Harun Yahya

Sohbetler (6 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Nusaybin’de zırhlı aracın geçişi sırasında bomba patladı. Altı polisimiz yaralandı. Polislerimize Allah’tan şifa diliyoruz.

ADNAN OKTAR: Gaziler. Peki bunun kökten bir tedbiri yok mu? Diyorum bak “Dağ-taş asker kaynasın adamları yıldıralım.” Adım başı polis-asker olsun bunların adım atacak hali kalmasın. Halk da mutlu olur çünkü askeri sever bizim milletimiz. Bir süreliğine bu pislik temizleninceye kadar bu olsun. Adam göğsünü gere gere bomba yerleştiriyor kimse görmüyor çünkü tenha bomboş arazi. Ama orada asker-polis kaynarsa ufacık bir hareket bile görülür. Gazilere Allah şifa versin, sabırlarına karşılık olarak Cenab-ı Allah cennet nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rus savaş gemisi Caesar Kunikov'un İstanbul Boğazı’ndan geçişi sırasında gemideki bir askerin karadan havaya atılan bir füzeyi boğaz geçişi boyunca havaya atış pozisyonunda taşıması dikkat çekti. Fotoğraf da vardı. Bu duruma ilk tepki Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan geldi. Çavuşoğlu “Rus gemilerinin silah göstermesi provokasyondur” dedi. Boğazlardan geçişlerin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle karara bağlandığını belirten Çavuşoğlu “tehdit algısı oluşursa gereken cevap verilir” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Şimdi tabii onlar küstü darıldılar. Hani “Size güvenilmez şimdi bize uçakla saldırı yaparsınız, biz de eğer uçakla saldırırsanız sizi vuracağız” bunu demek istiyorlar. Milli bir öfke oluşmuş benim gördüğüm. Bu oluşur olur yani, Türkiye’de de oluşmuştu milli bir öfke.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır bugün katıldığı bir programda terörle mücadele sürecinde daha çok şehit verilebileceğini söyledi. Bozkır’ın bu sözlerine sosyal medyada bazı çevreler “Daha çok şehit vereceğiz denilmez en az kayıpla mücadele edeceğiz denir. Halkı ölüme göndermeye devam edecekler” gibi sözlerle tepki gösterdi. Volkan Bozkır konuşmasında şunları söylemişti: “Şehitler veriyoruz, belki daha çok şehitler vereceğiz. Ama şehit olan kardeşlerimizin kanları yerde kalmayacaktır. Bir ülkenin şehitleri varsa bayrağı dalgalanır ve millet olma vasfına erişir. Allah gani gani rahmet eylesin.”

ADNAN OKTAR: O konuşmada bir şey yok. Tabii ki istenmez. Ama biz millet olarak yüzyıllardan beri sürekli yüz binlerce, milyonlarca şehit verdik. İlk defa olan bir şey değil. Ama her zaman tabii ki can kaybı olsun istenmez. Ama şehitlikten de çekinen bir üslubumuz olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan bugünkü yazısında başkanlık sistemine geçişi istediğini söyledi. Ve bunun gerekçelerini şöyle anlattı: “İstiyorum çünkü bugünkü mevcut sistemin sadece adı parlamenter sistemdir. Bugünkü mevcut sistem adı konulmamış başkanlık sistemidir. Üstelik bugünkü sistem anti-demokratik bir başkanlık sistemidir. Antidemokratik bir başkanlık sistemine maruz kalmaktansa demokratik bir başkanlık sistemi çok daha iyidir.”

ADNAN OKTAR: Başkanlık sistemi Türkiye’yi bölecek bir sistem. Bak Fransa’yı dün anlattım paramparça etti, Fransa diye bir şey kalmıyor. Nereye gitse, nereye gelse mutlaka o ülkeyi parçalıyor başkanlık sistemi ve felaket getiriyor. Başkanlık sisteminde mutlu olan hiçbir ülke yok dünyada, hepsine felaket getirmiş. Şu anki açıklaması olmamış.

BÜLENT SEZGİN: Yazısının devamı vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Orada da modeli tarif ediyor Allahualem. “İstiyorum çünkü Amerika’daki gibi bir başkanlık sistemi bugün Türkiye’deki fiili başkanlık sisteminden bin kat daha demokratiktir. Bugün Türkiye’de uygulanan fiili başkanlık sistemindense Amerika’daki gibi bir başkanlık sistemini istemek demokrasiyi istemekle özdeştir.”

ADNAN OKTAR: Amerikan modeli başkanlık sisteminin Türkiye’yi paramparça yapacağını bile bile bunu nasıl savunuyor nasıl anlatıyor bunu anlayamadım ben. Öcalan niye istiyor? Çünkü federasyon getirecek, federe devletler getirecek. Amerika nasıl? Birleşik devletlerden oluşuyor. Güneydoğu’da bir devlet oluşacak bağımsız, güya bağımlı ama normalde bağımsız. Ve Türkiye’yi en az yirmi parçaya bölmek istiyorlar. Yirmi ayrı devlet. Türkiye bitti mahvoldu demektir ondan sonra, olmaz böyle şey. Biz askerin mücadelesini, polisin mücadelesini yıllardan beri görüyoruz. Asker-polis niçin mücadele etti? Federasyon olmasın diye. Sen federasyonu doğrudan doğruya vermiş oluyorsun. O zaman asker-polis boşa mı şehit oldu yani? Olur mu öyle şey?

Klasik parlamenter rejim cumhurbaşkanına sembolik görevler yüklüyor biliyorsunuz. Fransa gibi yarı başkanlık sisteminde yetki sahası daha geniş. Mesela cumhurbaşkanı meclisi dağıtabiliyor, olağanüstü durum ilan edebiliyor. Yasama yürütme hatta yargı gücünü elinde toplayabiliyor. Bu anlamda yaptıklarına sorgu getirilemiyor. Cumhurbaşkanı dış politika ve savunma konularında ağırlığa sahip oluyor. Vatana ihanet dışında yargılanamıyor. Vatana ihanet de zaten onu iddia edecek babayiğit daha anasından doğmamış oluyor. Dolayısıyla Amerika’da adam ne yaparsa yapsın hiçbir şey olmuyor. Mesela Bush, Müslüman ülkelere girdi darmadağın etti, müthiş cinayetler işledi hiç kimse sorgu-sual etmedi. Amerikan askerlerini de telef etti. Muazzam telefat oldu kimse sorgusunu sualini edemedi, adamın yaptığı yanına kar kaldı. Mesela Fransa’da başkanlık sistemi var, Tayyip Hoca diyor ki “Fransa modeli olsun” diyor. Mesela Alsas ayrılmak istiyor. Bratonya ayrılmak istiyor, Nis Fransız Bask bölgesi, Katalonya, Normandiya, Oksitanya, Loren hep ayrılmak istiyorlar. Paramparça olmuş Fransa. Böyle bir şeyi biz niye isteyelim? Halk bunu bilmiyor. Habire değiştiriyorlar. Önce Amerikan modeli dediler. Sonra Tayyip Hoca dedi ki “Meksika modeli olsun” dedi. Meksika modeli baktılar, açıkladım anlattım olacak gibi değil Fransız modeli olsun dediler. Fransa paramparça hepsi ayrılmak istiyor. Fransa diye bir şey kalmıyor bu uygulama olduğunda.

BÜLENT SEZGİN: Haritası vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

Yasama, yürütme, yargıda kuvvetler ayrılığı prensibi olması lazım. O zaman güçlü bir sistem olur, güvenilir bir sistem olur. Yargı gerektiğinde bunları denetleyebilmeli. Ve Türkiye’yi en önemlisi paramparça edecek bir sistem. Bak Fransa’yı paramparça etti. Fransa yakın bir gelecekte darmadağın olacak. Hepsi ayrılmak istiyor, herkes ayrılmak istiyor. Mesela Meksika’da başkanlık sistemi var mafya devleti. Brezilya’da başkanlık sistemi var polis devleti. Arjantin’de başkanlık sistemi var darbeler ülkesi, sürekli darbeler oluyor. Başkanlık sistemi hep böyle belalar getiriyor. Irak’ta vardı başkanlık sistemi Saddam, adam deccal kesildi mahvetti. Suriye’de vardı Esad yaptıklarını görüyorsunuz. Her yere felaket getirdi. Bu felaketler zincirine biz niye katılalım? Mis gibi parlamenter sistem var, gayet güvenli ve rahat. İş çıkartmayalım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’nin son zamanlarda IŞİD’e yönelik operasyonları durdurduğu ortaya çıktı. Amerikalı iki yetkili Amerika’nın Türkiye’den IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon adına daha fazla hava saldırısı yapma yönündeki talebini beklemeye aldığını açıkladı. Amerikalı yetkililer bununla Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından tırmanan Türkiye-Rusya geriliminin normale dönmesi için Türkiye’ye yeterli zamanın sağlanmak istendiğini belirttiler. Türkiye’nin Rus uçağının düşürüldüğü 24 Kasım tarihinden bu yana Suriye’de IŞİD’e yönelik hiçbir hava saldırısına katılmadığı ifade edildi.

ADNAN OKTAR: Allah korumuş. Ben “katılmayın cinayet olur, günah olur” dedim Allah durdurdu. Allah Türkiye’yi bu felaketten kurtarmış oldu. Her şeyde bir hayır vardır. Aylardan beri söylüyorum “Çok büyük günah havadan Müslüman’ları bombalamak cinayet hükmünde olur. Çoluk-çocuk ölüyor, kadınlar ölüyor günah olur böyle bir şeye yanaşmayın” dedim. Kim yaparsa yapsın sırf Türkiye için değil. Allah Türkiye’yi korumuş oldu bu felaketten.

Başkanlık olduğunda iki partili sistem oluyor, ara düşünceler, ara fikirler hiçbir şekilde iktidar olamıyorlar yahut iktidara dahil olamıyorlar, koalisyona katılamıyorlar. O da gerginlik meydana getiriyor tabii. Bürokrasiyi kaldırır deniyor ama bürokrasi daha çok kilitleniyor. Zannettikleri gibi değil. Devletin kapanmasına sebep oluyor. Mesela 1995-96’da Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan yasama yürütme uzlaşmazlığı nedeniyle federal memurların maaşları aylarca ödenemedi biliyorsunuz kilitlenme oldu. Amerikan devleti kepenk indirmek durumunda kaldı.

Sevgiyle ilgili yine etiket yapalım. Etiket her gün iyi bir etki yapıyor güzel oluyor. “Sevgi can verir” diyelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin, IŞİD’in elinde bulunan Musul’un otuz iki kilometre kuzeyindeki Başika bölgesine tankçılar dahil altı yüz kişilik asker sevkiyatının devam etmesi ve asker sayısının burada bini geçmesi bekleniyor. Kuzey Irak’ta sadece Başika’da değil Bamani’de de Türkiye’nin tanklar ve piyadeden oluşan beş yüz kişilik bir mekanize taburu var. Sınırın sıfır hattındaki Kanimasi’deyse Bolu Komando Tugayı’ndan dört yüz kişilik bir grup mevcut. Komandolar PKK’nın sınır geçişlerine karşı konuşlanmış durumda. Ayrıca Erbil, Zaho, Dohuk, Batufa, Süleymaniye ve Amadiye’de de irtibat timi olarak yüz otuz kadar özel kuvvet bordo bereli bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi yorum yapmak da istemiyorum ama bölgede bir çatışma ortamı olacağı, bunun da bir adının olduğunu söyleyeyim. Bunun arkasından da çok büyük olaylar gelişeceğini ve en sonunda İmam Mehdi (a.s)’ın zuhur edeceğini söylüyorum. Söylediklerim aynısıyla milimi milimine doğru çıkıyor görüyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği hiçbir şey yanlış değil. Ne söylediyse hepsi doğru, Muhbiri Sadık’tır. Muhbir-i Sadık’tan rivayet. Şimdi bu olayı göreceğiz. Büyük olayları göreceğiz, gittikçe tırmanacak. Sonuçta İslam, Müslümanlar kazanmış olacak.

Hz. Ali (keremullahü veche) Peygamberimiz (s.a.v.)’den şöyle buyuruyor diyor ki: “Resulullah ferman etti; ehli beytimden bir kişi” yanlış anlamayın da “bir adam” iki anlamı olan bir kelime, hem amblem anlamına geliyor hem bayrak anlamına geliyor, sembol anlamına da geliyor “dokuz bayrakla çıkar” yani dokuz amblemle çıkar. Kitab’ul Fiten’de Nuaym Bin Hammad, sayfa 189.

Büyük bir çatışma yani büyük bir Müslüman-gayrimüslim çatışması sonucunda diyecekler ki “böyle bombalamayla, dehşetle, şiddetle bu konu olmuyor. O zaman bunu biz birisinin dediği gibi halledelim” diyecekler. “Sevgiyle, akılla, ilimle halledelim” diyecekler ve Hz. Mehdi (a.s)’â tabi olacaklar. O zaman inşaAllah biz de o mübarek şahsa bağlanmış olacağız. Ben de sizler de Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmuş olacağız. Hiç telaş etmeye de gerek yok. Allah müminleri özenle korur. Ama yanlış yolda olanlar için tabii zorlu bir süreç olacaktır onu da söyleyeyim. Gerçek müminlere Allah özel koruma meydana getirir. Nasıl Hz. İbrahim (a.s)’i Cenab-ı Allah ayrıca koruyor, eşini koruyor, Hz. Lut (a.s)’ı koruyor çok titiz bir ayrım oluyor, değil mi? Ama cezalanması gereken de cezalanıyor. Mesela Hz. Lut (a.s)’ın hanımını Cenab-ı Allah ayırıyor. O kendi kafasına göre ayrıldığını zannediyor, uyanıklık yaptığını zannediyor. Veyahut mesela Hz. Nuh (a.s)’ın oğlu “oğlum bizimle gel” diyor “yok beni dağ kurtarır” diyor. Allah ayırıyor onu helake sürüklemek için. Hz. Nuh (a.s)’ın karısı da gelmedi. “Sen ne yapıyorsun ne ediyorsun sende bir anormallik var” diyordu hanımı. “Biz bu gemiye niye binelim çok mantıksız konuşuyorsun” diyordu ama suda boğuldu hanımı. Oğlu da suda boğuldu. Allah’ın nasıl titiz ayırdığını görmek açısından da bu önemli delildir. Böyle bir mucize sistemi vardır dünyada. Allah müminleri özenle korur. Bazen Cenab-ı Allah katına da alır. Mesela Hz. İsa (a.s)’ı katına aldığı gibi. Hz. Yahya (a.s)’ı, Hz. Zekeriya (a.s)’ı şehit olarak yanına aldığı gibi ama her halükarda müminin lehine olur.

Hz. Mehdi (a.s)’ı çok merak ediyorum kim, nasıl bir insan? Geldiğine eminim ama insan görünce tabii çok daha mutlu olur çok daha rahatlar. Bu kadar hizmet ediyoruz, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olmaya çalışıyoruz. İnşaAllah Allah vesile eder Hz. Mehdi (a.s) talebesi olurum ve olursunuz, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s)’a da talebe olmayı çok istiyorum. Allah inşaAllah tanıştırır, inşaAllah talebesi yapar beni de sizleri de.

Ama Hz. Mehdi (a.s)’ı reddedenler Hz. Mehdi (a.s)’la karşılaşınca ne yapacaklar onu bilmiyorum. Bence Müslümanlar görüştürmesinler Hz. Mehdi (a.s)’la böyle insanları. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı reddedenleri de, madem bu kadar reddetmiş; Müslümanlar Hz. İsa Mesih (a.s)’la da görüştürmesinler. Ben olsam ben de görüştürmem. Yıllarca mücadele vermişsin. Daha hala da mücadeleye devam ediyorsun. Tabii imkanım olsa görsem bilsem. Şu an tabii Hz. İsa (a.s)’ı da görmedim, Hz. Mehdi (a.s)’ı da görmedim. Ama çok yakında göreceğimize inanıyorum. Çünkü Armagedon kapıya dayandı. Alametlerin hepsi tamam, son bir alamet kaldı. Ki Armagedon da başladı yavaş yavaş gelişiyor. Epeyden beri devam ediyor Armagedon. Irak savaşıyla başladı. Suriye’de, Irak’ta bir milyonun üstünde insan öldü şehit oldu. Irak’ta iki milyonun üstünde, Afganistan’da iki milyonun üstünde toplam beş milyon bak ilk aşamada. Irak’ta en az beş yüz bin kişi şehit oldu. Bu Armagedon’un ayak sesleri işte. Geniş çapta devam ediyor Armagedon.

“Bir gün biz Hz. Ali (k.v)’nin yanındayken birisi Hz. Mehdi (a.s)’dan sual etti. Hz. Ali (r.a) eliyle bir 9 işareti yaptı ve sonra da o Mehdi ahir zamanda kişiye ‘Allah’tan kork Allah’tan kork’ denildiği zamanda çıkar dedi ve şöyle devam etti:” demek ki Allah’tan korkma azalacak. “Bulutların semada toplandığı gibi Allah onun etrafında bir kavim toplar onların kalplerini uzlaştırır.” Normalde insanların kalplerinin uzlaşması çok zordur. Genç kızların bir arada yaşaması, arkadaş olması, dost olması, birbirini sevmesi çok çok zor oluyor. İki kız bile zor arkadaş olabiliyorlar. Tabii. Beyler de öyle kendi aralarında çok güç dost oluyorlar yani arkadaşları pek olmuyor. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ın talebelerinde böyle olacak diyor. “Dost olacaklar Allah kalplerini uzlaştıracak” diyor. “Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez.” Demek ki içlerinden şehit düşenler olacak. “Kendilerine katılanlara da sevinmezler.” Ben yaptım ben ettim demezler kaderde olduğunu bilirler. “Sayıları Bedir ashabı kadardır.” Yani 313 kişi kadar. “Evvelkiler onları geçemediği gibi” bak sahabeler dahil herkes, Hz. Nuh (a.s)’ın devrindeki Müslümanlar, Hz. İbrahim (a.s) devrindeki Müslümanlar hiçbiri onları geçemediği gibi “sonrakiler de onlara yetişemezler. “İslam’ın hakimiyetinden sonra gelişen Müslümanlar da onlara yetişemezler. “Onların sayıları Talut ile nehri geçenler kadardır.” Talut’la nehri geçenlerin sayısı ne kadar? Onlar da 313. İmam-ı Suyuti’nin kitabında Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili eserinde var bu hadis. Sahih bir rivayet. Muhammed Bin Hanefi’den rivayet edildi ki dedem Muhammed Bin Hanefi. Hz. Ali (k.v)’nin evlatlarından.

“Araplar birbirlerini feci şekilde öldürmedikçe Hz. Mehdi (a.s) zuhur etmez.” Bihar’ul Envar, 51-53 ciltler, 127. sayfa. Hakikaten Araplar birbirlerini feci şekilde şu an şehit ediyorlar acımasızca. Irak’ta öyle, Yemen’de, Suriye’de her gün Arap Arap’ı şehit ediyor. Bak ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Araplar birbirlerini feci şekilde öldürmedikçe Hz. Mehdi (a.s) zuhur etmez.”

Hz. Mehdi (a.s) devrinde olmak ne güzel bir şey. Çünkü biz peygamber görmedik, peygamber devrinde yaşamadık ama Hz. Mehdi (a.s) 3500 yıl önce müjdelenmiş, 1400 yıl önce de Peygamber (s.a.v.) müjdelemiş. Hz. İsa Mesih (a.s) 2000 yıl önce müjdeleniyor yeniden geleceği. Hadislerde yeniden açıklanıyor, ineceği söyleniyor. Ki Hristiyan’ların hiç umudu yoktu ineceğinden. Buna rağmen Hz. İsa Mesih (a.s) benim anladığım kanaatim şu an yeryüzünde, Hz. Mehdi (a.s) da yeryüzünde. Bir de Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedenleri yıldırmak için kim Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetse “Sen Mehdilik mi iddia ediyorsun?” diyorlar. “Herhalde sen Mehdilik iddia ediyorsun.” Artık düşünün, akla hayale gelmeyecek şahıslar için bile bunu söylüyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) “birbirlerini öldürecekler” diyor ama “Araplar feci şekilde birbirlerini öldürecekler” diyor. Hakikaten başını kopararak, ezerek kafasını, işkence yaparak yani genellikle hep işkenceyle şehit ediyorlar. Onun için Peygamberimiz (s.a.v.) “feci şekilde öldürecekler” diyor. “Ve ondan sonra Mehdi (a.s) zuhur edecek” diyor.

Evet, dinliyorum Fikret Efendi.

KARTAL GÖKTAN: Irak Başbakanı Haydar El-Abadi, Türk kuvvetlerinin Irak hükümetinin izni ve bilgisi olmadan Kuzey Irak’a asker konuşlandırmasını ulusal toprak bütünlüğünün ihlali olarak tanımladı. Abadi, "Eğer Türkiye, Kuzey Irak’a gönderdiği askerlerini 48 saat içinde geri çekmezse, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne gitme dahil tüm seçenekleri kullanacağız." diyerek Türkiye'yi tehdit etti.

ADNAN OKTAR: Türkiye onların iyiliği için gelmedi mi oraya? Tamam, Türkiye tamamen çekilir gerekirse. Sonra ağlamasınlar. Yani "Türkiye bize niye yardım etmedi?" falan diye. Olur mu? Çağıranlar onlar. Aylardan beri ağlıyorlar "Bize niye yardım etmiyorsunuz? Niye desteklemiyorsunuz?"

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız’ın bu konuda bir bilgilendirmesi vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Başbakanımız’ın bilgilendirmesi önemli dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan, Ahmet Davutoğlu Türkiye'nin Başika'da geçen mart ayından bu yana uygulamakta olduğu eğitim programı ve burada bulunan kuvvetlerin görev ve faaliyetlerine ilişkin güncel gelişmeler hakkında Irak Başbakanı Haydar el-Abadi'ye bilgi verdi. Irak hükümetinin hassasiyetleri giderilinceye kadar Başika'ya kuvvet intikali gerçekleştirilmeyeceğini belirten Başbakan Davutoğlu, mektubunda Türkiye'nin Irak’a DAEŞ ile mücadelesinde her türlü desteği kararlılıkla vermeye devam edeceğini bu konuda Irak hükümetiyle olan işbirliğini danışma ve eş güdüm içerisinde derinleştirmek istediklerini ifade etti.

ADNAN OKTAR: Ben anlamıyorum hem Türkiye kendince iyilik yapmak istiyor ama böyle bir karşılık alıyor. Amerika geliyor ses çıkartmıyorlar, Fransa geliyor ses çıkartmıyorlar. Askerleri, uzmanları hepsi geliyor. İnanılır gibi değil. O zaman yani askerimizi çeksek mutlu mu olacak bunlar? Ama bir hayır var tabii. Çünkü IŞİD'le Müslüman’ları karşı karşıya getirmek istiyorlar. Allah Türkiye'yi IŞİD'le karşı karşıya getirttirmiyor. Sürekli geri çekiyor. Bak asker sevkiyatı da durmuş. Hayır var. Hava bombardımanına katılmıyoruz. Hayır var. Çünkü ben şiddetle karşıydım. Allah duamızı kabul etti elhamdülillah. Çünkü birçok Müslüman karşıydı. Birçok Müslüman dua ediyordu. Cenab-ı Allah Müslüman’ların duasına icabet ediyor. Biz hiç istemedik IŞİD'le Türkiye'nin karşı karşıya gelmesini, havadan bombardıman olmaması için aylardan beri rica ediyorum. Günahtır, diyorum. Çünkü orada bir çocuk ölse, bir kadın ölse bu cinayet hükmüne gelir Allah esirgesin. Tabii istemez onu yapan insan fakat istese de istemese de o hükme gelir. Ama tabii hiçbir Türk subayı böyle bir facianın içine girmek istemez. Yani onları tenzih ediyorum. Ama hükmü bu yani Allah katındaki hükmü bu, çok dikkatli olmak lazım. Bizim sebeplere sarılıp elde edemediğimizi Cenab-ı Allah, yaratmış oldu. Ve bombardımana şu an katılmıyoruz. Allah'a hamdolsun. Bu büyük günahtan o ilgili kimseleri Allah kurtarmış oldu. Şimdi "kara savaşı" onu da istemiyoruz. Yani IŞİD'le biz karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Müslüman’ın Müslüman’la çatışması olmaz. Teröristse eğitirsin, bilgilendirirsin. İran, Rusya baskı uyguluyordur Abadi'ye, Türkiye'nin gelişine tavır almaları için. Konuşan aslında Abadi değil. Tabii ki İran'ın baskısı, İran'a da Rusya etki ediyor. Mesela beş bin milisi var, İran'ın Irak'ta beş bin milis. Tabancalı tüfekli toplu adamlar. Irak son derece memnun. Ama Türkiye'de olay değerlendirildiğinde bambaşka oluyor. ABD'li askeri uzmanlar var, İngiliz askeri uzmanlar var. Ama tabii Başbakan güzel ahlaklı, nezaketli bir insan. "Sizi rahatsız edecek bir şey yapmayız, ne gerekiyorsa yaparız." demiş. Saygısını göstermiş nezaketli, kibar, efendi yetişmiş bir insan olduğu için o güzel ahlakını gösteriyor.

GÖKALP BARLAN: Siz hep söylüyorsunuz bir şey olduğunda tek yardım eden ülke Türkiye onlara.

ADNAN OKTAR: Ama tabii Amerika'nın da niyeti iyi değil. Amerikan devletinin yani bakın bu çok hayati. İran ve Rusya, Irak’ın bölünmesini istemiyor. Suriye'nin bölünmesini istemiyor, Türkiye'nin de bölünmesini istemiyor, kesinlikle. Ama Amerika hem Türkiye'nin bölünmesini istiyor hem Suriye'nin hem de Irak’ın bölünmesini istiyor. Arada çok büyük bir fark var. İngiltere de öyle. İngiltere de bölünmeyi istiyor. Yani hem Türkiye'nin hem Suriye'nin hem Irak’ın bölünmesini istiyor. Putin'e şöyle böyle diyorlar ama yani şöyle böyle derken yani bir başka türlü açıklıyor bir başka türlü açıklama oluyor ama bu şahıs "Türkiye'nin bölünmesini kesinlikle istemeyiz." diyor. "Irak’ın ve Suriye'nin bölünmesini kesinlikle istemiyoruz. " diyor. Bunu unutmamak lazım.

Ben, "Barzani'ye daha çok destek verilsin." demiştim. "Özel harekatçılar da devreye girsin." demiştim. Sağ olsun Başbakan da, Genelkurmay da yoğun olarak özel harekatçı gönderdi. Barzani'ye destekçi olması için. Olay oradan kaynaklanıyor. Kuzey Irak'a çok fazla koruyucu mahiyette Barzani'ye işte dış saldırılardan korumak için, kapsamlı bir ekip gitti. Irak merkez yönetimi Barzani'nin bağımsızlık ilan etmesinden çok çekiniyor. Ama çok çektirdiler onlara. Bayağı ıstırap yaşattılar yani. Abadi yakın zamanda "Amerikan askeri de istemiyoruz." dedi. Çünkü Amerika da istiyor bölünmesini Irak’ın. Amerika'ya karşı Rusya ve İran'ı destekliyorlar. İkisi de çünkü bölünmeye karşı. Halbuki sevecen yaklaşsa Amerika dostça, bölünmelerini istemezse olacak. Bölünmeyi niye istiyor? Mehdîyet’e karşı tedbir alacak. İşte un ufak yaparsa darmadağın ederse "Mehdî çıkmaz." diye düşünüyor. Senin tankınla topunla ne alakası var Mehdîyet’in? Mehdîyet zaten kaderde hakim olmuş bir sistem. Sen istediğin kadar tedbir al ne yapıyorsan yap yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Azerbaycan meclisinin cuma günü inanç özgürlüğü yasasındaki değişikleri ve İslami dini törenleri kısıtlamaya ilişkin ceza kanununu onayladığı bildirildi. Yeni kanuna göre ; "Azerbaycan'da bundan sonra dini törenleri sadece ülkede dini eğitim alan Azeri vatandaşlar gerçekleştirebilecek, yeni yasalara göre ibadet yerleri dışında dinî söylemlerde bulunmak ve dinî sembolize eden takılar takmak yasaklanıyor."

ADNAN OKTAR: Bağnazlar Azerbaycan hükümetini yıkmak istiyorlar. Onlar da panik oldu Allahualem. Çeşitli güçler var. Zaten küçük bir ülke. Tedbir üstüne tedbir almış. Bu tedbir tabii gelenekçi Ortodoks Müslümanlık anlayışını daha güçlendirir. Radikal kesimleri de adeta delirtir. Ve Azerbaycan’ı çorba gibi kaynatacak bir oluşuma sebep olur. Çünkü bu tip bir baskıyı onlar kullanacaktır. Diyecek, “Allah’ın mescidinde toplanmamızı istemiyorlar. Allah’tan, dinden, Kuran’dan bahsetmemizi istemiyorlar. Ne yapmamız gerekiyor? Artık silahlı mücadele şart” diyecekler. Olay buraya doğru gider. Onun için Azerbaycan dost ülke, kardeş ülke, modern İslam anlayışını savunan güzel insanlar var ama  bu tehlikeyi de göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Ona göre bir tedbir geliştirilmesi gerekiyor.

“İmam Ali şöyle buyurdu; “Sonra Mehdi Şam’a yürür ve orayı da fetheder. Mehdi’nin sevgi elçileri vardır onları dedesinin” Peygamber (s.a.v.)’e söylüyor, sözünü alıyor “İlim Çin’de de olsa alınız dediği yere yani Çin’e gönderir.” Hz. Ali (r.a) söylüyor. Bak, “İmam Ali şöyle buyurdu; “Mehdi sonra Şam’a yürür ve orayı fetheder.” Manen. “Mehdi’nin sevgi elçileri vardır onları dedesinin” Dedesi kim? Peygamberimiz (s.a.v.). “İlim Çin’de de olsa alınız dediği yere yani Çin’e gönderir.” Kitabü'l-Cifr sayfa 351. “İlim Çin’de de olsa alınız” ne demek? Çin’in de manen fethedileceği. “Denildi ki “Ey Emir-ül Müminin, bu Mehdi kimdendir?” Buyurdu ki; “Mehdi ben-i Haşim’dendir. Arap’ların yüce dağının zirvesinden o Mehdi öyle bir denizdir ki; o mana denizinde insanlar ilmen ve ahlaken sınırsız gelişebilir.” Bak Mehdi (a.s) için diyor. “O mana denizinde insanlar ilmen ve ahlaken sınırsız gelişebilir.” Mehdi (a.s)’ın bir vasfı. “Mehdi kendisine sığınanlar için bir amandır.” Yani halk Mehdi (a.s)’a tabi olunca her yönden rahatlıyor. Ne savaş, ne terör hiçbir şey kalmıyor. “Halk insanlar kinle dolduğunda” bak “kin ve nefretle dolduğunda onları pak ve temiz kılan madendir.” Yani o kini ve nefreti insanların kalbinden alacak diyor Mehdi (a.s) için. “Mehdi kendisine sığınanlar için amandır. Halk kinle dolduğunda” demek ki halk kinle dolacak, insanlar nefretle dolacak. “Onları pak temiz kılan madendir. Mehdi (a.s) ölüm nazil olduğunda korkmaz. Ölüm ona vardığında sarsılmaz.” Öyle bir manevi güzelliğe ulaşıyor ki, öyle bir derin imana ulaşıyor ki; ölüm geldiğinde tabii birçok insan heyecanlanır, tedirgin olur. Ama o son derece emin olduğu için ahiretin varlığından, Allah’ın varlığından emin olduğu için “Ölüm ona vardığında sarsılmaz” diyor. “Mücadele meydanından asla geri çekilmez.” Yani davasını asla terk etmez. Başında neyse sonunda da o. “Tecrübelidir, galiptir.” Bu tecrübeli olmasını Bediüzzaman, Risale-i Nur’da belirtiyor. “Olayların gelişmesi ve tecrübelerle” diyor uzun bir açıklama yapmış. “Tecrübelidir, galiptir.” Yani galip olur, daima mesela Darwinizm’e materyalizme karşı, dinsizliğe karşı galiptir. “Muzafferdir” hep zafer kazanır. “Arslandır, sağlamdır, kavminin direğidir” yani mesela Türkiye’de olduğunu düşünüyoruz; işte Türkiye’nin bölünmesine engel olan, sistemin yıkılmasına engel olan, İttihad-ı İslam’ı savunan, Müslüman’ların imanını kaybetmesine engel olan bir direk yani dayanılan güç. Bediüzzaman’ın tabiriyle noktayı istinat, istinat noktası. “Cesurdur korkmaz. Allah’ın ilim kılıcıdır.” Yani madenden değil, ilimden kılıç. “Liderdir, herkesi etrafına toplar. Yücelik ve şerefin kaynağı olan evde büyümüştür. Onun “Mehdi (a.s)’ın) yüceliği asil yücelikten kaynaklanır.” Yani Cenab-ı Allah’tan, Kuran’dan. Şeyh Muhammed Bin İbrahim Numani, Gaybeti Numani sayfa 251.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Moskova’nın Suriye’de son raddede küçük bir kızıl Alevistan kuracağını iddia eden Immanuel Vallerstein, Rusya'nın bu yolla Akdeniz'e kalıcı olacağını savundu. Yazar kurulacak devlet için ise şu yorumu yapıyor:  “Böyle bir devletçik nihayetinde Doğu Akdeniz’deki bir Somali’ye, kaotik bir cihatçı deniz tarafından çevrelenmiş istikrarlı bir adaya eşdeğer olur. Başka bir deyişle Rusya, Ortadoğu’ya temelli kalmak üzere döndü.” Moskova'nın bu politikasının Ankara'nın çıkarlarına ters düştüğünü belirten yazar, "Bu bağlamda Moskova ve Ankara, Suriye’ye dair çatışan vizyonları üzerine karşı karşıya geldi. Türkiye Hükümeti, Suriye’deki çatışmaya kökten farklı bir yaklaşım geliştirdi. Bu yaklaşım Rusya ve İran yanlısı Esad rejimine karşı ve Suriyeli silahlı muhaliflere destek veriyor." diye kaydetti.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Moskova’nın Suriye’de son raddede küçük bir kızıl Alevistan kuracağını iddia eden Immanuel Vallerstein…

ADNAN OKTAR: Kimdir bu adam?

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafını gösterebiliriz.

KARTAL GÖKTAN: Amerikalı sosyolog yazar.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Yazar kurulacak devlet için ise şu yorumu yapıyor:  “Böyle bir devletçik nihayetinde Doğu Akdeniz’deki bir Somali’ye, kaotik bir cihatçı deniz tarafından çevrelenmiş istikrarlı bir adaya eşdeğer olur. Başka bir deyişle Rusya, Ortadoğu’ya temelli kalmak üzere döndü.” Moskova'nın bu politikasının Ankara'nın çıkarlarına ters düştüğünü belirten yazar, "Bu bağlamda Moskova ve Ankara, Suriye’ye dair çatışan vizyonları üzerine karşı karşıya geldi. Türkiye Hükümeti, Suriye’deki çatışmaya kökten farklı bir yaklaşım geliştirdi. Bu yaklaşım Rusya ve İran yanlısı Esad rejimine karşı ve Suriyeli silahlı muhaliflere destek veriyor." diye kaydetti.

ADNAN OKTAR: Suriye oraya yerleşti falan feşmekan bunlar boş laf. Suriye’de eskiden beri Rusya var zaten. Her şeyiyle var, askeri tesisleriyle, üsleriyle var. Yeni olan bir şey yok. Dolayısıyla değişen bir şey de yok.

Sinem, “Üstadım fasıl ekibi harika maşaAllah” diyor.

“Canım Hocam, bayan kardeşlerimizde Rabbim öyle güzel tecelli ediyor ki; ses güzel, ahlak, derin iman, yetenek, güzellik ve nur.” MaşaAllah.

Amerika Birleşik Devletleri koalisyon uçakları, Suriye ordu mevzilerini güya yanlışlıkla vurmuş. Dört ölü, on üç yaralı varmış şu an. Yani Armagedon’un fısıltıları, adım sesleri.

Pordirej 63, deccalı soruyorsun. “Deccal” diyor “bir adada zincirli olarak muhafaza edilir.” Yani bir nevi hapiste tutulur. “O (deccal) bir kızma, öfke neticesinde ortaya çıkar” diyor. Yani mesela bir olay meydana geliyor, bu bir anda büyük bir savaşa neden oluyor. Bu tarz.

Hayırsız hiçbir şey olmaz. Mesela bak Türkiye, Suriye’yi bombalamıyor şu an; aylardan beri ısrarla üstünde durduğum konu. “Aman bombalamayın” dedim “Aman bombalamayın.” Allah duamızı kabul etti bombalama yok. Birçok Müslüman karşı çıktı, hepsi dua etti, bombalama kesildi. “Türkiye bu işe girmesin” dedik. “Yapanlar cinayet işler” dedik isteseler de veyahut istemeden. Çünkü altta çocuklar var, kadınlar var.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz altı numara oldu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: “Sevgi can verir.”

ADNAN OKTAR: “Sevgi can verir” evet çok güzel. Her gün etiket. Buna devam edeceğiz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Focus Dergisi IŞİD’e karşı savaşmak üzere Suriye’ye giden Alman ajanların PYD ve PKK saflarında savaştığını yazdı. Alman Anayasayı Koruma Örgütü Başkanı Hans-Georg Maaßen Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı savaşmaya gidenlerin sayısının arttığını açıkladı. Focus Dergisi’ne konuşan Maaßen savaşmaya gidenlerin çoğunluğunun PKK tarafından ikna edilerek bölgeye götürüldüğünü kaydetti. Birçok kişinin de PKK’ya yakın örgütler tarafından IŞİD’e karşı savaşmak için ikna edildiklerinin tespit edildiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Yani PKK’lı olmuş oluyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Amerikalılar PKK’lı oluyor, Almanyalılar PKK’lı oluyor, bu büyük bir tehlike. IŞİD’e karşı savaşacağız diye götürüyorlar, PKK saflarında asker oluyorlar. Veya komünist kızıl, güya Kürdistan’ı koruma kafasında oluyorlar.

İmam Ali Bin Ebu Talip hutbede şöyle irad etti; Sonra Resulayn” Suriye’de Kobani’nin olduğu bölge Resulayn bak Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor bunu “Sonra Resulayn Suriye’de Kobani’nin olduğu bölgede sarı renkli adam kantaranın başında zahir olur. Yetmiş bin kişi orada ölür ve fitne Irak’a geri döner. Dediler ki “Ey Müminlerin Emiri, nereden çıkacak bu sarı adam? Bize vasıflarını bildir. Hz. Ali dedi ki; O sırtı uzun, bacakları kısa çabuk öfkelenen biridir.”  Sarı saçlı, sırtı uzun, bacakları kısa, fakat çabuk öfkelenen biridir. İlzamun Nasin 2. Cilt. Yani Kobani’nin olduğu bölgede onlara destek çıkan bir adam zuhur edecek diyor Hz. Mehdi (a.s.) devrinde Peygamberimiz (s.a.v.). Yani PKK’ya, PYD’ye destek olan, o bölgedeki adamlara destek olan. “Orada yetmiş bin kişi ölür” diyor. “Fitne Irak’a geri döner” yeniden Irak karışır diyor. Karışmışken daha da karışır diyor.  Dediler ki “Ey Müminlerin Emiri, nereden çıkacak bu” PKK’yı destekleyen, PYD’yi, o bölgedeki komünist güçleri, yani şu ana göre değerlendiriyoruz “destekleyen adam nereden çıkacak?” Bu adamın vasıflarını bize bildir diyorlar. Yani onu tanımamız için. Hz. Ali dedi ki; “O sırtı uzun, bacakları kısa fakat en önemli özelliği çabuk öfkelenen biridir.” Kim?

BÜLENT SEZGİN: Putin.

ADNAN OKTAR: Peygamber (s.a.v.)’in bu kadar detaylı bu olayları bildirmesi nefes kesici değil mi? Ayrı bir şey bu. “PKK’yı destekleyen biri çıkacak” diyor Peygamber (s.a.v.). Yerini de belirtiyor, sarı saçlı diyor, kısa bacaklı, sırtı uzun, geniştir sırtı diyor. Ama çabuk öfkelenir diyor. Hz. Ali (r.a)’nin kitabında yazıyor. Bütün olayları görmüş Peygamber (s.a.v.). Bak her gün bir mucize anlatıyoruz. Fitne Irak’a hakikaten geri döndü şu an. Mesela şimdi Türkiye’ye de “çekilin” diyor. Amerika’ya da “çekilin” diyor. Ama sebep olan kim? Putin. Çabuk sinirlenen biri diyor Peygamberimiz (s.a.v.), çabuk öfkelenen birisi diyor. “Sarı saçlı” diyor, “bacakları kısa, sırtı uzundur” diyor. İlzamun Nasin 2. Cilt. Sarı adam hiç geçmez sarı mesela ilk defa. Zaten şu an en çok öfkeyle dikkat çekiyor değil mi? Çabuk öfkeleniyor. Demek ki ahir zamanın önemli şahıslarından biri de o. “Peygamber nazarı nübüvvette ehemmiyetsiz meselelerin açıklaması olmaz” diyor Bediüzzaman. “Ama ehemmiyetli şahıslar ve ehemmiyetli olaylar bildirilir” diyor. “Ancak tahakkukundan sonra ilimde rasi olanlar Allahualem ve bilsevap diyerek bu gizli hakikatleri izhar ederler” diyor Bediüzzaman, aynı kelimesi kelimesine yani. İmam Ali Bin Ebu Talip hutbede bunu irad ediyor.  Hutbede de şiası yazmış, hep kaleme almışlar. Hakikaten en az yetmiş bin kişi ölmüştür. Ama “fitne Irak’a geri döner” diyor, daha yeni döndü Irak’a. Putin yeni ortaya çıktı. Yeni sinirlendi. Olaylar aynısıyla tahakkuk etti.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz beş numara.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Sevgi can verir” çok güzel. Mesela gereksiz şeyler de var. “Senin kim olduğunu herkes biliyor.” Bir anlamı yok. Hakikaten önemli mesajlar önemli.

Rus jetlerinin Halep’teki su arıtma tesisine yaptığı hava saldırısı üç buçuk milyon kişiyi susuz bırakmış. Bu bir savaş kuralı ihlali. Su arıtma tesisi ne alaka? Anlamı ne yani?

Ama bakın anlatılmadık hiçbir olay, hiçbir detay, hiçbir şey kalmamış görüyorsunuz değil mi? Ahir zamanın ne kadar doğru olduğu, Mehdiyet’in ne kadar doğru olduğu da bu hadislerden anlaşılıyor. Hiçbir hoca, alim anlatıyor mu bunları? Anlatmıyorlar. İşin acı yanı Şii alimler de anlatmıyorlar. Bu Şii kaynaklarda var, hiç olmazsa onların anlatması gerekir. Onların da çıtı çıkmıyor. Yani sanki aralarında sözleşmişler gibi. Sarı adam hadisinin kaynağı İlzamun Nasin isimli kitap, bin yıllık eser, bin yıllık yani. Hz. Ali (r.a)’nin hutbelerinden derlenen bir eser. Bunun 2. cildinde bu.

“Selamlar Hoca Bayırbucak’taki Türkmen kardeşlerimizin mücadelesi ile ilgili görüşleriniz nedir? Almanya’dan selam” Aleykümselam. Cem. İşte savaş Armagedon bölgeye gittikçe yayılarak devam ediyor. Peygamber (s.a.v.)’in de nasıl detaylı anlattığını görüyorsunuz. En ince detayına kadar anlatmış. Tabii rest çekmek, sertlik iyi bir şey değil. Bölge halkını sevgiyle kazanmak lazım. Rusya’nın bu politikasında Rusya’dan insanlar uzak durmak ister. Yani Rusya’ya olan sevgi kaybolur. Rusya şefkatle sevgiyle yaklaşsın. Su arıtma tesisini vurmak çok büyük bir hata. Çok büyük bir yanlışlık. Halk susuz kaldığında sürekli Rus’lara çirkin sözler söyleyeceklerdir. Sürekli, her gün öfke duyacaktır. Yıkanamadığında, su içemediğinde.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Gaziantep’ten çok güzel bir tebliğ faaliyeti haberimiz var. 6 Aralık Pazar günü sizin beş bin adet komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınız ve yine beş bin adet Karanlık Tehlike Bağnazlık isimli eseriniz toplam on bin adet kitabınız Gaziantep halkına ücretsiz dağıtıldı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah Antep yıkılmış.

KARTAL GÖKTAN: Dağıtıma Gaziantep, Mersin, Osmaniye, Hatay, Niğde, Kayseri, İstanbul ve Malatya’dan  yaklaşık elli kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar, ne şekerler. Bu soğuk havada nasıl şevkli bunlar, maşaAllah.

“Hadiste deccalin bir adı da zincirli olarak muhafaza edildiği anlatılır ve bir öfke neticesinde ortaya çıkacağı haber verilir” sözüme karşılık Mevlüt Çelik, “Hiçbir hadis kitabında uydurma olarak bile yer almayan söze hadis mi deniyor?” Şimdi bunu neye göre diyorsun? Seni duyan da böyle muhaddis zanneder. Bütün Kütüb-i Sitte’yi, hadisleri hepsini incelemiştir milyonlarca hadisi, yani bunu Buhari bile söyleyemez senin bu sözünü. Hiçbir alim söyleyemez. Sen nasıl söylüyorsun? Hadisin kaynağını söyleyeyim de takla at. Kıyamet alametleri kitabında bulacaksın, hem kitabı da baştan sona da okumuş olursun. Yerini söylemeyeceğim ki git ara bul kendin. Kıyamet Alametleri Berzenci Hazretleri’nin. Bak ben ezberden biliyorum ama sen bilemiyorsun ki Kıyamet Alametleri en çok satılan kitaplardan birisi. Hiç okuyup araştırmadığın anlaşılıyor. Ki meşhurdur deccalin bir adada zincirleneceği, meşhur bir hadistir.

Batuhan Erdemir; “Siz eğlence programı yapıyorsunuz. Yahudi, Hristiyanlar cennete girecek bizden önce falan. Sizin bunları söylerken kaynak nedir?” Batuhan Allah aşkına şu ekibin içinden çık. İnsan hayretler içinde kalıyor. Öbürü diyor ki bu hadis yok. Bu diyor ki böyle dediniz. Bir de üslup çok acayip “Yahudi, Hristiyanlar cennete girecek bizden önce üstelik de falan.” Bir de falan da eklemiş. Hristiyan’lardan da cennete girecek olanlar var, Musevi’lerden de var. Hz. İsa (a.s)’ın talebeleri, o devirde müminler var cennete girecek olanlar. Hz. Musa (a.s)’ın talebelerinden cennete girecek olanlar tabii ki var inşaAllah. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sahabelerinden, ümmetinden cennete girecek çok fazla insan var. Ama hem Hristiyan, hem Musevi, Hem Müslüman’lardan da çok fazla cehenneme gidecek olan var. Dolayısıyla bu sözün yanlış.

Emine, moda tsrmcs; “Hocam Hz. Mehdi (a.s) devirlerin en güzeli olacak, Hz. Mehdi (a.s) Hazretleri’nin gelmesinden korkan zihniyetleri aklım almıyor” diyor.

Mustafa Kaya; “Adnan Bey sizi candan kutlarım. Bir sevgi insanısınız. Benim gibi bir kardeşiniz sizden çok şey öğrendim” diyor.

“Şimdi bu tarife göre Putin deccal mi oluyor yani?” Ufuk Eser. Deccal ayrı. Deccali söyledim, bak “bir adada tutulur” diyor. Putin adada mı tutuluyor? Zincirli mi? “Hapsedilmiş olarak tutulur adada” diyor. “Bir öfke neticesinde ortaya çıkar” diyor deccal. O ayrı. Ama Putin’le ilgili hadis ayrı. O PKK’yı destekleyeceği, PYD’yi destekleyeceği bölge açısından açık açık ifade ediliyor. “Sarıdır” diyor görüntüsü, saçları sarı. “Sarışındır” diyor “üst tarafı uzun, bacakları kısadır. Ve çok çabuk öfkelenir” diyor. Tam uyuyor. Ve “Irak’ta büyük fitne çıkar” diyor “onun zamanında.” Fitne de çıktı şu an. Öfkelenme; o da çıktı. Hakikaten sarışın, hakikaten bacakları daha kısa vücuduna göre. Aynısı. O ayrı o ayrı.

İmam Ali bin Ebu Talip hutbede şöyle irad etti: “Sonra Resulayn” Suriye’deki Kobani’nin olduğu bölge bak yeri de söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.). Resulayn; Kobani’nin olduğu bölge. “Sarı renkli adam kantaranın başında zahir olur.” Lider olarak bak, lider olarak. “Yetmiş bin kişi orada ölür.” O bölgede yetmiş binin de üstünde insan öldü. “Ve fitne Irak’a geri döner.” Şu an döndü. Yeniden döndü, bir fitne vardı yeniden döndü. Çünkü Amerika ve Türkiye’yi çıkartmaya çalışıyorlar ve akıl almaz bir bombardıman var. “Dediler ki: Ey Müminlerin Emiri nerede çıkacak bu sarı adam? Bize bunun vasıflarını bildir. Hz. Ali (r.a) dedi ki: O, sırtı uzun, bacakları kısa ve çabuk öfkelenen birisidir.” Her yönüyle bildiriyor Peygamber (s.a.v.) olayı. Aynı. Tam zamanımızı bildiriyor. İlzamun Nasin 2. Cilt. Açıkça Putin’den bahsediyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Yerin ismi de değişmemiş yine Resulayn.

ADNAN OKTAR: Tabii yine Resulayn. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da adı Resulayn, şu anda da Resulayn.  “Başında” diyor yani orayı yönlendirir, oraya hükmeder, etkili olur orada.

Ufuk Eser; “Ee hani deccal zincirlerle bir adada bağlıydı?” Bunların zihni ne kadar dağınık. Görüyorsunuz neler okudum, insan hayretler içinde kalıyor. Akıl almaz bir mantık zayıflığı, akıl almaz bir ufuk darlığı dikkat çekiyor. Ve kesintisiz. Bir türlü kavrayamıyor. Bir adada zincirli demek; hapis demektir. Hapis anlamında zincir demek. Hapsedilmiş bir adam. “Ve” diyor “sonunda bir öfke sonucunda ortaya çıkar” diyor. Öfke bir tane değil ki birçok öfke ama deccal için de ayrıca öfke deniyor.

“Hocam yeniliklerinize hayranım” diyor.

Hz. Mehdi (a.s) siyasete girmez. Başbakan olmaz, cumhurbaşkanı olmaz. Mevcut devletlerdeki sistem değişmez. Devletler durur, cumhuriyetler durur, başbakanlar durur, cumhurbaşkanları durur. Hz. Mehdi (a.s) sadece onlara sevgiyi öğretir insanlara, dostluğu ve kardeşliği. Kavgayı da durdurur. Arabulucudur. Adalet dağıtıcıdır. Sevgi insanıdır. Onun güzel sözlerinden bütün toplum etkilenir. Yoksa o siyasete hiçbir şekilde karışmaz. Mesela diyor ki devlet başkanı olacak falan. Öyle bir şey yok. “Cemahiriyeler birliği” diyor Bediüzzaman. Cumhuriyetler olacak. Başlarında cumhurbaşkanı da olur, başbakan olur Hz. Mehdi (a.s) karışmaz ona. Hz. Mehdi (a.s) sadece sevgiyi anlatan, dostluğu kardeşliği anlatan, terörü ortadan kaldıran, adaletsizliği ortadan kaldıran bir insandır. Görevi odur.

“Hocam Yozgat’ta kalabalık bir ekip olarak sizi şu an seyrediyoruz” diyor. Kahvehaneden arkadaşlarıyla olayları izliyormuş kardeşimiz. MaşaAllah.

Sabri Saki; “Sürekli sizi takip ediyoruz. İnsanları öldürmeden onlarla konuşulmasını söylemenizi bir Kürt olarak takdir ettim” diyor. Kürtler aslandır.

“Almanya’dan sevgiler” diyor. Onlar da evde toplanmış seyrediyorlarmış. Çok güzel.

İmam Ali bin Ebu Talip hutbedeki bu şey çok önemli, bunu arkadaşlar iyi hıfzlarında tutsunlar büyük bir mucize bu. Bak, “Sonra Resulayn” Suriye’deki Kobani’nin olduğu bölgede “sarı renkli adam kantaranın başında zahir olur.” Kantara demek; Türk kavmi, Türk’lerin başında. Bütün Türki devletlerin adeta lideri konumunda Putin. Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan hepsi oraya bağlı. Rusya gizli liderleri. Bu oluşturdukları birlik malum. Ve Rum yani  “Hristiyanlar, Ortodokslar, Katolikler onların başında” diyor “olan adam.” Kantara demek o. Tükler ve Rumlar. Katolik Rum olan yahut Ortodoks olan insanlar. Ki Rusya’nın büyük bölümü Ortodoks. “Sarı renkli adam kantaranın başında zahir olur.” Bütün o bölgenin kantaranın yani Rum’ların, Ortodoks’ların, Türk’lerin lideri olan, başında olan kişi. “Zahir olur.” Zahir; ortaya çıkar belli olur. “Yetmiş bin kişi orada ölür.” Neresi? Kobani’nin olduğu bölgede. Boydan boya orada acayip çatışmalar oldu yetmiş binin de üstünde insan biliyorsunuz şehit edildi. “Fitne Irak’a geri döner.” Daha yeni döndü fitne. “Dediler ki: Ey Müminlerin Emiri nerede çıkacak bu sarı adam? Bize vasıflarını bildir. Hz. Ali (r.a) dedi ki: O, sırtı uzun, bacakları kısa” Putin’in özelliği bu “ve çabuk öfkelenen birisidir.” Net. Bak, bir de      “kantaranın başında” diyor. Bütün Türklük aleminin hakikaten bağlandığı kişi Putin. Bu Şangay ekibiyle biliyorsunuz hepsini kontrol altında tutuyor.  Şangay Birliği adı altında Türkler ona bağlandı. Ortodokslar da ona bağlı. Dolayısıyla hepsinin lideri konumunda. Buna kantara deniyor. Türk’lerden ve Ortodoks’lardan, Katolik’lerden oluşan grup, gayrimüslimlerden oluşan grup.

“Allah aşkıyla sevdiğim yeni kol düğmeni çok beğendik” diyor “çorabındaki lacivert, kol düğmenin, papyonunun renk uyumu muhteşem.” Acayip dikkat etmiş detaylara.

“Azizim maşaAllah öldürücü güzellikdesen. Canım önümüzdeki yıllar Türkiye’de olaylar olacak dedin Azerbaycan’da neler gözlenir? Etiketlerin iyi. Sevgi can verir ama bazen de sevgi can alır” diyor. Nasıl olur öyle bir şey Allah vermesin? Olur mu öyle şey? “Nasihatlerin gösterseydin yol iyi, faydalı, düzgün ama senin anlattıklarını geç anlamaları kötü. Ben senin yerinde yorularam. Her sözü kaç defa anlatmalısan ki anlasınlar. Keşke elimden gelse imkanım olsa da sana hizmet, yardım edebilsem. İmkanları olanlar imkanları nerelere serfedilir. Hizmet için can atanın ise lazım olan imkanı olmaz. Ellerinden öpürem. Sağ ol güzel yüzlüm” diyor. Azerbaycan’dan hanım arkadaş yazmış. Çok şeker üslupları.

“O zaman Kuran’da hangi ayette Mehdi (a.s) ile ilgili ayet ya da sure var söyler misiniz? Ayrıca Armagedon Hristiyan’ları ilgilendirir.” Soner Tahir İkizci. Hristiyan’larla Müslümanlar arasındaki savaştır Armagedon. Hristiyan’ları ilgilendirir olur mu? Hala şu an Armagedon devam ediyor ve mebzul miktarda Müslüman şehit ediliyor. Onu yanlış biliyorsun. Fiili durum var bunu da görmen lazım. Ayrıca hadislerde de çok açık. Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında olacak mücadelenin adıdır Armagedon, hepsi de bilir. Hristiyanlar da bunu bu şekilde bilirler. Ayrıca Kuran’da da Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili birçok sure işaret eder. Mesela Kehf Suresi baştan sona Mehdiyet’i anlatır. Yusuf Suresi, Hz. Süleyman (a.s) kıssası Mehdiyet’i anlatır. Cenab-ı Allah gönderecekleri Mehdilere uyun diyor. Alenen ifade var. 

Bu Putin’le ilgili hadisin detay kaynağı üç ayrı kitapta var. İlzamun Nasin 2. cilt, sayfa 291’de var. Yenabi-ül-Mevedde’de 3. cilt, sayfa 205’de var. Ayrıca Kitab’ül Cifr’de, Hz. Ali (r.a)’ın kitabı Kitab’ül Cifr’de sayfa 414’de var. İsteyenler oradan da bakabilirler.

“Hocam yanınıza bir de türbanlı kadın alın yanlış anlaşılıyor” diyor. TK. Tamam.

Kaknem; “Hocam, onlar önce bir Kuran’ı bir anlasınlar, hadisleri de onlara anlatırız” diyor.

Tarık Tokkan; “Kibarca eleştiri en güzeli. Ben dinledikçe katıl katılma Allah’ın kuluyuz, asgari müşterekte de mesela evrimdi, deccaldı, Putin’di bunları merakla dinliyoruz. Bilginiz ve Harun Yahyalı yıllarda o kitaplar işe yaradı. Sevgiler bizden de” diyor.

“Hocam hanım kardeşlerimiz olayı bir buçuk ayda böyle güzel öğrendilerse kesin sizin payınız vardır. Bir de sizin kanun çalışınızı görsek keşke” diyor. Ama ağlatıyorum değil mi kanunu? Kanun dile geliyor. MaşaAllah.

“Anavatan Türkiye’den Suriye’ye Türkmen kardeşlerimize katılmaya giden Türkler için ne düşünüyorsunuz? Sayın Hocam bunun örnekleri var, iki yüz elli-üç yüz kişilik bir Alperen grubu. Saygılar.” Ali Değirmencioğlu. İşte ahir zamanda olduğumuzu biliyorsa kardeşlerimiz ahir zamanın her türlü olayını göreceğiz. Sonu iyi bitecek.

Matta bölüm 21; “İsa onlara şunu sordu: “Kutsal yazılarda şu sözü hiç okumadınız mı? Yapıcıların reddettiği taş işte köşenin baş taşı oldu” diyor.

“Rabbin işidir bu, gözümüzde harika bir iş. Bu taşın üzerine düşen paramparça olacak. Taş da kimin üzerine düşerse onu ezip toz edecek.” Evet, burada bir işaret var ama onu sonra konuşuruz.

“Sevgi can verir. Hocam’ın bizleri sürekli sevgiye yöneltmesi bizler için çok büyük bir nimet. Allah razı olsun kendisinden.” Batuhan Güçlü. Allah bütün müminlerden razı olsun inşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey güvenlik uzmanı Mete Yarar bir özel harekatçımızla röportaj yapmıştı. Onunla ilgili bir videomuz vardı uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bak görüyor musunuz Türk devletinin titizliğini, merhamet anlayışını, akıl anlayışını ve PKK’nın kahpeliğini? Bak en öne hanımları, çocukları koyuyorlar arkasına başkalarını en arkaya kendilerini bu onların nasıl kahpe ve nasıl alçak olduklarını gösteriyor ve halka nasıl değer vermediklerini gösteriyor. Onları en fazla kalkan olarak değerlendiriyorlar yani kalkan olarak kıymeti var.

Bunlar tutturmuşlar cinsellik cinsellik, Allah zaten öyle yaratıyor erkeği, kadını. Mesela bunlar diyor ki kadın bacağını açarsa. Normal sokakta gezen bir erkeğe kadın eğer şehvet gözüyle bakarsa isterse paltoyla gezsin feci şekilde tahrik olur niyet ederse bunu hiç hesaplamıyorlar. Mesela yüz yüze gelmiş olsa veyahut herhangi bir şey uzaktan görmüş olsa niyet ederse etkilenir. Erkek de kadın çarşaflı dahi olsa eğer niyet ederse hayal kurarsa etkilenir yani o durdurulabilecek bir şey değil. Ancak imanla, ahlakla, akılla kontrol altına alınabilir. Gayrimeşru ilişki olmadıktan sonra cinsellik helaldir bu kadar cinsellikten korkarsan cinsi sapıklık kapıda olmuş oluyor. İran’da, Suudi Arabistan’da cinsi sapıklık neden bu kadar yaygın, kadınlara yapılan baskıdan dolayı çünkü fıtratı bozdular. Halbuki Kuran’da Hz. Lut (a.s) ne diyor? “Bak benim kızlarım onlarla helaliyle beraber olun” diyor onlardan etkilenmeyin demiyor “etkilenin” diyor “onları isteyin ama helaliyle isteyin” diyor. “Ama cinsi sapıklığa girmeyin” diyor. İşte sen bu sistemi kurarsan adam ne diyor “erkek bacağını açamaz” diyor. Erkek parlak delikanlıysa parlak gençse diyor ki belli değil ne olduğu ki ilkokuldan üniversiteye kadar geçerli bu üniversiteyi bitirdikten sonra da geçerli. Erkek bu kişilere bakamaz diyor genç delikanlıya, parlak delikanlıya bakamaz aynı kadın hükmündedir diyor. Görüyor musun bak sapkın cinsellik anlayışı insanı nerelere kadar götürüyor ve toplum nasıl bir felakete doğru gidiyor? Mesela diyor “hamama erkek geldi hamamdan adamlar kaçtılar” diyor ne kadar aşağılayıcı; bir genç hamama gelecek o zaman onun cinsi sapık olduğunu iddia etmeye çalışıyorsun. Kaçtığın için sen de o hükme girmiş oluyorsun. Sen etkilendiğini söylüyorsun. Zaten diyor on dokuz misli daha etkileyicidir. Yani kendisinin kadından on dokuz misli daha çok etkilendiğini söylüyor erkekten bunu alim Müslüman bir insan söyler mi? Ne kadar korkunç bunun anlamı ne? Çok korkunç bir anlamı var bunun.

Aytaç Rençber Alamet-i Farika54, “Hocam bu kadar seçilmiş güzelleri nasıl toplarsınız yahu?” diyor. Allah topluyor Allah.

Çetin Mursaloğlu, “Hocam cinselliği biraz daha açar mısınız çünkü insanoğlu beğendiğini nikahlasın alabilir mi?” Canım tek taraflı olacak bir şey değil ki Allah’ın nasip etmesiyle olur. Olur mu öyle şey? Yani sen meyve ağacından elma koparır gibi bir kadını alamazsın o Allah’ın ruhunu taşıyan bir varlık. Allah’ın kaderde yazması lazım. Senin de ona layık olman lazım.

Tekelü Fazkaan, “Özetle faiz haram mı?” diyorsun, haram tabii ki.

Tevrat’ta bak üç bin beş yüz yıl öncesinden Mehdi (a.s) nasıl anlatılıyor? “İlgilen bu asmayla” üzüm asması gibi söyleniyor “ilgilen sağ elini diktiği filizle” yani Allah’a dua ediyor. Cenab-ı Allah sağ eliyle yaratıyor diyor “Kendine seçtiğin oğulla.” (Mezmurlar 80-14-15) “Elin sağ kolun olan adamın üzerinde Kendine seçtiğin insanın üzerinde olsun. (Mezmurlar 80-17) “Sırtındaki yükü kaldırdım ellerin ağırlıktan kurtuldu diyor” diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için de diyor ya sırtındaki ağırlığı kaldırdım diye. Bak sırtındaki yükü kaldırdım. “Sıkıntıya düşünce seslendin seni kurtardım” Mehdi (a.s) için söylüyor bunu Allah.

Tevrat’ta Mehdi (a.s) konusuyla ilgili bir kitap hazırlıyorum bayağı kapsamlı beğenecekler kardeşlerimiz inşaAllah.

Biraz sonra hanımlar iman hakikatleri konuşsunlar sonra bir bakacağım. Fasıl, dans, eğlence öyle bir şey de yapabiliriz. İman hakikatlerini güzel konuşuyorsunuz kısa bir ara verelim o konuya geçelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: PKK’nın Silah Bırakma İddiası Bir Aldatmacadan İbarettir

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. 

Masaüstü Görünümü