Harun Yahya

Sohbetler (20 Aralık 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sizde hoş geldiniz.

Sevgi üzerine bir etiket yapalım. “Mutluluğun yolu sevgi” yapalım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Genelkurmay Başkanlığı sokağa çıkma yasağının devam ettiği Cizre’de çıkan çatışmada ağır yaralanan bir askerin şehit olduğunu açıkladı. TSK’dan yapılan açıklamada ayrıca “Cizre, Silopi ve Sur’da devam eden operasyonda dün on sekiz PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi. Şu ana kadar toplam yüz yirmi sekiz PKK'lı terörist süpürme operasyonu kapsamında etkisiz hale getirildi” denildi.

ADNAN OKTAR: Fikirle yapsalar çok çok yerinde ve etkili olur. Fikir olmadan olan olay yine başlar yine başlar yeni başlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Ahmet Davutoğlu gençlere çağrıda bulunarak, “Sizi ölüme gönderen kirli zihinlerin oyunlarına gelmeyin. Yüreklerinize sevgi yerine nefret ekenlere fırsat vermeyin. Gençlerimizin geleceğini çalanlara bugün hep birlikte yeter artık diyelim” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte onun için devletin Darwinist eğitimi durdurması lazım. Gençlerin geleceğini ahiretini çalan sistem Darwinist-materyalist eğitimdir. Darwinist-materyalist eğitime dur denmesi lazım. Bilimsel metotlarla Darwinizm’in geçersizliğini devlet anlatması lazım. Devletin doçentleri var, profesörleri var her şeyi var. Ortaokul, lise, üniversitede hemen hemen bütün derslerde Darwinist eğitim veriliyor, Allah inkar ediliyor. “Din böyle diyor ama bilim de Allah yok” diyor şeklinde haşa bir anlatım oluyor. Bunun sonucunda milyonlarca gencimiz ateizmin kucağına itiliyor. Yani gençlerin kendini kurtarmasını istemek doğru tamam ama yardım etmek lazım kurtarmak için. Darwinist sistemin içine sokarsan gençleri o bataklıkta boğuluyorlar işte.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti Gençlik Kolları Kongresi’nde konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Sizlerin çehresinde Çanakkale’de şehit olmak için yürüyen aziz gençlerin şehitlik aşkını görüyorum. Gençleri okula, camiye,Kitap’adüşman haline getirmek istiyorlar. Barbar bir örgütle karşı karşıyayız. Hendekler kazarak barikatlar kurarak oradaki hayatı karartmaya çalışıyorlar. Tam bir şımarıklık içindeler. Biz bu tuzaklara karşı her zaman olduğu gibi dimdik ayakta duruyor olacağız. Bu devran böyle devam etmeyecek. Bu küstahlığa izin vermeyeceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama işte bir çeteden, bir sistemden bahsediyor. Bu sistemin bir fikir sistemi var, fikirleri var, düşünceleri var ve bununla bir mücadele gerekiyor. Bu mücadeleye devlet girmiyor, hükümet girmiyor, fikri mücadeleye girmiyor. Sadece silahlı mücadeleye giriyor. Halbuki bu karşımızdaki fikir bir felsefe bir inanç sistemi. Bu bilimsel metotlarla yok edilirse bu adamların tehlikesi de ortadan kalkar.

GÖKALP BARLAN: TRT’de iki ayrı gün belgeselde iki gün arka arkaya yine Darwinizm ile ilgili bilgiler verilmişti. “Atalarından gelen.”

ADNAN OKTAR: Bir daha anlat.

GÖKALP BARLAN:TRT’de iki ayrı gün iki ayrı belgeselde Darwinizm ile ilgili anlatım yapılmıştı.

ADNAN OKTAR: TRT’de, resmi televizyon, Allah’ın olmadığı anlatılıyor. Sonra da PKK’ya gidip soruyorlar “Niye Allahsızsınız?” diyor. Öcalan “Ben dindardım” diyor “Lisede bana Darwinist eğitim verildi ondan sonra Allah’ı inkar ettim” diyor.

Birçok solcu lider hepsi lisedeyken dinini imanını kaybettiğini söylüyor. Yani anlamazdan gelerek bir şeyi yenmek mümkün değil, görmezden gelerek olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Güvenlik kaynakları Cizre’yi terk edenlerin bir kısmının teröristlerin “evlerinizi terk edin” uyarısına kulak asmayan ve Cizre'yi terk eden halkın evlerine bilerek silah bırakarak ileride bu insanları adalet önünde zor duruma düşürmek ve yargılanmalarına sebebiyet vermek amacında olduğunu belirtti. Köşeye sıkışan teröristlerden özellikle YDG-H unsurlarından bir kısmının silahlarını da bırakarak sivil halkın arasına karışıp bölgeyi terk ettiği belirtildi.

ADNAN OKTAR: Evet. Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Güvenlik kaynakları Cizre’yi terk edenlerin bir kısmının teröristlerin “evlerinizi terk edin” uyarısına kulak asmayan ve Cizre'yi terk eden halkın evlerine bilerek silah bırakarak ileride bu insanları adalet önünde zor duruma düşürmek ve yargılanmalarına sebebiyet vermek amacında olduğunu belirtti. Köşeye sıkışan teröristlerden özellikle YDG-H unsurlarından bir kısmının silahlarını da bırakarak sivil halkın arasına karışıp bölgeyi terk ettiği belirtildi.

ADNAN OKTAR:Devletimizin ne kadar adil, ne kadar insancıl olaylara yaklaştığının belgesi. Mesela silah olsa bile evde onun PKK'lılar tarafından bırakılmış olabileceğini düşünerek halka sevecen yaklaşıyor. Ki zaten böyle bir oyun belli, demek ki oyuna gelmiyor devlet.

Haçlılar, Kudüs’ü aldıklarında Musevi’leri sinagogların içinde yapmışlardı. Sinagogların içinde yaktılar toplayıp. Sağ kalanları da Kudüs’ten çıkarttılar Musevi’leri. Selahaddin Eyyubi hem Müslüman’ları, hem Musevi’leri hem Ortodoks Hristiyan’lları haçlılardan kurtardı. Selahaddin Eyyubi’nin güzel yönlerinden biri de Kudüs’ten sürülen Yahudileri şehre tekrar yerleştirdi. Böyle bir güzelliği oldu. Onun için Musevi’ler hep dua ederler Selahaddin Eyyubi’ye. Hep “Allah razı olsun” derler.

Bu yanlış biliniyor. Sanki Selahaddin Eyyubi Musevi’leri orada ezdi, onları zor durumda bıraktı gibi biliniyor. Bilakis Musevi’leri kurtarmıştır Selahaddin Eyyubi.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cizre’de Yasef Mahallesi’nde ailesiyle bir bodrum katına sığınan Asiye Yaşar, “Kobani'den beter durumdayız. Başımıza kıyamet kopardılar. Ama kimse bizim burada nasıl durumda olduğunuzu bilmiyor, sesinizi duymuyorlar. Bodruma hapsolmuşuz ölümü bekliyoruz” dedi. Cizre'de yaşları yetmiş-yetmiş bir arasında değişen üç kişinin de patlama seslerinden dolayı kalp krizi geçirerek hayatlarını kaybettikleri ifade edildi.

ADNAN OKTAR: Ama orada hastaları yaşlıları falan tahliye etmek lazım. Onları savaşın ortasında bırakmak olacak iş değil. Yani operasyonun daha titiz yapılması lazım. Tek tek evler gezilip yaşlı ve hastaysa alınması lazım. Belli ki operasyonu kaldıramayacak. Mağduriyet hiç yaşatmamak gerekiyor. Devletin uçsuz bucaksız imkanı var. Böyle şeylerde halkın konforunu çok iyi sağlamak lazım. “Nasıl olsa bir şekilde hallederler” olmaz. Halkın ayağına çöp dahi batmaması lazım. PKK pislik yapıyorsa acısını onlar çekemez, rahatsızlığını onlar çekemez. Her neye mal olursa olsun hükümet orada konforu sağlamak durumunda. Yaşlı amcaları falangüzel yerlere; geçici olarakotellere falan yerleştirebilirler, güzel yerlere götürebiliriz, değil mi? Çünkü esaslı bir patlama oluyor hakikaten kaldıramayabilirler. Ama patlamadan oldu demek de tam doğru olmayabilir. Ne biliyorlar tam patlamanın anında olduğunu, değil mi? Yaşa bağlı normal vefatlar da olabilir. Orada verilen bilginin sıhhatini de araştırmakta fayda var. Yaşlı amcalar onlar savaş görmüş delikanlıdırlar. Öyle toptan tüfekten falan etkilenecek bir şeyleri olmaz.

Sürekli orman yangını haberleri geliyor. Ben anlamadım otuz kere söyledim, ormanlar blok olarak orman halinde oluyor. Arasına yüz metrelik orman olmayan boşluk yap, yüz metre kadar şerit olarak çıkart. Yangın olduğunda o kısımda kesilir yani tedbir almana dahi gerek yok, orada duracaktır ilerleyemez yani o yüz metreyi atlayamaz. Orayı tarla olarak kullanırsın. Yani blok orman arazisi olacak diye nereden çıkarttın? Öyle olduğunda bir yerde yangın başladı mı elli kilometre, altmış kilometre, yüz kilometre yangın oluyor her yere yayılıyor. Çözümü kolay.

Yeni RTÜK Başkanı çok modern bir insanmış dışa dönük çok sevindim. Böyle modern olan, aydın olan, her şeyden hoşlanan, resme, müziğe açık, dekolteye de böyle hoşgörüyle bakan kalite anlayışı yüksek bir insanmış, buna sevindim.

Fikret dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sağlık meslek örgütlerinden bazıları terör olaylarının yaşandığı bölgede hayati şartların sağlanmadığı gerekçesiyle sağlık çalışanlarının çekilmesi yönünde çağrı yapmıştı. Bu çağrı üzerine Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, “Çekilelim ne demek bu? Nasıl bir cümledir bu? Çekilelim cümlesini bir ülkenin vatandaşının vatan sevgisi ile nasıl bağdaştırabiliriz? Çanakkale’de doktorlar çekildi mi? Vatan ve millet onuru var. Biz çekilmeyeceğiz ne pahasına olursa olsun. Çekilmek kolaycılıktır. Bırakalım o zaman orayı güvenlik güçleri de çekilsin, emniyet de çekilsin sonra silahlı kuvvetlerde çekilsin. Bunlar ihanet cümlesidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Sağlık; savaşta bile savaşın en orta noktasında bile doktor oluyor. Sağlık görevlileri oluyor. Avrupalılarda Kızılhaç, Türkiye’de Kızılay. Pek cevap vermeye gerek yok böyle vakalara. Samimiyetsiz garip bir anlatım. Bakanın gönlü rahat olsun. Onların sözüyle hareket olmaz zaten.

İnce ince çok iyi planlamak lazım operasyonları şunu bunu falan. Çok asker kullanmak lazım, çok asker çok moral bozucudur. Güçlü ordu çok moral bozucudur. Kuran’da geçer Hz. Süleyman (a.s) ordusunun ihtişamı moral bozucuydu. Herhangi bir operasyon yapmadan netice alıyordu Hz. Süleyman (a.s). Orduyu gören “biz baş edemeyiz” diyordu teslim oluyordu. Böyle bir stilin uygulanması lazım. Hz. Süleyman (a.s) yöntemi uygulanması lazım. Az kişiyle olaya girdiğinde adamlar müthiş bir direnme isteği içinde oluyorlar. Ama çok olduğunda asker; adam “gereksiz direnmek” der “teslim olalım bari” der.

Selahattin Eyyubi mübarek çok ideal bir Müslümandı. Kürt asıllıdır Selahaddin Eyyubi. Musevi’lere çok iyi davranmıştır ve hepsini Kudüs’e toplamıştır. Oraya buraya gidenleri işte vatanından uzak kalanları geri davet etmiş, hepsini Kudüs'te barındırmıştır. O devirde Selahattin Eyyubi’nin özel doktoru Museviydi ve çok ünlü biriydi ama çok çok ünlü biriydi Musevi’ler tarafından çok sevilen birisiydi. Mişna ve Tora’nın yazarı olan Maimonides. Doktordu Maimonides. En güvendiği kişiler genelde Musevi’lerdendi Selahaddin Eyyubi'nin. Çok olgun kibar kaliteli insanlardır. Osmanlı Sarayı'nda da hep Musevi doktorlar görev almışlardır. Padişahlar çok güvenmişlerdir Musevi’lere. Zeki, dindar temiz insanlardır. Musevi düşmanlığı çok çirkin çok yanlış.

PKK’nın itliği inandırıcı yönü olan haberlerle anlaşılıyor. Çünkü kendi telsiz konuşmaları “ambulansı vurun” diyor “hastaneyi vurun.” Yani ahlaksızlıkta sınır tanımıyor PKK. Ben dedim ki “çok kalabalık askerle gidin bunlar tırsar” dedim. Bak on bin askerle gittiler feryat figan bağırıyorlar ciyak ciyak. “Aney bizi kurtarın” falan demeye başladılar. Daha az asker olduğunda bayağı arsızlaşıyorlar şımarıyorlar. Ama çok askerde on bin askerde darmadağın oldular.

Bize tanınmış ünlü bir Haham gelmişti “Aynı Maimonides’e benziyorsun” demişti. Gerçekten onun çizimlerine benziyor görünümüm. Musevi’lerin en sevdiği Hahamdır. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili en çok açıklama yapan Maimonides’tir. Tevrat’ı en iyi tefsir eden alimdir. Mişna, Tora tefsircisi.

İmam Caferi Sadık, mübarek dedemize bak soruyorlar: “Kaim İmam Mehdi doğmuş mudur?” diyorlar. Öyle deyince ne diyor? “Hayır. Eğer onun, (Mehdi’nin) zamanında doğmuş olsaydım hayatımın her gününü ona, (Mehdi’ye) hizmet ederek geçirirdim” diyor. “Zaten Ben burada olmazdım. Her gün yanında olurdum” diyor.

Hz. Ali (k.v) şöyle diyor: “Bilmelisin ki zamanın sonunda” ahirzamanda “olanların” yani Mehdi talebelerinin “imanı müthiş ve eminliği büyük olacak” diyor. Yani imanlarından emin olacaklar diyor müthiş imanlı olacaklar. “Onların arasında peygamber olmayacak fakat bunun yerine beyaz üzerine siyah yazılanlara inanacaklar.” Yani kitaplara, kağıt üzerine yazılmış kitaplar olacak onlara inanacaklar onları okuyacaklar diyor.

Tevrat 3500 yıldan beri Hz. Mehdi (a.s)’ı övüyor. Musevi hahamlar günde üç kere “Ya Rabbi bizi Mesih’e kavuştur, Mesih'in gelişini hızlandır” diye dua ederler. 3500 yıldan beri her gün günde üç kere “Ya Rabbi gelişini hızlandır” diyorlar. “Zamanın sonunda gelecek” diyor. Tevrat'a göre de öyledir. Son zamanlar, işte son zamana da girdik.  Başka da vakit yok, 7000 yıllık devri bitti.

KARTAL GÖKTAN: Paris’te sizin yirmi bin adet  “İslam Terörü Lanetler” kitabınız ile yine yirmi bin adet PKK'nın terör örgütü olduğunu anlatan broşürlerden Paris’lilere ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma Fransa, Türkiye, Hollanda, Almanya, Belçika ve İsviçre'den yaklaşık otuz üç kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah yeri-göğü inletiyor benim canlarım. Allah onlara ahir zamanda böyle güzel hizmet etme imkanı verdi. Allah onları nuruyla sarıyor. Onlar kitap dağıtırken melekler de yanlarında oluyor. Vefatlarından sonra onları görecekler, meleklerin ne kadar sevindiğini, ne kadar hoşlarına gittiğini görecekler. Allah hidayetle nurla onları sarsın, hidayetlerini artırsın, nurlarını arttırsın, güzelliklerini arttırsın, sağlık sıhhat afiyet versin, uzun ömür versin. Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin.

Seyyidina İsa Mesih (a.s), genç modern bir delikanlı olarak zuhur edecek. Genç derken gördüğümüzde genç olacak yoksa yaşı elli falan olacak Allahualem. Elli yaşında falan olacak ama yani elli yaşında demeyeceksiniz en fazla otuz diyeceksiniz. Çakı gibi. Tebliğ yapmaz Hz. İsa Mesih (a.s) tehlikeden dolayı, sadece o korunuyor o kadar. Korurlar talebeleri muhafaza ederler. Onun durumu çok zor. Ne desin? Şimdi dese ki “Benim annem babam yok, birden ben burada belirdim.” Allah esirgesin alır hastaneye götürürler, hapse de atarlar. Amerika bu konuda çok acımasız Amerikan derin devleti . Bir ara öyle Mesihlik iddiasında bulunan bir çocuk vardı, çiftliğin içinde çocukları kadınlarla beraber Amerikan polisi hepsini yaktı, cayır cayır yandılar yüze yakın insan. Feryat figan hepsini kundaklayıp yaktılar. Onun için çok temkinli oluyor tabii. Masonlar çok seviyorlar Hz. İsa Mesih (a.s)’ı oradan iyi. Ona “Üstad” diyorlar, “Büyük Üstad” diyorlar Hz. İsa Mesih (a.s)’a. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın da duvarcı ustası olduğuna inanıyorlar, iyi bir duvarcı ustası olduğuna inanıyorlar hatta. Çok fazla delil getiriyorlar zaten duvarcı ustası olduğuna dair. Herhalde onlar da sahip çıkacak gibi görünüyor. Mesela Mormon’ların lideri başı olan kişi aynı zamanda yüksek dereceli bir masondur. Onlar Hz. İsa Mesih (a.s)’ın kendilerinin grubuna geleceğine inanıyorlar. İnşaAllah öyle olur. Ama tabii nerede ne olur Allah bilir. Ama o en şaşırtıcı en hoşa gidecek olaylardan biri o. Yoksa İslam’ın hakimiyetine insanlar şaşırmaz. Hz. Mehdi (a.s)’ın da çıkışına da şaşırmazlar. Nihayet zeki akıllı birisi, biraz da yamanlık yaptı, uyanıklık yaptı, masonlar, devletin ileri gelenleri falan desteklediler, derin dünya devleti destekledi konuyu bitirdiler diyebilirler. Yani ben o kadar sarsıcı etkileneceklerini zannetmiyorum, görürsünüz makul karşılayacaklar. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı biraz acayip karşılarlar. Zaten mecbur değillerdir iman etmeye ama onun yüzündeki ifade üslup hali biraz alışılmışın çok dışında olduğu için çok etkiler Hz. İsa Mesih (a.s). Ama tabii “Bana illa İsa Mesih deyin” demez. Biz ima yollu onaşey yapacağız. Yani herkesin sevgisinden sarılmasından anlayacak, muhabbet etmesinden. Ama “İlla ki sen İsa Mesih (a.s)’sın”  olmaz. “Çok benziyorsun” diyeceğiz. “Ne kadar çok benziyorsun.” Hz. Mehdi  (a.s) için de “ne kadar çok benziyor” diyeceğiz.

İslam’ın dünya hakimiyetinde mesela aslında Mehdiyet öyle şaşacak bir şey de değil, sevgi zaten çoktan olması gereken bir şey dünyada. Olmaması çok anormal. Yani su yerine katran içen adamlara diyorsun ki “sizin katran içmenize gerek yok su içmemiz gerekir” diyorsun. “Aa nasıl olur bu iş?” diyor, su içiyor “iyiymiş katrandan daha iyiymiş” diyor. Yani konu bu. Gece-gündüz adam öldürmek ne demek? Adam bombalama, asma, kesme?

Ama Mehdi (a.s) talebelerinin tabii en önemli özelliği sabırlı olmaları ve hikmete çok önem vermeleri. Mehdiyet'te en şaşırtıcı şey Allah'ın aleni yardımının açık görülmesi. Yani yılan ve çıyanların içerisinde yaşıyor bir çocuk düşünün, üç yaşında bir çocuk yılan ve çıyanların içine konmuş ama gayet gürbüz gelişiyor, yılan ve çıyan ona zarar veremiyor. Tevrat'ta da geçiyor, "Çocuk parmağını yılanın deliğine getirir ama yılan onu sokmaz, akreplerle oynar fakat onlar zarar vermez, yırtıcı hayvanlarla beraber olur ama onlar da ona zarar vermez. Hepsinin zehri alınır." diyor. İşte bu, Mehdi (a.s) anlatılıyor orada, "küçük bir çocuk" dediği odur Tevrat'ta geçen. Mehdi (a.s) anlatılır. Mehdi (a.s)'ın özelliği, Hazreti Musa (a.s) gibidir, Cenab-ı Allah ona katından bir sevimlilik veriyor, bir süre sonra bütün insanlık onu kabul ediyor. İlk başta tavır alınıyor ama dünya öyle bir vahşete gidiyor ki kendilerinden utanacaklar. Bu kadar adam öldürme, bu kadar kan, bu kadar rezalet kendilerini bir değerlendirecekler: "Biz ne yaptık böyle? Ne hale geldik?" diye. Mesela Suriye devletine bakıyorsun, on binlerce insanı şehit etmiş; Irak devleti şehit etmiş. Oraya gidiyorsun katil, buraya gidiyorsun katil; her yer katil kaynıyor. Mehdi (a.s) da diyor ki, "Öldürmeyin, sevin. Sevgiyle ortaya çıkın." Bundan makul ne olabilir kardeşim? Bir de dünya uçsuz bucaksız, herkese yeter. Şu ihtiyar haliyle bile dünya, bu dünyadaki insanın yüz mislini çok rahat besler şu ihtiyar haliyle bile. Ama şu ihtiyar halinde son doping Mehdi (a.s)'den. Birden dinçleşecek. Ölüm öncesinde agonide bir canlanma oluyor ya son canlanma, son bir kere daha canlanacak dünya, şöyle bir kendine gelecek ama arkasından kollaps, koma ve ölüm. Kısa süre sonra ölüm meydana gelecek.

Kıyamet; milletin tabii kafasında bambaşka şeyler var ama kıyameti Müslüman’lar sevinç içinde seyredecekler. Bayağı hoşlarına gidecek Allah'ın sanatını, gücünü gördükleri için. Yani Müslüman’ları rahatsız edecek hiçbir yönü yoktur kıyametin. Ölümün de hiç Müslüman’ı rahatsız edecek bir yönü yoktur. Allah'ın çok gücüne gider eğer kendine zulüm yapılacağına inanırsa Müslüman yahut acı çekeceğine inanırsa. Çünkü Allah diyor ki, "Bana güven. Sen iyiysen sana bir zarar gelmez." diyor. Allah'a hüsnü zan edilmezse bu Allah'ın çok ağırına gider. Çünkü bunca iyiliğe bunca güzelliğe rağmen oturup dünyanın karanlığıyla ilgilenmeye gerek yok. Müslüman, oradaki karanlık buradaki karanlık, gazeteler, radyolar, televizyonlar. Bediüzzaman diyor ki, "Ne gazete okuyun" talebelerine, "ne de haber dinleyin." diyor, o Zaman radyo var. "Onlarla pek alakadar olmayın sadece ihtiyaç kadar alakadar olun." diyor. Yoksa mesela kalben bir zalim birisini gider öldürür; ondan yana olabilirsin diyor. Mesela bir devlet; zalim bir devlet vardır, bombalıyordur, asıyordur; ondan yana tavır koyarsın onun günahı sana geçer." diyor. Mesela farz edelim Rusya bir yeri bombalıyor yahut Amerika bir yeri bombalıyor; adam Amerikan yanlısı oluyor, "O çok iyi yapıyor." diyor. O çok iyi yapıyor dediğinde bütün öldürdüklerinin günahı ona da yükleniyor. Çünkü o demek istiyor ki, "Ben de olsam ben de öldürürüm." demek istiyor yani öldürmüşle aynı hükümde oluyor o zaman. Yani bir şeyi sen teşci edersen, takdir edersen, tasvip edersen kabul ediyorsun anlamına gelir. Kabul aynısıdır, eylemin aynısı hükmü oluyor. Onun için cinayet ve zulüm hiçbir şekilde Müslüman tarafından kabul edilmeyecek, ısrarla direnecek ne kadar telkin yapılırsa yapılsın. Dünyada çok fazla insan cinayetten yana olabilir mesela biz interneti açıyoruz adamların çoğu cinayet yanlısı; "Eline sağlık çok iyi yapmış asmış kesmiş." diyor. Kardeşim cinayete ortak oluyorsun durduk yere, yapma etme. Çok büyük günahtır. Allah sorsa ne diyeceksin? "Cinayeti niye takdir ettin?" Derse Allah, "O zaman sana da uygulansın." derse Cenab-ı Allah ne diyeceksin? Onun için sonuna kadar cinayete ve zulme direnmek lazım. Cinayetin hiçbir gerekçesi olmaz. Her ne gerekçeyle olursa olsun cinayete gerek yok. Fikirle ikna edersin, konuşursun en fazla tutuklarsın, cinayet olmaz.

Osmanlı döneminde 1855 yılına kadar tarım arazileri Osmanlı yönetimi tarafından işletilecek kişilere devrediliyor. Halk toprak üzerinde mutlak hakim olmuyor; adam kullanıyor mesela beş yıl kullanıyor, zengin oluyor iyice köşeyi dönüyor alıyor devlet ondan başkasına veriyor; böyle bir güzellik yapmış o zaman Osmanlı. Osmanlı'nın bulduğu yollardan bir tanesi bu. Bir de kalabalıklar etkili olacak zannediyor insanlar. Öyle bir şey olmuyor. Bir avuç insan yönetiyor şu an dünyayı, çok az insandır yani toplam iki yüz-üç yüz kişidir. O iki yüz-üç yüz kişinin içinde de en fazla yetmiş kişidir; o yetmişi de daha da azaltsan yedi kişiye kadar iner; yediyi daha da azaltsan üç kişiye kadar iner. "Üçler yediler kırklar göçenler demine devrana" derler ya gülbeng duada. Devran; onlar değişiyor çünkü sürekli değişir, üçler değişir, yediler değişir, kırklar değişir. Bektaşilikte hikmete çok önem verilir. Bektaşilik masonluğu çok andırır. Esnaf loncaları, ahilik, ahiler "Ya ahi" diye birbirleriyle tanışıyorlar; o da masonluğun tıpkısıdır aynı şekilde şed bağlanır, önlük, sır verilir, seçkinliğe dikkat edilir toplantılar yine aynı şekilde masoniktir. Osmanlı döneminde de bu kullanılmıştır. Hikmet Allah'ın beğendiği bir güzelliktir, hikmetin üstünde Kuran çok durur. "Hikmet" der Cenab-ı Allah ayet için, Kuran ayetleri için "hikmet." İnsanlar bol konuşurlar ama hikmetsiz olur. Allah'ı severken hikmetle sevmek gerekir, hikmetle anlamak lazım. Çok bol lafazanlık, çok bol bilgiyle alakası yok hikmetin. Bilmişlik, alimlik, çok fazla bilgi olması; geçen de söyledim -herkesi tenzih ediyorum da- bazı kişiler için "Eşek yükü gibi" diyor Cenab-ı Allah ayette. "Eşeğin kitap yüklenmesi gibi" diyor. Adam yürüyen kütüphane gibi ama kafa eşek kafası gibi boş, ablak yani o derinliği, o hikmet yönünü alamıyor. Sadece bilginin ukalalık, züppelik yönünü alıyor. Bilgiyi züppelik yarışı, ukalalık yarışı olarak götürüyor halbuki bilgi hikmet için kullanılır.

Kalite, güzellik, zenginlik, klaslık bütün tarih boyunca insanlarda hasede sebep olmuştur. Haset etmenin bütün gerekçesi onu elde edememedir, elde edemeyeceğini bilmedir. Bu, insanlarda bazen çok şiddetli acılara sebep olur, ıstıraba sebep olur. Onun için Cenab-ı Allah, "Hasidin iza hased" diyor, "Haset edenin şerrinden ve vesvesecilerin şerrinden." Şu an vesvese nasıl yapılıyor? İşte internetten, oradan buradan. Hannaslar, "Melikin nas ilahin nas" insanlardan olan Hannaslar, "Cinneti vennas" diyor, "cinden ve nasdan, insanlardan olan şeytanlar."

Mehmet Duran, "Diyarbakır'dan selam değerli Üstadım." Aleykümselam. "Beni sizinle beraber yaratan Allah'a hamdolsun."

Muhammed Başer; "Hocam sizi çok seviyoruz. Benim adım Başer, rüzgar arslanı demek Kürtçe’de. İyi ki varsınız Hocam. Sevgilerimle." Aslansın sen aslan.

Gülbeng duasında ordularımızın devam-ı muzafferiyetine yani muzaffer olmalarının devamına, üçler, yediler, kırklar, göçenler demine devranına. Onlar geri dönüyorlar ya üçler azaldı mı yedilerden bir kişi alınıyor, yedilerden biri azaldı mı kırklardan alınıyor. "Hu diyelim!" Yine Gülbeng duaları var.

"Çoğu yalancılık ve bilmeyerek ecnebi parmağına alet olmak ihtimali var dış olayları takipte." diyor Bediüzzaman, "Birinin yüzünden çoklar belaya düşer. Hem on ihtimalden bir-iki ihtimale binaen günahlara girmek, masumları günaha atmak, vicdanım kabul etmiyor diye eski Said sigarayla beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terk etti." diyor, dünyevi siyaseti sohbetlerini terk ettim diyor, sigarayı da terk etmiş demek ki Üstad sigara kullanıyormuş. Terk etmesi de çok iyi olmuş, hayırlı olmuş. Bediüzzaman'ın sağlıklı olmasının en önemli nedenlerinden birisi çok az yiyor. Canım benim, onun bir meşhur torba yoğurdu var, asılı duruyor; ondan bir kaşık, şehriye çorbasına bayılıyor, yıldız şehriye bir de meşhur bir tavuğu var o nereye gitse o da yanında gidiyor. "Mübarek tavuk sürekli her gün bana rahmet hazinesinden bir yumurta yumurtlardı." diyor. Onu da çorbanın içine kırıyorlar güzelce, yoğurtla beraber Üstad’a çorba yapılıyor. Bir de tereyağı var Bediüzzaman'ın kabında, ayrıca tereyağı da koyuyor. Kardeşim, protein var, her şey var, kalsiyum, magnezyum. Aslında çok naif Bediüzzaman. Son zamanlarında özellikle çok çok zayıf. Ama zayıf olması çok iyi oldu tabii hem kolesterolü düşüktür hem hareket kabiliyeti çok iyi. Ama çok imanlı, bayağı akıllı, o zor şartlarda küfre akıl almaz bir öfke duymuş ve Allah ona ilham etmiş, hep iman hakikatlerine ağırlık vermiş, Kuran mucizelerine ağırlık vermiş; gayet güzel kitaplar hazırlamış. Hakikaten o devirde esaslı bir set oluşturdu. Ama Mehdi (a.s) hakkında böyle bir bilgiye nasıl sahip oldu? O şaşırtıcı. Tamam, Mehdi (a.s) ile ilgili İstanbul'da çıkacağına dair hadisler var da 1980 yılını nereden çıkarttın? Nasıl biliyorsun? Tamam, hadisleri toptan incelerse bunu çıkarabilir ama adı gibi emin söylüyor, diyor ki, "1956 yılında bir şey var, bir fevkaladelik var. Yeni bir Nur'u Kuran yani Risale-i Nur gibi yeni bir hareketin ilk nüvesini hissediyorum ama tam çıkaramadım." diyor. "Bir şey var 1956 yılında. Bir fevkaladelik var." diyor.

AYLİN KOCAMAN: Rüya gibi bir şeyle bir şekilde vahyedilmiş olabilir mi?

ADNAN OKTAR: İlham diyebilirsin, ilham, evet rüyada ilham edilmiş olabilir. "1956 yılı" garip yani. Diyor ki, "Yeni bir Nur'u Kuran mı zuhur edecek yoksa Risale-i Nur gibi. Onun bir başlangıcı, mukaddimesi mi tam bilemedim ama bir fevkaladelik var 1956'da." diyor. Fecr'i Kazib, Fecr'i Sadık'tan bahsediyor, 1981-1991-2001-2011-2021 tarihlerini veriyor. "Mehdi (a.s) bağnazlığın gerilemeye başladığı bir dönemde ortaya çıkacak. Hristiyan’l ruhaniler de bağnazlıktan vazgeçecekler. Merhameti çok olacak Mehdi (a.s)'ın. İnsaniyet, merhamet ve çok modern olacak. Medeniyetin bütün mehasimini kullanacak. Dokuz düşman taifesinin dokuz cephesine onu göndermiş, inşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek." diyor. 2020 yapıyor. Nereden biliyor? Mesela diyor ki, "İlk çıktığında tek hedefi Darwinizm olacak. Darwinizm materyalizm olacak ana hedefi." diyor. Nereden biliyorsun mübarek? Çok acayip. Mesela "Mezarım yıkılacak. Mezarım da olacak ama mezarım yıkılacak." diyor. Nereden biliyorsun? Mezarın niye yıkılsın? Bayağı bir suçtur mezar yıkmak. Hiçbir mantığı yok. Ölüm tarihini veriyor, "Şu tarihte öleceğim." diyor. Kıyametin tarihini de veriyor, "Tam bilemiyorum ama hem Asr Suresi hem Fatiha hem hadisin hepsi ittifakla aynı tarihi vermesi bende bir zannı galip meydana getirdi; 1545 gibi" diyor, o yıllarda. Bediüzzaman'ın Mehdi (a.s) olduğuna inanıyordu fakat bunu anlatırken Nurcular meşhur anlatımlarımı kullanıyordu; mesela "Sakalı olmayacak" diyor Mehdi (a.s)'ın. "Nereden çıkardın ağabey?" dedim, "Var mı bir yerde?" "Var, var." diyor, "Ben gördüm hadiste. Saç-sakal, saç-sakal." diyor, böyle lafı geçiştiriyor. "Saç-sakal olmayacakmış saçı. Hadis var." diyor, "Var, gördüm gördüm." diyor, hemen geçiştiriyor. Böyle bir geçiştirme teknikleri var. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis söylüyor, hadisin içerisinde akıl almaz değiştirmeler yaparak, akıl almaz ilaveler yaparak Mehdi (a.s)'ın sakalsız olduğunu bulmaya çalışmışlar. Tabii biz de onu tamamen açıklayarak geçersizliğini anlattık. İsa Mesih (a.s)'ı sordum. "Gelmiş, gelmiş. Ağabeyler gömmüşler, gömmüşler." diyor. Akıl almaz seri bitiyor bu işler böyle. Yani nereye gömmüşler? Ne zaman gömmüşler? Kim gömmüş? Sormaya da gerek yok.

EBRU ALTAN: Geldiğinde nasıl bir faaliyeti olmuş?

ADNAN OKTAR: Nasıl bir faaliyeti olmuş? Gelmiş, gömmüşler. Bediüzzaman namaz kılıyormuş, pencereden uzun boylu biri gelmiş, Bediüzzaman'la namaz kılmış, pencereden çıkmış sonra da ölmüş hemen de gömmüş Nurcu Ağabeyler. Oymuş İsa Mesih (a.s). Ve bu zavallıca izaha çok acayip ama yüz binlerce insan inanıyor, hayret edilecek bir şey. Yani buna inandırıyorlarsa nelere inandırmazlar insanları?

Melisa diyor ki, "Nasıl bir sevdasın sen efendim?" ama çok abartılı bir övme olmuş. Olmaz.

Yadi Yıldıray Yıldırım; "Bu kadar güzel hanımları nasıl bir arada bulunduruyorsunuz?" diyor. Allah bulunduruyor.

Mustafa Cendir Gürcü; "Rabbim esirgesin sizi." İnşaAllah.

Yılmaz Kalkan; "Ben de bir saatten beri Adnan Hoca’yı izliyorum. Çok muhterem bir insan. Tabii ki anlayanlar için." diyor. Teşekkür ediyorum. MaşaAllah.

Soner Toker; "MaşaAllah Hocam’a."

Can Işık Uçan; "Tekrar söylüyorum Hocam, tesbih istiyorum. Hocam o tesbihi istiyoruuum." Diyor.

Turay Emiroğlu; "Sağlıklı, hayırlı, mutluluk dolu pazarlar." diyor. İnşaAllah.

"Adnan Bey, bu bayanları nereden buluyorsunuz?" diyor. Allah'ın yarattığına inanmanız lazım. Allah Cemal ismiyle tecelli ediyor. Onlar zannediyor ki böyle meyve bahçesi gibidir, gezersin bulursun. Öyle bir şey yok. Beyninde Allah tarafından yaratılıyor. Allah'ın Cemal isminin tecellisi yaratılır imanına karşılık olarak, inancınla orantılı olarak.

"MaşaAllah Hocam. Sahaflardan aldığım bu kitapta bulunan imza orijinal midir Hocam?" Yok, benim imzan değil o, benim imzam Osmanlı tuğrası gibidir. Bu modern bir imza, benim imzam değil, Tarık Cevahir.

İsmail Dedeler; "Masadakiler içki mi?" Değil, hepsi meyve suyu.

"Saygı değer Adnan Hocam, Arap Baharı ile başlayan süreçte Ortadoğu coğrafyasında yaşanan Müslüman ölümlerinin Mehdi (a.s)'ın zuhuru ile ilgili bir münasebeti var mıdır?" Var, doğrudan bağlantılı. Kaderde belirtilen, Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından belirtilen olaylar. Yalnız insanlar Allah'ı anlamıyor olabilirler. Allah Kendisi’nin sevilmesini istiyor bir de sevdiklerinin dünyaya hakim olmasını istiyor.

"Hocam Selamun Aleyküm." Aleykümselam. "Her zamanki gibi sohbetiniz çok candan ve sizin gibi çok güzel. Ben ateist biriydim. Sizin yayınlarınız ve kitaplarınız doğru yolu bulmamıza çok vesile oldu. Allah razı olsun. Sizin mekanınıza misafir olarak gelebilir miyiz? Güzelliğiniz daim olsun." Tabii ki, bu hanım kardeşimizi bekleriz.

 "Hocam bu akşam da süpersiniz. Mısır patlattık. Sohbetlerinizi izliyorum. Seni seviyorum Hocam." diyor, Gülnihal. "Mısır patlattık." İyi bir şey. Kütür kütür yiyorlar, acayip mısır kokusu almıştır orayı şimdi.

"Hocaların hocası, haydi hayırlısı bakalım bu sefer hangi Rus güzeli dansa kaldıracak?"

Serhat Sazil; "Din düşmanlarını darmadağın ediyor Adnan Bey. MaşaAllah. Merak etmeyin başa çıkar onlarla." diyor. Yani inşaAllah ilimle irfanla.

Sabri Senerci; "Sizinle birlikte olmak çok güzel. Sizinle sohbet çok güzel. Hem de ümit verici. Siz bir tanesiniz." diyor.

Bilgi; "Bağnazlığa karşı olduğunuzu görüyorum, duyuyorum. Çok seviniyorum." diyor.

Cism-i Can; "Kesinlikle katılıyorum. Sizi çok seviyorum. Güzel kardeşim." diyor.

Ümit Arabacı; "Yahu kardeşim bu ne karizma! Kıskanırlar seni Adnan Hocam. Ve kıskandıklarını da gösteriyorlar. Haset etmeleri bir şeyi değiştirmez, Allah sana nimetlerini bolca veriyor." diyor.

Hayrettin Aksu, "Sevgili Kral Hocam, ekibinize teşekkür ediyorum. Başarı diliyorum. Programa katılmak istiyorum. Bir de şarkı seslendirmek istiyorum." Tamam, gel.

"Adnan Bey, programınız çok güzel gidiyor. Ailece sizi izliyoruz." Murat Çekici, Van Merkez, bütün sevdiklerine dostlarına selam ediyorum.

"Hocam dün gece çaldığınız 'Böyle bir kara sevda' isimli Türk sanat müziği şarkısı çok güzeldi hala etkisindeyim." diyor Bayram.

Gönül Yıkıcı; "Hocam rüyamda büyük bir zat vardı ama kim olduğunu bilmiyorum. Rüyamda sizin yolunuzu takip etmem söylendi. İslam’ı yüceltecek olduğunuzu söyledi. Sizin yolunuzu takip etmek istiyorum. Nereden başlayalım?" Kuran. Kuran oku, insanları sev, samimi ol. Benim yolum Kuran, senin yolun da Kuran.

"Allah sizin sağlığınızı sıhhatinizi korusun. Bir sorum var; Hadislerde haber verilen Amik Ovası ve sonrası olayları gerçekleştiği zamanlarda Mehdi (a.s) talebelerinin durumu nasıl olacak? Mehdi (a.s)'ın yanındakiler onu terk edecekler mi?" Tuğrul İbrahimov. Mehdilik talebeleriyle bir bütün zaten başarısıyla bir bütün. Terk etme; münafıklar terk edecektir. Var o, münafıkların bölük bölük terk edeceği var. Ama "Böyle gümüşün arınması gibi olacak." diyor. Gümüşün nasıl posası olur? Altta gerçek metal altın parlak kalır, gümüş kalır; altının potada eritilmesi gibi, gümüşün potada eritilmesi gibi ateşle Allah imtihan edecek. "Saf maden altta kalacak, köpük üstten atılacak." diyor işte münafıklara yönelik bir açıklama o.

Özlem Ak; "Bırakınız şu Yahudi seviciliğini lütfen." Ben herkesi seviyorum; Musevi’leri de seviyorum, Hristiyan’lları da seviyorum. Katolikleri, Müslüman’ları, Alevi, Sünni; herkesi seviyorum. Bırakın demeyle bırakmam.

Nazlı Koç; "Ben sevgiyi bilmiyorum. Bana sevgiyi öğretin." diyor. İşte Kuran'ı okursan anlarsın.

Rafet Pural, "Varlığınız, var oluşunuz Allah adına güzel bir nimet." Diyor. "Hocam size ve yanınızdaki kıymetli arkadaşlara saygılar."

Mehmet Durak; " İyi akşamlar Hocam." İyi akşamlar. "Nasılsınız?" Elhamdulillah. "A9 Kanalının simgesinin anlamı nedir?" A9; A9 işte, anlamı o.

“Hocam şarap dekorunu çözemedik.” Allah aşkına İbrahim bak Güvener diyor. Sen güvenen bir çocuksun. Testi de getirdik, ibrik de getirdik, yazı yazdık Allah Allah. Gidin bir markete gidin,  bakkala gidin büyük çarşılar var böyle her türlü yiyecek, içecek satan yerler, oralara gidin biraz ayağınız alışsın gezin. Dünyayı bir tanıyın. Bak bütün sirkeler şişede satılıyor. Zeytinyağları şişelerde satılıyor. Meyve suları şişede satılıyor. Korkmayın şişeden bir şey olmaz, yemez sizi. Allah Allah adam şarabı şişeye koyduysa ona yanaşmazsın. Ama şişeye meyve suyu koyduysa ona yanaş. Mesela şarabı çay bardağına kor adam,  sen bir daha o zaman çay bardağınla çay içmeyeceksin. Bu mantık değil ki yanlış.

“İran’da evrim Darwinizm Allah’ın muhteşem dizaynı olarak anlatılabiliyor” diyor. İşte komünizme bir kılıf koymak, ateizme bir kılıf koymak bu. Kuran’da açıkça Allah Hz. Adem (a.s)’i havadan yarattı diyor. O da mikroptan tesadüfler sonucu yedi içtiniz diyor. Sen ona inanıyorsan Kuran’a inanmıyorsun demektir. Bunu süslemenin bir alemi yok. Şeytan yaldızlı sözlerle insanları kandırır. Ayette var. Bunlar yaldızlı sözler. Biz bu yaldızlı sözlere kanmayız.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, marketlerde satılan meyve suları, şuruplar, zeytinyağı şişeleri vardı fotoğrafları.

ADNAN OKTAR: Göster. Meşrubat; şimdi onlar gidip orayı basarlar.

BÜLENT SEZGİN: Zeytinyağı şişeleri.

ADNAN OKTAR: Bak hep zeytinyağı şişesi. Bu şişeden korkma işini kaldırsınlar.

“Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar, kıyamete kadar hak üzerinde olacaktır.” Ümmetimden taife fırkasının makamı cifrisi 1542, yani 2117 ederek nihayet devamına ima eder. Hak üzerine olacaktır. Fıkrası dahi makamı cifrisi 1506, 2082. Bu tarihe kadar zahir ve aşikarane, belki galibane diyor. Zahir demek, açıkta ve aşikar göz göre göre, herkesin gözü önünde. Belki de galibane diyor. Yani 1506’larda artık biraz zor ama yine de galibane. Sonra ta 1542, 2117’ye kadar gizli ve mağlubiyet içinde, bak gizli ve mağlubiyet içinde vazifeyi tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder. Allah’ın emri gelinceye kadar şedde sayılır fırkası dahi, makamı cifrisi 1545, 2120 olup kafirin başına kıyamet kopmasına ima eder diyor Bediüzzaman. Kastamonu Lahikası sayfa 33. Kırk beş sene evvel o fecrin tam vaktinin alametleri emareleri göründü diyor Bediüzzaman. 71’de fecri sadık başladı veya başlayacak. Eğer bu fecri kazip de olsa otuz-kırk sene sonra Fecri Sadık çıkacak. 1980, 1990 Mehdi (a.s) çıkacak diyor. “Evet şimdi olmasa da 1371’den otuz-kırk sene sonra fen ve hakiki marifet, bak fen yani bütün bilimsel imkanları kullanan ve hakiki marifet,” marifet sahibi olan, hüner sanat her yönde etkili ve yetkili olan “medeniyetin mehasini iyi ve faydalı yönlerini,” bilimin, sanatın, estetiğin en güzel yönlerini, “tam teçhiz edip cihazatını verip,” işte internet, radyo, televizyon, telefon hepsini. “O dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharriye hakikat ve yalanını gerçekleri araştıranı, insaf ve muhabbeti insaniyeyi,” insanlara insaf eden muhabbet eden,  insanlara merhamet edip muhabbetle insanları seveni, insan sevgisini.  “O dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş” Mehdi (a.s)’yi. “İnşaAllah yarım asır sonra 2020’de onları darmadağın edecek” diyor Bediüzzaman. Nurcular bu konuyu hiç anlatmak istemiyorlar ne hikmetse bir kısmı. Üstad; 1971’de ordu darbe yapmıştı. 71 muhtırası ve terör ve anarşi başlamıştı. “Gasikın iza ve kab karanlığı çöktüğünde gece kelimeleri bu zamanda değil belki gasikın karanlığın en koyu hali 1161-1747 ve iza ve kab iyice çöktüğü 810-1047” ederek yani 1161 ve 810 ederek “o zamanlarda ehemmiyetli maddi ve manevi şeylere işaret eder Kuran. Eğer beraber olsa Miladi 1971 olur. O tarihte dehşetli bir şeyden haber verir. Yirmi sene sonra şimdi ki tohumları mahsul ıslah olmazsa, elbette tokatları dehşetli olacak” diyor. Bak 1951’de 1971 yılında anarşinin başlayacağını söylüyor Bediüzzaman. Kuran’dan ayetle çıkarıyor. Ayetin ebcedinden çıkarıyor.

Üstad tatlı olarak çayla beraber küçük sarı üzüm yiyor tatlı yerine, çok isabetli hareket ediyor. Küçük bir çaydanlığı var, onu yanından hiç ayırmıyor. Gözleri çok yorulup ağrıdığında köfte yaptırıyor kendine. Daha dinçleşmek için. Kendini mükafatlandırıyor köfteyle.

BEYZA BAYRAKTAR: Tavuğu çok tatlıymış.

ADNAN OKTAR: Evet. “Muntazam” diyor. “Her gün rahmet hazinesinden bana bir tane yumurta veriyordu” diyor.

Mesela benim canım, bu çok değerli bir sanatçı. (Umut Akyürek) Çok güzel bir insan. O biraz da yaşlandı tatlılık geldi üstüne, o yaşlılığın güzelliği de var üzerinde. Ama ortalardan çekildi. Halbuki böyle değerli bir insanın göklere çıkarılması lazım. Böyle bir değer bir daha nerde gelir? Çok nadir rastlanan bir sanatçı. Bir de çok efendi, çok kibar. Kız kardeşi de çok şeker. Ben tanıştım kız kardeşiyle. Kendisiyle tanıştım çok efendi. Eşi de o delikanlı çok dindar muttaki mücahit bir delikanlı, ceht ehli. Allah’a dine, İslam’a inanan, İslam’ı yayan bir insan. Anne zaten dünya tatlısı. Allah hepsine uzun ömür versin. Ama destek görmedikleri belli. Tayyip Hocam topluyor sanatçıları, sanatçı yok. Tek tek konuşun kardeşim. Maaş bağla ver beş bin lira maaş. Kaç sanatçı çıkar? Yüz tane. Yüzüne de beş bin lira ver. Türki’ye batmaz. Güzel böyle Reşat altını gibi büyük bir altından da madalya ver yakalarına tak. Devlet onur madalyası diye değil mi? Gayet güzel onların neşesi şevki yerine gelir. Bağnaz bir sistemin müthiş zemin bulduğunu düşünüp sanatçıları ortadan tamamen çekiyor. Korkuyla seyrediyor etrafı. Böyle olmaz.

Eski dünya güreş şampiyonu Hamza Yerlikaya’yı baş danışman yapmış Tayyip Hocam. Ama güreş konusunda mı ne konuda o belli değil.

Şu Darwinizm’le ilgili bir bakanlığa biz bir rapor sunalım da, bakanlığın eli rahat olsun. Bilimsel bir rapor sunalım. Bilimsel de bir kitap hazırlayalım ki onu yardımcı ders kitabı olarak okutabilsinler. Eskiden bir kere olmuştu. Yer yerinden oynatmışlardı. Onun daha kapsamlısını hükümet ders kitabı olarak okutması lazım. Tayyip Hocam bu işlere girmek istemiyor. Korkmasın bir şey olmaz. Bu kadar olay oldu Allah onu korudu, yine korur. Hiçbir şey olmaz.

“Türkiye’nin gidişatı iyi değil. Erdoğan yüzünden iç savaşa doğru gidiyoruz. Bu savaş Kürtlerdir.” Iğdır’dan Ayvaz Girgin. “Türkiye’nin gidişatı iyi değil” neye göre diyorsun? Zahire göre bak ben sana batına göre diyorum çok iyiye gidiyor Türkiye ve gidecek. “Erdoğan yüzünden iç savaşa doğru gidiyoruz.” PKK’nın yüzünden iç savaşa doğru gitme eğilimi olabilir idi ama halk tavır aldı PKK’ya. PKK it gibi şu an kaçıyor. “Bu savaş Kürtleredir.” PKK’nın bu savaşı Kürtlere, doğru. Devlet de bu PKK’nın savaşını Kürtlere olan Kürt kardeşlerimize olan saldırısını durdurmak için canı gönülden gayret ediyor ve başarılı gidiyor. Ayvaz Girgin, Iğdır’ın koç yiğitlerinden herhalde ama yanlış biliyor işte öğrendi. Bu çizgide gidersen iyi olur. Dediklerim doğru ben bir şeyi söylüyorsam bir bilgiye dayanarak söylerim.

“Muhterem Hocam bedende atom mevcut ise ruhumuzun maddesi nur ise ruhta atom var mı? Atom olsa madde olur muydu? Hocam cevap lütfen” diyor. Ruhta atom var mı? Ruhta atom yok ama esir maddesi var mıdır dersen esir olabilir ruhta. Ruh onun üstüne biner yani esir ruhun atı gibidir. Mesela bir yerde gider elektrik olur, bir yerde gider madde olur. Bir yerde gider bir şeyleri değiştirir.

“Faiz konusuna değindiğinizi rastlayamadım konu hakkında bilgilerinizi rica ederim” diyor Hakan Ardıç. Faiz haramdır net.

Dilaver, Hayal Nalcı, “Güzel açıklayıcı bir sohbet sağ olun” diyor. Sen de sağ ol.

Faruk Kaplan, “Eşimle beraber izliyoruz. Seni çok seviyoruz.” Diyor. Evet, eşine de sana da saygılar sevgiler.

BSPNRHSN, “90’lı yıllarda Mercek Dergisi alırdım” diyor. Şu anda da devam ediyor Mercek Dergisi. İlmi Mercek olarak var evet İlmi Araştırma var.

Hamza Yerlikaya çok dindar bir delikanlı.

İsa Mesih; Zuhruf Suresi 63’te, “İsa, açık belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin."” (Zuhruf Suresi, 63) Ama bak hikmeti ön planda söylüyor.

Bakara Suresi 269, “(Allah) Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.” (Bakara Suresi, 269)

Ebru Hocam’ı övmüşler. Çok güzel bir kadın diye yazmışlar. Üç ayrı yazı gelmiş. Güzel, kaliteli, klas bir hanım. Ebru, aile olarak Musevi kökenlidir. Yani ilk başlangıç ataları. Sonradan Müslüman olmuşlar bu güzellik oradan geliyor. İbrahimi güzellik yani. Ney o soyadı?

EBRU ALTAN: Vayzman.

ADNAN OKTAR: Vayzmanlar evet Vayzmanlar’dan sonradan Müslüman olmuşlar. O İbrahim (a.s) neslinin güzelliği o soy hep öyle güzeldir maşaAllah. Yine üç kardeşimiz değil mi anneleri ile beraber onlar da Musevi iken Müslüman oldular. Ama Ebruların ki daha yüz yıllar öncesine dayanıyor. Müslüman olmaları daha eski.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in de asası var o bulunacak. Peygamberimiz (s.a.v.)’in asası şu an yok. Yani birisinde bir yerde saklanıyor. Kutsal emanet olarak saklıyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor Mehdi (a.s)’ye o asa teslim edilecek diyor ve o asayı kullanacak diyor Mehdi (a.s). Onunla sevk edecek insanları diyor. Hazreti Musa (a.s)’nın asasının bir parçası var. Kutsal sandık bayağı bir şeyle dolu.

Zara, mesela benim canım benin o çok tatlı güzel bir kız. Çok efendi bir kız, çok haysiyetli, namusuna iffetine düşkün nur gibi bir kız. Ama bak hiç ortalarda yok. Yani hükümet bu fevkaladeliği görmesi lazım. Bu insanlar niye çekindiler yani niye kabuklarına çekildiler? Onların gönlünü yapacak bir ortam meydana getirebilirler.

AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, “İsrail’le kesin bir anlaşma yok. Bir taslak üzerinde çalışılıyor. Kuşkusuz İsrail devleti ve halkı Türkiye’nin dostudur. Bizim şimdiye kadar ki eleştirilerimiz İsrail hükümetinin aşırı davranışlarına meşru görmediğimiz davranışlarınadır.” Ama işte halka zarar veriliyor yani hükümetler; halkla çok candan olursun hükümeti de ayrı eleştirirsin. Ama hükümete kızdın mı halkla bağlantılı oluyor. O çok tehlikeli. Bak Türkiye’yi terk eden çok fazla Musevi var olmaz.

“Mehdi (a.s), Allah’ın azameti karşısında çok huşu edendir. Kanatlarını açıp başını aşağı dökerek gökyüzünün zirvesinden yere doğru inen bir kartal gibi, Mehdi (a.s) Allah’ın celali karşısında böyle huzu, tevazu ve huşu içindedir. Allah’ın yüceliği O’nun, Mehdi (a.s)’nin vücudunda tecelli etmiştir. Ve Mehdi (a.s)” bak çok önemli “Mehdi (a.s), Allah’ın varlığında yok olmuştur.” Bu çok hayati bir açıklama. Mehdi (a.s)’ye has bir özellik bak “Mehdi (a.s), Allah’ın varlığında yok olmuştur.” Çünkü Ruhu-l Kudüs’le destek görecek.  O sebepten bu oluyor. “İmam Mehdi ümmetin dizgini, Müslüman’ların düzeni, dünyanın dirliği, müminlerin onurudur. O Mehdi Allah’ın koyduğu sınırları egemen kılar. Allah’ın dinini savunur. Hikmet, güzel öğüt ve kesin kanıtla, kesin delille insanları Rabb’inin dinine davet eder.” (Usulü Kâfi El Kuleyni cilt 1, sayfa 279-280) Abdülaziz bin Müslim şöyle rivayet etmiştir, Resulullah (s.a.v.)’tan ferman etti. Resulullah (s.a.v.) ferman etti : “İmam Mehdi, yağmur yağdıran bir buluttur. Çiseleyen bir yağmurdur. Işık saçan bir güneştir. Keskin bir göz, dalları ve yaprakları birbirine girmiş bir bahçe, bir gülistandır. İmam Mehdi sıcak bir yoldaş ve arkadaş, şefkatli bir baba, öz bir kardeş, felaketlerin dört bir yanından hücum ettiği zamanlarda Allah’ın kullarının sığınağıdır.” Diyor “İmam Mehdi (a.s).

“Hareketlerin müthiş yakışıyor diyor dansına, endamına. Vakarınla delikanlılığının kitabını yazıyorsun.” diyor. Şenay Hanım yazmış maşaAllah.

“Müminlerin Emiri Hz. Ali (k.v) hutbesinde şöyle demiştir:  “Dikkat edin, suhulet (kolaylık) servettir.” Kolaylık servettir. “İmamınız Mehdi, sizin için neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilir. Mehdi sizden şer hükmedenleri çekip alacak, tehlikelerinizi kesecek” tehlikeyi durdurarak, “adaletsiz hükmedenleri azledecek ve dünyayı sahtekârlardan samimiyetsizlerden manen temizleyecektir.”

“Canımdan öte, değerli, güzeller güzeli sevdiğim, senin gibi bakan biri, senin gibi gülen biri, senin gibi konuşan biri, senin gibi delikanlı biri, senin gibi seven birini görmedim, tanımadım. Tanıdıklarımın içinde. Seni delice ama çok çok seviyorum iyi ki varsın.” diyor Belgin Hanım yazmış.

“Bunca zamandır sizin eserlerinizdeki gibi samimi ve anlaşılır bir dil görmedim. Eserleriniz vesilesiyle ilim öğrenmek ve Allah’ın yaratılış delillerini en güzel detaylarıyla görmek bizim için çok büyük nimet oldu. Önceleri bu kadar anlaşılır kaynaklar bulmak çok zordu. Şimdi ise kitap okumak daha zevkli hale geldi vesileniz ile. Allah sizden razı olsun. Canım, ruhum, biricik Allah aşkıyla sevdiğim.” Fatoş Ateş.

Züleyha Süleymaniyeli, “Yakışıklı Hocam hayırlı geceler,” hayırlı geceler. “Selam deyip çekilme hangi durumlarda gerekir?” Adam densizlik yapıyorsa uzatmamak lazım belli yani münasebetsizlik yaptığı.

“Hocam ne olur beni de alın aranıza.” diyor. Yani Müslüman’lar zaten kardeş.

Tanınmış Musevi âlim Maimonides’in, 12. yüzyılda Yemen’e yazdığı bir mektuptan. “Yeşeya’da onun çıkışı zamanından söz eder. O önce bir filizdir, kuru topraktan çıkan bir kök gibi. Fakat onun zuhuru sırasında gerçekleşecek benzersiz bir olay yeryüzündeki tüm kralların onun ünü karşısında korkuya kapılmalarına sebep olacaktır.” diyor. Mesela, bu metafizik bir olay. “Hatta aslında onlar tartışmaya güçleri olmadığını itiraf edecekler ve ya da onun varlığını görmezden gelecekler. Böylece onun gerçekleştirdiği harikalar karşısında yenik düşecekler ve ellerini kendi ağızlarının üzerine kapatacaklar.” Kralların onu nasıl dinlediklerini Yeşeya şu sözlerle anlatır: “Pek çok ulus ona şaşacak. Onun önünde kralların ağızları kapanacak. Çünkü kendilerine anlatılmamış olanı görecek, duymadıklarını anlayacaklar.” (Yeşeya 52/15.)

Yetkin Yüksekbaş, Mehdi (a.s)’i Nur Suresi’nin 55. ayetinde görebilirsin ve birçok Kuran ayetinde görebilirsin. Kehf Suresi baştan sonra Mehdi (a.s)’i anlatır. Yusuf Suresi’nde Mehdi (a.s) anlatılır. Süleyman kıssasında da Mehdi (a.s) anlatılır. Buralardan bakabilirsin. Bizim internet sitemizde de görüp o şekilde öğrenebilirsin. Ve Cenab-ı Allah ne diyor? “Ya Rabbi bizi müminlere önder kıl.” Ve müminler ne diyor? ‘’Ya Rabbi, bize kurtarıcı bir lider gönder.” diye müminler dua ediyorlar. Dolayısıyla Mehdiyet her devirde haktır. Müminler her devirde bir kurtarıcı, bir önder bir kumandan istemişlerdir. Kuran ayeti bu. ‘’Ya Rabbi bize bir kurtarıcı gönder.’’diyorlar. Müminlerin bunu demesi gerekiyor. İşte o kurtarıcıya, o öndere biz Mehdi (a.s) diyoruz.

“Sohbetiniz harika, çok renkli, akılcı. Program kara sevda parçasında ayrı bir renk veriyor.” Burcu.

“Hocam ya bizde sizinle oynamak istiyoruz.” Fatma Beyaz. Tamam, çok iyi olur.

Yani bir lider olur. O liderin çevresinde müminler toplanır. Mesela müminlerin başında mutlaka bir lider bulunması farzdır. Bu lider insanları Kuran’a çağırır. Yani orada bir şahsın var olması, bir lider olması, Müslüman’ların etrafında toplanması Kuran’ın ana hükümlerindendir. Ve o şahıs da Peygamberimiz (s.a.v.) nasıl Kuran’a davet ediyordu insanları, o da insanları Kuran’a davet eder. Peygamberimiz (s.a.v.) insanları kendine çağırmadı. Kuran’a çağırdı. Mehdi (a.s) de ne yapacak? İnsanları Kuran’a çağıracak. Hiçbir peygamber kendine çağırmadı. Hep Allah’ın Kitabı’na çağırdılar. Mesela Hz. Musa (a.s) Tevrat’a çağırdı. Değil mi? Hz. İsa (a.s) İncil’e çağırdı. O tarzda.

Salih Mustafa, “Yine muhteşemsiniz elhamdülillah” diyor.

“Bir bakayım dedim A9’da Hocam yine gençler peşinden koşturuyor. Babuna Hocam dahil hiçbir genç Adnan Bey’e yetişemiyor helal” diyor Serkan Başkan.

“Moşiyah Mehdi herhangi bir insan gibi anne ve babadan doğacaktır. Son derece takva olacak, birçok üstün hizmetler gerçekleştirecek böylelikle kendisini sürekli yükseltecektir. Çabaları nihayetinde onu çok yüce bir seviyeye çıkartacak ve bu noktada kendisi için yaratılış öncesinde hazırlanan eşsiz ruh yeçhidahı alabilecektir. Daha sonra kim olduğunu ve görevini anlayacaktır. Görevini yerine getirmesi için ona Allah katından güç bahşedilecektir.” (Arba Meot Shekel Kesef sayfa 241 ayrıca Zohar II, 7b-8b, Matok Midvash, Zohar HaRakia, Shemot s. 56b) (Likutey Halakhot) “Nadide yağlar ve parfümler insanları çekerler. Nadide bir yağ gibi Moşiyah da (Mehdi de) tüm dünyayı kendi öğretilerine çekme gücü olacaktır” diyor Allah’ın dilemesiyle.

Ali Ece Arı, “Dünyadaki bütün savaşların nedeni Yahudilerdir.” Hay Yahudiler kadar başına taş düşmesin. Dünyadaki bütün savaşların nedeni şeytandır. Yani insanın azgın, şeytani nefsani yönleridir. Dolayısıyla hadi o seni çağırdığını düşünelim sen niye peşinden gidiyorsun? Değil mi? Bir insanda bozukluk varsa gider, seni tenzih ediyorum da genel olarak.

Ali Durmaz “İyi geceler yayına ulaşabilecek telefon numarası yok mu?” diyor.

Mehmet Yaraşır, “Meyve suyu şişeleri açık meyve suyu olduğu” diyor. Mehmet Yaraşır “siz bu insanlara çok güzel şeyler anlatıyorsunuz Allah razı olsun” diyor.

Mehmet Çetin, “Bediüzzaman’ı çok güzel anlayıp çok güzel anlatıyorsunuz ağzınıza sağlık” diyor. Bediüzzaman diyor “Risale-i Nur’un gerçek sahipleri yani Mehdi ve şakirtleri Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir o tohumlar sümbüllenir bizde kabrimizden seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. Biz de Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olduğumuz için Risale-i Nur’u iyi anlıyoruz. Ve oynanan oyunları da çok güzel deşifre edip düzeltiyoruz.

“Adnan Oktar’ın programını çok seviyorum ya” diyor. “Adnan Bey, siz oynarken zevkle seyrediyoruz” diyor.

“İslam bu kadar modern çağdaş, bu kara çarşaflı insanlar neyin nesi anlamadım Hocam açıklama yaparsanız çok sevinirim” İmdat Şahin. Benim anlattıklarıma göre mi yoksa dışarıda birilerini mi görmüş?  Tehlikede görüyorsa kendini çarşaf giyer niye giymesin? Riski görüyorsa giyer. Giymesi de gerekir. Risk varsa zaten çarşaf şart. Ona benzer.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi sosyoloji bölümü son sınıf öğrencisiyim. Din sosyolojisi dersi almak ve sunum hazırlamam gerekmektedir. Öncelikle oluşumunuzla ilgili sizden detaylı bilgilendirme talep etmekteyim. İlgi ve alakanıza teşekkür eder iyi günler dilerim.” Kemi Kaze. Bizle ilgi hakikaten çok üniversite tezi var. Öğrencilere çok fazla tez veriliyor.

Sami Aydınlık; “Hocam özel harekatçılar hakkında neler düşünüyorsunuz?” Onlar Hz. Hızır (a.s)’ın talebeleri, onların hepsi evliyadır, hepsi nur gibi insanlardır. Allah için canını feda etmiş, Allah’a kendini teslim etmiş evlad-ı Fatihandır. Hepsi koç yiğit efelerden oluşur.

Gamze; “Ağzınıza yüreğinize sağlık Hocam, maşaAllah sizlere.” Diyor.

Vahdet Özsaraç; “Hocam sohbetlerinizi canı gönülden dinliyorum maşaAllah.” Diyor.

Bir de bazı gençler böyle çok nüktedan ve güzel konuştuklarını zannediyorlar. Çok çok kötü, mantık örgüleri, nükte anlayışları. Esaslı bir laf ettiğini zannediyor, her tarafı boş kalbur gibi laf yani.

Noel kutlama hadi Hz. İsa (a.s)’nın doğum gününü kutladığını düşünelim, gayet güzel. Hristiyan’lların peygamberi, kardeşim bir kere çok cahilce, bilgisizce konuşmuş oluyorsunuz. Müslüman peygamberidir Hz. İsa (a.s). Nasıl Hristiyan’lların peygamberi? İslam peygamberidir o. Doğum günüyse, tamam çok güzel. Sanki büyük bir cihat yapıyorlarmış, büyük bir gayret yapıyorlarmış gibi, boş işlerin peşinde koşuyorlar. Herhangi bir eğlence amacıyla da adam eğlenebilir. Ama orada işte şarap içip, alkol alıp falan ortalığı dağıtmak anormal. Yoksa eğlenirsin, niye eğlenmeyesin?

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Allah işte sevelim diye yaratıyor ama sevimlilik üstü bir sevimlilik. Hayvanlar çok tatlı varlıklar. Daha hala şu balıkların hareketine şaşıyorum. O kadar çok balığı ağzında nasıl tutuyorsun? Babası deli gibi koruyor. Hiçbir balığı yaklaştırmıyor yavrularının yanına. Annesi sürekli başlarında, onlara tenha bir yerde yer yapmış. Günlerce aç kalıyor, birkaç hafta. Üç hafta falan.

“Müslüman Noel kutlamaz” yani nasıl inanıyorlar buna hayret ediyorum. Hadi Hz. Musa (a.s)’nın doğum günü olabilir, niye kutlamayalım? Hz. İbrahim (a.s)’in doğum günü olur, niye kutlamayalım? Ne var bunda? Kahramanlık mı bu? Asıl İttihad-ı İslam için uğraşın, İslam Birliği için uğraşın, Müslüman’lar paramparça. Müslüman’ların başına bir lider getirilmesi için uğraşın. Bir akıl ortaya koyuyorlar, yıllarca benim ta çocukluğumda da vardı bu kafa mantık, sürekli devam ediyor.

Fikret bir şeyler söyle dinleyeceğim seni.

KARTAL GÖKTAN: Murat Bardakçı, Enver Paşa’nın karısı Naciye Sultan’a yazdığı mektuplardan hareketle şunları yazmış ; “Orta Asya macerasına İslam’ı yüceltmek ve Müslüman’ları kurtarmak maksadıyla atıldığını defalarca vurguluyor mektuplarında. Kurduğu teşkilatların hepsi de İslami. Enver İslamcıydı, İslam Birliği’ni savunuyordu. Turan orduları komutanı derken bölgenin ismini kullanıyordu. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizlerden intikam alacak bir İslam devletidir onun hayali ama şeriat devleti falan demiyor “İslam Birliği” diyor. Siyasi ve askeri güç bir İslam konfederasyonu.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Rahmetli uğraştı ama o dönemde Darwinizm Osmanlı’ya buram buram hakimdi. Yanlış yerden girdi, askeri güçle olmaz, iman gücüyle olur. Allah korkusuyla, Allah sevgisiyle İslam hakim edilir. O çok çok yanlış bir yerden girdi. Askeri güçle yapmaya kalktı, askeri güçle olmaz. Bütün güç kuvvet Allah’ın emrindedir, Allah’a mahsustur. Yapılacak olan şey Osmanlı’dan Darwinizm’i materyalizmi kaldırmaktı. Onu yapsalardı İslam hakim olurdu ama bunu yapmadılar. Allah’a meydan okuyan sistemi -haşa- destekledi Osmanlı, bütün kurumlarında ve Allah Osmanlı’yı çökertti.

Cemil Aslan İllegal 47, “Müminlerin başına bir lider insanı Kuran’a davet eder” sözüne karşılık “Hangi Kuran Hocam, insanların okuduktan sonra dinden çıktığı Kuran mı?” İşte bak Hz. Mehdi (a.s) işte burada devreye giriyor. Aklı yetersiz, kültürü yetersiz, bilgisi yetersiz bir adama sen Kuran’ı verdiğinde eğer şeytanın etkisindeyse, nefsinin etkisindeyse hakikaten tepe takla gider. Kuran’ın delalete düşürücü yönü vardır çünkü. Allah ayette söylüyor “kalbinde hastalık olanı” delalete düşürür Kuran. Yani vücut imanını yok eder, onu cehenneme doğru sürükler. Yani şeytanın ruhuna yakınsa bir insan onu mahveder. Ama ruhu âli ise Allah’ı seviyorsa, Allah’tan korkuyorsa Kuran onu yüceltir, derinleştirir, aklını açar. Ona mükemmel bir akıl ihsan olunur Allah tarafından ve mükemmel bir mümin olur. İşte Hz. Mehdi (a.s) bu belaya düşmeyi engelliyor. İnsanların şeytanın oyununa gelmesini, zayıf akıllı insanların Kuran’ı anlayamamaktan kaynaklanan belaya düşmesi illetini ortadan kaldırıyor. Onun için Hz. Mehdi (a.s) gerekir ve onun için şu an Mehdiyet’in ruhu çığ gibi İslam’ın yayılmasına vesile oluyor. Daha önce öyle olmuyordu, Kuran’ı okuyordu adam, aklı zayıf oluyor Darwinizm’in materyalizmin etkisiyle tepe takla gidiyordu. Ama şu an Kuran’ı okuyanın imanı artıyor, gücü artıyor. Fakat Mehdiyet’in şahsı manevisi etrafı sardığı için, fikir sistemi etrafı sardığı için, Hz. Mehdi (a.s)’ın kokusu her yerde olduğu için bu güzel gelişmeler oluyor. Mesela Kuran’a birçok iftira atılıyor, anında cevap veriyoruz. Kuran’ın icazı kendini koruyor. Bediüzzaman diyor “ahir zamanda Kuran kendini koruyacak” diyor icazı. Allah kullarını vesile ediyor.

“Sayın Hocam Allah Azze ve Celle Celaluhu sizlere sağlık ve çevrenizde bulunanlara sıhhat nasip eylesin. Sayın Hocam size bir istirhamım olacak, Hz. Mehdi (a.s) şu anda kaç yaşında ve Mehdi olduğunun farkında olacak mı Sayın Hocam?” Aleykümselam. Ümit Sezer. İşte Hz. Mehdi (a.s)’ı gördüğümüzde hepsini anlayacağız. Ama şu an talebesi olduğumuz için biz ancak kendimizi bilebiliyoruz. Ama o mübarek şahsın kokusunu duyuyoruz. Buraya gelen Haham’a dedim ki ben “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın Moşiyah’ın kokusunu alıyorum” dedim. “Benim burnum pek koku almaz” dedi. “Kokusunu duyamıyorum o yüzden” dedi “ama” dedi “görüyorum ve duyuyorum” dedi. O görüp duyuyormuş ben de kokusunu alıyorum maşaAllah.

Eskiden Darwinizm’le Müslüman’ları hallaç pamuğu gibi atıyorlardı. Bizim çelik ilim yumruğumuz darmadağın etti küfrün beynini. Hiç kimsenin Müslüman’lara gücü yetmiyor şu an meydan okumaya. Eskiden gariban Müslüman’ları ezim ezim eziyorlardı Darwinizm’le. Kuran’ın yanlış yorumlanmasıyla da ayrıca Müslüman’ları eziyorlardı. Orada da çelik imanımız, çelik imani bilgimiz deccaliyetin kafasına çelik bir yumruk gibi indi. İlimle irfanla darmadağın ettik. Ve kimsenin gücü yetmiyor şu an. Benimle tartışmaya gücü yetecek adam yok, sizlerle tartışmaya gücü yetecek adam yok. Ama gariban ilahiyatlı, imam hocaları götürüyorlar televizyona çıkarıyorlar, adamlara diz çöktürüyorlar “biz de Darwinistiz” dedirtiyorlar.

Tayfun Kurşun; “Neden kapalı hanımlarla program yapmıyorsun? Neden bu kadınlar her programda yanında ve sana -haşa- taparcasına sevgi duyarak katılıyorlar” diyor. Taparcasına deme de coşkuyla, tutkuyla de. Allah sevdiriyor. Kalplere hakim olan Allah’tır, o sevgiyi sağlayan da Allah’tır. Ben onları çiçek gibi görünce kalbime ilham geliyor, açılıyorum.

Sungur Ağabey Rahmetli beni gördü “Adnan kardeş” dedi “sen Seddi Zülkarneyn oldun” dedi “küfür ve deccaliyet seni aşıp gelemiyorlar bize” dedi.

“Allah sizden razı olsun. Ağzınıza yüreğinize sağlık canım Hocam” diyor.

“Ankara’da arkadaşlar yurtta şu an sizi seyrediyoruz Hocam” diyor. Sami.

“Adnan Bey, hakikaten tebrik ediyorum, sizi eleştiren yorumları, mesajları yüreklilikle okuyorsunuz. Size saygı duyuyorum.” Zekeriya Yücebaş.

“Nurlu Hocam sesinizi duymak, yüzünüzü görmek çok büyük nimet. Allah’ıma nihayetsiz şükürler olsun” diyor.

Jefri; “Adnan Bey, eğer barış ve Kuran’a davet etmenizi yanlış buluyorlarsa biz bu yanlışı seviyoruz” diyor.

Hayalperest Fenerbahçe; “Bizi bu güzel fikirlerinizle aydınlatıyorsunuz Adnan Hocam, şükranlarımı sunarım.”

“Hocam masadaki alkolsüz meyve suları nerede satılıyor ben de alacağım lütfen söyleyin?” Mustafa Gedikli. Her yerde var, süpermarketlerde, büyük mağazalarda, alışveriş mağazalarında var.

“Hocam maşaAllah size melekleriniz hayranlıkla bakıyor, size gözlerini ayırmadan, insan kıskanıyor” diyor Çiğdem Sağlam. Gıpta ediyorum de. Melek de değil de melek gibi güzel, melek gibi safi, temiz, halis, muhlis o anlamda diyor.

“Programlarınızı büyük bir zevkle izliyoruz. Programlarınızda din konusu olmasa daha güzel olacak” Faruk. Din hayatın bütünüdür. Din olmazsa zaten hayat olmaz bizim için. Hayat gayemizdir din. Banyoda, mutfakta, sokakta, oynarken, gülerken, koşarken her yerde din bizi sarar. Her yerdedir din. Dinsiz hayat olmaz.

Ertan; “Osmanlı sanayi devrimine ayak uyduramadığı için çöktü. Darwinizm’le alakalı değildir.” Osmanlı’da sanayi vardı. Sanayinin bana bir faydası olmaz. Sanayi neyi sağlar ki?  Hadi diyelim şunu yaptı, bunu yaptı. Sen şunu diyeceksin askeri gücü olsaydı tankı topu olsaydı çökmezdi. Onların da tankı topu var, bütün dünyanın tankı topu var. Genel çökme var. Osmanlı sevgi ve imanla ayakta kalabilirdi. Tankla topla ayakta kalırdı diyorsun sen. Tankı topu dinlemez karşındaki insan. Çünkü bütün dünyayı karşına almış oluyorsun. Çünkü ayrılan ülkeleri bütün dünya destekledi. Bütün dünyayla savaşacak gücü olmaz Osmanlı’nın. Hadi savaşarak da olduğunu düşünelim silah gücüyle adamları diz çöktürdün, bu imparatorluk mu? Bu felakettir, bu cehennemdir. Adam seni sevmedikten sonra, saygısı olmadıktan sonra, sana derin bir muhabbet olmadıktan sonra bir anlamı yok ki. Ne yapacaksın diz çöktürüp, ne işine yarar? Osmanlının çökme sebebini Kuran’dan anlarız. Bir ülke Allah’a bağlılığını yok ederse, Allah yaratmadı tesadüfen yaratıldın derse Allah felaketi getirir.

“Adnan Hocam akvaryumdaki balıkların cinsi ne?” Samet. Gece yarısı sorduğu soruya bak.

“Peki gerçekten İslam aleminin Darwinizm’den daha ciddi bir sorunu yok mu? Mesela Vahabilik daha ciddi değil mi sizce?” Yok canım niye olsun? En büyük sorun Darwinizm. Çünkü Suudi Arabistan’da da resmi ideoloji Darwinizm. Allah’ın olmadığı anlatılıyor ve gençler arasında dinsizlik akıl almaz yaygın.

“Otuz altı milyon piyango bileti satılmış ama Müslüman Noel kutlamaz diyorlar” diyor. Çok acı bir durum tabii. Piyango acı, yoksa Noel kutlar niye kutlamasın?

“MaşaAllah Hocam özgüveninize hayranım. Ben de sizin gibi özgüvenli olmam için ne yapmam gerekiyor?” Allah’a sığınacaksın, Allah’a güveneceksin, Allah’a tevekkül edeceksin.

Bay Hazni “Din hayatın bütünüdür, bizim din hayat gayemizdir, din hayatın her alanında sizi sarar, dinsiz hayat olmaz” sözümüze karşılık Bay Hazni; “Laikliğe karşıyım diyorsun yani.” Ben onu geçen de söyledim dikkat etmedin ona. Şahıslar dindar olur ama devlet bir mekanizmadır, devlet canlı bir varlık değil. Bir insan değildir devlet bir mekanizmadır. Devletin o yüzden laik olması makul. Her din arasında eşit mesafede olur devlet. Hristiyan’llara da aynı, Musevi’lere de, Müslüman’lara hepsine şefkatli davranır. Mesela ateiste de şefkatli davranır. Bu laikliktir. Ama fertler dindar olur, başbakan dindar olabilir, cumhurbaşkanı dindar olabilir fakat dinde laiklik zaten yapısında var. İslam’ın yapısında vardır.

“Noel kutlama, yılbaşı kutlama gibi durumlar Anadolu insanına yabancı.” Abdullah Doğan. Hadi canım oradan. Biz çocukken yılbaşı kutlaması olurdu, küçük köpeklere varıncaya kadar herkes neşe içinde olurdu. İnsanlar da neşe içinde olurdu, kediler de, tavşanlar da herkes neşe içinde olurdu. Bıraksınlar bunu. Her gelenekçi aile de açıyor televizyonu seyrediyorlar, öyle bir şey olmuyor. Yalnız edebiyle eğleniyorlar kendi tabirleriyle. Hz. İsa (a.s)’ın doğumu, mübarek bir peygamberdir Hz. İsa (a.s), sevinç vesilesi. Hz. İsrail (a.s)’ın doğumu, Hz. Nuh (a.s)’ın doğumu hepsi sevinç vesilesidir. Nasıl İslam peygamberi değildir diyebilirsiniz onlar için? Hepsi İslam peygamberi.

1800’lerde Lübnan’da yaşayan Maruni Hristiyan’l olan Butrus el-Bustani eğitim için Fransa’ya gidiyor, döndüğünde çok koyu Darwinist materyalist olarak dönüyor. 1870’lerde Beyrut’ta El Vataniye isimli okul açıyor ve yoğun olarak Darwinizm eğitimine başlıyor ve bütün Beyrut Darwinist oluyor. Ve bu Osmanlı döneminde. Okulun açılmasını Osmanlı teşvik ediyor, Darwinist eğitimin olduğunu da bilerek takdir ve teşvik ediyor. 1805’den itibaren, üçüncü Selim dönemi yani, 1807’den itibaren ise dördüncü Mustafa dönemi Osmanlı’da. Batılılaşma adı altında iki yüzden fazla kitap Arapça ve Türkçe’ye tercüme ediliyor. Bu kitapların hepsi dönemin materyalist Darwinist kitapları. Bütün Osmanlı’ya bu iki yüz Darwinist, Allahsız Kitapsız düşünceyi anlatan kitaplar dağıtılıyor. Dönemim tıp fakültesi olan Mektebi Tıbbiyeyi Adliyeyi Şahane’de tamamen Darwinist materyalist eğitim veriliyor.  1847’de okulu ziyaret eden Mc Farlane anılarında bu okul için diyor ki adam; “Çoktan beri bu kadar düpedüz materyalizm kitaplarını toplayan bir koleksiyon görmemiştim” diyor. En yoğun Darwinist eğitim Osmanlı’daydı. Ve halen de devam ediyor kesintisiz.

Hoca Tahsin’in Tarihi Tekvin yaratılış tarihi Osmanlı döneminde, “Bütün kainat ve varlığa hükmeden tekamül evrim kanunu gereğince kainat gelecekte erişmiş olacak.” Koyu Darwinist Hoca Tahsin.

Darul Fünun’da İslam üniversitesinin ilk hali, doğa bilimleri okutulması için özel bir kürsü kuruluyor ve bu kürsüde sadece evrim dersi veriliyor, Darwinizm dersi veriliyor. Ve bütün üniversite Darwinist oluyor.

“Adnan Hocam, oradaki ablalar kedicikse oradaki ağabeyler ne? Onları ne diye seviyorsunuz?” Onlar da aslan. Onlar da aslanlar.

Işık Ayrışın; “Sultanım maddenin hakikati, yekaze hali ve fena makamı konularında bizleri daha fazla derinleştirecek bilgileri açıklar mısınız?”

Çiğdem Çiçek; “Haber Türk kanalına çıktınız Yiğit Bulut’un karşısına” diyor. Orada işte en etkili vuruşu o gün yaptık. Adamlar, Darwinistler odanın içine saklandılar dışarı çıkamadılar. Önce ben Cihat ve Oktar’ı gönderdim sonra da ben gelip son noktayı koydum. Bunlar din deyince ayetleri ezberlemek, Kuran’ı su gibi ezberden bilmek, onu idgama dikkat ederek, tecvidle okumak o şekilde anlıyorlar. Halbuki Kuran’ın hikmeti ve özü önemlidir. Yani oradaki manayı hayata geçirmek önemlidir. Yoksa onu galgaleye dikkat ederek idgamına dikkat ederek okumak değil. Onu Araplar en iyi şekilde yapıyorlar. Ama en uygulamayanlar da yine Arapların içinden çıkıyor. Birçoğu öyle hepsi olmasa da.

Bunlar istiyor ki ben laboratuara gireyim, kafatasını alayım böyle pergelle ölçeyim, Karbon 14 metoduyla onların yaşını tesbit edeyim. Kenya’da kazı yapayım. Tabii ki hazır bilgiyi alacağım. Bediüzzaman diyor ki “Ahir zamanda Mehdi geldiği vakit ilk görevi Darwinizm’i materyalizmi darmadağın etmektir“ diyor birinci görevi. “Bu görevi yaparken“ diyor “Ondan evvel bir taifenin uzun tasdikatıyla hazırladıkları eserleri” yani kitapları, belgeleri, bilim adamlarının yaptığı araştırmaları “hazır bir program olarak alır neşr ve tatbik eder“ diyor. “Kendi araştırmaz“diyor. “Hazır araştırmaları alır“ diyor. Bak “ondan evvel bir taifenin uzun tasdikatıyla hazırladıkları eserleri kendi hazır bir program olarak alır neşr ve tatbik eder” diyor. Mehdi (a.s) öyle yapıyorsa biz de öncüsü olarak tabii ki Mehdi yardımcısı olarak bizde aynı şeyleri yaparız. Bunda şaşacak bir şey yok.

“Hocam evrim Kuran’a ters değildir evrimciler Kuran’ı kabul etmez.” Bu ne demek? Sen kendi sözünle zaten kendini çürütüyorsun. Evrim Kuran’a terstir çünkü Kuran’ı hiçbir şekilde kabul etmiyor. Allah doğrudan yaratılışı anlatıyor. Adem ve Havva’dan yarattım diyor ve mükemmel şekilde yarattım onları diyor. Ol derim olur diyor. Cennette Allah melekleri yaratıyor  evrimle mi yaratıyor? Cinleri, gılmanları, hurileri, Vildanları yaratıyor ve cennet çiçeklerini cennet bahçelerini yaratıyor bunları evrimle mi yaratıyor? Cennet meyvelerini yaratıyor evrimle mi yaratıyor? Bir anda yaratıyor Cenab-ı Allah.

Bunlar böyle beyaz gömlek giyip laboratuara girmemi istiyorlar.

Cenab-ı Allah diyor ki Ankebut Suresi 48’de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için, şeytandan Allah’a sığınıyorum “Bundan önce sen hiç kitap okuyan değildin.” Yani üniversite eğitimi herhangi bir eğitim alan değildin medrese eğitimi almadın.  “Ve onu sağ elinle de yazmıyordun” okuman yazman yok ümmiydin diyor Allah ama sana hikmet verdim Kuran verdim diyor Allah. Demek ki hikmet ve Kuran yeterli. Peygamberimiz (s.a.v.) Kuran’la bütün dünyayı dize getirdi. Hikmetle bütün dünyayı dize getirdi. Medrese eğitimiyle yapmadı bunu sadece Kuran’la yaptı. Demek ki Kuran’ı bilmek yeterli oluyor.

GÜLEN BATURALP: Allah ayette şeytandan Allah’a sığınırım, “Rabb’inin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Ben o anlamda ümmiyim. Ben Kuran’ı Arapça okumayı bilmem ama Türkçesini okuyorum. Yazmayı da bilmem tam bir ümmiyim. Ama getirsinler bana İstanbul Teknik Üniversitesi’nden de Ortadoğu’dan da ateist gençler getirsinler anında mağlup olurlar herkes biliyor bunu. Kaçma nedenleri de o yüzden oluyor daha yolda gelirken teslim olarak geliyorlar. O gün Haber Türk’te adamların içeriye saklanmasının nedeni de oydu.

Yakup Han Karagöz, “Osmanlıda da Darwinist eğitim var diyorsun peki bu devlet Kuran’la dünyaya 600 yıl hükmetmedi mi?” diyor. İlk başlarda öyle gidiyordu ama bak ben söylüyorum 1800’lerden itibaren Darwinizm’in pençesine düştü Osmanlı. Ondan sonra zaten gerileme devri ve batma devri başladı. Darwinizm yokken Osmanlı cihan hakimiydi ama gittikçe perişan oldu Darwinizm girdikten sonra.

Beşir Özer, “Saatlerdir gözümü kırpmadan izliyorum sizi. İyi yayınlar” diyor. Allah Allah.

 Yakup Han Karagöz, “Osmanlı mı Darwinist yoksa İttihatçılar mı? 622 yıllık cihan devleti ortada” diyor. Şimdi Osmanlı’nın ilk dönemleriyle son dönemini anlattım ama anlamazdan geliyor. 1800’lerden sonra Darwinizm Osmanlı’ya girdi ve Osmanlı tepe takla gitti ondan sonra yıkılma süreci başladı.’İttihatçılar’ ittihatçıları Osmanlı’ya niye teslim ediyorsun o zaman madem yanlış yoldalar? Abdülhamid durdurabilirdi ben Darwinist eğitim istemiyorum derdi. Her yerde ittihatçılar da vardı şunlar da vardı bunlar da vardı. Yani ittihatçı olmayla olmamayla olay bitmiyordu. Darwinizm bütün Osmanlı ülkesinin tamamında hakim oldu. Mısır’da hakim oldu, Fas, Tunus, Cezayir’de, Libya’da, Ürdün’de, Filistin’de, Mısır’da, İran’da, Pakistan’da her yerde hakim oldu. İttihatçılar sadece burada vardı. Osmanlı’nın olduğu her yerde Darwinizm hakim oldu. Yemen’de hiç alakasız yerlerde bile Darwinist eğitim tam anlamıyla hakim oldu. Buralarda Osmanlı hakimdi. İstese kesinlikle yasaklardı durdururdu. Bir avuç ittihatçı vardı sen bir avuç ittihatçıya mı Osmanlı’yı teslim ettin? Demek ki Darwinizm her yere hakim olmuş. Ama ilk yılları Osmanlı’nın tabii ki ihtişamlıydı çünkü Darwinizm yoktu. 1800’lerdir, 1800’lerden sonra yıkım başladı. Lamarck’lar Darwinizm’in ortaya çıkışı felaketin kapısını açtı.

1920’lere gelindiğinde Suriye’de komünist Michel Eflak ve arkadaşları Baas, Arap direnişi anlamına gelen El Baas el Arabi hareketi başladı. Baas demek Arap direnişi anlamına geliyor. El Baas el Arabi hareketi başladı. Baas’ın kurucuları Michel Eflak, Salih el Bitar, Zeki el Ersuzi Fransa’da eğitim gördüler Darwinist materyalist eğitim gördüler. Sosyalistlikle milliyetçiliği birleştirdiler Baas ideolojisini oluşturdular ve Suriye Irak’ı mahvettiler. Hem Osmanlı’dan kopardılar sonra da mahvettiler şu an halini de görüyorsunuz. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlığını kazanan Arap ülkelerinin hemen hepsi sosyalist cumhuriyetler kurdular. Sosyalist cumhuriyetler. Arap Sosyalizmi önce Mısır’da iktidara geldi. Mısır’ı, Suriye’yi ve Irak’ı izledi. Irak düştü, Suriye düştü, Mısır düştü tüm bu ülkelerde solcu darbeler yapıldı. Solcu komünist darbeler. Hepsi Darwinist’ti. Bediüzzaman diyor ki “Mehdi (a.s)’nin birinci vazifesi; Fen ve felsefenin tasallutuyla” yani biyoloji, paleontoloji ve felsefe, “maddiyun ve tabiiyyun taunu” yani Darwinizm ve materyalizm “beşer içinde intişar etmesiyle, Osmanlı’da ve her yerde gelişmesiyle, “her şeyden evvel felsefeyi ve maddiun  fikrini taununu tam susturacak tarzda” yani Darwinizm’i ve materyalizmi tamamen etkisiz hale getirecek bir tarzda imanı kurtarmaktır.” Mehdi (a.s)’nin birinci vazifesi budur diyor.

“Kuran’ın hikmeti ve özü önemlidir. Kuran’da anlatılanı hayata geçirmek önemlidir” sözüne karşılık olarak Sen Seni Bil diyor ki “Bu hikmet ve özü de bugüne kadar kimse anlayıp anlatamadı demeye çalışmanız acayip” diyor. Anlattıklarım doğru mesela başörtüsüyle ilgili adam 1200 sene o hurafe olan hadisleri muhafaza etmiş. İspat ettim anlattım. Şu anda da anlatıp ispat ediyorum. Görememiş adamlar.

Muhyiddin İbni Arabi diyor ki “Hz. Mehdi Arapça’yı pek bilmez” diyor “Muhammed aleyhisselam’a çok benzeyen bir kimsedir o Mehdi” diyor. “Fakat” diyor farklı olarak Peygamberimiz (s.a.v.) Arapça’yı çok iyi biliyor, konuşuyor “o pek konuşamaz” diyor Arapça’yı pek bilmez diyor Mehdi (a.s). “Fakat ahlakı hususunda ondan farklı da olmaz,” Peygamber (s.a.v.)’den farklı da olmaz. “Mehdi orta boylu erlerdendir. Mülkün dönemi onunla biter velayet onunla hatme erer” diyor Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri.

Cenab-ı Allah diyor ki Resulullah (s.a.v.)’a vahiy ediyor. “Resulullah ferman buyurdu: Mehdi kendisini akıl giysisiyle donattı. Ve akla yatkınlığın tüm kurallarıyla onu elinde tuttu, kavradı ve kendini ona adadı. Onun için akıl; aradığı kayıp eşya, onun dileği ve istek duyduğudur.” Akıl onun için çok önemlidir diyor Mehdi (a.s) için.

Mesela Cemal Abdülnasır Mısır’da biliyorsunuz başa geçmişti. Darwinist, Stalinist milliyetçilik ideolojisini geliştirdi. Nasır’a Stalin’e verilen madalya verilmiş. Aynı madalya.

Ben Hamit, “Antropoloji bir bilim dalıdır.” Teşekkür ediyorum. İyi oldu öğrendim. “Siz bu bilim dalına mı dayanarak insanlık tarihi ve insanlar hakkında fikir beyan ediyorsunuz?” Sırf antropoloji olur mu? Jeoloji de var, biyoloji de var, zooloji de var bütün bilim dalları. Paleontoloji var hepsi var. Sayda say. En az otuz bilim dalı olabilir.

 “Ülkemizdeki bir buçuk milyon kripto Yahudi’nin çoğunun CIA Amerikan merkezli istihbarat teşkilatı ve MOSSAD’a,  İsrail istihbarat Teşkilatı’nda gönüllü çalıştığı hakkında ne düşünüyorsunuz? İslam’ın içini boşaltmak için var gücüyle çalıştıkları ve Türk milleti ve Müslüman’ların kötülüğü için çalıştıkları hakkında ne düşünüyorsunuz.” Cengiz Akbaş. Bir buçuk milyon kripto Yahudi yani gizli Yahudi. Niye gizlesin adam Yahudiliğini, ne zoru yani? Ne kazacak Türkiye’de? Türkiye’de zengin olamaz. Bir şey de elde edemez. Dünyanın her tarafına gidebilir Yahudi,  para kazanacaksa. Dolayısıyla Yahudilikten Müslüman’lığa dönenler gerçekten Müslüman oldular. Musevi’likte karar kılanlar da gerçekten Musevi olarak kaldılar. Niye kripto falan, arada derede kalsınlar ne zor yani? Bunun bir mantığı yok. Bir de hadi öyle bile olsa niye CIA’ya çalışmaya mecbur olsun, MOSSAD’a çalışmaya mecbur olsun? Burada çok zorlama bir mantık var. “İslam’ın içini boşaltmak için var gücüyle çalıştılar.” İslam’ın içini boşaltanlar senin alim dediğin adamlar. Hurafeleri kim İslam’a getiriyorsa IŞİD’in, Taliban’ın, El Kaide’nin mantığını kim ortaya koyduysa, hangi kitapları ortaya koyduysa sen İslam’ın içini boşaltanları orada ara. Niye dışarıda arıyorsun?” Türk milleti ve Müslüman’ların kötülüğü için çalışanlar” işte İslam’ı şirk dini haline getirenler. Cahil, bağnaz,  gelenekçi hocalar. En büyük İslam’a zarar verenler onlar.

 “Sizce İsrail’in Türkiye’ye bir özür borcu var mı? Düşünceleriniz nelerdir?” Ceylin Sağlam. Ben özür dilemelerini burada söyledim. Tevrat’a uygun olduğunu da söyledim. Özür dilediler. Fidye de verin dedim. Miktarında da anlaştık. Ben konuştum. Ama Türk hükümeti kabul etmedi. AK parti hükümeti kabul etmedi. Fidye miktarı, şu anda da anlaşamıyorlar. Halbuki alsalar o fidyeyi, bayağı makul bir miktardı benim söylediğim, tamamdı.

“Hocam benim ev arkadaşım materyalizmi savunuyor. Fakat bazı yerlerde çelişkiye düşüyor. Öbür ev arkadaşım milli görüşü savunuyor. Kafam çok karıştı. Ne olur bir akıl verin.” Akıl vereyim de, şöyle akıl vereyim sana. İnternetten gir benim sitelere gir, Harun Yahya sitelerine orada kitaplar bedava indirebilirsin.

“Hocam toplam kaç kediciğiniz var? En sevdiğiniz hangisi?” Beşir Özer. Bizim sarman var, tekir var. Hanımları kastediyor. Kedileri mi kastediyor anlamadım. Hepsini en çok seviyorum. Burada gördükleriniz yüzde biri değildir.

KARTAL GÖKTAN: Aziz Sancar’ın yeni açıklamaları vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım ne diyor?

KARTAL GÖKTAN: Nobel ödüllü Aziz Sancar Hoca, “Müslüman olmaktan gurur duyduğunu ancak bunu Amerika’nın birçok bölgesinde söyleyemediğini belirtti. Amerika Başkan Adayı Donald Trump çıktı ve ülkeye Müslüman’lar alınmasın dedi. Her ne kadar Amerikan hükümeti karşı çıktığını kabul etmediğini söylese de Amerikan halkının yüzde ellisinde bu düşünce tamam buldu. Yani sadece marjinal bir fikir olarak kalmadı. Bir şekilde İslamofobik Müslüman karşıtı düşünceler destek bulabiliyor hala. Bu son derece tehlikeli bir durum. Umuyorum ki aldığım Nobel ödülü farklı kültürlerin, farklı dil ve dindeki insanların birbirlerini anlamasına yardımcı olur” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi güzel de, sen kadını taşlayarak öldürmeden bahsedersen,  Hoca’yı tenzih ediyorum, Hoca mübarek bir insan. Sakalını keseni öldürmekten bahsedersen, namaz kılanı öldürmekten bahsedersen adam da seni evine sokmaz. Tabii ki istemez. Hem Avrupa Birliği’ne girmek isteyeceksin, hem asacağım, keseceğim, doğrayacağım diyeceksin. Dekolteye karşıyım, müziğe karşıyım, resme karşıyım, sanata karşıyım. Adam sana bu şekilde muamele eder o zaman. Sen adamın yanına yanaşmaya çalışıyorsun, onda güzel şeyler gördüğüne inanıyorsun.  Ama kendin güzel olan her şeye karşısın, olmaz böyle.

Haberci Cihaber “Hocam ilgi ve dikkatle takip ediyoruz. Ülkemizi ve dünyanın kronik sorunlarına,  hedefli doğru köklü analizler yapıyorsunuz.” Allah razı olsun.

Engin Alkaya. Engin ya ben konuşamıyorum, ya sen anlamıyorsun. 1800’lerden sonra Osmanlı bozuldu. Darwinizm Osmanlı’ya girdi ve mahvoldu Osmanlı. Bu bilimsel bir gerçek, tarihi bir gerçek ayrıca. Neyini inkar ediyorsun bunun? 1453 o Fatih’in devri. Sen Fatih’in devrini niye karıştırıyorsun? Fatih’in devrinde Darwinizm mi vardı? Bunlar zannediyorlar ki Osmanlı boydan boya Darwinist’ti. Osmanlı’nın 1800’den sonraki dönemi Darwinist.

İsrail özür dileme,  asla dediler. Ne özrü dediler, ne yapıyorsanız yapın dediler. Fidye de ödemeyeceğiz, özür de dilemeyeceğiz dediler. Ben buraya gelen hahamlarla uzun uzun konuştum. Tevrat’tan tarif ettim. O zaman kabul ettiler. Zaten iki gün sonra da açıklama oldu. Sonra her yerde AK Parti Belediye Başkanları,  özellikle Ankara Belediye Başkanı, “bu bizim zaferimiz. İşte biz adamı böyle yaparız, dümdüz ettik, helal olsun bize” falan. Kardeşim seni adam yıllarca dinlemedi. Senin kahramanlığın falan değil. Tevrat’la anlattık kanaati geldi adamların, bu insanların.

Kardeşim Mehdiyet iddia değil, ispattır. Adam ortaya çıkacak ben Mehdi’yim diyecek. İyi tamam hayırlı uğurlu olsun. Öyle olmaz, ispat. İslam dünyaya hakim olur. Başına geçer İslam aleminin, biz onu Allahualem Mehdi (a.s) olduğunu düşünürüz o kadar. İlla kesin iddia da etmeyiz. Allahualem herhalde öyle diyeceğiz.

Fikret sen söyle anlat bakalım.

BÜLENT SEZGİN: Yemen’deki savaşın 268. gününde Suudi Arabistan’ın hava operasyonları sonucu 72 bin 925’in üzerinde ev bombalar sonucu yıkıldı. 7 bin 235 sivil hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: İşte o zulüm kesintisiz gelişerek devam ediyor.

“ Ömer Çelik gibi radikal gelenekten gelen bir şahsın nerelere savrulduğunu görünce yolumun milli görüş ile kesiştiği için Allah’a hamd ettim.” Diyor. “AK Parti milletin kendisine verdiği şansı yanlış anlamış.” İmkanı diyecek halbuki.  “Millet size İsrail saldırıyor diye yüzde 49 verdi. İsrail ile barışın diye değil” diyor. AK Parti’de ciddi eksen kayması yaşanıyor. AK Parti Sözcüsü Çelik İsrail devleti halkı Türkiye’nin dostudur.  Tüm AK Partililer ve duyarlı insanlar AK Parti Sözcüsü’nün İsrail devleti Türkiye’nin dostudur açıklamasına tepki vermeye davet ediyorum.” Bak bu çok çok sevgisiz, merhametsiz bir bakış açısı. Bu işte yıkılan devletlerin tebalarında görülen üsluplar bunlar. Ama buna rağmen buna müsaade etmeyeceğiz bu ruha, bu üsluba müsaade etmeyeceğiz. Kum gibi çok böyle adamlar. Bunlara sevgiyi öğreteceğiz.

Güven Alp Yürür, “Sevgisizlik bir ülkeyi mahveder dediniz ama hangi batı ülkesi Müslüman’ları seviyor?” Niye sevmiyor? Sevmemesinin nedeni ne? Çünkü radikal, gelenekçi, Ortodoks İslam anlayışını savundukları için. Şunu asalım, bunu keselim, bunu dövelim, İsrail’den nefret edelim kafası olunca seni kimse sevmez. Yunan’dan nefret et, Rus’tan nefret et, Arap’tan nefret et. Sonucunda felaket olur Allah esirgesin.

Musa Bin Ubeyir, Uhud Savaşı’nda bir kılıç darbesiyle sağ kolunu kaybetti. Ardından sancağı sol koluna aldı” bak önce sağ kolu kopuyor “Ardından sancağı sol koluna aldı. İkinci bir kılıç darbesiyle sol kolunu da kaybedince bu haliyle kendisini Peygamberimiz (s.a.v.)’e siper yaptı.” Daha hala devam ediyor. Bak atın üstünde iki kolu yok Peygamber (s.a.v.)’e kendini siper ediyor. Bak görüyor musun delikanlıyı, koç yiğidi görüyor musun? “Peygamber (s.a.v.)’i korurken vücuduna saplanan bir mızrak ile şehit oluyor.” Peygamberimiz (s.a.v.)’e fırlatıyorlar mızrağı, o öne geçiyor, ona geliyor. Delikanlılığın hası. Yiğidin hası maşaAllah.

Aziz Sancar Nobel ödülünü Genel Kurmay Başkanlığı’na teslim etmiş. Kendisinde tutmamış. O da bir delikanlılık, yiğitlik. “Atatürk’e, milletimize ve devletimize borçluyum” demiş ve ödülü Genel Kurmay’a teslim etmiş. Havaalanında ağabeyinin elini öpüyor, ne kadar güzel, bir yücelik bu. Aziz Sancar bu yüzden, bazı züppeler tarafından eleştirmişler, el öpüyor diye. Bazıları için söylüyorum bunu, bu bir ahlaksızlık. Bu bazı kişiler için bir daha söylüyorum. El öpmesi onun yüceliğidir Aziz Sancar’ın. Adı gibi aziz olsun.

“Saat 03:30, aslan Adnan Oktar altı buçuk saattir canlı yayında devam ediyor. Hem de ne coşku ve ne güzellikte maşaAllah, elhamdülillah.” Diyor Meltem.

Savaş Selim Kazan, başka kanallara çıkmam gerektiğini söylüyor. Ama en iyi izlenen kanal da, bizim kanal.

“Moşiyah Mehdi’nin ruhu bizim tutunabileceğimiz bir umut ışığı, neşenin güzel kokusu ve her şeyin en iyisiyle sonuçlandığı ümididir” diyor iman edenlere.  “Moşiyah tüm dünyayı tek bir kere silah kullanmadan fethedecektir” diyor.

Ömer Çelik Hocam bağnazların sözünden hiç etkilenmesin. Doğru, biz İsrail’le dost olacağız. Üç yıldan beri anlatıyorum. İsrail’le düşman olmamız için hiçbir sebep yok. Arkadaş ve dost olacağız. İsrail yanlışlık yaparsa onu eleştiririz, hata yaparsa eleştiririz ama devletini ve milletini severiz. Devletinin ve milletinin içinde anormal insanlar varsa onlarla işimiz olur. Yani onlara deriz “Siz yanlışsınız, doğrusu budur” ıslah etmek için, doğru yola getirmek için konuşuruz. Ama milletin yüzde doksan dokuz virgül doksan dokuzuna sevgimiz ve muhabbetimiz olur. Bozuk olanlara eleştirimiz olur. Onun için Ömer Çelik Hoca doğru yolda. Bağnazlara eğer uyulursa, bu ülkeyi onlar mahveder. Nasıl Suriye’yi mahvettiler, nasıl Irak’ı mahvettiler? Bu adamların kafasına uyulduğunda bunların yapacağı şey mahvetmektir. Hem kendisi bir şey yapamaz, denizlerde boğulan insanlar konumuna gelirler, Allah esirgesin.

Şu Cübbeli’yi seyredelim de.

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımıza Cübbeli’nin videolarıyla devam ediyoruz.

VTR: Cübbeli Ahmet Hoca, Hz. Mehdi (as)’ın Zuhurunun Çok Yakın Olduğunu Anlatıyor ve Buna İnanmayanları Uyarıyor

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü