Harun Yahya

Sohbetler (18 Aralık 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Dünyada kan gövdeyi götürüyor. Bir kısım insanlar bundan habersiz görünümdeler. Bu habersiz görünümü de çok iyi verebiliyorlar. Mesela aynı gün Irak’ta beş yüz kişi aynı anda şehit ediliyor. Bir kanalı açıyoruz futbol muhabbeti var adamın umurunda bile değil. Kardeşim, senin çoluğun çocuğun öyle şehit edilse gidip sen futbol muhabbetiyle vakit geçirmezsin, değil mi? Ana konu olur. Futbol muhabbeti yaptığın yerde konuyu buraya getirmen lazım, mecbur değilsin ki futbola, değil mi? İnsan konuyu bir şekilde oraya getirir. Yer gök inliyor adam düğün peşinde eğlencede. Ve bir hafta böyle yana döne umurunda bile değil, kâle dahi almıyor konusu bile yok. Mesela düğün evinde sadece eğlence konuşuluyor. Tamam da senin evladın kardeşin değil mi? Güneydoğu’da askerler polisler şehit oluyor, Irak, Suriye her yer birbirine girmiş tam cehennemi bir ortam var bu kadar gaflet olur mu? İşte “gönül koyarım düğüne gelmezsen.” Elinin körü. Allah’ın gönül koyması önemlidir. Senin sönül koyman niye önemli?

İnsanların hatırı önemli değil, beş gün oturup adamların ağız kokusunu çekeceğine, zırvalarını, münasebetsiz izahlarını, sarhoş kusmuğunu seyredeceğine, dinleyeceğine İslam’a Kuran’a hizmet edersin. Ne mecburiyetin var? Gönül koyuyorsa o seni ilgilendirmez. Allah’ın ne diyeceğine bakacaksın. İki günlük dünya düğüne diye gidersin yolda canını Allah alır, oynarken falan devrilir düşersin. Böyle aymazlık ferahlık Müslüman’a yakışmaz. Hiç olmazsa bir kelime olsun bu acıdan bahsetmen lazım. Umurunda bile değil bu nasıl bir iştir? Düğün evinde mesela birisi ölüyor, düğün anında duruyor iptal ediyorlar düğünü. Senin kardeşlerin orada ölüyor yaralanıyor. Düğün sembolik yapılır. Kazıya kazıya yeri göğü inleterek, müthiş bir gaflete düşerek böyle bir ortamda düğün olmaz. Sembolik ve usulen olabilir. Günlerce süren geceli gündüzlü ne oluyor? Ne oluyor yani?

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, siz Güneydoğu’daki vatandaşlarımızın oradan alınıp güvenli yerlere taşınarak her türlü ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanmasını söylemiştiniz. Diyarbakır Valiliği’nin aldığı tedbir kararı ile operasyon sonrasında sokak çatışmalarında hasar gören tarihi yapılar dışındaki sivil mekanların, bedelleri hak sahiplerine ödenerek kentsel dönüşüm kapsamında hızla yıkımı sağlanacak. Tarihi yapıları saran ve ömrünü tamamlayan sekiz bin konutun yüzde ellisi kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Sur’da yaşayan vatandaşlar için ilk etapta bin altı yüz konutluk yer tespit edildi. Evleri yıkılacak vatandaşlar yeni yapılacak modern konutlara yerleşecekler.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Gelsin PKK orada görelim bakalım. Böyle yerlerde bunlar daha çok hareket edebiliyorlar. Oralarda hiçbir şey yapamazlar. 

Türkiye’nin modern olması en hayati birinci nokta. İki önemli şey var bir Darwinizm’in durdurulması, materyalizmin durdurulması, iki; Türkiye’nin modern olması. Eğer bağnaz gelenekçi Ortodoks sistem içinde olursa IŞİD’in noktasına kadar Türkiye gider. Yani ısrarla mesela en modern adamdan hiç ummuyorsun ya, bazı kanallarda var, onlar da IŞİD’ci oluyorlar bir süre sonra, zannedildiği gibi olmaz. Israrla başörtüsü olmadığı halde başörtüyü savunuyor. Taşlayarak öldürme olmadığı halde taşlayarak öldürmeyi savunuyor. Taşlayarak öldürmeyi savunan adamın IŞİD’çi olmasına niye şaşırıyorsun ki? O kesiyor o da taşlayarak öldürüyor. Namaz kılmayanın öldürülmesini söylüyorsa bir adam IŞİD’çi olur o. Taliban’a üye olur, El-Kaide üyesi olur. Başlangıçta olmayacak gibi görülebilir. Mesela Diyanet uzun uzun böyle anlatıyor tatlı tatlı. Diyanet’in kitaplarının özetini bir çıkarsak IŞİD’in bütün felsefesi ortaya çıkar. Diyanet’in sattığı kitapları getirin IŞİD’in felsefesini olduğu gibi çıkarayım size oradan kitaplardan. Zannedildiği gibi olmaz. Sadece halktan korktukları için, insanlardan çekindikleri için bir kısım hocalar oradaki hükümleri görmezden geliyorlar. Yani işte Osmanlı İslam’ı, Türk İslam’ı, kardeşim çekiniyorsun bu kadar basit. Adam doğrudan uyguluyor. Orada hükümleri sen yazılı bırakmışsın inanıyorsun ama uygulamıyorsun. Adam inanıyor ve uyguluyor arada fark yok. Sen sadece çekindiğin için uygulamıyorsun. Onun için IŞİD’in felsefesine zemin Türkiye’de çok geniş çaplı var. El-Kaide, Taliban çığ gibi gelişebilir rahatça. Bize yazıyorlar ya işte kadınlar niye dekolte giyiyorlar falan diye. Adamlar hepsi çok rahat olabilir birçoğu gözünü kırpmadan. Zaten nefret ediyor İsrail’den. İsrail’i asıp keseceğiz ne diyorsun desen adam hoplayarak gelir. Bütün Musevileri doğrayacağız ne diyorsun desen adam ağlar sevincinden, havada hoplar birçoğu. Onun için tehlikeyi görmek lazım. Bağnazlığa karşı devletin esaslı bir şekilde tedbir alması lazım. Ama bu eğitimle olur tabii döverek söverek olmaz.

Sevgi ile ilgili bir etiket yapalım. “Karanlığı sevgi aydınlatacak” diyelim.

Bazen öyle insanlar oluyor bizim tanıdıklarda falan da görüyoruz, coşuyor diyor ki “Ağabeyimin bir arkadaşı evleniyormuş” diyor. Çünkü evlilik deyince bunlar bunu artık din üstü olağanüstü bir şey olarak görüyor. Düğün falan denince her şey yapılır yani böyle. Mesela Almanya’dan uçağa atlıyor buraya geliyor, buradan karayoluyla bilmem nereye gidiyor akıl almaz bir coşma var. Ama hayır için, İslam’a hizmet için bir şey desen yapmaz. O şartlanmış. Bir şey olduğu yok. Nihayet iki insan bir nikah akdi yapıyor, yeri göğü oynatacak hoplatacak, günlerce ortalığı sarsacak bir olay yok yani. Sembolik usulen bir düğün yapılır. Böyle bir ortamda günlerce haftalarca gaflet içerisinde hareket edilmesi anormal bir hareket olur. Bir de o kadar coşacak bir şey yok yani coşmak için bir sebep yok. 

Bizim mahallede bir deli İlhan vardı babası ölmüştü, bütün herkese müjdeliyordu babam öldü diye. Aklı sarmıyordu deliydi böyle coştu. Hatta ölüde bile coşuyorlar. “Faruk Ağabey ölmüş. Vay ne yaptın Ağabey ya?” diyor adama ölüye, “Ne yaptın Ağabey?” diyor. Ne kadar akılsızca bir ifade ne yaptın ne demek? Sanki onun elindeymiş gibi, Allah takdir ediyor. Akıllı bir insanın söyleyeceği söz mü? Adeta bayram havasında geçiyor çok heyecanlanıyorlar. Şakalaşıyorlar coşuyorlar. Hayır, ağlasınlar demiyorum da o kadar sevinecek bir şey yok. Çünkü bilmiyorsun adam cennete de gitmiş olabilir cehenneme de gitmiş olabilir. Şehit olsa sevin tamam. Ama şehit değil adam normal bir adam yani. Bir kısmına deli enerjisi geliyor sabahlara kadar uyumuyor, oradan oraya koşturuyor, oradan oraya koşturuyor. Düğünde de öyle bazen sapıtıyor sabahlara kadar uyumuyor. Mesela gömlekle soğuk havada oradan oraya koşturuyor, oradan oraya. Grip nezle oluyor yine üstündeki o deli enerjisi gitmiyor. Niye yaptığından da haberi yok, bir şey yok, o kadar coşacağı bir şey de yok. O evlenen adamın da öleceğini, kendinin de öleceğini unutmuyor olması lazım, değil mi? İnsanın aklında tutması lazım. Sanki evlenen adam sonsuza kadar kalacak. Çocuğu oluyor, çocuğu da ölüyor, kendi de ölüyor hepsi ölüyorlar, babası atası tamamı ölür.

Bizim çocukluğumuzda da öyleydi, acayip coşardı millet. Anneannem yaşlı başlı olurdu böyle, Tokat’a gitmek çok zordu o zaman o uzun burunlu otobüsler falan vardı, çok berbat bir trafik vardı. Yollar akıl almaz sıkıcı ve rahatsız edici Ankara’dan Tokat’a kadar on saat falan sürüyor de arabayla. Sallana silkelene büyük bir iştahla düğüne gideceğim diye acayip heyecanlanıyordu yaşlı haliyle perişan bin bir türlü zahmetle karşılaşacak belli. Sanki Türkiye’yi, dünyayı kurtarıyor böyle, hem de günlerce bir hafta. Hayır, usulün olsa tamam bir gün yaparsın biter, akıl alır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cizre'de teröristlerle çıkan çatışmada bir uzman çavuş şehit oldu. Cizre ve Silopi operasyonunda son gelişmelere göre öldürülen PKK'lı sayısı elli dörde yükseldi. Cizre'de şehit olan yiğidimizin Osmaniye'de ikameti bulunan Serkan Has olduğu açıklandı. Fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin aslanımıza. Allah annesine babasına sabrı cemil nasip etsin. Allah şehadetini makbul etsin. Bizlere de nasip etsin ona gelen bu güzelliği, bu hayrı, bu bereketi.

Darwinist eğitim hem Kürt gençleri PKK’ya götürttürüyor ve muazzam bir kayıp meydana geliyor, hem de askerimiz polisimiz kayboluyor. Darwinizm arada oynuyor eğleniyor. Kürt gençleri PKK’lı yapan da Darwinizm, askerimizi şehit ettiren de Darwinizm. Polisimizi şehit ettiren de Darwinizm ve Darwinist eğitimi de devlet büyük bir coşkuyla devam ettiriyor. Ortaokulda lisede üniversitede hemen hemen bütün derslerde Allah yok, Kitap yok eğitimi yapılıyor. “Sizi Allah yaratmadı.” Bak diyor ki “inanç ayrı” diyor “inanabilirsin” diyor “inanıyorsan din dersi verelim ama bilime göre” diyor “pozitif bilime göre Allah yok” diyor “sizi Allah yaratmadı, çamurlu sudan tesadüfler sonucu oluştunuz” diyor. “Senin ilk atan mikrop” diyor Hazreti Adem (a.s) değil” diyor “ama din dersinde gittiğinde Hazreti Adem (a.s)’dan geldiğine inanabilirsin. O inanç meselesi ayrı” diyor. “Ama bilim ve gerçekler bize bunu gösteriyor; Allah yok” diyor. Ve Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında ortaokul, lise, üniversitede tarih dersinde, coğrafya dersinde, biyolojide, jeoloji her derste hepsinde aşağı yukarı bir matematik hariç neredeyse. Hemen hemen her derste ki onda bile anlatan uyanık hocalar var kendince uyanıklık gören matematik dersinde Darwinizm anlatıyor, cayır cayır Darwinizm anlatılıyor. Mesela İngilizce dersinde bile. Mesela strüktür ne alaka? Strüktür dersinde hoca sürekli Darwinizm’i anlatırdı. Uygarlık tarihi dersimiz vardı, uygarlık tarihi dersinde akademide her derste hemen hemen Darwinizm ve Allah’ın olmadığı anlatılırdı her derste. Bak strüktürde  Allah'ın olmadığı anlatılıyordu, diğer derslerde yine Allah'ın olmadığı anlatılıyor mesela tarih dersi oluyor orada yine aynı. Buna bir çözüm bulunması lazım yani hükümet bunu en acil mesele olarak görmesi lazım. Çünkü burada Allah'a meydan okuyor haşa. Allah diyor ki “Gökler parçalanacaktı bu sözden dolayı” diyor. “Hz. İsa  (a.s) Allah'ın oğludur” diyorlar ya, burada Allah’ı kökten inkar var. Allah bak onda bile “Gökler parçalanacaktı” diyor. Bu bir kıyamet sebebi.

Osmanlı döneminin Tıp Fakültesi olan Mektebi Tıbbiyeyi Adliyeyi Şahane’de tamamen Darwinist-materyalist eğitim var. Liselerde üniversitelerde Darwinist eğitim var. Abdülhamit dönemi Abdülhamit'in talimatı ile Darwinist eğitim veriliyor Osmanlı'da. Ta 1847’de okulu ziyaret eden Mc Farlane diyor ki “Çoktan beri bu kadar düpedüz materyalizm kitaplarını toplayan bir koleksiyon görmemiştim” diyor “okulda o kadar çok Allahsızlığı anlatan kitap var ki” diyor “şaşırdım” diyor adam Abdülhamit döneminde. Diyorlar ki Osmanlı niye yıkıldı? İşte yıkılma sebebi bu. Bu Türkiye’ye felaket getirir Allah esirgesin bunu durduralım. Darwinist-materyalist eğitimde Allah’ı inkar ediliyor, peygamberlerin tamamı inkar ediliyor, cennet cehennem inkar ediliyor, yaratılış inkar ediliyor. Allah'ın gücü sıfır olarak görülüyor haşa ve bilim adına bu yapılıyor. Buna hükümet aracı olmasın. Darwinist-materyalist eğitimi hükümet durdursun. PKK’nın gelişme sebebi Darwinizm’dir, askerimizin polisimizin şehit edilmesinin sebebi yine Darwinizm. Bütün hastalığın kökeni bu. 1805’ten itibaren bak düşünün 3. Selim dönemi, 1807’den itibaren ise 4. Mustafa dönemi batılılaşma adı altında iki yüzden fazla kitap Arapça ve Türkçe’ye tercüme ediliyor. Bu kitapların hepsi dönemin materyalist ve Darwinist kitapları Allah’ı inkar eden kitaplar iki yüz kitap. Ve bütün üniversitelerde okullarda bu kitaplar okutuluyor. Osmanlı’nın yıkılma sebebi işte bunun altında yatıyor. İmana Kuran’a dayalı bir sistemi olsaydı yıkılmazdı. Sen alttan alta din dersi vereceksin ama sürekli Allah'ın olmadığını anlatacaksın diğer derslerde, böyle olmaz. Bu Allah'ın zoruna gider çok büyük günah.

Baki, “İdam cezasının olmamasının gerektiğini anlatıyorsunuz. Ancak İslam hukukuna göre kişilere kısas hakkı tanınmıştır. Her ne kadar affetmenin daha hayırlı olduğu bildiriliyor olsa da eğer idam cezası tamamen kaldırılacak olursa Kuran’ın öldürülen kişilerin yakınlarına tanıdığı bu hakkın uygulanması nasıl söz konusu olacaktır? Saygılar.” Ama Türkiye’de laik bir sistem var, sanki İslam hukukuna uygun bir hukuk sistemi varmış gibi konuşuyorsun. Laik sistemde en güzeli idam cezasının olmamasıdır.

Yasin 1905, “Adnan Bey, eğer Hz. İsa (a.s) şu an dünyada ise vaktini nasıl geçiriyordur?” Kitap okuyordur, Tevrat okuyordur, İncil’i, Kuran’ı okuyordur, yabancı dillerini geliştiriyordur, bilgisini artırıyordur.

Adam okulda inceleme yapıyor, güya Müslüman okul. “Kanepenin üzerinde bir kitap vardı” diyor “Aldım baktım bu Halbach’ın dinsizlik kitabı. Doğanın sisteminin en son Paris baskısı idi. Kitabın çok okunmakta olduğunu sayfalarından birçok parçaların işaretlenmiş olmasından anladım. Bu parçalar özellikle Tanrı’nın varlığına inanmanın -haşa- saçmalığını, ruhun ölmezliği inancının güya imkansızlığını matematikle gösteren parçalardı.” Bir de matematikle; atmanın şiddetine bak. Matematikle ne alakası var bunun?   Darülfünun, İslam Üniversitesi’nin ilk hali. Darülfünun’da doğa bilimleri okutulması için özel bir kurs kürsü kuruluyor, bak doğa bilimlerin okutulması için özel bir kürsü kuruluyor bu kürsüde evrim eğitimi veriliyor saf Darwinist eğitim veriliyor. “Kürsüde okutulan makalelerden Hoca Tahsin'in Tarihi Tekvin, yaratılış tarihi bütün kainat ve varlığa hükmeden tekamül evrim anlatılıyor” güya. “Evrim kanunu gereğince kainat gelecekte erişmiş olacak.” Yani daha başka şekle gelecek. “Ahmet Mithat’ın” bak hep Ahmet Mithat Efendi, millet bilmiyor bunlar hep Darwinist-ateist insanlar. “Ahmet Mithat'ın evrimi anlattığı makaleleri okutuluyordu. Mesela Ahmet Mithat'ın “İnsan tenha yaşasa ne olur?” makalesinde, insanın tamamen hayvani bir geçmişe sahip olduğu, zamanla gelişerek bugünkü düzeye ulaştığı, bir bebeğin hayvanlar arasında yaşaması durumunun tamamen hayvani özellikler göstereceği anlatılıyordu” diyor. Bu eğitimle Osmanlı yıkıldı işte. Ama Osmanlı’dan cumhuriyet hükümetleri devraldı. Şu anda da Darwinist-materyalist eğitim bütün hızıyla devam ediyor. Allah’ın inkârı bütün hızıyla devam ediyor. Habire PKK’ya kızıyorlar. PKK’nın Darwinist-materyalist eğitimi sonucu ortaya çıktığını görmüyor musunuz? Darwinist-materyalist eğitimi durdur. O tahribat onları bu hale getiriyor.

“Sen benim canımdan ta ötesin Allah aşkıyla sevdiğim” diyor. “Osmanlı dönemindeki Darwinizm eğitimini ve özentisini bir tek size anlatıyorsunuz ve anlattıklarınızı da kimse itiraz dahi edemiyor.” Bak kaynaklar da veriyorum, büyük felaketin farkındalar ama ses çıkartmıyorlar.

1847 Abdülmecit dönemi, 2. Abdülhamit dönemi 1876-1909 arasında. Abdülmecit döneminde de devam ediyor Darwinist eğitim bütün şiddetiyle. 1839-1861 döneminde padişahlık etti, o devirde bütün okullarda cayır cayır Darwinist eğitim gençlere enjekte ediliyordu ve edildi. “PKK nereden çıktı?” diyorlar, dedeler falan da anlayamıyor Güneydoğu'da. Kardeşim, Darwinist eğitim yapılıyor materyalist eğitim yapılıyor, okullarda Allah yok deniyor. Din dersinde dinin nasıl evrimleştiğini anlatılıyor haşa. Olayın felaketin boyutu görülemiyor daha hala.

İngilizler Osmanlı'yı yıkmak için Darwinizm'i ortaya çıkardılar. Akıl almaz bir darbe vurdular akıl almaz bir darbe. Yani bütün dünyayı felâketin içine sürüklediler, dünyayı paramparça ettiler mahvoldu dünya. Hem 1. Dünya Savaşı çıktı, hem 2. Dünya Savaşı çıktı Her ikisi de Darwinizm kökenli. Marksist düşünce faşist düşünce her ikisi de aynı şekilde Darwinizm kökenli felsefedir.

Ahmet Mithat'ın okullarda okutulan “Dünyanın insanın zuhuru” makalesinde, “İnsanlar bir nevi hayvan olduğundan bu türün dünya yüzünde nasıl türemiş olduğunu elbette merak ederiz” diye başlıyor diyor. Ahmet Mithat Osmanlı aydınlarının başında olan adamlardan bir tanesi. Osmanlı aydınlarının hemen hemen tamamı Darwinistler. Kahraman gibi gösteriyorlar ya bir kısmını, hemen hemen hepsi Darwinist-materyalisttiler. Münif Paşa tarafından Cemiyeti Tedrisiyeyi İslamiye Grubu kurulmuş. Bir de İslami de isim takıyor. “Yayınlanan bilim dergileri ile materyalizmi ve evrimi anlatmak amaç.” Bak bir de İslam’dan bahsediyor. “İlk bilim dergisi olan Mecmua-i Fünun evrim yazılarından oluşuyordu.” Yani ilk defa bu felaket bu devirlerde meydana gelmiş değil. Felaketi görmezden geliyorlar, anlamazdan geliyorlar daha hala da öyle. Mesela Türkiye’nin karşısında olan devlet sayısı Rusya ile beraber tamamlanmış oldu. Bütün devletler. İşte bu bereketsizliğin, bu uğursuzluğun sebebi Darwinizm-materyalizm. Allah her işi tersine çevirtiyor yani ne yapsalar tersine çevirtiyor. Burada bir hayır görüp önce Darwinizm’i ortadan kaldıracak bilimsel bir açılım yapması lazım hükümetin. Bunu görmezden geliyorlar, görmezden geldikçe PKK da gelişir, komünizm de girişir, İslam da geriler. Bizim de bir gücümüz olmaz. Ne askeri ne siyasi esaslı bir güce sahip olamadık hala. Ki biz 2. Dünya Savaşı’na da girmedik. Savaşa giren ülkeler bizi kat kat geçtiler. Bu bereketsizliğin sebebi Darwinist eğitim Türkiye’deki. Hristiyan ülke zaten onlar şirk içinde oluyor bir kısmı. Ama sen Müslümanken Darwinist olmuş oluyorsun. Hristiyanlar Ehli Fetret, 2000 yıl geçmiş. Ama sana hak din gelmiş hak din geldiği halde Darwinizm’i seçiyorsun. Darwinizm ateist bir dindir. Biz İslam dinindeyiz. Ateist Darwinist dini kabul edemeyiz biz. Okullarda böyle bir dinin okutulması dayatma tarzında okutulması olmaz. Yani onun bilimsel cevabının da mutlaka verilmesi gerekiyor. Tek yanlı veriliyor, bilimsel cevabına müsaade yok hiçbir şekilde. Proteinin tesadüfen meydana gelir mi gelmez mi? Ağzını dahi açamıyor kimse.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş bugünkü konuşmasında, 6-7 Ekim olayları öncesine benzeyen oldukça sert açıklamalar yaptı. Ve direnişi büyüteceklerini söyleyip, direnişi yürütenlere teşekkür etti. Haklıyız kazanacağız, faşizm ricayla minnetle durmaz. Halkımızı bu çerçevede bulunduğu her yerde onurlu görkemli direnişi sahiplenmeye çağırıyoruz. Kusura bakmasınlar gençler hendek kazıyormuş, halk barikat kuruyormuş başka bir yol gösterin onu yapsınlar. Direnen gençlerimiz için dua edin. Beş vakit namaz kılın. Geri adım atmak bu tarihi dönemin şerefine yakışmaz. Ben bir kez daha bu direnişi ortaya koyan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Halkımızla birlikte bu zulüm günlerinin hızla bitmesi için direnişi büyüteceğiz. Bütün kurumlarımızla halkımızla işbirliği içinde olacağız. Haftaya özyönetimin ve inşasının içinin doldurulmasını sürecini siyasi zeminde güçlü şekilde olması için gerekenlerin hayata geçireceğiz.”

ADNAN OKTAR: Başkanlık sistemi ile özyönetim dediği federasyon iç içedir. Tehlike kapıda görülüyor. Selahattin Demirtaş beş vakit namazdan bahsediyor fakat barikatlardan bahsediyor. Bu nasıl bir şeydir? Yani bu alenen bir fitnedir “fitne katilden beterdir” diyor Cenab-ı Allah ayette. Yani bir beldede devlete karşı ayaklanmak, hükümete karşı ayaklanmak alenen fitnedir. Ve kargaşa çıkarıyorlar orada, askeri şehit ediyorlar, polisi şehit ediyorlar. “Beş vakit namaz kılarak hendek kazmaya devam edin direnişe devam edin” bunun bir mantığı yok. Namazla bunun bağlantısı yok. Namaz kılan bunu yapmaz zaten, Müslüman olanın yapacağı bir şey değil bu. İslam'la bunu nasıl bağdaştırıyor onu anlamak istiyorum. Alenen fitne.

“Ne özyönetim ne federasyon bir halkın kendi kaderini tayin hakkı var. Buyurun referanduma. Halk ne istiyorsa o olsun. Belki bağımsızlık derler.” Bak, asıl istedikleri bu işte yani ayrı bir devlet kurmak istiyorlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Demirtaş operasyonlara temizlik operasyonu denilmesini de eleştirdi ve şunları söyledi: “Cizre’de iki PKK’lı var diye altı generalle operasyon yapmak mıdır sizin anlayışınız? Siz ne kadar aciz ne kadar zavallı olduğunuzu ortaya koydunuz. On bin askeri sen ilçeye gönderiyorsan orada hendek yok başka bir şey var demektir. Halk direnişi ve halk var. Ve sen halkın tamamını ev ev temizleyeceğiz deyip halka karşı savaş açmışsan halk her yerde bu zulme karşı direnir direnecektir. Büyük temizlik operasyonuymuş, silip-süpürme operasyonuymuş. Siz kimsiniz ya? Kimi nereden süpürüyorsunuz? Bu toprakların ancak kanalizasyonunu temizlersiniz başka da bir şey temizleyemezsiniz. Putin’e bir iki gün önce meydan okuyup süt dökmüş kediye dönen Başbakan ve Cumhurbaşkanı, Musul'a asker gönderip dünyaya meydan okuyup sonra askerlerini geri çeken Cumhurbaşkanı, İsrail'e one minute deyip yirmi milyon dolara anlaşan Cumhurbaşkanı sıra Kürt halkına gelince kabadayı mı kesiliyorsunuz?”

ADNAN OKTAR: İşte bütün bu uğursuzluğun kökeninde Darwinist-materyalist eğitim var. Allah başarısızlık veriyor her yerde bir felaket veriyor. Darwinist eğitimi kesseler o hemen bir bereket şeklinde kendini gösterir, hemen Rahmani bereketi dönüşür. Allah'ın zoruna gidecek bir şey yapılıyor. Dolayısıyla Marksist düşünce de gelişiyor Güneydoğu'da, o da değişiyor. Hakikaten sürekli bir ricat hali olmuş oluyor. Bu uğursuzluğun kökeninde Darwinizm var ben açıkça söylüyorum. Bu felaketi görmek lazım. Çünkü Allah'a meydan okuyan bir sistem Darwinizm.

Hendeklere Kürt kardeşlerimizin yüzde 99’u destek vermiyor. Selahattin Hoca bilmiyorum; tehdit etmiş olabilirler onu. Kandil'den tehdit gelmiş olabilir. Halk niye istesin, esnaf niye istesin? Sokaklarda hendekler, çamurlar, cehenneme dönüyor ortalık, hiç kimse böyle bir şey istemez.

Bütün İslam alemine Darwinizm’i, materyalizmi Osmanlı döneminde kısa sürede yaydılar. Lübnan’a, Filistin’e, Mısır’a, Fas, Tunus, Cezayir her yere. Her yer Darwinist-materyalist oldu. Daha hala o belanın şoku devam ediyor. Allah İslam alemini mahvediyor o yüzden perişan ediyor. Darwinist-materyalist eğitim Allah’ın inkarı, çok büyük bir günahtır bu. Çok büyük yanlışlık yapılıyor. Bilimsel deliller açıkça ortaya konması lazım, değil mi? Mesela protein, gayet makul kim ne diyebilir? Protein tesadüfen olabilir mi olamaz mı? Bilim adamlarına soracaksın. Olamıyorsa ki olamıyor bu söylensin bunda ne var? Paleontolojik deliller ortaya konsun gençler baksın kendileri karar versinler. Bunda ne var? Darwinizm’e Osmanlı da teslim oldu, ondan sonra gelen hükümetler de teslim oldular. Mesela hükümet dindar hükümet ama Darwinizm’e karşı mücadele vermiyor çıtını çıkartmıyor, hiçbir şey yokmuş gibi devam ediyor. Mevlana törenleri yapıyor. Kardeşim, Mevlana töreni yapıyorsun ama “işte en büyük Mevlana töreni yapıyoruz” diyor, etrafında insanların dönmesi ile olmuyor bu işler. Senin çoluğuna çocuğuna sürekli Darwinist eğitim veriyorlar ortaokulda, lisede, üniversitede hemen hemen bütün derslerde eğitim veriyorlar. Sen istediğin kadar etrafında dön ne yapıyorsan yap. Allah'a meydan okuduğu sürece -ki böyle yapmış oluyorsun farkına varmadan- Allah uğursuzluk ve bereketsizliği etrafına yayar. Felaketler peş peşe gelir, her tuttuğun elinde kalır Allah esirgesin.

Osmanlı'nın dağıtılması sürecinde İngilizler her yerde Darwinist’leri hem yetiştirdiler hem acayip desteklediler. İşte paşalar, bilim adamları şunlar bunlar hep devletin ileri gelenlerinin hepsi Darwinist-materyalistti. Her yerde, Libya'dan tut Mısır'a kadar her yerde.

1910 yılında Arap ülkelerinden gelen çeşitli aydınlar Paris’te El-Fettat isimli parti kurdu İlk yıllarda El-Fettat Arap’ların Osmanlı’dan ayrılmadan ama özerk olarak Avusturya-Macaristan gibi ikili bir yönetim öneriyordu. Sonradan El-Fettat direkt Arap bağımsızlığını savunmaya başladı. 1913 yılında delegeler Paris’te kongre düzenledi. Osmanlı Devleti Arap milliyetçileri ile masaya oturdu. Kongre sonunda İttihat Terakki Arap’ların en az beş vilayette vali, en az üç Arap asıllının da bakan olmasını kabul etti. Bunun üzerine Arap delegeler tam bağımsızlık taleplerini erteleyerek imparatorluğa sadakatlerini ifade ettiler. Tarihçiler arasında 1913 Arap Kongresi adı ile anılan bugün Osmanlı’nın dağılmaya başladığı gün olarak kabul ediliyor. Orada ilk özerklik kabul ediliyor, ondan sonra darmadağın oldu. Felaketin kapısını açmış oluruz.

Bu nasıl anlaşılmaz? Hayret. Sen Müslüman ülkedesin ortaokul, üniversite ve lisede Allah’ın olmadığını hemen hemen bütün derslerde devlet eliyle öğrencilere öğreteceksin. Sonra da Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuracaksın. Camiler açacaksın. Yani akıl almaz bir çelişki meydana geliyor. Bilimle Allah’ı inkar ediyorsa bir sistem bu muazzam bir olaydır, bu çok büyük bir olaydır. Yani bunun cevabını yasaklarsan bu çok acayip bir şey olur. Bu adil bir hareket olmaz. Adaletli bir hareket olmaz. Tek yanlı Allah’ın olmadığı anlatılıyor. Bırakın da Allah’ın var olduğunu anlatalım bilimsel metotlarla. Darwinizm’in hurafesi serbest de Darwinizm’in her türlü yalanı hurafesi serbest oluyor. Bizim vereceğimiz bilimsel cevaplar gerçekçi, akılcı ve doğru müspet cevaplar neden yasak oluyor? Bırakın cevabını verelim. Yasak, anlatamıyoruz. Mesela okullarda protein tesadüfen meydana gelemez denemiyor. Olamıyor. Protein olması için protein olması gerekiyor. Dolayısıyla sıfır ihtimal tesadüfen olması. Bırakın bunu söyleyelim. Söyleyemezsin diyorlar. Tek yanlı Allah’ın inkarı var okullarda. Bu çok büyük bir felaket. Hükümet bunu ana konu olarak ele alması lazım. Ve her şeyi göze alarak bunu yapması lazım. AK Partili arkadaşlar mesela Mevlevi törenleri yapıyorlar, başka şeyler yapıyorlar, başörtüsünün önemini anlatıyorlar. Kardeşim burada kökten dinin reddi var. Kökten dinin reddi var.  Çocuğunu ortaokula gönderiyorsun, ortaokulda çocuğuna dinin olmadığı Allah’ın olmadığı anlatılıyor.

“Hocam Almanya’da PKK’lılar Alman meclisini bastı. Oturma eylemi yaptı. Sonuç olarak hiç ceza almadan çıktılar. Üstelik her milletvekiline yazı göndermek teklifi aldılar. Aynı hafta içerisinde Stuttgart’ta cami yakıp üstlendi PKK. Burada üç milyon Türk yaşıyor Hocam ne yapabiliriz?” diyor. Bak Almanya da IŞİD böyle bir eylem yapsa Almanya bir tanesini sağ bırakmaz. Terörist ise PKK en azılı terörist bayağı saygılı davranıyorlar. Bunu hükümetin protesto etmesi lazım. Değil mi? Büyükelçilik kanalıyla nota verilmesi lazım. Çok büyük bir olay olarak değerlendirilmesi lazım.

İnsanların imanı zayıf olunca tabii Fas’ta,  Tunus’ta, Cezayir’de, Libya’da Müslüman’ların öldürülmesi, ezilmesi, Darwinist eğitim verilmesi onu ilgilendirmiyor. O hayvani içgüdülerle hareket ediyor. Nerede düğün var ona bakıyor. Nerede eğlence var, nerede keyif yapabilir, nerede birinden bir şeyler kertebilir, çıkarabilir? Nerede akşam orada sabah. Yani macera peşinde oluyor. İman zafiyetinin en büyük felaketi bu. Yani duyarsız olur. İslam’ı yayma heyecanı olmaz. Allah’tan korkma gücü olmaz. Kendi çıkarının kendi dertlerinin peşinde olur. Bunlara da tabii Allah’tan kork desen de Allah’tan korkmaz böyle tipler. Hadiste var ya Allah’tan kork denildiği bir dönemde deccal çıkar ve Mehdi de ona karşı zuhur eder diyor. İnsanların bir kısmı Allah’tan bir şekilde korkmuyor. Yani bu hayret edecek bir mucize durum. Bir primat gibi, bir hayvan gibi oluyor bir kısmı. Saldırganlaşıyor, zalimlik yapıyor. İnsanların canını yakıyor. Veyahut süper lakayt oluyor, umursuz oluyor. Fakat Allah’tan korkmamada çok kararlı oluyor. Ona yapılacak bir şey olmuyor. Ama bu insanların çokluğu bir şey değiştirmiyor. Allah yine dediğini çok rahat yapıyor. Güç inananlar da oluyor her zaman. Bu insanlar hep böyle yancı, zavallı ve güçsüz konumda oluyorlar. Yani ezilen konumunda olurlar.  Yani inananlar daima dünyayı yönetirler. Her zaman böyle olmuş her dönem. Mesela Hazreti Süleyman  (a.s) zamanında da Zülkarneyn (a.s) zamanında da. Firavun da kendince hakim olduğunu zannetti ama kendi cehennemini yarattı. Yine müminler rahat ettiler.

PİRAYE YÜCE: Adnan Bey Kuran’da insanların pek az kısmının iman ettiğini söylüyor. Azınlık olduklarını.

ADNAN OKTAR: Evet, iman etmeyenler daha çoklar. Ama onların çokluğu müminleri rahatsız etmemesi lazım. Ürkütmemesi lazım. Ayetlerde bu çok açık vurgulanıyor. Siz iyi olursanız diyor, küfredenlerin, cehalet içinde olanların, delalete düşenlerin size bir zararı olmaz diyor Allah. Hakikaten de öyle onlar daha güçsüz daha pasif bir konumda oluyorlar. Aklı zayıf olduğu için gücü yetmiyor.

MERVE TEZEL: Başka bir ayette şeytandan Allah’a sığınırım. “Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.” Diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tam işte ayet karşılığı.

“İngiltere sürekli özerkliğin ne kadar gerekli olduğuna dair günümüzde kongreler düzenliyor. Kendi parlamentosunda Salih Müslim’i iki defa ağırladı.” Independent Gazetesi Türkiye’nin PKK’yı Irak’ta vurmasına izin verdiği için Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük hata yaptığını söylüyormuş.

Aşağıda piyanistimiz var, biraz piyano dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz listede Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: ‘Karanlığı sevgi aydınlatacak.’

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

BÜLENT SEZGİN: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de Müslüman cemaatler de Allah’ın inkari sistem olan Darwinizm’e karşı tavır almaları lazım. Ya Darwinizm’i kabul edip teslim oluyorlar veyahut böyle bir şey yok zaten diyorlar. Halbuki bütün cemaatler Darwinizm’e karşı bütün güçleriyle tavır almış olsalar Avrupa’da bu çok büyük ses getirir. Yani hükümetin gücü yetmiyor benim gördüğüm. O zaman cemaatlerin vakıfların tavır alması lazım.

Yakup Hocam buraya gelsin. Yakup bu meyve suyu, zeytinyağı şişeleri falan alın demiştim geldi mi onlar? Getir bakayım. Getir masanın üstüne koy. Göster, bak bunlar zeytinyağı ve sirke şişeleri. Bak şişelerden çok korkuyorlar, şişe gördü mü ne yapacaklarını şaşırıyorlar alışsınlar. Bak görüyorsunuz bunları. Hem zeytinyağı hem sirke. Bütün bakkallarda, satış yerlerinde meyve suları da, zeytin yağlar da, sirkeler de bu şekilde satılıyor. Buna acayip gözle bakmayı artık durdurmaları lazım. Alışmaları gerekiyor.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz Zonguldak Ereğli’de 7 ve 15 Aralık tarihlerinde elli adet kitabınızı dağıtmışlar. Son bir hafta içinde Antalya’nın Serik, Manavgat ve Aksu ilçelerinde toplam beş yüz adet kitabınız ve beş yüz adet PKK’ya çözüm broşürünün dağıtımı yapılmış. Bursa’dan kardeşlerimiz 12 Aralık cumartesi günü Bursa CHP Milletvekili Erkan Aydın ile PKK tehlikesi ve Türk İslam Birliği konulu sohbet gerçekleştirmişler. Ardından kendisine sizin iki adet kitabınızı hediye etmişler. Geçtiğimiz Cuma günü de Ördekli Kültür Merkezi’nde toplanıp Kuran ayetleri okuyup iman hakikatleri anlatmışlar. İnegöl’deki kardeşlerimiz 10 Aralık’ta bin beş yüz adet A9 broşürü, kırk beş adet kitabınız ve yirmi beş adet dergiyi ücretsiz dağıtmışlar. 17 Aralık’ta da evde bir araya gelmişler Kuran-ı Kerim, Risale-i Nur’dan Sözler ve sizin Sakın Unutmayın adlı kitabınızdan okuyup sohbet etmişler. Konya’da bin adet A9 broşürü ve otuz beş adet kitabınız dağıtılmış. Balıkesir’den kardeşlerimiz yemekli ev sohbetinde buluşmuşlar. Ahir zaman ve Mehdiyet, iman hakikatleri üzerinde konuşup videolarınızdan izlemişler. 13 Aralık’ta kardeşlerimiz Gebze’de sizin çeşitli kitaplarınızdan yaklaşık iki yüz adet dağıtmışlar. Ayrıca bir araya geldikleri bir gün Kuran’dan ayetler ve sizin Allah Sevgisi isimli kitabınızdan okuyup konuşmuşlar üzerine. Kardeşlerimiz 5 Aralık tarihinde İzmit şehir merkezinde dört yüz kırk beş adet Harun Yahya kitabını ücretsiz olarak dağıtmışlar. Cumartesi günü Küçükçekmece semtinde bin adet A9 TV broşürü ve Pazar günü de Beyoğlu ve Cihangir’de iki bin adet A9 TV broşürü elli adet Harun Yahya kitabının dağıtımı olmuş. Faaliyet sonrasında kardeşlerimiz evde buluşarak Kuran-ı Kerim okuyup Allah’ın Sizin İçin Yarattığı Sürpriz Güzellikleri Fark edebiliyor musunuz? Başlıklı makalenizi okumuşlar. Ankara’dan kardeşlerimiz 10 ve 17 Aralık tarihleri arasında Keçiören, Atapark, Etimesgut, Abidinpaşa, Ulus Metro çıkışı, Yeni Mahalle Metro çıkışı, Kızılay Demir Tepe ve Ufuk Tepe’de üç yüz yetmiş beş adet belgesel CD’isi, yetmiş adet İlmi Araştırma Dergisi, bin beş yüz elli adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. İki yüz otuz Harun Yahya eserini de ayrıca halkımıza hediye etmişler. Konya’dan Seher kardeşimiz ve annesi İslam Birliği broşürü ve Amerika’nın Göremediği PKK kitabımızı hediye etmişler. Bingöl’de bin iki yüz adet kitabınız dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: Bingöl’de?

KARTAL GÖKTAN: Evet. İzmir’den kardeşlerimiz 10-15 Aralık tarihleri arasında Kemer İzban, Yeşil dere, Alsancak tren garı, Gür Çeşme, Balçova ve Halkapınar Metro’da iki yüz on adet kitabınızı ve bin dört yüz adet PKK’ya çözüm broşürü dağıtmışlar. Son olarak Adapazarı’ndan kardeşlerimiz de Pazartesi günü Allah Korkusu isimli kitabınızdan bölümler okuyarak sohbet etmişler maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kitap çok hayati bir şey. Çünkü bilgisayarı açmak ilgili bölüme ulaşmak vakit alır. Ama kitap; adam otururken kenardan çektiğinde herhangi iki-üç sayfasını bile okumuş olsa ömür boyu unutmayacağı çok önemli bilgilere ulaşmış oluyor ve kitap çok dinlendirici bir şeydir. Yani cisim olduğu için de ayrıca kolay olur. Kitaba karşı insanın ruhunda bir sevgi vardır. Allah insanı öyle yaratmış. Okumak yeni bir şeyler öğrenmek. Ayette var ya Cenab-ı Allah “Oku” diye başlıyor. “Kalemle yazmayı öğretendir” diyor Cenab-ı Allah.

“Muhammed Bin Hanefi Radiyallahu anhdan rivayet edildi ki; Bir gün Hazreti Ali’nin yanındayken birisi Hazreti Mehdi’den sual etti. Hazreti Ali (r.a) “Hey hat” dedi. Sonra eliyle bir dokuz işareti yaptı.” Dokuz işareti Latince’de de Arapça’da da aynıdır. Şu şekilde bir işaret yapıyor. Hayrettir yani Arapça’da birçok dilde aynı şekilde dokuz aynıdır. “Sonra eliyle bir dokuz yaptı ve sonra da o ahir zamanda kişiye Allah’tan kork Allah’tan kork denildiği zamanda çıkar dedi” Mehdi. Ama dokuza da dikkat çekmiş. “Bulutların semada toplandığı gibi Allah onun etrafında bir kavim toplar.” Özel bir kavim yani özel hidayet bulmuş bir kavim. Herkes yapamıyor bunu. Yani Allah’tan korkan özel bir topluluk oluyor. “Onların kalplerini uzlaştırır.” Birbirlerine ittifak haline getiriyor kalplerini uzlaştırıyor. Yoksa insanların kalpleri uzlaşmaz. Topluluk oluşturamıyorlar yani birbirleriyle uğraşır insanlar. Yani rahatsız olurlar dost olamazlar. “Onların kalplerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez.” Yani mesela şehit düşüldüğünde ağlayanlar var, bağıranlar var, ıstırap duyanlar var ama biz de mesela Mehdi (a.s) talebesi olarak şehit düşene üzülmüyoruz ve üzülmeyin diyoruz, sevinin diyoruz değil mi? Bu mühim bir İslam ahlakı olduğu için bunu ısrarla vurguluyoruz. Mehdi (a.s) talebelerinin de böyle bir karakteri olacağını da Hazreti Ali (r.a), Peygamberimiz (s.a.v.)’den bir rivayet olarak bildiriyor.  “Kendilerine katılana da sevinmezler.” Allah gönderiyor zaten Müslümanlık görevi onun. “Sayıları Bedir Ashabı kadardır.” Fazla değil üç yüz on üç kadar. Ama etki gücü çok yüksek. “Evvelkiler onları geçemediği gibi. Sonrakiler de onlara yetişemezler.” Demek ki ahir zaman çok güçlü olacak. “Ve onların sayıları Talut ile nehri geçenler kadardır.” Yani Talut kısasında da Mehdi (a.s)’ye işaret edildiği, Bedir ve bahsedilen ayette de gene Mehdi (a.s)’ye işaret edildiğini buradan anlıyoruz. Bu sayılardan bu küçük topluluklardan Mehdi (a.s)’ye işaret olduğunu anlıyoruz.

Kalplerin uzlaşması apayrı bir şeydir. Mesela bak kitap dağıtıyor kardeşlerimiz bayağı kitap dağıtmışlar. Yani o beldeler deccala karşı bir zırhla kaplanıyor. Mesela dört yüz yirmi beş kitap dağıtılıyor. Dört yüz yirmi beş ev deccala karşı zırhla kaplanıyor. O ev ve onun çevresindekiler de aynı şekilde zırhlanmış oluyor. Çünkü deccal o eve giremeyince o mahalleye de giremez.

KARTAL GÖKTAN: Bir duyuru yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: 22 Aralık Salı günü saat 14:00’te Hayata Dair programında Altuğ Berker ve Pınar Akkaş’ın konuğu CHP Genel Başkan Yardımcısı Ercan Karakaş. Sayın Karakaş’ın katılacağı programa dair bir kısa tanıtım videosu da var. Uygun görürseniz onu da gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ercan Karakaş evet değerli bir vatan evladı. Tecrübesiyle, görgüsüyle, bilgisiyle kendisini güzel yetiştirmiş nezih bir insan, görgülü bir insan, bilgisinden istifa ederiz. Müstefit oluruz.

Biz modern bir ülke olalım. Bak PKK gidiyor İngiltere merkezli internet sitesi kuruyor. Orada IŞİD, feminizm, özgür konuşma hakkı, İşçi Partisi, işte kadın hakları, kadın özgürlüğü bunları işliyor. İngiltere’de adamlar bayağı etkili olmuş oluyor. Bir terör örgütü internet sitesi kuruyor ve İngiltere de bunu destekliyor. Biz son derece modern bir ülke olursak, çok aydın bir ülke olursak, kadın haklarında en ileri dereceye gelirsek bilimde, sanatta, estetikte, kalitede dünyanın en seçkin ülkesi olursak dünyanın en güçlü ülkesi oluruz. Ama öbür türlü Ortadoğulu bir ülke olacağız; gelen vurur giden vurur mahvoluruz Allah esirgesin. Birçok batılı gazeteci PKK’yı bölgede Ortadoğu’da tek kadına değer veren yapı olarak görüyor. Kardeşim biz alalım bunu. Türk gençliği alsın. Kadınlar dekolte de giyinsin, çarşaflı da gezsin kadına müthiş saygı duyalım. Görülmemiş bir kadın sevgisi olsun Türkiye’de, kadına görülmemiş bir saygı olsun. Koruyup kollayalım modern olalım. Avrupa’yı kat kat geçecek bir kişilik görünüm kalitede yarışalım.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz yedi numara Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göreyim; çok güzel. Ama sevgiden de bir şekilde bahsediliyor. Bak “sevgilim yok çünkü” diyor. “Aşk ve gurur.”

“Dediklerinize katılıyorum. Darwinist’lerin tavırları bazılarının çok ukalaca ve haklısınız. Mükemmelliği, Allah’ın yaratılışındaki mükemmelliği görmemek ahmaklık olur bana göre bu kadar fosilde gerçekten. Başka bir şey daha sormak istiyorum” diyor.” Ben evrime inanmıyorum ancak toplumun gelişimini ilkel köleci feodal ve günümüzdeki kapitalist olduğunu hem okuduğum kitaplardan hem yakın tarihe baktığım zaman anlayabiliyorum.” Yok, atıyorlar öyle bir şey yok. Her çeşit yapı olmuş her devirde. Kapitalist yapı da yaşanmış. Feodal yapı da yaşanmış. Dinin kardeşçe dost yapısı da yaşanmış. Yani şu anda da öyle. Mesela Afrika’da git totem kafası var. Ortadoğu’ya git Kabataş’ı yaşıyorlardır. Mesela Fransa’ya git kapitalizmi yaşıyorlardır. Bilmem nereye git komünizmi yaşıyorlardır. Her yerde aynı anda aynı tarih yaşanmamıştır. Zaten geri kalan deliller, fosiller, mağara resimleri şu bu falan bu mantığı daha da açıkça gösteriyor. Yani Mısır’ın kültürü mesela Aztek kültürü şu bu falan bakıldığında çok şaşırtıcı medeniyetler yaşandığını görüyoruz.

“Saygıdeğer Hocam uzun saç size çok yakışıyordu. Tekrar saçlarınızı uzatır mısınız?” Buse Can.

“Hocam biz de size gönülden bağlanmak istiyoruz ne yapabiliriz? Diyor. İzmirli gibi kadın. Sevgi, tutku zaten Allah kalbine verdiyse senin doğal yaşayacağın bir güzellik.

“Hocam İsrail’le dost oluyoruz ne diyorsun?” Geç bile kaldık. Üç yıldan beri söylüyorum.

Batuhan Erdemir, “Şeriatı sormanız gerekmiyor mu Adnan Bey?” Kuran vardır. Şeriat dediğin desen hurafeleri de içine katıyorsun. Kuran’ı yaşayacaksın.

“Hocam ayıp oluyor ama siz kediciklerle eğleniyorsunuz halk da TV başında çekirdek çitleyip sizi izliyor.” Canı çekirdek çitlemek istiyorsa hoşuna gidiyorsa yapar yani ne var onda? Sevdiği için de izler ne demek istiyor anlamadım ki. Eğlenmek güzel bir şey ne var?

Selma, “Her şey ait olduğu yerde hayat bulur benim de ruhum sizle nefes alıyor, hayat buluyor sizi çok seviyorum sabırla bekliyorum. Burada olmasa da ahirette de Rabbim yanınızdan ayırmasın” diyor.

“Ben Nusaybinli bir gencim adım Murat ve hayranım size ve yorumlarınıza. Sizi zevkle dinliyorum Sayın Hocam. Nusaybin, Cizre, Silopi olaylarına sizin tavsiyeniz ve öneriniz nedir? Biz kendi tarafımızdan sizin önerinizi uygulayalım. Bütün insanlara bir öğüt ve mesajınız olsun Sayın Hocam.” Benim Kürt canlarımı Cenab-ı Allah deccalla imtihan ediyor. PKK deccaldır. Hazreti İbrahim (a.s) gibi Nemrut’a karşı direniyorsunuz. Hazreti İbrahim(a.s)’in evlatlarısınız zaten o bölge hep Hazreti İbrahim (a.s)’in evlatlarıdır. Yani o nesilden geliyorsunuz. Hazreti İbrahim (a.s)’in neslinden geliyorsunuz. Aynı dedeniz Hazreti İbrahim (a.s) gibi çile çekiyorsunuz ve sevap kazanıyorsunuz. Hazreti İbrahim (a.s) nasıl cennete gittiyse inşaAllah siz de cennete gideceksiniz; biraz sabır. Deccalın avanesi gidecek. Oralar bütün güzelliği ile sizin olacak. Ben söylüyorum işte hükümete bak ev verilsin dedim hemen hükümet ev verelim dedi. Yardım edilsin dedim yardım edeceğiz dedi. Allah razı olsun hükümetten ne istediysek yerine geliyor yani hükümet pozitif.

“Ayrılıkçı fikre karşı sürekli sevginin öneminden bahsediyorsunuz. Darwinist ideolojinin cevabını vermenin öneminden bahsediyorsunuz. Osmanlı Darwinizm’e cevap vermeden sertlikle cevap verince Lübnan ve Suriye halklarını kendisinden uzaklaştırdı.” Tabii çünkü Darwinist kafayla baktılar. Kuran ruhuyla bakmadılar. “Osmanlı devleti 1915 yılında Vali Cemal Paşa’yı Lübnan ve Suriye’ye vali atıyor. Cemal Paşa bunun üzerine Beyrut ve Şam’da aynı gün aynı saatte El Fettah yöneticilerini ve başka bazı ayrılıkçı kişileri aynı anda meydanlarda asıyor.” Mesela bu çok vahşiyane bir hareket. Çok korkunç bana göre korkunç. “Bu durum halkta şiddetli bir öfke oluşturdu öyle ki bu kişilerin idam edildikleri Burç ve Mercah meydanları bugün hala Şehitler Meydanı olarak anılmakta ve idamlar her 6 Mayıs’ta Cemal Paşa ve Türkler aleyhine sloganlarla protesto edilen resmi tatille anılmaktadır.” Yani şu vahşete ne gerek var?

“Hocam saçınız ve yüzünüz parlıyor bunun sırrı nedir acaba?” Hüseyin Gürlek. İşte İmandır, güzelliktir, temizliktir.

Savaş Gümüştekin, “Meyvelerden yiyin” diyor. Tamam, getir o şeyde üzüm müzüm yiyelim. Ne diyorlarsa yapıyoruz. Ne diyorlarsa.

Nurdan İyihuylu, 1980’leri de canlandırmamızı istiyorlar. Ama kırklar iyidir.

Azerbaycan bayrağı bütün Türklük alemini temsil ettiği için koyuyorum.

PKK, kadınların dekolte giyinmesini savunan tek yapı. İstediği gibi dekolte giyinebilir, istediği gibi yaşayabilir diyen tek yapı Ortadoğu’da. Bunu PKK’nın elinden alalım.  Aydın böyle pırıl pırıl bir Türk gençliği oluşsun. Hem dindar, ultramodern, her yönde gelişmiş, her yönde kaliteli.

“Nemrut örgüt lideri değil, devlet başkanıydı.” Ama illegal bir devlet olduğuna göre, bir terörist devletin başkanı oluyor. Dolayısıyla bir teröristti Nemrut, asan, kesen, çizen. Yani sen onu legal bir devlet başkanı olarak görürsen, sen küfre düşersin. Bir zalimi nasıl legal görürsün sen? Bir çete kurmuş, çetenin başına geçmiş, azgın bir terörist. Bir terör devleti kurmuş. Yani devlet şeklini alması teröristin, olayı o havadan çıkarmaz, dolayısıyla çirkin bir örgütlenmenin başı. “Hz İbrahim (a.s) devlete karşı direnmişti.” Legal bir devlet değil ki o, bir çete devleti, bir zalim devleti. Dolayısıyla legal bir devlet olarak görmekle ilk hatayı yapmış oluyorsun. Diğer peygamberler de öyle. Peygamberlerin mücadele ettiği herkes deccal avanesiydi. Deccaldılar. Deccallar nasıl devlet olur? Deccal yapılanması, bir çete yapılanmasıdır.  İllegal bir yapılanmadır. O kendine devlet diyorsa, sen niye ona devlet diyorsun?

“Hocam Darwinizm’den daha büyük bir yalan var mı ve daha büyük fitne var mı?” Dünyanın en büyük fitnesidir, gelmiş geçmiş.

Egeliler, “Hocam bir Nogay olarak sizinle gurur duyuyorum, iyi ki varsınız.” Evet, ben de Nogaylık da var. Geçmişte gelen dedelerimiz, seyit olan dedelerimiz Nogay anneler de almışlar. Seyide şerife annelerle de evlenmişler. Hepsi cedde var.

Fransız sağcı gazete Le Point, PKK-YPG laik demokratik kadın hakları savunucusu “aman” diyor “iplerine sarılalım” asıl kadın hakları savunucusu olmaları, halbuki asıl bizim olmamız lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır ve Cizre’nin son durumunu gösteren fotoğraflar vardı Adnan Bey. Uygun görürseniz?

ADNAN OKTAR: Bakayım. Buraların hep yıkılması lazım. Halka güzel, sağlıklı, yeni evler verilmesi gerekiyor. Kardeşlerimiz bak hep taşınıyorlar. Baş belası oldu PKK.

Nisan, Dede Has RR, “Kendini kandırırsın. PKK Kürt halkının kendisidir.” Kürt halkı PKK’dan nefret ediyor. Çok aşağılık, alçak ve pislik görüyor. Çok haklılar. Çok haysiyetsiz, namussuz, şerefsiz ve dinsiz, böyle Kitapsız, Allahsız adamlar. Kardeşlerimiz de bunlardan nefret ettikleri için ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bir kısmı taşınıyor, bir kısmı lanet olsun kabilinden bunlara haraç veriyor. Bölgenin Nemrutları bunlar. Bölgenin deccalları ve baş belası. Milletin midesi bulanıyor bunlardan. Pislik, her yerden kovulup, atılan tipler. Ama böyle Amerikan derin devletinin cinsi sapıkları, Fransız devletinin cinsi sapıkları ve katilleri falan, böyle aşağılık adamlar bunlarla işbirliği yapıyorlar. Bunlar da onlara yalakalık yapıyor, bu haysiyetsizler. Eğer yalansa yalan söylüyor deyin. İspat ederim.

Şu an Twitter’da dünyanın en çok konuşulan konularından biri Amerika Birleşik Devletleri’nde cumhuriyetçilere soru soruyorlar, cumhuriyetçilere. Sizce “Agrabah’ı bombalamamız gerekir mi?” diye soruluyor. Yüzde otuzu “evet bombalanması gerekir” diyor, yüzde elli yedisi de “emin değilim” diye cevap veriyor. Agrabah diye bir şey yok dünyada, yer yok. Alaattin’in Sihirli Lambası masalındaki hayali ülkenin adı bu. Bak yüzde elli yedisi “emin değilim, olabilir de, olmayabilir de” diyor. Yüzde otuzu da “evet bombalayalım” diyor cumhuriyetçiler. Görüyor musun kepazeliği? Alaattin’in Sinirli Lambası masalındaki hayali ülkenin bombalanmasını istiyor adamlar. Yüzde otuz; cumhuriyetçilerin. İşte Amerika’daki kafa, mantık ne hale gelmiş bir düşünün. Felaketin boyutunu oradan da anlayabilirsiniz. Sevgisizlik insanları ne hale getirmiş, merhametsizlik?

Kürt kardeşlerimize Nemrut ekibi, yani PKK akıl almaz eziyet ediyor. Tam Nemrut’un yaptıklarını yapıyor. Tam Nemrut’un ruhu orada onların üstüne geçti. Yani Nemrut’un şeytanları şu an PKK’nın üstüne çökmüş durumda. Daha önce Nemrut’un üstünde olan şeytanlar bunlar. Nemrut’u Nemrut yapan şeytanlar, şimdi PKK’lıların üstüne çöküp, onları Nemrutlaştırıyor. Hz. İbrahim (a.s)’ın evlatlarına da, Hz. İbrahim (a.s.)’ın ruhaniyeti çöktü. Onlar da Hz. İbrahim (a.s) gibi onlara direniyorlar. MaşaAllah. Allah gazalarını mübarek etsin. Asker, polis, Kürt kardeşlerimiz hepsi sabırlı olsunlar. İnşaAllah güzel bitecek.

Evini terk etmek zorunda kalan Kürt kardeşlerimiz diyorlar ki, “Biz göç etmiyoruz, bu pislikler temizlensin diye kısa süreli misafirliğe gidiyoruz” diyorlar. Mesela şu an Rojava’da PKK hakimiyeti var değil mi? Geniş çaplı o topraklar açık. Kürt kardeşlerimiz bu pislikleri seviyor olsalar, oraya gider orada yaşarlar. Uçsuz bucaksız topraklar, giderler yaşarlar. Oradan kaçan yüz binlerce Kürt kardeşimiz Türkiye’de veya Barzani bölgesinde yaşıyor. Ve bu alçaklardan bu aşağılık pislik adamlardan uzak durmak için neredeyse canını verecekler. Yani şiddetle onlardan uzak durmaya karar veriyorlar. Bayağı titizler. Asla geri dönmüyorlar. Yoksa gider Rojava’ya yerleşir. PKK’nın manyaklığından nefret ediyorlar, pisliğinden. Yoksa oralar boydan boya yüzlerce kilometre bomboş yerler. Gider istediği gibi ev de kurar, bağ bahçe istediği her şeyi yapar. PKK kontrolünde. Asla istemiyor hiçbir Kürt. Bu pisliklerle kim yaşamak ister? 

Murat Poduk Yeşil Deniz 03, “Hocam biz üç kafadar sizi izliyoruz. Mehmet Ayar ve Reşit Baba’yla herkese saygılar Hocam” diyor. MaşaAllah.

“Hocam, PKK dinsiz bir örgüttür haklısınız peki siyasi uzantısı ve seçmeni de kafir olmuyor mu?” Olur mu canım? Onlar baskı altında olan insanlar. Şiddet ve dehşet içerisinde yaşatılan insanlar. HDP’liler akıl almaz nefret ediyordur PKK’dan ama kurtulamıyorlar. Kim kendini öyle ezdirir? Kim kendine kabadayılık yaptırır?

“Adnan Hocam ben Mustafa Tunca. Antalya’dan selamlar.” Aleyküm selam. “Size minnettarım ben ateist bir insandım sayenizde bir yıl içinde tanıdım ve takip ediyorum. Gerçek İslamiyet’i bana öğrettiniz elhamdülillah. Allah sizden razı olsun. Umarım bu ülke kıymetinizi bilir.”

Mstr Danışman, “Bu arada Kürtler etrafta mı  dolaşacak bölge temizlenince?” Bu ne demek? Kürt kardeşlerimiz zaten oranın süsü güzelliği. Tabii iftiharla şerefle, sevinçle, özgürce orada yaşayacaklar. Ama seni rahatsız mı etti ne anlamda söylüyorsun anlamadım ki. Bazen de böyle koyu ırkçı tipler oluyor. Arkadaşı tenzih ederim de azılı faşist manyak tipler oluyor. Bilmiyorum ya uyuşturucu falan kullanıyorlar; delice çıkışlar olmaz. Arkadaş için demiyorum başkaları yazanlar var onlar için diyorum.

“Ben Kürt’üm ve sizleri çok seviyorum, hepinizi çok seviyorum. Bu durumdan rahatsız olan çevremden PKK’lılar beni dışlamak istiyorlar” diyor. Senin için şereftir o, onurdur.  

Zahide Ay, “Bu mesajı Hocam’a iletin. Eşim Adnan Bey’i çok seviyor onun sözüne itibar ediyor. Eşim kahveden çıkmıyor. Evden sabah bir çıkıyor eve çok geç geliyor.” Tamam o zaman kahvehaneye gitmesin. Kitap okusun bilgisini artırsın, sana güzel konular anlatsın, imani konular anlatsın. Birlikte tebliğ yapın, İslam’ı yayın. Tabii kahvehanede boşa vakit kaybetmesin.

Mesut, “Hocam Selahattin Demirtaş “özyönetim” diyor Cumhurbaşkanı “federasyon” diyor. Hadi Selahattin Demirtaş’ı anladık Güneydoğu’yu Türkiye’den ayırmak istiyor belki de. Cumhurbaşkanı ne yapmak istiyor? O da Türkiye’yi nasıl değerlendiriyor” diyor. Tayyip Hoca herhalde çok baskı altında anladığım kadarıyla. İşte diyor ya “bir referandum yapalım.” Referandum yaparsa yakası kurtulur. Çünkü Türkiye’nin yüzde seksen-doksanı istemez.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK’ya yakın medyada Türkiye’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya kara operasyon yapacağını ve Barzani’nin de bu operasyonu destekleyeceği iddia edildi. Haberde şöyle diyor; “Başika bölgesine gönderilen bazı askeri birliklerini Kuzey Irak’ta gerillanın olduğu bölgeye çekti. Habur Sınır Kapısı kapatılarak çok sayıda tank ve zırhlı araçta Dohuk üzerinden militanların alanlarının bulunduğu istikamete yönlendirildi. Bölgedeki gelişmeler, alınan bilgiler ve fiziki hareketlilik kara operasyonu olacağına işaret ediyor. Zaho, Dohuk, Amediye bölgesinde Türk istihbaratı ve bazı askeri yetkilileri yoğun bir hareketlilik içerisindeler. Bu üslerde bulunanların bilinen sıradan askerlerden ziyade özel kuvvetler birimleri olduğunu hatırlatmakta fayda var. Ve Barzani’nin Ankara ziyaretinden önce MİT sonra bu birliklerin karargahını ziyaret etmesini de bir yere not etmekte fayda var. Bir operasyon hazırlığı yapılıyor ve sandviç şeklinde tasarlanan bu operasyonun askeri, siyasi ve diplomatik zemini hazırlanmış durumda.

ADNAN OKTAR: Evet daha önce üç ay-dört ay önce söylemiştim birkaç kere söyledim, daha geçen ay da söyledim; Türkiye tarafından bastırın dedim. Geriden, sağdan, soldan bastırın bir de tepeden bastırın dedim. İşte sandviç dedikleri olay bu. Adamları tost haline getirmek. Aylardan beri söylediğimiz Allah razı olsun onlar da gereğini yapıyorlar demek ki.

“Kıyamet alametleri, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, Hz. İsa (a.s)’nın inişi, deccal ve Yecüc ve Mecüc hakkında ne düşünüyorsunuz?” Murat CBK. Çok anlattım bu konuları bizim sitelere girersen.

“Hocam şu an Ardahan’dan izliyoruz” diyor. “Saygılar” diyor Mustafa.

“Bazı arkadaşlarım sizin kitaplarınızı okuduğum ve sizi izlediğim için rahatsız oluyorlar.” Adam iblis takımındaysa sen nurani bir varlıksan şeytan senden rahatsız olur. Şeytanın seninle dost olmasını mı istiyorsun? İblis melek gibi varlıklara düşman olur. Nasıl Firavun Hz. Musa (a.s)’ya düşmandı, nasıl Nemrut Hz. İbrahim (a.s)’e düşmandı? İblisun ve iblisat da sana karşı olacaktır. Senin imtihanının gereği bu.

Under Efekt Saldırı Altında, “PKK gerillaları Hz. Nuh (a.s)’un, Hz. İbrahim (a.s)’in torunlarıdır. PKK, Kürt halkının onurudur” diyor. “PKK gerillaları Hz. Nuh (a.s)’un, Hz. İbrahim (a.s)’in torunlarıdır.” Tamam o soydan geliyorlar ama mesela Hz. Nuh (a.s)’un hanımı da kafirdi. Hz. İbrahim (a.s)’in babası da kafirdi. O neslin pislik ahlaksız, haysiyetsiz, şerefsiz mahlukatlarıdır PKK. O nesilden gelir tabii ki. Hz. Nuh (a.s)’un neslinden gelir ama o nesil içinden çıkmış insani şeytanlardır. Nasıl Nuh(a.s)’un hanımı kafirdi, nasıl Hz. İbrahim (a.s)’in babası Azer kafirdi onun gibi kafirdirler. Yani Hz. Nuh (a.s)’un oğlu da öyle küfür içindeydi. PKK da aynı şekilde pislik, aşağılık bir karakter içerisinde boğulmuş bir mahlukat ordusudur. “PKK, Kürt halkının onurudur” diyorsun ama PKK, Kürt halkının utancıdır. PKK, Kürt halkının nefret ettiği pislik bir yapılanmadır. Aşağılık bir yapılanmadır. Haysiyetsiz bir yapılanmadır yani lağımdan nefret eder gibi nefret ediyorlar. Zaten bak pislik temizlensin diyorlar. Pislik temizlensin ne demek? İşte o zaman PKK’yı lağım olarak gördükleri için. Şu an yapılan lağım temizliğidir. Zaten hazrette diyor ki lağım temizliği gerekir diyor değil mi? İşte bak orada da lağım temizliği yapılıyor zaten.

Atilla Öztürk, “Hocam, PKK zulmüne karşı fikri mücadelenizden dolayı Allah razı olsun. Devlet yetkilileri sizden feyiz almalı.” Devlet herkesten faydalanır. Vatandaştan faydalanır fikirlerinden faydalanır, bizlerin fikirlerinden de faydalanıyor. Başka insanların fikrinden de faydalanır.

İbrahim Cevik, “PKK değil biz Kürtler olarak sonuna kadar PKK’nın haklı mücadelesinin yanındayız.” PKK’nın haklı değil batıl bir mücadelesi var. Küfür nasıl haklı olur? Hak diyorsun hak. Küfürde hak olur mu? Bunlar Allahsız, Kitapsız, zalim, cani, cinayet işleyen, kahpelik yapan, zulüm yapan ve bütün bölgeyi ıstırap ve acıya boğan lağım takımı. Doğru mu değil mi? Doğru. Kürtler yaka silkiyor, Kürt kardeşlerimiz bu pisliklerden. Kardeşim bu soğukta adam battaniyesini, yorganını, buzdolabını alıp gidiyor bu pisliklerden kurtulmak için. Bu lanetlerden kurtulmak için. Sen ne diyorsun? Haklı mücadele. Haklı mücadele olur mu? Seni tenzih ediyorum da; PKK için diyorum oraya Stalinist, komünist, Allahsız, Kitapsız bir proletarya diktatörlüğü getirmek istiyorsun. Diktatörlük, kızıl diktatörlük. Bu nasıl halkın hoşuna gitsin? Allahsız Kitapsız bir rejim ve zalim, gaddar, kan dökücü bir rejim neden hoşuna gitsin halkın?

Burak Koçak. Diplomatik başarı. İsrail diplomatik başarı anlamaz. İsrail’in anlayacağı dil dindir. Dinin dilinden anlar. İsrail’le diplomatik bütün yolları denedi hükümet, hiçbir şekilde geri adım atmadı. Ama dinin diliyle konuştuk, Tevrat’la delil verdim ondan sonra ikna oldular. Özür dilemeyi ben Tevrat’tan delille gösterdim. O zaman kabul ettiler. Fidye ödemeyi yine Tevrat’tan gösterdim ondan sonra kabul ettiler. Diplomatik yolla tamamen tıkanmış ve kilitlenmişti bunu herkes biliyor.

Fikret senden dinleyelim bir şeyler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, terör operasyonlarının devam ettiği bölgeden gelen görüntüler PKK’nın halkı nasıl hedef aldığını açıkça gözler önüne seriyor. PKK’lıların haklın yolunu kesip tehdit ateşi açtığı görülüyor. Bir başka görüntüde ise teröristler seyir halindeki araca silahlı saldırı düzenliyor. Bir video vardı uygun görürseniz onu göstereceğim.

ADNAN OKTAR: Bakalım.

BÜLENT SEZGİN: Bu saldırıda on beş yaşındaki bir kız çocuğu hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Bu konunun haberini bir daha oku.

BÜLENT SEZGİN: Terör operasyonlarının devam ettiği bölgeden gelen görüntüler PKK’nın halkı nasıl hedef aldığını açıkça gözler önüne seriyor. PKK’lıların halkın yolunu kesip tehdit ateşi açtığı görülüyor.

ADNAN OKTAR: Nerede oluyor bu?

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır, Cizre ve Şırnak o bölgede.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Seyir halindeki araca silahlı saldırı düzenliyor. Bu saldırıda on beş yalındaki bir kız çocuğu hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Burada görülüyor.

ADNAN OKTAR: İşte bunların yapacağı bu kalleşlik. Fakat burada nasıl polis olmuyor koskoca alanda? Nasıl bomboş oluyor ben hayretler içinde kalıyorum. Bu itler de elini kolunu sallayarak kaçıyor yani her seferinde aynı şey oluyor. Caminin içinde geziyorlar herifler tüfekle tabancayla iki tane bile polis yok, bir tane bile polis yok. Her yer polis kaynasın diyorum. Yani ne zaman ikna edeceğiz dur bakalım bir iki-üç yıl da bunun içi bekleyeceğiz herhalde.

“Hocam programınızı beğenerek takip ediyorum. Sayenizde birçok konu hakkında bilgi sahibi oldum.” diyor.

Murat Üzüm, “Kürtler bugün dillerini kullanabiliyorlar ise bunun en büyük payı PKK’nındır.” Ben Güneydoğu’da kardeşlerime dikkat ediyorum hepsi Türkçe konuşuyorlar. Kürtçe konuşan çok nadir insan var. Yani HDP’liler falan ben yanlış mı görüyorum? Hep Türkçe konuşuyorlar. Her yerde Türkçe konuşuluyor. “Kürtler bugün dillerini kullanabiliyorlar ise” zaten Laz da istese kullanabilir. Şimdi Lazlar PKK’nın sayesinde mi Lazca konuşuyorlar? Çerkezler de Çerkezce konuşuyorlar PKK’nın sayesinde mi? Çok gereksiz bir laf bu. Güneydoğu’da herkes Türkçe konuşuyor. Ana dil Türkçe. Ama PKK’nın tabii zor ve dehşet politikasıyla birçok şey başka şekle girdi bu doğru. Mesela partilere baskı yapıyorlar. Partilerin propagandasını engelleyebiliyorlar. Birçok yaptıkları gayrimeşru eylem var. Bu doğru. Ama bu geçici yani bir süre sonra PKK diye bir şey kalmayacak. Tarih kitaplarında okuyacağız.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Hz. Mehdi (a.s)’In Zuhuru Öncesinde Silahlı Komünist Terör Eylemleri Olacak

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona ediyor. Tekrar görüşmek üzere hoş çakalın. 

Masaüstü Görünümü