Harun Yahya

Sohbetler (4 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Hocam hoş gediniz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hoş bulduk.

Neler var ne yok, var mı anlatacakların?

KARTAL GÖKTAN: Var Adnan Bey. 1200 Türk askeri koalisyon güçlerinin bilgisi dahilinde Musul yakınlarındaki Başika bölgesinde konuşlandırıldı. Başika, peşmerge ve Musul polisinin eğitildiği alan olarak biliniyor. Askerimizin peşmergenin eğitimi için bölgede olduğu iddiaları var. Musul, IŞİD’in Irak’taki merkezi konumunda. Türk askerinin Musul’da IŞİD’e karşı yürütülecek savaşta rol oynayıp oynamayacağı henüz kesin değil. Ancak herhangi bir sayının herhangi bir operasyon için yeterli sayı olmadığı, dolayısıyla peşmegenin eğitimi için bölgede olduğu ifade ediliyor.

ADNAN OKTAR: Biz zaten Müslümanlarla çatışacak bir sistem içine hiç bir şekilde girmememiz lazım. Müslüman kanı akıtmak haram olur. Müslüman kanı akıtmak, acayip uğursuzluk getirir yani çok büyük bir felaket olur. PKK varken Mehmetçiği Müslümanların üstüne göndermek çok çok büyük bir hata olur. PKK yaklaşık 40 yıldan beri Müslümanları inim inim inletiyor ve Türkiye’nin içerisinde büyük bir bölgeye alan hakimiyeti kurdular. Türkiye’yi de dıştan boydan boya sardılar. Böyle bir şey varken bunları yok hükmünde görüp gidip orada cahil bilgisiz Müslümanlarla Türk askerini karşı karşıya getirmek, çok büyük günah olur, çok büyük bir hata olur. O işlerin içinde bizim olmamamız gerekir. Böyle şeylere yanaşmamamız gerekir. Bunlar doğru olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde çıkan çatışmalarda, 1’i ağır 4 polis yaralandı. Çatışma bölgesinde bazı evlerde çıkan yangına müdahaleye giden itfaiye ekipleri çatışma ortasında kalınca geri çekilmek zorunda kaldı.

ADNAN OKTAR: Tehlike burada. Eğitim amaçlı da olsa, biz doğrudan burada özel harekatçı kardeşlerimizi yetiştirmemiz gerekir, komando yetiştirmemiz gerekir. Bizi hiç ilgilendirmeyen bir alan. Gidip Müslümanları işte “şöyle yapın böyle yapın, şöyle öldürürsünüz, böyle kesersiniz” böyle bir eğitime biz yanaşmayız. Ama ilkyardım, lojistik destek bunlar olabilir, faydalı şeyler, onlara yönelik kurtarma faaliyetleri, bunlar olabilir. Ama “şöyle asacaksınız böyle keseceksiniz, böyle öldüreceksiniz” bu da olmaz. Bu da azmettirme olur, buna da biz yanaşmayalım. Böyle işlere bir hiç girmeyelim. Bizim tek düşmanımız var, PKK’dır. Türkiye’yi bölmeye azmetmiştir. Türkiye’yi çeşitli mantıklarla, çeşitli yöntemlerle bölme kararlığındalar. Buna karşı net tavır alınması gerekiyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ankara’da Türk-İş 22. Olağan Genel Kurulu Toplantısı’na katılan Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin dış politikasını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, “Ortadoğu bataklığında ne işimiz var, bana ne Ortadoğu bataklığından. Niye gidiyoruz oralara, neden oralara silah gönderiyoruz? Neden Müslüman’ı Müslüman’a kırdırıyoruz? ‘Efendim siz Esad’cısınız’ diyorlar, bana ne Esad’dan. Yapmayın yazık günahtır, 40 binin üzerinde çocuk öldü. Sadece 2,5 milyon Suriyeli burada. Şimdi Avrupalılar ‘aman ha Suriyeliler gelmesin bize’ diyor. Ne olacak, ‘size 3.5 milyar Euro vereceğiz siz bakın’, Türkiye toplama kampı mı?” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Şimdi son cümle olmamış, ondan gerisi makul. Ama o son cümle, evet biz toplama kampıyız. Böyle garibanları, zavallıları, ezilmişleri bir araya toplarız, kampta da onları bakarız, Allah rızası için. Bu olmamış. Ama öbür dedikleri doğru. Yani bizi hiç ilgilendirmeyen bir alan. IŞİD’in eğitilmesi bizi hiçbir şekilde yani oradaki güçlerin eğitilmesi bizi hiç ilgilendirmez. IŞİD’in yaptıkları da bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren, PKK’nın yaptıkları. IŞİD’e karşı bilimsel mücadele gerekir. IŞİD’in hakkından gelecek olan; Mehdiyet’tir, Hz. İsa Mesih (a.s)’dır. Her Müslüman, Hz. Mehdi (a.s)’ı bekler, 1400 yıldan beri her Hristiyan, her Müslüman yine Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişini bekler. İnşaAllah, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da göreceğiz, Hz. Mehdi (a.s)’ı da göreceğiz. Bu güzelliği hep beraber yaşayacağız. Hz. Mehdi (a.s)’ın varlığı kesin. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın varlığı da kesin. Kuran ayetleriyle sabit. Ama Hz. İsa Mesih (a.s)’ın nerede olduğunu bilmiyoruz. Hz. Mehdi (a.s)’ın da nerede olduğunu bilmiyoruz. Ama tahminlerimiz olabilir, işte şurada olabilir, burada olabilir gibisinden ama yerini kesin bilmek mümkün değil. Kim olduğunu bilmek de mümkün değil. Çünkü Mehdiyet’i nasıl anlayacağız? Olay tahakkuk edecek, meydana gelecek, İttihad-ı İslam oluşacak, Müslümanların başına bir şahıs geçecek, Hz. İsa Mesih (a.s)’a olduğunu düşündüğümüz kişiye namaz kıldıracak, 7 veya 9 yıl İslam’ı dünyaya hakim edecek, o zaman diyeceğiz ki, Allahualem bu kişi Hz. Mehdi (a.s)’dır. Ben bu konuyu yüzlerce binlerce kere anlatmışımdır. Bunun dışında bir Mehdi teşhisi olmaz. Hz. İsa Mesih (a.s) da öyle, Hz. Mehdi (a.s)’la biat ettiğinde biz onu anlarız. Daha öncesinde Hz. İsa Mesih (a.s)’ı anlamak mümkün değil. Bir insanın bu kişi Hz. İsa Mesih (a.s)’dır, Hz. Mehdi (a.s)’dır diyemez. Çünkü tahakkuk esastır. Hz. İsa Mesih (a.s)’da da tahakkuk esastır. Ama insan hüsn-ü zan edebilir, işte falanca kişi diye benim hüsnü zanım olabilir belki bu Hz. İsa Mesih (a.s)’dır ama çok yüzeysel olur o. Yahut şu kişi Hz. Mehdi (a.s)’dır diye benim hüsnü zanım olabilir ama yüzeysel olur. Tahakkuk esastır, tahakkukta o netleşir. Yani Mehdiyet’le Hz. İsa Mesih (a.s)’ın Mesihiyet’i de tahakkuk ettiğinde tam kanaatimiz gelecek.

Evet, bir etiket yapalım yine sevgi etiketi. Şiddet çağı bitti, arık sevgi çağı geldi. “Sevgi çağındayız” diyelim.

Ortadoğu’yu tabii bataklığa çevirdiler o doğru. Bataklık, her yer kan-revan içerisinde, bir oyun oynanıyor bu doğru. Ama “biz toplama kampı mıyız” dediğinde, oradaki insanlar bunu duyarlarsa çok rencide olurlar. Böyle olmaz. Ama öbür dedikleri doğru Sayın Kılıçdaroğlu’nun.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar dönüşünde başkanlık sistemi tartışmalarına değindi. “Çift başlılığı ortadan kaldırmak lazım, aksi takdirde birbirinizi ne kadar sevseniz de, geçmişte ne kadar beraber olsanız da, zaman zaman sıkıntılar söz konusu olabilir. Ama partili cumhurbaşkanlığı olduğu zaman, Fransa’daki sistemin farklı bir versiyonu söz konusu olacak demektir. Bunun da ayrı bir güç katabileceğini düşünüyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Üniter yapıyı savunan, bölünmeye tamamen kapalı partili cumhurbaşkanı diyorsa olur, ona bir şey demeyiz. Başkanlık sistemi olmaz. Partili cumhurbaşkanı, zaten partili olduğu belli oluyor cumhurbaşkanının. Yani bu samimiyetsiz bir durum oluyor. O yönden doğru o, partili cumhurbaşkanı tamam. Ama Fransa’yı falan işin içine karıştırmamak lazım. Fransa modeli, Fransa kaç parçaya bölünmek üzere. Fransa’nın başı belada. Fransa’da şu an bölünmemek için çırpınma var. Bu sistemden kaynaklanıyor. Adamların bu konuda ızdırabı büyük. Fransa’nın en büyük meselelerinde birisi bölünme meselesi. Bu da Fransa’daki bu siyasi yapıdan kaynaklanıyor. Bütünleştirici değil. Onun için Fransa’yı bölünmenin eşiğine getiren bu sistemi, biz savunmayalım. Ama partili cumhurbaşkanı diye bir şey ortaya koyduysa Tayyip Hocam, tamam. Cumhurbaşkanı partisi de olabilir diye bir madde koyarlarsa kanun maddesi, ona bir şey diyemeyiz. Ama Fransa’yı falan işin içine karıştırırlarsa Fransa felakete doğru gidiyor. Fransa’nın örnek alınacak bir tavrı yok. Kaç bölge birden Fransa’da bölünme talebinde “ayrılalım” diyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu, “Türkmen kantonu kurulsun” fikrinin gündeme gelmesiyle ilgili şunları söyledi: “Suriye’nin kantonlaşmasını doğru bulmuyoruz. Arap olsun, Türk olsun, Kürt olsun önemli olan Suriye’nin birliği. Özellikle Türkmenlerin güvenliği Türkiye için çok önemli” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama Türkiye’nin burnunun dibinde PKK kantonlar kurdu, cayır cayır devam ediyor. Yani zaten Büyük Ortadoğu Projesi’nin özelliği kantonlardan oluşan devletler oluşması. Ve paramparça olması bölgenin. Başkanlık sistemleri de zaten parçalanmayı da kolaylaştıran bir yapı oluşturuyor. Mesela bak, Fransa modeli diyorsunuz ama Fransız modelinin özelliği yine parçalayıcı olması.

“Dünya Armageddon’a koşuyor.” Derin devlet Türks. İllüminati 2. Bu kendince havalara girmiş. Bazı öyle tiler var, çok korkuyorlar illüminatiden korkuyor, derin devletten korkuyor. Kendi ismini de öyle koyuyor, öyle anlatıyor böyle omtraklı laflar ediyor, etrafı salladığını falan zannediyor. Bir tane güç vardır, Allah’ın gücüdür. Derin devler dediğin ne? Uzayda dünya pirinç tanesi gibi görünüyor, biraz daha uzaklaştığında, iğne ucu gibi görünüyor. Biraz daha uzaklaştığında hiç göremiyorsun. Sen oradaki toplu iğne başı kadar yerdeki derin devletten bahsediyorsun.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin haritasını çizen bir Amerikalı albay var Ralph Peter’s. Çizdiği haritayı “kanlı sınırlar, daha iyi bir Ortadoğu” başlığı altında hazırlıyor. Bak, “kanlı sınırlar, daha iyi bir Ortadoğu.” Bu haritanın mimarı olanlar, bunu hazırlayanlar “Ortadoğu’nun yapıcı kaos” iddiaya bak yapıcı kaos kullanılarak yeniden şekillendirilmesi gerektiğine inanıyorlar. Yapıcı kaos. Yapıcı kaos ne demek? Bir şey yapacak, adamlar öldürecek, bombalayacak, asacak, kesecek ama sonu iyi bitecek. Sevgiyle yapsana, güzellikle yapsana, şefkatle yapsana, illa kaosla yapacak “yapıcı kaos” diye. Böyle bir mantık böyle bir akıl olmaz, çok korkunç bir şey. Bak şu an yaptıkları bu işte. Yapıcı kaos dedikleri bu, şu an uyguluyorlar bunu. Ve milyonlarca inanı şehit ediyorlar, binaları yıkıyorlar. Sonunda ne olacak? Amerikalı işadamları gelecek, İngiliz işadamları, Fransız işadamları gelecekler “biz bu şehri yeniden imar edelim” diyecekler, “tamam başlayın.” “Para rica edelim.” “Tamam, petrol sizin istediğiniz gibi kullanın. Biz petrol satalım kazanalım size verelim siz de şehri yapın” diyecek.

Mesela “ordumuzu yapalım” diyorlar, silah alınacak, “tamam, siz para verin biz de silah sağlayalım” diyorlar. Bu sömürü sisteminin adı bu şekilde konmuş “yapıcı kaos.” Ortadoğu’da sayısız çatışma, ayaklanma, terör, kavga, olaylar çıkartarak, Müslümanları birbirine kırdırarak bir denge, bir sakinlik sağlamaya çalışıyorlar. Mesela bir yerde insanlar var bu insanların azgın olduğuna inanıyorlar, onu ona kırdırıyorlar, onu ona kırdırıyorlar, artık insanlar kavgadan bitap hale geliyor, dövüşemeyecek hale geliyorlar “bak dengeyi sağladık” diyor. Sistem bu yani. Yapıcı kaos dedikleri bu. İnsanlar dövüşmekten mahvoluyor, bitap oluyor “bak biz huzuru sağladık” diyor. Dövüştürmesen de sevgiyi öğretsen, dostluğu kardeşliği öğretsen, insanlar yaşasa olmaz mı? Böyle akıl almaz korkunç bir metotla insanları birbirlerine kırdırarak netice almak istiyorlar. Bir de Allah’ın hikmeti bu yapıcı kaosu kendi ülkelerinde uygulamıyorlar. Fransa mesela değil mi, o kadar azgın adam var, kendi ülkende niye yapmıyorsun? Amerika kendi ülkesinde yapmıyor, İngiltere kendi ülkesinde yapmıyor, hep gariban Ortadoğu ülkelerinde yapıyorlar yapıcı kaos diye. “Madem burada teröristler var o zaman herkesi birbirine kırdıralım, öyle bir kırım olsun ki ve öyle bir körükleyelim ki, öyle zıt gruplar oluşturalım ki birbirlerini kıra kıra artık bitap olsunlar” diyorlar. Mantık bu. Çok korkunç bir yöntem, şeytani bir yöntem. Savaş başladığından beri Amerikalı silah şirketleri yüzde 230 kara geçtiler yüzde 230. ve en büyük sanayi şu an Amerika’da silah sanayi yani bütün sanayiden daha ileri. Bak yüzde 230 değer kazandı ve kara geçtiler. Borsada en yüksek onlar, karda en yüksek onlar. Milyonlarca insan şehit ediliyor, dolar su gibi akıyor Amerika’ya. Müslüman şehit edildikçe dolar su gibi akıyor.

Albay Peter’s diyor ki: “Türkiye’nin doğusunda beşte birlik bölümü işgal edilmiş bir bölge olarak görülmelidir” diyor. Yani orayı siz bir kere işgal edilmiş kabul edin diyor. Onun için PKK’ya böyle amansız destek sağlanıyor. Ve Türkiye’nin gücünü kırmak için “siz gidin IŞİD’le savaşın” diyorlar. İşte o yapısı kaos dedikleri planda Müslüman Müslüman’ı mesela Türkiye IŞİD’le savaşırsa, IŞİD hem Türkiye’yi vuracak hem Türkiye IŞİD’i vuracak, hem Türkiye azalacak, hem IŞİD azalacak, hem silah şirketleri bundan kar edecek, hem de kast ettikleri denge oluşmuş olacak. Onun için sürekli Türkiye’yi IŞİD’le savaşa teşvik ediyorlar. PKK’yı desteklemelerinin nedeni de, o.

BÜLENT SEZGİN: Proje sonucunda oluşturmak istedikleri bölgenin haritası vardı Adnan Bey çizdikleri, farklı şekilde ülkelere bölünmüş.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Anlat parça parça.

BÜLENT SEZGİN: Anlattığınız gibi Türkiye’nin Güneydoğu’su ve doğusundan komünist Kürdistan adlı bir bölge oluşturmak istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Karadeniz’den Akdeniz’e kadar.

BÜLENT SEZGİN: Evet. Karadeniz’den Akdeniz’e. Yine Türkiye’nin kendi içinde bölgelere ayırmak istiyorlar. Anadolu bölgesi ayrı, Karadeniz eyaleti ayrı, Marmara eyaleti ayrı, Ege eyaleti ve Trakya eyaleti olarak. Yine bölünmüş Suriye’de, Sünni Suriye devleti ve Nusayri devleti olarak bölmek istiyorlar. Irak’ta Sünni Irak, Şii Arap devleti kurulması düşünülüyor. Genişletilmiş Ürdün’ü ve Suudi anavatanları bağımsız yönetimiyle kutsal İslam devletini oluşturmayı düşünüyorlar bölgede. Yine bölünmüş Yemen altta.

ADNAN OKTAR: Bu ilk planda düşündükleri. Daha da küçük parçalara ayırmayı düşünüyorlar, kantonlara kadar bölmeyi düşünüyorlar. Ama bir tek bu Ortadoğu için. Amerika için düşünülmüyor, Fransa için, İngiltere için düşünülmüyor. Ortadoğu’daki insanları böyle aşağı ve alt ırk olarak görüyorlar. Peygamberlerin yurdu olan bölgeyi mahvetmeyi düşünüyorlar. Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatlarını, Hz. Musa (a.s)’ın, Hz. İshak (a.s)’ın evlatlarını mahvedecek bir proje.

“Bugün eski videolarınızı izliyordum” diyor Rana “yani inanılmaz bir değişim var sizde. İman nuruyla her geçen gün daha da gençleşiyor ve yakışıklılığını artıyor. Siz varken gözlerimi alamıyorum TV’den. Sizi çok seviyorum” diyor. MaşaAllah.

Bu CFR’nin onursal başkanı David Rockefeller var biliyorsunuz. “200 civarında olan devlet sayısı dünyada 1000’e çıkacak” diyor. “Paramparça edeceğiz” diyor. Ondan sonra birbirleriyle savaştırmak. Ondan sonra da Amerika’ya oluk oluk dolar akışı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir, Diyarbakır’da katıldığı yürüyüşte PKK’nın kazdığı hendeklere ilişkin şunları söyledi: “Kürdistan’da hendekler varsa, canını malını korumak için vardır. Kürtlerin toplumsal hafızası onlara hendek ve barikatları emrediyor. Ya kendini koruyacaksın ya da ölüp gideceksin. Kürtler artık ölüp gitmeyecek. Buradan Kürtler canını malını koruyacak. Bunun için gerekirse hendek kazarlar, gerekirse barikat kuracak, gerekirse farklı bir şekilde direniş gösterirler” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu üslup suça teşvik. Ama bu konunun seyredilmemesi gerekiyor. Böyle bir üslup olmaz. Bir kere Kürtlerin sahibi bütün Türkiye’dir. Onlar bizim kardeşimiz. Bu arkadaşın üslubu PKK’nın üslubunu andırıyor. Böyle bir şey olmaz. Şiddet ve dehşet hendekler şunlar bunlar oradaki hayatı felç eden, insanları mutsuzlaştıran, normal hayat yaşamalarını engelleyen bir kaos. Kaos da demeyeyim de ızdırap alanı. Izdırap uygulamaları, acı uygulamaları bunlar olmaz. İnsan dümdüz yolda giderken karşısına barikat, taşlardan oluşmuş, kumlardan oluşmuş engeller. Öbür sokağa çıkıyor, öbür sokağa bütün her yer böyle. Böyle bir hayat olur mu? Sevgi eksikliği varsa, sevgiyi teşvik edersin, merhameti dostluğu teşvik edersin, o ayrı mesele. Ama dehşeti teşvik edecek bir durum olmaz. Şiddeti teşvik edecek bir durum olmaz. Barikatları teşvik edecek bir durum da olmaz. Çünkü burada insanların makul yaşamını ortadan kaldırıyor. Bunun sevilecek beğenilecek bir yönü yok.

“Sayın Hocam, sizi Allah için çok seviyorum. Daha önce size başka mailler de atmıştım. Tabii sorumu sormak için değil. Sizin görevli olduğunuzu öğrendikten sonra atmıştım. Şunu bilin ki, sizin Hz. Mehdi (a.s) görev alacağına kadar görevli olduğunuzu biliyorum ve çevremdeki insanlara bunu anlatmaya çalışıyorum, onların önyargılarını kırmaya çalışıyorum. Sizlere çok ama çok soru bulunmaktadır. Hz. Mehdi (a.s) internetteki teknolojiyi kullanacak değil mi?” Kullanması lazım. Görmediğim için bilemem ama makul olan mantık bu. Çünkü Allah interneti de teknolojiyi de belli ki Mehdiyet için, İttihad-ı İslam için yarattığı aşikar.

“Armageddon savaşı başlamadan mı Hz. Mehdi (a.s) görev alacak, yoksa savaş başlayıp ölümler çok olup kurtuluş ararken mi görev alacak?” Armageddon’dan sonra Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağını biliyorum ben. Armageddon derken işte şu an başlatılmış bir Armageddon var ve bu devam ediyor. Ve gittikçe hızlanıyor. Zaman zaman yavaşlıyor. Peygamberimiz (s.a.v) diyor zaten “tam bitti derken yeniden başlar, yavaşladı derken yeniden şiddetlenir ve bu şekilde devam eder” diyor.

“Rusya YPG’ye de ağır silahlar vermiş destek vermektedir. PKK-YPG Rusya destekçisi olup, Türkiye NATO birliklerine karşı mı savaşacak?” Yani YPG ve Rusya, Türkiye ve NATO’yla mı karşılaşacak diyor. “İran burada hangi tarafta yer alacaktır? İsrail yok olacak mı?” taktılar İsrail’in yok olmasına. İsrail niye yok olsun? İsrail yaşasın hiçbir ülke yok olmasın, hiçbir halk hiçbir inan yok olmasın.

“Armageddon savaşının ayak sesleri mi bu en sonki Rusya’yla yaşananlar?” Vakti geldiği görülüyor, olay oluyor. Zaten Akdeniz’e bütün savaş gemileri indi, müthiş bir yoğunluk var, şimdi kara savaşı için hazırlık yapılıyor. Sürekli bir asker sevkiyatı var. Bu yavaşlatılmış bir Armageddon. Zaten IŞİD de “biz Armageddon için buraya geldik” diyorlar IŞİD mensupları. Dolayısıyla büyük bir mücadelenin olacağı açık aşikar görülüyor. Bu mücadelenin arakasından Hz. Mehdi (a.s) zuhur edecektir, Hz. İsa Mesih (a.s) zuhur edecektir. Fakat tabii şu an biz sadece Peygamberimiz (s.a.v)’in ihbarına dayanarak bunları söylüyoruz. Tahakkuk ettikçe daha iyi anlarız.

Benim görevli olduğum, bütün Müslümanlar görevlidir. Ben de Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlıyorum, siz de Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlıyorsunuz. Ben de Hz. Mehdi (a.s)’ın hizmetçisiyim, sizler de Hz. Mehdi (a.s)’ın hizmetçisisiniz. Ama tabii görmeden zahir olmadan hiçbir insan hakkında açık alenen bir hüküm iddia mümkün değil. Hz. Mehdi (a.s) zuhur etse bile, Allahualem diyeceğiz. Hz. İsa Mesih (a.s) zuhur ettiğinde de, Allahualem diyeceğiz. Şu arada zuhur etse bile. Kesinlikle iddia edecek bir insan olamaz. Çünkü vahiy gerekir böyle bir şey için. Tabii birçok Mehdilik iddia eden insan var insan acıyor. Bir kere böyle bir şey insanı dinden çıkarır. Yani “ben Mehdi’yim” derse, bu insan masum olduğunu ve cennetlik olduğunu söylemiş oluyor. Bunun için de vahiy gerektiğine göre bu küfür olur. Böyle bir iddiada bulunamaz. Ama bütün bu alametler oluşup da Müslüman aleminin başına geçen bir şahıs olursa, “herhalde Mehdi’dir” diyebiliriz. Ama Allahualem diyeceğiz. İşte kaşı benziyor, gözü benziyor, işte vücut hatları alametler, bununla bir Mehdilik teşhisi ve kararı alınamaz. Benzeyen çok fazla insan olabilir. Benim de başkalarının da yapacağı Hz. Mehdi (a.s)’a zemin hazırlamak. Ona talebe olmak yani benim en büyük isteğim Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmaktır. Benim gördüğüm sizlerin de isteğiniz bu, evet.

Sevgi çağındayız. Her zaman olduğu gibi sevgi gündemde oluyor, baya güzel.

Suudi Arabistan’ın elinden Mekke ve Medine’nin alınması düşünülüyor. Orada da Vatikan gibi dönüşümlü bir konsey tarafından yönetilecek bir devlet yapılanması düşünülüyor. Yani bölünüp-parçalanma sistemi içerisinde bunu düşünüyorlar. Fakat PKK’nın kuracağı devletin batı yanlısı ve çok modern bir devlet olacağına, kadın haklarına saygı duyan, hanımların dekolte giyinmesini, işte müziği, resmi, sanatı, estetiği destekleyen bir devlet olacağını ve dolayısıyla da Avrupa’yla ve İsrail’le çok yakın ilişkiler içerisinde olacak, Amerika’yla da yakın ilişkiler içerisinde olabilecek bir devlet yapılanması oluşturacağını düşünüyorlar. Türkiye’nin de bağnaz ve tutucu bir çizgi içersinde kalacağını düşündükleri için, mümkün mertebe parçalayalım diyorlar.

Bak bu çok korkunç bir şey. Halbuki bak, modern, aydın, kadın haklarını şiddetle savunan, dekolteye, sanata, müziğe, güzelliğe, estetiğe açık bir yapı olmuş olsa adamın bölmeye niyeti yok. "O zaman bölmeyelim" diyor. Ama su haliyle hiçbir şekilde kullanamayacağımız için Avrupa’yla bağlantı kuramayacağı için Amerika'yla da ve diğer ülkelerle de bağlantı kuramayacağı için, "paramparça ederek ancak yönlendirebiliriz." diyorlar. Bak bağnazların başımıza açtığı işi görüyor musun? Ama bu çok ürkütücü bir şey.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye'de IŞİD'e yönelik operasyonlar Doğu Akdeniz’i tam bir silah deposuna çevirdi, Adnan Bey. Doğu Akdeniz’in şu anda birçok ülkeye ait uçak gemileri, fırkateynler ve deniz altıları bulunuyor. Bunu gösteren bir haritada vardı. Akdeniz’in Türkiye'ye ait yirmisi muhrip, on dört yardımcı gemi olmak üzere toplam otuz dört geminin bulunduğu öğrenildi. Rusya'nın ise Akdeniz’de on üç gemisi bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi o silah gücü gittikçe daha da artacak, hem deniz gücü artıyor, hava gücü gittikçe artıyor, Türk havaalanlarına da yoğun olarak konuşlanmaya başladılar. Yani büyük bir savaşın zeminini hızla geliştirmeye başladılar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika, Amerikan Savunma Bakanlığı’ndan Türk askerinin peşmergenin eğitimi için Musul’a gitmesiyle ilgili açıklama geldi. Bakanlığın açıklamasında, "Türk askerinin Kuzey Irak’a konuşlandırıldığını farkındayız. Ama bu konuşlandırma koalisyon aktivitelerin bir parçası değil." denildi. Ayrıca Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry, IŞİD'e karşı Esad ve muhalif güçlerin karada birlikte savaşmasını teklif etti.

ADNAN OKTAR: Bir daha şöyle bakıyım.

KARTAL GÖKTAN: Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry, IŞİD'e karşı Esad ve muhalif güçlerin karada birlikte savaşmasını teklif etti. Bu şekilde örgütünün sonunun gelmesini hızlandırılacağını düşünüyor.

ADNAN OKTAR: Ama herkes korkuyor IŞİD ile savaşmaya. İlginç yani bu. Sadece havadan bombardıman, mesela Amerikan askeri çatışmak istemiyor. İngiliz askerleri, Fransız askerleri hiç kimse çatışmak istemiyor. Suriye, Irak askerleri deli gibi kaçıyorlar. Hiç kimse savaşmak istemiyor IŞİD’le. Yani ne biliyorlar da böyle düşünüyorlar, artık herhalde onların bildiği bir gerçek var. Özetle şu an Türkiye'yi bölmek istemlerinin tek nedeni, bağnazlık ve gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı. Onlar modern bir Türkiye, neşeli, müziğin, güzelliğin, estetiğin olduğu bir Türkiye istiyor, Avrupa. Bu olamayacağına göre biz diyorlar barizce PKK’ya büyük bir devlet kurduralım, onlarla bağlantı kurup askeri güçlerimiz olsun her şeyimiz olsun, oteller olsun, güzel yerler olsun işte turistlik tesisler olsun onlarla normal yaşayalım, diyorlar. Ama Türkler’e de Anadolu’nun ortasına getirelim, bir süre sonra icabına bakalım diyorlar özetle. İstanbul'u onlara vermeyelim, diyorlar. Ege bölgesini vermeyelim, Antalya'yı da vermeyelim. Çünkü onlar sanattan anlamıyorlar müzikten anlamıyor estetikten anlamıyor hanımların üstüne baskı kuruyorlar Bülent Arınç bile diyor; "Kadınlar gülemez" diyor.

"Arabaya binemez. Telefonda konuşamaz, dekolte giyinemez." Avrupa diyor ki o zaman "bunların yapılabildiği bir hayat olsun." PKK diyor ki "biz bunu sonuna kadar sağlarız. O zaman biz sizinle anlaştık" diyorlar. Türkiye'deki bağnazlık sorunu çözülmüş olsa, PKK sorunu kökten bitmiş olacak. Yani meydana gelen tahribatın farkında değiller. Avrupa'da meydana gelen Türk karşıtlığı, Müslüman karşıtlığının tek sebebi, kadınlara yapılan baskıdır. Kadın özgürlüğünün olmadığı her ülkeyi yıkıyorlar. Allah hepsini yıkmış.

Dünyanın en modern ülkesi olalım. Çok modern bir devlet yapılanması olsun. Hanımlar istediği gibi dekolte giysin, çarşaflı hanımlar da olsun müzikte sanatta, estetikte dünyanın en ilerisi olalım. Bu bağnaz tutucu görünüm bize yakışmıyor. Bak Türkiye'yi bu yüzden yok etmek istiyorlar. Ve PKK’ya kapılar sonuna kadar açılıyor sırf kadın haklarını savunduğu için PKK. Kadınlara özgürlük vermek istediği için bütün Avrupa PKK’yı destekliyor. Yapmayın, etmeyin. PKK modernliği, kaliteyi, kadın haklarını kapmış vaziyette, Türkiye bunu yapamaz diyor adamlar zaten fiili uygulama ile de bunu gösteriyorlar. “Kadın Hakları olmaz” diyor. Orada Türkiye’de siz güzel bir kadına rastlayamazsınız, bir müziğe, sanata, estetiğe rastlayamazsınız ama PKK’nın hakim olduğu devlet diyor, biz Avrupa gibi yapacağız, istediğiniz gibi, eğlenin, gülün, neşelenin, kadınlarda dekolte giyinsinler hürriyetin yaşandığı bir ülke olacak” diyor. Bak bizi mahvedecek bir sistemin kapısı açılıyor. Sırf bağnazlık yüzünden başımız belaya girecek. Bağnazlığı terk edelim. Terk etsinler. Terk edilsin. Aydın bir Türkiye, modern bir Türkiye esas. Bakı PKK’nın bütün açıklamalarında bunu görüyoruz.

Öcalan konuşmasında; “Avrupa Birliği’nin yerel yönetimler, özerklik şartnamesinde şerh mutlaka kaldırılmalı o zaman idari ve mali özerklik elde ederiz “ diyor. Şimdi oraya doğru gidiyorlar, yani bunu bir türlü Türkiye’ye kabul ettiremediler. Kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz de. Nezaketen el altından çaktırmadan yapmaya kalktılar, istemiyoruz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Son zamanlarda Güneydoğu da kardeşlerimizin polis ve askerimize verdikleri ihbarlarda büyük destek sağlamaları dikkat çekiyor bu ihbarlarla. Bugün de Şırnak’ın Cizre ilçesinde ihbar üzerine tespit edilen teröristlerce rögar çukuruna döşenen el yapımı patlayıcı polis ekiplerince infilak ettirildi. Alınan bilgiye göre dört yol kavşağındaki rögar çukuruna bölücü terör örgütü mensuplarınca döşenen iki piknik tüpü ile tahrip gücü artırılmış el yapımı patlayıcı fark eden vatandaşlar durumu güvenlik güçlerine bildirdiler.

ADNAN OKTAR: Helal olsun vatandaşa.

Funda Kejmeran. Funda, sevmek ve sevilmek çok güzel diyor. Doğru söylüyorsun.

Rıdvan Acar; “Selam, nasıl Hz. Musa (a.s) ve Firavun aynı şehirde, derin devletleri merkezi İstanbul’da olduğu için Hz. Mehdi (a.s) İstanbul’da diyor.” Bediüzzaman’ın demesine göre İstanbul’da Hz. Mehdi (a.s). Hadislere göre de İstanbul’da. Çünkü Konstantiniyye de diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hep Konstantiniyye, Konstantiniyye kendimizden çıkartılmış şey değil. İslam aleminin en son başkentin de çıkacak diyor Hz. Mehdi (a.s) için.

İmam Rabbani diyor ki; “Seviyorsan nazlanmaya hakkın yok. Naz çekmeye talip olacaksın” diyor. MaşaAllah.

“Kendinizi Hz. Mehdi ilan ettiğiniz söyleniliyor. Açıklama yapar mısınız?” diyor Cüneyt Arınt. Bir insan kendisini Mehdi ilan ederse, dinle, İslam’la alakası kalmaz. Küfre girmiş olur. Kuran’ın hükmüne göre Cenab-ı Allah bize ne diyor? “Ümit ve korku içinde olun.” Orada adam Mehdilik ilan ettiğinde ne diyor? Ben günahsızım, cennetliğim. Benim imtihan olmama gerek yok diyor. O zaman küfre girer. Hiçbir insan ben Mehdi’yim diyemez. Ama insanlar tabii sevdiklerini her zaman Mehdi olarak hüsn-ü zan etmişlerdir. Mesela Bediüzzaman Hazretleri’ne talebeleri hep Hz. Mehdi (a.s) gözüyle bakmışlardır. “Ziyade hüsn-ü zan her zaman olur” diyor Bediüzzaman. Buna ilişilmez diyor. Hüsn-ü zan edebilirsin ama iddia edemezsin. İmam Rabbani’ ye Hz. Mehdi (a.s) olduğu gözüyle bakılmıştır. Muhyiddin Arabi’ye Mehdi olduğu, Abdülkadir Geylani’ye Hz. Mehdi (a.s) olduğu gözüyle bakılmıştır, hüsn-ü zan edilmiştir. Ama hiçbir zaman için bu mübarek şahıslar, ben Mehdi’yim diye ortaya çıkmamıştır. İddia olmadıktan sonra hüsn-ü zan olabilir. İnsanlar sevdiklerine hüsn-ü zan edebilirler. Mesela Muhammed Raşid Eroğlu Hazretlerini, Hz. Mehdi (a.s) olarak biliyordu talebeleri. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri talebeleri arasında Hz. Mehdi (a.s) gibi kabul edilir, hüsn-ü zan edilir. Dolayısıyla benim hiçbir şekilde Mehdilik iddiamı. Ayrıca ben cahil bir insanım. Hoca bile değilim. Alim değilim, müceddid, müçtehid değilim, nerede Hz. Mehdi (a.s) olayım. Ama insanlar sevdiklerine hüsn-ü zan edebilirler. Mesela benim çevremde hüsn-ü zan eden insanlar olabilir, saygı duyarım. Ama iddia olursa bu çok büyük günah olur, böyle şey olmaz. Hatta ben defalarca da yemin ettim, hiçbir zaman için benim bir Mehdilik iddiam olmayacak, Allah adına yemin ediyorum dedim. Olmaz böyle bir şey olmaz. Ama İstanbul’da olduğu için insanlar benzetebilir. Hz. Mehdi (a.s) Darwinizm üzerine mücadele edeceği için benzetebilir. Tip olarak gördüğü için benzetebilir. Benzemek yeterli delil değildir, benzeyebilir. Biz nerden anlıyoruz, otuz kere, bin kere, yüz bin kere söylemişimdir. İcrayla uygulanır, yaşanır bir şahıs çıkar, İslam alemini birleştirir. İslam aleminin başına geçer. Hz. İsa Mesih (a.s) olduğunu umduğumuz kişiyle birlikte olur. Birlikte mücadele ederler, kardeş olurlar. Bütün dünyayı yönetirler. Yedi veya dokuz sene yönetirler. O zaman biz deriz ki, Allahualem herhalde Hz. Mehdi (a.s) bu insan diyeceğiz. Onun dışında Mehdilikten korkmaya gerek yok. Hüsn-ü zan, dehşet verici bir şey değildir. Her mümin Hz. Mehdi (a.s) olmayı istemekle mükelleftir. Allah” takvada yarışın” diyor. Her Müslüman isteyecek. Hz. Mehdi (a.s) olmayı istemek küfür değildir. İddia etmek küfürdür. Allah takvada yarışın dediğine göre; Müslüman ileri geçmek isteyecek. İleri geçmek istemiyorsa, takvada öncü olmak istemiyorsa, bu küfür olur. Ama iddia ederse, iddiada küfür olur. İddia etmeden hüsn-ü zan ediyorsa bir insan, hüsn-ü zannında bir şey yok. Birbirlerine hüsn-ü zan edebilir müminler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Alman parlamentosunun Suriye’de IŞİD’e operasyonları tezkeresini onayladığını bildirildi. Almanya operasyon kapsamında 1200 asker, keşif uçakları ve fırkateyn olarak bilinen savaş gemilerinden gönderecek bölgeye.

ADNAN OKTAR: İşte bunlar, yavaş yavaş yaklaşan Armageddon’un belirtileri. Büyük bir savaş olacağı açık açık görülüyor. Büyük bir Müslüman kırımı olacak ama bu arada da ehli Kitap’tan tabii insan kırımı olacak. Bu en son alamet de budur ve bunun sonucunda da Hz. Mehdi (a.s) zahir olacak. Yani iyice yaklaştığı anlaşılıyor Hz. Mehdi (a.s)’ın zahir olmasının. Allah’tan benim niyazım Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olmak. Hatta talebesinin de talebesi olsam bana yeter. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın da geldiği anlaşılıyor, genel olarak. Ben yerini bilsem bile söylemem. Ama yerini biliyorum demiyorum. Görsem de zaten bilemem. Ne olabilir ancak hüsn-ü zan edebilirim. Kesinleşmesi, tahakkukundan sonra. Bediüzzaman diyor ki: “Örtülü, kapalı ve tevile açık olur ahir zamana ait” diyor. “Ancak tahakkukundan sonra ilimde rasih olanlar Allahualem ve bilsevap diyerek, bu gizli gerçekleri izhar ederler “ diyor. Dolayısıyla ben ancak tahmin edebilirim birisinin Hz. İsa (a.s) olabileceğini, Allahualem diyebilirim, belki diyebilirim. Ama bu çok çok çok şüpheli bir tahmin olur. Tahakkukundan sonra anlaşılır çünkü.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İsrail’in Rusya’nın Orta Doğu’ya gönderdiği S300 hava savunma sistemini bertaraf etmek için Yunanistan’ın yardımıyla gizli bir deneme yaptığı öne sürüldü. İsrail’in Suriye ve İran’ı vurma potansiyelini azaltan S300 hava savunma sistemi, Rusya’nın bölgedeki en önemli askeri güçlerinden biri.

ADNAN OKTAR: “Hocam merhaba, maşaAllah çok güzel bir program çok etkileyici” diyor. MaşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın Kaliforniya eyaletinin San Bernardino kentinde engellilere hizmet veren devlet dairesine düzenlenen ve 14 kişinin hayatını kayıp ettiği saldırıyı gerçekleştirenlerden birinin IŞİD’e bağlı olduğu açıklandı. Amerika San Bernardino saldırısında ‘Tashfeen Malik’ adlı saldırganın sanal ortamda IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi’ye bağlılık yeminini ettiğinin duyurdu.

ADNAN OKTAR: İşte Armageddon’un fısıltıları bunlar. Büyük bir savaşın zemini hazırlanıyor. En sonda Hz. Mehdi (a.s) zuhurudur. Hz. Mehdi (a.s) karşıtları baya bunaldılar. Konuyu böyle bozmaya çalışıyorlar veyahut her hangi bir konu haline getirmeye çalışıyorlar. İşte “falanca Mehdilik iddia ediyor.” Kardeşim ediyorsa anormalliktir. Dinden çıkar yani bu bir örnek mi yani? Mehdilik başarıdır, ispattır ispat eder dünyaya hakim olur biz ona herhalde Mehdi’dir deriz yani bu kadar niye işkilleniyorsunuz ki.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz beş numara Adnan Bey; “Sevgi Çağındayız.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İslam ve göçmen karşıtı görüşleri ile bilinen Hollandalı aşırı sağcı Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders, “ Türkiye gibi bir İslam devleti, Avrupa’nın parçası olamaz” dedi. Şöyle diyor konuşmasında, “ Hükümetiniz sizin birgün Avrupa Birliği üyesi olacağınıza inanmanızı sağlayarak sizi kandırıyor. Bunu unutun. Siz Avrupalı değilsiniz hiçbir zaman olmayacaksınız. Türkiye gibi bir İslam devleti, Avrupa’nın bir parçası olamaz. Daha fazla İslam istemiyoruz. Azalmasını istiyoruz. Bu nedenle Türkiye bizden uzak dur. Seni burada istemiyoruz.”

ADNAN OKTAR: Şimdi bak işin doğrusu bütün Avrupa’nın istediği bu. Türkiye’de ısrarla, ne olur bizi alın diyor. Adamlar diyor ki bak, resme karşısınız, heykele karşısınız, dekolteye karşısınız. Eğlenceye, güzelliğe karşısınız, yani bizim bütün değerlerimize karşısınız. Niye bizle görüşmek istiyorsunuz siz? Niye buraya gelmek istiyorsunuz diyorlar. Çünkü Avrupa’da her yerde dekolte hanımlar var. Her yerde heykeller var. Her yerde resimler var. Her yerde müzik var. Ama sen ısrarlı bir şekilde adama hayransın, seninle ben birleşmek beraber olmak orada olmak istiyorum. Kardeşim bütün değerlerine karşısın sen. Değerlerini seviyorsan git birleş. Değerlerine karşıysan adamı niye rahatsız ediyorsun? Otur oturduğun yerde o zaman. Yani bütün Avrupa’da hanımlar dekolte geziyor. Adamlar resimden müthiş zevk alıyorlar her yer resimle tablolarla dolu. Sen her gördüğünü yırtmaya kalkıyorsun. Heykel gördüğünde, keserle baltayla giriyorsun heykeli aşağıya indiriyorsun. Seni bıraksalar Avrupa’da bir tane heykel bırakmazsın. Var ya İtalya’da öyle havuzlu heykeller, balyozu alırsın direkt girersin. Dekolte hanımlara artık kezzap mı atarlar. Ne yaparlar odunla mı saldırırlar. Kardeşim değerlerine karşıysan, niye ısrar ediyorsun girmek için? Ya değerlerini kabul et, ya teklif etme. Değerlerine diyorsun ki “ben değerlerine karşıyım. Çünkü Müslüman’ım.” Müslümanlıkta böyle bir şey yok uyduruyorsun. Hristiyanlık, Musevilik, Müslümanlık hepsi insanların özgürlüğünü ister. Kadınların özgürlüğünü ister. Bırak bunu saplantı bu yanlış yoldasın. Resim haram değil, heykel haram değil. Kadının dekolte olması güzel kadına yakışır. Kadın güzelliktir haram değil. Ama ahlaksız, haysiyetsiz adamlar varsa, kadın zaten dışarıya çıkmaz. Ama dışarı çıkıyorsa, her yerini örter. Kuran’ın hükmü budur.

Twetter’da en çok konuşulanlarda bir numarayım. MaşaAllah.

Mesela yapılan ankete göre, Hollanda’daki Türklerin yüzde sekseni Müslüman olmayanları cihat açmak gerektiğine inanıyormuş. O zaman ne işin var Hollanda’da? Gel oradan, yani cihat açmaya mı gittin adama?

On bir Eylülden bu yana İslam adına yirmi yedi bin ölümcül saldırı yapılmış terörist saldırısı. Bu rakam senede iki bin, günde beş saldırıya denk. Hem adamlara gâvur diyor bilmem ne diyor, fakat Avrupa’dan da çıkmak istemiyorlar. Akın akın herkes Avrupa’ya gitmeye çalışıyor. Sorduğunda da bunlar kâfir diyor. Ben diyor resme karşıyım, müziğe karşıyım, kadınların dekolte olmasına karşıyım. Avrupa’nın bütün değerlerine karşısın. Niye yapışmaya çalışıyorsun zorla? Ölümü göze alıyorlar Avrupa’ya gidebilmek için. Denizlerde boğulmayı göze alıyorlar, yeter ki Avrupa’ya gidelim diyorlar. Türkiye’de kurtuluş yok diyor. Ne varsa Avrupa da var diyor. Kardeşim bilinçaltında hayransın, dürüst ol. Ve İslam’ın bu hükümlerine de inanmıyorsun, çünkü hurafe bunlar. İnanmadığın şeyleri savunuyorsun.

“Selam, Hocam büyük adamsın helal olsun” diyor. Adem Alt yaprak. Büyük olan Allah, biz Allah’ın alelade zavallı bir kuluyuz. Her mümin garibandır. Her mümin Allah katında bir hiçtir. Ben hiç hem de hiç olan, Allah’ın herhangi aciz kuluyum. Benim öyle büyüklük diyen bir yanım olmaz.

“Selam, Hazreti İsa zuhur ettiğinde kaç yaşında olacak çok yakışıklısın maşaAllah” diyor Havin. Havin Kürt kardeşlerimizin isimlerinden demi Havin, güzel.

Otuz üç yaşında göğe alınmıştı. İndiğinde de otuz üç yaşında olacak ama beni kanaatim çoktan geldi Hazreti İsa Mesih (a.s), yeryüzünde. Ama mesela şu an karşılaşsak çok güzel insan görürüz ama Mesih olduğuna dair kanaatimiz tam gelmez, bilemeyiz yani icra gerekir. İcra ile anlarız Hz. Mehdi (a.s)’ı da icra ile anlarız. Bak her zaman söylüyorum aksini hiç kimse düşünmesin.

Yavuz Güz; “Adnan Bey, ülkedeki yobazları sadece siz temizlersiniz” diyor, maşaAllah.

Temizleme lafı biraz çirkin bir söz. Yobaz da çok ağır bir söz. Bağnaz diyebilirsin. Onları aydınlatırsınız, bilgilendirirsiniz demen lazım.

“Nur yüzlü Hocam, baktıkça güzelliğinize hayranım. Çok genç duruyorsunuz ben Almanya’dan Figen. Ailece keyifle izliyoruz.”

“Nur yüzlü Hocam, Tayyip Hoca gene Başkanlık sistemini ortaya attı. Bu iş ne olacak bu konuya el atar mısın biraz iyi yani.”

Eğer Partili Cumhurbaşkanı diyorsa, buna bir sözümüz yok. Fransa’yı falan karıştırmasın işin içine. Fransa modelini falan bıraksın. Fransız modeli çok tehlikeli o. Fransa paramparça olmanın eşiğinde. Hepsi ayrılmaya çalışıyor Fransa’dan şu an. Yapılacak şu, hakikaten Cumhurbaşkanının bir siyasi görüşü oluyor açıkça belli oluyor ama yemin ederken diyor ki “ben hiçbir siyasi görüşe bağlı olmayacağım.” Nasıl bağlı olmayacak Tayyip Hoca’nın AK Partili olduğunu herkes biliyor yani. Bu samimi görüş olmuyor, mesela bunu değiştirebilirler. Partili Cumhurbaşkanı bu tamam, bunda bir şey yok. Yani dürüst, açık bir şey olmuş olur.

“Allah aşkı ile sevdiğim Allah ruhuma değil kalbime sevdirseydi kalbim sana olan sevgime dayanamaz dururdu” diyor. Allah esirgesin. “Sevilmek için yaratılmışsın maşaAllah” diyor. Melike yazmış. “Ben de seninle karşılıklı oynamak istiyorum” diyor. Çok iyi olur.

Hocam, kameraman arkadaşlar evet hanım da kameramanmış mesleği kameramanlık. Tamam, gelsin çok iyi olur. “Âlemin en önemli yakışıklısısın” diyor. Öyle deme, yakışıklılarından de yani bu âlemi sarsar öyle olmaz. “Kral sensin. Aslan sensin.” Yani aslanlardan bir aslanız. “Sen yok başka, senden seni çok seviyor canımsın” diyor, Aylin yazmış.

“Sevgili Hocam, biraz sevgiden bahseder misin? Bazı insanlar pek sevgiden anlamıyor biraz aydınlatır mısınız? Böyle sevgisiz hayat yaşanılmaz Hocam” diyor. Doğru söylüyor. Halime yazmış.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ta görev yapan Terörle mücadele Polisleriyle bir röportaj yapılmış Adnan Bey. Polislerimiz arasındaki en önemli tartışmanın kimin önde mücadele edeceği üzerine olduğu ortaya çıktı. Polislerimize soruyorlar “niye bunu tartışıyorsunuz” diye şöyle cevap veriyorlar “ulaşacağımız yer aynı inanan insanlarız öldüğümüzde şahadete ulaşacağımızı biliyoruz bunun içinde sıra kimde diye bekliyoruz. Bugün bu olayda Allaha şükürler olsun ki, bana nasip oldu. Şehidimizin kanını yerde bırakmadık, inşaAllah bunun devamı gelecek” diye cevap veriyor Polisimiz. Ayrıca daha önce mayına basan ve yaralanan Polis müdürü de Röportajda şunları söylüyor; “Gücümüzü inancımızdan alıyoruz. Polis analarına, babalarına, eşlerine ve çocuklarına kınalı kuzularının bize emanet olduklarını ve devlete baş kaldıranlara bunun bu kadar ucuz olmadığını anlatmak için bunu yapıyoruz. Biz anamızla, babamızla, eşimizle helalleşip buraya geldik.”

ADNAN OKTAR: Bunlar efe, delikanlı aleminin gerçek yiğitleri. Gerçek kabadayılar. Cenab-ı Allah onlara güç, kuvvet versin kahpe kurşunlardan korusun. Allah kalplerine huzurla, huşuyla, sekinetle, inşirahla güzelleştirsin, ferahlatsın, sarsın. Allah cennette Cemalullah’la şereflendirsin. Aslan onlar, koç yiğit.

“Hocam, daha önce Armageddon savaşı için “Irak’ta olan savaştı çoktan gerçekleşti” demiştiniz. Şu an yaklaşan savaş hangi Armageddon’dur?” Irak’ta Armageddon başladı. Onu Papa’da söylüyor başkaları da söylüyor. Zamana yayılmış bir Armageddon var, yoğunlaşmış, bir günde bitecek bir Armageddon değil. Günlere yayılıyor mesela milyonlarca Müslüman ölüyor. Bu tarihte görülmemiş bir şey. Irak’ta iki milyon. Afganistan iki milyon. Bir milyon Suriye’de. Beş milyon Müslüman şehit oldu. Hülagü fitnesinde yüz binlerle Müslüman şehit olmuştu. Bu kadar katliam tarihte yok-ki, bu başlangıcı şimdi daha da yoğunlaşacak, daha da şiddetlenecek. Muhtemelen Amik Ovası’nda yoğunlaşan bir savaş olacak, Dabık’ta yoğunlaşan bir savaş olacak. En sonunda da, Hz. Mehdi (a.s) zuhur edecek. Biz de Hz. Mehdi (a.s)’ın kapıcısı olabilirsek, ben, benim için büyük bir nimettir. Yahut hizmetçisi olursam büyük bir nimettir.

Türk Bozkurt; “Aslan Hocam siz ömrünüzü Allah’a adadınız, Allah sizi cennetine alsın inşaAllah. Ben hiçbir şey yapmayan biriyim, Allah beni cennetine alır mı?” diyor. İnşaAllah Allah kalbini bilir, Cenab-ı Allah belki bu güzel ahlakından dolayı bile, bu tevazuundan dolayı bile seni cennetine alabilir. Seni de, beni de bütün müminleri Allah cennetine alsın.

“Hocam gribe karşı ne önerirsiniz?” Cafer Kocaman. Bir kere bu soğuk havalarda rejim olmaz, et yiyeceksiniz, sebze yiyeceksiniz, üşütmeyeceksiniz. Soğuğa yiğitlik olmaz.

“Adnan Bey sevgi çağındayız, doğru, güzel, gerçek. Sizleri seviyorum. Sizi çok takdir ediyorum” diyor “Allah’a emanet olunuz.” Kemal Bala.

Ramazan Çakır. Ramazan bu bağnazlıkla hiçbir yere varamazsın. İslam alemi senin kafan yüzünden mahvoluyor, perişan oluyor. Suriye’nin bu hale gelmesi senin kafadan dolayı, Irak’ın bu hale gelmesinin sebebi senin kafandan dolayı. Bu mantık Müslüman alemini mahvediyor. Bak, PKK diye adam yeni bir devlet kurmaya çalışıyor, sırf Türkiye’deki bağnaz Ortodoks sisteme karşı alternatif olarak yapıyorlar. Türkiye’de aydın, modern yapı hakim olmuş olsa, tam bir Avrupa devleti olmuş olsak, PKK diye bir olay kesinlikle olmaz. Ama bağnazlığı sürekli tırmandırıyorlar onlar da PKK’ya desteği daha da artırıyorlar. Sonunda vatan elden gidecek bu kafanız yüzünden Allah esirgesin. Gerçi Mehdiyet buna müsaade etmeyecek ama sebep olarak söylüyorum.

“Güzel gönüllü insan, aşkla muhabbetle yaşayan insan. Öncelikle beyefendi duruşunuz, ağırbaşlı, iyi niyetli olduğunuz yüzünüze yansıyor. Dans ederken çok dengeli, size yakışır tarzda dans ediyorsunuz. Size böylesi yakışır. Bağnazlık hakkındaki fikirlerinize yürekten katılıyorum. Din, iman güzel ahlaktır, fitneden eser yoktur, türlü türlü. Bağnaza derim ki, ey bağnaz haklıyım hakkımı ararım neden böylesin” diyor. Bunu yazan bir Alevi kardeşimiz. MaşaAllah.

Anadolu; “Adnan Bey, sen varsın ya bir tanesin sen” diyor. Sen de herkes de bir tane tabii, inşaAllah.

Ali Biçer; “İslam karşıtları Türkiye’yi parçalamak istiyor. Adnan Oktar ve arkadaşları bu parçalanmaya karşı kahramanca direniyor” diyor. İlimle irfanla tabii.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun PKK’lı teröristlere yönelik yaptığı açıklamasında “hendek kazan arkadaşlar” ifadesi kullanmasını değerlendirdi. Davutoğlu şunları söyledi.“Kimse kamu düzenini bozan, günlük hayatı bozan, barikat yapan, hendek kazanlar için arkadaş ifadesi kullanmaz. Bunların masum iş yapmış gibi ricacı olunması muhalefet partisi liderinin kullanmaması gereken bir dil olduğunu düşünüyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun PKK’lı teröristlere yönelik yaptığı açıklamasında “hendek kazan arkadaşlar” ifadesi kullanmasını değerlendirdi.

ADNAN OKTAR: Oradaki arkadaşlar derken kâle almayan mesela “şu arkadaş” der adam yani bir hitap bulamadığı adam zat şahıs diyeceğine. O gerçek arkadaşlık anlamında söylenmiş bir söz değil o. “Şu önden giden bir arkadaş var ya” diyor adam kâle almadığında söylenir o. O, o anlama gelmediği belli, onu bir kere geçelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şunları söyledi; “Kimse kamu düzenini bozan, günlük hayatı bozan, barikat yapan, hendek kazanlar için arkadaş ifadesi kullanmaz. Bunları masum iş yapmış gibi ricacı olunması muhalefet partisi liderinin kullanmaması gereken bir dil olduğunu düşünüyorum.”

ADNAN OKTAR: Şimdi tabii ki yaptıkları eylem ahlaksızlıktır PKK’nın, alçaklıktır. Ama hitap şeklinin üstünde durmak doğru değil. Türkçe rahat kullanılması gereken bir dil. İnsan konuşurken, buna benzer rahat ifadeler kullanabilir. Onun anlamının da ne olduğunu biz biliyoruz. Mesela diyor ki adam “şu arkadaş bayağı ters tavırlar yapıyor, çirkin tavırlar yapıyor” diyor. O onu benimsediğinden, arkadaş olduğundan değil. Ama doğru. Fakat Kılıçdaroğlu PKK’dan nefret eden, tiksinen, PKK’yı aşağılık, ahlaksız gören bir insandır. Hiçbir zaman için de PKK’ya dostane bir tavrı, üslubu da olmaz ve olmadı da.

Günseli; “Hocam efsanesiniz, efsane bir performans gösteriyorsunuz” diyor.

Muhammed Gidici, Fenerli gdc; “Bir yazı yazsam okur musunuz?” diyor. Bir yaz da okuyalım.

“Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi neden hala kapalı?” Yavuz. Ben ne bileyim, ilgililere sor. Ben genel müdür değilim, başbakan değilim.

Kuran talebesi, zakir. Bir adamın sırtında ben olması, burnunun küçük olması, geniş omuzlu olması, bu Hz. Mehdi (a.s) olduğunu göstermez, böyle bir şey olmaz. Ama Hz. Mehdi (a.s) zahir olur da İslam’ı dünyaya hakim ederde bu alametleri üstünde görürsek, o zaman bir anlam ifade eder. Ama adam sırtında ben olmuş olabilir, birçok insanda olur, onun bir anlamı yok. O ona bir üstünlük sağlamaz. Böyle bir şey olmaz. Birçok insanın sırtında ben olabilir, burnu küçük çok fazla insan çıkar. Omzu geniş birçok insan çıkar. Erkeklerin birçoğunun omzu geniş olur. Onunla Mehdilik olmaz. Zaten Hz. Mehdi (a.s), Mehdilik iddia etmez, öyle bir olay olmaz. Kader onu bize gösterecek. İddiayla değil, kader içinde Cenab-ı Allah bize gösterecek. Zorla başa gelir. Öyle talep eden bir insan değildir Hz. Mehdi (a.s). Hz. Mehdi (a.s) şiddetle kaçınan bir insandır. Bediüzzaman diyor “kendisi dahi kendini bilmez” diyor, “belki o eşhası ahir zaman imanın nuruyla tanınabilir.” O da, tahakkukundan sonra.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü