doğru gidiyordu şu an cehennemin dibini buldu.' diyor. Tabii bir mana veremiyorlar sahabeler yani bir gariplerine gidiyor. "İşte bu hadisi işiten hakikate vasıl olamayan inkara sapar." Yani anlamıyorsa kendi kendine reddeder diyor. "Halbuki yirmi dakika o hadisten sonra katiyetle şahitlerle de sabittir ki biri geldi, Resulü Ekrem (a.s)'a dedi ki 'Meşhur münafık yirmi dakika evvel öldü. -MaşaAllah- Yetmiş yaşına gelen o münafık cehennemin bir taşı olarak bütün müddeti ömrü tedennide esfeli safiline küfrün sükutundan ibaret olduğunu gayet baliyane bir surette Resulü Ekrem (a.s) beyan etmiştir." O gürültü mesela herhangi bir şeyden olmuş olabilir ama "Cehennem tarafına düştü şu an." diyor; ama aynı anda da adam cehennemin dibini bulmuş oluyor. Fakat onu uygun bir dille anlatmış oluyor Peygamberimiz (s.a.v.) yani bir harika oluşturacak tarzda anlatıyor. Genellikle hep böyle kapalı, tevilli; birçok açıklaması öyle Peygamberimiz (a.s)'in. Olacak olayları söylüyor ama mesela "Yavrum sen benimle akşam yemeğini yiyeceksin." diyor farz edelim halbuki öleceğini söylüyor, akşam öleceğini söylüyor; "Akşam cennette benimle yemek yiyeceksin." anlamına geliyor. Ama sonra anlıyorlar onun o anlama geldiğini. O kişi vefat ettiğinde anlaşılıyor. Yoksa evine gidip yemek yiyecek zannediyor adam yani o şekilde konuşması oluyor.

Diyorlar ya "Kuran sadece Arapça anlaşılır." Fussilet 44'te Cenab-ı Allah diyor ki, "Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık," Fransızca veyahut İngilizce, Türkçe olarak Kuran kılsaydık, "herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil)mi?" "Biz nasıl anlayacağız? Bu yabancı dilde, böyle Kuran olmaz. Bilmemiz için Fransız olmamız lazım veyahut İngiliz olmamız gerekir" derler diyor Allah. Allah diyor ki; “De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. "Göremezler" diyor, İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir." (Fussilet Suresi, 44) Allah, "Hiç fark etmez hangi dilde olduğu. Yani Arapça da olabilir başka dil de olabilir, inkar ettikten sonra ediyorlardı." diyor "Edenler var." diyor böyle yani dil farklılığına göre. Şimdi ne diyorlar? "Arapça bilmeyen Kuran'ı anlamaz." diyor. Ayette diyor ki "Hiç fark etmez." diyor Cenab-ı Allah.

MERVE TEZEL: Başka bir ayette şeytandan Allah'a sığınırım, "Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler." (İsra Suresi, 89) diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hem hidayet hem şifadır diyor Allah. Şifa; şifa olması bir mucize, onun ayrı incelenmesi lazım. "...Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil)mi?..." (Fussilet Suresi, 44) Alay ederler diyor, başka dilde Kuran geldiğinde alay ederler diyor. Allah, "Hiç fark etmez Arapça olması, Türkçe olması. Mühim olan Allah'ın hükmü olması." diyor.

Rahmetli Bediüzzaman çok şahane insan, ne şeker varlık. Nasıl yazdın bu kadar kitabı mübarek? Hayrettir yani. Sırf şu kitabın bir tanesini bile yazmak çok zor bir şey.

"Hakikat şu olmak gerekir ki alemi küfrün en kesafetlisi olan şimalde -kuzey kısım yani Rusya kısmı- tabiun -yani Marksist Leninist Darwinist düşünce- fikri küfriyesinden -yani küfür fikrinden- süzülen bir cereyanı azimin başına geçecek, ulûhiyeti inkar edecek bir şahsın şimal tarafından çıkmasına işaret ve şu işaret içinde bir remze hikmet vardır ki, kutbu şimale yakın dairede bütün sene bir gece bir gündüzdür -altı ay gece altı ay gündüzdür- Deccalin bir günü bir senedir. O daire yakınında zuhuruna işarettir. 'İkinci günü bir aydır.' demekten murad; şimalde bu tarafa geldikçe bazen olur, yazın bir ayında güneş gurub etmez. Şu dahi deccal şimalden çıkıp İslam'ı alemi medeniyet tarafına tecavüzüne işarettir. Günü deccala isnad etmekte de şu işaret eder; bu tarafa geldikçe bir haftada güneş gurub etmiyor, daha geldikçe tulu ve gurub ortasında üç saat devam ediyor. Ben Rusya'da esaretteyken böyle bir yerde bulundum. Bize yakın bir hafta güneş gurub etmeyen bir yer vardı, seyir için oraya gidiyorlardı. Deccal çıktığı vakit umum dünya işitecek olan kaydı, telgraf ve radyo" televizyonlar yani ona işaret edecek diyor Bediüzzaman, televizyon demiyor tabii radyo diyor onun zamanında televizyon yoktu. "Kırk günde gezmesinde merkebi olan şimendifer veya teyyaredir. Eskiden bu iki kaydı muhal gören müridler şimdi çok sıradan görüyorlar." Tabii gayet normal diyorlar ama daha önce reddediyorlardı bu hadisleri bunlar olmaz diyorlardı, baktılar ki çok rahat oluyor diyor.

Fikret, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye'nin Rus jetini düşürmesinin ardından Rusya'da protestolar düzenlendi. Bir Türk fabrikasındaki Türk bayrağına saldırı oldu, göstericiler ellerinde "Bunu unutmayacağız. Teröristlerin suç ortakları yok edilecek." yazılı pankartlar taşıdılar.

ADNAN OKTAR: Görebiliyor muyuz?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Faşistlere gün doğdu. Çok ayıp yapıyorlar. Bayrağa saygısızlık hiçbir yerde olmaz. Mesela Türkiye'de kanunla korunuyor bayrak; hiçbir ülke bayrağına böyle saygısızlık yapılmıyor. Yani o, yumurta atmak, bilmem ne falan, bunlar ilkel çocuksu hareketler; aklı başında bir adam bunları yapmaz. Biz bunlardan etkilenmeyiz. Biz Rus halkını seviyoruz, saygı duyuyoruz, değer veriyoruz. Her zaman da bu böyle olacak. Üç beş kıtipiyoz yüzünden Rus halkına tavır almayız.

Ben gidiyorum. Bülent Bey söyle de.

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah. Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü