Harun Yahya

Sohbetler (15 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde teröristler tarafından tuzaklanan el yapımı bomba zırhlı polis aracının geçişi sırasında patladı. Saldırıda 3 polisimiz şehit oldu, 2 polisimiz de ağır yaralandı.

ADNAN OKTAR: İşte çok fazla polis-asker olursa, bombanın konması tespit edilebilir. Ama öbür türlü bu olayların önü arkası kesilmez. Bir de her yerde arama yapılması lazım. Mesela bak, PKK’ya karşı broşür dağıtanlara, bazı vatandaşlar ilginç tavır gösterebiliyorlar, bazı polis memurlarına. Ama bak burada polisin korunmasında bir lakaytlık olduğunu görüyoruz. Bölgede bomba ağırlıklı olarak çok kullanılıyorsa bombanın her yerde aranması olması lazım. Çünkü küçük bir şey değil bunlar, yani avuç kadar olan bir şey değil, büyük piknik tüpü ile falan yapılıyor kilolarca oluyor bulunamaması mümkün değil. Her yerde arama yapılması lazım yollarda güvenlik araması yapılması lazım. Her yer kamera ile donatılması lazım. Çok fazla izleyen göz olması gerekiyor hem polis hem asker. Nadir asker olursa nadir polis olursa bu tip olayların önü sonu gelmez. PKK bak mesela hiç çatışmaya girmeden sürekli asker-polis şehit ediyor ve kendilerini de muhafaza ediyorlar. Yurtdışına çıktı büyük bölümü, işte “biz PJAK’lı olduk, PYD ile olduk, PKK ile alakamız yok” dediler. Türkiye’ye geldiklerinde PKK’lı oluyorlar, yurt dışına çıktıklarında da YPG’li oluyorlar yahut PYD’li oluyorlar. Yani sınırdan girip çıkma ile ilgili bir şey. Kendilerince kurnazlık yapıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, PKK şiddetini gösteren bir videomuz vardı, Diyarbakır Cizre ve Silvan’da, gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Evet, görelim. Tamam da, burada polis-askere karşı öldürücü saldırı var, yakmaya çalışıyorlar. Ellerinde molotoflar var bu öldürmeye tam teşebbüstür. Gereğinin yapılması lazım böyle olmaz.

İngilizlerin ortaya çıkardığı Darwin. Darwin ne diyor; “doğal seleksiyona dayalı kavganın medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki bir kaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından işgal edildiğinde Avrupa milletlerine ne kadar büyük risk altında kalmıştı. Ama artık bugün Avrupa’nın Türkler tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğini baktığımda bu tür aşağı ırkların” Türkleri kastediyor “çoğunu medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine yani yok edileceğini görüyorum.” Yani İngilizlerin ortaya attığı bu düşüncenin ilk uygulaması olarak Türkleri yok etmeyi düşünüyor adam. “1880-1885 yılları arası İngiltere’nin başbakanlığını yürüten Gladstone Osmanlı’ya üslubu şöyle” Türklere karşı, “Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir.” Haşa bak “Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu’da yok etmeliyiz.” İşte PKK’nın şu an görevi bu. Onun için Duran Kalkan ne diyor “hepsini orta Asya’ya süreceğiz” diyor “yahut yok edeceğiz” diyor. Gladstone “Türklerle ilgili Bulgar türünü ve doğu sorunu” isimli bir broşür yayınlıyor. Bu da İngiliz.

Bu broşür de Osmanlı’yı alabildiğine kötülüyor. “Türkler için en iyi yol pılıpırtılarını toplayıp gitmeleridir” çağrısında bulunuyor. Orta Asya gitsinler diyor. Bu Türklerin Orta Asya'ya sürülmesi fikrini ortaya atan İngilizler. Yani Anadolu'dan çıkarılması fikrini ortaya atan İngilizler. Amerikan derin devleti, İngiliz derin devletin şu an bunu PKK ile yapmaya çalışıyor. Duran Kalkan da diyor “Orta Asya gidecekler” diyor. Yani akıl almaz bir Türk düşmanlığı adamların beynini oturmuş. Ama bu aklı onlara öğreten İngilizler, felsefesini ortaya koyan İngilizler. Osmanlının yıkılışını tanzim eden nerede İngilizlerdir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP, sokağa çıkma yasakları protesto etmek amacıyla meclis kurul toplantısını Diyarbakır’da gerçekleştirdi. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ; “hiçbir kanuna dayanmadan sokağa çıkma yasakları uygulanıyor. 82 darbe Anayasası’nda dahi kısmen tanınan kabul edilen bazı haklar ve alanlar bu siyasi iktidar tarafından tamamen ortadan kaldırıldı. Kürt halkının özel bir savaş ilan edildi” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Bunlar provoke edici bir üslup, doğru değil konuştukları samimiyetsiz. Türkiye’nin Güneydoğu’sunu PKK Türkiye’den almak istiyor, Türkiye’de can havliyle kendini savunuyor. Bir modern devletin kendini savunması meşru ve makul bir şey, bunda şaşılacak bir şey yok.

1880’lerde İngilizlerin Türk düşmanlığı Amerika'ya da sıçramış o zamanlar. Ama tabii öncelik yapan İngilizler. ABD’ye mensup Senatör Loch, tıpkı İngilizler gibi konuşuyor. Diyor ki: “İstanbul Türklerden tamamen alınmalı.” Bak işte istedikleri bu özerk bölgelerden birisi de İstanbul. “Marmara Bölgesi ayrılsın” diyorlar “onu Avrupa'ya alalım bir kere” diyorlar. Ne diyor adam burada: “İstanbul Türklerden tamamen alınmalı.” Bunu başkanlık sistemiyle elde edeceklerini düşünüyorlar. Yani özerk bölgeler federasyonlar oluşturup İstanbul’u ayırmayı düşünüyorlar. “Bir veba tohumu, savaşların yaratıcısı, komşular için bir hakaret olan Türküler Avrupa’dan sürülmelidir” diyor. Böyle amansız bir nefret içinde bir İngiliz anlayışı var. İngilizlerin devletinin kafası bu. Tehlikenin büyüklüğünü görmek lazım. Bu yapacakları melaneti uygulamak için de PKK’yı kullanıyorlar.

İngiltere Başbakanı Lord Salisbury 1911 tarihli gizli belgede, Türklerle ilgili şunları söylüyor: “Aynı maskara, Osmanlılık devam ediyor” diyor. “Fanatik cahil insanlar barbar millet kapitülasyonlar da kalkmasını istiyorlar. Türkler daima Türk kalacaktır. Hiçbir zaman Avrupalılaşmayacaklar” diyor. Onun için de Avrupa Birliğine almıyorlar biliyorsunuz. Ama işte biz bu oyunu kıralım. Türkiye’yi çok modern bir ülke haline getirelim. Çok Avrupai çok kaliteli bir hale getirelim. Bağnazlığı ortadan kaldıralım. Bağnazlık, İngiliz siyasetinin İngilizlerin devletinin politikası sonucu elde ediliyor. Bir ülkeyi yok etmek için bağnaz hale getirmek yeterli. Ondan sonra, o devlet zaten kendiliğinden yıkılıyor. Kadın düşmanlığı devreye giriyor, kadını zıtlığı meydana geliyor, sanat, bilim, estetik kalkıyor. Gelenekçi Ortodoks tutucu sistem hakim oluyor. Ve sonra da o devlet millet yıkılıyor. Yani bu bir İngiliz derin devletinin gizli siyasetidir. Bu siyaseti sanatla, bilimle, estetikle, güzellikle kaliteyle, Avrupai olmanın da üstünde, Avrupai olarak çok kaliteli olarak kırabiliriz.

İngiltere Fransa’yı kafaladı o zamanlar, zaten Fransa o kafadaydı. Rusya’yı da aralarında aldılar 1907 yılında bir araya gelerek, üçlü antantı kurdular. İngiltere’nin Osmanlı’yı parçalamak konusunda ilk adımlardan biri bu oldu. Yani Fransa’yı da yanına aldı, Rusya’yı da yanına aldı, Osmanlı yıkma projesini devreye soktu. O yüzden biz bu oyunu kökten kıralım; modernlikle, kaliteyle, klasla.

Savaş döneminde İngiliz Başbakanı olan Lloyd George meşhur Lloyd George “Arapça konuşan her yer Osmanlı İmparatorluğu’ndan alınmalı ve manda haline getirilmelidir” diyor. “Türkler Anadolu’nun büyük bir kısmına sahip olacaklar, fakat Avrupa’da hiçbir toprak sahibi olamayacaklardır. Türklere boğazlarda ve denizlerde hiçbir yer verilmeyecektir.” İşte kastettikleri, o. Ankara çevresinde Konya denizden uzak Karadeniz’i de almak istiyorlar, Antalya’yı da almak istiyorlar Akdeniz Bölgesi’ni de almak istiyorlar. İç Anadolu’da tutmayı düşünüyorlar Türkleri. Ama geçici olarak, sonra da baskı yapıp, orta Asya’ya sürmeyi düşünüyorlar. Bu bir İngiliz derin devletinin siyasetidir, yani Güneydoğu’yu PKK’ya vermek. Karadeniz’de çok hassaslar dikkat ederseniz. Sürekli orada federasyon olsun, işte Doğu Karadeniz Batı Karadeniz federasyon olsun. Akdeniz’le Antalya bölgesi federasyon olsun, İstanbul’da federasyon olsun, İzmir’de federasyonu olsun diye üstünde duruyorlar. Bunu da başkanlık sistemi ile oluşacağını inanıyorlar. Bu tehlikeye karşı çok akılcı, çok kararlı Avrupai, modern, teknolojide bilimde ileri gitmiş bir yapıyla karşı koyabiliriz. Böyle kadın karşıtlığı, işte şöyle kapatalım, böyle yürüsünler, telefonla konuşmasınlar, gülmesinler, sokağa çıkmasınlar, bu kafayla yıkanırız Allah esirgesin. Yani İngilizler bunu çok iyi bildikleri için, bağnazlığı Ortadoğu’da çok işliyorlar. Bağnaz siyasete bütün güçleriyle destek veriyorlar. Çünkü bağnazlığı bir kere bir ülkeye soktuğunda, ülkenin yıkılması için uğraşmaya gerek yok o ülke kendi kendini yıkıyor zaten. Orada zaten işledikleri konu o, “barbar, vahşiler” diyor, değil mi? Birçok çirkin laf ediyor, haşa. Bak, “Türklere boğazlarda ve denizlerde hiçbir yer verilmeyecektir.” İstanbul’u da almak istiyorlar, şimdi onun için de hazırlık yapıyorlar. “Türkler yüzlerce yıl Avrupa’da kaldılar ve Avrupa’daki bütün belaların başı oldular. İstanbul Türk değildir Yunanlıdır, Türkler oradan atılmalıdır” diyor. Şimdi bu tehlikeyi görmemek için, çok gaflet içinde olmak lazım. Mevcut uygulanan siyaset, 100 yıl önce belirlenen siyaset. 100 yıl önce İngiliz derin devletinin ordu attığı siyaset uygulanıyor şu an. Amerika’da buna uyuyor, Fransa’da buna uyuyor, Rusya’ya kendilerine uydurmaya çalışıyorlar. Ve bağnazlık Ortodoks gelenekçi İslam anlayışıyla da adım adım ilerliyorlar. Çünkü sanat yok oluyor, bilgim yok oluyor, kadın hürriyetleri ortadan kalkıyor. Mesela dekolte hanımı çirkin tavır içinde görüyor, bakıyorsun aynı adam plajda, çoluk-çocuk ailece geziyorlar, binlerce insan içerisinde. Kendi kafalarına göre bir namus ve iffet anlayışı geliştiriyorlar. Eğer dekolte mahsuru yoksa, sen niye denize giriyorsun bütün milletin içinde külotla sutyenle, değil mi? Demek ki değilmiş. O zaman samimi ol.

Birinci Dünya Savaşı daha devam ederken, İngiltere Fransa ile birlikte Osmanlı'nın ve Ortadoğu'nun parçalanmış haritasını çizdi. İşte bu haritayı şu an uygulamaya çalışıyorlar. Yani Amerika olayın içinde sürülüyor ama Amerikan derin devletini İngiliz derin devleti kullanıyor sadece. Amerika sürükleniyor olayın içerisinde. Asıl başı çeken İngiltere.

Yine bir sevgi etiketi yapalım. Şiddete karşı bir cümle kuralım “şiddetle değil sevgiyle” diyelim.

Bu, Sykes-Picot Anlaşması olarak bilinen gizli anlaşma bu, yani derin devlet anlaşması bu, halen uygulanan bu işte. Trabzon, Erzurum, Van, Bitlis ve Güneydoğu’nun bir kısmı Rusya’ya işte PKK kanalıyla vermeye düşünüyorlar. Doğu Akdeniz, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ve Suriye kıyıları Fransa’ya, Hayfa Akka limanları, Bağdat, Basra, Güney Mezopotamya İngiltere verilecekti o dönem için. Büyük bölümünü aldılar zaten. Şimdi geri kalanı tamamlamaya çalışıyorlar. İngiltere, PKK’nın şu an en önemli destekçisi. Ama en geriden en sezdirmeden en sinsi bu işi yapan bir yapı görünüyor. İngilizlerin devletinin stili bu, çaktırmadan gider, göstermeden ilerler. PKK’ya verdiği desteği Öcalan şöyle söylüyor İngilizlerin: “Bizim konumuza en akıllı yaklaşan İngiltere’dir.” PKK’yı en akılcı destekleyen “İngiltere’dir” diyor. PKK’nın açıklaması bu. PKK’yı İngilizler İngiliz parlamentosunda savunuyorlar. Hem teröre karşı istiyorlar, hem de PKK İngiliz parlamentosunda savunuyor adamlar. Bu Gladstone, “Kuran-ı Kerim yok edilmedikçe, Avrupa’ya barış gelmeyecek. Kuran’ı Müslümanların elinden almalıyız” diyor. “Kuran’ı Müslümanların elinden almalıyız.” Ne geçecek yerine? İşte hadis uydurma rivayetler. Hakikaten Kuran’ı geniş çapta aldılar Müslümanların elinden, bu İngiliz siyaseti. Bak adam açık söylüyor “Kuran-ı Kerim yok edilmedikçe Avrupa’ya barış gelmeyecek. Kuran’ı Müslümanların elinden almalıyız” diyor. Onun yerine hurafeleri koydular işte.

“Görünüşünüz modern kapitalist, fikirleriniz feodal uyum nerede?” Modern olduğu doğru, kapitalist olduğunu nereden çıkarıyorsun? Kuran ahlakında kapitalizm yok. Kuran ahlakı kapitalizmin yerle bir ediyor. Feodalizmi de yerle bir ediyor İslam. Feodal düşünce nerede vardır? Marksist düşünce de vardır. Çünkü Tevrat’tan kendince etkilenmiştir Karl Marks, Tevrat’ta anlatılan Moşiyah’ın dünya hakimiyetini, Allah’sız dünya hakimiyetine çevirmek istemiştir. Ve acımasızlığı şiddeti ve dehşeti, feodalizmin korkunçluğunu, Kabataş Çağı denilen kendilerinin hayal ettiği düzeni esas alan bir yaklaşıma gitmişlerdir, Feodalizmden de kötü, vahşi ve barbar bir dünyayı esas almışlardır. “İlk çağdaki insanların, Kabataş Çağı’ndaki insanların hayatını esas oluyoruz” diyor. Daha da beter yani. Adam söylüyor işte “o zamanlar komün hayatı vardı, komünal hayat vardı” diyor “annesiyle bacısıyla yatıyordu adamlar” diyor, “buldukları yiyeceği ortadan paylaşıyorlardı” diyor, “ortak evlerde kalıyorlardı, aile yoktu devlet yoktu, vahşi barbar bir sistem vardı biz bu sisteme geri döneceğiz” diyor. “Tarih bir daire çiziyor” diyor, “yeniden o sistemi geleceğiz” diyor, “adım adım ilerliyoruz” diyor. Feodalizm vahşilik, Vandallık komünizmin içinde vardır. Stalinist terörist düşünce içerisinde vardır. Dolayısıyla, PKK zihniyetinde vardır. Araştırmadıkları için yüzeysel bilgi ile böyle konuşuyorlar, olmaz.

Bak, Gladstone, “Kuran-ı Kerim yok edilmedikçe, Avrupa'ya barış gelmeyecek. Kuranı Müslümanların elinden almalıyız. Bağnazlar ne yapıyor “aman aman” diyorlar, “ona hiç bir şekilde yaklaşmayın, Kuran’ı zaten anlamayız” diyorlar. Ne yapalım? “Asın duvara, orada dursun” diyorlar. “Kuran'ın hadise ihtiyacı vardır ama hadisin Kuran'a ihtiyacı yoktur” diyorlar. Dolayısıyla, Kuran’ı elimizden alıyorlar yerine hurafe koyuyorlar. Bir ülkeyi yıkmak için müthiş bir sistem.

CAN DAĞTEKİN: Peygamberimiz (s.a.v)’in yüce Allah'a tek şikayeti, kovulmuş şeytan'dan Allah'a sığınırım “benim kavmim bu Kuran'ı terk edilmiş bir kitap bıraktılar” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Evet, tek şikayeti o, Peygamberimiz (s.a.v)’in.

HDP ve tüm sol örgütler, şu anda devlet çok büyük katliam yapıyor diye yaygara yapıyorlar. Batı basını falan da bunları destekliyor, çok yaygara yapıyorlar. Hani siz teröre karşıydınız, hani Fransa karşıydı, İngiltere karşıydı, hani Amerika karşıydı, terör en büyük belaydı? İşte PKK terörist, devlet de kendini savunuyor. Katliam falan da yaptığı yok, gayet güzel davranıyorlar.

Şimdi, İngiliz devleti dersen doğrudan bu dürüst bir itham olmaz. Çünkü İngilizlerin içinde yüzde 99’u temiz insan oluyor, bayağı kibar terbiyeli insanlar. Yüzde birlik bir derin devlet vardır devleti onlar yönlendirirler. O yüzden biz devlet demiyoruz. Çünkü iftira olur, İngiliz devleti yaptı dersek iftira olur ama derin devlet yaptı dersek doğrusunu söylemiş oluruz. Çünkü adam der ki “ben böyle bir şey yapmadım” der. Doğru. “Sen bana iftira attın” dese, haklı olur. İftira atmış oluruz. Çünkü demiyor o, derin devlet bunu yapan.

“Mehdi, iki ayrı adla tanınacaktır” diyor Hazreti Ali (k.v), Peygamberimiz (s.a.v)’den rivayet olarak. “Mehdi’nin iki ismi olacak, biri gizli diğeri açık bilinen.” İki isim kullanacak diyor Hz. Mehdi (a.s) için, Peygamberimiz (s.a.v) Şeyh Sadık Kemalettin isimli kitap.

“Mehdi’nin iki ismi olacak, biri gizli diğeri açık.” Şeyh Sadık Kemalettin 2. cilt, 57. bölüm 17. Hadis.

“Kişiye kendi sesi konuşmadıkça, kıyamet kopmaz. Hz. Mehdi (a.s) devrinde, insan kendi sesini başka bir cisimden duyacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Yani sesini teybe alacak, sonra kendi sesini dinleyecek yahut videoya olacak. “Kişiye sesi ve pabucu konuşmadıkça, ehlinin ne yaptığını ona bildirmedikçe kıyamet kopmaz.” Şimdi ne yapıyor, evini bir kamera koyuyor çocuk ne yapıyor ne ediyor falan onu telefonla giriyor görüntü. Ne diyor bak “ehlinin ne yaptığını ona bildirecek” diyor, evde ne olduğunu bildirecek. Veyahut burada canlı yayın oluyor, her yerde insan bunu görüyor, dostlarını kardeşlerinin ne yaptığını. Veya internetten ne olduğunu ne bittiğini bütün ailesine gösterebiliyor. Mesela dedesini getiriyor, amcasını getiriyor, televizyonda görür gibi bilgisayarda, insanlar birbirlerini görebiliyorlar.

“Yeryüzünün doğu ve batısında mihrap veya yataklarında oldukları halde, İmam Mehdi’nin sesini işitirler” diyor. Televizyonlardan, radyolardan, yattıkları yerden görecekler duyacaklar diyor. “Bu bir tek ses onların hepsinin kulağına gider, hepsi ona doğru hareket ederler.”

Mesela Amerika Birleşik Devleti, dürüst insanlarla dolu ama içlerinde belki yüzde birlik kadar bir derin devlet var, bütün melaneti işleyen onlar oluyor. Yoksa devlet dersen bütün memurları ile falan hepsini töhmet altına almış olursun. Onun için illaki derin devlet, doğru olan ifade odur.

“Mehdi için kainat, avucunun içi kadar açık olacak.” Yani avuç içindeki mesela bir telefon yahut ufak bir bilgisayar, bütün dünyaya ulaşmasını sağlayacak. O zaman anlatıldığında, sahabeler şaşkınlık ve hayretler dinliyorlarmış. Şimdi bize ne kadar makul geliyor, değil mi?

“Zürare der ki; İmam-ı Caferi Sadık’a şöyle arz ettim: Nida hak mıdır? Hz Mehdi (a.s)’ın sesinin her yerde duyulması “buyurdu ki ‘evet, Allah’a hamd olsun ki her kavim Mehdi’nin sesini kendi diliyle duyacaktır.’” Tercüme olacaktır diyor. (Gaybet-i Numani 14. Bölüm Kaim Aleyhisselam’ın kıyamından Önce Vuku Bulacak Alametler.) Çok büyük mucize değil mi? 1000 yıllık kitap.

“Mehdi zamanında” diyor Peygamberimiz (s.a.v), “doğu’daki bir Müslüman, batıdaki Müslüman kardeşini görebilecek, batıdaki de doğudaki ne görebilecek” diyor. (Bihar’ul-Envar cilt 52, sayfa 391) Bunlar dünyayı sarsacak büyük olaylar ama insanların işine gelmiyor, hoca efendilerin hiç işine gelmiyor herhalde. Uydurma hadisler anlatacaklarına “çorbaya sinek düştüğünde, sineğin kanadını öbür tarafına batıracaksın, çünkü bir tarafında zehir var, bir tarafında da panzehir varmış” diyor, böyle iç geçiriyorlar. Bu tiksindirici şeyi, güzel bir şeymiş gibi anlatıyorlar. Çorbaya sinek düştüğünde, Peygamber (s.a.v) alıp atılıyormuş iyice karıştırıyormuş sonra da sineği çıkarıyormuş, sonra da yiyin diyormuş. Bak tiksindirici bir şeyi Peygamber (s.a.v)’e izafe diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, etiketimiz beş numarada, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

Hoca efendilerin bu hadisleri saklamaları çok acı bir çırpınış, çok ayıp yapıyorlar, çok utanacaklar sonra. Uydurma rivayetlerle acayip coşuyorlar, böyle tahakkuk etmiş büyük mucizelerini gizliyorlar. Çorbanın içine sineği Peygamber eline alacak da içine batıracak ve bilimsellikten uzaktan yakından alakası yok. Bir kanadında zehir varmış, bir kanadının altında panzehir varmış. “Bunu bilim adamları keşfetmiş” diyor “alamam bilim adamları” diyor. Nerede yazıyor bu, öyle bir şey yok, uyduruyorsun.

“Şırnak’ta PKK ya destek eylemlerine katılıp, olaylara karışan örgüt destekçisi 15 kız öğrenci yurtta gözaltına alındı. Bu olay yüzünden polis, kızların yaşadığı yeri bastı falan diye yaygara yapıyorlarmış.” Suç işliyorsa kim varsa, hukuk kanun ona göz araştırmaz, bir ayrıcalık yok. Bak gördünüz polise nasıl saldırıyorlar, kum gibi kaynıyor ama bir kanun ayarlaması yapılamamış. Bir acayiplik var. Polis onlara karşılık verebilir normalde ama vermiyor. Her birinin elinde molotof kokteyli var ve arabayı yakıp polisleri arabayla beraber şehit etmeyi istiyor adamlar. Ama buna karşı hiçbir şey yapılmıyor, ben bunu anlamıyorum. Öldürmeye tam teşebbüs varsa, bir insan kendini koruması gerekir. Öldürsünler, assınlar kessinler demiyorum ama gereği yapılır. Yani öldürmeye tam teşebbüste, kanun tam yerli yerince açıklansın, hiçbir açık nokta bırakılmasın. Polisin eli de rahatlasın.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır Sur’daki operasyonda askerin de katılımıyla çember iyice daraldı yönünde haberler basında yer aldığı. Bilgilere göre Diyarbakır’da çok büyük bir PKK operasyonu başlıyor. PKK’yı mahalle mahalle söküp atacak operasyon için kendi dışına asker yığıldı. Son yılların en büyük operasyonunun yarın başlayacağı konuşuluyor. Dağ ordusunun devre dışı kaldığı kış ayları, PKK’nın şehir yapılanmasının temizlenmesi için fırsata çevrilecek. Bunun için de bölgede çok büyük askeri operasyonlar planlandı. Cizre ve Silopi’de de bölgeye son yılların en büyük askeri sevkiyatı gerçekleştirildi. Özel timler ve jandarma komandolarının kent dışında operasyon için hazır bekletildiği bildiriliyor.

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım Tayyip Hocam, Bismillah Allah-u Ekber, gereğini yapsınlar. Askerimizi polisimizi Cenab-ı Allah zeval vermesin. Onlara kahpe kurşunlardan korusun. Düşmanlarını Cenab-ı Allah hidayet ve düzeltsin. Hidayet vermediklerini Allah, kahrı perişan etsin, helak etsin, Allah akıllarını ellerinden alsın.

Deccalin çıkışından bahsedilmemesi hat safhada şu an. Hz. Mehdi (a.s)’dan hiç bahsedilmiyor. Bak televizyonda o hanım kız “Hocam, şimdi siz kızarsınız Mehdi’den deccalden bahsetsem” diyor. Hiç bir yerde, hiç bir camide, hiçbir hutbede hiçbir cemaatte hemen hemen Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedilmiyor. Bu daha da şiddetlendi. Bir şey fark ettiler, ne fark ettiler, ben anlamıyorum. Ben fark edemedim, onlar fark ettiler.

Ehli Beytim’den Mehdi dokuz bayrak, dokuz amblemle çıkar diyor. Kitabü’l Fiten Nuhaybin Hammad, Sayfa 189.

Türkiye, Türklere yapılan oyun, Türkiye’nin çok modern çok kaliteli, kadın haklarına değer veren, sanata bilime değer veren yapısıyla bozulabilir. Avrupai olmanın üstünde bir Avrupailikle bu oyun bozulabilir. Onun dışında bu oyun tıkır tıkır işliyor gibi görülüyor, bağnazlığın karanlığına doğru Türkiye bütün gücüyle çekiliyor, kum gibi de bağnaz kaynıyor birçok yerde. Bunlara yüz vermemek lazım. Bunlar Türk milletini yok edecek gücün temel temsilcileri, bunun farkında bile değiller, hem kendini helak edecekler, hem Türk milletini helak edecekler. İngiliz derin devletinin siyaseti, bunlara yatırım üstüne kurulu. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suudi Arabistan, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 33 ülkeyle birlikte ’Teröre karşı İslam ittifakı’ oluşturduğunu açıkladı. Suudi Arabistan’dan yapılan açıklamada, “katılımcı ülkeler Suudi Arabistan öncülüğünde ikili bir ittifak kurulmasını onaylandı. Operasyon merkezi Riyad’da olacak denildi. Oluşturulan askeri ittifaka dahil olan ülkeler arasında Mısır, Ürdün, Katar ve Pakistan’ın bulunduğu” açıklandı. Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman, 'Teröre karşı İslam ittifakı' olarak adlandırılan yeni yapının sadece IŞİD’de karşı değil, karşılaşılan tüm 'terörist' gruplara yönelik olarak mücadele edeceğini belirtti.

ADNAN OKAR: Peki Müslümanlara saldırıldığında Müslümanları koruyacak mı bu askeri güç? Yok. O zaman felaket. Müslümanlara saldırıldığında onlarla beraber Müslümanlara saldıracaksa, Müslümanları felaketten korumayacaksa bu doğru topluluk olmaz, eksik bir topluluk olur. Mesela PKK’ya karşı tavır alsın bu topluluk, o zaman biz bu topluluğun gücünü görürüz. Ben size karşı bir oynanıyor dedim bak. Müslümanlara karşı oyun oynanıyor. PKK’ya karşı İslam alemi birleşsin dedim. Onlar da diyor ki “teröre karşı birleştik.” İlk denemeyi burada göreceğiz, PKK’ya karşı tavır alacak mı bu topluluk, almayacak mı? Almıyorsa, bir oyalama siyaseti var demektir eğer tavır alıyorsa, sözümü dinliyorlar demektir o sözüm üzerine harekete geçtiler demektir.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu’ndan konuyla ilgili İslam birliği açıklama geldi Adnan Bey; “Türkiye hazırdır” diyor. “İslam ülkeleri içinde yapılan bu çalışmanın doğru yönde olduğunu düşünüyoruz.” Sözlerini şöyle sürdürdü, “Teröre karşı İslam ülkelerinin birlikte bir ses vermeleri, terörle İslam'ı özdeşleştirme çabası içinde olanlara verilecek en iyi cevaptır. Bu bağlamda nerede, kimler tarafından olursa olsun, terörle mücadele bağlamında bir toplantı tertip edilirse Türkiye orada elinden gelen katkıyı vermeye hazırdır. İslam ülkeleri arasında yürütülen bu çabanın da doğru yönde atılmış bir adım olduğunu değerlendiriyoruz. Biz Irak’ın toprak bütünlüğünü herkesten daha fazla savunuyoruz” dedi ayrıca.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

Diyanet işleri Başkanı “İslam’ın kendisi bizzat tehdit altında” diyor. Bu ülkeler birleşiyorlar teröre karşı, işte Suudi Arabistan’da Vahhabilik hakim, Vahhabilikte zina eden kadın taşlanarak öldürülüyor. Sakalını kesen adam, o da yine öldürülüyor. Zekat vermeyen öldürülüyor, namaz kılmayan öldürülüyor. IŞİD ne yapıyor? IŞİD’de aynısını yapıyor. Şimdi bu birleşme aslında teröre karşı bir birleşme gibi görünüyor. Koalisyon uçakları yine gidecekler Müslümanların evlerini bombalayacaklar, Suriye’de Irak’ta evler yerle bir olacak. Eğer PKK’ya karşı tavır almazsa bu birlik, suni bir birlik olduğunu anlayacağız. Yani samimiyetsiz bir toplanma olduğunu anlayacağız. Ama PKK’yı yerle bir eden bir çalışma yaparlarsa, doğru yolda olduklarını anlayacağız. Çünkü daha yeni söyledim, birleşin dedim tehdit altındasınız, deccal sizi yok edecek dedim. Geçen hafta söyledim mi söylemedim mi? Askeri ittifak edip, sizi yok edecekler dedim. Askeri bir ittifak yaptılar. Mehdiyet tarzı bir ittifak mı, geçiştirici bir ittifak mı göreceğiz. Geçiştiriciyse bile Mehdiyet’e çevireceğiz, onu da söyleyeyim. İnşaAllah, Allah’ın dilemesiyle. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer ülkeler Suudi Arabistan’da Müslüman Kardeşler diye bir topluluk var onu terör örgütü ilan ettiler. Halbuki Müslüman Kardeşlerin özelliği barışçıl bir sistem olması. Hiçbir şekilde silahla bir mücadele yapmıyor. Ancak anlatım, tebliğle yapıyor. O biraz tabii kafa karıştırıcı, Müslüman’ı Müslüman’a kırdıracak bir sistem kurdu İngiliz derin devleti, yoksa kendi kurduğu sistem, oynadığı oyun başına mı geçecek, Mehdiyet vesilesiyle göreceğiz.

ENDER DABAN: Ayette Allah Şeytandan Allah’a sığınırım “Onlar bir düzen kurdular Allah da bir düzen kurdu” diye belirtiliyor. “Allah düzen kurucuların en hayırlısıdır.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Müslüman’ı Müslüman kırdırmak şeklindeyse, onu da düzeltiriz. İnşaAllah.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP’li Sırrı Süreyya Önder bugünkü konuşmasında, “bu savaşı nasıl başlattıysanız o şekilde durdurmanın iradesini gösterin. Artık bu zulmünüz sürerse, siz ortada yönetecek ülke bulamayacaksınız” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Hayır hayır, PKK’yı devlet kazıyacak. Ömrü bitti PKK’nın. Zulüm değil pislik, temizlenir. Lağım olduğunda temizleniyor değil mi? Belediyenin görevi bu, kolluğun görevidir, lağım temizlenecek. Bu pislikle beraber biz yaşayamayız. “Ey Peygamber” diyor Cenab-ı Allah, “üstünü temizle” diyor. “Pislikten uzaklaş” diyor. Bizde pislikten uzaklaşmakla mükellefiz. Bunlar lağım, bunları temizleyeceğiz. Hepsini hapishaneye dolduracağız. İt kopukla uğraşmaktan bıktık, her gün asker polis şehit oluyor. Biz bunlarla uğraşamayız.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu terörle mücadele konusunda şunları söyledi; “Türkiye zorlu bir mücadelenin içinde geçiyor ama bu zorlu mücadele de hiçbir zaman teröre ve teröristlerin istediği, arzu ettiği bir ortama düşürülmeyecektir. Bunların tuzaklarına düşülmeyecek, gerekli bütün mücadeleyi bütün toplum sathında, ülke sathında yürüteceğiz.”

ADNAN OKTAR: Tamam. Allah askere, polise, devlete güç kuvvet versin. PKK temizlensin. Ahmet Davutoğlu çok efendi, temiz bir insan. Mazlum yani, ondan zulüm beklemek, çok münasebetsizlik olur. Ondan ancak şefkat ve güzellik zuhur eder. Dolayısıyla akıl vermelerine gerek yok. PKK asker öldürüyor, askerleri polisleri şehit ediyor, halkı şehit ediyor. Binaları yakıyor, camileri yakıyor baş belası bunlar. Mikrop veba mikrobu gibi mikrop bunlar. Tabii bunları eğiterek asıl halletmek lazım Darwinist materyalist eğimi durdurarak olur bu. Darwinizm’in cevabı verilmesi lazım, komünizmin geçersizliği anlatılması lazım. Bunlar bizim işimiz ama bunun için TRT ŞEŞ TV’nin bize verilmesi gerekiyor. TRT, ŞEŞ TV şu bu hallaç pamuğu gibi atarız, evelAllah. Havada, karada, denizde. İranlı güreşçi vardı Allah verdi çıktı mı milleti yapıştırıyordu bizde o zaman Ali Rıza Alan gibi ortaya çıkar darmadağın ederiz inşaAllah. Dünya pehlivanlarıyla aşık atmak ne demek? Mesela o pehlivanlardan hiç haber yok çok acı bir şey. Ali Rıza Alan yaşıyor bildiğim kadarıyla hiç muhatap dahi olmuyorlar. Hepsini ortaya çıkarsınlar Vehbi Akdağ, Ali Rıza Alan bilmiyorum kim var? Mehmet Uzun hepsi yaşıyordur onların. Bu pehlivanların, bu çocukların unutulması çok acı çok emek verdiler onlar. Ne çileler çektiler, ne zorluklara katlandılar.

BÜLENT SEZGİN: Bir bilgi vardı Ali Rıza Alan hakkında. Kendisine has uyguladığı en iyi güreş teknikleri yakın dalıp ters paça, sarma kre, künde, kilit.

ADNAN OKTAR: Ama tamam da, en azından bir filmini gösterseniz, bir faydası olur. Gençlik resimleri de yok, bu nasıl bir arşiv çalışması? Devletin elinde resim vardır. Bakanlığın arşivi vardır. Resimlerini verseler, internette yayınlansın. Hiçbir pehlivanın resmi yok. Çizim falan var yani, artık insaf.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Barzani’nin başkanlığını yaptığı KDP, bu akşam yine KCK’yı eleştirmiş. Şöyle diyorlar: “Kürtlerin hayatını karıştırmak sizin mesleğiniz olmuş. Siyasetiniz yüzünden bölge halkı huzursuz ve göç yollarına düştüler.” Açıklamanın devamında da şunlar söyleniyor, “ne siz ne de başkası ne istediğinizi, neyin peşinde olup, kim tarafından öne sürüldüğünü bilmiyor. Kürt milletine sorun ve engel çıkarmaktan başka ne yaptınız?” demişler. KCK dün Musul’a giden Türk askeri yüzünden Barzani ve KDP’yi eleştirmişti. Ona cevap vermiş KDP. KCK “Barzani Ankara’yı ziyaret ettikten sonra, Türk devletinin PKK’ya saldırıları arttı” diyor ve Barzani’yi suçluyor.

ADNAN OKTAR: Ne alakası var, bağlantıya bak. O mutat çalışma. Öcalan ne diyor; “MİT’in” diyor “oligarşinin tepede adamları vardır” diyor. “Bunlar bilge din adamlarıdır” diyor. “Mesela Adnan Hocalar gibi” diyor. “Devlete yol gösterir, devlet de gereğini yapar” diyor. Allah söyletiyor yani, maşaAllah. Tabii ki kahraman milletimiz, kahraman devletimiz gereğini yapacaktır. Tabii ki ilham alır bazı yerlerden, bazı düşüncelerden ilham alır ama kendi bildiğini yapar.

BÜLENT SEZGİN: Ali Rıza Alan’ın fotoğrafları vardı birkaç tane. Gençlik hali, bu da son halinin fotoğrafı.

ADNAN OKTAR: Biraz ilgilensinler böyle olmaz. Aslan, hemşerimdir aynı zamanda. Tokatlıdır, inşaAllah. Bak unutulup gitmiş, fakir hayatı yaşıyor. Ne olacak 3-5 bin lira maaş verilse devlet batar mı? Hiçbir şey olmaz. Bir avuç sporcumuz var eski vefa gösterilmesi lazım. Değil mi? Yani onlara güzel bir hayat sunulması lazım. Televizyonlar falan hiç alakasız adamları gösteriyorlar. Ama bak böyle değerli insanları göstermiyorlar. Ali Rıza Alan, bütün gençliğini verdi.

Barzani’nin ekibine bütün gücümüzle destek olduk, Allah’a çok şükür. Sonra MİT de özel harekat da bütün gücüyle destek oldu. Ben aylardan beri söylüyorum. MİT ve özel harekat değil mi? Sahip çıksın dedik. Gereken ilgi ve alaka olunca, Barzani ekibi ilk defa kükremeye başladı. Bu kadar sert açıklama yapmamışlardı. Yer gök inliyor. Oraya bir mehter takımı gönderelim. Hatta ordunun mehter takımı. Barzani’nin sarayın önünde inim inim inletsin ortalığı sarayın önünde. Tarihi çevir, ceddin deden…

Ahmet Davutoğlu çok sevimli, çok hoş bir insan. Tabii onda Osmanlı vizyonu vardır. O zamanlar ben Türk İslam birliği diye bir kitap hazırlamıştım. O zaman hocaya göndermiştim. Üniversitede hocaydı o zamanlar. Kitabı sevinçle kabul etmişti. Hoşuna da gitmişti. Şu anki uygulamaları tabi Türk İslam birliği heyecanı içinde yapıyor ama Asıl sevgiyle akılla kültürle ve konuşarak elde edilmesi gerekiyor. Yoksa güçle elde edebileceği bir şey yok, güç ile yapabileceği bir şey yok. Güç ile hiçbir ülke netice alamaz

Rusya bir açıklama yaptı, atom bombası kullanabiliriz diye. Pakistan o konuşmanın olduğu gün ve bugünlerde de yine bazı çalışmalar yaptı. 2750 kilometre menzilli roket denemesi yaptı. Ellerinde 120’nin üzerinde bir şehri tamamen yok edecek atom bombası var. Pakistan’ın elinde. Pakistan, Türkiye ile çok içli dışlı derin dostluğu olan bir ülkedir, eskiden beri. Kurtuluş Savaşında da tümen göndermeyi teklif etmişlerdi Pakistan. Gizli açık sevgi dolu sevgi dolu bir bağlantı vardı Pakistanlar. Yani demem o ki bu tip tehditler güzel bir şey değil, yani tehlikeli. Sen adama dersin ki ben sana tokat atarım. El sillesi yemeyen konuyu anlamaz demişler. Adam getirir Moskova’nın ortasında bir atom bombasın patlatır ne devlet rica da kalır, ne şu kalır, ne bu kalır hiçbir şey kalmaz, Allah vermesin. Böyle şeyleri hiç ağza dahi almamak lazım. Böyle tehdit olmaz böyle bir üslup da olmaz, böyle yakışacak tavır değil. Onlar bunu dememiş olsun, biz de duymamış olalım. Yani yüze yakın da Hindistan’da atom bombası var. İsrail’in de 20’ni üstünde atom bombası var. Benim anladığım, İran da yapmış atom bombası. Kuzey Kore’de de var yine 20’nin üzerinde. Bu tip kabadayılıklar çirkin, doğu değil yakışık kalmaz. Hiç söylenmemesi gereken sözler bunlar. Yani en sona söylenecek söz de değildir. Hiç söylenmemesi gereken sözler.

Barzani’ni partisi, “PKK’nın bizim toprağımızda ne işi var?” Demiş, çok güzel demiş. Çünkü Müslüman bu insanlar. PKK’lı en çok buna kudurmuş. Orada Türkiye’nin askeri var, Amerika var, onlarla ne işiniz var demiyorlar da bize ne işiniz var diyorlar. Sen Allahsız, Kitapsız, Stalinist, komünist, terörist, pislik bir adamsın. Haklı adam, doğru söylüyor. Türkiye’nin tavrı insancıl. Amerika’nın da onlara bir zarar verdiği yok. Bir de hani Amerika’nın yanlısıydınız hani ABD ile birlikte hareket ediyordunuz? Ne işi var Amerika’nın, diyor. Seninle ne işi var? Değil mi?

“Şam nahiyelerinin biraz ötesinde Fırat etrafında bir büyük ordu toplanır. Mal üzerine savaşırlar.” Yani Materyalisttirler. Fırat bölgesinde, bak dikkat edin. “Fırat etrafında” diyor. “Her bir dokuz kişiden, yedisi öldürülür.” Çok fazla cinayet işliyor bu örgüt. “Ramazan ayında işitilen şiddetli gürültülü, yıkımlı korkudan sonra” ki, orada çok büyük bir infilak olmuştur biliyorsunuz, PKK’ların içerisinde, “ve üç sancağın ayrılmasından sonra” diyor ki üçe ayrılmış durumda PKK. Suriye’de, Irak ve Türkiye’de faaliyet yapıyorlar. “İçlerinde Abdullah isminde biri vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bak açıkça Abdullah diye ismini veriyor, net. Yani imada değil, net. Yerini de söylüyor, materyalist olduklarını da söylüyor, üç bölük olarak ta savaştıklarını da söylüyor. Ve bu deccal ordusunun da kırk yıl ömrü olduğunu söylüyor. Bu çok net mucize.

Cana kastediyorsa, PKK tabii ki asker, polis kendisini korur. Ona sevgiyle yaklaşacak bir durum olmaz. Sevgiyi su istimal etmemek lazım. Adam namluyu alana çevirmiş ateş ediyor, gel sana sevgiyle yaklaşayım dersen, bu aptalca olur. Tabii ki kendini koruyacak. Kendini koruması da bir sevgidir. Çünkü onun zulmünü durdurmuş oluyor. Zalimi durdurmuş oluyor. Zalimi durdurmak, sevgidir zaten.

“Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam. “Müsait olduğunuz bir gün buradaki birkaç arkadaşla Adnan Hocam’ı ziyaret etmek istiyoruz.” Şeref verirsiniz, buyurun.

Ali Rıza Alan, çiftçilik ve hayvancılık yaparak geçiniyormuş şu anda. Ne iş yapıyorsun dediklerinde, “çobanlık yapıyorum” diyormuş. Hakikaten öyle sığır, mal güdüyor olabilir.

“Mehdi, dünyanın doğu ve batısını manen fethedecek. İslam’ı dünyanın dört bir yanına egemen kılacaktır. Allah-u Teala insanlara öyle bir güç verecek ki, öyle bir imkan verecek ki, herkes olduğu yerde Mehdi’nin sözlerini duyacak. İmam Mehdi İslam’a hayat verecektir.” Bihar’ul Envar cilt 52, sayfa 279. Ve cilt 53 sayfa 12, ikmaludin cilt 2, sayfa 367. Bin yıllık, bin iki yüz yıllık Kitaplar. Hoca efendiler bunlardan hiç bahsetmek istemiyorlar, sıkıntı basıyor, afakan basıyor. Ama bunlar mucize.

2001-2013 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletlerinde cinayetle öldürülen insan sayısı, dört yüz altı bin, dört yüz doksan altı. Terörle ölenlerin sayısı da, üç bin üç yüz seksen. Bakın orada dört yüz altı bin, dört yüz doksan altı kişi cinayetten, Amerikalılar birbirini böyle öldürüyor. Terörden sadece üç bin üç yüz seksen kişi. En büyük terörü kendi içlerinde yaşıyorlar. Dört yüz altı bin, dört yüz doksan altı ne demek? Çok büyük bir sayı. Memuru müşahhas, Bediüzzaman’ın sözü, Lord Curzon için söylüyor.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet. Vay be Menderes devri şahaneymiş. Bir de ama asıl şu, seçimlerde propaganda müziği olarak bu kullanılıyor, Menderes. O vatan partisi üyeleri sayılıp sayılıp arkadan rumbada rumba, şahane ortammış.

Pakistan’da Leop kentinde.

Türkiye'nin Avrupa medeniyetinin de üstünde bir medeniyet göstermesi, böyle bir medeniyeti yaşatması ve uygulaması için, bir video film hazırlayalım. O çok hayati. "Türk milletini yok etmek için neleri konuşuyorlar" önce onları yayınlayalım, "İngiliz derin devleti neleri anlatıyor" uzun uzun onları anlatalım sonra, "nasıl bir modernlik anlayışıyla ortaya çıkmamız gerektiği." Bunu yaptığımızda, Avrupa da Türkiye'ye hayran olur, dünya da Türkiye'ye hayran olur,; Türkiye birinci sınıf bir devlet, millet gözüyle görülür. Mesela Mısır'da insanları eziyorlar, kimse önemli görmüyor. Çok kaliteli bir ülke olsa, Avrupai bir ülke olsa Mısır'da bu olayların binde biri olsa yer yerinden oynardı. Ama "hak ediyorlar" kafasında oluyorlar böyle olduğunda. Yani bir ülkeyi yok etmek için bağnazlığı geliştirmek yeterli oluyor. Bağnazlığı geliştirmek de çok kolay oluyor Müslüman ülkelerde. Bu tehlikeye dikkat çekelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bugün Silvan'da şehit olan şehitlerimizin fotoğraflarını gösterebilir miyiz Silvan’da şehit olan?

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Şehit Emniyet Müdürü Ahmet Kabukçu, Şehit Polis Mustafa Nohut, Şehit Polis Nuri Yazanel.

ADNAN OKTAR: Hepsine Cenab-ı Allah gani gani rahmet etsin. Allah cennetlerini genişletsin, şahadetlerini makbul etsin, şahadetlerini tebrik ediyoruz. Allah, o nimeti bizlere de nasip etsin. Allah, annesine, babasına, ailesine, sevdiklerine sabrı cemil, uzun ömür, hidayet, güzellik nasip etsin. Bu aslanların ailesinden sayesinde bu topraklar alındı. Yine bu aslanların sayesinde muhafaza oluyor. Yüz binlerce şehit verdik, yüz binlerce şehit gerekirse yine veririz. Ama vatan, millet, bayrak, Allah, kitap, Kuran'a laf söyletmeyiz, inşaAllah. Şimdiden Noel Baba’ya karşı tavra mı başlamışlar. Noel Baba’ya niye öyle kafayı takıyorlar? Yılbaşında eğlenceye vesile o yani millet ne olduğunu bile bilmez sadece eğleniyoruz diye biliyorlar. "Hıristiyan adeti" Hıristiyan adeti; yine o da eski bir Müslümanlık dini, o da bir İslam dini. Farz edelim öyle olsa ne fark eder yani? "Aman dinden çıkar." Niye dinden çıksın? Eğlence için zaten bahane arayan insan, o günü bir bahane eder eğlenirsin, ne var yani. Hayır, içki içip yerlere yatmak falan onlar anormal hareketler yoksa eğlenmekte bir şey yok. Noel Baba iyi bir insanı temsil ediyor, sevecen, çocuklara hediye dağıtan bir hayali insan. Oturup bundan işkillenmenin de bir alemi yok.

Bu haber bilmem ne haber.com'da çıkmış; "Adnan Oktar, Rus-Türk ilişkilerini düzeltti. Rus kızla kalkıp oyun oynadı. Ve kriz çözüldü böylece" diyor. O kadar. Oturup Noel Baba derdine düşmek çok münasebetsiz bir hareket. Git Suriye'de şehit edilen insanlar var, onlara yardımcı ol, o konularda bir şey yap, Darwinizmi, Materyalizmi ortadan kaldıracak bir şeyler yap, PKK'ya karşı ilmi mücadele yap. Yani hiç ummadık şey yapıyorlar, oturup Noel Baba’ya kafayı takıyorlar. Noel Baba, sembolik bir yaşlı insan, iyi kalpli bir insan anlamında, bir şeyi yok onun, yani küfürle falan da alakası yok, yani çok mantıksız. Sen şarap içmezsen, içki içmezsen istediğin kadar eğlen. Oturup Şia’dan itibaren böyle kahramanlık yapmanın alemi yok, bir mantığı da yok. Kahramanlığı PKK'ya yap, şehit edilen Müslümanları kurtarmak için yap, İttihad-ı İslam için yap, iman hakikatlerini anlat, Kuran mucizelerini anlat, bunlarla olur.

AnasorTtvn13; "Kendi toprakları dediğin yerin adı Kürdistan, hatırlatayım. Hani sen öyle bir yer yok diye bağırıyorsun ya, işte Kürdistan orası" diyor. Kardeşim Kürdistan, Lazistan, Çerkezistan, Arabistan; böyle bir şey yok. Kürt, Türk, Çerkez; hepsi kardeş. Irkçılığı bırakın. Irkçılık ne kadar utanç verici bir şey, insan utanır şunu söylemekten. Kürt olan kardeşlerimizin yanında Araplar var, Süryaniler var, var oğlu var, Türkler var, Çerkezler var, Abhazlar var, Zazalar var. Taktınız kafayı "Kürt, Kürt, Kürt" böyle bir şey yok. Kürt-Türk-Çerkez-Laz yani Türkiye'nin sınırları içinde olan herkes kardeştir. Tek bir topluluğuz biz, bunların hepsine de toptan biz Türk milleti diyoruz. Birçok kavimden oluşuyor ve saf Çerkez bulamazsın, saf Türk bulamazsın, saf Kürt de bulamazsın.

Yunus Özyavuz, "Senin bahsettiğin hadisler doğru mu? Doğruysa, Avrupa'nın birçok ülkesinde PKK neden hala özgürlük savaşçısı olarak anılıyor?" Zaten hadis onu anlatıyor, "cahiliye tek millet olarak deccalı destekleyecek" diyor zaten. Bunda şaşılacak bir şey yok ki, hadisin doğru olduğunu gösteriyor bu. "PKK cana ve mala kastediyor, bu durumda devletin kendini koruması şarttır. PKK'nın zulmünün durdurmak haktır" sözüme karşılık Avare; "Peki Doğu'daki siviller? Devlet sadece kendini ve memuru mu koruyor?" Kendini koruyor, memuru koruyor, halkı koruyor, mazlum tertemiz insanları koruyor, Allah dostlarını koruyor, zalimleri de etkisiz hale getiriyor, yani tutuklayıp hapse atsınlar, onu demek istiyorum.

"İyi akşamlar Adnan Bey, Bethlehem Yıldızı'nın, Hz. Mehdi (a.s) ile olan bağlantısını anlatabilir misiniz?" İşte Peygamber (s.a.v) diyor ya, "Doğudan bir yıldız doğacak, ayın ışık verdiği gibi ışık verir daha sonra iki ucu neredeyse birleşinceye kadar sarkar, gökte bir renk oluşur ve ışık her iki ufkunda da yayılır" diyor Nuaym Bin Hammad. Bu nasıl olabilir? Ancak Bethlehem'deki yapıyla açıklanabilir. Bethlehem Yıldızı'nın bütün teknik özelliklerini gösteren bir hadis bu. Sadece Bethlehem Yıldızı'na uygun düşüyor. Ve iki bin yıl sonra, Hazreti İsa (a.s)'ın doğumundan iki bin yıl sonra yeniden Bethlehem Yıldızı çıktı. "Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhur zamanında çıkacak." diyor Peygamberimiz (s.a.v). Ve bak, detaylarını veriyor, bilimsel detaylarını; bilimsel detaylar tam anlamıyla Bethlehem'i açıklıyor. Çünkü Venüs ve Jüpiter gezegenlerinin birbirine yaklaşmasıyla oluşan bir yıldız bu, yıldız görünümü, Bethlehem; kastedilen bu. Hadiste de çok detaylı anlatılıyor, tam anlamıyla.

"Hocam Bağdat'ta kalabalık arkadaş grubuyla sizi izlemekteyiz. Buradan herkese selam olsun. Vatanımızı çok özledik" diyor, Çeto4401. Aleykum Selam. Tabii herkese değil de, "bir kaç kişiye" şeklinde anladık biz, öyle düşünelim.

"Rusya'nın Türkiye'yi sürekli tehdit eden üslubu yakışık almıyor. Biz ülkece bu tehdit üsluplarını hiç duymamış olalım." "Karşınızda mazlum Kürt halkı olmayınca ne yapsalar duymamış olursunuz." Kardeşim, mazlum Kürt halkı, benim kardeşim onlar, benim annem-babam. Ben onları PKK alçaklarından, ırz düşmanı bu köpeklerden, haysiyetsiz şerefsiz namussuzlardan koruyorum. Kürt halkı, Kürt kavmi benim insanım, benim annelerim, benim kardeşlerim; bana aitler, bize aitler, PKK'ya ait değiller. PKK, bir lağım ve pislik, o lağımı da temizleyeceğiz. Ama Rusya legal bir devlettir ve Türkiye'ye iyi niyetle yaklaşan bir devlet. Türkiye'nin bölünmesini istemiyor, Suriye'nin-Irak'ın bölünmesini istemiyor. Türkiye'nin zengin olmasını ister, her türlü iş birliği yapıyor Rusya. Ama bu olay bir ihtimal kasten çıkarıldı, Avrupa derin devletleri de yapmış olabilir. Çünkü uçağın ses düzenini bozmuşlar, Rus uçağının; bizim uyarılarımız pilota gitmemiş. Bir oyun var bu işin içinde. Rusya'yla aramızı açmak için yaptılar. Tabii ki ben Rusya'ya sahip çıkarım böyle bir durumda. Çünkü pilotu ölmüş, rencide olmuş. Ve İngiliz derin devletinin, Amerikan derin devletinin bir oyunu olduğunu da görüyoruz. Çünkü Rusya'yı tecrit etmek istiyorlar; ayırmak, tek başına bırakmak istiyorlar. Türkiye tek dostuydu, Türkiye'yi de ayırmış oldular bir nevi, amaçlarına ulaşmış gibi görünüyorlar. Böyle bir durumda bunu düzeltmek tabii ki boynumuzun borcu. Ama PKK'yla sen bunu niye kıyaslıyorsun? Onlar kahpe kalleş pislik adamlar, haysiyetsiz cellatlar. Sen onları niye adam yerine koyuyorsun?

Kürdistan’ın Gözyaşı Sağlam Müslüm; "Kürt dünyada kardeşi olmayan tek millettir." İşte o ırkçı düşünceyle, buraya doğru gidiyorsun. Kürtler, "müminler kardeştir" düsturuna inanan insanlardır. Kürdün kardeşlerini sayayım; Lazlar, Çerkezler, Türkler, Boşnaklar, Hırvatlar, Çeçenler, Sırplar; hepsi onun kardeşidir. Mümin olduktan sonra müminler kardeştir. Bütün Kürtler de müminlerin kardeşi olduğunu bilirler. Dolayısıyla sen ırkçı mantıkla bakarsan dediğin doğru, kafatasçı kafayla bakarsan. Ama Kuran'a göre bakarsan dediğin kökten yanlış; hepsi kardeş. Ve "Birbirlerinin velisidir" diyor Allah, birbirlerini korur. Yani birbirinin annesi-babası, kardeşidir diyor Allah, müminler annesi-babası, kardeşidir birbirlerini korurlar diyor.

Murat Potuk; "Engin bilgilerinizden faydalanıyoruz. Hakkınız ödenmez. Fransa'da yaşıyorum. Şu an izindeyim. Bir gün olsun sizi görebilir miyim Hocam?" diyor. Tabii, gel. "Teröre karşı İslam ittifakının doğru olması için Müslümanları gereği gibi koruması ve PKK'ya karşı tavır alması lazım." Elçi Yorumlu; "Bu ittifakta ABD'nin ve İsrail'in onayı var mı? Sonradan sorun olmasın." Vardır tabii, onlar sormadan hareket etmezler. "Tayyip Hocam, çoğu çilenin içinden geçerek geldi. Bu kadar acı çekmiş bir insana merhametle ve şefkatle yaklaşmak gerekir" sözüme karşılık olarak, Kenan Dönmez58; o bana katılmıyormuş, Tayyip Hoca’ya karşı tavrı herhalde biraz ters. Öyle düşünebilirsin, saygı duyarım. Ben öyle düşünmüyorum.

Ferit Demir, "Ben Kürdüm ve PKK'lıyım. Sen de bölücüsün." Kürt; PKK'lıysan zaten Kürt olamazsın. Kürdün adını kirletmeyeceksin. Kürt demek; yiğit demektir, delikanlı demektir, mert demektir. Dindar, mukaddesatına bağlı, efendi, temiz, afif insan, Kürt budur. Sen, "PKK'lıyım" diyebilirsin. Bölücüyüm evet, çünkü sizle Kürt kardeşlerimizi ayırıyorum; PKK ile Kürt kardeşlerimi ayırıyorum. Yani lağım olan PKK ile nur olan Kürt kardeşlerimi ayırıyorum, bölüyorum. Pislikten onları kurtarıyorum, PKK pisliğinden.

Davutoğlu'nun güzel bir konuşması var. Diyor ki "Biz, fethi, gönüller fethini bütün dünyaya yaymayı, dünyanın her bir köşesinde temsil etmeyi siyasetimizin esası biliyoruz." O zaman Darwinizmle başlayalım. Darwinizmi, Materyalizmi bir kenara koyalım, bilimsel bir çalışma yapalım, iman hakikatleri, Kuran mucizeleriyle ortaya çıkalım.

Ömer İnci; "Bir Kürt öldürüldüğünde, hemen her dine mensup ediyorsunuz. Ama lafa gelince, biz din kardeşiyiz." Kürt öldürüldüğünde değil, askerle PKK çatışmaya giriyor, polisle çatışmaya giriyor. İstenmeyen bir durum ama sonunda PKK'lılar polis veya asker kurşunluyla öldürülüyor. Can havliyle asker kendini koruyor, bir nefis savunması var, bir hayati savunma var. Yani çaresiz kalıyorlar, Allah vermesin. Tabii o durumda istemeye istemeye can kaybı oluyor. Ama her dine mensup değil, PKK'lı zaten dinsiz imansız Allahsız Kitapsız. Nerenin dini? Dinle imanla alakası yok adamın. Burada gereksiz laf etmişsin, doğru konuşmuyorsun. "Ama lafa gelince biz din kardeşiyiz." Lafa gelince din kardeşi değil, Kuran'ın emri bu. Biz Güneydoğulusuyla da, Batılısıyla da, Kuzeylisiyle de; hepsiyle; Pakistanlısıyla, İranlısıyla, Suudi’siyle; hepsiyle din kardeşiyiz. Din kardeşi ne demektir biliyor musun? Annen, baban, bacın, kardeşin gibi yani. Onu koruyup kol olmakla mükellefsin. "Öz kardeştir" diyor Allah, "müminler öz kardeş." Yani anneden babadan olma kardeş gibidirler diyor Allah. O şekilde birbirlerini koruyup kollayacak diyor. "Velidirler." diyor bak, "Birbirlerinin velisidir."

Arslan Arslan; "Adnan Hocam, Diyarbakır'da program yapın" diyor. Yapalım da, çatışma var şu an orada. Çatışma yok mu Diyarbakır'da?

DAMLA PAMİR: Var.

ADNAN OKTAR: Var, biraz ortalık sakinleşsin; Diyarbakır, Diyarbakır olsun, söz bir Allah Bir, geliriz. Anlı şanlı geleceğiz zaten, yeri göğü yıkacağız, inşaAllah. Gıyaseddin Keyhüsrev Baganne; "Hocam bu PKK köpekleri o zaman da aynı böyleydiler. İster istemez sert davranmak zorundaydı hükümet. Al işte al serbest bıraktın mı" diyor, böyle olura getiriyor herhalde. Doğru, adamlar kaşındılar, yüz verince astar istediler. Baksana polis arabasına nasıl saldırıyorlar, öldürmeye tam teşebbüs o. Bakıyor polis, hiç bir şey yapamıyor. Bir kanun çıkarın, olur mu öyle şey? Onlar sapır sapır yakalanması lazım, teker teker. İnanılır gibi değil. Öyle olduktan sonra zaten ne yapabilirsin ki adamlara sana, gece gündüz yakacak seni, sen de onu seyredeceksin. Olmaz öyle şey.

“Hocam PKK ile ilgili bilimsel yayın yapmayı düşünüyor musunuz?” Faruk Gökçe. Faruk sen benim internet siteme gir, bir Harun Yahya sitesine bir gir bir bak. Benim zaten en büyük hedefim PKK’dır, hallaç pamuğu gibi atan tek adamım ben. PKK’ya bu kadar vuran benden başka yoktur bilimsel yönden. Dünya çapında en iyi vuran benim bunlara, ilimle irfanla tabii.

Serkan Mehmet Ertan; “Kürt’ün Kürt’e yaptığı zulmü kimse kimseye yapamaz. PKK’lı Kürtler yüzünden bütün bu yaşananlar.” Doğru söylüyorsun tabii. Ama şimdi adam barikat kurmuş, barikattan ateş ediyor. Polis ne yapsın kardeşim bilmiyorum ki? Bak geçenlerde ne kadar özenli davrandılar. Tek tek mermiyle, mermi atarak, o barikatları delmeye çalışıyorlar mermiyle. Halbuki obüs mermisiyle vursalar, darmadağın olur yahut tank mermisiyle ateş etseler, darmadağın olur bir anda. Ama etrafa şarapnel sıçrar diye, o koç yiğitler, o aslanlar, yazık benim aslanlarıma, sabaha kadar tek tek tek mermiyle o kum torbalarını deliyorlar birer birer. O kadar güç ki. O kadar güç eritiyorlar ki, anlatamam, müthiş sıkıntılı bir şey. Normalde tankla basar geçerler ama can kaybı olmasın, yanlışlık olmasın, orada çoluk çocuk vardır diye çok dikkat ediyorlar. Çünkü bazen bunlar alçak, o barikatların arkasına çocuk ve kadınları koyuyorlar-ki, tank geldiğinde ezsin çocukları ve kadınları da ezilsinler diye. Böyle alçak ve ahlaksız, haysiyetsiz bunlar. Yani tam pislik. Şeytan memlekete musallat oldu.

Anka ateş kuşu:” Derin devlet zulmetti diyorsun, üstüne bir da ama biz kardeşiz diyorsun.” Kardeşim derin devleti yıllardan beri ben yerden yere vuruyorum. Benim arkadaşlarım 1990’larda derin devleti manşet yaparak gazetelerden tam sayfa ilan veriyordu, derin devlet belasına karşı. Ergenekon’la ilgili ben yirmi yıl önce kitap yazdım, Ergenekon derin devlet yapılanmasıyla ilgili. Benim sözlerim ayrıca Kuran’dan, ben kendi kafama göre konuşmuyorum. Kardeşim derin devlet kan kusturdu kardeşlerimize, ben biliyorum. Akıl almaz pislik, ahlaksızlık yaptılar biliyorum, bana neyini anlatıyorsunuz bunun siz? Biliyorum ben.

Çağrı Saruhan; “Bu vakte kadar neler yaptın?” diyor, “yaz özür dileyeceğim” diyor. Yazayım, sen de özür dile. Her yıl otuz milyonun üzerinde kitabım basılıyor ve dağıtılıyor dünya çapında, bir. Yetmiş üç yabancı dile çevrildi kitaplarım, iki. Üç yüzün üzerinde kitabım var, üç. Milyonlarca kasetim dünya çapında dağıtılıyor. Onlarca, yüzlerce gazete ve televizyonda CD’lerim yayınlanıyor. Dünya çapında her yerde konferanslar veriyoruz. Televizyon kanallarında yoğun olarak faaliyetler var. Milyonlarca kişiye ulaşan internet sitelerim var. Geceli gündüzlü PKK’nın yanlışlarını, hatasını anlatıyoruz. Darwinizm, Materyalizmin yanlışlarını anlatıyoruz. Bölünme tehlikesine karşı, memleketin zarara uğraması tehlikesine karşı en çaplı, en bilimsel, en gelişmiş çalışmayı yapıyoruz. Kaç yıldan beri? Kırk yıldan beri. Ve hiç tatil yapmadan Cumartesi pazarlar da dahil, bayram tatilleri de dahil sabahtan akşama kadar üç saat uykuyla. Ne dedin sen? Dedin ki “özür dileyeceğim, şunu yapacağım bunu yapacağım.” Hadi özür dile bakalım bekliyorum. Beş binin üzerinde konferans gerçekleştirdik. Yaklaşık bin kadar web sitesi var. Her ay sitelerde aylık on milyondan fazla film izlenme gerçekleşiyor. Bilgisayarla indirme olarak da ayrıca yaklaşık sekiz milyon film, beş milyon kitap indiriliyor. Toplam indirme rakamı on dokuz milyonun üzerinde. Sitelere günlük ziyaretçi bir milyonun üzerinde. Ana sitemde sadece Türkçe sayfası yüz otuz sekiz bin ve İngilizce sayfa sayısı doksan bin kadar. Bunun dışına da birçok dilde sayfalar var. Sekiz yıldır da canlı yayın var her gün.

İDİL SANDIKÇI: Adnan Bey, siz bunların karşılığında hiçbir ücret de almıyorsunuz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ücret veriyoruz. Ücret almıyoruz da, ücret veriyoruz. Arkadaşlarım da hiçbir şekilde ücret almıyorlar, Allah rızası için.

ENDER DABAN: Ve bu çalışmalarınız baskı ve engelleme çalışmalarına rağmen yapıyorsunuz bunları.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Hocam Cizre’de ailesi Kürt olan bir arkadaşıma aileni oradan çıkar yazdım, bana verdiği cevap şu oldu: “Çıkmalarını söylemek onlara hakaret olur. Düşün evini bırakıp kaçıyorsun. Sebep? Devlet geldi diye. Sizce bu mantıklı mı?” Ali. Devlet geldi diye olur mu? Çete gelmiş, PKK gelmiş, polis onunla çatışıyor. Şimdi Allah vermesin burada öyle terörist anarşist olsa biz de burada çıkarız polis rahat hareket etsin diye. Bizde seyredeceğiz mi diyelim başında mı duracağız deriz. Değil mi? her yerde bu böyledir. Polisin rahat hareket etmesi için oradaki sivil vatandaşlar çekilir polis rahat hareket eder. Her yerde böyledir. Bunu bana niye söyletiyorlar ben anlamıyorum ki. Akıl almaz bir mantıksızlık var, ben buna ne diyeyim. Niye hakaret olsun, onu kurtarmaya gelmiş oraya asker polis. Canını, malını, ırzını, namusunu, dinini, imanını kurtarmaya geliyor, alkışlayarak sevgiyle karşılayacaksın. Evi teslim edeceksin, adamlar oradan kovalandığında, kışlandığında kolay.

Mustafa Kaya; “Hocam ellerinden öperim.” Estağfirullah, ben senin ellerinden öperim. “Ben bir Kürt’üm, Allah başımızdan eksik etmesin sizi. Doğuda bütün olayları körükleyen, PKK ve yandaşları olan saf insanlar” diyor. Doğru söylüyorsun.

Halk orada mağdur oluyor, tabii bana neyin resmini gönderiyorlar? Tabii ki orada halk siper alıyor, kendini korumak için akılcı hareket ediyor. PKK ateş ediyor, polis de ona karşılık veriyor tabii ki orada çatışma bölgesinde halk siper alacak kendini, o mecbur olan bir şey ne yapsın? Ya PKK’ya teslim olacak, ya böyle, başka türlü yok. “Biz kardeş değiliz” diye tutturuyorlar bir kısmı yeni çıktı. Allah “kardeşsiniz” diyor, “biz kardeş değiliz.” Senin sözün geçerli olmaz kardeşim, Allah’ın dediği geçerli olur.

“MaşaAllah Hocam, Allah yar ve yardımcınız olsun. Sizi Allah aşkıyla çok seviyoruz.” Sento.

Mert; “Hocam bizim biyoloji hocası hala insanın maymundan geldiğini savunuyor, Allah’ın varlığını reddediyor. Sizi izlemesini önerdim.” Benim kitaplarımdan bir tanesini git masasına koy, “Hocam” dersin “senin geniş ilminden istifade edelim bir eleştir şu kitabı” dersin, konu biter.

Net tespit; “Sayın Adnan Oktar diyor ki: ‘PKK zaten dinsiz, kitapsız, ateist bir yapıdır. Nerenin din kardeşi?’ İşte bunu, başka çıkıp kimse söyleyemiyor” diyor.

“Hocam çok şıksınız. Sesiniz bir harika, o güzel sesinizle güzel bir parça dinleyebilir miyiz?” diyor. Ara ara aşka gelip söylüyorum. Serdar.

“Aşık olmak caiz midir Hocam?” Allah için seversen, olur. Allah için aşk olur zaten. Allah’ın tecellisi olarak seversin.

Faruk Gökçe; “Hocam, üniversitelere geliyor musunuz?” Bizim akademiye şöyle bir uğruyorum, öğrencisi olduğum için.

Hakan. Erdoğan Dilanar; “Hocam seviliyorsunuz. Sabaha altıda işe gideceğim ama yine de vazgeçemiyorum sizden.”

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz varı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde, yüz adet çeşitli eserlerinizden dağıtmışlar, sonra da beraber sohbet ve dua etmişler. Çobançeşme’de kitaplarınızdan on iki adet dağıtmış bir kardeşimiz. 11 Aralık tarihinde Balıkesir’den birçok kardeşimiz yemekli ev sohbetinde buluşmuşlar, videolarınızdan izlemişler ve beraber sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bizi genellikle bu tarzda izliyorlar.

KARTAL GÖKTAN: İzleyenlere de kitaplarınızdan hediye edilmiş. Niğde’den kardeşlerimiz, Muratevler Mahallesi’nde ve Bor ilçesinde çok sayıda kitabınızdan ve Türk İslam Birliği broşürlerinden dağıtmışlar. Diyarbakır’ın Merkez Bağlar ilçesinde çok sayıda bilimsel ve iman konuları anlatan belgesel CD’si ücretsiz olarak halkımıza hediye edilmiş. Siz daha önce yayında “şoför kardeşlerimize yönelik tebliğ yapılmasının güzel olacağını” belirtmiştiniz. Kardeşlerimiz de Adana-Ankara karayoluna ayet hatırlatan pankart asmışlar, geçen yolcuların rahatça görebileceği şekilde.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Zonguldak şehir merkezinde eserlerinizden dağıtılmış. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde A9 TV broşürü dağıtımı yapılmış 13 Aralık tarihinde. Antalya’nın Kumluca ilçesinde kitaplarınızdan, dergilerden ve belgesel CD’lerinden toplam yüz elli adet dağıtılmış. Geçtiğimiz Salı günü kardeşlerimiz Düzce merkezde iki bin adet İslam Birliği broşürü dağıtıp, sonrasında sohbet etmişler beraber. Bursa’dan kardeşlerimiz 5 Aralık’ta Kültür Mahallesi’nde, 6 Aralık’ta Kemerçeşme Mahallesi’nde toplam üç bin adet broşür dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, yer gök inliyor.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca kitap okuma ve paylaşmasını yaygınlaştırmak için geliştirilen, özgür kitap dolaplarına çeşitli kitaplarınızdan bırakmışlar. 7 Aralık’ta da bir araya gelip, kitabınızdan okuyup sohbet ermişler. Eskişehir’den bir bayan kardeşimiz esnafa, bankalara, Astsubay Ordu evine, toplam doksan üç adet kitabınızı hediye etmiş. Son olarak Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz de, 8 Aralık’ta ev sohbetinde buluşarak, kitabınızdan bölümler okumuşlar, sekiz yüz adet A9 TV broşürü ve elli beş adet kitabınızı da ücretsiz olarak dağıtmışlar, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah onlara ne güzel sofra indirmiş öyle, ne güzel nimetler.

Kısa bir ara verelim, ahir zamanı anlatalım.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz, ahir zaman videolarıyla.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v), 1400 Yıl Önce Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhuru Öncesinde Yaşanacak Mülteci Sorununu Bildirmiştir.

Masaüstü Görünümü