Harun Yahya

Sohbetler (5 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Cizre’de saat 16:50 sıralarında sivil olarak çarşıda alışverişte olan askerlerimizin aracına teröristler saldırıda bulundu. İki asteğmenimiz şehit oldu, askerlerimizden biri de yaralandı. Diyarbakır Sur ilçesinde de bugün yine çıkan çatışmada bir özel harekat polisimiz şehit oldu. İlçede dün yaşanan çatışmalarda biri ağır, dört polis de yaralanmıştı.

ADNAN OKTAR: Allah hepsinin şehadetini makbul etsin.

“Bir genel seferberlik hali ilan edilsin” dedim böyle bir operasyon için -Türkiye’nin Güneydoğu’su işgal edilmiş, it-kopuk da kaynıyor- en az dört milyon askere ihtiyaç var. Üç dönem, dört dönem askerler altı aylığına, bir yıllığına askere alınabilirler. Yahut münavebeli de alınabilir, her yerin asker kaynaması lazım. Bir de şüphe üzerine gözaltına almalar olması lazım. Mesela adamların PKK’lı olduğu üstünden başından akıyor belli, şüphe üstüne durdurulup yakalanıp diz çöktürülüp kelepçelenip götürülmeleri lazım. Silah araması yapılması lazım. Vatandaş bunu iftiharla kabul etmesi gerekiyor. Çünkü onların güvenliği mevzubahis ki severek de kabul ederler. Yanlışlık olduğunda özür dilersin, gönül alırsın. Cinayet işleyecek adamlar kol geziyor çarşının içinde. Bir kere sık sık silah araması yapılması lazım, birçok yerde yapılıyor bu şart. Yani şüphe üstüne arama yapılması, arabalarda, insan üstünde, şahıslar üstünde.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Bugün 15:45 sıralarında Sur ilçesi Kurşunlu Camii içinde bölücü terör örgütü mensuplarının güvenlik güçlerine yönelik ateş açması sonucu çıkan çatışmada özel harekat şube müdürlüğünde görevli polis memuru Mustafa Katırlı yaralanmış, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen şehit olmuştur” denildi. Şehidimizin fotoğrafı da vardı.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan koç yiğit, ağabeyinin canı. Allah şehadetini makbul etsin. Aslan gibi koç yiğit delikanlı.

Olağanüstü hal olduğuna göre olağanüstü tavır konması gerekiyor. Bu anormal yanlış olan bir şey değil. Vatandaşa çok şefkatli davranılır ama kuşkulu her görülen şahsın aranması lazım.

KARTAL GÖKTAN: Bangladeş Cemaat-i İslamiyye hareketinin Öğrenci Kolları Başkanı Cahit Hasan 2010 yılından bu yana Bangladeş’te Müslüman’lara uygulanan baskıyı rakamlarla anlattı. Buna göre 2010 yılından bugüne dek 19 bin 663 kişi öldürüldü. Bu insanların iki binden fazlası gösteriler sırasında, bir kısmı kapatıldıkları hapishanelerdeki kötü koşullar nedeniyle, bir kısmı da gözaltında öldü. Devlete karşı çıkma suçlamasıyla tüm Cemaat-i İslamiyye üyelerinin birçoğu da faili meçhul cinayetler sebebiyle öldü. Hapiste olanların sayısının elli bine ulaştığını belirten Cahit Hasan, bu dört yıl içinde cemaat üyesi olup da hapse girmeyen bir tek kişi bile kalmadığını ifade ediyor. Cemaat-i İslamiyye hareketinin tespitlerine göre şu ana kadar cemaat üyelerine açılan dava sayısı iki yüz bin. Bin üye kayıp. Öldürülen cemaat üyelerinden yirmisi seçilmiş belediye başkanlarıydı. 424 kişi karakollarda hayatını kaybetti. Ve binlerce kişi yaralanıp sakat kaldı.

ADNAN OKTAR: Facianın başlangıcı İttihad-ı İslam’ı engellemek. Müslüman’ların şevklerini kırmak, Mehdiyet heyecanını kırmaya çalışmak. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın iniş heyecanını kırmaya çalışmak.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bugünkü şehitlerimizi tekrar gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sur İlçesi’nde şehit olan biraz önce gösterdiğimiz Mustafa Katırlı.

ADNAN OKTAR: Ne güzel ismi de güzel, kendi de güzel, şehadeti de güzel Allah mübarek etsin.

BÜLENT SEZGİN: Ve diğer şehitlerimiz. Jandarma Astsubay Çavuş Burak Demirci ve Uzman Jandarma Kıdemli Çavuş Halil Karakuş.

ADNAN OKTAR: Aslanlarım benim. Hepsi de aslan gibi çok yakışıklılar. Cenab-ı Allah “Benim yanıma gelin” diyor, inşaAllah. “Dünyada kalmayın Benim yanıma gelin” diyor. Cenab-ı Allah yanına almak istemiş.

Bu işin bir yolu yok mu? Şüphe üstüne hepsini gözaltına alırsın. PKK’lı nasıl bilinmez? Acayip nursuz oluyorlar. Sokakta gayet rahat geziyor herkes, etrafına bakıyorlar. Ben fotoğraflara bakıyorum, işgal bölgesi PKK işgal etmiş acayip huzurlular yani birçok insan. Askere polise geniş yetki verilsin. Bu ayıp çirkin bir şey değil. Vatandaş bunu severek istesin. Hatta polisi ikaz etsinler “Bakın orada şüpheli adamlar var, hem bize de arama yapın ama onlarda da arama yapın” desinler. Sonuçta herkesin lehine olan bir şey bu. Vatandaş böyle ciddi bir abanma görürse bütün gücüyle polise yardım eder. Dağdaki hareketlilik termal kamerayla takip edilmesi lazım. Her mesela yüz metrede bir termal kamera, titizlikle ufacık bir hareketlilikte hemen gereği yapılması lazım.

“Selam” Aleykümselam. “Sayın Adnan Hocam, Musevi ve Hristiyan’lara karşı anlattıklarınıza ben de katılıyorum. Ben yirmi sene Avustralya’da yaşadım. Aralarında çok çok iyi, saygılı, dürüst insanlar var. Görüş ve düşünceleriniz aynen benim gibi.” Ercan Sırtkaya, Trabzon.

Halil İbrahim Çevik. Sen şehadete inanmıyorsan, Allah’a da inanmıyorsan, dine inanmıyorsan sana kimse bir şey demez. Ahirette Allah sana bir şey der. Allah’la senin aranda o.

“Fransa’da terörden mahkum olan Fransız’ların vatandaşlıktan atılmasını onaylar mısınız?” sorusuna cevap yüzde doksan altı evet. Fransa şimdi teröristleri vatandaşlıktan atmayı kolaylaştırmaya hazırlanıyormuş. Vatandaşlıktan çıkarırsın adamı, PKK ile bağlantısını gördüğünde direkt vatandaşlıktan çıkart.

Ahmet Tatlı, “Hocam, yönetim şekli laiklik olan bir ülkede vatan uğruna savaşıp ölmenin İslam’da hükmü nedir? Biliyorsunuz devletimiz laik bir sistem.” Devlet laik, vatandaş dindar. Devlet laik olabilir. Devlet bir sistemdir, dini yaşayan insanlardır. Bir insan Allah uğruna, vatan millet bayrak uğruna çatışırken hayatını kaybediyorsa o şehittir. Türkiye, Osmanlı’nın devamı olan mübarek bir beldedir. Hükümet dindar, bütün millet dindar. Rejim laik ayrı mesele ama halk cayır cayır dini yaşıyor, İslam’ı yaşıyor. Dolayısıyla şehadet hükmü kesin, çok açık. Çünkü karşısında deccal ordusu var Allahsız Kitapsız, Stalinist, Allah düşmanı alçak kahpeler var.

Üzümler şahane güzel duruyor. Allah ne kadar güzel süslemiş meyveleri. Mesela ot diyoruz bitki ağaç falan. Mesela insan değer vermiyor halbuki insan aklının milyonlarca misli daha zeki ve daha usta. İnsan mesela o üzümün ne biçimini verebilir, ne tadını verebilir, ne o kalsiyum, magnezyum, çinko dengesini tutturabilir. Mesela ne kadar demir çekeceğini biliyor herhangi bir hücre. İncecik kıl kadar kıldan da ince kökleri toprağın altında geziyor çamurlu suların içerisinde, tertemiz suyu çekiyor sadece. En ala süzgeçler var oradan bile geçirsen çamurlu suyu kokar. Hiçbir şekilde olmaz. Ama o kıldan ince köküyle tertemiz suyu çekiyor, demiri alıyor, bakırı çinkoyu alıyor; bakteriyi almıyor, virüsü almıyor geçemiyor. Mesela zararlı maddeleri almıyor. Aynı yerde mesela başka maddeler var onları almıyor. Demiri tam oranında, üzümdeki klasik oranında alıyor. Mesela daha düşük ya da alçak almıyor tam oranında. Atomu tanıyor. Atomu insan görebilir mi? Göremez. Atomu tanıyor, demir atomunu tanıyor. Mesela miligramı oluştuğunda oraya üzümün içine gelecek kadar demir oluştuğunda artık bir daha demir almıyor içeriye tamam diyor. Magnezyum yeteri kadar aldığında magnezyum bir daha almıyor. Kalsiyum yeteri kadar aldığında yani üzüme has oranını aldığında almıyor. Mesela hayvan sütünde de kalsiyum magnezyum oranı belli. Sütün içinde hücreler kalsiyum iyonlarını tek tek topluyor, sütün oranına uygun hale gelince kalsiyum alımını durduruyor. Demir de, sütte olacak kadar demir oluştuktan sonra daha fazla demir almıyor. Atomları tanıyor, teker teker atom topluyor. Demiri direkt alamıyor, demirin üstünü kaplıyor hücreye girmesi için, o kapladığı maddeyle hücrenin içine geçişini sağlıyor. Sonra o kapladığı maddeyi açıyor demiri dışarı çıkarıyor demiri kullanıyor. Herkes de normal görüyor Darwinistler yani herkes derken materyalistler “çok normal bunlar” diyor. Ahirette bir bir anlatacaklar her maddeyi, her konuyu tek tek anlatacaklar. Nasıl normalmiş, nasıl tesadüfen olmuş, soracak Allah onlar da anlatacaklar. Kromozomlar, kofullar, örümcek, karınca, süt aklına gelen her şey. Mesela yumurta duruyor tavuğun altında, hayvanın altında, su yumurta görüyorsunuz, kanatlarını falan açarak sanki böyle illüzyon gösterisi gibi altından bıcır bıcır çıkıyor. Bir de bağıra çağıra çıkıyor. Su olan yumurta karşına küçük tavuk olarak çıkıyor. Bir de bayağı bilmiş oluyor, temizliyor oraları çırpınıyor, kanat açıyor, kanatlarını tek tek temizliyor ufacık patileriyle.

“Hocam iyi geceler. Şu anda sizi Zigana Dağı’ndan izliyoruz. Bugün yine çok şıksınız. Şu anda ızgara üzerinde ızgara hamsi şölenimiz var. Sizi en yakın zamanda bu yörelere ağırlamak için bekliyoruz.” Şahane olur. Bu havada ekmek arasına koyup güzel. Allah neşenizi muhabbetinizi artırsın.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: 5 Aralık cumartesi günü Hatay merkezde sizin 2500 adet Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınız ve 2500 adet de Karanlık Tehlike Bağnazlık isimli eserleriniz toplamda beş bin adet olarak halka ücretsiz dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah.

KARTAL GÖKTAN: Dağıtıma Mersin, Niğde, Osmaniye, Gaziantep ve Hatay’dan yaklaşık yirmi beş kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Çok büyük icraat olmuş maşaAllah aferin.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca Amik Ovası’nın da bir fotoğrafını göndermiş arkadaşlarımız.

ADNAN OKTAR: Evet. Amik Ovası hadislerde büyük olayların olacağı yerlerden biri olarak geçiyor. Dabık ve Amik Ovası. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyete katılan kardeşlerimizden bir tanesi de Şerif kardeşimizin babasıymış.

ADNAN OKTAR: Şerif baban da faaliyette. Aferin maşaAllah. Aslan onlar. Ama yeri göğü inletmişler. Deccalın kafasına kafasına ilimle irfanla, mermiyle değil ilimle.

KARTAL GÖKTAN: Yine yurt içinden ve yurt dışından birçok faaliyet haberimiz var Adnan Bey. Avusturya’dan kardeşlerimiz bu haftaki ev sohbetlerinde üç yabancı misafirleriyle birlikte Almanca olarak çeşitli konularda sunumlar yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Aferin onlara, maşaAllah elhamdülillah.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’dan kardeşlerimiz 23 Kasım ve 3 Aralık tarihleri arasında Kolej metro çıkışı, kuzey Ankara TOKİ blokları, Demetevler hastane metro çıkışı, havaalanı yolu Saray, Beşevler metro çıkışı, Etlik, Akdere ve Mamak’ta elli dergi, üç yüz Harun Yahya kitabı, 3150 A9 broşürü ve 570 belgesel CD’si dağıtmışlar. Uşak’ta kardeşlerimiz Amerika’nın Göremediği PKK, Komünist Kürdistan Tehlikesi ve diğer kitaplarınızdan 250 adet halkımıza hediye etmişler. Zonguldak Ereğli’den kardeşlerimiz 26 ve 30 Kasım tarihlerinde 1500 adet evrimin geçersizliği ve bin adet İslam Birliği broşürü dağıtmışlar. Faaliyetlerinin ardından sohbet etmişler. Hollanda’dan kardeşlerimiz ünlü televizyoncu ünlü televizyoncu Oprah Winfrey’in ortağı olarak da bilinen Amerikan eğitimci yazar ve işadamı Stephen Graham’a Yaratılış Atlası ve sizin diğer kitaplarınızdan hediye etmişler. Kendisi de teşekkür ederek çok beğendiğini söylemiş. İnegöl’deki kardeşlerimiz 28 Kasım tarihinde ev sohbetinde buluşarak kitabınızdan ve Üstad Bediüzzaman’ın Sözler kitabından bölümler okumuşlar. 3 ve 4 Aralık günleri kardeşlerimiz Düzce Akçakoca ve merkezde bin adet İslam Birliği broşürü ve yirmi adet Harun Yahya eserini ücretsiz dağıtmışlar sonrasında sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: İşte ağır bombardıman böyle olur, maşaAllah. İlimle.

KARTAL GÖKTAN: Gebze’den kardeşlerimiz bir araya gelmişler, onlar da sohbet etmişler. İzmir Tire’den sizi çok seven iki kardeşimiz kızlarıyla birlikte Tire’de beş yüz adet broşür dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Ben bunları yiyeceğim, bunların ikisini de, bunları tatlı kaşığıyla yiyeceğim ben. Bu tatlılık biraz fazla, bunun burnunu direkt ısırmak lazım. Bak görüyor musun Cenab-ı Allah onların kaderinde, an mesela bu işte an. Doğumu da Allah katında hazır, İslam’ın hakimiyetini görmesi de Allah katında hazır. Delikanlı genç kız hali de hazır hepsi hazır bölüm bölüm.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 30 Kasım tarihinde ev sohbetinde bir araya gelip kitabınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Evin nuraniyetine bak, evin güzelliğine bak, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’un Soğanlı ve Şirinevler semtlerinde bin adet A9 broşürü, on beş adet Harun Yahya kitabı ve on beş adet de dergi dağıtımı gerçekleştirmiş.

ADNAN OKTAR: Bu nedir? 105’lik obüs gibi, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı’ndan kardeşlerimiz Çarşamba günü evde bir araya gelmişler, yine kitabınızdan bölümler okuyup sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Cenab-ı Allah’ın ikramının güzelliğine bak. Rahmet hazinesinden Cenab-ı Allah onlara güzellik sunmuş. Dertlerine şifa olsun, Allah üstlerinden derdi alsın.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak Almanya Berlin’den bir faaliyet haberimiz var. Orada kardeşlerimiz evrimin geçersizliğiyle ilgili çok sayıda broşür dağıtımı yapmış bugün, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bir de duyuru yapmak istiyorum Adnan Bey. 6 Aralık Pazar günü saat 15:00’te kanalımızda Görünmeyen Dünya isimli yeni bir belgesel serisinin ikinci bölümü yayınlanacak, inşaAllah. Arkadaşımız Damla Pamir’in sunumuyla hazırlanan bu belgeselde gözle göremediğimiz ancak her an olağanüstü işlemlerin yapıldığı mikro dünyadaki yaratılış delilleri anlatılıyor. Farklı konularda da birçok dikkat çekici iman hakikatlerine yer verilen belgeseli mutlaka izlemelerini herkese tavsiye ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon, “Suriye’de IŞİD’e karşı başarılı olunması için başta Kürtler olmak üzere Esad ve İran karşıtı Sünni Araplara silah verilmeli” dedi. Moşe Yalon, “Asker gönderilmeden IŞİD’in ortadan kalkması isteniyorsa yerli güçlere tam destek verilmeli. Destek Kürt’leri, Sünni Arapları ve Beşar Esad ile İran’a karşı olan güçleri kapsamalı” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon, “Suriye’de IŞİD’e karşı başarılı olunması için başta Kürtler olmak üzere Esad ve İran karşıtı Sünni Araplara silah verilmeli” dedi. “Asker gönderilmeden IŞİD’in ortadan kalkması isteniyorsa yerli güçlere tam destek verilmeli. Destek Kürt’leri, Sünni Arapları ve Beşar Esad ile İran’a karşı olan güçleri kapsamalı” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Sünni’ye silah verelim, Şii’ye silah verelim olur mu? Her ikisine de sevgi, dostluk, kardeşlik mesajları verip birbirlerine sarılmalarını sağlamak lazım. O nasıl bir söz öyle? Sünni’ye silah verelim Şii’yi ezsin, Şii’ye silah verelim Sünni’yi ezsin. İran bizim dostumuz, Şiiler nur gibi Müslüman’dır, Sünniler nur gibi Müslüman’dır tertemiz insanlar. Savaşmaları atışmaları için hiçbir sebep yok ne fark eder? Mesela diyor ki “burası Şii bölgesi” diyor tamam ne güzel nur gibi Müslümanlar. “Burası Sünni bölgesi” ne güzel ne fark eder? Ha o olsun ha o olsun aynısı. Her ikisi de Allah’tan korkuyor. “La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah” diyor ne fark eder?

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca şunları da söyledi Moşe Yalon, ülkesinin Hristiyan, Yahudi, Budist veya başka inançlardan IŞİD’lileri de yok etmeye hazır olduğu belirtti.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon ayrıca, ülkesinin Hristiyan, Yahudi, Budist veya başka inançlardan IŞİD’lileri de yok etmeye hazır olduğu belirtti.

ADNAN OKTAR: Niye yok ediyorsun? Fikirle, düşünceyle ortaya çıksana. PKK’yla da fikirle mücadele edilmesi lazım, IŞİD’le de fikirle mücadele edilmesi lazım. Bunlar fikir değil mi? IŞİD gece-gündüz eğitimle IŞİD’li elde ediyor. IŞİD’li bir adam anasından IŞİD’li doğmuyor sonradan oluyor. Nasıl oluyor? Eğitimle oluyor. Sen de karşı eğitim verirsin düzeltirsin. Bir adam anasından PKK’lı doğmaz sonra PKK’lı olur, eğitimle PKK’lı olur. Darwinist-materyalist eğitimi kesersen. Stalinizm’in, komünizmin çirkinliğini anlatırsan adamı kazanırsın. Bu kadar basit. Adamı öldüreceğine, beynindeki fikri şeytanı öldür. Adamın beynindeki şeytanı öldürürsen adamı kazanırsın.

Moşiyah Mehdi (a.s) için Yeşeya 11’de Tevrat’ta “Rabbin ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu” bak bilge ve anlayışlı olacak Hz. Mehdi (a.s), öğüt verecek, “öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu onun üzerinde olacak.” Hz. Mehdi (a.s)’ın üzerinde olacak. “Rab korkusu hoşuna gidecek.” Yani Allah korkusu hoşuna gidecek. “Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak. Kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek.” Nasıl olacak? Vicdani kanaatiyle. Adam sana sahte delil getirebilir, yalan savunma yapabilir bundan etkilenmeyeceksin. “Yoksulları adaletle yargılayacak.” Ne demek? Onlara bol bol mal para dağıtacak adalet sağlanacak. “Dünyayı ağzının değneğiyle cezalandıracak.” Mesela Darwinizm-materyalizmi konuşarak ilimle irfanla etkisiz hale getirecek. “Kötüleri soluğuyla öldürecek.” Kurşunla değil, ilimle, irfanla, sevgiyle, akılla etkisiz hale getirecek “soluğuyla” diyor. (Yeşeya 11/2-4)

“Hakikati anlatan konuşmalar ulusları harekete geçirecek ve onların tümünü Allah’a kulluk etmeye davet edecektir.” Hz. Mehdi (a.s), Moşiyah. (Lukutey Muharan 1, 62/4, Ibid 66/3)

“Onun dudaklarının ruhuyla kötüler yok edilir.” Yani konuşmasıyla kötüler yok edilir.

“Armagedon geliyor. Peki Türkiye’nin yanında hangi devlet olacak?” Allah var Türkiye’nin yanında.

“İyi akşamlar aslan Hocam. Amik Ovası savaşından önce ne gibi tedbirler alabiliriz, ne yapmalıyız?” Hiçbir şey almana gerek yok. Mesela bölgeden kaçıyor asıl olay orada oluyor. Bu tip şeylerin tedbiri olmaz. Daha önce de hocalar işte un stokluyorlardı, şeker stokluyorlardı onlar da bayatlıyordu. Yöntem olarak akılcı bir yöntem değil.

PKK hasta götüren helikoptere ateş ediyor. Ambulans helikopterlere ateş ediyor öyle azgın PKK. Rusya; PKK’nın kahpeliğini bilmesi lazım. PKK süper kahpedir, süper alçaktır. Ambulanslara ateş ediyor, helikopterlere ateş ediyor, uçaklara ateş ediyor, canlı olan her şeye ateş ediyor.

Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Güneşli petrol platformunda doğal gaz boru hattındaki arıza nedeniyle çıkan yangında otuz iki kişi vefat etmiş. Allah hepsine rahmet etsin. Rahmetiyle sarsın. Kurtarma çalışmalarının olumsuz hava koşullarına rağmen devam ettiği vurgulanmış. Allah hepsine selamet versin inşaAllah daha fazla can kaybı olmaz. Kardeşlerimizi Cenab-ı Allah rahmetiyle, nuruyla sarsın. Ailelerine de Cenab-ı Allah sabrı cemil nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mardin’in Derik ilçesinde sekiz gün süren ve geçen Perşembe günü kaldırılan sokağa çıkma yasağı ile birlikte düzenlenen operasyonlarla ilgili, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından basın mensuplarına, kamera görüntüleri dağıtıldı. Görüntülerde hendek kazılan ve barikatlar kurulan ilçenin büyük bölümünde kontrolün tamamen sağlandığı, PKK’lıların yuvalanmaya çalıştığı bazı okulları, teröristlerden temizleyen güvenlik güçlerinin çalışmalarının yoğun olarak yaşandığı, Namık Kemal İlkokulu’nda indirilen Türk bayrağını, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu anlatan Diriliş dizisinin müze eşliğinde yeniden göndere çektiği, kırılan Atatürk büstlerinin yerine yeniden konduğu görülüyor. Bir video vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Evet ama işte bayrağımızı çekmek bile hayret verecek bir şey oluyor Güneydoğu’da. Türk bayrağı çekti diyor. İndirilen bayrağı yerine koyuyorlar diyor. O hakikaten hayret verici, müthiş bir cesaret gerektiren bir şey gibi oluyor. Bir kere bayrağın indirilmesi ayrı bir rezalet. Bayrak zaten oradaki herhangi bir memurun bile rahatça yeniden göndere çekmesi gereken bir güzellik.

“Bu akşam canlı yayında masalardaki içki şişeleri midir merak ediyorum? Tabii ki değil diye düşünüyorum ama benziyor da, emin olmak için size sormak istedim.” Nazmi Şahin. Nazmi onlar meyve suyu. Her gün böyle anlatacağız.

Vet Köse; “Osmaniye’den sevgiler. Hocam Amik Ovası’nda büyük savaş meydana gelecek ise bu bölgedeki insanlara tavsiyeniz neler olur?” Yapacakları bir şey yok. “Bir de IŞİD İstanbul’a kadar gelecek mi?” İstanbul’a gelmez. Türkiye’ye de gelmez IŞİD.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Obama, Sen Bernardino’daki saldırganların radikal kimseler olabileceğini kaydetti.  Obama; “İki saldırganın bu terör eylemini gerçekleştirmek için radikalleşmiş olmaları kuvvetli ihtimal” ifadelerini kullandı. Hükümet, güvenlik güçleri, toplum üyeleri ve dini liderler olarak bu türdeki nefret ideolojilerine karşı birlikte mücadele vermeleri gerektiğinin altını çizen Obama “Biz güçlüyüz, biz dirençliyiz bizi terörize edemeyecekler” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Canım ediyorlar. Etmeye de devam ediyorlar. Ama anlattığı kelimelerin anlamını tam oturtmuyor, muğlak kalıyor. Bak oku şimdi konuşmasını.

KARTAL GÖKTAN Obama, saldırganların radikal kimseler olabileceğini söyledi. “İki saldırganın bu terör eylemini gerçekleştirmek için radikalleşmiş olmaları kuvvetli ihtimal” dedi. Hükümet, güvenlik güçleri, toplum üyeleri ve dini liderler olarak bu türdeki nefret ideolojilerine karşı birlikte mücadele vermeleri gerektiğinin altını çizen…

ADNAN OKTAR: Birlikte mücadele nasıl vereceksin? Sopayla, değnekle, bombayla mı? İlimle, bilgiyle, sevgiyle mi? Hristiyan eğitimiyle netice alamazsan, Amerika’da Hristiyanlık süratle çözülüyor. Mesela bir Sünni’nin bir Şii’yi veyahut Vahabi’yi kardeşliğe, sevgiye daveti mümkün değil. Muhatap dahi olmuyor. Veyahut bir Şii bir Sünni’yi, bir Vahabi bir Şii’yi etkilemesi mümkün değil. Bunun üstünde bir güce ihtiyaç var. Kutuplaşma ve zıtlaşma gittikçe gelişiyor. İşte bu Mehdiyet’tir. Bunu anlamazlıktan geldiği müddetçe Obama istediği kadar ben güçlüyüm desin şeytanın gücünün karşısında ezilir gider. Allah taraftarı olarak şeytanla baş edebilirsin. Bu da ancak Mehdiyet’le mümkün.

IŞİD açıklama yapmış “Bizim eylemimiz değil ama bize sempati duyanların eylemi” diyor. O daha da fena, daha da tehlikeli.

Ahir zamanda olmak çok büyük bir ayrıcalık. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında olmak çok büyük bir ayrıcalık. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Bir benim zamanım hayırlıdır, bir de ahir zaman hayırlıdır. İkisinin arasında hayır yoktur” diyor. İki mühim zaman. 

KARTAL GÖKTAN: Bir duyuru yapabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bizim yayınımız esnasında simultane çeviriden dolayı yayının sesini duyamadığını söyleyen izleyicilerimiz oluyor. Bunun nedeni izleyicilerimizin televizyon ayarlarından dil seçeneğinin Türkçe değil İngilizce olarak seçilmiş olması. Simultane çeviriyi kapatmak isteyen izleyenlerimiz televizyonlarının ayarlar kısmından dil seçeneğinden Türkçe’yi seçerlerse bu durum düzelmiş olacaktır.

ADNAN OKTAR: Dil seçeneğinden Türkçe’yi seçecekler. Hakikaten çok fark oluyor. İngilizce’de ses kısılıyor.

BÜLENT SEZGİN: Güneydoğu’da bir amcanın evini PKK şu hale getirmiş. Fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Bak, yazık amcaya. Ona böyle güzel şahane bir bağlık bahçelik ev vermek lazım. Bu masraflı da olsa çok büyük güzellik. Sokaklar çok dar, evler çok eski, altyapısı da çok yıkım içinde, çok bakımsız.

“Selam Adnan Bey, sizleri beğenerek izliyorum bütün kardeşlere selam. Ben bir Kürt asıllıyım sizleri beğenerek izliyorum” diyor Mustafa kardeşimiz. Kürt’sen aslansın, koç yiğitsin.

“Hocam biz üç-dört arkadaş sizi izliyoruz kafamıza bir soru takıldı. Kıyametin akşam namazıyla yatsı arasında kopacağı söyleniyor. Türkiye’de akşamken Amerika’da gündüz oluyor. Burada kıyamet koparken Amerika’da gündüz olacak. Bu konu hakkında fikirlerinizi alabilir miyiz?” diyor Hasan Durmuş. Ahir zaman hadislerinde anlatım hep İslam aleminin merkezi esas alınarak anlatılır, bütün olaylarda.  Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı, İsa Mesih’in inişi, deccalin çıkışı hep İslam aleminin merkezi. Orada bir olayın bir başlangıç noktası vardır. Kıyametin de başlangıç noktası ilk İslam aleminin merkezi yani İstanbul’da olacak bir olaydan bahsediyor. Akşam namazı ile yatsı arasında kopacak ve İstanbul’da bu görülecek. Kastedilen bu. İslam aleminin son merkezindeki olay esas alınır.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey size gelen teşekkür mesajları var onunla ilgili bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Müslüman’lara birlik çağrısı konulu gönderdiğiniz mektuplara cevaben, Hindistan İslam Fıkıh Akademisi Başkanı Emir Osmani’den gelen cevapta; Müslüman ümmetin birliği ile ilgili mektubunuza teşekkür ediyor yaklaşımınızı, düşüncelerinizi ve birlik hakkındaki fikrinizi destekliyor ve takdir ettiğini söylüyor. Her seviyede ve her ülkede birlik için çalışma zamanı olduğunu ve bunun nasıl mümkün olacağını ve yöntemlerini sizden öğrenmek istiyor. Mindanao Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Haşim Manticeyan’dan gelen mektupta da şu sözlere yer verildi; “Tüm dünyada Müslüman’ların mezheplere bakılmaksızın Allah’ı bir olarak kabul ettikleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in peygamberliğine şehadet ettikleri müddetçe acil olarak birlik olmaları gerektiğiyle ilgili yazınız ve davetiniz için çok teşekkürler. Müslüman dünyanın geri kalan kısmı ve bizler Banksamoro’da şu an için yapabileceklerimizi yapıyoruz. İnşaAllah yarın bir toplantımız olacak ve sizin Müslüman’ların birlik olması çağrınızı gündeme alacağım. Müslüman kardeşleriniz olarak burada Banksamoro’da bizleri hatırladığınız için teşekkürler.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Deccalin varlığını bildiren bir ayet yok Adnan Hoca. Ben nasıl inanacağım bu duruma?” Deccalin diğer ismi şeytandır. İnsan şekline girmiş şeytana deccal deniyor. Dolayısıyla ayetlerde ins şeytan dediği deccaldır, deccal ordusudur. Batılla da belirtildi. Mesela İsra Suresi 81’de Cenab-ı Allah “De ki: “Hak geldi batıl yok oldu. Hiç Şüphesiz batıl yok olucudur.” (İsra Suresi, 81) On dokuz rakamı burada hep devreye girer. On dokuz eklersen 1981 eder. 81. Ayet. Diyor ya Kuran’da “Üzerlerinde onların on dokuz vardır” diyor. Ayette var “Üzerinde onların on dokuz vardır” diyor. Kuran ayetlerinin üzerine on dokuzu koyduğunda 1981. “Hak geldi” Kim? Hz. Mehdi (a.s), Kuran. “Batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.”

Bakara Suresi 30’da “Hani Rabbin meleklere: “Muhakkak” şeytandan Allah’a sığınırım. “Ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti.” Bir lider, halife. “Onlar da: “Biz Seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” dediler.” “Deccal mı var edeceksin?” diyorlar. “(Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim” dedi.” (Bakara Suresi, 30) Allah kastettiği Hz. Mehdi (a.s), Ona karşı Hz. Mehdi (a.s). Orada melekler “deccalı mı yaratacaksın?” diyorlar, Allah da “sSiz bilmezsiniz Ben bilirim” diyor. Deccala karşı Hz. Mehdi (a.s)’ı. Tabii geniş anlamında, ilk anlamında deccal ruhlu insanlara karşı mümin ve muttakileri yaratacağını da söylüyor Allah. Ama zeminine indiğimizde deccal ve Hz. Mehdi (a.s)’a da işaret ettiğini de görüyoruz.

Bakara Suresi 11-12’de “Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler.” (Bakara Suresi, 11)  “Biz sadece ıslah ediciyiz.” Mesela PKK’ya soruyorsun “biz demokrasi, hürriyet, özgürlük getireceğiz” diyor “ıslah etmeye geldik” diyorlar. “Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.” (Bakara Suresi, 12) Diyor Allah.

Bakara Suresi 114’de “Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çaba harcayandan daha zalim kim olabilir?” Hem Müslümanlar mescitleri yıkıyor, hem küfür mescitleri yıkıyor. “Onların (durumu) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette büyük bir azap vardır.” (Bakara Suresi, 114) Şu anda da bak Müslümanlar, bu tarz Müslümanlar mahvoluyorlar.

Bekir Gökçe; “Hocam selamlar ben on beş yaşındayım sizi çok seviyorum. Bir gün inşaAllah görüşürüz” diyor.

Volkan Uysal; “Hocam hayırlı geceler. Sizi ve oradaki değerli arkadaşlarımızı çok seviyoruz. Milletvekili olmayı düşündün mü hiç? Sizi AK Parti’den aday görmek isteriz.” Milletvekillerimiz, aslan gibi var milletvekili. Milletvekiline fikir vermek çok önemli. Oraya herhangi bir insanın gitmesi yeterli değil, oraya fikrini götürürsen sen, kendin gitmişten daha etkili olur.

“Sizin değerli yorumlarınızı dinlemekten uykum bile gelmiyor. Yarın işe gideceğim ama biraz önce size gönderdiğim mesajımı okudunuz çok hoşuma gitti. İlginize teşekkür ederim. İstanbul’dan Erkut Afacan.”

Leyla Öner; “Canım üÜstadım Tokat’tan sevgiler. Nurum benim iki oğlum var ve ben devamlı dua ediyorum” diyor. Allah sana hiçbir acı göstermesin.

“Seni çok seviyorum” Ali Sait. “Siz gördüğüm en kaliteli insansınız. Ben sizi çok seviyorum, sizi sevdiğim için bazı imansızlar bana tavır alıyor” diyor. “Aslında siz bir hipnozu bozuyorsunuz. Kuran İslam’ı dünyaya hakim olsun inşaAllah” diyor.

“Allah’ın birçok ayette söylediği ‘dosdoğru bir istikamet tutturmak’ ne demek?” Dosdoğru istikamet Kuran’dır işte.

“Hocam Cizre’den yazıyoruz” diyor “sizlerle moral buluyoruz” diyor Sinan.

Bugün Tayyip Hocam sevgi, dostluk ve aşktan bahsediyormuş. Helal. “Atatürk’ün torunlarıyız” demiş. Bak o da çok güzel.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: PKK’ya Çözüm Eğitim Sisteminde

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü