Harun Yahya

Sohbetler (17 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Bir kere bir sevgi etiketi yapalım; “Huzur sevgiyle gelecek” diyelim. Evet.

Osman İlhami Yüce; “Hocam baya karizmasın” diyor.

Emrullah Yahyalıoğlu; “parti başlasın” diyor.

“Ya Rabbi, ibrikler ne kadar güzel, maşaAllah. Harikasınız Hocam, maşaAllah” diyor, Fatma.

“Hocam güzellere iyi bakıyor.” Tabii, güzel kendiliğinden güzel olmaz, değil mi? İmanla, akılla, ilimle irfanla güzel olur. Olur da, sebebe sarılmak lazım.

Evet, dinliyorum

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’ın Sur, Mardin’in Nusaybin ve Dargeçit ile Şırnak’ın Silopi ve Cizre ilçelerinde, 10 bin askerin katılımıyla düzenlenen operasyonlara, 24 tank, 10 obüs,85 kirpi ve benzeri zırhlı araç ile 6 iş makinesinin de katıldığı bildirildi. Operasyonlara ayrıca Türkiye’nin çeşitli illerinden bölgeye sevk edilen binlerce özel harekat ve terörle mücadele polisi de katılıyor. 5 ilçedeki operasyonları 3 Korgeneral, 3 Tümgeneral, 8 Tuğgeneral ve 26 albayın yönettiği öğrenilirken, 5 bin askerin daha bölgeye sevk edileceği belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: Ama bütün bu kadar emeğe hiç gerek yok. Darwinizm Türkiye’de yasaklansa, yani Darwinizm’in gerçeği anlatılsa, Darwinizm bütün kapsamıyla anlatılıp, ilmi cevabı verilse Marksist felsefe çöker. Çökünce de, bu operasyonlara gerek kalmaz. Yani alttan alta bataklık sivrisinek üretiyor. Bir Darwinist- materyalist sistem var. O durumda, işte onlar da materyalist oluyorlar. İlmi çözüm, asıl çözümdür. Yani 10 Korgeneral, 20 Tümgeneral hiç netice alınmaz. Yeniden türer. Alttan alta eğitiyorsun çünkü sürekli eğitiyorsun.

CİHAT GÜNDOĞDU: Siz söylemiştiniz din dersinde de dinlerin evrimini anlatıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Din dersinde bile evrimi anlatılıyor. Bu vaziyette bu netice olur. Daha da kapsamlı gelişerek olur. Önce bunun durdurulması lazım. Yıllardan beri anlatıyoruz. Şimdi hadi durdurdun diyelim, yani PKK’yı kaçmaya zorladın, 12 Eylül’de de kaçmışlardı bir tane PKK’lı kalmamıştı. Ne oldu, geri geldiler. İçten içe gençliği Darwinist-materyalist-ateist olarak eğitiyorlar. Tamam, sen terörü durdurdun diyelim, ama bütün gençlik ateist, Marksist, Stalinist olduktan sonra, terörü durdursan ne olur durdurmasan ne olur. Gençlik elden gittikten sonra ne kıymeti var? Onun için önce gençliği kazanacak, insanları kazanacak politika izlenmesi lazım. Bütün bölgede terörü durdurduk diyelim ama herkes Stalinist oldu, Marksist oldu, ne yapacağız? Hiç kimse devlete bağlı olmak istemiyor olsa, değil mi ne yapacaksın? Fiilen Marksist devlet kurulmuş oluyor. Yani, istediğin kadar askeri operasyon yap, istediğin kadar ne yapıyorsan yap. Ama gönülleri fethettikten sonra, istediğin kadar orada terörist bilmem ne isterse fink atsın. Halkı kazandıktan sonra, gençliği kazandıktan sonra, konu kapanmıştır.

Dekolteyi namus meselesi haline getirmek, çok anormal bir hareket. Dünyanın tamamı dekolte kıyafet giyiyor, çok garip bir tavır. Yazın bütün hanımların yüzde sekseni yüzde doksanı dekolte geziyor dışarıda. Kışın kapanıyorlar tamam da, yazın hep dekolte giyiyorlar. Onun namusla, iffetle bağlantısı yok çok mantıksız. Denize giriyor insanlar, hemen hemen bütün aileler denize sahile gidiyorlar, hepsi külot ve sutyenle denize giriyorlar, şimdi bunların namussuz çöküyor mu bu insanların? Öyle karmaşık iffet anlayış olmaz. Helale harama göre olur. Bir de namussuz insanlar, önüne gelene o tip bir üslup takınır, hastalıklı tipler. Yani konu arar öyle. Namustan yana bir rahatsızlığı vardır çöküntüsü vardır, kendi vicdan azabını dengelemek için ona buna namuslu ilgili lafları atar. Çok yaygındır bilirsiniz, işte telekızlar, fahişeler, dolandırıcılar hep milleti dolandırıcılıkla itham ederler. İşte namusa uygun hareket etmediklerini iddia ederler. Halbuki, namussuzun en başı onlardır, namuslu insanlara o tip üslup kullanarak, kendilerince kendilerini yükselteceklerini düşünüyorlardı ama bu suni bir tatmin tabii herkes bilir kimin ne olduğunu, bilmeyecek bir şey yok.

Ayfer Balcı; “Adnan Hocam, bak hükümet bile İsrail’le barışıyor.” Biz vesile olduk. Üç yıldan beri emek veriyoruz. Bütün yayınlarında vardır üç yıldan beri benden başka bir kişi yok bu konuda, Türkiye ile İsrail barışsın diyen başka kimse olmadı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 300 işyeri kapandı. 5000 kişi işten çıkarıldı, bankalarda vadesi dolan 70 milyon lira kredi için yasal takip başladı. Karşılıksız çek oranı yüzde 16 artı. Hükümetten destek bekleyen esnaf Sur’un afet bölgesi ilan edilmesini, bölgeye dönük bir ekonomik destek paketi düzenlenmesini, vergi, SGK primleri, faizsiz kredi gibi konularda küçük esnafın desteklenmesini istiyor.

ADNAN OKTAR: Onu 15 gün önce söylemiştim hatırlıyorsunuz, afet bölgesi ilan edilsin dedim. Israrla bunun üstünde dursunlar. Teröristle çatışma yapılan halkın mağdur olduğu her yer afet bölgesi ilan edilsin. Ve her türlü yardımı yapalım kardeşlerimize, yani teröristlerin halka üzmesine müsaade etmeyelim. Bölgede esnaf bankadan aldığı hiçbir krediyi ödeyemiyormuş. Şu an acil destek bekliyor. Bu doğru, biz de biliyoruz, yani ben haber aldım. Ta 10 gün önce haber almıştık. Çok anlayışlı davransınlar kardeşlerimize. Hükümet özellikle çok iyi destek versin. Onlar çok namuslu, akıllı, dürüst insanlar. Bir düze çıksınlar, arkasını getirirler.

Efkan Baba açıklamış, son operasyonlarda 10,5 ton patlayıcı, 2200 adet silah. Bak görüyor musun? 10 binden fazla molotof patlayıcı ele geçirilmiş. Bunları vatandaşa kullanacaklardı. Ekran Baba yamandır. O da efedir, o yönden iyi. Delikanlının hası o.

Bir kere borçlarını süresini, kardeşlerimizin rahatça ödeyebileceği şekilde bankalar uzatsın. Çekler yazılmasın, senet ödemelerini de çok ileri bir tarihe tarih verirsin. Çekler de çok ileri bir tarihe tarih verirsin. Kardeşlerimiz iyice kendilerini bir toparlasınlar. Afet bölgesi ilan edilsin, ev verirsin kardeşlerimize evi yıkılanlara, eşyasını kaybedenlere, malını mülkünü kaybedenlere de, fazlasıyla bu eksiklikler tazmin edilsin. Çok büyük sevap olur, çok büyük güzellik olur.

Dün CNN Türk’te, “devletin hendeklere illa müdahale etmesi gerekiyor mu?” diye konuşuyorlarmış. Bir camları kırıldı, yeri göğü birbirine CNN. Camımız kırıldı diye bas bas bağırdılar, ağlayanlar feryat edenler. Orada yer gök birbirine giriyor, devlet tabii ki müdahale edecek. Sen bir tek camının kırılmasına tahammül edemiyorsun, orada adamın evini yıkıyorlar, tabii müdahale olacak.

CİHAT GÜNDOĞDU: Bir de Öcalan’la görüşmenin makul olduğunu söylüyorlardı, tekrar görüşülmeye başlansın diye söylüyorlardı.

ADNAN OKTAR: Öcalan’la görüşme diye bir şey olmaz. Kanırta kanırta dediğini yaptırırsın, devlet özelliğidir bu. Terör örgütünün liderine gidip, beyefendi terörü durdurur musun falan diyorsan, bu bir acizlik olur, böyle bir şey olmaz,

Türkiye sonunda dünyanın en modern ülkelerinden birisi olacak. Dilim varmıyor ama en modern ülkesi olacak Türkiye, söyleyeyim. Bu bağnazlık falan hiçbir şey kalmayacak, hanımlar dekolte de giyilecekler, çarşaflı olan da olacak, şehirler Paris’ten, Londra’dan çok daha güzel olacak, Diyarbakır Siirt falan her yer. Müthiş azmimiz var, gücümüz var, aklımız var, imkanımız var, yeri göğü birbirine katacağız. Altyapımız da çok iyi, her şey iyi. Öcalan’a da gerek yok.

“Hendeklerin kapatılmasının tek yolu, Öcalan’ın tekrar göreve.” Bunlar hendeğe ne çok kafayı takıyorlar. Hendeklerin kapatılmasının tek yolu dozerlerin devreye girmesidir. Bunlar hendek kazsınlar dozer 10 dakika bile sürmez kapatması. Onlar 10 saatte hendek kazıyorlar,10 dakikada dozer kapatır. İyi oluyor işte kendilerini yorup biraz stres atıyorlar. Onlar açısından öyle bizim açımızdan da hiç sorun değil anında kapatırız. Ama tabi yaptıkları suç onu da bilecekler.

Devlet hendeği kapatıyormuş, sabah kalktıklarında yenisi açılmış oluyormuş. O yüzden haftalarca mücadele bitmemiş ve kapatacak yeterli iş makinesi falan yokmuş. Şimdi sözümü dinleyip, 10-15 bin askerle gidiyorlar, şimdi olur. Eskiden 100-150 özel harekatçı ile meseleyi halletmeye kalkıyorlardı, koskoca şehirde. Yani ne olacak ki 5 dakika da kapatırız falan. Olmayacağı belli.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hendeklere yönelik bir açıklaması oldu Adnan Bey; “O hendeklerde yok olacaksınız” dedi. “Bu milletin devletin iş makineleriyle hendek açacaksın, Kürt kardeşime hayatı zindan edeceksin ve şimdi bu insanlar oraları terk etmek zorunda kalıyorlar. Ve utanmadan sıkılmadan da geri dönemezsiniz diyorlar. Geri dönecekler ama siz o evlerde, binalarda, o açtığınız hendeklerde yok olacaksınız. Tüm güvenlik güçlerimiz, askeriyle polisiyle, gönüllü köy korucuları ile şu andaki operasyonlar oralar tertemiz olana kadar mücadele orada devam edecektir. Durmak yok aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Güzel.

Emre Meyveci; “Hocam, ben Rize’nin Çay ilçesinden Galip Çolak. Sizi saygıyla severek izliyoruz. Allah başımızdan eksik etmesin sizleri. Allah sizlere de uzun ömür versin.”

Oğuzhan Ural; “Aynen Hocamızın tavrının, muhabbetlerini sözlerinin daha çok insana ulaşması gerekiyor. Ben bir sosyoloji öğrencisiyim, toplumsal yapıyı ve toplumsal hareketleri yakından takip ediyorum. Galiba sosyolojik açıdan da baktım bu olaya da ve o yüzden böyle düşündüm. Tamamen medya yoluyla toplumun her kesimine kucaklayamazsınız, sokağa da inmek gerekiyor. Çeşitli etkinlikler düzenlenmesi gerekiyor. Mesela bunlar benim fikirlerim. Beğendiğim ve sevdiğim bir oluşuma yardımcı olmak istedim. Ayrıca yapabilecek olduğum bir şey varsa, gerek şehrimde gerek üniversitemde yardımcı olmaya çalışırım. Fazladan bir insana bile ulaşılsa, bu iyi bir olay olur. Tekrar iyi günler.” Güzel, Allah razı olsun.

“Sayın Adnan Hocam, kabir azabı itikat meselesi üzerine haktır. Kafir olan kıyamete kadar kabirde azap görebilir. Peki Müslüman olanlar belli bir günaha kefaretince mi olacak?” Emre Yaşar, İstanbul.

Bak ben size önemli bir sır vereyim de ömür boyu o sırrı unutmayın; Allah samimi, şuur sahibi bir mümini hiçbir şekilde cehenneme koymaz ve hiçbir şekilde de azap çekmez. Allah yolunda samimi kararlı mücadele ederse, ömür boyunca cehennem gibi bir ortam dahi olsa, o kişiyi ve çevresini cennet gibi yaşatır. Bu bir mucizedir. Elle tutulur bir mucizedir. Yani cehennemin ortasında, onlara cennet yaşatır. Allah’ın gücünün müthiş bir göstergesidir bu. Mesela farz edelim Suriye’de savaş ortamı değil mi, eğer orada samimi muttaki adam varsa, Allah ona cennet hayatı yaşatır. Bir mucizedir bu. Mesela Hz. Lut (a.s) cehennemin ortasındaydı, Allah ona cennet yaşattı. Hz. İbrahim (a.s) cehennemin ortasındaydı, Allah ona cennet yaşattı. Mesela Resulullah (s.a.v) cehennemin ortasındaydı, Allah ona cennet yaşattı. İmanı ve İslam’a hizmetteki azmi kadar, huzurlu ve rahat yaşar. O kadar çok sır veriliyor ki Kuran’da, sessiz, sakin, gaflet gözüyle bakan o sessizlikten dolayı çıkaramaz onu. Allah diyor ki bak “Benim yolunda mücadele edenlere, Ben yardım ederim” diyor. Mucizeye bak, şeytan’dan Allah’a sığınırım “siz doğru yolda olursanız kötülerin size zararı olmaz” diyor. Bu çok büyük mucize. İnsanların bunu düşünmesi lazım elle tutulur. Yani bir kayanın yarılıp içinden deve çıkması gibi büyük bir mucizedir bu. Bak diyor ki “siz doğru yolda olursanız kötüler size zarar veremez. Veremiyor, zarar veremiyor bir mucize bu, elle tutulur bir mucize bu çok büyük bir olay. “Benim yolumda yaşarsanız, size güzel bir hayat yaşatırım” diyor Allah. “Cehennemin ortasında de olsanız, size güzel hayat yaşatırım” diyor. Mucize bu, büyük bir mucize. Hz. Musa (a.s) mesela firavun’un sarayındaydı, cehennem ortamını cennet gibi yaşadı. Sonra gitti başka bir ülkeye, başka bir yere, orada da cennet hayatı yaşadı, huzurlu yaşadı. Sonra döndü geldi çöle, çölde de güzel çadır kurdular, güzel böyle Ürdün dağlarında, mükemmel güzel yaşadı. Hemen hemen her gün bıldırcın eti yiyordu. Kolesterolü en düşük ettir bıldırcın eti ve çok lezzetlidir.

Bütün gelenekçi Ortodoks Müslümanların en büyük hayali, Mekke’ye Medine’ye gitmek değildir, Danimarka’ya Norveç’e gitmektir. Bütün Ortadoğu ülkelerinde hepsinde isterseniz gidin, geniş bir tespit yapın Mısır’da, Suriye’de her yerde sorun, en büyük amaçları İngiltere’ye, Fransa’ya, Danimarka’ya, Norveç’e gitmektir. Sorun onlara Mısır’a gitmek ister misiniz, Pakistan’a gitmek ister misiniz, Suriye’ye gitmek ister misiniz hiç birisi, hiçbir şekilde gitmek istemez, Fas Tunus Cezayir hiçbirini. Dersin mesela orada Müslümanlığı mükemmel yaşayacaksın, her şey var, namazını kılacaksın, orucunu tutacaksın, hayır der. İllaki Danimarka, Norveç. Çünkü heykelden hoşlanıyor. Resimden hoşlanıyor, müzikten hoşlanıyor, güzel insandan hoşlanıyor, temizlikten, mimariden hoşlanıyor. Kızıyor ama bütün gücüyle de gitmek istiyor. Hepsi ama istisnasız tamamı. Bak mastıra hiçbiri Mısır’a gitmek istemez hep Avrupa’ya giderler, Amerika’ya giderler. Sen kafir diyorsun, en büyük kafir diyorsun, en büyük şeytan diyorsun, niye gidip şeytanın kucağına oturuyordun? İnanmıyorsun. Mesela İran “Amerika’ya en büyük şeytan” diyor. İran’ın bütünü aydınları Amerika’da gidiyorlar. Devlet başkanı falan hepsi Amerika’da yetişmiştir, tamamı.

Kabir azabı diye bir şey yok. Öldüğünde, başka bir boyuta geçersin. Öldüğün anda sana mümin olduğun hemen hissettirilir, hemen anlarsın. O duyduğun huzurdan rahatlıktan hemen anlarsın. Birde Allah kuluna zulmetmez, öyle bir şey yok. Haşa, Allah öyle adaletsiz zulüm anlayışında değildir. Sonsuz akıldır, sonsuz merhamettir, her şeyi ne kadar titiz ve ne kadar akılcı ve ne kadar mükemmel yarattığını görüyoruz. Dolayısıyla öyle bir şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu, başkanlık sistemi ile ilgili yaptığı açıklamada; “sabah akşam başkanlık sistemi konuşamayız. Elimizdeki sistemi en iyi şekilde işletmeye devam edeceğiz” dedi. “Şimdi benim tercihim sistemin en net sistem olması. Partili Cumhurbaşkanlığı ve başka modeller şu anki krizi açtı zannedilir ama 20 sene, 30 sene sonra da bu sistem yaşayacak. Yani 30 sene sonra biz olmayacağız, o zaman Türkiye’ye en iyi şekilde nasıl idare edilir diye düşünüp konuşmamız lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru.

BÜLENT SEZGİN: Konuşmasının devamı vardı Adnan Bey. “Kılıçdaroğlu ne teklifi ediyorsa, getirsin bana. Başkanlığı hayır diyorsa, ne getiriyorsa getirsin. Başka bir parti de ne getiriyorsa getirsin. Rahatlıkla konuşabiliriz. Tek başına AK Parti'nin yapabileceği bir şey değil bu. Benim için ideal olan özgürlükçü, katılımcı demokrasi esas alan, insan hak ve özgürlüklerine dayanan güçler ayrılığı prensibini esas alan ve başkanlık sistemine yönetim biçimi olarak ele alındığı bir anayasa.”

ADNAN OKTAR: Başkanlık sistemi olmaz tehlikeli, hiçbir şekilde olmaz. Başkanlık sistemi, eşittir federasyon. Anlaşılmayacak gibi değil. Bu 100 yıl önce yapılmış bir plan. Bu 100 yıl önce yapılan planı yapamadılar, kuduruyorlar. Bizi hesaplamadılar, yoksa bunlar çoktan bitirirdi bu işi. Müsaade etmeyeceğiz. Yok öyle şey. Ne hükümetin dindar olacağını hesabı etti onlar, ne bizim böyle tavır koyacağımızı hesabı etti ne diğer kardeşlerimizin böyle tavır koyacağını hesabı ettiler. Yok öyle şey.

Bir de başkanlık sistemi falan diye bir şey yok. Cemahiriyeler şeklinde İslam alemi yine böyle devlet şeklinde devam edecek. Hz. Mehdi (a.s)’ı herkes kabul edecek. Hz. Mehdi (a.s) evinden idare edecek. Hz. Mehdi (a.s) öyle saltanat meraklısı değil. Ama Bediüzzaman tabii “saltanat” diyor, çünkü hakikaten müthiş bir güç olarak ortaya çıkacak. Ama sevgi öğretmenidir, dostluk, kardeşlik. Şu kavganın hiçbir anlamı yok.

Tazminat ödemesi için, İsrail’i bir ikna ettik burada hahamları, Sanhedrin Mahkemesi Başkanını. Miktarını da ben söyledim, özür dileme konusunu da ben ikna ettim. İsrail ile görüşün diyen de benim, İsrail ile arayı düzeltin diyen de benim. Yıllardan beri bunun için uğraşan da benim. İsrail’le sıkı dostluk ilişkimiz olan bir durumun bizim lehimize olacağını, yıllardan beri söylüyorum.

“Başkanlık sistemi federasyon getireceği için millet hiçbir zaman kabul etmez.” Bak başbakan çok güzel söylemiş. “Yirmi beş-otuz sene sonra ne yapacağız?” diyor. Başkanlık, Türkiye’yi paramparça eder. Adam der mesela başkanlık sistemi girmiş bu yarım uygulanıyor der. Sen şimdi Türkiye modeli olarak yaparsın. Adam der ki “bu Türkiye modeli diye model olmaz, dünya modeline geçelim” der. Sen sistemi bozduğun için, adam şak onu uygular. Başkanlık sisteminin bize getireceği hiçbir şey yok. Yani bu sistemde de kaybettiğimiz hiçbir şey yok. Yani hükümetin tıkandığı noktayı bana söylesinler, ben bir duyayım. Kanun çıkarır aşarsın. Hükümet, senin elinde. Millette seni destekliyor, destekliyoruz da. Tıkandığın noktaları söyle kanun çıkaralım mecliste, konu hallolsun.

“Başkanlık sistemi federasyonu getireceği için, milletim hiçbir zaman kabul etmez. Susturamazsın. İsrail’den mi emir geldi sana bunu yaz, diye. Sen yanlış diyorsun.” Mesela üslup, burada görüldüğü gibi gençler arasında çok yaygın. Böyle garip elişen, işte laf salatası olan, mugalata tarzı mantıksız “İsrail’den emir mi geldi?” Mümin vicdanıyla hareket eder. İsrail’den emir gelmesiyle ne alakası var? İsrail gariban bir ülke ayrıca İsrail’i gözlerinde çok büyütüyorlar fakir bir ülke İsrail. Bir gücü yok ama Allah bir heybet vermiş, bütün İslam ülkeleri korkuyor. Mesela buraya İran gelmişti, İttihad-ı İslam’dan bahsettim; “İsrail müsaade etmez.” diyor. Akıl almaz bir heybet veriyor Cenab-ı Allah, İsrail’in üstünde bu çok acayip Tevrat’ta da geçiyor bu. Bütün ülkeler korkuyor, herkes korkuyor. Hâlbuki bir avuç askeri var. Bir avuç askeri gücü var, çok az. Yani uçak sayısı da çok az, tank sayısı da çok az askeri yönden, yani en bölgenin en zayıf yapısı diyebilirim. Ama bütün ülkeler Mısır, İsrail, Ürdün yani çevrede ne kadar ülke varsa İran, Suudi Arabistan hepsi, tir tir titriyor İsrail’den, akıl almaz korkuyor. Tevrat’ta geçiyor “Herkes senden korkacak” diyor. İnanılır gibi değil, yani bu bir mucize. Feci şekilde korkuyorlar. Yani mesela gidiyor adam istediği gibi mesela İsrail istediği an uçağını düşürebiliyor, istediği yeri bombalıyor. Lübnan’a giriyor yerle bir ediyor, hiç kimsenin gıkı çıkmıyor. Birleşmiş Milletler de korkuyor. NATO’da korkuyor hiçbir şey diyemiyorlar. Yani hiç kimsenin gıkı çıkmıyor. Bilmiyorum, bakın tarihi izleyin. Tir tir titriyorlar Birleşmiş Milletler açıklama yapıyor, İsrail çok ters bir cevap veriyor. Birleşmiş Milletler’in böyle kasılıp sustuğunu görüyoruz. Çıtı çıkmıyor. Mesela Mısır’ı hallaç pamuğuna çevirmişti o zamanlar, kimsenin gıkı çıkmadı. Kodu mu oturtuyor. Vurduğunda, karşı tarafın çıtı çıkmıyor. Karşı atak yapamıyor vurduğu kişiler. Sadece çöküyor yani yumruk yiyen çöküyor. Mesela bu çok garip bir şey, metafizik bir şey bu. Normalde Mısır’ın on misli askeri gücü var İsrail’den yani on kere katlayacak gücü var. Ama tir tir titriyor mesela İran, yüz mislidir askeri gücü İsrail’in. Yüz misli yani. Tir tir titriyor, acayip korkuyorlar. Mollalar geldi buraya konuştuk adam yani, “İsrail müsaade etmez” diyor. Bombalayacaktı İsrail acayip kabadayı İsrail, ben engelledim burada. “Bütün nükleer tesislerin hepsini vuracağız.” dediler. Plan hazır, gazetelere de yazdılar, ben bir buçuk saat falan konuştum burada zor ikna ettim, “aman yapmayın etmeyin” diye. “Barış yoluyla akılcı halledelim falan dedim, böyle bir şeye girmeyin” dedim.

“Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in eşleri Medine’de yaşarken güvenli ve huzurlu bir İslam döneminde yaşamıştır. Peygamber efendimiz Medine’de güven içindeyken eşlerini kimse asla rahatsız etmemiştir ve güvenli bir ortamda bulunmuşlar. Efendimiz (s.a.v)’in eşi kızı dekolte giymiş midir çok merak ediyorum.” Peygamberimiz (s.a.v)’in yanında tabi ki dekolte giyiyorlar giyerler de, onlar ama perde arkasından konuşuyorlar yani, kalın bir perdenin arkasından konuşuyorlar. Erkeklerle hiç muhatap olmuyorlar. Allah’ın emri o. Çünkü bir fitne hissedilmişti o devirde, zaten o ayetlerde uzun uzun açıklanıyor. Ondan sonra o fitneye karşı Cenabı Allah öyle tedbir aldırttı. Hanımları ciddi olarak konuşmak mecburiyetindeydi. “Siz başka mümin kadınlar gibi değilsiniz. Sözü söylerken çok ciddi ağır başlı bir üslupla konuşun.” diyor. Yani edalı konuşmayın, diyor. Ama “Mümin kadınlar için böyle bir yasak yok” diyor, ayette. Ama peygamber hanımları için var. Ve onlar bizim annelerimizdir tabii peygamberlerin hanımları. Cenab-ı Allah “Onlar sizin annelerinizdir” dedi. Hemen anne hükmüne geldiler. Yani müminler onları öz anneleri olarak biliyorlar. “Neden hep batıyı hedef göstertiyorsunuz? diyor. Batı medeniyeti daha ileri, görülüyor bu, doğuya göre. Ve doğudakiler hep batıya gitmek istiyor, buradan anlıyoruz. Avrupa medeniyetine herkes hayrandır. Bütün doğu herkes hayrandır. Rusya’nın yalnız kalmasının nedeni de, Ortadoğu kültürüne eğilim göstermesidir. Rusya Avrupa’da olamadı, Ortadoğu’nun etkisinde kaldı. Hâlbuki Avrupalı olsa, çoktan Avrupa kendi içine alırdı Rusya’yı. Çin’de Avrupalı olamadı. Dolayısıyla, Avrupa medeniyeti çok hayatidir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmek istemesinin nedeni, o zaten. Ziya Gökalp’in en önemli hedeflerinden birisi, Gart medeniyeti. Mesela şartlı olmayı hiç istememiştir. Hiçbir şartlı, şartlı olmayı istemez. Hep gartlı olmayı isterler, batılı olmayı isterler. Çünkü sanat orada, estetik orada, güzellik orada, temizlik orada. Doğuda temizlik bulmak çok zordur. Mesela Kahire’nin uzaktan bir resmi var fotoğrafı, kahverengi ve gri. Yani bir korku filmi gibi görünüyor. Mesela Pakistan’da da öyledir birçok yerde öyledir. Yani hiç kimse oralarda yaşamak istemez. Pakistan’ın gençleri hep Avrupa’ya gelmek istiyorlar. Kendilerini ezen bir ülkedir İngilizler, acayip ezmişler Pakistanlıları ama akın akın Pakistanlılar İngiltere’ye giderler. Ve onlara adeta köle olmayı isterler birçoğu.

“Hocam çok güzel program ama tam olarak ne yapıyorsunuz? Çok enteresan geldi bana program şarkı falan çalıyorsunuz, kimse çay içmiyor.” İçmiyor musunuz çay? İçin de biraz rahatlasın.

“T4 Mer Tameriye; “Rus uçağının neden nasıl vurulduğu anlaşıldı mı şimdi? Putin ve Erdoğan’a oynanan oyun daha net göründü mü İsrail” diyor. Bak her şeyin altında İsrail. Uçağı düşürenlerde İsrail diyor.

On yedinci yüzyıla kadar Avrupa’da temizlik, kalite falan yoktu, söylemeyeyim de mideniz bulanır rezaletti çok kötüydü. İlk bu konuya isyan eden Katolik dindar bir insan Börk isimli bir şahıstır. Kalitenin, temizliğin, güzelliğin önemini, Avrupalılara ısrarla anlatıp onlara kabul ettiren kişidir. Ondan sonra yavaş yavaş bu gelişmeler olmuştur. Rusya demokrasiye gereken önemi vermedi. O yüzden Ortadoğulu kaldı. Ve Türki devletlerde öyle oldu. İnsanlar korkuyla bakıyorlar o ülkelere. Bu çok korkunç bir şey. Bunu düzeltemediler de bir türlü halledemiyorlar da. Geçen gün bir iş adamı konuşuyor “burada rejim, kanun hukukun üzerinde” diyor. Derin devlet elemanlarından insanların ödü kopuyor. “Başınıza her an bir şey gelebilir, kanun hukuk seni kurtaramayabilir” diyor. İşlemiyor kanun hukuk hakikaten.

“Sayın Hocam iyi akşamlar ve iyi yayınlar. Aralarında nikah düşen kişilerin birbirine sesleri haram değil midir?” Haram değil, niye haram olsun? Hz. Musa (a.s) peygamber kızlarıyla konuşuyordu, Hz. Yusuf (a.s) evin hanımıyla yıllarca aynı odada kaldı, aynı evde kaldı. Sesini de duyuyordu, kendini de görüyordu. Hz. Musa (a.s) o hanımları peygamber kızlarını hem gördü, hem seslerini duydu. Peygamberimize (s.a.v) Cenab-ı Allah diyor “kadınlar ne kadar hoşuna gitse de güzellikleri” diyor, “bundan sonra onlarla evlenmek sana haram kılındı” diyor. Peygamber (s.a.v) görüyor demek ki hanımları beğeniyor güzel buluyor. Bu kafaya göre Peygamber (s.a.v) harama girmiş oluyor, haşa.

GÖKALP BARLAN: Peygamber kızlarını evine getiriyor, onunla tanıştırıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. “Hele ki ihtiyaç hasıl olmadan yalnızca eğlence olunca” ihtiyaç olursa da bir araya gelemezsin olur mu? Müminler hacda kadınlarla niye beraberler? Bak onu kaldıramamışlar. Onu halledememişler. Sırt sırtalar hacda, kadınlarla erkekler sırt sırtalar. Gencecik kızlar, hanımlar, evli kadınlar hepsi sırt sırtalar hacda biliyorsun. “Birde İslam’da eğlence nedir?” Eyüp Yunus Emre. İşte neşelendiğin hoşlandığın ortam. Müzik dinlersin, eğlenirsin, Allah’tan bahsedersin, güzel eşyalar olur, güzel insanlar olur, güzel yiyecekler olur, her şey güzel olur. Tavırlar güzel olur, konuşmalar güzel olur, sorular güzel, cevaplar güzel, şaka yaparsın, eğlenirsin için açılır. “Müslümanlar niye bir araya geliyor” diyor.

Kehf Suresi 28’de Cenab-ı Allah diyor ki şeytandan Allah’a sığınırım “Sende sabah akşam onun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret.” Müminlerle ol diyor Allah. Sabret. “Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini müminlerden başka yere kaydırma.” Sadece müminlerle beraber ol. “Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi ‘istek ve tutkularına (hevasına)’ uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.” (Kehf Suresi 28) onlarla beraber olma diyor Allah.

Tevrat’ta Krallar 108/43’de “öyle ki dünyanın bütün ulusları halkın İsrail gibi senin adını bilsin senden korksun” diyor bak Tevrat’ta bu bir mucizedir. Bütün dünya korkuyor İsrail’den. Bir avuçlar. Toplam üç milyon insan var ordusu dünyanın en küçük ordusu. Bir avuç tankı topu var.

OKTAR BABUNA: Kadınları asker yapmaya çalışıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bütün İslam alemi titriyor. “Atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece, Senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.” Tarihler 6/31 Tabi bu şey için Allah’ı kast ediyor ama buradan. Allah’ı kastediyor, fakat İsrail’den korkmaya çok fazla hükümler var. İsrail altı Arap ülkesiyle aynı anda savaşa girdi altısını da yendi, altı gün içinde. Meşhur altı gün savaşı darmadağın oldular. Ödleri kopuyor. 1967 yılında Amerika Birleşik Devletleri gemisi, İsrail yakınlarına kadar geldi o savaş sürerken tehdit etmek için, savaşı sadece izledi hiçbir şey yapamadı Amerika. İsrail ilk önce savaş gemisini uzaklaştırması için uyardı Amerika’yı, geminin içinde bulunanlarla beraber batırdı İsrail. Amerika gıkını çıkaramadı. Bombaladı koskoca gemiyi, savaş gemisini Amerika’nın savaş gemisini, önce uyardı çekilin buradan dedi, çekilmeyince bombalayıp batırdı gemiyi. Amerika’nın gıkı çıkmadı ödü koptu. Canı istediğinde Suriye’yi vurup çıkıyor istediği gibi, Lübnan’ı istediği gibi vuruyor. Kendi güvenliğine tehdit gördüğünde, ne Rusya diye bir şey dinliyor, ne İran diye bir şey dinliyor, ne Lübnan hiç bir şey dinlediği yok. Bak Amerikan gemisi tehdit etmek için geldi savaş gemisi, koskoca savaş gemisi kısaca uyardılar, sonra müthiş bir bombardımanla yerle bir ettiler, gemiyi batırdılar. Bak dikkat et Amerika öksüremedi dahi, gıkını çıkaramadı.

OKTAR BABUNA: Siz olmasaydınız, İran’a az daha vuruyordu-ki, İran’ın nükleer silahları var.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bunlar sürekli kabadayılık yapıyorlar.

Berat Bars; “Adnan Ağabeyim, dinliyorum sizi en çokta sohbetlerinizi seviyorum ama ekranda en çok siz olun Ağabeyim” diyor. Hanımlar mübarek varlıklardır. Onlar dünyanın süsü, Allah onları çiçek olarak yaratıyor, güzellik onlar.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkına bilgi verebilir miyim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye ve Rusya arasındaki jet krizinin dostluklar çözümlenebileceğini belirttiğiniz yeni yazınız, İran’ın ilk ve en büyük İngilizce Gazetesi Tehran Times’ta ve internet sitesinde yayınlandı bugün. Karşılıklı yaptırımların her iki ülke halkına zarar verdiğini komşu ülkelerinde desteğiyle bütün sorunların üzerinden dostlukla gelinebileceğini ve bölge ülkelerinin iş birliği içerisinde olmasının önemini dile getiriyorsunuz bu yazınızda. Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden El Vatan’da dün yer alan makaleniz, Katar ve Türkiye arasındaki dostluğun giderek güçlendiğini ele alıyor. On bir yıl önce yayın hayatına başlayan elli üç bin tirajlı Hiba Dergisi’nde iki yazınız çıktı, başlıkları şöyle “Anne şefkati Allah’ın rahmetinin işaretlerindendir” ve “Hücrelerin organlara dönüşmesi bir mucizedir.” Londra merkezli Arapça yayın organı El Arabi’de çıkan makaleniz, “Birleşmiş Milletler genel kurulu Suriye için Barış için birleşme kararı almalı” başlığını taşıyor. Bugün yayınlanan cumhuriyetçi başkan adayı Trump’s “Müslümanları Amerika’ya sokmayalım” sözünü eleştirdiğiniz sözde İslam adına ortaya çıktığını iddia eden yapıların fikirle düzeltilebileceğini anlattığınız makaleniz, Endonezya’nın önde gelen İngilizce Gazetesi kırk bin traja sahip Jakarta Post’ta çıktı. Suudi Arabistan’da yayın yapan Arapça günlük gazete Mekke News Paper “Amerika’nın Ortadoğu’daki yanlış politikası başlıklı yazınıza yer verdi. “Dünyaya ait konuların önemini yitirdiği an” başlıklı makaleniz, Azeri dilinde Trail ve News Bakü sitelerinde yayınlandı. News Bakü’de ayrıca “Birleşmiş Milletlerden dünya devletlerine Armageddon davetiyesi” makalenizde yayımlandı. Tunus merkezli Damir Gazatesi’nde “Rusya ve Türkiye arasındaki dostluğu heba olmamalı” başlıklı yazınız yer aldı, Arapça dilinde. Burada yer alan ikinci yazınızda Amerika’nın hatalı politikalarını ele alıyor. Pakistan’da basılan günlük gazete Frontier Post “Sevgi daima korkuyu yener” başlıklı makalenize yer verdi. Amerika’nın önde gelen üniversitelerinden Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde Müslüman Öğrenci Birliğinin yayımladığı El Beyan isimli dergide “İnternette sevgiyi yeniden keşfetmek” başlıklı makaleniz yayımlandı. Bu yazınızda sosyal medyada nefret söylemlerine son verilmesi ve sevgiyi anlatan konuşmaların olması gerektiğini anlatıyorsunuz. Arapça olarak yayımlana Sasa Port’ta çıkan yazınızda Türkiye ve Rusya’nın hassas bir dönemden geçtiği ve her iki tarafında sağduyulu davranması gerektiğine dile getiriyorsunuz. Son olarak Hindistan merkezli Karavan Daily sitesi, korku ve terör politikalarını ele aldığınız makalenizi yayımladı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel.

İsrail, Kuran’da yüzlerce yerde geçen, önemli bir husustur. Eğer İsrail olmasaydı; Irak, Suriye, Ürdün, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, Libya alayı, dünyanın en büyük komünist bloğunu oluşturacaktı. Allah’sız, Kitapsız, komünist bir yapı bütün bölgeyi saracaktı. İsrail’in bölgeye gelmesinden sonra hepsi diz çöktü, hepsi İslam’a döndüler. Onların dindarlığını kıskandılar ve onlara benzemeye çalıştılar. Konu bu. Dünyanın en büyük komünist bloğunu oluşturuyorlardı, Stalinist, azgın. Filistin de öyle, bütün komünistler eğitime gidiyorlardı oraya. Komünizmin okuluydu Filistin. Türkiye’de de yeşil komünistler diye Müslümanların bir kısmını eğitmeye başlamışlardı, Türkiye’de komünizmi oturtacaklardı. Türkiye gitti gidiyordu, komünist olacaktı Türkiye. Şimdi onu işte kendilerince, PKK kanalıyla yapmaya kalkıyorlar. Ama olmaz, müsaade etmeyiz. Nezaketiyle söylüyorum, olmaz. Olmaz deyince olmaz, var bir bildiğim ki olmaz. Araplar dindarlığı bilmiyordu. Her türlü cinsi sapıklık, her türlü dinsizlik, ateistlik, komünistlik, Stalinist kafa her yeri sarmıştı, Baas rejimi. Libya’dan bilmem nereye kadar, baştan sona. Kaddafi alenen komünistti. Hep Baasçıydılar, hep Baasçı. Yer gök komünist doluydu. Bir avuç İsrail, hepsini dize getirdi, hepsinin Müslüman olmasına vesile oldu. Akıl almaz kıskandılar teknolojilerini, kültürlerini, güçlerini, akıllarını ve baktılar ki dindarlıktan başka bir yol yok dindar oldular. PKK ilk eğitimini Filistin’de almıştı. Devrimci Halk Kurtuluş Partisi cephesi, hepsi. Türk Halk Kurtuluş Ordusu cephesi.

OKTAR BABUNA: Hala İran’daki parti Sosyalist Enternasyonale bağlı şu anda, El-Fetih, Mahmut Abbas.

ADNAN OKTAR: Tabii, alayı komünistti. Hala da İsrail’in sayesinde dengeleniyor. İsrail’in hataları yok mu? Çok büyük hataları var. Zaten Tevrat’ta, Allah onları uyarıyor “sizleri helak edeceğim” diyor, uzun uzun nasıl helak edeceğini anlatıyor “sizi mahvedeceğim” diyor. “Ama yine de” diyor, “düzelirseniz size yardım edeceğim” diyor. Çok uzun bölümler olduğu için, burada okumuyorum ama bir gün Tevrat’tan uzun uzun anlatırım.

Bu İngiliz fitnesini, İngilizlerin Müslüman Türk milletine karşı öfkesini ve oyunlarını her gün burada dosya olarak tutalım, ben burada anlatacağım.

Hz. Musa (a.s), Hz. Mehdi (a.s) talebelerine çok imrenmiş. Çok fazla bu konuyla ilgili hadis var.

“Hz. Musa (a.s) Tevrat’a baktı ve şöyle dedi: “Ey Rabbim, ben burada öyle bir ümmet görüyorum ki onlar çok hamd ederler. Bir şeyi yapacakları zaman, inşaAllah şunu yapacağız derler” diyor. “Onlar cennet ehlinin türlü giysilerini giyerler, çok şık güzel giyerler” diyor. Mehdi kılması için, Allah’a dua ediyor.

YDGH, PKK’nın gençlik kolu açıklama yapmış; “Eğer Öcalan, Kandil isterse çatışmayı durdurup, şehirlerden çekileceğiz” demişler. Kardeşim işte odun gelince, birden kafa açılıyor. Beynine kan gelmiş bir anda.

Mason localarında büyük ünlü, en etkili mason localarının başkanları hep Musevi, haham oluyorlar genellikle. Bu da garip yani. Ben konunun içinde olduğum için biliyorum.

İngiliz Darwin en büyük darbeyi vuran dünyada, fitnenin ateşini ilk oluşturan bu. İngiltere, deccali çıkarttı, dünya deccalını çıkarttı. Hala da deccaliyetin felsefesini, İngiliz derin devleti yönetiyor. Bütün dünyada Amerika’da etkisi altına alarak, bütün Mehdilere tarih içerisinde zarar vermeye kalktılar. Mesela Bediüzzaman’a, Süleyman Hilmi Tunahan’a, Muhammed Raşit Erol Hazretleri’ne onlarda bir nevi Mehdi’dir. Ama en büyük korkuları, ahir zaman Mehdi’si. Onun için Büyük Ortadoğu Projesi’ni geliştirip, param parça etmek. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) bütünleştiriyor ya, deccal de param parça etme kararı aldı, böyle lime lime etmek. Türkiye’yi de parçalayamadıkları için hafakanlar geçiriyorlar. Aman diyorlar sürekli bir başkanlık sistemi gelsin, hemen federasyonları ayıralım, hemen parçalansın. Yok, müsaade etmeyiz. Güzelce sözümüzü dinleyecekler. Parçalamak yok. Bütünlük esas.

Hz. Musa (a.s)’ın en çok istediği, Hz. Mehdi (a.s) olmak - Moşiyah olmak. Moşiyah çok övülüyor ya. Firavunun huylanmasının nedeni de, o; Moşiyah’ı Tevrat’ta görmüş olması.

Salim ul Uşel’den, Hz. Musa bin İmran, Tevrat’ın birinci bölümünde Ali Muhammed Kaimine (a.s) Hz. Mehdi (a.s)’a verilen kudret ve faziletleri görünce Moşiyah’la ilgili hükümleri dünya hakimiyetiyle ilgili hükümler, çünkü dünya yaratılmadan önce Moşiyah’ın ismi yaratıldı diyor. Onun ruhu yaratıldı diyor. Adnan Cennetleri yaratıldı diyor, önce diyor Tevrat’ta. Ve Moşiyah Mehdi’nin ruhu yaratıldı diyor. Sonra Tevrat yaratıldı diyor ilk önce. “Rabbim” diyor Hz. Musa (a.s) “beni, Ali Muhammed Kaim Mehdisi olarak karar kıl” diyor. Beni Mehdi et diyor, Moşiyah yap diyor beni. “Ona Cenab-ı Allah şöyle vahiy etti. “Doğrusu o Mehdi, Ahmet neslindendir.” Resulullah (s.a.v)’in neslindendir. Dolayısıyla seninle alakası yok diyor Cenab-ı Allah. Defalarca söylüyor Hz. Musa (a.s) üç kere tekrar ediyor, “Beni Mehdi kıl” diye. Moşiyah olmayı çok istedi Hz Musa (a.s). Sonra Tevrat’ın ikinci bölümüne baktı diyor Hz. Musa (a.s). Aynı şeyi gördü” yine Hz. Mehdi (a.s)’dan ve Moşiyah’dan bahsedildiğini gördü. “Aynı sözü, aynı duayı tekrarladı ve ona aynı cevap verildi. Sonra üçüncü bölümde de Moşiyah Mehdiyle ilgili aynı hükümleri görünce, yine duasını tekrarladı ve aynı cevabı aldı. “Hz Muhammed (s.a.v)’in soyundan gelecek” diyor Cenab-ı Allah, “Ahmet soyundan gelecek” diyor. Bak üç kere tekrar ediyor; “Ya Rabbi beni Mesih yap” diye “Moşiyah” diye. Tevrat’ı gece gündüz okuyor. Çok imrenmiştir Moşiyah. Ama Firavun huylandı, o hükümlere. Çünkü Tevrat’ı çok iyi bilen birisi Firavun. “Sende dünya hakimi olmak istiyorsun dedi. Bize hakim olmak istiyorsun.” Hz. Musa (a.s)’ın Moşiyah Mehdi olduğunu düşündü. Halbuki o canım benim ne dedi; “beni bırak gideyim dedi kavmimle beraber. Başka hiçbir şey istemiyorum” dedi. “Yok, bırakmam” diyor Firavun. “Sen, buraya ve bütün dünyaya hakim olacaksın senin amacın bu” diyor. Kuran’da da diyor ya, amacı diyor devletimizi, milletimizi her yeri ele geçirmek diyor. Hükümran olmak, amacı bu diyor. “Benim öyle bir niyetim yok” diyor. Yok diyor senin niyetin belli diyor. Hz. Mehdi (a.s) olduğundan şüphelenmiştir Firavun. Ve tarih boyunca Firavunların, Hz. Mehdi (a.s)’a bakış açısını da bu göstertiyor. Bütün erkek çocuklarını şehit ediyor. Aralarında Hz. Mehdi (a.s) çıkacak diye ödü koptu Firavun’un. “Dünyadan önce yedi şey yaratılmıştır” diyor. “Bunlar Tevrat, tövbe, cennet, cehennem, arş, mescit Mesih Mehdi’nin ismidir. Mesih Mehdi’nin ismi hakkında şöyle yazılmıştır; Kralın Mehdi (a.s)’ın adı, sonsuza dek yaşasın. Güneş durdukça adı var olsun.” Mezmurlar 72/17. Talumit Nadarin 39/ b. Diğer hükümde de, bunlardan bir tanesi, diğer hükümde de “Adnan cennetleri yaratıldı” diyor. Ve “Mehdi’nin ismi yaratıldı” diyor.

İsrail Komünizm’den nefret ediyor. Bütün Hahamlar hep antikomünisttirler. Ama böyle onulmaz derecede kararlı antikomünisttirler. Her konuşmalarında hemen o konuyu gündeme getiriyorlar. Hepsi komünist bunlar diyorlar böyle. Çünkü dindar oldukları için deccaliyet hareketi olarak görüyorlar, Anarşist Komünizmi. Haklılar tabii.

Babil Talmud’un’da da var. Yaratılıştan önce Yüce olan, Kutsal olan tarafından yedi şey belirlenmiştir; Tevrat, tövbe, cennet, cehennem, arş, Kutsal mescit ve Mesih’in kimliği. Bir tane daha olacak. Bir hüküm daha olması lazım. Bak birbirlerine bağlantısız demek ki. Bunu daha yeni buldular. Babil Talmudu, halbuki bu bilinen bir hüküm. Bir de bu İngilizlerin yaptığı büyük eylemlerin, İslam alemine yaptığı büyük eylemlerin, benim okuduğum kısımlar çok önemli.

“Doğal seleksiyona dayalı kavganın medeniyetlerin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim” diyor Darwin. Ki, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük deccalidir. “Düşünün ki, birkaç yüz yıl önce, Avrupa Türkler tarafından işgal edildi.” Bak kafayı kime takmış görüyor musun? Darwin’in bak kafayı taktığı bir kavim var, bir topluluk, bir millet var; “Türkler” diyor. “Türkler tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştır. Ama artık bugün Avrupa’nın Türkler tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor.” Askeri gücü yok diyor, imkanı yok, hiçbir şeyi yok. Gülünç geliyor diyor. “Avrupa ırkları olarak bilinen Medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir” diyor. “Dünyanın çokta uzak olmayan bir geleceğine baktığımda” işte bu vakitleri söylüyor, “bu tür aşağı ırkların” haşa, bak Türk milletleri için söylüyor, “aşağı ırk” diyor, Türk milleti için görüyor musun? “Bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından” Avrupa ırkını kastediyor, “elimine edileceğini, yok edileceğini görüyorum.” PKK ne diyor? Aynısını söylüyor; “biz diyor Türkleri Orta Asya’ya süreceğiz diyor. Bunlar ne diyor, aynısını söylüyor.

Bak 1880-1885 yılları arsında İngiltere’nin başbakanlığını yürüten Gladstone Osmanlıya ve Türk milletine neler söylüyor; “Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir.” İnsan değil yani hayvan diyor, haşa. “Medeniyetimizin bekası için, onları Asya steplerine geri sürmeli. “PKK ile aynı görüyor musun? Yeni söyledi adam. “Veya Anadolu’da yok etmeliyiz.” İşte PKK ile yok etme programı yapıyorlar. Önce federasyonlara ayırıp, parçalamak, sonra da o parçaları kendi içinde yok etmek.

“Türklerin yaptıkları kötülükler, yalnız bir suretle ortadan kaldırılabilir, kendilerini yok etmekle” diyor. Yani Türkleri yok etmedikten sonra, netice alamayız diyor.

PKK’lı Duran Kalkan, geçen hafta daha yeni söyledi bunu; “Türkleri Orta Asya’ya süreceğiz” diyor. Aynısı, yüz yıl önce alınmış bir karar bu.

Gladstone, Türklerle ilgili “Bulgar Terörü ve Doğu Sorunu” isimli broşür yayınlıyor, İngiliz bu hep bunları İngilizler yapıyor. Bu broşürde Osmanlı’yı alabildiğine kötülüyor ve “Türkler için en iyi yol, pılısını pırtılarını toplayıp gitmeleridir” diyor. Nereye; Orta Asya’ya.

1898’de İngiltere Başbakanı İngiliz Lord Salisbury, “Osmanlı ülkesinin yarısında İngiltere’nin, yarısında Rusya’nın sözü geçsin önerisinde bulundu. Şimdi bu planla devreye sokmaya çalışıyorlar.

İngiltere Başbakanı Lord Salisbury 1911 tarihinde bir gizli belgede, derin devlet belgesi gizli oldu mu derin devlet, Türklerle ilgili olarak şöyle diyordu; “Aynı maskara Osmanlılık devam ediyor” haşa. “Fanatik cahil insanlar, barbar millet, kapitülasyonların da kaldırılmasını istiyorlar. Türkler daima Türk kalacaklar. Hiçbir zaman Avrupalılaşamayacaklar” diyor. Demediğini bırakmıyor haşa, görüyorsunuz.

1880’lerde, bak 1880’le yüz kusur yıl önce. İngilizlerin Türk düşmanlığı Amerika’ya da sıçradı. Yani Amerika’yı yönlendiren onlar. Sıçradı değil de, Amerika’yı yönlendiriyorlar. Amerikan derin devletini kuran da onlar. “Amerika Birleşik Devletleri’ne mensup senatör Lock, tıpkı İngilizler gibi konuşuyordu.” Onu da yönlendirmişler, “İstanbul Türklerden tamamen alınmalı.” Şimdi istenen bu zaten, bunun planını yapıyorlar. “Bir veba tohumu, savaşların yaratıcısı, komşuları için bir hakaret olan Türkler, Avrupa’dan silinmelidir.

İşte buna karşı bizim yapacağımız, Türkiye’yi tam Avrupalaştırmak, çok kaliteli hale getirmek, Orta Doğu’lu olmaktan çıkartmak. O zaman bu oyunu bozabiliriz, öbür türlü bu oyun, adım adım ilerliyor. Bu da işte Kuran’a tam tabi olmakla olunur. Hurafelerden tam sıyrılmakla olur.

Dünya yaratılmadan önce yedi şey yaratılmıştı, bunlar; Tevrat, tövbe etmek, Adnan cenneti, cehennem, Allah’ın arşı mescit, Mesih ve Mesih Mehdi’nin adı.

Tevrat’ta şöyle yazılmıştır, “Kralın adı sonsuza dek yaşasın, güneş durukça adı var olsun” Hz. Mehdi (a.s)’ın ismi” (Pasahim 54-a) Bak üç bin beş yüz yıllık kitapta Hz. Mehdi (a.s)’ın ismi geçiyor.

Adnen ben özellikle Adnen diyorum, normalde ‘a’ ‘e’ okunur, ‘e’de ‘a’ okunur yani Adnan da Adnen de aynıdır. Adnan cennetleri yahut Adnen cenneti, aynıdır.

Mesela Ömer, biz Osmanlıca da öğrenmiştik, Umardır aslında Umar. Musevi ismidir Umar. Musevilikten geçmiş bir isimdir. Umarsa, Omar şeklinde, Umar Şerif diyorlar.

Hizbullah 1984-1985 yılları arasında, Lübnan iç savaşında savaşan bazı sol fraksiyonların birleşmesi ile oluştu biliyorsunuz ve sonradan İran’ın desteğini alarak daha İslamcı bir görünüme büründü. Yine iyi yaptı İran. İşleyiş açısından komünistlerle aynı, PKK dahil bütün komünist örgütler destek veriyor. Hali hazırda Suriye’de PYD ile aynı safta savaşıyorlar. Yani bu tabii çok vahim, Müslümanların komünistlikle iç içe olması.

İbrahim Bayrak, Sami, Dulkadir oğlu Mustafa, Halil, “Hocam, şu an Malatya’da arkadaşlarla evde hem yemek yiyoruz, hem de sizleri izliyoruz “diyor.

Şahap Caner Uçar; “İyiliğin, doğruluğun sağ kolu canım Hocam, iyi yayınlar.”

“Adam gibi adamsınız” Murat Potuk. Çok seviyorlar bu kelimeyi.

Buradaki hiçbir kardeşimiz para almıyor, hepsi Allah rızası için geliyor. Hiç kimse, hiç kimse. Ama bazen modeller geliyor, o modellere para ödüyoruz. Yani cüzi bir miktar ödeniyor. Onların işte ajansları var, oraya herkesin verdiği kadar para veriyoruz, o kadar.

İngiltere, İran terörü yüzünden Kuzey İrlanda’ya özerklik verdi biliyorsunuz. Şimdi de diyor ki Türkiye’ye sizde özerklik verin. Nereye; işte Güneydoğu’ya başka, Karadeniz’e başka, İstanbul’a başka, Antalya’ya, yok öyle şey.

“Selam Hocam, kardeşlerim ben Kürdüm ama senden çok şey öğrendim bugün.”

“Şahane bir kıyafetiniz var Hocam, her zamanki gibi diyor.”

“Ben Kürdüm ama senden çok şey öğrendim.” Şimdi bu işte bak kardeşlerimizi ezdikleri için bu oluyor. Bak “ben Kürdüm” ama Kürt’sen onur duy. Büyük bir şereftir Kürt olmak benim üstadım da Kürt’tü. Selahaddin Eyyubi de Kürt’tü. Berzenci Hazretleri müceddid müçtehidlerin büyük bir bölümü Kürt’tür. Kürt olmak, en büyük onurlardandır, şereflerdendir. Yazık kardeşlerimize ne durumlar olmuş, neler olmuş böyle.

İbrahim Koşoğlu; “Hocam, şu anda ailece sizi izliyoruz, sizi çok seviyoruz, sizinle tanışmak çok istiyorum. Ölene kadar sizin davanızın taraftarıyım.” Allah ömrünü uzun etsin. “Lütfen iletin İnşaAllah şu an izliyoruz.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü