Harun Yahya

Sohbetler (13 Ocak 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bu insanlar tertemizler. Nasıl oluyor bu kavgalar ben anlamıyorum. Bak, Fas’tan geliyor, Fas kökenli o Hoca Efendi Şeyh o, alim bayağı mütevazi temiz insan. Bir de kesip-doğramacı kafası var. Mesela baktım bayağı insancıl bir insan. O Haham Efendi de çok terbiyeli nezaketli bir insan, mütevazi de, çok hürmetli üslubu. Nedir bu kavganın şeyi ben anlayamadım?

EBRU ALTAN: Sizin anlattığınız çıkar konusu çok önemli. Herhalde milli çıkarları koruma uğruna.

ADNAN OKTAR: Bunu bırakmak lazım bu çıkar işini. “Milli menfaatler doğrultusunda, milli çıkar…” Ne çıkarı kardeşim? Biz insanlar için yaşayalım, insanların mutluluğu için yaşayalım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 1128 akademisyenin açıklamasıyla ilgili konuşan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Maalesef devlet imkanlarıyla geçinen, bize göre aydın niteliklerini yeterince taşımayan kişiler, bunların terör örgüt ve faaliyetlerine açıkça destek verdiğini düşünüyorum.”

ADNAN OKTAR: Uzun uzun anlatmana gerek yok. Bu adamlar kendilerini zaten belli etmiş. Ben anlayamıyorum, mesela cenaze taşıyorlar bu PKK’lılar, PKK bayrakları açarak, slogan falan. Hazır elinin altında PKK’lı adam işte uzatmaya ne gerek var? Al hepsini topla götür. Aramıyor musun? İşte geliyor ayağına gelmiş al-götür. Kanunu çıkartsınlar ona göre, PKK’lı olan mutlaka tutuklanması lazım. Türkiye’nin bölünmesi bütün İslam aleminin mahvolması demektir. Alelade bir ülke bölünmesi olmaz bu. Mesela bir Norveç’te bölünme olsa falan o kadar etkilemez. Ama Türkiye’yi hem Türklük alemi organik bağla bağlı yani beyni, Türklük aleminin beynidir Türkiye. Türkiye öldü mü Türklük alemi de ölür. İslam aleminin de beynidir. Türkiye öldü mü İslam alemi mahvolur. O yüzden bu konuda böyle ılımlı bir politika olmaz. Mesela öğretim üyeleri diyor yahut neyse kimse, adam PKK lehine bir açıklama yaptıysa savcılığa çağrılsın, ifadesi alınsın, evinde arama da yapılsın bakılsın eğer PKK’lı olduğuna kanaat getirilirse bir kere adamın ebedi olarak okulla bağlantısını kessinler. Hiçbir şekilde öğrenci olmasına da müsaade edilmesin bir daha. İkincisi tutuklansın. Bunun yolu budur çatışma falan değil. Bol tutuklama, geniş çaplı tutuklama. Türkiye’nin bekası mevzubahis. İslam aleminin bekası mevzubahis, Türklük aleminin ve dünyanın bekası mevzubahis. En merhametli insanlar burada. İki milyon insan bakıp-barındırıyoruz. PKK’dan kaçan Kürt kardeşlerimizi Türkiye barındırıyor. Kobani’de ne kadar Müslüman varsa anne, bacı, kız kardeş, çoluk-çocuk hep buraya geldiler. Çadırda yaşamayı kabul ediyorlar fakat o alçakların yanına gitmeyi istemiyorlar. Pislik ahlaksız katil takımı.

Muz şahane bir şey, kokusu çok güzel. Hayret, simsiyah kara toprağın, çamurlu toprağın bu kadar leziz bir yiyecek yapması inanılır gibi değil, maşaAllah. Nefis bir renk, nefis bir koku. O kokuyu nereden bilirsin, o tadı nereden bilirsin? O şekerin kıvamını nereden bilirsin? Vitaminleri neden yapmak istesin teker teker? Bütün mineralleri böyle nasıl ayarlarsın? Proteinleri nasıl yaparsın? Çok fazla protein cinsi var. Proteinin tesadüfen meydana gelmesi imkansız. Mesela adam bayağı yiyor. Toprak deyip geçiyoruz, ot ağaç deyip geçiyoruz, insan aklının milyonlarca misli daha akıllı. Mesela bir muz ağacının aklı insan aklının milyonlarca misli.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Konuyla ilgili akademisyenler hakkında bazı üniversitelerde soruşturma başlatıldı Adnan Bey. 19 Mayıs ve Abant İzzet Baysal Üniversitelerinde dokuz akademisyen hakkında soruşturma açılırken, Bahçeşehir Üniversitesi Senatosu sert bir bildiri yayınladı. Terör örgütüne açık destek veren bu bildiriyi okumadan imza attığını belirten bazı öğretim görevlilerin ise imzasını çekeceği öğrenildi.

KARTAL GÖKTAN: Murat Karayılan bugün yaptığı açıklamada devlete “Operasyonları durdurun sükunet sağlansın” diye çağrıda bulundu. Çağrısını yaparken PKK’ya destek vermeyen Kürtleri eleştirdi. “Oradaki Kürtler bilmeli ki bu yeni bir dönemdir. Amed, Cizre ve Silopi’ye boş toplar atılmıyor. Yarın buralar düşerse sizleri de orada bitirirler. Metropol Kürtleri görevlerine sahip çıkmalılar. Hiç öyle devrimciyiz demesinler. Bu zulme karşı direniş Türk toplumuyla da ortaklaştırılmalı. Artık söz değil eylem zamanıdır. Bu nedenle en fazla eleştirilecek nokta metropol Kürtleridir.”

ADNAN OKTAR: O ne demek?

KARTAL GÖKTAN: Şehirlerde yaşayan Kürtleri mi eleştiriyor acaba?

BÜLENT SEZGİN: Desteklemeyen PKK’yı.

ADNAN OKTAR: Kürt kardeşlerimiz bayağı efendi ve çok akıllı insanlar, bayağı nezaketliler. Komünist, Stalinist falan olmuyorlar ve olmayacaklar da. Allahsız Kitapsız olmazlar. Karayılan orada davul alsın kendine çalsın döne döne.

Çilek de öyle ot nihayetinde kardeşim. Bu rengi bu tek tek o tohumlarını acayip düzgün dizmiş baksana süs şeklinde. Şu süse bak sen bir de pırıl pırıl parlıyor, kokusu mis gibi. Proteinin her türlüsü var aşağı yukarı. C vitaminini nereden bilirsin sen? C vitamini yapıyor. A vitamini nereden bilirsin? B vitaminlerinin hemen her çeşidi. Kalsiyum, magnezyum tam ayarında. Mesela çilekte ne kadar potasyum bulunacağı belli, topraktan çekiyor. Sen potasyum atomunu nerden tanıyorsun? Atom, elektron mikroskopta göremiyor insanlar atom yani. Görüyor atomu yakalıyor alıyor potasyumu. Yeteri kadar aldıktan sonra diyor ki tamam diyor ben yeteri kadar aldım, gramajı da belli, ondan sonra bir daha almıyor potasyum. Kalsiyum alıyor bu kadar, fosfor alıyor bütün mineralleri biliyor. Demir alıyor ve tam ayarında. Mesela insanlara zarar vermeyecek ayarda alıyor. Mesela demir yüksek olsa zarar verir. Kalsiyum yüksek olsa zarar verir, tam ayarında alıyor. Ve insanlar rahat rahat yiyebiliyorlar. Koku mükemmel hepsinde mesela üzümün ayrı, elmanın kokusu ayrı. Elmanın gayet sert ve düzgün bir kabuğu var. Baksana şu güzelliğe, maşaAllah. Elma mesela odun, yani odunun yaptığına bak sen. Nefis bir koku gayet güzel bir kıvam ve çektiği su topraktan memba suyundan temiz gıcır gıcır, virüs falan hiçbir şey yok. O incecik, artık saç tüyünden daha ince o köklerle nasıl o suları topluyorsun? O mineralleri topluyorsun. Alıp ta on-yirmi metrelik ağacın tepesine kadar çıkarıyorsun, orada da mükemmel tatta bal gibi tatta elma yapıyorsun. Ağaç odun, diyorlar ya odun gibi adam, adam keşke odun gibi olabilse. Odunun zekası aklı onun bir milyon mislinden fazla.

Tayyip Hocam bak etrafa meydan okuyor. Delikanlı bir insan, dindar bir insan bağıra bağıra Kuran okuyor. Allah rızası için, Allah inkar ediliyor ortaokulda, lisede, üniversitede, büyük bir felaket var, bunu hükümet olarak bir ele alsınlar, bu felaketten ilk kurtulan biz olalım. İngiliz derin devlet diktatörlüğü Darwinizm’i Türkiye’ye dayattı, Türkiye bu beladan yakasını kurtaramıyor. Darwinizm bir safsata, her şeyi yaratan Allah’tır. Bu hurafe tamamen çürütülmüş olduğu halde bu gençlere anlatılmıyor. Paleontolojik delillerle bu anlatılsın, proteinin yapısıyla bu anlatılsın. Kofulun, mitokondrinin, golgi cisimciğinin hepsinin harika yönleri açıklanarak bunun evrimle olmasının teknik olarak imkansızlığı vurgulansın. Allah felaket verir, Allah uğursuzluk verir, Allah bereketsizlik verir büyük bir bela bu bütün İslam aleminin üstüne çöktü. Allah ilk defa böyle dünya çapında inkar ediliyor. İslam aleminde Allah inkar ediliyor bütün okullarda. İran’da, Suudi Arabistan’da bütün İslam ülkelerinde Allah yok deniyor. Bakın ortaokul, lise ve üniversitede, tarih dersinde, coğrafya dersinde, felsefe, psikoloji, sosyoloji hemen hemen her derste Allah inkar ediliyor. Allah rızası için hükümet buna el koysun bu felakete bir çözüm bulalım. Dünya tarihinde böyle bir şey yok, ilk defa oluyor böyle bir felaket. Osmanlı’nın yıkılmasına sebep oldu, dünyanın felakete girmesine sebep oldu Darwinizm. Birinci Dünya Harbi, İkinci Dünya Harbi, ırkçılık, bu Ermeni meselesi her şey bundan kaynaklanıyor Darwinizm’den kaynaklanıyor. Ta Abdülhamit devrinde başladı olay, hatta Abdülaziz devrinde. Felaketin başlangıcı Osmanlı’da. Bu felakete çözüm bulsunlar.

Bak 1805’ten itibaren batılılaşma adı altında iki yüzden fazla Allah’ı inkar eden kitap Osmanlı’da okullarda okutuldu. İki yüzden fazla bak Darwinist-materyalist eser iki yüz kitap.

1847’de okulu ziyaret eden Mc Farley, “Mekteb-i Tıbbıye-i Adliye-i Şahane dönemin tıp fakültesinde tamamen Darwinist-materyalist eğitim vardı” diyor adam, hatıralarında yazıyor şaşkınlıkla.

Dünya tarihinde böyle bir şey yok ilk defa böyle bir deccaliyet hareketi olmuş. İngiliz derin devletinin öncülüğünde Allahsızlık bilim adı altında bütün dünyaya dayatılıyor ve kimse bundan yakayı kurtaramıyor. Mesela Darwinizm’in, Tayyip Hocam çıkıp “ben Darwinizm’e karşıyım, Allah yaratmıştır Darwinizm yanlıştır safsatadır” diyemiyor. Suudi Arabistan Kralı çıkıp mesela “Darwinizm bir safsatadır, Allah’ı inkar eden yanlış bir felsefedir” diyemiyor. İran devlet başkanı mesela hiçbiri söyleyemiyor. İran devlet başkanı çıksın söylesin, bak savaş yapıyor, her yere asker gönderiyor ama “Darwinizm, Allahsız bir felsefedir, bu yanlıştır, bize bunu dayattılar bu beladan kurtulamıyoruz” diyemiyor. Büyük felaketi bütün herkes görsün. İnsanların görmesi lazım, bu beladan kurtulmamız gerekiyor bu Allah’ın zoruna gider. Çok büyük bir bela yaşanıyor.

Evet, Bülent Bey dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran Devrim Muhafızları Donanması amirallerinden Ali Fedavi dün İran karasularına bir mil kadar girdiği söylenen iki Amerikan botuna el koyulduğu, on askerin de gözaltına alındığı olay hakkında canlı yayında açıklamalarda bulundu. Amerika’ya ait USS Herry Truman uçak gemisinin İran karasularına giren botlara el koyulmasının ardından körfezde kırk dakika boyunca manevralar yaptığını ve provokatif ve profesyonelliğe aykırı eylemlerde bulunduğunu söyledi. Ve “eğer maksat casusluksa gereği yapılır” dedi.

ADNAN OKTAR: Olur mu? Belli ki boş bulunup girmişler. Allah aşkına İran abartmasın. Casusluk yapacaksa öyle mi casusluk yapar? Denizin ortasında ne casusluğu? Bu kadar vesveseli olmak çok abartılı. Bir de çocuklar bayağı korkmuşlardır yazık iki büklüm dizüstü çöktürmek falan İran’a yakışmaz. İran asil bir devlet, değil mi? Kabadayılığına yiğitliğine yakışmaz. Yapmaması lazım bu tip bir şeyi. Gereksiz olmuş. O çocukları o kadar korkutmanın, gariban onlar yirmi-yirmi bir yaşında çocuklar ne bilsin? Bilmeden girmişlerdir. Onlara o dehşeti yaşatmanın bir alemi yok. Olgun davranmak esastır. Onların casusluğuna inanıyor mu onlar? Hiç kimse inanmaz hiçbir mantığı yok.

İngiliz derin devletinin her yere el attığı anlaşılıyor. İnsanları bayağı bir yönlendirmişler. Peygamber (s.a.v.) yerine insanlar örnek olarak sürekli Mevlana’yı örnek veriyorlar. Halbuki Resulullah (s.a.v.)’i örnek vermeleri lazım. Öyle bir üslup ki Resulullah (s.a.v.) sanki yetersiz, sanki boş bir insan haşa ama Mevlana mükemmel bir insan. Peygamber (s.a.v.)’i örnek vermek varken Mevlana nasıl örnek verilir? Peygamber (s.a.v.)’i örnek verirsin sen, her yerde peygamber örnek verilir. “Allah onları örnek alın” diyor.

Mesela bu Paris İmamı bu Hoca Efendi şeyh aynı zamanda, hakikaten çok nurlu efendi bir insan. Öbür Musevi kardeşimiz de baş haham. Ama bak görüyorsunuz mütevaziliğini ne diyor? “Biz sizin emrinizdeyiz” diyor. “Ne emrederseniz yaparız” diyor. Bu bir efendiliktir, bir kibarlık, nezakettir. O insanın da elinden yüzünden nur akıyor tam tertemiz Müslüman. Böyle bir karakterde olan insanlar bir araya geldiğinde dünyada kavga kalmaz. Ama dindar, aydın, sevgi dolu insanların bir araya gelmesi gerekiyor. Büyük bölümü de bu insanların mason aslında. Masonluk iyi yapmış bu insanları bir araya getirmekle. Bir hayır var. Tabii bu muhteremlere sormadım mason musunuz diye de ama masonluk genellikle böyle aydın ileri gelen insanları bir araya getiriyor, bir çatı altında topluyor. O yönüyle de güzel.

Bak çocuklar mesela yazı yazıyorlar gençler. “Hocam, Tayyip Hocamız hangi işe birden koşsun? Darwinizm’i kaldırmak PKK’yı kaldırmaktan daha zor Hocam. Sizden başkası bunu çözemez.” Osman Sayın. Yok, Tayyip Hoca’ya aslında iyi bir destek verseler Tayyip Hoca bayağı bir ortalığı ayağa kaldırır. Bu fitneye bir el koysa darmadağın eder kimse de bir şey diyemez. “Böyle Allah’ı inkar eden bir felsefeyi biz okutmaya mecbur değiliz, bunun cevabının da verilmesi gerekir” demesi lazım. Faşizm öğretilsin, komünizm de öğretilsin ama cevabı da öğretilsin. Darwinizm öğretilsin ama cevabı da öğretilsin, tek yanlı dayatılır mı? Tek yanlı Allah yok deniyor. Tesadüfen yaratıldınız deniyor, olmaz böyle şey.

Veysel Altıntaş, “Ben genç değilim, yakışıklı değilim ama zenginim, tecrübeliyim. Adnan Hocam’a ikinci kategori sınıf açmasını istirham edeceğim. Biz de kırk-elli arasında bir sınıf olmamız gerekir” diyor. Akıl yaşta değil baştadır derler ünlü atasözü, yaşla alakası yok. Zenginlikle de alakası yok. Ayrıca zenginse zaten İslam için harcaması lazım malını-mülkünü. Ben niye zengin olamadım, olmadım? Çünkü hep Allah için harcadım malımı. İslam’da bir insanın zengin olması mümkün değil. Hep malını Allah için harcar Müslüman tutmaz. Zenginse bir acayiplik var demektir çünkü tutmuş malı. Tuttuğu için birikmiş. Allah biriktirmeyi istemiyor “harcayın” diyor Allah.

İngiliz derin devletiyle ilgili bir şey konuşmak isteyen var mı?

AYŞE KOÇ: Ben kısaca bilgi verebilirim. 31 Mart ayaklanmasını çıkaran kişiyi hatıralarında yazıyor Aubrey Herbert. Kendim ve Ben isimli kitabı var, o kitabında iç karışıklık çıkarıldığını anlatıyor. Bu kişi de Osmanlı döneminde bir İngiliz diplomat, kendilerinin çıkarttığı.  

ADNAN OKTAR: 31 Mart Vakası tabii ki o hareket ordusunu organize eden, 31 Mart Vakasını organize eden İngiliz derin devletidir. Haberleri bile olmamıştır birçoğunun.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Ben de bir şey ekleyebilirim Adnan Bey. İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener “Türkiye’yi mahvedinceye kadar savaşmaya devam edeceğiz” diyor.

ADNAN OKTAR: Bak hırsa bak kine bak, 1800’lü yıllar bunlar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey, yine eski İngiltere Başbakanı Robert Salisbury de 1911 tarihli gizli bir belgede şöyle söylüyor: “Aynı maskara Osmanlılık devam ediyor” diyor. “Cahil ve fanatik insanlar, barbar millet. Şimdi de kapitülasyonların kalkmasını istiyorlar” diyor. Ve “Türkler hiçbir zaman Avrupalılaşamayacaklar her zaman Türk olarak kalacaklar” diyor.

ADNAN OKTAR: Bunların bu iddiasını kökünden yıkacak bir şey yapalım. Türkiye ultra modern olsun. Devlet bunu çok hayati bir konu olarak alsın. Bakın adamların bütün konuşmalarında var, işte “Türkiye geridir, sevgisizdir, merhamet bilmez, acımasızdır, kaliteli olamazlar, Avrupalı olamazlar, ileri aydın bir medeniyete kavuşamazlar, yüksek bir kültür gösteremezler.” Bunu dediklerine göre adamların boğazına tıkayalım bunu, dünyanın en modern memleketi olalım, en modern milleti olalım, en modern devleti olalım, her yönde en kaliteli olalım. Birinci sınıf olağanüstü bir modernlik anlayışıyla ortaya çıkalım ve kısa sürede netice alırız. Devlet bunu ciddi bir politika olarak ele alması lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Oda TV’de yer lalan bir yazıda, Türkiye’de patlayan bombaların başta İngiltere olmak üzere bazı çevreler tarafından Türkiye’yi PYD’ye karşı olmamak konusunda ikna etmek için organize edildiği anlatıldı. Yazıda şunlar söyleniyor: Cameron, “DAEŞ’in olmadığı bir Irak için Kürtler’in önemli bir rolü olduğu açıktır ve Suriye’de de önemli bir rol oynuyorlar. Ancak bu Türkleri doğru yaklaşım konusunda ikna etmek için devam eden bir süreç” dedi. “İngiliz Başbakanı’nın dilinin altındaki bakladan anladığımız da şu; Türkiye’nin PYD konusundaki yaklaşımı yanlış. Doğru yaklaşım için ikna sürecindeler. İngiliz politikası gayet açık. Türkiye’ye ‘Suriye’de PYD’nin hakimiyetini kabul et, PKK’ya karşı orantılı güç kullan ve masaya otur’ diyor.”

ADNAN OKTAR: Bak yine İngilizler karşımıza çıkıyor görüyor musunuz? Ajanıyla, kuşuyla, avanağıyla her yerde karşımızdalar. Türk milleti İngiliz derin devletini çok iyi tanıyıp neye karşı mücadele edeceğini çok iyi bilmesi gerekiyor.

KARTAL GÖKTAN: YDG-H’nin kurucularından İstanbul sorumlusu Kerem Mert’in şöyle bir itirafı var Adnan Bey: “PKK, İngiltere tarafından kurulan bir örgüttür” diyor. “İngilizleri iyi okumak gerek” diyor.

ADNAN OKTAR: İşte bak. Öcalan da aynısını söylüyor hepsi aynı kafadalar.

BÜLENT SEZGİN: Aynı yazıda, Oda TV’nin yazısında İngiliz Büyükelçi Richard Moore’nin YPG-PKK konusundaki açıklamalarına da yer veriliyor. Şöyle diyor: “YPG ve PKK arasında bir bağ olduğunun farkındayız. Biz bu bağların olmadığını iddia etmiyoruz. Ancak dediğim gibi PYD veya YPG Suriye’deki mevcut resmin birer unsuru ve Suriye’nin geleceğinde de bu grupların var olacağı gerçeğini kabul etmemiz ve bu gerçeği görerek ilerlememiz gerekiyor” diyor Richard Moore. “Türkiye’nin PKK şiddetine müdahaleye orantılı ve uygun güç kullanmaya hakkı var. Nihayetinde biz anlaşmazlıkların şiddetle çözülmeyeceğini düşünüyoruz. Tek çözüm diyalog, reform ve barış sürecinin devamı” diyor.

ADNAN OKTAR: PKK’ya karşı ne yapacağımızı bize öğretmelerine gerek yok. Biz ne yapacağımızı biliriz.

"Mevlana sabahleyin erkenden evden çıktı. Bağın içine doğru yürüdü. Ben de nereye gidecek diye hep arkasından gidiyordum. O hangi ağaca rastlasa selam veriyor ve bütün ağaçlar Mevlana'ya secde ediyorlardı." Mevlana'ya secde ediyormuş ağaçlar. "Ve bana Kuran'daki 'yıldız ve ağaçlar secde ederler' ayetinin sırrından bir hikmet gösteriyordu." diyor. Bu da gözlerinde nasıl putlaştırdıklarını gösteren bir açıklama.

"Canımın içi Hocam, kaşık çalarken ki asaletiniz, ellerinizin nuru, yüzünüzdeki ifadenin tatlılığı çok fazla maşaAllah." diyor Gamze Yüksel, Adana.

"Hocam, bugün ışık gibisiniz. Yüzünüzün nurunu hayranlıkla izliyorum." Sema Taş.

"Canımın içi Hocam, sevgi öğretmenim, bugünkü misafirlerinizle yaptığınız sohbet çok güzeldi. O kadar kültürlü, cana yakın, samimisiniz ki beş yaşında çocuk da gelse, on sekiz yaşındaki gençler de gelse, siyasi misafirleriniz de gelse hepsi ile çok güzel hikmetli muhabbet kuruyorsunuz." diyor Zeynep Kaya.

"Aslan Hocam, siyah takımınız ve siyah gömleğinizle karizmanın hasısınız. Alem delikanlı görsün. MaşaAllah." diyor Bursa'dan Sevim Güzel.

Kendilerinin sadece denileni yaptıklarını, derin devletin dünya hakimiyeti olduğunu Curchhill şöyle anlatıyor -yani İngiliz derin devletinin- "Dünyada çok kapsamlı bir olayın yaşandığını ve çok ince hesaplı bir planın yapıldığını bizlerin de bu senaryoda sadece sadık bir uşak olarak hizmet edeceğimizi göremeyenler kör ve ahmaktır." diyor. Yani, "Derin devletin elemanıyız hepimiz. Biz sadece hizmet ederiz. Planı derin devlet yapar." diyor. İngiliz derin devletine hayranlığını bilmeyenlere bileceği şekilde anlatıyor.

"Hocam ortalık yıkılıyor." diyor, "Nöbette sizi izliyoruz. Arkadaşlarla sizi çok seviyoruz. Hayırlı geceler." Esmer Melek.

Ali Keskintetik, "Ben Harun Yahya hayranıydım ta ki sizi tanıyana kadar." Şu an benim başka bir kimlikte olduğuma inanıyor. 

EBRU ALTAN: Aron Kohen mi? 

ADNAN OKTAR: Aron Kohen, evet. Harun Yahya ayrı diyor. Ne olur? Aron Kohen olmak suç mu? Geri mi döneyim İsrail'e? Ne yapayım? Yani beni kızdıracaklar, geri döneceğim İsrail'e. Yapmayın.

Şenol Göktepe, "Hocam, Resulullah (s.a.v.)'in zamanında İslam dini böyle miydi sazlı sözlü?" Resulullah (s.a.v.) döneminde sen yaşadın mı? Nereden biliyorsun nasıl olduğunu? Bayağı eğlenceli, güzel ortamlar oluyordu. Ona ait çok fazla hadis var, açıklama var. Ve her peygamber döneminde eğlenceli ortam oldu. Süleyman (a.s) döneminde de vardı, Yusuf  (a.s) döneminde de vardı. Ama siz kafanızda onu haram kıldığınız için bir türlü onu Kuran'la İslam'la bağdaştırmıyorsunuz. Eğlenmek, müzik, resim, heykel; bunların hepsi helaldir.

Veysel Altıntaş, "Ben Hocam’ı seviyorum. Bu kadar güzel insanı bir araya getiriyor. Kıskançlık yok, kibir yok aralarında. Birlikte yiyorlar, birlikte eğleniyorlar. Bu bir mucize, keramet değil de nedir?" diyor. Tabii, iman öyle bir güzellik sunar insana.

"Müslümanlar, Hazreti Ali ile Hazreti Fatıma'nın evlendiğini duyunca, Peygamberimiz (s.a.v.) tebrik edince, Hazreti Peygamber (s.a.v.), eşlerine döner ve Fatıma (a.s) için tef çalmalarını emreder ve onlar da tef çalmaya başlarlar." Yer gök inliyor. O dönemde klarnet yok. Kolay sazlar var yani tef var işte kaval var. Ona benzer sazlar var. Ama müzik var yani. Şarkı söyleyenler var, eğlenenler var.

Curchhill, 1940'larda Amerika'yı savaşa sokmak için İngiliz derin devletini ve İngiliz istihbaratını devreye sokuyor. Amerikan halkını ikna etmek için binlerce ajan hazırlıyor. Gazeteler, radyolar, televizyonlar gece gündüz çalışıyor ve Amerika'yı Hitler'le savaşa ikna ediyorlar. Ve savaşta Amerika sayesinde, biliyorsunuz, Hitler yenildi. İngiliz gizli servisinin bir başarısı bu. Yani "başarısı" derken kendilerine göre başarı.

"Hala dün anlattığınız fedakarlık ruhu ile ilgili konunun etkisindeyim. Ne kadar hikmetiydi maşaAllah. Sizin yaşadıklarınızı siz anlatmasanız halinizden anlamak mümkün değil. Hapishaneler, akıl hastaneleri, türlü psikolojik işkenceler, komplolar... Başkası olsa tüm bunları asla kaldıramaz, yıpranır giderdi muhtemelen. Sizi maşaAllah hiç korkutamamış ve yıldıramamışlar. Muhtemelen size onları yapanların hiçbiri şimdi yoktur." Hakikaten büyük bölümü yok. Yani yüzde sekseni yok. "Ahirette hesaplarını veriyorlardır. Ama siz dimdiksiniz maşaAllah. Allah yolunuzu açık etsin."

İngiliz derin devleti, casus Binbaşı Edward Noel'i Kürtler’i ayaklandırıp Güneydoğu'da Anadolu'yu Osmanlı'dan koparmak ile görevlendiriyor. Noel, bazı Kürt aşiretleri askerleri ile birlikte Sivas kongresini engellemek ve Atatürk'e suikast düzenlemek için Malatya'ya geliyor. Atatürk hemen çevre illerden asker yollayınca Noel, geri kaçmak zorunda kalıyor. Görüyor musun? Her türlü pisliğin içinde İngiliz derin devleti var. Atatürk, General Harbord'a sunduğu muhtırada dönemi şöyle anlatıyor; -bu Nutuk'ta da var, Atatürk'ün Nutuk'unda- "Türkler ve Kürtler arasında bir kardeş harbine sebebiyet vermek için Kürtler'i İngiliz himayesi altında müstakil bir Kürdistan kurma planına iştirak etmek üzere tahrik ettiler. Bu teşebbüslerini tahakkuk ettirmek için büyük paralar harcadılar. Her türlü casusluğa başvurdular. Bu suretle Noel isimli bir İngiliz subayı uzun bir zaman Diyarbakır'da gayretler sarf ettiler ve faaliyetlerinde her türlü aldatma ve sahtekarlığa başvurdu." Bak, faaliyetlerinde her türlü aldatma ve sahtekarlığa başvurdu diyor. İngiliz derin devletinin yapmayacağı pislik, yapmayacağı adilik yok. Bak, ta o devirlerde yaptıkları faaliyet bu şekilde. Atatürk de bunun farkında. Ama çok arsız hayasız oluyorlar, çok inatçı oluyorlar. Yani deşifre edilmek bir şeyi değiştirmiyor. Yüzsüz, hayasız ve arsız oldukları için ısrarla devam ediyorlar. Ama dünya çapında pek tanıtılmadılar. İlk defa böyle dünya çapında tanıtıyoruz İngiliz derin devletini. Eğer herkes bu konuda üstüne düşeni yaparsa İngiliz derin devleti rezil rüsva olacak, onu söyleyeyim. Yani gücü kavrulur gider. Çünkü bunların özelliği gizli olmalarında. Gizliliğini ortadan kaldırırsak yapacakları bir şey kalmaz.  

İngiltere İçişleri Bakanlığı, 4 Aralık 1937'de kendi Dışişleri Bakanlığı'na -bak kendi Dışişleri Bakanlığı'na- altı sayfalık gizli emniyet raporu yolladı. Raporda şu bilgi vardı; "Prens Sami'nin Türkiye'deki adamları Şubat 1938'de harekete geçmek üzere Atatürk'e bir suikast hazırlığı içindedir. Bu suikasta harcanmak üzere gerekli olan yüz bin sterlin temini konusunda Kate Williams adında bir İngiliz sermayedar, Prens Sami'ye yardımcı olmaktadır." Görüyor musunuz? Her türlü pisliğin içinde İngiliz derin devleti. Atatürk'ü şehit etmek için defalarca İngiliz derin devleti girişimde bulundu. Bak, bu felaketi başka yapan yok, bu belayı başka yapan yok. Dünyayı böyle, başka karıştıran yok. Yeri de Londra'da bunların, İngiliz derin devletinin. Türkiye'de, Ortadoğu'da; her yerde yancıları, uşakları var. Ve çok hayasız bunlar, arsızlar. Daha hala kurtarma peşindeler durumu. Israrla deşifre edilip çapı gittikçe genişleterek anlatılarak bu rezil adamları tamamen felç etmek lazım.

Dersimli Alevi, Desparada991; "Karşında kız arkadaşın dans ediyor. Bu caiz mi?" diyor. Caiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında eğer var mıydı yok muydu diye soracak olursan Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da eğlence vardı, dans vardı. Hazreti Süleyman (a.s) zamanında da vardı, Yusuf  (a.s) zamanında da vardı. Siz tarih bilgisi olarak net delil arıyorsanız tarihe bakın. Ama Kuran'da haramlığına dair belge bulamazsınız. Bu danstan korkmanın mantığı da yok. Bir kere bu kafadan vazgeçin. Yiyecekten korkuyor, danstan korkuyor, kıyafetten korkuyor. Müthiş bir haram mantığı var, her şeyi haram kılmışlar. Çok azdır haramlar. Helaller, ucu bucağı yoktur. Bir avuç haram vardır, o da Kuran'da belirtilmiştir.

"Bayram günü iki cariye kahramanlık şiirlerini tef çalarak terennüm ediyorlardı. -iki cariye- Resulullah (s.a.v.), yatağına uzandı. Sonra babam Hazreti Ebubekir içeri girdi. Bana 'Resulullah (s.a.v.)'ın huzurunda bu ne hal!' deyince" O zaman onlar da ayıplıyorlar; 'Resulullah (s.a.v.)'ın huzurunda olur mu bu?' diyor, "Resulullah (s.a.v.), 'Bırak onları. Her milletin bir bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır." diyor. Yani 'iki cariye kahramanlık şiirlerini tef çalarak terennüm ediyorlardı' O nezaketli anlatımı. Tef çalarak eğleniyorlar yani oynuyorlar; terennüm şarkısı söyleyerek eğlenip oynuyorlar.  Peygamberimiz (s.a.v.) de, "Bırak onları." diyor. Sonra bak, Hazreti Ebubekir'in bile acayibine gidiyor. Ama Peygamber (s.a.v.), bunun caiz olduğunu söylüyor. 

KARTAL GÖKTAN: Bir son dakika haberi var Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde PKK'lı teröristler bomba yüklü bir araçla İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına saldırdı. Kaymakamlık, Jandarma ve Emniyet binalarına düzenlenen eş zamanlı saldırıda çatışma devam ediyor şu anda.

ADNAN OKTAR: Allah askerimize, polisimize güç kuvvet versin. Aslanlarımıza, Cenab-ı Allah melekleriyle yardım etsin. Bu kahpelerin kalbine Allah korku salsın. Allah onları baş aşağıya eğdirsin. Allah onları mağlup etsin; ordumuzu, askerimizi, polisimizi galip muzaffer etsin. Ben aslanlarıma buradan bir mehter marşı göndereyim. 

Oynayan bir grup Habeşi’yi Peygamberimiz (s.a.v.) görünce takdir ediyor, helal olsun diyor oynuyorlar tefle eğleniyorlar. “İslam dışı olan herkes bilsin ki bizim dinimizde genişlik vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ama işte bu arkadaşlar buna bir türlü ikna olamıyorlar.

Amr Bin Sade’den nakledilmiştir: “Bir düğün münasebetiyle Kazara bin Kaab ve Ebu Mesud’un El Ensar’ın yanına gittim, bir kız çocuğu şarkı söylüyordu ben “siz Resullulah (s.a.v.)’in  arkadaşları ve Bedir ashabından olduğunuz halde sizin yanınızda bunlar nasıl yapılıyor?” dedim“ Görüyor musun? O devirde de var şaşırma. “Onlar ister bizimle kalırsın ister gidersin, bize düğünde eğlenmeye Peygamberimiz (s.a.v.) izin verdi diyor.“ Görüyor musunuz? Aynı tarih tekerrür ediyor bak. Kim diyor bunu? Bunu ben demiyorum bunu başkası söylemiyor bunu kim söylüyor? İbni Hacer söylüyor. Bunu kim söylüyor? Alemlerin şahı söylüyor. Bunu kim söylüyor? İbni Abidin söylüyor.

En gıcık olduğum şu reklamların zırt pırt devreye girmesi. Mesela internette bir şeye bakıyorum, bir film küt bir reklam ya gıcık oluyorum kardeşim ben onu seyretmek istiyorum reklam istemiyorum, özellikle bakmıyorum çok gıcığıma gidiyor. Dayatma reklam olur mu kardeşim? Gönüllü olması lazım.

Allah aslanlarımıza güç kuvvet versin.

Muaz İbni Cebel anlatıyor: “Ensar’dan birinin düğününde bulunuyorduk Hz. Peygamber (s.a.v.) nikahı kıydıktan sonra “Allah iyi geçim hayırlar ve uğurlar nasip etsin, rızkınıza bolluk bereket versin sizi mübarek kılsın” diye dua ediyor sonra adet veçhile olduğu üzere damadın başı üzerinde tef çalınarak şarkılar söyleniyor.” Yer gök inliyor. Değil mi? Mesela gazinoda falan da çalgıcılar gelir şeref misafiri kimse onun başında çalarlar. Bak damadın başının üstünde çalınıyor yer gök inliyor. O zaman ki sazlar az ne varsa onu çalıyorlar. Bak kaç kişinin o zaman Peygamber (s.a.v.) evinde acayibine gidiyor görüyor musun? Resulullah (s.a.v.) ısrarla aksini söylüyor. Bak Nesai’de bu ünlü bir eser yani güvenilir bir hadis kitabı. Amr Bin Saad anlatıyor: “Bir düğünde Bedir ashabından olan Kureyza bin Kaab ve Ebül Mesüt Ensar’ın yanına vardım o esnada genç kızlar cariyeler türkü söylüyorlardı.“ Bak genç kızlar türkü söylüyorlar. “Ben “siz Resullulah’ın ashabından ve Bedir Savaşı’na katılanlardansınız sizin yanınızda kızlar türkü söylüyorlar siz ses çıkarmıyorsunuz“ işte aynı bizimkiler gibi. “…dedim. Onlardan biri dedi ki “istersen otur bizimle beraber dinle” Faslı beraber dinleyelim diyor “istersen de git” diyor. “Düğünde eğlenmemize Peygamber izin verdi” diyor o zaman bitmiş olay değil mi? Hz. Ayşe rivayet ediyor: “Resulullah (s.a.v.) bir düğünlerinde ensar kadınlara uğradı” Peygamberimiz (s.a.v.) kadınların yanına gidiyor. Onlar yeri göğü inleterek şarkı söylüyorlar tefle. (İbni Mace Nikah 21 Buhari Nikah 48 Meğazi 12.)

İngiliz derin devleti Ferit Paşa’dan milli güçlerin eşkıya olduğu konusunda fetva çıkarmasını istiyorlar İngiliz derin devleti. Bak kim söylüyor? İngiliz derin devleti. Böylece milli mücadeleye katılan Mustafa Kemal ve diğer Kuvayi Milliyeciler hakkında ölüm fetvası veriliyor ve haşa onların eşkıya olduğu ve hain olduğu şeklinde ibareler bulunduruyorlar bunu yapan kim? İngiliz derin devleti. Buna uyan kim? Ferit Paşa. Bak kimleri elde ediyorlar görüyor musun? Paşayı bile elde etmişler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’de muhaliflerin kontrolündeki Madaya kentine geçtiğimiz gün Birleşmiş Milletler yardım konvoyunun girmesine izin verildi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Suriye temsilcisi Sajjad Malik "Madaya'da gördüklerimiz bizi dehşete düşürdü. Orası Suriye'nin hiçbir yeriyle karşılaştırılamaz, durum çok vahim, insanlar var ama hayat yok" dedi. Çekilen görüntülerde yedi aydır Esad ve Hizbullah güçleri tarafından abluka altında tutulan Madaya’da çocukların sadece tuz ve suyla beslendikleri ve bu şekilde hayatta kalmaya çalıştıkları görülüyor. Yardım konvoyuna dair fotoğraflar var.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şu kepazeliğe bak ya şu çekilen acıya bak. Adamların gitmesine de müsaade etmiyorlar yemek yemesine de. Ulan ne istiyorsun? Ne yapsın adam yani ne istiyorsun? Zaten teslim olmuş bir şey dediği de yok. İlla öldüreceğiz sizi diyorlar. Hayır sivil halk bir şey yaptığı da yok.

KARTAL GÖKTAN: İçerden resim çekilmesine izin vermiyorlarmış kentin. 

ADNAN OKTAR: İşte o da ayrı bir anormallikleri.

KARTAL GÖKTAN: Altı bin de mayın döşenmiş kentin çevresine.

ADNAN OKTAR: İşte ahmaklıklarına bak.

“Yine Hz. Ayşe’den; Bir kadın Ensar’dan bir kişiyle evlendirilmişti. Peygamberimiz (s.a.v.) “Ya Ayşe sizin beraberinizde tef çalan şarkı söyleyen bir şarkıcılarınız yok mu?” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Adamlar haşa falan diyor bir kısmı baksana “Çünkü Ensar böyle oyun ve eğlencelerden hoşlanır.” Ben de oyun ve eğlenceden hoşlanıyorum. Peygamber (s.a.v.) ne diyor? Oyun ve eğlenceden hoşlanır Ensar diyor. Ben de Ensar’danım işte ben de oyun ve eğlenceden hoşlanıyorum. Buhari Nikah bölümünde.

Medine’de bir yerden geçerken tef çalıp şarkı söyleyen kızlarla karşılaşıyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Seni çok seviyoruz” diyor şarkı söyleyen hanımlar Resulullah (s.a.v.) de “ben de sizi çok seviyorum” diyor bak karşılıklı iltifatlar sevgi sözcükleri var ve şarkı inim inim inletiyor ortalığı. Bıraksınlar bu muhabbeti benim sözüm doğru. Ben onlara bak “bir bir birilerine” parçasını dinleteyim kalkıp eğlensinler.

Amr İbni Şuayb En Ebihi En Ceddihi’den ravi edilmiştir. Bir kadın gelerek “Ey Allah’ın Resulü ben senin yanı başında tef çalmaya Allah’a nezr ettim (adak adadım)” diyor. Aleyhisselatı vesselam Efendimiz “nezrini (adağını) yerine getir yanımda şarkıyı söyle” diyor. Kadın da tefle Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında şarkı söylüyor. Bağnazlar görse kaçarlar herhalde haşa falan diyerek. Bak Ebu Davud’da bu “senin yanında şarkı söyleyip tef çalacağım” diyor. Yani yeri göğü inletiyor ve Arap kadınlarının sesi çok güzel olur Resulullah (s.a.v.) da dinliyor.

AYŞE KOÇ: Şeyh Nazım Hazretleri’nin de bayan misafirleri gelip enstrümanlar çalıyorlardı çok güzel çalgılar.

ADNAN OKTAR: Onlar Şeyh Nazım Hocamızı kafir gibi biliyorlar. “Adam” diyor “musaffa ediyor kadınlarla” ya piri fani Allah’tan kork doksan yaşında insan “elini öpüyorlar nasıl oluyor ya kadın öpüyor?” diyor. Bağnazlık çok korkunç bir şey.

İngiliz derin devletinin yeni görevi de işine gelmeyen herkesi terörist ilan etmek, operasyon için müthiş bir yöntem oluyor. “Bu adam terörist” diyor madem öyle hemen yok edelim diyorlar.

Majesteleri7, “İngiliz derin devletinin amacını her yaptığını bu detayları nasıl biliyorsunuz? Hayır bilelim de biz de okuyalım öğrenelim.” Zaten size bunu kitap olarak hazırlıyorum yani kapsamlı bir kitap olarak hazırlıyorum orada kitap olarak göreceksiniz ama bizim sitelerimize girerseniz bu konularda ilk ön bilgilere rastlayacaksınız. Kaynak olan bilgilere rastlayacaksınız ama ben tabii çok kapsamlı fotoğraflarla belgelerle haritalarla orayı anlatıyorum, kitapta daha iyi faydalanacaksınız.

“Ne giysen yakışıyor ama siyah bu kadar mı yakışır? Cazibeni kat kat arttırıyor bakınca insan çarpılıyor. Cildin gözlerin daha da ortaya çıkıyor bakmaya doyamıyorum ekrana bakmaktan başka  iş yapamıyorum” diyor Selda. Sevgiden Allah’ın tecellisi olarak görüyor o yüzden.

Meltem Hisli, “Hocam “En sürekli aşk karşılığı olmayan aşktır” diyorlar doğru mu?” Olur mu? Aşk varsa iman ehliyse seversin. İman ehli iman ehlini nasıl sevmez? Zaten Allah birbirlerini sevecek şekilde yaratıyor yani ancak kalbi hastaysa o aşka cevap vermez. Candan seven bir insana nasıl karşılık verilmez?

“Hocam hayırlı akşamlar, İngiliz derin devletiyle ilgili söyledikleriniz sadece bir kısmımı yoksa duyacağımız daha çok şey olacak mı?” Tabii yüzlerce belge bilgi sizlere sunulacak. Çok büyük bir fitne güruhudur dünyayı mahveden deccal hareketidir, yani şu an dünyaya hakim olan Suriye’de Irak’ta her yerde felaketleri organize eden İslam alemini mahveden, İslam alemini bağnazlığın içine çekip daha da ezilecek hale getiren sistemdir.

“İngiliz derin devletinin asıl amacı nedir? Türkler ne yaptı ki bu denli düşmanlar?” Semih. Türkleri cahil, kaba ve bağnaz olarak görüyorlar kendilerini de çok modern olarak görüyorlar işte bunlara en iyi cevabı ultra modern Avrupai bir Türkiye ile cevap verebiliriz. Yoksa dünyayı kendilerince ikna ediyorlar işte görüyorsunuz diyor mesela bunlar sevgisiz merhametsiz, modernlikten uzak tipik bir Ortadoğu devleti bunlar hiçbir zaman modern olamazlar, hiçbir zaman için aydın olamazlar, müziğe karşı bunlar, resme karşı, estetiğe karşı, dekolteye karşı, kadına karşı, hayatın bütün güzelliklerine karşı iddiaları var. Biz bunların iddiasının tam tersini yapıp bunların iddiasını çökertmemiz gerekiyor yoksa bunların niyeti bozuk ben söyleyeyim. Yani Türkiye’yi iyice bağnazlığın içine çekip Türkiye’yi yıkmayı kafalarına koymuşlar.

Murtizar, “Adnan Baba zil de dile geldi maşaAllah” diyor. Hakikaten o konuda üstadız demek ki.

Gizem Karabük, “Kalpten kalbe giden yolun en güzel durağı gözdür derler doğru galiba.” Galiba değil doğru.

Melisa, “Adnan Bey neredeyse bir aydır evde karaoke yapıyorduk şimdi evin her köşesinde Türk filmi sahnesi çekiyoruz fark ettik ki bizim evin gündemini A9 belirliyor, sevgiler.”

Bu Kuzey Kore muhabbeti nerden çıktı ben bunu anlamıyorum. Ne anlamı var?

“İngiliz derin devletiyle ilgili anlatımlarınız bazı kişileri rahatsız etti mi?” Daha yeni hopluyorlar. Yani çok kapsamlı bu konuya gireceğiz. Ve gittikçe dozunu artırarak, genişleterek bu deccal fitnesi ortadan kalkıncaya kadar uğraşacağız.

Mustafa A. Güngördü, Mustafa o kadar hadis verdim sende inanmıyorsan, ayet söylüyorum inanmıyorsun, hadisten de verdim ona da inanmıyorsun. O zaman ben sana ne diyeyim yani? Senin kafan bir yere takılıp kalmış.

“Hocam size yakışıksız söz yazanlar, tweet atanları takmayın lütfen. Beğenmeyen izlemesin o kadar.” Ama onları cevaplamak anlatmak çok önemli. Çünkü epey büyük bir kitle onlar. Yani sevgisiz çok fazla insan var. Ama izlemeleri çok iyi. Gecenin bu saatinde izliyorsa onun kalbi yavaş yavaş temizlenip arınıyor demektir, yıkanıyor demektir. Bunları kimse uyarmıyor. Biz bunlara ters söz söyleyip azarlayıp göndersek hastalığı devam eder. Ama onu kâle alıp onun mesajını da okuduğumuzu hissettirerek cevap verirsek yavaş yavaş kafası temizleniyor. Çünkü bakıyorum ertesi gün yine aramış falan. Yani iyi o.

BÜLENT SEZGİN: Allah, Firavun’a diyor: “Umulur ki öğüt alır düşünür.” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii bak Firavun’a bile Cenab-ı Allah, “Ona halim söz söyle.” diyor. Hz. Musa (a.s)’ya halim. İnsancıl konuş onunla, diyor. “Belki içi titrer korkar Allah’tan belki de öğüt alır” diyor. Onun ya adamlar ters konuşuyor falan aman biz bunlara ters cevap verelim böyle bir mantık olmaz. Mesajını okumasam zaten bağlantıda olduğuma inanmaz. Yani ima yollu konuşsak onunla konuştuğuma inanmaz. O yüzden önemli.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Obama dün yaptığı yılda bir kere gerçekleştirilen “Birliğin Durumu” konuşmasında Amerika’da yükselen Müslüman karşıtlığına dikkat çekti. Cumhuriyetçi Parti’nin başkanlık seçimlerindeki aday adaylarından Donald Trump’ın ismini kullanmadan yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Siyasetçiler Müslümanlara hakaret ettikleri zaman, bir cami kırıp döküldüğü zaman veya bir çocukla dalga geçildiğinde bu bizi daha güvenli kılmıyor. Bu olayı olduğu gibi göstermiyor. Bu bir yanlış, bu bizi dünyanın gözünde daha da küçültüyor. Hedefleri başarmamızı zorlaştırıyor ve ülke olarak bizim kim olduğumuza ihanet ediyor.

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş doğru söylüyor. Çünkü o adamın kafası bir kabul edilmiş olsa Amerika bütün dünyada yalnızlaşacak, ekonomisi de çöker, hayatı da çöker, her yönden batar adam onu akıl edemiyor. Dar ufku, geniş düşünemiyor.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca konuşmasında yirmi üç kişiyi özel davetlisi olarak konuk etti. Davetlilerin arasında Suriyeli mülteci ve bilim adamı Refahi Hamo ile Amerika’daki Müslümanlar’ın en büyük sivil toplum kuruluşu Amerikan İslam İlişkileri Konseyi’nden iki temsilci de yer aldı.

ADNAN OKTAR: Güzel.

Tuncay Kömürcü, “Bizler sadece namaz kılıyor mu oradakiler merak ettik. Art niyetle sormadık merak ediyoruz ailecek.” Bakın topluluklarda, cemaatlerde namaz kılan insan sayısı genelde azdır. Sabah namazı pek kılınmaz, çok nadirdir sabah namazı kılanlar. Yaşlı amcalar, camiye gidenler genellikle kılarlar. Birçok kişi namazı kaçırır ve kazaya kaldı derler. Bir namaz disiplini yoktur. Benim arkadaşlarım kusursuz, itinalı, hiç kaçırmadan bütün namazlarını kılıyorlar. Hiçbir şekilde bir namaz kaçmaz hiç. Ama büyük bir titizlikle. Namazı kaçırmış deyince acayip şaşırıyorlar hani geçmiş olsuna gidiyoruz artık. Büyük bir felaket olmuş gibi acı çekiyorlar Allah vermesin.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Birbirimize de hatırlatıyoruz.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Biz muhabbete devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu, “Kanlı terör örgütü PKK’ya bir cümlecik dahi aleyhte konuşmadan sürekli ama sürekli Türkiye Cumhuriyeti’ne söz söyleyenleri mütareke döneminin işgal altındaki sözde aydınlarının kalıntıları olarak niteliyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor aferin. Tam böyle İngiliz derin devletinin uşağı konumunda olan bir avuç yancı,  üçkağıtçı, sahtekar takımı var -onlar kendilerini biliyor- bu haysiyetsizler İngiliz derin devletine it gibi uşaklık yapıyorlar. Onlar dürtüyor bunlar hopluyor. Bu haysiyetsizlerin belini kıracak hareketleri devletin kanunla hukukla yerine getirmesi gerekiyor. İki kişi, üç kişi, beş kişi kimse onlar kendilerini biliyorlar.

“Adnan Bey, sizi ve yanınızdaki kız arkadaşlarınızı olağanüstü bir sevgiyle seviyorum, sizin ve arkadaşlarınızın nurunu, güzelliğini, kalitesini görenler haset ediyorlar” diyor. Semra.

“Sen bizim evimizin ışığısın senin anlatımların, kitapların vesilesiyle Allah’ı gerçek anlamda sevmeyi ve ona iman etmeyi öğrendik.”

“Bugüne kadar izlediğim en huzur veren program ortam cennet gibi, cennetten bir numune sanki” diyor. Selin.

“Günümüzdeki konulara en akılcı çözümleri sizden duydum hep bugüne kadar. İnsanlar sizin kıymetinizi bilmeli.” Akif.

“PKK’ya karşı aslan gibi kükrüyorsunuz Hocam, sizdeki delikanlılık eşine az rastlanır maşaAllah.”

“Canım sevgi öğretmenim İngiliz derin devleti bütün dünyaya çıkar menfaat peşinde koşmanın makbul olduğunu öğretmiş. Sen de sevgiyi öğreterek bu deccal ordusunu Allah’ın izniyle ilimle irfanla yerle bir edeceksin” diyor. En azından esaslı bir darbe indirerek zararsız hale getirmeye çalışacağız tabii ki. Ama asıl bunları ortadan kaldıracak olan Mehdiyet’tir, Hz. İsa Mesih’tir. Biz talebeleri olarak, öncüleri olarak faaliyet yapıyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Askerimiz bir Kürt dedeyi sırtında taşıyor.

ADNAN OKTAR: İşte aslan onlar aslan. Bak yaşlı hasta diye Mehmetçik sırtında taşıyor onlar bizim canımız.

Zülfiye, şeytandan Allah’a sığınırım Kalem Suresi 4, “Ve şüphesiz sen pek büyük ahlak üzerindesin” ayeti üzerinizde tecelli ediyor Adnan Bey. Gıpta ediyorum, sizi örnek alıyorum maşaAllah.” Peygamberleri örnek alacağız ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Herhangi bir sıradan kuluyum. Alim değilim, hoca değilim herhangi bir insanım, herhangi bir vatandaşım. Daima peygamberleri örnek alacağız. Ama Allah razı olsun iyi yönleri, güzel yönleri görüyorsan tabii onları takdir ediyorsan o da bir güzellik.

“Hocam İstanbul’da özel bir üniversitede öğretim görüyorum bulunduğum üniversite içerisinde birçok karanlık kişiler her fırsatta PKK propagandası yapıyorlar. Bu kişilere karşı üniversite yönetiminin hiçbir mücadele yürütmediğini görüyorum. Sizin gösterdiğiniz yöntemler bir an önce üniversitelerde uygulamaya geçmesi gerekiyor. Bu karanlık kişiler ancak böyle buralardan kazınır.” Tabii ne kadar büyük kolaylık bunlar toplanıyorlar kantinde PKK bayrakları açıyorlar, PKK sloganları atıyorlar yani biz PKK’lıyız diyor adam. Hazır eline imkan geçmiş işte tamam gelsin siyasi şubenin polisleri alıp götüreceksin ilk yapılacak şey bir kere okulla alakasını keseceksin. Her türlü öğrencilik ilişkilerini alakasını keseceksin, mahkemeye vereceksin, tutuklayacaksın olup bitecek. Yani bu konuyu uzatmanın bir alemi yok. Kökten çözüm daha başlamadan bitirmiş oluyorsun. En mükemmel çözüm varken bunu bekletmenin bir alemi yok. Hükümet bu konuda hiç tereddüt etmesin. Nasıl olur? Adam zaten üniversitede toplanıyor öğretim üyesi “ben” diyor “PKK’lıyım” diyor adam. Öbürü çıkıyor PKK’lıyım diyor.

MaşaAllah gök ne güzel gürlüyor. Allah’ı hamd ile tesbih ediyor.

Öztürk, “İstanbul’da yeni tanıştığım gençler arasında ateizmin yaygınlaştığına şahit oluyorum.” Bizi en çok da ateist gençler de izliyor. Gençliğe en çok hitap eden kanalız. Sırf şu an on binin üstünde. On binlerle tabir edeceğimiz kişi sırf telefonla izliyor düşünün. Televizyon, internet falan kenarda. Bu müthiş bir başarı maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Askerimiz Kürt vatandaşları kurtarırken.

ADNAN OKTAR: Ama işte vatandaşın mesela böyle gidiyorlar değil mi topluca evini bırakmış gidiyorlar? Hemen polis çevirsin, asker. Aile reisi kim? Sizsiniz. Hemen orada çıkartıp mesela on bin lira. “At amca şuraya imzayı” desin. “On bin lirayı tesellüm ettim, aldım.” Bu kadar. “Buyurun Allah selamet versin.” Sonra da ellerine orada bakarsın eşyalarına, götürmekte güçlük çekiyorsa kamyon şu bu temin edilir. Ev mutlaka temin edilmesi gerekiyor. Parasıyla değil mi kardeşim? Devlet bizden kessin, zam yapsın istesin biz parasını vereceğiz. Ama kardeşlerimiz mağdur olmasınlar. Biz böyle bir şeyi asla görmeyelim. Mağdur olmayacak diyor hükümet ama zaman geçerse o da olmaz. Mesela bir hafta evsiz kalmaları bizim canımızı yakar. Anında, süratle. Mesela hemen otellere yerleştirelim, turistik tesisler var oralara yerleştirelim ama hiçbir şekilde sokakta bırakmayalım kardeşlerimizi.

“Hocam sizin görüşünüze göre PKK’ya karşı ne yapılabilir? Nasıl silebiliriz devletimizden? Saygılar.” Gökhan Fener. Bir kere üniversitelerden her yerden kazıyacaksın PKK’yı.  Üniversitede devlet eliyle sen PKK’yı nasıl beslersin? Adama maaş veriyorsun. Olacak iş mi? Adam PKK’lı olduğunu bağırıyor sen de ona maaş veriyorsun. Derhal tutuklanması gerekir, derhal işine son verilmesi lazım ve hiçbir şekilde öğrenciliğine bir daha müsaade dilmemesi lazım. Tutuklatıp hapse atacaksın. Bu kadar.

“Adnan Bey, o kadar şıksınız o kadar güzel bir insansınız ki bakmaya doyum olmuyor. Allah çok güzel tecelli ediyor üzerinizde. Çok özel bir sanat var. Allah gözlerinizi, kaşlarınızı, yüzünüzü, ellerinizi çok büyük bir özenle yaratmış. Her ayrıntısında özel sanat var, dilim lal oluyor maşaAllah” diyor Sevim. Aman nasıl bir sevgiymiş bu böyle maşaAllah.

“Hocam herkes tespihinizi istiyor, ben olayı yükseltiyorum kaşıkları bana verin lütfen” diyor. Ayşegül.

“Hocam bugün ışık gibisiniz, yüzünüzün nurunu hayranlıkla izliyorum.” Sen nur olursan, nurla bakarsan nur görürsün maşaAllah. Semiha.

Nejat Mamadov; “Biz ateistiz Hocam. Süpersiniz programınızın akışına bayılıyoruz. Kardeşimle ikimiz hep sizi ve arkadaşlarınızı izliyoruz sohbet süper.” Evet, ateist gençler hakikaten var ama en çok sevdikleri topluluk biziz. En çok da benim sohbetimden hoşlanıyorlar. Çünkü Cübbeli’yi dinledi mi ateistliği daha da güçleniyor ama beni dinlediklerinde içleri rahatlıyor, inançları güçleniyor, imanları gelişmeye başlıyor maşaAllah.

Çınar’a saldırı yapmalarının sebebi Cizre, Sur ve Nusaybin’den oraya asker kaydırılsın, biraz kendileri rahatlasın diye bir taktik yapmışlar.

Emniyet binasının üst katına çocuk, kadın, aileleri yerleştirmek de yanlış. Onlar için özel evler yapılması lazım, özel duvarlarla korunması lazım. Yüksek ayrı kapalı duvarlar olması lazım. Kamyon istediği gibi girecek öyle şey olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Oda TV’de yer alan habere göre, Amerika’nın Ortadoğu planında değişiklik yaptığı ve yeni planın şu olduğu öne sürüldü. Amerika “mademki Esad’ı deviremiyoruz o vakit Barzanistan’ı Irak’ta Kerkük ve Musul’un kesiştiği bir Sünnistan ile destekleyelim ki kimse gelip yıkamasın. Başına da Suudi Arabistan ile Türkiye’yi nöbetçi diktik mi tamamdır. Her ikisi de batık durumda ve batı kampının himmetine muhtaç konumda. Hesap bu görünürde.

ADNAN OKTAR: Bunu yazan kim?

KARTAL GÖKTAN: Oda TV’de böyle bir haber yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Öyle bir şey yok, Amerika diye bir şey yok. İngiliz derin devleti vardır, Amerika ona hizmet eden bir sistem. Amerika genellikle köyden gelmiş, sığır besleyen, petrolcülükle uğraşan, kaba işleri yapan, çoğu coni olan saf insanlar birçoğu. Dolayısıyla öyle ince ince hinliği hesap edecek bir akla sahip değiller. İngiliz derin devleti ama bunu gelenek haline getirmiş iki yüz küsur seneden beri bu konuda uzmanlaşmış bir sistem.

Kardeşim PKK orada kepazelik çıkartıyor Güneydoğu’da. Israrla polisin çocuk vurduğu imajını vermeye çalışıyorlar. PKK orada it gibi saldırıyor bu akşam olduğu gibi. Orada da asker polis silahla karşılık veriyor, o çatışma anında bu alçaklar halkı ve çocukları canlı kalkan olarak kullanıyorlar. Polis de bilmiyor mesela evin içerisine ateş ediyor, PKK’lılar çünkü o evin içinden ateş ediyor. Evin içine ateş edilen yere ateş ettiklerinde orada çocuklara isabet ediyor. Ama bu kahpe PKK’lıların yaptığı bir oyun bu. Polis ister mi böyle bir şeyi? Evin içinde çocuk var, bırakmıyorlar kadınları çocukları. Asker polis de bilmiyor pencereden habire ateşe ediyor adam. Pencereye de polis ateş ettiğinde ne oluyor? Çocuklara isabet ediyor, kadına da isabet etmiş oluyor. Bu PKK’nın alçakça yöntemlerini askere polise suç gibi göstermek çok yanlış olur. Asker ve polis hiçbir zaman kasten, taammüden çocuğa ve kadınlara ateş etmez çünkü onları kurtarmaya geliyor oraya zaten. Onları kurtarmak için canını ortaya koyuyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü