Harun Yahya

Sohbetler (16 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Ne var ne yok haberler?

KARTAL GÖKTAN: Musul’un Başika bölgesinde Türk askerinin konuşlandığı peşmerge karargahı saldırıya uğradı bugün. 15:25’te başladı saldırılar yaklaşık 30 dakika sürdü ve Türk birliğine 40 ile 50 arasında havan topu atıldı. Türk topçu birliği de saldırıya karşılık verdi. Saldırıda bir uzman çavuş 4 askerimiz hafif şekilde yaralandı. Yaralı askerler helikopterlerle Şırnak’a getirildiler.

ADNAN OKTAR: Demek ki neymiş? Türk askerinin bölgede bulunması gerekiyormuş? Irak hükümeti işte ‘bizi işgal ettiniz şunu yapıyorsunuz bunu yapıyorsunuz.’ Türk askeri orada fedakarlık yapıp, iyilik yapıp Iraklıları korumaya çalışıyor. Irak hükümeti de bunu yanlış değerlendiriyor. Şimdi bak gördüler fiili durum var. Demek ki Türk askerinin orada bulunması gerekiyor özetle.

1880’lerde 1885’lerde İngiliz derin devletinin görüşü neyse 1995’lerde de aynıydı. 2015’lerde yine aynı hiçbir değişiklik yok. Bir Türk nefreti hakim. Ama onlara biz öyle bir karşılık vermeliyiz ki, dünyanın en modern ülkesi en kaliteli ülkesi olarak ortaya çıkmalı. Medeniyet yarışında en önde olduğumuzu göstermeliyiz. O zaman onların geri ırk, gelişmemiş ırk, medeniyette geri kalmış toplum iddiasını da ortadan kaldırmış oluruz. Gelenekçi Ortodoks sistemlerde sistem kendinden çalışır yani sirke mayası gibi düşünelim yahut hamur mayası gibi düşünelim. Sirkeye baktığımızda üzüm suyunu alıyorlar içine bir parça sirke mayası koyuyor bütün üzüm suyu sirkeye dönüşüyor ama çok küçük, o maya gelişiyor. Gelenekçi Ortodoks sistem de öyle yani bağnaz sistem de öyle küçük bir maya attığında o ona o ona etkileyerek bütün bünyeyi kaplar, büyük bir tehlikedir. Onun için Türkiye’nin aydın, ileri, modern, kaliteli olmasını engelleyen, gelenekçi Ortodoks sisteme karşı tedbir alınması lazım. Hükümetin en başta bu konu üzerinde durması gerekiyor. Gelenekçi sistemde modern olmamız mümkün değil, kaliteli olmamız mümkün değil, gelişmemiz mümkün değil, askeri üstünlük mümkün değil, Türk İslam Birliği mümkün değil, İttihat-ı İslam mümkün değil. Hiçbir şey de başarılı olamayız. Bakın zorluyorlar ama olmuyor. Mesela bir adım atıyoruz dört adım geri geliyoruz. Sekiz adım ileri atıyoruz on altı adım geri gidiyoruz. Gelenekçi Ortodoks sistem Allah’ın beğenmedi bir sistem, şirk sistemidir. Allah onda sürekli yenilgi mağlubiyet verir. Ama Kuran’a dayalı modern İslam anlayışı Peygamberimiz (sav)’den o yüzden bağnazlar nefret ediyordu o devirde. Ehli Beyt’ten nefret etmelerinin nedeni de yine onların modern kaliteli olmalarıdır. Kadınların özgürlük anlayışıdır. İnsanların özgürlük anlayışıdır. Mesela beraber hacca gidiyorlardı kadınlar erkekler beraber namaz kılıyorlardı beraber abdest alıyorlardı. Şimdi bambaşka bir sisteme dönüştü.

Komünistler PKK’lılar eski Marksist eserlerde anlatılanlara inanıyorlar onların romantik bir dünyası oluyor. İşte Che’nin hayatını inceliyor, Ernesto işte şöyle yaptı, Ho Şi Minh böyle yaptı falan, işte kır gerillaları dağda beraber şarkılar söyleyerek savaşa gidiyorlar falan sonunda zafer geliyor falan böyle bir inançları var. Şehri işgal ederler hendekler kazarlar şehir onların olur bu hikayelerde masallarda böyle buna asla müsaade etmeyiz. Akılsızlık yapmasınlar bir kere ideolojileri ölü bir ideoloji zaten. Mahvolmuş yıkılmış bir ideoloji, böyle aptal bir ideolojiyle zaten adım atamazlar. Hiçbir yönden de müsaade etmeyiz. İdeolojik yönden mahkum olmuş yenilmiş bir sistem bize züppelik yapmaya kalkarsa ilimle irfanla kafasını ezeriz.

İşte halk savaşı, devrimci halk savaşı aydınlanma çağı geldi kapitalist düzen yıkılıyor emperyalist düzen yıkılıyor bilmem ne falan. Türkiye kapitalist falan değil. Normal kendi halinde yaşayan gariban insanlardan oluşuyor. Komünizm de Darwinizm’in üstüne bina edilmiş fos bir teori. En çürüğün üstüne kurulmuş. Olabilecek en çürük sistem üzerine kurulmuş. Karl Marx diyor, ben diyor Marksizm’i bina ederken Darwinizm’in zeminde oluşturdum, Darwinizm’in üstüne bina ettim diyor. En baştan hatta yapmışsın. Tevrat’ı okumuş Moşiyah’ı Mehdi’yi okumuş. Ahir zamanın Mesih’i ben olayım diye ortaya çıkmış Karl Marx. Tamam sen Mesih’sin ama Mesih deccalsın. Çünkü rivayette öyle Mesih iddiasıyla ortaya çıkacağı söyleniyor, bu da Mesihlik iddiasıyla ortaya çıktı. Tevrat’taki Moşiyah’ı temsil ettiğini düşündü. İşte dünyaya hakim olacak bütün dünya tek devlet olacak. Onu Moşiyah yapacak Mehdi yapacak.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey operasyonlarda tespit edilen PKK’nın sığınak girişi fotoğrafı vardı. Daha sonra içeri girildiğinde karşılaşılan görüntüler.

ADNAN OKTAR: Evet.

Şu an CNN Türk’te olan Altan Tan operasyon için savaş kelimesini kullanmış. Tabii bir nevi savaşı andırıyor doğru PKK çünkü bir düşman gücü. “Yeniden bir akil heyet kurulması lazım bu heyette Öcalan da dahil olmalı” mantığında konuşmuş. Sayın Öcalan diyormuş ama sayın demeyle sayın olunmaz. Milleti incitecek bir söz o, onu yapmaları doğru değil on binlerce kişinin şehit olmasına vesile olmuş bir adam. Sayın dersen bütün şehit annelerini, gazi annelerini babalarını rencide etmiş olursun. O gereksiz bir alın kaşıma sözü gibi.

Altan Tan demiş ki, "PKK’ya sesleniyorum. Sivillerin olduğu yerde savaş olmaz. Egemenliğe müdahale varsa devlet tabii ki müdahale eder” demiş. Doğru söylüyor yani hukuki yönden, akıl yönünden, mantık yönünden tam doğru bir ifade. Altan Tan temiz bir delikanlı, dürüst bir delikanlı fakat PKK’lıların tabii azgın ruhuyla o uyum içinde olamaz. “Sur’daki acı tablonun sorumlusu kim?” diye bir anket yapmış Altan Tan. PKK ve YDG-H çıktığı için anketi sayfasından kaldırmış.

“Değerli Hocam İslam ittifakında Şii devletlerin olmaması hakkında ne düşünüyorsunuz?“ Şii devlet olmaması İslam ittifakının tam oluşmadığını gösterir. Şii kardeşlerimiz nur gibidir tertemiz insanlardır. Eğer bu ittifak içine alınmıyorsa henüz o sevgi derinliği oluşmamış demektir, sahibini bekliyor demektir. Sahibi de kapıda. Çok az kaldı. Şimdiden hafif hafif onlar başlamışlar sahibini bekliyorlar.

HDP orada anlaşsın orada Kürt kardeşlerimizle de ittifak etsinler o PKK’yı kovsunlar oradan. Ve müthiş bir rahatlık müthiş bir konfor sağlayalım kardeşlerimize. Dağ taş tepe ama bir daha da PKK hiç oralara gelmesin.

1983 yılında Sovyetler Birliği, Kore havayollarının 269 yolcu ve mürettebatını taşıyan uçağını hava sahama girdi diye düşürdü biliyorsunuz. 269 yolcusuyla beraber mürettebatla beraber hepsi öldü. Suçu Rus hava sahasına girmek. Sovyetler iki savaş uçağı göndermişti o yolcu uçağına, uçakla bağlantı kurmaya çalıştılar cevap alamamaları üzerine jetlerden biri ısı güdümlü füze fırlattı. Uçak isabet aldı ve denize çakıldı 269 kişi de öldü. Rusya kimliği belirlenemeyen uçağın hava sahasına girmesi nedeniyle düşürüldüğünü açıkladı. Amerika, Rusya’nın uçağın silahsız sivil bir uçak olduğunu bildiğini öne sürdü. Dönemin Amerikan Başkanı Ronald Reagan olayı katliam olarak değerlendirdi ve Sovyetler’in tüm dünyada insan ilişkilerini belirleyen ahlaki algıları dünyaya karşı geldiğini açıkladı. Sovyetler beş gün sonra uçağın sivil bir uçak olduğunu ama jet pilotların bunu bilmediğini Kore uçağının casusluk faaliyeti içinde olduğunu açıkladı. Halbuki yolcu uçağı. Bu zamanında da böyle bir hata yapmıştı Rusya.

“İyi akşamlar Hocam. Sayenizde hem eğleniyoruz hem öğreniyoruz. Allah başımızdan eksik etmesin” diyor Neco Tabu.

“Adnan Bey, sizin programlarınızın en sevdiğim yönü insanlara çok güzel hitap ediyorsunuz. Bu programları yaparak genç hanımlara ve genç beylere çok etkili oluyorsunuz. İyi ki programların var” diyor Nuh Temiz.

Kuran’a dayalı, Kuran’la aynı olan hadislere uyarız. Ama Kuran’a tam anlamıyla zıt hadislere uyduğunda işte mezheplerin ittifaksızlığı ortaya çıkıyor, mezheplerin zıtlığı ortaya çıkıyor. Her mezhep ayrı ifadede bulunuyor. Niye? Çünkü hadis Kuran’a uygun değil. Kuran’a uymadın mı mezhepler mecburen ortaya çıkar.

“Hocam, sizi izlemeden uyuyamayan biri var” diyor Fatih Üstün. Görebiliyor muyum ben?

Emine, “Selam Hocam, siz her defasında “ben Hoca değilim” deseniz de bütün deliller gösteriyor ki asıl Hoca ve sevgi öğretmeni sizsiniz.” Sevgi öğretmeni olur ama hocalık yok bende hakikaten doğru. Cahil birisiyim yani alim olmak, hoca olmak özel eğitim gerektirir, icazet gerektirir, ben de öyle bir şey yok.

“Hocam, Kerkük’ten şu an sizi izliyoruz” diyor “arkadaşlarımızla” Zakir, maşaAllah.

Biyolog Doktor Muharrem Karakaya, bu kişi Eskişehir’den evrimci bir hoca, yani evrimi savunan bir hoca. Hoca diyor ki Allah razı olsun, “Her türden cehalete savaş açmış, değerli fikir savaşçılarısınız. Bilgeliğin, ulviyetin cehalet ve acımasızlıkla savaşı bu. Allah yar ve yardımcınız olsun inşaAllah. Hem bilimsel hem kültürel hem de sosyal yaşantınız için sarf ettiğiniz alın teri için şahsım adına teşekkür edip Allah razı olsun demek istiyorum Hocam” diyor Biyolog Doktor Muharrem Karakaya. Estağfurullah, biz sizin ellerinizden öperiz. Biz size teşekkür ederiz. Nezaketi için de teşekkür ediyoruz.

“Hocam, Eskişehir’de komşularla toplandık sizi seyrediyoruz. Sizi çok seviyoruz” diyor Ömer.

PKK köpekleri Cizre’de ilçeyi terk etmek isteyen ailenin aracını otomatik silahla taramış. Mevlüde İğdi isimli on beş yaşındaki kızı başından vurmuş PKK’lı alçaklar şehit etmişler canımız kardeşimizi.

KARTAL GÖKTAN: Yine akşam saatlerinde de Şırnak’ta Cizre Devlet Hastanesi’ne roketli saldırıda bulunmuş PKK’lılar.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim benim anlayamadığım yani hayretler içinde kalıyorum. Rahmetli Türkeş de aynı şekilde “inanamıyorum” diyordu, “bıçak gibi kesilmesi lazım” diyordu “terörün.” Yani roketi atan yer belli. Orayı haritadan silersin kardeşim. O roketi atan yeri haritadan silersin. Halkı boşalt oradan. Binayı buldozerle yerle bir edersin. Bir daha atsın da göreyim yani. Ve kaçamaz da nereye kaçacak? Her yerini de sararsın. On bin asker, yirmi bin asker, otuz bin asker. Bazen yaşlı anneleri falan çıkarıyor PKK, tehdit ederek. Mesela oğlu PKK’lı oluyor. Annesini ölümle tehdit ediyorlar. “Şunu söyleyeceksin bunu söyleyeceksin” diyorlar. O sözlere itibar olmasın. O annelere zorla söyletiyorlar. Tehditle diyor mesela “kızını öldürürüm, çocuğunu öldürürüm. Çıkacaksın şunu söyleyeceksiniz.” Zorla demeç verdiriyorlar annelere PKK lehine. Sakın itibar etmesinler. Çünkü bu anneler namazında niyazında Müslüman anneler. PKK’yı ne yapsın? Bunlar Stalinist, komünist, Allahsız, Kitapsız katiller. Annelerin onları desteklemesi mümkün değil.

“Tüm evleri tek tek arasınlar” demiştim. Cizre’de şu an da tüm evlerin hiçbiri atlanmadan tek tek aranıyormuş. Her eve giriliyor yani maşaAllah. Bak, kendimiz evdeyiz ama fikirlerimiz iktidarda. Benim söyleyip de yahut bizim söyleyip de diyelim, olmayan bir olayı bana söyleyin. İcra edilmeyen bir konuyu bana söyleyin tek bir tane. Er veya geç ne dediysek oluyor maşaAllah.

İbrahim Hamza, “Çok doğru her yol denendi. Baş edemedik. Avrupa gibi modern ve çağdaş olmalıyız. Karşımızda o zaman kimse duramaz.” Kardeşim, bizi bağnaz çizgiye çekmek istiyorlar. Bağnaz çizgiye çekildiğinde sanattan koparsın, bilimden koparsın. Estetikten koparsın, kaliteden koparsın. Askeri yönden de gücün gider, sosyal yönden de gücün biter. Kendine güvenin de kalmaz, mahvolursun. Bu mayayı bir parça bir yere koydular mı o maya kendiliğinden gelişiyor. Eğer karşı konulmazsa, yani karşı atak olmazsa bu maya her yeri kaplar.

Gökhan, “Üstadım tıpkı çaldığınız şarkının sözleri gibi her akşam durup size bakıyoruz. Seviyoruz sizi” diyor. “Adamsınız adam, alemin delikanlısı” diyor, maşaAllah.

Yunus Özyavuz, “Hocam, sizi izlemekten büyük zevk duyuyorum. Beni ilimle, irfanla şenlendiriyorsunuz. Diyarbakır’dan selam olsun” diyor.

Ethem; Ethem neye karşılık yazdığın belli değil ki. Bir şey var kafanda ama neye cevap verdiğini de anlamadım yani.

Bizim ultramodern olmamız lazım. Kadınların modern olması lazım, erkeklerin modern olması lazım, bakımlı, kaliteli olması lazım. Binalarımız mimarinin en mükemmel örnekleri olması lazım. Yollar, asfaltlar, eşyalar, arabalar, her yer mobilyalar, her şey kaliteli olması lazım. Her yerde sanat olması lazım, müzik olması lazım, resim, heykel. Dünyanın en yüksek medeniyetini yaşamamız lazım.

Yeşeya 32/16’da “Moşiyah devrinde” Mehdi devrinde “o zaman adalet çöle dek yayılacak” çöllere kadar “doğruluk meyve bahçesinde yurt bulacak.” Mesela Avrupa’nın mahvolduğu dönem kadınların Ortaçağ’da en çok ezildiği dönemdir. Allah savaşlarla, olaylarla mahvetti o zamanlar Avrupa’yı.  Kadınlara ne zaman böyle ezme politikası olsa o ülkeler mahvoluyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, dünyadaki en ünlü çeşmelerden birisi İtalya’da Roma’da Trevi Çeşmesi fotoğrafını gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: İşte Türkiye’nin de bu tarz muhteşem sanat eserlerine sahip olması lazım.

Tevrat’ta Mehdi ile ilgili şöyle bir açıklama var. Yeşeya 42/1 “İşte, kendisine destek olduğum.” Bak, “İşte, kendisine destek olduğum” diyor Allah. 3500 yıl önce söylüyor. “Gönlümün hoşnut olduğu, seçtiğim kulum.” Yani sevdiğim; Allah’ın çok sevdiği olan seçtiğim kulum diyor. “Adaleti uluslara ulaştıracak o.” (Yeşeya 42/1) diyor. Yeşeya 42/3-4 “Adaleti sadakatle ulaştıracak.” Yani sabırlı bir sadakatle. “Yeryüzünde adaleti sağlayana dek umudunu, cesaretini yitirmeyecek.” Demek ki umudunu kırmaya çalışanlar olacak. Cesaretini kırmaya çalışanlar olacak. Olaylar o kadar uzayacak ki o buna direndiği için 3500 yıl önce Tevrat, umudunu ve cesaretini övüyor Mehdi’nin. “Doğudan adaleti harekete geçiren hizmete koşan kim?” diyor. Mehdi’nin doğudan çıkacağını söylüyor.  Türkiye’den çıkacak, inşaAllah çıktı. “Doğudan adaleti harekete geçiren hizmete koşan kim? Ulusları önüne katıyor, krallara baş eğdiriyor.” (Yeşeya 41/2) Bütün dünya ona tabi olacak diyor. Zekeriya 9/9’da “O Moşiyah Mehdi adaletli olan kurtarıcıdır. Moşiyah Mehdi’nin sözleri çok hikmetli ve etkileyici olacaktır” diyor. “Ama O’nun Moşiyah’ın Mehdi’nin geleceği güne kim dayanabilir? O belirince kim durdurabilir?” Durduramazsınız onu diyor. Çünkü o maden arıtıcısının ateşi, çamaşırcının kür suyu gibi olacak. Gümüş eritip arıtan gibi davranacak. Arındırıp altın, gümüş temizler gibi temizleyecek.” (Malaki 2/3) Yani altını ve gümüşü temizler gibi ateş gibi ortamda onları arındırıp temizleyecek. “Seni” yani Moşiyah Mehdi’yi Cenab-ı Allah bu şekilde söylüyor. “Seni uluslara ışık yapacağım” aydınlık yapacağım. “Öyle ki kör gözleri açasın. Zindandaki tutsakları, cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın.” (Yeşeya 42/6-7) Mesela hapishanelerde çok fazla Müslüman var. Sırf Müslüman olduğu için hapsedilen. Hepsini bırakacaksın diyor. “Güçle kuvvetle değil, ancak benim ruhumla başaracaksın.” Allah’ın ruhuyla başaracaksın diyor. “Böyle diyor egemen Rab.” (Zekeriya 4/6)

Evet, Fikret. Buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Lindsay Lohan, geçtiğimiz yıl Arap ve Ortadoğu kültürü üzerine çalıştığını ve bu kültürün kendisini çok etkilediğini medyaya açıklamıştı. Gözlerine doğru yakın çekim bir fotoğraf paylaşan Lindsay Lohan, altına Kuran'ı Kerim'in Haşr Suresi'nden bir ayeti yazdı. Şeytandan Allah'a sığınırım, "Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O mutlak güç sahibidir. Hüküm ve hikmet sahibidir." 

ADNAN OKTAR: Aman Allah'ım, nasıl güzel bu böyle. Bayağı şekermiş. 

BÜLENT SEZGİN: Daha önce paylaştığı bir fotoğraf; elinde Kuran'ı Kerim var. 

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma, aferin benim güzelime. Akıllı kızmış. Dünya tatlısı o. Aferin. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin ona. İyilik, neşe, huzur versin. Hidayetiyle sarsın. Allah onu nurlandırsın, kötülüklerden ve kötülerden korusun. 

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Danimarka'da bir kanun çıkarılacağı haberi var; göçmenlerin ziynet eşyasına el koymak üzere. 

ADNAN OKTAR: Şaka yapıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Masrafları karşılamak için.

ADNAN OKTAR: O, Allah esirgesin, hırsızlık gibi gasp gibi bir şey. Çok korkunç bir şey. Geçmiş dönemde korsanlar, eşkıyalar falan yapardı yoldan geçenlerden. Korsanlık ve eşkıyalık gibi olur. Yakışık almaz, çok ayıp. Onlar söylememiş olsun, biz de duymamış olalım.

"Hocam, İran hakkında kafamız karışık. Şiilere karşı mıyız? Yoksa İranlılar farklı bir Müslüman mı?" Yok, kardeşim. Normal kendi halinde Müslüman. Gelenekçi Ortodoks çizgide Müslüman. Hepsi birbirinin aynı. Hepsine şefkatle bakmak lazım. Hepsi düzelir zaten onlar Mehdi (as)'yi bekliyorlar. Diyorlar, "Bizim anayasamızın, İran anayasasının birinci maddesi; 'Bu anayasa Mehdi (as) gelinceye kadar geçerlidir.' İkinci madde; 'Mehdi (as) geldiğinde artık onun hükmü geçerli olur.' " diyor. Bu kadar. Hangi devlet anayasasına Mehdi (as)'yi koymuştur? Hangi devlet? Bu olağanüstü bir şey. Resmi anayasa, devlet anayasası; halkın da kabul ettiği resmi devlet anayasasının birinci maddesi; 'Bu anayasa Mehdi (as) gelinceye kadar geçerlidir.' diyor. Olayın büyüklüğünü buradan anlayın.

KARTAL GÖKTAN: Danimarka bu kanunu çıkarmış Adnan Bey. Üç yüz Euro'dan yüksek ziynet eşyasına el koyma üzerine kanun çıkmış şu anda. 

ADNAN OKTAR: Yani zorla mı alacaklarmış? 

KARTAL GÖKTAN: Evet, el koyacaklar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Ülkeye girişte alacaklar. 

KARTAL GÖKTAN: Sadece nişan yüzüğü, saat ve cep telefonuna el konmayacak. Onun dışındaki ziynet eşyalarına el konacak. 

ADNAN OKTAR: Ama çok acayip bir şey o, çok ayıp.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce de Lübnan gazetelerine ilanlar vermişlerdi, mültecilerin Danimarka'da istenmediğine dair. 

ADNAN OKTAR: Çok çok acı bir olay. Bu çok ürkütücü. Kendi vatandaşları istediği gibi altın kullanıyor. Onlardan almıyor. Ama onlardan gasp eder gibi olur o, çok çirkin olur. Hırsızlık gibi görünür. Çok yakışık alacak bir şey değil. Öyle algılayabilir insanlar. Yakışık alacak bir tavır gösterseler daha iyi olur.

KARTAL GÖKTAN: Bir duyuru yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Yarın saat 11:00'de Yaşam ve Sağlık programında konuğumuz Ruh Bilimleri ve Eğitim Psikolojisi Uzmanı ve Psikanalist Riccon İlhan Doğan.

ADNAN OKTAR: Hocamızı dinleriz. İyi olur. Bir daha. 

KARTAL GÖKTAN: Yarın saat 11:00'de Yaşam ve Sağlık programında konuğumuz Ruh Bilimleri ve Eğitim Psikolojisi Uzmanı ve Psikanalist Riccon İlhan Doğan.

ADNAN OKTAR: Hocamızın güzel anlatacağı şeyler vardır. Müstefit oluruz İnşaAllah.

"Günden güne daha yakışıklı oluyorsunuz. Ayrıca çizgili takım elbiseniz çok muhteşem yakışmış üzerinize bugün. Hayran kalmamak elde değil nurumuz, Allah aşkıyla sevdiğimiz." diyor, Habibe Hanım söylüyor.

“Komünist ideolojilerde aşırı romantiklik ve akıl zayıflığı vardır. Hendekler kurarlar, devrim yaparlar zannediyorlar. Baştan çökmüş bir mantık.” Uğur Erdem; "Hazreti Muhammet (sav)'in kurduğu hendekleri nereye koyacaksınız? Ona da mı diyeceksin aşırı romantik?" Kardeşim, sen şeytanla meleği aynı konuma getirmek istiyorsun. Burada şeytanın yaptığı icraatı anlatıyoruz. Sen meleğin yaptığı uygulamayı anlatıyorsun. Bir kere lağımla nuru ayıracaksın. Şeytanla meleği ayıracaksın. Şeytan her türlü pisliği yapar; savaş da yapar, hendek de kurar, kapıları kilitler, kapıları açar... Müslümanın yaptığı; bereket, güzellik, nur olur. Şeytanın yaptığı da cehennem ateşine odun olur, rezillik ve pislik olur. Hendeği kafir de yapıyor Müslüman da yapıyor. Müslüman yaptığında sevap alır, kafir yaptığında cehennemi daha genişler. Kafir de yemek yer Müslüman da yer. Kafir yediğinde aleyhine olur, cehennemi derinleşir, daha genişler. Müslüman yediğinde cenneti genişler, kalbine ferahlık gelir, ruhuna gıda olur. Birinde hayır olur, birinde şer olur. Bunlar kafir ve küffar ordusu olduğu için, deccal ordusu olduğu için onlara şer olur. Müminde olduğunda da hayır olur, hayır ve bereket olur. Bunu ayırt etmen lazım. Aynı kategoride görüyorsun, olur mu öyle şey.

Barış; "Hocam, Diyarbakır'dan sizi her gün izliyoruz. Ailece size sevgi ve saygı var. İnadına Adnan." diyor.

Peygamberimiz (sav) diyor ki; "Kadınlara ancak alicenap olanlar değer verir. Ve onlara sadece mümin karakterli olanlar güzel gözle bakarlar. Alçak karakterli olanlar hor nazarlarıyla bakarlar." diyor. Suyuti, El Camiu's-Sağir'de. "Peygamber Efendimiz insanlar içinde hanımlarına en çok şaka yapan kimseydi." diyor Taberani'de.

Pınar; "Bir Hristiyan dinimizi öğrenmek istiyordu. Konu mezheplere kadar geldi. Tek soru sordu; ‘Muhammet (sav)'in mezhebi neydi?’ diye." Tabii ki Muhammet Peygamber (sav)'in mezhebi yoktu. Kuran ehliydi o, Kuran talebesiydi.

"Masum yürekli sevdiğim, gördüğüm insanlar içinde fedakarlıkta senin eşin benzerin yok. Sadece fedakarlık değil; sabır, sadakat, vefa, yiğitlik, cesaret, merhamet, sevgi, samimiyet, masumiyet, akıl, hikmet, güzel ahlakta bir benzerin yok gördüğüm insanlar içinde." diyor. Evet, seviyor demek ki. Feyza Hanım yazmış.

"Hocam, sizi çok seviyoruz. Sevginin ne kadar mühim bir konu olduğunu sizin programlarınız vesilesiyle daha iyi öğreniyoruz. Programlarınızın eğitici ve sevgi üzerine olması da ülkemizin kaliteli program anlayışına kazanç sağlıyor. MaşaAllah bir tanecik sevgi öğretmenimiz." diyor Tekirdağ'dan Fatoş.

"Hocam, Trabzon'dan sizleri izliyoruz şu an arkadaşlarla. Sizleri çok seviyoruz." diyor Mehmet.

Naci Başaran; "Hocam programlarınızı severek izliyorum. Keşke yirmi dört saat canlı devam etseydiniz." diyor.

"Hocam, sekiz hafta Türkiye'de kaldım. Her gün sizi izledim. Teşekkür ederim. Ellerinizden öperim." diyor.

Enes de aynı şekilde "Şarap mı onlar?" diyor. Kardeşim, bak. Bu tarz şişelerde süper marketlerde, büyük mağazalarda zeytinyağı satılıyor. On binlerce şişe Anadolu'da, yüzbinlerce şişe satılıyor zeytinyağı aynı bu tarz şişelerde. Yine bu tarz şişelerde her türlü meyve suyu satılıyor, her türlü sirke satılıyor. Şişeden bu kadar korkmanız hayret verici. Şişe dedin mi aklına şarap geliyor. Bu çok yanlış.

Caner Köse; "Hocam çok ilginç birisin. Bir bakıyorum, oyun havaları. Bir bakıyorum, yabancı müzik. Helal size." diyor. İlginç olunca ilgi çekiyoruz demek ki. İlgi çekince dinleniyoruz. Dinlenince aydınlanıyorsunuz. Aydınlanınca cennetiniz genişliyor, biz de sevap alıyoruz, Allah'ın rızasını kazanıyoruz. Mehdi (as) acip olacak. Hazreti Süleyman (as) acipti. Biz de talebeleri olarak ilginç oluyoruz ki ilgi çekelim. Çiçekler bile ilgi çeker. Arılar gelir oradan bal alırlar. Biz de bizim balımızdan istifade etmeniz için bu şekilde hoş bir görünümle sizlere konuları aktarıyoruz. Hazreti Süleyman (as)'ın ana yöntemi oydu. Sarayı onun için yaptırdı zaten. O kadar süslü güzel kıyafetli hizmetçiler, insanlar. Atları güzel, atların eyeri güzel, hayvanlar güzel. Her çeşit hayvan var sarayda. Yiyecekler birbirinden güzel. Kıyafetler, masalar, eşyalar, mobilyalar, her yer, havuzlar muhteşem görünümlü. Misafirler, gelen; "Biz elhamdülillah Müslüman olduk." diyorlardı. Çünkü İslam'ın uygulamasını göstermek çok önemli. Müslümanın gerçek anlamda İslam’ı yaşadığını gördüğünde kalpleri açılır, kalpleri ferahlar, inşirah bulur, severek İslam'a koşarlar. 

Şiilerin Mehdi ile ilgili duası, gece gündüz ettikleri dua, Şia’nın Mehdi aşkı çok güçlüdür. “Allah’ım eğer benimle Hz. Mehdi arasında kulların için kesin kıldığın ve takdir ettiğin ölüm engel oluşturursa beni kefenimi kendime gömlek yaparak, kaimimiz Mehdi’nin şehirdeki ve diyardakilere yönelen davetine ‘lebbeyk buyurun’ diyerek mezarımdan dışarı çıkar.” Mehdi geldiğinde “Allah’ım o değerli yüzü ve beğenilmiş parlaklığı bana göster.” Mehdi’nin yüzünü bak ölüyken beni dirilt mezardan çıkart diyor. “İmamız Mehdi’ye bir bakışla gözüme nur ve ebediyet sürmesi sür. Zuhurunu çabuklaştır.” Museviler de bu şekilde dua ediyor. “Moşiyah’ın zuhurunu çabuklaştır.” Her gün dua ediyorlar. Günde üç kere dua ediyorlar, Mehdi’nin çıkışı için. Çıkışını kolaylaştır yolunu genişlet. Beni onun hüccetli yolunda yürüt, emrini geçerli kıl, sırtını güçlendir. Allah’ım onunla beldelerini bayındırlaştır, onunla kullarını dirilt.” Mehdi dualarından bir dua Şiilerin, her gün dua ederler. Museviler de günde üç kere dua ediyorlar.  Ya Rabbi Moşiyah’ın gelişini hızlandır diye, çabuklaştır diye.

“Çok kıymetli Hocam sizin özellikle bayanlara verdiğiniz değere ve sevgiye ancak Hz. Muhammed (sav)’in hayatında görüyoruz. MaşaAllah sizi çok seviyorum.” Peygamberimiz (sav) tam hakkıyla yapandı biz onun evlatları olarak ona benzemeye çalışıyoruz.

Caner Köse, “Hocam ilginç kelimesi yanlış anlaşılmasın. Programınızı bay, bayan, yaşlı, genç sıkılmadan izliyor, dinliyor anlamında kullandım” diyor. Zaten ilginç olmasa bir şey ilgi çekmez. İlgi çekene ilginç denir. İlgi çekmesi için de güzel bir şeyler olması lazım.

Mert Altmıştokatlı “Hocam Kim Kardashian, Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını ve bunun belgeselini çekeceğini söyledi. Bu konuda düşünceleriniz.” Kardashian’ı buraya davet edelim anlatalım. Birde böyle şeyler sevgiyi öldüren, sevgiyi azaltan şeyler geçmişte kalan geçmişte kalmış oturup onları yeniden canlandırmaya çalışmak yanlış olur. Biz de o zaman Ermenilerin nasıl katliam yaptığına dair belgesel hazırlayacağız. Onlar Türklerin nasıl katliam yaptıklarını hazırlayacaklar. Bunun bir mantığı yok. Savaş yılları, savaş zamanı kıyasıya karşılıklı insanlar öldürüldü. Acı olaylar, bunları unutmak lazım.

“Rusya’dan Selam.” Kamil Ahmedov. “Hocam müzik haram değil mi siz niye dinliyorsunuz?” Haram değil helal olduğu için dinliyoruz. Nereden çıkartıyorlar bu haramı? Uydurma rivayetlerden. Kuran’a itibar etmeleri lazım. Kuran’daki hüküm neyse ona uyacaklar.

“Hocam, Mehdi İstanbul’dan çıkacak diye bir iddia var siz ne diyorsunuz?” İddia değil hadisler var. Yirmiye yakın hadis var İstanbul’dan çıkacağına dair. Konstantiniyye diyor Peygamberimi (sav), Bediüzzaman da İstanbul’dan çıkacak diyor.

“Üstadım Huruf-u Mukattaa harflerinin sırları hakkında bilgi verebilir misiniz?” Daha var 2019’lar, 2021’lerde anlatırız inşaAllah Allah nasip ederse.

Hz. Mehdi (as) için Peygamberimiz (sav) diyor ki, “Mehdi, tıpkı Süleyman ve Zülkarneyn gibi dünyaya hükmedecektir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Sayfa, 29) Resullulah (sav) yine diyor ki, “Tüm olarak yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi: Zülkarneyn ve Süleyman müminlerden, diğer ikisi, Nemrud ve Buhtunnasr kafirlerdendir. Yere beşinci olarak ehli beytimden biri İmam Muhammed Mehdi malik olacaktır” (Mektubat-ı Rabbani, 2/1163) diyor.

“(Mehdi) bütün dünyaya malik olacaktır. ((Kitab-ul Burhan, s. 10), Mehdi doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder.” (El Kavlu'l Muhtasar, s. 56) “Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, Mehdi (as) geldikten  sonra adaletle dolup taşacaktır.” (Mehdiyy-il Muntazar, s. 20) “Mehdi’nin adaleti her yeri kaplayacak.” (El-Kavlu'l Muhtasar, s. 20)

“İşi gücü bırakıp Mehdi (as)’ı beklemek İslam’ın hangi kuralında yazılı?” Kuran’da Nur Suresi’nin 55. ayetinde Allah; “İslam’ı dünyaya hakim edeceğim” diyor. “Ama samimi kullarım olduğunda yapacağım” diyor. “Bunu bekleyin” diyor. “Dış alemlerde, ufuklarda ayetlerimi size göstereceğim. Siz de görüp, bilip tanıyacaksınız” diyor. Dünyaya hakim edeceğini ayrıca Cenab-ı Allah bir başka ayette de; “Tevrat’ta ve Zebur’da da bunu görebilirsiniz” diyor. “Daha önce nasıl dünyaya hakim ettiysem, yeniden dünyaya hakim edeceğim” diyor. İşte bu İslam’ın yeniden dünyaya hakimiyetinin adı Mehdiyet’tir. Öncüsü de İmam Mehdi (as)’dır. İşi gücü bırakıp Mehdi (as)’a talebe olursun tabii. Beklemek ama beklemek oturarak bekleme değil. Biz oturarak beklemiyoruz. Nasıl bekliyoruz? Yeri göğü yıkıyoruz. Böyle beklenir. Dünyanın kralı geliyor. Biz nasıl karşılarız? Yeri göğü yıkarız. Gelmeden önce halılar serilir, evi süslersin, hazırlıklar yaparsın, güzel kokularla her yeri bezersin. Misafir karşılamaya hazırlıyoruz, hazırlanıyoruz. Oturarak misafire hazırlık nerede görülmüş? Anadolu ev terbiyesinde bu yok. Kimse oturmuyor. Herkes harıl harıl Mehdi (as)’a hazırlanıyor. Bak İran anayasasına koymuş. “Bizim anayasa geçerli değil. Ancak Mehdi (as) gelinceye kadar geçerlidir. Mehdi (as) geldikten sonra bu anayasanın hükmü yoktur. Ondan sonra artık Mehdi (as)’ın dediği geçerlidir” diyor. Bak İran’ın resmi, devlet anayasası, halen yürürlükte. Kaç yıldan beri resmi devlet anayasası. Erol Tayhan’a bu cevabımız. Öncü TV’de program yapımcısıymış. Bak gecenin bu saatlerinde misafir hazırlığı yapıyoruz. Mehdi (as)’a hoşamedi yapıyoruz. Onu karşılamaya hazırlanıyoruz, yeri göğü yıkarak. “Mehdi (as) beklemek İslam’ın hangi kuralında yazılı?” Hadis-i şeriflerde yazılı. Peygamberimiz (sav); “Mehdi (as)’ı bekleyin” diyor “ve arayın. Karda sürünerek dahi olsa gidip onu bulun. Ona tabi olun” diyor. Ve “Mehdi (as)’ın çıkışı için dua edin” diyor. 3500 yıldan beri Museviler dua ediyor. “Ya Rabbi bizi Mehdi (as)’a kavuştur” diye. Günde üç kere dua ediyorlar. Adonay diye dua ediyorlar, Allah’a yalvarıyorlar. Ağlayarak dua ediyorlar, “Ya Rabbi bizi Moşiyah’a (Mehdi (as)’a) kavuştur” diye. Burada Musevilerin toplantısına katılmıştım. Orada da aynı şekilde dua etmişlerdi. “Karda sürünseniz bile;” demek ki soğuk bir yerde zuhur edecek Mehdi (as). Arabistan’da olsa karda sürünseniz bile demez. Mekke’de, Medine’de olsa değil mi? Demek ki oralarda değil. Soğuk bir iklimde, kışı olan bir yerde. Belki de kışın zuhur edecek. Çünkü karda sürünerek de olsa ona kavuşun diyor. Zebur’da var, Tevrat’ta var. İncil’de; “Su testisi taşıyan adamı gördüğünüzde onun peşine takılın. Onu evine kadar takip edin” diyor, İsa Mesih. “Ben gideyim ki tesellici size gelsin” diyor. Hem Peygamberimiz (sav)’e işaret var hem Mehdi (as)’a işaret var.

“O kapınızı çalmadan siz Mehdi (as)’a bulutların kubbelerinde uçarak ulaşınız.” Uçakla ulaşınız diyor Peygamberimiz (sav) bak görüyor musun? Bir mucize bu. “Veya kar üzerinde sürünerek ve emekleyerek ona varınız.” Kitab-ül Cifr, İmam-ı Ali, sayfa 7’de bunu söylüyor.

“Havariler İsa Mesih’e; ‘Nerede hazırlık yapmamızı istersin?’ diye sordular. İsa onlara ‘bakın’ dedi. Kente girdiğinizde” yani büyük kente girdiğinizde “karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak.” Yani kova burcundan bir adam. “Adamı gideceği eve kadar izleyin” diyor. (Luka 9/11) Mehdi (as)’dır işte bu.

“Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi. Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin.” (Markos, 13) Masonlar da buradaki sırra göre hareket ediyorlar. Yani şimdi detay versek yine şüpheler ortaya çıkacak. Onun için söylemiyorum.

“Eğer beni seviyorsanız emirlerimi gözetirsiniz” diyor İsa Mesih. “Ben de Allah’a yalvaracağım. O size başka bir Faraklit (kurtarıcı) gönderecektir.” (Yuhanna 14/15-16)

“Faraklit öyle bir hakikat ruhudur ki Rab onu benim ismimle gönderecektir.” Yani Mesih, onun ismi de Mesih olacak. Moşiyah, Mesih Moşiyah. “O size her şeyi öğretecek. Ve benim size söylediklerimi tekrar hatırlatacaktır.” (Yuhanna 14/26)

“Faraklit geldiğinde benim için şahitlik edecektir.” Yani geleceğimi söyleyecek. “Ve siz de bana şahitlik edersiniz.” Yani beni gördüğünüzde. (Yuhanna 15/26-27)

“Ben size hakkı söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır” diyor İsa Mesih. “Çünkü ben gitmezsem Faraklit (Mehdi (as)) gelmez. Ama ben gidersem onu size gönderirim.” (Yuhanna 16/7)

“Faraklit geldiğinde bütün alemi hataları sebebiyle kınar ve onları terbiye eder.” Yani bütün dünyayı düzeltir diyor. Onu yapacak Moşiyah, Mehdi (as)’dır zaten. Aynı zamanda bu Peygamber Efendimiz (sav)’e de bakıyor. Faraklit yani hamd eden anlamına bakıyor. Ama asıl Peygamberimiz (sav)’e de bakıyor.

“O hakikat ruhu gelince size her hakikate yol gösterecek, zira kendiliğinden söylemeyecektir.” Nasıl söyleyecek? Kuran’dan söyleyecek. İşte buradan da anlıyoruz ki Peygamber (sav)’e hitap var. Yani vahiyle söyleyecek. “Fakat her ne işitirse söyleyecek. Ve gelecek şeyleri size bildirecektir.”

“Mesih şöyle dedi; Artık ben sizle çok söyleşmem. Çünkü bu alemin reisi geliyor. Bende asla onun nesnesi yoktur.” Yani ben onun gibi değilim diyor. O acip bir şahıs diyor İsa Mesih. Geldiğinde Mehdi (as)’a vezir olacak, biliyorsunuz. Onun veziri, yardımcısı olacak. Onun için; “Bende asla onun nesnesi yoktur” diyor. Bediüzzaman da diyor ki; “Hiçbir cihette ahir zamanın acip şahsı gibi olamam” diyor. Alemin reisi yani dünyanın lideri Mehdi (as)’dır.

“Senin şu âciz ve fakir ve hiç ender hiç olan kardeşin, bin derece haddimin fevkinde olarak, kendimi o gelecek adam (Mehdi (as)) olduğumu iddia edemem, hiçbir cihette liyakatim yoktur. Fakat o ileride gelecek acip şahsın bir hizmetkârı ve ona yer hazır edecek bir dümdârı ve o büyük kumandanın pîşdâr bir neferi olduğumu zannediyorum” diyor Bediüzzaman. Acip diyor, acayip.

Türk Bozkurt; “Mehdi (as)’ı kim görebilir? Küçüklüğümden beri Mehdi (as)’ın yanında olmak için dua ediyorum. Duam kabul olur inşaAllah. Ama namaza başlayamadım.” İşte namazını kılacaksın. Olmaz. Namazsız Müslüman nasıl olsun? Günaha girersin.

“Hay maşaAllah, alemin kralı” diyor. Ama kim olduğu belli değil. O zaman alemin krallarından desin ki niza olmasın. Yoksa sorun çıkar.

Efe, Pirimci Adam; “İnci Sözlük’ten beş arkadaş oturduk, izliyoruz Hocam” diyor. Ne güzel.

Şerifkan Süleymaniyeli; “Severek, beğenerek, ilmimizi arttırarak izliyoruz. Sizin karizmanızı, delikanlılığınızı kıskandıkları için sizinle uğraşmaya çalışıyorlar ama hiçbir şey yapamazlar. Ve hiçbir neticeye ulaşamıyorlar” diyor.

“Hocam Allah neşenizi bozmasın. Müziklerden evde dans etmek geldi bu saatte. Ayrıca Manisa’dan herkes size selam ediyor” diyor. Aleykümselam. Hasan Katırcı.

“İyi akşamlar Hocam harikasınız. Hele yanınızdaki kedicikler sanki Allah hepsini özenerek yaratmış. Bir şeyi merak ediyorum. Masalardaki içki şişeleri gerçek içki mi yoksa dekor mu?” Kardeşim etmeyin, çatmayın bak zeytinyağları da aynı şişede satılıyor. Sirke de aynı şişede satılıyor. Yüz binlerce, milyonlarca şişe her yerde satılıyor. Biraz kafayı açın. Bütün Avrupa’da meyve suları bu şekilde satılıyor. Türkiye’de de bu şekilde satılıyor. Artık bakraçta satılmıyor, testide satılmıyor. Çağ ilerledi, açın kafanızı. Yarın masanın üstüne testi koyalım bari içleri rahatlasın.

Arap baharı olarak bilinen olaylar sonucunda bir milyonun üstünde yaklaşık bir buçuk milyon kişi hayatını kaybetmiş. 833 milyar dolardan fazla maddi zarar meydana gelmiş.

“Hocam Suriyeli Müslümanları nasıl yorumluyorsunuz?” Bütün İslam aleminde bir eksiklik ve bozukluk var ama hepsi Müslüman tabii. Şefkatle yaklaşmak lazım. “Bir de müzik repertuarını siz mi yapıyorsunuz?” Nacizane.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey sizin günlerdir ısrarla üzerinde durduğunuz bir konu vardı. Bugün Sayın Başbakanımız Davutoğlu sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerde halkın tüm mağduriyetlerinin telafi edileceğini açıkladı. Ve şunları söyledi: “O vatandaşlarımız oradan kaçmak zorunda kalan vatandaşlarımız, sizin gibi şehitlerimizin emanetleridir. O güzel ilçelerde yaşayan güzel insanlarımız huzur içinde yaşamına devam etmeleri için çalışmalara devam edip zararlarını telafi edeceğiz. Bütün vatandaşlarımız bilsinler ki bugünkü mağduriyetlerinde biz yanlarında olacağız. Her türlü ihtiyaçlarını biz karşılayacağız o vatandaşlarımızın. Hiçbir insanımızı yalnız kimsesiz bırakmadık, bırakmayız. Hiç kimsenin mağdur edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

“Kim ne derse desin saygıdeğer Hocam iyi ki varsın ayaklarını da öperim.” Estağfurullah. Ben sizin ayaklarınızdan öperim. “Bu saatte sizi izliyoruz Hocam. Bağımlılık yaptınız kitaplarınızı beğeniyle okuyoruz. inşaAllah tanışmak da nasip olur. Arkadaşlarımız tavsiye etti sizi dinlememizi.  Allah razı olsun Hocam okuyunca diğer hocaların yıllarca bize Müslümanlık diye neleri dayattıklarını anladık. Hocam sağ olun, var olun Allah razı olsun.” Arzu Öztürk.

Serkan Yavuz, “Hocam sizin ve görüşlerinizi çok merak ediyorum inşaAllah bir gün karşılaşırız. Saygılar.”

Feyyaz Ayaş, “Allah sizlere cennet nasip etsin” diyor. İnşaAllah hepimize.

Emel Raviş, “Büyük Üstat ahir zamanda olduğumuz halde diğer hocaların deccaliyetten ve Mehdi’den bahsetmemeleri çok şaşırtıcı. Ahirette nasıl cevap verecekler merak ediyorum. Saygılar.” Diyor.

“O Hz. Mehdi Arapça’yı pek konuşamaz. Fakat ahlakı hususunda ondan farklı da olmaz. O Mehdi orta boylu erlerdendir. Mülkün dönemi onunla biter velayet onunla hatme erer.” El-Cevabü'l-Müstakim  adlı eserde.  Hakim et-Tırmızi (ks) Hazretleri'nin Hatmü'l-Evliya’da sorduğu soruları cevaplandırmak için yazdığı "El-Cevabü'l-Müstakim"  adlı eserinde. Yani Arapça kelimeler bilir ama konuşamaz diyor. Yani o da Arap olmadığını gösteriyor. Çünkü Türkçenin içinde de çok fazla Arapça kelimeler var. O anlamda ama Arapça konuşmak ayrı bir şey. Kelimeleri bilmek ayrıdır.

 İran bu yıl 830 kişi idam etmiş. İdam cezasının kalkması lazım.

“Avrupa’nın neresinde öyle içki şişelerinde meyve suları satılıyor ki” diyor. Git bir süpermarkete, markete veyahut büyük mağazaya git bir alışveriş yap mübarek.  5000 yıl öncesinde değiliz. Bunlar 2015’te olduğumuza inanmıyorlar. Zeytinyağı şişede satılıyor. Meyve suları şişede satılıyor. Biraz alışın bunlara. Biraz vakit alacak ama ben alıştıracağım bunlara.

“Hocam bayan arkadaşlar bizlere çok güzel örnekler. Ben bir bayan olarak onları izleyerek daha bakımlı olmaya özen gösteriyorum. Bu nur yüzlü insanlardan neden rahatsızlık çekiyorlar? Benim kanaatim çok şiddetli kıskanıyorlar”  diyor.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Hayret oyuncak gibi bir şey. Allah’ın bu kadar şirin, tatlı yaratması bir mucize tabii.

Mehmet Akif Çiftçi, “Harun Yahya kitapları önümüzdeki yüz yıl sonra dahi kalitesini koruyacak nitelikteler. İlkokul, ortaokul, lise yıllarında Harun Yahya isimli belgeseller evreni, kainatı, yaratılışı anlamam için çok güzel rehber oldu” diyor.

Veysel Harman,  “TV yayınlarınızı zevkle seyrediyorum. Hocam’a ve modern düşünenlere saygılar” diyor.

Fatih Gemici, “Rabbim yolunuzu her daim açık tutsun” diyor. 

“Haklısınız ayakkabılar veya kıyafetler dünyadan sıradan giyecekler olabilir fakat sizden yayılan bir nur var ki ayakkabıları, kıyafetleri aşıp bize geldiği için maşaAllah olağanüstü görünüyor, gözlerimizi kamaştırıyorsunuz canımızın içi” diyor.

Kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa bir videolarla devam ediyoruz.

VTR: Bölünmek Yok Olmak Demektir

OKTAR BABUNA: Yayınımızın sonuna geldik. Herkese iyi geceler diliyoruz.

Masaüstü Görünümü