Harun Yahya

Sohbetler (5 Ocak 2016; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, birileri bir şey söylesin.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Ayvalık’ta deniz kenarındaki bir sitenin sahibine göçmenlere ait olduğu düşünülen çok sayıda cansız beden bulundu sahilde. Sahil güvenlik ekipleri başka kaçaklar olabileceği gerekçesiyle denizde jandarmada da sahilde arama kurtarma çalışması başlattı.

ADNAN OKTAR: İnsanlar buna alıştı ama böyle bir vahşet dünya tarihinde yok, çok korkunç bir şey bu.  Bunu sıradan görüyorlar. Her gün deniz insan gönderiyor, insan cesedi gönderiyor her gün. Adamlar kaçacak yer bulamıyor kalanı da orada bombalıyorlar. Fırına gidiyor bombalıyorlar, pazara gidiyor bombalıyorlar. Adam kaçmak istiyor ülkeler “almayacağız” diyor. Adam “Ne yapayım peki? Bana yol göster” diyor. “Yol da yok ne yapıyorsan yap” diyorlar. Dehşet verici.

Tabii Allah, hep sonsuz yaşamayı da istetiyor. Hakikaten çok güzel bir varlık ama ölecek. Mesela buradaki insanların hepsi ölecek, hepimiz öleceğiz. En fazla kaç yıl diyelim? Altmış-yetmiş yıl içerisinde kimse kalmaz en fazla. Hadi en en fazla olsun da yüz yıl diyelim.

Ezan okunuyor. Ne yapalım? Kısa bir şey yayınlayın.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolardan sonra devam ediyoruz.

VTR: Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu?

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Bir sevgi etiketi yapalım. “Sevgi umuttur” diyelim.

Hadi başlayalım.

BÜLENT SEZGİN: Dünkü şehit cenazesinde polislerimiz meslektaşlarını tekbirlerle uğurladı Adnan bey. Videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Bu çok güzel ama tekbir de getirirseler daha güzel olur. Bu hafif hüznü çağrıştırıyor. Hüznü çağrıştıran faka güzel bir ibadet ama tekbir bir güç ve karşılığının en iyi şekilde verileceğinin de bir ifadesi olmuş oluyor onun için oradaki aslanlardan birisi mesela tekbir diye bağırsın hep bir ağızdan “Allah” diye bağıracaklar tekbir “Allah” tekbir “Allah. Ya Allah Bismillah Allahu Ekber” diye devam edebilirler. “Ya Allah Bismillah Allahu Ekber” inşaAllah. Ama o tekbir çok önemli. Tekbir diye bağıracak “Allahu Ekber” diyecekler. Sırf Allah da diyebilirler. Tekbir der “Allah” tekbir “Allah” tekbir “Allah, Ya Allah Bismillah Allahu Ekber” diye devam edebilirler. Bu tabii bir atağı gösteriyor bunun anlamı, bunda bir hüzün yok bu tekbir şeklinde. Ona ağırlık versinler aslanlarımız. Çünkü bu “Allahu Ekber Allahu Ekber” diyor ama tabii bir hüznü de çağrıştırıyor bu, değil mi? Açıkça hüznü çağrıştırıyor. Biz hüzün kabul etmiyoruz. Bu olsun ama hakim slogan, hakim zikirler tekbirin bu şekilde vurgulanması olsa çok daha doğru olur. Ama o bando işi hiç olmaz. Ben bunu söyledikten sonra birçok yazar bu konuda yazdı, bando hiç olmaz. Cenaze marşı ne demek? Ne kadar ürkütücü bir şey o. Olacak iş mi şu? O cenazedekilerin durumunu bir düşünün ne kadar rahatsız edici bir şey. Ama tekbir diye bağırırsa “Allahu Ekber” diyor ama tabii çok kalabalık yapılması lazım. Tekbir diyen eğer mümkünse megafonla yapsa çok iyi olur. Mesela tekbir diye bağıracak, o karşılığının alınacağının da bir vurgusu olmuş oluyor işin doğrusu. Çünkü karşılığının alınması çok hayatidir yani kanın yerde kalmaması. Tabii gidip hani onların kafasını gözünü yarmak yahut delik deşik etmek anlamında değil, İslam’ın hakim olması, küfrün yekvücut yok olması. Karşılığı budur, intikamı budur. Bunun vurgulanması lazım. Onun için istirham ediyoruz aslanlarımızdan. Bu şekilde bak tekbir “Allahu Ekber” tekbir “Allahu Ekber” tekbir “Allahu ekber. Ya Allah Bismillah Allahu Ekber” o şekilde devam edecekler. O çok daha aktif çok daha canlı bir görünüm verir. Onda mecburen bir hüzün görüntüsü olduğunu herkes görüyor yani benim söylenmeme gerek yok.

Zeynep Önder Yağmur, “Cesaretinize hayranım Üstadım. Yıllardır günahtır ayıptır diyerek aklımızın yatmadığı konularda bile sustuk. Sizinle beraber aklımızdaki baskı kalktı elhamdülillah.”

“Canım nurum, seni Allah aşkıyla çok seviyorum.”

Sait Akkurt, “Darwin yıllarca uğraştı o teoriyi geliştirmek için ada ada gezdi, kuşların gagalarını inceledi.” “Tesadüf” diyor, kainattaki bütün bu insanların, zürafaların, kuşların, aslanların, meyvelerin mesela çilek, muz, portakal, elma “hepsi tesadüfen oldu” diyor, tesadüfler sonucu. Biz de diyoruz ki bir şuur sahibi olduğu belli. Hangisi makul? Bir şuur sahibi makul, değil mi? Tesadüf ne yapabilir? Avucuna al bir kumu at ne olur? Karmakarışık bir şey olur. Orada İstiklal Marşı çıkmaz sen kumu attığında, bunlara göre çıkıyor. “Kumu atarsın İstiklal Marşı bir anda yazılır” diyor. Kromozomların yapısı bakıldığında yaratılışın mecbur olduğunu gösteriyor, proteinin yapısı yaratılışın mecbur olduğunu gösteriyor. “Darwin uğraştığı teoriyle birlikte öldü.” Öldü dediğine göre, teoriyle birlikte öldü olur mu? Teori bütün dünyayı kapladı uyuyorsun sen. Şu an halen Türkiye’de ortaokul, lise, üniversite her yerde, tarih dersinde, biyoloji dersinde, felsefe dersinde, sosyoloji dersinde, strüktür dersinde aklına gelen her derste “Allah yaratmadı tesadüfen yaratıldı” diye anlatılıyor gençlere. “Kuran doğru söylemiyor” diyor biyoloji kitabında. “Bilime göre sizi Allah yaratmadı. Ama inanç olarak inanabilirsin bir yaratıcıya” diyor. “Evrimle meydana gelmiştir dinler de” diyor. Mevcut eğitim sistemi böyle. Psikoloji dersinde anlatılıyor mesele diyor ki “insanlar bilemedikleri varlıklardan korktular ve Tanrı’yı yarattılar diyor psikoloji dersinde. “Madem sen kafanda bir Allah yarattın ona inanıyorsan inan” diyor “bize bir mahsuru yok” diyor. “Ama bilim tesadüfen yaratıldığımızı söylüyor” diyor. Ona öyle demezler, peynir ekmek yemezler dedik biz katladık paket etik ellerine verdik. Müsaade etmeyiz.

Erasmus Darwin’in dedesi masondu. Darwin’in dedesi Erasmus Darwin, ondan duyduğu evrim iddiasını çevresinin etkisiyle savunur hale gelmişti. İddianın saçmalığını mektuplarında vurguluyor zaten de ama “İntihar edeceğim çok sıkıldım” diyor. “Kainatın tesadüfen meydana gelmesi benim çok canımı yaktı” diyor “intihar etmek istiyorum” diyor. Onlar da çok baskı yapıyorlar “sakın intihar etme öyle bir şeye gerek yok” diyorlar. 33 dereceden mason olan dostu Thomas Huxley var Darwinist. Asıl odur onu bu işte ortaya çıkartan. Darwinizm’i ilan etmesinde ona bütün gücüyle destek olan ve her yerde Darwinizm’in yayılmasına sebep olan odur Thomas Huxley. O çok koyu uzmandı bu konuda. Bu Thomas Huxley ve Hegel gibi felsefeciler gerek araştırmaları gerekse felsefeleriyle İngiltere’deki teşkilatların içinde yaptıkları faaliyetlerle dev bir birikim oluşturdular bu Darwinist-materyalist felsefe için, dünyada Darwinizm’in gelişmesi için. İngiliz derin devletinin temel felsefesi zaten sosyal Darwinizm. Yani resmen devlet felsefesidir. Bak resmi devlet felsefesi sosyal Darwinizm İngiltere’de. Eğer masonluk olmasaydı Darwin şu an yoktu, hiç baştan yoktu, intihara falan teşebbüs eden bir adamdı. Masonluk onu harekete geçirdi. Bu Hegeller,Thomas Huxley’ler falan bunlar hepsi mason. Darwin’in aslında vicdanı kabul etmedi bunu çok rahatsız oldu. Yani Allahsızlığı ama İngiliz derin devleti bunu istediği için yaptı. Ve bundan da çok şiddetli azap duydu, şiddetli sıkıntı duydu. Darwin’in bulldogu olarak tanımlıyor Huxley. Üyelerinin tamamını masonların oluşturduğu Royal Society’in bir üyesi hepsi mason. Evrim fikrinin yayılmasına önayak olanlar da buranın 33 derece masonları İngiltere’nin. Bak kendim de 33 derece masonun ama Darwinizm’i dünyaya hakim eden masonluktur. Darwin de, dedesi de masondu yani tek başına yaptığı bir şey değil. Bütün dünyaya yaydı bunu masonluk. Ama şimdi de boğulması safhası geldi Darwinizm’in, yok edilmesi safhası geldi. Şeytanın mağlup olacağı bir döneme girdik. Bak normalde benim masonları savunmam gerekir, değil mi burada? Ben dürüst olduğum için söylüyorum. Bu işi kotaran tamamen masonlardır. İngiliz derin devletini organize edenler de masonlardır. Ama masonluğun başını yiyecek olan da yani ateist masonluğun başını yiyecek olan da, onu etkisiz hale getirecek olan da yine görünmez Allah’ın dostlarıdır.

Darwin’in teorisinden sonra İngiliz derin devleti sömürgeleştirdiği yerlerde akıl almaz acımasız uygulamalar yaptı biliyorsunuz. Bunların hepsini sözde bilimsel olarak niteledi. Yani biz bir şey yapıyorsak bilimsel olarak yapıyoruz bunu dedi. Mesela kitle katliamı yapıyor Fas, Tunus’ta yahut başka yerde, Türkiye’de yapıyor. Bunu bilimsel olarak görüyor diyor ki “Türkler geri bir ırk” diyor, “gelişmemiş bir ara ırk” diyor yani insan ile hayvan arası bir varlık” diyor. “Bizim bunları yok etmemiz sosyal Darwinizm’in bilimin bir gereği” diyor. Hatta o zaman bunun içine Türkler de giriyor “bilimsel bir uygulama olduğuna göre biz de bu bilimsel uygulamayı destekleyelim” diyor. Yani derin devlet bunu uygularken ana tema, ana felsefe olarak bilim aldığını iddia etti. İngiliz derin devleti “biz zalimiz” demiyor. “Biz bilimi olduğu gibi uyguluyoruz” diyor. Ve hakim güç masonluktur İngiliz derin devletinde. Çünkü Darwin’in dedeleri, Darwin hepsi masondur, Hegel masondur, yüksek dereceli masonlardır. Darwin “ben bunu kaldıramıyorum” dedi. Bunalıma girdi “intihar edeceğim” dedi. Mektuplarında var. Ama masonluk “sakın” dediler “sen devam et.” Ama başarılı olamayacaklar. Mesela Firavun Hz. Musa (a.s)’ın gençliğinin geçtiği saray, Firavun’un sarayı bir mason mabediydi. Masonluk oradaki bütün imgeleri, simgeleri hepsini kullanır. Mason tapınağıydı klasik. Hatta şu anda da masonlar toplantıyı oralarda yapıyorlar. Onların fotoğraflarını da gösterebilirim. Fakat masonluğun çizgisi değişti şu an. Yani Allah’ın birliği, Moşiyah’ın gelişine döndü olay. Vesilemizle inşaAllah, Allah vesile ediyor. Allah’ın gücünün karşısında tabii şeytanın gücü hiç oluyor. Masonların kullandığı bir Baphomet vardır garip bir cin. Var mı onun resmi Baphomet?

KARTAL GÖKTAN: Bakayım.

“Zulmettiğimiz, sömürdüğümüz için bu ülkelere geldik” demiyorlar. “Bilimin gereği olarak geliyoruz” diyorlar yani “sosyal Darwinizm’in gereği olarak buraya geliyoruz” diyorlar. “Bizim yaptığımız bilim” diyorlar. Kitle katliamı yapıyor ya “bilim bunu gerektiriyor” diyor. Mesela “Afrika’ya da gitsek bununla karşılaşıyoruz” diyor. Mesela bir aslan sürüsü mesela bir çakal sürüsüne saldırıyor hepsini parçalıyor hayvan “bu evrimin bir gereği” diyor. “Biz de bunlara gidip saldırdığımızda, bu insanları parçalayıp yok ettiğimize sosyal Darwinizm yaşanmış oluyor” diyor. “Ve bu kainatta bir denge meydana getiriyor, o zaman süper bir ırk, kaliteli ırk gelişiyor” diyor. Yani “sosyal Darwinizm’in faydası hem medeniyeti yükseltiyor” diyor “hem kaliteli ırklar meydana getiriyor” diyor. Mesela “Hayvanlarda da zayıflar yok oluyor güçlüler kalıyor. Bunun sonucunda kaliteli bir ırk meydana geliyor” diyor. “Biz de mesela” diyor “Bangladeş, Hintler, Türkler bunları yok ettiğimizde kaliteli Avrupa ırkının dışında kimse kalmaz” diyor. Adam “çok haklı güzel konuştun” diyor. Yani bu akılsız mantığı ortadan kaldırmak Mehdiyet’in yöntemidir.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz Adnan Bey

ADNAN OKTAR: Göster. Evet, masonlar bunu çok kullanır, Baphomet. Bu ne biliyor musunuz gerçeği bunun? Bu Hz. Süleyman (a.s)’ın kullandığı cindir Baphomet yani kontrol ettiği bir cindir. Birçok işini buna yaptırmıştır, Baphomet’e yaptırmıştır. Baphomet zannedildiği gibi değil, korkunç ama görünüşü her türlü faydalı işini yaptırdığı adamdır, cindir Baphomet. Yani hakikaten çağırıyor yüzüğüne giriyor Baphomet, “git şunu hallet” diyor gidiyor. “Git bunu hallet” diyor geliyor. Çok çalışkan bir cindir Baphomet. Bilmiyorum şu an sağ mıdır çok vakit geçti. 3500 yıl bir cin için uzun bir ömür. Yaklaşık 2000 yıl falan yaşıyor cinler, 2000-2500 yıl. Ama onun çocukları olabilir, şu an sağ olabilirler. Bakacağız, Hz. Süleyman (a.s)’ın yüzüğünü bulalım. Çünkü onlar babadan oğula orada duruyorlar yüzüğün içinde. Hz. Mehdi (a.s) küçük şu parmağına buraya takacak inşaAllah yüzüğü. Yakut taşı yakut, kırmızı yakut taşı altın. Onun içinde o cinler. Bütün işlerini gördürdüğü cinler orada. Bakalım, inşaAllah başımıza iş çıkartmazlar, inşaAllah kontrol altına alınır. Ama biz Hz. Mehdi (a.s)’a güveniyoruz Allah’ın izniyle yapar. Bizim yapabileceğimiz işler değil onlar da Hz. Mehdi (a.s) yapar, inşaAllah.

İngiltere’de 12. yüzyıl, 13. yüzyıl, 15. yüzyıla ait binalara bakın hepsinde masonik semboller vardır. Hep böyle gizli işaretler, anlaşılmayan simgeler çok yaygındır. Masonluğun kalesidir İngiltere.

İngiliz derin devletini kuran gizli cemiyetin adı Round Table’dir yani yuvarlak masadır. 1909 yılında kuruldu. Geçmişinde tapınak şövalyeleri, malta şövalyeleri ve Belmond kardeşliği gibi örgütlerden olan çok gizli bir cemiyet. Allah’a şükür tapınak şövalyeliği de var bizde üstat tapınak. Bir malta şövalyesi olmadım. Bir de tahmin ediyorum önümüzdeki aylarda da malta şövalyesi olacağım. Zaten bağlantı halindeyiz. Oradaki üstat gelmek istiyor malta şövalyesi olan üstat, onu da halledersek geriye pek bir şey kalmıyor. Round Table’nin temel felsefesi ki masoniktir. Temel felsefesi bu dünyada fakir ulusların ortadan kaldırılması, öjeni ile üstün bir ırk meydana getirilmesi diğer ırkların ortadan kalkması. Türk ırkı geri bir ırk olarak görüyorlar, Hint ırkları hepsini yok edelim diyorlar. Sadece gelişmiş ırk kalsın. Gizli bir düşünce ve gizli bir felsefe. Hedef, bir nevi işte polis devleti gibi özel bir yapı kurarak o yapının dünyada üstün ırk hakimiyetinin sağlanması, diğer ırkların yok edilmesi, tek dünya devletinin, hükümetinin elde edilmesi; bunun için uğraşıyorlar. Ama biz devreye girdikten sonra şu an tapınak şövalyelerinin bütün mabetlerinde, mason mabetlerinde her yerde Kuran okunuyor Allah’a çok şükür. Her yerde Darwinizm dümdüz. Çünkü masonluk bağımsız bilime inanan bir yapı. Şimdi biz kitapları ortaya koyunca adam ne desin? Darwin hakikaten yalan söylüyor, Darwinizm hakikaten yalan. Mecburen kabul ettiler dediğimizi. Kuran’ı açıkladık Kuran da hakikaten doğru, onu da kabul ediyorlar. O zaman oyun bitti. Bir oyun hazırladılar oyun da bitti. Müsaade etmeyiz bundan sonra. İngiliz derin devletine acayip abanacağım, yakayı kurtaramaz. Bak hiçbir şeyi de gizlemiyorum kendim mason oldum halde söylüyorum, son yapılanmasıdır.

Amerika’nın CFR’ın İngiliz versiyonu olan CFR bu Round Table tarafından kuruldu. Masoniktir. Biz CFR’i Amerikan biliyoruz ama kuran İngiliz derin devletidir. CFR saf Amerikan olarak görülüyor. Kuruluşunu İngilizler yapmıştır, İngiliz masonları yapmıştır CFR. Öjeniyi biliyorsunuz; sakat, geri gördükleri insanları yok edip sadece belirli Avrupa ırklarını ayakta tutmayı amaçlayan bir görüş. İkisinde de lider gibi olanlar Rothschild’ı biliyorsunuz. Yakın adamı Lord Alfred Milner var, bunlar liderlik yapmışlardır bu harekette.

Masonluğun iyi yönü pozitif bilime inanıyor yani doğru olan bir şeye diretmiyor. Mesela dedik ki “masonluk yanlıştır” “Ha öyle mi? O zaman anlatın bize” dediler. Anlattık “o zaman makul” diyorlar. Kuran; bağnazlığın kaynağı olarak biliyorlardı, anlattık biz Kuran’ı, “eğer Kuran buysa ben Müslümanım” dedi. Bak buraya gelen üstat masonlar Amerika’yı yöneten masonlar, Avrupa’yı yöneten masonlar “Eğer İslam buysa biz Müslümanız” dediler. Hatta diyor ki “ailemize biz nasıl açıklayacağız?” dedi bir tanesi vardı Hristiyan rahip ve masondu “Ben hanımıma eşime çoluk-çocuğuma acaba alenen söyleyeyim mi?” dedi “yoksa gizli mi tutayım?” dedi. Ben “gizli tut” dedim. “Ben Müslümanım” dedi. “Bu anlattığınız eğer İslam’sa, Kuran’da bu okuduklarım eğer doğruysa” dedi “ben Müslümanım” dedi. Bak tapınak şövalyelerinin üstadı alenen Müslüman ama hanımına açıkça söylemiyor alenen. Akşama kadar hep Kuran ve benim kitaplarımı okuyor başka bir şey okumuyor. Kendi de söylüyor zaten “hayatımı adadım” diyor “sürekli ben bu kitapları okuyorum” diyor. Dürüst oluyor masonlar dürüst. Hakikaten inandılar bunlar öjeniye, hakikaten Darwin’e inandılar, hakikaten buna bilim olarak inandılar. Şimdi bizi kızdırıyor ama onlar bunu gerçekten böyle zannettiler.

CFR’nin İngiliz versiyonunun adı Chatham House. İngiliz derin devletinin istihbarat geleneği temelde iki kültüre dayanıyor, bir; tapınak şövalyelerinin kurmuş olduğu gizli masonluk ritleri. Gizli masonluk ritler var onlara dayanıyor. Bir de İskoç riti isimli masonik teşkilatları. Zaten İskoç riti en büyük masonik teşkilattır yapılanmadır. Ama yanlış yola girmişlerdi. Şimdi yolu doğrultuyoruz. Yoksa öyle katı, dediğim dedik çaldığım düdük öyle bir şeyleri yok adamların. Doğru olan bir şey söyledin mi kabul ediyorlar. Deli gibi falan değil adamlar konuşulunca kabul ediyorlar.

Suudi Arabistan’ın önderliği ile başlanan Müslüman ülkelerin askeri ittifakı eğer doğrudan IŞİD’i hedef alıyorsa bu çok aşağılayıcı küçük düşürücü. Yani Müslümanlar’ı korumayı amaçlamıyor da Müslüman bir yapılanma olan fakat terörist bir yapılanma olan ki bize göre yanlıştır, sadece IŞİD’i hedefliyorsa bu çok aşağılayıcı. Buna hiç kimse olur gözüyle bakmaması lazım. Ayrıca ben söyleyeyim; IŞİD’e güçleri yetmez. Boş yere hiç kimse kabadayılık yapmaya kalkmasın. Öyle olsa Amerika’nın gücü yeterdi, Rusya’nın gücü yeterdi. Ne Amerika, ne Rusya, ne Fransa hiç kimse karadan asker vermiyor. Müslüman ülkelerin askerleri gitsin” diyorlar. Böyle bir oyuna kimse gelmesin. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak istiyorlar. Suudi Arabistan, dünya geçicidir kardeşim. Bu kadar hırs yapmalarına gerek yok akıllarını başlarına alsınlar. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma projesi yine İngiliz derin devletinin yakın emridir şu anki yakın emridir. Akılsızlığı bırakacak bazı yöneticiler.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bir ara “bir Kürt devleti olgusu geliyor hazırlıklı olmak lazım” demişti. Bayan Mitterand bir de bu Lord Avebury, İngilizler’in thing tang kurucusu olan Chatham House da açıkça Kürt devletini savundular. Bunun belgeleri var. İngiltere Dışişleri Bakanı Hague’a söyledim, “Dışarıda başka kendi aralarında başka konuşuyorlar. Irak’ta bir Kürt devleti olayı geliyor, buna hazır olmalıyız. Bu konuda her ihtimali göz önünde bulundurmalıyız” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Mesela burada Chatham House’da yapılan Kürdistan konusunda konuşması var. Demirel dile getiriyor. Yani böyle bir konuşma yaptılar diyor Demirel. Ki masonik bir yapıdır bu. Bu da belgeyle sabit. Bunların hepsi açık böyle tahmini şeyler değil resmi belge bunlar.

Darwin diyor ki: “Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşününki birkaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı. Ama artık bugün Avrupa’nın Türkler tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesine Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çokta uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini, yok edileceğini görüyorum” diyor. Bu çok büyük bir tehlike. 1880-1885 yılları arasında İngiltere’nin Başbakanlığını yürüten Gladstone, Osmanlı’ya ve Türk milletine sayısız hakaretler ediyor. “Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir “diyor, “hayvanlardır” diyor haşa.” Medeniyetimizin bekası için onları Asis steplerine geri sürmeli veya Anadolu’da yok etmeliyiz.” Şu an işte PKK kanalıyla bunu yapmaya çalışıyorlar. “Türklerin yaptıkları kötülükler yalnız bu suretle ortadan kaldırılabilir, ancak kendileri yok olmakla” diyor, şu anki imha politikasının kökeni bu. İngiliz derin devletinin ortaya koyduğu bir felsefedir bu.

Demirel’e federasyon konusunda bastırıyorlar, Demirel maşaAllah yaman, hemen deşifre ediyor, gazetecileri falan çağırıp, rezil etmek lazım derin devletleri. Sessiz, onların aba altından sopa göstermesine onlar da sessiz sedasız uyum gösteriyorlar bazı siyasiler. Demirel gibi yapsın ortalığı birbirine katsınlar. Demirel’in o gazete haberi var mı? Sende baksana. “Batı Sevr’i istiyor” diye bütün gazetecileri toplamış.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz Adnan Bey. 1995-15 Mayıs haberi. Milliyet’te çıkmış bu haber. “Demirel: “Batı Sevr’i “istiyor.”

ADNAN OKTAR: Bak orada hemen deşifre etmiş, PKK’yı Avrupa’nın desteklemesini.

Şimdi kısa bir ara verelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa bir ara veriyoruz.

VTR: Mekke’deki Saat Kulesi ve Tüneller Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametlerinden Biridir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu Suudi Arabistan’da başlatılan Müslüman ülkelerinin askeri ittifakı eğer IŞİD’e karşıysa bu çok çok çirkin bir üslup. Müslüman ülkeler mahvolurken onları korumayı amaçlamayan, onların ezilmesine göz yuman hatta daha da onları bombalayıp ezmeyi amaçlayan bir mantık olursa, bunun bereketi olmayacağı belli, bu uğursuzluk getirir. Böyle bir birlik de olmaz. Bu birlik her yerde Müslümanlar’ı koruyan, her zaman merhameti, şefkati esas alan, adaleti esas alan hep haklıdan yana olan, hep mazlumdan yana olan bir mantıkta olması lazım. Bir de IŞİD’e de güçleri de yetmez ayrıca. Suudi askerlerini darmadağın eder IŞİD. Hatta şöyle olur, Suudi askerleri giderse bak emin olun hepsi IŞİD’e katılır. Pakistan askerleri giderse hepsi onlara katılır. Öyle bir şey olmaz, Müslüman’la çatışmaz onlar. Akideleri falan aynı zaten. Sadece uygulanmıyor. O şiddet ruhu zaten var, gelenekçi Ortodoks İslam anlayışında.

“Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü yaralı asker ve polisin Dicle Üniversitesi hastanesine götürülmemesi genelgesini tüm birimlere iletti.” Yani orada PKK elamanları bol olduğu için, oraya hasta götürülmesin diyor. Kardeşim Allah Allah, bütün doktorları değiştirirsin. Hepsini görevinden al. Böyle bir yöntem olur mu? Tamamını görevden alırsın, sağlam böyle ülkücü doktorları götürürsün olur biter. Değil mi? Böyle bir mantık olmaz, böyle acz görünümü olur bu yakışık kalmaz. Bunu derhal yarın halletsinler. Oradaki doktorlar olumlu olumsuz, iyi kötü kim varsa bütün doktorları görevinden alsınlar. Bütün sağlık personellerini alsınlar. Başka yerden tayinle oraya getirsinler. Böyle bir teslimiyet olmaz. Öyle bir hastane olmaz. Bunu yarın duyalım. Çünkü böyle bir genelge inanılır gibi değil. Bu teslimiyet gibi görünür, böyle bir şey olmaz. Ne kadar doktor varsa, bak olumlu olumsuz hepsini çeşitli illere göndersinler, sağlık personeli de dahil. Tokat, Turhal’dan, Amasya’dan her yerden doktorları oraya sevk etsinler. Orada doktorlar için ayrı bir bölüm yer yapsınlar,  böyle lüks güzel yaşayacakları gibi. Hastanenin çevresini de askeri bölge ilan etsinler. Dikenli telle çevirip, asker koruması meydana getirsinler. Hem efendim nasıl olur? Böyle işte ağır silahlarla donatsınlar. Hastane çevresinde mesela farz edelim yirmi yahut otuz kadar tank bulundurabilirler, çepeçevre sarar hastaneyi olur biter. Bunu hemen yapsınlar, bana da haberi inşaAllah gelsin bekliyorum.

Kuveyt de İran’la bağlantısını kesmiş. “Şu anda Suudi Arabistan, Bahreyn Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt tek bir saf olmuş oldu.” Tamam olabilir de dost olsunlar. Bir de ayrıca Müslümanlar’ın IŞİD’le uğraşacak durumu olmaz. Bizim derdimiz IŞİD değil, Müslümanlar’ın ezilmesini engellemek. IŞİD fikirle çok rahat düzeltilebilecek bir topluluk, gariban fakir çocuklardan oluşmuş, ezik insanlardan oluşmuş, kiminin anasının ırzına geçilmiş, kiminin babasının kulağı kesilmiş, kiminin erkek kardeşine tecavüz edilmiş öyle bir topluluk oradaki insanlar. Yaşamak veya ölmek onlar için bir anlam taşımıyor şu an. Onun için karadan gelmelerini bekliyorlar. Karadan da kimse gelemiyor. Çünkü IŞİD o kadar şiddetli bir nefret dolu ki şu an ve kinle, oraya kim gelirse paramparça ederler. Bir deli cesareti var üstlerinde. Onun için hiçbir ülke gidemiyor. IŞİD’in şu anki akıl almaz cesareti bütün ülkeleri korkutuyor. Hiçbir asker gidemiyor. Amerikan askerlerinin ödü kopuyor. Avrupalı bütün askerler titriyorlar, hiç kimse gidemiyor. Müslüman askerler gitsin diyorlar, bunu da kabul etmesinler, böyle bir şey olmaz. Ki Pakistanlı bak söyledim Kuveytli nerden gelirse gelsin askerler onları iltihak ederler. Böyle bir şeye girmez, çünkü anlamı yok ki o savaşın. Karşısında beş vakit namazını kılan, cihat ruhuyla eğitilmiş ve onların bütün kitaplarına tam uyan adamlar var. Sorun o kitaplardaki şiddet uygulamaları, bunların kaldırılması gerekiyor. O zaman o barış ve sevgi uygulamasına dönüşür. Öbür türlü şiddet gündemde olacaktır.

Okullarda devlet ülkücü gençleri korusun ezdirmesin. Polis o çocuklara sahip çıksın. Ülkücü gençlik,  Türkiye için çok önemlidir. Fırat Çakıroğlu, benim koç yiğidim, aslanım, şehit ettiler. Ve defalarca polise söylemesine rağmen, o kendini korumayı bilir de devlete saygısından korumadı kendini. Devlete güvendi. Ama polis de onu koruyamadı. Bu çok acı bir olay. Yoksa o kendini öyle bir bilir ki korumayı, kitabını yazardı. Ama kanuna hukuka uygun olması için böyle bir şeye girmedi. O delikanlımız hep benim aklıma gelince beni çok kızdırıyor olay. Bir daha söylüyor, bir daha söylüyor. Kendini korumak kardeşim çok kolay bir şey, yapar ama devlete saygısından yapmıyor. Yoksa o adamlara yaptığına yapacağına yüz bin kere pişman etmeyi de çok iyi bilir. Ama hükümete güveniyor, devlete güveniyor, polise güveniyor. O güvenini haklı çıkartması lazım hükümetin. Burası Meksika değil kardeşim. Bunları böyle şımartmanın alemi yok. Bu hastanedeki bunların hepsini kazısınlar komünist doktorların. Stalinist doktor bir tane bırakmasınlar. Ne demek devletin hastanesinde? Hastaneyi kapat karakol haline getir, “kapattık hastaneyi” dersin. Doldur askeri polisi, “burası karakol oldu” dersin. Seyyar hastane kur. Zırhlı tırlarla seyyar hastane kurarsın.

IŞİD’le bak hiç kimse savaşmaz. Müslüman askerleri Suudi Arabistan’a götürmeye kalkarsan Suudi Arabistan devleti yıkılır, krallık yıkılır. Çok büyük fitne çıkar, büyük bir uğursuzluk gelir. Sakın böyle bir şeye girmesinler. Ve yenilirler, bütün Suudi askerler onların tarafına geçer. Böyle bir akıl olmaz. O kadar ucuz adam yok memlekette, o kadar akılsız Müslüman yok. IŞİD’le ilmi mücadele yapılır. İlimle çok rahat halledersin. Kanla olmaz.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: PKK Kürtlerin temsilcisi değildir.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin modern bir ülke olması lazım. Devlet Türkiye’yi modern hale getirsin, hükümet modern hale getirsin. Devletin bütün kurumları modernleşsin. Halk modernleşmesi için gayret edilsin. Binalar, hayat, sistem her şey modernleşsin. Öbür türlü çok büyük bir tehlike olur. Modernleşmeyen bir toplum Ortadoğu toplumu olur, Ortadoğu toplumlarının tamamı çürümeye ve yıkılmaya doğru gidiyor. Modern Avrupai bir ülke olmamız gerekiyor. Devletin en çok üstünde duracağı konu bu, hükümetin en çok üstünde duracağı bu.

İnsanlar tabii modernlikten korkuyorlar mesela şimdi mini etek falan. Kardeşim zannediyor ki mini etek her yerde giyecek. Öyle bir şey olmaz. Tabii ki mutaassıp olursun, tabii ki dikkat edersin. Ben ortalığın, dünyanın öyle o kadar güvenilir olmadığını görüyorum, gözümüz görüyor onu. Türkiye’de de hayatın o kadar kolay olmadığı aşikar, o anlaşılmayacak bir yönü yok. Hangi genç kız oturup da mini etekle sokakta kolay kolay gezmez yani öyle bir şey olmaz. Bizim arkadaşlarımız da öyle bir şey yapmazlar. Tabii ki her şeye çok çok dikkat ediyoruz ve edeceğiz de. Kılı kırk yardığımız açık. Ama güvenilir yerlerde, çok nadir olur bu, böyle bir güvenilir ortam çok nadir olur. Onun için zannediyorlar ki her yerde böyle genç kızlar mini etekle gezecek, böyle hanzolar bilmem neler bazanlar falan ortalarda fink atacak. Öyle bir şey yok. Öyle bir şey olmaz. Benim kız arkadaşlarım dışarıda son derece mutaassıplar, gayet katı bir taassup içindeler. Öyle bir şey olmaz. Ama hakikaten devletin, hükümetin, milletin modern olması yönünde bir politika gerekiyor. Modern bir ülkeyiz ama yeterli değil bu modernlik. Biraz Ortadoğulu olmaya doğru biz kaymaya başladık. Bu çok büyük bir tehlike olur.

Tabii kadınlar naif, adam mesela bir tane kızı oluyor ödü kopar. Ama güvenilir yerde korkacak bir şey yok bence. Ama mesela gidiyor Taksim’de yılbaşında görüyorsunuz hemen hanzolar vahşileştiler, bir tane kız bile görse bir sürü bazan ortada kaynıyor. Ve çok basit insanlar bir kısmı, çok karaktersiz, ahlaksız, suç işlemeye meyyal, her türlü rezilliği yapmaya ve yalancı, hırsız. Hükümet de tabii bunları yetiştirmek için özel bir politika izlemiyor, hükümet kendi haline bırakmış durumda. Gençliği kendi haline bıraktı. İsteyen komünist oluyor, isteyen solcu oluyor, isteyen IŞİD’ci oluyor. Böyle bir şey olmaz. Hükümetin gençlere yardımcı olması lazım eğitimde. Milli şuur dersi koyulsun dedim hiç oralı olmuyorlar bak, dinlemiyorlar sözümü. İki-üç yıl sonra belki sözümü dinleyecekler. Milli şuur yahut kendileri bir isim bulsunlar. Yani gençliğin şuurlu yetişmesi için özel ders verilmesi lazım. Kendi kendine yetişsin ne demek? Nereden öğrensin, kimden ne öğrensin?

Koyu taassupla kurtulacağını zannediyorlar. Mesela İran çok koyu taassuba doğru gidiyor, bu çok tehlikeli. Suudi Arabistan’daki yönetimi çok gevşek buluyor, daha koyu taassup diyor. Bu Avrupa’yla Asya’yı karşı karşıya getirir. Böyle şeyde Asya yenilir, feci şekilde yenilir. Zannettikleri gibi olmaz çünkü böyle şeylerde silah kalitesi konuşur, yıkıcı silahlar konuşur. Adam mesela Tahran’da bir atom bombası patlatsa bitti. İran anında teslim olur. Kum şehrine, Tahran’a iki atom bombası atılsa diz üstü çökerler. Zannettikleri gibi olmaz dehşete düşerler, hemen imzalarlar barışı. Böyle riske girmenin alemi yok. Sevgiyle, modernlik anlayışıyla yavaş yavaş, tabii halk birdenbire modern olmaz insanlar. Bizim milletimizin büyük bölümü modern ama birçok yer bağnaz, tutucu. Yani anti modernler. Aniden yüklenme tarzında değil de yavaş yavaş modernliğin geliştirilmesi lazım.

Emine Çakır; “Allah aşkıyla sevdiğim, canım, bir tanem, yakışıklı Hocam’a selamımı ve onu çok sevdiğimi iletir misiniz?” Aleyküm selam.

“Adnan Bey, bir insanın hatasını ona Allah rızası için söyleyince neden genelde olumsuz tepki alırız?” Ben bunun bir akıl hastalığı gibi olduğunu birkaç yıldan beri daha iyi görmeye başladım. Yani çok vahşiyane, çok delice reaksiyon meydana getiriyorlar. Bir kısmı eleştiride. Akıl almaz yıkıcı etki yapıyor. İnsanlarda bir delilik türü var bu tarz. Allah Allah. Ne güzel hazır oturuyorsun ayna gibi adam seni eleştiriyor daha ne istiyorsun? Diyor ki mesela şu tavrın hatalı, iyi Allah razı olsun dersin. Belki çok kalabalıkta yapmamak lazım. Orada çünkü adisi olur, iyisi olur, kötüsü olur çok kalabalıkta değil özel söylemek gerekir. Ama özel söylediği halde kuduruyorsa bu onun ahlaksızlığından, deliliğindendir başka bir açıklaması yok. Ruh hastasıdır. Çünkü özel söylüyor ne var bunda? Ve onun lehine yani hayrına dost acı söyler derler zaten kimse söylemez ki onu. Sürünür o kötülüğüyle.

Modern olmazsak askeri yönden de gücümüz olmaz. Bilimde de gelişme olmaz, sanatta gelişme olmaz, estetikte gelişme olmaz. Yavaş yavaş klasik Ortadoğu ülkesi oluruz. Yani çökeriz batarız. Oy getirir ama Türkiye’nin tamamını götürür ondan sonra. Biraz oy getirir doğru ama götürdüğü, her şeyimizi götürür. Nasıl diyelim? Bağnazlık verem hastalığı gibidir. Bünyeyi yavaş yavaş çökertir çok tehlikeli olur. Modernlik bir kere zihin sağlığı meydana getirir yani bağnaz bir sistemde insanların kafası normal çalışmaz. Tutucu bir ortamda insanlar yarı deli gibi oluyorlar. Bakın akli dengesi birçoğunun bozuk oluyor. Modern toplumlarda akıl makul çalışıyor. Mesela adam buluş yapabiliyor, uçak teknolojisini geliştirebiliyor, füze teknolojisini geliştirebiliyor. Öbür türlü basireti aklı kapanıyor. İnsan vücudu bu kadar baskıyı kaldırmaz. Gelenekçi Ortodoks sistem Allah adına ne kadar baskı yapılırsa o kadar Allah’a yaklaşacağına inanıyor. Kardeşim adam Allah’a yaklaşmadığı gibi hem Allah’tan uzaklaşır, dinden de uzaklaşır, aklı bozulur, akli dengesi bozulur. Onun için modern ruhun gelişmesi için AK Parti ilk atılımını bu yönde yapmıştı. Daha da güçlendirerek devam etsin. Saadet Partisi’nden ayrıldılar, Saadet Partisi’nin gelenekçi Ortodoks bir bakış açısı vardı. O konuda geniş bir yelpazede ileri atılımcı aydın bir kafa ile hareket ettiler. Türkiye’de sanat çok ön plana çıkarılmış olsa bir kere Avrupa Birliği yalvarır Türkiye’yi almak için. Ama kardeşim sen dekolte hanıma karşısın. Müziğe karşısın, resme karşısın, heykele karşısın. İpeğe, altına karşısın. Avrupa’nın bütün değerlerine karşısın. Niye Avrupa Birliği’ne girmek istiyorsun sen? Zorun ne? Bütün değerlerine alenen ve açıkça, şuurlu  olarak, sistemli bir bilgiye dayalı olarak karşısın. Adam da bunun farkında, adam da sana gıcık olmuş. Sen de ona gıcık olduğunu söylüyorsun o zaman gitme. Israrla yalvarıyorsun ne olur beni al diye. O zaman zihniyetini değiştir, modern ol onların aydınlık ruhu içerisinde ol severek seni alsınlar. Adamla savaşmaya mı gidiyorsun sen? Adamın bütün kültürüne karşısın. Adamın heykelini görecek, heykelini kıracak adam. Resim görecek yırtacak, dekolte hanım olacak ona küfredecek bağırıp çağıracak. Müzik olacak kolonları devirecek. Niye gidiyorsun? Avrupa dediğin budur. Avrupa senin karşı olduğun bütün değerlerin olduğu ülkeye denir. O zaman zihniyetini değiştir modern ol madem hayransın Avrupa’ya onlar gibi ol onlar da seni severek alsınlar. Öbür türlü adam kesin kararını vermiş hiçbir Avrupa ülkesi kesinlikle Türkiye’yi istemiyor. Adamlar acaba haklı mı diye de kimse düşünmüyor. Birçok kişi düşünmüyor. Millet olarak, ahlak olarak güzel kişiliğimiz ama modernliğimiz çok zayıf, çok güçsüz. Belirli yerler modern. Onun dışında bir modernlik yok. Ve sanata geniş çaplı karşı olma var. Bir kere Hristiyanlığa adam şiddetle karşı. Hristiyan gördü mü deli oluyor, nefret ediyor Hristiyan’dan. Gavur diyor Hristiyan’a. Gavur. Sen niye gidiyorsun tengellenerek? Dengleri topluyor, sucuk hevenklerini de topluyor koşarak Avrupa’ya gidiyorsun. Bohçanın içine sucuk dolduruyor. Ne olur olmaz orada bulamayız diye. Niye koşarak gidiyorsun o zaman? Bir ara Alman kadınları bıçaklıyorlardı ekmek bıçağıyla. O diyor bana sevgi gösterdi diyor o benimdi diyor baktım diyor başkasıyla konuşuyor diyor o anı hatırlıyorum diyor ondan gerisini hatırlayamıyorum hakim bey diyor. En çok kadın cinayeti bizde. Polis istese rahatça engelleyebilir engellemiyor. Kadın diyor ki “beni tehdit etti adam” diyor olabilir diyor. Bir daha tehdit o da olabilir diyor savcılık tamam diyor dosyada bekliyor bir ay, bir buçuk ay sonra gelip adamın ifadesi alınıyor. Böyle bir şey var mı diyor yok böyle bir şey yok diyor tamam git diyorlar. Kadın; şakası olur mu bunun? Adam ölümle tehdit ediyor. Alacaksın karakola adamı götüreceksin ikna edeceksin. Ona uygun kanun çıkarılması lazım polis o konuda özgür olması lazım. Kadını tehdit ediyorsa polis götürüp karakolda onu ikna edecek. Öyle bir ikna olacak ki o karakolda bir daha bunu düşünmeyecek adam. Ben kesinlikle tehdit etmeyeceğim diyecek. Adam karakolun ön kapısından giriyor arka kapısından çıkıyor.

Tayyip Hoca dedi ki, “Türkiye İsrail birbirine muhtaç” dedi bağnazlar rezalet çıkarıyor. Kardeşim bunlar zaten her türlü kepazeliğe hazır adamlar. Bunlar evini de bombalattırır, kendini de bombalattırır, çocukların yanmasını da kabul eder. Ağzını, burnunu, kafasını da kestirttirir her şeye razı bunlar. Bunlarla yola çıkılır mı kardeşim? Suriye’de de bu zihniyet vardı gördünüz. Irak’ta da bu zihniyet vardı gördünüz. Devlet, hükümet bu tip şeyde cahil cühelanın dediğine göre hareket etmez. Direkt dayatma tarında yapar haklı olan doğru olan şeyi. Adama neyini ikna edeceksin sen? İsrail ile hükümet hemen arayı düzeltsin. Ve resmi politik olarak devletin modernleştirilmesi, milletin modernleştirilmesi, her yerde modernlik devletin felsefesi olarak oturması lazım. Var modern insanlarımız çok az yetersiz. Bağnazlık daha ileriye doğru gitmeye başladı. Bunu bekletmenin bir alemi yok.

Mesela İspanya ile Türkiye çok sıkı dost olabilir bunların derin devlet hakimiyeti o kadar yok. İtalya’yla olabilir İtalyanlar sıcak, sevecen insanlar. Ordusu da iyidir İtalyan ordusu, İspanyol ordusu da iyidir. Onlarla anlaşsınlar ahbap olsunlar. Bu gelenekçi Ortodokslar’ın kafasını bıraksınlar onlardan hiçbir şey çıkmaz. Bak gelenekçiler Suriye’de halkı ortada bıraktılar kendileri de yandı milleti de yaktılar. Irak’ta da kendileri de yandı milleti de yaktılar. Burada da gelenekçiler kendi de yanar milleti de yakarlar. Bunların peşinden gidilmez çok tehlikeli olur.

Danimarkalı bir yetkili diyor ki “Türkler buraya gelince” diyor “kültürümüze uyum sağlamak yerine Danimarka’nın ortasında Konya şehrini kuruyorlar” diyor. O zaman niye gidiyorsun oraya? Hayır Konya güzel de modern Konyalı ol, aydın Konyalı ol.

Avrupa’da büyük bir hızla Müslümanlar’dan korku yayılıyor. Bu büyük bir tehlike.

Nur Alevi, “Selam ben Adnan Hocam’ı çok seviyorum” aleyküm selam “takip ediyorum, ben de öğrencisi olmak istiyorum. Nasıl yaparım lütfen bakın yardım edin şimdiden teşekkürler.” Direkt gelin telefon edin gelin. Bu Nur Alevilerden herhalde Musevi.

“Hocam Hristiyanlar’ın da bağnaz yok mudur? Sevgisiz, Müslümanlar’a öfkeyle bakan Hristiyanlar’ı bağnaz olarak nitelendirebilir miyiz?” Tamam da onlara da yardımcı olmak lazım tabii. 

“Hocam cennetteki kadınların gözlerini sadece eşlerine çevirdikleri belirtiliyor Allahualem aynı eşe baktıkları halde birbirlerini kıskanmıyorlar. Kıskanç olmak cennet ahlakı mıdır?” Tabii ki.

“Gecelerimizi aydınlatan canım Hocam selam” aleyküm selam “canımın içi her gün daha da gençleşiyorsunuz hamd olsun” Buse. Buse’yi ben ilk defa duyuyorum. Gelsin bir görelim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş; “Başkanlık tartışmak hak da özerklik tartışmak neden suç? Sizinki modelse, bizimki de model. Sen bütün ülkeyi bir adama teslim edelim diyorsun. Biz ise, hayır, vatandaşlara teslim edelim diyoruz. Biz 2012’de özerklik belgesini sunduk. Bu belge diktatörlüğün panzehridir” dedi. Ayrıca; “AK Parti sadece başkanlık için anayasayı değiştirmek istiyor. Bu bir yönetim modelidir. Bölünme değil. Dünyanın tüm ülkelerinde özerklik vardır. Özerkliğin olmadığı yerde otorite vardır. Hitler modelini önermek serbest ama İsveç modelini önermek suç” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, özerklik falan müsaade etmeyiz. Unutsunlar. Boş yere uğraşıyorlar.

“Selam Hocam. Çirkin ve fakirlere yeriniz var mı?” Gökhan Can. Çirkin ve fakir; ahirette en çok sevabı alacak adamlardan bahsediyorsun. Cennetin sahiplerinden bahsediyorsun. En çok cennete çirkin ve fakirler gidecek. O yüzden çirkin ve fakir her zaman üstündür. Allah’ın üstün gördüğünü biz de görürüz.

Ali Said; “Bence Adnan Oktar hem çok zeki hem çok akıllı bir insan. Ben onu çok seviyorum. Geçmiş ve gelecek hakkında anlattıkları beni çok etkiliyor. Mevlana hakkında bize verdiğiniz bilgilere tamamen katılıyorum. Sizin aklınız, mantığınız çok üstün.” Mevlana adına çıkmış eserler diyoruz. Biz adamı bilmiyoruz. Yani Mevlana adına çıkmış eserler de sapkın izahlar var. Bir kısmı belki tevil edilebilir ama öyle tevil edilecek gibi değil. Baktım ben. Keşke tevil edilecek gibi olsa. Yoksa ben tevil etmiyor değilim. Mesela tarikatlar der; -geçenlerde de anlattım- meyhane der tekkeye. Oraya aşk şarabı içmeye geliyoruz der. Aşk sarhoşu oldum der. “Şarap içtim, sarhoş oldum” diyor, “aşk şarabı.” Bunlarda bir şey yok. Ama adam orada öyle demiyor ki. “Her türlü haram bize helal” diyor. Sırf şarapla kalmıyor. Bunu diyen tarikatlar halen var zaten. İlk defa duyduğumuz bir şey de değil. Bu yanlış.

Mihriban; “Sizleri gerçekten büyük bir keyifle izliyor, gerçekten faydalı bilgiler ediniyoruz. Benim çok dikkatimi çeken bir konuyu sormak istiyorum. Hocamız’ın elleri çok dikkatimi çekiyor. Öyle şeffaf görünüyor ki gerçekten öyle mi? Bilgi verirseniz sevinirim. Şimdiden Allah razı olsun. Annem inanamıyor” diyor.

Devlet modern olsun, hükümet modern olsun. Türkiye’yi modernleştirelim. Avrupa da çöküyor. Çok tehlikeli olur. Modernlik hayati. Yoksa IŞİD, Taliban, El Kaide çizgisine doğru Türkiye kayar. Ben anlıyorum. Çok araştırıyorum toplumu. Süratle o tarafa doğru gidiyorlar. Bayağı tehlikeli olur. Sözümü dinleseler çok iyi olur. Oy için bu adamların ne dediğini dinlemenin alemi yok. Kuran’a uygun bir şey modern olmak, aydın olmak. Avrupa’yla iç içe olalım. Özellikle İtalyanlar’la, İspanyollar’la, Danimarka, Norveç. Ama Almanya falan bize yaramaz. Ben söyleyeyim yani. Alman gizli servisi çok tehlikeli. İngiliz gizli servisi çok tehlikeli. Fransız gizli servisi çok tehlikeli. Bunlara o kadar fazla yüz vermeye gerek yok. Ama İsrail’le dost olabiliriz. Çünkü o gariplerimin de belalısı çok. Onlarla dost olmak iyi olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır Sur’da şehit olan yirmi beş yaşındaki uzman çavuş Nuh Özdemir’in Ordu’daki baba evinin fotoğrafları vardı. Şehidimiz Nuh Özdemir.

ADNAN OKTAR: Canım benim hep fakirler, canlarım benim. Allah nuruyla sarsın. Her şehidimizin evini yıkıp yeniden yapalım. O evin yanına devlet o arazide ona imkan versin. Kardeşlerimiz, müteahhitlerimiz var. Her bir kişinin evinin yakınına yine ev yapabilirler. Altı-yedi ayda mükemmel ev çıkar. Oradaki araziyi tahsis etsin. Ev dursun yine. Orayı da kullanır, orayı da kullanırlar.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır Sur’da şehit olan bir vatandaşımızla ilgili daha bir haber var Adnan Bey. “Önceki gün Sur’da kahvaltı yaparken odaya isabet eden roketle hayatını kaybeden üç çocuk annesi, Kürt vatandaşımız Melek Alpaydın Elazığ’da toprağa verildi. Aile cenazenin PKK tarafından gösteride kullanılmaması için cenazeyi Elazığ’a götürdü. Aile terör örgütüne lanet okudu cenazede. Baba Zülküf Kayaalp; ‘Bunların ne dini ne imanı ne de kitabı var. Bizden ne istiyorsunuz? Allah’tan korkun. Ciğerimizi yakan Allah’tan bulsun. Devlete, millete ihanet eden Allah’tan bulsun. Yeter artık’ diyerek tepkisini dile getirdi. Anne Fidan Kayaalp ise; ‘Lanet PKK’ya gelsin. Bizim yüreğimizi böyle yaktılar. Elin kırılsın PKK’ diyerek, terör örgütüne lanet okudu.”

ADNAN OKTAR: Allah bütün şehitlerimize gani gani rahmet etsin. Ailelerini de Cenab-ı Allah sabrı cemille, uzun ömürle, hayırla, bereketle güzelleştirsin.

İran katı oldukça gençleri kontrol edeceğini sanıyor. Ama her yıl İran’da on binden fazla insan uyuşturucudan ölüyor eroinden; on bin. İran’daki rezaletin boyutuna bak. Ve akıl almaz cinsi sapıklık yaygın. Bir de İran’ın çok kötü bir özelliği, dinle ilgili alay ve espri en yaygın ülkelerden biri. Her giden görür. Bir hoca, bir alimle karşılaş, hemen dinle, imanla ilgili alay eden bir espri. Türkiye’de de o yaygın. Hemen ahiretle, meleklerle alay eden bir üslup. Müslümanlık’tan rahatsızsan dinsiz olduğunu söyle. İstemiyorsan söyle. Niye dinle alay edip, münasebetsizlik yapıyorsun kendince?

Edip Akbayram solcu fakat değerli bir sanatçıdır. Solcu olması suç değil. Terörist olması suçtur bir insanın.

“Hocam şu an bizim evde yedi kişiyiz. Sizin yayını izliyoruz. Ben işten yeni döndüm. Annem, babam, teyzem, eniştem, iki kuzenim hep beraber yemek yiyoruz.” Afiyet olsun. “Hem sizi seyrediyoruz. Yayınınıza yetiştiğime çok sevindim. Gündüz başlayıp bu saate kadar devam etmeniz süper. Ne olur mesajımı okuyun yayında. Sevgilerimizi iletiyoruz.” İren Dereli.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sur ilçesinin Çevre Bakanlığı ve TOKİ tarafından kentsel dönüşüm alanına dahil edileceği iddialarına Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gülten Kışanak tepki gösterdi. Kışanak; “Sur’u değiştirmeyi amaçlayan hiçbir planın tutma şansı yoktur. Birileri Sur için plan, projeler hazırlayabilir ama bu planlar Sur’dan geri döner” dedi.

ADNAN OKTAR: Plan diye bir şey yok. Orada komünist bırakmayacağız. Stalinist, komünist bırakmayacağız. Hamur tahtasından kazır gibi tekneden kazır gibi kazıyacağız teşciyle. Ev, ocak da yıkılırsa en alasını, en güzelini yapacağız. Konu bu. Yani olay bu merkezde gelişecektir ve gelişiyor. Aksine müsaade etmeyiz, inşaAllah.

“Sayın Hocam, birçok kanalda dünya ve memleket meseleleri hakkında programlar oluyor. Son zamanda sorunun hakkında doğru tespitler bulunsalar da sadece sorunu anlatıyorlar. Çözüm konusunda hiçbir önerileri yok. Bu beni çok şaşırtıyor. Sadece siz çözüm sunuyorsunuz. MaşaAllah” diyor Mustafa Emre Yalova. Hakikaten anlatıyor anlatıyor hep böyle karamsar, çözümsüz, kilitleyici hâlbuki çok basit kolay çözümü var onu anlatmıyor. Terörü anlatıyorlar kökeni. Ya kardeşim söylesene bunlar eğitimle bu hale geliyor. Eğitimle de düzelirler diyeceksin. Bunu hiç kimse diyemiyor. Geçenlerde paşayı çıkardılar, Başbuğ paşayı emekli Genel Kurmay Başkanı olan anlatıyor anlatıyor “Psikolojik de mücadele etmek gerekir” diyor PKK’yla. Söylesene mübarek “bunlar eğitimle bu hale geliyorlar karşı eğitim verirsen, anti Darwinist, anti komünist eğitim verirsen mesele hallolur” de diyemiyor.

“Hocam severek izliyoruz. Arkadaşlar birlikte toplandık TV başına. Raşit, Lütfü, Çağrı ve ben deniz sıkı takipçiniz düşüncelerine ve yanında bulunan arkadaşların düşüncelerine saygımız sonsuz. MaşaAllah” diyor.

“Allah aşkıyla deli gibi sevdiğim zümrüt gözlüm internet ortamında kıymetli sözlerinizin birçok kişi tarafından paylaşıldığını görüyorum.  Olaylara bakış açınız, yaklaşım tarzınız, sevgi dilini kullanmanız, PKK’ya asla taviz vermeyişiniz hepsinin üstünde o Allah’a olan derin teslimiyetinizden dolayı ya da direkt olarak herkesin size büyük bir hayranlık duymasına vesile oluyor. Allah sizi en sevdiği kullarından eylesin. Cennetin en güzel makamlarını versin inşaAllah. Bizi de sizden ayırmasın” diyor Hatice.

“Hoca kime şehit denir?” Teknoloji. “Para için sözleşmeli olana mı, zorla askerliğe götürülene mi ya da üç aylık bebeğe kurşun sıkana mı?” Şimdi para için sözleşmeli asker oluyorsa yine o askerdir çünkü canını ortaya koyuyor. Aç kalacak hali yok tabii ki mücahitlere de Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında para veriliyordu. Kuran’da yeri var mücahitlere belli bir para ayrılır o bir kere helal. Gani gani helal olsun. O tabii ki şehit olur. “Zorla askere götürülene mi?” Kim zorla askerliğe gidiyor ki? Herkes seve seve gidiyor. Olur mu zorla askere gitmek? Ama askerlik görevini yapmak istemiyorsa bu da anormal bir şey tabi. Gerekirse tabii ki zor kullanılır. Vatan millet müdafaası adam için önemli değilse bu ne anlamı ne bunun? Ama orada bu şekilde dahi olsa giderse şehit olur. “Ya da üç aylık bebeğe kurşun sıkana mı?” Bunu yapan PKK, tabii ki cehennemin dibine gidecek bu alçaklar. PKK kahpelerinin yöntemi bu. Türk askeri, Türk polisi böyle bir şey yapmaz.

Nermin Bayrak, “Hocam benim evimde internet yok sizin yayınınızı cep telefonundan izliyorum. Çok kısa sürede internet paketim tükeniyor lütfen internet ücretsiz olsun bazen paketim bittiği için sizi seyredemiyorum. Aklım sizde ve yayınlarınızda kalıyor.” O çok önemli bunu bir şekilde halletmesi lazım hükümetin.

Devlet ta Abdülaziz döneminden beri bir modernleşme faaliyeti içerisinde geriye gitmesi, modernleşmenin durması süper tehlikeli olur. Bu devlet felsefesi olarak güçlenerek devam etmesi lazım. Biz Avrupalı bir ülkeyiz tam Avrupalı olmamız lazım. İtalya’yı da geçecek, İspanya’yı da geçecek çok kaliteli bir ülke olmamız lazım. Bağnazlığın kapısını Türkiye kapatması lazım hükümet bu konuda cesur olsun. Ordu modernliği savunuyordu eskiden ama yani bir kısmı çok acımasızdı. Halka üstten tepeden bakan, sevgisiz, merhametsiz kaba yaklaşan bir üslupları vardı ve modernliği de pek bilmiyorlardı. Güya moderndiler ama modernliği de pek bilmiyorlardı. Sonra tamamen suskunluğa büründü bir kısmı, bir kısmı için söylüyorum modernliğin her yeri sarması gerekiyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’de Madaya denilen bir yerden fotoğraflar vardı. Şu anda Hizbullah ve Esad kuşatmasında şehir, şehre halk giriş çıkış yapamadığı için açlıktan ölüyorlar. Bazı görüntüler vardı. Ot kaynatıp içiyorlar şu anda. Bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Oraya giriş çıkış mümkün değil miymiş?

BÜLENT SEZGİN: Evet. Hizbullah ve Esad kuşatmasında şehir. Halk giriş çıkış yapamıyor şehre.

ADNAN OKTAR: Kendi halkı Esad yardımda bulunsun yiyecek yardımında bulunsun. Çocuk bunlar nihayetinde bunlar siyasi açıdan değerlendirilecek konumda değiller. Hiç olmazsa çocukların beslenmesi önemli. Kaçacak yerleri de yok. Hz. Mehdi (a.s) olmadan bu işler çözülmeyecek. Mehmet Şevket Eygi Hocamız da bugün Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini yazmış. Muhaliflerin olduğu yerler; çocuk muhalifliği bilmez ki. Çocuğun ne suçu var? Çocukların korunması gerekir, çocuklar için özel yiyecek atılması lazım.

Derin devlet ayrı oluyor onlar kanun hukuk tanımayan ayrı bir yapılanma.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın askeri istihbaratından sorumlu en üst dizey yetkilisi General İgor Sergun 58 yaşında öldü. Savunma Bakanlığı Sergun’un ölüm nedenini açıklamadı.

ADNAN OKTAR: Bak dedim geçenlerde daha on beş gün oluyordur sana da suikast yaparlar dedim, derin devletin adamlarına da suikast yaparlar dedim. O kadar makamınıza güvenmeyin dedim. Daha yeni dedim bandı da dinleyebiliriz. Putin’e sana da suikast yapabilirler dedim adamlarına da yapabilirler dedim. Bu şahıs Rus derin devletinin en önemli elemanı. Putin’in sürekli arkasında gezen bir tip. Birçok olayı olan bir tip. Ölüm nedeni açıklanmadı; tam derin devlet açıklaması tabii ki cinayet. Bir daha oku o haberi.

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın askeri istihbaratından sorumlu en üst dizey yetkilisi General İgor Sergun 58 yaşında öldü. Savunma Bakanlığı Sergun’un ölüm nedenini açıklamadı.

ADNAN OKTAR: Söylediğimiz gibi. Bir tek onunla kalmayabilir onu da söyleyeyim. Bu işler böyle. Şiddeti savunmamak lazım. Hep merhameti, sevgiyi savunmak lazım. Ensesinin dibinde geziyor adamlar, bu tip adamlar. 

Vedat, “Neden bu sıralar Mevlana’yı bu şeklide eleştiriyorsunuz? Açıklayın. Bunun sebebi ne?” diyor. İngiliz derin devletiyle bağlantı konu bu. İngiliz derin devletinin kullandığı bir isim. Ve birçok yanlışlıklar var ve bu yanlışlıkların düzeltilmesini istiyoruz o kadar.

Önce bakın bu hafta içinde bu işler oluyor Rusya’da bir hafta içinde Rus General Alexander Suşkin 52 yaşında faili meçhulle öldürüldü. Askeri istihbarat başkanı İgor Sergun da yine faili meçhulle öldürüldü 58 yaşında. Ve devamı da gelecek gibi görünüyor. Ben söyledim Putin’e, bu seri cinayetler devam eder. Büyük hata yapıyor şiddeti savunmasın. Her yer it kopuk dolu. Çok fazla derin devlet elemanı çevresinde geziyor. Bunları öldürenler de derin devlet elemanı olduğu açıkça anlaşılıyor. Ve derin devlet cinayeti klasik. Dostluk ve sevgiyi esas alan bir politika gütmesi lazım Rusya’nın. Zannettiği gibi değil her yerde ajan kaynıyor.

Arsal Ayuğur. PKK ile savaş ilimle irfanla olur. Türkiye’de ve dünyada PKK ile en güçlü ilmi savaşı veren benim ve arkadaşlarım. Bilimsel savaş veren yok PKK’ya karşı, tek benim ve arkadaşlarım. Var ama bu güçte yok.

Bunlar PKK’ya karşı yapılan ilmi mücadeleyi hiç kitap okumadıkları için, internette de pek bilgi indirmedikleri için, araştırma yapmadıkları için hiç bilmiyorlar. Kaç yüz kitap yazdım, otuz milyonun üstünde kitap dağıtılıyor yılda adamın haberi yok. Darwinizm’e karşı yüzlerce kitap yazılmış haberi yok. Komünizme karşı yüzlerce eser yazılmış haberi yok. Belgeseller, konferanslar adam bunlardan bihaber.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey yarın Bangladeş’te Cemaati İslami Genel Başkanı Rahman Nizami hakkında verilen idam kararının temyiz duruşması var. Fotoğrafı da vardı. Başbakan Hasina’nın mahkemeleri Cemaati İslami’den Molla, Kamaruzzaman, Mücahit adlı üç alimi idam etmişti daha önce.

ADNAN OKTAR: Yaşlı başlı adam yazık günah, çok ayıp. Büyük vicdansızlık. Bıraksınlar adamcağızı da biraz hayatını ibadetle, taatle geçirsin.

Bu haberi bir daha oku.

BÜLENT SEZGİN: Bangladeş’te yarın Cemaati İslami Genel Başkanı Rahman Nizami hakkında verilen idam kararının temyiz duruşması var.

ADNAN OKTAR: Peki temyizi kabul olursa ne olacak?

KARTAL GÖKTAN: Kabul olursa idam kararı gerçekleşecek Allahualem.

ADNAN OKTAR: O gün mü yapacaklar idamı?

KARTAL GÖKTAN: Onu bilmiyorum.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce üç kişi idam edilmişti aynı cemaatten.

ADNAN OKTAR: Sabah o zaman etiket yapalım da bu adamlar bela yani asarlar adamcağızı yazık. İngilizce etiket yapalım “Bangladeş’te idam dursun” diyelim zaten ona yönelik olduğu belli olur. “Bangladeş’te idam dursun.”  Sabah yapalım, sabah erkenden.

Kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in Gizlenen Ahir Zaman Mucizelerinden -17-

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü