Harun Yahya

Sohbetler (1 Ocak 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün bir şehidimiz var, özel harekat polisimiz şehit oldu Adnan Bey Şırnak’ta. Sokağa çıkma yasağı devam ediyor Cizre ilçesinde, çatışmalar da devam ediyor. Bir özel harekat polisi şehit oldu ve bir askerimiz de şehit oldu aynı zamanda.

ADNAN OKTAR: Onlar cennet kuzusu cennet, aslan onlar. Hakiki efe koçyiğit. Allah şehadetlerini makbul etsin. Şehadetlerini tebrik ediyoruz. Allah bizleri de o şerefe nail etsin. O şerefe nail olmak önemli. Allah annesine babasına uzun ömür, sağlık sıhhat, afiyet, bereket versin.

Dinliyorum evet.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı fezlekeyle hafta sonu Diyarbakır’daki DTK toplantısında konuşan HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, HDP Milletvekilleri Selma Irmak, Ertuğrul Kürkçü ve Sırrı Süreyya Önder’in dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istedi. HDP’li siyasetçiler hakkında TCK’nın 302. maddesi uyarınca devletin birliğini bozmak ve ülke bütünlüğünü bozmak ve TCK 214. maddesi kapsamında suç işlemeye tahrik etmek, suçundan soruşturma başlatıldığı bildirildi.

ADNAN OKTAR: Tamam. Meclise mi soracaklar? Mecliste karar verecekler. Evet. İşte artık onu meclis değerlendirir.

Sevgi etiketi yapalım. “Tek yol sevgi” diyelim, evet.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Murat Karayılan 2016’nın Kürtler’in kader yılı olduğunu ifade ederek “2016 yılının Kürt halkının özgürlük yılı olacağının sözünü veriyoruz. Devrimci halk savaşı perspektifine ilk defa bu kadar yaklaştık ve uyguluyoruz. Artık biz bu tezi ele alıp yaşamsallaştırıyoruz. Bu konuda yürütülen mücadele Kürt halkının özgürlük mücadelesini yeni bir aşamaya getirmiştir” dedi.

ADNAN OKTAR: Benim bildim bileli PKK her yıl bu açıklamayı yapar bıkıp usanmadan, aynısı. “İşte bu sene bitiyor, bu sene imzayı çakacağız konu bitti.” Atışı bıraksın, böyle boş lafları da bıraksın. Bir arşivlere baksın her yerde aynı şeyi söylediğini görecek. Ya bunadı ya milletin hafızasıyla alay ediyor kendince. Ama birinci ihtimal daha yoğun.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya Fatih Camii’nde son yolculuğuna uğurlandı. Karakaya’yı devletin zirvesi uğurladı. Sayın Kılıçdaroğlu ise taziye için aradı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Hasan Karakaya’nın mezarı başında Kuran’ı Kerim okudu.

ADNAN OKTAR: Var mı Tayyip Hocam’ın kıraati?

KARTAL GÖKTAN: Videosu var mı?

BÜLENT SEZGİN: Yoktu.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam Hocadır işte hakikaten o eğitimini almış. Gelip bana hoca diyorlar o yanlış. Tayyip Hoca ilim ehlidir. Hasan Karakaya’ya da Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun. Allah ailesine sevdiklerine sabr-ı cemil nasip etsin. Acayip acayip iftiralar atıyorlar, bilmem ne yapıyorlar. Vefat eden bir insanın arkasından böyle konuşmak çok yakışıksız.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın videosu gelmişti Adnan Bey, cenaze töreninden.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Çok güzel, Hocamız’ın kıraati güzel.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Diyarbakır Barosu Avukatlarından Muhammed Neşet Giresun ile Batman Barosu Avukatı Erkan Şenses’in Şırnak’ın Cizre ilçesindeki sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve operasyonun durdurulması için yaptığı doğrudan başvuru nedeniyle Türkiye’den savunma istedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’ye savunma yapması için 8 Ocak tarihine kadar süre verdi.

ADNAN OKTAR: Çok mantıksız. Bir terör hareketi var. Biz Fransa’dan savunma istiyor muyuz? Niye asker indirdin, niye bu kadar polisi yığdın Paris’e, niye bu kadar tedbir alıyorsun, değil mi? Sokağa çıkma yasağı niye ilan ediyorsun diyor muyuz? Çok münasebetsiz bir hareket. Ama tabii hukuki bir hak varsa, hukuki bir mantık varsa, bu herkese uygulanıyorsa, bize de uygulanıyorsa o zaman tamam. Ama bize orijinal uygulanıyorsa hukuka uymayacak şekilde bu olmaz. Hukuk içerisinde her şeye eyvAllah deriz kabul ederiz.

 Öztürk, “Hocam neredesin kaç saat oldu?” diyor.

Mevlana, “Güzeller güzeli değerli Hocam. Bir süredir Mevlana’nın eserlerinde geçen Kuran’a ve İslam ahlakına uygun olmayan yerleri açıklıyorsunuz. İslami değerleri sahiplendiğiniz, her şeyi Kuran gözüyle değerlendirdiğiniz ve ufkumuzu açtığınız için Allah razı olsun. Kitabın hitap ettiği insanlar düşünüldüğünde çok dikkatli olmak, fitneye ve akıllarda karışıklığa yol açacak bir anlatım olmaması gerektiğini vesilenizle bir kez daha iyi anladım.” O dönemde zaten Moğollar Anadolu’daki yani Moğollar derken Hülagu deccalının azgın cellatları. O asrın azılı deccalı olan Hülagu var. Hülagu, gasp ve hırsızlıkla elde ettiği mallardan bol miktarda Mevlana’ya veriyor ama zibil gibi. Ve adamlarına, Mevlana’nın bütün adamlarına dağıtıyor. Diğer tekke, zaviyeleri ve tarikatları Mongol sürüleri kılıçtan geçiriyor deccal ordusu. Zaten tarikat, alim, hoca kalmıyor sadece Mevleviler’e müsaade ediyorlar. Yani büyük bir felaket. Ve anlatımlar hep İslam’a Kuran’a zıt. Ama bize Mevlana diye hayal bir x şahıs sunmuş olabilirler araştırıyoruz. Ama devletin resmi kaynakları felaketi doğruluyor. Resmi kütüphaneler, devletin garanti verdiği kitaplar felaketi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Buna müsaade etmeyiz. Adam diyor ki, bir şeyler anlatıyor Mevlana “İnşaAllah Hocam” diyor, “ne inşaAllah diyorsun, inşaAllah demene gerek yok ben zaten karşındayım ben söylüyorum zaten” diyor “nerenin inşaAllahı?” diyor haşa. Yani “Ben Allah’ım” diyor “inşaAllah demene gerek yok ki” diyor. O kadar çok ki kendisinin Allah olduğunu söylediği ifadeler bir tane iki tane değil. Kadınlara nefret oluk oluk. Evrim; Darwin’den daha da evrimci, Darwin’den daha kapsamlı evrimci. Ha, derse ki adamlar “Kardeşim bu kitaplara böyle uydurmaları koymuşlar bunlar yalan, Mevlana mübarek bir insan” inanırım. Ama devlet kitaplarına bunu kim koydu bunu araştırsınlar o zaman. En eski kitaplarda da var, en yenilerde de var, Farsça orijinallerinde de var, bu ne bu? Ne oluyoruz böyle?

OKTAR BABUNA: Dün söylediniz, kendi oğlu da karşı çıkıyor Mevlana’nın.

ADNAN OKTAR: Bir kere Mevlana’ya karşı gelen herkes öldürülüyor. Kayseri’yi haritadan sildiriyorlar, haritadan siliyorlar Kayseri’yi. “Mevlana’yı kabul ediyor musun etmiyor musun?” Soruyorlar Kayseri’ye “etmiyoruz” diyorlar, Kayseri’yi dümdüz ova haline getiriyorlar, canlı hiçbir şey bırakmıyorlar kitle katliamı yapılıyor, çoluk-çocuk, kadın herkes. Milletin altını parası ne varsa hepsini topluyor götürüyor Mevlana’ya veriyor. O da yiyor parayı ve bütün müritlerine adamlarına dağıtılıyor. Tarihin kaydettiği en büyük deccallardan birisi Hülagu. Gelmiş geçmiş en büyük deccallardan bir tanesi. Bir de Mesnevi’den çıkarılan daha da galiz izahlar var Türkmenler’le, Bektaşiler’le ilgili izahlar onlar da çıkarılmış Mesnevi’den. Çıkarılmış olmasına rağmen böyle.

Bir deve on dinar; bin dinar alıyor bin dinar. Bak, bir deveyi on dinara alıyorsun, adama verilen para bin dinar. Hülagu kendisine verdiği destekten dolayı Mevlana’ya Şeyhü-ş Şeyh-ul Rum yani Rum’un yani Anadolu’nun şeyhi ilan ediyor. Rumi lakabını da takan yine Hülagu deccalı. “Senin ismin Rumi olsun” diyor. Bak, Şeyhü-ş Şeyh-ul Rum, şeyhler şeyhi yani Rum’un Anadolu’nun şeyhi. Gasp edilen mallar hep dervişlere, oradakilere dağıtılıyor Mevleviler’e. Ama kimlerden alıyor? Ahiler’den, Ahiler’den çoluk-çocuk, kadın herkesi katlettiler. O zaman Ahi kadınlara bacı deniyordu, bacılar grubu diye bir ekip, tamamını katlettiler. Ahilik lonca sistemiyle hareket eden bir sistem, hepsi katledildi. Yani şehit edildi. O devirde bütün şeyhlerin ve ailelerin Anadolu’da Mevlana’ya Bağlanması Hülagu tarafından emredildi “yapmayanı öldürürüm” dedi adam. Çığ gibi Rumilik yayıldı Anadolu’da. Mecbur yani ikinci bir yol yok. Böyle bir din anlayışı olur mu? Akıl almaz katliam yapıldı Tokat, Turhal, İç Anadolu her yerde oluk oluk Müslüman kanı akıttılar. Halifeyi atlara ezdirerek şehit ettiler. Müslümanlar’ın malına el kondu, hepsini bu Mevlevi dervişlere dağıttılar Anadolu’daki. Hülagu Bağdat’ı aldığında, Bağdat’ı işgal etti biliyorsunuz yaktı-yıktı kütüphaneleri, halkı kılıçtan geçirdi mahvetti Bağdat’ı. Mevlana bu işgali övüyor “çok iyi oldu” diyor. Hülagu atlarına üç gün oruç tutturmuş bu orucun hürmetine ata. Ata oruç tutturulur mu? İşte deccal kafası. Hayvan ne anlar ondan? Bunu da övüyor Mevlana. “Bu orucun hürmetine Allah ona öyle fetih verdi” diyor “atlar oruç tuttu” diyor. Alay eder gibi bir ifade bu. Sırf Bağdat’ta sekiz yüz bin kişi kılıçtan geçirildi çoluk-çocuk, kadın. Mevlana da destekliyor bu adamı, verdiği paraları da yiyor. Cariyelerinden birini Şems’e veriyor evlen diye, adam döve döve kadını öldürüyor Şems. Bir cinayet daha. Kayseri’de ağaçları, bitkileri her şeyi yakıyor Hülagu ordusu. Hatta Kayseri’nin bitki dokusu değişmiş, felaketin boyutuna bak. Bütün ağaçlar falan her şeyi yakmışlar, yeni bir bitki dokusu meydana gelmiş Kayseri’de ondan sonra. Her yeri ateşe vermişler. Türkler’e şiddetle karşı Mevlana, hep aşağılıyor konuşmalarında. Kendisi Türk asıllı değil. Tamam ırkçı değiliz biz hangi ırktan olursa olsun. Farisi ama müthiş bir Türk karşıtlığı var akıl almaz derecede. Nerede çirkin bir şey varsa Türkler’i işin içine sokuyor

“Fransa terörle mücadele ettiğinde askeri niye sokağa yığdın diye kimse Fransa’yı savunmayı istemiyor, Türkiye’den de istenmemeli” sözüme karşılık olarak ZZ 23 T Kürt. “Çünkü Fransa tankla tüfekle evleri bombalamıyor, çocukları öldürmüyor, katliam yapmıyor anlatabiliyor muyum?” Olur mu canım? IŞİD baskını oldu diye o diskoteğe geldiler otomatik silahla herkesi taradılar. Nasıl katliam yapmıyorlar? Sivil katliamı da yaptılar herkesi öldürdüler orada.

Fransa olay olduğunda, o terör olayları olduğunda ilk gün açıklama yaptı zaten. Dedi ki “İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Fransa uymayacak” dedi. Net, bak “İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Fransa uymayacak” dedi. Yani “Terör konusunda uymayacağız” dedi. Hiç kimse “Sen nasıl İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uymazsın?” demedi. Çünkü Fransa bu. Türkiye oldu mu bas bas bağırıyorlar. Türkiye söyleseydi bunu yeri yerinden oynatırlardı. Tayyip Hoca söylese değil mi? “Ben İnsan Hakları Anlaşması’na uymayacağım” dese.

“Bunlar tercümanın hatası” diyor arkadaş, Farsça’dan tercüme edilmesi. Şimdi bak, Farsça’sına da baktık Farsça’sı aynı. Şöyle deseler “Farsça’sını yazan adam uydurmuş bunları” de. Farsça’sında da aynı öyle bir şey yok. Yani kurtaracak gibi değil olay. Ama birisi çıkmış bu kitapları yazmış Mevlana adına diyorsan o ayrı mesele. Ama var. Farsça’sı da aynı bütün kütüphanelerde de, satılanlarda da aynı bu konular var.

“Allah senin zahirine bakar, ben senin kalbine bakarım” diyor. “Allah zahire bakar” diyor, “ben senin kalbini bilirim” diyor. Tam tersine, sen zahiri görürsün Allah kalbi bilir. Bunları eğer gizlerse bir insan çok büyük hata yapar.

BÜLENT SEZGİN: “Allah sinelerinden özünde saklı olanı bilendir” diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii, Cenab-ı Allah “gizlinin de gizlisini bilir” diyor Allah ayette.

EBRU ALTAN: “Kişiyle kalbi arasına girer” diyor Allah.

BEYZA BAYRAKTAR: “İçinizdekini açığa vursanız da gizleseniz de Allah onu bilir” diyor.

BÜLENT SEZGİN: “Şah damarınızdan daha yakındır” diyor.

DİLARA EZBER:  “Allah dilemeden siz dileyemezsiniz” diyor Allah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Yalnız belayla mücadele edebilmek için Türkiye’nin modern aydın olması lazım. Kadını modern olmayan bir ülke asla modern olmaz. Kadını rahat olmayan, kadını özgür olmayan bir ülke asla özgür olmaz. Kadınına baskı olan bir ülkede insanlara baskı olmaması mümkün değil. Kadınların gülmediği bir ülkede hiç kimse gülmez. Kadınlar mutlu değilse hiç kimse mutlu olmaz. Kadınlara özgürlük. İstediği gibi yesinler, içsinler, gezsinler. Sadece saygı ve hürmet görecek kadınlar. Şuranı ört, buranı aç bilmem ne böyle şey olmaz. Onlar erkeklere karışmıyor erkekler de kadınlara karışmayacaklar.

Fransa yaptığı operasyonlarda IŞİD’li diye yakaladığı adamı çırılçıplak soydu anadan doğma, adamın her yeri görünüyor. Sokakta adamı öyle çırılçıplak götürdüler. Adama ne olduğu da bilinmiyor şu an, adamdan ses yok. Yani sağ mı ölü mü yaşıyor mu? Kimse bilmiyor.

“Hülagu değerli Türk hakanıydı. Araplara karşı Türkleri korudu” gibi sözler söyleyen bazı kişiler var. Hülagu azılı bir deccaldı, Budist bir deccaldı akıl almaz katliamlar yaptı. Sırf Bağdat’ta sekiz yüz bin Müslüman’ı şehit etti. Sen ırk hasebiyle deccala sahip çıkarsan senin de onun ordusundan olma tehliken olur. Aklını başına alacaksın. Hadislerde belirtilmiş azılı bir deccaldır. Hülagu’nun çıkacağını Peygamberimiz (s.a.v.) deccalın çıkışından çok önce söylemiştir. Şeklini, şemailini, yapacağı katliamları hepsini anlatmıştır Peygamberimiz (s.a.v). Hülagu ayrı bir bap olarak hadislerde çıkışından yüz yıllar önce bildirilmiştir. Böyle azılı deccala sahip çıkmak, ırk adına sahip çıkmak çok çirkin. Muhsin Emre Demiröz.

Fransa o zamanlar sırf Cezayir’de bir buçuk milyon Müslüman’ı şehit etti. Filmleri var o devirde kendileri çekmişler filmleri. Adam çadırından çıkıyor Arap, etrafına bakınıyor, otomatik tüfekle tarıyorlar adamı. Adam koyunlarını güdüyor çoban, rastlıyorlar otomatik silahla darmadağın ediyorlar adamı şehit ediyorlar. Kadınları çırılçıplak soyuyorlar önce tecavüz edip sonra da otomatik silahla tarıyorlar. Akıl almaz bir nefret vardı unuttu Cezayirliler de bunu. Fransa’ya gidebilmek onlar için büyük bir nimet şu an büyük bir bölümüne. “Bir Paris’e gidebilseydim hayırlısıyla” o kafadalar yani. Tabii ki şu anki neslin bir suçu yok ama bunun yanlışlığını anlatmaları lazım, çirkinliğini anlatmaları lazım.

Pest Vet Vet, “Mevlana ile ilgili yorumlarınız çok enteresan. Acaba gerçek mi? Emin olamıyorum açıkçası.” Ben de emin olamıyorum ama devletin resmi eserlerinde kitaplarda böyle yazıyor, orijinal Farsça’sından böyle yazıyor. Belki adamcağız hiçbir şey yapmadı üstüne attılar bu konuyu bilmiyorum. Ama tarihi kaynaklara da baktığımızda Mevlana isimli birisinin Hülagu denilen deccalı desteklediğini görüyoruz tarihi kaynaklarda. Hülagu deccalının oluk oluk para verdiğini görüyoruz. Belki hepsi oyun ama belki hepsi gerçek. Ben şimdi bunu kitap haline getiriyorum. İnşaAllah yanlış biliyorumdur, ben yanlış biliyor olmayı çok isterim. Yanlış bilgi aktarıldığını da bilmeyi çok isterim. Ben ne yapacağım yanlış bir şeyse, değil mi? Keşke Mevlana düzgün bir adam olsa, inşaAllah düzgün biridir. Ben niye isteyeyim bunu? Ama netice dehşet verici.

M. Kılıç, “Bu kitabın gerçek Mesnevi olduğunu nereden biliyorsunuz?” Kardeşim, kütüphanede devlet damgalı kitaplar ne bileyim ben? Okuduğumuzda bunu görüyoruz. Farsça’sı orijinalinde bunları görüyoruz. Ya büyük bir tarihi oyun oynandı bize bilmiyorum. İngiliz derin devletinin en çok müracaat ettiği adam Mevlana.

Mehmet Ali Kaya, “Haşa, Kuran’ın kölesi olarak kendisini gören Mevlana nasıl Mesnevi’sini Kuran’dan üstün görür? Bu, o büyük insana büyük bir töhmettir. Mesnevi, Kuran’ı Kerim’in bir nevi manevi tefsiridir.” Zaten manevi tefsiri demiyor. “Peygambere Kuran aracıyla geldi” diyor “Bana doğrudan Allah’tan vahyedildi. Aracıyla gelen erir gider” diyor “ama Allah’tan doğrudan gelen kaybolmaz” diyor. “Mesnevi-yi Kerim” diyor bak Mesnevi için. “Mesnevi-yi Kerim, ona şeytanlar el süremezler” diyor “ancak temiz olanlar ona el sürebilirler” diyor Mesnevi-yi Kerim’e, “O Allah katından bir indirmedir, Lehv-i Mahfuz’dadır onun aslı” diyor. “Batıl ona önünden arkasından yaklaşamaz” diyor. Bu ne bu? Bu Kuran için anlatılan ayetler “bu Mesnevi içindir” diyor. İnşaAllah bize yalan söylüyorlardır doğru değildir. “Allah şekle bakar ben gönüllere bakarım.” diyor.  Bak otuz kere söyledim yine söylüyorum; gerçek Mevlana Celaleddin Rumi diye birisi olabilir. Bu insan da mükemmel bir insandır ben buna saygı duyarım. Ama bu kitaplarda İslam’a, Kuran’a, dine, imana, Türk milletine akıl almaz hakaretler var. Ben bu hakaretlere müsaade etmem. Ben kimseye hakaret etmiyorum, iftira da atmıyorum kitapta yazanı söylüyorum. Okuyorum sadece “bu yanlıştır” diyorum o kadar başka bir şey demiyorum. Samimi gerçek anlamda dürüst Mevleviler’in hepsini tenzih ediyorum. Mevlana’nın kendisi de eğer dürüst bir insansa eğer bunları yazan kişi değilse onu da tenzih ediyorum. Ben bu kitaplardaki yazan sanal şahsı söylüyorum. Ben bunun bu iftiralarını, iddialarını, hakaretlerini kabul etmiyorum. Konu bu. Çünkü bununla İslam’ı yıkmaya kalkıyorlar. Buna müsaade etmem.

Şeyhimize benim tesbihlerimden bir-iki tesbih götürelim, bir de tombak. Osmanlı sever o, inşaAllah.

Bak, masada meyve suyu oluyor şişede nasıl çırpınıyorlar? Hayır güzel yani İslam’a titizliklerinden. Kardeşim, adam “şarap helal” diyor, aklını başına al. Sen buna nasıl susuyorsun? “Hiç mi şarap içmedik?” diyor öbürü de. İçtiysen hata yapmışsın günaha girmişsin, “şarap helaldir” diyemezsin sen.

Bazıları da beni korkutmaya çalışıyor işte “sana binlerce dava açarlar, yüzlerce dava açarlar.” Ahiretteki dava çok önemlidir. Siz beni neyle korkutmaya çalışıyorsunuz öyle? Ahiretteki ana dava önemli. Buradaki davaları sen bırak ben alışığım davalara. Bundan dolayı ben dava edileceksem milyonlarca dava açsalar hepsini kabul ederim. Öyle bir derdim olmaz, adliyeye çadır kurarım bir şey olmaz. Otuz kere söylüyorum bak; ben yazılı olarak gördüğüm İslam’a, Kuran’a zıt hükümlere karşıyım. Adamın şahsını ben bilmem. Şahsı Mevlevi olanlar, Mevlana’nın bizzat kendi çok mübarek muhterem bir insan olabilir, bunların hiçbirini dememiş olabilir. Bunları kim dediyse ben ona diyorum. Belki biri uydurdu yazdı. Bu yaptıkları iftira ve hakaret diyorum çirkin. Benim söylediğim bu, bunun dışında bir şey söylediğim yok. Yanlış anlaşıldıysa doğrusu bu. Ha, bundan da vazgeçmem. Ne İngiliz derin devletinin yakasını bırakırım, ne de bunun yakasını bırakırım böyle bir şey olmaz. Çünkü İslam’ı batırmak işçin bir oyun oynanıyor ben bunu seyretmem. Müslümanlar’ın neredeyse tamamını tükettiler.

Şimdi, Irak ordusu girdi dediler ki “biz burayı kurtardık.” Tamam. “Kimi kurtardınız?” Aa, on kişilik aile koca şehirde. “Öbürleri nerede?” “Yok öbürleri” diyorlar. Bütün şehri kazımışlar herkesi şehit etmişler. Ben bunu seyir mi edeceğim yani?

Ecrin Yıldız, “Hatunlarla ekranda dans edip eğlenen Adnan Mevlana’ya sapkın diyor.” Mevlana’ya sapkın demiyorum, Mevlana adı altında yazılan yazılar İslam’a, Kuran’a zıt ve sapkın yazılar bunlar. Bunu diyorum. Adamı bilmiyorum ölmüş gitmiş adam ben ne bileyim adamı. Belki çok mübarek muhterem bir insan. Yazılar sapkın, Kuran’a zıt, Türk düşmanlığı var, kadın düşmanlığı var, kendini Allah gibi görüyor, “Mesnevi-yi Kerim, Allah katından indirme doğrudan Allah’tan aldım” diyor “vasıtasız geldi bana vahiyle geldi” diyor. “Ona kimse el süremez” diyor yani “şeytanlar el süremezler” diyor. Kuran’da geçen bütün cümleleri kullanmış. Şimdi bu Kuran için olur. Sapkın izah bu işte.

BEYZA BAYRAKTAR: “Bir nurdur” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet bu yanlış. Sapkın ve yanlış izahlar. Mevlana’nın ben kendisini bilmem. Otuz kere bana söyletmenin bir alemi yok. Ölmüş, kendini savunacak durumda değil. Adam der ki ahirette “Bunların hiçbirini ben yazmadım nereden çıktı bu?” dese ne diyeceğiz, değil mi? “Hiçbirini ben yazmadım” der.

“Çok güzel insanlar var programınızda. Gelen kötü yorumlara bence karşılık vermeyin. O onların dünyasının ne kadar küçük olduğunu gösteriyor. Saygılar.” Canan.

Sento, “Ulemayı zahir ise Kuran’ın batınına nüfuz edemiyorlar. Bunun için Risale-i Nur, Mesnevi-yi Şerif vs. kitaplara ihtiyaç var mı?” demek istiyor. Kardeşim, tamam da adam Mesnevi’yi okuduğunda “şarap helal” diyor. Bir tek şarap değil “haram olan her şey helal Mevlevi olursan” diyor. Şimdi adam “ben Mevlevi oldum” der gider şarap içer. Adam “inşaAllah” diyor “ben zaten karşındayım inşaAllaha ne gerek var?” diyor. Ben İslam’ı yıkmak için yapılan her cereyanın karşısında olurum, ilimle irfanla. Bu kitapları okuyan insanlar ne hale gelirler açık. Bir kere “haram diye bir şey yok” diyor, olay oradan bitiyor zaten.

“Selam sevgi öğretmenimiz. Gönlümüze, ruhumuza, evimize huzur ve sevgi saçıyorsunuz.” Nursel Tekin.

“Hocam, cansınız can bir tanesiniz” diyor.

Ersin Yıldırımçakar, “Mesnevi’yi hiç okumamış ki size saldıranlar okusalar da anlamazlar zaten. Bu konuda haklısınız Adnan Bey” diyor.

Sinan-Zuhal Kara. Karı-koca bunlar herhalde öyle mi? Yine de ona açık bir işaret koysunlar esela evlilik işareti gibi bir şey yapsalar, evli diye yazsalar iyi olur.

"Masonluk çok iyi midir? Masonluk nedir? Açıklayabilir misiniz?" İyi de değil kötü de değil vasat bir sistemdir masonluk. Bir güçtür, sadece bir güç. Bir mikrofondur. İşte bir konuşma yapabileceğin salondur. Seni dinleyen insanlardır. Ama pozitif insanlar. Masonlar direnmez hakka hakikate karşı. Kibar, saygılı insanlar, nezaketli insanlar. Ama orada tabii buram buram İslam anlatılmaz. Anlatırsan dinlerler. Mesela başkası gelir Hristiyanlığı anlatır, bir başkası gelir Museviliği anlatır. Her şeyi, herkesi dinlerler. Ama kendileri takdir ediyorlar. Biz gidiyoruz Müslümanlığı anlatıyoruz. Bir başkası Tevrat'tan bir şeyler anlatıyor. Ama hakikaten pozitif, olumlu bakan, kibar, kültürlü, seçkin insanlar. Doğrusu bu.  

Bu sayfaların orijinal görüntüleri var mı sizde?

BÜLENT SEZGİN: Var, Adnan Bey birkaç tane. 

ADNAN OKTAR: Var. Biraz göster de biraz kanaatleri gelsin. 

BÜLENT SEZGİN: Mesnevi 1 Şark İslam Klasikleri kapak.

ADNAN OKTAR: Mesnevi'nin orijinal kapağı?

BÜLENT SEZGİN: Orijinal kapağı.

ADNAN OKTAR: Bizim alıntı yaptığımız kitap.

BÜLENT SEZGİN: Doğru.

ADNAN OKTAR: Nereden aldık biz bu kitabı?

BÜLENT SEZGİN: Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları.

ADNAN OKTAR: 770 Numaralı yayın. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Şark-İslam Klasikleri: 98. Mesnevi 1. Yayın Kodu: ISBN 88.34.Y.0002.225. Baskı Yılı: 1998. Baskı Adedi: 20.000. Milli Eğitim Basımevi.

ADNAN OKTAR: Evet, herhalde oradan kanaatleri gelmiştir. Evet. 

BÜLENT SEZGİN: Bazı sayfalar vardı. Cilt 1, Sayfa 273. Bahsi geçen bölüm. Okuyayım mı Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: "Kadınlarla danışın, sonra da ne dedilerse aksini yapın... Gerçekten de onlara asi olmayanlar helak oldu." 

ADNAN OKTAR: Kadına asi olacaksın. Aksi; ne diyorsa aksini yapacaksın. Öyle mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Adam yerine koymayacaksın yani. Bu çok yanlış, çok çirkin. Hakarettir bu.

BÜLENT SEZGİN: Cilt 1, Sayfa 273'tü bu. Cilt 2; yazılanı okuyorum: "Ümmet, peki dedi, ya bir çocuğa rastlarsak, ya bir kadın çıkarsa karşımıza.. Çocukta da kadında da akıl yoktur, aydın bir karara varamaz." 

ADNAN OKTAR: Kadının aklı yok diyor. Bu bir hakarettir. Evet.

BÜLENT SEZGİN: "Peygamber, onunla danış, dediğinin tersini yap, düş yola dedi. Nefsini kadın tanı, kadından da beter tanı; çünkü kadın parça buçuktur; nefisse tamam şerdir." 

ADNAN OKTAR: Parça buçuk yani insan değil diyor. Yani bütün bir insan değil, parça buçuk, yarım insandır. Darwin ne diyor? Evrimini tamamlamamış bir mahluk diyor kadın için. O ne diyor? İşte yarım insan diyor. Daha insan olamamış diyor. İnsan olacak diyor. Bir daha oku o kısmı. 

BÜLENT SEZGİN: "Ümmet, peki dedi, ya bir çocuğa rastlarsak, ya bir kadın çıkarsa karşımıza.. Çocukta da kadında da akıl yoktur."

ADNAN OKTAR: Bak, kadının aklı yok diyor. Bu bir hakaret değil mi? Senin anana bacına söylüyor bunu. Hazreti Meryem'e söylüyor, Hazreti Ayşe'ye söylüyor. Bu bir hakarettir. Bunu anlamıyor adam. Evet. 

BÜLENT SEZGİN: "…aydın bir karara varamaz. Peygamber, onunla danış, dediğinin tersini yap, düş yola dedi. Nefsini kadın tanı, kadından da beter tanı; çünkü kadın parça buçuktur; nefisse tamam şerdir." 

BEYZA BAYRAKTAR: Aşağıda da nefis alçaktır diyor, kadın daha alçaktır demek istiyor. 

ADNAN OKTAR: Bir daha oku bakayım o kısmı, alt kısmını. 

BÜLENT SEZGİN: "Nefsini kadın tanı, kadından da beter tanı; çünkü kadın parça buçuktur; nefisse tamam şerdir." devamında, "Nefsinle danıştın mı, ne derse o alçağın dediğinin tersini yap."

ADNAN OKTAR: "O alçağın dediğinin tersini yap." Nefis de diyor ne diyor? Nefsini?

BEYZA BAYRAKTAR: Kadın tanı, kadından da beter tanı.

ADNAN OKTAR: “Kadın tanı, kadından da beter tanı.” Sonra ne diyor? O alçağın diyor. Ne diyor? Alçak diye hakaret ediyor. 

BÜLENT SEZGİN: Alçağın dediğinin tersini yap.

ADNAN OKTAR: Bu kadına akıl almaz bir hakaret. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Diğer bir sayfa vardı. Başka bir sayfa gösteriyorum. Hayati Eserleri, Sayfa 196. Şu şekilde yazıyor; "Bir işin yapılmasını söylediği zaman Şeyh Muhammed Hadim, İnşaAllah deyince Mevlana bağırıyor, A aptal, ya söyleyen kim?"

ADNAN OKTAR: Yani "Ben Allah'ım, zaten inşaAllah demeye gerek yok." diyor. Evet. 

BÜLENT SEZGİN: Diğer bir bölüm; Cilt 3, Sayfa 150; "Tanrı boyuna biz gönüle bakarız, şekle değil; şekil balçıktır ancak demede."

ADNAN OKTAR: "Tanrı boyuna biz gönüle bakarız" Yani Allah zahirine bakar biz de senin kalbine bakarız diyor. Allah kalbe bakamaz diyor yani ben bakarım diyor kalbe. Halbuki tam tersine. İnsan zahiri görebilir ki o da kısmen. Allah zahirin tamamını görür kalbi de görür, batını da görür. Ama "Allah kalbi, batını göremez. Ben görürüm." diyor. Bu kadar mı?

BÜLENT SEZGİN: Bir sayfa daha vardı. Mesnevi, Sayfa 276; Bu bölümde, "Tanrı'dan vasıtasız olarak verilmeyen ilim, gelini süsleyen kadının ona sürdüğü renk gibi diri kalmaz, uçup gider."

ADNAN OKTAR: “Tanrı'dan?”

BÜLENT SEZGİN: “Vasıtasız olarak verilmeyen ilim…”

ADNAN OKTAR: Yani Cebrail (a.s)'la gelen ilim geçersizdir diyor, uçar gider diyor. Peygamber (s.a.v.)'e de Cebrail (a.s) kanalıyla geldiğine göre uçar gider diyor. Ama Mesnevi, aracı olmadan, Cebrail (a.s) aracılığı olmadan doğrudan Allah tarafından bana ilka oldu diyor. O yüzden Mesnevi-i Kerim Kuran'dan üstündür diyor. Peki biz buna ne diyelim? Susalım mı? Bu yazılar yanlış. Bunlar sapkın yazılar. Ben şahsını demiyorum, yazılara diyorum. Adamın şahsıyla benim bir işim yok. Bilmiyorum ben. İslam alemine fasıl öğreten şahıs. Orada doğru. Ama öbürleri tamamen yanlış. Ama hakikaten dememiş olabilir adamcağız. Vefat etmiştir, adamlar eklemiştir. Belki Mevleviliği batırmak için yaptılar, belki emperyalizme malzeme çıkardılar, belki İslam'ı kökünden çürütmek için bir şeyler yapmaya kalktılar. İlave ettiler aralara koydular. Her şey olabilir. Ama oradaki izahlar külliyen yanlış ve haram izahlar.

"Canımız, Allah aşkıyla sevdiğimiz, bir tanem, güzel yüzlüm, güzel sözlüm yeni yılın mübarek olsun. Allah seni başımızdan eksik etmesin. Ailemle birlikte sizi izliyoruz. Seni çok seviyoruz." Dilara.

Bak, diyor ki, "Peygamberler dışında eleştirilmeyen her şey puttur Sayın Adnan Bey." diyor. Kardeşim, yanlış bir şey yazıyorsa bu yanlış dersin. Mesela Mevlana'nın eserlerinde kaç yerde var mesela? Yirmi beş-otuz yerde hatalı yerler var değil mi? Onu çıkarırsın. Adamın kitabından istifade et. Niye o zehir orada dursun? Niye o yanlışlık orada dursun? Niye o sapkın izahlar orada dursun? Adam bir yerde çöktü mü tamamen gider kardeşim. Mesnevi'nin tamamını okuduğunu düşünelim. Diyor ki adam, "Şarap helal." diyor, haram olan her şeye helal diyor. Bunu dedi mi bitti. İstersen Mevlana'nın bütün kitaplarını su gibi ezberle, Kuran'ı da su gibi ezberle, ne yaparsan yap ahirette kurtulamazsın. Allah esirgesin.

BÜLENT SEZGİN: Sevimli bir panda videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Allah bunu böyle acayip komik yaratmış hayvanı. Sırf sevmek için.  

"Vallahi helal olsun. Sizi takdir ediyorum." diyor Nurşen Taşkın.

"Adnan Hocam, yıllardır severek sizleri izliyorum. Sizi izleyen o kadar çok insan var ki tahmin edemezsiniz. Tebrik ederim. Ayrıca Mevlana'dan, Mevlevilik'ten bahsederek bizi bilgilendirdiniz. Eğer gerçekten İngiliz derin devleti ise sizleri tebrik ediyorum. Gerekeni yapın." diyor Gürkan Gür. Kardeşim, İngiliz derin devleti, bütün Türkiye'deki aydınları, Pakistan'da, Hindistan'daki aydınları bu Mevlevilik, şu bu kafalarıyla kendilerine çekiyorlar, Kuran'dan uzaklaştırıyorlar, Hazreti Muhammet (s.a.v.)'den uzaklaştırıyorlar. Zaten kitabım çıktığında anlayacaksınız. Çok kapsamlı hazırlıyorum. Yüzlerce, binlerce belge var.

Hanefi Yeşil; "Adnan Bey'in bu geceki Mesnevi eleştirileri çok yerinde eleştirilerdir." Teknik bir gerçek.

Ali Kızıl; "Hocam bilgilendirdiğiniz için Mevlana hakkında Allah razı olsun. Rabbim gücünüzü kuvvetinizi artırsın."

"Bir meslek ve meşrebiniz nedir?" Doktor Yüksel Ünlü, "Nur talebesi misiniz? Ehli tarikat mı?" İşin doğrusu hiç biri de değilim. Ama hepsiyim. Yani ben hem Nakşibendi'yim hem Kadiri'yim. Çünkü Şeyh Nazım Hocamız benim canımdır, Şeyh Mehmet Efendi şimdi onun yerinde; ben manen kalben ona bağlıyım. Çok seviyorum Şeyh Nazım Hocamızı. Öyle az buz sevgi değil çok çok şiddetli bir sevgi. O manada Nakşibendi meşrepliyim. Abdulkadir Geylani'yi de çok severim. Dedemdir, Seyyiddir, Peygamberimiz (s.a.v.) gibi onun da sırtında mühür var. Biliyorsunuz değil mi? Bilmeyen var mı?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Ben bilmiyordum.

ADNAN OKTAR: Evet, Abdülkadir Geylani'de Peygamberimiz (s.a.v)'in mührü gibi onun da sırtında mühür var. Genetik ya, Allah'ın hikmeti, hiç değişmiyor. Öyle evlattan evlada, evlattan evlada geçiyor. Çok acayip, nihayetinde bir ben yani değil mi? MaşaAllah. 

EBRU ALTAN: Şeyh Nazım Sultanımız da sizi çok seviyordu, "Büyük oğlum" diyordu sizin için.

ADNAN OKTAR: "O benim büyük oğlum." diyordu. MaşaAllah dünya tatlısı o.

OKTAR BABUNA: "Arslanımız, ustamızdır." diyordu. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Öyle Osmanlı, gerçek şeyh, Allah'a çok şükür, Allah görmekle şereflendirdi. Son nesildi onlar. İşte ondan sonra Allah Mehdi (a.s)'a bıraktı. O bütün Osmanlı'dan gelen, Selçuklular'dan gelen, Resulullah (s.a.v.) devrinden gelen o mübarek nur Mehdi (a.s)'da toplandı. Ondan da bütün dünyaya dağılacak ama son kere. Bütün feyzler, bereketler Mehdi (a.s) kanalıyla dünyaya yayılıyor. Şiilik'te de inanç böyledir, Sünnilik'te de inanç böyledir.

"Kitabınızın ismi Adnan Oktar'dan yalanlama mı olacak? Mevlana seni bitirir. Sonun olur." Ferhat Taşlı. Sadece anlatılanları ortaya koyacağım, "Kuran ayetleriyle bunlar yanlıştır." diyeceğim. Bu kadar. Bak Mevlana'nın sözü olduğunu iddia ettiğiniz yazıları koyacağım, altına da ayet koyacağım. "Bu ayete göre bu hüküm yanlıştır." diyeceğim, o kadar.

Özetle, İngiliz derin devletinin Osmanlı'yı yıktığı gibi Türkiye'yi yıkmasına müsaade etmeyeceğim. Bölmesine de müsaade etmeyeceğim. Kafayı takmışlar, iki yüz yıl öncesinden kafayı takmışlar. Bu operasyon için Mevlana'yı kullanmalarına da müsaade etmeyeceğim. Yani el mi yaman bey mi yaman görecekler inşaAllah, ilimle irfanla.

Ahmet Elebaşı, "Hocam, kediciklerin hiç namazdayken resimlerini göremiyoruz." Ayette diyor ya, "Ancak onlar bir gösteriş yapıyor." diye. Müslüman gösteriş yapmaz. Namaz kılarken fotoğraf konur mu? Tam gelenekçi-Ortodoks bazı tipler oluyor, fabrika yapmadan önce fabrika arazisini satacak adama gidip onun yanında bir namaz kılıyor böyle göstermelik. O kafada olur o. İbadet, gösteriş vesilesi olmaz. Sadece ben; Masonlar namaz kıldığında bu önemli bir şey olduğu için onların fotoğraflarını kardeşlerimiz koymuştu,  ben ona güzel gözle bakmıştım. Tapınak şövalyeleri de geldiklerinde namaz kılmışlardı bizim çocuklarla beraber, bu da güzel olduğu için oluyor. 

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Vesilenizle dünyada ilk defa. 

ADNAN OKTAR: Tabii.

Şimdi kısa bir ara verelim. 

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımıza Cübbeli'nin videolarıyla devam ediyoruz. 

VTR: Cübbeli Ahmet Hoca Hz. Mehdi (a.s)'dan Bahsedilmemesinin Kıyametin Çok Yaklaştığının Habercisi Olduğunu Anlatıyor

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.  

Masaüstü Görünümü