Harun Yahya

Sohbetler (10 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş gediniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş gediniz.

Yine bir sevgi etiketi yapalım; “Kazanan sevgi olacak” diyelim.

Meltem Bozkurt Yıldırım. Selam safhalarını okumuyorum genelde, çünkü vakit almasın diye. Hepsine toptan Aleykum Selam. “Ailesinden şiddet gören mutsuz ve sevgisiz çocuklara nasıl davranmamız gerekir? Bu öğrencileri nasıl mutlu edebiliriz?” Şimdi bu çok hayati bir konu tabii. Ailesinden şiddet görmeyen adam, parmakla sayılır. Ailesinde mutlu olan çocuk da parmakla sayılır. Ne hikmettir, çocuğunu huzursuz edince, adam mutlu oluyor. Yediğini içtiğini başına kakıyor bilmem ne. İşte “git çalış, “git koca bul kendine” falan. Koskoca delikanlı kızları, nasıl sıkıştırıyorlar anlatamam. 17 yaşında, 18 yaşında “git zengin koca bul kendine.” Armut mu toplayacak bu, ne kadar büyük terbiyesizlik. Niye doğuruyorsun bakmayacaksan, niye terbiyesizlik yapıyorsun? Şöyle olabilir; “bu Allah’ın sana bir imtihanı” demek lazım, makbul güzel bir imtihan “sabredersen, çok sevap alırsın” denecek. Bir de tahrik etmemesi kızdırmaması. Mesela diyor ki “evlen” diyor “tamam evlenirim” dersin. Çünkü zıtlaşmaya gelmez adamla hasta, baya bir bölümü hasta. Çocukluğunda eziyet görmüş, çocuğunun da eziyet görmesini istiyor. Böyle bir manyaklık. Kendi sopa yediyse, çocuğuna da sopa atıyor. Ahlaksız, zaten pişman olman lazım. “Ben bu kadar acı çektin çocuk çekmesin” demen lazım. Bilakis, saldırganlaşıyor. Onun için öyle insanlara, öyle gençlere çocuklara destek olmak çok büyük sevap olur. Sabredecek. “Her şeyi Allah yaratıyor” dersin. Onlara dua etmesini söyleyebilir “Ya Rabbi zalimliklerini durdur, zulümlerini durdur, kalplerine yumuşaklık ver, halimlik ver, bütün güç-kuvvet senin Ya Rabbi” der. Güzel bir dua sebebi zaten. İddialaşmamak önemli, idare eden bir üslup, böyle olabilir. Çok akılcı davranmak lazım. Çünkü insanların baya bir bölümü hasta. Mesela bak Rusya, acımasızca adam öldürüyor. Amerika acımasızca adam öldürüyor. Koskoca ülkeler bunlar. İngiltere, Fransa acımasızca adam öldürüyor. Teröristler acımasızca adam öldürüyor, dünyada bir cinnet hali var genel bir cinnet. Baktım filmlere Irak’ta, Suriye’deki çocukların durumunu gösteren, paramparça etmişler. Mesela Rusya 4 Ekimden bugüne kadar 9 insani yardım konvoyu, 5 fırın vurmuş, hastane ve okullar da var. Bu savaş böyle devam edecek ve gittikçe gelişecek gibi görünüyor. Biz bunu tabii tel’in etmekle mükellefiz. Dostluk adına, arkadaşlık adına buna suskun kalamayız.

Bu Kadirov’la ilgili haber doğru mu?

OKTAR BABUNA: Suikast yapıldı, ağır yaralı Hocam. Ameliyata alındı diye haber vardı.

ADNAN OKTAR: Daha yeni söyledim dedim ki bak, “suikast yapabilirler size” dedim. Putin’e de dedim, Kadirov’a da dedim daha yeni söyledim, bir hafta olmuyor. Putin’e de yapabilirler. Bu Amerikalı Trank mıdır Drunk mudur, o da öyle kamuoyunu bütün dünyayı tahrik ediyor. Ona da suikast yapabilirler, aklını başına alsın, güzel sözler etsin. Adamların alnını kaşıyor, teröristlerin falan alnını kaşıyor kendini hedef haline getiriyor, tehlikeli bunlar. Temkinli ve dikkatli olsun, o sözlerini düzeltsin, yatıştırıcı bir üslup kullansın. Her yer tehlike altında, her yer risk altında. Bak Amerikan büyük elçiliği büyük tehlike altına “elçini yanına bile yanaşmayın” diyorlar. Her yerde risk tehlike kol geziyor.

Bazen kız kardeşler arasında acayip rekabet oluyor. Hayret diyorum. Mesela dışarıdan bir hanımı kıskanmıyor ama kendi kız kardeşine deli oluyor, cinnet geçirecek. Neden öyle oluyor, anlamıyorum.

Ben şimdi diyorum ki hemen bir an önce sevgi hakim olsun ama olmaz. İllaki insanlar bu çileden geçecek, illaki bu acıyı yaşayacaklar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Koç üniversitesi “özyönetim nedir” başlıklı düzenleyeceğini duyurdu. HDP’li Sebahat Tuncel’in baş konuk olacağı panele ilişkin duyuru afişleri asıldı üniversitenin koridorlarına. Bu şekilde bir konferans olacak.

ADNAN OKTAR: Özyönetim, anlayamadılarsa ben kısaca açıklayayım; bölünme demektir. Özyönetimin anlamı bölünmenin kibar hali. Yani hiç lafı uzatmaya gerek yok.

Bir de eleştiri insanlarda çok yıkıcı etki yapıyor. Şimdi ben Kuran’da bu konuyu araştırıyorum. Bu gizli bir bela pek gündeme de gelmiyor ama çok ciddi bir bela. Özellikle cahiliyedeki kızlarda, cahiliyedeki gençlerde bir felaket tarzında. Mahvoluyor, çok basit bir eleştiri. Mesela “neden daha dikkatli olmuyorsun” veyahut “daha dikkatini aç” yahut mesela “herkesi sevmen lazım, daha halim olman lazım, affedici olman lazım.” Adeta cinnet geçiriyorlar. O yüzden birbirlerini hiç eleştirmiyorlar benim gördüğüm hiç eleştirmiyorlar. Emr-i bil maruf nehyi anil münker kalkmış. Şeytan demek ki acayip bir baskı yapıyor. Bir insanın birini eleştirmesi en kaliteli ayna demektir, ne güzel. Saçını düzeltiyorsun, elini yüzünü düzeltiyorsun. Eleştiren birini bulabilmek, altın kıymetindedir, çok büyük bir nimettir eleştiren bir insan. Ama gerçek dürüst samimi eleştiren, can yakmak için rahatsız etmek için değil. Yani hakikaten doğru eleştirecek. Çünkü insan kendi kendini bilmez ama eleştiri mükemmel bir nimettir. Fakat şeytan bunu bir felakete ve bir acı sarmalına çevirmiş. Ben daha önce gördüm birçok hanımda da gördüm, beylerde de gördüm çok yıkıcı etki yapıyor. Mahvoluyor yani insanlıktan çıkıyor adeta. Şeytanın verdiği azaba bak. Lehine olan, son derece hayrına olan, ona nimet olan bir şey ona nasıl gösteriliyor. Onun için bu afatın kökenlerini Kuran ayetleriyle bir de psikolojik kökenini de analiz ederek bir kitap hazırlıyorum. Herhalde birkaç aya kadar o da çıkar.

İran’daki devrim muhafızlarının komutanlarından bu ordunun milis kuvvetlerinin sorumlusu olan General Muhammed Rıza Nakdi. Putin’in, Allah’ın ismini anmasının Putin’in İran’dan etkilenip Allah ile tanıştığına bağlıyor. “Kızıl Sarayı, Allah kelimesiyle tanıştırdık” dedi. İran’ın Kirmanşah Kenti’nde konuşan General Nakdi “Kızıl Saray, bir zaman kafirliğin merkeziydi ama bugün Müslümanların vahdeti sayesinde onlar Rusya cumhurbaşkanının dilinden Allah ile tanışıyorlar” dedi. Bundan önce de İran’ın resmi haber ajansları, Putin’in İran’ın Şii lideri Hamaney’i gördüğünde, Hz. İsa (a.s)’ın tecellisini onda gördüğünü söylediğini iddia etmişlerdi. Tabii bu İran’ın Şiiliğin güzel yönü. Şiilikte hakikaten Sünniliğe nazaran daha büyük bir heyecan vardır. Bir iman heyecanı, iman coşkusu daha güçlüdür. Sünnilik daha sakindir fakat iyidir yani Sünniliğin de dine titizliği güzeldir. Fakat ne hikmetse 12 İmam ve Hz. Mehdi (a.s) konusuna Sünnilik daha kapalıdır daha çekingendir. Son zamanlarda zaten tamamen kapandılar, tamamen içe çekildiler. Ama Şia’da, Mehdilik daha da coştu daha açık hale geldi. Yani eskiden olan Hz. Mehdi (a.s) sevgisi, Hz. Mehdi (a.s) heyecanı şu an Şiilerde hat safhaya ulaştı. Hepsinde çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiği inancı var. Mehdiliğin bereketinden aslında İran istifade ediyor. Akıllı hareket ettiler. Çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ı seveni Allah sever. Mehdiyet’e bağlananı Allah mutlu eder, Mehdiyet’te bereket vardır. Mehdiyet’e tavır alanları, Allah helak ediyor görüyorsunuz. Kavimlerini topluluklarını mahvuperişan ediyor Allah. Mehdi toplulukları, Hz. Mehdi (a.s)’a muhabbet duyan insanlar yanlış yolda dahi olsalar, Allah onlara yardım ediyor. Çünkü onlar zaten söylüyor “biz yanlış yoldayız, doğru bizi Hz. Mehdi (a.s) kurtaracak” diyorlar. Bu dürüstçe bir yaklaşım. O yüzden İran’ı tebrik ediyorum, Mehdiyet’e olan sevgilerinden, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili rivayetleri saklamadaki titizliklerinden dolayı bütün Şia’yı Şiileri tebrik ediyorum. Gece-gündüz okuduğumuz hadisler tam mutabık. Hz. Ali (k.v)’den gelen ve alenen mucize olan hadisler, hep Şia’dan geliyor. Ehli Sünnet kaynaklarında bunları bulamazsın. Mesela Amerika’yı Hz. Ali (k.v), o kadar net anlatıyor ki. “50 ayrı parçadan oluşacak” diyor, açıkça söylüyor. Her şeyini söylüyor, bayrağını, yapısını, nasıl faaliyet göstereceğini, Musevilerin etken olacağını “Amerik” diyor direkt “Amerik diyarı” diyor. “Demir havada uçacak” diyor “demir demirin üstünde gidecek” diyor, tirene işaret ediyor. Bak Putin’i nasıl açık açık anlatmış. “Sarışın” diyor, “sinirli olacak” diyor, “sırtı uzun olacak bacakları kısa olacak” diyor. Ve bütün yapacağı izahatı anlatıyor Putin’in. “Türki devletlere hakim olacak” diyor. Hakikaten de onun kontrolünde şu an. Şia o yönüyle güzeldir. Şiiliğe karşı Sünnilerin bir kısmı gece-gündüz aleyhte propaganda yapar ama Şia’nın iman coşkusu muhteşemdir. Hz. Mehdi (a.s) sevgisi muhteşemdir. Hz. İsa Mesih (a.s)’a olan sevgileri muhteşemdir yani çılgınca bir sevgi vardır. Mesela bak “Amerik diyarı fitneyi tamamlayacaktır” diyor. Yani fitne çıkaracak orası diyor. “Bolluk ve nimetler aratacak Amerik diyarında” diyor. Hakikaten dünyanın en zengin ülkesi. “İblis şehirlerinde ve yollarında yürüyecek” diyor Amerika’nın, Amerik diyarının. “Şeytanın dini onların arasından çıkacaktır” diyor. Hakikaten dünyadaki her türlü zulmün kaynağı Amerikan derin devletinden çıkıyor. “Rahatlıkta boğulacaklar” diyor o da doğru. “Kibir ve dünya hayatına susuzluk, arzular hakim olacak” diyor, bu da doğru. “İlimleriyle mutlu olacaklar” diyor. Hakikaten dünyada bilimin en çok geliştiği yer. “Onlar dünyanın sonlarındaki yöneticilerdir” diyor. Hakikaten dünyayı şu an onlar yönetiyorlar. “Onlar orada gerçekleşen her şeyi bilirler” diyor. Hakikaten FBI-CIA’nın haber alma sistemi dehşet. Görüyor musun, Hz. Ali 1400 yıl önce söylediği. “onların bulutların arakasını gözleyecek gözleri olacak” diyor. Radarla her türlü sistemle bulutların arkasında uçakla her şeyi tespit edebiliyorlar. Roketle tespit ediyorlar. “Denizlerde bayraklar gibi olacaklar” diyor. Denizlerde çok fazla filoları var. “Gemilerinde toz şeklinde ateşi sakladıkları bir şeyleri olacak” diyor. Barut yani. “Ateşi sakladıkları toz şeklinde bir şey olacak” diyor gemilerinde. Barut, mermiler onlara dikkat çekiyor. “Mehdi bulutların üzerinden Amerik diyarına inecektir” diyor uçakla.

Evet, birileri bana bir şeyler anlatsın.

BÜLENT SESZGİN: “Başbakanla söyleşi” isimli televizyon programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Medvedev, hükümetin 2015 yılı icraatlarını değerlendirdi. “Türkiye’nin Rus uçağını düşürerek uluslararası hukukun tüm kurallarını ihlal etiğini ve savaş durumu yarattığını” vurgulayan Medvedev, “Rusya’nın Türkiye’ye simetrik yanıt vermemeyi seçtiğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Simetrik yanıt. Hukuk açısından Türkiye haklı ama hukuk illa kullanılacak diye bir şey yok. Hukuk bizi elastiki bıraktıysa, uçak illaki düşürülsün demiyor ki hukuk. İsterseniz düşürebilirsiniz diyor. Milliyeti her ne olursa olsun, uçak uyarılır. Ama daha önce uçak düşürdükleri için herhalde bir daha düşürürüz ne olacak falan diye düşünmüş olabilirler. Mama bence hakikaten milliyetini bilmiyor olabilirler. Bence o doğru.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce ihlallerle ilgili olarak “Putin şahsen Erdoğan’dan özür diledi” diye söylemişti Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “3 Kasım’da uçaklarımız Suriye topraklarında operasyon yaptığı sırada gerçekten de bir jetimiz birkaç saniye Türk hava sahasında bulundu. Türkler bize protesto gönderdi biz özür diledik. Putin şahsen Erdoğan’la görüştü. Bu kesinlikle o kadar ciddi ihlal değildi, Türkler de bunu biliyordu. Bu şu anlama geliyor; biz Türklere karşı herhangi bir düşmanlık davranışları planlamıyorduk.”

ADNAN OKTAR: Ama Tayip Hoca o ara bir mahcup oldu ben biliyorum. Onun utanmasından ben de utandım, yani çok zor durumda kaldı. Şimdi Tayyip Hoca biraz gururlu bir delikanlı. Bir uyardılar bir daha oldu, çok utandı Tayyip Hoca. “Artık ben bir şey demiyorum, cevap vermeyeceğim, konuşmayacağım” dedi “darıldım, dargınım ben” dedi. Bunun üstüne bir daha alay eder gibi olunca, herhalde ağırına gitti anladığım kadarıyla. Ama her halükarda yine olmaması gerekirdi. Benim vicdani kanaatime göre ben olsam o uçağı vurmam. Çünkü hukuk beni mecbur etmiyor ki serbest bırakmış. Ama Rusya’nın konuyu genişletmesi, konuyu daha da derinleştirmesi iki ülkenin de menfaatine değil. İki tarafta da sıkıntı meydana geldi. Bu belli ki bir süre sonra çözülecek, bu sıkıntıyı niye çekiyoruz şu an? On yıl sonra bu olacak mı? Olamayacak. Beş yıl sonra olacak mı? Olmayacak. Şu andan itibaren durduralım. Aslında Putin’e bir mektup yazalım Türk halkı adına bu konuyu durdursun bu gereksiz, çok gereksiz bir sıkıntı oldu. Çünkü biz Rusları seviyoruz, halka yazık oluyor. Rus arkadaşlarımız var, dostlarımız var herkes tedirgin buna gerek yok. Ha nasıl telafi edilebilir? Üzüntüsünü tekrar belirtebilir Tayyip Hoca. Üzüntüsünü hem başbakan hem cumhurbaşkanı ayrı ayrı belirtebilirler. Tabii bunlar hep milli gururla ilgili oluyor, milli gururun sarsılmasıyla ilgili oluyor. Mesela “sırtımdan vuruldum” diyor. Hakikaten Türkiye’ye güveniyordu Putin. Çok iyi bir jest yapabilir Türkiye Rusya’ya, çok rahatlatacak bir jest yapabilir. Onu onlar söylesinler, biz de yapalım. Milli gurularını dengeleyecek, rahatlatacak bir jest yapabiliriz.

“Sonuç her ne çıkarsa çıksın” diyor kara kutuyla ilgili olarak “Türkiye’ye tavrımız değişmeyecek” diyor Putin. Ama tabii o a çok kabadayı delikanlı bir insan. Şimdi iki delikanlı karşı karşıya geldi. Bu çok tehlikeli bir mahalle kavgasına dönüşebilir. İki delikanlıyı da barıştırmak gerekiyor. Putin direkt kabadayı, Tayyip Hoca’ya da şimdi kabadayı dersek biraz rencide olabilir ama kabadayılık güzel bir şey. Ama delikanlı diyelim şimdilik. Bir delikanlı raconu kesilmesi gerekiyor. Nasıl yatıştırabiliriz bir düşünelim. Rusya,’ya iyi bir jest, rahatlatacak bir jest olabilir. Yahut Rus halkına bir jest yapılması lazım. Hakikaten bu milli guru bir konudur yani. İnsanlar için azap veren bir konu. Ben hakikaten hava ihlallerinde Tayyip Hoca’nın üzüldüğünü gördüm, bak yeminle söylüyorum çok rahatsız oldum. Çünkü acı çektiğini anladım. Çünkü “darıldım” diyor artık baya sıkılmış “darıldım ben bir şey söylemeyeceğim artık” dedi.

BÜLENT SEZGİN: Putin’in bir açıklaması vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Umarım terörle mücadelede nükleer silahlara asla ihtiyaç duymayız.”

ADNAN OKTAR: Bunalırsak, onu da yaparıza getiriyor herhalde.

“Kızım lisede arkadaşlarına tebliğ yapmış. Ve ne kadar bağnazlar” diyor, “ayet okuyorum uydurma hadislerle bana cevap verdiler” diyor. Aynı Adnan Hocam gibi konuştum şaşırdım. Ben nasıl böyle güzel konuşuyorum dedim. Ama beni çok sinirlendirdiler. Dört beş defa anlattım, anlamıyorlar. Yinede söylediklerim kafalarında soru işaretleri yarattı. Araştırıp geliyorlar. Ben de anne senden ve Adnan Hocamız’dan öğrendiğimizi anlatıyorum. Ben de devam et kızım dedim. Dualarınızla” diyor, Emine Hanım. Bağnaza bir şey anlatmak çok zordur. Rahmetli Atatürk’ün en güzel yönlerinden biri odur. Tertemiz boş kağıt gibi gençler yetiştirdi. İslam’ı anlatmak çok kolay oluyor. Bağnaza anlatamazsın, bağnaz artık bitmiş oluyor, ağır yaralanmış oluyor. Onu tedavi etmek çok zor.

IŞİD’e atom bombası etki etmez. Orada halkı yok edersin. IŞİD, bütün araziye yayılmış vaziyette ve dünyanın her yerine yayışmış vaziyetteler. Sanki sadece ırak’ta veya Suriye’deymiş gibi düşünmek yanlış. Oraya atom bombası atıldığında Suriye’ye yahut ırak’a o ülkeler zaten tamamı kökten yok olur, yani kurtarılacak bir vatan kalmaz, kurtarılacak bir toprak kalmamış oluyor tamamen bitmiş olur.

“Biz İran’dan alırız gazı” dediler. Hemen İran yarı yarıya azalttı. Şimdi diyor ki Kazakistan’dan alırız. Kazakistan’a da müdahale edecek Rusya. Böyle alın kaşır gibi bir üslup olmaz, bağıra çağıra yapılmaz. Biz çare buluruz falan. Öyle olmaz, sessiz sakince yapmak lazım. Mesela Azerbaycan’a gittiler hemen gaz almak için, adamlar onların gaz tesisini havaya uçurdu sabotaj yapıldı hemen. Onların özel dili o. Baya çekindi Azerbaycan da.

Gaşiye Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. 21, 22, 23, 24. “Artık sen öğüt verip-hatırlat!” Öğüt vermek hatırlatmak, Müslüman öğüt verildiğinde memnun olacak fenalık geçirmeyecek, hatırlatıldığında fenalık geçirmeyecek, bu şeytandan. Namazdan nasıl rahatsız olur şeytan, nasıl Allah’ı anmaktan rahatsız olursa, öğüt vermekten rahatsız olmak da, ahlaksızlıktır. Hatırlatmadan rahatsız olmak, ahlaksızlıktır.

“Sen ancak bir öğüt verici ve hatırlatıcısın.” Peygamberi (s.a.v) öğüt veriyor, hatırlatıyor. Yani şöyle bir hüküm vardı hatırla diyor, şöyle bir konu vardı, hatırla yap diyor. Ama öğüt veriyor mesela “bak bu yaptığın yanlış, şu yaptığın doğru.” Bundan daralıyorsa adam, şeytana yakayı kaptırmış demektir.

GÖKALP BARLAN: Bir ayetinde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Nefislerine karşı etkileyici siz söyle” diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Etkileyici söz söyleyince hopluyorsa adam, şeytan ona düğüm attı demektir. Şeytandan Allah’a sığınacak.

“Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.” Yani döverek, söverek, işkence yaparak, canını yakarak, öldürerek, asarak, keserek bir tavrın olamaz diyor Cenab-ı Allah. Var ya doğruyorlar Müslümanları, bu olmaz diyor Allah. “Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.”

“Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse” şimdi bunu anlatınca, tabii adam yüz çeviriyor, küstahlaşıyor tersleşiyor, ahlaksılaşıyor, ağzını bozuyor yahut küsüp-darılıyor yahut öfkeleniyor. İşte bu yüz çevirmenin anlamı budur. “Ve inkar ederse” kabul etmiyor, açık hüküm belli inkar ediyor.

“Allah onu en büyük azaba uğratır.” Allah tehdit diyor. Tabii Allah’tan korkuyorsa, Allah’ta korkmuyorsa, devam eder.

Kafirun Suresi, 6 ayet. 1. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Deki ey kafirler” yani İslam’ı kabul etmeyenler. “Ben sizin taptıklarınıza tapmam” ben sizin inancınızda değilim.

“Ben sizin taptıklarınıza tapmam.”(Kafirun Suresi, 2) Ben sizin inancınızda değilim. “Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz.” (Kafirun Suresi, 3) Yani sizde benim dinime inanmıyorsunuz. “Bende sizin taptıklarınıza tapacak değilim.” (Kafirun Suresi, 4) Yani ne Darwinist olurum, ne materyalist olurum, ne ateist olurum. Değil mi? Ne başka bir dine girerim, ne putperest olmam. “Sizde benim taptığıma tapacak değilsiniz.” (Kafirun Suresi, 5) Allah’a tapmıyor olabilirsiniz diyor. O halde “Sizin dininiz size benim dinim de bana.” (Kafirun Suresi, 6) Ben karışmam diyor sizin dininize. Sizde benim dinime karışmayın. Nerede burada zorlama? Yok. Bakara Suresi, 256 “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.” Kesin. “Şüphesiz, doğruluk (rüşt)” samimi olarak doğru bilinen her şey, “sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.” Çok net ayrılmıştır. “Artık kim tağutu tanımayıp” deccaliyeti tanımayıp “Allah’a inanırsa” yani Darwinizmi Materyalizmi tanımayıp Allah’a inanırsa, “o sapasağlam bir kulpa yapışmıştır;” Kopmaz koparılmaz Hablullah’ul Metin Allah’ın kopmaz koparılmaz ipi, Uhretul vuska, “bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.” (Bakara Suresi, 256) Çok sağlam bir yol. Kehf Suresi, 29 “Ve deki:” şeytandan Allah’a sığınırım “Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin” ama dileyen zorlama yok. Dileyen, isteyen iman etsin, “dileyen de inkar etsin.” Serbest. Nerede burada baskı? “Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.” Cezayı Ben veririm diyor Allah, siz veremezsiniz diyor. “Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.” (Kehf Suresi, 29) Canı yandığında, daha kötü canını yakacak bir olay meydana geliyor, yani canı yandığında kurtulmak için yalvardığında, daha canını yakacak bir şeyle karşılık veririm diyor Allah.

Yunus Suresi, 108 şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: "Ey insanlar, şüphesiz size Rabbinizden hak gelmiştir.” Kuran. “Kim hidayet bulursa” iman ederse, “o ancak kendi nefsi için hidayet bulmuştur. Kim saparsa, o da, kendi aleyhine sapmıştır. Ben sizin üzerinizde bir vekil değilim." (Yunus Suresi, 108) Yani isteyen sapar, isteyen hidayet bulur.

Al-i İmran Suresi, 20 şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki:” bak çekişip tartışıyorlar. Var ya arsız mahalle kadınları vardır, sürekli laf sokar, zırvalar, demediğini dedin der yahut kendi kafasına göre bir şey çıkartır yahut lafı değiştirir yahut sözü bambaşka hale getirir, hani diyor ya “dillerini evirip çevirirler.” Değil mi? Kuran’da bu lafı çevirmek işte, lafı çevirmek için ya eksiltme yapıyor, ya artırma yapıyor, ya ilave yapıyor demediğin halde veyahut çıkarıyor senin birkaç sözünü o zaman çekişip tartışma için malzemeyi bulmuş oluyor. Çekişip tartışma başka türlü yapılmaz zaten. “Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim.” Yani samimi Müslümanlarla beraber kendimi Allah’a teslim ettim. “Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki:” kitap verilenler Musevi ve Hristiyanlara de ki "Siz de teslim oldunuz mu?" “Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir.” (Al-i İmran Suresi, 20) Gidip Hristiyanları, Musevileri doğramak değil. “Allah, kulları hakkıyla görendir.” Ben görüyorum zaten diyor Allah.

Abese Suresi, 12, şeytandan Allah’a sığınırım. “Hayır; çünkü o (Kur'an), bir öğüttür.” (Abese Suresi, 11) Diyor Cenab-ı Allah. Öğüt, öğüte karşı şeytan ruhlu insanlar çok şiddetli direnirler, öğütten hiç hoşlanmazlar. Aman aman derler bana hiçbir şey anlatma. Sıkılıyorum daralıyorum, küfürde çok yaygındır bu. “Artık dileyen” bak dileyen diyor Cenab-ı Allah, “onu 'düşünüp-öğüt alsın.'” (Abese Suresi, 12) Dileyen, dilemeyen de öğüt almasın. Dileyen diyor burada özgürlük, fikir üzerine bir baskı olmadığını görüyoruz.

Kaf Suresi, 45 “Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz.” Yani pislik, ahlaksızlık, iftira, kavgacılık, laf sokmak, lafı değiştirmek, ilave yapmak, çıkarma yapmak, küfrün ana özelliğidir. Bazen bu Müslümanlarda da olur, bu bir ahlaksızlık çeşididir. “Sen onların üzerinde bir zorba değilsin” diyor Cenab-ı Allah. Yani döverek, söverek, keserek, öldürerek kabul ettirmek durumunda değilsin. “Şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.” Hadisle değil, Buhari şerifle değil, fıkıh kitabıyla değil bak “Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver” diyor Allah. Yok diyor adam, ben hadis kitabıyla vereceğim. Allah Kuran’la diyor niye anlamazdan geliyorsun?

Nahl Suresi, 90 “Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır.” (Nahl Suresi, 90) Müslümanlıkta dehşet, şiddet yok, zorbalık yok. Leyl Suresi 12 şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz, Bize ait olan, yol göstermektir.” (Leyl Suresi 12) Sadece yol gösteriyorsun o kadar. Neml Suresi, 92 şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım."( Neml Suresi, 92) O kadar baskı yok. Ama “ve Kuran’ı okumakla da emrolundum” yani Buhariyi Şerifi yahut Müslimi Şerifi değil.

Yunus Suresi 99 şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü, topluca iman ederdi.” Gayette kolay Allah için. “Öyleyse, onlar mü'min oluncaya kadar, insanları sen mi zorlayacaksın?”( Yunus Suresi 99) Zorlama yok. Yani keserek, döverek diyor ya “ben keserek, döverek, biçerek hallederim” öyle bir şey yok yasak. Rad Suresi, 40. Kasas Suresi, 55 şeytandan Allah’a sığınırım “'Boş ve yararsız olan sözü' işittikleri zaman ondan yüz çevirirler.” Yani zırvaladığı vakit adam, oturup onu dinlemeye gerek yok. Abuk, sabuk dinden uzak zırva lafları dinlemeyin anlamına geliyor. “Ve: "Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun” kötü bir şey demiyorsun bak, “size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz" derler.” (Kasas Suresi, 55) Yani biz Darwinizmi, Materyalizmi benimsemeyiz, kabul etmeyiz. Ama selam ediyor yine de. Hani diyorlar ya ‘böyle adamlara selam verilmez.’ Kuran onu reddediyor. Yanlış yolda da olsa, selam verin diyor. Adam “sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun” adam yanlış yolda ama ona da selam ediyor. Nahl Suresi, 125 “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır” bak “Rabbin yoluna hikmetle” kısa ve özlü sözlere zekice, akıllıca ve güzel öğütle. Yani etkileyici öğütle, ama adam öğütten rahatsız oluyorsa bu şeytani bir rahatsızlıktır-ki, küfürde öğüt, zehir etkisi yapar. Diyor ya “sizden yaban eşekleri gibi kaçtıklarını görüsünüz.” “Aslandan korkmuş yaban eşeği gibidirler” diyor. “Yeni bir Sure indiğinde, bu onların nefretini artırır” diyor. Yani öğüt dinlemek istemiyorlar.

GÖKALP BARLAN: “Senin onları çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi” diye belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ağır, sıkılıyor. Yani hakaret gibi geliyor. Sadece onun dediğini kabul edeceksin onların düşüncesine göre. Yani hayır, Kuran yolunu benimsemezler.

Araf Suresi 79’da şeytandan Allah’a sığınırım. “O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, Andolsun size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim.” Yani pislik yapmayın, terslik yapmayın, rahatsız edici olmayın, insanları üzmeyin, kötülük yapmayın, yalan söylemeyin, dalavere yapmayın. “Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz." ( Araf Suresi, 79) rahatsız oluyor, afakanlar basıyor, fenalık geçiriyor. Ayette diyor bak “siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz” öğüt verdimi deliriyor. Öğüt verdiğinde deliriyorsa bir adam, bu küfür alametidir. Şeytana yakayı kaptırdı demektir. Öğüt vereni severek dinlemesi lazım eğer normal bir Müslüman’sa. Ama şeytana yakayı kaptırdıysa öğüt verenden yaban eşeği gibi kaçar. Yaban eşeği anırarak açar biliyorsunuz. Ona özellikle benzetmiş Cenab-ı Allah. Çok inatçıdır yaban eşeği öyle çevirmek falan mümkün olmaz. Azgın bir inadı vardır, hayvani bir inadı vardır laf söz dinletemezsin. “Aslandan ürkmüş yaban eşeği gibi kaçarlar” diyor.

Müddesir Suresi, 49- 51 Şeytandan Allah’a sığınırım. “Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki, öğütten yüz çevirip duruyorlar?” (Müddesir Suresi, 49) “Sanki onlar” bak öğüten yüz çeviriyor, öğütten rahatsız oluyor bu çok önemlidir. Bu Müslümanlar arasında da yaygındır. Öğüt aldığında adam delirir, tansiyonu çıkıyor, boğulacak gibi oluyor, aklını kaybediyor. Şeytanın etkisiyle. Onun neden olduğunu bilmiyorum ama küfür alametidir. Şeytani bir özelliktir. Müddesir Suresi, 49- 51 “Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar? (Müddesir Suresi, 49) “Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler.” (Müddesir Suresi, 51) Aslandan korkup kaçmışlar. Yani öyle bir dehşete kapılıyor ki öğüt verdiğinde hayvan özellikleri göstertiyor. Mesela hayvan ne yapıyor? Vahşileşiyor. O da vahşileşiyor. Ve delicesine kaçma arzusu meydana geliyor. Müslümanlarla birlikte olmak istemiyor, Müslümanlarla konuşmak istemiyor. Uzak durmak istiyor. Ne yapar eşek? Çok inatçıdır yaban eşeği, onu geri çevirmek mümkün değildir. Sesi de çok iğrençtir. Çok pis anırır böyle, anırmak tarzında. Vahşiyane, o da böyle anırma tarzında anırma benzeri sesler çıkaracağına işaret ediyor. Değil mi? Bağırır, çağırır, kavga eder. Laf söyletmez küfür kendine. Müslüman bu belanın içine düşmeyecek.

Â’lâ Suresi, 10- 11 şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah'tan 'İçi titreyerek korkan' öğüt alır-düşünür.” (Ala Suresi, 10) Öğüt aldığında, Allah’tan korkuyor ya hoşuna gidiyor o öğüdü alıyor, hiç rahatsız olmuyor. Seve seve alıyor ve düşünüyor ve düşündüğü içinde iyice özümseyip kendine faydalı bilgiye çeviriyor onu. “'Mutsuz-bedbaht' olan ondan kaçınır.” ( Ala Suresi, 11) Ama şeytana yakayı kaptırmış olan mutsuz, mutsuz ne yapar bedbaht? Üzülür, ağlar, içine kapanır, kavgacı olur, tartışmacı olur, karamsardır, geleceğini kötü görür. Ayette onun için bak “'mutsuz-bedbaht' olan” yani içine kapanmış, şizofren ruha girmiş bir insan tasviri olarak Kuran açıklıyor. “Ondan kaçınır” diyor, yani verilen bilgiden kaçar, istemez bunu. Ama mutsuz ve bedbaht olacağını söylüyor Allah. Öğüte karşı tepkisi bu.

Rus derin devleti, her zaman bir savaş nedeni ortaya atıyor. Önce Çeçen teröristler buldu, Çeçenistan’da savaş çıkarttı, halk mahvoldu. Ve Çeçenistan işgal edildi. Ardından Sumgayıt’ta, Ermenileri kestiler yalanını uydurdu. Derin devlet bunu yaptı sonrada bu yalanı yaydı. Yani Azeriler yaptı gibi bir yalan uydurdu. Karabağ’ı işgal etti Hocalı’da katliam yaptı. Rus derin devleti. Sonra Transtiryende bir Romanya kabusu oluşturdu, Moldova’yı bölmeye kalkıştı, bölgeyi işgal etti. Sonra Abhazya’da ve Güney Osetya’da ‘Gürcü faşistler’ diye bir iddia ortaya attı Gürcistan’a saldırdılar, topaklarını işgal ettiler. En sonda Ukrayna’da Ukraynalı faşistler iddiasın ortaya attı. Kırım’ı işgal etti, Donvas’a saldırdı. Bu Rusya’yı yalnızlaştırır, bu tip bir politika. Derin devletin bu acımasızlığı, oradaki halkları mutlu etmiyor. Halk korku içinde ve nefret içinde yaşıyor. Sevgi olmadıktan sonra sen işgal etsen ne olur, etmesen ne olur? Muhabbet olmadıktan sonra, dostluk olmadıktan sonra. İnsanların sevgisini kazanmak lazım. Putin’i de yalnız görüyorlar. Şu anda da onu ezmeye hazırlanıyorlar, Putin’i ezmeye çalışıyorlar. Allah esirgesin yakında ona da bir suikast düzenleyebilirler. Rus derin devleti biraz acımasız bir yapı. Onun için Putin’i de koruyan bir refleksin geliştirilmesi gerekiyor. Karşı tarafı ezmek için hep terörist suçlaması yapılıyor. Tayyip Hoca’ya da hemen “teröristi destekledi, IŞİD’i destekledi.” Alenen yalan. İŞİD, Tayyip Hoca’dan nefret ediyor. Akıl almaz hakaret ediyorlar ve tağut olarak görüyorlar. İŞİD ile ne işi var Tayyip Hoca’nın. Yani tamamen zıtlar. Ama ona karşı bir tavır koymak için, İŞİD ile ittifak ediyor yalanını ortaya atıyorlar.

Şimdi Karadağ’da NATO’ya girmek istiyor, oraya da bir iş yapabilir Rus derin devleti. Ama NATO da biraz gevşek davranıyor. Hâlbuki çok acil davranabilir. Mesela direkt Karadağ’ı hemen alabilir, NATO’nun koruyuculuğu içerisine. Sallayıp silkeleyip iki saat düşünüyor, o düşünürken de o hemen kapıyor, Rus derin devleti. Halbuki bekletmesi yanlış.

Bilal Erdoğan’ın Fatih’te bir ciğercide fotoğrafı varmış. Ciğercinin sahipleri sakallı ve şalvarlıymış. Ne olmuş sakallı şalvarlı? Bizin vatandaşlarımızın büyük bölümü sakallı ve şalvarlı. Ciğerci sakallı ve şalvarlı, lahmacuncular da olur, dönerciler de var sakallı şalvarlı. Özellikle İstanbul’da Mahmut Hoca cemaatine mensup oluyorlar. Nakşibendi, Kadiriler, hep sakallı şalvarlıdır. Bu aleyhte kullanılacak bir delil değil, çok çirkin bu.

Maide Suresi 80’de Cenab-ı Allah “Onlardan çoğunu inkâra sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün.” İnternetten, Facebook’tan falan ahbap oluyor ama kalbi de onlarla ahbap. Yani işin acı yanı şahsı ile değil de, kültürü ile de ahbap. Hayran yani küfre.

“Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötü” diyor Cenab-ı Allah. Nefisleri hep azgınlığı ve tersliği öğretiyor ya, Allah ne kötü diyor nefislerinin onlara sunduğu şey.

“Allah, onları gazaplandı ve onlar azapta ebedi kalacaklardır.” Allah’ın şiddetli bir tehdidi bu.

Zariyat Suresi 55’te Cenab-ı Allah diyor ki “Sen öğüt ver hatırlat.” Hatırlatma da çok can yakar küfür ruhlu insanlara. Öğüt de delirtir. Tam yaban eşeği gibi çıldırtır.

Şeytandan Allaha sığınırım. “Sen öğüt ver hatırlat. Çünkü gerçekten öğüt ve hatırlatma müminlere yarar sağlar” diyor. Müminin hoşuna gidiyor. Müminde ferahlık veriyor. Mümin aç zaten öğüt ve hatırlatmaya. Ama küfürde, küfür ruhunda şeytana yakayı kaptırmış olanlarda yani hayret edecek şekilde azap meydana getiriyor. Yani insan şok oluyor. Yani etini koparmışsın gibi, canını yakıyormuşsun gibi.

Ama Kadirov’dan ses çıkmıyor olması biraz acayip. Bak ben söyledim daha iki üç gün önce. Ona da dedim bak sana suikast yapabilirler dedim. Bak Putin’e de suikast yapabilirler. Yani Rus derin devleti pek hoşlanmadı ondan açıkça söyleyeyim. Yani o baya faydalı olabilecek bir adam ama onu da harcayacaklar gibi görünüyor.

Cenab-ı Allah, Ali İmran Suresi 104’te “ Sizden hayra çağıran, iyiliği marufu emreden ve kötülükten münkerden sakındıran bir topluluk bulunsun, kurtuluşa erenler işte bunlardır” diyor. Ama küfür bunu duyduğunda delirir. Küfür ruhlu olan insan da delirir. Bak diyor ki Cenab-ı Allah “Hayra çağıran, iyiliği marufu emreden” mesela bak şu kötü şu doğru, şu kötü şu doğru, anlatıyor. İnsan kendi kendine göremez. “Ve kötülükte münkerden sakındıran” pis olan, ahlaksızca olan her şeyden sakındıran “bir topluluk bulunsun kurtuluşa erenler işte bunlardır.” Bu Allah’ın emri, bir insan kendine tebliğ yaptırmıyorsa, kendine laf söyletmiyorsa, hayra çağırtmıyorsa, marufu emrettirmiyorsa, kötülükten sakındıran insana karşı çirkefleşiyorsa bu Müslüman tavrı değildir. Bu şeytanın tavrıdır. Bu o kadar yaygın ki benim çok dikkatimi çekti. Ufacık bir eleştiriye küfrün tahammülü yok. Ufacık yani kaşının üstünde gözün var, gözünün üstünde kaşın var diyemiyorsun. O yüzden birbirlerine tek kelime söylemiyorlar. Ve acayip yani ben bu belayı yeni gördüm. Yani yeni dikkatimi çekti. Akıl almaz bir felaket bu. Kimse kimseye tek kelime söylemiyor birçok yerde. Hiçbir şekilde bir şey söylenmiyor. Cinnet geçiriyor adam bana nasıl böyle söylersin. Kardeşim hayrına söylüyor. Daha ne istiyorsun. Ayna gibi işte dışarıdan biri seni eleştiriyorsa daha ne istiyorsun elini öp yani.

Bakara Suresi (6-7), Şeytandan Allaha sığınırım “Şüphesiz inkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da, onlar için fark etmez inanmazlar.” Bak inkâr edenler ama ne yapıyorsun? Uyarıyorsun. Uyarma delilik etkisi yapar. Küfür kafasında olanlara. “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir” dinlemez anlatamaz kulakları mühürlü.” Gözlerinin üzerinde perdeler vardır ve büyük azap onlaradır” diyor Cenab-ı Allah, Bakara Suresi 6-7’de.

Sevda Karabacak; “Hocamızı çok seviyoruz biz de Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olmak istiyoruz.” Ben Hz. Mehdi (a.s)’a talebeyim, siz de talebesiniz. Yani talebe olmak istiyoruz denmez ki. Bak ben durduk yere kendimi talebe ilan ettim Hz. Mehdi (a.s)’a. Siz de Hz. Mehdi (a.s)’a talebe ilan edin, konu biter.

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey, başka bir ayette Yüce Rabbim şöyle buyuruyordu, Kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım “Onlara Allah’ın ayetlerini hatırlatmak istediğinde, onun üzerinde körler ve sağırlar olarak kalmadılar mı?”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Körler ve sağırlar anlamazdan gelmeyecekler evet.

BÜLENT SEZGİN: Allah bir ayette şöyle buyuruyor, şeytandan Allaha sığınırım “Sen ancak zikre uyan, Kurana uyan ve gayb ile Rahman’a karşı içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın.”

ADNAN OKTAR: Allah’tan korkanı zaten uyarmak çok kolay. Allahtan korkmayanı uyarmak çok zor. Korkmuyor Allah’tan, o zaman çirkefleşir ve saldırganlaşır, vahşileşir. Bana mesela birçok kardeşimiz yazıyor, “ben İslam’ı anlatıyorum, Kuran’ı anlatıyorum adam hiç dinlemiyor, alay ediyor” diyor, ters konuşuyorlar. Allah’tan korkmuyor da onun için. Allahtan korkan, severek öğüt alır ve dinler. Ama bu yani bir kişi, iki kişi olan değil, yani milyonlarca insanın hasta olduğu bir konudur bu. Bu gizli bir derttir gizli bir beladır. Yerlere yatıyor adam eleştiri aldım diye, eleştirildi diye, bir şey tavsiye edildi diye, bir yanlışı söylendi diye günlerce kendine gelemiyor. Kardeşim senin üstündeki kir gidiyor, manevi kir gidiyor. Adam sana emek veriyor Allah rızası için. Sussan kötü olur. Sana hatırlatan, sana doğruyu gösteren çok doğru yoldadır. Sen sarıl ona, mutlu ol, sen sevin, Allah razı olsun de. Üstünden bir uru alıyor, bir pisliği, hastalığı alıyor. Seni temizliyor daha ne istiyorsun?

Bu ciğerciye gidin yarın resim de çektirin, ciğer de alın ekmek arası, selam da söyleyin, helal olsun. Bilal de yine gitsin, yine yesin. Çok gıcık adamlar, ne kadar ayıp. Yani o insanlara "IŞİD'ci, şu bu" falan diye iftira atmaları çok kızdırıcı.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, akşam namazından sonra devam edelim.

GÖKALP BARLAN: Yayınımıza kısa bir ara veriyoruz, akşam namazından sonra tekrar sizlerleyiz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü