Harun Yahya

Sohbetler (27 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin IŞİD’den petrol aldığı iddiasına cevap verdi: “Yazıklar olsun. Türkiye’ye bu iftirayı atanlar bunu ispat etmekle mükelleftir. Türkiye DAEŞ’ten petrol almıyor. Tam aksine Amerikan Hazine Bakanlığı açıkladı; Rus şirketleriyle Daeş’in ortaklaşa Suriye rejimine petrol sattığını ifade ettiler. Türkiye petrolü nerden alıyor? Rusya’dan alıyor. Şu anda Rusya’nın en fazla petrol sattığı ülke Türkiye’dir” dedi.

ADNAN OKTAR: Putin’in o sözü çok gereksiz çok acayip oldu, çok yakışıksız oldu bir devlet başkanına gidecek bir söz değil. Belge varsa tapu gibi şak diye ortaya koyarsın konuyu niye uzatıyorsun? Tahmin ediyor tutarsa diye, olur mu öyle şey? Biz Putin’e hiç yakıştıramadık çok ayıp. Belge varsa saklıyorsan zaten suç olur. Bir ülke terör örgütüyle işbirliği halinde sen de bunu saklıyorsun. O zaman üçüncü suçlu da sen olmuş olursun. Sen ihbarla mükellefsin, bildirmekle, belgeyi sunmakla mükellefsin. Belgesiz konuşursan iftira atmış olursun. Ben dedim Putin’e “Alelacele böyle laflar etme bozuk konuşursun” dedim. Çünkü sinirliyken insan ne konuştuğunu bilmez. “Biraz yatış” dedim, “biraz dinlen kendini toparla ondan sonra konuş” dedim. Ağzına geleni söylüyor. Ve yıpratıcı bu onun için, itibarını sarsabilir yakışık almaz.

Fuat Avni en kötü kaynak. Rus basını Fuat Avni’yi gösteriyorsa rezalet. O zaman bindikleri dal çok çürük dal. Fuat Avni’yle yol alıyorsa bir adam bitti yani. Benim gördüğüm sinirlenmiş ağzına geleni söylüyor, olmaz. İspata davet gerekir. Türkiye’nin ne zoru? Petrolü tankerle getirmeleri lazım, zaten yolda vururlar onu. Petrol nerden getirecek? Toprağın altından getirecek hali yok, değil mi? Hava yoluyla da getiremez nasıl getirecek? Konvoy halinde gelmesi lazım, tankerlerle gelecek; orada tanker olsa zaten havadan karadan her yer gözetleniyor arazi, anında vururlar. Kötü mantık, çok ters mantık.

GÖKALP BARLAN: Siz daha önceden de söylemiştiniz Adnan Bey, “Bu derin devlet yanlış yönlendiriyor olabilir” dediniz. “Yanlış bilgiler söylüyor olabilir” dediniz.

ADNAN OKTAR: Burada en büyük hata Putin’in yalnız kalması. Çünkü itibarı sarsıldığında onu iktidardan indirirler. Türkiye onu güçlü desteklese, İran da güçlü desteklese eli güçlü olur. Türki devletler, İslam alemi de desteklemiş olsa bu derin devletlere karşı daha pervasız olur. Etrafındaki arkadaşları güçlendirmek lazım Putin’in, yalnız kalmamasını sağlamak lazım. Baksana ne hal oluşmuş “DAEŞ’ten petrol alıyor.” Akıl almaz mantıksız bir söz olmuş, olmamış.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle dedi: “Uluslararası ilişkiler dedikoduyla iftirayla yürümez. Hele hele Sayın Putin’e hiç yakışmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Etrafındaki dostları dost değil Putin’in. Boş ver, bir hafta falan bir sus, bir üç-dört gün; kısa açıklama yaparsın, üç-dört gün bir kendine gelirsin ondan sonra konuşursun. Türkiye’nin o uçağı vurması otuz kere söyledim, insani açıdan asla kabul edeceğim bir şey değil, hukuki açıdan net doğru. Hiçbir açıklaması yok. Bayağı detaylı inceledim baktım, her türlü haber kaynağına baktım bayağı net. NATO, Avrupa ülkeleri hepsi kabul ediyorlar. Daha önce de olmuştu dakikalarca hava sahasını ihlal. Sen bir ülkeyi kâle almıyor gibi bir görüntü verirsen, zaten Türkiye gergin Suriye meselesinden dolayı, orayı mahcup edersin, mağdur dersin. Uçağın vurulması iyi mi oldu? Hiç olmadı bence. Alkışlanacak hiçbir yön de yok, zırt pırt bilgisi olmayanlar, ince düşünemeyenler, derin düşünemeyenler Tayyip Hoca diyor ki “Biz de uçağı vurmak mecburiyetinde kaldık” şak şak şak alkışlıyor. Neyini alkışlıyorsun anlamı ne bunun? Alkışlanacak ne var burada? Cumhurbaşkanı’nı da mağdur durumda bırakıyor, zor durumda bırakıyorlar. Her seferinde uyarması gerekiyor onu akıl edemiyorlar. Sen bunu bu şekilde düşünüyorsun ama bir de karşı tarafın milli gururu açısından düşüneceksin. Sen Rus uçağını düşürdüğünü söylüyorsun, şak şak şak adamlar da alkışlıyor. Bu Rusya’da yayınlanmış olsa adamların bayağı ağırına gider. Böyle şeylerde gurur kırıcı şeyler yapmak doğru değil. Anlayışlı olmak lazım, akılcı yaklaşmak lazım.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’le görüşmek için de adım attı Adnan Bey. “Paris’te gerçekleşecek İklim Zirvesi’nde karşılıklı oturup konuşabiliriz” dedi. Kremlin’den yapılan açıklamaya ise “Türkiye özür dilemeye hazır değilse Erdoğan’la görüşmeyi reddediyoruz” denildi.

ADNAN OKTAR: Öyle yapacaklarına bilimsel olarak ispat etsinler, o zaman Türkiye özür diler. Bilimsel olarak ispat etsinler hava sahasına girilmediğini, böyle bir şeyin olmadığını, uyarılmadığını ispat etsinler. Bir de hakikaten telaş ettilerse büyük bir ihtimalle Suriye uçağı zannettiler. Çünkü çok hantal bir uçak görünüşü kamyon gibi bir uçak, onu Suriye uçağı zannettiler benim kanaatim, çekip-vurdular.

Olur mu? Putin’i isteseler bayağı yıpratabilirler. Seçilmiş olması bir şey değiştirmez. Derin devlet kafayı takarsa indirirler aşağı. Bir insan nihayet yani öyle bir şey olmaz. Suikast da yapabilirler her şey yapabilirler. Olur mu öyle şey? Ensesinde duruyor derin devlet. Bir yere giderken nefesi arkasında oluyor derin devletin. Bu adamların şakası olmaz çeker-vururlar. Türkiye’nin iyi koruyup-kollaması lazım. İran’ın iyi koruyup-kollaması lazım. İyi delikanlı, bütün İslam alemine, Türklük alemine faydası olacak bir insan. Fakat sinirliyken o delikanlılık ruhuyla biraz da itibarının sarsıldığını düşündüğünde bu tarz bir üsluba girebiliyor. Bir süre sonra yatışacağını düşünüyorum. Fakat daha gönül alıcı bir üslup geliştirilebilir. Şu alkışlamalar falan da dursun çok ayıp. Neyini alkışlıyorsun? Ne kadar rahatsız edici bir şey. Mesela bizim uçağımız düşürülmüştü Suriye’de. Şimdi bu Esad halkı toplasa veyahut Putin halkı toplasa işte Türk uçağı geldi Suriye uçağı da düşürdü herkes alkışla inlese ortalık, biz de bunu görsek nasıl etki yapar bizde bu? Bayağı kızdırır rahatsız eder, değil mi? Olmaz. Rusya’da derin devlet çok etkili bir güç. Bu korkunç Ivan vardı biliyorsunuz, Rus Çarı IV. Ivan, akıl almaz psikopattı. Derin devletin asıl kurucusu o o zamanlar. Yaklaşık beş yüz yıllık bir geçmişi var. Osmanlı’da da bir hayli eskidir derin devlet yapılanması. Rusya’da da çok acımasızdır derin devlet. Mesela 1999’un son günü Boris Yeltsin “sağlık sorunlarım var “dedi birden istifa etti. Kim istifa ettiriyor? Derin devlet istifa ettiriyor. Derin devlet Putin’i seçti, kısa zamanda itibarı çok yükseltildi Putin’in. İşte KGB’den tanıdığı arkadaşlarıyla Moskova’ya yürüdü. Derin devlet ona el uzatmasaydı Putin hala devlet memuruydu, KGB’de çalışan herhangi bir memurdu öyle farklı bir yönü yoktu. O yüzden ne olduğu ne olacağı hiç belli olmuyor insanların. Mesela 2000 yılında Rusya’nın başına geçti. Derin devlet beğenmezse anında değiştirir. Yine sağlık nedenleriyle değiştirir. Veyahut başka bir nedenle veyahut hiç ummadık bir olayla. Onun için iyi sahip çıkmak lazım. İran, Türkiye, Pakistan bile desteklemiş olsa, koruyup-kollasa yeterli olur. Çünkü şimdi ona bir şeyler yap diyorlardır derin devlet. O da seri ataklar yapıyor, o böyle işlere girecek adam değil. “Siz DAEŞ’ten petrol alıyorsunuz, IŞİD’den petrol alıyorsunuz” diyecek birisi değil. Varsa zaten belgelendirir bitirir işi. Ama birileri kulaktan dolma bir şeyler söylüyorlar.

Korkunç Ivan acayip psikopattı, kendi oğlunu da öldürtmüştü tam tipik manyaktı adam. Ama derin devlet benim kanaatim kolay kolay yatışacak gibi görünmüyor. Tayyip Hoca da halkın nabzını tutuyor benim gördüğüm. Tabii ki millet olarak bütün gücümüzle sahip çıkarız. Oturup seyredecek halimiz yok. Fakat gönül alıcı sözler önemli. Kamuoyunda bu çok olumlu etki yapar. Rus halkını sevdiğimiz, onlarla işbirliğine devam edeceğimiz, bunların gelip-geçici olduğu, çok azap duyduğumuz olaylar. Çünkü alkışlama nedir? Azap duyan adam alkışlamaz, değil mi? Milli gururunu incitmeye gerek yok insanların, bu çok ayıp. Biraz anlayışlı olsunlar. Tayyip Hoca insanların desteğini göstermek için, vatandaşların desteğini göstermek için toplantı yapıyor orada onu mahcup ediyorlar bu sefer. Şak şak şak alkışlıyor. Bizim insanlarımızda bazen bu oluyor. Bir insanı öne sürerler, sonra da ona birileri bir şey yaptı mı ezdi mi kaçarlar bu sefer. Önce şak şak şak alkışlar. Adnan Menderes’te de öyle olmuştu, şak şak şak alkışlamışlardı, Menderes’in üstüne gidince de kayboldular adamcağızı ortada bıraktılar. Feci şekilde ezdirdiler gıkları çıkmadı birçok insanın.

Putin böyle itidalli tavrını devam ettirirse itibarında hiçbir azalma olmaz. Ama böyle boş sözlerle olmaz. Mesela desin ki “Uluslararası bir hakem heyeti kuralım bu olayı incelesin, eğer biz haksız olarak Türkiye’ye girmişsek bir hava sahası ihlali varsa biz Türkiye’den özür dilemeye hazırız. Ama haksız olarak uçağımız vurulduysa Türkiye bizden özür dilesin.” Dese mesela bütün dünya onu alkışlar. Ama burada tutturup “bizden özür dileyin.” Belgeler var ortada peki ne yapacaksın? “Ben belge dinlemem özür dile” bu olmaz. Yani makul bir üslup kullansın Putin, makullükten ayrılmasın. Mesela petrolle ilgili “Elimizde bazı belgeler var, bunu uluslararası bir hakem heyeti incelesin” bunu de. Ama “Fuat Avni’den duydum siz IŞİD’den petrol alıyormuşsunuz” insana gülerler artık, itibarın sarsılır yapma. Öbür sözlerine inanmazlar bu sefer. Böyle devlet adamlığı üslubu olmaz. Seviliyorsun, bak seni korumak istiyoruz, sahip de çıkarız. İslam’a hizmetlerini görüyoruz, Kuran’a hizmetlerini görüyoruz, iyi niyetli olduğunu biliyoruz ama bir delikanlılık heyecanıyla bir gurur krizi yaşanırsa bu aklıselimi kapar bu olmaz. Aklıselimle hareket etmek lazım.

“Sevgi öfkeyi yener” diyelim öyle bir etiket yapalım.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: YPG, Rus desteğiyle Fırat’ın batısına hamle yaptı. Rus savaş uçaklarının YPG güçlerinin Fırat’ın batısında ilerleme çabalarıyla eşzamanlı olarak DAEŞ’in kontrolünde bulunan Fırat’ın batısındaki Halep kırsalında yer alan bazı bölgelere hava saldırıları düzenlediği bildirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kırmızı alarma geçtiğine dair iddialar var.

KARTAL GÖKTAN: O bölgede de şiddetli çatışmalar yaşanıyor şu anda muhaliflerle PYD güçleri arasında Azez’de. İlk belirlemelere göre bombalamalarda bir kısmı çocuk yedi kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda da yaralı var.

ADNAN OKTAR: Otuz kere söyledik “YPG büyük bir tehlike “dedim “büyük bir hattı kontrol altına aldı” dedim. Tayyip Hocam dedi ki “Fırat’ın şurasına geçemezler, burasına geçemezler” falan dedi. Adamlar oralarda vızırcık atıyorlar ve uzun süreden beri orada çörekleniyorlar. PKK’yı bir kere bin pişman etmek lazım Türkiye’de. Türkiye dışında da nefes aldırmamak lazım. Kobani’ye tırlar dolusu yardım götürdüler. Belli ki PKK paylaşacak alacak onları. Halkı aldık biz getirdik zaten, orada Kürt kardeşlerimiz, sivil insanlardan pek kimse kalmadı orada. Varsa da alıp getirelim. Tırlar dolusu yardım malzemesi götürmenin alemi ne?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın desteklediği ve IŞİD’e karşı savaşan Arap-Kürt koalisyonunu eğitecek Amerikan askerleri Suriye’ye gitti. Böylelikle Amerika, Suriye’ye ilk kara gücünü konuşlandırdı. Kürt kaynaklar Amerikan askerlerinin bir bölümünün Kobani’ye gittiğini açıkladı. Amerikan askerlerinin geri kalanıysa Haseki’ye gitti. Amerikan askerleri Cerablus ve Rakka’ya yönelik saldırının planlanmasına yardımcı olacak.

ADNAN OKTAR: Orada akılla, irfanla, sevgiyle meseleyi halletmek varken kanla halletmeyi düşünüyorlar benim gördüğüm. Yani çok büyük bir PKK’lı katliamı kapıda gibi görünüyor. Onlar da çok büyük akılsızlık ediyor, ucuz kahramanlık yapıyorlar. Tahmin tahayyül edemeyecekleri bir katliamdan geçecekler gibi görünüyor. Ben otuz kere söyledim bak dedim “gelin Türkiye’ye teslim olun, hem bu katliamdan kurtulursunuz, bu Amerika’ya da güvenmeyin” dedim “Amerikan derin devletine. Sizi kullanır sonra da kafanızı ezer.” “Biz böyle bir şey yapacağını zannetmiyoruz” dediler Amerika’nın. Zannetmiyoruz diye bir şey yok tecrübe var. Her zaman böyle yapmışlar teröristleri önce desteklemiş silah vermişler sonra da hepsini kanla boğmuşlar. Aynı şeye doğru gidiyorsunuz. Neticeten yani IŞİD de oturup bunlara kapıyı açacak diye bir konu gibi pek görünmüyor. Uçak muçak adamlar dinlemezler. Bu işlerin barışçıl akılcı yollardan halledilmesi lazım, konuşarak halledilmesi lazım. Vuran vurana, kim daha iyi vuruyorsa o yener kafası ortalığı cehenneme çevirir. Böyle olmaz. PKK’lı köpekler alçaklar kendilerine yer açılsın diye sürekli Amerikan hava kuvvetlerine ihbarda bulunuyorlar. Bu Azez’i esaslı şekilde bombalatmışlar yine, her yer parçalanmış çocuk cesetleriyle dolu, paramparça olmuş çocuklar. Bu alçakların özelliği bu işte, PKK’nın özelliği bu.

Evet, dinliyorum

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın aşırı milliyetçi Liberal Demokrat Partisi Lideri Vladimir Jirinovski, İstanbul boğazına atom bombası atmayı önerdi. “İstanbul’u yok etmek bizim için zor bir iş değil. İstanbul boğazının ortasına tek bir atom bombası atarsak oluşacak on beş metrelik tsunami dalgası şehri dokuz milyon insanıyla birlikte yerle bir eder” dedi.

ADNAN OKTAR: Jirinovski’yi acil hastaneye kaldırmak lazım. Acayip cins bir şey böyle. O zırıl zırıl deli az buz deli değil. Onun sözüne itibar etmeye gerek yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Eski Dışişleri Bakanı William Hague Kürtlerin kendi kendilerini yönetebilmeleri için Suriye ve Irak’ın artık parçalanması gerektiğini belirtti. William Hague şunları söyledi: “Siyasi bir plan çerçevesinde İngiltere ve koalisyon ülkeleri Irak ve Suriye sorununu çözmelidir. Şimdiki ülkelerin sınırları Fransa ve İngiltere tarafından çizilmiştir. Irak ve Suriye’de tüm etnik grupların eşit biçimde yaşayacağı bir sistem kurulamayacaksa uluslararası toplumun da desteğiyle Suriye ve Irak’ın parçalanması daha iyi olacaktır. Kürtler de bu sayede kendi kendini yönetebileceklerdir” dedi.

ADNAN OKTAR: Daha önce düşündükleri bir plan var; Büyük Ortadoğu Projesi. Onun bir uygulaması olarak söylüyorlar. Halbuki ülkeler bütün olsa daha rahat ederler. Parçalanmış olarak sürekli kavga-gürültü olur yani kan durmaz. O ona saldırır, o ona saldırır dost da olamazlar. Çünkü seven niye parçalansın? Bir insan sevdikleriyle beraber olmak ister. Parçalanmak istiyorsa ne demektir? Hoşlanmıyor demektir, rahatsız oluyor demektir. Hoşlanmayınca işte kavga çıkıyor. Dolayısıyla Ortadoğu’nun parçalanması demek Ortadoğu’nun yok olması demektir. Irak’ın başına sevecen bir insan geçmesi lazım. Suriye’nin başına sevecen bir insan geçmesi lazım. Böyle hallolmayacağına göre o zaman İslam aleminin başına sevecen bir insan geçmesi gerekiyor. Bu kimdir? İmam Mehdi (a.s). “Yok biz böyle bir şeye yanaşmak istemiyoruz.” O zaman oluk oluk kan akar. Ya oluk oluk kanı ve akıl almaz şiddeti kabul edecekler, ya Hz. Mehdi (a.s)’ı kabul edecekler. Cenab-ı Allah sonsuz sabırdır, bekliyor Cenab-ı Allah Mehdi’sini kabul edinceye kadar. Ki benim kanaatim 2019’a kadar devam edecek gibi görünüyor olaylar. Yine Türkiye’nin de olaya kısmen dahil olacağı anlaşılıyor hadislerin ihbarından. Özellikle Amik Ovası çevresinde yoğunlaşma var şu an. Sıcaklık oraya doğru şiddetli akmaya başladı Amik Ovası yönünde. Kırmızı alarm, bu savaş durumunda olur. Çok esaslı olaylar olacağı, büyük olaylar olacağı anlaşılıyor. Resulullah (s.a.v.) neyi ihbar ettiyse aynısıyla çıkıyor ve çıkar. Biz istiyor muyuz? Biz zahire göre hareketle mükellefiz. Biz istemiyoruz. Ama batında Cenab-ı Allah’ın takdiri başka. Cenab-ı Allah’ın takdirine biz boyun eğeriz. Ama biz Kuran şeriatına tabiyiz, Kuran’a tabiyiz. Hz. Hızır (a.s) kendi şeriatına tabi. Hz. Hızır (a.s) Amik Ovası’nda geziniyorsa bir bildiği vardır. Bizim burada yapacağımız Kuran’a uygun hareketlerde ısrarla devam edip kaderi seyretmek. Ama yakın bir gelecekte hem İmam Mehdi (a.s)’ı hem Hz. İsa Mesih (a.s)’ı göreceğiz. Hz. İsa Mesih (a.s) da olayları takip ediyordur. Hz. Mehdi (a.s) da olayları takip ediyordur. Bu insanların durdurabileceği bir olay değil. Mesela havada uçak oluyor, uçağı sen vurmak istersin de vuramazsın uçak seni vurabilir. Veyahut uçağı vuracak takatin olmaz. Ama uçağı vuran da Allah’tır. O havadaki gördüğünüz olay daha dünya yaratılmadan önce olmuştu. O uçak öyle alevler saçarak düşürülmüştü. Putin bu açıklamaları daha annesinden doğmadan yapmıştı kaderde. Biz onu uyarıyoruz ama ibadet olsun diye uyarıyoruz. Yoksa o kaderinde olan olayları yapacak.

Şimdi PKK’nın alçaklığının boyutu daha da gelişti. Eskiden koalisyon ülkelerine koalisyon uçaklarına Amerika’ya koordinat veriyorlardı. Şimdi Rusya’ya da koordinat belirtiyorlar. Bunlar muhbirlik, alçaklık, cinayet, cinsi sapıklık, haysiyetsizlik, pislik nerede rezillik varsa onun içindeler. Dünyanın en aşağılık güruhu olarak yani cehennem adamları olarak faaliyet gösteriyorlar şu an. Ve bu bataklığı da gittikçe geliştiriyorlar.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Siz bir süredir gençlerin dar düşünmesi üzerinde duruyorsunuz. Bugün aynı konuya Cumhurbaşkanı Erdoğan da değindi. Twitter’deki 140 karakter sınırına gönderme yaparak “Gençlerimizin 140 karakteri kendisi için yeterli görmeleri yanlış” dedi. “Araştırmıyorlarsa burada bir sorun var demektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Sorun Darwinist eğitimden kaynaklanıyor. Darwinist-materyalist eğitimden kaynaklanıyor, eğitim sisteminde bozukluk var. Milli şuur dersi koysun, gençlere irfan öğretilsin. “İnsan nasıl derin düşünür, nasıl arif insan olabilir, Darwinizm neden yanlıştır, materyalizm neden yanlıştır?” bunlar çok güzel anlatılabilir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Türkiye liderliğinin sınırı aştığına ve Türkiye’yi hem ulusal çıkarları hem de bölgedeki durum açısından zor bir duruma soktuğuna inanıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Çözüm söylesin.

Ben 140 harf kadar düşünebiliyorlar diye söylemiştim yani 140 karakter kadar diye söylemiştim hakikaten. Tayyip Hoca’nın hoşuna gitmiş. Tayyip Hocam dinlemede. Ben iki gün önce söyledim aynısını şu an söylüyor Tayyip Hoca. Kendimiz evdeyiz fikrimiz iktidarda. Tayyip Hoca’nın o sözünü bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Tayyip Erdoğan Twitter’deki 140 karakter sınırına gönderme yaparak “Gençlerimizin 140 karakteri kendisi için yeterli görüyor. Araştırmıyorlarsa burada bir sorun var demektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Ben bunu birkaç gün üst üste daha yeni söyledim. 140 karakter diye onu da vurgulayarak söyledim aynısı. Hakikaten dar düşünüyorlar. Tayyip Hoca ne yapsın? Şimdi gidiyor halka anlatıyor, tabii rahatsız oldu olaydan, adamlar alkışlıyorlar olgun değiller. Şak şak sanki alkış istiyor hani “Ben kahramanım ben kahramanlık yaptım beni alkışlayın” gibi anlıyorlar. Adamları rencide edersin yapmayın etmeyin. Ama bu eğitimle olur. Tayyip Hoca şu Darwinist eğitime esaslı bir darbe vursun. Rusya da, Amerika da ciğerlerine kadar sarsılırlar ve onlara çok büyük faydası olur. Rus derin devleti de, Amerikan derin devleti de koyu Darwinist. Onlara en büyük darbeyi fikirle vurabilir. Darwinizm’e ait ne varsa Türkiye’de kaldıralım. Şöyle; Darwinist eğitim en gelişmiş şekliyle anlatılsın, en esaslı şekilde de cevabı verilsin ve bu bela ortadan kalksın. Onlar yapamıyorsa biz yapalım. Biz rapor olarak sunalım devlet de gereğini yapsın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran’da Hamaney’in askeri danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Rusya-Türkiye arasındaki kriz hakkında “Türkiye, Rus uçağını düşürerek hata yaptı ve bunun ağır bedel ödeyecek” dedi.

ADNAN OKTAR: Aynı münasebetsizlik. Yani ortalığı yatıştıracaklarına tırmandırıyorlar; böyle olmaz. Bloklaştırıyorlar mantıklı bir şey değil bu. Habire “bedel ödeyecek” habire “bedel ödeyecek.” Neyi satıyorsun da bedel ödüyorsun? Neyi satışa çıkarttın? Bu nasıl bir laf? Bir şeyin bedeli ödendiğinde onu satın mı alıyoruz biz ne olmuş oluyor? Bu istenmeyen bir durum olduğunu Tayyip Hoca söyledi, otuz kere anlattı. “Canım yandı, ıstırap duydum” dedi “rahatsız oldum” daha ne desin? Haklı olduğu halde söylüyor bunu, uluslararası hukuk açısından haklı, bütün dünya kabul ediyor haklı olduğunu. Gurur yapılacak bir şey yok bunda. Ama tabii İran’ın da çekindiği nokta Suriye’nin bölünmesi. Bölünmesi durumunda Ortadoğu paramparça olur, perişan olur. Bölünmeyi bir kurtuluş gibi gösteriyorlar. Bölündükçe daha da bölünür. Diyor ki “Kürt bölgesi” Zazalar da bölünür, Araplar bölünür. Alevi Araplar ayrı, Sünni Araplar ayrı bölünür. Alevi Türkler ayrı, Sünni Türkler ayrı bölünür. Alevi Kürtler ayrı bölünür, Sünni Kürtler ayrı bölünür. Ateist komünist Kürtler ayrı bölünecektir. Taliban’ın grubu mesela ayrı bir Marksist kafada, Barzani’nin grubu ayrı. Küçük küçük çok ufak kasabalar gibi ayrılırlar ve kan gövdeyi götürür. Bütünlüğünde fayda var. Biz niçin bunları söylüyoruz? İbadet olarak söylüyoruz. Yoksa Allah’ın dediği plan şu an ezici şekilde ilerliyor. Bu uçağın vurulması, bu kriz Mehdiyet’in olmazsa olmazlarıdır. Biz mesela karşı çıkıyoruz ya çözüm sunuyoruz, biz zahir ilmine göre hareket ettiğimiz için karşı çıkıyoruz. Batına göre çok şaşırtıcı ama mutlaka gerekiyor, batına göre mutlaka gerekiyor. Çünkü bu kader ilmi, kader akıyor. Hz. Hızır (a.s) da kaderin ustasıdır. Kaderin akışında yolu açar, kapıyı açar. Kaderde olduğu için ama bak, kadere dışarıdan müdahalesi yok Hz. Hızır (a.s)’ın. Kaderin içinde bir varlıktır Hz. Hızır (a.s). Kaderi Allah yönlendirirken Hz. Hızır (a.s)’ı kullanır. Uçağı kim vurdu? Türk Hava Kuvvetleri vurdu. Uçağı Allah vurdu, sebebi de zannettikleri gibi birisi değil. Olaylar onların hiç tahmin ettiği gibi değil. Mesela Amik Ovası acayip ısınıyor. Biz diyoruz “Aman sakın yanaşmayın, aman sakın yanaşmayın.” Hz. Hızır (a.s) ne der biliyor musun? “Aman yaklaşın” der. Onun şeriatı öyle, onun hükmü öyle. Biz “uzaklaşın” deriz, o “vurun” der. “Sen vurmazsan ben vururum” der, Hz. Hızır (a.s) öyle. Mantığını insan kavrayamaz. Hz. Musa (a.s) Ulul-azm Peygamber, bir türlü çıkaramadı mantığı ki vahiyle tembihlendiği halde. Allah dedi ki “Sen, o ne derse kabul et.” Ama buna rağmen şeriatı o kadar zıt ki, Tevrat şeriatına tam anlamıyla zıt. “Niye bunu böyle yapıyorsun?” diyor “niye bunu böyle yapıyorsun?” diyor. “Bak sabredemezsin” diyor “itiraz edersin” diyor.

Petrol bölgelerini kontrol etmek istiyorlar ama o petrol bölgesini kontrol etmelerini Allah onlara onu yem olarak veriyor, o yeme doğru onlar gidiyorlar ve Allah böylece yönlendirmiş oluyor. Kendilerini de helak ediyorlar boş yere.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Hz. Yakup (a.s) çocuklarını Hz. Yusuf (a.s) için şehre gönderirken “ayrı kapılardan girin” diyor “ama ben Allah’tan geleni değiştiremem” diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

2019’ta muhtemelen bu stüdyoda olmayız başka bir stüdyoda olacağız. Bu konuyu bir daha konuşacağız 2019’da bambaşka şartlarda. PKK patlamış boru gibi olacak söyleyeyim. Paslanmış hurda su boruları oluyor ya patlar, şimdiden müjdeliyorum onlara. Akıllarını başlarına almaları için defalarca uyarmama rağmen.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türk Silahlı Kuvvetleri doğuya yeni tank sevkiyatı yaptı. Tekirdağ’dan demiryoluyla sevk edilen yirmi tank Gaziantep’e ulaştı. Bu tankların Silopi’de konuşlandırılacağı bildirildi. Geçtiğimiz hafta da bölgeye altmış tank gönderilmişti. Fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim bölgeyi. Tanklar tamam, haritadan yerini göster.

BÜLENT SEZGİN: Harita yoktu şu an.

ADNAN OKTAR: Haritası gelsin. Tankların konuşlandığı bölgeyi göreyim haritada.

Bütün derin dünya devletleri hepsi Allah’ın kontrolündedir. Osmanlı’daki derin devleti Allah idare eder. Rusya’daki derin devleti Allah idare eder. Amerika’daki derin devleti Allah idare eder. Allah’ın dediğinin dışında derin devletler milim santim hareket edemez. Nasıl elektronlar yörüngede belirli bir hızla dönüyor ve o yörüngeden hiçbir şekilde çıkamıyor, derin devletler de yörüngeden çıkamaz. Kendi kafasına göre hiçbir hareket hiçbir konuşma yapamaz. Putin’e diyoruz ki mesela “Niye bu konuşmayı yaptın?” O da bize diyebilir ki “Ben kaderde olduğu için konuşmayı yaptım.” Doğru söylemiş olur. Ama bizim sormamız zahir ilmine göre gerekiyor, batına göre de o öyle konuşabilir. Kaderde olduğu için konuştum diyecektir.

BÜLENT SEZGİN: Harita gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Tabii tank bir metal, tankla olmaz. Dört milyon asker silahaltına alınsın. Bu çok sarsıcı olur söyleyeyim. Hepsine otomatik silah dağıtılsın, yurt genelinde de konuşlandırılsın ilgili yerler neresiyse, risk bölgeleri. PKK, Türkiye içerisinde bir kere tam anlamıyla ve süratle kazınsın, darmaduman edilsin. Hepsi tutuklansın, hepsini hapishanelere doldursunlar. PKK’lı olmak bir kere suç olsun, PKK’yı savunmak suç olsun. Bu Bülent Arınç’ın övüne övüne anlattığı var ya konu, PKK bayrağı taşıyan kim olursa olsun, elli bin kişi de olsa hepsini tutuklasınlar. Sonra inceler, bakar masumdur, eline tutuşturulmuştur bayrak o anlaşılır, o soruşturup anlaşılır bir suçu yoksa bırakılır.

KARTAL İŞ: Adnan Bey, Fransa tam dediğiniz kararı almıştı inşaAllah, terör örgütü üyesi olanları tutukluyorlardı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL İŞ: Fransa tam bu dediğiniz kararı almıştı, terör örgütü üyesi olanları hemen tutukluyorlardı inşaAllah. Siz dedikten sonra almışlardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Suriye-Türkmen cephesi, Bayırbucak’ın Türkiye’ye ilhak edilmesi talebini dile getiriyor. Bayırbucak’ı ilhak edelim diye etiket açtılar.” Tamam da ilhak hukuken oluyor mu? Uluslararası hukuka göre nasıldır? Onun değerlendirilmesi lazım, biz burayı aldık demekle alınıyor mu?Osmanlı dönemi gibi olduğunu düşünüyor olabilirler. Eğer Suriye toprağı ise “Ben burayı ilhak ettim aldım, geçmiş olsun” denilebiliyor mu? Bilmiyorum. Ben hukuken bunun mümkün olmadığını duydum, öyle biliyorum. Sevginin yayılması meseleyi halleder, sevgiyle hallolur, ilhakla hallolmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Putin dün “Türkiye ateşle oynuyor” demişti. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuya da cevap verdi.  “Sayın Putin kim terörizme çifte standart uyguluyorsa ateşle oynuyordur” diyor. Bu söze ben sonuna kadar katılıyorum, doğru. Suriye’de üç yüz seksen bin cana mal olan devlet terörü uygulayan Esad rejimine destek olmak, evet o da ateşle oynamaktır. DAEŞ ile mücadele bahanesiyle uluslararası meşruiyeti olan muhalifleri vurmak, evet ateşle oynamaktır. Türkiye’nin haklılığının tüm dünya tarafından kabul edildiği bir hadiseyi bahane ederek bize olmadık ithamlarda bulunmak, meseleyi vatandaşlarımıza -ki bir fuara katılmak için Rusya’ya giden vatandaşlarımıza- eziyete vardırmak evet ateşle oynamaktır. Bölgede ticari faaliyet veya insani yardım amaçlı olarak bulunabilecek tırları sorumsuz bir şekilde vurmak, evet ateşle oynamaktır. Rusya’ya çok samimi olarak ateşle oynamamasını tavsiye ediyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Ateşle oynamayın desen de demesen de ateşle oynayanlar olacak gibi görünüyor. Ahir zaman görevini ifa edecek. Büyük olaylar olacak demiştim. Biz engellemek için bayağı uğraşacağız. Ama olur söyleyeyim. Ahir zamanı anlattığımızda adamlar biz öyle hikaye anlatıyoruz zannediyorlardı. Bak ahir zaman kapıya dayandı. Demek ki doğruymuş sözüm. Görmedim, duymadım, anlamadım yok. En görmeyen bile görmeye başladı, en duymayan bile duymaya başladı. 2019’a kadar açılmadık göz kalmayacak, görmeyen göz kalmayacak söyleyeyim.

Putin “kalplerde” diyor “insanın kalbinde dinle devlet hep bir arada olur” diyor. “Kanunlara göre kiliseyle devlet ayrı ama kalplerde hep bir arada” diyor. Dindarlığı çok iyi Putin’in. Ama tabii onun da etrafını derin devletin sardığını bilmek gerekiyor. Türkiye’de güçlü dostları olduğunu bilirse, İran’da güçlü dostları olduğunu bilirse derin devlet daha temkinli davranacaktır, böyle münasebetsizlik yapmaktan kaçınacaktır. O Jirinovski falan bunlar hasta tipler, bütün Rusya’da herkesin güldüğü tipler. Bunların haberini yapmak onlara sadece o şöhret isteklerini yerine getirmek gibi olur. Zaten o biliyor münasebetsizlik yaptığını, dalga geçiyor kendince toplumla. Kâle almak doğru olmaz.

İşte Türkiye’nin askeri yönden de çok güçlü olması gerektiğini her zaman belirtiyorum. Asker sayısında kısıtlama yapılmaması gerekiyor. Silah sanayisi de hantal silahları değil kıvrak silahları esas alan, kurnaz silahları esas alan, zeki silahları esas alan çizgiye çekilmesi lazım. Havada mesela uçağı yakalayabilen bir roket ama yüzde yüz yakalayan. Mesela karada tankı yüzde yüz yakalayan roketler. Beş bin kilometre menzilli roketler. On bin kilometre menzilli roketler. Ve yeraltında. Hiçbir askeri tesis yer üstünde olmaması lazım. Bütün tesisler yerin en az iki yüz metre altında olması lazım. Çelik güçlü asansörlerle inilecek. Kendi jeneratör sistemi olması lazım, uluslararası elektrik şebekesine bağlı olmaması gerekiyor yahut Rusya’nın elektriğine bağlı değil. Türkiye’de de baraj elektriğine bağlı olmaması lazım. Kendi elektriğini kendi üreten, yer altında adeta örümcek ağı gibi oluşturulmuş tesisler gerekir. Yer altında silah fabrikaları, roket fabrikaları yer altında geniş tünellerle birbirine bağlanması ve bazı tünellerin de birbirlerine bağlantılı olması ama aralarda da kesme bağlantıları, çelik kesme bağlantıları yani hiçbir şekilde diğerine sıçramayacak şekilde kapatma kapıları olması lazım. Ve bu Türkiye’nin her yerinde olması lazım. Bu kahredici bir güç olur o zaman.

Pakistan’ın atom bombası var. O bir İslam ülkesi hem de bayağı mebzul miktarda atom bombası var Pakistan’da. Türkiye’yi de çok sever Pakistan. Pakistan’la dostluğu güçlendirmek lazım. Atom bombası hiçbir zaman için kullanılacak bir şey değil ama bir psikopat yarın bir gün bir tehditte bulunursa ona gösterilecek bir kart olması lazım. Densizlik yaparsan kendimizi savunuruz gibisinden bir şeyler olması lazım. Ama tabii bizim sadece böyle bir gücümüz olması mevzubahis değil. Biz NATO içindeyiz, NATO da bizim destekçimiz. Ama müstakil bir güç, ayrıca müstakil bir güç, kahredici bir güç bölgeyi sallar. Mesela Genelkurmay hem yeraltında olması lazım hem yerüstünde. Makine Kimya Enstitüsü hem yeraltında hem yer üstünde. Yeraltındaki tesisi de çalışıyor halde olması lazım, yer üstündeki tesisi de. Hepsinin yedekleri yeraltında olması lazım. En az bir trilyon mermi yahut birkaç trilyon mermi stoklanmış olarak çeşitli yerlerde muhafaza edilmesi lazım. On trilyon-yirmi trilyon merminin yeraltında muhafaza edilmesi lazım çeşitli bölgelerde. Sinop’ta, Kastamonu’da, Yozgat’ta, Ankara’da, ama kayalık bölgelerde ve yeraltında. Bu müthiş bir güç olur.

Putin dindar, bayağı dindar. Hatta Müslüman olduğu da söyleniyor. Rusya samimi Ortodoks dindardır genellikle. Peki PYD-PKK; ateist, Allahsız, Kitapsız, komünist, Stalinist katil bir örgüt. Sen delikanlı adamsın, aklı başında bir adamsın PYD ile ne işin var senin? Düşmanımın düşmanı dostumdur dediğini düşünelim. Putin, kuduz köpekten dost olmaz bunu bilsin, PYD’yi desteklemesin. Bu alçaklarla bir yere varılmaz. Yarın birgün ona suikast yapmaya kalkar bu alçaklar. Rusya’da bombalama yaparlar, metrolarda bombalama yapabilirler. Rusya’yı birbirine katar bu alçaklar. Çok fazla PKK’lı var Rusya’da. Yarın bir gün haraca keserler Putin’i, başına bela olurlar. Bunlar çok alçak, suikastçı, haysiyetsiz adamlar, bunlara yüz vermesi doğru olmaz. Bunlardan uzaklaşsın.

Ortodoks Rusya koyu dindardır. Putin koyu dindardır. PKK; Allahsız Kitapsız, dinsiz imansız, Stalinist alçak bir yapılanmadır. Kahpelik ve suikastta en aşağılık yöntemleri kullanır. Yarın bir gün Rusya’nın başına, Rus liderlerin başına esaslı bela olur bu alçaklar. Putin bu pisliği ülkesine sokmasın, desteklemesin de. Bu alçaklar yarın bir gün ona suikast yapmaya kalkabilirler, çevresine suikast yapmaya kalkabilirler, tehdit edebilirler. Bu haysiyetsizler Rusya’da gittikçe güçleniyorlar. Putin’in çevresini de sarıyorlar. Bayağı tehlikeli mahluklar. Putin dindar bir insan bu alçakları yanına yaklaştırmasın. Bunlar azılı katil ve kahpeliğe alışmış tipler.

Türkiye’de Amerika Birleşik Devletleri’ne ait ama tabii NATO şemsiyesi altında yaklaşık ellinin üzerinde B-61 tipi atom bombası var biliyorsunuz, İncirlik üssünde muhafaza ediliyor. O soğuk savaş döneminde getirilmiş bombalar. Bir bölüm atom bombası Hollanda’da, Belçika’da, Almanya’da, İtalya’da var, bir kısmı da Türkiye’de var. Ama tabii Allah vermesin hiçbir şekilde kullanılması mevzubahis değil.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hürriyet Daily News’den Deniz Zeyrek’in haberine göre Rus ve Türk yetkililer arasında varılan karşılıklı anlaşma kapsamında IŞİD karşıtı koalisyon operasyonlarına katılan Türk uçaklarının Suriye’deki faaliyetleri askıya alındı. Adının gizli tutulmasını isteyen yetkili, Rusya’nın da Suriye’nin Türkiye sınırına yakın noktalarında düzenlediği hava operasyonlarını durduracağını aktardı. Haberde ayrıca Rusya ile Türkiye arasındaki görüşmede gerilimin düşürülmesi için karşılıklı diyalog kanalları açılana dek benzer bir olayın yaşanmaması için mümkün olduğunca dikkatli davranılması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: İşin doğrusu “bir kaşık suda fırtına” derler ya tam o tarz bir olay. Ama buna rağmen yine bu tip gerilimler, olaylar olabilir. Takdir Allah’ın, takdiri İlahi. Cenab-ı Allah dünyayı dizayn ediyor, Mehdiyet’e göre İsa Mesih’e göre dizayn ediyor. Allah sadece sevilmek istiyor, Benim sevdiklerim olsun, Beni çok sevsinler Ben de onları seveyim” diyor, o kadar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya 1 Ocak’ta Türkiye ile vizesiz seyahat uygulamasını askıya alacağını duyurdu. Dün Rusya’da vize işlemleri gerekçesi ile gözaltına alınan iş adamları hala serbest bırakılmadı.

ADNAN OKTAR: Onun mantığı ne? Yani eğer gerekçesiz tutuyorlarsa bu çok çok ayıp olur. Bayağı çirkin dünyada görülmemiş bir şey olur. Yani mühim bir suç olması lazım, bir şey olması lazım. Gerekçesini bildirmiyorlar değil mi? Dışişleri Bakanlığı açıklama yapıyor mu bu konuda?

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Tepki olarak Rusya böyle bir şeyi yapar demişlerdi zaten.

ADNAN OKTAR: Kim?

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Rusya bu olaylara tepki olarak oradaki vatandaşlarımızı zor duruma düşürecek şeyler yapar demişlerdi.

ADNAN OKTAR: Tamam da yani tutuklama çok anormal bir hareket. Gözaltına alma yani bütün dünyayı sarsar bu. Mafya devleti gibi görünür Rusya o zaman. Hiç kimse Rusya’ya gitmez. Rusya ekonomisini de allak bullak eder. Rusya’yı iyice yalnızlaştırır. Bak Rusya’nın ben yalnızlaşmaması için Türkiye’yi de, dünyayı da uyaran çok kapsamlı yazılar yazdım. Rusya’yı yalnızlaştırmayın. Yalnız başına bırakmayın diye. Avrupa’ya yönelik de Amerika’ya yönelik de bir yazı yazdım. Kaç yerde? En az yirmi yerde çıkmıştır. Ve uğraşıyoruz ama bu bayağı sarsar dünyayı. Rusya’yı insanlar o zaman kâle almazlar devlet olarak. Buna gerek yok. Tamam vizeyi kaldır ama adamı tutuklamanın bir alemi yok. Gözaltına almanın bir alemi yok. Yani bir suç yokken iş adamını nasıl tutuklarsın? Bunun mantığı ne? Açıklaması ne? Bütün dünya soğur o zaman Rusya’dan. Bayağı kötü etkisi olur.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’nin amacının Osmanlı’yı yeniden kurmak olduğunu iddia eden Suriye’de Esad rejiminin Enformasyon Bakanı Ümran el-Zubi  Türkiye ile Amerika arasında görüş ayrılığı var” dedi. Türkiye ve Amerika’nın bölgedeki hedefleri farklı. Amerika bölgede bulunan ülkeleri küçük emirliklere bölüp onları kontrol altına almaya çalışıyor. Amerikan projesinin hayata geçmesi için en iyi araç radikal İslamcılardır. Bu nedenle IŞİD’i yatırım yaptılar. Bu grupların Amerika’yla yakın ilişkileri var. Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden kurma çabasıdır. Bu imparatorluk eskiden bölgelere bölünmüştü. Şam, Musul, Halep, Kudüs, Beyrut ve diğerleri. Şimdi de öyle bir şey istiyorlar. Bu amaçları Suriye ve Irak’ı imparatorluğun himayesindeki emirliklere veya bölgelere ayırma isteğine yol açıyor. Bu hırsları Amerika ile anlaşmazlığa neden oluyor.

ADNAN OKTAR: Yani Amerika istemiyor mu diyor Osmanlı’yı?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Osmanlı’yla alakası yok. İmam Mehdi (a.s)’nin zuhuru var, Osmanlı yeniden kurulmaz. Osmanlı bir sistemdi, Allah onu batırdı. Selçuklu vardı, onları da yıktı Allah. Bir daha Selçuklu olmayız, bir daha Osmanlı da olmayız. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru hak, o doğru. Yani Osmanlı görünümünde bir kanaati oluşuyor ama Mehdiyet’tir o. Ellerinde başka model olmadığı için olsa olsa yine Osmanlı olur falan diyorlar, öyle değil. O yıkılan bir devlet, yıkılan bir sistem, o bir daha geri gelmez. Amerika Birleşik Devletleri’nin Büyük Ortadoğu Projesi adını verdiği sistem ulus devletlerini yok etme projesi. Yani Türkiye’yi de paramparça yapmak istiyor. Suriye’yi, Irak’ı her yeri paramparça etmek, sonra da hegemon bir güç olarak dünyaya hakim olmak. Yani istediği bu. Bir de petrol bölgesi olduğu için avucu içinde olsun istiyor. Türkiye’de tabii bir Osmanlı projesi gibi ama o ad altında bir İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği düşüncesi var. Türk İslam Birliği düşüncesini bölge kabul eder. Ama Amerika’nın bu hegemon mantığını kabul etmezler. Amerika boşa rüya görüyor yani, öyle bir şey olmaz. Bir daha Osmanlı diye bir şey olmaz. Selçuklu diye bir şey olmaz. İşte Oğuzhan dönemine bir daha dönülmez. Sultan Alparslan dönemine bir daha dönülmez. Neye dönülür? İleriye dönülür. İleri nedir? Mehdiyet’tir. Tarihte sadece ileri vardır. Sürekli ileriye doğru gider tarih, geriye doğru gitmez. Dolayısıyla Mehdiyet tarihteki yerini çoktan almış. Çoktan geçmiş zaman olmuş. Mehdiyet geçmiş bir devirdir. Biz o geçmişe doğru geliyoruz. İsa Mesih zaten geldi. Kıyamet zaten koptu. O geçmişe doğru biz ilerliyoruz. Yani Müslümanlar zaten cennette olan cennette, öbürü öbür türlü.

Aylarca haber yaptılar, “Silahlar IŞİD’e gidiyor” diye. Mahkeme de soruluyor, “silahlar nereye gidiyor?” diyorlar “bilmiyoruz nereye gittiğini” diyorlar. Çünkü “silahın nereye gittiğini söylersem suçun niteliği değişiyor. Bilmiyorum” diyor. Bilmiyorsan niye iftira ediyorsun? Niye hükümeti zora sokmaya çalışıyorsun? Niye devleti zora sokuyorsun? Niye dünyayı aleyhimize kışkırtıyorsun? Nedir bunun mantığı, kafası nedir? Eline ne geçecek?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan “Gençlerimiz 140 karaktere sığdırılmış bir ifadeyle yetiniyorsa burada ciddi bir sorun var demektir ” demişti. “Tüm bilgi kaynağı sosyal medya olan bir nesil bizim özlemini çektiğimiz bir nesil değil. Ben de zaman zaman güncel konular dahil bazı fotoğrafları görüntüleri eğlenceli buluyorum. Ancak meseleyi bundan ibaret görüp, asıl bilgi kaynaklarına yönelmezsek olmaz. Gençlerimizin eğitim hayatlarını ailelerine en az yük olacak şekilde yürütebilmeleri için düzenlemeler yaptık. Fiziki mekan yeterli değil yani zarf mazruf meselesi, özellikle bu dönemde müfredat noktasında ciddi bir çalışma içine girmek lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’dan bekliyoruz, yakışanı yapsın. Darwinizm’i bir kazısın, Amerikan, Rus, Fransız, İngiliz derin devletlerine tarihte görülmemiş bir şamar indirsin. Darwinizm’i yerle bir etsin. Bütün bilimsel bilgiler elimizde mevcut. Darwinizm’i de ne kadar boş bir sistem olduğunu göstermek için çok kapsamlı anlatsınlar. Ama cevabını da verip darmadağın etsinler. Her türlü yardıma hazırız. Ne türlü bir bilgi gerekiyorsa, doküman hepsini sunabiliriz.

Tayyip Hoca güzel doğru söylüyor da devletin bütün imkanları elinde, hükümet güçlü bu Darwinist safsataya esaslı bir bilimsel darbe indirsinler. Allah hoşnut olur. Memlekete bereket gelir. Allah’a dine meydan okunuyor Darwinizm’de. Dünya tarihinde görülmemiş bir felaket bu. En büyük felaket Darwinizm’dir. Yani isterse on karakterle konuşsun yeter ki Darwinist materyalist olmasın. Yani karakter, kaç karakterle konuştuğu mühim değil Darwinist materyalist olmaması önemli. PKK’nın doğum nedeni Darwinizm’dir. Hükümet bunu durduracak güçte. Milli Eğitim Bakanlığı cayır cayır Darwinizm’i anlatıyor. Ortaokul, lise, üniversite bütün derslerde Darwinizm anlatılıyor. Bunun tamamen ortadan kaldırılması lazım. Bilimsel gerçekler ortaya konacak. Hurafeyle gençler yetiştirilirse felaket kapıda Allah esirgesin.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fransa hükümeti Paris’teki terör saldırısı sonrasında uygulanmaya konan üç aylık olağanüstü hal boyunca insan hakları bildirgesinin kişilik özgürlükleri konusundaki bazı maddelerini askıya alacağını Avrupa Konseyi’ne bildirdi. Olağanüstü hal durumlarında uygulanan yasaklara karşı gelenler ve bu yüzden ceza alanlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuramıyorlar.

ADNAN OKTAR: Fransa bütün gücüyle ateist Darwinist eğitim yapıyor. Komünizm komünist düşünce Darwinizm’den kaynaklanıyor. Komünizmin de en ana unsuru şiddet ve dehşettir ve terördür. Fransa nasıl teröre karşı oluyor? Hem Darwinist materyalist eğitim yapıyor, şiddetle ateizmi savunuyor, sonra da adam komünist anarşist terörist olunca da “Niye oldun?” diyor. Sen o eğitim sistemiyle onlara hazırlıyorsun o zemini.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Boğaziçi Üniversitesi Konferans Salonu’nda toplanan bir gurup öğrenci Kürtçe türkü söyleyip halay çekerek PKK’nın kuruluş yıl dönümünü kutladılar. Fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: 2019’da bir kutlama daha yapacaklar. PKK’nın yıkılışını kutlayacaklar 19’da. Daha coşkulu, daha canlı. 

Fikret Bey dinliyorum ben sizi. 

KARTAL GÖKTAN:  Kürdistan bölgesindeki tüm uçak seferlerinin durdurulduğu ve Rusya’nın ağır bombardıman için hazırlık yaptığı bildirildi. Operasyonun adının ise “Tamamen Yok Et” olduğu aktarıldı. Irak’ın El İticah Press ajans kaynaklı haberinde ayrıca Rusya’nın kırk sekiz saat içerisinde Hazar Denizi’nden Suriye’ye füze saldırıları yapılacağına dair resmi bilgi verdiği belirtilirken, geniş çaplı operasyona Tupolov Tu-160 stratejik bombardıman uçaklarıyla, Akdeniz’deki Rus gemilerinin de katılacağı bildirildi.

ADNAN OKTAR: Yani geniş çaplı bir Müslüman katliamı. İlerde akıl almaz utanacaklar. Savaş gemileri, tanklar, toplar, bombalar, kılıçlar, bunu sevgiye, güzelliğe, akla, irfana çevirsenize. Dehşete bir alışmışlar şiddete kana, ağızlarından adeta kan damlıyor. Kansız yaşanacağını nasıl düşünemiyorsunuz? Sevgiyle yaşasan mutlu olacaksın gayet zevkli olacak, güzel olacak. Bombalamaya ayıracağın parayı imara ayır. Bombalamaya ayıracağın parayı Afrika’daki, Asya’daki fakir fukaraya onlara ver. Yapılan bombardımanla yirmi kere dünyanın bütün fakirleri doyardı. Yirmi kere, yani ömür boyu. Ömür boyu doyardı. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hollanda’da hükümetin kararlarını denetleyen üst mahkeme hükümetin sığınma talebini reddettiği ancak evine gönderilmek istemeyen göçmenlere yiyecek ve barınak vermeme uygulamasına yasal destek verdi. Hükümetin kararlarını gözden geçiren Devlet Konseyi isimli kuruluş, muhafazakar Başbakan Mark Rutte’nin insani yardımı koşula bağlayan bu uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmadığını belirtti.

ADNAN OKTAR: O zaman insani görüşleri, merhamet anlayışları, şefkat anlayışları Hristiyan kültürü nereye gitti? Bu acımasızlık, merhametsizlik. Putin sözünün eri bir delikanlı bir şeye söz verdi mi onu yerine getiriyor. Çin Sibirya sorununu parlamentoyu da devre dışı bırakmıştı, kişisel kendi görüşüyle iki gün içerisinde çözmüştü. Herkes şaşırmıştı. Kilitlenmiş bir konu olarak görüyorlardı. Pratik çözüm üreten bir yönü de var.

BÜLENT SEZGİN: Bugün de Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın sonuna geldik. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü