Harun Yahya

Sohbetler (29 Kasım 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: iyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Ebu Davut, meşhur hadis kitaplarından. Tırmizi, meşhur hadis kitabı. El-Müracaat sayfa 20. Ebu Davut k. etime 39. Tırmizi k. Etime Libas 6. İbni Mace k. Etime 60. El-Müracaat sayfa 20. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuysa serbesttir. Allah’ın serbest bıraktığını kabul edin.” Bitti. Kuran’dan delil istiyoruz “yok” diyor. Ne diyor Peygamber (s.a.v.)? Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’ın kitabında helal kıldığı helal” Kuran’da Allah’ın helal kıldığı helaldir.  “Haram kıldığı da haramdır.” Ama sadece Kuran’da diyor. “Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktığını kabul edin. Ve bilin ki Allah hiçbir şey unutucu değildir.” Bunlar ne diyor? “Allah unuttu Peygamber (s.a.v.) tamamladı” diyorlar. “Kuran’a koymayı unuttu Allah” diyorlar. Böyle bir kafa olur mu? Kuran’la hareket etseler din çoktan her yere hakim olmuştu. Onun sonucunda tabii El-Kaide de çıkar, IŞİD de çıkar, Taliban da çıkar, çıkar oğlu çıkar sabaha kadar sayarız. Onlara da yazık. Çünkü yanlış bilgilenip kendilerini yakıyorlar. Onların etkilediği insanlara da yazık. Hepsinin kurtuluşu Kuran’a tabi olmak.

İbni Mace, Sünen-i Nesai’de, Buhari ve Müslim’de ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “Din konusundaki ihtilaflarda size Kuran yeterlidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Din konusunda bir şey helal mi haram mı diye ihtilaf ettiğinizde size Kuran yeterlidir.” Çok açık değil mi? Evet.

Müslim, İbni Mace ve Ebu Davut’ta: “Size sadece Kuran’ı bırakıyorum” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ona uyarsanız yolunuzu şaşırmazsınız.” Şimdi yolunu şaşırmış mı? Şaşırmış. Niye şaşırmış? Kuran’a uymamış da onun için şaşırmış. Demek ki aksinde yolunu şaşırma var.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gazeteci Hasan Pulur 83 yaşında bugün hayatını kaybetti. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.

ADNAN OKTAR: Hasan Bey evet, efendi kendi halinde bir insandı. Allah gani gani rahmet etsin. İmtihanı bitmiş. İmtihan salonuna bir yerden girmiş bir yerden çıkmış. İnşaAllah hayır-hasenatla ahirete gitmiştir. Cenab-ı Allah ailesine sabır teenni nasip etsin, hayırlı bereketli uzun ömür versin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır’da Baro Başkanı Tahir Elçi’ye dün düzenlenen saldırı öncesinde şehit edilen polislerimizin memleketlerinde cenazeleri kaldırıldı. Polis memuru 41 yaşındaki Ahmet Çiftaslan’ın cenazesi memleketi Kahramanmaraş’ta düzenlenen törenle toprağa verildi. Şehit polis Cengiz Erdur’un cenazesiyse getirildiği memleketi Elazığ’da önce helallik alınması için kardeşi Adem Erduran’ın evine götürüldü, daha sonra da toprağa verildi, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kabadayılara, aslanlara helal olsun. Allah onları cennetiyle, cemalullahıyla şereflendirecek, inşaAllah. Biz de imreniyoruz onlara. Allah annesine babasına uzun ömür versin. Ailesine, yakınlarına, tanıdıklarına sabrı cemille Cenab-ı Allah onları sarsın. Tebrik ediyoruz aslanları, şehadetleri mübarek olsun.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Tahir Elçi’nin cenazesi bugün Diyarbakır’da düzenlenen törenle kaldırıldı. Cenaze töreninde konuşan Selahattin Demirtaş: “Bizler topraklarımızda çok acı gördük. Yaşımızdan çok daha fazla süren savaşlar gördük. Her gün cenazeler kaldırdık, morg kapılarında büyüdük. Elbet topraklarımıza barış gelecek bunu biliyoruz. Biz kan istemedik, ölüm istemedik özgürce yaşamak istedik. Bu devlet hiçbir zaman hepimizin devleti olmadı. Herkes devleti kendi mülkü gibi kullandı. Hepimizin olsun diye, ortak yönetim olsun diye çok uğraştık uğraşıyoruz. Ama Kürt halkı şunu iyi biliyor; Tahir’i öldüren devlet değil devletsizliktir” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi orası öyle bir yer ki Mardin, Diyarbakır, Siirt, Urfa, o kadar pek bir can güvenliği yok. Otuz kere söyledim “Asker-polis sayısı artırılması lazım” diye. Tahir Bey’i rahat bırakmayacakları belli, mühim bir konumda. Üstelik “PKK çekilsin” diyor “terör dursun” diyor. Adamların alnının ortasından kaşımış oluyor. Ama cesareti de bayağı cesurmuş. Sokağın ortasında konuşma yapıyor ama mümin muttaki olduğu açıkça görülüyor. Camiye saldırı ağırına gitmiş. Mesela başka yerden örnek verebilirdi. Ama camiye yapılan saldırı “ayaklarımıza sıktılar” diyor. Dört ayaklı cami için “ayaklarımızdan vurdular bizi” diyor.

Sevgi etiketi yapalım yine “Sevgide yarışalım” diyelim. Takvada yarışılıyor ya “Sevgide yarışalım.”

Tabii Selahattin Hoca’nın o sözü içler acısı konuşma şekli. Hakikaten dedikleri doğru. Bütün hayatları mezarlık ziyareti, morg kapısı, işte adliyede açıklama yapmak. Dediği doğru o çocuğun. Bir daha okusana.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş: “Bizler topraklarımızda çok acılar gördük. Yaşımızdan çok daha fazla süren savaşlar gördük. Her gün cenazeler kaldırdık, morg kapılarında büyüdük. Elbet topraklarımıza barış gelecek bunu biliyoruz. Biz kan istemedik, ölüm istemedik özgürce yaşamak istedik. Bu devlet hiçbir zaman hepimizin devleti olmadı. Herkes devleti kendi mülkü gibi kullandı. Hepimizin olsun diye, ortak yönetim olsun diye çok uğraştık uğraşıyoruz. Ama Kürt halkı şunu iyi biliyor; Tahir’i öldüren devlet değil devletsizliktir” dedi.

ADNAN OKTAR: Devlet ne yapsın? Devlet diye bir şey yok ki hükümet vardır. Devlet bir mekanizma, devlet var da mekanizma olarak var. Devlet; memurlardan, binalar var, binaların içinde de devlet memurları var, hükümet var onu hareketlendiriyor o sistemi. Hükümet olmadığında devlet çalışamıyor. AK Parti hükümeti benim gördüğüm klasik anlamda bir şeyler yapmak istiyor. Bir de herkesin hükümeti, herkesin devleti devlet. Orada bir tek Selahattin Hoca yanlış konuşuyor. Bir de Kürt kardeşlerimize acayip titizlik gösteriliyor son zamanlarda. Eksiklik varsa daha da tamamlanır. Koruma her yerde zayıf, her yerde. Adamlar şakır şakır vuruyorlar sokağın ortasında, koruma diye bir konu pek yok. Hanımları vuruyorlar, yüzlerce binlerce hanımı vurdular. Üstelik bas bas bağırıyor bu hanımlar diyorlar ki “vuracaklar, asacaklar, kesecekler” söylüyor, buna rağmen şakır şakır vuruyor adamlar.

GÖKALP BARLAN: Hocam, bugün Diyanet İşleri Başkanı sizin sevgi çağrınıza cevap verdi. Ve dedi ki “Sevgi eksiğimiz var” dedi. “Müminler aşkı unuttular” dedi bayağı uzun uzun konuşmuş.

ADNAN OKTAR: Hele şükür hele şükür nihayet dedirttirdik Diyanet İşleri Başkanı’na Allah razı olsun. Ellerinden öpüyorum Allah razı olsun. Değerli bir insan. Şimdi oldu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden Kemal Burkay, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin planlı olduğunu ancak bunu ülkeyi yönetenlerin yapmayacağını savundu ve şunları söyledi: “Planlı olduğu kanısındayım, yüzde yüz değil bu kanı. Orada bir sürü kişi arasında ensesinden vurulan bir tek Elçi var. Bir de basın mensubu yaralandı. Bu Elçi’nin seçildiğini gösteriyor, bu kadar tesadüf olmaz.”

ADNAN OKTAR: Evet, şimdi bu insan benim gördüğüm PKK’yı biraz susturacak tarzda konuştuktan sonra iyi niyetle “çekin gidin” diyor hani “burada terör-anarşi çıkartmayın” falan. Planlanmış tabii, planlı şekilde vurulmuş. Ama devletin böyle bir şey işine gelmez, derin devletin hiç işine gelmez. Bizim devletimiz, zaten devletten yana adamın tavrı, devlet niye uğraşsın onunla? “PKK yurt dışına çıksın” diyor “anarşi dursun” diyor devlet ondan niye rahatsız olsun ki? Derin devlet niye rahatsız olsun? Bundan kim rahatsız olur? PKK rahatsız olur, başka kimse rahatsız olmaz. Bunu çocuk olsa bilir. Çünkü böyle bir zihniyet olmuş olsa zaten terör durur. Yani yaygın olsa bu fikir bu düşünce terör durur. Adamlar “çıkın buraya gelmeyin” diyor, adam öyle diyor. Rahmetli iyi niyetli ama Türkiye’nin ne konumda olduğunu tam anlamamış o yani tehlikeyi anlamamış. Mesela iyi niyetle “Ben Kürt’üm, PKK’ya karşı da ılımlı sözler söyledim herhalde bana dokunmazlar” dedi. Bunlar akıl almaz zalim, alçak, kahpe, pislik adamlar. Senin o sözün onlara hiç gelir. Mesela diyor ki “PKK terör örgütü değildir.” Adam diyor ki “Sen onu benim enseme anlat” diyor “Biz terör örgütüyüz sen ağzını bozuyorsun” diyor “Ben de sana böyle yaparım” diyor konu bu. “Yurt dışına çık ne demek” diyor “Biz burada adam öldürmeye devam edeceğiz” diyor verdiği işaret o. Çünkü her ılımlıyı PKK vuruyor. Bak, ılımlı olmak PKK için çok büyük bir suçtur. Adam PKK’lı olabilir ama ılımlıysa, PKK’lı olabilir derken işte PKK’yı kendince savunabilir, der ki “PKK aslında bir terör örgütü değil” ona benzer laflar edebilir. Veyahut “PKK iyi niyetle kurulmuştur” diyebilir. Tabii bunlar her halükarda bu laflar olmaz bu laflar da ama yakasını kurtarmak için demiş olabilir; hiç dinlemezler. Ilımlı olmak PKK için en büyük suçtur. Psikopat olmak, katil olmak çok üstünlüktür.

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey, daha önce de örnek vermiştiniz, Demirtaş açıklama yapmıştı ılımlı açıklama, sonra aynı açıklamayı geri aldırtmışlardı, terleyerek açıklamıştı. Hep söylüyorsunuz onu.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

GÖKALP BARLAN: Demirtaş açıklama yapmıştı ılımlı açıklamalarda bulunmuştu. Hemen geri aldırtmışlardı, terleyerek televizyonda çıktı açıklamalarını geri almıştı o sözünü.

ADNAN OKTAR: O çocuk aslında bayağı delikanlı bir çocuk, çok efendi. Aslında devlet onu iyi korusa, daha yeni ona koruma arabaları verdiler. Mesela elli kişiyle koru, yeri-göğü yıkar bence o. “Defolun gidin pislik herifler” der “biz burada Kürtler memnun mutlu yaşıyoruz, devletimizle de iç içeyiz, devletten de istediğimiz daha fazla demokrasi daha fazla özgürlük, buraları imar etsinler” der hükümet de seve seve bunu yapar. “Ne istiyorsanız yapalım ama ne istiyorsanız hükümet emrinizde” der. “Defolun pislikler” der. “Buraya biz fabrikalar kuracağız, iş yerleri kuracağız, burayı cennete çevireceğiz, haysiyetsiz herifler sizin yüzünüzden burası cehenneme döndü” der kabadayıca bir çıkış yapar. Ama çok sağlam koruyacaksın. Çocuğun arabasına daha yeni, taş da olsa taş da değmemesi lazım. Allah bir işaret veriyor, tamam taş kırmış olabilir kabul ama Allah işaret veriyor iyi koruyun diye. Bence iki eskort da yetmez. Başbakanı korur gibi korumaları lazım. Çıksın çocuk açıkça kabadayılık yapsın. Bir delikanlı daha var böyle naif bir, zarif bir çocuk daha var, ona da kabadayılık yapmıştı ya PKK; Osman Baydemir. O çocuk da öyle bayağı temiz benim gördüğüm. Mesela ona da iyi sahip çıksalar o da yardımcı olur. Böyle delikanlı tiplere iyi yardımcı olunsa derler “Kürt kardeşlerim canlarım, bu ahlaksızlara hep beraber olalım defedelim bu pislikleri” derler “Bunlar başımıza bela oldu bu lanetler, haysiyetsiz herifler buraları batırdılar defolup gitsinler” der. Hükümet de “ne istiyorsanız yapayım” desin ama ne istiyorsanız. Birinci öncelikli bölge haline gelsin Güneydoğu. Mesela batıya yapılacak yatırımlar oraya yapılsın. “Defolup gidin” desinler. “Biz Kürt kavmi olarak, Kürt insanlar olarak ey pislikler sizi istemiyoruz” bu kadar. “Ben de liderim ne diyorsunuz vatandaşlar” der. Böyle toplar, var ya Diyarbakır’da toplanıyor milyonlarca kişi “bu alçakları kovalım” der. “Yeter artık bunlardan çektiğimiz, çoluğumuzu çocuğumuzu alıp kaçırıyorlar dağlara çıkarıyorlar” falan, değil mi? Ama hükümetin acayip abanması lazım. Bu partiyle rekabet olmaz. Öyle bir anlaşma yapsınlar ki HADEP ile muhalefet olmasın. Anlaşsın konuşsunlar. Zıplaya zıplaya giden sevimli bir kız daha var Figen Yüksekdağ, kafa dimdik gidiyor tavşan gibi etrafa bakarak, onunla da konuşulur. “Bayağı rahatsız oluyoruz, istediğiniz ne varsa hepsini yapalım” desinler. “Özgürlük; sonuna kadar özgürlük, çıkın dağlarda bağırın istediğiniz gibi ne yapıyorsanız yapın” dersin. “Bizden bir baskı hissediyorsanız onu da şey yapalım, mesela polis baskısı, polisi çekelim” dersiniz. “Polis sayısını iyice azaltalım” dersiniz. Bir huylandılarsa, rahatsız oldularsa çok az mesela İngiltere’deki gibi de yapabiliriz. Silahsız polis de geliştirebiliriz. “Atın şu pislikleri” dersin. Şartlanmış olabilir polisten askerden falan, çekersin gerekirse “ama atın şu itleri” dersin. “Bir ferahlasın ortalık” dersin. İngiliz polisi gibi silahsız polis korsun çok fazla olur biter. Korkusuz rahatça yaşarlar. Ki polis zaten çok seviyor halkı, çocukları seviyor, insanları seviyor. Aralarında psikopat çıkabilir anında yakalarız. Öyle kimse Kürt kardeşlerimize itlik yapamaz. Çıkabilir çıkıyor da, polis demek masum kusursuz insan değil ki ama yüzde 99,99’u mükemmel. Aslan gibi delikanlı kabadayı çocuklar. Ve hep Osmanlı akıncıları gibi cefakar çilekeş aslanlar. Bak mesela göğsünü gere gere arabanın üstüne gidiyor, kabadayının hası. Hiç çekinmiyor, kurşun sıkıyorlar yine umurunda değil aslan gibi şehit oluyorlar. Bir korkutma olmuş daha önce. Mesela Türk bayrağını görüyor adamın eli ayağı boşalıyor. Yapmayalım bunu. Bayrağa sarılsın, bayrak onun dostu olduğunu gösterelim. İstiklal Marşı mesela adamın ödü kopuyor duydu mu. Bir travma geçirmişler. Bir rahatlatalım üstlerindeki sıkıntıyı kaldıralım. Bir de bizim milletimizin seçkin simaları Kürt kardeşlerimiz; çok efendiler. Mesela bak benim aslanım İbrahim Kürt’tür, efendiliğini görüyorsunuz, terbiyesini görüyorsunuz, nezaketini görüyorsunuz acayip saygılı, hep böyledir. Çok fazla Kürt kardeşimiz var. Mesela Altan Tan sapına kadar delikanlıdır tam kabadayıdır bayağı yiğit bir delikanlı. Ama kardeşim, sokakta yalnız başına geziyor olmaz ki. Sen ona en az elli koruma vereceksin gizli koruması olacak, gizli ve açık. Böyle zırhlı kıyafet giymiş falan adamlara kuş uçurtmayacaksın. Bak bakalım nasıl onlar kükrüyorlar? Bu pisliğin onlar da farkındalar, parti yöneticileri hepsi farkında ama başlarına bela olmuş bu, bir de zincirleme bela olmaz var. Mesela çocuk yirmi yaşında “seni dağa götüreceğiz” sıkıysa çıkmasın. Götürüyorlar çocuğa cinayet işletiyorlar, iç cinayet. “Bu infaz” diyor mesela “bu partiye ihanet etti, geç infaz mangası olarak sen al şu tüfeği eline çek-vur bunu” diyor. Videoya alıyorlar vururken “vurdun öldürdün” diyorlar. “Bu devlete gitse yani Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim olsan cezası müebbet hapis” diyorlar “ağırlaştırılmış müebbet hapis, adam vurmuşsun, bundan sonra sürekli cinayet işleyeceksin sen” diyorlar. Çocuğu adeta delirtiyorlar aklı gidiyor. Onlar da kurtulmuş olur. Yani bu belanın içine girmeden kurtarmış oluruz.

CİHAT GÜNDOĞDU: Hep söylediğiniz gibi 90’lı yıllardaki olayları sebep gösteriyorlar. Yoksa bugün öyle bir baskı yok.

ADNAN OKTAR: Eski travma çok şiddetli hakikaten vardı eskiden biliyorum ben. Akıl almaz eziyorlardı, aptal bir kafa vardı ama akıl almaz aptal yani tam ahmak kafa. Kafasını ezersin adam diz çöker, dizinin dibinde titrer. Halbuki Kürtler kabadayı millettir, kabadayı kavimdir. Bizim Türk milletinin bir ferdi olarak. Mesela Lazlar da onlar da hep kabadayıdır. Türkler acayip kabadayıdır hepsi kabadayıdır millet olarak tamamımız. Tabii bizi Cenab-ı Allah çeşitli -millet değil de kavimler olarak diyorum, millet bütünümüz için diyoruz millet diye- sen bu insanı bu kadar ezersen, guruna düşkün adam ne hale gelir? Onun için devletin oraya birinci öncelikli yatırım yapması lazım rahatlatıcı. Müthiş bir şefkat var, AK Parti bunu yaptı aslında. Hiçbir parti bunu yapamamıştı, hatta hayret edecek derecede yaptı. Hatta iyi niyetinin de altında kaldı yani söylüyor görüyorsunuz.

IŞİD olsun, Taliban olsun, El-Kaide olsun bu insanların öldürülmesi haramdır, teşvik edilmesi haramdır. Bunlara havaalanı sağlanması haram olur, yol sağlanması haram olur, cinayete şeriklik olur Allah esirgesin. Havadan bombardıman yapıyorsun çoluk-çocuk öldürüyorsun. IŞİD’liyi de öldüremezsin yargılarsın hapsedersin. Öldürmek çok vahşice bir yöntem, korkunç bir yöntem. Onun için Fransızlar psikopattır, Fransız derin devleti psikopattır. Onlar kanla banyo yaparlar cinayet konusunda onlar uzmandır. Şimdi onlar El-Kaide, Taliban, IŞİD kim olursa olsun El-Nusra akıl almaz bir katliam peşinde, onların gözü döndü. İngiliz derin devleti de öyle, Amerikan derin devleti de öyle. Bu insanlar La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah” diyor. Bunları katletmeye gelen adamlar da “Allah yoktur” diyen adamlar. Bunlara kapı açmak, yol açmak sonsuz cehennem azabına sebep olur. “Bir kişiyi öldürmek bütün dünyayı öldürmek gibidir” diyor Cenab-ı Allah. “Bir kişiyi diriltmek yani ölümden kurtarmak bütün dünyayı kurtarmak gibidir” diyor. Bu zulme hiçbir Müslüman aracı olmasın, coşturmasınlar da. İşari bile olamaz, ima dahi olmaz. İma dahi kesinlikle olmaz yazık-günah. Bir de IŞİD yeraltında yaşıyor. IŞİD’i vuramazlar. Yeraltı mağaraları yapıyorlar, dehlizler yapıyorlar. Yıllardan beri onun için çalışma yapıyorlar, bombardıman olduğunda yeraltına giriyorlar. Çoluk-çocuk kadınlar kalıyor yer üstünde. Yeraltı sığınakları yapmışlar ama halk “biz dışarıda yaşamak istiyoruz” diyorlar. Evlerinde ocaklarında çünkü su var, banyo var olduğu kadarıyla işte yiyecek bulmak için falan, onlar yeraltına girmiyorlar. Yeraltına girmeyenleri vuruyor bu adamlar. IŞİD’li vurmaları diye bir konu yok. IŞİD hiçbir şekilde kendini vurdurmuyor hepsi yeraltında yaşıyorlar. Çünkü coğrafi bölge müsait olmadığı için, mağara şu bu falan olmadığı için yeraltında derin tüneller açıp öyle kendilerini koruyorlar. Dolayısıyla bunların bombardımanları hikaye. Fakat böyle bir şeye biz asla ve asla aracı olmayız haram olur. Orada bir tane çocuk öldürülse Allah ebedi azap verir cehennemden çıkamaz. Bir kadın öldürülse, bir yaşlı amca öldürülse ebedi cehennem olur. Hiç kimse böyle bir şeye tevessül etmesin, aracı olmasın akıl almaz uğursuzluk getirir. Vesile de olmasın.

KARTAL GÖKTAN: Bugün de değiniz gibi bir saldırı oldu Adnan Bey. Rus savaş uçaklarının saldırısı sonucunda kırk sivil öldü, yetmiş sivil de yaralandı.

ADNAN OKTAR: Sivilin dışında kimse yok orada sadece sivil var. Bir tane IŞİD’li vuramadılar. Vursunlar diye söylemiyorum da vuramazlar çünkü sığınaklardalar. Onlar her an saldırıya hazır vaziyette silahıyla mühimmatıyla bekliyorlar. Zaten onlar kara savaşını bekliyor “havayı bırakın” diyorlar “gücünüz yetiyorsa gelin karadan.” Onlar da korkudan gelemiyorlar karadan. Ne Amerika gelebiliyor, ne Fransa gelebiliyor, ne İngiltere gelebiliyor “karadan asla yanaşmayız” diyorlar. Çünkü biliyorlar ne olacağını. Habire hava bombardımanı dağı dereyi havayı sürekli bombalıyorlar. Bir de Türkiye’yi işin içine sokmaya çalışıyorlar. Türkiye asla girmesin. İlimle irfanla halletmek varken -ki Mehdiyet’tir çözümü- sen böyle kendince bir şeyler yaptığını zannedip sürekli günaha giriyorsun. Fransa bunun bedelini ahirette çok ağır ödeyecek. Eğiterek mümkünken, anlatarak mümkünken, sevgiyle mümkünken dehşetle yapmaya kalkıyorsun. Dehşetle neyi yapabildin? Cezayir’de bir buçuk milyon Müslüman’ı şehit etmişti Fransa. Paraşüt indirmesi falan yapmıştı Cezayir’e. Adam çadırından çıkıyor bakıyor, şaşırıyor otomatik silahla tarıyorlar. Adam tarlada öküzüyle saban sürüyor, askerler geliyor, adam bakıyor şaşırıyor ne yapıyorlar acaba diye otomatik silahla tarıyorlar. Fransa bu Fransa işte. Oturmuş IŞİD’i kınıyor, sen bin betersin. Tabii ki biz IŞİD’in şiddetini şiddetle kınıyoruz. Taliban’ın, El-Kaide’nin şiddetini, El-Nusra’nın şiddetini şiddetle kınıyoruz. İlimle, irfanla, sevgiyle olur İslam’ın yayılması. Ama çözümün Mehdiyet olduğu aşikar. Dünya bunu kabul etmek mecburiyetinde olacak. Ne zaman? Çok kısa süre içinde yani üç-beş seneye kadar. Çünkü olaylar akıl almaz gelişecek büyüyecek. Demiş miydim gelişecek olayları?

BÜLENT SEZGİN: Dediğiniz gibi IŞİD’in yaşadığı yerlerin görüntüleri vardı birkaç resim. Fotoğrafları gösterebilirim. IŞİD’in yaşadığı yerler diye yeraltında demiştiniz. Genelde bu ür yerlerde yaşıyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum. Evet hep böyle mağara, hat şeklinde yeraltını oyuyorlar oralarda yaşıyorlar.

Mesela Fransa 90’lı yıllarda Ruanda’da Hutu ve Tutsi kabilelerini birbirlerine düşürdü. Çok şeytani bir yöntemle yüz binlerce insan katledildi. Çok şeytani yöntemler kullandılar, ırkçı bir üslup kullandılar, onu ona düşürdüler, onu ona düşürdüler birbirlerine kırdırdılar.

Cezayir’de sekiz bin köyü yok etti Fransa, sekiz bin küsur köy yok oldu haritadan silindi. Bu ne büyük vicdansızlık? Soykırım işte bu. Milyonlarca kişiyi tehcire zorladı “burayı terk edeceksiniz” diye. Her yeri boşalttırdı. Adamların hiçbir suçu yok gariban köylüler. Cezayirli olmak suçtu o zaman.

OKTAR BABUNA: Ayrıca geçenlerde söylemiştiniz, “Çok sayıda ülkenin de gelirine el koyup onlara geri sadece borç olarak veriyorlar” diye yüzde 20 kadarını Fransız Merkez Bankası.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bir daha.

OKTAR BABUNA: Geçenlerde söylemiştiniz, “Fransa eski kolonisi olan ülkelerin gelirinin yüze seksenine el koyuyor. Fransız Merkez Bankası’na devrediliyor bu. O ülkeler gerektiğinde istediklerinde kendi o paralarının yüzde 20’sini borç olarak alabiliyorlar.

ADNAN OKTAR: Şu rezalete bak, şu kepazeliğe bak. Sömürme yönü kepazelik ayrıca.

Cezayir’de oradaki askerlerle yani Fransız askerleriyle röportaj yapıyorlar konuşuyorlar. Oradaki bir Fransız subayı diyor ki “Cezayir’de işkence çığlıkları duymayan, işkence bağırtıları duymayan hiçbir Fransız askeri yoktur” diyor. “Hepsine işkence yapıldı” diyor Cezayirlilerin. Mahvettiler adamları. Şimdi de hümanist havalarındalar, dünyanın en hümanist adamları havasında. Sanki o cinayetleri işleyenler onlar değil.

OKTAR BABUNA: Victor Hugo’nun bir sözünü hatırlatmıştınız Hocam inşaAllah “Paris’te bir tane Fransız öldürülürse bu bir cinayet olur, Ortadoğu’da elli bin kişi öldürülürse bu sadece bir problemdir.”

ADNAN OKTAR: Tabii. Fransa, Cezayir’de -napalm bombası o zamanlar daha yeni keşfedilmişti yeni kullanılıyordu- yağmur gibi napalm bombası kullanıyordu. Keşfedilmiş derken epey oluyordu da yani kullanacakları alan yoktu orada köyleri yakmakta kullandılar. Nitrogliserinle benzini karıştırıyorlar, nitrogliserin patladığında oksijen açığa çıkıyor çok fazla, benzinle beraber yandı mı üç bin dereceye falan çıkıyor ısı cehenneme dönüyor ortalık, ev ocak her şeyi yakıyor. Metal falan da eritiyor çok felaket bir silah.

Fransız askerleri Cezayirli o mesture tertemiz hanımlara nur gibi hanımlara hemen hemen hepsine tecavüz ettiler. Çocuklarını bombalarla parçaladılar, makineli tüfek mermileriyle biçtiler. Bir de çocukların cesetlerini de onlara kaldırtıyorlar annesine. Çocuğu parçalatıyor “topla şimdi” diyor. Akıl almaz bir dehşet uyguladılar. Fransız askerlerinin epey bir bölümü deliye dönmüştü böyle hep ruhen problemli hale geldiler. Şimdi o hasta olan adamların büyük bölümünü derin devlette kullanıyorlar. Cezayir’de katliam yapan yaşlı tipler var hasta hep derin devlet mensubu, onlar bu işleri kotarıyor. Tecavüz ettikleri kadınlarla fotoğraf çektiriyorlar, yüzlerce fotoğraf var biz yayınlayamıyoruz. Kadının zorla başını açıyor önce, kıyafetlerini de yırtıyorlar. Kadına olmadık pislikler yapıyorlar böyle rezil hareketler yapıyorlar. Sonra da zorla kadının kollarına girip beraber resim çektiriyorlar çırılçıplak, sonra tecavüz ediyorlar sonra da öldürüyorlar. Bu ne diyorsun? “Fransız medeniyetini gösteriyoruz biz” diyorlar “hümanizmin kalesi burada” diyor.

Mesela Rusya bugün İdlib’i vurdu, pazar yerine bombardıman yapıldı. Sivil yetmişin üstünde kayıp va yetmişin üstünde şehit var. Pazar yeri; pazar yeri ne alaka? Hep fırın, pazar yeri, hastane buralar. IŞİD oraya gelir mi? Pazarda ne işi var IŞİD’linin? Pazar satıcısı mı o? Onlar hep mevzide.

Tırlara kafayı takmışlar, yani bunların aklı var da, sanki devletin aklın yok. Devlet onlardan çok çok akıllı. Hükümet onlardan çok akıllı. Orda kardeşim dağın tepesinde seni öldürmek için can atan kaç ayrı millete mensup psikopat adamlar var. Silahsız sen çoluğunla çocuğunla orda oturuyorsun olacak iş mi bu? Tabii ki silah olması lazım oradaki ortamda. Sen olsan ister misin silahsız orda oturmayı? Silahla gitsin, terör yapsın, anarşi yapsın değil de Türkiye tabii ki oradaki mazlumlara kendilerini korumaları için silah vermiş olabilir. Mümkün bu, olabilir. Bu bir suç değil ki. Amerika herkese veriyor. Tonlarla atıyor havadan silahı. Fransa tonlarla atıyor. Koalisyon uçakları yağmur gibi silah dağıtıyor. “Türkiye niye yaptı?” Lafa bak. Sen niye Amerika’ya bir şey demiyorsun? Onlarca, yüzlerce ton havadan silah atıyor ve görülüyor filmleri var. Süzülerek iniyor silahlar yağmur gibi.

BÜLENT SEZGİN: Verdik diye açıklama yapıyorlar zaten. Amerika silah yardımı yaptık diyor.

ADNAN OKTAR: Resmi açıklama yapıyor. Adamın gıkı çıkmıyor. “Türkiye niye verdi?” diyor. Ayrıca ben gördüm de, dedim ya su borularını bundan tüfek yapıyorlar diyor. Allah’tan kork. Sen su borusundan bir tüfek yap, suratın paramparça olur. Su borusundan tüfek mi olur? Kanalizasyon borularıyla bundan diyor havan topu yapıyorlar. Bir havan mermisi koy da bak bakalım ne hale geliyorsun? Tabii hiç tavsiye etmem. Bu kadar bilgisizlik olur mu? Onun için hususi özel balistik çelik gerekir. Basınca çok şiddetli dayanıklı. Havan mermisi ne yapar? Darmadağın eder. Çünkü o basınçla fırlıyor, patlamayla. Patlama anında paramparça olur o.

Rusya bugün elli bin kişiye, günlük on altı bin ekmek çıkaran ve ücretsiz dağıtan İHH’nın fırınını bombalamış. Nerden ekmek bulsun, ne yesinler?

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Kardeşim şimdi orada adam IŞİD’ in duracağını aklın yatıyor mu senin? Binanın içinde adam enayi mi beklesin? Belli ki ekmek fırını. O IŞİD’linin ne işi var ekmek fırınında? Şu akıl mı? Ne yiyecek? Sen ekmek de vermiyorsun. Ekmek verene de müsaade etmiyorsun. Halk açlıktan ölsün mü? Sen Suriye’yi kurtaracağım diyorsun, halkını yok ediyorsun. Kendi halkın. İddialar Suriye’yi kurtarmak değil mi? Suriye’nin toprağı senin ne işine yarar? Onun çakılını toprağını alıp yiyecek halin yok. Oradaki insanları kurtaracağım diyorsun. İnsanları mahvediyorsun. Ekmek yemek, yemelerine müsaade etmiyorsun.

Sivilleri doğrudan hedef almak savaş suçudur. Bunların hesabını soracak merciler var ama gariban ülkelerden hesap soruyorlar bu tip şeylerde, hiç alakasız şeylerden. Mesela bu direkt savaş suçu. Olmaz böyle şey. Ekmek fırınıyla senin ne işin var? Mantığı ne bunun? IŞİD’linin orada ne işi var? Adam “Gel vur.” Binanın içine girer mi adam? Enayi mi?

Putin böyle şeylere müsaade etmesin, Putin sevilen bir lider. Şimdi bunlardan dolayı ona karşı bir nefret gelişir bütün İslam aleminde. Çünkü o gizli Müslüman olarak biliniyor, Kuran okuyan, cami açtıran. Ama böyle cami bombalatmak, ekmek fırınını bombalatmak, pazar yerini bombalatmak Putin’e karşı dünyada müthiş bir nefrete sebep olur. Yani bu bir insan, bir can nihayet. Derin devletin bir çakalı çıkar çeker vurur bunu. Bir şeyler olur, çirkin şeyler olur. Zulmü teşvik ederse bir zalim de çıkar onu vurur. Putin bizim için kıymetli bir insan böyle pisliğe müsaade etmesin. Ekmek fırını vurulmaz. Okul vurulmaz, hastane vurulmaz. Yazık günah yani. Burada ekmek çıkıyor adamın konusu bu, orayı adam sığınak olarak kullanmıyor. Enayi olması lazım adamın oraya girmesi için. Binayı niye kullansın? IŞİD hiçbir şekilde bina kullanmıyor. Yeraltının dışında hiçbir şekilde bir bina kullanmıyor. O yüzden şu ana kadar bir tane IŞİD’li vuramadılar. Tek bir IŞİD’li yoktur vurulan, laf yani o. Çok nadir bazen arabada vurdukları oluyor, arabada giderken. Onun dışında öyle bir şey yok. Mesela ambulans vurmak, ambulans vurulur mu? Ambulans vuruyorlar. Hasta götüren ambulansı. Hastane, okul vurmak savaş suçudur. Ama Müslümanların başı olmadığı için hesap soracak da kimse olmuyor. Şimdi İslam aleminin başı olsa bütün Müslümanlar, yaklaşık iki milyar Müslüman var, Rusya’ya uyarı yapmaya dahi gerek yok. IŞİD diye de bir sorun olmaz. Taliban, Kaide diye de bir sorun olmaz. Rusya diye de bir sorun olmaz. Konu kökten hallolur. Terör anarşi anında biter. Savaş anında biter, hiçbir kavga da olmaz. Hayır, böyle değildir diyen de bir kişi çıkmaz sözüme. Bunun aslı yok diyemez hiç kimse, dediğim doğru. Anında biter terör anarşi. Mehdiyet’e direnmenin alemi yok, Mehdiyet’e direndikleri için bu felaket geliyor.

Putin bak bizim önemli gördüğümüz bir insan. Putin bu pis işlere müsaade etmesin. Okul vurdurmak, hastane vurdurmak, ambulans vurdurmak, ekmek fırını vurdurmak bu bir zulümdür. Dehşet verici. Bütün insanlar nefret eder Putin’den. Yalnız kalır bir derin devletin delisi de çeker vurur onu bak söyleyeyim. Yerine de onlar geçerler. Çünkü herkes karşı olunca yalnız kalır. Sahipsiz kalır, yapmasın bu onu sahipsiz bırakır. Rus halkı bunu desteklemez. Hastane vurulmasını hiçbir Rus istemez. Ekmek fırınının vurulmasını hiçbir Rus istemez. Ruslar yufka yüreklidir, kibar insanlardır. Gidin sorun “Okul vurulur mu?” diye bir sorun. “Pazar yeri vurulur mu?” diye bir sorun. Hiçbiri kabul etmez, müthiş bir nefret olur. Nefretin sonucu da Allah esirgesin bir çakal çıkar çeker vurur Putin’i. Bak ben bir kardeşi olarak söylüyorum. Sözümü dinlesin bu çok süratli nefrete sebep olur. İyi bir imajı var, bu güzel imajını kullanalım. İslam âleminde iyi bir imajı var. Bunu süratle yok edecek bir çizgiye gidiyor şu an. Bunu yapmasın bilakis imajını güçlendirsin. İslam alemi için bir nimet güzellik haline gelsin.

Burak Yücel; “HDP, PKK’dan farklı bir grup değildir. HDP, PKK’nın bizatihi kendisidir. Dağdan inip kravat takmış halidir.” İşte bak ne kadar yanlış eğitilmişler görüyor musun? Halbuki tehdit altında, baskı altında kalmış yakasını kurtaramayan Kürt kardeşlerimiz HDP’de toplanıyorlar ve titreşiyorlar adeta bunlar pislik yapacaklar diye. PKK olmasa HDP bayram eder. PKK kazınsa aylarca yıllarca bayram yaparlar. Yani defolup gitseler, HDP mükemmel bir parti haline gelir. Bölünmeye tavır alsa en mükemmel parti haline gelir. Ama bölünmeye PKK tehdidinden dolayı açık bir görüntü verdiği için şiddetli reaksiyon oluyor. Bak dedik ki emanet o oylar dedik. Hayır diye bağırdılar Kandil’den. HDP’liler dedi “bunlar emanet oy” dedi. “Nasıl konuşuyorsun?” falan dediler. Gördün mü emanet olduğunu. Emanet oyun haddi hesabı yok HDP’de şu an. Bir çekilse HDP diye bir şey kalmaz. PKK baskısından dolayı böyle oluyor. Ama PKK çekildiğinde HDP üniter yapıyı Türk İslam Birliği’ni, İttihat-ı İslam’ı savunursa HDP Türkiye’nin bir numaralı partisi olur.

BÜLENT SEZGİN: Doğu ve Güneydoğu’da halk elli beş bin PKK ihbarı yapmış.

ADNAN OKTAR: Kardeşim nefret ediyorlar. Elli beş bin ne demek? Bu nefretin ifadesi işte. Pislik herifler.

Birçok Kürt kardeşimiz diyor ki “Tahir Elçi’yi bile koruyamadı devlet bizi nasıl koruyacak?” diyorlar. Belki sırf bu imajı vermek için de yapılmış olabilir. Daha çok polis bir de polisin silahı kaliteli olsun.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Düşürülen Rus uçağında hayatını kaybeden pilotlardan birinin cenazesi Türkiye’ye getirildi. Cenazenin getirildiğini Başbakan Davutoğlu “Rus pilot dün gece saat 00:45 itibariyle sınırımızda tarafımızdan teslim alındı” sözleri ile açıkladı. “Gece Hatay’da bulunan Ortodoks din adamları tarafından da yürütülen katkılarla kendi dini geleneği çerçevesinde cenaze işlemleri dini tören açısından da yapıldı. Cenaze Rusya’nın talebi üzerine yaptığımız girişimler sonucu Rusya’ya teslim edilecek” dedi.

 ADNAN OKTAR: Evet. Ortodokslar tertemiz insanlar. Ruslar tertemiz insanlar. Onları da böyle bir belanın içine sokmak çok korkunç. Yani o pilot gidip adamları öldürüyor ama çektiği acı kim bilir nasıldır yani? Mesela bak kendisi de ölmüş şimdi ahirette ona sorulacak. O kadar insanı öldürdün niye öldürdün nasıl açıklayacaksın? “Pazar yerlerindeki insanları sen gidip vurmuşsun nereden tanıyorsun? Bunların suçu neydi? Niçin yaptın?” Dese ne diyecek?  Çoluk çocuk halk yani. Sen beş bin metreden altta ne olduğunu nereden biliyordun dese Allah, ne diyecek? Facia yani.

Çakma İrade Eren Elitok, “İsrail’e dokunan beni karşısında bulur demiştiniz, çocuk kadın demeden öldüren Yahudileri neden koruyorsunuz?” Ben zalimin şiddetle karşısındayım. Yani mesela bir genç kız elinde makasla saldırıyor çocuğu vuruyorlar daha hala gidip ateş ediyor. Mesela bu bir zulüm. Makası al elinden ayağından vur sadece tamam, ayağından vur o kadarla kal. Genç kız ne yapabilir ayağından vurulsa? Çöker. Gelip bir daha üstüne ateş ediyor, "ölmüş" diyor, bir tanesi daha gelip yine ateş ediyor. Mesela zulümdür bu, bu olmaz. Ben bunları şiddetle eleştiriyorum ama Museviler genel itibariyle dindar efendi insanlar, kimseye zarları zorları yok, Allah'tan korkan Allah'ı seven insanlar. Bir kere "Yahudiler" diye bir damgayla konuyu kökten bir düşmanlığa çevirmenin alemi yok. Mesela "Bu adam Yahudi o zaman kötüdür." Böyle bir mantık var bu çok korkunç. Mazlumsa Musevi mazlumdur, zalimse ona da zalim dersin. Suçun şahsiliği prensibi vardır; başkasının suçu yüzünden sen başkasını suçlayamazsın. Hapishaneler şimdi adam dolu, cinayet, hırsızlık falan bayağı adam var; bunlar Türk. Biz de Türk asıllıyız, Türkiye'deyiz. Dese ki adam "Türkler hep böyle oluyorlar." Mantığı var mı bunun? Herkes ayrı ayrı imtihan oluyor. Onun yaptığı suçtan biz niye sorumlu olalım yani?

Kuran'da ara ara ayetler vardır, insanların dikkatini çekmez o kadar akışı içerisinde mesela Cenab-ı Allah diyor ki "Dikkatli olun." Adam, "Ben dikkatli olurum." diyor. Halbuki dikkatin olmamasından kaynaklanan ruh kaybı, beyin kaybı tarifi mümkün değil, müthiş düşünce kaybına sebep olur. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah, "Derin derin düşünmezler mi?" Cübbeli ne diyor? "Sakın derin düşünmeyin kafayı atarsınız." diyor. Allah, "Derin düşünün." diyor çünkü derin düşünmede Cenab-ı Allah özel bilgi sunuyor yani derin düşünme bir ibadet şekli. Derin düşünmeye niyet edildiğinde Allah o şahsa özel, onun şahsına derinleşme bilgisi veriyor. Ve şahıs onun konforunu yaşıyor. Ama düşünmeden, durduk yere bilgi gelmiyor yani emek vermeden bilgi gelmiyor. Mesela "Tevekkül edin." diyor Allah. Tevekkül ancak bir konsantrasyon, inanç ve kararlılıkla oluşur. Durduk yere tevekkül olmaz, "Ben Müslümanım zaten, bana tevekkül gelsin." böyle olmaz. Uğraşıp, emek verip düşünmesi lazım o zaman Allah ona veriyor onu. Çok fazla öyle ayet var. "Müslümanların bir kısmının düşünce eksikliği Müslümanları öldürtüyor." diyor, Abdülhakim Badur, Baduralp 571. Müslümanların işte bilgi eksikliğinin en galiz yansıması birleşmeyi kabul etmemeleri ve başlarına bir lider seçmemeleri. Birleşseler o gün konu biter. Ne terör ne anarşi ne kavga olur, ne de böyle Müslüman katliamı olur. Baş seçmemelerinden kaynaklanan her gün akıl almaz cinayetler ve acılar oluyor. Mesela o çocuğun denizde sahile vurmasının nedeni Müslümanların baş seçmemesidir yani birleşme kararı almamaları. Ama birleşme kararındaki en önemli şey baş seçilmesidir. Baş seçmeden diyorlar ki "Birleşelim" diyorlar herkes, bütün devlet başkanları falan. Kardeşim sen başı seç, bak adam birleşiyor mu birleşmiyor mu? "Başımız bu" dersen zaten birleşme olmuş oluyor. "Hadi birleşelim." diyor. Yüz yıldan beri söylüyorlar neredeyse.

Cenab-ı Allah diyor ki Muhammed Suresi 24'te şeytandan Allah’a sığınırım, "Öyle olmasa, Kur'an'ı iyiden iyiye düşünmezler miydi?" (Muhammed Suresi, 24) İyiden iyiye; bayağı, derin derin düşünmezler miydi? Yani beyne bilgi akmaz durduk yere. Beynin terbiye edilmesi gerekiyor, eğitilmesi gerekiyor. Mesela Cenab-ı Allah diyor ki Vakıa Suresi 62'de, "Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?" (Vakıa Suresi, 62) “Gerekmez mi?” diyor Allah. Öğüt alıp düşünmek; düşünme bir ibadet oluyor. Durduk yere mesela vur kafayı yat, öyle bir şey olmaz, özel olarak uğraşacak insan. Enam Suresi 126'da Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah'a sığınıyorum "Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Öğüt alıp düşünmesini bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıkladık." (En'am Suresi, 126) Ama kim için? Öğüt alıp düşünmesini bilen için. Düşünemiyorsa olmuyor. Düşünme namaz gibi ibadettir.

OKTAR BABUNA: Bir iman hakikati anlatabilir miyim Hocam inşaAllah?

ADNAN OKTAR: Evet.

OKTAR BABUNA: DNA'nın uzunluğu, açıldığı zaman tamamen iki metreyi buluyor. Üzerinde yirmi beş bin tane protein kodlayan bölge var. Bunların arasından ilgili proteinin geninin bulunması gerekiyor. Yirmi beş bin ayrı bölge dağınık durumda kromozomların üzerinde ve defalarca kendi üzerinde katlanmış. Şöyle düşünülebilir; bir milyon ansiklopedi sayfası var, bir sayfa -bu bir milyon sayfadan bir tanesi- proteini kodlayan bir sayfa. Karanlık ortamda bu nasıl bulunuyor? Bilim adamları deniyor, Eskiden şöyle zannederlerdi; ilgili bir protein var buna transkripsiyon faktörü deniyor, geni arayan kendi genini arayan bir protein. Doğrudan üzerine konduğu düşünülürdü ama bu mantıklı değil. Aslında bu çok olağanüstü bir durum. Açıklamaları da şöyle -onun da yine doğrusu bir mantığı yok- “Bir tane protein kendi genini aramak için DNA'nın üzerine yapışıyor ve kayarak ilerlemeye başlıyor.” Diyorlar. Kayarak ilerlerken önüne engeller çıkıyor bazen DNA'ya yapışmış olan proteinler var, onların üzerinden atlıyor. Yine kayarak gitmeye başlıyor. Halbuki kayması için hiçbir sebep yok, ne pervanesi var ne bir motoru var. "Hatta" diyorlar, "Bir kromozomun üzerinde bulamadığı zaman bunu komşu kromozoma atlıyor, orada aramaya başlıyor bulana kadar. Bulduğu zaman da duruyor ve o protein üretiliyor.

ADNAN OKTAR: Çok acayip karanlığın içinde öyle bir şey araması. MaşaAllah.

Tevekkül: Tevekkül demek her şeyin an içinde yaratıldığını bilmek ve hayatının çoktan bitmiş olduğunu bilmek. Şimdi hayatında neler yapacağı zaten kaderinde belli, neler olacağı da belli ama adam telaş ediyor. Ve bunu Allah en iyi şekilde yapmış, olabilecek en mükemmel şekilde yapmış. Şimdi telaşın anlamı ne? Yani akılcı hiçbir yönü yok, mantığı da yok. İnanç açısından bakmayan bir adam yönünden de olsa hiçbir mantığı yok çünkü konu bitmiş zaten. Boş yere telaş etmiş oluyor. İman açısından bakıldığında -Müslüman’a göre- Cenab-ı Allah her şeyi en güzel şekilde yaratıyor o zaman bu telaşın anlamı ne?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, "Zamanı geldi. Artık PKK, terör listesinden çıkarılmalıdır." dedi ve "Listede olmak bizim için ağır bir yüktür. Sonuçta biz sadece Kürtler için mücadele etmiyoruz. Tüm etnik gruplar, tüm azınlıklar, dinler için savaşıyoruz." ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: İslam'ın hakim olması için savaşıyormuş Allah'ı inkar ederek, öyle mi? Müslümanlara saldırarak, camileri yakarak, oradaki Müslüman Türkleri, Müslüman Arapları köylerinden sürgün ederek, delik deşik ederek, evlerini yıkarak hizmet ediyorlarmış. O hizmetlerinin hesabı onlardan sorulacak. PKK terör listesinden çıkarılacak çünkü PKK diye bir şey kalmayacak. Kaydı düşecek yani. Tarih kitaplarında okuyacağız.

"PKK diye bir şey yoktur Haçlı Ordusu'nun diğer adıdır." diyor. Mesela bu çok akılsız. Bu sefer de o ad altında Hristiyanlara saldırıyor. Halbuki bir avuç gariban Hristiyan var; Hristiyanlık zor ayakta duruyor zaten. Gereksiz ve böyle sevgisizce, mantıksızca bir Hristiyan karşıtlığı var. Zaten Hristiyanlar Hristiyanlığı zor ayakta tutuyor yani bayağı uğraşıyorlar.

Fikret, konu anlat dinleyelim.  

KARTAL GÖKTAN: Türkiye tarafından düşürülen Rus savaş uçağının İsrail hava sahasını da ihlal ettiği ortaya çıktı. İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon, "Rus savaş uçağı, Suriye tarafından hava sahamıza 1.6 kilometre kadar girdi. Ama biz vurmadık. Uyarımızın ardından hava sahamızı hemen terk etti. Açık bir pilot hatasıydı." dedi.

ADNAN OKTAR: Daha önce İsrail bu tip konularda biraz aceleci davranıyordu. Demek ki düzelmiş.

Evet dinliyorum.  

BÜLENT SEZGİN: Türk ve Fransız askeri heyetleri arasında varılan uzlaşmaya göre Fransa savaş uçakları IŞİD hedeflerini vurmak için Türk hava sahasını kullanabilecek. Fransız savaş uçakları acil bir durumda İncirlik Hava Üssü'nden de yararlanabilecek. Ayrıca Fransa uçak gemisi Charles De Gaulle de Mersin'deki Taşucu Limanı'ndan lojistik destek alabilecek.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Türk ve Fransız askeri heyetleri arasında varılan uzlaşmaya göre Fransa savaş uçakları IŞİD hedeflerini vurmak için Türk hava sahasını kullanabilecek. Fransız savaş uçakları acil bir durumda İncirlik Hava Üssü'nden de yararlanabilecek. Ayrıca Fransa uçak gemisi Charles De Gaulle de Mersin'deki Taşucu Limanı'ndan lojistik destek alabilecek.

ADNAN OKTAR: Bunlar çok acı olaylar tabii. Yani tarihin en korkunç en ıstırap veren günleri. Baksana Türkiye'yi neyin içine sokuyorlar? Charles De Gaulle gemisi gelecekmiş de Fransızların adam öldürmesi için imkan hazırlayacakmışız, Müslüman öldürmesi için. "Türk hava sahasını kullanabilir." diyor, ne yapacak? Gidip Müslüman öldürecek, çoluk çocuğu bombalayacak; Cezayir'de yaptıklarının devamı. İşte İslam aleminin birleşmemesi bu felaketleri getiriyor. Görüyor musun şu felaketi? Başta İmam Mehdi (a.s) olmuş olsa Charles De Gaulle gemisi, bilmem ne ancak insanları eğlendirmek için gelebilir böyle bir felaket için gelmez. Nerede adam öldürmek isteyen adam varsa Türkiye'ye geliyor, Ortadoğu'ya geliyor; Suudi Arabistan'a konuşlanıyorlar; Ürdün'e konuşlanıyorlar, Ürdün hava sahasını kullanıyorlar, Ürdün havaalanını kullanıyorlar; Türk havaalanlarını kullanmak istiyorlar. Bu dehşet verici. İttihad-ı İslam'a artık direnmek haram, Müslümanların başına bir lider seçmesi farz. Her gecikme haramın katlanarak artmasına sebep oluyor, her öldürülen insandan Müslümanlar sorumlu oluyorlar her mazlumdan çünkü inatla İttihad-ı İslam'ı istemiyorlar, inatla Mehdiyet’e tavır alıyorlar. Tavır aldıkça da cinayetler, ölümler katlanarak artıyor. Bir Fransa eksikti o da gelmiş. Amerikan uçakları zaten sürekli bombalama yapıyorlar, havaalanlarımızı kullanıyorlar. Bir daha o haberi oku bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Türk ve Fransız askeri heyetleri arasında varılan uzlaşmaya göre Fransa savaş uçakları IŞİD hedeflerini vurmak için Türk hava sahasını kullanabilecek. Fransız savaş uçakları acil bir durumda İncirlik Hava Üssü'nden de yararlanabilecek. Ayrıca Fransa uçak gemisi Charles De Gaulle Mersin'deki Taşucu Limanı'ndan lojistik destek alabilecek.

ADNAN OKTAR: İşte bu feci durumun sorumlusu İttihad-ı İslam'a var gücüyle karşı koyan hocalar, güya alimler, Mehdiyet için geceli gündüzlü mücadele veren, Mehdiyet’i durdurmak için ne yapacağını şaşıran adamlar. İslam aleminin başında birisi olsa terör de olmaz, bu katliam da olmaz. Hangi İslami terör grubu olabilir? Hangi ülke Müslümanları şehit edebilir? O gün, o saat biter iş.

İsrail ve Rusya baştan görüşmüşlerdi havada bir sorun yaşanmaması için. Rusya bombardımana başladığında Netanyahu Rusya'ya gidip görüşmüştü; anlaşma sağladılar. Ama tabii felaket üstüne felaket. Şimdi bu sefer de Fransızlar cinayet işlemek için buraya gemi gönderiyorlar, Türkiye'ye getirtiyorlar, "Hava sahanızı kullanacağız." diyorlar. Türkiye de bir şey diyemiyor çünkü İslam aleminin bir başı yok.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MİT tırları soruşturmasında üç üst düzey komutan bugün tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edilmişlerdi. Az önce gelen habere göre üçü de tutuklandı. Şöyle bir gerekçe var, suçlama; "Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme. Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama. Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme. Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme."

ADNAN OKTAR: "Anayasayı tağyir, tebdil, ilgaya cebren tam teşebbüs" Eskiden mahkemeler radyodan sürekli mahkeme kararları açıklardı, biz ezberlemiştik o zaman. "Anayasayı tağyir, tebdil, ilgaya cebren tam teşebbüs. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni görevinden cebren mene" ve uzun uzun gerekçe anlatılıyordu sonra da açıklama yapılıyordu. Evet, her şey de bir hayır vardır kaderlerinde ne varsa o olur.

Biri bir şeyler desin.

BÜLENT SEZGİN: Muhalifler Halep ve Afrin'deki PKK'ya saldırıya geçtiler. "Afrin PKK'dan alınabilir ama Rusya bölgeyi çok ağır bombalıyor." diye bilgi vardı. Haritada yerini gösterebiliriz. Bu bölgedeki PKK’ya saldırıyorlar muhalifler ama aşırı bombalama var Rusya tarafından.

ADNAN OKTAR: PKK'yı koruyor mu Rusya?

BÜLENT SEZGİN: Genel olarak bölgede bombalama çok fazla olduğu için Allahualem muhalifler zorlanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Muhalifler?

BÜLENT SEZGİN: Evet. Rusya PYD'ye destek veriyor gibi gözüküyor şu anda.

ADNAN OKTAR: PKK'ya yani. Muhalifler?

BÜLENT SEZGİN: PKK'ya saldırıyorlar.

ADNAN OKTAR: Saldırıyorlar. PKK ne kadar alçak yani tam mikrop, herkesin başına bela, bütün İslam aleminin başına bela, bütün İslam alemine meydan okuyan bir deccal ordusu. Rusya çok yanlış yapıyor PKK'yı desteklemekle. Hem "IŞİD'e karşıyım" deyip hem PKK'yı desteklemek inanılır gibi değil. Putin delikanlı adam, ben anlamıyorum nasıl böyle bir terör örgütüne destek verir? PKK azılı bir terör örgütü; Rusya için de çok büyük bir tehlike, Rusya'da da bunlar çok azgınlar. Yarın bir gün bunlar suikast yapmaya kalkar, her türlü ahlaksızlığı yapmaya kalkabilirler. Bu şirret, pislik, deccal ordusuna Putin'in destek vermesi İslam alemindeki itibarını sarsar. Böyle bir şeye hiç girmesin hiç.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 5.00 büyüklüğündeki depremle sarsılan Malatya'da gün boyunca altmış artçı deprem daha yaşandı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Malatya delikanlı aleminin kalelerindendir. Allah hepsine uzun ömür versin. Allah Kendini hatırlatıyor. Allah'ın sürekli Kendini hatırlattığı bir sistem depremler.

PKK, Suriye'de iktidarı ele geçirmeye çalışıyor. Suriye hükümeti de bunlar militan ve azgın olduğu için iktidarlarının çok yırtıcı, Stalinist çizgide olacağını düşünüp sağlam bir komünist devlet oluşacağına inanıyorlar yani binlerce PKK'lı militandan oluşan bir devlet kurmayı düşünüyorlar. Muhalifler de bu durumun farkında değil halbuki bunların derdi Suriye'de iktidarı ele alıp Amerika ve Avrupa'yla birlikte müthiş bir Müslüman katliamı yapmak. Suriye devletini ele geçiren bir PKK ordusu düşün ve bütün bölgedeki Müslümanları katletmeye azmetmiş bir Stalinist kızıl gözü dönmüş bir psikopat yapılanması. Bu tehlike bütün İslam alemini yok etmeye yönelik. Bunu Abdullah Öcalan kendisi söylüyor, biz diyor, ileride yapılacak olan büyük Armagedon savaşında Müslümanların katledilmesinin paralı askerleri olduklarını söylüyor. Yani satılmış ve kahpe olduklarını PKK'lıların, Abdullah Öcalan kendisi söylüyor. Suriye devletini teslim etmeye hazırlanıyorlar şu an PKK'ya, oradaki Müslümanların da bundan haberi yok yani cellatlarına devleti teslim etmeye hazırlanıyorlar.

"Ateistlere ne diyeceksiniz bir açıklama yapar mısınız? Şu an canlı yayında sizi izliyoruz." Yiğit Olgun. Benim ateist çok arkadaşım var. Geçenlerde de bir kız arkadaşım geldi ateist, akıl almaz güzel, çok çok gösterişli bir kız, simsiyah gözleri, bayağı kaliteli; aklının yatmadığı ayetleri söyledi hemen süratle anlattım hemen kabul etti. Yani çocuklarda bilgisizlik had safhada oluyor, nefret edecekleri şekilde İslam anlatılıyor ve çok çarpıtılarak anlatılıyor. Doğrusu anlatılınca aklı başında, zeki çocuklar yani kavrayamayacak durumda değiller ama buna rağmen yine ateist olursa yine saygı duyarız.

“Kanalınızı bulamıyorum iki gündür ne oldu?” diyor. Uydu aleti bozuktur. Bir tamirci çağırırsan bakarlar.

Birçağ Omurtay, Birçağ Ago, işte tamam PKK- PYD bir deccal ordusu yani İslam alemini yok etmeye azmetmiş bu yönde kullanılacak, tecrübeli katillerden, alçaklardan, cinsi sapıklardan oluşan, bölgeyi iyi tanıyan, Ortadoğu insanını iyi tanıyan kiralık katiller; alçak ordusu. Hristiyanlar bilmiyorlar bu bölgeyi, bunlara az bir menfaat sağlandığında hatta sağlanmasa bile nefretlerinden dolayı Müslümanları katletmek için zaten sabırsızlanıyorlar. Ama bunlara silah-hava desteği sağlandı mı; biraz da adam sağlanırsa Avrupalılar psikopatları, cinsi sapıkları da bunlara gönderirlerse "Biz katliama hazırız." diyorlar. "Ne kadar Müslüman varsa çoluk çocuk, kadın; hepsini doğramaya, kesmeye hazırız." diyorlar ve nitekim de yapıyorlar.

"Hocam aynı sizin dediğiniz gibi Diyarbakır'daki dünkü olayda polisin mermisi bittiği için 'Silah getirin.' diye etrafına bağırıyordu." Bak, on dört mermi var veyahut on iki mermi var, bitti mi bitiyor o kadar. Ondan sonra telsizle anons yapıyor, "Buraya silah getirin." Karakoldan çıkacaklar da silahı alıp gelecekler de o da silah sıkacak çatışma noktasına. Şu olacak iş mi?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bugün İstanbul'da çok güzel bir tebliğ faaliyeti gerçekleşti vesilenizle. İstanbul'da farklı konulardaki on bin dokuz yüz adet kitabınız halkımıza ücretsiz dağıtıldı MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah yağmur gibi yağmış.

KARTAL GÖKTAN: Dağıtıma yaklaşık elli kardeşimiz katıldı. Dağıtım yapılan semtler şu şekilde; Avrupa yakasında Etiler, Ulus, Levent, Nişantaşı ve Bebek'ten itibaren Boğaz'a kadar olan alan; Anadolu yakasında da Kızıltoprak, Feneryolu, Fenerbahçe, Sahilyolu, Bağdat Caddesi ve Sahrayıcedid semtleri. Bir başka tebliğ faaliyeti de Cezayir'de gerçekleşti. Cezayir'de DVD film satışı yapan iki mağazaya ve bir üniversiteye ücretsiz dağıtılması için toplam beş bin adet eserlerinizin olduğu DVD'ler ve İslam'ın sevgi dini olduğunu anlatan broşürlerden bırakıldı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Cezayir'de DVD film satışı yapan iki mağazaya ve bir üniversiteye ücretsiz dağıtılması için toplam beş bin adet tüm eserlerinizin olduğu DVD'ler ve İslam'ın sevgi dini olduğunu anlatan broşürlerden bırakıldı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Cezayir özgürlüğün, demokrasinin geliştiği bir yer olmuş. Bunu Mardin'de yapamıyoruz işte Siirt'te yapamıyoruz. PKK işgalinden dolayı yapamıyoruz. Bir nevi sanki işgal etmişler adamlar.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınızla ilgili bir haber vermek istiyorum Adnan Bey, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Cuma günü Rusya'nın ünlü İngilizce yayınlarından Pravda'da yayınlanan Rusya ile Türkiye arasındaki mevcut sorunların sevgi saygı ve anlayış çerçevesinde çözülebileceğini dile getirdiğiniz makaleniz, editör tarafından çok önemli bir yazı olduğu için Rusça’ya çevirtilerek bugün Pravda sitesinin Rusça versiyonunda da yer aldı.

ADNAN OKTAR: Rusya'nın işte böyle şiddetli tavır almasının altında; Suriye'nin bölünmesinden ödü kopuyor, "Suriye'yi bölerse Türkiye'yi de bölecekler." diyor. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi bu, Türkiye'nin ve Suriye'nin hepsinin bölünmesini isteyen bir sistem. Bir ara da Tayyip Hoca "Biz eş başkanıyız." demişti. İşte hükümetin ne kadar zorda olduğunu oradan düşün. Niye eş başkanıyım desin? Nerenin eş başkanı yani? Ama Türkiye'nin tehdit altında olduğunu insanlar görmüyor. İttihad-ı İslam'ın olmaması sonucunda nasıl ıstırap çektiğimizin de farkında değiller. Fransız uçaklarının, Fransız savaş gemisinin burada ne işi var? İnanılır gibi değil yani.

İttihad-ı İslam olmadığında bu acı, bu ıstırap devam edecek. Bakın Fransız uçakları Türk hava sahasını kullanıyor Müslümanları bombalamada. O koca kazulet gemiyi de getirmişler yine Müslüman bombalamak için, “burada” diyorlar “ikmal yapacağız Türkiye’de.” İslam aleminin başı olsa bir kere zaten terör örgütü kalmıyor. Dolayısıyla bunlar en fazla ziyaret için gelebilirler. O gün, o saat biter terör ve anarşi.

Bir kardeşimiz Güneydoğu’da kaybolmuş, altı gündür. “Çok değerli bir köylümüz” diyor kardeşimiz. “Aynı zamanda aşiretimizin önde gelenlerindendir” diyor. “Adana’dan Cizre’ye misafir gelmişti” diyor “Beş gündür kayıp haber alamıyoruz.” Diyor. İsmini, resmini gösterelim kardeşimizin. Abdulbaki Taşkın. Kayıp olduğu bölge Şırnak-Cizre bölgesi. Unutkanlık hastalığı varmış herhalde. Telefon numaraları vermiş kardeşlerimiz görüyorsunuz ekranda.

BÜLENT SEZGİN: Telefon numaralarını okuyorum: 0544 592 58 48 - 0535 261 48 58.

ADNAN OKTAR: Ayrıca Şırnak-Cizre polis karakollarına da, valiliğe de bildirebilirler, emniyete bildirebilirler, 155’e bildirebilirler kardeşlerimiz. Misafir gittiği yerde kaybolmuş, Şırnak-Cizre’de. Beş günden beri kayıpmış. Allah vermesin PKK’lılar falan da bir kötülük yapmış da olabilirler.

Bak diyor ki Abdullah Öcalan; “İslam dininin unutulur, inkar edilir kıldığı PKK, tüm tarikatçı, tüm İslami Müslüman yapılanmalara karşı Armagedon’da, -büyük Müslüman katliamında- Avrupa ve Amerikan derin devletlerinin beklediği büyük Müslüman katliamında ağırlıklı olarak Hristiyanların ve Musevilerin yanında yer alacaktır bu katil ordusu” diyor “PKK.” Bu PKK ve KCK’nın “Din Stratejisi” isimli kitabı sayfa 210’da geçiyor. Abdullah Öcalan’a ait bir söz. Dolayısıyla Suriye’de iktidarı ele alıp PKK, bütün Müslümanları katletmeyi düşünüyorlar. Büyük bir deccal ordusu olarak Irak’ta, Ürdün’de nerede Müslüman varsa hepsini katletmeyi düşünüyorlar. Bu iblis ordusuna karşı çok dikkatli olsun Müslümanlar.

“Hocam benim sorum şişelerde alkol mü var?” Osman. Hayır yok. Tekrar tekrar bir daha sormuş.

“Diyarbakır’dan arkadaşlarla evde sizi seyrediyoruz” diyor Harun.

Hakan; “Hocam Yozgat’ta öğrenci yurdundan sizi seyrediyoruz” diyor.

Merve; “Selamun aleyküm Hocam, sizi en iyi tanımlayan bir kelime söyler misiniz?” Tutku diyelim, aşk, sevgi.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, vesile oldunuz son dönemde sevgi kelimesi çok daha fazla kullanılmaya başlandı inşaAllah. En son Mustafa Ceceli, Altın Kelebek ödülünü alırken çok uzun bir şekilde sevgi üzerine bir konuşma yaptı. “Sadece birbirinizi sevin hiç sorununuz kalmayacak” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Doğru, güzel. Mustafa Ceceli bayağı sevimli çok nurluymuş. Aferin benim aslanıma çok iyi yapmış.

“Hocam komünist Kürdistan’ın kurulmasının Rusya açısından bir tehlikesi var mıdır? Rusya bu konuda Türkiye’nin yanında mücadele etmesi gerekmez mi?” Cafer Kocaman. Şu an öfkeyle bunu göremiyorlar. PKK’yı Suriye’de devletin başına getirmeye çalışıyorlar. Suriye’yi PKK’ya teslim edecekler, idareyi. Halkı da PKK’ya teslim edecekler ve büyük bir katliamın baş aktörü olarak onları kullanmayı düşünüyorlar şu an, PKK’yı.

“Hocam bir dahaki seçimlerde bir parti kurup siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?”  Hakan Önder. Hazır böyle mükemmel partiler varken niye parti kuralım?  AK Parti’nin nesi var? Tamir et, düzelt hizmete devam etsin. MHP’nin nesi var? Büyük Birlik Partisi’nin nesi var? Cumhuriyetçi Halk Partisi de gayet iyi organize düzenlenip, çok etkili parti haline getirilebilir.

Mehmet; “Hocam ekranda eliniz çok aşırı beyaz görünüyor, nedeni?” Nedeni yok. 

Mehmet; “Hocam bizim arkadaşlar Kürtleri Zerdüşt olarak biliyor.” Kürtler İslam’ı en iyi yaşayan topluluklardan birisidir, en titizi. Hep alim ulema Kürtlerden çıkar. Bediüzzaman başta olmak üzere en ünlü alimler, en büyük müceddidler, müçtehitler, kutuplar, aktaplar hep Kürt kardeşlerimizin içinden çıkmıştır. Mübarek, muhterem, Müslüman kardeşlerimizdir. Zerdüşt tarihte yerini almış, zamanında olmuşlardır o ayrı. Türkler de Zerdüşt’tü birçoğu, Kürtler, Türkler Anadolu’da yaygındı. Ama üstünden en az 1400 sene geçmiştir.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın gümrük kapılarında beklettiği tırlarımızın Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a ulaşması için kardeş ülke Azerbaycan kapılarını açtı. Türkiye plakalı araçlar Azerbaycan, Hazar Denizi ve Türkmenistan koridorunu kullanacak. Mesafe olarak da daha kısa olan Hazar geçişinin kalıcı hale gelmesi gündemde.

ADNAN OKTAR: Türkiye büyüyüp Turan olacak demek ki. İnşaAllah o hayırlara vesile oluyor böyle şeyler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bugün Huffington Post’da bir haber vardı. 1956’da künyelenen bir kuş bugün tekrar görülmüş. Bilinen en yaşlı kuş olmuş bu şekilde.

Bir video vardı. Afrikalı çocuklara yardım göndermişler onların sevincini gösteriyor.

Hz. Ali (r.a.) diyor ki Hz. Mehdi (a.s) için; “Onu sakın terk etmeyin, gelişini acele isteyin. Size hak ile gelecek, hak ile adalet edecek” diyor.

Bak, Hz. Ali (r.a.) diyor ki; “Türk heyecanlandığında Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyin” diyor. Şu an bir coşku var Türkiye’de. “Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyin” diyor Hz. Ali (r.a), kitabında yazıyor. (Kitab-ül Cifr, İmam Mehdi, sayfa 51’de)

Rukiye Güven; “Hocam o şişelerde ne var?” diyor. Meyve suyu var.

“Sevgili Hocam, ben Çorlu’dan yazıyorum. Biz de senin kitaplarını dağıtmak istiyoruz müsaade edersen.” Bir hayır yapıyorsan, güzellik yapıyorsan, “namaz kılmak istiyorum müsaade edersen” denir mi? “Oruç tutacağım müsaade edersen” olur mu? Kitap dağıtmanın müsaadesi mi olurmuş? Dini tebliğ etmenin, İslam’ı anlatmanın müsaadesi olmaz. Hayırla yapılır bunlar.

“IŞİD’in kökü nasıl kazınacak?” İlimle irfanla, sevgiyle.

“Rus IŞİD’i vuruyorum diye Özgür Suriye Ordusu’nu ve sivilleri bombalıyor. ABD adeta seyrediyor, nasıl olacak bu iş?” diyor. İttihad-ı İslam’la. Müslümanların birleşmesiyle. Müslümanların bir baş seçmesiyle. Yoksa bu felaket devam eder. Allahualem.

İmam Bakır (a.s) buyurmuştur. “Resulullah (s.a.v.) cahiliye işlerini, adet ve geleneklerini yok ettiği gibi” yani şirk kalıntılarını yok ettiği gibi “Hz. Mehdi (a.s) da kendisinden önceki hurafe ve saçma sapan şeyleri yok edecektir. İslam’ı yeni bir şekilde başlatacaktır. (Gaybet-i Numani, sayfa 152. İmam Bakır)

Buhari’de diyor ki bak; “Evliyken zina edenleri taşlayarak, recm ederek öldürün.” Adam da diyor ki; “akşama kadar taşladık ölmüyordu” diyor “devenin çene kemiği vardı” diyor “orada kurumuş, onu aldım” diyor “başına vura vura öldürdüm” diyor. İftihar ederek anlatıyor. Ondan sonra da IŞİD’i kınıyorsun. Böyle bunları anlatırsan her türlü zulüm olur. Kuran’da böyle bir hüküm yok. Peygamber (s.a.v.) adına doğru olmayan sözleri anlatıyorlar ve buna uymak durumunda kalıyorlar. Bu da felaketi ortaya çıkarıyor.

“Hocam hayırlı geceler. Adana’da ailece toplandık sizi seyrediyoruz Hocam” diyor. Gecenin geç vakti maşaAllah.

‘IŞİD ve diğer örgütlerin esas aldığı şiddetin temeli birçok İslami kaynakta var. Bu ancak Kuran’a dönmekle düzelebilir’ sözüme karşılık olarak Bayram Sekmen, “Yalnız kıyamet ve Mehdiyet’le ile ilgili aynı kaynaktan sizde besleniyorsunuz.” Doğru. Bizim burada söylediğimiz söz şu; eğer bir hadis kitabında Kuran’a uygun olan bir söz varsa doğrudur. Kuran’a aykırı bir söz varsa yanlıştır. Buhari, Müslim baştan sona yalanlar manzumesi değil. Mesela diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) “Namaz kılın, bu müminin kalbini ferahlatır” diyor. Şimdi bu Kuran’a uygun ama sen namazın hükmünü değiştirirsen bu Kuran’a uygun olmaz. Kıyamet alametleri de nasıl olur? Peygamber (s.a.v.)’in dediğinin aynısı çıkıyorsa doğrudur. Sahih değil artık sahihlik kalmıyor orada doğrudan doğru olmuş oluyor. Hadis mi, hasen mi, mütevatir mi öyle olmaktan çıkıyor doğrudan doğru haber olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla Buhari’de, Müslim’de, Tırmizi’de gidin adamları doğrayın diyorsa, Kuran’a bakıyorsan böyle bir şey yok demek ki bu yanlış. Anlatılan bu. Yoksa bu kitaplarda hiçbir şey doğru değildir anlamında değil.  

Bana bir şey demek isteyen var mı?

KARTAL GÖKTAN: The Wall Street Journal’da çıkan bir yazı var Adnan Bey. “G20’de Obama’yla Erdoğan uzlaştı” diyorlar. “Türkiye Cerablus ile Çobanbey arasındaki doksan sekiz kilometrelik sınırı otuz bin askerle kapatacak” diye yazmışlar. Türkiye’ye baskıyı artıran batı ülkeleri IŞİD militanlarının en çok geçiş yaptığı Cerablus Çobanbey mevkiinin kontrol altına alınmasını talep etti. Erdoğan talebe olumlu yaklaştı. Doksan sekiz kilometrelik sınır şeridinden geçişlerin önlenmesi için Amerika’nın talebi otuz bin dolayında askerin buraya konuşlandırılması oldu. Ankara’ysa buna karşılık bu bölgenin güneyinde IŞİD varlığına son verilmesi için düzenlenecek kara operasyonuna Arap ve Türkmenlerin katılması ve Amerika uçaklarının da bu operasyona havadan destek olması şeklinde oldu. Türkiye PKK’nın Suriye kolu YPG’nin Fırat’ın batısına geçmemesi için bu operasyonda yer almamasını da önemle vurguladı.

ADNAN OKTAR: YPG’nin bütün bölgeden sürülüp atılması lazım. Büyük bir bela ve büyük bir tehlike. Bütün İslam aleminin deccalıdır PKK. Deccaliyetin başları PKK’yı en uygun katil sürüsü olarak görüyor. İslam alemini katletmede bu azgın psikopatları kullanmayı düşünüyorlar. İslam alemi bu büyük belaya karşı tedbir almak için mutlaka birleşmeli. Evet, bu doksan sekiz kilometre denilen yer PYD’nin tek ele geçirmediği nokta. Ondan geri boydan boya PKK’nın elinde.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey İngiliz halkı Suriye’nin bombalanmasını protesto etti. Siz de hep vurguladığınız gibi bombalamanın çözüm olmayacağını, sürekli bombalama yapıldığını ama hiçbir şey işe yaramadığını söylediler. Bir video vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak aferin kadın akıllı. Gayet güzel teşhisi. Dünyadaki vicdanı iyi olan insanlar bir uyanış içindeler aslında onlar çoğunlukta fakat azınlıkta kalmış insanlar. Seslerini yükseltseler bu bela bir anda durur. Rusya’ya halk değil mi bir tavır alsa dünyanın her tarafında Rus halkı da tavır alır hükümet ayağını denk alır. Başka yerlerde de böyle. Mesela Amerika’da halk protesto etse her yeri bombalıyorsunuz gece gündüz bütün hayatınız bombalamakla geçiyor, sevgiyi bilmiyor musunuz siz? Nasıl Hristiyan’sınız, nasıl dindarsınız? Deseler. Bayağı utanıp geri adım atabilirler. Silah fabrikalarını zengin etmek için bir yol bulmuşlar çok çirkin bir azgınlık meydana getiriyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey New York Times’in haberine göre Birleşik Arap Emirlikleri Yemen’deki operasyonlar için Kolombiya’dan savaşçı ithal ediyor. Her birinin aylığı iki üç bin dolar.

 ADNAN OKTAR: Katil? Bak görüyor musun? Oradan ateist komünist adamları para karşılığı getiriyor, katilleri, “gel Müslümanları öldür.” Şimdi onların hepsi PKK’lı olurlar. Hepsi Stalinist, komünist zaten. PKK’lılarla tanıştırıyor, bir de Müslüman’dan aldığı parayla onlara maaş ödüyor. Bak Müslümanların başsızlığının meydana getirdiği rezaleti görüyor musun? Korkunçluğu görüyor musun?

BÜLENT SEZGİN: Suudilerin liderliğindeki koalisyonundaki Yemen saldırılarında mart ayından bu yana en az iki bin beş yüz sivil ölmüş.

ADNAN OKTAR: Müslüman Müslüman’ı öldürüyor. Müslümanların başında bir lider olsa konu bitecek. “Müslümanlar saygın yine, çok iyiyiz, çok rahatız” diyor. Yani alın kaşır gibi laf. Müslümanları pasifize etmenin âlemi var mı, şu perişanlık içinde? Bir kişi çıkıp da eleştirmiyor. “Hocam Allah’tan kork, mahvoluyor Müslüman âlemi. Olayın saygınlığı kalmış mı?” demiyor.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’deki Rus uçaklarının bombardımanı sonucunda köylerde bulunan insanların zor durumda olduğu bildiriliyor Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: “Zor durumu” var mı? Havadan bombardıman, mahvoluyorlar.

İmam-ı Ali Dedem (Kerremallahu Veche), “Kaimimiz Mehdi yanında farklı milletlerden oluşan” bak “farklı milletlerden oluşan insanlarla kıyam ettiğinde, Deylem ona icabet eder.” Yani bütün Kürtler “Türk’ün birbirinden farklı sancakları çocuğum için sınır boylarında zuhur eder.” Direkt “çocuğum” diyor, Mehdi (a.s) demiyor “çocuğum için sınır boylarında zuhur eder.” Türkiye’nin bak sınır boyları hakikaten şu an Türk askerinin en yoğunlaştığı yerler. Deylem yani demek ki PKK’ya sınırlarda esaslı bir ders verilecek.

Daha ziyade, Deylem, işte Zazaların bulunduğu bölgeler, Zazalar. Deylemliler bölgede işgal ve gelişmelerden sonra bu bölgeyi terk ederek Fırat ve Dicle nehirleri ve Dersim bölgesine yerleştiler. Fırat, Dicle nehirleri ve oranın halkı “Fırat, Dicle ve dersim halkı Mehdi’ye tabii olur” diyor. Zaten Dersim hep alevi. Onlar Hz. Mehdi (a.s.) dedin mi ağlar.

Aslında kamuoyu çok önemlidir, kamuoyunu hareketlendirmek çok önemlidir. Mesela Müslümanları pasifize eden hocaları uyarsalar bir daha yapmazlar. İslam Birliği olsa bütün Müslümanlar kurtulacak diyoruz. O gün, o saat kurtulurlar. O gün o saat yani. Bir manevi lider, bir sevgi bağıyla lider, bütün terör, anarşi gruplarını durduracak İslam âleminin lideri. Bütün İslam ülkeleri cemahiriyeler şeklinde, cumhuriyetler şeklinde bir aradalar. Sevgiyi, kardeşliği esas alan bir ruhu bütün İslam âlemine yayan bir lider ve bu velayet ruhunu yayan, herkese birbirinin velisi olduğunu gösteren bir insan. Ama tabii Hz. Mehdi (a.s)’a bağlılığın çok güçlü olacağını da bilmek lazım. Yani Hz. Mehdi (a.s)’a bağlılık, herhangi bir parti liderine bağlılık gibi olmaz. Delicesine, çok coşkulu bir bağlılık olur.

İbrani dininde Moşiyah veya Maşiyah olarak adlandırılan Kral Mesih, yani Hz. Mehdi (a.s), ahir zamanda kral olarak kutsal yağ ile kutsanacak. Zeytin Dağı’ndaki zeytinlerden elde ediliyor. Özel şişelerde saklanıyor. Museviler bana özel hediye etmişlerdi, o Mesih Yağı’nı.

İsmail Türüt söyleyen. O çok ciğerli bir delikanlı. İsmail Türüt çok güzel ahlaklı. O milliyetçi, sağlam delikanlı. Yani coşkusu, inananlara sevgisi, devlete, millete bağlılığı, Türkiye’nin bütünlüğü için kararlılığı, anti-komünisttir. PKK’dan nefret eder, çok yaman bir delikanlı.

BÜLENT SEZGİN: Bir video vardı, ördek videosu. Beysbol topuna gaga atıyor.

ADNAN OKTAR: Yerim seni ben. O patileri ısırırım. Enerjiye bak. Bu hayvanlar o kadar tatlı varlıklar ki, insan ne yapacağını bilemiyor. Ama ev şartlarında çok zor yaşıyorlar. Köyde çok rahat ediyorlar.

Berkan Dirikol, “Hocam sizi çok seviyorum, sizi hep izliyorum. Bir gün misafiriniz olmak istiyorum. Sizi çok seviyorum. Her şey muhteşem, sesiniz mükemmel.” Buyur gel, şeref duyarız.

“Hocam biz de gidelim, biz de şehit olalım. Onlar Müslüman, biz de Müslümanız. Onlar şehit olurken bizim durmamız kanıma dokunuyor. Yemek, su, battaniye ya da silah yardımı yapmakla olmuyor. Onlar bizi omuz omuza yanlarında çarpışırken görmek istiyorlar. Nitekim Çanakkale’de onlar bize su, yemek ya da silah yardımı yapmadılar. Yanımızda şehit oldular. Ben şahsen AK Parti’ye oy vermiş birisiyim.” Tevfik Yalçınkaya. Tamam da kiminle omuz omuza çatışacağız onu söylememişsin.

EBRU ALTAN: Türkmenleri diyor herhalde.  

ADNAN OKTAR: Türkmenler. Omuz omuza çatışılacak gibi değil ki. Omuz devri geçti. Roket devri var. Mesela Amerika yeni bir uçak geliştirdi, radar kontrolünün üstünde bir sistem. Bir de hiçbir uçaksavarın, hiçbir roketin, yani uçaksavar roketinin ulaşamayacağı yükseklikte gidiyor ama radara kapalı. Yani radar yakalayamıyor. Bu tip teknolojiler esastır. Omuz omuzanın modası çoktan geçti. Bir de omuz omuza oturup savaşacağımıza, İslam alemini birleştirelim. Omuzlarımız o yönde birleşsin. İttihad-ı İslam olsun. Hiç savaşmadan nefesimizle bitirelim bu işi, nefesimizle. Yani nefesimiz yeter o zaman. Omuz omuza vermeye gerek yok ki. İki milyar Müslüman’ı sen birleştirdiğinde değil mi? Nefesinle bitirirsin. İslam âleminin başına birisini getirirsin. İki yüz, üç yüz televizyon aynı anda yayın yapar. “Efendim” dersin “IŞİD, El-Kaide şu bu örgütler var. Bunlar şu an faaller. Ne yapmalarını istersiniz?” ‘Derhal dursunlar’ der. “Rusya, Amerika bombardıman yapıyor. Ne dersiniz?” ‘Derhal dursunlar’ der. Bitti. O kadar. Üç kelime, on saniyede biter bu iş, on-yirmi saniyede. O saat durur her yerde terör, anarşi.

F22 isimli uçak, yani kodu F22. Radar göremiyor, güdümlü füze takip edemiyor. Bir hayli de yüksekten uçuyor. Uçak, radarın uçaktan algıladığı sinyal gibi on beş farklı sinyal daha gönderiyor.  Onların arasında kendi sinyali kaybolmuş oluyor. Ve roketler boğuluyor. Bulamıyorlar. Radar da tespit edemiyor. Boğuluyor yani.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey kısa bir bilgi verecektim. Bununla ilgili video göstereceğim. Hareket halindeki tankın hedefi vurabilmesi için, namlunun hareketten etkilenmemesi gerekiyor. Videoda bir kuş var. Bunun gibi stabil olması lazım sistemin. Gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: O göbüşü yerim. Onu nasıl yapıyor acaba?

“Roman havası istiyoruz Hocam” diyor, Akın Topuz, 45 Akın.

Şehmarok Rıza; “Bir Kürtçe şarkı çalsanıza.” Tamam, çalayım.

Kuşun beyninde jiroskop sistemi var. Hayret yani. Hiçbir insan yapamaz onu. İnsana bir yaptır sen, kafa göz gider yani. Hayvana Allah jiroskop sistemi koymuş.

BÜLENT SEZGİN: Taklit ederek dahi o kadar mükemmelini yapamıyor insanlar teknolojiyle.

ADNAN OKTAR: Bak hayvan çok rahat yapıyor. Ve şuuru kapalı hayvanın.

EBRU ALTAN: Jiroskop çok yeni keşfedildi. Halbuki milyonlarca yıldır kuşlarda aynı sistem var.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

EBRU ALTAN: Jiroskop yeni keşfedilen bir şey, yakın zamanda, geçtiğimiz yüzyılda keşfedilen.

ADNAN OKTAR: Yani Cenab-ı Allah ta milyonlarca yıl hayvana bu özelliği vermiş.

Mesela bak kardeşim ne güzel benim. “Sabah namazını nerede kıldırıyorsunuz, oraya gelelim, orada kılalım?” Ne kadar güzel olur. Hakikaten davet etsem şimdi binlerce kişi gelir. Ama güvenlik var mı? Yok. Kim bilir ne olay çıkar? Hayır, oradakiler için de düşünelim. Gelirken bir güvenlik sorunu var. Giderken bir güvenlik sorunu var. İşte Mehdiyet devrinde öyle olmaz. Namaz kılarsın hatta orada, camide de uyuyabilirsin de. Caminin meşrutasını yemek yersin. Yahut oradaki civar evlere gider, orada kalırsın. Selamün aleykum biz geldik, Allah misafiri diye. Velayet sisteminde oluyor işte bu. Dostluk, kardeşlik, güven olur. Şimdi camiye ayakkabısını adam koymaya çekiniyor. Bir geliyor, ayakkabısı yok. İslam’da bu yok. Hırsız diye bir olay olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Kilitliyor ayakkabıları.

ADNAN OKTAR: Kilitliyor ayakkabılarını, ne kadar korkunç bir şey bu.

“Müslümanları pasifize eden, İslam Birliği’ni istemeyen alimleri herkes uyarsa güzel bir kamuoyu oluşur. İslam Birliği rahat kurulur” sözüme karşılık olarak, Kürşat Yılmaz; “O dediğin de olmaz. Kendimizi kandırmayak. Şimdi menfaat dünyası olmuş dünya. Ne ortak kararından bahsediyorsunuz?” Ama felaketler o kadar şiddetlenecek ki, insanlar başı derdine düşecekler. Menfaatini düşünecek hali olmayacak. Yani olayı ben tam anlatamamışım. Arkadaş da tam anlamamış. Yani tahmin tahayyül edemeyeceği şekilde tırmanacak olaylar. İmam Mehdi (a.s)’ın zuhuru kesin. Yani ikinci bir yol yok.

“Hocam aslında kaşıkla ve heybetle ortalığı yıksanız yine keşke. Siz daha iyi bilirsiniz” diyor bir kardeşimiz.

Akın; “Hocam kanalı biz de görev başında izliyoruz. Hiçbir kanalı böylesine zevkli izlemiyoruz.” Akın Topuz 45.

Türk Bozkurt 1903, Mustu; “Ben misafirliğe gidince hemen onlar açıyor kanalı” diyor. “Adnan Bey, benim TV sıralamamda birincisiniz her halükarda” diyor.

“Hocam yer kürede niye tüm ezayı ve cefayı Müslümanlar çekiyor? Nedir sebebi size?” Ayhan Aydın. Bediüzzaman bunu açıklıyor, diyor ki; “Hristiyanlar ehl-i fetrettir. Museviler ehl-i fetrettir. Fakat Müslümanlar dinden çıktıklarında mürtet olurlar” diyor. “İrtidat etmiş olurlar” diyor. “Onun için en ziyade azap Müslümanlara geliyor” diyor. Çünkü onlar ehl-i fetret hükmünde oluyorlar. 2000 yıl geçmiş Hristiyanlığın üzerinden. Museviliğin üzerinden 3500 yıl geçmiş. Ama Müslümanlar ter-ü taze, yepyeni bir din. Buna rağmen adam şirke koşuyor veyahut irtidat ediyor. “Onun karşılığı olarak böyle azap çekiyorlar” diyor, Bediüzzaman.

Murtcilik, Murat Ahir Arslanoğlu. Arkadaşı ona, bana nasihatte bulun demiş. O da nasihatte bulunuyor, diyor ki; “Allah’a samimi olmayı iste, dua et. Katıksız Kuran’a uyanları dost edin. Kuran oku ve A9 izle” diyor.

Tevfik Yalçınkaya; “Hocam bizim gibi gönüllü olarak Rus ordusuna ve Esad rejimine karşı mücadele etmek ve Allah yolunda Türkmen ve Suriyeli kardeşlerimizle birlikte canını feda edecek insanlarla bir yol, kanun niye yapılmıyor?” Tevfik Yalçınkaya. En güzel yol, İttihad-ı İslam’dır. Türk İslam Birliği’nde ne kan akar, ne olay çıkar, ne kimsenin ıstırabı olur. Burun kanamaz, damla kan akmaz. Süratle netice alınır. Bunlarla netice alınmaz. Ezim ezim ezilir Müslümanlar. Paramparça Müslümanların hareketi diye bir konu yok. Müslümanların toplu hareketinden bahsediyor Kuran.

“Adnan Hoca CHP’nin başına geçsin.” Ayten Seyfioğlu. İllaki bir şey yapacaklar yani. Ne alakası var? CHP’nin başındaki insan bayağı mükemmel bir insan. Yönetimi de bayağı iyi. Sadece fikre ihtiyaçları var. Tamire ihtiyaç var. Başka bir şey yok.

Bak, Fransızların katlettiği Müslümanların resimleri var. Yayında, yayınlayamıyoruz. Dağlar gibi kafalarını kesip yığmışlar. Fransız askerlerinin eli, Müslüman kafalarıyla dolu. Böyle gezdiriyorlar Müslüman kafalarını. Binlerce Müslüman’ın kafasını dağ gibi de yığmışlar. Bak fotoğraflar geldi. Ama RTÜK kanunlarına uygun olmadığı için gösteremiyoruz. IŞİD’in bin katı Fransızlar, o devirde, Cezayir’de. Kimse onları bombalamamış. Onlar yapmışlar bu zulmü. Her yeri kafalarla doldurmuşlar. Dağlar gibi kafa yığmışlar, insan kafası.

“Hocam bir şeyi merak ettim. Maya takvimine göre kıyamet 2012’de kopacak dendi. Ancak Bediüzzaman Hazretleri, kıyamet Allahualem 2120’de kopacak dedi. Acaba kıyamet Allahulem 2012’de kopacaktı da, Allah Mehdi (a.s)’ın yüzü suyu hürmetine mi erteledi? 2120’den 2012 çıkardığımda 108 kalır. Bu da 12 tane 9 yıl yapar. Ayrıca bir hadiste; ‘kıyametin kopmasına bir gün dahi kalmış olsa Allah o günü uzatır ve Mehdi (a.s)’ı gönderir’ diyor.” Garip Yılmaz, Mersin. Peygamberimiz (s.a.v.)’den çok fazla hadis var. “Kıyametin kopmasına bir gün kalsa” diyor, “Allah o günü uzatır ve evlatlarımdan Mehdi’yi gönderir.” Mehdi (a.s) kıyametin durmasına vesile, sebeptir. Ama insanlar veli nimetlerinden haberdar olmayacaklar, ona karşı mücadele verecekler. Yani kıyametin kopmasına engel olan, Cenab-ı Allah’ın engel olarak onu yarattığı kişiyi fark edemeyecekler. Halbuki yaşamalarına vesile. Hayatta kalmalarına vesile.

“Hocam Üçüncü Dünya Savaşı çıkınca bir süre sonra Mehdi (a.s) mı durduracak? Yoksa hiç mi başlamayacak?” Ben bunu daha önce söylemiştim. Armagedon şu an başladı. Ama yavaş yavaş gelişiyor. Armagedon zannedildi ki bir anda vur kaç biter. Halbuki şu an mesela sırf Irak’ta iki milyon Müslüman katledildi. İşte bu bir Armagedon. Suriye’de yüz binlerce Müslüman katledildi. Afganistan’da milyonlarca Müslüman katledildi. İki milyon falandır Müslüman katliamı. Bu bir Armagedon işte. Yani tarihte hiçbir devirde bu kadar Müslüman katliamı olmamış toplam. Mesela birkaç yüz bin kişi en fazla yapılan katliamda ölen Müslüman sayısı. Şu an on milyonlarla açıklanabiliyor.

Usta Tweet; “İslam Birliği’ne başkan adayı olun. Sevgi ve kardeşlik ruhu sende. Bu bir uyanıştır. Elini taşın altına koyan koca yürekli insan” diyor. Şimdi birçok aday olur da, biz de Selamun Aleyküm ben de adayım dersem, böyle bir mantık olmaz. Bu gariplik olur. Mehdi (a.s) öyle çıkmıyor. Mehdi (a.s) aday olmayla çıkmaz. Mehdi (a.s) zorla başa geçiriliyor. Ben adayım diye ortaya çıkmaz. Öyle bir iddiası da olmaz. Dolayısıyla biz Mehdi (a.s)’ı bekliyoruz. Benim ne haddime öyle bir şey yani, inşaAllah.

Peygamberimiz (s.a.v.) hafız, sahabeler hafız, hep ezberden konuşuyorlar. Hz. Osman (r.a) hafızdı, Hz. Ebubekir (r.a) hafızdı, Hz. Ali (r.a) hafızdı. Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a) hafızdı. Hz. Hamza (r.a) hafız, hep hafızlar. Yani çok müthiş bir yetenek, mucize. İleri yaşlarda hafız oldular üstelik. Çocukken yine bir derece kolay da. Bir Allah’ın lütfu bu, çok büyük mucize.

Serhıldan Azadi, Jamiryo Vegol; “Hiç duymadın mı bu sloganı herhalde? PKK halktır.” Yanlış yazmışsın. Halttır diyeceksin, halt. O yanlışlıkla k koymuş. Canım olabilir, yanlış basmış düğmeye.

Serhıldan; ayaklanma demek. Azadi; özgürlük. Özgürlük ayaklanması. Bütün dünyada özgürlük ayaklanması var. Ama bu ilimle, irfanla, akılla, sevgiyle olur. Kepazelikle olmaz.

Gece dörtte bu kadar yüksek izleme nedir, nasıl oluyor?

OKTAR BABUNA: Ahir zaman anlaşıldıkça Allahualem Hocam, sizin ne diyeceğinizi herkes merak ediyor, inşaAllah. Bırakamıyorlar.

ADNAN OKTAR: Büyük olaylarda akıl almaz yüksek izleme oluyor. Benim kanaatim yorumumu merak ediyorlar.

Mehdi (a.s)’ı göreceğiz, İsa Mesih’i göreceğiz. İslam’ın hakimiyetini göreceğiz. Dünya öyle eğlence yeri diye yaratılmadı. Baksana kromozomları anlatıyorsun. Bir daha anlat.

OKTAR BABUNA: DNA iki metrelik bir zincir. 46 tane kromozom halinde oluyor, 46 parça.

ADNAN OKTAR: İki metrelik zincir?

OKTAR BABUNA: Evet, açılınca. Ama milimetrenin binde biri kadar bir yere, çekirdeğe yerleştirilmiş. Defalarca katlanarak. Kendi üzerinde defalarca katlanarak. Bunun üzerinde bir milyon sayfalık bilgi var. Bu sayfalardan bir tanesinin bulunması gerekiyor, bir proteinin sentezlenmesi için. Ama karanlık bir ortam. Nasıl bulunacak?

ADNAN OKTAR: Sırf protein yapımı için?

OKTAR BABUNA: Evet. Bir milyon sayfadan bir tanesi. Ve 46 parça ve kapkaranlık bir ortam. O ilgili genin bulunması gerekiyor. 25 bin tane gen var. 25 bin bölge, o iki metrelik DNA üzerinde. Şöyle düşünüyor bilim adamları; doğrudan gene gitmesi bir proteinin aklın ihtiyarini kaldıracak bir şey. Bu şekilde olmaması gerekir. Öbür açıklaması da ondan aşağı değil ama diyorlar ki; bir geni harekete geçirecek olan protein var. 1500 tane ayrı protein var böyle bilinen. Ki bilinmeyen daha fazladır. İlgili geni bulacak DNA üzerinde. Ama iki metrelik DNA, 46 parça. Bunun üzerinde kayarak ilerlemeye başlar diyorlar, protein. Ta bulana kadar. Ama kayarak ilerlemesi için -fizik kanunlarına aykırı- suyun içinde ilerleyecek bir gücü yok, motoru yok. DNA’nın üzerinde kaymasını gerektirecek bir durum da yok. Kaymaya başlar diyorlar. DNA’nın üzerinde bazen protein çıkıntılar oluyor. Onun üzerine geldiğinde diyorlar, onun üzerinden atlar. Bu da fizik kanunlarına aykırı. Diğer tarafta yine DNA’nın üzerine konar ve aramaya devam eder. Baktı o kromozomda değil, komşu kromozoma veya komşu DNA’ya atlar diyorlar. Bunun da bir mantığı yok. Gider orada aramaya başlar. Ta ki bulana kadar. Bulduğunda genin üzerine yapışır ve protein sentezlenir. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ama bunu ne kadar sürede yaptığını söylüyorlar?

OKTAR BABUNA: Çok kısa bir sürede hemen oluyor yani hemen.

ADNAN OKTAR: Öyle utanacaklar ki. Allah; “Bu nasıl olmuştur sence? Bir anlat” dese. Yerin dibine girer. Çocuk olsa bilir bunu.

OKTAR BABUNA: Ama böyle düşünmeye sevk eden siz oldunuz Hocam. Yani biz hep sizden öğrendik maşaAllah. Allah razı olsun böyle derin düşünmeyi bu hikmetle bakmayı siz öğrettiniz bütün dünyaya maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu herhangi bir protein için değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Yani her protein için ayrı bilgi var. Her protein için ayrı bilgiyi gidip tespit ediyor. Evet.

OKTAR BABUNA: O araması gerekiyor. O 25 bin tane böyle iki metrelik nerede olduğu belli değil. Yani bir milyon sayfa arasında tek bir sayfayı kapkaranlık ortamda bulacak.

ADNAN OKTAR: Allah Allah.

OKTAR BABUNA: Ve mutlaka buluyor.

ADNAN OKTAR: Bulunca ne yapıyor?

OKTAR BABUNA: Bulunca hemen onun üzerine bağlanıyor o gen aktif hale geçip o protein üretiliyor. O da ayrı bir mucize. Çünkü büyük bir gen birden çok fazla protein üretebiliyor. Hangisi üretilecek? O da şöyle bir sistem yaratmış Allah. Genin önce kopyası çıkartılıyor ama onun üzerinde bazen yüze yakın protein kodlayan bölge oluyor. Protein kodlayan, kodlamayan, kodlayan, kodlamayan. Şimdi bunların arasında bir tane kombinasyon o protein ait. Mesela diyelim ki bir hormon üretilecek ama 98 ayrı parça var onların kırpılmayla çıkartılıp onların arasında uygun olanların seçilip bir araya getirilmesi gerekiyor. Bunun da bir mantığı yok normalde. Hakikaten 98 parça çıkartılıyor mesela diyelim ki 3-8 ve 27’ci parçalardan bir protein oluşuyor o parçaların seçilip bir araya getirilmesi gerekiyor. Proteinin ne aklı var, hangi parçanın kaçıncı parça olduğunu bilmiyor ama mutlaka o doğru parçalar aradan ayıklanıp bir araya getirilip protein üretiliyor. Ve çok kısa bir sürede.

ADNAN OKTAR: Bunu gördüğü halde bilim adamı olacak da adam buna önem vermeyecek öyle mi? Çok acayip.

Sefa 29; “Hocam programı gündüze alalım.” Gündüz de bu sefer geceye alalım diyorsunuz.

Bu maddenin aklı çok şaşırtıcı. Kâinattaki düzen çok şaşırtıcı. İnsan beyninde görüntü olması çok şaşırtıcı. İmanı az insanın çok fazla olması şaşırtıcı. Yahut imansız insanın çok olması şaşırtıcı. Bu da ayrı bir harika yani. Kimi sırtına alıp protein taşıyor kimi bilmem ne yapıyor yani insan aklından daha akıllı protein. Genler insan aklından daha akıllı.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.) 1400 Yıl Önce Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhuru Öncesinde Yaşanacak Mülteci Sorununu Bildirmiştir

Masaüstü Görünümü